Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(34)
- Tuncer, Metin(11)
- Merdan, Mehmet(10)
- Emirza, Elif Güzide(9)
- Yilmaz, Coskun(9)
- Baltaci, Cemalettin(8)
- Baltacı, Cemalettin(8)
- Tuncer, Gülsüm Zekiye(8)
- Türkkan, Tuğba(8)
- Dinç, Artum(7)
- Araz, Onur(6)
- Bekar, Fevziye(6)
- Cakir, Mehmet Ali(6)
- Ceylan, Levent(6)
- Duran, Celal(6)
- Koçak, Tevfik(6)
- Ozdes, Duygu(6)
- Soydaş, Şafak Sönmez(6)
- Akmeşe, Osman(5)
- Akyol, Hikmet(5)
- Bayrak, Nurten Gülsüm(5)
- Bayrakdaroglu, Serdar(5)
- Bülbül, Kenan(5)
- Ceylan, Halil Ibrahim(5)
- Gücer, Mehmet Ali(5)
- Karimullah, Suud Sarim(5)
- Kavuran, Korhan(5)
- Kaygusuz, Abdullah(5)
- Kulakaç, Nurşen(5)
- Kurnaz, Muammer(5)
- Saydam Eker, Çiğdem(5)
- Turk, Veysel(5)
- Öztürk, Serkan(5)
- (Alieva), Vildane Özkan(4)
- Abada, A.(4)
- Abbrescia, M.(4)
- Abdolmaleki, H.(4)
- Abidi, S. H.(4)
- Abramov, A.(4)
- Adam, C.(4)
Yayınlar
- Doktora TeziAçık Erişim2025Afetlere karşı toplumsal direncin oluşturulmasına yönelik transteoretik modele dayalı motivasyonel görüşme tekniği temelli müdahale programının bireysel hazırlık düzeylerine etkisi
Furkan Şahin
Afetler insanların ve toplumların, yıllardır başa çıkmaya çalıştığı olgulardır. Zaman içerisinde toplumlar, bu afetlere karşı farklı yaklaşımlar sergilemişlerdir. Bunlardan birisi günümüzde de ön plana çıkan bir anlayış olan toplum temelli yaklaşımdır. Ayrıca günümüz afet yönetimi anlayışı risk yönetimini odak noktasına almaktadır. Bu bağlamda, afetlere dirençli bir toplum oluşturulması öncelikli hedefler arasındadır. Afetlere karşı dirençlilik konusunda da toplumu oluşturan bireylerin ve bu sayede toplumun, afetlere hazır bulunuşluk durumları ön plana çıkmaktadır. Çalışmamız bu konuyu ele alarak alana yeni bir bakış açısı ve yöntem kazandırmayı hedeflemekte olan karma desenli bir çalışmadır. Bu bağlamda çalışmamız üç adımda gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, bireysel hazırlık durumlarının belirlenebilmesi adına çalışmamız kapsamında geçerli ve güvenilir "Afetlere Karşı Çok Yönlü Bireysel Hazırlık Ölçeği (AÇBHÖ)" geliştirilmiştir. İkinci adımda ölçek ile ana örneklemden veri toplanmış ve tanımlayıcı bir çalışma yapılmıştır. Çalışma neticesinde afetlere karşı genel bireysel hazırlık durumları ortalama düzeyde bulunurken, bilişsel maddeleri içeren alt boyut puan ortalamalarının ortalamanın üzerinde kaldığı gözlenmiş, davranışsal boyutu içeren maddelerin bulduğu alt boyutların puan ortalamalarının ortalamanın altında kaldığı görülmüştür. Elde edilen verilerde ortalama puan ölçek kesme değeri belirlenmiş ve ortalamanın altında kalan katılımcılar çalışmamızın üçüncü adımının evrenini oluşturmuştur. Çalışmamızın üçüncü adımı, ön test-son test randomize deney ve kontrol gruplu deneysel bir çalışmadır. Deneysel kısımda transteoretik modele dayalı motivasyonel görüşme tekniği kullanılarak müdahalede bulunulmuştur. Çalışma neticesinde motivasyonel görüşmelerin afetlere bireysel hazırlık konusunda fayda sağladığı ve değişim aşamalarında ilerleme kaydedildiği, bunun yanı sıra AÇBHÖ puan ortalamalarında anlamlı bir artışın olduğu bulgulanmıştır. Bu bağlamda, afetlere karşı bireysel hazır bulunuşluk durumlarını desteklemek adına saha çalışmalarının artırılması gerekmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Huzurevinde yeniden toplumsallaşma
Asiye Tuğçem Çubukcu
Bu çalışmanın konusu; huzurevine yerleşen yaşlı bireylerin yeni yaşantıları ve bu yeni yaşantılarına bağlı olarak kurmuş oldukları yeni düzenleri, huzurevi içerisinde kurdukları yeni arkadaşlık ilişkileri ve bu arkadaşlık ilişkilerinin sosyalleşme süreçlerine katkı sağlayıp sağlamadığı, huzurevi tarafından düzenlenen aktiviteler ve bu aktiviteler aracılığıyla hissettikleri duygular ve bu aktivitelerin, onların sosyalleşme sürecine katkı sağlayıp sağlamadığıdır. Bu konuya uygun sorular oluşturup yaşlı bireylere yöneltilmiştir. Verilen cevaplar doğrultusunda, bilimsel bir çalışma ortaya koyulmuştur. Huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin birbirleriyle kaynaşabilmeleri için ortak alanlar oluşturulmuştur. Aynı zamanda huzurevleri tarafından düzenlenen aktiviteler aracılığıyla yaşlı bireylerin güzel zaman geçirmeleri ve yeniden arkadaşlık ilişkileri kurmaları amaçlanmıştır. Bu aktiviteler yaşlı bireylerin kendilerini değerli ve mutlu hissetmelerine önayak olurken, aynı zamanda arkadaşlık ilişkilerinin güçlenmesine de katkı sağlamıştır. Huzurevinde bulunan yaşlı bireylerin büyük çoğunluğu, huzurevi tarafından düzenlenen aktivitelere katılım göstermektedir. Katılım gösteren yaşlı bireyler, bu aktivitelerden memnun kalmaktadır. Katılım gösteremeyen yaşlı bireyler genelde fiziki engelleri olan, fizyolojik rahatsızlıkları bulunan ve arkadaşı olmayan yaşlı bireylerdir. Zorunluluk hallerinden dolayı katılamayan bazı yaşlı bireyler, katılım gösterebilecek durumları olsaydı kendilerinin de mutlu olacağını ifade etmişlerdir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Suça sürüklenen çocukların ebevynlerinin çocuklarına ilişkin algısı: Rize merkez örneği
Enes Mustafa Görmüş
Suç, suçluluk ve ceza kavramları tarih boyunca insan ve toplumların ele aldığı önemli konular olmuştur. Suç, psikoloji, sosyoloji ve sosyal hizmet gibi disiplinlerle ilişkili olarak incelenmiştir. Çocuk suçluluğu ise özellikle sanayileşme, kentleşme, göç, nüfus artışı, işsizlik, aile yapısındaki değişim ve sosyo-kültürel değişikliklerle birlikte önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Çocuk suçluluğu, hukuki olmaktan ziyade ailesel ve çevresel nedenlerle ilişkili bir olgudur. Bu tez, ailelerin çocukların suça sürüklenmesindeki rolünü belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın konusu, suça sürüklenen çocukların ailelerinin görüşlerini ortaya koymaktadır. Rize Adliyesi'ne bağlı ceza mahkemelerinde haklarında sosyal inceleme raporu yazılmış suça sürüklenen çocuklar incelenmiş, 12 anne ve 12 baba ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler ailelerin evlerinde yapılmış ve ses kayıt cihazı kullanılmıştır. Nitel bir araştırma yöntemi kullanılarak, ailelerin çocuklarının suç durumuna ve yaşadıkları sürece ilişkin değerlendirmeleri alınmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, çocukların sosyal inceleme raporları ve yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılarak veri toplanmıştır. Çalışma, ebeveynlerin çocuklarına ilişkin algıları ile çocuğun suça sürüklenmesinde aile etkisinin önemli olduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılan ailelerin çoğu, Rize'nin sosyo-ekonomik düzeyi düşük bölgelerinde yaşamaktadır. Araştırma sonucunda babaların çocuklarına daha fazla şiddet uyguladığı ve ebeveynlerin eğitimsizlik ile sosyal çevreyi suçun temel nedenleri olarak gördüğü belirlenmiştir. Ayrıca, ebeveynler çocukların ilk suç davranışından sonra da suç işlemeye devam ettiğini ve bu konuda herhangi bir iyileşme olmadığını belirtmektedirler. Araştırma sonucunda, çocukların suça sürüklenmesinde rol model eksikliği, eğitimden uzaklaşma, aile yetersizliği ve olumsuz çevre etkili olduğu belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Farklı büyüklükteki depremlerin neden olduğu yüzey deformasyonlarının InSAR yöntemiyle incelenmesi
Osman Fırat
Yapay Açıklıklı Radar İnterferometri (InSAR) yöntemi deformasyonların belirlenmesinde sıklıkla tercih edilen bir jeodezik tekniktir. Günümüzde, geniş bir uygulama alanına sahip olmasıyla birlikte başta yüzey deformasyonlarının belirlenmesi olmak üzere pek çok çalışmada kullanılmaktadır. Ayrıca geniş bölgeleri etkileyen olayları detaylı bir şekilde inceleme imkânı sağlamaktadır. Depremler geniş alanlara etki eden doğa olayları olduğundan, depremlerin izlenmesinde de sıklıkla başvurulan bu tekniğin farklı büyüklükteki depremlerde izlenebilirliği merak konusudur. Bu tez çalışmasında, farklı büyüklükteki depremlerin neden olduğu yüzey deformasyonlarının InSAR yöntemiyle izlenebilirliğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Türkiyenin değişik bölgelerinde yer alan, düşük (Mw=4.5, Erzurum-Başaklı), orta (Mw=5.6, Denizli-Acıpayam) ve büyük (Mw=6.8, Elazığ-Sivrice) şiddetli üç deprem bölgesi seçilmiştir. Söz konusu bölgelerde, Avrupa Uzay Ajansı (ESA: European Space Agency)'ya ait Sentinel uydu verileri elde edilerek Sentinel Uygulama Platformu (SNAP: Sentinel Application Platform) yazılımıyla değerlendirilmiş ve farklı büyüklükteki depremlerin, InSAR yöntemiyle izlenebilirliklerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda söz konusu bölgelerde Sentinel-1 uydu verileri elde edilerek SNAP yazılımında değerlendirilmiş ve farklı depremlerin izlenebilirliğinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda analiz sonuçları göstermektedir ki düşük büyüklükteki deprem bölgelerinin InSAR ile izlenebilirliği mümkün olmamakla birlikte, orta ve büyük şiddetli deprem bölgelerin de etkili izleme kabiliyetine sahiptir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Görme engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı güçlükler ve sosyal dışlanmışlıkları: Bir ölçek geliştirme çalışması
Sibel Gürbüz
Bu çalışmada görme engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı güçlükler ve sosyal dışlanma durumlarını belirlemek amacıyla iki ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde literatür taraması yapılmış ve 37 maddeden oluşan 5'li likert tipli Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeğinin ve 24 maddeden oluşan 5'li likert tipli Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeğinin taslağı oluşturulmuştur. Uzman görüşü doğrultusunda ölçekte gerekli düzenlemeler yapılıp Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeği 18 maddeye, Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği 14 maddeye indirilmiştir. Araştırmaya 140 görme engelli birey katılmıştır. Ölçeğin açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılarak ölçek son haline getirilmiştir. Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeği 10 madde tek boyuttan oluşan, Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği 9 madde tek boyuttan oluşan birer ölçme aracı elde edilmiştir. Ölçeklerin Cronbach's Alfa güvenirlik katsayıları Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeğinde .78 ve Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeğinde .82 olarak bulunmuştur. Ayrıca görme engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı güçlükler ve sosyal dışlanma durumları bazı sosyo-demografik değişkenlere göre değişiklik gösterdiği bazılarında ise değişiklik göstermediği belirlenmiştir. Araştırma sonuçları Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeği ve Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği geçerli ve güvenilir birer ölçme aracı olduğunu ortaya koymuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kitâbü'z-Zühdlerde temel tahalluk terimleri
Havva Uzun
Tasavvuf tarihinin genellikle üç dönemde ele alındığı mâlumdur. Bu dönemlerden ilki; Hz. Peygamber (s.a.v)'in, Ashâb-ı Kirâm'ın, Ashâb-ı Suffe'nin, Tabîin ve Tebeu't-tab'iin'in yaşamları temelinde olan, kısaca Asr-ı Saâdet'le başlayıp hicrî ilk iki asrı içine alan zühd dönemidir. İkincisi; sûfî ve tasavvuf terimlerinin kullanılmaya ve ilk sûfî adlarının duyulmaya başlandığı, hicrî 2. asrın sonuna kadar devam eden, tasavvuf dönemidir. Üçüncüsü ise hicrî 6. asır ve sonrasını kapsayan tarikatlar dönemidir. Yapmış olduğumuz çalışma zühd kitaplarında yer alan belli başlı terimler kapsamında olduğundan, dönemler arasında özellikle zühd dönemi hakkında bilgi içermektedir. Terimsel çerçevede hazırlanan bu çalışmada, Kitâbü'z-Zühdlerde tahalluk bağlamında doğrudan yer alan ibâdet ve ahlâkla ilgili terimler incelenmiştir. Ele almış olduğumuz terimler arasında ibâdet, ahlâk, fakr, ihlâs, istikâmet, kanâat, murâkabe, rızâ, sabır, sıdk, sohbet, tevekkül, vera', zikir gibi terimler yer almaktadır. Söz konusu terimler zühd kitapları arasından seçilmiş olan beş temel kaynak olarak, Abdullah b. Mübârek'in, Veki' b Cerrâh'ın, Ahmed b. Hanbel'in, Hennâd b. es-Serî'nin ve İmam Beyhakî'nin Kitâbü'z-Zühd adlı eserleri çerçevesinde ele alınmıştır. Terimler incelenirken de önce onların sözlük ve terim anlamları belirtilmiş, ardından konuya ilişkin âyet ve hadislere yer verilmiş ve sonrasında ise zühd literatüründe bu terimlere dair aktarılan rivayetler değerlendirilmiştir. Bu bağlamda çalışma zühd kitapları, tasavvuf klasikleri eserleri ve yardımcı kaynaklarla da desteklenerek, terimlerin anlaşılırlığının artırılması hedefiyle tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahlâk, İbâdet, Kitâbü'z-Zühd, Tasavvuf, Zühd
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Mustafa Çiftci'nin hikâye kitaplarının yapı ve tema bakımından incelenmesi
Sakibe Aydın
Bu çalışmada Mustafa Çiftci'nin Adem'in Kekliği ve Chopin (2012), Bozkırda Alltmışaltı (2014), Ah Mercimeğim (2017) ve Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım (2021) hikâye kitapları içerisinde yer alan hikâye metinleri yapı ve tema olarak iki ana başlık altında incelenmiştir. Çalışmamızın amacı; son dönem yazarlarından biri olan Mustafa Çiftci'nin hikâyelerinden hareketle, fikir dünyasını gözler önüne sermek ve yapılan hikâye tahlilleri neticesinde hikâyeciliği ve hikâye hakkındaki görüşlerini açığa çıkarmaktır. Bu bağlamda da edebiyatımız içindeki yeri ve önemi de tespit edilmeye çalışılacaktır. Giriş bölümünde önemli bir edebi tür olan hikâye hakkında kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra çalışmanın içeriği hakkında bilgiler verilmiştir. Ardından Mustafa Çiftci'nin Hayatı, Edebi Şahsiyeti ve Eserleri bölümünde yazarın hayatı, edebi şahsiyeti ve fikir dünyası değerlendirildikten sonra eserleri hakkında genel bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde ise hikâye metinleri yapı bakımından olay örgüsü, zaman, mekân, şahıs kadrosu, anlatıcı ve bakış açısı, anlatım teknikleri şeklinde alt başlıkları altında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Son bölüme gelindiğinde incelenen hikâyelerin temaları Aşk/Sevda, Yoksulluk, Evlilik, Arkadaşlık/Dostluk, Esnaflık ve Diğer başlıkları altında tahlil edilerek Mustafa Çiftci'nin edebiyatımız içindeki yeri ve önemi saptanmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Suç ve Ceza'da Raskolnıkov'un çıkış arayışından hareketle "Yegânelik" ve "Yozlaşma" düşünceleri hakkında bir felsefe araştırması
Hasret Altunok
Bu tez çalışmasının amacı, Rusça "Raskolnikov" kelimesinin çözümlenmesinden hareketle kendini göstermektedir. Bu kelimenin eki, Slav ülkelerinin pek çoğunda kurucu bir anlam barındırır. Kelimeyi, "raskol-nik-ov" şeklinde yazdığımızda, "raskol" bileşeni "ayrılık" anlamına gelip bu bileşenden meydana gelen "raskolnik" sözcüğü ise "ayrılıkçı" demektir. Şu durumda "raskolnikov" bir dizi çağrışıma açık son derece sembolik bir isimdir. Bu metinde, COVID-19 ve 2023 depremlerinden sonra gündelik ve akademik hâdiselerde yaşanan kırılmaların, üniversite bünyesindeki yasnsımalarını irdelemek temel hedefimizdir. Tezin temel problemi, bahsettiğimiz "isim"e ait anlam katmanlarının güümüzdeki açmazlar bakımından tahlil edilmesinde bulunur. Tezin hipotezi, bir "sav"ın veya bir "önerme"nin veya bir "cümle"nin kuruluş yapısında bulunduğu kabul edilebilecek unsurların iki yönden açılabileceğildir. İlkine "anlam" ikincisine ise "anlam fazlalığı" diyoruz. Bahsedilen hipotezi sınamak için kullanılan yöntem, "μέθοδος" kelimesinin Helence özgün anlamına yakın düşmektedir. Çalışmamızda karşılaşılanlar açısından fenomenolojik bir analiz sunuyoruz. Bunun için ise analizin doğasına uygun olarak gelişen "raporlama" tekniğini kullanıyoruz
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kesir mertebe diferansiyel denklem sistemleri için varlık ve teklik koşulları
Alperen Hasan Kocağ
Bu tez çalışmasında kesirli mertebeden diferansiyel denklem sistemlerinin çözümlerinin varlığı ve tekliği araştırılmıştır. Giriş bölümde kesir mertebe diferansiyel denklem kavramı ve uygulama alanları hakkında genel bilgilere yer verilecektir. İkinci bölümde fonksiyonel analiz, diferansiyel denklemler, daralma koşulları ve sabit nokta teoremleri ile kesir mertebe türev ve integraller için temel kavramlar ifade edilecektir. Üçüncü bölüm iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda bazı kesirli mertebeden diferansiyel denklem sistemleri için varlık ve teklik teoremleri ile ilgili çalışmalara yer verilecektir. İkinci kısımda ise bir kesir mertebe diferansiyel denklem sisteminin çözümünün hangi koşullar altında varlık ve tekliği sağlandığı ortaya konacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Nâbî'nin Hayriyye'si ile Sünbülzâde Vehbî'nin Lutfiyye'sinde idealize edilen insan tipinin mukayesesi
Çağrı Özdener
Eski Türk edebiyatının önemli türlerinden biri olan nasihatnâmeler, uzun yıllardır pek çok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Genellikle bu eserler, tür içindeki konumları bağlamında değerlendirilmiş, ancak çeşitli yönleriyle ele alınmamaları nedeniyle elde edilen sonuçlar sınırlı kalmıştır. Türk edebiyatında nasihatnâme türünde pek çok eser kaleme alınmış ve bu eserler, insana dair ahlaki ve manevi öğütler sunarak, bireysel ve toplumsal hayatı şekillendirmeyi amaçlamıştır. Bu türün en tanınmış eserlerinden biri, Nâbî'nin 17. yüzyılda yazdığı Hayriyye adlı eseridir. Hayriyye, yalnızca dönemi içinde büyük bir ilgi görmemiş, aynı zamanda kendisinden sonraki şairler için de önemli bir örnek teşkil etmiştir. Nâbî'nin eserinden etkilenen şairlerden biri de 18. yüzyılda yaşamış olan Sünbülzâde Vehbî'dir. Vehbî, Nâbî'nin Hayriyye eserine nazire olarak, kendi oğluna ithafen Lutfiyye adlı eserini kaleme almıştır. Her iki eser de yazıldıkları dönemin toplumsal ve kültürel yapısını yansıtırken, ideal insanın sahip olması gereken nitelikleri de belirgin bir şekilde ortaya koymuştur. Hayriyye ve Lutfiyye, sadece edebi birer eser değil, aynı zamanda insan ve toplum ilişkilerini düzenlemeyi hedefleyen rehberler olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, yaklaşık bir asır arayla yazılmış olan bu iki eserde idealize edilen insan tipi ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır. Eserlerin hem edebi özellikleri hem de içerik açısından taşıdığı değerler karşılaştırılacak, yazıldıkları dönemin insanı ile günümüz insanı arasında bir bağ kurulmaya çalışılacaktır. Ayrıca, ideal insanın sahip olması gereken özellikler, her iki eserde verilen öğütler ışığında tespit edilecektir. Bu analiz, yalnızca edebi bir inceleme sunmakla kalmayacak, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal açıdan insanın yüceltilmesine yönelik bir anlayışın izlerini ortaya koyacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Toplumsal bağlar, toplumsal kaynaklar, dönüşüm potansiyeli ve afet yönetimi arasındaki ilişkide bilgi ve iletişimin aracılık etkisi
Can Hancı
Toplumu yakından tanıyan insanların toplum hakkındaki tecrübeleri sürdürülebilir toplum oluşturmada karar alıcılara ve yöneticilere destek olabilir. Özellikle, afet ve acil durumlarda görevli toplumun kaynaklarını, sosyal bağlarını ve yeteneklerini fark eden insanların tecrübeleri daha güçlü afet yönetimi politikaları oluşturulmasına katkı sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı, Erzurum'da Acil Sağlık Hizmetleri personelinin düşüncelerine göre Erzurum halkının toplum dirençliliğini araştırmaktır. Öncelikle, toplumsal bağlar, toplumsal kaynaklar, dönüşüm potansiyeli, afet yönetimi ve bilgi ve iletişim faktörlerinden oluşan Kolektif Dayanıklılık Ölçeği ile 301 personelden anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Toplumsal bağlar, toplumsal kaynaklar, dönüşüm potansiyeli ve afet yönetimi arasındaki ilişkide bilgi ve iletişimin aracılık rolü incelenmiştir. Sonuç olarak, toplumun dirençliliği orta düzeydedir ve ortalaması en yüksek faktör afet yönetimi ve ortalaması en düşük faktör dönüşüm potansiyelidir. Toplumsal bağlar afet yönetimini negatif etkilerken, toplumsal kaynaklar ve bilgi ve iletişim pozitif etkilemiştir. Bilgi ve iletişimin afet yönetimi üzerinde hiçbir aracılık etkisi yoktur. Bu çalışmanın sonuçları acil durum ve afetlerle mücadelede toplumsal kapasiteyi geliştirme konusunda yerel yöneticilere, afet yöneticilerine ve sivil toplum kuruluşlarına rehberlik edebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025BRCGS (British Retail Consortium, V9) global standartının dondurulmuş balık işleme tesisinde uygulanması
Çiğdem Bayram
Günümüzde gıda güvenliği sadece ulusal değil, uluslararası bir zorunluluk hâline gelmiştir. Küresel pazarlarda işlenmiş su ürünlerine olan talebin artmasıyla birlikte, tüketicilerin kalite ve güvenlik beklentileri de artmaktadır. Özellikle su ürünleri işleme tesisleri, dünya standartlarına uygun üretim yapmadıkça rekabet gücü kazanamamaktadır. Bu gelişmeler, üreticileri BRCGS (Brand Reputation Through Compliance Global Standard) gibi uluslararası kabul görmüş gıda güvenliği standartlarını benimsemeye yönlendirmektedir. Türkiye, su ürünleri açısından zengin kaynaklara sahip olmasına rağmen kalite standartları konusunda hâlâ gelişmeye açıktır. Bu tez çalışması da bu gelişimi desteklemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, 7116 m² arazi ve 2180 m² kapalı alana sahip, Taze ve Dondurulmuş Balıkçılık Ürünleri işleyen bir tesiste yürütülmüştür. Tesisin günlük işleme kapasitesi 45 ton, şoklama kapasitesi ise 80 tondur. Başlangıçta 14 personel ile üretime başlanmış, sezonluk alımlarla personel sayısı 140'a çıkarılmıştır. Çalışmanın kapsamı; hammadde girişinden üretime, hijyen uygulamalarından kalite kontrol, depolama ve sevkiyat süreçlerine kadar uzanmaktadır. Kalite standartlarındaki eksiklikler sahada gözlemlenmiş ve akademik bir çalışmaya dönüştürülmüştür. Ayrıca tesisin mevcut durumu değerlendirilmiş, eksiklikler belirlenmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Yöntem olarak gözlem ve doküman incelemesi tercih edilmiştir; çünkü kalite standartları belgeler ve uygulamaların bütünlüğüyle ilişkilidir. BRCGS'nin 9 temel başlığı ve 12 gerekliliği kapsamında analiz yapılarak 22 prosedür, 18 talimat, 8 plan, 17 form, 5 liste ve çeşitli ek belgelerle birlikte toplam 84 doküman hazırlanmıştır. Yerinde yapılan incelemelerle yalnızca belgeler değil, süreçlerin sahadaki işleyişi de değerlendirilmiş ve uluslararası standartlara uyum düzeyi ortaya konmuştur.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Farklı narinlik oranlarına sahip yapıların dinamik davranışı üzerinde zemin özelliklerinin ve temel gömülme derinliğinin etkisi
Dilek Kaya
Zemin-yapı etkileşimi (ZYE), sismik performansın özellikle zemin koşullarına bağlı olduğu yüksek binalar, barajlar, köprüler, nükleer santraller, silolar, bacalar ve su depoları için kritik öneme sahiptir. Ayrıca gömülü yapılarda, gömülme; zemin-yapı sisteminin periyodunu, rijitliğini, sönüm kapasitesini ve tepkilerini değiştirebilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı; ZYE dikkate alınarak yapıların dinamik davranışı üzerinde narinlik oranının (2, 4 ve 6), zemin koşullarının, temel gömülme oranının (0, 0.5, 1 ve 1.5) ve deprem frekans içeriğinin (2 yüksek, 2 orta ve 2 düşük) tesirlerini irdelemektir. Bu amaçla, zemin-yapı sistemlerinin sonlu eleman modelleri oluşturulmuş ve bu modellerin kullanılabilirliği altsistem yaklaşımları vasıtasıyla gösterilmiştir. Sismik çözümlemeler gerçekleştirilmiş ve rölatif yer değiştirmeler, göreli kat ötelemeleri, gerilmeler ve ivmeler irdelenmiştir. Narinlik oranının artmasının ve yumuşak zemin koşullarının periyotları uzattığı ve yer değiştirmeler ile göreli kat ötelemelerini belirgin bir şekilde artırdığı görülmüştür. Gömülme oranının artmasıyla, yer değiştirme ve gerilmelerde genel olarak azalma gözlenmiştir. Zeminin yumuşamasıyla iç kuvvet tepkilerinin her zaman azalma eğiliminde olmadığı ve birçok parametrenin birleşik etkisi nedeniyle zemin yumuşamasının iç kuvvet tepkilerini artırma potansiyeline de sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar, sismik davranışın bir tek parametre tarafından kontrol edilemeyeceğini ve zemin türü, deprem frekans içeriği, gömülme oranı ve narinlik oranı arasındaki karşılıklı etkileşimin tepkiler üzerinde beklentilerin aksine etkiler yaratabileceğini ortaya koymuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Sağlık hizmetine dijitalleşmenin etkisi: Sistematik derleme
Buşra Nazlı Baba
Bu çalışma, ''Sağlık hizmetlerinde dijitalleşmenin etkisi'' konusu ile yazılmış çalışmaları tanımlamak ve sistematik olarak değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla PUBMED veri tabanında tarama yapılmıştır. Tarama işleminde 'sağlık hizmetleri', 'dijitalleşme', 'hasta', 'sağlık çalışanları' anahtar kelimeleri ile 2020-2024 yılları arasında arama yapılmış ve PRISMA akış diyagramına göre uluslararası 188 çalışmaya ulaşılmıştır. İnceleme sonucunda dahil etme kriterlerine uygun 50 araştırma çalışmaya dahil edilmiştir. Bu çalışmalar hasta, sağlık çalışanı ve COVID-19 başlıkları altında incelenmiştir. İncelemeler sonucunda sağlık hizmetlerinde dijitalleşmenin bekleme sürelerini kısalttığı hem hastanın hem de sağlık kurumlarının katlandığı maliyeti ve yeniden hastaneye yatış oranlarını düşürdüğü, teşhis ve tedavi süreçlerini kısalttığı, ulaşılması zor nüfuslara sağlık hizmetinin ulaştırdığı gözlemlenmiştir. Aynı zamanda sağlık hizmetlerinde dijitalleşme; hastane yoğunluğunu azaltması, bilgi işleme hızını kısaltması, konsültasyon süreçlerinin daha hızlı olmasını sağlaması, özellikle yaşlı ve kronik hastalar için sağlık kurumlarına gitmeden sağlık durumlarını takip etmeleri açısından önem arz etmektedir. Bu doğrultuda çalışmam sağlık yöneticileri için karar vermede rahatlık sağlayacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20251845 (H.1261) tarihli 7897 numaralı temettuat defterine göre Kütahya sancağı Gediz kazasına bağlı Pazar karyesinin sosyo-ekonomik yapısı
İlknur Acar
Bu çalışma, Osmanlı Devleti'nin vergi sistemini ve Tanzimat reformlarının yerel ekonomik yapıya etkisini ele almaktadır. Özellikle, 1839 Tanzimat Fermanı sonrası adil vergilendirme prensipleri çerçevesinde oluşturulan temettuat defterleri incelenerek, dönemin sosyo-ekonomik yapısına dair veriler sunulmaktadır. Çalışma, Kütahya eyaleti Gediz sancağına bağlı Pazar karyesi örneği üzerinden Osmanlı vergi düzenlemelerinin toplum üzerindeki yansımalarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi'nde ML.VRD.TMT koduyla yer alan 7897 numaralı Temettuat Defteri temel alınarak yürütülmüştür. 1844-1845 (H. 1260-1261) yıllarında düzenlenen bu defterin transkripsiyonu yapılarak veri analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Betimsel tarama yöntemi kullanılarak yürütülmüş olup, defterin sağladığı bilgiler ışığında bölgenin sosyo-ekonomik ve demografik yapısı değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, Pazar karyesinin nüfus yapısı, hane halkı gelir durumu, meslek dağılımı ve vergi yükü analiz edilmiştir. Bulgular, gelire dayalı vergilendirmenin nasıl uygulandığını ve Tanzimat sonrası vergi reformlarının taşra halkı üzerindeki etkilerini gözler önüne sermektedir. Bu çalışma, Osmanlı taşrasında uygulanan vergi sisteminin işleyişini ve sosyo-ekonomik yapıya etkilerini belge temelli bir incelemeyle ortaya koymaktadır. Tanzimat dönemi mali reformlarının yerel düzeyde nasıl bir dönüşüm yarattığına dair önemli veriler sunarak, literatürdeki boşluklardan birini doldurmayı hedeflemektedir. Ayrıca, Osmanlı taşra ekonomisinin anlaşılması noktasında arşiv belgelerine dayalı bir perspektif sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Kütahya, Gediz, Pazarlar, Temettuat Defterleri.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Jandarma Genel Komutanlığı'nın yeni medya araçlarını kullanımı üzerine bir araştırma
Mehmet Rüştüoğlu
Jandarma Genel Komutanlığı, kanunlarla kendisine tevdi edilmiş görevleri yerine getirerek halkın can ve malını korumakla birlikte, sağlamış olduğu emniyet ve asayiş hizmetlerinin yanında halkla ilişkiler faaliyetlerini de yürütmektedir. Bu araştırmada Jandarma Genel Komutanlığı'nın sosyal medyadaki halkla ilişkiler performansı incelenecektir. 2017 yılında sosyal medyada ilk paylaşımlarını yapan Jandarma Genel Komutanlığı, en yüksek etkileşim oranlarına sahip olan kamu güvenliği kurumu olarak öne çıkması nedeniyle YouTube, Facebook, Instagram ve Twitter (X) platformlarındaki bir yıllık (01 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022) etkileşim performansı, "Yönetim Verileri", "Hayran/Takipçi İlişkileri", "Büyüme Hareketleri", "İleti/Paylaşım Kategorileri", "İleti/Paylaşım Etkileşimleri", "Etkileşim Performansı" ve "Öncü Kurum Performanslarıyla Kıyaslama" olarak belirlenen veri sınıflandırma yönetimi çerçevesinde kategorisel içerik analiz yöntemiyle çözümlenecektir. Kamu güvenliğinin hangi sosyal medya yönetimi performansıyla daha güçlü tesis edildiğini ve olumsal etkileşimin hangi tematik alanlarda öne çıktığını anlayarak kamu kuruluşları için bir öneri bağlamı sunmayı amaçlayan bu araştırma, veri tedariki için Boomsocial platformu ile iş birliği kurulmuştur. Belirlenen çözümleme kategorileri ve alt kategorilerini içeren kodlama cetveli ile toplanan/kodlanan veriler, Boomsocial'in veri analiz algoritmaları ve yazılımları kullanılarak çeşitli grafiklere dönüştürülmüştür. Böylece günlük, haftalık ve aylık değişimler, yıl genel görünümündeki değişimleri, alt ve üst noktaları ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, teknik göstergelerin yerine sosyal hikayelerin ve halkla bütünleşme etkinliklerinin daha yüksek etkileşim performansına dönüştüğüne işaret etmektedir. Araştırma, kamu güvenliği kurumlarına bir yönelim ve stratejik performans ölçümü sunması bakımından etkili bir yönetim fonksiyonu olması ve halkla ilişkilerde sosyal medyanın kullanımının kamu güvenliği kurumlarına kriz anlarında hızlı ve etkili bilgi paylaşmanın da hayati bir rol üstlenmesi nedeniyle önemlidir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025İmâm-ı Rabbânî'nin fıkıh anlayışı
İskender Karayiğit
Yaklaşık dört asır önce yaşamış olan, 60 yıllık ömründe rabbânîlik, müceddidlik, fârûkîlik ve sılalık gibi birden çok nisbeti kendisinde barındıran İmâm-ı Rabbânî, daha çok tasavvuf, kelâm ve keşfî kabiliyetiyle ön plana çıkmış, onun fıkhî yönüne pek temas edilmemiştir. Hâlbuki o, müceddidlik nisbetine layık görülmesini bidʻatlerle mücadele hususunda göstermiş olduğu gayretine borçludur. Bidʻat; dinde olmayan şeyi dine katmak olunca, bidʻatle mücadele de hâliyle fıkıh ilmiyle olacaktır. Bundan dolayı İmâm-ı Rabbânî'nin hicrî ikinci binyılın müceddidi sayılmasında fıkhî düşüncesinin rolü oldukça büyüktür. Zira İmâm-ı Rabbânî'nin, talebelerle beraber fıkıh eserlerini mütalaa etmeyi temennisi, dergâhlarda tasavvuf eserlerinin yerine fıkıh eserlerinin okutulmasını ısrarla tavsiye etmesi, onun fıkıh ilmine ne denli önem verdiğini ortaya koymaktadır. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Girişte çalışmanın konusu, önemi, amaç, yöntem ve planına yer verilmiştir. Birinci bölümde İmâm-ı Rabbânî'yi daha iyi tanıtmak amacıyla rabbânîlik, müceddidlik, fârûkîlik ve sılalık gibi unvanların kendisine hangi sebeplerle verildiği, hayatı, eserleri, ilmî kişiliği, ilme ve özellikle fıkha verdiği değer ve mezhep tasavvuru gibi hususlara temas edilmiştir. İkinci bölümde onun usul anlayışına yer verilirken, üçüncü bölüm fürûʻ ile ilgili düşüncelerine ayrılmıştır. Onun fıkhî analizleri, dayandığı delillerle birlikte ele alınmış ve gerektiğinde diğer mezhepler ve günümüzle karşılaştırılarak incelenmiştir. İmâm-ı Rabbânî'nin mutasavvıf bir kimliğe sahip olması, fıkhî meselelere keşfî yorumlar getirmesinin önünü açmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, onun fıkhî meselelere dair tasavvufî yorumlarına da yer verilmiştir. Ayrıca, fıkhî konulara eğilmesinin dinî, siyasî ve sosyo-kültürel sebepleri, imkânlar ölçüsünde tespit edilerek ortaya konulmuştur. Bu çalışmada İmâm-ı Rabbânî'nin gözlerden kaçan fıkhî yönü açığa çıkarılıp onun bilinenin aksine kelâm ve tasavvufun dışında fıkıh alanında da söz sahibi bir âlim olduğunun tespiti hedeflenmektedir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Hadislerde bulaşıcı hastalıkların yayılmasını azaltmak için önleyici tedbirler
Muhsen Al Ibrahım
Bu araştırma, İslâm'ın koruduğu beş temel değerden biri olan hayatın korunmasının önemini ele almakta ve gerekli önlemler alınmazsa birçok kişinin hayatını kaybedebileceği bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan tehditlere odaklanmaktadır. Bu bağlamda araştırma, karantina, sosyal mesafe ve Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara karşı aşılama gibi bazı koruyucu tedbirlerin meşruiyetini, hadislerin incelenmesi yoluyla analiz etmektedir. Araştırma, konuya dair bazı hadislerdeki görünür ihtilaflara değinmekte ve kader inancı ile önleyici tedbirlerin alınması gerekliliği arasındaki dengeyi sağlamaya çalışmaktadır. Çelişkili görünen hadisler analiz edilerek, Allah'a tevekkül ile sebeplere başvurmanın nasıl uyum içinde olabileceği açıklanmaktadır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, İslam tarihinde meydana gelen bazı salgın hastalıklar ve bunlarla ilgili hadisler ele alınmakta, Müslümanların bu durumlarda nasıl hareket ettiklerine dair örnekler verilmektedir. Ayrıca, araştırmanın bazı temel kavramlarına da yer verilmektedir. İkinci bölümde ise, Dünya Sağlık Örgütü ve hükümetlerin önerdiği karantina ve sosyal mesafe gibi tedbirler sunulmakta ve bu tedbirlerin sünnet perspektifinden değerlendirilmesi yapılmaktadır. Ayrıca bu tedbirlerin cemaatle namaz kılma, hac ve umre gibi ibadetler üzerindeki etkisi tartışılmakta ve bu değişimlere nasıl uyum sağlanabileceği ele alınmaktadır. Önleyici tedbirlerin alınmasını engellediği şeklinde anlaşılabilecek hadisler de analiz edilerek, bu hadislerin Allah'a tevekkül ilkesi ile nasıl bağdaştırılabileceği yorumlanmaktadır. Bu bölüm, bulaşıcı hastalıklardan dolayı hayatını kaybedenlerin ve sabredenlerin faziletlerini ve sabrın, hastalıkların etkisini azaltan psikolojik bir önlem olarak rolünü vurgulayan hadislerle son bulmaktadır. Araştırma, bulaşıcı hastalıklarla ilgili hadislerin doğruluğunu ve Peygamber'e nispet edilme durumunu açıklığa kavuşturmanın önemini vurgulamakta ve şer'i metinlerin yanlış anlaşılmasına dayalı eleştirilere karşı durmayı amaçlamaktadır. Ayrıca İslam dünyasının, bu küresel sağlık krizine etkin bir şekilde katılımının önemine dikkat çekmektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Posof (Ardahan, Türkiye) yöresi geç miyosen-kuvaterner yaşlı volkanik kayaçların petrografisi, mineral kimyası, jeokimyası, jeokronolojisi ve petrojenezi
Derya Cicerali
Posof (Ardahan, Türkiye) Yöresi Geç Miyosen-Kuvaterner Yaşlı Volkanik Kayaçların Petrografisi, Mineral Kimyası, Jeokimyası, Jeokronolojisi ve Petrojenezi irdelenmiştir. Üst Miyosen volkanik kayaçları (8.6-7.3 My) bazalttan bazaltik-andezite kadar değişen bileşimdedir ve plajiyoklaz+klinopiroksen+olivin+hornblend+opak mineralleriyle temsil edilir. Buna karşılık, adakit benzeri jeokimyasal özellik sergileyen Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçları (5.2-0.73 My) andezit bileşiminde olup plajiyoklaz±hornblend±biyotit±opak mineralleriyle karakterizedir. Üst Miyosen volkanik kayaçların SiO2 içerikleri % 48.14-61.22, Al2O3 % 14.81-16.86, MgO % 3.01-8.13, Mg# 34.9-51.3, Sr/Y 13.45-69.73, La/Yb 3.91-39.23'tür. Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçların SiO2 % 64.56-70.83, Al2O3 % 15.51-16.97, MgO % 0.25-1.34, Mg#10.68-33.20, Sr/Y 43.72-143.42, La/Yb 43.45-76.68'dir. Üst Miyosen volkanik kayaçlar hafif zenginleşmiş LaN/LuN (2.66-27.12), Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçlar ise LaN/LuN (29.36-75.58) oranları ile yüksek oranda zenginleşmiş kondrite normalize nadir toprak element desenleri sergiler. Üst Miyosen volkanik kayaçların (87Sr/86Sr)i 0.703792-0.704395, (143Nd/144Nd)i 0.512796-0.512881; Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçların (87Sr/86Sr)i oranları 0.704153-0.704506, (143Nd/144Nd)i 0.512740-0.512809'dur. Sonuç olarak, Üst Miyosen volkanik kayaçları oluşturan magmaların genişlemeli bir tektonik ortamda, yitimle zenginleşmiş bir manto kaynağından delaminasyon süreçleriyle litosferik incelme ve yükselen astenosfere bağlı oluşan kısmi ergimeler ve buna eşlik eden juvenil alt kabuk kökenli ergiyiklerin; Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçlarının ise benzer jeodinamik koşullar altında juvenil alt kabukta gelişen kısmi ergimeler sonucunda oluşan magmaların kabuk içerisinde fraksiyonel kristallenme ve magma karışımı gibi magmatik süreçlerle son halini aldığı söylenebilir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Türkiye kıyılarındaki lüfer balığının (Pomatomus saltatrix) genetik çeşitliliğinin belirlenmesi
İlyas Kutlu
Ülkemizde ticari açıdan yüksek değere sahip Lüfer (Pomatomus saltatrix) balığı popülasyonları üzerinde detaylı moleküler çalışmaya rastlanmamışken, dünyada ise az sayıda çalışma bulunmaktadır. Önerilen tezde ülkemiz denizlerinde dağılım gösteren, ekonomik olarak değerli bir tür olan Lüfer balığı'nın genetik yapısının mikrosatellit belirteçler ve markör genlerin DNA dizileme yöntemi kullanılarak tespit edilmesi hedeflenmektedir. Çalışma (Hopa, Trabzon, Giresun, Samsun, Sinop, Kefken, İstanbul, İğneada, Erdek, Çanakkale, Bodrum, İzmir, Mersin ve Adana) toplam 14 istasyondan elde edilecek örnekler üzerinden yürütülecektir. Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Moleküler Genetik Laboratuvarında DNA ekstraksiyonu yapılarak, Floresan işaretli primerler ile mikrosatellit lokuslar (8 lokus), mtDNA genlerinin (COI ve 16S bölgeleri) ve nükleer gen (Rhodopsin) universal primerler kullanılarak PZR tekniğiyle çoğaltılıp ABI 3500 cihazında sekans dizilimi ve mikrosatalit fragment boyları ayrı ayrı belirlenecektir. Elde edilen veriler DnaSP 4.0 programı kullanılarak tür içi popülasyonlar arası ve popülasyonlar içi haplotipler oluşturulacaktır. Haplotip çeşitliliği (Hd) değeri, Nükleotit çeşitliliği (Pi, ) ve nükleotit farklılığı (k) değerlerini hesaplanacak, Mega5 ile türler arasındaki filogenetik ilişkiler ve filogenetik ağaç oluşturulacak, Genmaker ile Her bir tür ve lokus için allel büyüklükleri ve frekansları belirlenecek, Arlequın ve Amova ile Moleküler varyans bileşenlerinin ve populasyonlar arası gen akışının hesaplanması yapılacak, Genalex 6 ile Genetik farklılıkla coğrafik mesafe arasındaki ilişkinin belirlenmesi için kullanılarak populasyon genetiği için temel kriterler test edilecektir. Bu verilerden Lüfer (Pomatomus saltatrix) balığının uygun genetik belirteçler (mikrosatellit ve sekans dizilimi) kullanılarak popülasyon genetiği parametreleri, filogenetik ve filocoğrafik yapılanmayı öncelikle yakın türler ve onların populasyonları Genbank verileri ile karşılaştırılarak ortaya konulacaktır.
















