Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Kariyer Yönelimlerine Yenilikçi Yaklaşımlar: Twitch Kreatörlüğü

    Denizli, Umut; Demirbag, Kubra Simsek

    İletişim medyasının büyümesi ve ucuzlaması, dijital içerik üreticilerin her zamankinden daha fazla küresel üne sahip olmasını sağlamıştır. COVID-19 pandemisinin başlangıcından bu yana dünya çapında yaşanan ekonomik daralmanın neden olduğu işten çıkarmalar, işsizlik ve iş güvencesizliği de bireyleri alternatif kariyer yolları aramaya itmiş ve canlı yayın platformlarında dijital içerik üretimini daha da cazip hale getirmiştir. Biz de bu çalışmada, çevrim içi dijital içerik üreticileri olan kreatörlere (yayıncılara) odaklanıyoruz ve dünyanın en popüler ve başarılı çevrim içi canlı yayın platformları arasında bulunan Twitch’i tam zamanlı bir gelir kaynağı haline dönüştürmüş olan ve önde gelen üç Türk kreatörün bireysel markalaşma stratejilerini, duygusal emek performanslarını ve birer girişimci olarak inovatif katkılarını ortaya koyuyoruz. Twitch kreatörlüğünü, kariyer yönelimlerine yeni bir yaklaşım olarak sunduğumuz bu makalede, kreatörlerin kanallarının tematik doküman analizine, kendi içlerinde ve karşılaştırmalı durum analizlerine yer veriyoruz. Çalışma, kariyerlerini bu yönde geliştiren yayıncıların profesyonel bir çalışma hayatına ve azımsanmayacak miktarda gelire sahip olduklarını göstermiştir. Bu durum, yeni kariyer yolu arayışındaki bireyler için oldukça cezbedici görünmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2023
    “Doğanın Sesi”: İslam ve ekoloji bağlamında İbrahim Tenekeci’nin şiirleri

    Yazbahar, Zehra

    Çevre sorunlarının yanında insan ile tabiat ilişkisine ve tabiatın sürdürülebilirliğine odaklanan ekoeleştiri, tabiat bilincinin artmasına bağlı düşünsel ve sanatsal bir platform olarak öne çıkar. Geleneksel eleştirinin sınırlarını zorlayan bu kuram hem tabiatın dengesini hem de insan ve çevresindeki ilişkiyi anlamaya ve anlatmaya çalışır. Bunu yaparken de tabiatın insanoğlunun yaşamındaki yerine dikkat çekip çevre sorunlarına farkındalık yaratmayı amaçlar. Diğer bir ifadeyle insanın çevresiyle etkileşimi üzerinde duran ekoeleştiri, çevreyi koruma adına çevre hareketlerini destekleyerek ve uygulanabilir çevre politikalarının oluşturulmasına katkıda bulunarak çevre bilinç düzeyini ve çevresel duyarlılığı arttırmayı hedef edinir. İnsan ve tabiatın birbirine bağlı olduğunu göstermek isteyen birçok sanatkâr da eserlerinde çevreyle ilgili konuları mercek altına alır. Ekolojik yıkım ve bu yıkımın sebep olduğu problemleri irdeleyen kimi sanatkârlar, edebiyatın gücünü kullanarak tabiata yönelik algıları olumlu yönde değiştirmeyi ister. İbrahim Tenekeci de artan çevresel tahribatın sonuçlarını ele alan, aynı zamanda insanın tabiatla uyumlu yaşaması gerektiğine inananlar arasındadır. Tabiatı ilahî bir kaynak olarak nitelendiren Tenekeci, edebiyat aracılığıyla tabiatın yaşamın önemli bir parçası olduğunun vurgusunu yapar. Bazı şiirlerinde çevresel meseleleri sorgulayan şair için tabiat, tefekkür sahasıdır. Bu çalışmada şiirlerini yazarken sosyal, toplumsal, kültürel, siyasal ve özellikle dinî unsurlardan beslenen Cumhuriyet Dönemi sanatkârlarından İbrahim Tenekeci’nin şiirleri ekolojik açıdan incelenerek çevre sorunları; tabiatın yaşamdaki rolü; insanın, toplumsal yapının ve kültürün tabiatla münasebeti şairin bakış açısından verilmiştir.

    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Gençlerin Gelecek Beklentilerinin Belirleyicileri

    Buz, Sema; Yücel, Ibrahım

    Bu araştırmada gençlerin gelecek beklentilerinin çeşitli yönleriyle ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel yöntem ve fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara’daki gençlik merkezlerinden yararlanan 12 genç oluşturmuştur. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler Maxqda programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre gençlerin geleceğe bakış açısında ekonomik faktörlerin etkili olduğu ve gelecek kaygısı yaşadıkları tespit edilmiştir. Bununla birlikte, bireysel kapasite ve teknolojik gelişmelerin gençlerin geleceğe yönelik umut beslemesini sağladığı, ulusal ve küresel krizlerin ise umutsuzluk kaynağı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın sonunda sosyal hizmet perspektifinden önerilere yer verilmiştir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Covid 19 Pandemi Sürecinde Online Satışlarda Algılanan Adaletin Tüketici Sinizmi Üzerine Etkisi

    Yildiz, Salih; Koroglu, Ali

    Covid-19 pandemisi başta sağlık olmak üzere toplumsal hayatı birçok yönden etkilemektedir. Pandeminin etkilediği önemli alanlardan biri de ekonomidir. Pandemi birçok işletmeyi ekonomik olarak etkilemektedir. Geleneksel pazarlama yöntemlerini kullanarak satış gerçekleştiren birçok firma pandemi nedeniyle ürünlerini internet üzerinden satmaya başlamıştır. Çünkü tüketici bu dönemde yoğun olarak internet üzerinden alışveriş yapmaktadır. Bu alışverişlerde yoğunluk nedeniyle işletmelerin bazı müşterilerin taleplerine zamanında cevap verememesi veya yanlış ürünler göndermesi gibi sorunlar bu müşteriler tarafından adaletsizlik olarak algılanmaktadır. Ayrıca firmaların bu dönemlerde fiyat artışları yapması da müşteriler tarafından adaletsizlik olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı pandemi döneminde işletmelerin faaliyetlerinin müşteriler tarafından nasıl algılandığını araştırmaktır. Bu amaçla pandemi döneminde internet üzerinden alışveriş yapan 409 müşteriye anket uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS ve AMOS programlarında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları varsayımlarımızla uyum göstermektedir. Pandemi döneminde internet üzerinden alışveriş yapan müşteriler işletmelerin hizmete yönelik kusurlarını adaletsizlik olarak algılamaktadır. Ancak bu algının sinizm düzeyleri üzerindeki etkisi çok düşüktür. İşletmelerin bu dönemde uyguladığı fiyat değişiklikleri ise müşteriler tarafından adaletsizlik olarak algılanmaktadır ve bu algının sinizm düzeyleri üzerine etkisi daha yüksektir. Yapılan analizler sonucunda pandemi döneminde, işletmeler fiyat değişiklikleri yaptıklarında, hizmet adaletsizliklerinin müşterilerin sinizm düzeyleri üzerindeki etkisinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Çalışanların Güven Davranışlarının İşlevsiz Davranışları Üzerindeki Etkisinde Yönetimin Olumlu Davranışının Aracı Rolü: Değer Kuramı Analizi

    Durmuş, İbrahim

    Değerler kuramının evrensel ilkelerinin yanında çalışanların organizasyon içerisindeki faaliyetlerinde; güven, olumlu davranış ve işlevsiz davranışlar bir bütün olarak araştırılabilir. Daha evvel gerçekleştirilen çalışmalarda organizasyonlarda çalışma arkadaşlarının birbirlerine olan güvenleri (TYC), işlevsiz davranışları (EDB) ve yönetimin çalışanlara olumlu davranışları (PBM) kavramları ayrı ayrı farklı alanlarda incelenmiştir. Araştırmada önceki çalışmalardan farklı olarak bu kavramlar bir bütün halinde farklı organizasyonlarda çalışanlara uygulanmıştır. Araştırma sonuçları çalışanların birbirlerine olan güvenlerinin işlevsiz davranışlarını pozitif ve anlamlı olarak etkilediğini göstermiştir. Çalışanların birbirlerine olan güvenleri yönetimlerinin çalışanlara karşı olumlu davranışlarını pozitif ve anlamlı olarak etkilemiştir. Yönetimin çalışanlarına karşı olumlu davranışları ise çalışanların işlevsiz davranışlarını pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilemiştir. Araştırmada ayrıca çalışanların iş yerlerinde birbirlerine olan güvenlerinin işlevsiz davranışları üzerindeki etkisinde yönetimin çalışanlarına karşı olumlu davranışları tam aracı etkiye sahip olmuştur.

    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Framing Theory in the Age of Social Media

    Güran, Mehmet Salih; Özarslan, Hüseyin

    The Internet age has converged various traditional mainstream media institutions as well alternative media platforms together into a hybrid media system with the New Media system that includes alternative media like social media, in particular Twitter and Facebook. Framing Theory and frame analysis has been found functional and suitable for researching complex social media communications and also the interplay of the social media with mainstream traditional media. We reviewed the literature of framing analysis in relation to social media, virtual communities and social movements to present a brief overview of the practical and theoretical potentials of frame analysis and also the particularities and problems that arose in regard to the dynamic nature of social media. As a result, frame analysis presents an even broader potential for the research of dynamic communication processes in the fast lives of virtual communities and the vast effects of online interaction of social, political, commercial institutions

    AtıfOpenAlex40TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Çalışanların Örgütsel Sosyalleşmesinde Yönetici İşlevselliği ve Algılanan Örgütsel Destek İlişkisi: Sosyal Öğrenme Kuramı Perspektifi

    Durmuş, İbrahim

    Günümüz çalışma ortamlarında yöneticiler çalışanlarına yönelik çeşitli işlevsel davranışlar sergilemektedir. Bu işlevsel davranışlar çalışanların örgütsel sosyalleşmeleri ve algıladıkları örgütsel destek üzerinde etkili olabilir. Literatürde yönetici işlevselliği değişkeni oldukça sınırlı araştırılmış olup çalışanların örgütsel sosyalleşmesi ve algılanan örgütsel destek kavramlarının birlikte kullanıldığı herhangi bir araştırmaya rastlanılmamıştır. Araştırma farklı mesleklerde çalışanlar üzerinde gerçekleştirildiği için konu ile ilgili daha evvel farklı alanlarda gerçekleştirilen araştırmalar çalışmaya kaynaklık etmiştir. Araştırma sonuçlarında yönetici işlevselliğinin çalışanların örgütsel sosyalleşmesi üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmada yönetici işlevselliğinin çalışanların algıladıkları örgütsel destek üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca çalışanların algıladıkları örgütsel desteğin örgütsel sosyalleşmeleri üzerinde yine pozitif ve anlamlı etkilerinin olduğu ortaya koyulmuştur. Sonuç olarak yönetici işlevselliğinin çalışanların örgütsel sosyalleşmeleri üzerindeki etkisinde çalışanların algıladığı örgütsel destek tam aracı etkiye sahip olmuştur. Sonuçlar sosyal öğrenme kuramında, yönetici ve çalışanların davranışsal açıdan araştırılabileceğini ortaya koymaktadır.

  • MakaleYalnız künye2022
    Türk Toplumunda Suriyeli Sığınmacı Algısı

    Yilmaz, Dursun; Günay, Mehmet Akif

    Büyük boyutlu ve ani gerçekleşen göçler, göç edilen ülke için politik, kültürel, ekonomik ve sosyolojik olarak birçok alanda da problemleri ortaya çıkarmıştır. Bu durum göç edenler açısından da eğitim, barınma/beslenme ve güvenlik gibi temel ihtiyaçların karşılanamaması gibi sorunları beraberinde getirmiştir. Göçle beraber ortaya çıkan problemlerin aşılabilmesi, çözüme yönelik politikaların belirlenmesi için göç edilen yerde yaşayan halkın göçmenlere yönelik algılarının ortaya çıkarılması büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda yapılan birçok akademik çalışmada ve yayınlanan raporlarda halkın Suriyeli sığınmacılara yönelik olumsuz algılarının olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Göçün devam etmesi Suriyeli sığınmacılara yönelik güncel araştırmaların da yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda çalışma, Türk halkının Suriyeli sığınmacılara bakışını, algısını, tutum ve söylemlerini yansıtması bakımından önemlidir. Araştırma verileri anket formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi İzmir sınırları içinde yaşayan ve kolayda örneklem yöntemi ile belirlenen 18 yaş ve üzeri katılımcılardır. Ankete toplam 522 katılmıştır. Araştırmanın sonucunda Suriyeli sığınmacılara insani yardım yapılması gerektiği, sığınmacıların mağdur, şefkate muhtaç ve yardıma ihtiyacı olduğu yönünde kamuoyunda ortak bir kanaatin oluştuğu görülmüştür. Bununla birlikte katılımcıların sığınmacılarla aynı ortamları paylaşmaktan imtina ettiği gibi bir sonuca da ulaşılmıştır. İnsani yardıma “evet” diyen katılımcıların birlikte yaşama konusunda ciddi tereddütleri olduğu, beraberce yaşamaktan yana bir tavır ortaya koymadıkları verilen cevaplara açıkça yansımıştır.

    AtıfTR Dizin12
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Sosyal medya bağlamında kullanıcının aktifliği sorunsalı: ınstagram’daki içerik üretiminin kültürel analizi

    Çaglar, Bayram

    Bu çalışmada 1970’li yıllarda anaakım televizyon yayınlarına yönelik geliştirilen aktif izleyici tezinin sosyal medya ortamlarından biri olan Instagram’daki içerik üretimine uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmıştır. Kültürel Çalışmalar Kuramının bakış açısına göre izleyicinin kendi medya içeriğini üretmesinin günümüzde ne derece gerçekleşebildiği olgusu ortaya konularak Instagram’da üre-tüketicilerin içerik üretimi örneklem konusu yapılmıştır. Bulguların yorumlanması üretilen içeriklerin keşfet denilen anaakış sayfasındaki paylaşımlarının incelenmesiyle yapılmıştır. Analiz eğlence başlığı altında; mizah, cinsellik, mahremiyet, politika, dini, mezhepsel, ideoloji, aile, çocuk, hayvan ve çevre gibi paylaşımlarla sınırlandırılmıştır. Bu kategorilerin önemli noktası ise ordinari bireylerin içerik üretimlerinin dikkate alınmasıdır. Yapılan nitel içerik analizlerinin bulgusunda içerik üreticilerinin eğlence ağırlıklı alternatif bir popüler kültür oluşturdukları görülmüştür. Çalışmanın önemli bulgularından bir diğeri ise rutin pratiklerdeki bireylerin teknolojinin sunduğu imkânları da kullanarak birer aktif izleyici ve aynı zamanda üreticiye dönüştüğü ancak bunun hegemonik okuma pratiği olarak ifade edilebileceğidir. Popüler kültür mecrası olarak değerlendirilebilecek olan sosyal ağların John Fiske’in de ifade ettiği gibi dönüştürücü ve değişime uğratıcı bir yönünün bulunduğu ancak egemen kültürün etkisinden de kurtulamadığı varsayımını teyit eden bulgulara ulaşılmıştır. Özellikle kendi ürettikleri içeriklere ünlü kişilerin ve egemen popüler kültür temsillerinin sesinin veya görüntüsünün eklendiği ve bu bağlamda anaakım medya tarafından üretilen stereotiplerin etkisinde kaldıkları görülmüştür. Çalışmanın sonucunda içerik üretimi bağlamında aktif olan kullanıcıların birer influencer yapısında olup kültürel anlamda özerk bir alan oluşturmaya aday oldukları ancak bunu gerçekleştirecek kültürel sermayeden yoksun bulundukları tezi geliştirilmiştir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Hemşirelerin Çocuk ve Erişkin Kuşakları Hakkında Bilgi Düzeyleri: Tanımlayıcı Çalışma

    Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar

    Amaç: Hemşirelerin hem çocuk hem de eri şkin kuşaklarının özelliklerini bilmesi, hastalarla iletişim kurmalarını, hastalara verdikleri profesyonel bakım hizmetini ve hastalar ın memnuniyetlerini etkile- mektedir. Bu çalışmanın amacı, hemşirelerin, hem çocuk hem de eriş- kin ku şakların özellikleri ile ilgili bilgi düzeylerinin de ğerlendiril- mesidir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini bir devlet hasta- nesinde Şubat-Mart 2021 tarihleri aras ında çalışan 190 hem şire oluş- turmuştur. Ara ştırmanın örneklemini, örneklem seçim yöntemi kullanılmaksızın araştırmaya katılmayı kabul eden 181 hem şire oluş- turmuştur. Araştırmanın etik kurul ve kurum izni al ındıktan sonra ve- riler “Tanımlayıcı Bilgi Formu” ve “Çocuk ve Yeti şkin Kuşaklarına Yönelik Soru Formu” ile “online” olarak toplanmıştır. Veriler, SPSS 23 paket programında sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma kullan ıla- rak değerlendirilmiştir. Bulgular: Bu araştırmada, hemşirelerin %94,5’i Y kuşağı, %73,5’i kadın, %79’u bekâr, %62,4’ü lisans ve üzeri eğitim düzeyine sahiptir. Ku şak kavram ını, hem şirelerin %24,3’ü nesil ve %21’i zaman farkı anlamına geldiğini ifade etmiştir. Y kuşağını oluş- turan bireyleri, hem şirelerin %91,7’si teknolojiye güven duyan, %90,6’sı kitle iletişim araçlarını yaygın kullanan ve %90,6’sı esnek ça- lışmayı seven olarak belirtmi ştirler. Ayrıca Alfa ku şağı çocuklarını, hemşirelerin %39,2’si teknoloji bağımlısı, %26’sı yüz yüze iletişim çok az kuran ve %21,5’i teknolojik cihazları kendi zevklerine göre çalıştı- ran bireyler olarak ifade etmi şlerdir. Sonuç: Hemşirelerin diğer ku- şaklara kıyasla Y kuşağı ile ilgili bilgilerinin en fazla, Alfa ku şağı ile ilgili bilgilerinin de en az olduğu saptanmıştır. Kuşaklar hakkında, özel- likle de gelecek nesli oluşturacak olan Alfa kuşağı çocukları hakkında hemşirelerin bilgi düzeyini art ırmaya yönelik e ğitim ve dan ışmanlık hizmetlerinin sağlanmasının faydalı olabileceği düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Beşeri ve sosyal sermayenin örgütsel dayanıklık üzerindeki etkisinde finansal sermayenin aracılık rolünün incelenmesi

    Çakarel, Taha Yusuf; Mumcu, Artür Yetvart; Demirbağ, Orkun

    İletişim başta olmak üzere teknolojik alandaki gelişmelerin, toplumsal alışkanlıklara ve iş yapış şekillerine önemli etkileri bulunmaktadır. Bu etkiler işletmelerin sürdürülebilirliklerini devam ettirebilmeleri için değişim ve yeni koşullara uyumun yanı sıra belirsizliklere karşı dayanıklılığa sahip olmalarını da gerektirmektedir. İşletmelerin bu özellikleri bağlamında ele alınan örgütsel dayanıklılık araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Araştırma modeli beşeri ve sosyal sermaye teorisi bakış açısı ile ele alınmıştır. Araştırma Türkiye’ de faaliyet gösteren 435 adet farklı ölçekteki işletme sahibinden kota örnekleme yoluyla elde edilen verilerle yürütülmüştür. Araştırma sonucunda beşerî sermaye, sosyal sermaye ve finansal sermayenin, örgütsel dayanıklılık üzerinde pozitif yönde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca beşerî sermayenin ve sosyal sermayenin örgütsel dayanıklılık üzerindeki etkilerinde finansal sermayenin kısmi aracılık etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Araştırmada literatüre paralel sonuçlara ulaşılmış olup, işletmelerin dış çevredeki değişimlerin olumsuz etkilerinden kaçınabilmesi için örgütsel dayanıklılığın önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkarak işletmelerin değişken piyasa koşullarında odaklanması gereken işletme süreçleriyle ilgili bir öngörü oluşturulabilecektir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex5TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Antecedents of Country-of-Origin Image and Its Effect on Behavioral Intentions

    Sevim, Nurdan; Hall, Elif Eroglu; Izmir, Onur

    The effects of country-of-origin image (COI) on product preferences/ evaluation and purchase intention have been long examined under different contexts. However, literature lacks when it comes to identifying antecedents of COI. Therefore, the purpose of this study is to (1) identify a set of antecedents of COI and (2) test the validity of two-dimensional COI construct composed of cognition and affect. In this study four possible socio-psychological antecedents of COI were determined from the literature. Using Structural Equation Modelling (SEM), the research model is tested based on the data collected in Turkey and Germany. In this context, the effects of four socio-psychological constructs on COI were tested and significant effects of psychic distance, cosmopolitanism, xenocentrism and ethnocentrism were identified. Moreover, it was determined that COI has been conceptually misevaluated in the literature to the extent of a theoretical myopia. Although some authors pointed out this theoretical gap and tabulated studies based on how COI was measured to reveal the problem, they did not produce a clear solution. This study collected items from the literature to measure affective and cognitive dimensions of COI and found a good fit to the data. Conation/ behavioral dimension is placed in the model as an outcome of COI, not as a dimension that forms the construct of COI. Furthermore, strong associations between COI and behavioral intentions were identified across four brands and two different samples.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Aygıt-İnsan, İnsansız-Yaşam: Teknolojinin Gölgesinde Bedenin, Duyuların ve Hafızanın Yeniden-Tasarımı

    Demir, Sertac Timur

    Bu çalışma tekno-sosyal çağın ilişkilerine olabildiğince gerçekçi perspektiften baktığı varsayılan bilim kurgu türü üzerinden eleştirel bir tartışma yapmayı hedeflemektedir. Bu tartışmanın odağında bedene, hafızaya ve duyulara iyiden iyiye nüfuz eden teknolojik aygıtlar ve onların insani nitelikler üzerindeki dramatik izdüşümleri vardır. Makalenin argümanına göre ayırt etmek, merhamet göstermek, reddetmek, hata yapmak, dalgın olmak, görmezden gelmek ve unutmak gibi insana özgü vasıfların yerini gündelik yaşamı otomasyon kültüründe işleten, sürekli uyanık ve dinamik tekno-sistemler almaktadır. İnsanı mekanik akışa eklemleyen bu kültürde şiddet de sterilize edilmek suretiyle belirsizleştirilmektedir. Aygıtlar insan bedenini çevreleyen dış dünyaya değil; bizatihi bedene entegre ve bilinç dışına dönük şekilde tasarımlanmaktadır. Özgürlük istencini de bulanıklaştıran bu coşkulu ve hızlı eğilim, uyumak dahil neredeyse tüm alışkanlıkları ve ayrıca duyuları —özellikle de gözü— yeniden formüle etmektedir. Bunun sonucunda bir zamanlar tefekkür ve tahayyülün merkezinde olan duyu(ş)lar teknik olarak araçsallaşmakta ve aygıtların hizmetinde pasif eklentiler halini almaktadır. Bu nitel çalışmada söz konusu yaklaşımlar, son yıllarda oldukça popüler olan Black Mirror dizisinin Senin Tüm Geçmişin ve Acımadan Öldürmek bölümleri ışığında sosyolojik film analizi yöntemiyle incelenmektedir. Bu yöntem filmleri sanat alanına temas eden teknik ve estetik unsurlarından ziyade toplumsal yaşamın yansıması, yorumu veya temsili olarak ele almaktadır. Bu makalede odaklanılan iki bölüm de bu açıdan modern kültürün göstergelerinden olan teknolojik inovasyonların özellikle insan bedeni, hafızası ve duyuları üzerindeki belirleyiciliğini tamamlayıcı tavırla izah etmesi bakımından dikkat çekicidir. Çalışmanın teorik çerçevesini ise modern tekno-kültürel değişimi sosyolojik yaklaşımın eleştirel penceresinden analiz eden Günther Anders, Jean Baudrillard, Zygmunt Bauman, Paul Virilio ve Byung-Chul Han gibi düşünürler oluşturmaktadır.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Sosyolojinin Ne’liği ve Kim’liği Üzerine Bir Değerlendirme

    Dikici, Erkan

    Sosyolojinin bilim dalı olarak 19. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkışı, günümüzde kabul edilen bir gerçekliktir. Özellikle Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilali ile özdeşleştirdiğimiz sosyolojinin bilim olma serüveni, temelinde Batı merkezli bir anlayış çerçevesinde şekillenmiştir. Bir kriz bilimi olarak da ifade edilen ve Batı toplumunun sorunlarına çözüm aramak gayesinde olan Batı sosyolojisinin zamanla tüm dünya toplumları hakkında söz söyleme hakkını kendisinde gördüğü bir tarihsel süreç yaşanmıştır. Nitekim bu süreç, Osmanlı Devleti/Türkiye gibi, Batı-dışı toplumlar tarafından olduğu gibi kabul edilmek durumunda kalmış ve bu toplumlar tarafından Batı’da ortaya çıkan sosyoloji anlayışı genellikle aktarmacı bir zihniyetle takip edilmiştir. Zamanla sosyolojinin Batı-dışı toplumlar tarafından bir bilim olarak icra edilmesi, Batı merkezli sosyoloji anlayışının yeterli bulunmamasına, eleştirilmesine neden olmuştur. Özellikle Türkiye gibi, Fransa’dan sonra sosyolojinin akademik ve bilimsel açıdan gelişim gösterdiği ülkelerde, Batı sosyoloji anlayışının ve terminolojisinin Batı-dışı toplumları açıklamakta yetersiz kalacağı ve yerli anlayışların geliştirilebileceği düşüncesi ön plana çıkmıştır. Bu durumun gelişim göstermesinde, Batı merkezli sosyoloji anlayışının kapitalist sistemi meşru hale getiren bir tarafı olmasına yönelik düşüncelerin de var olması etkili olmuştur. Bu açıdan bakıldığında makalenin konusunu, Türkiye’de yaklaşık yüz yıllık bir tarihi olan sosyolojinin, yerli bir anlayışla Batı sosyolojine olan eleştirel bakış açısı oluşturmaktadır. Makalede Batı sosyoloji anlayışının Batı-dışı toplumlar tarafından olduğu gibi kabul edilmemesi neticesinde günümüz Türk sosyologlarının Batı merkezli sosyoloji anlayışının ne’liği ve kim’liğine yönelik görüş ve eleştirilerin ortaya konması amaçlanmıştır. Makalede öncelikle Batı’da sosyolojinin gelişim serüveni ele alınacak, Batı merkezli sosyoloji anlayışının kapitalist sistemi meşrulaştırma konusundaki durumuna yer verilecek ve son olarak günümüz Türk sosyologlarından hareketle Batı sosyolojisinin ne’liği ve kim’liği üzerine bir değerlendirme yapılacaktır. Bu bağlamdan hareketle, bir derleme türü olan makalede, doküman incelemesi yöntemi kullanılarak literatür taraması sonucu ulaşılan kaynaklardan konunun analizi yapılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    The nexus between financial globalization and income inequality: the case of emerging market economies

    Çelik, Orkun

    We analyze the causality nexus between financial globalization and income inequality for 19 Emerging Market Economies.We use the bootstrap panel causality analysis. The dataset covers the period 1979-2012. The results indicate that there is apositive causality nexus between financial globalization and income inequality. Also, they show that Granger causality runningfrom financial globalization to income inequality is seen in many countries such as Chile, China, Colombia, Egypt, India,Indonesia, Pakistan, and Singapore while there is Granger causality running from income inequality to financial globalizationin Egypt and Iran. Furthermore, there is bidirectional Granger causality in Malaysia, Philippines, and Thailand. The results arenot consistent with the conventional wisdom.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Evlilik uyumu, çocuk yetiştirme tutumu ve aile işlevselliği arasındaki ilişki

    Günay, Ayşe Rüveyde; Erdem, Ahmet

    Bu araştırmanın amacı evli ve çocuk sahibi bireylerin evlilik uyumu, çocuk yetiştir me tutumu ve aile işlevselliği arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla değişkenlerarasındaki nedensel ilişkiyi inceleyen model test edilmiştir. Çalışma gurubu, uygun ör nekleme yöntemiyle seçilmiş 659 evli ve çocuk sahibi bireyden (kadın n= 391; erkek n=268) oluşmaktadır. Araştırma verileri Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ), Aile DeğerlendirmeÖlçeği (ADÖ) ve Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği (PARI) aracılığıyla top lanmıştır. Verilerin analizi IBM SPSS 23 ve AMOS 24 programları kullanılarak yapıl mıştır. Verilerin analizinde değişkenler arası korelasyonel ilişkiler Pearson korelasyonanalizi ile hesaplanmıştır. Değişkenler arasındaki nedensel ilişki ve bu ilişkinin yönünüortaya koyan modelin gücü ise yapısal eşitlik modeli path analizi kullanılarak test edil miştir. Araştırma sonuçlarına göre çocuk yetiştirme tutumu ile aile işlevselliği arasındanegatif yönlü; aile işlevselliği ile evlilik uyumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiolduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda, çocuk yetiştirme tutumu aile işlevselliği üzerinde,aile işlevselliği de evlilik uyumu üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Sosyal Medya ve Hedonik Tüketimin Tüketici Tutumu ve Tatmin Üzerindeki Etkisi

    Yildiz, Salih; Koroglu, Ali

    Günümüzde internet hızla yaygınlaşmakta ve internet kullananların oranı da hızla artmaktadır. İnsanlar internet aracılığıyla mal ve hizmet satın almakta, ürünlerle ilgili bilgi sahibi olmakta ve ürünlerle ilgili fikirlerini internet üzerinden paylaşmaktadır. İnsanların bu faaliyetleri gerçekleştirdikleri internet araçlarından biri de sosyal medyadır. İnsanlar sosyal medyada karşılaştıkları içeriklerden etkilenmekte ve bu durum mal ve hizmetlere karşı tutumlarında belirleyici olmaktadır. Bu çalışmanın amacı sosyal medyanın hedonik tüketim üzerindeki etkisini ve hedonik tüketimin tutum ve tatmin üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaçla araştırmanın ana kütlesi olarak Sakarya ilinde ikamet eden tüketiciler belirlenmiştir. Evrenin büyük olması nedeniyle seçilecek örneğe ulaşmayı kolaylaştırmak için kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu doğrultuda Sakarya’da yaşayan 391 kişiye anket uygulanmıştır. Anketler katılımcılarla yüz yüze olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin faktör analizi ve güvenilirlik analizleri SPSS 21 programında yapılmıştır. Modelin uygunluğu ve değişkenler arası ilişkiler ise AMOS 24 programında analiz edilmiştir. Analizler sonucunda sosyal medyanın hedonik tüketim üzerinde pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca hedonik tüketimin de tutum ve tatmin üzerinde pozitif etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    AtıfTR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Akademisyenlerin akademik başarı çabası ile yöneticilerin etik liderlik davranışı, yöneticiye sadakat, kuruma sadakat ve akademik kıskançlık davranışı arasındaki ilişkiler üzerine bir araştırma

    Durmuş, İbrahim; Akyüz, Ahmet Mutlu

    Günümüz üniversite ortamında akademisyenlerin akademik başarı çabalarına etki edebilecek önemli faktörler söz konusudur. Araştırmada akademisyenlerin akademik başarı çabasına etki edebilecek bu faktörleri belirlenmek ve ilişkileri ortaya koymak amaçlanmıştır. Literatürde akademisyenin akademik başarı çabasını bir bütün olarak araştıran herhangi bir araştırmaya rastlanılmamıştır. Araştırma bu boşluğu gidermek adına akademik başarı çabası; yönetici etik liderlik davranışı, yöneticiye sadakat, kuruma sadakat ve akademik kıskançlık değişkenleri çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma kamuda belirli bir bölgede faaliyette bulunan 609 akademisyen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada oluşturulan hipotezlere bağlı olarak 6 hipotez doğrudan etkileri 11 hipotezin aracı etkileri ortaya koymuştur. Ayrıca modele bağlı olarak 10 tane de toplam etki ifade edilmiştir. Oluşturulan 17 hipotezden 13 tanesi kabul 4 tanesi red edilmiştir. Araştırma sonuçlarında yöneticinin etik liderlik davranışı, yöneticiye sadakat ve kuruma sadakat değişkenleri akademik başarı çabası artırmışken akademik kıskançlık davranışı azaltıcı bir etki göstermiştir. Yöneticinin etik liderlik davranışının akademisyenin hem yönetici sadakatine hem de kurum sadakatine önemli katkıları olmuştur. Yöneticiye sadakatin ve kuruma sadakatin kıskançlık davranışını azaltıcı etkisi gözlemlenmiştir. Araştırmada ayrıca akademisyenlerin yönetici sadakati ve kurum sadakatlerinin modele göre önemli aracı etkileri olduğu sonuçlarına erişilmiştir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Social Media and Lynch Culture

    Demir, Sertac Timur; Özcan, Ali

    In this article, it is argued that social media, which enters daily life with the promises of freedom of expression, unhindered communication and unlimited sharing, but adapts nearly all relationships and experiences to itself in a short time, has evolved into a medium of mass hatred and uncanny. It is also claimed that the users are an inevitable part of the global network in the shadow of this sharp transformation, which appears as the rise of the lynching culture, whose causes are virtual and the consequences are real. Accordingly, contrary to the illusory abstraction in this medium, the digital traces that users leave behind are permanent and indelible. For this reason, people who were once the subject of collective lynching by taking refuge in the anonymity of the masses can be the target of the same masses at any time. In other words, in this cyber-space, when the texts are taken out of their context; when the conjuncture changes or when personal data is hacked in an unpredictable manner, the whole course of events that was once considered perfect and smooth can suddenly reverse. This ambiguous situation is the unaccounted reflection and widespread trend of the mass and social media, which produces its own notion of mass, beyond the pre-defined justifications. In social media, users are the hostage of each post they make and each website they visit. In this research, this problematic is analysed through the episode of Hated in the Nation of the popular science fiction series Black Mirror and in the context of virtual lynching, digital masses and mobile technologies. The framework of this interdisciplinary study, which is based on digital humanities approaches, is structured around the theories of thinkers such as Zygmunt Bauman, Jean Baudrillard and Byung Chul-Han who offer stimulating perspectives on the issue.

    AtıfOpenAlex7TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Reflection of Internal Migration and Social Change in Turkish Novel

    Eskiyurt, Nurefşan; Cengiz, Emre

    Many different definitions have been made by researchers for the migration movement, which has a multifaceted dimension. Migration movement, which is a movement of displacement, is not instantaneous and expresses a process. Many reasons such as the division of agricultural lands, mechanization in agriculture, better education and socio-cultural opportunities in cities compared to rural areas, individuals desire to avoid blood feuds, and concern over terror incidents in the living area are among the reasons for internal migration in Turkey. The concept of social change, on the other hand, expresses a change in the cultural structures of societies. There is a relationship between the migration movement and social or cultural changes. This relationship has an important place in the Turkish novel. In the novels, the causes of migration, the urbanization processes of immigrants and the social changes they experience are discussed. A total of five Turkish novels, namely Kente İndi İdris, Toprak Kovgunları, Sevgili Arsız Ölüm, Aykırı Ölümler and Köygöçüren novels, were selected to be used in the study, and the ways in which the social changes caused by the internal migration movement were reflected in the selected novels are discussed.