Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Teolojik Dilin Sınırlarında Tanrı'nın Sevgisini Anlamak
Sarıkaya, Berat; Kalyoncu, Ayşe
Beşerî bir duygu olan “sevgi”, insanlar arası ilişkilerde samimiyet ve muhabbeti doğuran önemli kavramlardan birisidir. Sevgi genellikle bir kişinin bir başkasına duyduğu derin ve olumlu bir bağlılığı ifade eder. Sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur. Ancak sevgi, ontolojik olarak yaratılmışlardan farklı olan Allah için söz konusu olduğunda, kavramın Allah’a izafesinin nasıl anlaşılması gerektiği hakkında farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Konu hakkındaki tartışmaların temelini ise “dil” oluşturmaktadır. Zira Tanrı hakkında konuşmak insan unsuru olan bir dil aracılığı ile yapılmak durumundadır. Asıl problem de bu noktada başlamaktadır. Konu İslam düşüncesinde Tanrı tasavvuru ve O’nun sıfatlarıyla ilgilidir. Tanrı hakkında kullanılacak dil Tevhid ilkesi çerçevesinde oluşturulmak durumundadır. Dolayısıyla hangi durumlarda tenzih, teşbih ve analoji gibi anlatım biçimleri, hangi durumlarda sembolik ve mecazi dil kullanması gerektiği önem arz etmektedir. İnsanlar, soyutlamalar ve semboller aracılığıyla Tanrı'nın niteliklerini ifade ederler. Semantik dilde Tanrı hakkında lafzî anlam kullanılamaz, çünkü kelimeler yanlış anlamaları teşvik edebilir. Mecazî dil, Tanrı'nın niteliklerini anlamada kullanışlı bir araçtır ve insanların duygusal etkileşimlerini genişletir. İslam düşünce geleneğinde, farklı ekoller Tanrı'nın sıfatlarını ve eylemleri konusunda farklı yaklaşımlar sergilemişlerdir. Selefîler, Allah'ın sıfatlarını doğrudan kabul ederken, Mücessime ve Müşebbihe mezhepleri Tanrı'ya cismani bir suret nispet eder. Ehl-i Sünnet bilginleri, tenzihî ve teşbihî dil arasında orta bir yol izler, Tanrı hakkında konuşurken kullandıkları dilin sınırlarına dikkat ederler. Çalışmamız, Allah ile insan arasındaki sevgi ilişkisinin iki boyutunu incelemektedir: birincisi insanın Allah'a olan sevgisi (muhabbetullah), diğeri ise Allah'ın insanlara olan sevgisi. Ayrıca, bu ilişkinin dil ile nasıl ifade edildiğini ve Tanrı'nın nitelikleri konusundaki tartışmaları ele almaktadır.
- MakaleYalnız künye2024Kelamın İnsana Dönük Yüzü: İlahi ve İnsani Arasındaki Dengenin Yeniden Kurulması
Sarıkaya, Berat; Kalyoncu, Ayşe
Bu makale, İslam düşünce dünyasında Kelam ilminin günümüzdeki rolünü ve önemini tartışmaktadır. İslam düşüncesinde Kelam ilminin, diğer ilim dallarından farklı metotlara sahip olduğu ve bu metotların zamanla değiştiği bilinmektedir. Yeni bir Kelamın ihtiyacı, geleneksel Kelam’ın günümüzün karmaşık ve değişken dünyasına uyum sağlayamaması ve çağın sorunlarına etkili çözümler sunamamasıyla doğrudan ilişkilidir. Geleneksel Kelam, tarihsel koşullar ve düşünce yapıları içinde gelişmiş olup belirli bir bağlamda anlam kazanmıştır. Ancak, günümüzde karşılaşılan zorluklar ve meydan okumalar, yeni bir Kelam’ın arayışını zorunlu kılmaktadır. Bununla birlikte, yeni bir kelamın inşası sadece çağın zorluklarına değil, aynı zamanda İslam geleneğinin köklü öğretilerine de dayanmalıdır. Bu, geleneği dikkate almanın ve onunla diyaloğa girerek çağın sorunlarına uygun çözümler bulmanın önemini vurgular. Yeni bir Kelam’ın, İslam'ın temel değerlerine bağlı kalmakla birlikte modern dünyanın gerçekleriyle uyumlu bir şekilde düşünce üretmesi gerekmektedir. Bu bağlamda makalede, özellikle "Sosyal Kelam" konusuna temas edilmiştir. İnsan, Tanrı ve toplumsal değişim dinamiği arasındaki ilişkiler incelenirken, geleneksel düşünce kalıplarının sorgulanması ve yenilikçi bir perspektifin ortaya konulması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Tanrı'nın varlığının insanın varlığından ayrı düşünülemeyeceği ve Sosyal Kelam’ın bu anlamda insanı merkeze aldığı vurgulanmaktadır. İnsanın Tanrı ile olan ilişkisi, onun özgürlüğü ve sorumluluğuyla ilişkilendirilerek değerlendirilmektedir.
