Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Hakkıoğlu, Mümin(13)
- Kiremitçi, Ferdi(8)
- Yalcin, Elif Guvendi(7)
- Tılfarlıoğlu, Musa(6)
- الأحمد, محمد(6)
- Doğan, Hasan(5)
- Doğan, Çağlayan(4)
- Yazbahar, Zehra(4)
- Alahmad, Mohamad(3)
- Ayyildiz, Mustafa(3)
- Bağrıaçık, Yeşim Işık(3)
- Demir, Nalan(3)
- Güneş, Mustafa(3)
- Işık, Yeşim(3)
- Yeşilçayır, Celal(3)
- Çatak, Adem(3)
- Kuyanay, Mehmet(2)
- Kızılözen, Cihangir(2)
- Selman, Ahmet(2)
- Uysal, Mehmet Başak(2)
- Yalçın, Dilek(2)
- Yalçın, Fatih(2)
- Çapoğlu, Kemal(2)
- Abdurrahman, Arslan(1)
- Akkanat, Salih(1)
- Aktürk, Esra Canlı(1)
- Arısoy, Ekin(1)
- Aydın, Muhammet(1)
- Baytok, Rahime(1)
- Bilge, Topaloğlu Ayşe(1)
- Budak, Nihan(1)
- Demir, Sertac Timur(1)
- Demirtaş, Haşim(1)
- Dost, Betül Özcan(1)
- Duran, Ramazan(1)
- Efe, Fehmi(1)
- Efendıoglu, Süleyman(1)
- Emel Turgut(1)
- Evren, Savaş(1)
- Fidan, Giray(1)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2017Halide Edip as a Novelist who has Monologic Discourse: Vurun Kahpeye and Zeyno'nun Oğlu Samples
Uyar, Fatih
The introduction of the novel into Turkish literature coincided with the Tanzimat period. In this period, literature gains functionality through the mission of educating and transforming society, the novel was also affected by this mission. The novel that has facility to reflect all stages of society and social events, takes route according to its writer's style and the period when it was written. Halide Edip as a novelist of the republic period is seen as a novelist who undertook certain missions for the formation of the society and construction of the national identity in the transition period from emperorship to nation state. The writer who wrote with the conscious of creating a new nation builds her works with the approach which is qualified as a "monologic discourse" and she wrote on the cases like "Independence War" and "Greek Occupation". In this study, Halide Edip's Vurun Kahpeye and Zeyno'nun Oğlu novels are going to be analyzed in the context of firstly Bakhtin's polyphony theory in novel and secondly the methodology as the means of construction of meaning developed by Thompson. Thus it is going to be explained the interaction between Halide Edip's style and discourse.
- MakaleYalnız künye2017Türk İslam Edebiyatında Manzum Hicretnâmeler ve Mustafâ Fevzî b. Nu˘mân’ın “Hicret-i Habîb-i Rabbü’l- Âlemîn” Başlıklı Mesnevisi
Kiremitçi, Ferdi
Türk İslam edebiyatındaki dinî-edebî türlerin genellikle Hz. Muhammed üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu türlerden biri de manzum hicretnâmelerdir. Bu türdeki eserler, çoğunlukla Hz. Muhammed'in miladî 622 yılında Mekke'den Medîne'ye göçünü anlatan manzum metinlerdir. Türk İslam edebiyatındaki müstakil manzum hicretnâmelerin bilinen tek örneği Süleymân Nahîfî'ye aittir. Ancak, edebiyatımızın farklı dönemlerinde bu konuda yazılmış pek çok şiir ve manzume bulunmaktadır. Hatta, bazı klasik şairlerimiz divan ya da mesnevilerinin bir bölümünü bu olayı anlatmaya tahsis etmişlerdir. Bu çalışma giriş ve onu izleyen üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş kısmında hicret kavramının tanımı yapılmış ve Hz. Muhammed'in hicret olayı özetlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, hicret konusunun edebiyatımızın farklı dönemlerinde nasıl ele alındığından bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, manzum hicretnâmelerin müstakil veya bölüm hâlindeki örnekleri tanıtılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise türün önemli örneklerinde biri olan Hicret-i Habîb-i Rabbü'l-Âlemîn adlı mesnevinin tahlili ve metin neşrine yer verilmiştir. Bu çalışmayla edebiyat tarihi kaynaklarımızda adı geçen fakat bir bütün hâlinde daha önce değerlendirilmeyen manzum hicretnâmeler üzerinde durulmuş, çalışmanın dinîedebî türler hakkında mesai harcayan araştırmacılara ve Hz. Muhammed'in hicretini manzum olarak bir kez daha hatırlamak isteyen okuyuculara katkı sunması amaçlanmıştır
AtıfTR Dizin3İncele - MakaleYalnız künye2017The phenomenon of woman ın safiye erol’s novels
Baytok, Rahime; Ayyildiz, Mustafa
In this study, concept of “woman” in writings of Safiye Erol who started to write in Germany and later on wrote novels was analyzed. After her life relevant to art was mentioned, positions of women in her works were socially and literally viewed. Changing perception of woman in society within the process was also investigated to find out Erol’s female characters’ distinctive features. Especially man-woman relationships and after that positioning of female characters in society were elaborately analyzed. In the path of family and society analyses of experiences which have influence to occur emotions such as love, shame, envy, missing and compassion are at the center of analyses. In other words, it is targeted that female figure from before the Tanzimat to the Republic is searched at the core of Safiye Erol’s workings. In this research which also studied Erol’s female characters that individually live personality and perception clash, total inferences are in conclusion
AtıfTR Dizin2İncele - MakaleYalnız künye2017Klasik türk edebiyatı manzum nasihatname geleneğinin son hacimli örneği: muhammed şerîfî ve pend-i gülistân mesnevisi
Kiremitçi, Ferdi
Bu çalışmanın amacı, XIX. yüzyıl şairlerinden Erzurumlu Muhammed Şerîfî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliğini belirlemek; şairin klasik Türk edebiyatındaki manzum nasihatname geleneğinin son hacimli örneği konumunda olan "Pend-i Gülistân" adlı mesnevisini tanıtmaktır. Çalışma, giriş ve onu izleyen iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde klasik Türk edebiyatı öğretici metin türlerinden olan "nasihatmeler" hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Şerîfî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği dikkatlere sunulmuştur. İkinci bölümde "Pend-i Gülistân"ın şekil ve muhteva özelliklerinden bahsedilmiştir. Eserin yazılış sebebi ve tarihi, dil ve anlatım özellikleri ve içeriği hakkında bilgi veren bu bölümde; şairin ele aldığı dinî, tasavvufi ve ahlakî unsurları içeren bölümler tanıtılmıştır. Şerîfî, eserini sanat kaygısından çok bireye ve topluma ışık tutmak için yazdığını belirtmiştir. Bu yüzden öğütlerinin dikkate alınmasını ve davranışa dönüştürülmesini tavsiye eder. "Pend-i Gülistân"da Şerîfî'nin bilgi, ahlak ve insani değerlerle yoğrulmuş bir insan modelini arzuladığı görülmektedir
- MakaleYalnız künye2017The Tradition as an Establishing Factor: Akif İnan’s View of Tradition and its Projection in His Poetry
Yalçın, Fatih
Emerging with the beginning of New Turkish literature, the discussion of tradition is a phenomenon that has kept its popularity till today. This argument proceeds in parallel with the discussion made about westernization process. Rising with the natural consequence of the physical defeat against the West, this process results in a discussion and a manner that has kept its effect up to date. This discussion- which always remains on the agenda in terms of comparisons between old-new, traditional-modern- keeps its existence as one of the most significant social dilemmas and, above all, as the most important problem of our identity formation. Inan, who penned his early poems in 1960s and published Edebiyat magazine with Nuri Pakdik, Rasim Özdenören and Erdem Beyazıt in 1969 and Mavera magazine with Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Alaeddin Özdenören and Ersin Gürdoğan in 1976, made an effort to transform these literature magazines into a school of literature. Inan wrote with the perspective of inclusive innovation inspired by the tradition. Bringing the tradition of Divan poetry together with the poetry concept of the day, Inan produced an innovative and original poetry that did not ignore and repeat the tradition. As Birkan suggests, he “achieved using verse forms, syllabic meter and folk poetry of Divan literature hand in hand”. His poetry includes a characteristic that carries the specialty and expression ability of classical poetry into the modern day. The present study aims to determine the reflections of Turkish poetry tradition on his poetry and analyze the literary and traditional views of Mehmet Akif Inan who provides Turkish poetry with sensitivity and forges a link between Divan poetry and today by asserting that: “The literature itself establishes its own material by collecting it from the age. While doing this, he maintains its concern with the past and reaches the future. The body of literature exists in its age and its one hand touches the past while the other one touches the future. It cannot disrupt the relation with the past because it is interested in its age which is an ordinary extent of the past; namely, its age is folded over its past”
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2017Respect for Tradition: The Role of War Poets in Michael Longley’s Poetry
Hakkıoğlu, Mümin
Bu çalışma, I. ve II. Dünya Savaşları'nda yaşamlarını yitiren savaş şairlerine birçok şiirinde açık ya da örtülü göndermede bulunan Kuzey İrlandalı şair Michael Longley'nin öncellerini şiirlerine konuk etme nedenlerini incelemektedir. Sözü edilen ilginin şiirsel, politik ve ailesel olmak üzere üç temel nedeni olduğu söylenebilir. Longley, şiirlerini savaş şairlerine açarak savaşın ve dolaylı olarak 1969-1998 yılları arasında ülkesini kuşatan silahlı çatışmaların boşunalığını anlatmış ve şiddetin sonuçlarına yönelik Kuzey İrlanda halkına uyarılarda bulunmuştur. I. Dünya Savaşı'nda binbaşı olarak görev yapan babasını ve cephe gerisinde çalışan dayısını savaş şairlerinin silah arkadaşları gibi düşünen şair, onları adeta birer aile yakınına ve kendi şiir evreninin seçkin üyelerine dönüştürür. Öte yandan, böyle bir yaklaşımla, kendisine şiir geleneği içinde bir yer açmayı ve bu gelenekle bütünleşmeyi amaçlar. Buna göre, Longley savaş şairlerini hatırlayıp başkalarına hatırlatarak şiirsel düzeyde onlara yeniden varlık kazandırırken, eşzamanlı olarak kendi poetik varlığını kanıtlamaya çalışır. Bu anlamda, hatırlama topluma geçmişten ders çıkarma, Longley'ye ise kendisine şiir geleneği içinde yer açma olanağı verir
- MakaleYalnız künye2017Yûnus Emre'nin "Benem" Redifli Bir Gazeli Üzerine Çoğulcu Tahlil Denemesi
Kiremitçi, Ferdi
Genelde İslâm kültür ve medeniyetinin özelde ise Türk-İslâm edebiyatının meşhur isimlerinin başında Yûnus Emre gelir. Kuşkusuz ki onun bu şöhreti öncelikle dinî-tasavvufî birikimini her kesimden insanın gönlünü fethedecek bir samimiyetle anlatabilmesinden, daha sonra da sözlerini coşkun bir lirizm ve arı bir Türkçeyle söyleyebilmesinden kaynaklanır. Bundan dolayı onun şiirleri, hem yaşadığı dönemde hem de sonraki asırlarda pek çok kişiyi derinden etkilemiş; bu şiirleri okuyanlar Yûnus Emre'nin duygu ve düşünce dünyasıyla hemhâl olmak için ciddi çabalar sarf etmişlerdir. Bu çalışma, Yûnus Emre Dîvânı'nda yer alan "benem" redifli bir gazelin çoğulcu yaklaşımla tahliline yöneliktir. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, dinî-edebî metinleri incelerken kullanılan klâsik ve modern yöntemlerin birbirleriyle olan ilişkisinden ve çoğulcu yaklaşımın bu yöntemler arasındaki yerinden bahsedilmiştir. İkinci bölüm, ilgili gazelin "toplumu, şairi, okuru ve metni" öne çıkaran yöntemlerden yararlanarak ve bunların bir sentezini oluşturarak yapılan incelemesini içermektedir. Bu çalışmayla ilim ve irfan geleneğimizin köşe taşlarından biri olan Yûnus Emre'yi, yine onun bir şiiriyle daha iyi anlamak amaçlanmış; bu amaca ulaşmak için de klâsik ve modern tahlil yöntemlerinin verilerinden hareket edilmiştir
- MakaleYalnız künye2017Postmodern Tüketim ve Amerikan Rüyasının Yansımaları: Mark Ravenhill’in Shopping and F ing ve Faust Is Dead Adlı Oyunları
Doğan, Çağlayan
This study aims to focus on Mark Ravenhill’s some significant plays in which the concept of American dream and contemporary consumerist culture are seen. Ravenhill puts forward the perception of American dream and consumerism by emphasizing the dissatisfaction of contemporary postmodern milieu. In his plays, Ravenhill refers to the concept of American dream that enables to establish a bound between much more consumerism and opportunities that it served. Therefore, this study tries to put forward how American dream and contemporary society is mirrored within the current theatre perspective
- MakaleYalnız künye2016Bir kaçış öyküsü: mim kara’nın doğuya hüzün turları
Hakkıoğlu, Mümin
Doğuya kutsallık atfederek bütün suç ve günahlardan Batı'yı sorumlu tutan, kendi eleştirisini Batı'nın yanlışları üzerinden yapanların karşısında, Mim Kara'nın, Doğuya Hüzün Turları'nda anarşik bir tutum takındığı ve savunmanın acziyetini tümüyle dışladığı görülür. Şair, sözünü eğip bükmeden söyleyen bir kaçak, anlattığı ise bir kaçışın öyküsüdür. Kaçış, kurtuluşun yegâne adresi Doğu'yadır. Ancak Doğuya Hüzün Turları'nda yönler bir mekâna değil bir duruma ve duruşa işaret eder. Doğu insanın aklını, aklının anlamını yitirdiği yerde başlar; mekân buna bir kolaylık sağladığı ölçüde doğudur. Buna koşut olarak Kara'nın kitabından iki karşıt denklem çıkarmak mümkündür: Doğu=hüzün=saf akıl ve Batı=Ø=verili akıl. Batı, bir kurgunun mamulü, Doğu ise tanrının yansımasıdır. Doğuya Hüzün Turları, kendi Doğu'sunda Batı'yı yaşayanlara, çağdaş yalanlardan sanal hakikatler çıkaranlara, aklını ve vicdanını terk edenlere uyarılarla doludur. Kara'ya göre bilmemek suçtur, hayata karşı dalgınlık ise ihanetten başka bir şey değildir. Bu yolculukta Doğu hep daha öteye çağıran sürekli bir tekâmülün adıdır
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2016Klâsik türk edebiyatı nesrinde taklidî âhenk: cevâhirü'l-hikem fî-tehzibi ahlâkı’l-ümem örneği
Duran, Ramazan
Çalışmada klâsik Türk edebiyatı nesrinde manayı lafızda resmetme olarak da tanımlayabileceğimiz taklidî âhenk meselesi ele alınmıştır. Klâsik edebiyatın -ister manzum isterse mensur olsun- temel kaynağı Kur'ân-ı Kerim'dir. Taklidî âhengin ilk ve en güzel örneklerini şiirin ve nesrin bütün meziyetlerini bünyesinde barındıran Kur'ân-ı Kerim'de görmekteyiz. Bu yüzden makalede önce Kur'ân-ı Kerîm'de taklidî âhenge dair unsurların yer aldığı bazı âyet ve sûrelerden örnekler verilmiştir. Daha sonra doktora çalışmamız olan 18. yüzyıl müellif ve mütercimlerinden Nüzhet Efendi'nin Cevâhirü'l-hikem fî-tehzîbi Ahlâkı'lümem isimli Marzubân-nâme tercümesindeki taklidî âhenge dair unsurlardan örnekler verilerilerek âhengin zor bir türü olan taklidî âhengin sadece manzum eserlere has bir özellik olmadığı manzum eserlerle birlikte mensur eserlerde de -özellikle de süslü nesirdemüelliflerin hem eserde akıcılığı sağlamak hem de kendi sanat kudretlerini göstermek amacıyla başvurdukları üslûbî bir özellik olduğu ifade edilmeye çalışılmıştır. Makalenin giriş bölümünde üslûbun tanımıyla beraber üslûba etki eden faktörler belirtilmiş ve münşeât üslûbu üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde âhenk ve mensur eserlerde temel âhenk unsurları; seci', aliterasyon ve ritim hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde âyet ve sûrelerden örneklerle Kur'ân-ı Kerim'de taklidî âhenk konusu ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise 18. yüzyıl müellif ve mütercimlerinden Nüzhet Efendi'ye ait Cevâhirü'l-hikem fî-tehzîbi Ahlâkı'l-ümem isimli Marzubân-nâme tercümesindeki taklidî âhenge dair bazı bölümler izah edilmeye çalışılmıştır
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2016Gideon toury’nin erek odaklı çeviri kuramı ışığında aziz nesin’in “tek yol” adlı romanının farsça tercümesinin incelenmesi
Işık, Yeşim
Aziz Nesin'in "Bir Ölünün Hatıraları", "Saçkıran", "Kimliksiz Adam", "Gıdıgıdı " ve daha birçok eserini Farsçaya çeviren Reza Hemrah, İran'da Aziz Nesin'in tanınmasında önemli bir yere sahiptir. Öyle ki Aziz Nesin'in Farsçaya çevrilen eserlerinin neredeyse yarısı Hemrah'a aittir. 1960 ve 1970'li yıllarda Hemrah çevirileri İran'da oldukça ilgi görmüştür. Reza Hemrah'ın çevirilerinin sahihliği konusunda İran basınında şüpheler vardır. İddialara göre Hemrah'ın yazdığı kitaplar dönemin İran hükümeti tarafından yasaklanınca yazar kendi yazılarını Aziz Nesin adına yayınlamaya başlamıştır. Başka bir iddiaya göre ise yazar, Aziz Nesin'in eserlerini okuyarak ya da Türkçe bilen arkadaşlarına okutarak yeniden derleyip yayımlamıştır. Reza Hemrah ile ilgili bu tarz iddiaların sahihliği, yazarın çeviri eserleri tek tek incelenerek saptanabilir. Bu çalışmada Aziz Nesin'in Farsçaya çevrilen "Tek Yol" adlı eseri, Gideon Toury'nin Erek Odaklı Çeviri Kuramı ışığında incelenmeye tabi tutulmuştur. Söz konusu teoriye göre çeviri erek kültür için yapılır. Bu nedenle kuramda çeviri ürünlerine öncelik verilir. Çeviri erek kültürün şartlarını belirlediği amaca yönelik bir etkinliktir. Eşdeğerlilik açısından çeviri metni, kaynak metnin normlarına yakınsa "yeterli çeviri"; erek metnin normlarına yakınsa "kabul edilebilir çeviri" olarak değerlendirilir. Erek metin odaklı çalışmalarda kaynak metin ile erek metin arasındaki farklılıklar dilin yapısal özelliklerinden kaynaklanıyorsa eşdeğerlilik bakımından tam bir denkliğin olmaması kabul edilirken çevirmenin şahsi kararları metnin bağlamını değiştirebilecek şekildeki yanlışları içeriyorsa böyle bir durum kabul edilebilirlik sınırlarını zorlamaktadır.
AtıfTR Dizin4İncele - MakaleYalnız künye2016Karanlığa ışık tutmak: mıchael longley’nin şiirinde çiçeklerin simgesel ve işlevsel kullanımı
Hakkıoğlu, Mümin
The Northern Irish poet Michael Longley uses flowers functionally and symbolically as examples of an alternative life while dealing with the social fragmentation in his country. Flowers, in his poems, are both symbols of hope and medicines for physical and mental wounds. With such characteristics, they are amongst indispensable elements of traditional treatment methods and key parts of the power of contemporary man clinging on to life. On the other hand, as in the example of the red poppy which was transformed into a political symbol, having become a flower representing the soldiers killed in war, they emerge as components that do not heal the current problem but make it more severe. In such circumstances, rather than standing closer to an alternative life, they are closer to the contemporary world paralysed by conflicts. However, excluding their disassociating political connotations, it can be said that Longley draws on all flowers in his call to peace. He points to their unity and harmony within themselves, despite the differences in their colours, smells and sizes, as an example to Northern Irish society and describes codes of living together through them
- MakaleYalnız künye2015Nazım Hikmet Ran'ın Farsçaya Çevrilen Eserleri
Işık, Yeşim
Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin önde gelen isimlerinden Nazım Hikmet, 1940lı yıllardan sonra dünyadaki siyasi gelişmelere paralel olarak İranda da dikkat çeken Türk şair ve yazarlardan biridir. İran Komünist Partisinin kurulduğu dönem sonrasında, Şah Muhammed Rıza Pehlevinin küçük ve orta sınıf esnafı sistem dışı bırakma girişimleri, karşıt görüşleri harekete geçirmiştir. İrandaki bu toplumsal ve siyasi gelişim Türkiyede Komünist söylemin tek savunucusu olan Nazım Hikmete olan ilgiyi anlaşılır kılmaktadır. Zira şairin eserlerinin 1967 yılından itibaren mensur eserleriyle başlayan çeviri faaliyetleri şiirleriyle devam etmiştir. Günümüzde de eserleriyle ilgili çalışmalar yapılan Nazım Hikmet hâlâ İranda kabul gören bir şahsiyettir. Nazım Hikmetin İranda ne zamandan beri ilgi uyandırdığı, eserlerine olan ilginin düzeyinin bilinmesi, bu alanda çalışan araştırmacılara kaynaklık edecektir. Siyasi, içtimai ve edebî alanda aynı gelişmelerin büyük ölçüde paralel yaşandığı İran ve Türkiye, tarihî platformda incelenmeye değer iki ülkedir. Bu bağlamda, İranda dikkat çeken Nazım Hikmetle ilgili çalışmalar önemlidir. Zira şairin 1967 yılında Samin Bağçeban tarafından Farsçaya çevrilen Ferhat ve Şirin adlı tiyatro eserinin ilgi görmesi onun manzum ve mensur eserlerinin çevirisine ortam hazırlamıştır. Ona olan ilgi bazen de şiirlerinin farklı mütercimler tarafından birkaç kez çevrilmesine sebep olmuştur. İranda akademik araştırmalara konu olan Nazım Hikmet, İran modern şairlerinin dikkatini de çekmiştir. İran modern şairi Ahmed-i Şamlu yabancı şairlerin şiirlerinden yaptığı çevirileri içeren Büyük Dünya Şairlerinden Seçmeler adlı şiir kitabında Nazım Hikmetin şiirlerine de yer vermiştir.
AtıfTR Dizin2İncele - MakaleYalnız künye2015The didactic works in the classical turkish literature: definition, classification, example text
Kiremitçi, Ferdi
This study aims to provide general information about the definition and classification of didactic works of classical Turkish literature and aims to give an example of a work of this nature. The study consists of three parts. In the first part, the concept of "didactic work" was discussed, general features of such works were exhibited and the differences of didactic works from artistic works were determined. Didactic work, primarily, aims to inform the reader. There is also aesthetic purposes in the portion of the works written for this aim in the our classic literature. It is
AtıfTR Dizin8İncele - Derleme MakaleYalnız künye2015Antik dünyadan çağdaş dünyaya: mıchael longley'nin homeros destanlarından yaptığı çevirilerde şiddet gerçeği
Hakkıoğlu, Mümin
Kuzey İrlandanın önde gelen şairlerinden Michael Longley, Homerosun İlyada ve Odysseia destanlarından yaptığı çeviriler ile hem kendi yazın yolculuğuna hem de ülkesinde yaşanan politik karmaşaya ışık tutar. Bu çeviri şiirlerde, özgün anlatıları par- çalayarak ve bölerek ya da yeniden birleştirerek adeta yeni metinler yaratır. Sözü edilen metinler iki boyutta değerlendirilebilir. Birincisinde, Longley, Homeros ile kendisini karşılaştırarak dil ve sanat üzerinden onunla bir yarışa girer; ustasını yüceltirken kendisini de büyütür. İkincisi, şiddetin insanlık tarihi kadar eski olduğu gerçeğine ilişkindir. Şair bu gerçeği vurgulamak için Homeros metinlerindeki şiddet ve savaş sahnelerini, XX. yüzyılın ikinci yarısında Kuzey İrlandada yaşanan karmaşayı anlatmada kullanır. Böylece geçen onca zamana karşın insanoğlunun uygarlaşamadığına, şiddetin fırsat bulduğu her yerde ve zamanda ortaya çıkan evrensel bir sorun olduğuna işaret eder. Longley, Odysseus ve Hektor üzerinden kini ve öç almayı dizelerine taşırken, Troya Savaşı sırasında Priamos ve Akhilleus arasında varılan ateşkes üzerinden İrlanda Sorununa ilişkin kendi çözümünü sunar: Yaşananları unutmadan ve geçmişe takılıp kalmadan bir uzlaşı kültürü oluşturmak, bağışlayıcılığı öne çıkarıp başkalarıyla duygudaşlık geliştirmek ve sorunun çözümüne yönelik kararlı adımlar atmak.
AtıfTR Dizin2İncele - MakaleYalnız künye2015Modernliğin romantik eleştirisi: george lukács’ın roman kuramı’nda romantik antikapitalizm
Akkanat, Salih
Romantik antikapitalizm modern toplum ve uygarlık düşüncesine karşı ortaya çıkan bir dünya görüşü ya da eleştirel bir tutum olarak tanımlanabilir. Romantik antikapitalizm sadece sol ve özgürlükçü ideolojilerin modernlik eleştirisini ifade etmez; aynı zamanda sağ ideolojilerin protestolarının önemli bileşenlerini de içine alır. Bu durum romantizm sözcüğünün endüstriyel kapitalist modernleşmenin toplumsal, siyasal ya da psikolojik sonuçlarına tepki duyan kesimlerin dayanak noktalarının birçoğunu içermesinden kaynaklanır. Bu bağlamda romantizm, kendiliğindenlik, doğalcılık, dayanışmacılık, kolektivizm ya da cemaatçilik gibi değerleri modernliğin bireycilik, şeyleşme ya da yabancılaşma kültürünün karşısına çıkarır. Modernliğin romantik eleştirisi özellikle Almanya'da "devrimci muhafazakârlık" olarak adlandırılan bir düşünce akımının canlanmasına yol açmış olmasına rağmen bazı Marksist ve Anarşist akımlarla birleşerek demokratik ve özgürlükçü yanları öne çıkan bir sentez de doğurmuştur. George Lukács'ın Roman Kuramı Weberci Marksizm olarak adlandırılan bu sentezin ana hatlarını sergilemek bakımından önem taşır ve Batı Marksizmi'nin en güçlü özelliğini oluşturan bir kültür ve uygarlık eleştirisi olarak şekillenmesinde romantizmin etkisini ortaya koyar
- MakaleYalnız künye2015In verse menaqıb and şemail of nakşî’s sâdât: mustafâ fevzî efendi’s masnavi named “hilye-i sâdât”
Kiremitçi, Ferdi
This article aims to introduce the masnavi named “Hilye-i Sâdât” of Mustafâ Fevzî Efendi. The article consists of entrance and four sections that follow it. In the introduction part, "hilye, menaqipname, sâdât, silsile" concepts are emphasized and some information about Nakşî sect and Sâdât’s range accepted in this cult are given. In the first part of the article, Mustafâ Fevzî Efendi’s life and works are mentioned. The author has completed the his own training at a young age and he has served for many years on religion in the Nakşî sect complying Ahmed Ziyâü’d-dîn-i Gümüşhânevî and Hasan Hilmî Efendi from Kastamonu. Mustafâ Fevzî Efendi has writen all his works in verse and he has pressed by different names the major part of his work named "Risâle-i Ziyâiyye" which is his own manuscript. In the second part of the article, “Hilye-i Sâdât” is introduced and it’s copy description and writing cause-history are presented to the attention. The work is designed as the third part of “Risâle-i Ziyâiyye” but it hasn’t been printed in the author’s health. The sole copy of the work is located in the personal library of Numan Erdem who is grandson of Mustafâ Fevzî Efendi. In the third part of the article, the sections and content features of “Hilye-i Sâdât” are mentioned. Cebrail who is the angel revelation and thirty-two ring that extending up to Hz. Ebû Bekir of Nakşî’s range are explained in the work that consists of thirty-three sections. The lifes, tales and physical features of persons are refered in this parts. The fourth section of the article is includes the shapes and wording features of “Hilye-i Sâdât”. “Fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün” mold of aruz is used in the work that is writen in the masnavi verse form. The work is written in simple and fluent language in general
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2014Tüketim toplumunun mantığı: Mark Ravenhill’ in Some Explicit polaroids adlı oyunu
Doğan, Çağlayan
Within the scope of postmodernist tenets this study aims to scrutinize Mark Ravenhill’s Some Explicit Polaroids which is considered as one of the most significant plays of In-yer-face theatre that began to gain influence in Britain at the beginning of the Nineties. Some Explicit Polaroids is a political criticism on the confrontation of the two generations and reflects postmodernist tenets, which inhold nihilistic values. In this study, it is aimed to bring forward that Some Explicit Polaroids reproduces the current social milieu in a postmodernist view. In addition to this, the evaluations written on postmodern drama and the criticism on postmodernism are dealt with according to their resonances in the play. The conclusion reveals the evaluations of this study.
- MakaleYalnız künye2014Kâf suresi örnekliğinde mekkî surelerdeki medenî ayetler meselesi
Kayhan, Mustafa
Mekke'de inen ayet ve sureler Mekkî, Medine'de inenler ise Medenî olarak isim- lendirilmiştir. Her müfessirin, Mekkî ve Medenî ayet ve surelerin neler olduğunu bilmesi gerekir. Mekkî ve Medenî ayet ve sureler konusuna tüm tefsir usûlü kaynaklarında çok önem verilmiştir. Bir çok müfessir de Mekkî ve Medenî ayet ve sureler konusuna tefsirlerinde değinmiştir. Bunların içinde bir de Mekkî surelerdeki Medenî ayetler ve Medenî surelerdeki Mekkî ayetler meselesi vardır. Ulumu'l-Kur'ân âlimleri ve müfessirler, bu kapsamdaki ayetleri doğruya yakın bir biçimde tespit etmek için çok uğraş vermişlerdir. Bu makalede Mekkî olan Kâf suresi örnekliğinde Medenî oldukları rivayet veya iddia edilen ayetlerin Mekkî olma ihtimali araştırılmış, ilgili ayetlerin ileri sürülen delillerle Mekkî oldukları ispatlanmıştır. Rivayet veya iddia edildiği gibi Medenî olmadıkları da tespit edilmiştir. Ayrıca bu makalede ilgili ayetlerin tespitinde ve varılan sonuca göre tefsir edilmesinde rivayeti öne almanın sebep olduğu eksikliklere ve dirayeti dikkate almanın getirdiği artılara değinilmiştir.
- MakaleYalnız künye2014Two natıonal poets: mehmet âkif ersoy - mırza muhammed takı melıkul’s- suara bahar
Işık, Yeşim
Modernization activities following “Imperial Edict of Gulhane”, corresponds to the Kacarlar Period in Iran. In this transition period, Turkish and Iranian intellectuals who were in a dilemma choosing between Western and Eastern cultures, were confronted with many new ideas and movement. There were many conflicts among intellectuals, goverment and the public since it was difficult to adopt to the rapidly changing political enviroment around the world and country during that time. It enables us to achieve significant knowledge by researching political, social and literary developments which gained a certain ground within the constitutional movement, through the contemporary poets and authors. In this context, I will try to enlighten the period by focusing on political and literary lives of the key individuals Mehmet Âkif Ersoy who witnessed the second Constitutionalist Period in Turkey and Mirza Muhammed Taki Melikul’s-Suara Bahar who had similar experience in the first Constitutionalist Period in Iran. There are a number of parallels between political and literary lives of Mirza Muhammed Taki Melikül’sSuara Bahar who lived in the years 1886- 1951 and Mehmet Âkif Ersoy who lived in the years 1873-1936 and their poems. Political, social and economic circumstances of the two countries which were in the First World War, led their poets and intellectuals to fight for freedom. Under the foreign invasions and political pressures in their countries, those two poets also aimed to raise their people’s awareness in the values of their own history, culture and civilization. In this study, two national poets which became prominent figures in their literature histories will be analysed comperatively over the characteristics of the period, and also evaluated according to positivist methodology which argues that literary works are closely linked with writer’s life and products of their lives
AtıfTR Dizin1İncele






