Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(34)
- Tuncer, Metin(11)
- Merdan, Mehmet(10)
- Emirza, Elif Güzide(9)
- Yilmaz, Coskun(9)
- Baltaci, Cemalettin(8)
- Baltacı, Cemalettin(8)
- Tuncer, Gülsüm Zekiye(8)
- Türkkan, Tuğba(8)
- Dinç, Artum(7)
- Araz, Onur(6)
- Bekar, Fevziye(6)
- Cakir, Mehmet Ali(6)
- Ceylan, Levent(6)
- Duran, Celal(6)
- Koçak, Tevfik(6)
- Ozdes, Duygu(6)
- Soydaş, Şafak Sönmez(6)
- Akmeşe, Osman(5)
- Akyol, Hikmet(5)
- Bayrak, Nurten Gülsüm(5)
- Bayrakdaroglu, Serdar(5)
- Bülbül, Kenan(5)
- Ceylan, Halil Ibrahim(5)
- Gücer, Mehmet Ali(5)
- Karimullah, Suud Sarim(5)
- Kavuran, Korhan(5)
- Kaygusuz, Abdullah(5)
- Kulakaç, Nurşen(5)
- Kurnaz, Muammer(5)
- Saydam Eker, Çiğdem(5)
- Turk, Veysel(5)
- Öztürk, Serkan(5)
- (Alieva), Vildane Özkan(4)
- Abada, A.(4)
- Abbrescia, M.(4)
- Abdolmaleki, H.(4)
- Abidi, S. H.(4)
- Abramov, A.(4)
- Adam, C.(4)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Karadeniz’in Kıyı Kesimindeki Arazi Kullanımının/Örtüsünün Zamansal ve Mekânsal Değişimi (2000-2023): Akçaabat İlçesi Örneği
Üzülmez, Mehmet
Arazi kullanımı ve örtüsündeki değişiklikler, çevresel yönetim ve planlama açısından büyük önem taşır. Şehirleşme ve sanayileşme süreçleri, tarım arazilerini ve su kaynaklarını azaltarak çevresel kirliliği artırmaktadır. Bu değişiklikler, genellikle uzaktan algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak izlenir ve yönetimde önemli bir rol oynar. Bu çalışma, Karadeniz Bölgesi’nde Trabzon ilinin Akçaabat ilçesinde 2000-2023 yılları arasında arazi kullanımı ve örtüsü değişimlerini incelemektedir. 2000 yılında tarım arazileri %64, ormanlık alanlar %25 ve yerleşim alanları %11 oranındayken, 2013 yılı itibarıyla tarım arazileri %65, yerleşim alanları %18 ve ormanlık alanlar %17 oranındaydı. Bu dönemde yerleşim alanlarının %67,5 oranında artması ve ormanlık alanların %8 azalması gözlemlenmiştir. 2023 yılına gelindiğinde, tarım arazilerinin %52, yerleşim alanlarının %31 ve ormanlık alanların %17 oranında olduğu görülmüştür. Tarım arazilerindeki azalma ve yerleşim alanlarındaki büyük artış dikkat çekmiştir. Yerleşim alanlarındaki hızlı artışın bölgedeki nüfus artışıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Tarım arazilerinin azalması, yerleşim alanlarının genişlemesi ve ormanlık alanlardaki küçülme, bölgenin çevresel dengesini tehdit etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Sensory and physicochemical characteristics of mulberry leathers enriched with sesame, almond, sunflower seeds, coconut, and peanut
Küçük, Murat; Baltaci, Cemalettin; İlyasoğlu, Huri; Karpuz, Omer; Yilmaz, Firat; Kılınç, Kagan; Güler, Burak; Topkaya, Gamze
This study aimed to investigate the utilization of sesame, sunflower seed, almond, peanut, and coconut as condiments for the enrichment of mulberry leather, known locally as mulberry pestil. The investigation involved a comprehensive analysis encompassing proximate composition, mineral content, color, physicochemical, and sensory properties. The studied parameters of enriched samples were compared with those of the plain sample. Employing multivariate statistical techniques enabled the differentiation of the enriched leather samples. Consequently, the leather samples were categorized into three groups by the principal component analysis according to their physicochemical and chemical attributes. Strong positive correlations were observed among the studied parameters, as indicated by Spearman's rank correlation coefficients. The physicochemical and chemical properties of enriched samples exhibited substantial variability. The enriched products had abundant calcium, potassium, magnesium, iron, and zinc levels. These findings revealed that incorporating these condiments enhanced the nutritional values of leather samples, especially in terms of minerals. 100 g of the enriched mulberry leathers had 68.0-70.7 g of carbohydrate, 4.6-5.7 g of protein, 3.6-5.9 g of fat, and 336-359 kcal of energy value. The enriched products might be proposed to provide nutrients and energy in emergencies, especially for adolescents and people affected by disasters.
- MakaleAçık Erişim2025İş Stresi ve İş Doyumu Arasındaki İlişkide Güvenlik Performansının Aracılık Rolünün İncelenmesi
Yildiz, Salih; Koroglu, Ali; Ozdemir, Mustafa
Stres, çalışanların iş doyumu üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Çalışanlar maaş, terfi, çalışma ortamı ve işin niteliği gibi iş ile ilgili pek çok faktörden dolayı stres yaşayabilmekte ve bu durum onların iş doyumunu düşürmektedir. İşletmeler gerçekleştirdikleri birtakım faaliyetlerle çalışanların stres düzeyini düşürerek iş doyumlarını yükseltmeye çalışmaktadır. Ancak alanyazında, iş stresi ile iş doyumu arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunan faktörleri inceleyen çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, çalışanların iş stresi ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi ve güvenlik performansının bu ilişkideki aracılık rolünü incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için Sakarya ilinde bulunan bir süt ürünleri fabrikası çalışanlarından anket yoluyla veriler toplanmıştır (n=301). Analizler sonucunda iş stresi ile güvenlik uyumu, güvenlik katılımı ve iş doyumu arasında negatif; güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı ile iş doyumu arasında pozitif ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca iş stresinin iş doyumu üzerinde güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı aracılığıyla dolaylı bir etkisi bulunmaktadır. Araştırma sonuçlarının özellikle üretim faaliyetinde bulunan işletmeler tarafından iş yerlerinde kullanılması pratikte önemli katkılar sağlayacaktır. İşletmeler, düzenleyecekleri eğitim faaliyetleri, çalışanları karar alma sürecine katma vb. faaliyetlerle çalışanların güvenlik performansını artırarak iş stresinin iş doyumu üzerindeki negatif etkisini azaltabilir. İş doyumu yüksek olan çalışanların devamsızlık gibi olumsuz tutum ve davranışları azalacak, iş performansları ise artacaktır. Böylece işletme maliyetleri düşürerek karlılığını artırmış olacaktır.
- MakaleAçık Erişim2025Dijital Pazarlama ve Müşteri İlişkileri Yönetiminin Tekrar Satın Alma Niyeti Üzerine Etkisi ve Marka Farkındalığının Aracılık Rolü
Avcı, İbrahim; Koroglu, Ali
Son dönemlerde birçok sektörde hem ulusal hem de uluslararası markaların faaliyet göstermesi müşterinin önemini daha da arttırmış, markalar günümüz rekabet şartlarında yeni müşteri kazanmak ve mevcut müşterileri elde tutmak için müşteri ilişkileri yönetimi ve dijital pazarlama faaliyetlerine önem vermeye başlamışlardır. Araştırmanın amacı markaların dijital pazarlama ve müşteri ilişkileri yönetimi faaliyetlerinin tüketicilerin tekrar satın alma niyeti üzerindeki etkilerini ve bu etkilerde marka farkındalığının aracılık rolünü ortaya koymaktır. Bu amaçla veriler 15 Eylül-15 Ekim 2023 tarih aralığında Tokat ilinde yaşayan 18 yaş üstü tüketicilerden yüz yüze anket tekniği ile toplanmıştır. Veri toplama süreci sonunda 419 tüketici ankete katılmış ve bu katılımcılardan elde edilen veriler istatistik paket programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda dijital pazarlama ve müşteri ilişkileri yönetiminin tekrar satın alma niyeti üzerinde pozitif yönde anlamlı etkilerinin olduğu, bu etkilerde ise marka farkındalığının aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuçlar teorik ve uygulama açısından alana önemli katkılar sağlamaktadır.
- MakaleYalnız künye2025Labour Market Aspirations of Ukrainian Refugees: Determinants and Challenges
Kocağ, Esra Karapınar
This study analyses factors influencing Ukrainian refugees’ migration for work, using household-level data from the UNHCR Survey of Intentions and Perspectives of Refugees from Ukraine. Applying logistic regression and propensity score matching (PSM), it examines key determinants, including gender, age, education, residence status, and planned return duration. Results show men are more likely than women to migrate for work (odds ratio: 2.01), highlighting gender-specific barriers. Older individuals and those with higher education levels exhibit lower migration likelihoods. Refugees in private accommodations are less likely to migrate, suggesting housing stability affects mobility. Longer planned return durations increase work-related migration (odds ratio: 1.25), while travelling with a larger family reduces it. These findings highlight the complexity of refugee labour market integration and the need for policies addressing gender disparities, housing stability, and long-term employment prospects to support refugees’ economic inclusion.
- DerlemeAçık Erişim2025KİTAP İNCELEMESİ Meral S. Öztoprak, Eylül Bayraktar Erçeltik, Yılmaz Başar Özer, Küresel Dönüşüm ve Türkiye’de Kamu Yönetimi Eğitimi, İmge Kitabevi, 2023, 248 sf.
Dülgar, İmren Pınar
Bu incelemede 2023 yılında İmge Kitabevi tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılına Armağan serisi kapsamında yayımlanan Küresel Dönüşüm ve Türkiye’de Kamu Yönetimi Eğitimi kitabı ele alınmaktadır. Üç yazarlı araştırma, küresel dönüşüm sürecinde kamu yönetimi ve eğitiminin değişimini konu edinmektedir. Konu, kuram ve uygulama açısından derinlikli bilgi sahibi olan, aynı zamanda süreci deneyimleyen kamu yönetimi bölüm başkanlarının gözünden odak grup toplantısı tekniği ve nitel yöntemle ortaya konulmaktadır. Değişim, ele alınan tarihsel gelişmelerin zorunlu sonucu görülmekteyse kamu yönetimi araştırmacı ve uygulamacılarının bu süreçte, neleri bilmesi ve yapması gerektiği sorusu bugün ve geleceğe ilişkin yol açıcı önerilerle yanıtlanarak değerlendirilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Instagram’da Bireysel Direniş Taktikleri: Filistin Yanlısı Paylaşımlar Üzerinden Nitel İçerik Analizi
Okur, Hatice Duran
Sosyal medya platformlarının bireyin gündelik hayatına her geçen gün daha fazla nüfuz etmesi, bu mecraların algoritmik denetim mekanizmalarıyla bireyler üzerinde çeşitli etkilere sahip olması, onun bir “güç”, “otorite” olarak değerlendirilmesine neden olmuştur. Sosyal medya platformlarının algoritma düzeni karşısında kullanıcılarının konumu nedir? Bu güç karşısında kullanıcılarının direniş pratikleri nelerdir? Çalışma bu soruların cevabını, gündelik hayat içinde otoritenin karşısında duran, sıradan bireyin yaratıcı pratiklerine odaklanan Michel de Certeau’nun kavramlarından yola çıkarak, Instagram kullanıcılarının algoritmalara karşı geliştirdikleri yaratıcı taktiklerini, Instagram’da Filistin’i destekleyen içerikler üzerinden anlama ve taktiklerin bir repertuvarını oluşturma amacını taşımaktadır. Nitel araştırmayla desenlenen çalışmada veriler 18-24 Temmuz 2024 tarihlerinde Instagram’da herkese açık paylaşım yapan 20 hesabın hikâye paylaşımlarından elde edilmiştir. Veriler nitel içerik analiziyle, tümevarımsal ve tümdengelimsel metodların birlikte kullanılmasıyla çözümlenmiştir. Instagram’ın Filistin yanlısı içeriklere uyguladığı algoritmik denetleme stratejilerine karşı kullanıcıların “içeriği güçlendirme”, “algoritmadan saklanma” ve “algoritmayı ele geçirme” gibi bireysel direniş taktiklerinin olduğu görülmüştür. Sonuç olarak sanal alan günümüzde bireye özgürlük alanı olarak sunulsa da otoritenin denetim ve gözetim mekanizmalarını farklı boyutlara taşımakla birlikte, diğer yandan bireyin de otoriteye direnişini farklılaştırmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Elipsoidin düzleme lambert konform konik tasvirinde, coğrafi ve düzlem koordinatlar arasında dönüşüm, jeodezik temel problem çözümü
Celik, Kemal; Kaya, A
Yeryüzünde yapılan ölçülerin değerlendirilmesinde, referans yüzeye ihtiyaç duyulur. Bu yüzey, çalışma alanı büyüklüğüne göre; düzlem, küre ya da elipsoid olarak seçilir. Elipsoid üzerinde yapılacak jeodezik hesaplamaların, düzlem hesabına göre daha zor yapıya sahip olması nedeniyle; yüzey üzerindeki bilgilerin düzleme geçirilmesi yoluna gidilir. Bu çalışmada elipsoidin düzleme tasvirinde kullanılan metotlardan biri olan Lambert Konform Konik (LKK) tasvir incelenmiştir. LKK tasvirinde, elipsoid üzerindeki bilgiler bir yardımcı yüzey aracılığı ile düzleme taşınır. LKK’da, yardımcı yüzey olarak koni kullanılır. Bu çalışmada sözkonusu tasvirin temel yapısı tanımlandıktan sonra, elipsoid coğrafi koordinatları ile düzlem koordinatları arasındaki dönüşümler için kapalı formüller incelenmiş sayısal örnekler verilmiştir. Ayrıca bu tasvir koordinatlarıyla, elipsoid çözüme eşdeğer jeodezik temel problem çözüm formülleri de sayısal çözümlerle incelenmiştir. Bir noktanın koordinatları ile koordinatı bilinmeyen noktayı birleştiren jeodezik eğri ve bu eğrinin azimutu bilindiği durumda ikinci noktanın koordinatları ve azimutun hesaplanması yapılmıştır. Bilinen iki noktanın koordinatlarından jeodezik eğri uzunluğu ve bu eğrinin iki ucundaki azimutların hesaplaması yapılmıştır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Hayvan yemlerine yeşil sentez metalik nanopartikül ilavelerinin etkileri
Kaya, Hacer
Hayvancılık işletmelerinde “mümkün olan en yüksek kalitede, en fazla ürünü, en kısa zamanda ve en ucuza üretme” amacına ulaşabilmeleri için yemde uygun mineral dengesini sağlayabilmek önemlidir. Mineraller, tüm çiftlik hayvanlarının optimum bir düzeyde büyüme ve gelişmeleri, hastalıklardan korunmaları, üremeleri ve üretmeyi sürdürebilmeleri için temel besinsel elemanlardır. Geçtiğimiz yıllarda fiziksel ve kimyasal yöntemlerle sentezlenen nano minerallerin çiftlik hayvanları üzerine etkilerini inceleyen çok sayıda çalışma yapılmıştır. Ancak bu yöntemlere alternatif olan “yeşil sentez” veya “biyosentez” adı verilen yöntemle üretilen nano minerallerin yem katkı maddesi olarak kullanımına yönelik çalışmalar da son zamanlarda dikkat çekmektedir. Yeşil sentez teknolojisi temiz, ucuz, tek adımlı ve basit, hızlı ve güvenilir olmasının yanısıra sağlık ve çevre dostu bir yöntemdir. Yeşil sentez yöntemi, bitki, bakteri, mantar, alg ve maya gibi biyolojik ajanlarda bulunan proteinler, enzimler, vitaminler, fenolik maddeler, organik asitler vb. metabolitlerin indirgeme fonksiyonu ile metal tuzları nanopartikül (NP) seviyesine dönüştürebilmesidir. En az bir boyutu 100 nm’den daha küçük olan parçacıklar NP’ler olarak adlandırılmaktadır. Nano mineraller/metal nanopartikül (MNP)’ler çok küçük boyut ve yüksek yüzey/hacim oranlarına sahip olmaları nedeniyle üstün mekanik, termal, optik ve manyetik özellikler kazanmış ve tarım, eczacılık, tıp, biyomedikal, biyoteknoloji, optik, enerji gibi farklı uygulama alanlarında yenilik için önemli bir araç haline gelmişlerdir. Bu derleme, gelişen küresel problemlere çözüm olarak, sürdürülebilir ve sıfır atık ilkelerini temel almış yeşil sentez metoduyla üretilen metal nanopartiküllerin hayvan yemlerinde kullanılma potansiyellerine ilişkin literatür verilerini özetlemektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Gümüşhane ili içme suyunun spektrofotometrik analizi
Kaya, Ali
Su dünya üzerinde canlıların temel yaşam kaynaklarından biridir. Yıllar geçtikçe suya olan ihtiyaç artmakta ve temiz su kaynaklarına ulaşmak zorlaşmaktadır. Bu araştırmanın amacı Gümüşhane il merkezine su sağlayacak kaynaklardan biri olan Bahçecik barajı ve il merkezinde kullanılmakta olan içme suyunun nadir elementler açısından inceleyebilmektir. Araştırmada Spektrofotometrik analiz tekniği kullanılmıştır. Alandan araştırma şartlarına uygun olarak numuneler toplanmıştır. Bu numunelerin analizi yapılarak içme suyunun pH değeri, İletkenliği, içerdiği Alüminyum, Demir, Nitrit, Amonyum, Bakır, Sülfat, Nitrat, Potasyum ve Brom elementlerinin miktarları belirlenmiştir. Bu değerler Türk Standartları Enstitüsünün ve Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği standart değerlerle karşılaştırılmıştır. Sonuçlar üzerinde gerekli değerlendirilmeler yapılarak önerilerde bulunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2025Samsun otomotiv sektöründe çalışanların İSG farkındalığı: kesitsel bir araştırma
Tatli, Yasemin; Çavuşoğlu, İbrahim; Kaplan, Emine
Bu çalışma, Samsun ilindeki otomotiv sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) farkındalığını incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle sanayileşmiş bölgelerde iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının etkinliğine bağlıdır. Bu bağlamda, Samsun'daki otomotiv sektöründe çalışan bireylerin İSG konusundaki bilgi düzeyleri ve farkındalıkları, tanımlayıcı ve kesitsel bir araştırma yöntemi kullanılarak değerlendirildi. Araştırma süreci, COVID-19 pandemisinin getirdiği kısıtlamalar nedeniyle 100 kişilik bir örneklem grubuyla sınırlandırıldı. Anket yöntemiyle toplanan veriler, yönetimin İSG üzerindeki etkisi, güvenlik kurallarına uyum, çalışanların güvenlik konusunda inisiyatif alması ve bilgi edinme süreçleri gibi faktörlerin İSG farkındalığını nasıl şekillendirdiğini ortaya koydu. Bulgular, kapsamlı İSG eğitimi almış çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği konusunda daha yüksek farkındalığa sahip olduklarını gösterdi. Ayrıca, meslek hastalıklarına dair bilgi sahibi olan çalışanların da İSG farkındalığının daha yüksek olduğu belirlendi. Sonuç olarak, otomotiv sektöründe İSG farkındalığının artırılmasının, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, yönetim desteği ve sürekli eğitim programları, çalışanların İSG konusundaki bilinç düzeylerini artırmada önemli bir rol oynamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025The Impact of Foreign Direct Investments and Economic Growth on Employment: The Case of Palestine
Karaaslan, İbrahim
Today, foreign direct investments are a powerful economic growth and job creation tool. The study's data, which aims to analyze the effects of FDI and economic growth on employment in the Palestinian context, covers the period between 1995-2022 and consists of annual data. Time series cointegration analysis was preferred as the econometric analysis method. The stationarity of the variables was evaluated with ADF and PP unit root tests, and it was determined that they were non-stationary. As a result of the Johansen cointegration test, a long-run relationship between the variables was determined. According to the FMOLS, DOLS, and CCR estimation results, a statistically significant positive relationship was found between the EMP variable used as the dependent variable in the study and the FDI and lnGDP variables at a 5% confidence level. Finally, according to the Toda Yamamoto causality test results, a statistically significant unidirectional causality relationship was found between the FDI and lnGDP variables and the EMP variable at a 5% level. These results show that FDI in Palestine can create employment and that economic growth has a substantial impact on employment.
- MakaleAçık Erişim2025Production of Pure PVC, Graphene and Carbon Nanotube-Doped PVC Electrospun Nanofiber Membranes: A Highly Effective Method for Removing Acid Blue 74 Dye from Wastewater
Bozbeyoglu, Pinar; Ozkan, Vildan
Dyeing wastewater is produced by various industries, including textiles, cosmetics, tanning, and plastics. Annually, about 1.6 million tons of dyes are manufactured, with 10-15% released into the environment as wastewater. Organic dyes are particularly harmful pollutants, even at low concentrations. The adsorption technique has proven effective for removing these pollutants from water, significantly relying on the properties and efficiency of the adsorbent. Nanofibers are emerging as promising adsorbents for dye removal due to their unique properties and high efficiency. This research focuses on polymeric nanofibers to address global dye pollution, as they effectively eliminate various dyes and contaminants. However, their mechanical properties can be a limitation under harsh conditions. To enhance their strength and hydrophilicity, incorporating nanofillers like carbon nanotubes and graphene oxide has shown significant benefits. This study examines the impact of different nanofibers on the adsorption of Acid Blue 74 (AB74) dye. Pure, carbon nanotube-doped, and graphene-doped PVC nanofibers were produced via electrospinning. Their properties were analyzed using FTIR and SEM, while key parameters such as contact time, adsorbent dosage, dye concentration, and pH were assessed to understand the adsorption behavior. Additionally, dye adsorption isotherms and kinetics were investigated.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Hayvansal Gıda Üretiminde Su Ayak İzinin Değerlendirilmesi
Kaya, Hacer; Mazlum, Halit
Su, insan sağlığının, çevresel sürdürülebilirliğin, endüstriyel üretimin ve gıda güvenliğinin en temel unsurudur. Yerkürede kullanılabilir tatlı su kaynakları toplam su kütlesinin sadece % 2,5’ini oluşturmaktadır. Dünya nüfusundaki hızlı artış, küresel ısınma, endüstriyel üretimdeki ilerlemeler ve bilinçsiz kullanım etkileriyle sınırlı olan tatlı su kaynakları azalmaktadır. Bu anlamda su kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlayan “su ayak izi” kavramı ön plana çıkmaktadır. Su ayak izi, genel anlamıyla bir ürünün üretiminden tüketimine kadarki tüm aşamalarda gerekli olan tatlı su miktarını ifade eder. Literatürdeki ilgili çalışmalarda, Dünya genelindeki tarımsal üretim içerisinde hayvansal ürünlerin üretimi su ayak izinin çok önemli bir kısmını (yaklaşık üçte birini) oluşturduğu bildirilmektedir. Bu çalışmalarda, et üretiminin su ayak izinin süt ve yumurta üretiminden fazla olduğu, et üretimi içerisinde de sığır etinin en yüksek paya sahip olduğu bildirilmiştir. Türkiye’de su ayak izinin sektörel dağılımında tarımsal faaliyetlerin % 89 ile ilk sırada yer alması hayvansal gıda üretiminde su yönetiminin doğru yapılmasının ülkemiz açısından önemini ortaya koymaktadır. Gelecekte, küresel nüfus artışıyla birlikte hayvansal gıda üretiminin artışı ve üretim sistemlerinin gelişmesi muhtemeldir. Bu durumun mevcut tatlı su kaynakları üzerinde ek bir baskı oluşturacağı öngörülmektedir. Bu nedenle hayvansal gıda üretiminin tüm aşamalarında gerekli olan su miktarının ürün bazında bilinmesi suyun doğru yönetimi ve verimli kullanımı açısından oldukça önemlidir. Ayrıca düşük su ayak izine sahip yemlerin kullanılması, meraya dayalı hayvancılığın teşvik edilmesi, gıda israfının önlenmesi ve üretim zincirindeki tüm paydaşların bilinçlendirilmesi hayvansal üretimde su ayak izini azaltan ilave önlemler olarak sıralanabilir. Bu çalışmada su kullanımının yüksek olduğu hayvansal gıda üretiminde su ayak izinin önemi küresel ölçekte ve Türkiye özelinde değerlendirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Geleneksel Yörük Düğünlerinin Somut Olmayan Kültürel Miras Kapsamında Değerlendirilmesi
Akdu, Uğur; Akdu, Serap
Zengin tarihi ve geleneklere olan bağlılıkları ile Yörükler Anadolu’da geniş bir coğrafyada yaşamaktadır. Göçebe yaşamdan yerleşik yaşam kültürüne adapte olsalar da birçoğu eski Türk geleneklerini yaşamaya ve sürdürmeye devam etmektedir. Oldukça geniş kapsamlı bir gelenek bütünlüğüne sahip geleneksel Yörük kültürü uygulamalarının modern yaşamın getirdiği yenilikler, teknolojiye bağlı ortaya çıkan kolaylıklar, mevsimsel değişiklikler, yaşam mücadelesi, toplumsal kabul ve sosyolojik gelişmeler gibi nedenlerle sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiği düşünülmektedir. Araştırmanın temel amacı Yörük kültürünün önemli bir öğesi olan evlilik ve düğün geleneklerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından somut olmayan kültürel miras olarak korunması ve farkındalık oluşturulmasına katkıda bulunmaktır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu araştırmada veri toplamak için doküman incelemesi ve gözlem tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde geleneksel Yörük düğünlerinin UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM) kriterleri açısından uygun olduğu düşünülerek, geleneklerin korunması ve sürdürülebilirliğinin nasıl sağlanabileceği hakkında önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda özellikle belgelendirme ve arşiv çalışmalarının ivedilikle yapılması, derleme, ses ve görüntü kayıtlarının alınması, bilimsel araştırmalarla kaynak çeşitliliğinin arttırılması önemlidir. Kültürün ve geleneklerin nesiller arası aktarımla korunup, yaşatılacağı ve sürdürülebilirliğinin sağlanacağı düşüncesiyle yeni nesillere aktarımın sağlanabilmesi için farkındalık eğitim programlarının ve seminerlerin düzenlenmesi, tanıtım etkinliklerinin planlanması hatta farklı eğitim düzeylerindeki eğitim öğretim müfredatlarında yer alması gerektiği düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025A comprehensive assessment of the antioxidant capacity and sensory properties of wheat-based cereal breads produced in different formulations
Burnaz, Nesibe Arslan; Hendek, Muge; Baltaci, Cemalettin
In this study, it was aimed to investigate the physicochemical, sensory and antioxidant properties of some wheat-based cereal bread types that are offered for sale and frequently consumed in the markets in Turkey. Bread types were produced with the help of a home-type bread-making machine, and 100% white wheat flour bread (WB) was used as a control. Sensory evaluations were determined by using the nine-point hedonic scale method. Total phenolic contents were determined by using Folin-Ciocalteau’s method. Antioxidant capacities were determined by using ABTS, DPPH, and FRAP assays. Besides, all data were evaluated by using principal component analysis (PCA) to discriminate the properties of bread types. Whole-wheat bread showed the highest antioxidant potentials (200.00µM TEAC for ABTS, 147.50µM TEAC for DPPH, 116.94µM TEAC for FRAP) and the highest amount of phenolic content (64.30mg GAE/100gDW), but a low overall acceptability score (6.00/9.00). As a result, the addition of wheat-based cereal flours affected the antioxidant, sensory, and physical properties of the produced breads (p<0.05). Different cereal flours added to the bread formulation positively affected the antioxidant properties of all breads, but only wheat bran and oat flour addition positively affected the overall sensory acceptability of the bread types. Hereby this study, individuals will be made aware of consuming bread types enriched with different cereal flours including important micronutrients instead of WB which is so poor in micronutrients. The study also provides convenience to individuals in the production of these breads in a home-type bread-making machine. This study reveals the various data for functional properties of bread types that are consumed less than WB.
- MakaleAçık Erişim2025Hemşirelerde Premenstrüel Sendrom ve Mental İyi Oluşluk Düzeyi Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi
Karakas, Sevda; Erdoğan, Kübra
Bu araştırma, bir devlet hastanesinde çalışan premenstrüel sendrom yaşayan hemşirelerde, premenstrüel sendrom ile mental iyi oluşluk düzeyi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu çalışma, Mayıs 2020- Haziran 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Tekirdağ iline bağlı Çorlu Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen çalışmanın örneklemini 18-55 yaş arasında 300 kadın hemşire oluşturmuştur. Verilerde; tanıtıcı bilgi formu, Premenstrüel Sendrom Ölçeği ve Warwick Edinburgh Mental İyi Oluşluk Ölçeği olmak üzere üç veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences for Windows 22,0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Premenstrüel dönemde hemşirelerin iş hayatının (%75) ve sosyal hayatının (%80) olumsuz etkilendiği saptanmıştır. Araştırmada premenstrüel dönemde hemşirelerin kendilerini daha yorgun ve depresif hissettikleri, uyku kalitesinin düşük olduğu, mental iyi oluş düzeyinin azaldığı tespit edilmiştir. Menstrüasyon döneminde olan çalışan kadınlara yasal olarak izin hakkının verilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve bu konunun daha fazla üzerinde durulması önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Mermer Fabrikasındaki Tehlike, Risklerin Değerlendirilmesi ve Kontrolü
Demir Şahin, Demet; Eker, Hasan
Türkiye'deki mermer fabrikaları, iş sağlığı ve güvenliği açısından farklı riskler bulundurmaktadır. Bu tesislerde çalışanlar önemli tehlikelere maruz kalmaktadır. Özellikle mermer bloklarının taşınması, kesilmesi ve işlenmesi süreçlerinde düşme, kayma, ezilme gibi kazalar sıkça yaşanabilir. Ayrıca, ağır makinelerin kullanımı da potansiyel risk oluşturmaktadır. Bu risklerin haricinde kimyasalların kullanımı, depolanması, karıştırılması ve çevreye atılması ile çalışanların sağlığı üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir. Bu kimyasalların doğru şekilde yönetilmemesi solunum problemleri, deri irritasyonları gibi sağlık sorunlarına neden olabilir. Ayrıca, ergonomik riskler de dikkate alınması gereken bir başka faktördür. Ağır kaldırma, tekrarlayan hareketler ve uzun süreli duruşlar gibi işler çalışanların kas-iskelet sistemi sağlığını etkileyebilir. Bu tehlikelerin etkilerini azaltmak için Türkiye'deki mermer fabrikaları iş sağlığı ve güvenliği önlemleri konusunda sürekli iyileştirmeler yapmaktadır. İşçi eğitimleri, kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı, işçi sağlığı ve güvenliği politikalarının uygulanması gibi önlemler iş kazalarının ve sağlık sorunlarının minimize edilmesine yardımcı olabilir. Bu çalışmada Fine Kinney yöntemi mermer fabrikasındaki tehlike ve risklerin belirlenmesi için kullanılmıştır. Yöntemin kullanımı ile oluşan riskler farklı kategoride değerlendirmiştir. Değerlendirme sonrasında toplamda 150 risk belirlenmiştir. Bunlardan 22'si olası, 53'ü önemli, 53'ü yüksek ve 22'si çok yüksek risk olarak sınıflandırılmıştır. Yüksek risk taşıyan konular için acil tedbirler ve kısa vadeli eylem planları oluşturulmalıdır. Tüm riskleri kabul edilebilir seviyeye getirmek için işletmeye sahada belirlenmiş riskler hakkında bilgi verilmiştir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Tobacco Addiction, Substance Addictions and Behavioral Addictions
Karadeniz, Havva; Elik, Burak
Addictions that concern public health and can be seen widely at all ages are an important public health problem. While tobacco addiction is widespread in society, behavioral addictions are also seen at undeniable rates; increasing substance addictions disrupt public health and functioning with their consequences. Determining the risk factors and prevalence of addictions is of great importance for combating and preventing addictions. Knowing the prevalence and risk factors of addictions can be used to guide the policies to be developed. Since addictions usually start at a young age, parents and teachers should be conscious and informed, and trainings and seminars should be held to create conscious awareness and ensure that they are the leaders in taking precautions against addictions. Addictions can be combated by establishing student communities. In this study, the prevalence of tobacco, substance and behavioral addictions and the problems they cause will be presented.
- MakaleAçık Erişim2025Otonom deniz araçlarının ticari deniz taşımacılığında kullanımının donatanlar açısından değerlendirilmesi
Gergin, Ramazan Eyüp
Ticari deniz taşımacılığının gelişimine katkı sağlayan teknolojik değişimler işletmelerin maddi unsurlarının yanı sıra rekabet güçlerini de arttırmaktadır. Otonom deniz araçları teknolojisi ise son on yılda hızla gelişmektedir. Ancak, otonom deniz araçlarının ticari deniz taşımacılığı için uygulanabilirliği ve uygulama potansiyeli hala belirgin değildir. Bu araştırmanın temel amacı otonom deniz araçlarının ticari deniz taşımacılığında kullanımına etki eden kriterlerin önem ağırlıklarının donatanların bakış açısıyla değerlendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda otonom deniz araçlarının ticari deniz taşımacılığında kullanımını etkileyen kriterler literatür araştırması ile belirlenmiştir. Otonom deniz araçlarının ticari deniz taşımacılığında kullanımını etkileyen kriterlerin önem ağırlıklarının hesaplanmasında Sezgisel Bulanık SWARA (IF-SWARA) yönteminden yararlanılmıştır. Yapılan uygulamanın sonuçlarına göre otonom deniz araçlarının ticari deniz taşımacılığında kullanımını etkileyen en önemli kriterin 0,1913 önem ağırlığı ile İşletme Maliyetleri (ODA1) olduğu tespit edilmiştir.
















