Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bostan, Sedat(5)
- Cengiz, Sevil(4)
- Demirağ, Hatice(4)
- Hintistan, Sevilay(4)
- Arslan, Mesut(3)
- Ciğerci, Kübra(3)
- Doğan, Melike Demir(3)
- Kulakaç, Nurşen(3)
- Kılıç, Taşkın(3)
- Özcan, Handan(3)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(2)
- Aydin, Aydanur(2)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(2)
- Cin, Aynur(2)
- Doğan, Onur(2)
- Eken, Özgür(2)
- Gürsoy, Ayla(2)
- Kazak, Aysun(2)
- Köse Ünal, Aslı(2)
- Kıymış, İbrahim(2)
- Sahin, Ceyda Uzun(2)
- Ulutaşdemir, Nilgün(2)
- Özcan, Koç(2)
- İri, Necla İrem Ölmezoğlu(2)
- Akbulut, Meryem(1)
- Akdu, Serap(1)
- Akgün, Emre(1)
- Akil, Kübra(1)
- Akkaya, Taner(1)
- Aksoy, Bahar(1)
- Aktaş, Yeşim Yaman(1)
- Aktuğ, Cemile(1)
- Altinkaynak, Muhammed(1)
- Arık, Sevgi(1)
- Arın, Ulaş Evren(1)
- Aslan, Nazife Aslan(1)
- Aslan, Ramazan(1)
- Aslan, Sevil(1)
- Atan, Sibel Gayretli(1)
- Ayaz, Ferihan(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2022Covid-19 Pandemi Sürecinin Sağlık Sektörü Çalışanları Üzerindeki Psikososyal Yansımaları: Nitel Bir Araştırma
Gökçe, Ahmet
2019 yılının Aralık ayında başlayarak günümüze kadar geçen sürede Covid-19 salgını dünya çapında milyonlarca insanı etkilemiş, ekonomik ve sosyal problemleri de beraberinde getirmiştir. Covid-19 salgını ile mücadelede ön hatlarda yer alan sağlık çalışanları ise bu süreçte üzerine en fazla yük düşen kesim olmuş, fiziksel ve ruhsal açıdan önemli ölçüde yıpranmışlardır. Bu noktadan hareketle, bu çalışmanın amacı, Covid-19 Pandemi sürecinin sağlık çalışanları üzerinde oluşturduğu psikososyal etkileri tespit etmektir. Bu amaçla, yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak 25 sağlık çalışanı ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu sağlık çalışanlarının 9’u doktor, 5’i hemşire, 5’i paramedik ,2’si ebe, 2’si tıbbi sekreter ve 2’si ise temizlik personeldir ebedir. Araştırma sonuçlarına göre psikososyal etkiler stres/depresyon/kaygı, tükenmişlik ve dışlanma olarak belirginlik kazanırken, çalışma ortamı ve koşullarının bu süreçte önemli bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, Covid-19 döneminde çalışma ortamı ve koşullarının araştırmaya katılan sağlık çalışanlarını olumsuz etkileyerek onlarda stres ve kaygı bozukluklarına yol açtığı, depresyon belirtilerinin oluşmasına neden olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca sadece mesleklerinden dolayı araştırmaya katılan sağlık çalışanlarına yönelik olarak yoğun bir sosyal dışlanmanın olduğu tespit edilirken, tüm bu etkenlerin ise bireylerde tükenmişlik duygusuna yol açtığı belirlenmiştir.
- Derleme MakaleYalnız künye2022Mix Reality in Reducing Operational Anxiety
Aydin, Aydanur; Gürsoy, Ayla; Serpici, Ayşe
Augmented reality and virtual reality are some of the innovative products found in the healthcare industry. The use of these products in the hospital environment is becoming widespread today. The use of these methods can contribute to changing the diagnosis or treatment experiences that cause individuals to experience negative emotions with these products with different areas of use. In addition, it is predicted that both methods can produce effective results in the fields of health education in individuals, developing desired behavior in health management, preparing and disseminating programs for patient information and behavioral changes. It has been determined that these technologies, which produce effective results in the management of stress and anxiety, have similar results in the operating room. The article discusses the results of using virtual and augmented reality technologies for different purposes in healthcare. The information discussed is expected to raise awareness of the usage areas of the technologies in question and to shed light on studies for different areas of use.
- Derleme MakaleYalnız künye2022The Effects of High Intensive Interval Training (HIIT) on Brain-Derived Neurotrophic Factor (BDNF) and Cardiovascular Health: A Review
Bayrakdaroğlu, Serdar; Topsakal, Nuri; Eken, Özgür
High-intensity interval training (HIIT) programs have lately gained popularity because they produce beneficial adaptations for both inactive and athletes, as well as positive health and performance benefits and time efficiency. Therefore, it was purposed to review scientific research results about the effects of HIIT programs on BDNF and cardiovascular health. Although there are research findings suggesting that HIIT may be an effective strategy for promoting elevation of BDNF concentrations, current research seems to be rather limited and inconclusive. It can be thought that exercise intensity is a factor affecting BDNF activation. In healthy people, there seems to be a positive linear relationship between exercise intensity and BDNF levels of acute exercise. However, further experimental studies are needed to elucidate the effect of HIIT on BDNF in humans with metabolic or cardiovascular diseases. However, it can be suggested that high intensity can be an significant achievement factor to design an effective exercise programs and the HIIT methodology has a critical importance for improving cardiovascular function, particularly in healthy individuals. In conclusion, while existing studies show that high-intensity interval training (HIIT) programs can improve cardiovascular health in some populations, further scientific research is needed to determine the efficiency of this strategy in producing physiological adaptation to exercise.
- Derleme MakaleYalnız künye2022Possible Hazards And Risks That Search And Rescue (SAR) Dogs May Face In CBRN Incidents
Cengiz, Sevil
Professional search and rescue (SAR) dogs, which are members of urban search and rescue teams with the help of their higher sense organs with rigorous training, are very helpful in finding buried or missing persons in disasters. In these environments where chaos and disorder prevail, it becomes inevitable for them to face very dangerous and risky situations. As a result of a disaster caused by chemical, biological, radiological and nuclear (CBRN) accidents, dangers such as chemical leaks, pathogenic microorganisms, toxins, vectors, and radioactive and nuclear materials in the environment are among the forgotten or neglected facts that SAR dogs affect as well as affect humanity. Working with little or no personal protective equipment during search and rescue interventions makes them completely vulnerable to these hazards. In the limited resources in the literature on CBRN risks and dangers that search and rescue dogs working in disaster areas may encounter, SAR dogs are exposed to many chemicals and toxic agents during these studies, as well as biological hazards such as protozoal or coliform bacterial organisms, and radiological hazards such as the risk of ingesting radioactive materials and breathing dust. their arrival has been determined. With this study, it was aimed to emphasize the dangers faced by SAR dogs and to emphasize what has been done and what should be done to reduce the possible risks. As a result, necessary precautions should be taken to prevent and/or reduce these possible exposures of SAR dogs, and further studies should be carried out for appropriate standard procedures for appropriate rehabilitation and decontamination.
- MakaleAçık Erişim2022Bir Gülmece Unsuru Olarak Doktor-Hasta-Hasta Yakını İlişkileri: Online Karikatürler Üzerinden Bir İnceleme
Taşdelen, Birgül; Ayaz, Ferihan; Ayaz, Hakan
Sağlık profesyonelleri ve hastalar arasındaki iletişim, doğası gereği sorunludur. Doktor ve hasta ya da hasta yakını ilişkilerinde mesajın tam olarak doğru bir şekilde iletilmesi önemlidir. Doktorlar hasta ve yakınlarıyla açık bir şekilde iletişim kurmak istemektedirler, ancak teknik terminolojiye hakimlik, halk dilinde terminolojik karşılığı olmayan kelimeleri kullanma ve çoğunlukla hasta ve yakınlarının anlayabileceğinden daha fazla bilgiyi iletme çabası, hasta ve yakınlarıyla empati ve güven bağı kurmayı engellemektedir. Bu durum, doktorların hasta ve hasta yakınlarıyla sağlıklı bir iletişim kurmasını engellemektedir. Hasta ve yakınlarının da tıbbi terminolojiyi anlayamama, konulan teşhisle meşgul olma, kaygı, endişe ve hatta bazı durumlarda panik olma gibi konsantrasyonu güçleştiren faktörler nedeniyle doktorla sağlıklı bir iletişim kuramadıkları söylenebilir. Dolayısıyla bu çalışmada doktor, hasta ve yakını arasında iletişim sorunlarının karikatürlere nasıl yansıtıldığı doktor, hasta ve hasta yakını arasındaki iletişimi tasvir eden 113 karikatür üzerinden analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, incelenen karikatürlerde doktor-hasta ilişkilerinin merkeze alındığı görülmektedir. Karikatürlerde doktorun hastayla iletişim kurma becerisindeki eksiklikler ve doktorların yanılmaz olduğu şeklindeki anlatıların hicvedildiğine rastlanırken, hastanın ise büyük oranda kurban olarak tasvir edildiği ve kafası karışık, doktor dilinden anlamayan/cahil olarak betimlendiği görülmektedir. Modern tıp pratiğinin yaygın bir eleştirisinin yapıldığı karikatürlerde, hastaların kaygılarının bazen doktorun kaygılarından farklı olduğu gerçeğinin de göz ardı edildiği yansıtılmaktadır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022COVID-19 Pandemisinde Yaşlı Olmak
Hintistan, Sevilay; Cin, Aynur
Aniden ortaya çıkan, tsunamiye benzetilen, milyonlarca insanı enfekte eden/öldüren ve tüm dünyaya yayılan COVID-19, 11 Mart 2020’de DSÖ tarafından “pandemi” olarak kabul edilmiştir. Dünyayı durma noktasına getiren ve toplumları alt üst eden COVID-19’un etkileri halen devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı COVID-19 pandemisinin yaşlılar üzerindeki etkileri, pandemide yaşlıların bakımı ve korunması ile ilgili literatür bilgisinin derlenmesidir. COVID-19 özellikle yaşlılarda fiziksel, psikolojik ve sosyal değişikliklere yol açmıştır. Yaşlılar, COVID-19 nedeni ile bakım ve tedaviye ulaşmada güçlük yaşamış, ağır semptomlar deneyimlemiş, yoğun bakım ihtiyaçları artmış, yoğun bakım ünitelerinde daha uzun süre kalmış ve hatta yeterli beslenememişlerdir. Ayrıca, yaşlıların COVID-19’a bağlı fiziksel inaktivite, yaş ayrımcılığı, sosyal izolasyon ve yalnızlık, kronik hastalıkların yönetiminde güçlük, dayanıklılıkta azalma ve kırılganlıkta artma nedenleri ile morbidite ve mortalite oranları da yükselmiştir. Yaşlılar için özellikle sağlık hizmetleri ve sosyal koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, bakım ve desteğe erişimin iyileştirilmesi, uzun süreli bakımın sağlanması ve dijital erişim uçurumunun kapatılması gibi konular vurgulanmıştır. Sonuç olarak pandemi döneminde kırılgan ve dezavantajlı grup olan yaşlılar göz ardı edilmemeli tüm sorunları belirlenmeli, devlet ve sağlık profesyonelleri tarafından sorunlarına çözüm bulunmalı ve oluşturulan politikaların yaşama geçirilmesinde iş birliği sağlanmalıdır.
- MakaleAçık Erişim2022The investigation of the patients who apply with the cause of chronic low back pain to the chiropractic clinic
Arslan, Mesut; Saral, İlknur; Donat, Ali
In this cross-sectional study, it was planned to examine the relationship between age, gender, daily life activity habits, clinical examination findings and treatment sessions number of the patients with chronic low back pain who applied for chiropractic treatment. After examination of the patient files, who were treated at Private Clinic between January 2010 and December 2017, 408 patients’ data were accepted into study. Patients; demographic characteristics, physical examination findings and imaging results were examined. Age, gender, sedentary time (sitting), activity level, stress level, pain duration, spinal dysfunction segments and treatment number were included. Patients’ mean age was 43.1 ± 12.6 years, 205 were male (50.2%) and 203 (49.8%) were female. When the total number of received treatment sessions were examined, the average for all patients was 3.5±2.9. The number of treatments were significantly higher in the groups with pain duration of 6-10 years and 11 years and above, compared to the group with 0-5 years of pain (p = 0.009). There was a significant difference between the patients' pain duration and number of treatment sessions. However, there was no significant difference in age, gender, daily life activity habits, clinical examination findings and number of treatment sessions in our study.
- MakaleAçık Erişim2022Türkiye’de sağlık iletişimi: sağlık çalışanları üzerine yapılmış bir araştırma
Yilmaz, Dursun; Günay, Mehmet Akif
Sağlık hizmetlerinde hastaları tedavi etmek kadar etkili olan diğer bir unsurda onlarla doğru iletişim kurmak ve iyi ilişkiler geliştirmektir. Sağlık hizmetlerinde hastalarla ve yakınlarıyla kurulan doğru ve etkili bir iletişimin tedavi sürecine pozitif katkılar sağladığı sağlık hizmeti profesyonellerinin genel bir kanaatidir. Bu sebepten doğru ve nitelikli bir sağlık (hasta) iletişimi sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez bir unsuru kabul edilmektedir. İlk olarak 1970’li yıllarda ABD’de ortaya atılan sağlık iletişimi kavramı 1990’lı yıllarda Türkiye’de tıp fakülteleri müfredatına girmiş, 2000’li yıllardan sonra da müstakil bir alan olarak lisansüstü çalışmaların konusu olmuştur. Türkiye’de kamuya ait sağlık kurumlarında 500 bini hekim, hemşire, ebe gibi doğrudan sağlık çalışanı toplam bir milyondan fazla çalışan hizmet vermektedir. Çalışanlarının tümünün eğitim hayatında sağlık iletişimi konusunda ders almadığını varsayan Sağlık Bakanlığı gerek uzaktan eğitim yolu ile gerekse yüz yüze ve uygulamalı olarak bu konuda çalışanlarına sürekli eğitimler vermektedir. Bu kadar çok çıktıyı etkileyen bu süreç daha derinlemesine incelenerek sağlık çalışanlarının sağlık iletişimi hakkındaki tasavvurları/bilinçleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Odak grup çalışması yöntemiyle verilerin toplandığı bu çalışmaya hekim, hemşire, tıbbi sekreter, hasta yönlendirme ve laboratuvar çalışanı gibi muhtelif mesleklerde hizmet veren 18 kişi katılmıştır. Katılımcılara iletişimi nasıl anladıkları ve yorumladıklarına yönelik açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Alınan cevaplar içerik analizine tabi tutularak sağlık çalışanlarının ifadelerinden hareketle çalışanlar ile hastalar arasında ve çalışanların birbirileri arasındaki iletişim süreçlerinde yaşanan soruların neler olduğu, bu sorunların kaynağı, nedenleri ve çalışanların bu sorunlarla nasıl başa çıktıkları hakkında bilgiler toplanmıştır. Araştırmada çalışanların iletişimi daha çok bir süreç olarak algıladıkları ve bunu sonucunda etkin iletişim kuramadıkları ortaya çıkmıştır. Bununla beraber iki taraf arasında mevcut olan güvensizlik sorunu etkili iletişim kurmayı engelleyen önemli bir unsur olarak kendini göstermiştir.
- MakaleAçık Erişim2022The effect of psychological well-being on work engagement in healthcare personnel
Sımsek, Tugçe
It is observed that all organizational employees in the service sector are worn out both physically and mentally while performing their jobs. It is known that especially the personnel working in the health sector are constantly intertwined with people due to their jobs. In this context, this study aims to reveal the relationship between the psychological well-being of health and work engagement of health workers. At the same time, the effect of psychological well-being on employees' work engagement has also been the subject of research. 166 of the 190 health workers reached by snowball sampling from the health personnel working in the provinces in the Eastern Black Sea region were included in the study. Research data were obtained through an online-survey. For the analysis of the data, descriptive, correlation and regression analyzes were performed using the SPSS Statistics 22 program. The results suggest that there is a positive moderately significant relationship between psychological well-being of health workers and work engagement, and that psychological well-being of health workers have a positive effect on the work engagement.
- MakaleYalnız künye2022Siberkondri ve E-Sağlık Okuryazarlığı Arasındaki İlişki
Mansur, Fatma; Ciğerci, Kübra
İnternet ile her bilgiye hızlıca ulaşabiliyor olmak sağlık bilgisi konularında çevrimiçi aramaları daha cazip kılmaktadır. Ulaşılan bilginin fazlaca olması doğruluğu hakkında kararsızlığa sebep olmakta ve bireyde kaygı düzeyini artırmaktadır. Doğru ve faydalı bilgiye ulaşabilme durumu çevrimiçi aramalarda e- sağlık okuryazarlığına dikkat çekmekte diğer taraftan da aşırıya kaçan sağlık bilgisi arama davranışı ve anksiyetenin bir çeşidi olan siberkondri hakkında merak uyandırmaktadır. Buradan yola çıkarak araştırmanın amacı, 18 yaş ve üzeri bireylerin siberkondri düzeyleri ile e-sağlık okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve değişkenlerin birbirine olan etkilerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada “Siberkondri Ciddiyet Ölçeği” ile “E-Sağlık Okuryazarlık Ölçeği” kullanılmış olup 763 kişiye ulaşılarak araştırma tamamlanmıştır. Araştırma sonucuna göre katılımcıların Siberkondri Ciddiyet Ölçeği puanları ve E-sağlık Okuryazarlığı Ölçek puanlarının pozitif yönlü bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. E-sağlık Okuryazarlığı düzeyinin siberkondri düzeyini etkilediği, Siberkondri Ciddiyet Ölçeği alt boyutlarınında (zorlantı, aşırı kaygı, aşırılık, içini rahatlatma, doktora güvensizlik) katılımcıların E- sağlık Okuryazarlığı Ölçeğine verdikleri puanlar ile açıklanabildiği sonucuna varılmıştır. Sosyo- demografik özellikler ile ölçek puan sonuçlarına bakıldığında siberkondri düzeyini cinsiyet, yaş ve medeni durum, e-sağlık okuryazarlığı düzeyini ise yaş ve eğitim durumunun etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleYalnız künye2022Hastane Afet ve Acil Durum Planı Eğitim, Hazırlık Düzeyi ve Çalışanların Bilgi Seviyelerinin Tespit Edilmesi: Antalya İli Örneği
Cengiz, Sevil; Sarik, Mustafa Enes
Günlük yaşamda en ufak aksamaların bile büyük sıkıntı yarattığı sağlık hizmetlerine, acil durumlarda ve afet dönemlerinde daha çok ihtiyaç duyulur. Hastaneler bu dönemlerde rutin işlerini aksatmadan devam ettirerek artan talebi ve ihtiyacı karşılamak zorunda kalmaktadırlar. Hastane afet ve acil durum planı (HAP), afet öncesini, afet anını ve sonrasını kapsamakla birlikte hastanelerin güvenli hale getirilmesini, ilk 72 saat hizmeti aksatmadan ve dışarıdan yardım gelmeyecek şekilde hazırlanmalarını hedefler. Bu çalışmanın amacı; Antalya ilindeki hastanelerin HAP eğitim ve hazırlık seviyelerinin tespit edilmesi ve çalışanların bu konudaki bilgi düzeylerinin belirlenmesidir. Araştırmanın çalışma evreni, Antalya il sınırları içindeki kamu, özel ve üniversite hastanelerinde çalışan (toplamda 49 hastane) ve HAP eğitimi almış personeldir. Araştırma örneklemini belirlemek için kullanılan yöntem tesadüfi olmayan örnekleme metotlarından biri olan kolayda örnekleme metodudur. Toplamda 222 deneğe anket bizzat araştırmacının kendisi tarafından uygulanmıştır. Ankette demografik değişkenlerle (10 soru) ve HAP’la (9 soru) ilgili genel sorular, HAP eğitim ve hazırlık durumu tespiti ile ilgili sorular (34 soru) ve HAP bilgi düzeyi ile ilgili sorular (25 soru) bulunmaktadır. Araştırma tanımlayıcı ve betimleyici nitelik arz etmekte olup, sonuçlar frekans ve yüzde tablolarıyla verilmiştir. Araştırma 01.11.2018 ve 01.03.2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda kapsam dahilindeki hastanelerin genel anlamda HAP eğitim ve hazırlık düzeylerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu bulunmuştur. Ayrıca çalışanların HAP bilgi seviyeleri testi sonucunda elde edilen bulgular, çalışanların orta-yüksek düzeyde HAP bilgisine sahip olduğunu göstermiştir.
- MakaleYalnız künye2022Determination of the Factors Affecting the COVID-19 Knowledge Levels and the Status of Being Diagnosed with COVID-19 in Healthcare Employees Struggling with Pandemic
Sahin, Ceyda Uzun; Kulakaç, Nurşen
The present study was conducted to determine of the factors affecting the COVID-19 knowledge levels and the status of being diagnosed with COVID-19 in healthcare employees struggling with the pandemic. This study, which was planned in cross-sectional and descriptive-correlational design. The healthcare employees working in hospitals in 6 city centers in the Black Sea Region, which has the highest number of COVID-19 cases in Turkey, were included in the study (n=385). It was determined in the present study that 33.85±9.11 (min.20, max.60), 57.9% of the participants were female, 43.4% were nurses, and 47% were infected with coronavirus. It was found that the factors that affected the coronavirus knowledge scores of health employees significantly were being diagnosed with COVID-19, presence of chronic diseases, receiving psychological support, female gender, and fighting COVID-19 in the front line. The risk factors for being infected with coronavirus disease were found to be the lack of personal protective equipment, unit worked at, and N95 mask replacement time (p<0.05). As a result of this study, ıt is recommended to provide evidence-based trainings to prevent transmission of future outbreaks and to support coping strengths since infection in healthcare employees is high.
- MakaleYalnız künye2022Applicability of the Financial Health Scores Index
Çam, Alper Veli; Benli, Emre
Financial decision-making is defined as the act of performing financial activities in the most appropriate way in order to evaluate the investments of individuals or companies. Individuals have begun to need a certain level of financial education to maintain their daily lives. With these needs, concepts such as financial awareness, financial literacy and financial health have emerged. The concept of financial health is a current concept. The importance of the concept of financial health has become more evident in the Covid-19 process. In this process, the financial health levels of individuals whose incomes decreased began to decline. From this point of view, the aim of the study is; to reach information about their financial status by determining the financial health scores of individuals. In the study, Financial Health Index Model (FHIM) developed by the members of Gümüşhane University Accounting-Finance Department was used. Gümüşhane University employees were included in the scope of the study. The data used in the model were collected with the OECD/INFE Financial Literacy Scale. In the study, the data of a total of 283 employees were analyzed and adapted to the model. As a result of the study, the average financial health scores of individuals working at Gümüşhane University were determined as 64,1432. This score is in the high score range above the average score. The model used in the study can be used as an important index value, especially in determining the services that banks will offer to individual customers. In addition, the model of the study can be used to determine the level of financial education that individuals will receive. It is expected that FSEM will make an important contribution to the literature.
- MakaleYalnız künye2022COVID-19 Pandemisinin Sağlık Hizmetlerinin Sürdürülebilirliğine Etkisinin İncelenmesi
Akbulut, Meryem; Kaya, Afşin Ahmet; Kıymış, İbrahim
Küreselleşmenin hayatımızı kolaylaştıran olumlu etkilerinin yanı sıra olumsuz etkileri de farklı bağlamlarda etkisini göstermiştir. Küreselleşmenin olumsuz etkilerinin son örneği, tüm dünyayı ve tüm toplumları derinden etkileyen COVID-19 pandemisi olmuştur. COVID-19 pandemisi özellikle sağlık hizmetlerini olumsuz etkilemiştir. Bu çerçevede bu çalışmanın amacı, COVID-19 pandemi sürecinin sağlık hizmetlerinin sunumuna olan etkisini değerlendirmektir. Bu araştırmanın örneklemi seçilirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Sağlık hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren kurum yöneticileri ile operasyonel müdahaleler, lojistik ve kaynak yönetimi, kurumlar arası koordinasyon, iş sağlığı ve güvenliği, planlama ve finansal yönetim gibi konularda açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış bir form kullanılarak görüşülmüştür. Bazı yöneticiler, özellikle küçük ölçekli hastanelerin afet ve acil durumlara hazırlıklı olmadığını belirterek, planlamanın ve hazırlıklı olmanın önemine vurgu yapmıştır. Bu bilgiler ışığında, her hastanenin Hastane Afet ve Acil Durum Planlarına gereken özeni göstermeleri ve tüm personeli sürece dahil ederek gerekli hazırlıkları yapmaları şarttır. Planlama ve hazırlıklı olmanın temeli hem teorik hem de pratik olarak ele alınması gereken tatbikatlardır. Hastanelerin en olası riskleri içeren afet ve acil durum senaryoları oluşturmaları ve bu yönde tatbikatlar yapmaları gerekmektedir. Senaryonun gerçek olması durumunda beklenmedik durumlarla karşılaşmamak için gerçekçi senaryolar oluşturulmalı ve bu senaryolar tüm yönleriyle ele alınmalıdır. Tatbikatlar her yıl aynı senaryoya dayanmamalıdır. Ayrıca her yıl müdahale seviyesi artırılmalı ve mevcut kapasiteler yeniden değerlendirilmelidir.
- MakaleYalnız künye2022The Acute Effect of High-Intensity Functional Exercises on Circadian Rhythm and Anaerobic Performance Parameters
Bayrakdaroğlu, Serdar; Bayer, Ramazan; Eken, Özgür
Kickboxing is a sport that involves high intensity and short intervals. High intensity functional training can contribute to training kickboxers specific to the competition. The purpose of this study is to examine the acute effect of high-intensity functional exercises on circadian rhythm and anaerobic performance parameters. The study consisted of 15 volunteer male kickboxers (age, 20.67± 1.23 years; height, 173.60± 3.18 cm; 69, 20±2.67 kg; BMI 23.03±.49) between the ages of 18-25. The research protocol consisted of multimodal HIFT exercises performed at different times of the day. After HIFT protocol; T-line agility, vertical jump, average and peak power data were obtained from the volunteers at different times of day (09.00 am; 01.00 pm; 05.00 pm). There was find statistically significant difference between vertical jump [F(1,145)= 129.54 p=.000, partial eta square:,902], peak power values [F(1,275)= 122.89 p=.000, partial eta square:,898], average power values [F(1,139)= 124.23 p=.000, partial eta square:,899], T- line agility times [F(1,925)= 39,227 p=.000, partial eta square:,737] after HIFT in the morning, afternoon and evening protocols (p< 0.05). The best scores were obtained in the evening (05.00 pm) values for all parameters. It was determined that HIFT had better effect on vertical jump, average power, peak power and T-line agility in the evening than morning and afternoon hours.
- MakaleYalnız künye2021Gümüşhane Devlet Hastanesine Başvuran Göçmen Gruplarının Poliklinik Hizmetlerinin ve Maliyetlerinin Analizi
Cengiz, Sevil; Kıymış, İbrahim
Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane Devlet Hastanesi (GDH)’ne 2014, 2015 ve 2016 yıllarında başvuran göçmen gruplarının demografik özelliklerini (göçmenlerin yaşı, cinsiyeti, tanısı, uyruğu, poliklinik hizmetleri) incelemek ve GDH’ne maliyetlerini (hem yıllara göre maliyet hem de toplam maliyet) tespit etmektir. Çalışmada “Betimsel İçerik Analizi” yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada kullanılan veriler GDH’den gerekli izinler alındıktan sonra dijital ortamda dosya şeklinde teslim alınmıştır. Verileri analiz etmek için SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonucu, sağlık sisteminde göçmen gruplarına yönelik yapılan harcamaların yönetilmesinde ve planlamasında idarecilere, yöneticilere ve karar vericilere fikir verecektir. 2014 yılında göçmen grupların GDH’ne başvuru sayıları 699 iken, 2015 ve 2016 yıllarında ise 977 ve 1445’tir. 2014, 2015 ve 2016 yıllarında göçmen gruplar GDH’ne 3.121 kez başvurmuşlardır. 3 yıl boyunca GDH’ne başvuru yapan göçmen grupların çoğunlukla Afganistan İslam Cumhuriyeti vatandaşları olduğu görülmektedir. 3 yıl boyunca yapılan başvuruların cinsiyet ve yaş durumları incelendiğinde, genel olarak 16-30 yaş grubundaki göçmenlerin ve kadınların başvuru yaptığı görülmektedir. Göçmen grupların GDH’ne en çok Kas-İskelet ve Bağ Dokusu Hastalıkları ve Solunum Sistemi Hastalıkları tanısı ile başvurduğu görülmektedir. Ayrıca 2014, 2015 ve 2016 yıllarında en fazla başvuru Acil Polikliniğine olmuştur. Göçmen grupların GDH’ne maliyetleri incelendiğinde; 2014 yılında 32.999,57 TL, 2015 yılında 43.059,04 TL ve 2016 yılında 64.958,37 TL olduğu görülmüştür. 2014, 2015 ve 2016 yıllarında göçmen grupların GDH’ne toplam 141.011,98 TL maliyeti olmuştur. Sonuç olarak her geçen yıl göçmen grupların hastaneye maliyetlerinin ve başvuru sayılarının arttığı tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2021The Effect Of The Stress Perceptıon Level of Health Care Workers on the Musculoskeletal Paın in the COVID-19 Outbreak
Arslan, Mesut; Palalı, İsmail; Atan, Sibel Gayretli
Objective: This study was planned to evaluate the effect of the stress perception level of healthcare workers on musculoskeletal pain in the COVID-19 epidemic.Methods: 232 individuals who worked in the field of health and participated voluntarily in the study during the COVID-19 process were included in the study. Individuals participating in the study were evaluated with an evaluation form consisting of the Demographic Information Form, the Perceived Stress Scale, and the Nordic Musculoskeletal System Questionnaire. The evaluation form was created on google forms application. Data were collected on the internet via WhatsApp and e-mail. Chi-square test and T test were used to analyze quantitative independent data. The level of significance was accepted as p <0.05 for all analyzes.Results: 206 people, 96 men (53.4%) and 110 women (46.6%), was included in the study. The average age of the participants was 32.71 ± 7.55 year. Individuals participating in the study; 85 (41.3%) were Physicians, 56 (27.2%) were Physiotherapists, 26 (12.6%) were Nurses / Midwives and 30 (14.6%) were Health Technicians. According to the comparison of the perceived stress level was compared with pain in the last 12 months, work disability due to pain in the last 12 months, and presence of pain in the last 7 days, a significant relationship was found between the perceived stress level and low back pain in the last 12 months and last 7 days, and wrist / hand pain in the last 7 days. (p = 0.039, p = 0.013, p = 0.047, respectively). There was no significant relationship between perceived stress level and descriptive parameters. When descriptive parameters were compared with wrist / hands pain in the last 7 days, a significant relationship was found only with gender (p = 0.023).Conclusion: In this study, the results found that hand/wrist and low back pain are associated with stress in healthcare personnel working in the COVID-19 environment will contribute to the literature. The number of studies on this subject is very few. Studies with a high population are needed in the future.
- MakaleAçık Erişim2021Evaluatıon of Health Literacy and Healthy Lifestyle Behaviors of Unıversıty Students that Study in Health-Related Department
Karakullukçu, Serdar; Kilinc, Ali Yasar; Kazak, Aysun; Coşkun, Nuran
INTRODUCTION: This study is carried out to determine the health literacy and healthy lifestyle behaviors of university students studying in health-related departments. METHODS: The descriptive and cross-sectional study was carried out between February and May 2020. The research was completed with 1086 students studying and accepting to participate the research in health-related departments at three different state universities. During collecting the data, “Questionnaire Form”, Health Literacy Scale” and “The Healthy Lifestyle Behaviors Scale II” are used. RESULTS: The average score of the students from Turkish Health Literacy Scale was 36.2 ± 8.3 and 41.3% of them have sufficient health literacy. The students' “Healthy Lifestyle Behaviors Scale II” mean score is 125,3 ± 24,0 and is at an intermediate level. It was observed that some characteristics such as gender, income level, perception of health, education status of parents, the faculty and department of education were effective on the scores obtained by the students from the scales. It has been determined that individuals with high health literacy scores have more healthy lifestyle behaviors. DISCUSSION AND CONCLUSION: It is of great importance to increase the level of health literacy in students studying health sciences in order to develop and maintain healthy lifestyle behaviors.
- MakaleAçık Erişim2021Psychological Resilience Levels of Nursing Students and Coping Strategies in the COVID-19 Process: Descriptive Study
Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar; Gül, Uğur
T Objective: Coronavirus disease-2019 (COVID-19) is a serious public health problem that affects millions of people around the world physically, emotionally, psychological and economically. The purpose of this research is to evaluate the psychological resilience and coping strategies of nursing students during the COVID-19 outbreak. Material and Methods: This descriptive study was conducted between February-June 2020 with a total of 112 students studying in the third grade. “Descriptive Information Form”, “Question Form for COVID-19 Process” and “The Brief Resilience Scale” were used to collect data. Student’s t, Kruskal-Wallis and Mann-Whitney U-tests were used to evaluate the data. Results: The average score of the nursing students’ psychological resilience is 19.32±4.27 and is at the “medium” level. The difference between nursing students’ gender, sleep patterns, mental disorders, changes in their time and health and their psychological resilience scores were found to be statistically significant (p<0.05). 46.4% of the nursing students stated that “the measures are a little too flexible than they should be” regarding the measures taken by the Ministry of Health. In the COVID-19 outbreak, nursing students stated 67.3% of used behavioral, 18.8% mental, 9.2% physical, and 4.7% faith coping strategies. Nursing students of the coping strategies and socio-demographic variables between determined there was no statistically significant difference (p>0.05). Conclusion: The result of this research, it was found that the psychological resilience level of the nursing students was medium level and they used "behavioral, mental, physical and religious" coping strategies in the COVID-19 epidemic.
- MakaleYalnız künye2021Üniversite Çalışanlarının Akılcı İlaç Kullanımı ve Sağlık Algısına Yönelik Tutum ve Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi
Ulutaşdemir, Nilgün; Çifçi, Sema; Değer, Vasfiye Bayram
Bu araştırma bir devletcen üniversitesinde görev\ryapan personellerin Akılcı İlaç Kullanımı (AİK)\rdavranışlarının ve sağlık algılarının belirlenmesi\ramacı ile yapılmıştır.\rKesitsel tipteki bu araştırmanın evrenini\rTürkiye’de bir devlet üniversitesinde görev yapan tüm\rpersonel oluşturmuştur. Araştırma, çalışmaya\rkatılmayı kabul eden 342 personelle tamamlanmıştır.\rAraştırmanın verileri, pandemi koşullarından dolayı,\rçevrimiçi anket aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen\rveriler, SPSS 18 programına kaydedilerek, analizlerde\rtanımlayıcı istatistikler, normallik testleri, MannWhitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Spearman\rkorelasyon kullanılmıştır.\rAraştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması\r36,54±8,05 olarak bulunmuştur. Bireylerin %79,2’si\rerkek, %29,2’si doktora mezunu, %44,7’si akademik\rpersoneldir. Bireylerin AİK bilgi puan ortalaması\r(35,69±5,30) yeterli düzeyde olup, Akılcı İlaç\rKullanımını, eğitim durumu, anne ve baba eğitim\rdurumu, meslek, ekonomik düzey, aile tipi, cinsiyet ve\ryaşadığı yerin sağlık merkezine uzaklığı gibi faktörler\retkilemektedir (p<0,05). Bireylerin sağlık algısı ise\rorta derecede (51,15±7,97) olup sağlık algısını eğitim,\rmeslek ve sosyoekonomik düzey etkilemektedir\r(p<0,05). Akılcı ilaç kullanımı ve sağlık algısı\rkonularında önemli adımlar atılabilmesi için öncelikle\rbu konulardaki mevcut durumun ortaya konması,\rbireylerin bu konulardaki bilgi düzeyleri ve\rtutumlarının belirlenmesi gerekmektedir. Sağlık algısı\rve İlaç kullanımı bilincinin arttırılmasına yönelik\reğitimler, araştırmalar ve sosyal politikalar\ryaygınlaştırılmalıdır.\rAnahtar Kelimeler: Akılcı ilaç kullanımı, Üniveriste\rpersoneli, Sağlık algısı, Tutum




