Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Futbolcularda post-aktivasyon performans artışı (PAPE) ve farklı toparlanma stratejilerinin akut performans üzerine etkileri

    Kahraman Emirhan Koç

    Bu çalışmanın amacı, futbolcularda post-aktivasyon performans artışı (Post-Activation Performance Enhancement; PAPE) sonrasında uygulanan farklı toparlanma stratejilerinin akut performans üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmaya düzenli olarak futbol antrenmanlarına katılan 18 erkek futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Çalışma, tek grup tekrarlı ölçümler deneysel deseninde gerçekleştirilmiş ve tüm katılımcılar farklı günlerde kontrol, PAPE + pasif dinlenme, PAPE + statik germe ve PAPE + dinamik germe olmak üzere dört farklı deneysel koşulu tamamlamıştır. Araştırmanın ilk aşamasında katılımcıların bir tekrar maksimum (1RM) kuvvet düzeyleri belirlenmiştir. Her deneysel oturumda standart ısınma sonrasında countermovement jump (CMJ), free jump (FJ), 10 m sprint, 30 m sprint ve Illinois çeviklik testlerinden oluşan ön test ölçümleri yapılmıştır. PAPE koşullarında katılımcılara %85 1RM yükünde barbell back squat egzersizi uygulanmış, ardından 5 dakikalık pasif dinlenme, statik germe veya dinamik germe protokolleri gerçekleştirilmiştir. Toparlanma süresinin ardından performans testleri tekrar uygulanmıştır. Elde edilen veriler tekrarlı ölçümler varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, toparlanma stratejilerinin 10 m sprint, 30 m sprint, CMJ, FJ ve çeviklik performansı üzerinde anlamlı etkiler oluşturduğunu göstermiştir (p<0,05). Dinamik germe protokolü özellikle 30 m sprint, CMJ, FJ ve çeviklik performansında en yüksek değerlerin elde edildiği uygulama olmuştur. Statik germe bazı performans değişkenlerinde pasif dinlenmeye göre daha olumlu sonuçlar ortaya koyarken, pasif dinlenme genel olarak daha düşük performans değerleri ile ilişkilendirilmiştir. Etki büyüklükleri incelendiğinde uygulamaların özellikle CMJ ve çeviklik performansı üzerinde büyük düzeyde etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, PAPE sonrasında uygulanan toparlanma stratejilerinin akut performans yanıtlarını etkilediği ve dinamik germe uygulamasının sprint, sıçrama ve çeviklik performansının geliştirilmesinde en etkili yöntem olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Amatör futbolcuların sosyal medya kullanımı ve boş zaman davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Emirhan Aksoy

    Bu araştırmanın amacı, amatör futbolcuların sosyal medya kullanım davranışları ile boş zaman davranışları arasındaki ilişkiyi incelemek ve sosyal medya kullanım davranışlarının çeşitli demografik, sportif ve bireysel değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmanın kuramsal çerçevesinde spor kavramı ve tarihsel gelişimi, sosyal medya kavramı, sosyal medya uygulamaları, spor ve sosyal medya ilişkisi ile serbest zaman ve boş zaman kavramları ele alınmıştır. Ayrıca dijitalleşme sürecinin sporcuların boş zaman davranışları üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, farklı lig seviyelerinde aktif olarak spor yaşamını sürdüren 233 erkek amatör futbolcu oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Sporcu Sosyal Medya Kullanım Davranışları Ölçeği ve Boş Zaman Yönetimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, sosyal medya kullanım davranışları ile boş zaman davranışları arasında düşük düzeyde, negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yaş ve gelir düzeyinin sosyal medya kullanım davranışlarının bazı alt boyutları üzerinde anlamlı farklılıklara yol açtığı, buna karşın amatör futbol oynama süresi, lig seviyesi, oynanılan mevki, haftalık antrenman sayısı, boş zaman etkinlikleri ve aile desteği değişkenlerinin anlamlı farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca günlük sosyal medya kullanım süresi ve sosyal medya kullanım amacının sosyal medya kullanım davranışları üzerinde belirleyici olduğu belirlenmiştir. Bulgular, sosyal medya kullanım davranışlarının sportif özelliklerden çok bireysel özellikler ve kullanım alışkanlıklarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak sosyal medya, amatör futbolcular açısından yalnızca bir iletişim ve etkileşim aracı değil, aynı zamanda boş zaman deneyimlerini şekillendiren önemli bir dijital yaşam alanıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Amatör futbolcuların zihinsel dayanıklılıkları ve psikolojik performansları arasındaki ilişki

    Tugay Güldalı

    Bu araştırmanın amacı, amatör futbolcuların zihinsel dayanıklılık düzeyleri ile psikolojik performans düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu değişkenlerin çeşitli demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini, uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen ve araştırmaya gönüllü olarak katılan toplam 418 amatör futbolcu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri (SZDE) ve Sporda Psikolojik Performans Değerlendirme Ölçeği (SPPDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre amatör futbolcuların zihinsel dayanıklılık düzeylerinin genel olarak yüksek, bedensel ve bilişsel kaygı düzeylerinin ise düşük-orta seviyede olduğu belirlenmiştir. Yaş, oynanan pozisyon, spor yapma yılı ve haftalık antrenman sıklığı değişkenlerinin bazı zihinsel dayanıklılık ve psikolojik performans boyutlarında anlamlı farklılıklara neden olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonuçları, zihinsel dayanıklılık ile bedensel ve bilişsel kaygı arasında negatif yönlü; güdülenme ve kendine güven arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre zihinsel dayanıklılığın bedensel ve bilişsel kaygıyı anlamlı ve negatif yönde yordadığı; güdülenme ve kendine güven düzeylerini ise anlamlı ve pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, amatör futbolcularda zihinsel dayanıklılığın psikolojik performansın önemli belirleyicilerinden biri olduğu ortaya konulmuştur. Zihinsel dayanıklılık düzeyi yükseldikçe sporcuların kaygı düzeylerinin azaldığı, motivasyon ve özgüven düzeylerinin ise arttığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda futbolcuların zihinsel dayanıklılıklarını geliştirmeye yönelik psikolojik beceri eğitimlerinin ve spor psikolojisi uygulamalarının performans gelişimine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Küçükler kategorisindeki yüzücülerde farklı ısınma protokollerinin 50 metre serbest yüzme performansına akut etkisi

    Büşra Zorlu

    Bu araştırmanın amacı, küçükler kategorisindeki lisanslı yüzücülerde farklı ısınma protokollerinin 50 metre serbest stil yüzme performansı üzerindeki akut etkilerini incelemektir. Araştırmaya 2012–2014 doğumlu, düzenli olarak yüzme antrenmanlarına katılan ve en az 5 yıllık yüzme deneyimine sahip toplam 26 yüzücü (12 kız, 14 erkek) gönüllü olarak katılmıştır. Çalışma randomize crossover deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar plasebo, dinamik ısınma, yüzme temelli ısınma ve kombine ısınma olmak üzere dört farklı deneysel koşulun tamamına katılmıştır. Her protokol sonrasında 2 dakikalık pasif dinlenme uygulanmış ve ardından sporcular maksimum hızda 50 metre serbest yüzme performansı sergilemiştir. Araştırmada yüzme süresi, kulaç sayısı ve kalp atım hızı değişkenleri değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde Tekrarlı Ölçümlü Varyans Analizi (Repeated Measures ANOVA) ve Bonferroni post-hoc testleri kullanılmıştır. Bulgular, farklı ısınma protokollerinin 50 metre yüzme performansı üzerinde anlamlı etkiler oluşturduğunu göstermiştir. Özellikle kombine ısınma protokolü sonrasında elde edilen yüzme derecelerinin diğer protokollere kıyasla daha iyi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca kombine ısınma uygulamasının kalp atım hızını anlamlı düzeyde artırdığı saptanmıştır. Kulaç sayısı bakımından da protokoller arasında anlamlı farklılıklar bulunmuş ve en yüksek değerler kombine ısınma sonrasında elde edilmiştir. Buna karşın plasebo, dinamik ve yüzme temelli ısınma protokolleri arasında performans açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Sonuç olarak, kara ve su temelli uygulamaların birlikte kullanıldığı kombine ısınma protokolünün küçükler kategorisindeki yüzücülerde sprint performansını geliştirmede daha etkili bir yöntem olduğu söylenebilir. Elde edilen bulguların, yarışma öncesi hazırlık süreçlerinin planlanmasında antrenörler ve spor bilimciler için önemli bilgiler sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026
    Akıllı telefon görüntüleri kullanılarak yapılardaki kırıkların otomatik tespiti

    Alparslan Kiliç

    Yapılardaki çatlakların/kırıkların erken ve doğru tespiti, yapı sağlığı ve bakım süreçlerinin planlanması açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada, akıllı telefon görüntüleri kullanılarak duvar ve köprü yüzeylerindeki çatlakların derin öğrenme yöntemleriyle otomatik olarak tespit edilmesi amaçlanmıştır. Duvar ve köprü veri setleri “çatlak” ve “çatlaksız” sınıflardan oluşmaktadır. Yerel veri seti ile SDNET2018 üzerinde evrişimli sinir ağı, dönüştürücü ve hibrit yapılardan oluşan on sekiz mimari; doğruluk, pozitif kestirim değeri, duyarlılık, özgüllük, F1 skoru, AUC ve görüntü başına çıkarım süresi bakımından karşılaştırılmıştır. Yerel deneylerde önerilen model, duvar veri setinde %98,50 ve köprü veri setinde %100,00 doğruluk sağlamıştır. Buna karşılık sıfır örnekli dış veri seti testlerinde doğruluk %52,43–%73,53 aralığına düşmüştür. Ham ortak eğitim sonrasında SDNET2018 duvar, köprü tabliyesi ve yol kaplama testlerinde sırasıyla %86,05, %81,35 ve %87,21 doğruluk elde edilmiştir; dengeli ortak eğitimde bu değerler %82,84, %80,86 ve %86,57 olarak gerçekleşmiştir. Bulgular, veri kaynağı farklılıklarının model genellemesi üzerinde belirleyici olduğunu ve çoklu alan ortak eğitimin dış veri seti başarısını artırabildiğini göstermektedir. Sonuç olarak, akıllı telefon görüntülerine dayalı çatlak/kırık tespiti afetlerde ve yapı sağlığı yönetiminde uzman değerlendirmesini destekleyen hızlı ve düşük maliyetli bir yaklaşım olarak sunulabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Beton dolgulu çift cidarlı oluklu çelik kolonların eksenel ve döngüsel yükleme altındakı davranışının sonlu elemanlar yöntemiyle incelenmesi

    Gulshan Shukurova

    Bu tez çalışmasında, beton dolgulu çift cidarlı oluklu çelik kompozit kolonların döngüsel yükler altındaki yapısal davranışı sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, oluklu çelik cidar kullanımının kolonların taşıma kapasitesi, süneklik performansı ve enerji yutma kapasitesi üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu kapsamda, farklı kesit geometrilerine sahip üç konfigürasyon ele alınarak kompozit kolon numuneleri modellenmiştir. Bu konfigürasyonlar, iç çelik cidarı oluklu ve dış çelik cidarı düz olan kolonlar, dış çelik cidarı oluklu ve iç çelik cidarı düz olan kolonlar ve iç ve dış çelik cidarları düz olan referans kolonlardan oluşmaktadır. Ayrıca çelik cidar kalınlığının ve kolon narinliğinin yapısal davranış üzerindeki etkisi incelenmiştir. Tüm modellerde malzeme özellikleri sabit tutulmuştur. Analiz sonuçlarına göre oluklu kesit geometrisine sahip kolonların, düz cidarlı kolonlara kıyasla daha yüksek taşıma kapasitesi ve daha kararlı bir yük–deplasman davranışı sergilediği belirlenmiştir. Ayrıca, dış oluklu tasarımın beton çekirdeğe daha iyi bir sargılama sağladığını, yerel burkulmayı geciktirdiğini ve böylece referans kolona göre ortalama üç kat, içten oluklu kolonlara göre ise bir buçuk kat daha fazla enerji yutma kapasitesi sağladığını göstermiştir. Çelik cidar kalınlığının artırılması hem nihai kapasitede hem de enerji dağıtımında önemli iyileştirmeler sağlamıştır. Genel olarak, bu çalışma, özellikle oluklu dış yüzeye sahip çift cidarlı çelik kesitlerin geometrisinin faydalı olduğunu ve deprem riski yüksek bölgelerdeki yapılar için avantajlı olabileceğini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    İnsana yakışır iş ile üretkenlik karşıtı iş davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik bir araştırma

    Aysen Hasanova

    Bu araştırmanın temel amacı, insana yakışır iş (decent work) ile üretkenlik karşıtı iş davranışları ( ÜKİD) arasındaki ilişkinin incelenmesdir. Çalışma hayatının niteliği ile çalışanların üretken olmayan sapkın davranış eğilimleri arasındaki bağı ampirik olarak test etmeyi hedefleyen bu çalışma, okul çalışanları ( öğretmen ve idari görevliler) üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış veriler "İnsana Yakışır İş Ölçeği" ve "Üretkenlik Karşıtı İş Davranışları Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Yapılan güvenirlik analizlerinde ölçeklerin iç tutarlılık katsayıları hesaplanmış, her iki ölçeğin de yüksek düzeyde güvenilir olduğu belirlenmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiyi tanımlamak amacıyla yapılan korelasyon analizi bulguları sonucunda, insana yakışır iş ile üretkenlik karşıtı iş davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bu bulgular sonucunda "İnsana yakışır iş ile üretkenlik karşıtı iş davranışları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır" şeklindeki temel hipotezi reddedilmiştir. Bu bulgu, özellikle örneklemde yer alan okul çalışanları arasında, iyi çalışma koşullarına ilişkin algıların verimsiz davranışlarda belirleyici bir rol oynamadığını göstermektedir. Çalışma sonuçları, yüksek mesleki deneyim (%33,8'i 26 yıl veya daha fazla deneyime sahip), eğitim düzeyi ve kurumsal kültür gibi diğer faktörlerin bu ilişkiyi etkilemiş olabileceğini düşündürmektedir. Sonuç olarak, okul ortamında insana yakışır iş, işin fiziksel ve ekeonomik koşullarından ziyade, kişisel etik değerler, örgüt kültürü ve mesleki disiplin gibi çeşitli değişkenlerden etkilenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026
    Geri dönüştürülmüş asfalt kaplama (rap) ve manyetit içeren kromit atıklarının bitümlü sıcak karışım aşınma tabakalarında kullanılabilirliğinin deneysel olarak incelenmesi

    Sema Saltik

    Artan trafik yükleri, azalan doğal agrega kaynakları, yükselen maliyetler ve çevresel kaygılar; Türkiye’de yaygın kullanılan bitümlü sıcak karışım (BSK) aşınma tabakalarında sürdürülebilir malzeme kullanımını zorunlu kıldığından işlenmemiş agrega ve bitüm tüketimini azaltan geri dönüşüm uygulamaları yaygınlaşmıştır.Bu çalışmada, mevcut kaplamaların frezelenmesiyle elde edilen geri dönüştürülmüş asfalt kaplama (RAP) agregaları ile kromit zenginleştirme sürecinde açığa çıkan manyetitli kromit atıklarının (MKA), yol aşınma tabakalarında doğal agregaya alternatif olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Karışımlar, Karayolu Teknik Şartnamesi aşınma tip-1 tabakası kriterleri esas alınarak kontrol karışımı, %10, %20 ve %30 RAP katkılı, %50 ve %100 MKA katkılı ve RAP-MKA içeren hibrit karışımlar şeklinde tasarlanmıştır. Numuneler üzerinde yoğunluk ve boşluk analizleri, Marshall stabilite ve akma, dolaylı çekme mukavemeti (ITS) deneyleriyle SEM ve EDS analizleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlarda; RAP içeriği arttıkça Marshall stabilitesi ve akma azalırken, Marshall oranı (MQ) artmış ve ITS değerleri azalmıştır. Bu durum SEM ile gözlemlenen eskimiş bağlayıcı tabakası ve EDS ile tespit edilen yüksek karbon (C) içeriğinin RAP’ın sert yapısını desteklediğini göstermektedir. MKA içeren karışımlarda %100 MKA, %50 MKA’ya kıyasla daha yüksek stabilite ve MQ değeriyle daha düşük akış göstermiş, kontrol karışımına kıyasla daha düşük ITS değerleri sergilemiştir. MKA’nın ince kristal yapısı ve Mg-Fe-Cr bakımından zengin mineral yapısının, deformasyona karşı dirence olumlu katkı sağladığı, ancak çekme mukavemetinde benzer bir iyileşme sağlamadığını göstermektedir. Bulgular değerlendirildiğinde, şartname gereklerini karşılayan ve performans parametreleri açısından daha dengeli sonuçlar ortaya koyan hibrit karışımın %30 RAP-%100 MKA içeren karışım olduğu belirlenmiştir. Bu karışım, Marshall performansı açısından da en uygun sonuçları vermiş olup, daha yüksek oranlarda da kullanımı mümkün olabileceği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Avrupa'ya Arap göçünün nedenleri, süreci ve gelecek perspektifi

    Aliaa Albrrı

    Bu yüksek lisans tezi, Arapların Avrupa'ya göçünü çok katmanlı bir yapı perspektifinden incelemektedir. Çalışma, göç dinamiklerini açıklamak için Orta Doğu'daki sosyal, siyasal ve ekonomik yapıları analiz etmektedir. Sosyal Yapı bağlamında, keskin sınıfsal eşitsizlikler, kimlik temelli ayrımcılık ve kırsal-kentsel bölünmeler dışlanmışlık hissi yaratmaktadır. İletişim devrimiyle artan göreli yoksunluk farkındalığı, özellikle genç nesilleri daha iyi bir yaşam arayışıyla Avrupa'ya yönlendirmektedir. Siyasal Yapı açısından, demokratik yönetişimin yokluğu, güvenlik elitlerinin egemenliği ve devlet kurumlarının aşınması toplumsal güveni zayıflatmıştır. Suriye iç savaşı ve Irak işgali gibi silahlı çatışmalar kitlesel zorunlu göç olgusunu tetiklemiştir. Bu siyasal kriz, göçü varoluşsal bir eylem haline getirmiştir. Ekonomik Yapı yüksek işsizlik, zayıf sanayileşme ve rant ekonomisine bağımlılıkla karakterizedir. Göç-havale modeli aracılığıyla Arap iş gücü köken ülkeleri desteklemekte, ancak bu ülkelerin Batı ekonomilerine bağımlılığını pekiştirmektedir. Neoliberal dönüşümler gelir uçurumunu derinleştirerek göçü rasyonel bir ekonomik seçenek yapmıştır. Tez, Golan Tepeleri örneğini 1967 işgali sonrası sistematik tehcir ve yıkımla birlikte tarihsel bir zorunlu göç vakası olarak incelemektedir. Almanya, Fransa ve İsveç'teki Golanlı diasporaların deneyimleri, entegrasyon ve kimlik inşası açısından analiz edilmiştir. Araştırma, göçü yalnızca bir nüfus krizi değil, modern çağın karmaşık bir olgusunun yansıması olarak değerlendirmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Farklı atletizm disiplinlerinde yarışan sporcuların atletik profillerinin incelenmesi

    Sadun Ecevit

    Bu çalışmanın amacı, farklı atletizm disiplinlerinde yarışan sporcuların atletik profillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Adana ilinde aktif olarak antrenman yapan 33 erkek ve 16 kadın olmak üzere toplam 49 atlet katılmıştır. Katılımcılara dikey sıçrama testi, dinamik denge testi ve el pençe kuvveti ölçümleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 paket programında analiz edilmiş olup, gruplar arası farkların belirlenmesinde ANOVA, değişkenler arası ilişkilerin saptanmasında ise Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, atma branşındaki sporcuların zirve güç değerleri sprint ve atlama branşlarındaki sporculara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Dinamik denge performansı açısından branşlar arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Kadın sporcularda atma branşının hem sağ hem sol el pençe kuvveti değerlerinin sprint ve atlama branşlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Korelasyon analizleri, sağ ve sol el pençe kuvvetleri arasında yüksek düzeyde pozitif ilişki (r=0,908) olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular neticesinde, atletizm branşlarının fiziksel performans üzerinde branşa özgü farklılıklar oluşturduğu belirlenmiştir. Atma branşı, zirve güç ve el pençe kuvveti açısından üstünlük gösterirken, fiziksel parametreler arasındaki anlamlı ilişkiler antrenman programlarında bütünsel bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Atletizm, Cinsiyet, Dinamik denge, Dikey sıçrama, El pençe kuvveti

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    7-14 yaş kadın voleybolcularda 8 haftalık postür egzersizlerinin dikey sıçrama ve postür üzerine etkisi

    Çağla Aksu

    Bu çalışmanın amacı, 8 haftalık postür egzersizlerinin farklı yaş gruplarındaki voleybolcularda dikey sıçrama performansı ve postür yapısı üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmamıza 7–14 yaş aralığında toplam 84 voleybolcu (deney grubu n=45, kontrol grubu n=39) gönüllü olarak katılmıştır. Deney grubuna 8 hafta boyunca planlı bir postür egzersiz programı uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir ek egzersiz programı uygulanmamıştır. Her iki gruba ait ön test–son test ölçümlerinde; boy, kilo, iskelet kas ağırlığı , vücut yağ oranı, dikey sıçrama yüksekliği, postür analizi ve güç değişkenleri değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde Paired Samples T-Testi, Independent Samples T-Testi ve Wilcoxon testleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, deney grubundaki sporcuların kilo (p=0.00), iskelet kas ağırlığı (p=0.00), dikey sıçrama (p=0.006), postür analizi (p=0.00), ve anaerobik güç (p=0.001) parametrelerinde ön test son test değerleri istatistiksel olarak incelendiğinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Vücut yağ oranında (p=0.131) azalma eğilimi gözlenmiş, ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bulunmamıştır (p>0.05). Kontrol grubunda ise istatistiksel olarak yalnızca postür analizi (p=0.015) ve anaerobik güç (p=0.025) parametrelerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bu sonuçlar, 8 haftalık postür egzersizlerinin postür ve anaerobik gücü artırmada etkili olduğunu göstermektedir(p<0.05). Sonuç olarak, uygulanan postür egzersizi programı, voleybolcularda postürü düzelterek dikey sıçramaya ve anerobik güce olumlu katkı sağlamaktadır. Bulgular, erken yaşta planlı ve sistematik egzersizlerin hem postüral kontrolün korunması hem de sportif performansın artırılması açısından önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, özellikle spor yapan ve postür bozukluğu bulunan bireylerde postürün iyileştiği, buna bağlı olarak da günlük yaşam kalitesinin arttığını söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Postür, postür egzersizleri, voleybol, dikey sıçrama, anaerobik güç

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kalehisar ören yeri'ndeki olası sarnıç yapısının jeofizik yöntemlerle araştırılması

    Elifnur Baydın Kavaklı

    Arkeolojik kazılarda karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, yeraltında gömülü bulunan yapı kalıntılarının lokasyon ve derinlik bilgilerinin tam olarak bilinmemesidir. Bu durum beraberinde hem ekonomik olarak hem de kazı süresinin artması nedeniyle kazı ekibine büyük bir yük getirmektedir. Yeryüzünden tahribatsız bir şekilde uygulanabilen arkeojeofizik yöntemler, zaman ve maliyet açısından kolaylık sağlamaktadır. Son yıllarda teknolojinin gelişimine paralel olarak alet tasarımında yaşanan yenilikler ve yorumlama-modelleme programlarının geliştirilmesiyle jeofizik yöntemlerin arkeolojik çalışmaların doğal bir parçası haline getirmiştir. Bu tez çalışmasında, Çorum ili Alaca İlçesinde bulunan Kalehisar Ören Yeri araştırma sahası olarak belirlenmiştir. Kalehisar Ören Yeri'nde önümüzdeki yıllarda kazı planlaması yapılan ve eski bir sarnıç yapısının olduğu düşünülen bir sahada, jeofizik yöntemlerden, yer radarı (GPR), elektrik özdirenç tomografi (ERT), manyetik yöntemlerin kullanıldığı bir arkeojeofizik çalışma yaparak, bu alanda gömülü halde bulunan olası sarnıç yapısı ve buna bağlı yapıların tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Manyetik yöntemden güneybatı – kuzeydoğu yönelimli yaklaşık 5-8 metre genişliğinde bir yapı olduğu ve bu yapıya bağlı güneydoğu yönünde daha küçük yapılar olduğu belirlenmiştir. ERT profilleri altında gözlemlenen yapıların derinliklerinin 1.5-2 metre civarında gözlenmiş olup GPR verilerinden gözlemlenen anomalilerin 0.3 m ile 2-5 metre derinliklerinde olduğu gözlemlenmiştir. Böylece bu tez çalışmasından elde edilen sonuçlar ile gömülü halde bulunan arkeolojik kalıntıların yerleri, yönelimleri ve derinlikleri gibi özellikleri tespit edilmiştir. Bu tez çalışmasının ileride yapılması planlanan kazı çalışmasına hem ekonomik katkı hem de zamandan tasarruf sağlamak suretiyle bir yol gösterici olacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Modern olimpiyat oyunlarında cinsiyetçilik ve kadın sporcuların rolü

    Nuran Tüfekçi

    Bu çalışma, kadın sporcuların Olimpiyat Oyunları bağlamında tarihsel, sosyokültürel ve medyatik temsillerini 2000–2025 yılları arasında yayımlanan literatüre dayanarak bibliyometrik bir yaklaşımla incelemektedir. Antik Olimpiyatlardaki dışlayıcı uygulamalardan modern dönemdeki eşitlik politikalarına uzanan tarihsel gelişim çizgisi, kadınların spora katılımının her dönem toplumsal cinsiyet normları, cinsiyetçi söylemler ve kurumsal engeller tarafından belirlendiğini göstermektedir. Bulgular, modern Olimpiyatlarda kadınların niceliksel olarak artan varlığının, özellikle 2012 Londra, 2016 Rio ve 2020 Tokyo Oyunları sonrasında akademik üretimde belirgin bir ivme yarattığını ortaya koymaktadır. Bibliyometrik analiz kapsamında 82 makale değerlendirilmiş; yayınların büyük ölçüde ABD ve Avrupa merkezli olduğu, toplumsal cinsiyet, medya temsili, Olimpiyat yayıncılığı ve kültürel kimlik kavramlarının literatürün en yoğun tematik eksenini oluşturduğu belirlenmiştir. Tematik haritalar, araştırmaların zaman içinde kadınların Olimpiyatlara katılımından medya çerçevelemesine, oradan toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kültürel çeşitliliğe odaklanan bir evrime sahip olduğunu göstermektedir. Çalışma, medyada kadın sporcuların temsilinin hâlâ klişeleştirici, cinselleştirici ve başarıyı gölgede bırakan söylemler üzerinden yeniden üretildiğini; sayısal eşitliğe rağmen niteliksel eşitsizliklerin devam ettiğini göstermektedir. Öz-temsil pratiklerinin sosyal medya aracılığıyla güç kazanması, kadın sporculara görünürlük sağlayan yeni bir alan yaratmış, ancak bu alanın da platform politikaları ve dijital şiddet nedeniyle sınırlayıcı boyutlar içerdiği tespit edilmiştir. Çalışmada, Olimpiyatlarda kadın sporcuların temsiliyetine ilişkin literatürün giderek genişlediği, eşitlik tartışmalarının yapısal ve söylemsel düzeyde devam ettiği, medya temsili, kurumsal cinsiyet eşitliği politikaları ve kültürel kimlik odaklı çalışmaların gelecekte daha derinlemesine incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Ömer Ebû Rişe'nin şiirlerinde Hz. Peygamberin hayatı

    Usman Musa Garkuwa

    Bu çalışmada, Ömer Ebû Rişe'nin şiirinde Hz. Peygamber'in hayatı ele alınmış ve çalışma bir giriş ve iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde, Sîret-i Nebevi'nin dilsel ve terimsel tanımı, yazılma süreci ve gelişimi ele alınmış ve şair Ömer Ebû Rişe'nin hayatı, edebi ürünleri ve Peygamberlik konusunu ele aldığı beş şiiri sunulmuştur. Daha sonra, Ömer Ebû Rişe'nin yazdığı beş şiirde, özellikle Peygamberlik öncesi ve sonrası olmak üzere Peygamberimiz'in hayatı incelenmiş ve bu şiirlere çalışmada uygun başlıklar altında yer verilmiştir. Sonra, İkinci bölümde bu beş şiirdeki sanatsal yapı ele alınmış ve sanatsal yapı kavramı açıklanmış, ardından beş şiirin başlıkları, uzunlukları ve dil yapıları incelenmiştir. Sonra bu beş şiirin müzikal yapısı üzerinde durulmuş ve bu yapıda dış ahenk ve unsurları; aruz ölçüleri, kafiye harfleri ve revi ele alınmıştır. Daha sonra iç ahenk ve unsurları; tasri', tekrar, cinas ve tıbak sanatları incelenmiştir. Çalışma ulaşılan önemli sonuçların özeti ve çalışmada faydalanılan kaynakların bir listesi ile sonlandırılmıştır. Ulaşılan önemli sonuçlardan bazıları: - Şair Ömer Ebû Rişe'nin Hz. Muhammed'in hayatıyla ilgili şiirleri, başta doğumu, çocukluğu, ticaretle uğraşması, Hacerü'l- Esved olayı, vahiy inmesi, İslam davasını yaymak için kafirlere karşı mücadelesi, Mekke'nin fethi ve vefatı gibi konular olmak üzere Hz. Peygamberin Peygamberlik öncesi ve sonrası hayatıyla ilgili birçok bilgi içermektedir. - Şair, bu beş şiiri oluştururken dilsel ve müzikal yapıda klasik Arap şairlerinin yolunu izlemiş ve şiirleri iç dünyasından ve duygularından ilham alarak yazmıştır. - Şairin bu şiirlerindeki genel tutumu, Rasûlullah (s.a.v.)'e olan sevgisine ve iyilik ve adaleti sevmeyi, haksızlıktan nefret etmeyi emreden İslam diniyle iftihar etmesine dayanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İslam hukuku ve uluslararası insancıl hukuk açısından savaşlarda sivillerin hukuki statüleri

    Bilal Bayer

    Tarihin derinliklerinden bu yana, savaş ve silahlı mücadelelerin sebep olduğu tahribat, toplulukların karşı karşıya kaldığı evrensel bir mesele olarak kendini göstermiştir. Ne var ki, uluslararası camianın geçmişten gerekli dersleri almadığı görülmektedir; zira günümüzde bile silahlı mücadeleler hâlâ sürmektedir. Bu mücadele sahnelerinde siviller; hastalıklara, sakatlanmalara hatta ölümlere maruz kalmaktadır. Günümüz stratejileri ve yıkım gücü yüksek silahlar, temel insan haklarının korunmasını ve devam ettirilmesini giderek zorlaştırmaktadır. Bu durum karşısında uluslararası topluluklar bir araya gelerek savaşların nasıl yürütülmesi gerektiğine dair anlaşmalar ve normatif düzenlemeler yapmışlardır. Uluslararası insani hukuk, savaş dönemlerinde hem savaşanların hem de sivillerin temel haklarını savunan bir hukuk dalı olarak belirginleşmiştir. Bu hukuk dalının temel ilkeleri doğrultusunda, koruma mekanizmaları geliştirilmiş ve imzalanan antlaşmalarla pekiştirilmiştir. İslam dini, çatışma zamanlarında insan onuruna ve temel haklara saygı göstererek, sivilleri, savaşa katılmamış bireyleri ve savaşmayı bırakmış olanları koruma altına alır. İnsani hukukla paralel bir biçimde, İslam savaş hukuku da savaş esnasında sivillere verilen zararı minimize etmeyi amaçlar. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve savaş dışı kalan kişilerin korunması önceliklidir. İslam, savaşın çeşitlerini ve her birinin hukuki boyutlarını ve sonuçlarını titizlikle ele alır. Bu tez, savaşın evrilen yapısını ve modern çatışma ortamlarında sivillerin karşılaştığı tehlikeleri inceleyecek ve bu çerçevede iki hukuk sisteminin sunduğu çözümleri karşılaştırmalı olarak analiz edecektir. Son olarak, tez, sivillerin korunması konusunda uluslararası toplumun ve devletlerin üstlendikleri sorumlulukları sorgulayacak ve savaş hukukunun bu alandaki güncel zorluklarını aydınlatmaya çalışacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Güvenli bağlanma problemi yaşayan bireyler açısından râbıta

    Menekşe Aydın

    Bu çalışma güvenli bağlanma problemi yaşayan bireylerin tasavvufi bir uygulama olan râbıta vesilesiyle Rab ile yeniden bağlanma süreçlerini incelemektedir. Tezde, tasavvuf literatüründe yer alan râbıta uygulamaları ile bağlanma teorilerinin sunduğu psikolojik çerçeve birlikte değerlendirilmiş ve iki disiplin arasında ortak bir zemin oluşturulmuştur. Araştırmanın temel problemi, erken çocukluk döneminde ebeveynleri ile güvenli bağlanma yaşayamayan bireylerin, râbıta aracılığı ile zihinsel, duygusal ve davranışsal boyutlarda olumlu bir dönüşüm yaşama olasılığını tartışmaktır. Bu bağlamda, bağlanma problemlerinin dini uygulamalar aracılığı ile telafi edilebilme imkânı sorgulanmış; tasavvuf ve modern psikoloji arasındaki karşılıklı ilişki disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınmıştır. Nitel ve kuramsal bir yaklaşımla yürütülen çalışmada, ilgili literatürün taranması sonucu, tasavvuf ve psikoloji alanlarındaki bulgular yorumlayıcı bir çalışma metodu ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, râbıtanın manevi bir uygulama olmakla beraber bireylerin benlik dönüşümü ve güvenli bağlanma süreçlerinde etkili bir rolü olabileceğini göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, hem tasavvuf geleneği hem de psikoloji araştırmaları açısından özgün bir katkı sunmuş olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Elest Bezmi'nde bağlanma, Güvenli bağlanma problemi, Râbıta, Rab ile yeniden bağlanma

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Uyumlu kesirli mertebeden çözünen madde taşıma probleminin yeni bir nümerik metotla sayısal çözümü

    Gulnar Pashayeva

    Bu tez beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, kesirli türev kavramına ilişkin genel literatür taramasına yer verilmiştir. İkinci bölümde, çalışmada kullanılan temel tanımlar ve teoremler sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise önerilen yeni nümerik yöntem detaylı olarak tanıtılmıştır. Dördüncü bölümde, uyumlu kesirli mertebeden iki boyutlu çözünen madde taşıma problemi (UKMİBÇMTP), uyumlu kesirli q-şekillendirilebilir homotopi analiz dönüşüm metodu (UKq-ŞHADM) kullanılarak sayısal olarak çözülmüş ve bu yöntemle elde edilen çözümlerin etkinliği ile güvenilirliğini ortaya koymak amacıyla çeşitli sayısal simülasyonlar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, elde edilen sayısal çözümler ile mevcut analitik çözümler karşılaştırılarak yöntemin doğruluğu analiz edilmiştir. Son bölümde ise, önerilen yöntemin doğrusal olmayan uyumlu kesirli diferansiyel denklemlerin çözümünde basit, güçlü ve etkili bir araç olarak kullanılabileceği vurgulanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Mekan deneyimi bağlamında afet sonrası toplumsal aidiyet ve adaptasyon süreci: 6 Şubat Hatay ili Antakya ilçesi deprem örneği

    İrem Göksu Coşkuner

    Türkiye için son zamanlarda büyük risk oluşturan deprem; fiziksel (can kaybı, yaralanma, yapısal hasar), ekonomik (doğrudan, dolaylı ve ikincil mali kayıplar), sosyal ve psikolojik (toplumsal ilişkilerde bozulma, travma, uyum süreçleri) sorunlara yol açmaktadır. Deprem sonrası afetzedelerin yaşadıkları mekâna ve psikolojik dinamiklerine ilişkin deneyimlerin sahada gözlemlenmesi ve ihtiyaçların tespiti, afet sosyolojisi açısından önem arz etmektedir. Bu doğrultuda çalışmada, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında Hatay'ın Antakya ilçesinde ikamet eden bireylerin afet sonrası barınma deneyimlerini ve mekânın üretimine katılım süreçlerini incelemeyi amaçladım. Bu amaç doğrultusunda Antakya'da nitel araştırma yöntemine dayalı bir çalışma yürüttüm. Fenomenolojik deseni kullandığım çalışmada, 17'si kadın ve 14'ü erkek toplamda 31 kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirdim. Görüşmelerden elde ettiğim verilerin çözümlenmesinde yansıtıcı tematik analiz yöntemini kullandım. Katılımcıların içinde bulunduğu koşulları ve geleceğe dair ifadelerini doğrudan yansıtan in vivo kodlar, barınma sürecinde karşılaştıkları mücadele eylem boyutunu ifade eden süreç kodları ve deprem sonrası karşı karşıya kaldıkları durumları özetleyen betimsel kodlar aracılığıyla analiz sürecini gerçekleştirdim. Bu analizler sonucunda; kurumlarla kurulan etkileşimde güven kaybı, barınma süreçlerinde yaşanan zorluklar, ekonomik zorluklar, psikososyal ilişkilerde paradoks ile kentsel dokunun kaybı ve gelecek kaygısı olmak üzere beş tema belirledim. Bu temalar, afetzedelerin kent/şehir hakkı bağlamında yaşadıkları sorunları ve bu süreçte geliştirdikleri mekânsal aidiyet pratiklerini görünür kılmaktadır. Çalışmada, afetin yalnızca fiziksel bir yıkım olmadığını; çok katmanlı ilişkileri ortaya çıkaran kompleks bir süreç olduğunu ortaya koymaya çalıştım. Türkiye gibi fay hatlarının yıkıcı etkilere yol açtığı bir ülkede, afet yönetim politikalarında katılımcı yaklaşımın benimsenmesi, bireylerin mekânsal aidiyetlerinin ve sosyokültürel ihtiyaçlarının merkeze alınması ehemmiyet arz etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yöneticinin karizmatik liderlik davranışı ile çalışanların kariyer memnuniyeti ilişkisinde algılanan örgütsel prestijin aracı rolü

    Erkan Yaşar

    Çalışanların planladıkları kariyer hedeflerinde başarılı olmalarına ve amaçlarına ulaşmalarında, içinde bulundukları işyerinin sunduğu olanakların ve örgütün insan kaynaklarının etkisi büyüktür. Ayrıca örgütün algılanan prestijinin ve yöneticinin çalışan üzerindeki etkilerinin de çalışanların performanslarında ve işlerine motive olmalarında etkisi olmaktadır. Bu durumda doğal olarak çalışanlar kariyer süreçlerinde memnun oldukları örgütler ve yöneticilerle çalışmayı arzu ederler. Bu tercih ise yönetimin nitelikli ve arzulanan insan kaynağına ulaşmasında elini güçlendirecektir. Bir örgütün çalışanları nezdindeki saygınlığı ve liderinin özellikleri o örgüt çalışanlarının kariyer memnuniyetlerinde rol oynayabilecek önemli faktörlerdendir. Bu çalışmada liderlik özelliklerinden karizmatik liderliğin çalışan kariyer memnuniyetine etkisi ve bu etkileşimde örgütsel prestij değişkeninin aracı bir rolü olup olmadığı incelenmektedir. Araştırma bulgularından örgütsel prestijin kariyer memnuniyetini doğrudan pozitif bir şekilde etkilediği görülmüştür. Öte yandan incelenen karizmatik liderlik değişkeni alt boyutlarından sadece çevresel duyarlılık ve üye ihtiyaçlarına duyarlılık gösterme değişkenlerinin kariyer memnuniyetini anlamlı ve doğrudan pozitif etkilediği, statükoyu sürdürme alt değişkeninin ise kariyer memnuniyetine olumsuz yönde doğrudan etki ettiği görülmektedir. Aracı etkilere bakıldığında ise sadece statükoyu sürdürme alt değişkeninin örgütsel prestij üzerine anlamlı etkisi olduğu ve aracı değişkenin ise önleyici aracı etkisiyle ilgili alt değişkenin dorudan olumsuz etkisini dolaylı pozitif etkiye dönüştürdüğü anlaşılmaktadır. Elde edilen bu sonuçlardan hareketle karizmatik liderlik ve örgütsel prestij değişkenlerinin çalışanın kariyer memnuniyeti üzerindeki toplam etkilerinin pozitif olduğu ve memnuniyeti arttırdığı ortaya konulmaktadır. Bu da çalışanlarının kariyerleri noktasında çalışmalar yürüten ve bunu önemseyen insan kaynakları yöneticileri ve firma sahiplerine örgüsel prestijin ne denli önemli olduğunu ve özellikle karizmatik liderler tarafından yönetilmekte olan örgütlerde bu yönetim özelliklerinin oluşturabileceği olumsuz yönleri azaltıcı etkilerinin olacağı yönünde fikir vermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kokunun tüketicilerin marka algısı ve satın alma davranışları üzerindeki etkisi

    Sıla Şeylan

    Bu tez çalışması, kokunun tüketicilerin marka algısı üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde markalar, rekabet avantajı elde edebilmek ve tüketici zihninde kalıcı bir yer edinebilmek için duyusal pazarlama stratejilerine yönelmektedir. Bu bağlamda koku duyusu; duygulara doğrudan hitap etmesi, hafızayı tetiklemesi ve davranışları yönlendirme gücüyle öne çıkmaktadır. Çalışmada, kokunun marka imajı, tüketici deneyimi ve satın alma eğilimleri üzerindeki etkileri kuramsal çerçevede ele alınmış ve çeşitli örneklerle desteklenmiştir. Araştırma sonuçları, hoş ve markayla uyumlu bir kokunun tüketici memnuniyetini artırdığını, mağaza ortamında geçirilen süreyi uzattığını ve marka sadakatini güçlendirdiğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, kokunun marka iletişimi açısından stratejik bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve işletmelerin çok duyulu pazarlama yaklaşımlarına ağırlık vermesinin önemini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Duyusal pazarlama, Koku pazarlaması, Marka algısı, Marka sadakati, Tüketici davranışı.