Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Kayhan, Mustafa(12)
- Gözün, Abdulvehhab(10)
- Sarıkaya, Berat(10)
- Yilmaz, Fetullah(8)
- Altuntaş, Abdurrahman(7)
- Aydın, Muhammet(6)
- Kartopu, Saffet(6)
- Bal, Samet Yahya(5)
- Birinci, Ali(5)
- Dağcı, Abdullah(4)
- Gönan, Yavuz(4)
- Kerimoğlu, Özkan(4)
- Khan, Alam(4)
- Kurban, Nurahmet Kurban Nur Ahmet(4)
- Kuzudisli, Ali(4)
- Maraşlıoğlu, Şerife Ericek(4)
- Çatak, Adem(4)
- Ak, Muammer(3)
- Aktaş, Hamza(3)
- Atalay, Abdurrahman(3)
- Aytekin, Ayşe(3)
- Erten, Mevlüt(3)
- Koroglu, Cemile Zehra(3)
- Shatlh, Adel Eldesoky Abdelhannan(3)
- Tanriverdi, Hasan(3)
- الأحمد, محمد(3)
- Aynur(2)
- Futsi, Ali Fuat(2)
- Gülmez, Abdurrahman(2)
- Kalyoncu, Ayşe(2)
- Karaağaç, Hilmi(2)
- Yalçın, Dilek(2)
- Özbolat, Abdullah(2)
- Şimşek, Selami(2)
- Aktürk, Mehmet Yunus(1)
- Akyildiz, Salih(1)
- Alan, Selami(1)
- Atmaca, Ertuğrul(1)
- Aydin, Muhammet Fatih(1)
- Aydın, Hasan(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Ḳīrāṭ Kelimesini İçeren Merfû Hadislerin Mevzû Olma İhtimali Üzerine Bir İnceleme
Kuzudisli, Ali
Buhârî’nin Sahîh’inde yer alan bir rivayette Hz. Peygamber’in birkaç kırat (Ar. ḳīrāṭ ç. ḳarārīṭ) para karşılığı Mekkelilerin koyunlarını güttüğü nakledilmektedir. Muhaddislerden bazıları, rivayette geçen ḳarārīṭ kelimesiyle para kastedilmediğini bu kelimenin Mekke yakınlarında bir yer adı anlamına geldiğini iddia etmiştir. Bazı kimseler de Hz. Peygamber döneminde ḳīrāṭ para biriminin bilinmediğini ileri sürmüştür. Bu meseleyi tartışan muhaddisler arasında, Hz. Peygamber döneminde ḳīrāṭ para ölçüsünün bilinmediği iddiasına karşı çıkan birine rastlanmamıştır. Eğer Hz. Peygamber döneminde ḳīrāṭ kelimesinin bilinmediği gerçekse, ḳīrāṭ kelimesini içeren merfû hadislerin sonraki dönemde uydurulduğuna dair güçlü bir kanıt ortaya çıkmış olacaktır. Bu makale, ḳīrāṭ para biriminin Hz. Peygamber döneminde bilinip bilinmediğini araştırmak ve mümkün olduğunca net bir sonuca ulaşmak amacıyla çalışılmıştır. Elde edilen sonuca göre içinde ḳīrāṭ kelimesi geçen merfû hadislerin, genel bir değerlendirmeyle sonradan üretilmiş rivayetler olarak kabul edilip edilemeyeceği sorusuna cevap aranmıştır. Bu araştırma, tarihin bir kesitinde ortaya çıkmış ve birkaç yüzyıl boyunca farklı kimseler tarafından tartışılmış bir konuyu ele aldığı için hadis tarihine, ehl-i hadisin düşünce yapısına ve onların diğer ilim ehli kimselerle ilişkilerine dair bazı ipuçları vermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Kur’an Kursu Öğreticilerinin Eğitim ve Çocuk Kavramlarına İlişkin Metaforik Algıları
Birinci, Ali
Metafor, yalnızca dilin süsleyici bir unsuru olmanın ötesinde, bireylerin dünyayı ve kendi deneyimlerini kavramsallaştırmalarına olanak tanıyan temel bilişsel bir şemadır. Bir kavramın başka bir kavram üzerinden tanımlanmasını sağlayan metaforlar, insan zihninin işleyişinde merkezi bir rol oynamakta; dil, düşünce ve söylemin yapısal temellerini anlamada önemli ipuçları sunmaktadır. Bu doğrultuda, bireylerin eğitim sürecine ilişkin algılarını ve değerlendirmelerini yansıtan metaforik ifadelerin, eğitim ve çocuk kavramlarının çok yönlü biçimde tanımlanmasına ve anlaşılmasına katkı sağlayabileceği öngörülmektedir. Kur’an kursu öğreticilerinin eğitim ve çocuk kavramlarına yönelik algılarının metaforlar yoluyla incelenmesini amaçlayan bu çalışma, nitel araştırma modeli kapsamında fenomenoloji (olgu bilim) deseninde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 öğretim yılında Trabzon ilinde görev yapan Kur’an kursu öğreticileri oluşmaktadır. Gönüllülük, cinsiyet ve Kur’an kursu türleri kriterleri dikkate alınarak çalışma grubu, amaçlı örnekleme tekniği ile seçilmiştir. Bu çalışmada belirlenen metaforların, katılımcıların eğitim perspektiflerinin ve öğretim yaklaşımlarının daha somut bir şekilde anlaşılmasını sağlaması ve böylece ilgili literatüre mütevazı bir katkıda bulunması beklenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Alevi kültüründe yeme-içme ve mutfak: erzincan mollaköy örneği
Evren, Savaş; Çoban, Ejder
Bu çalışma, Alevi kültüründe yeme-içme ve mutfağın yerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Alevi inancının önemli merkezlerinden biri olan Erzincan'ın Mollaköy beldesinde yürütülen çalışmada yerel yemek gelenekleri ve bu geleneklerin Alevilikle bağları incelenmiştir. Çalışmada durum çalışması deseni esas alınmış olup yarı yapılandırılmış mülakatlar (n=11) yoluyla elde edilen verilere betimsel analiz uygulanmıştır. Bulgular “Mollaköy’de mutfağın önemi”, “özel günlerde yeme-içme ritüelleri” ve “yasak veya kutsal yiyecekler” şeklinde üç tema kapsamında değerlendirilmiştir. Bulgulara göre Mollaköy’de mutfak, dini yaşamın önemli bir yönünü temsil etmektedir. Özel günlerde yiyeceklerin dualarla kutsallaştırıldığı Mollaköy Alevi kültüründe çoğu Alevi yerleşiminde olduğu gibi Aşure, Babuko, Kaysefe, Niyaz gibi gastronomik ürünler öne çıkmıştır. Yasaklı yiyecek olarak tavşan eti, kutsal yiyecek olaraksa elma üzerinde durulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2025İlk Mekteplerdeki Din Derslerinin Mantığı: Muallim Abdülbaki Örneği
Atalay, Abdurrahman
Öz: Cumhuriyet Türkiye’sinde idareci kadrolardan bağımsız bir din, siyaset, hukuk, ekonomi ve eğitim anlayışının teşekkül etmeyeceği muhakkaktır. Siyasî iktidarın dinî alandaki belirleyici tavrının izleri, kendi beyanatlarının yanı sıra dinî yayınların üslup ve muhtevalarından da takip edilebilir. Özellikle Erken Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan din dersi kitaplarının siyasî iktidarın beklentilerini karşılayacak dinî/siyasî esasları ihtiva ettiği bilinmektedir. Bu çerçevede Muallim Abdülbaki’nin (ö. 1982) ilk mekteplerin üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıfları için yazdığı “Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri” kitabı dönemin siyasî ve dinî ruhunu gösteren önemli yayınlardır. Bu yayınların isim, muhteva ve üslup olarak temsil gücü yüksek olması, çalışmamız için tercih sebebi olmuştur. Cumhuriyet tarihi boyunca din dersi külliyatına ait bu ve benzeri yayınlarla ilgili önemli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar bağlamında araştırmamızda kelâm ilminin ilke ve yöntemleri çerçevesinde konunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Zira son dönem Osmanlı düşüncesinde Yeni İlm-i Kelâm’ın güncel konuları arasında yer alan materyalist, pozitivist, laik ve seküler yaklaşımların ele alınıp tartışıldığı bilinmektedir. Bu tartışmaların pratik hayatta karşılıkları da olmuştur. Bu beşerî akımlar, dönemin mütefekkirlerinin din-dünya tasavvurlarına ve dolayısıyla dini yorumların şekillenmesine etki etmiştir. Cumhuriyeti kuran kadrolar nezdinde ise bu akımlar, hayatın her alanını düzenlemesi gereken temel prensipler seviyesine çıkarılmıştır. Bu bakış siyasî, sosyal, kültürel, ekonomik sahaya yansımakla kalmamış din anlayışına, inanç, ibadet ve ahlâk gibi dinin temel unsurlarına da kuvvetle sirayet etmiştir. Ayrıca muasır Batı medeniyetine ulaşmak için dinî alanı yeniden tanımlama ve geleneksel din anlayışını tasfiye etme çalışmaları, o dönemin din anlayışının teşekkülünde belirleyici olmuştur. Siyasî merkezin materyalist, pozitivist, laik ve seküler yaklaşımının ve bu yaklaşımıyla doğrudan alakalı olan muasır medeniyet seviyesine çıkma hedefinin dinî alandaki izdüşümlerini araştırmak, çalışmamızın esasını ve kapsamını teşkil etmektedir. Kurucu kadroların din/dünya anlayışı ve bu anlayışın Muallim Abdülbaki’nin din dersi kitaplarındaki yansımalarını tespit edip örnek metinler eşliğinde ortaya koymak, karşılaştırma yapmak ve irtibatlı olduğunu düşündüğümüz kavramlarla kelâm ilminin yetki ve imkânları ölçüsünde ilişkilendirmek de çalışmanın yöntemini oluşturmaktadır. Bu haliyle ele aldığımız konu klasik bir kelam çalışması olmaktan uzak fakat Yeni İlm-i Kelam çalışması olmaya da namzettir.
- MakaleAçık Erişim2025Transhümanizmin Ontolojik Açmazları: Zihin-Beden, Bilinç ve Benlik Problemleri Üzerine Bir İnceleme
Yazoglu, Ruhattin; Güçlüer, Fatımanur
Bu makale, insanın biyolojik ve bilişsel sınırlarını aşma arayışında olan transhümanist düşüncenin, karşı karşıya kaldığı temel felsefî sorunları din felsefesi perspektifinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Transhümanizm, zihin-beden ilişkisini yeniden tanımlamayı, bilinci yapay ortamlara aktarmayı ve kişisel kimliği dijital olarak sürdürebilmeyi hedefleyen bir gelecek vizyonu sunar. Ancak bu hedefler, klasik felsefede ruh-beden dualizmi, bilinç fenomeni ve benlik sorunu gibi metafizik tartışmalarla doğrudan çelişen veya onları yeniden yorumlamayı gerektiren bir yapıdadır. Bu bağlamda, insanın kendini dönüştürme arzusu, sadece teknolojik değil, aynı zamanda ontolojik bir mesele olarak ele alınmalıdır. Makalede, özellikle çağdaş filozofların yaklaşımları ışığında bu meseleler yeniden ele alınmakta, insanın tanrısal taklit yoluyla kendi sınırlarını aşmasının, ontolojik ve teolojik sonuçları sorgulanmaktadır. Çalışma, ruhun ölümsüzlüğü, bilincin kaynağı ve insanın aşkın boyutu gibi din felsefesinin temel konularıyla transhümanist projeler arasında bir gerilim olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, literatürde uzun süredir tartışılmakla beraber, transhümanizmin yalnızca teknik değil, aynı zamanda felsefî ve teolojik yönleriyle de ele alınması gereği, çalışmamızın da merkezî bir vurgusunu oluşturmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025The Interactive Roles of Frustrations and Religious Attitudes on Aggression
Maraşlıoğlu, Şerife Ericek
Recent data from the Turkish Statistical Institute (TÜİK) reveal a worrisome escalation in aggression rates among young individuals, including incidents of injury, criminal involvement, and criminal activity. In this context, the basic objective of the present study is to examine the moderating effect of religious attitudes on the relationship between frustration and aggressive behavior. The study data were collected through an online cross-sectional survey conducted with 729 participants (523 female, 206 male) randomly selected between the ages of 18 and 25. To collect the data, the Aggression Scale, the Religious Attitude Scale, and the Basic Psychological Need Satisfaction and Frustration Scale were used. The results showed that frustration was positively related to physical aggression, hostility, anger, and verbal aggression. In contrast, religious attitudes were negatively related to physical aggression, hostility, anger, verbal aggression, and frustration. Additionally, religious attitudes played a moderating role in the relationship between frustration and physical aggression and hostility. However, the findings indicated that religious attitude failed to reduce the effect of frustration on anger and verbal aggression. The results of the study indicate that religious attitudes significantly influence the impact of frustrations on tendencies toward anger and verbal aggression. These findings reveal a complex relationship between frustration and aggression, which depends on the degree of religious inclination. In light of these findings, it is recommended that guidance programs based on religious values be developed—within the framework of the existing literature—to help reduce aggression levels among individuals experiencing need frustration.
- MakaleAçık Erişim2025İyimserlik ve Kötümserliğin Dindarlık ile Mutluluk Arasındaki İlişkide Aracılık Rolü
Maraşlıoğlu, Şerife Ericek
Ruh sağlığı sorunları üniversite öğrencileri arasında çok yaygındır ve bu durum sağlık profesyonelleri ve eğitimciler için bir endişe hâline gelmektedir. Nitekim üniversite öğrencilerinin gelecekteki yaşamlarını iyileştirmek, kişisel gelişim, aile içi uyum, sosyal denge ve ulusal ilerleme için mutluluğunu destekleyen psikolojik bileşenleri belirlemek esastır. Bu bağlamda mevcut araştırma, üniversite öğrencilerinin dindarlık düzeyinin iyimserlik ve kötümserlik tutumlarını şekillendirerek mutluluklarını etkileyebileceğini varsayarak mevcut literatürü genişletmeyi amaçlamaktadır. Çalışma verileri, 18-29 yaş aralığında 672 katılımcı ile demografik bilgi formu, dindarlık ölçeği, mutluluk ölçeği, iyimserlik ve kötümserlik ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler IBM SPSS AMOS ve SPSS eklenti modülü PROCESS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, çalışmanın bulguları, dindarlık düzeyi yüksek olan bireylerin daha az kötümser olduğunu ve bunun da yüksek mutluluğa yol açtığını göstermektedir. Ayrıca elde edilen bulgular iyimserlik ve kötümserlik düzeyine bağlı olarak dindarlık ve mutluluk arasında çok yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmanın sonuçları üniversite öğrencilerinin ruhsal refahını desteklemede önleyici ve geliştirici rehberlik programları hazırlamada teorik ve pratik bilgiler sağlayabilir.
- MakaleAçık Erişim2025Duygusal Zekânın Dindarlık ile Minnettarlık Arasındaki İlişkide Aracılık Rolü
Maraşlıoğlu, Şerife Ericek
Teorik ve ampirik çalışmalar bireylerin ruhsal bozukluklarına odaklansa da son dönem araştırmalar, insanların karşılaştıkları zorluklarla başa çıkmalarında çeşitli olumlu olguların güçlendirici rolüne ilişkin yararlı bulgular ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı; yaşamın zorlu bir evresi olarak kabul edilen üniversite yıllarında, öğrencilerde dindarlık ile minnettarlık arasındaki doğrudan ilişkiyi incelemek ve bu ilişkide duygusal zekânın aracılık rolünü test etmektir. Üniversite dönemi, bireylerin akademik, sosyal ve duygusal açıdan önemli stres faktörleriyle karşılaştıkları bir yaşam evresidir. Bu nedenle, söz konusu psikososyal değişkenler arasındaki etkileşimin anlaşılması, öğrencilerin psikolojik iyi oluşlarının desteklenmesi açısından önem taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın temel problemleri şu sorular etrafında şekillenmektedir: “Bireylerin dindarlık düzeyleri ile minnettarlık eğilimleri arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?” ve “Bu iki değişken arasındaki ilişkide bireylerin duygusal zekâ düzeyleri aracılık rolü üstlenmekte midir?” Çalışma grubu 19-29 arasında değişen ve ortalama yaşı 23 olan 659 (420 kadın 239 erkek) katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışmanın verileri Dini Tutum, Minnettarlık ve Duygusal Zekâ Ölçeği ile toplanmıştır. Bunlar IBM SPSS AMOS ve SPSS için PROCESS eklenti modülü kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları, dini tutum ile minnettarlık arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir korelasyon olduğunu göstermiştir. Ayrıca duygusal zekânın bu ilişkide aracılık rolü oynadığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda bireylerin duygusal zekâ düzeylerinin yüksek olması, dindarlık ile minnettarlık arasındaki ilişkinin gücünü artırabilir. Bulgular, bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları stresörler, akademik ve sosyal uyum sorunları ile kimlik inşası sürecindeki belirsizlikler gibi zorluklarla, sahip oldukları duygusal zekâ düzeyi sayesinde daha etkili başa çıkabildiklerini ve bu süreçte dindarlık ile minnettarlık düzeylerinin güçlenebileceğini göstermektedir. Dolayısıyla duygusal zekâ, dindarlık ile minnettarlık arasındaki bağı açıklayan önemli bir mekanizma olmasının yanı sıra, psikolojik ve eğitimsel müdahalelerde stratejik bir hedef olarak da değerlendirilebilir
- MakaleAçık Erişim2025Din ve Mezhebin Aynîleştirilmesi Sorunu: İran İlkokul İslam Dersi Kitaplarında Şiî Temalar
Demir, Habip
Çalışmamızda İran İslam Cumhuriyeti ilkokul 2, 3, 4, 5, ve 6. sınıflarda okutulan “Hediyehâ-yı Âseman: Ta‘lim ve Terbiyet-i İslâmî” adlı ders kitapları temel alınarak üç ana tema çerçevesinde (inançlar, ritüeller, rol model şahsiyetler) değerlendirme yapılmıştır. Kitapların, tüm İran’da okutulan zorunlu ders kitapları olması ve dersin adının “İslam” vurgusuna sahip olmakla birlikte kitaplarda Şiî inanç sistemi çerçevesinde özellikle İmamet, Mehdî inancı, Âşûrâ ve Kerbelâ anlatısı ve Şiî şahsiyetlerin yüceltilmesi gibi konulara yoğun biçimde yer verdiği görülmüştür. Ayrıca, kitaplarda öğrencilerin duygusal bağ kurmalarını sağlamak amacıyla İmamlar ve Şiî figürlerin insani yönleri ön plana çıkarılmıştır. Çalışmada, eğitim ve ders kitapları aracılığıyla devletin ideolojik ve mezhebî yöneliminin gelecek nesillere aktarılmasının hedeflendiği görülmüştür. Elde edilen verilerden hareketle İran İslam Cumhuriyeti din eğitimi uygulamalarının yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı olmadığı aynı zamanda mezhebî kimlik inşasını hedefleyen ideolojik bir yön taşıdığı ve mezhep temelli bir yapı arz ettiği sonucuna varılmıştır. Dersin adının “İslam” olmasına ve yapılan birçok vurgunun İslam üzerinden bütüncül bir bakışla yapılmasına rağmen verilen eğitimin Şiî mezhebine göre temellendirildiği, böylece din ve mezhebin bir bütün olarak anlaşılıp İslam ile Şiîliğin özdeş olarak görüldüğü tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024جمالية البنية اللغوية في قصة موسى عليه السلام في القرآن الكريم
الأحمد, محمد
يبلغ الترابط بين البنية اللغوية والمعاني التي تتجلّى من خلالها أعلى مستوياته في النظم القرآني. وقصة موسى عليه السلام التي سردها القرآن الكريم في سورة القصص نموذج جليّ للمتلقي، يستطيع من خلاله معرفة أحد أهم أسباب إعجاز القرآن التي تتمثّل في روعة نظمه وسحر بيانه وجمال بنيته اللغوية. سعى هذا البحث إلى الكشف عن مكامن جمالية البنية اللغوية في قصة موسى عليه السلام في سورة القصص في القرآن الكريم، وذلك من خلال تتبع الأصوات والألفاظ والبنية النحوية والبنية الحوارية التي جاءت في هذه القصّة، ودرس العلاقة بينها وبين المعاني التي أراد القرآن الكريم إيصالها إلى المتلقي، وحاول البحث إبراز دقة القرآن الكريم في اختيار بنية لغوية مناسبة لهذه القصة، والوقوف على جمالية هذه البنية. وتمّ الوصول إلى عدّة نتائج أهمها أن قصة موسى عليه السلام في سورة القصص امتازت بدقة اختيار بنية لغوية تآزرت فيها الأصوات والمفردات والجمل في بلوغ المعاني إلى المتلقي على أفضل وجه، وتآزرت أيضًا في منح البنية اللغوية في هذه القصة جمالية منقطعة النظير.
- MakaleAçık Erişim2024City of the Dervish: Castles of the Human Soul in Tuhfetü’l- Letâif
Yalçın, Dilek
In classical literature, works in the story genre were written in verse and prose forms. Religious subjects such as Qur'anic parables, the struggles of religious figures, the stories of prophets and saints, local subjects based on social life, mystical subjects, love and heroism constitute the main subjects of these stories. Among these, stories on Sufism are narrated through metaphors. Indeed, in Sufism, spiritual journey is a process well-suited for metaphors. Therefore, it is a tradition of Sufi literature to describe the discipline of the soul through metaphors. Within the frame story centered around love in Tuhfetü’l-Letâif, there exists a short story where the process of spiritual journey is narrated through metaphors. Tuhfetü’l-Letâif is an example of a prose story written by Ali bin Naqîb Hamza, consisting of intertwined short stories. The main plot of the story is based on the structure of two heroic love masnavis. The story progresses around the themes of falling in love, separation, and reunion. The protagonist Shāh Rāmin’s struggle to find his beloved Māh Pervīn and the events he goes through are narrated in different fictions in the story. The plot between pages 128b- 155a of Tuhfetü’l-Letâif is a symbolic tale of spiritual journey. The castle encountered by the protagonist Şâh Ramin on his quest for his beloved Mâh Pervîn symbolizes the inner evolution in his spiritual journey. In the story, the journey is symbolized by this castle built by Şedid. The difficulties, requirements and customs of the pilgrimage are depicted through various metaphors in the story through people, places and animals. In this study, we will focus on how the short story of Tuhfetü’l-Letâif, which is written in the 128b-155a varas of Tuhfetü’l-Letâif, narrates the progress of seyr al-suluk by using the metaphors of the castle city, plants, animals and mines, and how the guides of the progress of seyr al-suluk, namely Murshid, Khidr and the Qur’an, are symbolized in the story. Additionally, the story’s source, Şedîd, Şeddâd, and the Garden of Irem will be discussed and evaluated in the context of self-discipline.
- MakaleAçık Erişim2024Evrim Düşüncesi Açısından Ruhun İmkânı
Sarıkaya, Berat; Bal, Samet Yahya
Din-bilim ilişkisi ve çatışmasına en çok konu olan, tabiatın ve insanın varoşuna dair meseleler arasında belki de en önemlisi evrimdir. Geniş bir anlam haritası bulunan evrim kavramı, dini açıdan daha çok modern biyolojik evrim teorisi bağlamında ele alınmaktadır. Evrim teorisinin İslam inancının temel öğretileriyle uyumlu olup olmadığı hâlen tartışılmakta olan bir meseledir. Ateist evrimciler evrim teorisini Tanrı’nın yaratmasına bir alternatif olarak görüp itiraz ederken, teistik evrim savunucuları ise yaratılış ile evrim teorisinin uyumlu olduğunu ve evrimin Tanrı’nın bir yaratma modeline işaret ettiğini ileri sürmektedirler. Ateistik evrim düşüncesi, evrimsel süreç içerisinde organik yapının değişim ve dönüşümünü kabul ederken ruhsal cevherin bu sürece dâhil olmadığı fikrini benimsemektedir. Bu çalışma daha çok evrim düşüncesinin kabulü hâlinde ruhsal gerçeklik ve ruh cevherinin inkâr edilmesinin gerekmediği meselesi üzerinde durarak ruhu kabul etmenin evrim teorisiyle çelişen bir yönünün olmadığını bilakis evrimsel süreçteki birtakım boşluk ve ontolojik sıçramaların ruhun kabulüyle birlikte daha da anlam kazanacağını vurgulamayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2024Kâdî Abdulcebbâr’ın Teolojisinde Eylem Metafiziğinin Teklifle İlişkisi
Aydın, Muhammet
Kelam ilmi hem çağdaşlarının dini akidelerini ispat etmeyi hem de modern disiplinlerin verilerinden hareketle dini prensipleri daha da muhkem kılmayı amaçlar. Bir ilmi disiplinin çağdaşlarının düşünsel ihtiyaçlarını ve entelektüel meraklarını tatmin edebilmesini o disiplinin kendisini yenileme kabiliyetinde aramak gerekir. Diğer taraftan kişinin yükümlülük altında olması ya da teklife muhatap olması her dönemdeki insanı ilgilendiren önemli konulardandır. Yükümlülük konusu beraberinde kişinin eylem kapasitesini ve bununla doğrudan ilgili olan insanın özgürlüğü problemini gündeme taşımaktadır. Özgürlük sorunu insanı, varoluşundan beri meşgul eden temel sorunlardan birisidir. Mu’tezile ekolü, İslam geleneğindeki akılcı damarı temsil eden okullardan birisidir. Bu ekolün eylem metafiziğinde insana alan tanıyan girişimler bulunduğu gibi Sünni ekollerce Allah’ın mutlak kemaline ve sıfatlarına uygun görünmeyen bazı yaklaşımları da benimsediği bilinmektedir. Bu çalışmada Mu’tezile’nin son dönemlerindeki en önemli isimlerinden olan Kâdı Abdulcebbâr’ın insan eylemlerine dair yaklaşımlarını yeniden bir okumaya tabi tutarak sünni kesim tarafından da dile getirilen eleştirileri dikkate almayı ve ekollerin yaklaşımlarını Kur’an üzerinden genel bir tasvirini yapmayı hedefledik. Hem Mu’tezilenin hem de Sünni ekollerin hassasiyetlerini hesaba katarak insan eylemlerinde insanın yetkinliğini daha sağlıklı bir temelde ele almaya çalıştık.
- MakaleAçık Erişim2024مدينة حلب في روايات أحمد زياد مُحَبِّك
الأحمد, محمد
تناولت الدراسة مدينة حلب في روايات أحمد زياد محبك، وتوقفت عند بناء المكان الحلبي في هذه الروايات، ورصدت فيه قلعة حلب وأحياءها وشوارعها وحدائقها ومساجدها وغيرها من الأماكن العامّة فيها. وتتبعت الدراسة البيت الحلبي بنوعيه القديم والحديث. وتتبعت الدراسة أيضًا أسماء المجتمع الحلبي الروائي، وظهر للباحث أنها تنتمي إلى عدة منظومات، ولا سيما المنظومة الدينية والاجتماعية والمستحدثة. وتوقفت الدراسة عند ملابس المجتمع الحلبي ومعتقداته وأطعمته وأشربته وأمثاله الشائعة بين أفراده وعاداته وتقاليده والأغاني التي اعتاد عليها هذا المجتمع. وتوصلت الدراسة إلى عدد من النتائج يأتي في مقدمتها أنّ مدينة حلب شكّلت المركز الذي دارت حوله معظم الأحداث التي تضمنتها روايات أحمد زياد محبّك، وبدا الروائي حريصًا على تقديم مدينة حلب على نحو يكاد يطابق الواقع، وبدا أنّه يريد أن يحفظ هذه المدينة رواية كي يتسنى للقارئ معرفة هذه المدينة ويكوّن صورة واقعية عنها خلال الفترة الممتدة منذ منتصف القرن العشرين حتى أوائل القرن الحادي والعشرين.
- MakaleAçık Erişim2024Paranormal Turizm Kapsamında Nusaybin/Gırnavaz’ın Cinleri
Evren, Emine Şimşek
Paranormal turizm, dünyada son yıllarda yaygınlaşan önemli turizm akımlarından biridir. Türkiye’de ise paranormal turizme yönelik farkındalığın yeterli düzeyde olduğunu söylemek güçtür. Çalışmada Türkiye’nin önemli paranormal alanlarından biri olarak görülen Nusaybin’deki Gırnavaz Höyüğünün bir turizm destinasyonu olarak geliştirilebilme potansiyelinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanan veriler içerik analizine tabi tutulmuş ve 3 ana tema 10 alt tema tespit edilmiştir. Bulgular, Gırnavaz’ın ilk Müslüman cinlerin mekânı olarak görüldüğünü ve genel olarak paranormal şifa beklentisi ile çarşamba günleri ziyaret edildiğini göstermektedir. Tarihi açıdan da yüksek bir potansiyele sahip olan Gırnavaz'ın ziyaretçilerin tuvalet, su, temizlik, uyuma alanı (ritüel için) gibi temel ihtiyaçlarını karşılama noktasında dahi zayıf kaldığı, bunun temel nedeninin ise arkeolojik sit alanı kısıtlamaları ve bazı yönetim zayıflıkları olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bölgenin sürekli terör ile anılması da önemli bir zayıflık olarak değerlendirilmektedir. Toplumun özellikle şifa amaçlı ziyaretlere büyük ölçüde destek verdiği destinasyonda turizmin geliştirilmesi noktasında önemli bir beklentinin oluştuğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Teolojik Dilin Sınırlarında Tanrı'nın Sevgisini Anlamak
Sarıkaya, Berat; Kalyoncu, Ayşe
Beşerî bir duygu olan “sevgi”, insanlar arası ilişkilerde samimiyet ve muhabbeti doğuran önemli kavramlardan birisidir. Sevgi genellikle bir kişinin bir başkasına duyduğu derin ve olumlu bir bağlılığı ifade eder. Sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur. Ancak sevgi, ontolojik olarak yaratılmışlardan farklı olan Allah için söz konusu olduğunda, kavramın Allah’a izafesinin nasıl anlaşılması gerektiği hakkında farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Konu hakkındaki tartışmaların temelini ise “dil” oluşturmaktadır. Zira Tanrı hakkında konuşmak insan unsuru olan bir dil aracılığı ile yapılmak durumundadır. Asıl problem de bu noktada başlamaktadır. Konu İslam düşüncesinde Tanrı tasavvuru ve O’nun sıfatlarıyla ilgilidir. Tanrı hakkında kullanılacak dil Tevhid ilkesi çerçevesinde oluşturulmak durumundadır. Dolayısıyla hangi durumlarda tenzih, teşbih ve analoji gibi anlatım biçimleri, hangi durumlarda sembolik ve mecazi dil kullanması gerektiği önem arz etmektedir. İnsanlar, soyutlamalar ve semboller aracılığıyla Tanrı'nın niteliklerini ifade ederler. Semantik dilde Tanrı hakkında lafzî anlam kullanılamaz, çünkü kelimeler yanlış anlamaları teşvik edebilir. Mecazî dil, Tanrı'nın niteliklerini anlamada kullanışlı bir araçtır ve insanların duygusal etkileşimlerini genişletir. İslam düşünce geleneğinde, farklı ekoller Tanrı'nın sıfatlarını ve eylemleri konusunda farklı yaklaşımlar sergilemişlerdir. Selefîler, Allah'ın sıfatlarını doğrudan kabul ederken, Mücessime ve Müşebbihe mezhepleri Tanrı'ya cismani bir suret nispet eder. Ehl-i Sünnet bilginleri, tenzihî ve teşbihî dil arasında orta bir yol izler, Tanrı hakkında konuşurken kullandıkları dilin sınırlarına dikkat ederler. Çalışmamız, Allah ile insan arasındaki sevgi ilişkisinin iki boyutunu incelemektedir: birincisi insanın Allah'a olan sevgisi (muhabbetullah), diğeri ise Allah'ın insanlara olan sevgisi. Ayrıca, bu ilişkinin dil ile nasıl ifade edildiğini ve Tanrı'nın nitelikleri konusundaki tartışmaları ele almaktadır.
- MakaleAçık Erişim2024Enhancing Psychological Well-Being: Examining the Influence of Attachment Styles, Mediated by Post-conventional Religious Reasoning
Güngör, Sunay
This study investigates the intricate relationship between attachment styles, post-conventional religious reasoning, and psychological well-being. With a sample of 650 participants, established measurement tools such as the Psychological Well-Being Scale, the Adult Attachment Styles Scale, the God Attachment Styles Scale and the Modified Belief Scale are used. Utilizing Smart PLS 4.0.4.9 for analysis, the partial least squares (PLS) algorithm with bootstrapping was employed due to its suitability for complex models and small sample sizes. Through Sobel tests, the mediating role of post-conventional religious reasoning is explored. Results reveal significant positive associations between Attachment Styles in Adults and both Post-conventional Religious Reasoning and Psychological Well-being. Similarly, Attachment Styles to God exhibit significant positive relationships with Psychological Well-being and post-conventional religious reasoning. Furthermore, post-conventional religious reasoning demonstrates a significant positive relationship with Psychological Well-being. The findings indicate that it mediates the relationship between Attachment Styles in Adults and Psychological Well-being, as well as between Attachment Styles to God and Psychological Well-being. This study contributes to the understanding of how attachment styles and religious reasoning influence psychological well-being. The findings underscore the importance of considering both attachment to significant others and attachment to a higher power in understanding individuals' well-being. By highlighting the mediating role of post-conventional religious reasoning, this research sheds light on the mechanisms through which these factors interact to influence psychological well-being.
- MakaleYalnız künye2024Kelamın İnsana Dönük Yüzü: İlahi ve İnsani Arasındaki Dengenin Yeniden Kurulması
Sarıkaya, Berat; Kalyoncu, Ayşe
Bu makale, İslam düşünce dünyasında Kelam ilminin günümüzdeki rolünü ve önemini tartışmaktadır. İslam düşüncesinde Kelam ilminin, diğer ilim dallarından farklı metotlara sahip olduğu ve bu metotların zamanla değiştiği bilinmektedir. Yeni bir Kelamın ihtiyacı, geleneksel Kelam’ın günümüzün karmaşık ve değişken dünyasına uyum sağlayamaması ve çağın sorunlarına etkili çözümler sunamamasıyla doğrudan ilişkilidir. Geleneksel Kelam, tarihsel koşullar ve düşünce yapıları içinde gelişmiş olup belirli bir bağlamda anlam kazanmıştır. Ancak, günümüzde karşılaşılan zorluklar ve meydan okumalar, yeni bir Kelam’ın arayışını zorunlu kılmaktadır. Bununla birlikte, yeni bir kelamın inşası sadece çağın zorluklarına değil, aynı zamanda İslam geleneğinin köklü öğretilerine de dayanmalıdır. Bu, geleneği dikkate almanın ve onunla diyaloğa girerek çağın sorunlarına uygun çözümler bulmanın önemini vurgular. Yeni bir Kelam’ın, İslam'ın temel değerlerine bağlı kalmakla birlikte modern dünyanın gerçekleriyle uyumlu bir şekilde düşünce üretmesi gerekmektedir. Bu bağlamda makalede, özellikle "Sosyal Kelam" konusuna temas edilmiştir. İnsan, Tanrı ve toplumsal değişim dinamiği arasındaki ilişkiler incelenirken, geleneksel düşünce kalıplarının sorgulanması ve yenilikçi bir perspektifin ortaya konulması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Tanrı'nın varlığının insanın varlığından ayrı düşünülemeyeceği ve Sosyal Kelam’ın bu anlamda insanı merkeze aldığı vurgulanmaktadır. İnsanın Tanrı ile olan ilişkisi, onun özgürlüğü ve sorumluluğuyla ilişkilendirilerek değerlendirilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2024Türk İslâm Edebiyatında Edebî Bir Tür Olarak Resm-i Osmânî Konulu Manzumeler ve Cefâyî’nin Resm-i Hatt-ı Kur’ân’a Dâ’ir Manzûme’si
Doğan, Hasan
Şiirin eğitim ve öğretimdeki etkinliğini fark eden İslâm âlimleri, mensur olarak aktarıldığında ezberlenmesi zor olan bazı meseleleri manzum olarak ele alarak şiiri İslamî ilimlerin aktarılmasında bir araç olarak kullanmışlardır. Kur’an, sünnet ve edebiyatın kesiştiği bu noktada şiirle ilgilenen âlimlerin birtakım çabaları sonu-cunda tefsir, siyer, hadis, akaid, fıkıh, tecvit gibi konularda geniş bir manzum gelenek oluşmuştur. Asırlar boyunca devam eden bu anlayışın ve çabanın neticesinde yurt için ve yurt dışı kütüphanelerinde manzum tefsir, siyer, hadis tercümeleri, akaid-nâme, tecvit gibi türlerde sayısız örnekle karşılaşmaktayız. Kur’an ve şiirin kesiştiği noktada neşet edip gelişen türlerden biri de Resm-i Mushaf yahut Resm-i Osmânî konulu manzumelerdir. Başta İslâm topraklarının genişlemesi olmak üzere, siyasi, sosyal ve dinî çeşitli sebepler Kur’an’ın çoğaltılıp İslam coğrafyasının önemli merkezlerine gönderilmesini gerektirmiş ve bu ihtiyaca binaen Hz. Osman zamanında bir heyet kontrolünde Mushaf istinsah ettirilmiştir. İslâm âlimleri, Kur’an nüshalarının Hz. Osman’ın onayından geçen Mushafla aynı düzende olmasına ihtimam göstermişler ve Resm-i Mushaf, Mushaf-ı ‘Osmânî veya Mesâhif-i ‘Osmâniyye adı verilen kurallar belirlemişlerdir. Kur’an imlasıyla ilgili olan bu kurallar zamanla yeni bir disiplin teşekkül ettirmiş ve bu sahada çok sayıda eser kaleme alınmıştır. Şiire ilgisi olan bazı âlimler de söz konusu kuralları manzum olarak kaleme almışlardır. İlk olarak Arap dün-yasında örneklerini gördüğümüz bu manzumeler zamanla Türkçeye de aktarılmıştır. Şairlik kudreti olan bazı Türk âlimler de söz konusu tercümeleri nazmen yapmışlardır. Bu çalışma tercüme veya telif olsun Osmanlı Türkçesi ile kaleme alınmış Resm-i Mushaf konulu manzumelere odaklanmaktadır. Bu çalışmada öncelikle kütüphanelerde örneklerine rastlanan ilgili manzumeler tespit edilmiş, ardından Cefâyî mahlaslı bir şair tarafından kaleme alınmış Resm-i Hatt-ı Kur’ân’a Dair Manzume adlı eser incelenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Şerhu İleli’t-Tirmizî’deki Eleştiriler Bağlamında Kûfeli Fakihler Ve Hadis Rivayeti
Futsi, Ali Fuat
Ehl-i hadis ile ehl-i re’y arasında sünnete yaklaşım ve hadislerin kabulü gibi konularda metot farklılığından kaynaklanan ihtilaflar uzun asırlar boyunca devam etmiştir. Fukahâ olarak bilinen ehl-i re’yin fıkıhla olan yoğun iştigali ve hadisçilerden farklı olarak rivayetlerin kabulünde ortaya koydukları diğer kriterler sebebiyle, ehl-i hadis onları gerek metin gerekse sened açısından hadis bilgilerinin yetersiz olmasıyla itham etmiştir. Öyle ki, ricâl ve tabakât türü eserlerde bir râvinin sadece ehl-i re’yden olması sebebiyle cerh edildiği bile görülebilmektedir. Ehl-i re’yin rivayetlerinin tartışma konusu yapılması, sonraki asırlarda da devam etmiş hatta VIII. yüzyılda yaşamış olan İbn Receb el-Hanbelî’nin (ö. 795/1393) Şerhu İleli’-t-Tirmizî adlı eserinde bile konuyla alakalı müstakil bir başlık yer almıştır. İbn Receb, fukahâ’nın hadisleri ezberlemediği, senedleri karıştırdığı, metinleri mâna ile rivayet ettiği gibi birçok iddiada bulunmaktadır. Onun sözleri, fukahânın neredeyse hiç hadis bilmeyen kimseler oldukları anlamını çağrıştırmaktadır. Fıkıh ve re’y denilince ilk akla gelen yer Irak, daha özelde ise Kûfe şehridir. Abdullah b. Mesʻûd’un (ö. 32/652-53) şehre gelmesiyle başlayan ilmî faaliyet neticesinde burada birçok önemli isim yetişmiş ve bölgede aynı faaliyeti devam ettirmişlerdir. Bu nedenle bu çalışmada, başta İbn Mes’ûd’un öne çıkan talebelerinden başlanarak, İbn Receb’in ismini zikrederek eleştirdiği isimlere kadar ilk dönem Kûfe fakihlerinin hadis ilmi açışından hangi konumda bulunduklarının aydınlatılması hedeflenmektedir.






