Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Kulakaç, Nurşen(10)
- Uzun, Sevda(8)
- Yesilelebi, Gl(8)
- Durmuş, İbrahim(7)
- Araz, Onur(6)
- Aksoy, Bahar(5)
- Aydin, Aydanur(5)
- Baltaci, Cemalettin(5)
- Gücer, Mehmet Ali(5)
- Merdan, Mehmet(5)
- Odaci, Hatice(5)
- Peker, Iskender(5)
- Vural, Alaaddin(5)
- Acet, Tuba(4)
- Akyol, Hikmet(4)
- Bülbül, Kenan(4)
- Dokuz, Abdurrahman(4)
- Karabulut, Besim(4)
- Karsli, Orhan(4)
- Kaygusuz, Abdullah(4)
- Ozcan, Handan(4)
- Sımsek, Tugçe(4)
- Türkkan, Tuğba(4)
- Yücel, Cem(4)
- Çam, Handan(4)
- Öz, Mehmet(4)
- Ünker, Faruk(4)
- Ürkek, Bayram(4)
- Şenel, Ebru(4)
- Arslan, Adem(3)
- Arslan, Mehmet(3)
- Aydin, Faruk(3)
- Baltacı, Cemalettin(3)
- Batan, Nevzat(3)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(3)
- Cakir, Tufan(3)
- Cengiz, Sevil(3)
- Demir, Sertac Timur(3)
- Demirbağ, Orkun(3)
- Duran, Celal(3)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Afrika Kıtası'nda Türkiye'nin eğitim alanında yürüttüğü kamu diplomasisi faaliyetleri
Murat Han Canpolat
Kamu Diplomasisi kavramı 1965 yılında Tufts Üniversitesi Fletcher Hukuk ve Diplomasi dekanı olan Edmund Gullion tarafından ortaya atılmıştır. İngilizce'de "Public Diplomacy" olarak geçen Kamu Diplomasisi, hedef ülke halkını doğrudan etkileyerek yapılması istenilen hedefler için alt yapı oluşturan ve yumuşak gücün üretilmesinde kullanılan araçlardan biridir. Eğitim alanı, kamu diplomasisi faaliyetleri içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu eğitim faaliyetleri içerisinde okul yapma, öğrenci değişimleri, burs verme, mesleki, akademik, askeri vb alanlarda yerinde eğitim verme, eğitim alanlarında yapılan iyileştirme gibi çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalara istinaden dönemin ABD Dışişleri Bakanı olan Colin Powell "Ülkemiz için burada eğitim gören, geleceğin dünya liderlerinin dostluğunu kazanmaktan daha iyi bir servet göremiyorum" demiştir. Türkiye'nin Afrika ile olan ilişkileri 2000 yılından sonra ivme kazanmıştır. Afrika Kıtası'nda yapılan çalışmalar arasında eğitim faaliyetleri de bulunmaktadır. Kamu diplomasisi adı altında yapılan eğitim destekleri Türkiye için orta ve uzun vadede sonuçları alınması planlanan faaliyetlerdir. Bu çalışmada Türkiye'nin Afrika Kıtası'nda eğitim alanında yürütmüş olduğu kamu diplomasisi faaliyetleri anlatılarak, bu alanda daha başarılı çalışmaların yapılması maksadıyla Türkiye'nin Afrika ile olan ilişkilerine değinilip, Afrika'da eğitim alanında Türkiye için faaliyet yürüten kamu, kurum ve kuruluşlarının faaliyetleri hakkında bilgi verilmiş olup Türkiye'nin uzun vadede Afrika Kıtası'nda yumuşak gücünü artırmak için eğitim alanındaki kamu diplomasisi faaliyetlerinin nasıl daha iyi olabileceği üzerinde durularak analiz yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler:Eğitim, Güç, Kamu Diplomasisi, Yumuşak Güç
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Maden sektörü çalışanlarında acil durum farkındalığının araştırılması
Gizem Aktaş
İş sağlığı ve güvenliği, çalışma ortamında gerçekleşmesi muhtemel olan risklere karşı çalışanların korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasını ifade eden bir kavramdır. Dolayısıyla bu alanda yapılan çalışmalar çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumayı amaçlar. Bu çalışmalar kapsamında işyerlerinde ilgili yönetmeliklere göre risk analizleri yapılmalı, acil durum eylem planları hazırlanmalı, iş yerlerinin tehlike sınıfları göz önünde bulundurularak çalışanların acil durumlar hakkında bilinçlenmesi sağlanmalıdır. Meydana gelebilecek acil durumlara karşı önceden planlamaların yapılması ve çalışanların bu konudaki bilgi ve farkındalık düzeyleri meydana gelebilecek bir acil durumun çoklu yaralanmaların ve ölümlerin önüne geçilebilir. Özellikle çok tehlikeli sınıfta yer alan, iş kazası oranlarının yüksek olduğu sektörlerden biri olan madencilik sektöründe de acil durumlara karşı çalışanların bilinçli olması oldukça önemlidir. Bu tez kapsamında yapılan araştırmada Erzincan İliç ilçesinde altişveren konumunda hizmet veren sondaj firması çalışanlarının acil durum bilgi düzeyi ve acil durum farkındalık düzeyi ölçülmeye çalışılmıştır. Bu amaçla sondaj firması çalışanları ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Firmalarda çalışan toplam 195 personelden çalışmaya katılmaya gönüllü ve anket formunu eksiksiz dolduran 170 kişiden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Anketin birinci bölümünde çalışanların kişisel bilgilerini içeren demografik bilgiler, ikinci bölümünde katılımcıların acil durum bilgi düzeylerini ve farkındalık düzeylerini ölçmek için 25 soru, üçüncü bölümde ise acil durum ekibinde yer alan çalışanların acil durum farkındalık düzeylerini ölçmek üzere 6 soru yer almaktadır. Genel acil durum tutumlarına ait betimsel bulgular incelendiğinde sondaj çalışanlarının; genel acil durum tutumları ortalamasının orta olduğu belirlenmiştir. Genel acil durum tutumlarına ait alt boyut ortalamaları incelendiğinde; acil durum bilgi düzeyi düşük, acil durum farkındalık düzeyi orta olduğu belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Sosyal medyada bedenin yeniden üretimi: Geç ergenlik dönemi üzerine nitel bir araştırma
Kübra Türkel
Ergenlik dönemi, bireyin fiziksel, zihinsel, psikolojik, sosyal ve cinsel gelişiminde değişimlerin yaşandığı önemli bir dönemdir. Bu dönemin etkisiyle ergenler, duygusal dalgalanmalar, yetersizlik hissi ve kendini beğenmeme gibi durumlarla karşılaşmaktadır. Bu olumsuz durumların sebeplerinden biri, ergenlerin sosyal medyayı kullanım sıklığının artmasına bağlı sosyal medyada karşılaştıkları ideal beden görünümleriyle kendi bedenlerini kıyaslamalarıdır. Çünkü sosyal medyada bir bedenin nasıl olması gerektiğine dair oldukça fazla uyaran mevcuttur. Bu nedenle bu araştırmada, geç ergenlik dönemindeki bireylerin beden ve ideal beden algısını etkileyen değişkenlerin ve beden memnuniyetsizliği ile baş etme stratejilerinin neler olduğunu ve sosyal medyanın beden inşasına etkisini incelemeyi amaçladım. Bu amaç doğrultusunda çalışmayı nitel araştırma desenine göre dizayn ettim. Araştırmada, veri toplama aracı olarak görüşme tekniğinden faydalandım. Araştırmanın katılımcılarını belirlemede amaçlı örneklem yöntemini kullanarak, belirtilen kriterleri karşılayan geç ergenlik dönemindeki 24 bireyle amaca yönelik derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdim. Görüşmelerden elde ettiğim verileri çözümlemede, katılımcıların birebir aktardığı görüşler için betimsel analizden faydalandım. Ayrıca, MAXQDA 2022 programı aracılığı ile Beden İnşası temasını; beden algısının gelişimi, beden memnuniyetsizliği ile baş etme stratejileri, ideal beden algısı ve sosyal medya olmak üzere dört ana kategoride inceledim. Beden inşasının şekillenmesinde ergenlik döneminin, ailenin, akranların, partnerin, toplumun, benlik algısının ve sosyal medyanın önemli rolü olduğu sonucuna ulaştım. Sosyal medyada sunulan ideal beden görünümlerinin ergenlerin beden inşasında önemli bir etkiye sahip olduğu kayda değer bir diğer sonuçtur. Bu araştırmanın konusu nicel araştırma teknikleri ile daha önce ölçümlendiği halde alanyazında nitel tekniklerin kullanıldığı herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Buradan hareketle, görüşme tekniği ile toplanan veriler, konu ile ilgilenenlere temel kaynak olması açısından önemlidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Covid-19'un güvenlikleştirilmesinin ekonomik ve toplumsal alanlarda incelenmesi: Türkiye örneği
Şahturna Türkaslan
Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, insan yaşamını tehdit eden küresel bir sağlık krizine dönüşmüştür. Covid-19 dünyada ticaretten ekonomiye, insani ilişkilerden toplumsal yaşama ve uluslararası ilişkilere kadar tehdit oluşturarak sağlık krizi olmasının ötesine geçmiştir. Salgın, insanların varoluşunu ve devletlerin sürdürülebilirliğini tehdit ederek güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu kapsamda çalışmada; Covid-19 salgınının Türkiye'de güvenlikleştirici aktörler olarak değerlendirilen siyasi partiler içerisinden AKP, MHP, CHP, HDP ve İYİ parti tarafından algılanışı güvenlikleştirme kuramı kapsamında incelenmiştir. Covid-19'un Türkiye'de güvenlikleştirici aktörlerce siyasi söylem içerisinde toplumun varoluşuna dair güvenlik tehdidi olarak çerçevelendiği görülmüştür. Ayrıca salgının ülkede ekonomik ve toplumsal alanlarda da bir tehdit unsuru olduğu ve bu alanlarda olumsuz etkilerinin görüldüğü dolayısıyla salgının ülkenin ekonomik ve toplumsal güvenliğine de tehdit oluşturduğu görülmüştür. Bu tehditle mücadele etmek için alınan olağanüstü önlemlerle de salgın güvenlikleştirilmiştir. Bu kapsamda çalışmanın, ülkede bir salgın hastalığın güvenlikleştirici aktörler olan siyasi parti elitleri tarafından nasıl güvenlik meselesi olarak ele alındığını ve sağlık alanında ortaya çıkan krizin ülkede ekonomik ve toplumsal güvenliği nasıl tehdit ettiğini göstermesi açısından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Dede Korkut Hikayeleri'nde geçen insan yapımı nesne adları
Erol Karayiğit
Bir ulusun yaşam biçimi, inancı, dünya görüşü, var olma ve yaşamını devam ettirme mücadelesi dilin kavramlarına yansımaktadır. İslamiyet öncesi ve İslamî kültürün bir arada yaşadığı, kültürel değişimin geniş zaman diliminde gerçekleştiği ortamda Türkçe de toplumun yaşayışına, kültürüne ait nesneleri üretmesi ve adlandırması için Türk insanına geniş bir olanak sağlamıştır. Bu çalışmada Türk dili, edebiyatı ve kültürünün başyapıtları arasında yer alan, birçok yönüyle araştırmacılara ilham kaynağı olan Dede Korkut Hikâyeleri'nde geçen insan yapımı Türkçe nesne adları söz varlığı incelenmiştir. Dede Korkut Kitabı'nda geçen insan eliyle üretilen nesnelere verilen adlardan yola çıkarak bir taraftan kültürel gelişmeleri izlemek bir taraftan da Türkçenin anlatım olanaklarını göstermek hedeflenmiştir. Bu çalışmada Dede Korkut Kitabı Dresden ve Vatikan nüshasında geçen 153 Türkçe insan yapımı nesne adı incelenmiştir. Bu adlardan 72 tanesinin kökeni Eski Türkçe metinlerde tespit edilmiştir. Elde edilen nesne adlarından 139 tanesinin de tarihî Türk lehçelerine ait eser ve sözlüklerde geçtiği saptanmıştır. Ayrıca Dede Korkut Kitabı'nda tespit edilen 153 nesne adından 135'inin Türkiye Türkçesi ve ağızlarda kullanıldığı tespit edilirken 18'inin kullanımdan kalktığı görülmüştür. Türkiye Türkçesinde ve ağızlarda kullanımını sürdüren sözcüklerden 10'unun anlam değişikliğine uğradığı, 125'inin ise Dede Korkut Kitabı'ndaki anlamıyla yaşadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Dede Korkut Kitabı, Kültür, Nesne adları, Söz varlığı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Hisse senedi piyasalarında algoritma kullanımı: Borsa İstanbul'da Turtle Trade uygulaması
Kezban Canözü Öksüz
Günümüzde bilgisayar teknolojileri ve algoritmalar hızla gelişmiş ve bu teknolojiler finansal piyasalarda aktif olarak kullanılmaya başlanmıştır. Algoritmalar yardımıyla finansal piyasalarda al-sat sinyalleri üretilmekte ve bu sinyaller doğrultusunda gerçekleştirilen yatırımlar ile kar maksimizasyonu sağlanabilmektedir. Algoritmalar ile üretilen al-sat sinyallerinin kullanımında yatırımcılar için önemli olan husus karlı işlemlerde mümkün olan en yüksek karı elde etmek; zararlı işlemlerde ise mümkün olan en az zararla pozisyonu kapatmaktır. Bu tezin yazılış amacı, Turtle Trade stratejisine dayalı algoritmik trade yöntemini kullanarak gerçekleştirilen yatırımların getiri performansını ölçmek ve elde edilen getiri performansının piyasalarda yaygın olarak kullanılan çeşitli indikatörlerin getiri performansı ile karşılaştırmaktır. Çalışma kapsamında Borsa İstanbul BIST30 endeksinde yer alan firmaların 30 Nisan 2020 – 12 Mayıs 2022 tarihleri arasındaki 500 işlem günü dikkate alınmıştır. Çalışma sonucunda, Turtle Trade yönteminin değerlendirmeye alınan indikatörlere kıyasla belirgin ölçüde daha iyi getiri performansı sağladığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlar yatırımcıların algoritmik trade işlemlerinde farklı yatırım stratejileri geliştirebilmesine katkı sağlayacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Hekimlerin çocuk ihmal ve istismar vakaları ile karşılaşma durumları, bildirim yükümlülükleri ve eğitim gereksinimleri: Gümüşhane örneği
Mansur Üstünsoy
Geçmişten günümüze toplumun en temel yapı taşı aile olarak kabul edilmektedir. Aile, çocuğun ilk eğitim aldığı yer olması açısından aileye farklı sorumluluk ve görevler yüklenmektedir. İşlevlerinde aksamaların gerçekleştiği aileler sağlıksız aileler olarak tanımlanmaktadır. Sağlıksız ailelerde çocuğa yönelik ihmal istismar gibi çocuğun fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü bozacak durumlar gerçekleşebilir. Bu durumlar şiddet, cinsel içerikli davranışlar ya da çocuğun onur ve haysiyetini zedeleyici söylemler olarak karşımıza çıkabilmektedir. Sosyal hizmet mesleği çeşitli dezavantajlı gruplarla çalışsa da bunlardan en önemli olanlardan birisi çocuklar olarak kabul edilmektedir. Multidisipliner bir çalışma alanı olan sağlıkta da çocuğa yönelik tıbbi, psikolojik ve sosyal olarak müdahale alanları bulunmaktadır. Koruyucu ve önleyici hizmetlerin yanı sıra çocuk istismarı ve ihmalinde ilk müdahale eden meslek grupları içerisinde yer alan hekimlerin bu alanla ilgili bilgi, beceri ve deneyimlerinin bulunması son derece önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; Gümüşhane İlinde görev yapmakta olan hekimlerin çocuk ihmal ve istismar vakaları ile karşılaşma durumları, bildirim yükümlülükleri ve eğitim gereksinimlerinin tespit edilmesi, ayrıca sağlık eğitimi alan ve insan anatomisi ve fizyolojisi üzerine yoğunlaşan hekimlerin toplumsal sorunlar, yasal sorumluluklar ve insan psikolojisine yönelik farkındalık düzeylerinin ölçülmesidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022İlköğretim (2.kademe) öğrencilerinin, madde bağımlılığı ile mücadelesinde okul sosyal hizmeti'nin önemi
Tuncay Üçüncü
Madde bağımlılığı ile mücadelede önleyici ve koruyucu bir uygulama alanı olan okul sosyal hizmetinin önemi bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Araştırmamız ülkemizde henüz pilot uygulamaları yapılan okul sosyal hizmetinin tüm okullarımızda hayata geçirilmesi için gerekli teorik bilgi ve bilimsel verilerin temininde yardımcı bir başvuru kaynağı olacaktır. Madde bağımlılık yaşının giderek İlköğretim 1. kademeye kadar düştüğü günümüzde, bu konuda yapılan çalışmaların yetersiz olduğu literatür taramasında ortaya çıkmıştır. Okullarımızda okul sosyal hizmet birimlerinin kurularak aktif olarak çalışması ile, madde bağımlılığını önlemedeki başarısı araştırılmış, erken yaş madde bağımlılığının önlenmesinde başarılı sonuçların alınacağı saptanmıştır. Çalışmanın teorik kısmında detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. Sadece bireysel değil toplumsal bir sorun olan madde bağımlılığının önlenmesinde Şiran ilçemizde görev yapan öğretmen ve yöneticilerimizin görüş ve önerileri doğrultusunda eğitim ve öğretim faaliyetlerine yeni çözüm odaklı katkı sağlama hedef edinilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda madde bağımlılığının erken yaşlarda önlenilmesi gerektiğinin önemi anlaşılmıştır. Bu sebeple okullar bünyesinde hayata geçirilecek okul sosyal hizmet birimlerinin gerekliliği ortaya konulmuş, madde bağımlılığının önlenmesinde önemli bir kilit rol oynayacağı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Hemşirelerin COVID-19 pandemi dönemindeki tükenmişlik düzeyleri (Trabzon Fatih Devlet Hastanesi örneği)
Mürvet Hoyur
Pandemi sürecinde kilit rol oynayan hemşirelerin artan iş gücü ve değişen çalışma koşulları ile tükenmişliği belirgin olarak artmıştır. Tükenmişliğin olumsuz etkilerini azaltabilmek, tükenmişliğin bilinmesi ve gerekli önlemlerin alınması ile mümkündür. Bu araştırma hemşirelerin COVID-19 pandemi dönemindeki tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan araştırmanın evrenini Kasım-Aralık 2021 tarihinde Trabzon Fatih Devlet Hastanedeki tüm hemşireler (286 kişi) oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeyip evrenin tamamına ulaşılması planlanmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 236 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan sosyodemografik özellikler, tükenmişlik düzeyleri ve COVID-19 pandemisine yönelik sorular ile "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" sorularından oluşan anketin bireylerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde frekans, t testi, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, ANOVA testi kullanılmıştır. Ruhsal bir hastalığa sahip olduğunu ifade eden, COVID-19 (+) hasta bakan, COVID ekipman, personel sayısı gibi fiziki şartların yetersiz bulan hemşirelerin diğerlerine göre duygusal tükenmişlik seviyeleri daha yüksek bulunmuştur. Bu araştırmada COVID-19 pandemi döneminde Trabzon Fatih Devlet Hastanesinde görev yapan hemşirelerin duygusal tükenme ve kişisel başarısızlık puan ortalamalarının orta düzeyde, duyarsızlaşma puan ortalamalarının düşük düzeyde olduğu bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Farklı yöntemlerle üretilen nar ekşilerinde hidroksimetil furfural (HMF) oluşum kinetiğinin incelenmesi
Esma Gülbahar
Nar ekşisi özellikle Türkiye'de tüketimi yaygın, geleneksel ve ticari olarak üretilen fonksiyonel bir gıda ürünüdür. Nar meyvesi nar ekşisi elde etmek için uygun şartlar altında işlendiğinde kalite özellikleri korunmakta ve böylelikle raf ömrü uzatılmaktadır. Ancak, işlenmeleri esnasında yüksek sıcaklıklara tabi tutulduğunda ise besin değerinde kayıplar oluşmakta ve enzimatik olmayan esmerleşme reaksiyonları meydana gelmektedir. Bu reaksiyonlar neticesinde insan sağlığı üzerinde toksikolojik, mutajenik ve genotoksik etkiler gösteren hidroksimetil (HMF) bileşiği oluşmaktadır. Bu çalışmada beş farklı kurutma yöntemi kullanılarak nar ekşisi üretilmiştir. Üretimde oluşan HMF miktarı tespit edilerek Ea ve Q10 değerleri hesaplanmış ve HMF oluşum kinetikleri değerlendirilmiştir. Ek olarak, üretilen nar ekşilerinini titrasyon asitliği, pH, toplam şeker, renk, brix ve esmerleşme indeksi (BI) analizleri yapılmıştır. Çalışmada en yüksek HMF miktarı açık kazanda kurutma yönteminde (OB) 232.84±7.55 mg/kg olarak ve en düşük değer ise dondurarak kurutma yönteminde 11.97±0.49 mg/kg tespit edilmiştir. Nar ekşisinin farklı teknik, sıcaklık ve sürelerde üretiminde oluşan HMF miktarlarının değiştiği, reaksiyon hızının sıcaklık arttıkça arttığı ve OB işleminde en yüksek düzeyde gerçekleştiği belirlenmiştir. Ayrıca a*, ΔE, kahverengi pigment oluşumu ve HMF değerleri arasında bir korelasyon vardır. Çalışmada elde edilen veriler nar ekşisi endüstrisinde sıklıkla karşılaşılan HMF probleminin çözümü için kullanılabilir niteliktedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022COVID-19 döneminde sağlık çalışanlarının mesleki risklerinin iş stresine etkisi (Trabzon ili örneği)
Özgehan Erkan
Bu çalışma; COVID-19 döneminde SBÜ Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanlarında mesleki risklerinin iş stresine etkisini belirlemek ve bu risklerden etkilenme derecesini en az düzeye indirmek, iş stresi düzeylerini azaltmak, çözüm önerileri geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışmanın evrenini Eylül-Kasım 2020 tarihlerinde SBÜ Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları (n=150 kişi) oluşturacaktır. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış ve 115 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan bilgilendirilmiş onam formu, sosyo-demografik özellikler, iş ortamında karşılaşılan mesleki risk ve tehlikeler, iş stresini etkileyen faktörleri içeren sorular ile "Sağlık Çalışanları Güvenliği Ölçeği" ve "Beck Anksiyeti Ölçeği" sorularından oluşan anketin bireylerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi frekans, ortalama, standart sapma, t testi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılarak yapılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Bu araştırma kapsamında pandemi sürecinde görev yapan sağlık çalışanlarında SÇGÖ puan ortalaması 156.20±28.33, BAÖ puan ortalaması 34.57±9.76 olarak bulunmuştur. Sağlık çalışanların çalışma saatleri arttıkça iş güvenliği ve anksiyeteleri de azalmaktadır. Sağlık çalışanlarının iş güvenliği arttıkça anksiyeteleri azalmaktadır. Sağlık çalışanlarına yönelik iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin sayısını ve farkındalıklarını arttırıcı çalışmalar yapılmalıdır
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022COVİD-19'un ekonomik etkilerinin analizi: OECD ülkelerine yönelik bir uygulama
Sevcan Gülen
Covid-19 salgını hemen hemen her ülkenin ekonomik büyüme oranlarının düşmesine, işsizlik ve enflasyon oranlarının artmasına, talep düzeyinin azalmasına, tedarik zincirlerinin bozulmasına, dış ticaret hacminin daralmasına, işgücü verimliliğinin azalmasına ve işgücü maliyetinin artmasına sebep olarak küresel ekonomiyi olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışma, Covid-19'un dolaylı ekonomik etkilerini bütüncül olarak hastalık maliyeti literatürü kapsamında ele alan ilk çalışmadır. Çalışmanın amacı, Covid-19 salgınının küresel ekonomik etkilerini analiz etmek, 2019 yılının son çeyreği itibariyle çeyreklik dönemler halinde kişi başına düşen GSYİH, büyüme oranları, işsizlik oranları, enflasyon oranları, işgücü maliyetleri ve işgücü verimliliğinde zaman içinde meydana gelen değişmeleri incelemek ve yıllık bazda veriler kullanılarak OECD ülkelerine ait söz konusu ekonomik değişkenlerde meydana gelen % değişimlerin bir önceki döneme kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yaratacak büyüklükte olup olmadığını analiz etmektir. Bu bağlamda çalışmada kullanılan istatistikler kişi başına düşen GSYİH, büyüme oranları, enflasyon oranları, işgücü maliyetleri ve işgücü verimliliğidir. İstatistikler OECD veri tabanından derlenmiştir. Çalışmada parametrik testler arasında yer alan Eşleştirilmiş Örneklem T testinden ve nonparametrik testler arasında yer alan Wilcoxon testinden yararlanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre kişi başına düşen GSYİH' de meydana gelen toplam değişmenin %21'inin, büyüme oranlarında meydana gelen toplam değişmenin %78'inin, enflasyon oranlarında meydana gelen toplam değişmenin %50'sinin, işgücü maliyetlerinde meydana gelen toplam değişmenin %68'inin Covid-19'dan kaynaklandığı ve salgının OECD ülkelerinin bu istatistikler üzerinde anlamlı farklılık yaratacak büyüklükte olduğu, Covid-19 öncesi ile sonrası ortalama işgücü verimliliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Gülaçar (Gümüşhane) ve civarındaki paleozoyik yaşlı plutonik kayaçların petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özeliklerinin incelenmesi
Hüseyin Enes Atay
Bu çalışmada, Gülaçar (Gümüşhane) ve civarında yer alan Paleozoyik yaşlı plütonik kayaçların mineralojik-petrografik ve tüm kayaç jeokimyasal özellikleri ortaya konularak, kayaçların oluşum mekanizmaları ve kökenleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. İnceleme alanının tabanında Erken Karbonifer yaşlı Kurtoğlu Metamorfitleri yer alır. Geç Karbonifer yaşlı Gümüşhane Plutonu Kurtoğlu Metamorfitleri'ni kesmiştir. Bu birimler üzerine uyumsuz olarak Erken-Orta Jura yaşlı Şenköy Formasyonu gelir. Bu formasyon Geç Jura-Erken Kretase yaşlı Berdiga Formasyonu tarafından uyumlu olarak üstlenir. Tüm bu birimler Eosen yaşlı Karadağ Granitoyidi tarafından kesilmiştir. İnceleme alanındaki en genç birimler Kuvaterner yaşlı alüvyonlardan oluşur. İncelenen Paleozoyik yaşlı plütonik kayaçlar inceleme alanında yaklaşık 50 km2'lik bir alanda yayılım gösterir. Başlıca granit ve kuvarslı monzonit bileşimli kayaçlardan oluşur. Bu kayaçlar orta-iri taneli olup, ortoklas, kuvars, plajiyoklas, biyotit, amfibol ve opak mineralleri içerirler. İncelenen Paleozoyik yaşlı plütonik kayaçlar genel olarak I-tipi, peralümin ve orta-yüksek-K karakterli olup, yüksek SiO2 içeriklerine (% 63-77) sahiptirler. Kayaçlar büyük iyon yarıçaplı litofil elementlerce (LILEs) zenginleşmişlerdir. Kondrite göre normalleştirilmiş nadir toprak element desenleri konkav şekilli (LaN/YbN= 5.08-14.76) olup, negatif Eu anomalisi (EuN/Eu*=0.32-0.75) gösterirler. Ana ve iz element değişimleri dikkate alındığında, kayaçların gelişiminde plajiyoklas, hornblend ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının etkili olduğunu görülür. Zirkon ve apatitlerde yapılan hesaplamalarda, kayaçların kristallenme sıcaklıkları 750-936 °C arasında değişmektedir. Tüm bu özellikler, yüksek molar (CaO+FeOT+MgO+TiO2) ve düşük molar (Na2O+K2O) / (FeOT+MgO+TiO2), K2O/Na2O ve Mg# içerikleri, incelenen Paleozoyik yaşlı plütonik kayaçların metabazalt / metagrovak türü kaynak kayaçların kısmı ergimesi ile oluşmuş olabileceğini gösterir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Ebeveynlerin aile içi şiddet farkındalık düzeylerinin açıklanmasında olumsuz çocukluk yaşantılarının ve algılanan ebeveyn kabul-red durumlarının rolü
Ahmet Ali Çelik
Bu araştırmanın amacı ebeveynlerin aile içi şiddet farkındalıklarını etkileyen demografik değişkenler ile olumsuz çocukluk deneyimlerinin ve ebeveyn kabul-ret düzeylerinin şiddet farkındalığı üzerindeki etkilerinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın örneklemini oluşturan 466 ebeveynden demografik bilgi formu, Aile İçi Şiddet Farkındalık Ölçeği, Olumsuz Çocukluk Yaşantıları Ölçeği ve Yetişkin Ebeveyn Kabul-Ret Ölçeği aracılığı ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, çok değişkenli regresyon, Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı, t-testi analizi ve tek yönlü Anova teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ebeveynlerin olumsuz çocukluk yaşantılarının sayısı ve baba ret düzeyleri arttıkça şiddet farkındalık düzeylerinde anlamlı oranda düşüş gözlendiği sonucu elde edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda ise cinsiyet değişkeninin aile içi şiddet farkındalığını yordarken, olumsuz çocukluk yaşantıları, anne kabul-ret düzeyi ve baba kabul-ret düzeyi olan bağımsız değişkenlerin aile içi şiddet farkındalığını yordamadığı tespit edilmiştir. Bununla beraber, ebeveynlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, anne baba eğitim düzeyi ve evlenme şekli gibi değişkenlerin aile içi şiddet farkındalık düzeyini anlamlı oranda etkilerken, ebeveynlerin çocukları ile birlikte yaşama durumu, bir işte çalışıp çalışmama, psikolojik bir probleme sahip olup olmama, medeni durum ve gelir durumu değişkenlerinin ise aile içi şiddet farkındalığını anlamlı oranda etkilemediği bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Farklı ekmeklik buğday unları kullanılarak üretilen Tokat kırmızı biber tarhana örneklerinin fiziksel, kimyasal, fonksiyonel ve mikrobiyolojik özelliklerinin araştırılması
Sevil Gençer Özyılmaz
Bu çalışmada, beş farklı ekmeklik buğday çeşidinden (Altınöz, Candaş, Gökkan, Şahika ve Yakamoz) elde edilen unlardan, spontan kademeli fermantasyon yöntemine dayanarak geleneksel tarhana yapım metodu ile elde üretilen tarhana örneklerine açık havada, hava akımlı etüvde ve vakum altında kurutma yöntemleri uygulanmıştır. Elde edilen tarhanalarda fiziksel, kimyasal, fonksiyonel ve mikrobiyolojik özellikler incelenmiştir. Bu kapsamda, rutubet, kül, protein, yağ, pH, tuz, fitik asit ve mineral içerikleri ile yağ asitleri kompozisyonu, toplam titrasyon asitliği, su tutma kapasitesi, yağ tutma kapasitesi, su aktivitesi, renk analizleri, antioksidan analizleri (DPPH giderme-troloks eşdeğeri, DPPH giderme-askorbik asit eşdeğeri, DPPH inhibisyonu, toplam antioksidan kapasitesi, toplam flavonoid kapasitesi, toplam fenolik kapasitesi, FRAP indirgeme kapasitesi, ABTS, viskozite değerleri ve aktik asit bakterileri incelenmiştir. Elde edilen bulgular; tarhana örneklerine uygulanan kurutma tekniklerinin, bazı antioksidan özellikler (toplam fenolik kapasitesi ve ABTS giderme aktivitesi) hariç, tüm özellikler bakımından önemli farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Çeşitler ise, su aktivitesi, renk analizleri ve ABTS giderme aktivitesi hariç tüm özellikler bakımından önemli değişimler göstermiştir. Ayrıca, kurutma tekniği×çeşit interaksiyonlarının tüm özellikler yönünden önemli bulunduğu anlaşılmıştır. Açık havada kurutulan tarhanalarda 2.6x103-3.5x104 kob/g laktik asit bakterisi (LAB) belirlenirken; etüvde ve vakum altında kurutma yöntemlerinde LAB'ye rastlanmamıştır. Açık havada kurutma (AHK) metodu, LAB ve antioksidan özellik açısından tüketim için daha uygun bulunmuştur. Ayrıca, enerji maliyetleri düşünüldüğünde; bu yöntem öne çıkmaktadır. Daha yüksek kül, protein, yağ, toplam titrasyon asitliği ve çoğu antioksidan aktiviteleri ile kalsiyum, çinko, bakır ve mangan içerikleri bakımından Gökkan ekmeklik buğday çeşidi, Tokat kırmızı biber ve benzeri tarhanalar için önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Geleneksel tıpta kullanılan kuşburnu (Rosa canina L.) meyvelerinin farklı saklama koşulları ve demleme sürelerinde antioksidan antimikrobiyal aktivitelerinin ve fenolik içeriğinin incelenmesi
Münevver Darak
Rosa canina L (kuşburnu) geleneksel tedavide yaygın kullanılan tıbbi aromatik bir bitkidir. Antioksidan, antimikrobiyal ve anti-inflamatuar özellikleri çeşitli çalışmalarla ortaya konmuştur. Fenolik bileşiklerin çeşitli saklama sıcaklığı ve süresine bağlı olarak miktarlarında değişiklik meydana geldiği bilinmektedir. Bu çalışmada Gümüşhane İli'nden toplanmış kuşburnu meyvelerin farklı demleme süreleri ve saklama koşullarına göre antioksidan, antimikrobiyal aktivite ve C vit miktarı değişimlerinin izlenmesi amaçlandı. Buna göre taze, kurutulmuş ve dondurulmuş kuşburnu örnekleri üç ay ara ile 90 derece sıcaklıkta demlenerek 30, 60, 90 ve 120 dakika 5 ve 6. saatlerde alınan örneklerde ABTS, DPPH FRAP metotları ile antioksidan aktivite, toplam fenolik içerik ve toplam flavonoid madde miktarları ve antimikrobiyal aktivite analizleri, HPLC ile fenolik içerik ve C vitamini analizi yapılmıştır. Kurutulmuş meyvelere ait sulu ve etanolik ekstraklar yapılarak bu örneklerde de yukarıda belirtilen analizler gerçekleştirilmiştir. Demleme ürünlerinde en yüksek antioksidan aktivitenin toplam fenolik içerik ve flavonoid madde miktarının kurutulmuş kuşburnu örneklerinde özellikle 6. Saatte olduğu görüldü (p<0.05). Saklama süresine bağlı olarak bu parametrelerde belirgin azalma izlendi. Demlemeler içinde en yüksek C vitamini miktarı kurutulmuş kuşburnunda olduğu görüldü (83.56 µg/mL demleme). HPLC fenolik içerik analizinde ekstraktlarda toplam 8 adet fenolik bileşik tespit edildi. En fazla Fenolik bileşik olarak kateşin (661.42 µg/g ekstrakt) bulundu. Etanolik ve sulu ekstrakt C vitamini değerlerinde 3 ay sonunda sırası ile %26 ve %14'lük düşüşler tespit edildi. Antimikrobiyal aktivite analizinde 7 suştan beşine karşı (Bacillus subtilis, Staphylus aureus, Streptococcus pyogenes E. Coli, Pseudomonas aeruginosa) aktivite gözlendi. Bu sonuçlara göre kuşburnu meyvelerinin uygun demleme süre ve saklama biçimlerinin verimin arttırılmasına katkı yapacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Türkiye'de sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik düzeyinin değerlendirilmesi
Meltem Tülin Sezgin
Sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik veya erişim, bir toplumun talep ettiği sağlık hizmetlerinden ne ölçüde yararlanabildiği ile ilgili kavramlardır. Çalışmada Türkiye İBBS-1 Sınıflandırmasına göre 12 istatistiki bölgenin T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı verileri kullanılarak sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik düzeyleri belirlenmiştir. Araştırma verileri Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden birisi olan, TOPSİS (Technique for Order Preference by Similarity to İdeal Solition) yöntemiyle, Microsoft Excel yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar incelenen kriterlerin ana başlıklarına bağlı değişmekle birlikte, sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliği en yüksek bölgeler; Mortalite başlığında; Doğu Karadeniz, Batı Anadolu ve Batı Marmara, Sağlık hizmetleri Kullanımında; Batı Karadeniz ve Batı Marmara, Koruyucu Sağlık Hizmetlerinde; Batı Marmara ve Batı Anadolu, Sağlık Alt Yapısında; Akdeniz ve Batı Anadolu, Sağlık İnsan Kaynağında; Batı Anadolu ve Acil sağlık Hizmetlerinde; Doğu Karadeniz Bölgeleri olarak sonuçlanmıştır. Sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik düzeyi en düşük olan bölgeler ise; Mortalite Başlığında, Güneydoğu Anadolu, Orta Anadolu ve Kuzeydoğu Anadolu, Sağlık Hizmetleri Kullanımında; Ortadoğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Koruyucu Sağlık Hizmetlerinde; İstanbul, Kuzeydoğu Anadolu ve Ortadoğu Anadolu, Sağlık Alt Yapısında; Güneydoğu Anadolu ve Ortadoğu Anadolu, Sağlık İnsan Kaynağında; Güneydoğu Anadolu ve Acil Sağlık Hizmetlerinde ise; İstanbul olarak tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Ekoturizmde hizmet kalitesinin ölçülmesi: Gümüşhane örneği
Bayram Ergün
İnsanlar, yaşadıkları ülkelerdeki destinasyonları tanımak, başka ülkeleri gezmek ve farklı kültürleri keşfetmek amacıyla seyahat etmektedir. Bu ziyaretler oldukça geniş kapsamlı olmakla birlikte, bireylerin amaçları doğrultusunda farklılık göstermektedir. Bireylerin özel ilgi ve istekleri doğrultusunda şekillenen bu seyahatler turizm alanyazınında alternatif turizm veya özel ilgi turizmi olarak yer almaktadır. Dünya genelinde oldukça farklı turizm çeşitlerine doğru eğilim gösteren alternatif turizm türlerinden ekoturizm doğa temelli turizm uygulamalarının başında yer almaktadır. Özellikle sürdürülebilir turizm gelişimi için önem arz eden ekoturizm faaliyetleri Türkiye turizmi açısından da oldukça önemlidir. Bu araştırmada, ekoturizm alanında faaliyet gösteren işletmeleri ziyaret eden turistlerin elde ettikleri deneyimler doğrultusunda ekoturizm işletmelerinin sundukları hizmet kalitesini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni 2021 yılında Gümüşhane Zigana Dağı ile Limni Gölü' nü ziyaret eden ve ekoturizm faaliyetine katılan turistleri içermektedir. Araştırmada ECOSERV hizmet kalitesi ölçüm modeli kullanılmış ve Araştırma sonucu elde edilen veriler araştırma hipotezleri doğrultusunda yorumlanmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde katılımcıların beklentilerini karşılamaya en yakın boyutun 'Empati' boyutu olduğu, beklentileri karşılamaya en uzak boyutun 'Güvence' boyutu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca hizmet kalitesi boyutları, katılımcıların yaş ve eğitim düzeylerine göre anlamlı farklılıklar göstermektedir. Araştırma hipotezleri test edildiğinde 'Empati', 'Güvenilirlik', 'Güvence' ve 'Heveslilik' boyutlarının hizmet kalitesindeki değişimi pozitif yönde etkilediği ve varyansı %74 ile %87 arasında açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Linum mucronatum subsp. Bertol armenum (Bordz.) P.H.Davis bitkisinin fenolik içeriğinin, antioksidan ve α-glukozidaz enzim inhibisyon aktivitelerinin araştırılması
Fatma Kılıç
Bitkiler özellikle fenoller, flavonoidler ve karotenoidler gibi bileşenleri içermelerinden dolayı, yüksek antioksidan aktivite gösterme potansiyeline sahiptirler. İnsanlarda oksidatif stres kaynaklı hastalıkların engellenmesinde ve tedavisinde, antioksidan savunma mekanizmaları önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada, Gümüşhane ilinde yayılış gösteren Linum mucronatum subsp. armenum bitkisinin yaprak ve çiçek kısımları farklı polariteye sahip beş çözücü kullanılarak ekstrakte edilmiştir. Bu ekstraktların antioksidan aktiviteleri, altı farklı antioksidan aktivite tayin yöntemi (DPPH Radikal Temizleme, Demir (III) İndirgeme/Antioksidan Güç (FRAP), Bakır (II) İndirgeyici Antioksidan Aktivite (CUPRAC), ABTS Radikal Temizleme, Toplam Fenolik İçerik ve Toplam Flavonoid İçerik) ile belirlenmiştir. DPPH, FRAP ve CUPRAC testlerinde en yüksek antioksidan aktiviteyi bitkinin yaprak kısmının etanol ekstraktı gösterirken, çiçek kısmında ise en yüksek aktiviteyi metanol ekstraktı göstermiştir. ABTS testinde ise hem çiçek (SC50=0.287 mg/ml) hem de yaprakta (SC50=0.163 mg/ml) en yüksek aktivite aseton ekstraktında ölçülmüştür. Bütün testlerde en düşük aktiviteyi hekzan ekstraktı göstermiştir. Ek olarak, LC-MS/MS analizi ile bitkide tespit edilen fenolik bileşikler protekatekuik asit, kafeik asit, vanilin, p-kumarik asit, salisilik asit, p-OH benzoik asit, rutin, kuarsetin ve kaemferoldür. Bitkinin yaprak ve çiçek kısımları α-glukozidaz enzim inhibisyon etkisi göstermiştir. Bitkinin yaprak kısmının (IC50=4.533 mg/ml) çiçekten (IC50=6.096 mg/ml) daha yüksek enzim inhibisyonu gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Gümüşhane'de doğal yayılışı olan bu alttürün biyolojik aktivite gösterdiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar bitkinin biyolojik aktivitesi üzerine yapılacak çalışmalara katkı sağlayacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Puerarin bileşiğinin in vitro şartlarda antioksidan kapasitesinin ve bazı metabolik enzimler üzerine aktivitesinin belirlenmesi
Aslı İnan Ergün
Tez çalışmasında fenolik mokekül yapısına sahip puerarin bileşiğinin asetilkolinesteraz (AChE) ve bütirilkolinesteraz (BChE) enzimleri üzerine inhibisyon etkileri incelendi. AChE enzimi için elde edilen IC50 değeri 177.73 nM iken BChE için 315.07 nM olarak hesaplandı. Standart molekül olarak takrin kullanıldı. Takrin molekülünden daha etkili inhibisyon gösterdiği belirlendi. Tezin diğer kısmında ise aynı molekül için antioksidan aktivitesini değerlendirildi. Bu amaçla, Fe3+-Fe2+ indirgeme kapasitesi tayini, Azino-bis (3-etilbenzo-tiyazolin-6-sülfonik asit) (ABTS) radikali giderme aktivitesi, Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi (CUPRAC metodu), 2,2- 1,1-Difenil 2-pikril hidrazil (DPPH) serbest radikalleri giderme aktivitesi, DMPD radikali giderme aktivitesi yöntemleri kullanıldı. Referans antioksidanlar olarak BHT, BHA, askorbik asit (C vitamini), troloks ve α-tokoferol (E vitamini) kullanılarak karşılaştırmaları yapıldı. ABTS radikal giderme aktivitesi için Puerarin molekülünün 20 mg/mL konsantrasyonunda % inhibisyon miktarı %99.33 olarak hesaplandı. İndirgeme kapasitelerininde standartlarla paralel olduğu belirlendi. Elde edilen sonuçların kozmetik, ilaç ve biyokimyasal yeni çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.















