Yazarlar
- Ahmet Bayraktar(2)
- Ahmet Özdemir(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Abakar Ali Issakha(1)
- Abdoul Wahidou Mahamane Seydou(1)
- Abdoulaye Coulıbaly(1)
- Abdulkadir Daştan(1)
- Abdulkadir Gök(1)
- Abdulkadir Meydan(1)
- Abdulkadir Murat Güner(1)
- Abdulkerim Özkök(1)
- Abdullah Alperen Okumuş(1)
- Abdullah Birinci(1)
- Abdullah Danişmaz(1)
- Abdullah Danışmaz(1)
- Abdullah Egi(1)
- Abdullah Kolotoğlu(1)
- Abdullah Küçükaslan(1)
- Abdullah Memiş(1)
- Abdullah Necati Doğan(1)
- Abdullah Souda(1)
- Abdullah Turan(1)
- Abdullah Yılmaz(1)
- Abdulsamet Keleş(1)
- Abdulsamet Varan(1)
- Abdurrahman Atalay(1)
- Abdurrahman Oruç(1)
- Abdurrahman Saka(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Antibiyotik direncine yönelik bilgi ve tutumlar ölçeğinin Türkçe geçerlilik ve güvenirlik çalışması
Brahim Deidah
Bu çalışma, Alshehri ve Khawagi (2025) tarafından yapılan "Antibiyotik Direncine Yönelik Bilgi ve Tutumlar Ölçeği"ni Türk kültür ve diline kazandırmayı, geçerlik-güvenirlik analizlerini yapmayı hedeflemektedir. Çalışmanın bir diğer odağı ise bu yeni Türkçe form aracılığıyla sağlık bilimleri fakültesindeki öğrencilerin antibiyotik direncine yönelik bilgi ve tutumlarını ölçmek, elde edilen verileri farklı sosyodemografik değişkenler açısından sunmaktadır. Metodolojik ve kesitsel araştırma desenine uygun olarak planlanan çalışmaya, Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde aktif öğrenim gören 505 lisans öğrencisi dahil edilmiştir. Uyarlama aşamasında sırasıyla dil, kapsam ve yapı geçerliği çalışmaları ile güvenirlik analizleri yapılmıştır. Yapı geçerliğini test etmek amacıyla Doğrulayıcı Faktör Analizinden (DFA) yararlanılırken; iç tutarlılık için Cronbach Alfa ve Bileşik Güvenirlik (CR) katsayıları hesaplanmıştır. Bunların yanında, bilgi testindeki soruların zorluk dereceleri ve ayırt edici nitelikleri de analiz edilmiş; toplanan verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı ve karşılaştırmalı istatistiksel analiz teknikleri kullanılmıştır. Özetle; bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen ölçek uyarlama süreci sonucunda, Türkçe’ye uyarlanan ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizleri başarılı bulunmuş, sağlık bilimleri alanındaki öğrenciler üzerinde güvenle kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir.. Elde edilen saha verileri, öğrencilerin bu konudaki bilincini artırmak adına müfredattaki akılcı antibiyotik kullanımı ve direnç mekanizmaları eğitimlerinin daha kapsamlı hale getirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Stok yönetiminde ABC ve VED analizleri: Bir devlet hastanesi örneği
Şefika Kahreman Halis
Stok yönetimi, sağlık hizmetlerinin etkinliği ve sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir. Sağlık kurumlarında yürütülen faaliyetlerin kesintisiz bir şekilde sürdürülebilmesi, stokların etkin bir biçimde yönetilmesine bağlıdır. Stok kontrol faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülmemesi durumunda, gereğinden fazla stok bulundurulması maliyetleri artırarak sağlık kurumlarının kârlılığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, malzeme stok yönetiminin değerlendirilmesinde ABC ve VED analiz yöntemlerinin kullanılmasıyla, malzemelerin öncelik sıralamasına göre sınıflandırılandırılmasıdır. Araştırma kapsamında, Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren bir ilçe devlet hastanesinde kullanılan 122 kalem malzeme araştırmanın veri setini oluşturmuştur. Çalışmada, verilerin sınıflandırılması ve analiz edilmesinde çok kriterli karar verme tekniklerinden ABC ve VED analizleri kullanılmıştır. ABC analizi, malzemeleri yıllık tüketim değerine göre sınıflandırırken, VED analizi bu malzemelerin kritik önem düzeylerini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgulara göre, az sayıda malzemenin toplam maliyetin büyük bir kısmını oluşturduğu ve hayati öneme sahip malzemelerin stok yönetiminde öncelikli olarak ele alınması gerektiği belirlenmiştir. Ayrıca, ABC ve VED analizlerinin birlikte kullanılmasıyla oluşturulan ABC-VED matrisi sayesinde, malzemelerin hem maliyet hem de kritik önem düzeylerine göre daha etkin bir şekilde önceliklendirilebildiği görülmüştür. Sonuç olarak, ABC ve VED analiz yöntemlerinin birlikte kullanımı, sağlık kurumlarında stok yönetiminin daha etkin, dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına katkı sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Bâb-ı Âsafî Ruûs kalemi defterlerinden 1522 numaralı Ruûs defteri (1061-1062/1651-1652), s. 142-274, tahlil ve metin
Onur Çakir
Osmanlı Devleti’nin en yüksek yönetim merci olan Divan-ı Hümayun, bürokratik işlemlerini kendisine bağlı kalemler vasıtasıyla icra etmektedir. Ruûs kalemi Divan-ı Hümayunun görevli tevcihatına ilişkin muamelat ile meşgul olmakta, düzenlenen tezkireleri Ruûs defterlerine işleyerek muhafaza etmektedir. Ruûs defterleri yazıldıkları yıllarda, devletin merkez ve merkeze bağlı birimlerinde halihazırdaki görevlere ve görevi tasarrufta bulunan vazifelilere dair kayda değer malumata muhtevidir. Hükümlerdeki özet bilgilerden muayyen bir görev için tevcih gerekçesine, görevlide aranan niteliklere, tavassut eden kişi bilgisine ulaşmak mümkündür. Yerel tarih çalışmaları, önemli kişilerin biyografilerinin oluşturulması ve kurumların kronolojilerinin ortaya konulmasında yine Ruûs defterlerine müracaat edilebilir. Hüküm özetlerinde yer alan, görevi ifa edecek kişiye verilecek günlük ücret bilgisi, Osmanlı maliyesi araştırmalarında kullanılabilir. Osmanlı’nın geniş coğrafyası göz önüne alındığında, birçok ülkenin tarihinin yazılmasında Ruûs defterleri önemli bir arşiv kaynağıdır. İfade edilen hususlar bağlamında, çalışmamızda 1522 Numaralı Ruûs Defteri, mevcut literatüre katkı sağlaması maksadıyla ele alınmıştır. Çalışmamıza konu olan Ruûs defteri, 17. yüzyılın ortasında tutulmuş olup muhtevası muhtelif görevlere yapılan tevcihatla oldukça zengindir. İlmiye, seyfiye ve kalemiye sınıfının üst düzey amirlerinden en alt kademedeki memurlarına kadar birçok görevlinin atamasıyla ilgili kayıtlar defterde mevcuttur. Çalışmamızın giriş bölümünde Divan-ı Hümayun ve kalemleri hakkında bilgi verildikten sonra görevli atamasında yürütülen bürokratik süreç açıklanmıştır. İkinci kısımda defterden elde edilen bulgular analiz edilmiş, son kısımda ise metin transkripsiyonuna yer verilmiştir. İhtiva ettiği bilgilerle yazıldığı yıllarda Osmanlı Devleti’nin idari, iktisadi, askeri ve içtimai hayatının anlaşılmasında önemli bilgiler vermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Newtonyen olmayan analizde karışık tip fonksiyonların yerel yaklaşımları
Seda Nur Yılmaz
Newtonyen olmayan analiz, klasik türev ve integral kavramlarının farklı üreteç fonksiyonlar aracılığıyla genelleştirilmesine dayanan ve özellikle geometrik, bigeometrik ve benzeri hızlı büyüme gösteren fonksiyonların incelenmesinde etkin sonuçlar üreten bir analiz alanıdır. Bu tez çalışmasında, klasik analiz kapsamında tanımlanan fonksiyonlar ile Newtonyen olmayan analizde farklı üreteçler kullanılarak elde edilen fonksiyonların klasik toplamları ve alfa toplamları ele alınmaktadır. Literatürde, bu tür karışık tipteki fonksiyonların yerel davranışlarını incelemek için çoğunlukla klasik Taylor yaklaşımı kullanılmakta; ancak bu yaklaşım, Newtonyen olmayan bileşenlerin doğal yapısını yeterince yansıtamamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, farklı üreteçlerle tanımlanan fonksiyonların Newtonyen olmayan toplamları için birinci mertebeden yeni bir yaklaşım yöntemi geliştirmektir. Önerilen yöntemde, fonksiyonun klasik ve Newtonyen olmayan bileşenleri ayrı ayrı ele alınmakta ve her bir bileşen kendi analiz çerçevesine uygun şekilde lineerleştirilmektedir. Elde edilen yeni yaklaşım, klasik birinci mertebeden Taylor yaklaşımı ile karşılaştırmalı olarak incelenmekte ve hata analizleri yapılmaktadır. Çeşitli sayısal örnekler üzerinden yöntemin etkinliği gösterilmektedir. Örneğin üstel ve çift üstel yapı içeren fonksiyonlar için daha düşük hata değerleri elde edildiği ortaya konulmaktadır. Bu yönüyle çalışmanın, Newtonyen olmayan analizde yerel yaklaşım tekniklerine katkı sağlaması beklenmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Torul (Gümüşhane) ve civarında yer alan adakit benzeri porfirlerin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi
Hacer Akçay
Bu tez çalışmasında, Doğu Pontidlerin güney zonunda Mescitli yöresinde yer alan Orta Eosen yaşlı adakitik kayaçların petrografisi ve tüm-kayaç ana ve iz element jeokimyası ve petrolojisi incelenmiş, kayaçları oluşturan magmanın kökeni ve gelişimi belirlenmeye çalışılmıştır. İncelenen adakitik kayaçlar porfirik dokulu olup, genelde andezit, daha az oranda da traki-andezit ve dasit bileşimindedir. Başlıca mineraller plajiyoklas, kuvars, alkali-feldispat, amfibol, biyotit ve Fe-Ti oksit’den oluşmaktadır. İncelenen kayaçlar, orta ila yüksek-K’lu (%1.1-3.6), yüksek LaN/YbN (8.3–11.98) ve Sr/Y (34-63) oranları gösteren adakitik jeokimyaya sahiptir. Kayaçlar LREE’ce zenginleşmiş, HREE bakımından ise yataya yakın bir desen (LaN/LuN = 7.8-11.8) sunarlar ve dikkate değer bir Eu anomalisi (EuN/Eu* =0.91-0.98) göstermezler. Elde edilen tüm jeokimyasal veriler bir arada değerlendirildiğinde; adakitik karakterli bu kayaçların, delaminasyon mekanizması sonucunda mafik alt kabuk ergiyiklerinden türemiş olabilecekleri ve Orta Eosen dönemindeki çarpışma sonrası (post-collisional) tektonik rejimde litosferik manto bileşenleriyle olan muhtemel etkileşimler sonucunda geliştikleri söylenebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026İkdam Gazetesi’ne göre II. Meşrutiyet’in ilanına Avrupa devletlerinin bakışı (1908-1909)
Fatma Aydin
Bu çalışma, İkdam Gazetesi’nde yayımlanan haber ve yorumlar aracılığıyla Avrupa devletlerinin 1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyet’e bakış açılarını incelemektedir. 24 Temmuz 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet, yalnızca Osmanlı Devleti’nin iç siyasi dengelerini değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerini de derinden etkilemiştir. Avrupa devletleri bu gelişmeyi kendi diplomatik ve ekonomik çıkarları, Osmanlı Devleti ile ilişkileri ve bölgesel güç dengeleri çerçevesinde değerlendirmiştir. Araştırmada, İkdam Gazetesi’nin 1908–1909 yıllarına ait sayıları sistematik olarak incelenmiş; İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, Rusya ve İtalya gibi dönemin önde gelen Avrupa devletleriyle ilgili haber ve makaleler nitel araştırma yöntemiyle analiz edilmiştir. Veriler, tarihsel analiz ve içerik analizi teknikleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Avrupa devletlerinin II. Meşrutiyet’e ilişkin yaklaşımlarının büyük ölçüde kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarına dayandığını göstermektedir. İkdam Gazetesi ise bu yaklaşımları hem haber dili hem de yorum köşeleri aracılığıyla Osmanlı kamuoyuna aktarmıştır. Dolayısıyla çalışma, II. Meşrutiyet dönemi Osmanlı basın tarihi ile uluslararası ilişkiler literatürüne özgün bir katkı sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Gabon cumhuriyeti ombudsmanı: Yapısal ve işlevsel yönleri
Derrick Sherilyn Christ Ndimangoye-Olibas
19. yüzyıl İsveç modelinden miras kalan Ombudsmanlık kurumu, çağdaş demokratik yönetişimin vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Kamu yönetimi ve vatandaşlar arasında bağımsız bir gözetim mekanizması olarak Ombudsmanlık, şeffaflığı, adaleti ve temel haklara saygıyı güvence altına almayı amaçlamaktadır. Ancak kurumun etkinliği siyasi rejime, yetki alanına ve sahip olduğu kaynaklara bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Temsili kurumlara duyulan güvenin azaldığı, şeffaflık ve hesap verebilirlik taleplerinin ise arttığı bir ortamda Ombudsmanlık, demokratik konsolidasyonun vazgeçilmez kurumsal mekanizmalarından biri olarak öne çıkmaktadır. Genellikle uzun, maliyetli ve teknik yargı süreçlerine alternatif sunan bu kurum, adalet ve uzlaşıya odaklanan daha esnek ve erişilebilir bir yaklaşım benimsemiştir. Bu nedenle, Gabon Cumhuriyeti Ombudsmanlığını incelemek, kurumun Gabon’daki demokratikleşme ve yönetişim sürecindeki rolünü anlamak açısından özel bir önem taşımaktadır. Bu çalışma, Gabon Cumhuriyeti Ombudsmanlığının yasal ve kurumsal çerçevesini analiz etmeyi, misyonlarını, çalışma mekanizmalarını ve uyuşmazlık çözüm yöntemlerini incelemeyi, faaliyetlerini engelleyen yapısal ve operasyonel sınırlamaları tespit etmeyi ve son olarak ulusal yönetişimdeki rolünü güçlendirmek adına kurumsal iyileştirmeye yönelik önerilerde bulunmayı amaçlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Sağlık yöneticilerinin liderlik davranışlarının personel iş doyum etkisi: Gümüşhane ili örneği
Saed Mohamed Jama
Sağlık yöneticileri, kurumsal operasyonları yönettikleri ve sağlık çalışanlarının davranışlarını, motivasyon seviyelerini ve iş çıktılarını şekillendirdikleri için rollerinde iki önemli işlevi yerine getirirler. Liderlerin iletişim kurma ve karar alma biçimleri, destek, takdir ve çatışma yönetimi yöntemleri, çalışanların işleri hakkındaki hislerini ve memnuniyet düzeylerini doğrudan etkiler. Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane İlinin sağlık alanında değişik yönetsel düzeylerinde görev yapan sağlık yöneticilerin gösterdikleri liderlik davranışlarını, bu davranışların iş doyumuna etkisini belirlemek ve çözüm önerileri sunmak amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini, Gümüşhane İlinin sağlık alanında görev yapan sağlık yöneticileri (N= 100) oluşturdu. Araştırmada örneklem seçimi yapılmadan sağlık yöneticilerinin tamamına ulaşılması hedeflendi. Araştırma gönüllülük esasına göre yürütüldü ve tüm sağlık yöneticilerine ulaşıldı.Araştırma verileri “Kişisel Bilgi Formu", “Liderlik Davranışları Ölçeği” ve "İş Doyumu Ölçeği” ile toplandı. Verilerin analizindef rekans, ortalama, standart sapma, ttesti, ANOVA ve korelasyon testleri kullanıldı. Sağlık yöneticilerinin liderlik davranışları ölçeği puan ortalaması 3,8075, iş doyumu ölçeği puan ortalaması 3,3027 idi. Sağlık yöneticilerin yaşı arttıkça iş doyumları artmaktadır.Daha genç sağlık yöneticileri, ileri yaştaki sağlık yöneticilerine göre daha iyi liderlik davranışına sahiptir. Poliklinik hizmetleri, halk sağlığı birimi, aile hekimliği ve idari-mali işlerde çalışan sağlık yöneticilerinin liderlik davranış puan ortalamaları yüksek bulunmuştur. Bu çalışmada Gümüşhane İlinin sağlık alanında değişik yönetsel düzeylerinde görev yapan sağlık yöneticilerin liderlik davranışları yüksek, iş doyumları orta düzeyde bulunmuştur.İleri yaşlardaki sağlık yöneticilerine liderlik eğitimleri verilerek liderlik davranışları artırılmalıdır. Genç yaştaki sağlık yöneticilerinin iş doyumunu artırmaya yönelik takdir, ödüllendirme ve sosyal faaliyetler artırılmalıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Sporcularda ruminatif düşünce ve spora özgü kaygı düzeylerinin incelenmesi
İbrahim Dönmez
Bu araştırmanın amacı, sporcularda müsabaka süreçlerinde ortaya çıkan ruminatif düşünce biçimleri ile spora özgü kaygı düzeyleri (somatik kaygı, endişe ve konsantrasyon bozukluğu) arasındaki ilişkinin betimsel ve ilişkisel bir yaklaşımla incelenmesidir. Çalışma, yüksek performans beklentisinin sporcuların bilişsel süreçleri üzerindeki etkilerini belirlemeyi ve psikolojik hazırlık stratejilerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini, farklı spor branşlarında faaliyet gösteren 168 erkek ve 175 kadın olmak üzere toplam 343 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Spor Müsabakası Ruminasyon Ölçeği ile Sporcu Kaygı Ölçeği-2 kullanılmıştır. Veriler; tanımlayıcı istatistikler, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve basit doğrusal regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular, müsabaka ruminasyonunun endişe, konsantrasyon bozukluğu ve somatik kaygı üzerinde anlamlı ve yordayıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Cinsiyet açısından ruminasyon düzeyleri benzer bulunurken, kadın sporcuların somatik kaygı ve konsantrasyon bozukluğu puanlarının erkek sporculara göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Spor deneyimi arttıkça kaygı yönetimi ve odaklanma becerilerinin geliştiği, eğitim düzeyi yükseldikçe ise kaygı puanlarının arttığı saptanmıştır. Ayrıca aile desteği alan sporcuların kaygı düzeylerinin daha düşük olması, sosyal desteğin koruyucu rolünü ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, müsabaka sonrası olumsuz deneyimlere ilişkin ruminatif düşüncelerin gelecekteki performans kaygısını artırdığı belirlenmiş; bu doğrultuda ruminasyonu azaltmaya yönelik psikolojik müdahale programları ile aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Ahmed er-Rifâî ve Hâletü ehli’l-Hakîka ma‘allah adlı eserindeki hadislerin tahrîc ve tahlili
Muhammet Çakıroğlu
İslâm kültür ve medeniyetini oluşturan en önemli iki kaynağın ilki Kur’ân-ı Kerîm’dir. İkincisi olan Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Sünnet’i, hadis rivayetleri vasıtasıyla günümüze kadar ulaşmıştır. Hadis kelimesi İslâmiyet’le birlikte farklı bir anlam kazanmış, âdeta onunla kadîm olan Kur’ân-ı Kerîm’in mukabili kastedilmiştir. Sahâbe devrinde ve daha sonraki dönemlerde bu kelime, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sözlerini, fiillerini ve tasviplerini bünyesinde barındıran bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Hadisler şüphesiz tüm İslâmî ilimler için kaynak değeri taşımaktadır. Bunlardan biri olan tasavvuf ilminin literatüründe de hadislere sıklıkla başvurulmuştur. Özellikle zühd, ahlak, rekâik, tergîb ve terhîb gibi konulara dair hadisler mutasavvıfların arasında çokça tedavül etmektedir. Bu rivayetlerin asıl hadis kaynaklarındaki yerlerinin tespiti kanaatimizce çok önemlidir. Bu nedenle araştırmada sözü edilen eserlerden biri olan Ahmed er-Rifâî’nin, Hâletü Ehl’il Hakîka Ma‘allah adlı eserindeki rivayetlerin tahriç ve tahlili yapılması hedeflenmektedir. Çalışma giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi, kapsamı ve kaynakları gibi hususlar ele alınacaktır. Birinci bölümde öncelikle tahrîc kavramının yanı sıra erbeûn edebiyatına değinilecektir. Devamında Ahmed er-Rifâî’nin hayatı farklı yönleriyle araştırılacaktır. Son olarak çalışmanın teması olan Rifâî’nin, Hâletü Ehl’il Hakîka Ma‘allah adlı eseri detaylı bir şekilde tanıtılacaktır. İkinci bölümde bu eserdeki hadislerin tahrîci ve değerlendirilmesi yapılacaktır. Sonuçta ise Ahmed er-Rifâî’nin hadisçiliği ile sözü edilen eserindeki hadislerin kaynaklardaki yerleri ve farklı açılardan tasnifi yapılacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim202612 haftalık yüzme egzersizinin skolyozlu çocuklarda cobb açısı, beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluşa etkisinin incelenmesi
Pelin Sever
Bu araştırmanın amacı, 12 haftalık temel yüzme eğitiminin 8–14 yaş aralığındaki skolyozlu çocukların Cobb açısı, beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluş düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmaya Gümüşhane ilinde yaşayan ve uzman hekim tarafından skolyoz tanısı konulmuş 24 çocuk gönüllü olarak katılmıştır. Araştırma tek gruplu ön test-son test yarı deneysel desen ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak katılımcıların Cobb açı değerleri, Stirling Çocuklar İçin Duygusal ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve Çocuk Beden İmajı Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılara 12 hafta boyunca düzenli temel yüzme eğitimi uygulanmıştır. Elde edilen veriler Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, Mann–Whitney U Testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, 12 haftalık yüzme eğitimi sonrasında katılımcıların Cobb açılarında anlamlı düzeyde azalma olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ayrıca psikolojik iyi oluş puanlarının ön test değerlerine göre anlamlı düzeyde arttığı tespit edilmiştir (p<0,05). Buna karşın beden imajı algısında istatistiksel olarak anlamlı bir değişim bulunmamıştır (p>0,05). Cinsiyet değişkenine göre yapılan analizlerde Cobb açısı ve psikolojik iyi oluş değişimlerinin kadın ve erkek katılımcılar arasında anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0,05). Korelasyon analizi sonuçları, psikolojik iyi oluş düzeyi ile bazı araştırma değişkenleri arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, 12 haftalık temel yüzme eğitiminin skolyozlu çocuklarda fiziksel ve psikolojik açıdan olumlu etkiler oluşturduğu söylenebilir. Bulgular, yüzme egzersizlerinin skolyozlu çocukların destekleyici tedavi ve rehabilitasyon programlarında kullanılabileceğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Ortaöğretim öğrencilerinin spor değişkenine açışından telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeylerinin incelenmesi
Mehmetali Küçükosman
Bu araştırma, ortaöğretim öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeylerini farklı değişkenler açısından detaylı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi 268’i kadın (%53,6), 232’i erkek (%46,4) olmak üzere, toplamda 500 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları; araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Şata ve Karip (2017) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ve Aydın ve Sütçü (2007) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan “Ergenler için Sosyal Kaygı Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş olup, analizlerde betimsel istatistiklerin yanı sıra, ikili karşılaştırmalar için Bağımsız Örneklem T-Testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılması için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve değişkenler arası ilişkinin tespiti için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına kadın öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı ve GDSK puanlarının erkek öğrencilere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Çalışmanın temel değişkenlerinden biri olan spor yapma durumu incelendiğinde, lisanslı olarak spor yapan öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı düzeylerinin spor yapmayan akranlarına göre anlamlı biçimde daha düşük olduğu görülmüştür (p<0,05). Korelasyon analizleri ise akıllı telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı toplam puanı ve alt boyutları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir (p<0,05). Sonuç olarak, spor yapmanın ergenlerde sosyal kaygı düzeylerinin azaltılmasında koruyucu bir faktör olduğunu; buna karşılık akıllı telefon bağımlılığının spor değişkeninden bağımsız biçimde sosyal kaygı ile eşzamanlı ve güçlendirici bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Bohemyalı seyyah Dr. Jakob Eduard Polak’ın seyahatnamesi ışığında 19. yüzyılda Kaçar Hanedanlığı’nda hastalıklar ve tedavi yöntemleri
İrem Gülay Demir
Sağlık, insanlık tarihi boyunca öncelik verilen en temel konulardan biri olmuştur. Çeşitli toplumlar, antik çağlardan günümüze dek insan bedeninin işleyişi, hastalıkların kökeni ve tedaviye ulaşma yolları hakkında araştırmaya ve yöntemlerini geliştirmeye devam etmiştir. Bu süreçte toplumlar, farklı kültürlerle etkileşim kurarak birbirlerinin bilgi birikiminden yararlanmış, gerektiğinde bu birikimleri uyarlamış ve tamamlamıştır. Bu yönüyle sağlık tarihi, bir toplumun yalnızca hastalıklarla nasıl mücadele ettiğini değil, aynı zamanda diğer medeniyetlerle kurduğu ilişkileri anlamamıza imkân tanıyan önemli bir araştırma alanıdır. Tarihsel süreç içerisinde özellikle 19. yüzyıl dünya üzerinde birçok hastalığa dair gerçek sebeplerin keşfedildiği, geleneksel yöntemler ile modern tıbbın karşılaştığı ve bazen de çatıştığı bir gelişim dönemini temsil etmesi bakımından oldukça dikkat çekicidir. Bu çalışmada, tıp tarihi adına önemli bir coğrafya olan İran toprakları üzerinde hüküm süren Kaçar Hanedanlığı’nda görülen hastalıklar ve dönemin tıp pratikleri ele alınmaktadır. Bu bağlamda geleneksel yöntemler ve İran’a 19. yüzyılda çeşitli görevlerle gelen Avrupalı doktorların tanıttığı modern tıp girişimlerinin karşılaşma süreci incelenmiştir. Çalışmanın ana hatları ve içeriği İran Darü’l-Fünûn’unda eğitim vermek üzere hanedanlık topraklarına gelen Bohemyalı Doktor Jakob Eduard Polak’ın İran’da yaşadığı yıllar boyunca yaptığı gözlemlerine dair kaleme aldığı seyahatnamesi ışığında belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Zihin felsefesinde düşünce deneylerinin epistemik statüsü
Yasemin Revi
Bu tez, düşünce deneylerinin zihin felsefesindeki yerini ve felsefi bilginin oluşumuna sağladıkları katkıyı bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Özellikle, bilincin doğasının, kişisel kimliğin, zihin ile dış dünya arasındaki ilişkinin ve yapay zekânın imkânının tartışıldığı zihin felsefesinde temel bir yöntem olarak kullanılan düşünce deneylerinin, varsayımsal senaryolara dayanması nedeniyle bilgi üretme kapasiteleri, gerçekliği temsil etme biçimleri ve felsefi argümanlardaki epistemik değerleri tartışma konusudur. Bu kapsamda çalışmada öncelikle düşünce deneylerinin tarihsel gelişimi ele alınmış, Antik Çağ’dan modern döneme uzanan süreçte Platon’un Mağara Alegorisi, Theseus’un Gemisi, İbn Sînâ’nın Uçan Adamı ve Descartes’ın Kötü Cin Hipotezi gibi öne çıkan örnekler incelenmiştir. Ardından zihin felsefesinin temel problemleri değerlendirilmiş ve düşünce deneylerinin bu problemlerin açıklanması, kavramsallaştırılması ve tartışılmasındaki işlevi ortaya konmuştur. Bu doğrultuda Frank Jackson’ın Mary’nin Odası, David Chalmers’ın Zombi Argümanı, Hilary Putnam’ın Kavanozdaki Beyni, Alan Turing’in Turing Testi ve John Searle’ün Çince Odası düşünce deneyleri ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. Son olarak bu düşünce deneyleri kavramsal tutarlılık, tasavvur edilebilirlik, metafiziksel olanaklılık, sezgisel güvenilirlik, açıklayıcı güç, karşı senaryolara dayanıklılık ve teori seçimindeki rolleri gibi epistemik ölçütler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Böylece, düşünce deneylerinin kavramsal analizin ötesinde felsefi bilgi üretimine özgün bir katkı sağlayıp sağlamadığı sorgulanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Yahudilerin seçilmişlik doktrini karşısında Kur'an'ın tavrı
İrem Dal
Bu çalışma, Yahudi inancında temel bir yer tutan “seçilmişlik doktrini”nin tarihsel ve teolojik arka planını inceleyerek, Kurʾân’ın bu inanca karşı ortaya koyduğu tutumu analiz etmeyi amaçlamaktadır. Yahudiliğe göre İsrailoğulları’nın Tanrı tarafından seçilmiş bir topluluk olduğu inancı, tarih boyunca dini metinlerde önemli bir yer edinmiştir. Bu doktrin, zaman içinde farklı yorumlara konu olmuş ve özellikle üstünlük iddiası bağlamında başka inanç sistemleriyle çatışmalara da neden olmuştur. Kurʾân-ı Kerîm, geçmiş ümmetlerin tutumlarını hem eleştirel hem de öğüt verici bir dille aktarırken, Yahudilerin seçilmişlik anlayışına dair dikkat çekici tespitlerde bulunmaktadır. İman, salih amel ve adalet gibi evrensel ölçütleri vurgulayarak üstünlüğün soy değil, takva temelli olduğunu bildirmektedir. Bu bağlamda tezde; ilgili Kurʾân âyetleri ışığında Yahudilerin tarihsel tavrı ile Kurʾân’daki yaklaşım karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışma, klasik tefsir kaynakları, tarihsel belgeler ve modern akademik literatür taranarak hazırlanmış, seçilmişlik doktrinine dair Kurʾâni perspektif kapsamlı bir şekilde ortaya konmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Yerel basının dijitalleşmesi ve değişen gazetecilik pratikleri: Gümüşhane örneği
Zeynep Öztürk
Yerel basının dijital dönüşümüyle biçimlenen yeni habercilik süreçleri üzerine yürütülen bu çalışma söz konusu dönüşümün yerel basın üzerindeki yapısal ve işlevsel etkilerini, Gümüşhane ili odağında değişen gazetecilik pratikleri üzerinden çözümlemeyi hedeflemektedir. Araştırmada, geleneksel yayıncılıktan dijital yayıncılığa geçişin yalnızca teknik bir araç değişimi olarak değil, haberin mutfağından okura ulaşmasına kadar tüm aşamaları belirleyen sosyolojik, ekonomik ve etik bir dönüşüm süreci olarak irdelenmektedir. Bu amaç doğrultusunda, Gümüşhane merkez ve ilçelerinde aktif olarak yayın faaliyetini sürdüren Kuşakkaya, Gümüşkoza, Gümüşhane Olay, Gümüşkent, Gündem, Şiran Gündem ve Gümüşhane Ekspres gazetelerinin temsilcileriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, Gümüşhane yerel basınında gazetecilik pratiklerinin sahadan masaya, anlam odaklılıktan veri odaklılığa ve okur ekseninden algoritma yapısına doğru yapısal bir kırılma yaşadığını ortaya koymaktadır. Dijitalleşme ve BİK kotalarının getirdiği yeni düzen, geleneksel yerel gazetecinin “fikir işçisi” rolünü “içerik işçiliği” yönünde yeniden yapılandırarak algoritmik gazeteciliğe dönüştürmüştür. Haber üretiminde WhatsApp grupları gibi ikincil kaynakların tercih edilmesindeki artış editoryal bağımsızlığı zayıflatırken, yapay zekâ kullanımı da yerel habercilik dilinin standartlaşması riskini berberinde getirmektedir. Diğer taraftan, dijital gazeteciliğe karşın geleneksel yayıncılığı sürdüren ve aralarında derin ekonomik krizlere rağmen şahsi varlıklarını elden çıkararak matbaa borçlarını ödeyen gazete sahiplerinin de olduğu Gümüşhane yerel basın temsilcilerinin anlatıları, yerel basının dijitalleşme baskısı altında bir yandan hayatta kalma mücadelesi verirken diğer yandan mesleki değerleri koruma direncini hâlâ sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar itibarıyla bu çalışma, taşra basınının dijital geleceğine yönelik çözüm önerileri sunarak ilgili literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Elektrikli araç politikaları ve toplumsal tepki: Twitter (X) verileri üzerinden bir kamuoyu analizi
Bahtiyar Yilmaz
Elektrikli Araç Politikaları ve Toplumsal Tepki: Twitter (X) Verileri Üzerinden Bir Kamuoyu Analizi başlıklı bu tez çalışması, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik algı, tutum ve tepkilerini sosyal medya etkileşimleri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Elektrikli araç (EV) teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, çevresel sürdürülebilirlik, enerji politikaları ve bireysel tüketim davranışları alanlarında önemli değişimler yaşanmaktadır. Bu doğrultuda, sosyal medya verilerinin analizi, kamuoyunun bu dönüşüme ilişkin görüşlerini anlamada etkili bir yöntem sunmaktadır. Çalışmada, sosyal medya platformu Twitter (X) üzerinden Python programlama dili, Pandas kütüphanesi ve Selenium aracı kullanılarak toplam 30.363 tweet toplanmıştır. Veri temizleme ve ön işleme aşamalarının ardından 28.596 tweetten oluşan nihai veri seti elde edilmiş ve analizlerde kullanılmıştır. Ardından, BERT duygu analizi modeli uygulanarak paylaşımlar olumlu, olumsuz ve nötr olarak sınıflandırılmıştır. Analiz sonucunda, kullanıcı söylemlerinin ağırlıklı olarak ekonomik maliyetler, şarj altyapısı, yerli üretim, teknolojik gelişmeler ve kullanım deneyimi etrafında şekillendiği görülmüştür. Analizler, çevresel faydalar ve enerji tasarrufu gibi konuların kullanıcı değerlendirmelerinde de öne çıktığını göstermektedir. Elde edilen bulgular, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik yaklaşımında hem yenilikçi teknolojilere duyulan ilginin hem de ekonomik ve altyapısal endişelerin belirleyici olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, Türkiye'de elektrikli araç politikalarına ilişkin kamuoyu algısını sosyal medya verileriyle inceleyen öncü araştırmalardan biri olarak, sürdürülebilir ulaşım politikalarına yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Büyük dil modeli (Llm) kullanarak X (Twitter) verileri tabanlı yerel işlenebilir bir siber tehdit istihbaratı modeli tasarımı
Sait Emre Oral
Günümüzdeki siber tehdit istihbaratı (CTI) paylaşımları, çoğunlukla tek başına bir IP adresi veya dosya özeti gibi, tehdidin tam hikayesinden kopuk verilerle sınırlı kalmaktadır. Bu durum, savunma ekiplerinin hangi tehdide öncelik vereceğini belirlemesini zorlaştırmaktadır. X (Twitter) platformu, tehditler hakkında aslında çok daha zengin ve bağlamsal detaylar sunsa da; bu verinin devasa hacmi, gürültülü ve yapılandırılmamış doğası, geleneksel yöntemlerle işlenmesini engellemektedir. Bu tez çalışmasında, X (Twitter) verilerini kullanarak veri egemenliğini koruyan, yerel (onpremise) çalışabilen ve eyleme geçirilebilir sonuçlar üreten, uçtan uca otonom bir CTI modelinin tasarlanması amaçlanmıştır. Geliştirilen Python tabanlı otonom sistem; Selenium kütüphanesi ile veri toplama, Ollama platformu üzerinden yerel olarak çalıştırılan LLaMA 3 modeli ile analiz ve SQLite veritabanında depolama süreçlerini içeren bütüncül bir mimariye sahiptir. Çalışmanın en özgün mühendislik katkısı, Büyük Dil Modellerinin (LLM) deterministik olmayan doğasından kaynaklanan hatalı JSON çıktılarını otonom olarak düzelten "JSON Sağlamlaştırma Protokolü"nün geliştirilmesidir. Elde edilen bulgular, sistemin yapılandırılmamış 62 adet tweet metni üzerinden tehditleri %95'e varan doğruluk oranıyla analiz ettiğini ve tespit edilen içeriklerin %64,5'ini "Yüksek Risk" (High Risk) kategorisinde başarıyla sınıflandırdığını göstermiştir. Yapılan analizlerde "Vulnerability" (13 adet) ve "Threat_Actor" (13 adet) kategorileri en sık rastlanan tehdit türleri olarak öne çıkarken; sistem, CVE numaraları ve tehdit aktörü grupları gibi kritik istihbarat göstergelerini yüksek hassasiyetle ayrıştırmıştır. Bu çalışma, güvenlik açısından kritik verilerin üçüncü taraf sunuculara gönderilmesi riskini ortadan kaldıran, mühendislik açısından dayanıklı ve tam otonom bir CTI çözümünün operasyonel fizibilitesini kanıtlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Deprem tehlike analizleri ve kentsel dönüşüm planlaması: Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu örneği
Cem Parlayan
Türkiye'nin, dünyanın en aktif deprem bölgelerinin içinde olduğu göz ardı edilemez. Bu bölgelerde yatırımlar yapılırken, kentsel gelişimin planlanması göz ardı edilemez. Yeni seçilecek yerleşim alanlarında, bölgenin jeolojik-jeofizik-jeoteknik özelliklerinin dışında, deprem tehlikesinin detaylı bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir. Depreme dayanıklı yapıların projelendirilmeden önce “Deprem Tehlike Analizleri” çalışmalarının mutlaka yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada. Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu bölgesinde yapılması planlanan deprem konutlarının proje sahasında jeofizik uygulamalar kapsamında belirlenen noktalarda yapılan mikrotremör ölçümleri sonucunda rezonans periyot aralıkları ve spektral büyütme oranları hesaplanmıştır. Zemin yapı periyot ilişkisi ve deprem tehlike düzeyi incelenmiş, yapının doğal periyodu, rezonans bölgesi kat adeti ve yapının yüksekliği arasındaki ilişkileri kullanılarak zemin hakim titreşim periyoduna karşılık gelen rezonans bölgesi kat miktarı eğrileri ile tespit edilmiştir. Ayrıca, spektral büyütme oranı ile de deprem tehlike düzeyi tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kentsel dönüşüm projelerinde yapılacak olan yeni yerleşim yerlerinin yer seçimleri yapılırken depremden en az şekilde etkilenmesi yada etkilenmemesi için jeofizik yöntemlerden mutlaka yararlanılmalıdır. Yerbilimi verilerinden yoksun, sadece ekolojik ve teknolojik olarak geliştirilen akıllı şehirler, deprem gibi doğa olaylarına karşı korunmasız olacaktır. Bu çalışmada kentsel dönüşüm projelerinde uygulamaya geçilmeden önce planlama ve uygulama esaslarının belirlenmesinin ve aynı zamanda jeofizik parametrelerinin gerekliliği Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu Örneği üzerinden vurgulanmıştır. Zemin hakim titreşim periyodu biliniyorsa, tasarlanan yapı yüksekliği kat miktarı rezonans bölgesi eğrilerinden kolayca tespit edilebilmektedir. Ayrıca, deprem rezonans ilişkisine bağlı olarak zemin hakim titreşim periyodu katman kalınlığı tartışılmıştır. Bundan ötürü zemin hakim titreşim periyotları hesaplamasında zemin kalınlığının yani ana kaya derinliğinin hesaplanması gerekmekte olduğu belirtilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Gümüşhane’ de eğitim (1960-1980)
Kübranur Küçük
Bu tez, 1960-1980 yılları arasında Gümüşhane ilinde eğitimin genel durumunu ele almaktadır. Türkiye'nin siyasal, toplumsal ve ekonomik açıdan büyük değişimler yaşadığı bu süreçte eğitimin sadece merkezî kararlarla değil yerel koşulların etkisiyle biçimlendiği anlayışı, çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu çerçevede Gümüşhane, taşra düzeyinde yerel eğitimin nasıl şekillendiğini ortaya koymak açısından önemli bir örnek olarak değerlendirilmiştir. 1960-1980 dönemi, Türkiye genelinde olduğu gibi Gümüşhane'de de eğitimin çeşitli sorunlar ve sınırlı imkânlar çerçevesinde şekillendiği bir süreç olmuştur. Bu yıllar boyunca eğitim, sadece okul binaları ve ders programlarıyla sınırlı kalmayıp, bölgenin sosyal yapısı, ekonomik koşulları ve nüfus hareketleriyle doğrudan bağlantılı bir alan olarak devam etmiştir. Merkezde alınan kararlar, Gümüşhane'de yerel koşullara uygun biçimde hayata geçirilmiştir. Bu dönemde, il merkezi ile ilçeler ve köyler arasında eğitim fırsatları bakımından belirgin ayrımlar söz konusudur. Zamanla okul sayıları, öğretmen temini ve fiziki şartlar değişiklik göstermiş; bazı bölgelerde eğitim hizmetlerine ulaşımda güçlükler yaşanmıştır. Öğrenci sayısının artması, öğretmen ihtiyacını da artırmış ve bu durum, eğitim kalitesi üzerinde doğrudan etkili olmuştur. Özellikle kırsal bölgelerde, eğitim imkânlarının kısıtlı olduğu koşullarda eğitim faaliyetleri devam ettirilmeye çalışılmıştır. Ekonomik şartlar ve göç hareketleri, dönemin eğitim yapısını şekillendiren başlıca etkenler olmuştur. Özellikle bölgeden dışarıya gerçekleşen göçler, hem öğrenci sayısını hem de okul düzenini etkilemiş; bu durum eğitimin sürekliliğini de zorlaştırmıştır. Eğitim, resmi kurumların yanı sıra toplumsal yaşamın bir parçası olarak işlevini sürdürmüştür. Eğitim uygulamaları, bölgenin ihtiyaçları ve mevcut imkânları doğrultusunda gelişmiş ve Gümüşhane'ye özgü bir yapı oluşturmuştur. Bu tez, 1960-1980 yılları arasında Gümüşhane'de eğitimin genel görünümünü ele alarak, ilin eğitim tarihine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme sağlamaktadır.
