Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Araştırmacılar(106)
- Akgül, Fatma
- Aktürk, Ertan
- Alkan, Ünal Kemal
- Almasani, Heba
- Arslan, Ayse
- Atik, Emine Yılmaz
- Avcı, Halil Hüseyin
- Aygün, Eren
- Aygün, Muhammet
- Aykaç, Malik
- Bal, Arzu
- Bektaş, Umut
- Benli, Emre
- Beşli, Adem
- Bozkir, Buğra
- Camurcu, Melike
- Canbolat, Deniz
- Cinemre, Sedanur
- Coşar, Mehmet
- Delimehmet, Zeynep
- Demir, Hatice
- Demir, Semra
- Demir, Yasin
- Demirel, İlyas Taner
- Doğru, Salih
- Doruk, Cüneyt
- Durmus, Tahsin
- Elaman, Serdar
- Erdoğdu, Esma Gülbahar
- Eroğlu, Gülendam
- Görgen, Merve Vuslat Semanur
- Gül, Ismail
- Gül, Osman
- Gür, Kübra
- Güvendi, Aslıhan
- Hammoudeh, Rama
- Kalaycı, Nagihan
- Kamış, Yunus Emre
- Karadavut, Ayşegül
- Karakullukçu, Volkan
- Karakurt, Aylin
- Karimullah, Suud Sarim
- Kavgaci, Gonca
- Kaya, Şevval
- Kaymak, Sinem
- Kaynak, Havana
- Kılıç, Fatma
- Kocabaş, Selahattin
- Kotiloğlu, Deniz
- Köse, Gülüstan
- Küçük, Meltem
- Mammadov, İntigam
- Menteşe, Fatma Gökçe
- Mumin, Yahye Mohamud
- Odabaş, Lokman
- Okatan, Yildirim
- Okumuş, Funda
- Ordu, Gülsüm
- Orhan, Eda
- Ozturk, Emrah
Birim yayınları
844 →- MakaleYalnız künye2026The Predictive Role of Fetal Growth for Placental Invasion Anomalies in Placenta Previa
Koca, Evrim; Dincgez, Burcu; Ozgen, Gulten; Simsek, Deniz
Objective To evaluate the predictive role of fetal percentile for placental invasion anomalies in placenta previa cases. Study Design: Retrospective studyPlace & Duration of the Study: Training and Research Hospital, January 2018 and December 2023 Methodology A total of 298 placenta previa cases was divided into two groups: PAS (placenta accreta spectrum)-positive placenta previa (n=98) and PAS-negative placenta previa (n=200). Then PAS-positive placenta previa cases were divided into two subgroups: placenta increta-accreta (n=59) and placenta percreta (n=39). Sociodemographic findings, obstetric features, fetal percentile measurements between 22 and 28 gestational weeks and perioperative characteristics of patients were recorded and compared between groups. Results Fetal percentile was significantly lower in PAS-positive placenta previa cases as compared to PAS-negative placenta previa cases (p<0.001). Moreover, fetal percentile <= 52.5 discriminated PAS-positive placenta previa cases from PAS-negative placenta previa cases with 75.51% sensitivity and 51.5% specificity (p<0.001, AUC=0.654). In multivariate analysis, a fetal percentile of 52.5 and below increased the risk of PAS by approximately 4 times (Hosmer-Lemeshow p=0.101, model p<0.001). No significant difference was detected between placenta percreta and placenta accreta-increta groups in terms of fetal percentile (p=0.224). Conclusion Fetal percentiles calculated between 22 and 28 gestational weeks could discriminate PAS-positive placenta previa cases from PAS-negative placenta previa cases, although it had no role in discriminating placenta percreta from accreta and increta cases. Therefore, the evaluation of fetal percentile in placenta previa cases can be considered as a supportive finding in the prediction of invasion anomaly although it does not determine the depth of invasion.
- Doktora TeziAçık Erişim2026AFET GÖNÜLLÜSÜ ATAMA VE YÖNETİM SİSTEMİNİN GELİŞTİRİLMESİ: “BEN DE VARIM TÜRKİYE” MODEL ÖNERİSİ
Sali̇h Doğru
Disasters, depending on their scale, cause escalating losses of life and property, straining response capacities and rendering professional teams insufficient. This situation makes the effective management of volunteer human resources a critical necessity, particularly during the "golden hours." This thesis presents the "Ben de Varım Türkiye" model, developed to minimize the assignment and management challenges of volunteers who operate either spontaneously or under an institution in disaster areas. The primary objective is to establish a dynamic optimization system that assigns registered and spontaneous volunteers to the "right location" and "right task" based on their competencies, location, and availability. Expert opinions were first obtained from stakeholder groups using the Delphi method to identify management constraints and required competencies. The 12 identified core competency criteria were weighted using the Fermatean Fuzzy DEMATEL method, which models uncertainty over a broader range than classical fuzzy logic. Volunteers were then prioritized according to these criteria using the Fermatean Fuzzy TOPSIS algorithm. The operational robustness of the model was tested on a synthetic pool of 150,000 data points through Monte Carlo simulations (N=10,000 iterations) and Markov Decision Processes. Simulation results demonstrated that the system identifies local resource bottlenecks within seconds, allocates external resources according to the TAMP protocol, and successfully manages chaotic processes. Additionally, the model provides a proactive ecosystem that enhances pre-disaster social resilience through gamification and training modules. By accounting for "stress deviation" during crises, this study proposes a merit-oriented disaster management paradigm that differs from traditional static assignment methods.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Taşrada yaşayan kadınların sanal kimlik rolleri üzerine dramaturjik bir inceleme (Gümüşhane merkez örneği)
Semiha Baş
Günümüzde sosyal medya platformları bireylerin kendilerini görünür kıldığı, kimliklerini sunduğu ve performanslar sergilediği önemli dijital etkileşim alanlarıdır. Özellikle Instagram, kullanıcıların benlik sunumlarını şekillendirdikleri bir sahne olarak öne çıkmaktadır. Ancak bu benlik sunumunun yalnızca bireysel tercihlerle değerlendirilmesi eksik bir yorumdur. Çünkü bireylerin dijital kimlikleri, içinde yaşadıkları toplumsal ve kültürel çevre tarafından da biçimlendirilmektedir. Bu sebeple araştırma, taşrada yaşayan kadınların Instagram’daki sanal kimlik rollerini Erving Goffman’ın dramaturjik yaklaşımı çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımı doğrultusunda bütüncül tek durum çalışması deseninde tasarlanmıştır. Çalışma grubu, Gümüşhane Merkez’de yaşayan ve Instagram’ı aktif olarak kullanan 22 kadından oluşmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşmeler ve aynı katılımcıların Instagram hesaplarına yönelik gözlemler aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler hibrit tematik analiz ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları, katılımcıların Instagram’da anne, eş, üreten kadın, sosyal kadın ve doğasever gibi farklı kimlik performansları sergilediklerini göstermektedir. Kadınların bu kimlikleri taşra bağlamında etkili olan toplumsal normlar ve tanıdık seyirci kitlesinin olası değerlendirmelerini dikkate alarak yönettikleri belirlenmiştir. Katılımcıların aile yaşamı gibi bazı kişisel alanları çoğunlukla sahne arkasında bıraktıkları ve buna karşılık toplumsal açıdan risksiz görülen içerikleri sahne önüne taşıdıkları tespit edilmiştir. Bu süreçte mahremiyet yönetimi, öz-denetim, içerik sansürü, seyirci seçimi ve görünürlüğü sınırlandırma gibi çeşitli izlenim yönetimi stratejilerinin yaygın biçimde kullanıldığı belirlenmiştir. Bununla beraber katılımcıların olası tepkileri önceden hesaplayarak önleyici görünürlük stratejileri de kullandıkları görülmüştür. Ancak taşrada dijital görünürlüğün yalnızca dışsal bir toplumsal denetim alanı olmadığı, aynı zamanda içselleştirilmiş bir öz-denetim mekanizmasına dönüştüğü değerlendirilmiştir. Sonuç olarak taşra bağlamı, kadınların Instagram’daki kimlik performanslarını sınırlandıran, aynı zamanda aidiyet duygusunun, kültürel ve yerel değerlerin yeniden üretildiği bir toplumsal bağlam olarak değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Akıllı şebekelerle uyumlu yenilenebilir enerji sistemleri için entegrasyon modeli
Wilfried Ricardo Tchinda
Enerji dönüşümü bağlamında, yenilenebilir enerji kaynaklarından güneş ve rüzgâr enerjisinin elektrik şebekelerine giderek artan entegrasyonu; kararlılık, kesintililik yönetimi ve kaynak optimizasyonu açısından önemli zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Bu zorluklar aynı anda kesintisiz beslemeyi, arz-talep dengesini ve akıllı şebeke gereksinimlerine uyumluluğu sağlayabilen entegrasyon modellerinin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, akıllı şebekelerle uyumlu yenilenebilir enerji entegrasyonu için kural tabanlı kontrol (KTK) yöntemiyle çalışan ve enerji yönetim sistemi (EYS) tarafından yönetilen hibrit bir mikro-şebeke modeli önermektedir. Mikro-şebeke değiştir ve gözle algoritmalı maksimum güç noktası takibi (MGNT) yaklaşımıyla ilişkilendirilmiş 19.7 kW'lık bir fotovoltaik (FV) sistem, ortalama 6.2 kW güç üreten sabit mıknatıslı senkron generatörlü (SMSG) bir rüzgâr enerjisi sistemi, 100 Ah'lik bir batarya ve 700V DA bara üzerinde birbirine bağlı 8 kW'lık paralel RLC yükünden oluşmaktadır. Sistemin enerji akışı dinamiklerini ve bileşenler arasındaki etkileşimleri modellemek, simüle etmek ve analiz etmek amacıyla MATLAB/Simulink ortamında sistematik bir yaklaşım benimsenmiştir. Beş çalışma senaryosu incelenmiş olup, bu senaryolar güneş enerjisi modu, rüzgâr enerjisi modu, ada modu, aşırı yük modu ve batarya modu olarak tanımlanmıştır. Sonuçlar, güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi modlarında 8 kW'lık yükün elektrik talebinin tamamen karşılandığını ve fazla enerjinin bataryaya yönlendirildiğini göstermektedir. Ada modunda, şebeke bağlantısı kesilmesine rağmen besleme sürekliliği sağlanmış ve DA bara gerilimi 700V'ta kararlı kalmıştır. 100 kW'lık aşırı yük modunda ise KTK-EYS, elektrik talebini karşılamak için şebeke, rüzgâr, güneş ve deşarj modundaki bataryayı koordineli biçimde yönetmiştir. Bu sonuçlar önerilen modelin etkinliğini ve akıllı şebekelerin işlevsel gereksinimlerine uygunluğunu doğrulamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026Endonezya’da İslami düşüncenin yenilenmesi: Muhammediye ve Nahdatu’l-Ulemâ cemiyetleri örneği
Aqilah Surahman
Muhammediye ve Nahdatu’l-Ulemâ, Endonezya’nın en büyük dinî örgütleri arasında yer almakta olup geniş bir üye kitlesine sahiptir. Her iki örgüt de Endonezya’nın bağımsızlığını kazanmasından önce kurulmuştur. Muhammediye, 1912 yılında Ahmed Dahlan tarafından; Nahdatu’l-Ulemâ ise 1926 yılında Hâşim Eş‘arî tarafından kurulmuştur. Endonezya ise 1945 yılında bağımsızlığını elde etmiştir. Muhammediye ve Nahdatu’l-Ulemâ’nın faaliyetlerini incelemeyi amaçlayan ve betimsel analiz yönteminin kullanıldığı bu tez çalışmasında üç temel bulguya ulaşılmıştır. İlk olarak, Muhammediye ve Nahdatu’l-Ulemâ’nın Endonezya’daki İslamî cemaat hareketlerinin mücadelesini temsil eden iki önemli sembol olduğu tespit edilmiştir. İkinci olarak, her iki örgütün liderlerinin Endonezya’nın bağımsızlık mücadelesinde aktif rol oynadığı görülmüştür. Bununla birlikte, Muhammediye daha çok yapısal ve modern yöntemler benimserken, Nahdatu’l-Ulemâ kültürel ve geleneksel yöntemleri tercih etmiştir. Üçüncü olarak ise her iki örgütün günümüze kadar varlığını sürdürebilmesinde, kurucularının samimiyetinin, kararlılığının ve toplumsal kabul görmesinin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu tezde ayrıca, Muhammediye ve Nahdatu’l-Ulemâ’nın İslam düşüncesinin yenilenmesine sağladıkları katkılar ayrıntılı biçimde incelenmektedir.
- Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026Endonezyalı düşünür Raden Ronggowarsito ve Cava İslam maneviyatı akımı
Muhammad Soleh
Bu araştırma, Cava İslamı maneviyatı ile Endonezyalı düşünür Raden Ngabehi Ronggowarsito’nun düşünceleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Cava İslamı’nın tarihsel oluşum süreci, temel manevî kavramları ve Ronggowarsito’nun bu gelenek içerisindeki yeri ele alınmıştır. Özellikle İslam’ın evrensel öğretileri ile Cava kültürünün yerel değerleri arasındaki etkileşimin, Ronggowarsito’nun eserlerinde nasıl yorumlandığı ve yeniden anlamlandırıldığı araştırılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemine dayanan kütüphane araştırması niteliğindedir. Çalışmada tarihsel yaklaşım, tasavvuf yaklaşımı ve din antropolojisi yaklaşımı birlikte kullanılmıştır. Veriler, başta Serat Wirid Hidayat Jati, Serat Kalatidha ve Serat Sabdajati olmak üzere Ronggowarsito’ya ait eserlerden elde edilmiş; ilgili kitaplar, makaleler, tezler ve diğer akademik kaynaklarla desteklenmiştir. Elde edilen veriler, tümevarımsal analiz yöntemi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, Ronggowarsito’nun Cava İslamı maneviyatını şekillendiren en önemli düşünürlerden biri olduğu tespit edilmiştir. Onun düşünce sistemi, klasik İslam tasavvufunun temel öğretilerini Cava kültürünün sembolik dili ve manevî gelenekleriyle bütünleştiren özgün bir sentez ortaya koymaktadır. Özellikle Vahdet-i Vücûd, Yedi Mertebe (Martabat Tujuh), Nûr-i Muhammedî, Sangkan Paraning Dumadi ve Manunggaling Kawula Gusti gibi kavramlar, Ronggowarsito tarafından yerel kültürel bağlam içerisinde yeniden yorumlanmıştır. Araştırma ayrıca, Ronggowarsito’nun geliştirdiği “Eling lan Waspada” anlayışının bireysel ahlâk, toplumsal sorumluluk ve manevî farkındalık açısından önemli bir işlev gördüğünü ortaya koymuştur. Sonuç olarak, Ronggowarsito’nun düşünceleri İslam’ın tevhid esaslarını korurken yerel kültürel değerlerle uyumlu bir maneviyat anlayışı geliştirmiştir. Bu yaklaşım, günümüzde Endonezya’da dinî itidal, kültürel çoğulculuk ve çok kültürlü toplumsal yapının korunmasına katkı sağlayan önemli bir entelektüel miras olarak varlığını sürdürmektedir.
- Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026Endonezya’da İslam kültürünün oluşumu ve Raja Ali Haji’nin katkısı
Muhammad Ikram
Raja Ali Haji, Riau Malay topluluğunun büyük yazar ve düşünürlerinden biri olup, etkili bir entelektüel ve dini miras bırakmıştır. Eserleri sadece edebi estetik değere sahip olmakla kalmayıp, nesiller boyu geçerliliğini koruyan ahlaki, sosyal ve İslami öğretiler de içermektedir. Onun fikirleri, Malay topluluğu içinde kimlik ve medeniyetin oluşumunun temeli olarak İslam ve Malay kültürünün bütünleşmesini vurgulamaktadır. Bu çalışma, Raja Ali Haji'nin fikirlerinin 1872'deki ölümünden günümüze kadar Riau Malay topluluğu üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Onun Gurindam Dua Belas, Tuhfat al-Nafis ve Kitab Pengetahuan Bahasa gibi eserleri aracılığıyla, fikirlerinin sürekli olarak miras alındığı ve uygulandığı, zaman içindeki önemli değişikliklere rağmen nesilden nesile Malay toplumunun ahlakını, dilini ve İslami geleneklerini şekillendirdiği kanıtlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026COP29 bağlamında Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikaları ve küresel iklim hedefleri
Müjdat Maraşlı
Bu araştırmanın amacı, Türkiye’nin yenilenebilir enerji politikalarını incelemek ve bu politikaların 2024 yılında Azerbaycan’ın Bakü şehrinde gerçekleştirilen COP29 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na yansımalarını değerlendirmektir. Bu kapsamda Türkiye’nin enerji politikalarının dönüşümü, yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişimi, iklim değişikliği politikaları ve küresel iklim hedefleriyle uyum süreci karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda COP29 karar metinleri, ulusal enerji strateji belgeleri, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı, uluslararası enerji raporları, yenilenebilir enerji istatistikleri ve konuya ilişkin akademik çalışmalar incelenmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilerek yenilenebilir enerji politikaları, karbon emisyonlarının azaltılması, sürdürülebilir kalkınma, enerji dönüşümü, net sıfır emisyon hedefleri ve COP29 süreci temel temalar olarak ele alınmıştır. Araştırma sonucunda Türkiye’nin yenilenebilir enerji politikalarında özellikle son yıllarda önemli ilerlemeler kaydettiği gözlenmiştir. Güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal enerji yatırımlarının enerji dönüşüm sürecinde önemli rol oynadığı görülmüştür. COP29 sürecinin Türkiye’nin enerji politikalarında sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm, net sıfır emisyon ve uluslararası iklim hedefleriyle uyum konularını daha görünür hale getirdiği ortaya konmuştur. Bununla birlikte fosil yakıt bağımlılığı, enerji altyapısındaki sınırlılıklar ve finansman ihtiyacı, Türkiye’nin küresel iklim hedefleriyle tam uyum sağlamasının önündeki temel engeller olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Türkiye’nin enerji politikalarının tam dönüşüm öncesi bir geçiş aşamasında olduğu ve yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması, enerji verimliliğinin artırılması, teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve iklim politikalarıyla enerji politikalarının daha bütünleşik biçimde yürütülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2026Yapay zekâ tartışmalarına teolojik yaklaşım
zeynep Şeren
Hızla gelişen yapay zekâ teknolojisi insanın en yeni ve etkin başarısı olarak görülmektedir. Yapay zekâ hayatın her alanına nüfuz ederek birçok alanda ihtiyaca çözümler üretebilen yapısı yanında, insana ve onun inancına dair bir takım iddialara kaynaklık etmesi yönünden tartışılmaya muhtaç bir konu haline gelmiştir. Özellikle yapay zekâ teknolojilerini teolojik ve ontolojik boyutlarıyla Kelam ilmi perspektifinden inceleyen bu çalışma, yapay zekânın bilinç ve irade kazanımına dair iddialarını, insanın ontolojisi ve teklife muhatap olması çerçevesinde incelemektedir. Ayrıca epistemolojik yeterliliği, transhümanizm gibi din karşıtı ideolojilerce tevhide aykırı şekillerde kullanılmak üzere desteklenmesi onu araçtan öte bir varlık olarak gösteren tartışmalar içerisine yerleştirmektedir. Yapay zeka çalışmalarına artan destek ve önem onu gelecekte daha bilinçli durumlar gösteren genel yapay zekâya ulaştıracağına dair kanaat oluşturmaktadır. Bu durum, Kelam ilminin konuya dair güncel ve dinamik argümanlar üretmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Kelam ilmi İslâm akaidi çerçevesinde dinin özüne sadık açıklamaları ve savunmaları ile insanı kulluk dairesinden çıkaracak itikadi iddiaların oluşturduğu sapmaları önlemektedir. Çalışma yapay zekânın itikadın temelini oluşturan tevhit ve ahirete dair sapmalara sebebiyet verebilecek iddiaları konu edinmektedir. Ölümsüzlük, dinin yerini teknolojinin alması, insanın yaratıcı olarak konumlanması bunlardan bir kaçıdır. İslâm kelamının ve yapay zekânın iddialarının karşılaştırılması için kavram açıklamalarına ve insan mahiyetine dair kaynak taraması yapılmıştır. Henüz kesin, açık bir açıklaması olmayan bilinç ve ruh gibi kavramların çalışılması yanında yapay zeka sistemlerindeki hızlı gelişmeler konu hakkındaki kanaati belirlemeyi zorlaştıran etmenler olmuştur. Buna rağmen yapay zekâyı tanımak, kelami argümanlarını tartışmak ve doğruluk değerlerini belirlemek açısından çalışma değerlidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Dilimleme destekli hiper çıkarım ile hava fotoğraflarından bireysel ağaç segmentasyonunun iyileştirilmesi ve ağaç metriklerinin türetimi
Abdullah Birinci
Ağaçlar; karbon depolama, mikro iklimin düzenlenmesi ve ekolojik dengenin korunması açısından kentsel ile orman ekosistemlerinin temel bileşenleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle kentsel alanlarda, orman meşcerelerinde ve orman dışı ağaç topluluklarında ağaçların tekil düzeyde doğru biçimde çıkarılması; biyokütle tahmini, karbon stoklarının izlenmesi, orman envanterinin güncellenmesi ve sürdürülebilir kent ve arazi yönetimi açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte hava fotoğraflarından ağaçların semantik segmentasyonu, tekil ağaçların örnek düzeyinde ayrıştırılması ve elde edilen bölütler üzerinden ağaç metriklerinin türetilmesi; tepe taçlarının birbiriyle örtüşmesi, gölge ve aydınlatma koşullarındaki değişimler ile arka plan karmaşıklığı nedeniyle otomatikleştirilmesi güç bir süreçtir. Bu tez çalışmasında, Dilimleme Destekli Hiper Çıkarım (Slicing Aided Hyper Inference-SAHI) yöntemini görsel temel modellerden Segment Anything Model (SAM) ailesinin son sürümü olan SAM 3 ile birleştiren bir yaklaşım önerilmiştir. Öncelikle ağaçların semantik segmentasyonu gerçekleştirilmiş, ardından bireysel ağaç ve kanopi segmentasyonu örnek düzeyinde yapılmış, son aşamada ise elde edilen bölütlerden ağaç metrikleri türetilmiştir. Bu aşamalar, SAM 3’ün tek başına ve SAHI ile birlikte kullanıldığı iki ayrı yapılandırmada yürütülmüş; böylece SAHI yönteminin segmentasyon başarımına katkısı doğrudan karşılaştırılarak OAM-TCD veri seti üzerinde değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar kesinlik, duyarlılık, F1 skoru ve kesişimin birleşime oranı (IoU) ölçütleri üzerinden değerlendirilmiştir. Ağaç örtüsü semantik segmentasyon sonuçları incelendiğinde SAM 3 modeline SAHI dilimli çıkarım mekanizmasının entegre edilmesinin; IoU değerini %67,2’den %72,5’e, F1 skorunu %80,4’ten %84,1’e ve duyarlılık oranını %74,6’dan %86,5’e yükselttiği gözlemlenmiştir. Bireysel ağaç tacı tespitinde ise kanopi bölgeleri dışında duyarlılık %23,4’ten %63,2’ye, F1 skoru %36,0’dan %52,8’e, mAP50 değeri ise 20,84'ten 47,90'a yükselmiştir.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-22T08:47:36.691813780Z | |
| dc.date.available | 2026-10-22T08:47:36.691813780Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/10167 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Lisansüstü Eğitim Enstitüsü | tr |
| dc.title | Graduate School | en |
| dspace.entity.type | OrgUnit | |
| organization.identifier.code | gumushane-lisansustu-egitim | |
| organization.unitType | institute | |
| rdl.unit.alias | \blisansustu egitim enstitusu\b | |
| rdl.unit.alias | \bgrad(uate)? (education )?(school|institute|inst)\b | |
| rdl.unit.alias | \binstitute of graduate (education|studies)\b | |
| rdl.unit.alias | \binstitute of (natural|social|health) (and applied )?sci | |
| rdl.unit.alias | \bgraduate school of (natural|social|health|education)\b | |
| rdl.unit.alias | \binstitute of science\b |














