Yayınlar
- MakaleYalnız künye2022Bakara Suresi 204-207. Ayetler Bağlamında Övülen (Faydalı) ve Yerilen (Zararlı) İnsan Tipleri
Altuntaş, Abdurrahman
Kur’an’da çeşitli insan tipleri zikredilmektedir. Bu zikredilen insan tipleri Kur’an tarafından gösterdikleri davranışlara göre yerilmekte veya övülmektedir. Kur’an’da yerilen tip, yeryüzünde fesat çıkaran, zulüm yapan, nesli ve ürünleri yok eden kimsedir. Bu tipin iç dünyası ile dış dünyası bir değildir. Dışardan kendisini iyi tanıtsa da aslında iç dünyası insanların kötülüğünü, zararını ister. Övülen tip ise bütün davranış ve hareketlerinde dürüst davranmaya gayret eder. Onun gayesi bireyin, toplumun ve insanlığın selametidir. Yaptığı hareketleri gösteriş için yapan bir kimse değildir. Onun temel amacı Allah rızasını kazanmaktır. Bu kimse ahiret hayatını düşünerek davranışlarının belli bir ölçü ve karakterde olmasına özen gösterir. Bu iki tip bütün tarih boyunca bütün toplumlarda var olagelmiş bundan sonra da her toplumda var olmaya devam edecektir. Kur’an bu kimselerin gerçek durumlarını ortaya koyarak olumlu tiplerin örnek alınmasını, olumsuz tiplerden de uzak olunmasını bizden istemektedir. Bu vurgu Kur’an’ın bütününe yayılmıştır. Kur’an’da sürekli olarak iyi ve kötü karakterler arasındaki mücadele resmedilmektedir. İyilerin dünya ve ahirette mutlu ve huzurlu olacakları, kötülerin ise hem dünyada hem de ahirette hüsrana uğrayacakları sürekli olarak vurgulanmaktadır.
- MakaleYalnız künye2021Bakara 6-7. âyetler bağlamında inkârcıların durumu
Altuntaş, Abdurrahman
Bu makalede Bakara sûresinin 6-7. âyetleri kâfirlerin durumu bağlamındaele alınıp incelenecektir. Bu âyetlere göre kâfirlerin peygamber tarafından uyarılıpuyarılmaması fark etmemektedir. Onlar iman edecek değillerdir. Onların hakkıkabul etmemeleri neticesinde, Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş,gözlerine de perde çekmiştir. Onlar için büyük bir azap hazırlamıştır. Çünkü onlarpeygamber tarafından yapılan uyarılara kulak asmamışlardır. Bunun üzerine deAllah, onların hakkı bilme ve tanıma özelliklerini ortadan kaldırmıştır. Kâfirleriniman etmemelerinde önceden belirlenmiş bir durumun olup olmadığı tespitedilmesi gerekli bir husustur. Kâfirlerin kalplerinin ve gözlerinin mühürlenmesi vegözlerine perde çekilmesi özgür bir şekilde yaptıkları tercihlerin bir sonucudur.Yani burada onlar için herhangi bir ilahi takdir edilmişlik durumu söz konusudeğildir. Onların iman etme potansiyelleri ellerinden alınmamıştır. Bu âyetler baştaolmak üzere Kur’an’daki ilgili âyetler kişinin özgürlüğü bağlamında ele alınıpincelenecektir. Çünkü Kur’an’ın bir kısmı diğer bir kısmını tefsir eder. Yer yerkonuyla ilgili hadislere de yer verilecektir. Makalemizdeki temel amaç, kâfirlereyönelik âyetlerde yer alan bu ifadelerin ilahi bir tercih mi yoksa onların yapıpetmelerinin bir neticesi mi olduğu tartışılacaktır.
- MakaleYalnız künye2020Enbiyâ sûresi 21/105. âyet bağlamında yeryüzüne salih kulların mirasçı olması
Altuntaş, Abdurrahman
Bu çalışmamızda Enbiyâ sûresi 105. âyetinde geçen “Andolsun Zikir'densonra Zebur'da da: «Arza salih kullarım vâris olacaktır» diye yazmıştık” anlamındakiifade, içerisinde geçtiği kelime ve kavramlar açısından incelenecektir.Kur’an kavramlarının anlaşılması Kur’an’ın mesajını idrak etmede çokönemlidir. Çalışmamızda ilk önce âyette geçen kelimeler ve kavramlar tahliledilerek hangi manaya geldikleri ortaya konulmaya çalışılacaktır. Kur’an’da geçenkelimeler değişik âyetlerde farklı manalara gelebilmektedir. Bundan dolayıKur’an’ın bir âyetine anlam verirken diğer âyetlerle olan ilişkisine de dikkat etmekgerekmektedir. Nitekim âyette geçen “arz”dan kastedilenin ne olduğu hususundamüfessirler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazı müfessirler âyetteki bu kelimenincennet olarak anlaşılması gerektiğini, bazıları ise şu an yaşadığımız yeryüzününkastedildiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca “Zebur” ve “Zikr” kelimelerinin hangianlamlara geldiği incelenecektir.Kur’an-ı Kerim yeryüzüne iyi kulların hâkim olacağını genel bir kuraliçerisinde ifade etmektedir. Bunun nasıl ne zaman ve ne şekilde olacağı tam olarakifade edilmemiştir. Bu hususta müfessirlerin yorumlarına da yer verilerek âyetinifade etmek istediği manalar keşfedilmeye çalışılacaktır. Âyette geçen kelimelertahlil edildikten sonra âyet hakkında Kur’an bütünlüğü çerçevesinde genel birdeğerlendirme yapılacak, elde edilen sonuçlar ve çıkarımlar ortaya konulacaktır.
- MakaleAçık Erişim2020The Primary Elements in the Construction of Character in the Context of the Stories (qaṣaṣ) of the Qurʾān
Altuntaş, Abdurrahman
One of the characteristics of the Qurʾān is the transmission of its message by means of the stories (qaṣaṣ) of the Qur‟an to people. Some characters have been manifested affirmatively and some characters have been exhibited with negative aspects of the stories of the Qurʾān. While it was desired that affirmative characters be taken as an example, it was expressed that it was necessary to avoid bad characters because negative behavioral patterns were not approved by the Qurʾān. In addition to this, it has wished to take an example by characters which have been shown while explaining its messages to its audiences. The Qurʾān has concertized the models for acting experiences themselves because the applicability and practicability of concrete things are much easier on account of taking an example. This situation has been expressed in a distinct manner in the stories of the Qurʾān. The figures of the model human being which have been presented to us in the Qurʾān are ideal, equable and exemplary characters. These primary elements have been mentioned as faith (īmān), science (ʿilm), action or deed (ʿamal) and sincerity (ikhlāṣ). According to the Qurʾān, faith is the core and the essence of everything. It is the primary element of the invitation of all of the prophets. Everything has reached significance with faith. Science has been mentioned as one of the primary elements of gaining faith in the Qurʾān. Another element of completing faith and science is an action or deed. The deed is not only a dry behavior pattern. When action is together with sincerity, they have made sense. People having all of these elements are the model individuals according to the Qurʾān.
- MakaleYalnız künye2018Kur’an’da hz. süleyman’a verilen nimetler
Altuntaş, Abdurrahman
İslam’a göre Yüce Allah, başta Hz. Âdem olmak üzere birçokpeygambere vahyetmiş ve bunlardan bir kısmının adlarını Kur’an’ı Kerim’dezikretmiştir. Kur’an’da zikredilen ve zikredilmeyen peygamberlerin hementamamı ilahi mesajın gereklerini yapmaya çalışmış ve bu yolda hiçbirfedakârlıktan kaçınmamışlardır. Bu yüzden Kur’an peygamberleri ilahivahyi insanlara ulaştıran ve davranışlarıyla insanlara örnek teşkil edenkimseler olarak nitelendirmiştir. Kur’an’ı Kerim’de bahsi geçenpeygamberlerden biri olan Hz. Süleyman kendisine verilen nimetlerle öneçıkmaktadır. Kur’an’ı Kerim’e göre ona çok sayıda nimet bahşedilmiştir. Hz.Süleyman’a peygamberlik, saltanat, rüzgâr, erimiş bakır madeni,hayvanların konuştuklarını anlama, ilim, nitelikli atlar ve gözle görülmeyenvarlıklara hükümranlık etme gibi bir dizi nimet verilmiştir. Hz. Süleymanverilen onca nimete karşı rabbine şükretmiş, nankörlük etmemiştir. O,verilen nimetlerin bir imtihan aracı olduğunu anlamış ve buna göre hareketetmiştir. Kendisine verilen bunca nimete rağmen o, şımarmamış ve nimetinnereden geldiğini bilerek ona göre davranmıştır. Kur’an’ın genel mantığınagöre mal sahibi olmak eleştirilen bir hususiyet değildir. Eleştiriye konu olanhusus bu malın nasıl ve nerede kullanıldığıdır. Hz. Süleyman bu husustaörnek ve takip edilmesi gereken bir şahsiyettir. Bu manada Kur’ân Allah’akulluğunu her şeyin üstünde tutan mal sahiplerini övmüştür. Aksinedavranan Haman gibileri de yermiş ve yerin dibine batırmıştır. İşte Hz.Süleyman, “Gerçekten ben, mal sevgisini rabbimi anmak için istedim.”ifadesiyle de bu duruma işaret etmiştir. Yani yüklü miktarda mala ve mülkesahip olma ve buna rağmen Allah’tan uzaklaşmama örnekliğini göstermiştir.
- MakaleYalnız künye2016Kur'an'da tanıtılan model şahsiyet, hz. eyyûb
Altuntaş, Abdurrahman
Kur'an yaşadıkları toplumda peygamberlerin öne çıkmış, örnek şahsiyetler olduklarından bahsetmiştir. Kur'an, bu model şahsiyetler yoluyla mesajını sunmayı tercih etmiştir. Bu örneklik hem kendi toplumuna hem de daha sonra gelen toplumlara yönelik bir rehberliktir. Kur'an'ın geneli dikkate alındığında bu modelliklerin geniş bir yer tuttuğu rahatlıkla görülebilir. Kur'an'da model bir şahsiyet olarak takdim edilen peygamberlerden bir tanesi de Hz. Eyyûb'tur. Zira o, Allah tarafından peygamber olarak seçilmiştir. Peygamberler, Allah tarafından elçi olarak seçilmelerinin yanında toplumlarında ahlak ve yaşantılarıyla da öne çıkmış bireylerdir. Bütün peygamberî gelenekte olduğu gibi Hz. Eyyûb de Allah tarafından çeşitli bela ve musibetlerle imtihana tabi tutulmuştur. Çünkü o bedeni, malı ve ailesi ile ilgili çeşitli sıkıntılara maruz kalmış ve sabrı sayesinde bütün bunların üstesinden gelmiştir. Gösterdiği sabrı ve Allah'a yaptığı dua sayesinde kaybettikleri misliyle kendisine geri verilmiştir. Onun bütün bu musibetlere karşı göstermiş olduğu sabrı onun modelliğini ortaya koyan çok önemli bir unsurdur. O bütün bu imtihanlara maruz kalırken kendisinin iletişimde olduğu çeşitli şahıslar vardır. Bunlar eşi, çocukları ve arkadaşlarıdır. Kur'an bunların arasından özellikle hanımını öne çıkarmıştır. Öyle ki Kur'an'da hastalığı sırasında hanımıyla ilgili yaptığı yeminin yerine getirilmesini istenir. Bu husus, peygamberlerin verdiği sözleri yerine getirmeleri ve güvenilirlikleri açısından oldukça önemlidir. Çünkü kişi bu imtihan sürecinde bazen eşini, çocuklarını veya arkadaşlarını kaybedebilir. Fakat ister hepsini isterse sadece birini kaybetsin ona düşen güzel bir sabırdır. Çünkü model olma, ancak bu çeşit olaylarla karşılaşıp onların üstesinden geldikçe ortaya çıkan bir durumdur. Kur'an'ın bu kıssayı anlatmasının sebebi Hz. Eyyûb kıssası bağlamında hem peygamberi ve mü'minleri teselli etmek, hem de onlara rehberlik edip örneklik göstermektir. Ayrıca mü'minlerde bu olayı düşünmeli ve ondan ders çıkarmalıdır. Bu kıssa bağlamında da görüleceği üzere peygamber de olsa her insan yaşadığı hayatta çeşitli sıkıntılar ve ıstıraplara maruz kalabilir. Yalnız bunlara sabreden ve bir serzenişte bulunmayan insan, ancak rabbinin hoşnutluğunu kazanabilir.
- MakaleYalnız künye2016Weakness concept in kur'an
Altuntaş, Abdurrahman
The concept of weakness (Müstaz'af) is one of the notions used in Kur'an. In Kur'an, there are many usage of this word derived from the roots of z-a-f. There are two basic means of these us. The first one is being weak and powerless, and the second is plication or to grow exponentially. Besides the words which derived from this root have also meanings such as, be incapable, leave weak, see weak and powerless and show weakness. Therewithal, there are usages meant to dependent ones, desperate men, women and children The müstaz'af is used in Kur'an within the meaning of being weak and powerless. By the concept of Müstaz'af the behavior of communities left powerless in their nations were revealed. The behavior of some of them has been approved. Because these are weak and powerless in the real sense. The behavior of some has been strongly criticized by the Qur'an. The latter ones are not really of the weak and powerless. They are the ones who seem such just prefer to avoid responsibility. According to Kur'an, although they were weak, some weak and powerless ones showed a resistance to persecuted people. They were awarded in life of this world and the hereafter in response to the strength that they showed. The other vulnerable groups acted with the community in which they live. Kur'an does not approve of this kind of weak and powerless people and criticizes them. Kur'an want from these people to emigrate in case of failure to reval their religion and values in the town they live. Another weak and powerless group is the ones who live within their tribes but for various reasons not have the opportunity to migrate. They could not emigrate due to facilities did not allow. In this regard, they could be excused. But it is expected from them immediately to migrate whenever they found opportunity for emigration. Furthermore, the weak and powerless peoples (Müstaz'af) who are forced to live in a cruel tribes and unable to emigrate must be rescued. The Kur'an sees as an obligation for other muslims to fight for these müstaz'af.
