Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alkan, Elif(6)
- Sipahi, Ferkan(6)
- Turan, Ibrahim(6)
- Akkan, Yaşar(5)
- Atar, Musa(5)
- Bostan, Sedat(5)
- Demir, Selim(5)
- Akaryali, Enver(4)
- Aksakal, Vecihi(4)
- Aliyazicioglu, Yuksel(4)
- Ates, Nagihan Gozde(4)
- Fidan, M. Said(4)
- Gergerli, Ruken(4)
- Kaygusuz, Abdullah(4)
- Okan, Tarhan(4)
- Tulgar, Serkan(4)
- Yilmaz, Fetullah(4)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(3)
- Alwasel, Saleh H.(3)
- Arslan, Mehmet(3)
- Ashyralyev, A.(3)
- Aydınçakır, Emre(3)
- Aşık, Yusuf(3)
- Baltaci, Cemalettin(3)
- Bayraktar, Alemdar(3)
- Bayram, Bahri(3)
- Demir, S.(3)
- Dincel, Gungor Cagdas(3)
- Gocer, Hulya(3)
- Gökhan, Nezihe(3)
- Güllüpunar, Hasan(3)
- Gülçin, Ilhami(3)
- Günaydin, Murat(3)
- Kaplan, Abdullah(3)
- Karakan, Mehmet(3)
- Karakilic, Evvah(3)
- Küçük, Murat(3)
- Lukashov, A.(3)
- Merdan, Kurtuluş(3)
- Nazir, Bayram(3)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Betonda vakum uygulaması ve poliprolipen lif katkısının beton özelliklerine etkilerinin belirlenmesi
Mehmet Nergiz
Beton hem taşıyıcı bir sistem olarak hem de büyüklük ve şekil belirleyicisi olarak en önemli inşaat malzemesidir. Genellikle sıkıştırma kuvvetlerini engellemek için kullanılır. Ek olarak korozyona, donma-çözülme ve bükülme etkilerine dayanıklıdır. Uygunsuz yükleme veya kötü hava koşulları betonun ekonomik ömrünü kısaltabilir. Yapılan çalışmaların çoğu betonun ekonomik ömrünü uzatmak üstünedir. Dolayısıyla araştırmacılar özellikle su-çimento oranı ve ek içerikler üzerine çalışmaktadırlar. Günümüzde kimyasal katkı maddeleri daha az su ve daha az çimento kullanılarak dayanıklı beton üretmek için en çok tercih edilen malzemelerdir. Polipropilen lif ise bükülme, korozyon, donma/çözülme gibi etkilere dayanıklılığına ek olarak, daha çok enerji kaldırabilme özelliği nedeniyle tercih edilmektedir. Beton vakum uygulaması yeni karıştırılmış betondan bir miktar suyun çekilmesiyle çalışır. Bu yöntemde su ile birleşme önemli olduğundan bir miktar su içeride kalırken, işlenebilirlik önemli olduğundan bir miktar su çekilir. Betonun enerji kaldırabilme kapasitesini arttırmak için çelik lifler ve sentetik lifler de kullanılmaktadır. Polipropilen lifler, çelik lifler ve diğer sentetik liflerin alternatifleridir. Özellikle çelik lifler dış mekân şartlarına maruz kaldıklarında korozyon gibi etkiler gösterebilirler, dolayısıyla betona yaptıkları katkı da azalmış olur. Dolayısıyla son yıllarda sentetik lifler beton üreticileri tarafından daha çok tercih edilmektedir. Bu çalışmada, üç farklı beton kuvvet sınıfı üretilmiş, üç farklı birleşim oranı ve iki farklı polipropilen lif normal ve vakumlu betonda kullanılmıştır. 42 farklı beton çeşidi üretilmiş ve sıkıştırma testi, bükme testi, levha testi ve enerji kaldırma kapasitesi testi gibi fiziksel testler uygulanmıştır. Bu çalışmanın amacı vakum testi ve lif uzunluk testi kullanarak beton performansını belirlemekti. Sıkıştırma testinde lifler düşük kuvvetteki betonda olumlu etki gösterirken, orta ve yüksek kuvvetteki betonda olumsuz etkiler gösterdi. Vakum uygulamasının lifli betonda sıkıştırma kuvvetini %20'ye kadar arttırdığı görüldü. Liflerin uzun veya kısa olması anlamlı bir değişiklik yaratması. Öte yandan, en yüksek oranda lif içeren beton en düşük sıkıştırma kuvvetine sahipti. Kiriş bükme testinde en yüksek taşıma değerinde lifsiz beton %30'a kadar daha yüksek sonuç verdi; ancak 3 mm'ye kadar bükülmelerde kiriş bükme testi %60'a kadar daha düşük sonuç verdi. Enerji kaldırma testinde lifli beton lifsiz betondan 8-16 kat daha yüksek değerlere ulaştı. Enerji kaldırma kapasitesinde normal beton ve vakumlu beton arasında anlamlı bir fark görülmedi. Betonda kullanılan polipropilen lif miktarı ve uzunluğu ile vakum kullanımının beton özellikleri üzerinde önemli bir etkisi olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Basınç Dayanımı, Enerji Sönümleme, Kiriş Bükme, Levha Testi, Lifle Desteklenmiş Beton, Polipropilen Lif, Vakumlu Beton
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016The exegesis and methodologies of commentators in fifth century a.h.
Adel Eldesoky Abdelhannan Shath
This study covers the mufassirūn of the Quran who lived between the years 401 - 500 A.H. along with their tafsīrs. Despite what occurred in this century in regard to the weakening of the Abbasid Caliphate and the splitting up of the Islamic lands into small states, the interest of this period's people in the Quran and its commentary did not decrease. In the introduction, I discuss the political, social, and scientific conditions that encompassed the fifth century A.H. Then, I go through a survey of tafsīr until the fifth century A.H. The first chapter about the exegesis in the fifth century in the Islamic East, and it contains on three sub topics: First ones about the political situation in the Islamic East in Nishapur and Isfahan, and the second one about the exegesis in the fifth century in Nishapur, and the third one about the exegesis in the fifth century in Isfahan. The second chapter deals with the exegesis in the fifth century in the main Islamic world, and it contains on four sub topics: The first one deals with political situation in Iraq, Egypt and Yemen, and the second one about the exegesis in the fifth century in Iraq, The third one deals with the exegesis in the fifth century in Egypt, while the fourth one contains on the exegesis in the fifth century in Yemen. Then takes place the third chapter which deals with the exegesis in the fifth century in Morocco and Al-Andalus, and it contains on two sub topics: First one about the political situation in Morocco and Al-Andalus, the second one deals with the exegesis in the fifth century in Morocco and Al-Andalus. Chapter IV is a critical study of the exegesis in the fifth century AH, and it contains on two topics: First on about the sources of exegesis in the fifth century, and the second one deals with the impact of exegetes in the fifth century, and those who followed them. Key words: Tafsir, Mufassir, Fifth Century A.H. Source, Methods.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Hocazâde Muhammed Râsim Efendi'nin hayatı, eserleri ve Zübdetü't-Tarîka adlı eserinin tahkik ve tahlili
Ahmet Vural
XIX. yüzyılda yaşayan Hocazâde Muhammed Râsim Efendi, Osmanlı devletinin çeşitli vilayet ve kazalarındaki mahkemelerde başta kadılık olmak üzere farklı kademelerde görev yapmış bir hukukçu ve tasavvufî yönüyle de ön plana çıkmış bir zâttır. Görevinin yanı sıra ilmî faaliyetlerden geri kalmamış, İslâmî ilimlerin hemen her sahasında eserler telif etmiştir. Eserlerinin çoğu İstanbul Üniversitesi Nâdir Eserler Kütüphanesi'nde yazma halde mevcuttur. Giriş, dört bölüm ve ekler kısmından oluşan tezimizde Hocazâde Muhammed Râsim Efendi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verdikten sonra Zübdetü't-Tarîka isimli risâlesini ele aldık. Çalışmamızın diğer bölümlerinde risâlenin tahkîk, tercüme ve tahlîli yapılarak Muhammed Râsim Efendi'nin tasavvufa dair görüşlerini ortaya koymayı hedefledik. Muhtevasında deverân, semâ, raks, cehrî zikir, tegannî, lahn ve râbıta gibi konular olan Zübdetü't-Tarîka, tasavvufun üzerinde asırlardır tartışıla gelen mevzularını içermesi açısından önemli bir eser hüviyetindedir. Nitekim bu mevzular, özellikle fukahâ ve sûfîleri karşı karşıya getirmiş, tarih boyunca en önemli tartışma konuları arasında yerini almıştır. Anahtar Kelimeler: Muhammed Râsim, Semâ, Deverân, Raks, Cehrî Zikir, Tegannî, Lahn, Râbıta.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Betonda vakum uygulaması ve çelik lif katkısının beton özelliklerine etkilerinin belirlenmesi
Hacı Mehmet Şahin
Betonun kullanım ömrünü birçok faktör etkilemektedir. Bunların en başında olumsuz hava ve yük koşulları, uygun olmayan karışım tasarımları ve uygulama yöntemleri gelmektedir. Günümüzde betonda görülebilecek olumsuz özelliklerin önüne geçmek için genelde katkı maddeleri tercih edilmekte olup lifler en çok kullanılan katkı maddelerindendir. Özellikle betonun eğilme dayanımı ve enerji yutma kapasitelerini arttırmaları nedeni ile tercih edilmektedir. Çoğunlukla saha betonlarında kırılmaların ve parçalanmaların önüne geçmesi için betona katılmaktadır. Betonun dayanımını en çok etkileyen faktörlerden biri de su miktarıdır. Su, betonda işlenebilirlik ve hidratasyon reaksiyonu için gerekli olan bir karışım malzemesidir. Ancak beton kalıbın şeklini aldıktan sonra, suyun işlenebilirlik için gerekli olan kısmının görevi sona ermiştir. Bu durumda suyun miktarına bağlı olarak betonda homojenliğin bozulması, segregasyon, terleme ve rötre çatlakları gibi problemler ortaya çıkabilmektedir. Vakumlu beton bu problemlerin önüne geçmek için yapılan bir uygulama olup kalıbın şeklini alan taze betondan karışım suyunun bir miktarının geri çıkarılması işidir. Bu çalışmanın parametreleri çelik lifler ve vakum uygulamasıdır. Çelik lifler iki farklı uzunlukta ve üç farklı oranda ve üç farklı dayanım sınıfında, normal ve vakumlu betonlarda kullanılmıştır. Çalışmanın amacı; çelik lif uzunluğunun, oranının ve vakum uygulamasının normal betonlardan olan farklılıklarının basınç, kiriş eğilme ve plak testleri ile enerji yutma kapasitelerini belirleyerek ortaya koymaktır. Çalışmanın parametrelerinin tümü bir arada değerlendirildiğinde çelik lifler ve vakum uygulaması beton basınç dayanımını % 35'e kadar arttırabilmektedir. Kiriş eğilme dayanımlarında lif oranına bağlı olarak % 38'e kadar, vakum uygulaması ile birlikte % 65'e kadar artışlar görülmüştür. Enerji yutma kapasitelerine bakıldığında ise lifsiz referans betonlar lifli ve vakumlu betonların en az % 1.7 en çok da % 13 seviyesinde görülmüştür. Sonuç olarak çelik lifler TS 10514'ün belirlediği limit aralığında kullanıldığında betonun mekanik dayanımına olumlu etki göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Basınç Dayanımı, Beton, Çelik Lif, Enerji Yutma Kapasitesi, Kiriş Eğilme, Lifli Beton, Plak Deneyi, Vakumlu Beton
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Doğal emprenye maddeleri ve borlu bileşikler ile emprenye edilen sarıçam (Pinus sylvestris L.) odununun fiziksel ve mekanik özelliklerinin incelenmesi
Elif Alkan
Bu çalışmada; ülkemizde büyük bir potansiyele sahip sarıçam (Pinus sylvestris L.) odunu borlu bileşiklerden boraks, borik asit ve boraks+borik asit ile doğal emprenye maddelerinden kebrako ve tara birlikte kullanılarak hazırlanan deney örnekleri üç farklı (% 1, % 3, % 5) çözelti konsantrasyonu ile ASTM 1413-76 standardına göre emprenye edilmiş ve bazı fiziksel-mekanik özelliklerde değişimleri araştırılmıştır. Emprenye sonrası örneklerin testleri yapılarak kontrol örnekleri ile kıyaslanmıştır. Böylece çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyen, daha ekonomik ve daha fazla koruyucu etkiye sahip doğal emprenye maddeleri ve borlu bileşiklerin kulanım olanaklarının arttırılması amaçlanmıştır. Doğal emprenye maddesi olarak tanen bakımından zengin tara ve kebrako, borlu bileşik olarak boraks ve borik asit kullanılmıştır. Borlu bileşiklerden boraks ve borik asittin % 1, % 3 ve % 5'lik sulu çözeltileri kullanılmıştır. Her bir emprenye işleminde hazırlanan 15 adet örnek önce emprenye düzeneğinde 30 dakika ön vakum, daha sonra 30 dakika basınç altında emprenye işlemine tabi tutulmuştur. Emprenye sonrası örnekler bir hafta kondisyonlama için bekletildikten sonra bazı fiziksel ve mekanik özellikleri incelenmiştir. Bu çalışmada yapılan fiziksel ve mekanik testlerden tam kuru yoğunluk TS 2472, retensiyon miktarı ASTM D 1413-07, eğilme direnci TS 2474, elastikiyet modülü TS 2478, liflere paralel basınç direnci TS 2595 ve vida tutma direnci TS EN 13446 standartlarına göre yapılmıştır. Deney sonuçlarına göre; en yüksek hava kurusu özgül ağırlık değeri % 1 boraks ile emprenye edilen kebrakolu örneklerde (0.5 g/cm3), tam kuru özgül ağırlık % 5 tara ile emprenye edilen örneklerde (0.59 g/cm3) gerçekleşirken, mekanik özelliklerde en yüksek eğilme direnci değeri kebrako ile emprenye edilen örneklerde (90.05 N/mm2), elastikiyet modülü % 3'lük borik asit+boraks ile emprenye edilen kebrakolu örneklerde (11222 MPa), liflere paralel basınç direnci % 3'lük borik asitle emprenye edilen kebrakolu örneklerde (60.69 N/mm2), vida tutma direnci kebrako ile emprenye edilen örneklerde (107.7 N/mm2) gerçekleşmiştir. Anahtar Kelimeler: Boraks, Borik Asit, Emprenye, Kebrako, Sarıçam, Tara
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016İbn Şihâb ez-Zührî'nin kaynakları (Sahih- Buharî çerçevesinde)
Ali Fuat Futsi
Bu çalışmada, tabiîn dönemi imamlarından İbn Şihâb ez-Zührî'nin hayatı, hadisçiliği, tedvin faaliyetindeki rolü gibi konular ele alınmış daha sonra Sahih-i Buharî'de geçen rivayetleri ve bu rivayetleri kimlerden aldığı, bu hocalarının biyografisi, cerh-tadil açısından konumu, hadislerin rivayet sîgaları ve hangi hocasından ne kadar hadis rivayet ettiği gibi mevzular açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmış olup Zührî'nin hocaları bağlamında dökümantasyon tarama ve içerik analizi teknikleri ile derinlemesine inceleme yoluna gidilmiştir. Bu yöntemlerle birinci bölümde Zührî ve genel olarak hadisçiliği incelenmiştir. İkinci bölümde Sahih-i Buharî'deki Zührî rivayetleri tespit edilmiş ve incelemeye tâbi tutulmuştur. Ekler bölümünde ise Zührî'nin sahabî hocalarının isnad şemaları gösterilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Kurumlararası koordinasyon ve işbirliğinin afet yönetimi üzerine etkisi: Türkiye AFAD örneği
Sıdkı Küçükkaya
Türkiye; jeolojik yapısı ve iklim özellikleri itibariyle geçmişte birçok afet yaşamış olup günümüzde de afetler açısından yüksek risk taşıyan bir konumda bulunmaktadır. Türkiye'de afet yönetimi alanında yaşanan sorunlardan birisinin kurumlararası koordinasyon ve işbirliği eksikliği olduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda yürütülen çalışma ile Türkiye'de afet yönetimi alanında görevli kurumlar arasında koordinasyon ve işbirliği düzeyinin mevcut durumu, kurumsal ve dış etkenlerin kurumlararası koordinasyon ve işbirliğinin sağlanmasındaki rolü, kurumlararası koordinasyon ve işbirliğinin afet yönetimi safhaları (afet öncesi, esnası ve sonrası) üzerine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma konuyla ilgili tanım ve kuramlar ile birlikte İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri çalışanlarından toplanan alan araştırması bilgilerini içermektedir. Araştırmanın tanım ve kuramsal kısmı kaynak taraması, alan araştırma kısmı ise anket yöntemi kullanılarak toplanan veriler ile oluşturulmuştur. Araştırma hipotezlerinden HMD, HKE ve HDE frekans analizi, HAÖ, HAE ve HAS regresyon analizi, HDÖ1 bağımsız örneklem t testi ve HDÖ2 tek yönlü anova kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak Türkiye' de afet yönetimi alanında görevli kurumlar arasında orta düzeyli koordinasyon ve işbirliğinin mevcut olduğu, kurumsal ve dış etkenlerin kurumlararası koordinasyon ve işbirliğinin sağlanmasında yüksek düzeyde rol aldığı, kurumlararası koordinasyon ve işbirliği mevcut durumunun afet öncesi hazırlık, afet esnası müdahale ve afet sonrası iyileştirme faaliyetleri üzerinde etkili olduğu ayrıca afet yönetiminde görevli kurumlar arasında koordinasyon ve işbirliğinin mevcut olduğu görüşüne katılımın çalışanların eğitim durumu ve unvanlarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet / Acil Durum, Afet / Acil Durum Yönetimi, Afetlerde Koordinasyon ve İşbirliği, Türkiye'de Afet Yönetimi, Yönetim ve Fonksiyonları.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Havalimanı iç hatlar terminalinde sunulan hizmetlerin kalitesini etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik bir araştırma: Trabzon Havalimanı örneği
Orhan Çavuşoğlu
Bu çalışmanın amacı havalimanı iç hatlar terminallerinde sunulan hizmetlerin kalitesini etkileyen faktörleri belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda yapılan literatür incelemesi sonucunda havalimanına ulaşım, güvenlik, chek-in, havalimanı personelinin davranışı, terminal servisleri, konfor, alışveriş ve yiyişecek alanları, fiziksel görünüm, havalimanı yönlendiricileri, vb. hizmetlerin değerlendirilmesini kapsayan geniş çaplı bir anket formu hazırlanmıştır. Araştırmanın ilk kısmında havaalanı yoğunluğuna göre belirlenen günlerde Trabzon havalimanı iç hatlar terminali içerisinde anket çalışması yapılmıştır. Trabzon havalimanı taşınan yolcu sayısına göre Türkiye'deki 55 havalimanı arasında 9. sıradadır. Dağıtılan 300 adet anketten kullanılabilir 176 adet anket elde edilmiştir. Elde edilen veriler faktör analizi ile test edilmiş, değişkenlerin 14 faktör altında toplandığı görülmüştür. Fakat anket formunda yer alan değişkenlerin belirlenen faktörler altında toplanmadığı gözlemlenmiştir. Bu durum sonucunda anket formu, havalimanı personelinden oluşan bir uzman heyet ile birlikte yeniden düzenlenmiş ve bazı soruların ifadeleri değiştirilirken bazı sorular anket formundan çıkartılmıştır. Yeniden düzenlenen anket formu 700 kişiye dağıtılmış, kullanılabilir 502 anket elde edilmişidir. Elde edilen verilerin test edildiği ikinci faktör analizinde değişkenlerin altı faktör altında toplandığı görülmüştür. Bu altı faktör literatürden de destek alınarak Bilgi görünürlüğü, Güvenlik ve Check-in, Alışveriş ve Yemek, Konfor, Servisler ve Ulaşım olarak belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Gümüşhane ilinde acil durum ve afetlerle ilgili son 50 yılda tutulan resmi kayıtların analizi
Emrah Öztürk
Bu çalışma; tanımlayıcı tipte bir araştırma olup, Gümüşhane İlinde İl Afet Müdürlüğü'nün acil durum ve afetlerle ilgili son 50 yılda tutulan resmi kayıtları analiz etmek amacıyla kayıt tarama şeklinde yapılmıştır. Bu çalışma ile Gümüşhane İlinde, son 50 yılda gerçekleşen ve kayıtlarda yer alan 143 afetten 93 tanesinin (%65) heyelan, olduğu tespit edilmiştir. Heyelandan sonra en sık görülen 2. afet türünün kaya düşmesi olduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Gümüşhane Merkez ve Torul ilçesinde meydana gelen afet sayısı diğer ilçelere göre daha fazladır. Gümüşhane'de meydana gelen afetlerin yarıdan fazlası 3. derecede deprem bölgesi kuşağında gerçekleşmiştir. Bu çalışmayla, dosyalarda ciddi anlamda girilen verilerde eksikler olduğu, belirli bir standartta yazılmadığı, kişisel görüşlere fazlaca yer verildiği, etüt ve raporların eksik olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmada, Dosyalarda afet zamanları tam olarak girilmediğinden etüt çalışmaları ve raporların oluşturulma zamanları incelendiğinde etüt çalışmalarının ilkbahar ve sonbahar aylarında arttığı, rapor sayılarının ise kışın ve yazın arttığı gözlemlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Türkiye' deki ticari bankalar ile katılım bankalarının performaslarının AAS ve VIKOR yöntemleri ile karşılaştırmalı analizi
Şule Sarı
Bankalar, finansal ve ekonomik sistem içinde son derece büyük öneme sahip aracı kuruluşlardır.Bankacılık sektörünün performansının değerlendirilmesi, rekabet açısından gereklilik olmuştur. Bu çalışmanın amacı Türk bankacılık sisteminde faaliyet gösteren ticari bankalar ve katılım bankalarının 2012-2014 yılları arasında finansal performanslarının Çok Kriterli Karar Verme yöntemleri kullanılarak değerlendirilmesidir. İlk olarak kriterlerin ağırlıklarının belirlenmesi amacıyla Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemi kullanılmıştır. Bankaların performans değerlendirmesinde ana kriterlerden sermaye yeterliliği oranları, alt kriterden (özkaynaklar/kredi+piyasa+ operasyonel riski için gerekli sermaye yükümlülüğü) oranının en fazla öneme sahip olduğu ortaya çıkmıştır. İkinci aşamada bankalarVIKOR yöntemi kullanılarak finansal performanslarına göre sıralanmıştır. Anahtar Sözcükler:Performans Değerlendirme,Ticari Bankalar,Katılım Bankaları,Analitik Ağ Süreci,VIKOR Yöntemi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Ailenin kişinin iş yaşamına müdahalesinin sonuçları: Bireycilik ve belirsizlikten kaçınmanın moderatör etkileri
Vural Akar
Bu çalışma ailenin iş yaşamına müdahalesinin çalışma yaşamındaki temel değişkenler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu değişkenler, yaşam tatmini, tükenmişlik, iş tatmini ve işten ayrılma niyetidir. Bu ilişkide bireycilik ve belirsizlikten kaçınma moderatör etkileri incelenmiştir. Araştırmanın verileri, anket uygulaması yoluyla, İstanbul ve Trabzon illerinde özel sektörde çalışan 525 katılımcı ile yüz yüze yapılan görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Verilerin analizlerinde SPSS 21 ve AMOS 20 paket programları kullanılmıştır. Çalışmada yer alan ölçeklerin güvenilirlik analizleri yapılarak geçerliliklerini ölçmek amacıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri, değişkenler arasındaki ilişkileri görebilmek için korelasyon analizi ve hipotezlerin testi için ise regresyon analizlerine başvurulmuştur. Elde edilen sonuçlar, iş-aile sınır teorisi ve beklentiler doğrultusunda, ailenin iş yaşamına müdahalesi ile yaşam tatmini arasındaki ilişkide bireycilik ve belirsizlikten kaçınma değişkenlerinin moderatör rollerinin bulunduğunu göstermektedir. Çalışmada ailenin iş yaşamına müdahalesiyle yaşam tatmini arasında negatif bir ilişkinin olduğu, ayrıca bireycilik ve belirsizlikten kaçınma değişkenlerinin de moderatör etkilerinin bulunduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda ailenin iş yaşamına müdahalesi ile tükenmişlik arasında pozitif bir ilişkinin olduğu, ayrıca bireycilik değişkeninin de moderatör bir etkiye sahip olduğu bulgusuna erişilmiştir. Bunun yanında, ailenin iş yaşamına müdahalesi ile iş tatmini negatif bir ilişkinin olduğu ve belirsizlikten kaçınma değişkeninin de moderatör rolünün olduğu belirlenmiştir. Benzer şekilde, ailenin iş yaşamına müdahalesiyle işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin de pozitif olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Deprem bilgi düzeyi ve depreme hazırlıklı olma durumu: Erzincan ili
Uğur Yayla
Araştırma, deprem tehlikesi açısından Türkiye'nin en önemli şehirlerinden biri olan Erzincan ilinde yaşayan bireylerin deprem bilgi düzeylerini ve depreme hazırlıklı olma durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Erzincan il merkezinde ikamet eden 18 yaş ve üstü 400 yetişkin bireye anket uygulanarak yapılmıştır. Araştırmada, katılımcıların "deprem bilgi puanı" ortalamaları (82,17±17,24) oldukça yüksek olmasına rağmen "deprem davranış puanı" ortalamaları (36,27±23,83) buna nispeten düşük çıkmıştır. Bilgi puanı ortalamaları açısından erkekler ve kadınlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamazken, davranış puanı ortalaması açısından erkekler ve kadınlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Katılımcılardan evli olanların bekar olanlara, kendi evinde oturanların kirada oturanlara ve aylık gelir düzeyi yüksek olanların düşük olanlara göre bilgi puanı ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunamazken davranış puanı ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Katılımcıların evlerinde ilkyardım çantası ve yangın söndürme cihazı bulundurulması gerektiği bilgisi yüksekken bu bilgiyi davranışa dönüştürme oranı düşüktür. Araştırmada, katılımcıların kendilerini depreme hazır hissetme oranının (%6,2) oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak Erzincan ilinde yaşayan bireylerin deprem bilgi puanı ortalamasının yüksek olduğu ancak davranış puanı ortalamasının düşük olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin deprem bilgilerini davranışa dönüştürmeye yönelik kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar aracılığıyla uygulamalı eğitimler verilmelidir. Anahtar Sözcükler: Afet, Deprem, Deprem Bilgi Düzeyi, Erzincan, Hazırlıklı Olma Durumu
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016İşletmelerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları farkındalığının tespiti ve acil durum planlarının uygunluğu araştırması
Eyyüp Yildiz
Afet ve acil durumlar çok çeşitli yapılara zarar vermektedir. Bunların başında maddi ve manevi unsurlarıyla işyerleri gelmektedir. Bu zararların önüne geçmek amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) kanununa dayanılarak 2013 yılında 'İş Yererinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik' metni yayımlandı. Bu saha araştırması kamu kurumu ve özel işletmelerin işyeri acil durum planları uygunluğu ve çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) ile ilgili farkındalıklarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel ve nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma kapsamında Gümüşhane ve Trabzon illerinde bulunan kamu kurumu ve özel işletmeler arasından örneklem olarak seçilenlerin kurumlarındaki üst yöneticilerle veya İSG uzmanlarıyla yüz yüze görüşme, Nicel araştırma kapsamında çalışanlarına anket yapmak üzere randevu talep edildi. Toplamda Gümüşhane'den 20, Trabzon'dan 11 olmak üzere 31 adet kamu kurumu ve özel işletme randevu talebini kabul ederek çalışmanın yapılmasına izin verdi. 563 çalışana anket 31 yönetici veya İSG uzmanıyla yüz yüze görüşme yapılarak çalışma tamamlandı. Acil durum planları, yönetmeliğin öngördüğü açıdan sorgulandığında Gümüşhane'den katılan işyerlerinde %95, Trabzon'dan katılan işyerlerinde %63,63 eksik olduğu tespit edildi. Çalışanların kurumsal İSG uygulamaları hakkında bilgi düzeyi 3,55 ve kurumsal uygulamalar hakkında görüşleri 2,88 ortalama ile orta düzeyde olumlu olduğu tespit edilmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve ilgili kuruluşların ortaklaşa bir acil durum planı taslağı oluşturmaları ve çalışanların İSG ile ilgili farkındalık düzeylerini artırmak ve İSG uygulamalarına daha pozitif yaklaşımlarını sağlayacak eğitim çalışmaları yapmaları sağlanmalıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Ankara Çayı'na ait eski alüvyonların jeokimyasal ve izotopik özelliklerinin incelenmesi
Mustafa Kemal Gümüş
Bu çalışmanın amacı, Ankara Çayı'na ait eski alüvyonlarının jeokimyasal ve izotopik özelliklerinin araştırılmasıdır. Ankara Çayı'na ait eski alüvyon çökellerinin ana, iz ve nadir toprak element (NTE) içeriği belirlenmiş ve jeokimyasal anlamda litarenit olarak sınıflandırılmıştır. Eski alüvyon çökellerinin ortalama kimyasal alterasyon indeksi (KAİ), plajioklaz alterasyon indeksi (PAİ) ve bileşimsel değişim indeksi (BDİ) değerleri sırasıyla 58.6, 58.7 ve 1.58 olarak belirlenmiştir ve KAİ ile δ18O izotop değerleri arasında pozitif korelasyon söz konusudur. Eski alüvyal çökellerde basit sedimanter döngü tarihi mevcuttur ve dolayısıyla çökelin jeokimyasal bileşimi kaynak alanındaki materyal bileşimi tarafından kontrolündedir. Analiz edilen örneklerin87Sr/86Sr izotop değerleri üst kıtasal kabuğa göre tükenmiş iken, 143Nd/144Nd, δ18O izotop ve negatif ƐNd(0) değerleri kıtasal kabuk değerleri ile benzerlik göstermektedir. Eski alüvyon çökelleri Ni ve As gibi ağır metal içeriği bakımından önemli oranda, Pb, Cu, Zn, Co, Hg, Sb ve Bi gibi ağır metal içeriği bakımından ise az miktarda kirlenmiştir ve bu ağır metallerin, endüstriyel kökenli olduğu düşünülmektedir. Sonuç olarak; çalışma alanında muhtemelen yarı kurak-kurak iklim, zayıf-orta kimyasal ayrışma, zaman zaman yüksek tektonik aktivite ve yüksek erozyon olduğu, eski alüvyal çökellerin ortaç-felsik bileşimli kaynaktan malzeme aldığı ve kimyasal olarak olgun olmadığı, ayrıca sözkonusu çökellerin endüstriyel kaynaklı olarak kirlendiği ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Ankara çayı dere yatağı çökellerinin jeokimyasal, izotopik özellikleri ve ağır metal içeriği
Özay Özkan
Bu çalışmada, Ankara Çayı'nın dere yatağı sedimanlarının jeokimyasal ve izotopik özellikleri incelenerek, ağır metal içeriği ortaya konmuştur. Ankara Çayı dere yatağı çökelleri, jeokimyasal anlamda litarenit olarak sınıflandırılmıştır. İncelenen örneklerin ortalama kimyasal alterasyon indeksi (KAİ), plajioklaz alterasyon indeksi (PAİ) ve bileşimsel değişim indeksi (BDİ) değerleri sırasıyla 57.6, 57.3 ve 1.67 olarak hesaplanmıştır ve KAİ ile δ18O izotop değerleri arasında herhangi bir korelasyon ilişkisi yoktur. Söz konusu çökellerde basit sedimanter döngü tarihi mevcuttur ve dolayısıyla dere yatağı çökellerinin jeokimyasal bileşeni kaynak alanındaki materyal bileşeninin hakimiyetindedir. İncelenen örneklerin δ18O, 143Nd/144Nd izotop ve negatif ƐNd(0) değerleri kıtasal kabukla benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Buna rağmen dere havzasında karbonatlı kayaçların baskın olması, üst kıtasal kabuğa göre tükenmiş 87Sr/86Sr izotop değerlerine neden olduğunu akla getirmektedir. Dere yatağı çökelleri Ni, As, Pb, Cu, Zn, Co, Hg, Sb, Cd ve Bi gibi ağır metal içeriği bakımından zenginleşmiştir. Çalışılan çökelleri kirleten bu ağır metallerin, endüstriyel kökenli olduğu düşünülmektedir. Elde edilen veriler yorumlandığında; çalışma alanında yarı kurak-kurak iklim, zayıf-orta kimyasal ayrışma, zaman zaman yüksek tektonik aktivite ve yüksek erozyon olduğu, Ankara Çayı'nın aşındırmış olduğu kaynak kayaların muhtemelen ortaç-felsik bileşimde olduğu ve adı geçen çökellerin kimyasal olarak olgun olmadığı, ayrıca her geçen gün Ankara Çayı'nın endüstriyel kaynaklı olarak kirlendiği ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Tasavvuf'ta feyz kavramı
Abdullah Yılmaz
Feyz kelimesi sözlükte akmak, taşmak ve bolluk gibi anlamları ifade eder. Tasavvuf terimi olarak ise daha çok kulun çabası olmaksızın kalbe gelen bilgi, manevî hâl anlamında kullanılmaktadır. Tecellî, vârid, ilham gibi kavramlar feyzle anlam benzerliği olan tasavvuf terimleridir.Feyzin asıl kaynağı Allah'tır. Peygamber ve mürşid ise Allah'tan gelen feyzin dağıtıcısı tâli kaynaklardır. Kalp temizliği, şeriate bağlılık, zikir, cemaatle bulunmak, kutlu zaman ve mekanları değerlendirmek ilâhî feyze vesile hususlardır. Peygamberden feyz alma ise sünnete ittiba, salavat okuma ve râbıta ile olmaktadır. Âdaba riayet, itaat ve hizmet, mürşidi kâmil bilme ve ona râbıta mürşidden feyz almanın vesileleridir. Çalışma ile elde edilemeyecek bilgiye sahip olma, kötü özelliklerden arınıp iyi özellikler kazanma feyzin neticelerindendir. Mutlak vücûd olan Allah'ın isim ve sıfatlarının belli mertebelerden geçerek görünen âlemde varlıkları zuhûra getirmesi de tasavvufta feyz ile ifade edilmiştir. Hakikati idrak edilemeyen zâtü'l-vücûd, ahadiyye hâlinde iken hiçbir taayyün göstermemiştir. Vücûdun ilk tecellîsi a'yân-ı sâbiteyi ortaya çıkaran feyz-i akdestir. Burada vâhidiyye halinde olan vücûd feyz-i mukaddes ile zâhir-i vücûd olup görünen âleme çıkar. Bu çıkış feyzle olduğu gibi bunun devamı da feyz iledir. Yaratılış süreci sûfîlerce bu şekilde açıklanmıştır ve bu felsefede bazen feyz diye de ifade edilen sudûrdan farklıdır. Kısaca tasavvufta feyz, hem varlıkların hem de -bununla bağlantılı olarak- bilgilerin Allah'tan tecellî yoluyla zuhûrunu ifade etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Human capital and economic growth relation: Case of Turkey
Fikret Onur Elma
This study examines the relationship between human capital and economic growth for Turkey. Human capital is described with two different variables as schooling rate and ratio of bachelors to total population. Therefore, within the scope of two different models the impact of human capital on economic growth is analyzed long/short termed. Relationships are analyzed with cointegration and causation analysis. According to analysis results schooling rate and ratio of bachelors to total population in Turkey do not have positive correlation in long term. This result is suprising in terms of expectations. However, under production of high tech product export is taken into consideration when comparing with developing countries, it's an expected result. In short term the ratio of bachelors to total population is found as Granger causation of economic growth. These results are expected to provide insight to those who decide educational policy.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Trabzon ilindeki kamu çalışanlarının sığınaklar konusundaki farkındalığı
Gülseren Günaydın
İlerleyen zaman içerisinde dünyada teknolojinin gelişmesi hayat düzenini değiştirmekte, insan hayatı üzerinde olumlu ve olumsuz birçok etki bırakmaktadır. Özellikle geçmişten günümüze artan doğal ve teknolojik afetler bunun bir göstergesidir. Çoğu kez insanlar bu afetler karşısında savunmasız kalarak can ve mal kaybına uğramaktadır. Ayrıca artan enerji ihtiyacına karşı devletler arası yaşanan savaşlar, kimyasal silahların kullanılması ve doğal afetler sonrası afete bağlı olarak endüstriyel faciaların yaşanması kaçınılmaz hale gelmiştir. Dolayısıyla sığınakların can kaybını önlemek ve afet etkilerini azaltma konusundaki önemini daha da artırmıştır. Bu çalışmanın amacı; kamu çalışanlarının afet, sığınak ve uyarı ikazları konusunda farkındalıklarının belirlenmesidir. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen bu araştırma Trabzon il merkezinde bulunan ve çalışmaya katılmayı kabul eden il müdürlüklerindeki kamu çalışanları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında, araştırmacı tarafından literatür bilgisine uygun olarak oluşturulmuş olan anket formu kullanılmıştır. Veriler araştırmaya katılmayı kabul edenler ile yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS paket programı ile yapılmıştır. Araştırmamız sonucunda çalışmamıza katılan 631 kamu çalışanlarının %8,9'nun afet bilgi düzeyi yeterli bulduğu, %18,1'nin sığınak bilgisini yeterli bulduğu, %11,8'nin uyarı ikazları bilgilerini yeterli buldukları, %29,3'nün kurumlarında sığınak olup olmadığını bildiklerini, %%3,6'nın kurumlarında sığınak donanımlarını yeterli buldukları, %19,2'nin kurumlarda sığınak yerini gösteren işaret ve levhaların varlığının farkında oldukları ve %42,6'nın kurumlardaki sığınakların depo-arşiv olarak kullanıldığını söylemiştir. Bu çalışma sonucunda; afetler, sığınaklar ve uyarı ikazları alanında bilgi düzeyinin yeterli olmadığı, sığınakların ve donanımlarının yetersiz olduğu, sığınakların kamu kurumlarında büyük çoğunluğunun amaçları dışında kullanıldığı sonuçları ortaya çıkmıştır. Afetler, sığınaklar ve uyarı ikazları ile ilgili yeterli ve düzenli eğitimler ve ayrıca tatbikatlar düzenlenerek çalışanların ve halkın afetler, sığınaklar ve uyarı ikazlarına karşı hazırlık algılarının yüksek tutulması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Afet, Sığınak, Uyarı İkazları, Trabzon
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Diyalogsal halkla ilişkiler bağlamında sosyal medya kullanımı: Türkiye'de ilk 100'de yer alan şirketler üzerine bir inceleme
İhsan Türkal
Halkla ilişkiler teori ve uygulamasının geldiği son nokta bakımından ortaya çıkan yeni anlayış, örgütlerle paydaşları arasında diyaloğa dayalı iletişimi merkeze alan karşılıklı anlayış, güven ve desteğin geliştirilip sürdürülmesidir. Küresel düzeyde kitleler tarafından yaygın bir şekilde kullanılan sosyal medya araçları, diyaloğa ve etkileşime dayalı bir iletişim ortamını halkla ilişkilerin hizmetine sunmaktadır. Örgütlerin stratejik bir iletişim anlayışı olarak benimseyip kullanması durumunda sosyal medya araçları diyalogsal halkla ilişkilere önemli katkılar sağlayacak bir ortam oluşturmaktadır. Halkla ilişkileri daha etkileşimli, simetrik ve diyalogsal hale getirme bakımından sosyal medya araçlarının sahip olduğu kapasiteden ne ölçüde yararlanıldığı ve ne ölçüde etkili kullanıldığı bu noktada önemli bir soru işareti oluşturmaktadır. Bu çalışmada, halkla ilişkilerin tek yönlü asimetrik anlayıştan ilişkisel ve simetrik anlayışa doğru geçirdiği değişim ele alınmakta ve bu değişim sonucunda sahip olduğu yeni anlayışa olanak ve fırsat sunan sosyal medya araçları incelenmektedir. Örgütler iletişim kurmak ve ilişki inşa etmek doğrultusunda sosyal medya ortamında diyalogsal halkla ilişkiler anlayışından yararlanmakta mıdırlar? Eğer yararlanılmaktaysa bunu ne ölçüde gerçekleştirmektedirler? Bu sorulara açıklık kazandırmak amacıyla araştırmada Türkiye'de büyüklük bakımından ilk 100'de yar alan kuruluşların, sosyal medya araçlarını ne ölçüde diyalogsal halkla ilişkiler anlayışına uygun kullandığı incelenmektedir. Kent ve Taylor tarafından ortaya konan ilkeler üzerinden gerçekleştirilen içerik analizi sonucunda elde edilen bulgular bu kuruluşların sosyal medya araçlarının diyalogsal potansiyelinden yeterince yararlanamadıklarını göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Bir halkla ilişkiler uygulaması olarak hastanelerde hasta karşılama hizmetlerinin kurumsal itibara olan etkisi: Kamu hastaneleri üzerine bir inceleme
Mutlu Doğan Güllüpunar
Hastalığı nedeniyle psikolojik bir baskı altında olan hasta ve hasta yakınlarının hastane ile ilgili algısı hastane iletişim yönetimi sürecinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Sağlık sorununun giderilmesi hastaneye karşı oluşacak algının temel faktörlerinden biridir. Sağlık problemi çözülmüş bir hasta, tedavi aldığı hastaneye karşı olumlu bir algıya sahip olabilir ve bağlılığı güçlenebilir. Ancak sağlık probleminin çözülmesi hasta memnuniyetinin oluşmasında bütünüyle yeterli bir faktör olarak değerlendirilemez. Hastaneye karşı oluşan algıda, sağlık probleminin giderilmesinin yanında sağlık hizmeti alma süreci de etkilidir. Sağlık sorununun çözülmesi sağlık hizmetinin yalnızca bir parçasını oluşturmaktadır. Hastaneye girişten itibaren danışma birimlerinde, doktorlar ve yardımcı sağlık personeliyle kurulan iletişimde ve hastanenin fiziki dizaynında bu memnuniyetin parçalarını bulmak mümkündür. Dolayısıyla hastanın ve hasta yakınlarının hastaneye besledikleri duygunun olumlu olması için, hastalığın tedavisi yanında hasta karşılama hizmetlerinin de önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bu çalışma kamu hastanelerindeki hasta karşılama hizmetlerinin hastaların hastaneye dönük genel algılarını etkileyip etkilemediğini ve etkileme düzeylerinin ne olduğunu ele almaktadır. Bu nedenle çalışmada öncelikli olarak hasta karşılama hizmetleri ve genel hastane algısını ölçen bir anket formu oluşturulmuş ve bu forma bağlı kalarak basit tesadüfi yöntemle Türkiye'nin 12 ilinden 700 kişi ile görüşülerek veriler toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda "temizlik ve hijyen", "doktor", "danışma ve yönlendirme", "yardımcı sağlık personeli" ve "fiziki yönlendirme" olmak üzere hasta karşılama hizmetlerinin beş temel faktöre ayrılabileceği görülmüştür. Yapılan regresyon analizinde ise, bu faktörler doğrultusunda ifade edilen hasta karşılama hizmetlerinin hastane ile ilgili genel algıları etkilediği sonucuna varılmıştır.












