• Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Tasavvuf'ta feyz kavramı

    Abdullah Yılmaz

    Feyz kelimesi sözlükte akmak, taşmak ve bolluk gibi anlamları ifade eder. Tasavvuf terimi olarak ise daha çok kulun çabası olmaksızın kalbe gelen bilgi, manevî hâl anlamında kullanılmaktadır. Tecellî, vârid, ilham gibi kavramlar feyzle anlam benzerliği olan tasavvuf terimleridir.Feyzin asıl kaynağı Allah'tır. Peygamber ve mürşid ise Allah'tan gelen feyzin dağıtıcısı tâli kaynaklardır. Kalp temizliği, şeriate bağlılık, zikir, cemaatle bulunmak, kutlu zaman ve mekanları değerlendirmek ilâhî feyze vesile hususlardır. Peygamberden feyz alma ise sünnete ittiba, salavat okuma ve râbıta ile olmaktadır. Âdaba riayet, itaat ve hizmet, mürşidi kâmil bilme ve ona râbıta mürşidden feyz almanın vesileleridir. Çalışma ile elde edilemeyecek bilgiye sahip olma, kötü özelliklerden arınıp iyi özellikler kazanma feyzin neticelerindendir. Mutlak vücûd olan Allah'ın isim ve sıfatlarının belli mertebelerden geçerek görünen âlemde varlıkları zuhûra getirmesi de tasavvufta feyz ile ifade edilmiştir. Hakikati idrak edilemeyen zâtü'l-vücûd, ahadiyye hâlinde iken hiçbir taayyün göstermemiştir. Vücûdun ilk tecellîsi a'yân-ı sâbiteyi ortaya çıkaran feyz-i akdestir. Burada vâhidiyye halinde olan vücûd feyz-i mukaddes ile zâhir-i vücûd olup görünen âleme çıkar. Bu çıkış feyzle olduğu gibi bunun devamı da feyz iledir. Yaratılış süreci sûfîlerce bu şekilde açıklanmıştır ve bu felsefede bazen feyz diye de ifade edilen sudûrdan farklıdır. Kısaca tasavvufta feyz, hem varlıkların hem de -bununla bağlantılı olarak- bilgilerin Allah'tan tecellî yoluyla zuhûrunu ifade etmektedir.