Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alkan, Elif(6)
- Sipahi, Ferkan(6)
- Turan, Ibrahim(6)
- Akkan, Yaşar(5)
- Atar, Musa(5)
- Bostan, Sedat(5)
- Demir, Selim(5)
- Akaryali, Enver(4)
- Aksakal, Vecihi(4)
- Aliyazicioglu, Yuksel(4)
- Ates, Nagihan Gozde(4)
- Fidan, M. Said(4)
- Gergerli, Ruken(4)
- Kaygusuz, Abdullah(4)
- Okan, Tarhan(4)
- Tulgar, Serkan(4)
- Yilmaz, Fetullah(4)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(3)
- Alwasel, Saleh H.(3)
- Arslan, Mehmet(3)
- Ashyralyev, A.(3)
- Aydınçakır, Emre(3)
- Aşık, Yusuf(3)
- Baltaci, Cemalettin(3)
- Bayraktar, Alemdar(3)
- Bayram, Bahri(3)
- Demir, S.(3)
- Dincel, Gungor Cagdas(3)
- Gocer, Hulya(3)
- Gökhan, Nezihe(3)
- Güllüpunar, Hasan(3)
- Gülçin, Ilhami(3)
- Günaydin, Murat(3)
- Kaplan, Abdullah(3)
- Karakan, Mehmet(3)
- Karakilic, Evvah(3)
- Küçük, Murat(3)
- Lukashov, A.(3)
- Merdan, Kurtuluş(3)
- Nazir, Bayram(3)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2016The Importance Of Public Diplomacy In The Normalization Of The Relations Between Turkey And Armenia
Sancak, Kadir
There are various problems in the relations between Turkey and Armenia such asgenocide allegations, terrorist activities of the ASALA terror organization in the pastyears, occupation of Nagorno— Karabakh, and activities of the Diaspora and variousother problems of similar nature and there is very little reason to think that theseproblems will be solved in the near future. As matter of fact, serious steps weretaken through the protocols signed in 2009 for the sake of normalization of therelations; however, the reaction of the public opinion in both countries and of theAzerbaijani side did not allow these protocols to be implemented after being adoptedby both countries' parliaments. The situation encountered revealed the necessity ofconvincing the public opinion of the countries involved, including of theAzerbaijanis' for the success of the efforts of both governments in seeking politicalsolutions.Serious prejudices in negative sense mutually exist between the Turkish andArmenian societies and these prejudices prevent steps from being taken for the sakeof normalization of the relations. For this reason, efforts should be made in the firstplace to eliminate these prejudices in the context of normalization of the relations.The results of the two surveys conducted by two different organizations amongTurkish and Armenian citizens in 2005 and 2012 help to capture important detailsand ideas on this subject. When looked at the data obtained from these surveysstudies it is seen that increase of communication and interaction between the Turkishand Armenian societies helps decrease the deep seated prejudice and hate betweenthese two societies. Under the circumstances, the first steps to be taken in thecontext of normalization of the relations should be directed at increasing mutualcommunication and interaction between these two societies. Public diplomacy iskey tool to achieve this goal. In this regard, it seems possible to achieve successfulresults with this goal by efficient use of media resources primarily televisionbroadcasting by also involving the Armenians living in Turkey and tourism policiesand other tools of public diplomacy.
- MakaleYalnız künye2016Scopus SJRQ4Work—Related Tension, Using the Methods of Overcoming the Stress and the Affecting Factors in Emergency Staff
Yiğitbaş, Çağla; Ozan, A. Tevfik; Deveci, S. Erhan; Oğuzöncül, Ferdane; Pirinçci, Edibe; Rahman, Süheyla; Demirbağ, B.canan; Bulut, Aliye; Arın, Ulaş Evren; Açık, Yasemin
The purpose of the study is to determine work-related tension, using the methods of over- coming the stress and the affecting factors in emergency staff MMaatteerriiaall aanndd MMeetthhooddss:: The universe of the study in descriptive type is consisted of health team members in institutions rendering emergency health service belong to public sector in Turkey. Turkey was divided into 4 clusters (east, west, south and north) by taking the geographical settlement areas into consideration and a province was selected from each cluster in random. The number of peo- ple within the scope of the research is 769 and 560 people was reached (response rate is 72.82%). Approval of ethi- cal committee and written permissions were acquired from the related institutions before the research. There are questions including the demographic characteristics of the participants and their opinions on the job in first section of the form in which data were gathered, and “Work-Related Tension Scale -WRTS” in the second section, and “Overcoming the Stress Scale -OSS” in the third section. The data were recorded in statistical program. The aver- ages were given with standard deviations and p<0.05 was accepted as meaningful. Frequency analysis was carried out in the evaluation of the data and, Mann Whitney U test, Kruskall Wallis test and Spearman Correlation Analy- sis were implemented. RReessuullttss:: Average of age of the participants was 29.71±7.92 years. WRTS point average was 49.80±5.92 and was found high in young people, having low education level, in emergency medical technicians (EMT), the ones working on contract, having negative point of view against the occupation (p<0.05). OSS point av- erage of the participants was 56.56±11.23. CCoonncclluussiioonn:: It was detected that WRTS point average in the participants was over scale point average and OSS point average was under scale point average. In health personnel rendering emergency service; service and training studies that will increase the level of using overcoming the stress methods, decrease the work-related tension and improve affecting factors should be given priority
AtıfTR Dizin5İncele - MakaleYalnız künye2016Dijital Aşklar: Sanallık ve Gerçeklik Arasında Bedenin, Mekânın ve İletişimin Tasarımı
Demir, Sertaç Timur
Günümüz modern toplumu, Zygmunt Bauman’ın deyimleştirdiği “akışkanlık” karakteriyle paradoksal biçimde çelişmeksizin kırılgandır. Özellikle metropol yaşamında ve siber-mekânda vücutbulan bu ikircikli durum, bir yandan kimliğin, ilişkilerin ve duyguların kontrolsüz deviniminivurgularken; öte yandan böylesi yönelimlerin kışkırttığı —yine Baumanca ifadeyle müphemlik,Richard Sennett düşüncesindeki maskeleşme ve Georg Simmel-vari kavramsallaştırmayla bıkkınlık ve kayıtsızlığın varlığını ima eder. Modernliğin gerçekliği kurgusaldır; çünkü gerçeğin kendisi yorucu ve tahrip edicidir. Artık bağlılık benliğin dışındaki kişilere ve değerlere değil; bizatihiben’e içkin arzulara ve tutkulara yoğunlaşmıştır. Ne var ki her arzu yönelimi yeni bir tatminsizliği çağrıştırmakta; tutkularsa belli bir kısır döngü içinde kendi kendini çürütmektedir. Dahaaçık bir ifadeyle, modern bireyin süper-egosu çözülmekte ve bunun yerini sanal gerçeklikle formatlanmış bir siber-ego almaktadır. Özellikle aşk ilişkilerinde belirginleşen ve gözetim toplumumitini eş zamanlı olarak hem yücelten hem de imha eden bu dönüşüm, bu makalenin anatemasıdır. Bu amaçla, Köprüdekiler filmi ve özellikle filmdeki Murat karakteri üzerinden aşkındijitalleşmesinin sosyolojisi ele alınmaktadır. Bu, aynı zamanda, bir zamanlar efsanelere konuolan aşkın, akışkan ve kırılgan modernitenin ellerinde nasıl bir endüstri metaına evrildiğinin vemodern bedenlerin ekran karşısında neden ve nasıl dijitalleştiğinin de hikâyesidir.
AtıfTR Dizin5İncele - Proje2016Gümüşhane de Yaşayan 50 Yaş Ve Üzeri Kadınlarda, Alt Üriner Sistem Şikâyetleri İle Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları İlişkisi
Özcan, Handan; Beji Kızılkaya, Nezihe
-
- Proje2016Ankara Çayı (Ankara, Türkiye) Dere Yatağı Sedimanları ve Eski Alüvyonlarının Jeokimyasal ve İzotopik Farklılıkları
Eker Saydam, Çiğdem; Özkan, Özay; Sipahi, Ferkan
-
- Proje2016Eosen Yaşlı Volkaniklerde (Gümüşhane, KD Türkiye) Gözlenen Hidrotermal Alterasyonlar ile Cevherleşmelerin, Jeolojik, Jeokimyasal, Kökensel ve Altın Potansiyeli Açısından İncelenmesi
Aydınçakır, Emre; Akaryali, Enver; Gücer, Mehmet Ali
-
- Proje2016Avliyana (Torul-Gümüşhane) Antimonit Cevherleşmesinin Jeolojisi-Mineralojisi ve Kökeninin Araştırılması
Kaygusuz, Abdullah; Vural, Alaaddin
Projenin amacı, Gümüshane Torul Ilçesi sınırları içinde bulunan Avliyana antimonit cevherlesmesinin; jeolojisi, mineralojik özellikleri ve kökeninin arastırılmasıdır. Avliyana antimonit cevherlesme sahasında, Üst Kretase yaslı sedimanter kayaç arakatkılı andezit lav ve piroklastlar ve bu kayaçlara sokulum yapmıs Eosen yaslı diyorit, kuvars diyorit, kuvars monzodiyorit bilesimli intrüzif kayaçlar yüzeylenmektedir. Sahada, granitik genç intrüzif kayaçlar ve bu kayaçların sokulum yaptıgı yankayaçlarda hidrotermal damar tipte gelismis antimonit cevherlesmesi mevcuttur. Cevherlesmenin oldugu bölgede yaygın olmamakla birlikte, silislesme, killesme, hematitlesme, limonitlesme, yer yer epidotlasma ve kloritlesmeler seklinde hidrotermal alterasyonlar gözlenmistir. Antimonit cevherlesmelerinin 20?100 cm arasında degisen kalınlıklardaki silislesmelerin gelistigi hematize-limonitize zon içinde 2-10 cm arasında degisen kalınlıklarda olustugu tespit edilmistir. Sb cevherlesmesi ile Ag ve Au elementi arasında çok güçlü olmamakla birlikte dogru orantılı bir iliski görülmüs, Sb cevherlesmesinin yogunlastıgı kesimde Clark degerlerine göre bir miktar yüksek Ag ve Au degerlerinin oldugu tespit edilmistir. Sıvı kapanım çalısmalarında homojenlesme sıcaklıkları 150-380 oC arasında, ortalama 234 oC bulunmustur. Cevherlesmeyle iliskili sıvıların tuzlulugun ise düsük oldugu tespit edilmistir (% 0.16- 3.67 NaCl esdegeri). Cevherlesme ile iliskili oksijen ve kükürt izotop verileri dikkate alındıgında, cevherlesmeyi olusturan akıskanların magmatik kökenli oldugu, meteorik suların da cevherlesmede katkı verdigi anlasılmıstır (?18O, silikatlarda, süfatlarda ise ? 8.0 ile 11.0 arasında; ?34S antimonit minerallerinde ? -0.2 ile 1.47 arasında; sülfatlarda ? 2.3 ile 14.1 arasındadır). Alterasyon ürünü serizit ve illitlerden yapılan K-Ar ve granitik kayaçlardan yapılan U-Pb analizlerinde 44.17±0.49 Ma ile 45.60 ±0.55 Ma arasında degisen yaslar tespit edilmis olup, sahadaki cevherlesmenin Avliyana granitoyidinin sokulumu ile iliskili oldugu sonucuna varılmıstır.
- Proje2016Egrikar (Torul, Gümüshane, Kd Türkiye) Skarn Cevherlesmesinin Mineral Kimyası, Sıvı Kapanım Ve Duraylı Izotop Bilesimlerinin Arastırılması
Saydam Eker, Çiğdem; Kaygusuz, Abdullah; Vural, Alaaddin; Sipahi, Ferkan
Egrikar Fe?Cu skarn yatagı Gümüshane?nin (KD Türkiye) yaklasık 100 km kuzeybatısında bulunmaktadır. Inceleme alanı, tabanda Geç yaslı Kretase Egrikar Monzograniti, bunun üzerine sırasıyla andezit, kireçtası içeren dasit ve hornblenli andezitten olusmaktadır. Bu kayaçlar Orta Eosen yaslı Erik Granitoyidi (granodiyorit ve diyorit) tarafından kesilmektedir. Andezitler, porfirik, camsı ve bosluklu dokuda olup plajiyoklaslardan olusmaktadır. Dasitik kayaçlar porfirik dokuda olup, baslıca kuvars, plajiyoklas, biyotit ve opak minerallerden olusmaktadır. Kireçtasları ise yer yer mermere dönüsmüs ve kristalize olmustur. Hornblendli andezitler mikrogranü porfirik ve glomeroporfirik dokulu olup ve plajiyoklas, hornblend, biyotit ve kuvars minerallerini içermektedir. Geç Kretase yaslı Egrikar monzograniti baslıca plajiyoklas, kuvars, ortoklas, biyotit ve muskovitten olusmaktadır. Orta Eosen yaslı Erik Granitoyidi ise granodiyorit ve diyorit bilesimli olup plajiyoklas ve hornblend minerallerinden ibarettir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagındaki volkanitler kalk-alkali karakterdedir. Egrikar Monzograniti orta K?lu kalk-alkali bilesimde olup peralüminyum karakterdedir. Egrikar Monzogranitinin iz element karakteristikleri, genel olarak yay granitlerine benzerlik gösterirler. Erik Granitoyidi orta K?lu kalk-alkali özellikte ve metalüminyum karakterdedir. Egrikar Fe-Cu skarn sahasında Fe-skarn ile iliskili Erik Granitoyidi çarpısma sonrası meydana gelmistir. Erik Granitoyidi?nin kireçtasına sokulumu sonucu dokanak metamorfizması olusmus ve skarn zonu gelismistir. Granitoyidden kireçtasına dogru endo- ve ekzoskarn zonlarının olustugu belirlenmistir. Skarn zonunda piroksen, granat, epidot, kuvars, kalsit ve aktinolit-tremolit skarn minerallerini olusturmaktadır. Skarn zonunda piroksen türü hedenberjit, granat türü andradit ile grossular andradittir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagının cevher minerallerinin parajenezi manyetit, pirit, hematit, kalkopirit, altın ve nabit bakırdan olusmaktadır. Ikincil cevher mineralleri olarak götit, limonit, dijenit, malakit, azurit, bornit ve lepidokrozit belirlenmistir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagındaki endo-ekzoskarn zonunda hedenberjit, epidot ve kuvars minerallerinde yapılan sıvı kapanım çalısmalarında, sıvı kapanımlar birincil ve Tip I kapanımlar olarak sınıflandırılmıstır. Hedenberjit, epidot ve kuvarslarda yapılan sıvı kapan çalısmalarında sıcaklık 200-425 ve tuzluluk % 2.7-15.38 arasında olup skarn kökeni desteklemektedir. Hedenberjit, granat, manyetit, epidot, amfibol, kuvars ve pirit minerallerinden belirlenen oksijen ve kükürt izotop degerleri dar bir aralıkta degismekte ve magmatik kökeni desteklemektedir. Endo-ekzoskarn geçis zonu için hedenberjit-granat çiftinin mineral kimyasından 446-377 oC sıcaklık ve ekzoskarn zonunun termodinamik sartları manyetitepidot çiftinin izotop bilesiminden 255-438oC olarak belirlemistir. Sıcaklık degisimine baglı olarak düsük kükürtlü, nispeten yüksek oksitli magmatik sıvılardan itibaren mineral çökelimi gerçeklesmistir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagında; piroksenin hedenberjit, granatın andradit ve grossular andradit türünde, bol manyetit, hematit ve çok az pirit ve kalkopirit bilesimli olması, sıvı kapanım sonucu elde edilen sıcaklık ve tuzluluk verileri ile skarn minerallerinin duraylı izotop bilesimleri bu yatagın magmatik sıvılardan baslangıçta düsük sülfürlü sonradan yüksek oksitli sartlar altında sıg sokulum sonucu olustugunu göstermektedir.
- Proje2016Demirözü (Bayburt) Permo-Karboniferi ReyikOkyanusu Kalıntısı mı? Sakarya Zonu Erken-OrtaPaleozoyik Jeodinamik Evrimi İçin Yeni Bulgular
Alçiçek, Mehmet Cihat; Dokuz, Abdurrahman; Aydınçakır, Emre; Kandemir, Raif
Sakarya Zonu?nun doğusunda (Doğu Pontidler) yüzeyleyen Erken Karbonifer yaşlı Cebre Riyoliti Variskan temele ait az sayıdaki yüzey kayaçlarından biridir. Zirkon U-Pb yaşlandırması Cebre Riyoliti?nin 341.8±0.60 my önce Variskan temele yerleştiğini öngörmektedir. S-tipi granitlere benzer şekilde, Al-silikat fazlarından kordiyerit ve muskovit içerir ve güçlü peralümin bir jeokimyasal karaktere sahiptir. Birime ait kayaçların Sr-Nd-Pb izotopik oranları, alt kabuk ile uyumludur. Jeokimyasal ve izotopik veriler Cebre Riyolitinin çarpışma sırasında kilce zengin bir sedimanter kökenden itibaren kısmi ergime yolu ile oluştuğuna işaret etmektedir. Önerilen jeodinamik modelde, Reyik Okyanusu?nun kapanmasını takiben Lavrazya?dan kopan kıtasal yay ile Gondwana?nın Erken Karbonifer?de çarpışması öngörülmektedir. Çarpışma, kısa bir süre sonra, okyanusal litosfer delaminasyonu tarafından izlenmiştir. Okyanusal litosfer tarafından boşaltılan kısmın yükselen astenosfer tarafından hızlı bir şekilde doldurulması metamorfizma ve kısmi ergime için gerekli ısıyı sağlamıştır. Geç Paleozoyik yaşlı sedimanter istif, Variskan sonrası jeolojik olayların kaydedildiği çok az sayıdaki otokton birimlerden biridir. İstif, Variskan temele ait Erken Karbonifer yaşlı düşük dereceli metamorfitleri ve Cebre Riyoliti?ni uyumsuz olarak örter. Geç Paleozoyik istifi tabanda 610 m kalınlığında kuvars arenit ve kireçtaşlarının sekansiyel ardışmından oluşan Çatalçeşme Formasyonu ile başlar. Üzerine, çakıltaşları ile başlayan ve üste doğru sırasıyla arkozik arentlere ve şeyllere geçiş yapan 880 m kalınlığındaki Hardişi Formasyonu uyumlu olarak gelir. U-Pb kırıntı zirkon yaşları her iki formasyon için ~300 ? 2870 my arasında değişmekle birlikte, ana yaş popülasyonları 300 ? 350 my arasındadır. Bununla birlikte Çatalçeşme kumtaşlarına ait 7 adet zirkon Permiyen (298 ? 258 My) yaşı üretmiştir. Çatalçeşme kumtaşları pasif kenar ortamlarına ait kayaçlara benzer jeokimyasal özelliklere sahiptir. Buna karşılık Hardişi kumtaşları yitimle ilişkili ortamların jeokimyasal özelliklerini taşır. Jeokimyasal ve izotopik veriler, Variskan deformasyonlarını takiben Gondwana?nın kuzey kenarı boyunca açılan kısa ömürlü bir kenar havzada çökeldiklerine işaret etmektedir. Mermer, kireçtaşı ve kumtaşı blokları yanı sıra MORB ve IAT karakterli bazik bloklar da içeren Çamdere Ofiyolitik Karışığı?nın, kenar havzanın kapanması sırasında kıtasal kabuk üzerine yerleştiği öngörülmektedir.
- MakaleYalnız künye2016Mobile phone and mobile application preferences among turkish university students
Özsoy, Tufan; İzmir, Onur
The life cycle of goods has been significantly shortened as a result of rapid technological developments. Latest technology products are regarded as obsolete just short after its release to market. However its core benefit is to provide mobile verbal communication and today’s mobil phones far beyond of this phenomenon with technical qualifications and mobile applications those have. One of the most important segment of this technological and rapid changing market structure comprised of young consumers who are highly curious and addicted to technology. The purpose of the study is to assess the university students’ preferences toward mobile phones and mobile applications and to determine the overall structure of related market. For this purpose, an electronic survey developed and conducted among students who continue their education in 11 different disciplines in 40 different university of Turkey and 807 surveys were found eligible for statistical analysis. The results of this study showed the existence of significant relations about mobile phone and mobile application related preferences of participants
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2016Ülkelerin denizyolu taşımacılığı bağlantılılık düzeyinin gelişmekte olan doğu asya ve pasifik ekonomilerine yapılan ihracata etkisi
Ünver, Mustafa
Bu çalışma, denizyolu taşımacılığı bağlantılılık düzeyinin ekonomilerin ihracat düzeyine etkisini araştırmaktadır. Çalışmada bu ilişki, 100 ülkenin bölgesel ve gelir düzeylerine göre ayrıştırılmış farklı ülke grupları için 2004-2014 dönemi yıllık verileri ile dengesiz panel veri analizi yöntemi kullanılarak tahmin edilmiştir. Bağımlı değişken olarak; ülkelerin Doğu Asya ve Pasifik bölgesinde bulunan gelişmekte olan ekonomilere gerçekleştirdiği ihracat kullanılmıştır. Diğer taraftan; modellerdeki bağımsız değişkenler sırasıyla denizyolu taşımacılık bağlantılılık endeksi, doğrudan yabancı sermaye yatırımları, kişi başına GSYH ve döviz kuru değişkeni olarak ifade edilebilir. Çalışmanın bölgesel ülke gruplarının analiz sonuçlarına göre; Avrupa Birliği, Avrupa ve Merkezi Asya, Latin Amerika ve Karayip, Afrika ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinin denizyolu taşımacılık bağlantılılık endeksi seviyelerinin bağımlı değişken üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Avrupa Birliği ve Avrupa ve Merkezi Asya bölgelerinde doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının bağımlı değişken üzerinde negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Diğer taraftan; Latin Amerika ve Karayip ve Afrika bölgelerinde doğrudan yabancı sermaye yatırımları değişkeninin bağımlı değişken üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Avrupa Birliği ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde kişi başına düşen GSYH'nın bağımlı değişken üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Döviz kuru değişkeninin ise; Arab ülkelerinde bağımlı değişken üzerinde negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahipken, Afrika ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Çalışmanın gelir düzeyleri için ülke gruplarının analiz sonuçlarına göre ise; denizyolu taşımacılık bağlantılılık endeksi ve kişi başına düşen GSYH değişkenleri tüm gelir düzeylerindeki ülke gruplarında bağımlı değişken üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olmuştur. Bununla birlikte; orta gelirli ülke ve düşük ve orta gelirli ülke gruplarında doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının bağımlı değişken üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Son olarak; orta gelirli, üst orta gelirli, düşük ve orta gelirli ve düşük gelirli ülke gruplarında döviz kuru değişkeni bağımlı değişken üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olmuştur
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2016A work ın respect of ottoman-safavıd struggle ın the fırst half of xvııth century ın baghdad: kitâbu târîhi dâriꞌs-selâm by sheıkh-oglu
Gökçek, Mehmet Fatih
Baghdad, which was founded by Abbasid Caliph Ebû Cafer elMansûr, developed in a short time, became one of the most important science, culture, politics and commerce centers of the Islamic world, and capital of Abbasid Caliphate nearly during five centuries. Baghdad was under attack of many states since it had important position in military, politics, economic and religious terms. Buyids occupied Baghdad in 945 upon being weakened Abbasids. In that period, Abbasid Caliphs losed authority of military and politics. Sultan Tugrul of Seljuk Empire embarked on an expedition, captured city in 1055 and got his reputation back to caliph. The Mongol Empire which was established in XIIIth century extended area of domination to territory of Abbasid, and Mongol-Ilkhanid ruler Hulagu occupied Baghdad then put an end to caliphate state. Henceforth Baghdad fell under domination of Calayirs in 1340, Karakoyunlu in 1410, Akkoyunlu in 1470 and then Safavid in 1508. From XVIth century on, there occured a power struggle between Ottomans and Safavids.Suleyman the Magnificent annexed Baghdad to the Ottoman territories via Irakeyn War in 1534. The war proceeded even in XVIIth century. This study examines Kitâbu Târîhi Dâriꞌs-selâm which was written by Sheikh-oglu living in Baghdad in XVIIth century. This work includes the series of events Bekir Soubashi riot, capture of Baghdad by Shah Abbas, the Baghdad campaigns of Hafiz Ahmed Pasha and Husrev Pasha which were resulted in defeat and the conquest of Baghdad by Murad IV. Kitâbu Târîhi Dâriꞌs-selâm, which is based on observations of Sheikh-oglu and enlighten his period of time, has a rich content about language because it has features of South Azerbaijan and Anatolian Turkish as well
AtıfTR Dizin3İncele - MakaleYalnız künye2016Sosyal bilgiler öğretmenlerinin temel eğitimden ortaöğretime geçiş (teog) sınavı hakkındaki görüşleri
Yapici, Hakki
Bu çalışmanın amacı, 2013-2014 akademik yılında uygulamaya konulan TEOG sınavı hakkında Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin görüşlerini desenlerinden durum çalışması modelinde yürütülmüş, yarıyapılandırılmış görüşme formlarından yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2014-2015 eğitim-öğretim döneminde Erzurum ve Gümüşhane illerinde beş farklı ortaokulda görev yapan 7 bayan 7 erkek olmak üzere 14 Sosyal Bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın sonuncunda Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavını; MEB müfredat ve kazanımlarına uygun olmasının öğrenci motivasyonunu artırması, yeni sistemin dershaneye gitme ve kaynak kitap kullanımını etkilemediği, yılsonu başarı puanlarının TEOG sürecinde etkili olmasının 6 ders dışındaki diğer derslere olan ilginin artmasına sebep olduğu, sınavın iki günde 40 dakikalık 6 oturumda yapılmasının stresi azalttığı, sınav oturumları arasında 30 dakikalık dinlenme fırsatının sağlanması, öğrencilerin kendi okullarında girmelerinin sağladığı rahatlık, öğretmen sorumluluklarının artması açısından olumlu buldukları belirlenmiştir. Buna karşın Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin; Sınavdan sonra öğrencilerin derslere olan ilgilerinin azalması, sınav oturumları arası sürenin uzun olmasının öğrenci moral ve motivasyonunu bozması, öğretmen üzerinde idare ve veli baskısının oluşması gibi olumsuz değerlendirmede bulunmuşlardır. Ayrıca okul başarı notunun da bu sistemde önemli olduğunu, TEOG sınavına yönelik test ve deneme çözümünün sıklıkla yapıldığını ifade etmişlerdir
AtıfTR Dizin2İncele - MakaleYalnız künye2016Scopus SJRQ4Gümüşhane Florasında Yabani Olarak Yetişen Rezene (Foeniculum spp.)'lerin Bazı Özeliklerinin Belirlenmesi
Okcu, Melih
Tıbbi ve aromatik bitkiler tıbbi özellikleri, baharat olarak kullanılması, ihracat ürünü olması nedeniyle ekonomik açıdan oldukça önemlidir. Bu araştırma Gümüşhane ve çevresinde yayılış gösteren Foeniculum spp (Rezene) üzerinde karakterizasyon ve kültüre alma çalışmaları şeklinde yürütülmüştür. Çalışma materyali olarak Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bulunan Gümüşhane ilinin merkez ve ilçelerinde doğal olarak bulunan rezenelere ait bitkiler, tohumlar ve bitki vejetatif üreme organları çalışmanın materyalini oluşturmuştur. Çalışmada doğadan toplama ve herbaryum oluşturma, morfolojik karakterizasyon, agronomik gözlemler (bitki boyu, sap kalınlığı, dal sayısı, şemsiye sayısı, şemsiyecik sayısı, bin tane ağırlığı) ve kimyasal analizler (uçucu yağ oranı, antioksidan kapasitesi, toplam fenolik içeriği) gibi metodolojiler takip edilmiş elde edilen veriler istatistik programında tanımlayıcı istatistikler ile değerlendirilmiştir. Yapılan çalışma neticesinde Köse dağı lokasyonundan toplanan rezenelerin sahip olduğu bitkisel ve kimyasal özellikler en yüksek çıkmıştır. Bitki boyu 61.88cm, sap kalınlığı 4.66mm, dal sayısı 6.25 adet, şemsiye sayısı 2.71 adet, şemsiyecik sayısı 12.41 adet, bin tane ağırlığı 5.98g, Uçucu yağ oranı %3.09 değerleri ile en yüksek rezenelerin bu lokasyondan elde edilmiştir. Bu çalışma sonucunda rezenelerin rahatlıkla kültürünün yapılabileceği ve agronomik pratiklere çok uygun bir bitki olduğu tespit edilmiştir
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2016Markaların kriz dönemlerinde sosyal medya kullanımı stratejileri: gezi parkı olayları sürecinde twitter üzerine bir inceleme
Aslan, Emre Ş
Krizler içerisinde barındırdıkları bilinmeyenler ile etkiledikleri unsurların korkulu rüyalarıdır. Bu unsurların başında da ekonomik bir güç olmaları nedeniyle markalar gelmektedir. Markalar için kriz yönetimi hayati bir öneme sahiptir. Kriz ister markanın kendisinden kaynaklansın, isterse faaliyet gösterdiği sosyal zeminden kaynaklansın her iki durumda da kendisini bağlayıcı bir özelliğe sahiptir. Türkiye'de son dönemlerde yaşanan en önemli siyasi ve sosyolojik krizlerden birisi olan Taksim Gezi Parkı Eylemleri markaları da etkisi altına alan bir özelliğe sahiptir. Sosyal medyayı bir mecra olarak kullanmaya başlayan eylemciler, aynı zamanda markaların da sosyal medyayı nasıl bir yaklaşımla kullandıklarını yakından takip etmektedirler. Bu araştırma, böylesine karmaşık bir ortamda markaların sosyal medyada nasıl bir yönetim sergiledikleri, süreci nasıl idare ettikleri ve sosyal medyayı nasıl kullandıklarını analiz etmektedir. İçerik analizinin araştırma yöntemi olarak kullanıldığı bu çalışma, marka, sosyal medya, kriz üçgeninde ilk kez gerçekleştirilen araştırmalardan biridir. Bu araştırma ile kriz dönemlerinde markaların paylaşımlarını azalttıkları, geri çekilme ve daha az paylaşımda bulunma veya hiçbir paylaşımda bulunmama eğilimine gittikleri sonucu ortaya çıkmıştır
AtıfTR Dizin6İncele - MakaleYalnız künye2016Daily life on the role of consumer cases investigating in the child magazine in terms of gender
Taşdelen, Birgül
In this study the question will be searched that what kind of value judgement Winx and Cartoon Network child magazine offer to children in the period of primary education between 7-13 years old in terms of gender roles in the Turkey. Studies based on the content analysis is limited to stories, posters, gift and ads analysis of Winx and Cartoon Network magazines in the number published in January 2016. Findings reveal existence of presentations about gender roles and the boys and girls behave according to gender roles through this presentation in the children's magazine, which is a mass communication tool. In the analyzed journals, it is seen that, both vaccination of children consuming emotion and it was used as a tool of the children's magazine for reproduce and maintain of the traditional roles of men and women. As a further analysis of the results, it seems to be at the forefront of visuality, move away from the written culture and intensity of posters, illustrations and instead of long stories short comics that use. In light of the findingsthese results are issued, present of their children's magazines away from the main function from the training function
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2016Scopus SJRQ3Sağlık Çalışanlarında Mobbing ve İlişkili Faktörler
Kılıç, Taşkın; Kıraç, Fatma Çiftçi; Şener, Şeyma
AMAÇ: Son yıllarda çalışanlar üzerinde psikolojik ve fiziksel etkileri olduğu belirtilen mobbing kavramı, pek çok farklı sektörde araştırmalara konu edinilmiştir. Bu çalışma, Karadeniz bölgesinde bir devlet hastanesinde görev yapan yerli çalışanlar (o ilde doğmuş olanlar) ile yabancı (farklı illerden gelenler) çalışanların mobbinge maruz kalma oranlarının tespit edilmesi ve bazı demografik değişkenler ile mobbing arasında ilişki olup olmadığının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. YÖNTEM: Araştırma verileri anket aracılığıyla elde edilmiş olup, araştırmaya doktor, hemşire, sağlık personeli (hemşire, ATT vb.) gibi farklı alanlarda çalışan 160 personel katılmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.BULGULAR ve SONUÇ: Araştırma sonucunda, mobbing davranışlarının çalışanların geldikleri illere göre (yerliyabancı) anlamlı şekilde farklılaştığı ve diğer illerden gelen çalışanların, yerli çalışanlara göre daha fazla mobbinge maruz kaldıkları saptanmıştır. Ayrıca mobbing davranışlarının diğer demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğine bakıldığında ise mobbing davranışlarının çalışanların yaşlarına, cinsiyetlerine, unvanlarına ve eğitim durumlarına göre anlamlı şekilde farklılaştığı, medeni durumlarına ve deneyimlerine göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfTR Dizin8İncele - MakaleYalnız künye2016Türkiye'de parasal aktarım mekanizması kanallarının işleyişine ilişkin ampirik bulgular: (1998-2015)
Polat, Melike Atay; Özkök, Canan Sancar; Uğur, Ahmet
Parasal aktarım mekanizması, para politikası kararlarının ekonominin reel ve parasal değişkenleri üzerindeki etkilerinin hangi kanallar üzerinden hangi gecikme ile gerçekleştiğini ifade etmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de para politikası ile reel ekonomi etkileşiminin hangi parasal aktarım mekanizması kanalı veya kanalları aracılığıyla gerçekleştiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Analizde kullanılan değişkenler ve bu değişkenlerin sıralaması iktisat teorisi dikkate alınarak ele alınmıştır. Bu amaçla, 1998:Q1-2015Q1 dönemi verileri kullanılarak M1 para arzı, faiz oranı, döviz kuru, hisse senedi fiyatları, banka kredilerinin kısa dönemde sanayi üretimi ve enflasyon üzerinde etkili olup olmadığı analiz edilmiştir. Bundan hareketle çalışmada ilk önce değişkenlere ait verilerin durağanlığı Genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) testi ile sınanmıştır. ADF testi sonuçlarına göre, değişkenlerin birinci farkları I(1) alındığında durağanlaştıkları tespit edilmiştir. İkinci aşamada ise, VAR metodundan yararlanılarak etki-tepki analizi yapılmıştır. Çalışmanın VAR analizi sonuçlarına göre, para arzı, faiz oranı, döviz kuru, hisse senedi fiyatları ve banka kredileri sanayi üretim endeksi ve enflasyon üzerinde etkilidir. Bu nedenle de Türkiye'de 1998:Q1-2015:Q1 parasal aktarım mekanizmasının tüm kanallarının kısa dönemde işlediği sonucuna ulaşılmıştır
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2016Sustainability Organic Agriculture and Livestock Production with Respect to European Union in Eastern Anatolia and East Black Sea Regions
Altun, Hilal Ürüşan; Haşimoğlu, Sümer; Aksakal, Vecihi; Cengiz, Mahir Murat; Erdoğan, Yaşar; Bayram, Bahri; Dellal, Gürsel
The majority of farm households in Turkey and especially the Eastern Anatoliaare still based on low-input semi subsistence agriculture and livestock production. Despite a slow decline in recent years, agriculture and livestock production remains a major employer in Turkey and it is a significant contributor to the country's gross domestic product, GDP. Whist Turkey is one of the EU candidate countries, is self sufficient in food production and Turkish agriculture is poorly structured inefficient, with farming in the Eastern Anatoliabeingmainlysubsistencefarming. Yet,thesetraditionalruralstructures combined with poor access to low level of education and low level of off-farm unemployment problem makes the situation more complicated and unsustainable. The best way to promote sustainability, better and higher production of Eastern Anatolian and rural Turkey is to invest in the local people, villages through improved, continuing and effective agricultural and livestock programs in particular.Investment in human capital especiallyintheruralareasleadstomoreemploymentopportunitiesthrough entrepreneurship and innovation in organic agriculture and livestock production. A holistic approach to developing and improving supply chains could unlock the potential forsophisticated,state-of-the-artorganicagricultureandlivestockproducersand businesses in the region to become EU and global players. Eastern Anatolian livestock producers and the farmers have the ambitions to take part in future progress because the region is naturally organic not by design but default.It is for sure that present potential of the region has not been fully determined and utilized. EU has greatly benefited from previous enlargements economically, politically and socially. When European Union (EU) and Turkish Government relations considered and accession of Turkey to EU would be the logical consequence of the previous accessions. The screening on chapter 11 (Agriculture and rural development) is one of the important criteria and Turkey is working on to meet these benchmarks.
AtıfTR Dizin2İncele - MakaleYalnız künye2016Orman Amenajman Planlarının Konumsal Simülasyon Modeli İle Hazırlanması
Kadıoğulları, Ali İhsan; Bingöl, Özkan; Keleş, Sedat; Baskent, Emin Zeki
Bu makalede, ekosistem tabanlı çok amaçlı planlama anlayışına göre geliştirilmiş bir simülasyon tabanlı konumsal orman amenajmanı planlama modeli tanıtılmıştır. Öncelikle modelin genel mimari çatısı kısaca açıklanmıştır. Model daha sonra örnek bir orman planlama biriminde uygulanmıştır. Bu amaçla konumsal özellikleri dikkate almayan bir temel simülasyon senaryosu ile farklı konumsal özelliklerin yer aldığı üç farklı planlama senaryosu olmak üzere toplamda dört tane planlama senaryosu üretilmiştir. Bu planlama senaryoları değişik performans göstergeleri (eta, dikili servet, net karbon birikimi, simülasyon süresi sonundaki yaş sınıfı dağılımı) kapsamında karşılaştırılmıştır. Planlama senaryolarının karşılaştırılması sonucunda, konumsal olmayan planlama senaryosu ile konumsal planlama senaryoları arasında eta açısından büyük farklılıkların olmadığı saptanmıştır. Ancak, konumsal planlama senaryoları ile birlikte orman ekosisteminde konumsal düzenlemenin etkin bir şekilde yapıldığı ve daha uygulanabilir orman amenajman planlarının üretilebileceği belirlenmiştir












