Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Mûsâ döneminde ismi zikredilenolumsuz insan modelleri ve davranış özellikleri

    Gökhan Kaymak

    Kur'ân-ı Kerîm, yirmi üç yıl boyunca peyderpey indirilen ilahî bir mesaj olup Allah'ın seçtiği elçi aracılığıyla insanlara ulaştırılmıştır. Tarihsel süreçte vahye yönelik farklı yaklaşımlar ortaya çıktığından, bazı ayetlerin doğru anlaşılabilmesi için belirli ölçütler çerçevesinde açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur. İnsanlık tarihi incelendiğinde, insan tiplerine ait davranış örüntülerinin farklı dönemlerde benzer biçimlerde tekrarlandığı görülmektedir. Bu bağlamda Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Mûsâ dönemi çerçevesinde olumsuz tutum ve davranışlarıyla öne çıkan Firavun, Hâmân, Kārûn ve Sâmirî zikredilmekte; bu şahsiyetler insanın sergileyebileceği olumsuz eğilimlerin temsili tipleri olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Hz. Mûsâ döneminde olumsuz tutum ve davranışlarıyla öne çıkan şahsiyetleri incelemek ve bu davranış tiplerinin tarihsel sürekliliğini ile farklı dönemlerdeki yansımalarını değerlendirmektir. İki bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde, söz konusu kişilerin ortaya çıktığı tarihsel arka plan ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Firavun, Hâmân, Kārûn ve Sâmirî'nin davranış özellikleri analiz edilerek bu tutumların günümüzdeki karşılıkları ve toplumsal yansımaları değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Hordeninin antioksidan kapasitesi ve asetilkolinestaraz enzimi üzerine inhibisyon etkisinin incelenmesi

    Seda Taşgın

    Hordenin bileşiği, başta buğday olmak üzere pek çok bitkide bulunan bir feniletilamin alkaloid bileşiğidir. hordenin bileşiği feniletilamin alkaloid ve fenolik yapısından dolayı biyolojik potansiyele sahiptir. Bu çalışmada hordenin ABTS·+, DMPD∙+ ve DPPH∙ radikal giderme aktiviteleri, CUPRAC metodu ile Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi ve Fe3+-Fe2+ transformasyonu metodu ile indirgeme kapasitesi olmak üzere biyoanalitik metotlar değerlendirilmiştir. DPPH∙ radikal giderme aktivitesinde hordeninin IC50 değeri 231 µg/mL, BHA (8.25 µg/mL), Troloks (5.92 µg/mL) ve α-tokoferole göre daha düşük bir radikal giderme aktivitesi göstermiştir. ABTS·+ giderme aktivitesinde hordenin (11.91 µg/mL) diğer standartlarla benzer düzeyde bulunurken, DMPD∙+ radikal giderme testinde hordenin 19.80 µg/mL değeriyle BHA'ya (14.40 µg/mL) göre daha zayıf bir etki sergilemiştir. İndirgeme gücü analizlerinde hordeninin Fe3+-Fe2+ indirgeme kapasitesi 0.062±0.011 iken, Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi 0.794±0.156 olarak ölçülmüş ve diğer standart antioksidanlara göre daha düşük indirgeyici etki göstermiştir. Enzim inhibisyon çalışmalarında ise hordeninin AChE ve BChE üzerinde anlamlı düzeyde inhibitör etki gösterdiği belirlenmiştir. AChE için IC50 değeri 364.81 nM ve Ki değeri 254.92±95.48 nM olarak hesaplanmıştır. Hordenin, özellikle BChE üzerinde daha güçlü bir etki göstermiş olup, BChE için IC50 değeri 100.46 nM ve Ki değeri 43.96±10.16 nM bulunmuştur. Bu değerler, hordeninin BChE üzerinde takrinden daha güçlü bir inhibitör olduğunu göstermektedir. Hordeninin her iki enzim için de anlamlı bir inhibitör potansiyeli taşıdığı görülmüştür. Antioksidan özellikleri ile kolinesteraz enzimleri üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde, hordeninin nörodejeneratif hastalıkların tedavi araştırmalarında, gıda teknolojisinde ve farmasötik uygulamalarda kullanılabilir nitelikte biyolojik olarak değerli bir bileşik olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026
    Rize ili Ardeşen ilçesinde toplumun afet farkındalığı ve hazırlık seviyelerinin belirlenmesi üzerine bir analiz

    Okan kaçalın

    Afet farkındalığı, toplumun afetler sonucu ortaya çıkabilecek birincil ve ikincil etkilere karşı bilgi sahibi olmalarını, afetlerin kişisel yaşamlarının bir parçası olduğu gerçeğini benimsemelerini ve hayatlarına entegre etmelerini sağlar. Ayrıca, afet öncesi, sırası ve sonrasında elde etmiş olduğu bilgi ve birikimlerini, kazanmış olduğu doğru ve hızlı karar verebilme yetisiyle kullanabilme seviyesine ulaşabilmeyi mümkün kılar. Bu çalışmada, Rize ili Ardeşen ilçesinde yaşayan bireylerin afet farkındalık ve hazırlık seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Nicel olarak yürütülen çalışma, kesitsel tarama modelinde tasarlanmış olup veriler yüz yüze anket formu kullanılarak toplanmıştır. Anket formunda yer alan sorular, ilgili literatür taraması yapıldıktan sonra, literatürde mevcut olan ve farklı araştırmacılar tarafından hazırlanan sorulardan derlenmiştir. Veri toplama aracı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, sosyodemografik bilgi formu, ikinci bölümde ise afet farkındalığı ve hazırlığını ölçmeye yönelik sorular olmak üzere toplamda 29 soru mevcuttur. Örnekleme yöntemi olarak basit rastgele örneklem yöntemi kullanılmış olup, evreni bilinen örneklem hesaplamasına göre örneklem sayısı 380 olarak belirlenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 27.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermemesi sonucunda non-parametrik testler kullanılmıştır. İkili karşılaştırmalar için Man Whitney U testi ve çoklu karşılaştırmalar için ise Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre bölgede yaşayan bireylerin afet farkındalığı ve hazırlık seviyelerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Afet tatbikatlarına katılan bireylerin afet farkındalık ve hazırlık seviyelerinin katılmayanlara oranla yüksek olduğu görülmüş, hanelerine doğal afet sigortası yaptıran bireylerin afet farkındalık ve hazırlık seviyelerinin yaptırmayanlara oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, çalışma kapsamında elde edilen bulguların, bölge halkının afet farkındalık ve hazırlık seviyelerinin artışı yönünde katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Afet ve acil durum toplanma alanlarının yeterlilik ve uygunluklarının coğrafi bilgi sistemleri destekli analizi: Malatya merkez örneği

    Zehra Kalkan

    Türkiye'nin coğrafi konumu ve jeolojik yapısı; ülkeyi deprem, sel ve heyelan gibi doğal afetlere karşı yüksek riskli bir bölge haline getirmektedir. Bu risk, toplumsal direnci artırmaya yönelik etkili bir afet yönetim stratejisinin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Afet yönetiminin en kritik aşamalarından biri de afetlere yönelik hizmet alanlarının doğru ve ihtiyacı karşılayacak şekilde belirlenmesidir. Ancak yaşanan afetler sonucu ortaya çıkan durum, Türkiye’de bunun henüz başarılamadığı göstermektedir. Bu noktadan hareketle bu tez çalışmasında mevcut mevzuat ve yer seçimi yaklaşımları çerçevesinde belirlenmiş olan afet hizmet alanlarının yeterlilik ve uygunluklarının, Afet ve Acil Durum Toplanma Alanları (AADTA) esas alınarak, Coğrafi Bilgi Sistemleri destekli analizlerle belirlenmesi amaçlanmıştır. Daha anlamlı bir sonuç ortaya koyabilmek adına Şubat 2023 depremlerinden önemli ölçüde etkilenen Malatya ilinin kent merkezi çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Ayrıntılı bir literatür ve mevzuat incelemesi sonucunda belirlenen; “Erişilebilirlik, Kapasite ve Yeterlilik Durumu”, “Topografik Özellikler”, “Ulaşım, Teknik Altyapı ve Arazi Kullanımı Durumu”, “Güvenlik ve Çevresel Risk Durumu” ve “Alansal Doluluk ve Kullanılabilirlik Durumu” ana başlıkları altındaki parametreler kullanılarak çalışma alanındaki AADTA’nın yeterlik ve uygunlukları analiz edilerek değerlendirilmiştir. Buna göre; mevcut AADTA’nın 500 m’lik erişilebilirlik mesafesi için çalışma alanındaki ihtiyacın en iyimser durumda ancak %27’sini karşılayabildiği, tanımlı alanlar ve 2.5 (kişi/m2) kullanımı esas alındığında 188808 kişilik toplam kapasitenin 500 m erişim mesafesindeki potansiyel nüfus açısından yeterli olduğu ancak AADTA’lar bazında sadece 2 tanesinin kapasite yönüyle yeterli olduğu, birleşik erişim alanları esas alındığında ise en çok 6 AADTA’nın kapasite yönüyle yeterli olduğu ve ayrıca alansal doluluk, kullanılabilirlik ve diğer parametreler açısında sorun ve yetersizliklerin olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Bina çatısına entegre makrokapsüllenmiş faz değiştiren malzemenin kullanımının bina ısıl performansı ve CO2 emisyonu üzerine etkisinin incelenmesi

    Yusuf Mollahüseyinoglu

    Bu tez çalışmasında, DesignBuilder yazılımı kullanılarak teras, kullanılan ve kullanılmayan çatı arası olmak üzere üç farklı bina projeleri modellenmiştir. İstanbul için 2024 yılına ait iklim verilerine göre konut binaları EnergyPlus programında simüle edilmiştir. Faz değiştiren malzeme olarak organik RT18HC, RT21HC, RT24HC, RT25HC, RT28HC ve inorganik RPCM18C, RPCM21C, RPCM23C, RPCM25C ve RPCM29 ticari ürünleri farklı kalınlıklarda kullanılmıştır. FDM entegre çatı tipli bina projelerinin çatı yapı bileşenleri farklı kombinasyonlar denenerek tasarlanmış ve enerji tasarrufunu maksimuma çıkaracak en verimli kombinasyonları seçilmiştir. Kombinasyonların FDM’li ve FDM’siz yapı bileşenleri karşılaştırılarak faz değiştiren malzemenin bina ısıl performansına katkısı ve yıllık ısıtma ve soğutma enerji ihtiyaçlarına etkisi malzeme tipi, kalınlığı ve konuma bağlı olarak araştırılmıştır. Mahal içi ısıl konfor değerlendirilmesinde kullanılan saatlik PMV ve PPD indeksleri ile toplam yıllık konfor saatleri FDM’li ve FDM’siz kombinasyonlar için elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. HVAC sisteminde kullanılan kömür, doğalgaz, fuel-oil, elektrik gibi yakıt tipleri için faz değiştiren malzemenin sağlayacağı CO2 emisyon azalım miktarları hesaplanmıştır. Kullanılan çatı aralı bina modeli için en yüksek ısıtma sezonu enerji kazancı % 31.80 ile Tip 2, 70 mm RT18HC, en yüksek soğutma sezonu enerji kazancı % 17.41 ile Tip 2, 60 mm RPCM21C kombinasyonlarında elde edilmiştir. Ayrıca, 70 mm RT18HC kombinasyonuna ait iç ortam yıllık konfor saatleri, teras çatı tipinde 3680 saat, kullanılmayan çatı aralı tipte 3729 saat ve kullanılan çatı aralı tipte 4078 saat olarak hesaplanmıştır. HVAC sisteminde kullanılan farklı yakıt tipleri ve tasarlanan FDM’li farklı çatı kombinasyonlarına bağlı olarak CO2 emisyon azalım miktarları 1694.83-12667.3 kg CO2/yıl arasında değişmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026
    Türk devletleri teşkilatının enerji arz güvenliği: riskler, fırsatlar ve gelecek projeksiyonları

    Selçuk Oral

    Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Türk Dilli konuşan ülkelerin uluslararası sistemde yerlerini almaları, bölge jeopolitiğinde köklü değişimleri meydana getirmiştir. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), Türk Dilli konuşan ülkeler arasında işbirliğini geliştirmek amacıyla 2009'da imzalanan Nahçıvan Anlaşması ile kurulmuştur. Teorik çerçevede entegrasyon dinamikleri, sıklıkla neo-fonksiyonalist yaklaşım üzerinden analiz edilmektedir. TDT’nın yapısal gelişimi ve bugüne kadar çeşitli sektörlerde elde ettiği somut kazanımlar, neofonksiyonalist yaklaşımla büyük ölçüde benzerlik arz etmektedir. Avrupa'daki bütünleşme deneyiminin küresel ölçekte uygulanabilirliğini savunan neofonksiyonalist kuramcılar, ulusal hükümetlerin başlattığı iş birliği girişimlerinin zamanla başlangıçta hedeflenen sınırların ötesine geçmesini yayılma etkisi kavramıyla izah ederler. TDT bünyesinde enerji alanında ortaya konulan teknik ve ekonomik iş birliği, siyasi bir bütünleşmeyi tetikleyen bir "yayılma etkisi" oluşturmaktadır. Bu tez çalışması, Türkiye’nin bir enerji koridoru ve enerji merkezi olma hedefinin ve Türk Yatırım Fonu ile Orta Koridor gibi stratejik mekanizmaların, enerji jeopolitiği bağlamında Rusya ve Çin gibi büyük güçlerin bölgesel hegemonyasını dengeleyerek; Türk Dünyası 2040 Vizyonu’nu gerçeğe dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, TDT’nın enerji arz güvenliğini merkeze alarak geliştireceği işbirliği stratejilerinin, Türk Dünyasının ilerde gerçekleşmesi muhtemel siyasi bütünleşme sürecinde bölgesel entegrasyonun en somut ve operasyonel itici gücü olacağı değerlendirilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Sağlık yönetimi perspektifinden Türkiye’de obezite: Sorunlar, politikalar ve çözüm önerileri

    Elifnaz Ergül

    Obezite, bireysel yaşam tarzı tercihleriyle sınırlı biçimde açıklanamayacak; sağlık sistemlerinin örgütlenmesini, koruyucu sağlık hizmetlerini, kronik hastalık yönetimini, sağlık harcamalarını ve toplum düzeyindeki eşitsizlikleri doğrudan etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı sorunudur. Bu tezde, Türkiye’de obezitenin mevcut görünümü sağlık yönetimi perspektifinden değerlendirilmiş; obezite göstergeleri yaş, cinsiyet, uluslararası karşılaştırmalar ve obeziteyle ilişkili biyokimyasal risk göstergeleri temelinde incelenmiştir. Araştırma, tanımlayıcı ve karşılaştırmalı ikincil veri analizi deseninde yürütülmüştür. Çalışmada Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Dünya Sağlık Örgütü ve Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) gibi kurumsal kaynaklardan elde edilen veriler kullanılmıştır. Bulgular, mevcut göstergelerin dağılımını, farklılaşma örüntülerini ve sağlık yönetimi açısından işaret ettiği öncelik alanlarını ortaya koymak üzere yorumlanmıştır. Araştırma bulguları, Türkiye’de obezitenin özellikle kadınlarda ve ileri yaş gruplarında daha yüksek düzeyde görüldüğünü; obez öncesi nüfusun da sağlık sistemi açısından önemli bir risk alanı oluşturduğunu göstermektedir. Uluslararası karşılaştırmalar, Türkiye’nin obezite ve obez öncesi nüfus oranları bakımından dikkatle izlenmesi gereken bir konumda bulunduğuna işaret etmektedir. Biyokimyasal göstergeler açısından ise kolesterol ve trigliserid gibi risk alanlarının cinsiyete göre farklılaştığı görülmektedir. Tezde obezite, sağlık politikası döngüsü ve sağlık sistemleri yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilmiş; politika geliştirme, uygulama kapasitesi, birinci basamak hizmetleri, okul sağlığı uygulamaları, veri temelli izleme-değerlendirme ve sektörler arası koordinasyon temel öncelikler olarak ele alınmıştır. Sonuç olarak Türkiye’de obeziteyle mücadelede koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, aile hekimliği ve toplum sağlığı hizmetlerinde düzenli tarama ve danışmanlığın yaygınlaştırılması, okul temelli sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite programlarının desteklenmesi, ulusal izleme sistemlerinin geliştirilmesi ve sağlık, eğitim, yerel yönetimler, gıda politikaları ve sosyal politika alanları arasında sürdürülebilir iş birliği kurulması gerekmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    6306 sayılı kanun uygulanmasına yönelik dönüşümler üzerine karşılaştırmalı bir analiz

    Hüsna Nas

    Bu çalışma, Türkiye’de yaygın olarak kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında değerlendirilen ve uygulamada kentsel dönüşüm projelerinin önemli bir kısmının yürütülmesinde kullanılan 6306 sayılı Kanun’u incelemektedir. Söz konusu kanun, hukuki çerçevesi itibarıyla Afet Riski Altındaki Alanların dönüştürülmesini de düzenlemekte olup, Kanun’un uygulanmasına yönelik dönüşümler üzerine karşılaştırmalı bir analiz olarak ele alınmıştır. Tez kapsamında, afet riski altındaki alanların dönüşüm politikalarının zaman içerisinde geçirdiği dönüşüm hukuki, sosyal ve yönetsel olarak incelenmiştir. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemi çerçevesinde belge incelemesi ve içerik analizi teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kanun metinleri, yönetmelik değişiklikleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Uygulama süreçlerinin yalnızca normatif düzeyde değil, fiili işleyiş boyutunun değerlendirilmesi amacıyla 2012-2023 dönemi ile 2024 dönemi dönüşüm başvuru türleri, dönüşüm kapsamı incelenmiştir. Çalışma bulguları, 2012-2023 döneminde riskli yapı tespiti prosedürüne dayalı, münferit başvurular ekseninde ve arsa payı çoğunluğuna dayalı karar alma süreçleri çerçevesinde yürütüldüğü görülmüştür. Bu dönemde dönüşüm uygulamalarının daha parçalı ve reaktif bir karakterde olduğu ortaya konmaktadır. 2024 sonrası dönemde Kanun’da yapılan revizyonlar ve rezerv yapı alanlarının genişletilmesiyle birlikte uygulamaların daha planlı, koordineli bir yapıya yöneldiği ve dijital süreçler üzerinden yürütüldüğü, toplu başvuruların ve yürütülen projelerin belirgin biçimde arttığı, uygulama süreçlerinin hızlandığı ve yeni politika modeline evrildiği görülmektedir. Bu evrimin getirdiği sorunlar çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında, 2012-2023 ve 2024 sonrası dönem sırası ile Yoğunlaşmamış Merkeziyetçi Dönem ve Yoğunlaşmış Merkeziyetçi Dönem olmak üzere kavramsal olarak kodlanmıştır. Bu çerçevede fiili katılımın kamu eliyle yürütülmesini temel alan, ortaya çıkan yapısal gerilimlerin dengelenmesine katkıda bulunmayı hedefleyen Karma Katılımcı Dönüşüm Modeli (KKDM) önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Beden eğitimi ve spor öğretmenliği adaylarında öz yeterlilik ve öğretim becerileri

    Hakan Topçu

    Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri alanında öğrenim gören öğretmen adaylarının kişisel-mesleki yetkinlik algıları ile öğretim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca, bu değişkenlerin çeşitli demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Örneklem, Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 222 öğrenci ile belirlenmiştir. Veriler, Kişisel-Mesleki Yetkinlikler Algı Ölçeği ve Öğretim Becerileri Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Analizlerde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, kişisel-mesleki yetkinlik algısı ile öğretim becerileri arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymuş; ayrıca kişisel-mesleki yetkinlik algısının öğretim becerilerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, yaş, sınıf düzeyi ve akademik başarı değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar saptanmışken, cinsiyet, spor branşı ve lisanslı sporcu olma durumu açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Tacettin Şimşek’in hayatı, sanatı ve eserleri

    Özlem Perktaş Fıçıcı

    İnsanlık tarihinin en köklü edebî türlerinden biri olan şiir, yalnızca bireysel duygu ve düşüncelerin dile getirildiği bir anlatım biçimi değil; aynı zamanda toplumların kültürel birikimini, estetik anlayışını ve değer dünyasını yansıtan önemli bir sanat alanıdır. Tacettin ŞİMŞEK’in şiirleri de bireyin iç dünyasında yaşadığı duygu durumlarını, geçmişle kurduğu bağı ve modern hayatın ortaya çıkardığı değişimleri konu edinen metinler olarak dikkat çeker. Şair, şiirlerinde zaman, çocukluk, anne, yalnızlık ve sevgi gibi temalar etrafında şekillenen bir duyarlılık geliştirirken; bireysel yaşantı ile toplumsal hafıza arasında bir denge kurar. Şimşek’in şiirlerinde geleneksel şiir anlayışı ile modern şiirin içten söyleyişi birlikte görülür. Tacettin ŞİMŞEK, yalnızca şiir alanında değil; çocuk edebiyatı, eğitim alanı ve farklı türlerde verdiği eserlerle de edebiyat dünyasında önemli bir yer edinmiş çok yönlü bir yazardır. “Tacettin ŞİMŞEK’in Hayatı, Sanatı ve Eserleri” adlı bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi esas alınarak şairin hayatı, edebî kişiliği ve şiirleri incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde Tacettin Şimşek’in hayatı, edebî kişiliği ve eserleri ele alınmış; yazın dünyasını şekillendiren unsurlar değerlendirilmiştir. İkinci bölümde şairin şiirlerinde öne çıkan yalnızlık, aşk, hasret, gurbet, zaman ve benzeri izlekler çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tacettin ŞİMŞEK’in şiirleri; dil, üslup, imge ve şiirsel yapı özellikleri bakımından ele alınmıştır. Tacettin ŞİMŞEK’in şiirleri, bireyin iç dünyasını merkeze alan, sade fakat derinlikli bir anlatım kuran metinler olarak öne çıkar. Şairin geleneksel şiir birikimini modern bir söyleyişle yeniden yorumlaması, onun şiir anlayışının belirgin özelliklerinden biridir. Bu yönüyle Şimşek’in şiirleri, hem bireysel duyarlılığı hem de kültürel sürekliliği yansıtan önemli örnekler arasında yer alır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik yatkınlıkları, öz düzenleme becerileri ve öğretmen geri bildiriminin arasındaki ilişkilerin incelenmesi

    Emine İşbilir

    Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik yatkınlıkları ile algıladıkları öz düzenleme becerileri ve öğretmen geri bildirimleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Nicel araştırma yaklaşımına dayalı ilişkisel tarama modeliyle yürütülen çalışma, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Gümüşhane ilindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı beş ortaokulda öğrenim gören 373’ü kız ve 385’i erkek olmak üzere toplam 758 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Beden Eğitimi Yatkınlık Ölçeği (BEYÖ), Algılanan Öz Düzenleme Ölçeği (AÖDÖ) ve Algılanan Öğretmen Geri Bildirim Ölçeği (AÖGBÖ) kullanılmış; analizlerde betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, öğrencilerin beden eğitimi yatkınlığı, algılanan öz düzenleme ve öğretmen geri bildirim düzeylerinin genel olarak orta ve üzeri düzeyde olduğunu göstermiştir. Algılanan öz düzenleme becerisinin beden eğitimi yatkınlığının anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Öğretmen geri bildirimleri açısından özellikle performans bilgisi ve pozitif geri bildirim boyutlarının hem beden eğitimi yatkınlığı hem de öz düzenleme üzerinde olumlu etkiler yarattığı; buna karşın negatif sözel olmayan geri bildirimin beden eğitimi yatkınlığını olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Bunun yanında sporla aktif biçimde ilişkili olan öğrencilerin-okul spor takımlarında yer alma, kulüplerde lisanslı spor yapma veya ailede spor geçmişine sahip olma-beden eğitimi yatkınlığı ve öz düzenleme düzeylerinin anlamlı biçimde daha yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, beden eğitimi ve spor ortamlarında yapılandırılmış öğretmen geri bildiriminin ve öz düzenleme becerilerinin öğrenci gelişimini desteklemede kritik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026
    Hayriye ünal'ın poetikası: Çoksesli şiir

    Cengizhan Genç

    Bu tez, çağdaş Türk şiirinin özgün poetik seslerinden biri olan Hayriye Ünal’ın şiir anlayışını çokseslilik (polyphony/heteroglossia) kavramı ekseninde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Mihail BAKHTİN’in çokseslilik ve diyalojizm kuramından hareketle, Ünal’ın şiirinde farklı söylemlerin, seslerin ve ideolojik konumların nasıl bir arada var olabildiğini ortaya koymayı hedefler. Bu bağlamda, şiirde tekil ve merkezi bir anlam üretimi yerine, çatışmalı, çoğul ve açık uçlu bir anlam alanının nasıl kurulduğu sorgulanmaktadır. Tez, çoksesliliği yalnızca biçimsel bir teknik olarak değil, etik ve estetik bir poetik tutum olarak ele alarak ÜNAL’ın şiirini monolojik şiir anlayışından ayıran temel unsurları görünür kılar. Çalışmada, Hayriye ÜNAL’ın farklı şiir kitaplarından seçilen metinlere ayrıntılı yakın okuma yöntemleri uygulanmış; klişe, acı, ironi, duyular, eşik kavramı, özgürlük ve postmodern estetik gibi temalar çokseslilik perspektifiyle değerlendirilmiştir. Şiirdeki ses çoğulluğunun okurla kurulan ilişkiyi nasıl dönüştürdüğü, güvenlik duygusunu nasıl sarstığı ve şiiri merkezsiz bir anlam alanına nasıl taşıdığı tartışılmıştır. Sonuç olarak bu tez, Hayriye ÜNAL’ın poetikasının çoksesli şiir anlayışıyla hem çağdaş Türk şiirinde özgün bir konum edindiğini hem de şiirin düşünsel, etik ve estetik sınırlarını genişleten bir imkân sunduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    İslamcı şairlerin şiirinde savaş algısı

    Meral Boşnak

    Bu çalışma, modern Türk şiirinde “İslamcı Şairler” olarak nitelendirilen şairlerin şiirlerinde “savaş” olgusunun ele alınış biçimlerini, şiirlerindeki imge ve metaforların savaş bağlamında hangi doktrine dayandırıldığını incelemeyi amaçlamaktadır. 1960 sonrası Türk şiirinde bu fikri ve estetik yönelimle öne çıkan İslamcı Şairlerden Sezai KARAKOÇ, Erdem BAYAZIT, Cahit ZARİFOĞLU, Nuri PAKDİL gibi şairlerin poetikası ekseninde şekillenen bu araştırma; savaşın sadece fiziki bir çatışma ve yıkımdan ibaret olmadığını, aynı zamanda metafiziksel bir varoluş, diriliş ekseninde bir mücadele olduğunu ortaya koyarak kültürel belleğin muhafazası amacıyla savaşın şiirlerde nasıl işlendiği analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında savaş olgusu ele alınarak savaş tanımlanmış, klasik İslam edebiyatında savaş hukukunu ifade eden gaza ve cihad kavramları üzerinde durulmuştur. Sezai KARAKOÇ’un “Diriliş” düşüncesi kapsamında savaşın bir yok oluş değil ruhsal bir uyanışı ifade etmesi, Erdem BAYAZIT’ın Afganistan gibi tarihsel/ dönemsel savaş bölgeleri üzerinden geliştirdiği epik söylem, Cahit ZARİFOĞLU’nun savaşın insani ve vicdani boyutuna dikkat çekmesi ve Nuri PAKDİL’in vurguladığı Kudüs söylemleri tezin omurgasını oluşturmuştur. Araştırma sonucunda, İslamcı şairlerin şiirinde savaşın; yıkıcı bir eylem olmaktan ziyade, bir hak davası olduğu, işgal altında bulunan Müslümanların özgürleşmesi ve İslam kimliğinin inşası için öze dönmenin, kendi köklerine tutunmanın temel bir unsur olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    İl özel idare yatırım harcamalarının seçim takvimiyle ilişkisi: Gümüşhane ili örneği

    Ünsal Toy

    Bu çalışmada, Gümüşhane İl Özel İdaresi tarafından gerçekleştirilen yatırım harcamalarının seçim takvimiyle ilişkisi incelenmiştir. Araştırma, 2008–2023 dönemini kapsamakta olup, Gümüşhane İl Özel İdaresi’nin bütçe verileri ile seçim sonuçları birlikte değerlendirilmiştir. Çalışmanın temel amacı, il özel idaresi yatırımlarının seçim süreçleriyle olan ilişkisini ortaya koymak ve yatırım kompozisyonu ile reel harcama düzeyleri üzerinden ekonomik boyutu değerlendirmektir. Araştırmada, il özel idaresine ait nominal bütçe ve yatırım verileri 2008 bazlı deflatör kullanılarak reel değerlere dönüştürülmüş; yol ve su yatırımlarının bütçe içindeki payları ile reel yatırım düzeyleri ayrı ayrı incelenmiştir. Seçim takvimi, “çekirdek seçimler” (milletvekili ve il genel meclisi seçimleri) ve daha geniş kapsamlı seçim tanımları çerçevesinde analiz edilmiştir. Yöntem olarak yıllık zaman serisi yaklaşımı benimsenmiş ve tahminlerde otokorelasyon ve değişen varyans sorunlarına karşı Newey–West standart hataları kullanılmıştır. Bulguların tutarlılığı alternatif seçim tanımları, farklı siyasal güç göstergeleri ve çeşitli tahmin yöntemleri ile test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, il özel idaresi yatırım harcamalarının özellikle seçim öncesi yıllarda arttığını göstermektedir. Bu artışın daha çok yol yatırımları üzerinden gerçekleştiği, su yatırımlarının ise seçim dönemlerine daha sınırlı tepki verdiği tespit edilmiştir. Reel yatırım düzeylerine ilişkin bulgular da yatırım oranlarındaki artışın yalnızca bütçe kompozisyonuna değil, reel harcama hacmine de yansıdığını ortaya koymaktadır. Sonuçlar, il özel idare yatırımlarının seçim takvimine duyarlı biçimde zamanlanabildiğini göstermekte ve kamu harcamalarının politik boyutunu görünür kılmaktadır. Bu çalışma, kamu yatırımları ile seçim süreçleri arasındaki ilişkiyi il özel idareleri düzeyinde ele alarak yerel yönetimler literatürüne katkı sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Türk öykücülüğünde Recep Seyhan

    Merve Özişik

    Bu çalışma Recep Seyhan’ın öykücülüğü yazmış olduğu altı öykü kitabı üzerinden incelenmiştir. Bu incelemede “Çiçekler Kesmişti Selamı, Güneşin Doğduğu Yerde, Azazil’in Kapısında, Metal Çubukların Dansı, Zongo’nun Değirmeni ve Bir Sepet Hayal” adlı öyküleri yer almıştır. Yazar, öykülerinde geleneksel anlatıyla modern öykü tekniklerini kendine has anlatımıyla öykülerinde anlatır. Recep Seyhan ilk öykü kitabında Çiçekler Kesmişti selamı öyküsü başta olmak üzere 1940-1980 arası Türkiye’nin geçirmiş olduğu sosyolojik değişim ve dönüşümleri sıkça işlediğini görülür. Öykülerinin birçoğu taşra ve modern kent, doğa ve hayvan sevgisi, birey ve toplum ekseninde oluşturmuştur. Bu bakışı öykülerine taşırken, taşra insanının hayata tutunma çabasını, göç ve göçün beraberinde getirmiş olduğu bunalım ve yabancılaşma, işsizlik gibi izlekleri yansıtır. Bunun yanında öykülerinde değerlere bağlılığı ve değerlerin yok oluşuna karşı meydana gelen çatışmayı kahramanları üzerinden açık bir dille sunar. Seyhan’ın öykülerinde merkezi bir yere sahip olan taşra-kent, göç ve ait olma duygusu gibi kavramlar öykülerinin temel kavramı olarak ele alınır. Giriş hariç dört bölümden oluşan bu çalışmada ilk bölümde, Recep Seyhan’ın hayatı, öykücülüğü ve öykü gelişimi üzerine durulmuştur. İkinci bölümde, Anlatıbilim teknikleri ve öykü unsurları üçüncü bölümde, Recep Seyhan’ın öykülerinde izlekler ve son bölümde Recep Seyhan’ın öykülerinde yapı ve izlek (olay örgüsü, anlatıcı/ bakış açısı, şahıs kadrosu, mekân, zaman) başlıkları ile oluşturulmuştur. Yazarın altı öykü kitabını kapsayan bu çalışmada taşra yaşamında bireyin varoluş mücadelesi, göç, aidiyet ve yabancılaşma gibi kavramlarla beraber öykülerin ana izlekleri oluşturulmuştur. Ayrıca Seyhan’ın anlatı dünyasının merkezi bir alana sahip olan doğada izlekler içerisinde ele alınmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Ankara ili (Kalecik ilçesi) ekolojik koşullarında bazı yeşil mercimek çeşitlerinin tarımsal özelliklerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma

    Fatma Yüksel

    Bu çalışmada, 2025 yılı yetiştirme döneminde Ankara İli Kalecik İlçesi ekolojik koşullarında farklı mercimek çeşitlerinin (Sultan-1, Meyveci 2001, Çiftçi, Karagül, Bozok, Ceren, Gümrah, Delta Gold, Delta Green) tane verimleri ve verim unsurları incelenmiştir. Araştırmada, % 50 çiçeklenme gün sayısı 64.33-73.67 gün, % 50 bakla bağlama gün süresi 70.00-80.00 gün, olgunlaşma gün sayısı 89.00-96.33 gün, bitki boyu 20.47- 26.40 cm, ilk bakla yüksekliği 8.43-13.03 cm, bitkide ana dal sayısı 2.43-2.90 adet/bitki, bitkide bakla sayısı 20.93-25.37 adet/bitki, tane verimi 95.67-118.83 kg/da, hasat indeksi % 28.80-38.73 ve bin tane ağırlığı 33.17-38.30 g arasında değişim göstermiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; ortalama tane verimi 107.81 kg/da olarak bulunmuştur. En yüksek tane verimi Bozok (118.83 kg/da) çeşidinden elde edilirken, en düşük tane verimi ise Delta Green (95.67 kg/da) çeşidinde tespit edilmiştir. Bir yıllık araştırma sonuçlarına dayanarak, Ankara yöresi için herhangi bir mercimek çeşidi önermek mümkün değildir. Çalışmanın ikinci yılından elde edilecek veriler alan verimleriyle birlikte daha belirgin sonuçlar getirebilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Sibel K. Türker romanlarında yapı ve tema

    Yağmur Ülkmen

    Bir metnin anlam dünyası ile ona şekil veren biçim özelliklerini bir bütün olarak irdelemek, metnin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda ilgili çalışmada, günümüz Türk edebiyatında özellikle roman ve öyküleriyle önemli bir yer edinen Sibel K. Türker’in yazın dünyası ele alınmıştır. Çalışmanın kapsamı gereği araştırma, yazarın romancılığı üzerinden şekillendirilmiştir. Bunun için yazarın Şair Öldü, Meryem’in Biricik Hayatı, Burada Kalmak, Mecnun Kelebekler, Hayatı Sevme Hastalığı, Benim Bütün Günahlarım ve Cennette Gibiyim adlı romanları yapı ve tema açısından irdelenmiştir. Bu doğrultuda çalışma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden faydalanılarak söz konusu romanların içerik ve biçimsel özellikleri karşılaştırmalı bir yaklaşımla çözümlenmiştir. Bu sayede eserlerin yapısal ve temasal bütünlüğünü oluşturan temel unsurlar saptanmış; bu öğelerin birbirleriyle olan ilişkisi ve genel kurgu içerisindeki işlevleri tartışmaya açılmıştır. Ayrıca ilgili alandaki literatür boşluğunun doldurulması ve alana özgün bir katkı sunulması hedeflenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Maden zenginleştirme tesislerindeki kimyasal risk faktörlerinin belirlenip Fine-Kinney ve HAZOP (tehlike ve işletilebilirlik analizi) ile değerlendirilmesi: Gümüşhane örneği

    Mehmet Emre Ertürk

    Madencilik sektörü, kullanılan kimyasal maddeler, ağır ekipmanlar ve proses kaynaklı tehlikeler nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği açısından yüksek riskli sektörlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Özellikle cevher zenginleştirme tesislerinde kullanılan kimyasallar; çalışan sağlığı, proses güvenliği ve çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli risk faktörleri oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren maden zenginleştirme tesisinde kullanılan kimyasal maddelerden kaynaklanan risklerin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında kondisyoner tankları, kimyasal hazırlama ve transfer sistemleri, karıştırıcı ekipmanlar, vana ve boru hatları ile proses kontrol mekanizmaları incelenmiş; sülfürik asit, sodyum silikat, çinko sülfat, kireç ve çeşitli flotasyon reaktiflerinden kaynaklanabilecek tehlikeler analiz edilmiştir. Araştırmada Fine-Kinney risk analizi yöntemi ile Tehlike ve İşletilebilirlik Analizi (HAZOP) yöntemi birlikte kullanılmıştır. Fine-Kinney yöntemi ile risklerin olasılık, frekans ve şiddet değerleri dikkate alınarak risk skorları belirlenmiş; HAZOP yöntemi ile proseslerde meydana gelebilecek sapmaların nedenleri ve olası sonuçları değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; iletişim eksikliği, kontrolsüz kimyasal akışı, bakım eksiklikleri, otomasyon yetersizlikleri, ekipman arızaları ve operatör kaynaklı hataların yüksek risk seviyelerine neden olduğu belirlenmiştir. Özellikle sülfürik asit ve flotasyon kimyasallarının kullanıldığı proseslerde çalışanların kimyasal maruziyet, cilt ve göz yanıkları ile solunum yolu problemleri açısından ciddi risk altında olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca proses sapmalarının ekipman hasarları, çevresel kirlenme ve iş kazalarına neden olabileceği değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, proses güvenliğinin sağlanabilmesi için otomasyon sistemleri, mühendislik kontrolleri, düzenli bakım uygulamaları, çalışan eğitimleri ve etkin iletişim sistemlerinin birlikte uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte Fine-Kinney ve HAZOP risk analiz yöntemlerinin birlikte kullanılmasının, maden zenginleştirme tesislerinde kimyasal risklerin daha kapsamlı ve sistematik şekilde değerlendirilmesine katkı sağladığı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Karayaşmak (Demirözü-Bayburt, KD Türkiye) ve yakın çevresinin hidrotermal alterasyon mineralojisi ve jeokimyası açısından incelenmesi

    Mustafa Ataman

    Bu çalışma Karayaşmak (Demirözü, Bayburt, KD Türkiye) ve yakın çevresinin değerli baz metal ve elementlerin aranmasına yönelik alterasyon mineralojisi ve kayaç jeokimyası verileri kullanılarak hidrotermal alterasyon ve kütle değişiminin hesaplanması amaçlanmıştır. Çalışma alanında en yaşlı birim Pulur metamorfitleridir. Temel kayaçları oluşturan ve Permo-Karbonifer öncesi yaşlı olarak kabul edilen bu litostratigrafik birim gnayslar, amfibolitler, şistler ve metakuvarsitleri içerir. Bunların üzerine uyumsuzlukla Liyas yaşlı Hamurkesen Formasyonunun volkano-tortul serisi gelmektedir. Hamurkesen Formasyonu kumlu kireçtaşı, kumtaşı, kiltaşı, çamurtaşı, tüf, tüfit, aglomera, volkanik breş ardalanmasından oluşmaktadır. Formasyonu Kuvaterner yaşlı alüvyonlardan örtmektedir. Kumtaşları grovak olarak, tüfler ise litik kristal tüf diye adlandırılmıştır. Tüfler orta-yüksek K’lu kalk-alkali özellikte olup SI, CIA ve AI değerleri hidrotermal alterasyonu desteklemekte ve orta derece ayrışmıştır. Tüflerde serizitik ayrışma, serizit-karbonat ayrışma, klorit-karbonat ayrışma ve kloritik-propilitik ayrışma belirlenmiştir. Tüflerin kütle değişim hesaplamalarında (Zn+Cu+Pb) değerleri çok fazla değişmezken, (FeO+MgO) ve (K2O+SiO2) değerlerinin genel olarak artması bunların farklı hidrotermal süreçlerle geliştiği ve hidrotermal sıvıların bu metallerce fakir olduğu anlaşılmıştır. Tüflerde isocon analizine göre genel olarak %37,06-41,62 kütle kaybı ve %20,14-48,56’lık bir kütle kazancı gerçekleşmiştir. Kütle artmasının sebebi Ca, Na, Fe, Mg ve Si elementlerinin artmasından kaynaklanmaktadır. Tüflerde hidrotermal alterasyon minerallerinin gelişiminde hidrotermal sıvılar önemli bir rol oynamıştır. Tüflerdeki hidrotermal alterasyon ürünlerinin muhtemelen epitermal evrede, asidik-hafif alkali ortam koşullarında, hidrotermal alterasyonu sonucu ve dolayısıyla farklı hidrotermal alterasyon koşulları geliştiği için farklı kütle değişimleri oluşmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Gölönü plütonu’nun (Kürtün-Gümüşhane) petrografisi ve mineral kimyası

    Sefa Güzeldal

    Doğu Pontidler, farklı yaş ve bileşime sahip çok sayıda plütonik kayaç topluluğunu barındırmaktadır. Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde yer alan Orta Eosen yaşlı Gölönü Plütonu, kendine özgü petrografik ve jeokimyasal özellikleriyle dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, plütona ait kayaçların petrografik özellikleri ve mineral kimyası verileri birlikte değerlendirilerek magmanın kristalleşme ve yerleşim süreçlerine ait fizikokimyasal parametrelerin (sıcaklık, basınç ve oksijen fugasitesi) belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, mineral kimyası temelli yaklaşımlarla kristalleşme koşulları nicel olarak değerlendirilmiştir. Plüton yaklaşık 14 km2’lik bir alan kaplamakta olup KD-GB doğrultulu bir uzanım sergilemektedir. Modal mineralojik veriler, kayaçların granodiyorit ve granit bileşiminde olduğunu göstermektedir. Dokusal özellikler ince ve orta taneli yapılarla birlikte yer yer porfirik, poikilitik ve grafik dokuların geliştiğini ortaya koymaktadır. Kayaçların başlıca mineral bileşenleri plajiyoklaz, K-feldispat, kuvars, amfibol, biyotit ve Fe-Ti oksitlerinden oluşurken, zirkon, apatit, sfen ve allanit aksesuar mineraller olarak bulunmaktadır. Plajiyoklazlar oligoklas-labradorit aralığında (An0.1–56), K-feldispatlar ise ortoklaz bileşimindedir. Amfiboller kalsik amfibol grubuna ait olup magnezyoamfibol (Mg# = 0,78–0,85) bileşimi sunmaktadır. Amfibol ve plajiyoklaz mineral kimyasına dayalı hesaplamalar kristalleşme sıcaklıklarının 751–904 °C arasında değiştiğini göstermektedir. Jeobarometrik hesaplamalar 0,67–2,23 kbar basınç değerleri ve yaklaşık 3–7 km yerleşim derinliğine işaret etmektedir. Oksijen fugasitesi değerleri yaklaşık −13,0 ile −10,6 log birimi arasında değişirken, magma su içeriği %3,3–5,0 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen veriler, Gölönü Plütonu’nun sığ kabuksal seviyelerde yerleşmiş, suca zengin ve çok evreli magmatik evrim süreçlerinden geçmiş bir magmatik sistemin ürünü olduğunu göstermektedir.