Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Navigating Ethnic Issues on Clubhouse: Digital Experiences of Autochthon Turks in Iran

    Dinç, Artum

    This research investigates how issues related to ethnic politics in Iran are articulated by Turkish civil activists on the digital platform Clubhouse. It specifically examines: (1) The thematic categories under which these issues are raised; (2) The discursive dynamics shaping their discussion; (2) The organization and moderation of the chatrooms; and (4) The profiles of the participants. Employing a cultural sociology approach, the study analyzes how Clubhouse chat rooms –characterized by real-time verbal interaction– operate as emerging virtual public spaces for articulating ethnic grievances. It further explores whether these spaces facilitate the sharing of collective memory, the production of counter-hegemonic identity discourses, and the enactment of digital solidarity practices. The research ultimately aims to offer a descriptive analysis of the thematic content, discursive dynamics, organizational modalities, and participant profiles within this context of digital activism. A qualitative research method was employed in this study. Data were collected through participant observation by directly engaging in relevant Clubhouse chat rooms between 28 March and 1 May 2025. The data were subsequently categorized using conversation analysis. In accordance with the study’s objectives and research questions, the findings were organized and interpreted under four thematic headings: (1) Topics raised; (2) Discursive dynamics; (3) Organization and moderation of the chatrooms; and (4) Participant profiles. In the conclusion, the findings were evaluated through the conceptual lens of network power, networking power, networked power, and network-making power, as developed by Manuel Castells in his Network Theory of Power. The analysis also considered whether interactions on Clubhouse contribute to addressing issues stemming from ethnic politics in Iran. Furthermore, recommendations were proposed to enhance the effectiveness, inclusivity, sustainability, and solution-oriented nature of these virtual engagements. Overall, the study offers an original sociological framework for understanding the ethno-cultural activism of autochthon Turks in Iran within the virtual public space.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2026
    Yoksulluğun Tanımı ve Nedenleri Üzerine Soybilimsel Çözümleme

    (Alieva), Vildane Özkan; Dinç, Artum

    Bu çalışmada, yoksulluğun tanımı ve nedenleri farklı paradigmatik yaklaşımlar bağlamında incelenerek, bu yaklaşımların söylemsel temellerinin soybilimsel sorgulama yöntemi ve eleştirel söylem analizi tekniği uygulanarak açığa çıkarılması amaçlandı. Nitel araştırma modeli kullanılarak veriler yoksulluğun tanımı ve nedenlerini içeren temel kuramsal çalışmaların incelenmesiyle toplandı. Bulgular, toplanan veriler soybilimsel sorgulama ve eleştirel söylem analizi süreçlerinden geçirilerek elde edildi. Analiz süreci sonucunda, farklı evren açıklama modellerine içkin bilgi-iktidar ilişkileri çerçevesinde yoksulluğun tanımlanma ve nedenselleştirme biçimleri sınıflandırıldı. Bulgular, alt kültür eksenli davranışçı, piyasa rasyonalitesi eksenli işlevselci ve üretim ilişkileri eksenli çatışmacı yaklaşımların temsilcilerini, tanımlama ve nedenselleştirmelerini, temel kavramlarını ve varsayımlarını karşılaştırmalı olarak sunmaktadır. Ayrıca, her yaklaşımın güçlü ve zayıf yönleri, metodolojik sınırlılıkları ve söylemsel işlevleri eleştirel söylem analizine tabi tutularak yorumlandı. Özellikle işlevselci ve neoliberal söylemler çerçevesinde yoksulluğun depolitize edildiği, bireysel sorumluluk ve piyasa rasyonalitesinin vurgulandığı; çatışmacı yaklaşımlarda ise yapısal nedenlerin görünür kılınmasına rağmen mikro düzey farklılıkların göz ardı edildiği tespit edildi. Sonuç bölümünde çok boyutlu, tarihsel, dizgesel ve söylemsel bir olgu olarak yoksulluğun nesnel bir biçimde nedenselleştirilip tanımlanabilmesi için bütüncül, çok katmanlı ve eleştirel sorgulamayla analiz edilmesi gerektiğinin altı çizilerek akademik çalışmalarda yoksullar ve yoksulluğun görünümlerinden ziyade yoksullaştırma süreçlerine yönelmenin daha isabetli olacağı vurgulandı.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    Z Kuşağının Değer ve Norm Edinimi: Dijital Kültür, Aile ve Eğitim Arasındaki Etkileşim

    Solmaz, Fatih; Bektaş, Ahmet

    Günümüz dünyası, insanlık tarihinin en hızlı ve kapsamlı dönüşümlerinden birine sahne olmaktadır. Dijitalleşmedeki, yapay zekâ uygulamalarındaki, iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler bireylerin yaşam biçimlerini, sosyokültürel değerleri, normları etkilemektedir. Bilgiye erişimin sınırsızlaştığı, iletişim araçlarının mekânsal engelleri ortadan kaldırdığı dijital kültür ortamında toplumsal ilişkiler hem çeşitlenmekte hem de yeni formlar kazan-maktadır. Bu dönüşümün en görünür etkileri ise Z kuşağının değer, norm ve davranışları edinme biçimlerinde ortaya çıkmaktadır. Dijital platformlar ve internet ortamda yetişen Z kuşağı, yalnızca teknolojinin kullanıcısı olmakla birlikte dijital kültürün üreticisi ve taşıyı-cısıdır. Dijital kültürün bireyler ve kuşaklar üzerindeki belirleyici etkisi, toplumsal değerlerin aktarım süreçlerini de açıkça değiştirmektedir. Çoklu etkileşimin aynı anda deneyimlendi-ği, bilginin hızla dolaşıma girdiği ve geleneksel toplum yapısının görece zayıfladığı dijital ortamlar, çocukların değerleri yalnızca aile ve okuldan değil, sosyal medya içerikleri, çev-rimiçi topluluklar, küresel kültürü yansıtan görseller ve dijital oyunlar aracılığıyla edinme-sine neden olmaktadır. Bu durum, bir taraftan değerlerin çeşitlenmesine katkı sağlarken diğer taraftan yerel ve kültürel unsurların görünürlüğünü azaltmakta, değerlerin sürekliliğini tehdit etmektedir. Bu da kuşaklar arasında algı farklılıklarını derinleştirmekte ve ortak değer, norm edinimini zayıflatmaktadır. Söz konusu süreçte aile kurumu merkezi bir rol üstlenmektedir. Aile, çocuğun duygusal ve ahlaki gelişimindeki birincil aşama olmakla birlikte birçok ebeveyn dijital teknolojilerin hızlı değişimine uyum sağlamakta güçlük çekmektedir. Dijital yeterlilikteki bu eşitsizlik, ebeveyn-çocuk iletişiminde kopukluklara, otorite boşluklarına ve değer aktarımında belirsizliklere kapı aralamaktadır. Buna karşın dijital okuryazarlığı yüksek aileler, çocukların dijital kültürle sağlıklı bir ilişki kurmasına imkân tanımaktadır. Sonuç olarak günümüzde değerlerin dijital içeriklerle desteklenmesi, Z kuşağı çocukların ilgi alanlarına uygun biçimde sunulması ve dijital pedagojik stratejiler-le bütünleştirilmesi önem taşımaktadır. Ayrıca ebeveyn ve eğitimcilerin dijital okuryazarlık becerilerinin güçlendirilmesi, çocukların dijital kültür içinde güvenli, değer merkezli bir sos-yalleşme süreci yaşamalarına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma, dijital kültür ile toplumsal değerler arasında bütünleştirici bir yaklaşım geliştirerek çocukların aile-toplum eksenindeki değer ve norm edinim süreçlerini desteklemeyi amaçlamaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2026
    İstihbaratın Üç Simgesel Yüzünün Karşılaştırmalı Çözümlemesi: Haber, Keşif ve Akıl

    (Alieva), Vildane Özkan; Dinç, Artum

    Bu makale, istihbaratı yalnızca teknik bir güvenlik kapasitesi olarak değil, dilsel miras, tarihsel bellek ve kurumsal öz-anlatılar içinde kurulan bir kültürel anlam alanı olarak ele almaktadır. Çalışmanın amacı, Türkçede “istihbarat”, Rusçada “razvedka” ve İngilizcede “intelligence” terimlerinin Türk, Rus ve İngiliz kültürlerindeki simgesel kuruluşunu karşılaştırmalı olarak çözümlemektir. Araştırma, kültürel sosyolojiyi temel kuramsal çerçeve olarak benimsemekte ve karşılaştırmalı tarihsel analiz ile söylem-tarihsel yaklaşımı birlikte kullanmaktadır. Veri kümesi, kamuya açık resmî mevzuat ve kurum metinleri, akademik yazın, sınırlı ama örnekleyici medya metinleri ve seçilmiş popüler kültür ürünlerinden oluşmaktadır. Bulgular, istihbaratın her üç bağlamda ortak bir teknik kapasiteye işaret etmekle birlikte, farklı kültürel kodlar içinde farklı meşruiyet dilleri kazandığını göstermektedir: Türk bağlamında haber alma, devletin bekâsı ve kurumsal koruma; Rus bağlamında keşif, güvenlik ve fedakâr devlet ajanı; İngiliz bağlamında ise analitik akıl, profesyonellik ve hukuki meşruiyet öne çıkmaktadır. Makale, bu farkların yalnızca kurumsal tanımlarda değil, James Bond, Ştirlitz ve Teşkilat gibi popüler kültür ürünlerinde de yeniden üretildiğini ileri sürmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    İş Güvencesizliğinin Zorunlu Vatandaşlık Davranışı Üzerindeki Etkisi

    Kenek, Gökhan

    Bu çalışmanın temel amacı iş güvencesizliğinin zorunlu vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bununla birlikte iş güvencesizliğinin, çalışanların cinsiyetlerine ve eğitim durumlarına göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi de çalışmanın diğer bir amacıdır. Bu amaçla Araştırma, Doğu Karadeniz Bölgesinde faaliyet gösteren ve kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılan 307 yerel ve zincir market çalışanının katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 26 ve Mplus 7 programları kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre iş güvencesizliğinin zorunlu vatandaşlık davranışı üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmaktadır. Bunun yanında, iş güvencesizliğinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği ve kadın çalışanlarda daha yüksek olduğu fakat eğitim durumu açısından anlamlı bir fark bulunmadığı araştırmadan elde edilen diğer sonuçlardır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    İş Stresi ve İş Doyumu Arasındaki İlişkide Güvenlik Performansının Aracılık Rolünün İncelenmesi

    Yildiz, Salih; Koroglu, Ali; Ozdemir, Mustafa

    Stres, çalışanların iş doyumu üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Çalışanlar maaş, terfi, çalışma ortamı ve işin niteliği gibi iş ile ilgili pek çok faktörden dolayı stres yaşayabilmekte ve bu durum onların iş doyumunu düşürmektedir. İşletmeler gerçekleştirdikleri birtakım faaliyetlerle çalışanların stres düzeyini düşürerek iş doyumlarını yükseltmeye çalışmaktadır. Ancak alanyazında, iş stresi ile iş doyumu arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunan faktörleri inceleyen çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, çalışanların iş stresi ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi ve güvenlik performansının bu ilişkideki aracılık rolünü incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için Sakarya ilinde bulunan bir süt ürünleri fabrikası çalışanlarından anket yoluyla veriler toplanmıştır (n=301). Analizler sonucunda iş stresi ile güvenlik uyumu, güvenlik katılımı ve iş doyumu arasında negatif; güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı ile iş doyumu arasında pozitif ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca iş stresinin iş doyumu üzerinde güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı aracılığıyla dolaylı bir etkisi bulunmaktadır. Araştırma sonuçlarının özellikle üretim faaliyetinde bulunan işletmeler tarafından iş yerlerinde kullanılması pratikte önemli katkılar sağlayacaktır. İşletmeler, düzenleyecekleri eğitim faaliyetleri, çalışanları karar alma sürecine katma vb. faaliyetlerle çalışanların güvenlik performansını artırarak iş stresinin iş doyumu üzerindeki negatif etkisini azaltabilir. İş doyumu yüksek olan çalışanların devamsızlık gibi olumsuz tutum ve davranışları azalacak, iş performansları ise artacaktır. Böylece işletme maliyetleri düşürerek karlılığını artırmış olacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2025
    Labour Market Aspirations of Ukrainian Refugees: Determinants and Challenges

    Kocağ, Esra Karapınar

    This study analyses factors influencing Ukrainian refugees’ migration for work, using household-level data from the UNHCR Survey of Intentions and Perspectives of Refugees from Ukraine. Applying logistic regression and propensity score matching (PSM), it examines key determinants, including gender, age, education, residence status, and planned return duration. Results show men are more likely than women to migrate for work (odds ratio: 2.01), highlighting gender-specific barriers. Older individuals and those with higher education levels exhibit lower migration likelihoods. Refugees in private accommodations are less likely to migrate, suggesting housing stability affects mobility. Longer planned return durations increase work-related migration (odds ratio: 1.25), while travelling with a larger family reduces it. These findings highlight the complexity of refugee labour market integration and the need for policies addressing gender disparities, housing stability, and long-term employment prospects to support refugees’ economic inclusion.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Geleneksel Yörük Düğünlerinin Somut Olmayan Kültürel Miras Kapsamında Değerlendirilmesi

    Akdu, Uğur; Akdu, Serap

    Zengin tarihi ve geleneklere olan bağlılıkları ile Yörükler Anadolu’da geniş bir coğrafyada yaşamaktadır. Göçebe yaşamdan yerleşik yaşam kültürüne adapte olsalar da birçoğu eski Türk geleneklerini yaşamaya ve sürdürmeye devam etmektedir. Oldukça geniş kapsamlı bir gelenek bütünlüğüne sahip geleneksel Yörük kültürü uygulamalarının modern yaşamın getirdiği yenilikler, teknolojiye bağlı ortaya çıkan kolaylıklar, mevsimsel değişiklikler, yaşam mücadelesi, toplumsal kabul ve sosyolojik gelişmeler gibi nedenlerle sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiği düşünülmektedir. Araştırmanın temel amacı Yörük kültürünün önemli bir öğesi olan evlilik ve düğün geleneklerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından somut olmayan kültürel miras olarak korunması ve farkındalık oluşturulmasına katkıda bulunmaktır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu araştırmada veri toplamak için doküman incelemesi ve gözlem tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde geleneksel Yörük düğünlerinin UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM) kriterleri açısından uygun olduğu düşünülerek, geleneklerin korunması ve sürdürülebilirliğinin nasıl sağlanabileceği hakkında önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda özellikle belgelendirme ve arşiv çalışmalarının ivedilikle yapılması, derleme, ses ve görüntü kayıtlarının alınması, bilimsel araştırmalarla kaynak çeşitliliğinin arttırılması önemlidir. Kültürün ve geleneklerin nesiller arası aktarımla korunup, yaşatılacağı ve sürdürülebilirliğinin sağlanacağı düşüncesiyle yeni nesillere aktarımın sağlanabilmesi için farkındalık eğitim programlarının ve seminerlerin düzenlenmesi, tanıtım etkinliklerinin planlanması hatta farklı eğitim düzeylerindeki eğitim öğretim müfredatlarında yer alması gerektiği düşünülmektedir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Mapping the Individual: A Psychogeographical Reading of Iris Murdoch’s Under the Net

    Uruk, Ahmet

    Introduced firstly by Guy Debord, the founder of the Letterist International, in 1955, psychogeography intersects with the study of the psychological and emotional effects of an urban city on individuals. Proposing that both space and psychology complete one another, psychogeography, as a term juxtaposing psychology and geography, seeks to unearth the estrangement and the dehumanizing impacts of global urbanism consolidated by advanced capitalism and industrialization. In this sense, psychogeography focuses mostly on the act of walking so as to comprehend the ongoing conflict between the mind and city and suggests walking as a conscious activity can function as a protest and subversion against the commodification and repressive constraints of the city. Likewise, Iris Murdoch's debut novel titled Under the Net captures the story of Jake Donaghue and his unstable psychology alienated and decentred by the formation of an urban city, that is, London. Thus, this study aims to analyze Iris Murdoch's Under the Net in order to emphasize the fragmentation and displacement of individuals in accordance with the global urbanism by employing a psychogeographical lens.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleYalnız künye2025
    Is Humble Leadership a Safe Port in Employee Voice and Organizational Identification? Research in the Education Sector

    Kenek, Gökhan; Nur, Erkan

    In the study, the mediating role of organizational identification in the effect of humble leadership on teachers' voice is examined. The theoretical framework of the research is based on social identity and social change theories. The study is carried out with the participation of 306 teachers working in Şanlıurfa province. Data are collected by electronic means (survey) and snowball sampling method is used. The obtained data are analyzed with SPSS 26.0 and Mplus 7 programs. Data are evaluated with confirmatory factor analysis, correlation and bootstrap regression analyses. As a result of the analysis, it is determined that humble leadership has a statistically significant and positive effect on both employee voice and organizational identification. In addition, it is determined that organizational identification plays a partial mediating role in the relationship between humble leadership and employee voice. Based on the findings of the study, recommendations are made for academics for future research and for managers to develop more effective strategies.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Şehir, Şehirlilik ve Türkiye: Taşralılıktan Şehirliliğe Dönüşüm Süreci

    Ak, Muammer

    Bu çalışma, şehir, şehirleşme ve şehirlilik kavramlarını sosyolojik ve tarihsel bir çerçevede ele alarak, özellikle Türkiye bağlamında bu süreçlerin birey ve toplum üzerindeki etkilerini incelemektedir. Şehirler tarih boyunca kültürel, ekonomik ve sosyal merkezler olarak önemli roller üstlenmiş; şehirleşme, kırsal alanlardan kentlere göçle birlikte mekânsal büyümeyi, şehirlileşme ise bireyin zihinsel ve kültürel dönüşümünü ifade etmiştir. Batı’da sanayi devrimi ve Aydınlanma düşüncesi, şehirleşme ve kentli birey kimliğinin oluşumunda belirleyici olurken; Türkiye’de bu süreç, daha çok iç göç, gecekondu ve plansız yapılaşma ile şekillenmiştir. Türkiye’de şehirli değerlerin gelişimi, burjuva sınıfının oluşamaması nedeniyle sınırlı kalmış, şehir kültürü büyük ölçüde esnaf kültürüyle temsil edilmiştir. Çalışmada, şehir ile köyün sosyolojik özellikleri karşılaştırılmış; şehirli olmanın yalnızca mekânsal bir konum değil, aynı zamanda rasyonel düşünce, hoşgörü, kültürel çeşitliliğe açıklık ve toplumsal bilinçle ilişkili olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'de taşralılıktan şehirliliğe geçiş süreci ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kurumsal Kimliğin Kent Kimliğine Dönüşümü: Şehir Merkezlerinde Mağaza Tabela Tasarımlarının Aynılaşması

    Günay, Mehmet Akif

    Kentlerin hızla büyümesi, artan rekabet ve benzer ürün ve hizmetleri sunan mağazaların çoğalması, tüketicilerin zaman kısıtlarını artırmış ve hızlı iletişimi zorunlu hale getirmiştir. Bu doğrultuda, görsel kimliğiyle tüketicileri etkileyen ve seçim süreçlerini kolaylaştıran tabelalar önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. Son dönemlerde markalaşma sürecinde kent kimliği oluşturma çabası içerisine giren kent yöneticileri kentin en uğrak yerleri olan ana caddeler üzerindeki mağazaların tabelalarını bir farklılık oluşturmak adına yeniden tasarlamaktadır. Bu çalışmada, Gümüşhane’nin en dinamik caddelerinden biri olan Cumhuriyet Caddesi üzerindeki 66 mağaza tabelası incelenmiştir. Araştırma, mağaza tabelalarının kurumsal kimlik bağlamında içerdiği sorunları tespit etmeyi amaçlamaktadır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi, sosyal bilimler alanında sıklıkla kullanılan ve nitel araştırmalarda başvurulan bir yöntemdir. Bu yöntem; verileri sistematik, tarafsız ve sayısal bir şekilde analiz ederek, bir durum içindeki değişkenleri ölçmeyi ve toplanan verileri açıklayabilecek kavramlar ile ilişkiler bulmayı amaçlamaktadır. Örneklem olarak seçilen Gümüşhane ilinde yer alan dükkân/mağaza tabelaları, görsel tasarım ilkelerinden yola çıkılarak altı temel kategori altında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda kolektif olarak tasarlanan tabelalardan dolayı mağazaların aynılaştığı, birçok mağazanın kurumsal logoya sahip olmadığı, kurumsal kimlik unsurları dikkate alınmadan tasarlandığı, mağaza tabelalarının estetik kaygıyla tasarlanmasına rağmen estetik olmadığı, Gümüşhane belediyesi kimliğiyle bir bütünlük oluşturmadığı ortaya çıkmıştır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kültürlerarası İletişim Bağlamında Suriyeli Sığınmacıların Türk Kültürü ile Etkileşimi

    Yilmaz, Dursun; Günay, Mehmet Akif

    Bu çalışma, 2011 yılından itibaren Türkiye’ye yoğun şekilde göç eden Suriyeli sığınmacıların yerel kültürle kaynaşma süreçlerini kültürlerarası iletişim bağlamında incelemektedir. Araştırmanın amacı, İzmir ili örneğinde, sığınmacıların Türk kültürüne hangi unsurlar üzerinden etkide bulunduğunu, hangi unsurlardan etkilendiğini ve bu etkileşimlerin hangi faktörler çerçevesinde yoğunlaştığını belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. İzmir’in muhtelif merkez ilçelerinde yaşayan ve Suriyeli sığınmacıların Türk kültürüyle etkileşimine dair deneyimleri bulunan 14 Türk vatandaşı (7 kadın, 7 erkek) ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma, yetkili kurumlardan alınan etik onay doğrultusunda yürütülmüştür. Katılımcılara, Suriyeli sığınmacıların Türk toplumuna uyum sürecinde yaşanan sorunlar ve kültürel etkilerini anlamaya yönelik 10 açık uçlu soru yöneltilmiş ve görüşmeler ortalama 45 dakika sürmüştür. Elde edilen bulgular, kültürlerarası iletişimde dil, din, medya, millet, mekân ve tarihsel bağların belirgin kodlar olduğunu ortaya koymuştur. Katılımcıların olumlu değerlendirmeleri, özellikle İslam birlikteliği bağlamında dil, din ve medya faktörlerinin kültürel uyumu kolaylaştırdığına vurgu yapmış ve Ensar-Muhacir kavramlarının önemini belirtmiştir. Bununla birlikte, bazı katılımcılar sığınmacıların yerel kültüre uyum sağlayamadığını, dil farklılıkları, medya temsillerinin olumsuz etkisi ve yaşam tarzı uyuşmazlıklarının kültürel çatışmalara yol açtığını ifade etmiştir. Çalışma, toplumsal uyumu artırmak adına dil eğitimi, medya temsillerinde farkındalık oluşturulması, kültürel farkındalık çalışmaları ve karşılıklı anlayışı teşvik edecek politikaların geliştirilmesi gerektiğini önermektedir. Bu bağlamda, kültürel karşılaşmaların olumlu ve olumsuz yönlerini anlamak, uyum süreçlerinin geliştirilmesi, çatışmaların önlenmesi ve medyanın yapıcı rolünün sağlanması açısından kritik öneme sahiptir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Consequences of Corporate Social Responsibility on Organisational Behaviour in National Publication (A Meta Analysis Study)

    Battal, Fetullah; Öz, Halil Hakdan

    Having positive effects in terms of organisational results makes the concept of corporate social responsibility important. For this reason, it is important to determine the universal validity of the results of the studies on the subject. Accordingly, the study is based on the empirical data and meta-analysis of the outcome variables related to corporate social responsibility (CSR) of national or international publications selected from Turkey through the JAMOVI programme. Thus, it is aimed to reveal the results of corporate social responsibility in detail. In this context, the analysis was carried out with 57 studies, 65 single data and 15,487 samples, which were found suitable for meta-analysis and included in the research. In the research, there are 6 concepts deemed appropriate for meta-analysis. Accordingly, it was determined that there is a positive relationship between organisational commitment, which is the most frequently associated concept with corporate social responsibility, and corporate social responsibility. At the same time, a positive and high relationship was found between corporate social responsibility and corporate image, job satisfaction, organisational citizenship, corporate reputation and organisational identification. It is thought that this study will contribute to the field in terms of providing a comprehensive and up-to-date version of corporate social responsibility through empirical studies in the national literature.

  • MakaleAçık Erişim2025
    The effect of perceived overqualification on relative deprivation: The moderating role of organisational silence

    Polat, Eray; Esen, Ozan; Çalışkan, Serkan

    This study aimed to adapt the Mature Happiness Scale-Revised, developed based on the Positive Psychology 2.0 (PP 2.0) theoretical framework, into Turkish. The study tested the linguistic equivalence, structural validity, and internal reliability of the scale. Validity and reliability were analysed using data collected from 303 white-collar employees working in various sectors in Istanbul. For linguistic equivalence, item-level correlations between the English and Turkish forms ranged from moderate to high (0.504–0.768), and the total score correlation was extremely high (r = 0.990). Confirmatory factor analysis (CFA) supported the single-factor model of the scale with good fit indices (CFI = 0.972; GFI = 0.974; AGFI = 0.944; RMSEA = 0.064). The scale's internal consistency was "good," with a Cronbach's Alpha coefficient of 0.797. Therefore, the Turkish version of the Mature Happiness Scale was determined to be a theoretically and psychometrically valid and reliable measurement tool. This scale can serve as a valuable tool for supporting research in positive psychology and understanding individuals' psychological well-being within the Turkish cultural context.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2025
    Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramına göre kendini gerçekleştirme ve ınstagram ilişkisi

    Kaan, Gez; Gültekin, Nur Sinem

    5 Ekim 2010 tarihinde iOS için ücretsiz bir fotoğraf düzenleme ve paylaşım uygulaması olarak Kevin Systrom ve Mike Krieger tarafından kurulan Instagram’ın Türkiye’de 50 milyonu aşkın kullanıcısı bulunmaktadır. Bu çalışma, Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramını temel alarak bireylerin kendini gerçekleştirme ihtiyacının Instagram kullanımıyla olan ilişkisini incelemektedir. Araştırma, Instagram’ın popüler kültürde ve akademik literatürde giderek artan bir öneme sahip olduğu günümüzde, bu sosyal medya platformunun bireylerin kendini gerçekleştirme süreçlerini nasıl etkileyebileceğini anlamaya yöneliktir. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak yapılan anketle 471 kişiye ulaşılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler, SPSS programı aracılığıyla analiz edilerek yorumlanmıştır. Kendini gerçekleştirme düzeyi belirlenirken bir ölçek kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilir ve geçerli olduğu, yapılan güvenilirlik ve geçerlilik testleri sonucunda belirlenmiştir. Araştırma kapsamında Instagram’ın, kendini gerçekleştirme sürecine doğrudan bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Fakat günlük Instagram kullanım süresine göre ve bireylerin eğitim durumlarına göre kendini gerçekleştirme düzeyleri farklılık göstermiştir. Günlük Instagram kullanım süresi daha uzun olan ve eğitim seviyesi daha yüksek bireylerde, kendini gerçekleştirme seviyesinde Instagram’ın etkili bir rol oynadığı sonucuna varılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Representation of the Syrian Revolution in the Turkish Print Media

    Yilmaz, Dursun; Günay, Mehmet Akif

    In the 14th year of the Syrian civil war, the rapid fall of the Assad regime following a sudden military offensive by opposition forces led by Hay’at Tahrir al-Sham (HTS) attracted international attention. Contrary to expectations of a prolonged conflict, HTS-led forces captured Damascus in just ten days, forcing Assad to flee the country on 8 December 2024. This study examines how Turkish print media ideologically framed and positioned HTS during this critical turning point. The research is theoretically grounded in framing theory and methodologically combines critical discourse analysis and qualitative content analysis. The headlines, language, terminology, and visual elements of 15 ideologically diverse newspapers were analyzed. The findings reveal that conservative media framed HTS as a “resistance movement,” whereas secular and leftist outlets described it as a “terrorist organization.” Centrist newspapers generally adopted a neutral or cautious tone. These results demonstrate that media discourses not only convey information but also reproduce ideological positions, particularly in the representation of controversial non-state actors in conflict zones.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Exclusion, bureaucracy and racialized migration in abdulrazak gurnah’s by the sea

    Yalcin, Elif Guvendi

    Abdulrazak Gurnah's By the Sea (2002) interrogates the paradoxes of hospitality within the asylum process, revealing how conditional welcome operates as a mechanism of control rather than care. Through a critical engagement with Jacques Derrida's hostipitality and Achille Mbembe's necropolitics, this article examines the protagonist's arrival in England and his subsequent placement in a deteriorating Bed and Breakfast as an extension of state governance over displaced subjects. While asylum ostensibly signifies protection, the conditions imposed upon refugees transform hospitality into an instrument of containment, where inclusion is contingent upon submission to bureaucratic and social constraints. Drawing on Derrida's theorization of hospitality as inherently violent, the study demonstrates how the host's power to grant refuge simultaneously reinforces the foreigner's subjugation. Mbembe’s necropolitics further illuminates the ways in which asylum seekers exist within a state of managed decay, where their survival is permitted yet systematically devalued. Gurnah's portrayal of the asylum process thus critiques the host nation’s myth of benevolence, exposing the coercive structures that sustain postcolonial modes of regulation and exclusion. By situating By the Sea within this theoretical framework, the article argues that the novel problematizes the ethical contradictions of asylum policies, revealing how displaced individuals are reduced to spectral presences within the host nation’s borders.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Symbolic Child: A Cultural Sociological Analysis of the Changing Role of the Child in the Family

    (Alieva), Vildane Özkan

    Drawing on the realization that classical family sociology often treats children as passive dependents—rendering them analytically invisible—this study examines the transformation of the concept of the “symbolic child,” a culturally constructed image of the child’s role and meaning in family life, from agrarian societies to the digital age. This research aims to re-center the symbolic child as a key analytical figure in family sociology and considers how historical and cultural shifts in the symbolic meaning of childhood have redefined the role and meaning of the family institution. The analysis acknowledges that conceptions of childhood are not monolithic; it notes variations by gender, class, and historical-cultural context, bringing an intersectional nuance to the findings. Methodologically, using a qualitative, interpretive, and historical-comparative analysis grounded in cultural sociology, the study traces and compares changes in the symbolic status of children across successive periods. The key findings reveal a profound transformation in the role of children: from economic agencies and labor contributors in agrarian households, children became emotional focal points in industrial-era families, and in today’s media-saturated society they have become precociously adultified participants. Overall, the findings suggest that to understand the family as a cultural institution, the evolving symbolic child must be placed at the center of sociological analysis.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Economic Crises, Social Protection Policies and the Transformation of Family Structures in the European Union: Panel Data Analysis

    Seyhan, Burak

    This study investigates the impact of economic crises on the transformation of family structures in European Union (EU) countries through a panel data analysis approach. The divorce rate is used as the dependent variable, while the unemployment rate, real GDP per capita, and social protection expenditures are treated as independent variables. The analysis is based on a balanced panel dataset covering 27 EU member states over the period 1995 to 2022. The study applies several econometric tests including cross-sectional dependence, slope homogeneity, panel unit root, panel cointegration, and long-run estimations (FMOLS, DOLS, OLS). Additionally, panel Granger causality tests are conducted to examine the directionality of relationships between variables. Empirical findings suggest that an increase in unemployment significantly raises divorce rates, while higher social protection spending reduces them. Real GDP per capita is also found to have a statistically significant and positive effect on divorce. The causality results reveal both bidirectional and unidirectional relationships across variables. These outcomes imply that economic instability tends to weaken family cohesion, whereas well-designed social welfare policies act as a stabilizing force. Accordingly, the study emphasizes the critical importance of strengthening social protection systems and adopting employment-centered macroeconomic strategies to ensure the sustainability of family structures within the EU.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar