Deprem tehlike analizleri ve kentsel dönüşüm planlaması: Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu örneği

Özet

Türkiye'nin, dünyanın en aktif deprem bölgelerinin içinde olduğu göz ardı edilemez. Bu bölgelerde yatırımlar yapılırken, kentsel gelişimin planlanması göz ardı edilemez. Yeni seçilecek yerleşim alanlarında, bölgenin jeolojik-jeofizik-jeoteknik özelliklerinin dışında, deprem tehlikesinin detaylı bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir. Depreme dayanıklı yapıların projelendirilmeden önce “Deprem Tehlike Analizleri” çalışmalarının mutlaka yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada. Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu bölgesinde yapılması planlanan deprem konutlarının proje sahasında jeofizik uygulamalar kapsamında belirlenen noktalarda yapılan mikrotremör ölçümleri sonucunda rezonans periyot aralıkları ve spektral büyütme oranları hesaplanmıştır. Zemin yapı periyot ilişkisi ve deprem tehlike düzeyi incelenmiş, yapının doğal periyodu, rezonans bölgesi kat adeti ve yapının yüksekliği arasındaki ilişkileri kullanılarak zemin hakim titreşim periyoduna karşılık gelen rezonans bölgesi kat miktarı eğrileri ile tespit edilmiştir. Ayrıca, spektral büyütme oranı ile de deprem tehlike düzeyi tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kentsel dönüşüm projelerinde yapılacak olan yeni yerleşim yerlerinin yer seçimleri yapılırken depremden en az şekilde etkilenmesi yada etkilenmemesi için jeofizik yöntemlerden mutlaka yararlanılmalıdır. Yerbilimi verilerinden yoksun, sadece ekolojik ve teknolojik olarak geliştirilen akıllı şehirler, deprem gibi doğa olaylarına karşı korunmasız olacaktır. Bu çalışmada kentsel dönüşüm projelerinde uygulamaya geçilmeden önce planlama ve uygulama esaslarının belirlenmesinin ve aynı zamanda jeofizik parametrelerinin gerekliliği Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu Örneği üzerinden vurgulanmıştır. Zemin hakim titreşim periyodu biliniyorsa, tasarlanan yapı yüksekliği kat miktarı rezonans bölgesi eğrilerinden kolayca tespit edilebilmektedir. Ayrıca, deprem rezonans ilişkisine bağlı olarak zemin hakim titreşim periyodu katman kalınlığı tartışılmıştır. Bundan ötürü zemin hakim titreşim periyotları hesaplamasında zemin kalınlığının yani ana kaya derinliğinin hesaplanması gerekmekte olduğu belirtilmiştir.

It is undeniable that Turkey is located within one of the most active seismic zones in the world. While investing in these regions, urban development planning must not be ignored. In newly selected residential areas, seismic hazards must be analyzed in detail alongside the geological. Geophysical, and geotechnical characteristics of the region. Therefore, seismic hazard analyses are strictly required before designing earthquake-resistant structures. This study calculates resonance period intervals and spectral amplification ratios using microtremor measurements performed at designated locations within the project site of planned post-earthquake housing in the Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu region. The soil-structure period relationship and the seismic hazard level were examined. The correlations among the natural period of the structure, the number of stories in the resonance zone, and building height were determined using curves that identify the number of stories within the resonance zone corresponding to the dominant soil vibration period. Furthermore, the seismic hazard level was identified based on the spectral amplification ratio. Conclusively, geophysical methods must be utilized during site selection for urban renewal projects to minimize or eliminate the adverse effects of earthquakes. Smart cities developed solely on ecological and technological criteria, yet lacking earth science data, remain vulnerable to natural hazards like earthquakes. Through the case study of Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu, this study emphasizes the necessity of defining planning and implementation principles before executing urban renewal projects, highlighting the vital role of geophysical parameters. If the dominant soil vibration period is known, the designed structure's height and number of stories can easily be determined using resonance zone curves. Additionally, the soil layer thickness has been evaluated based on the earthquake-resonance relationship, indicating that calculating soil thickness—namely, the bedrock depth—is imperative for accurate dominant soil vibration period computations.

Anahtar Kelimeler

RDL Kalıcı Bağlantı (PID)
https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/20528Resmi atıflarda kullanılan kalıcı adres
DOI
https://doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.231Bu DOI, RDL DOI hizmeti tarafından atandı ve Crossref'e kaydedildi.
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.contributor.advisorProf. Dr. Serkan Öztürk
dc.contributor.authorCem Parlayan
dc.date.accessioned2026-10-22T11:43:42.436631129Z
dc.date.available2026-10-22T11:43:42.436631129Z
dc.date.issued2026
dc.description.abstractTürkiye'nin, dünyanın en aktif deprem bölgelerinin içinde olduğu göz ardı edilemez. Bu bölgelerde yatırımlar yapılırken, kentsel gelişimin planlanması göz ardı edilemez. Yeni seçilecek yerleşim alanlarında, bölgenin jeolojik-jeofizik-jeoteknik özelliklerinin dışında, deprem tehlikesinin detaylı bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir. Depreme dayanıklı yapıların projelendirilmeden önce “Deprem Tehlike Analizleri” çalışmalarının mutlaka yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada. Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu bölgesinde yapılması planlanan deprem konutlarının proje sahasında jeofizik uygulamalar kapsamında belirlenen noktalarda yapılan mikrotremör ölçümleri sonucunda rezonans periyot aralıkları ve spektral büyütme oranları hesaplanmıştır. Zemin yapı periyot ilişkisi ve deprem tehlike düzeyi incelenmiş, yapının doğal periyodu, rezonans bölgesi kat adeti ve yapının yüksekliği arasındaki ilişkileri kullanılarak zemin hakim titreşim periyoduna karşılık gelen rezonans bölgesi kat miktarı eğrileri ile tespit edilmiştir. Ayrıca, spektral büyütme oranı ile de deprem tehlike düzeyi tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kentsel dönüşüm projelerinde yapılacak olan yeni yerleşim yerlerinin yer seçimleri yapılırken depremden en az şekilde etkilenmesi yada etkilenmemesi için jeofizik yöntemlerden mutlaka yararlanılmalıdır. Yerbilimi verilerinden yoksun, sadece ekolojik ve teknolojik olarak geliştirilen akıllı şehirler, deprem gibi doğa olaylarına karşı korunmasız olacaktır. Bu çalışmada kentsel dönüşüm projelerinde uygulamaya geçilmeden önce planlama ve uygulama esaslarının belirlenmesinin ve aynı zamanda jeofizik parametrelerinin gerekliliği Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu Örneği üzerinden vurgulanmıştır. Zemin hakim titreşim periyodu biliniyorsa, tasarlanan yapı yüksekliği kat miktarı rezonans bölgesi eğrilerinden kolayca tespit edilebilmektedir. Ayrıca, deprem rezonans ilişkisine bağlı olarak zemin hakim titreşim periyodu katman kalınlığı tartışılmıştır. Bundan ötürü zemin hakim titreşim periyotları hesaplamasında zemin kalınlığının yani ana kaya derinliğinin hesaplanması gerekmekte olduğu belirtilmiştir.tr
dc.description.abstractIt is undeniable that Turkey is located within one of the most active seismic zones in the world. While investing in these regions, urban development planning must not be ignored. In newly selected residential areas, seismic hazards must be analyzed in detail alongside the geological. Geophysical, and geotechnical characteristics of the region. Therefore, seismic hazard analyses are strictly required before designing earthquake-resistant structures. This study calculates resonance period intervals and spectral amplification ratios using microtremor measurements performed at designated locations within the project site of planned post-earthquake housing in the Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu region. The soil-structure period relationship and the seismic hazard level were examined. The correlations among the natural period of the structure, the number of stories in the resonance zone, and building height were determined using curves that identify the number of stories within the resonance zone corresponding to the dominant soil vibration period. Furthermore, the seismic hazard level was identified based on the spectral amplification ratio. Conclusively, geophysical methods must be utilized during site selection for urban renewal projects to minimize or eliminate the adverse effects of earthquakes. Smart cities developed solely on ecological and technological criteria, yet lacking earth science data, remain vulnerable to natural hazards like earthquakes. Through the case study of Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu, this study emphasizes the necessity of defining planning and implementation principles before executing urban renewal projects, highlighting the vital role of geophysical parameters. If the dominant soil vibration period is known, the designed structure's height and number of stories can easily be determined using resonance zone curves. Additionally, the soil layer thickness has been evaluated based on the earthquake-resonance relationship, indicating that calculating soil thickness—namely, the bedrock depth—is imperative for accurate dominant soil vibration period computations.en
dc.identifier.doi10.71008/gumushane.thesis.2026.231
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/20528
dc.language.isotr
dc.publisherGümüşhane University
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectGeophysical methodsen
dc.subjectkahramanmaras-dulkadirogluen
dc.subjectmicrotremor measurementsen
dc.subjectresonance zoneen
dc.subjectperiod relationshipen
dc.subjectJeofizik uygulamalartr
dc.subjectKahramanmaraş-Dulkadiroğlutr
dc.subjectMikrotremör ölçümleritr
dc.subjectRezonans bölgesitr
dc.subjectPeriyot ilişkisitr
dc.titleDeprem tehlike analizleri ve kentsel dönüşüm planlaması: Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu örneğitr
dc.titleEarthquake hazard analyes and urban transformation planning: Example of Kahramanmaraş-Dulkadirogluen
dc.typeMaster Thesis
dspace.entity.typePublication
rdl.doi.crossref2026-08-16
rdl.oa.urlhttps://thesis.rawdatalibrary.net/thesis/deprem-tehlike-analizleri-kentsel-donusum-planlamas-kahramanmaras/pdf