Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2021
    Bireylerin Koronavirüs Anksiyete Düzeylerinin Psikolojik Sağlamlıklarına Etkisi

    İri, Necla İrem Ölmezoğlu; Korkmaz, Fatma

    Bu çalışmanın amacı; COVID-19 salgını sürecinde\rTürkiye’de yaşayan bireylerin sosyo demografik\rözellikleri ile koronavirüs anksiyete düzeyleri ve\rpsikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişkinin\rincelenmesidir. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan\rçalışmanın evrenini, araştırmaya katılmayı kabul eden\r15 yaş üstü bireyler oluşturmaktadır. Araştırma\rkapsamında 425 bireye ulaşılmıştır. Araştırmanın\rverileri çevrimiçi anket yöntemi (Google Forms\raracılığıyla) ile toplanmıştır. Veri toplama aracı\rolarak; araştırmacıların hazırladığı “Kişisel Bilgi\rFormu” ile Lee (2020)’nin geliştirdiği ve Biçer ve\rdiğerlerinin (2020) Türkçe ’ye çevirdiği “Koronavirüs\rAnksiyete Ölçeği (KAÖ)” ve Smith ve diğerlerinin\r(2008) geliştirdiği ve Doğan (2015)’nın Türkçe ’ye\rçevirdiği “Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ)”\rkullanılmıştır. Verileri analiz etmek için ise SPSS 22\rve AMOS 24 istatistik paket programlarından\ryararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre,\röğrenciler, ev hanımları, kamu sektörü çalışanları,\rözel sektör çalışanları, serbest çalışanlar, emekliler ve\rişsizlerden oluşan gruplar içerisinde emeklilerin ve ev\rhanımlarının koronavirüs anksiyete düzeyleri anlamlı\rderecede daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca kadınların\rerkeklere göre koronavirüs anksiyete düzeylerinin\rdaha yüksek olduğu görülmüş ve kadınların psikolojik\rsağlamlık düzeylerinin daha düşük olduğu tespit\redilmiştir. Öte yandan; katılımcıların eğitim durumu\rve aylık gelirinin koronavirüs anksiyete ve psikolojik\rsağlamlık düzeylerini etkilemediği bulunmuştur. Son\rolarak, bu çalışma koronavirüs anksiyetesinin\rpsikolojik sağlamlık üzerinde istatistiksel açıdan\ranlamlı ve negatif yönde orta düzeyde etkisi olduğunu\rve psikolojik sağlamlıkta meydana gelebilecek bir\razalmanın %20’sinin koronavirüs anksiyetesi ile\raçıklanabileceğini ortaya koymaktadır.\rAnahtar Kelimeler: Koronavirüs, Anksiyete,\rPsikolojik sağlamlık.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    The Relationship between Employee Voice and Employer Brand: The Serial Mediation Effects of Presenteeism and Diversity Perception

    Sökmen, Alptekin; Benk, Osman

    Purpose – The main purpose of the research is to examine the relationships between the variables of\remployee voice, presenteeism, employer brand and diversity perception in the sample of employees of an\rorganization operating in the logistics sector in Ankara.\rDesign/methodology/approach – The research model was created on the sequential mediation effects of\rpresenteeism and diversity perception variables in the relationship between employee voice and employer\rbrand perception. The research was carried out in April-May 2021 with the participation of 336 employees\rof an organization operating in the logistics sector, which is reached by convenience sampling technique.\rFindings – According to the results of the analysis, based on the Model 6 of Hayes (2018), serial mediation\reffects of both presenteeism and diversity perception were found on the effect of employee voice on\remployer brand.\rDiscussion – Effective management of issues such as employee voice, presenteeism, employer brand and\rdiversity perceptions provide benefit to organizations in focusing on their core competencies. In this\rcontext, organizations should always keep in mind that good ideas can come from every employee,\rregardless of hierarchical level. Considering the almost impossibility of eliminating situations such as\rpresenteeism, employees and organizations need to adapt to each other in terms of unbounded virtues such\ras trust, justice, goodwill, honesty, and empathy. Whether an organization employs or not, it should strive\rto benefit everyone, from the individual to the society, by approaching diversities with a feeling of empathy.\rTo sum up, it is certain that all “good” things done for and on behalf of employees will strengthen the\remployer brand perception.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Akademisyenlerin Kariyer Memnuniyeti Düzeylerine, Çalışma Ortamı Memnuniyeti ve Organizasyona Güven Değişkenlerinin Etkisi: Kişisel Gelişim Düzeyinin Aracı Rolü

    Durmuş, İbrahim; Akyüz, Ahmet Mutlu

    Bu araştırmada akademisyenlerin kariyer memnuniyeti düzeyine etki edebilecek faktörlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada alanyazında eksikliği hissedilen "çalışma ortamından memnuniyet", "organizasyona güven" ve "kişisel gelişim" değişkenlerinin, akademisyenlerin kariyer memnuniyet düzeyleri üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerine odaklanılmıştır. Araştırmaya ilişkin veriler dört devlet üniversitesinden toplam 587 akademisyenden elektronik anket yöntemi ile elde edilmiştir. Geliştirilen hipotezler, Kısmi En Küçük Kareler (Partial Least Squares-PLS) algoritması kullanılarak "yapısal eşitlik modellemesi" ile test edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrudan ve toplam etkiler açısından değerlendirilmiştir. Buna göre, akademisyenin çalışma ortamı memnuniyetinin, kişisel gelişim ve kariyer memnuniyeti düzeyini artırdığı gözlemlenmiştir. Ayrıca akademisyenin kişisel gelişimi de kariyer memnuniyeti düzeyini artırmıştır. Araştırmada akademisyenin organizasyonuna olan güveni, kişisel gelişim üzerinde anlamsız bir etki oluşturmaktadır. Ayrıca akademisyenin organizasyona güveni, kariyer memnuniyeti düzeyini de artırmaktadır. Araştırma modelindeki dolaylı etkiler incelendiğinde; çalışma ortamı memnuniyetinin kariyer memnuniyeti üzerindeki etkisinde, kişisel gelişim değişkeni aracı bir etkiye sahiptir. Bununla birlikte organizasyona güven değişkeninin kariyer memnuniyeti değişkeni üzerindeki etkisinde, kişisel gelişim değişkeninin aracı etkisi olmadığı gözlemlenmiştir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin özgecilik özellikleri ile damgalama/stıgma eğilimleri arasındaki ilişki

    Kayma, Derya; Büyükbodur, Ayşin Çetinkaya

    Bu araştırmanın amacı sosyal hizmet lisans öğrenimine devam eden öğrencilerin damgalamayailişkin eğilimleri ile özgecilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma kesitsel biraraştırmadır. Araştırmaya 138 sosyal hizmet bölümü öğrencisi katılmıştır. Araştırmada verilerkişisel bilgi formu, damgalama ve özgecilik ölçekleri ile toplanmıştır. Veriler SPSS paketprogramında analiz edilmiştir. Sonuçlara göre; cinsiyete göre damgalama ölçeğinin alt boyutlarıpuan ortalamalarının anlamlı şekilde farklılaştığı; erkeklerin ayrımcılık ve dışlanma, etiketleme,psikolojik sağlık ve ön yargı puan ortalamalarının kadınlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır.Katılımcıların yaşları ile özgecilik ölçeğinin alt boyutlarından yardım etme boyutu ile düşük vepozitif anlamlı ilişki olduğu (r=0,220, p<0,01), sınıf düzeyine göre özgeciliğin yardım etme(F3;134= 23,613; p< 0.01) ve bağışçılık (F3;134=14.305 ;p<0.01) alt boyut puan ortalamalarınınanlamlı farklılık gösterdiği, katılımcıların annelerinin eğitim durumuna göre özgecilik ölçeğininyardım etme boyutundan aldıkları puan ortalamalarının anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır(F2;135=3,86;p<0,05). Katılımcıların özgecilik ile damgalama ölçeklerinin toplamından aldıklarıpuanlar arasında negatif ve düşük (r=-0,192,p<0,05), damgalama ölçeğinin alt boyutlarındanayrımcılık ve dışlanma ile özgeciliğin alt boyutu yardım etme arasında negatif ve düşük düzeydeanlamlı ilişki bulunmuştur (r=-0,180,p<0,05). Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinde özgecidavranışların arttırılması ve damgalama eğiliminin önlenmesine yönelik çalışmaların yapılmasıgerekmektedir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Küresel kamusal bir mal (veya kötü) olarak göç

    Şahin, Muhammet

    Göç olgusu günümüzde küresel bir boyut kazanmıştır. Savaşlar ve politik çatışmalar dünya çapındabir sığınmacı sorununa yol açarken, ekonomik olumsuzluklar ülke içi veya ülkeler arası göçlerihızlandırmakta ve sürdürülemez büyüme ve kalkınma politikalarına bağlı olarak da iklim ve çevre temellinüfus akımlarında artış gözlenmektedir. Bu bakımdan göçü, bir küresel kamusal mal (veya küresel kamusalkötü) olarak ele almak gerçekçi bir yaklaşım şekli olacaktır. Keza göç, artık bölgesel veya ulusal sınırlariçerisinde düşünülemeyecek kadar geniş kapsamlı bir ölçeğe ulaşmış olup, dünya üzerinde olumlu ya daolumsuz etkilere yol açabilmektedir. Göç olgusu, meydana getirdiği köklü değişimler ile ulusal veyauluslararası alanda pozitif veya negatif dışsallıklar yaratmaktadır. Göç bir yandan kentleşme dinamikleriniyeniden düzenlerken, bir yandan da verimlilik ve büyüme verileri üzerinde belirleyici olmaktadır. Devletbütçesi içerisinde özellikle harcama kalemleri, ulusal veya uluslararası göç akımlarından önemli ölçüdeetkilenmektedir. Ayrıca göç olgusu, toplumsal yapıyı dönüştürme özelliği de taşımaktadır. Bu çalışmanınamacı; göç olgusunu küresel kamusal mal ve(ya) küresel kamusal kötü perspektiflerinden ele alarak,meydana getirdiği etkileri üzerinden irdelemektir. Çalışma göçün ekonomik, mali, sosyal, kültürel ve politikboyutlarını içermektedir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    "Ahlat ağacı”nın gölgesinde, kentin ve taşranın ötesinde: modern gündelik yaşamda bıkkınlık ruh halinin yükselişi

    Demir, Sertac Timur

    Bu çalışma modern kültürün bir uzantısı ve gündelik yaşamın olağan birdışavurumuna dönüşen bıkkınlık (blasé attitude) sorunsalına odaklanmaktadır. İlk kezGeorg Simmel tarafından daha çok kent yaşamına özgü mekânsal bir durum olaraktanımlanan bıkkınlık, bu makalede ise kentin sınırlarına indirgenemeyen genel birinsanlık durumu olarak ele alınmaktadır. Melankoliye kıyasla yıkıcı doku taşıyanbıkkınlık tavrı, bu çalışmada Türk yönetmen Nuri Bilge Ceylan yönettiği Ahlat Ağacı(2018) filminin karakterleri üzerinden tartışılmaktadır. Bir yöntem olarak bu sinemasalizdüşüm, gri, depresif ve karamsar bir duygulanım olan bıkkınlık meselesini yetkin birşekilde inceleme imkânı sunmaktadır. Ceylan’ın filmlerinden görüldüğü üzere,modern birey artık yalnızca öteki ile değil; kendi varlıkları, vicdanları ve verilideğerlerle karşı karşıyadır. Dahası, taraflar arasında açık bir hesaplaşma da söz konusudeğildir. Bıkkınlığı kent ve taşra kültürlerinin ötesinde bireysel düzeyde tecrübe edilenbir toplumsal vakıa olarak inceleyen bu makale, bıkkınlığa temelde bir modern insankatastrofisi olarak yaklaşmaktadır

    AtıfOpenAlex4TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Performans Değerlendirme Sisteminden Duyulan Çalışan Memnuniyeti ile Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Arasındaki İlişkide İş Tatmininin Aracılık Rolü

    Dursun, Salih; Gökçe, Ahmet; Aytaş, Sevinç

    Çalışanların uygulanan performans değerlendirme sistemi ile ilgili memnuniyeti performans değerlendirme sürecinin etkinliği üzerindeönemli rol oynayan kavramlardan biridir. Çalışanların performans değerlendirme sisteminden duydukları memnuniyet, çalışanlarınişleriyle ilgili tutum ve davranışları üzerinde etkili olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı da, çalışanların performans değerlendirmesisteminden memnuniyetlerinin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerine etkisi ile bu etkide iş tatmininin aracılık rolünü incelemektedir.Çalışmanın örneklemini bir firmada çalışan 160 kişi oluşturmaktadır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre performans değerlendirmesisteminden duyulan çalışan memnuniyeti ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca araştırmasonuçları iş tatmininin performans değerlendirme memnuniyeti ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişki de aracılık etkisiolduğunu göstermektedir

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    The effect of job burnout for women accounting professionals on workfamily conflict: case of TR90 region

    Ertaş, Fatih Coşkun; Tosunoğlu, Büşra

    The aim of this study; to examine the effect of job burnout on work-family conflict for female professional accountants for this purpose, a model was created and tested using the structural equation model. Three hypotheses were created for the test of the model and a questionnaire was applied to the female accountants working in TR90 (Artvin, Giresun, Ordu, Gumushane, Trabzon and Rize). As a research scale, “Maslach Burnout Scale” that developed by Maslach and Jackson (1981) and “Work-Family Conflict Scale” that developed by Netemeyer vd. (1996) was used. According to the results of the analysis, it can be said that personal success, which is one of the sub-dimensions of job burnout, increases work-family conflict to a great extent. In addition, emotional exhaustion and depersonalization which are dimensions of job burnout increase the work-family conflict.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    The Mediating Role of Job Satisfaction in the Effect of Employer Brand on Organizational Commitment

    Sökmen, Alptekin; Kenek, Gökhan; Aksu, Kubra

    Purpose – The main purpose of this study is to examine the effect of employer brand on job satisfaction and organizational commitment, as well as the mediating role of job satisfaction between employer brand and organizational commitment. Design/methodology/approach – The study was carried out with the participation of 141 employees of a firm operating in the construction sector, which can be reached convenience sampling method in November-December 2019. Correlation and regression analyzes were made with the SPSS 26 program in line with the data obtained by the survey. Findings – According to the results of the analysis, it was determined that the employer brand positively affected the job satisfaction and organizational commitment and there were strong positive relations between all variables. In addition, job satisfaction has been found to have a partial mediating effect between employer brand and organizational commitment. Discussion – The “employer brand”, which is one of the most important issues in terms of labor competition in recent years, can provide an advantage to organizations with increase the loyalty of existing employees to their organizations, and create a perception on potential workforce as suitable place to work and attracting them. According to the results of this study, employer brand plays a role as an effective variable in increasing employees' level of satisfaction with their job and their commitment to their organizations.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex5TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Hentbol Sporcularının, Takım Antrenörlerinin Sahip Olduğu Karizmatik Liderlik Algılarının Takım Bütünlüğüne Etkisinin İncelenmesi

    Mutlu, Tonguç Osman; Bayrakdaroğlu, Yeşim; Albayrak, Ahmet Yilmaz

    Bu çalışma Türkiye Hentbol Federasyonu 2018-2019 erkek 1. Lig Hentbol sezonunda hentbol oynayansporcuların, takım antrenörlerinin karizmatik liderlik algılarının takım bütünlüğüne etkisinin bazı değişkenleraçısından incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. 2018-2019 erkek 1. Lig hentbol sezonunda mücadele eden 13takımda görev yapan 112 sporcu örneklem grubunu oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında kullanılmaküzere Karizmatik Liderlik ve Grup Bütünlüğü Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmekamacıyla verilerinin analizinde, ortalama, standart sapma, frekans/yüzde, normal dağılım testi, (Kolmogorov-Smirnov test), gibi betimsel istatistiklerin yanında, ikili karşılaştırmalarda t-testi (Mann-Withney U test),çoklu karşılaştırmalarda varyans analizi (Kruskal Wallis-H test) yapılmıştır. Analizler sonucunda; sporcularıneğitim durumu değişkenine göre etkili konuşma becerisi (U=949.500, p<0.05) ve grubun sosyal çekiciliği(U=834.000, p<0.05), yaş değişkeni ile kişiselleştirilmiş ilgi χ2 (sd=3, n=112) = 8.109, p<0.05) ve grubungörevde bütünleşmesi χ2 (sd=3, n=112) = 8.686, p<0.05, spor yaşı değişkeni ile sıradışı görünüş χ2 (sd=3,n=112) = 7.812, p<0.05), değerlerine sahip çıkma χ2 (sd=3, n=112) = 9.551, p<0.05), grubun sosyalbütünleşmesi χ2 (sd=3, n=112) = 8.319, p<0.05) ve grubun görevde bütünleşmesi χ2 (sd=3, n=112) =13.177, p<0.05) alt boyutları arasında, istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiş, diğer alt boyutlararasında, istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmemiştir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Çalışanların risk alma davranışları, yaşam tarzı değişkenleri ve işyerinin sosyal performansının sosyal mübadele kuramı kapsamında incelenmesi

    Durmuş, İbrahim

    Günümüz çalışma ortamında çalışanlar iş yerlerinde çeşitli riskler ile karşı karşıyakalabilmektedir. Onların risk alma davranışları, iş yerlerindeki yaşam tarzı değişkenlerinişekillendirebilirken, aynı zamanda yaşam tarzı değişkenleri de iş yerinin sosyal performansı üzerinde çeşitli etkiler yaratabilir. Bu açıdan araştırmada çalışanların risk alma davranışları, iş yerindeki endişeli, sosyallik odaklı ve yenilik odaklı yaşam tarzı değişkenleri veiş yerlerinin sosyal performansı arasındaki ilişkiler sosyal mübadele kuramı kapsamındaaraştırılmıştır. Alan yazında daha önce yapılan çalışmalar incelendiğinde; çalışanların riskalma davranışları, yaşam tarzı değişkenleri ve iş yerinin sosyal performansı arasındaki ilişkileri ortaya koyan herhangi bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Araştırma ile bu eksikliğintamamlanması amaçlanmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre; çalışanların iş yerlerinde riskalma davranışları endişeli yaşam tarzlarını pozitif ve anlamlı olarak; sosyallik odaklı yaşamtarzlarını pozitif ve anlamsız olarak; yenilik odaklı yaşam tarzlarını ise negatif ve anlamsızolarak etkilemiştir. Çalışanların endişeli yaşam tarzları iş yerlerinin sosyal performansınınegatif ve anlamlı olarak etkilemiştir. Çalışanların sosyallik odaklı yaşam tarzları ise iş yerinin sosyal performansını pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilemiştir. Son olarak çalışanlarınyenilik odaklı yaşam tarzları da iş yerlerinin sosyal performansını pozitif ve anlamlı birşekilde etkilemiştir. Bu sonuçlar sosyal mübadele kuramına çalışan ve organizasyon açısından önemli ve farklı katkılar sağlamıştır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Maslow’s Hierarchy of Needs in terms of Lifestyle and Entrepreneurial Intentions of Young Individuals

    Durmuş, İbrahim

    Nowadays, individuals can perform various entrepreneurial activities in line with their needs due to their lifestyles. Entrepreneurship intentions may vary, especially in the economic and socio-cultural environment, which is constantly changing due to technological developments. In this respect, the effects of lifestyles on entrepreneurial intentions and the effects of entrepreneurial intentions on Maslow's needs hierarchy were studied. In previous studies, Maslow's hierarchy of needs was generally examined by variables within itself or by rating levels. In addition, in many studies, hierarchy has been evaluated as an independent variable. Unlike previous studies, the hierarchical structure was evaluated as a whole and as a dependent variable. In other words, the effect of lifestyle of young individuals on entrepreneurial intention and the effects of entrepreneurial intention on needs hierarchy were investigated. While creating the research method, previous studies were utilized and structural equation modeling was applied within the framework of quantitative data by electronic survey method. In the study, not only a significant relationship was found in the diversity searches of individuals, but significant relationships were reached between all other variables. In the results of the application, it is seen that the young individuals' being unique and leading the ideas positively affect their entrepreneurial intentions. In addition, it has been concluded that the entrepreneurship intention of young individuals positively affects their physiological needs, security needs, belonging needs, respect needs and self-realization needs.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex8TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Y ve z kuşaklarının iş hayatından beklentilerinin karşılaştırılması

    Düzgün, Aysegül

    Bu araştırmanın ana amacı, Y ve Z kuşaklarının iş hayatından beklentilerinin ortaya konulması, bu kuşakların iş hayatından beklentilerinin karşılaştırılması ve bu beklentilerin kuşak yöneticilerine ışık tutması amacı ile aktarılmasıdır. Araştırmanın ilk bölümünde kuşaklar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümünde ise Y kuşağı ile 21. yüzyıl iş hayatı için önem teşkil eden Z kuşağının iş hayatından beklentileri üzerine bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada kullanılan anket formu Gümüşhane Üniversitesi öğrencilerine uygulanmış ve anket sonucu elde edilen ver1ilerden faydalanılmıştır. Araştırma kapsamında bağımsız gruplar t testi analizi uygulanmıştır. Araştırmada Y ve Z kuşaklarının iş hayatından iletişim ve karar verme konularında aynı beklentilere; örgüt kültürü, lider, takım çalışması, motivasyon ve gelişme konularında ise farklı beklentilere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    AtıfTR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    COVID-19 Salgın Sürecinde Yaşlılağa Bakış: 280 Karakter Yaşlılar Hakkında Ne Söylüyor?

    Taşdelen, Birgül

    Mart 2020'de Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 koronavirüs hastalığını (COVID-19) bir pandemi olarak ilanettikten sonra, COVID-19 virüsünün yayılmasına engel olmak için ülkemizde ve dünya çapında ciddi önlemler alınmıştır. Bu önlemlerden biri de 65 yaş ve üstü bireylere getirilen sokağa çıkma yasağıdır. 65 yaş ve üstübireylere getirilen sokağa çıkma yasağı koruyucu olmayı amaçlasa da, COVID-19 vaka ve ölüm oranlarınınyüksek bir yüzdesinin 65 yaş ve üstü bireylerden oluşması, bu hastalığın bir “yaşlı hastalığı” olarakalgılanmasına ve COVID-19’un etkilediği en dezavantajlı grup olmasına dayanak oluşturmuştur. COVID-19öncesi dönemde de yaşa dayalı ayrımcılıklarla karşı karşıya olan yaşlı bireyler, pandemi sürecinde gerek politiktartışma ve düzenlemelerde gerekse haber söylemlerinde yapılan yaş vurgusu nedeniyle, sadece günlük hayattadeğil, çeşitli medya ortamlarında da şiddetli ayrımcı tutumlara maruz kalmıştır. Pandemi sürecinde yaşlılarayönelik ayrımcılığın yansıdığı medya ortamlarından biri de sosyal ağlardır. Sosyal ağlar üzerinden Covid-19nedeniyle yaşlı yetişkinlerin durumuyla ilgili gerçek endişelerin yanında, yaşlılar hakkında olumsuz içeriklerede rastlanmaktadır (Jimenez vd., 2020: 1662). Buna göre söz konusu çalışma, COVID-19 nedeniyle sosyalmedyada yaşçılıkla ilgili içeriklerin Twitterdaki yansımalarını incelemektedir. Çalışma kapsamında 21 Martve 12 Mayıs 2020 tarihleri arasında Twitter üzerinden atılan toplam 221 tweet içerik analiz yöntemi iledeğerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, COVID-19 nedeniyle yaşlılara yönelik rahatsız edici içerikler,korku ve panik içinde olan ve bu nedenle yaşlılara yardım edilmesi gerektiğini belirten tweetlere göre oransalolarak daha fazladır. Ayrıca atılan tweetlerde COVID-19’un çoğunlukla yaşlıları etkilemesinden dolayıönemsizleştirildiği şeklindeki paylaşımlara da rastlanılmıştır. Dolayısıyla, salgın boyunca Twitter’da yaşlıinsanlarla ilgili kaygı ve ilginin azaldığı ve yaşçılık söylemlerin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Acil sonuçlarsadece yaşlı yetişkinlere yönelik dışlanma söylemlerini teşvik etmekle kalmamakta, 65 yaş üstünün “tedbirli” olmasından çok tehlikeli oldukları ve toplumun yaşlı yetişkinlere ihtiyaç duymadığı şeklinde bir algıoluşturmaktadır. Sonuç olarak yaşlılara yönelik ayrımcı ve dışlayıcı tutumların, gündelik hayatın bir uzantısısayılan ve kriz anında bile bağlantıda kalmamızı sağlayan soyal medya platformlarından biri olan Twitter’daşiddetlenmeye başlaması, pandemi sürecinde yaşlıların günlük yaşam biçimlerini karmaşıklaştırmasınınötesinde, kuşaklar arası gerilimin yoğunlaşmasına da neden olabileceği düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex7TR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    The Relationship Between Ethical Leadership and Counterproductive Work Behaviours: The Mediating Role Of Organizational Commitment

    Sökmen, Alptekin; Kenek, Gökhan; Uğraş, Ezgi

    The purpose of this study is to examine the mediator role of organizational commitment in the relationship between ethical leadership and counterproductive work behaviour. The datas of this study were obtained with survey method from 253 employees working in different departments in a firm that shows activity in the construction sector in Turkey. Correlation and regression analysis were applied by SPSS 23 programme. The results reveal that ethical leadership has a positive relationship with organitaional commitment; and negatif relationship with counterproductive work behaviour. Also, there is a negatif relationship between organizational commitment and counter-prductive work behaviour. Another result of the study is organitaional commitment has a mediating effect on the relationhip between ethical leadership and counterproductive work behaviors.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex14TR Dizin19
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    İletişim bakış açısıyla hamam kültürü

    Uncu, Gonca; Çalışır, Gülsüm; Unal, Aleyna Makbule

    Geçmişi Romalılara kadar dayansa da hamam kültürünün Osmanlı ile birlikte yaygınlık kazandığı ve kültürel birmiras olduğu bilinmektedir. Kültürümüzde temizliğin, şifanın, belki de hepsinden önce dinin bir özelliği olarakkabul gören hamamlar, aynı zamanda sosyalleşme ve eğlence mekânları olarak da kullanılmaktadır. Geleneklerimizsayesinde dünden bugüne aktarılan, neredeyse bin yıllık bir geçmişi olan hamam kültürü, beraberinde sadece birritüeli değil, aynı zamanda kişilerarası iletişimin yoğun şekilde kullanıldığı bir ortamı da günümüze taşımasıbakımından önemlidir. Hamam söz konusu olduğunda birtakım geleneklerden de söz etmek olasıdır. Zira dündenbugüne evrilen hamam kültüründe değişmeyen özelliklerin başında gelin hamamı, asker hamamı, kırk hamamı,sünnet hamamı, bayram hamamı gibi geleneklerin varlığı dikkat çekmektedir. Böylece hamamın sadece yıkanıp,temizlenilen yer olmanın ötesinde; buluşma, kaynaşma, eğlenme, sohbet etme vb. iletişim ortamlarının yaratıldığıyer olduğundan söz etmek mümkündür.Bu düşünceden hareketle bize miras kalan geleneklerimizden birisi olan hamam kültürüne iletişim bakış açısıylayaklaşmak, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaca ulaşabilmek için çeşitli yaş ve eğitimseviyelerinden oluşan 20 kadın ve erkek ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerdenelde edilen bilgilere göre; hamam kültürünün sadece kadınlara özgü değil, erkekler arasında da yaygınlıkkazandığı, kadınların gelin hamamına erkeklerin ise asker ya da bayram hamamına öncelik verdikleri,hamamların bir iletişim ortamı olarak genel kabul gördüğü ve özellikle kişilerarası iletişimin devamına olanaktanıyan, hatta öyle ki hamamda kurulan dostlukların yıllar boyunca sürdürüldüğü, ilişki ve iletişimin günümüzekadar taşındığı bir mekân olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Sonuç olarak hamamların şifa bulmak, kirlerdenarınmak, temizlenmek için gidilen mekânlar olmanın yanı sıra; iletişim ortamlarının yoğun şekilde gerçekleştiği,içinde birçok ritüelin bulunduğu, sohbetlerin yapıldığı, şen kahkahaların atıldığı, eğlencelerin gerçekleştirildiği,kültürümüzün bir parçası olarak dünle bugün arasında kurulan bir köprü olduğunu söylemek mümkündür.

  • MakaleYalnız künye2018Scopus SJRQ3
    Turkish folk religion and saint belief: a sociological approach

    Ak, Muammer

    Visit phenomenology and slavery beliefs constitute important aspects of the religiosity in the religioussocial life. The belief is called such names as tomb, tomb, dervish, grandfather tomb, visit and. This belief includes visits to the places where people believed in their spiritual strength and virtues are assumed to be buried, visits made with certain wishes, and similar practices in this area. In the background of these beliefs and practices, it is possible to see traces of human psychology, environmental factors, social and economic opportunities as well as pre-Islamic Turkish beliefs and cultures. Our previous belief of God and the need to seek help from some powerful souls around this center has been transformed into a cult of the Walis with the Islamic identity. Today, Turkey seems to be centered on the cult of Walis with a wide range of religious mysticism effect. People see these walis as people with superior powers and qualities, who are close to Allah, and as people who are believed to help others in any matter. These people are also believed to be Allah’s beloved servants, to possess miracles, to be humble, to help people in times of trouble, to know the unknown, and to heal the sick. The Wali belief in the Turkish society is formed not only around historical personalities, but also around those who live. The talents that are believed to be possessed by the Walis are called miracles in the Sufi terminology. Another concept that is considered as a sign of the spiritual power of the Wali is fertility. In this context, the fact that the Wali is blessed and that the blessing of visit can be seen as an important feature of visitation piousness. In this study, the visitation phenomenon and the belief in the Wali, which constitute important parts of the religious life of the Turkish society, are examined. In this article, visit phenomenon, where the Wali is based on faith and the foundation of these beliefs, issues such as the Wali’s features are invrstigated by the phenomenological method using a sociological perspective.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018Scopus SJRQ4
    Babalar ve Gebelik Süreci

    Özcan, Handan; Çakır, Abdullah; Arar, İbrahim

    Amaç: Çalışma, Gümüşhane’de yaşayan babaların, gebeliksürecinde yaşadıkları duygular ve eşlerine destek olma durumlarınıbelirlemek amacıyla planlanmıştır.Gereç ve Yöntemler: Araştırma tanımlayıcı niteliktedir. Çalışmaevrenini Gümüşhane Devlet Hastanesine başvuru yapanbabalar, örneklemi ise 15.02.2017-15.03.2017 tarihleri arasındaulaşılan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul edenbabalar oluşturmuştur (N:400). Verilerin analizinde frekans veki kare testleri kullanılmıştır.Bulgular: Babaların yaş ortalaması 44,11±10,55’dir. Katılımcıların%54.2’si baba olduğunu duyunca çok heyecanlandığını,%34.5’i ise çok gururlu olduğunu ifade etmiştir. Katılımcıların%65.5’i gebelik kontrollerine eşle birlikte gittiğini, %76.4’ü gebeliksürecinde ev işlerinde eşlerine yardım ettiklerini, %41.4’ü anneyekarşı empatik yaklaştığını, %79.8’i annenin yaşadığını fizyolojikdeğişikliklerden rahatsız olmadığını ifade etmiştir. Babaların%41.8’i gebelik ve doğum sürecinde babalık rolünü en çok bebeğiilk defa kucaklarına aldıklarında hissettiklerini belirtmişlerdir.Babaların %54.1’inin doğum süreciyle ilgili herhangi bir eğitimalmadıkları belirlenmiştir. Ailelerin gelir durumunun artmasıyla,gebelik döneminde erkeklerin eşlerine daha fazla empatikyaklaştıkları bulunmuştur. Yine eğitim durumunun artmasıile erkeklerin eşle birlikte kontrollere daha fazla gittiği, bebekbakımı ve gebelik sürecinde eşlere daha fazla destek olduklarıayrıca eşle bu sürecin daha fazla paylaşıldığı belirlenmiştir.Sonuç: Gebelik ve doğum sırasında babaların sürece katılımı,çocukların daha iyi zihinsel-sosyal-emosyonel gelişime ve maternalsağlığın iyileşmesine sebep olmaktadır. Sağlıklı bir toplumve gelecek için prenatal sürece babanın da dahil edilmesigerekmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex8TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Üniversite gençliği: hayat tarzı ve kimlik

    Ak, Muammer

    Bu çalışmada üniversitede okuyan öğrencilerin modern-gelenekselve dini-siyasi-ideolojik düzlemde kimlik algıları ölçülmüştür. Araştırmakapsamında Gümüşhane Üniversitesi’nde farklı bölüm ve sınıflardaokuyan öğrenciler arasından basit tesadüfü örneklem yöntemikullanılarak belirlenen 284 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırmanınsaha çalışması Mart 2018’de yapılmıştır. Araştırmaya katılanların % 50’si(142) kadın, % 50’si (142) erkektir. Katılımcıların, % 29,6’sı Karadeniz, %10,9’u Marmara, % 8,5’i Ege, % 13,4’ü Akdeniz, % 15,8’i İç Anadolu, %11,6’sı Doğu Anadolu, % 10,2’si Güney Doğu Anadolu bölgesindendir.Araştırmaya göre, katılımcılar hayat tarzı bakımından kendilerini %37,3’ü modern, % 48,6’sı geleneksel muhafazakâr, % 14,1’i dindarmuhafazakâr olarak tanımlamıştır. Siyasi-dini-ideolojik olarak birincisıradaki ilk üç kimlik, Müslüman (% 76,1), Milliyetçi (% 7,7), Atatürkçü(% 5,6); ikinci sıradaki ilk üç kimlik, Milliyetçi (% 25,4), İslamcı (% 15,1),Muhafazakâr (% 10,6); üçüncü sıradaki ilk üç kimlik ise Dindar-Ülkücü(% 12), Milliyetçi (% 10,6), Atatürkçü-İlericidir (% 9,2). Toplumsalaidiyet/kimlik düzleminde ise, katılımcıların % 6’sı kendini Müslüman,% 6’sı Türk, % 67,3’ü Türk-Müslüman, % 20,4’ü ise İnsan olaraktanımlamıştır. Araştırmanın amacı, gençlerin hayat tarzı bakımından vedinî, siyasî ve ideolojik kimlikler açısından kendilerini nasılkonumlandırdıklarını incelemektir. Bu bağlamda araştırma, üniversiteöğrencilerinin toplumsal aidiyet/kimlik algıları nasıldır?, siyasi-dini-ideolojik düzlemde hangi kimlikleri kendisine uygun görüyorlar?, bukimlikler cinsiyet, bölge ve hayat tarzına göre farklılık gösteriyor mu? gibisoruların cevaplarını aramaktadır. Türkiye’deki nüfusun önemli birkısmını genç nüfus oluşturmasına rağmen gençlerle ilgili araştırmasayısının yetersiz olduğu görülmektedir. Araştırmanın güncel veriler ilekonuya katkı yapacağına inanmaktayız.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Adaptation of the Subjective Social Status Scale to Turkish

    Güngöz, Esengül; Aydın, Ali Dursun; Turkay, Hikmet; Kusan, Osman; Mumcu, Hasan Erdem

    This study aims to adapt the scale of subjective social status, which was developed by Sweeting and her colleagues to Turkish, to ascertain the social status indicators of youth and how they see their social status among peers. The original scale is in English and the three-factor total is composed of 7 words. To ensure a successful adaptation, English language experts have been consulted about the appropriateness of the translated statements in Turkish, the meaningfulness and the validity of the language. The validity of the scale was assessed by factor analysis after the Turkish form of the scale was administered to 321 students and as a result of the analysis, it was agreed on that the scale to be translated into Turkish also consists of 7 words. It was concluded that the Cronbach Alpha reliability coefficients (.72) were sufficient for each scale factor and the entire scale, to determine the internal consistency of the scale. Based on the findings, it may be said that the correlation coefficient between the re-test method and the applications performed is also sufficient.