Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baltaci, Cemalettin(27)
- Uzun, Sevda(27)
- Yildiz, Salih(25)
- Kulakaç, Nurşen(24)
- Ayaydin, Hasan(22)
- Yilmaz, Ozgur(20)
- Bostan, Sedat(19)
- Doğan, Kadir Caner(19)
- Kenek, Gökhan(19)
- Tosunoğlu, Büşra(19)
- Akyol, Hikmet(18)
- Akyürek, Suat(18)
- Can, İbrahim(18)
- Doğru, Bülent(18)
- Hayaloğlu, Pınar(18)
- Keyifli, Nazlı(18)
- Peker, İskender(18)
- Sipahi, Ferkan(18)
- Çalışır, Gülsüm(18)
- Avcı, İbrahim(17)
- Gücer, Mehmet Ali(17)
- Pala, Fahrettin(17)
- Türkkan, Tuğba(17)
- Ulutaşdemir, Nilgün(17)
- Yildiz, Emel(17)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(16)
- Cengiz, Ekrem(16)
- Demirağ, Hatice(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yeşilçayır, Celal(16)
- Akaryali, Enver(15)
- Kaygusuz, Abdullah(15)
- Merdan, Mehmet(15)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(14)
- Demirbağ, Orkun(14)
- Evren, Savaş(14)
- Kahraman, Yakup(14)
- Yesilelebi, Gl(14)
- Yıldız, Barış(14)
- Ödemiş, Murat(14)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Örgüt Kültürü ile Yenilikçi İş Davranışı Arasındaki İlişkide Örgütsel Çevikliğin Aracı Rolü: Araştırma Üniversiteleri Örneği
Kenek, Gökhan
Bu çalışma, araştırma üniversitelerinde yenilikçi kültür, destekleyici kültür, örgütsel çeviklik ve yenilikçi iş davranışı arasındaki ilişkileri incelemektedir. Veriler, Kasım 2025 içerisinde araştırma üniversitelerinde görev yapan akademik personelden toplanmış ve 410 geçerli anket analize dâhil edilmiştir. Önerilen araştırma modeli, Mplus 9 programı kullanılarak yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ile test edilmiştir. Bulgular doğrultusunda, yenilikçi örgüt kültürünün yenilikçi iş davranışı üzerindeki doğrudan etkisinin anlamlı olmadığı gözlemlenmiştir (β = 0,146; p > 0,05). Buna karşılık, yenilikçi örgüt kültürünün yenilikçi iş davranışı üzerinde örgütsel çeviklik aracılığıyla anlamlı dolaylı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiş ve tam aracılık etkisi tespit edilmiştir (β = 0,230; p < 0,001). Destekleyici örgüt kültürünün ise yenilikçi iş davranışı üzerinde hem doğrudan (β = 0,274; p = 0,05) hem de örgütsel çeviklik aracılığıyla dolaylı (β = 0,195, p < 0,001) etkisi tespit edilmiştir (kısmi aracılık). Sonuçlar, yenilikçi iş davranışının yalnızca kültürel unsurlarla değil, aynı zamanda hızlı uyum sağlayabilen ve yapısal açıdan bunu destekleyen örgütsel bağlamla mümkün olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Etik Durum Ölçeği’nin (EDÖ-5) Türkçeye Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Analizi
Akyildiz, Salih; Birinci, Ali
Bilişsel yaklaşım, bireylerin yaşadıkları çevreyi anlamlandırmak için kullandıkları zihinsel yapıların ve kategorilerin bilginin tekdüze bir biçimde değil, çeşitli kavramsal çerçeveler içinde yapılandırıldığını ileri sürer. Bu yaklaşım çerçevesinde değerlendirilen ahlaki biliş, bireylerin ahlaki ya da ahlaki olmayan davranışları tanımasını, yorumlamasını ve değerlendirmesini sağlayan psikolojik süreçleri ifade eder. Ahlaki bilişin temel yapı taşı ise ahlaki yargıdır. Literatürde, davranışların doğru ya da yanlış olarak değerlendirilmesinden bireylerin ahlaki karakterleri hakkında çıkarımlarda bulunmaya; toplumsal değerleri veya politikaları onaylamaya kadar geniş bir yelpazede ahlaki yargı türleri araştırılmıştır. Bu yargıları derinlemesine anlamak, onların birbirinden nasıl ayrıştığını ve normlar, duygular ya da cezalandırma gibi olgularla nasıl ilişkilendiğini ortaya koymayı gerektirir. Ahlaki yargılar, bireylerin hem kendilerine hem de başkalarına yönelik gerçekleştirdikleri temel toplumsal değerlendirmeleri içerir ve yalnızca gözlemlenen davranışlara değil, aynı zamanda bireyin karakterine ilişkin daha kalıcı ve derin anlamlar taşır. Ahlak felsefesi ve psikoloji alanındaki güncel ampirik araştırmalar, bu yargıların özellikle başkalarına zarar veren ve toplumsal normlarla çelişen eylemler üzerine yoğunlaştığını göstermektedir. Bununla birlikte bireyler arasında neyin ahlaki neyin gayri ahlaki olduğu konusunda önemli görüş ayrılıkları gözlenmektedir. Bu farklılığın temel nedenlerinden biri, bireylerin etik durumlarının -diğer bir deyişle, idealizm ve görecilik düzeylerinin- değişkenlik göstermesidir. Bu bağlamda Etik Durum Kuramı, bireylerin ahlaki inanç, tutum ve değerlerinin bütüncül bir kişisel ahlak felsefesi oluşturduğunu ve bu sistemin iki temel boyut olan idealizm ve görecilik tarafından şekillendiğini ileri sürmektedir. Kuramsal ve ampirik çalışmalar, ahlaki karar verme süreçlerinde bu iki boyutu eylemin yol açtığı zarar ya da yararın düzeyi ve eylemin ahlaki normlarla ne ölçüde uyum sağladığı açısından tanımlamaktadır. Ahlaki karar verme, bireyin etik ilkeler, kişisel değerler ve toplumsal normlar doğrultusunda bilinçli tercihlerde bulunma sürecidir. Özellikle öğretmenlik gibi yüksek toplumsal etki taşıyan mesleklerde bu süreç profesyonel bir sorumluluk olarak kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda geliştirilen Etik Durum Ölçeği, bireylerin idealist ve göreceli tutumlarını ölçmek amacıyla tasarlanmış olup söz konusu boyutların kuramsal geçerliliğini destekleyen çok sayıda bulgular sunmaktadır. Ancak bazı maddelerin ölçülmek istenen yapılarla yeterince örtüşmemesi ve iç tutarlılığın artırılabilir olması yönündeki araştırma bulguları ölçeğin yeniden değerlendirilmesi ve geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, etik karar verme süreçlerini değerlendirmede yaygın olarak kullanılan revize edilmiş Kısa Form Etik Durum Ölçeği’nin (EDÖ-5) Türkçe’ye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Uyarlama süreci; çeviri ve geri çeviri yöntemleri ile dilsel eşdeğerlilik, yapı geçerliği ve güvenilirlik analizlerini kapsamaktadır. Araştırma, 2024-2025 öğretim yılında Trabzon Üniversitesi Eğitim ve İlahiyat Fakültesi öğrencileri arasından kolay ulaşılabilir olma ve gönüllülük esasına göre amaçlı örnekleme yöntemi ile elde edilen üç ayrı veri setiyle yürütülmüştür. Birinci grup (n=50) ile dilsel eşdeğerlilik çalışması yapılmış, ikinci grup (n=434) verileriyle Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) gerçekleştirilmiş, üçüncü grup (n=438) ise Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, ölçeğin özgün formunda yer alan iki faktörlü yapının (idealizm ve görecilik) Türkçe formunda da korunduğunu göstermektedir. Ölçeğin iç tutarlılık katsayıları idealizm boyutu için .79, görecilik boyutu için .76 olarak bulunmuştur. Netice itibariyle, EDÖ-5’in Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ve etik karar verme süreçlerini inceleyen araştırmalarda kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026A research to examinate the relationship between brand hate, newom and boycotting behavior
Çinar, Binnaz; Eda, Dişli Bayraktar; Alp, Mustafa; Kalca, Adem
This study aims to examine the effect of brand hate on consumers’ boycott behavior by exploring the mediating role of negative word-of-mouth (NeWOM). Data were collected from 396 consumers through an online survey distributed via social media and analyzed using Structural Equation Modeling. The findings reveal that brand hate significantly increases NeWOM; NeWOM influences boycott intention and partially mediates the relationship between brand hate and boycott behavior. Overall, strong feelings of brand hate enhance consumers’ tendency to spread negative opinions and experiences, which directly or indirectly strengthen their intention to boycott; thus, the study contributes to understanding the negative emotional and communicational dimensions of consumer–brand relationships.
- MakaleAçık Erişim2026Varlık vergisi’nin azınlık karşıtı bir uygulamaya dönüşmesi: tasviri efkâr gazetesi üzerinden bir inceleme
Bal, Bülent
Varlık Vergisi, Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’nın olağanüstü koşullarında ortaya çıkan mali kaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla 1942 yılında çıkarılmıştır. Ancak çıkarılan vergi, uygulama aşamasında mali beklentilerle sınırlı kalmayarak azınlık karşıtı bir politikanın aracı haline dönüştürülmüştür. Bu çalışmanın amacı, bu dönüşüm öyküsünün kamuoyuna nasıl aktarıldığını ve meşrulaştırıldığını, dönemin milliyetçi ve Alman yanlısı yayın çizgisiyle öne çıkan Tasviri Efkâr gazetesi örneği üzerinden ele almaktır. Araştırmada metodolojik olarak nitel yöntem benimsenmiştir. Gazetede yer alan haberler, köşe yazıları ve yorumlar, nitel yöntemlerden tarihsel tanımlayıcı ve söylem analizi yaklaşımları çerçevesinde incelenmiştir. İnceleme sonucunda, Varlık Vergisi’nin yalnızca savaş ekonomisinin yarattığı mali yükü hafifletmeye yönelik bir araç olmadığı, aynı zamanda ideolojik ve siyasal bir müdahale mekanizması olarak işlev gördüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda milliyetçi retoriğin vergi politikasıyla iç içe geçirildiği, azınlık karşıtı tutumların basın aracılığıyla meşrulaştırılarak yeniden üretildiği ortaya konulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2026The relationship between intellectual capital and financial performance: an application on small and medium-sized businesses
Karaaslan, İbrahim; Karadavut, Ayşegül
This study investigates the impact of intellectual capital on financial performance. The sample comprises annual data from 2012 to 2023 for companies listed on the BIST SME Industry Index. Two models were constructed in the study. In the first model, return on assets was the dependent variable, while structural capital efficiency, human capital efficiency, capital employed efficiency, market capitalization, and leverage ratio were independent variables. In the second model of the study, market value was the dependent variable, and structural capital efficiency, human capital efficiency, capital employed efficiency, leverage ratio, and return on assets were the independent variables. The study found a statistically significant positive relationship between return on assets, firms’ market values, and capital efficiency. There was also a statistically significant negative relationship between human capital efficiency and the leverage ratio. Firms’ market values were positively related to return on assets and structural capital efficiency. In contrast, the relationship between firms’ market values and capital efficiency was significant and negative.
- MakaleAçık Erişim2026Filistin-İsrail Savaşı Esnasında Hastaneye Yapılan Saldırının Savaş Suçu Bağlamında Değerlendirilmesi
Karaer, Merve
Günümüzde din, dil, ırk ayırımı yapılmaksızın insanlara sağlık hizmeti sunulmalı ve sağlık hizmetlerinin güvenliği korunmalıdır. Bu bağlamda, savaş veya silahlı çatışmalar sırasında hastanelere yönelik saldırılar uluslararası ceza yargısının konusu hâline gelmiştir. Bu çalışmada, Filistin-İsrail Savaşı bağlamında hastane saldırılarının bir savaş suçu olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmakta, sağlık hizmetlerinin savaş ortamında nasıl ihlal edildiğine dikkat çekilmektedir. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler sosyal medya platformu X üzerinden toplanmıştır. Hastane saldırısının ardından geçen 24 saatlik süreçte “hastane saldırısı” anahtar kelimesiyle yapılan taramalarda ulaşılan 361 kullanıcı yorumu MAXQDA 2020 programına aktarılmış ve tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Kodlama ve tema oluşturma süreci, araştırma sorularına bağlı olarak sistematik biçimde yürütülmüştür. Analiz sonucunda iki temel tema belirlenmiştir: (1) Hastane saldırısının yorumlanması – savaş suçu, uluslararası hukukun ihlali, insanlık suçu gibi kavramsallaştırmalar; (2) Saldırıya gösterilen tepkiler – lanetleme, protesto, diplomatik tepkiler ve yas ilanları. Katılımcı yorumları saldırıların yalnızca hukuki değil aynı zamanda etik ve insani bir kriz olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Sonuç olarak, uluslararası toplumun bu tür saldırılara karşı daha etkin yaptırımlar uygulaması gerektiği, mevcut hukuki mekanizmaların yetersiz kaldığı ve sağlık tesislerine yönelik ihlallerin sistematik savaş stratejilerinin bir parçası hâline geldiği görülmüştür. Çalışma hem literatüre katkı sağlamayı hem de savaş koşullarında sağlık hizmetlerinin korunmasına yönelik farkındalık geliştirmeyi amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Removal of Pb(II) ions from aqueous solutions by Brevibacillus agri-loaded clay: Kinetic, isotherm, and artificial neural network modeling
Belduz, Ali Osman; Inan, Kadriye; Duran, Celal; Ozdes, Duygu; Ozeken, Sengul Tugba; Nalçaoğlu, Aleyna; Şeker, Serdal
In this study, a novel and efficient adsorbent was developed by immobilizing inactivated Brevibacillus agri biomass onto an abundant natural clay via a simple synthesis route for Pb(II) removal from aqueous media. The adsorption behavior of inactivated Brevibacillus agri-loaded clay (BLC) was evaluated using batch experiments by investigating the effects of initial solution pH (2.0–6.0), BLC dosage (0.5–4.0 g/L), contact time (1–180 min), initial Pb(II) concentration (10–420 mg/L), temperature (25–80°C), and the presence of foreign ions. The optimum conditions were determined to be an initial solution pH of 5.0 and a contact time of 120 min. Isotherm models were applied to elucidate the interactions between Pb(II) ions and BLC, while kinetic studies were conducted to evaluate the adsorption performance and underlying mechanisms. The maximum adsorption capacity of BLC was determined as 65.4 mg/g according to the Langmuir isotherm model. Thermodynamic parameters revealed that Pb(II) adsorption on BLC was exothermic, feasible, and spontaneous at 25ºC. Artificial neural network (ANN) studies provided highly accurate predictions by modeling and confirmed the reliability and applicability of the model for Pb(II) removal in industrial applications. This study presents an innovative and sustainable approach for heavy metal removal, offering an effective solution applicable to environmental remediation processes.
- MakaleAçık Erişim2026Comparative evaluation of bioactive properties of Philadelphus coronarius leaf and flower extracts: Antioxidant and enzyme inhibitory activities
Burnaz, Nesibe Arslan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
This study comparatively evaluated the bioactive properties of Philadelphus coronarius leaf and flower extracts, focusing on phenolic composition, antioxidant capacity, and enzyme inhibitory activities. Plant materials were collected, dried, powdered, and extracted using 80% ethanol via ultrasound-assisted extraction. Total phenolic content (TPC), total flavonoid content (TFC), and antioxidant activities (ABTS, DPPH, and FRAP assays) were determined, along with α-glucosidase and acetylcholinesterase inhibitory activities. The leaf extract exhibited significantly higher phenolic and flavonoid contents (4082.81 mg GAE/100 g DW and 3444.17 mg CE/100 g DW, respectively) compared to the flower extract (1864.06 mg GAE/100 g DW and 869.17 mg CE/100 g DW). Similarly, the antioxidant capacities (DPPH, ABTS, and FRAP values) of the leaf extract were found to be significantly higher than those of the flower extract. In enzyme inhibition studies, the leaf extract demonstrated stronger α-glucosidase inhibitory activity (IC50: 0.0211 mg/mL) than the flower extract (IC50: 0.0523 mg/mL). In contrast, acetylcholinesterase inhibition was similar for both extracts. Overall, the findings indicate that P. coronarius leaves possess a strong bioactive potential, particularly in terms of phenolic compounds, antioxidant capacity, and α-glucosidase inhibitory activity. Therefore, the leaf part of this species may be considered a promising natural source of antioxidants and functional bioactive compounds.
- MakaleAçık Erişim2026Effects of drying methods on physicochemical properties and bioactive compounds of wild fruits native to the Gümüşhane flora of NE Türkiye
Bulut, Volkan Numan; Baltaci, Cemalettin; Gundogdu, Ali; Barlak, Esra
Wild fruits are valuable natural sources of bioactive compounds with significant nutritional and functional properties. This study comparatively evaluated the effects of freeze-drying (FD), oven drying (OD), and open-air drying (AD) on the physicochemical properties, total phenolic content (TPC), vitamin C content, and antioxidant properties of five wild fruit species naturally growing in the Gümüşhane region of Türkiye: wild pear (Pyrus elaegrifolia Pall.), hawthorn (Crataegus orientalis), rosehip (Rosa canina L.), cornelian cherry (Cornus mas L.), and barberry (Berberis vulgaris). Drying method markedly affected both physicochemical characteristics and bioactive compounds. Oven drying produced the lowest water activity values (0.10–0.34), indicating enhanced microbiological stability, whereas freeze-dried samples generally showed superior preservation of phenolic compounds and antioxidant activity. The highest TPC was observed in air-dried cornelian cherry (935.59 mg GAE/kg), while freeze- dried rosehip exhibited the highest TPC among freeze-dried samples (907.63 mg GAE/kg). Vitamin C was highly sensitive to thermal processing, and most oven-dried samples showed values below the detection limit (<0.30 mg/kg). In contrast, freeze-dried rosehip retained the highest vitamin C content (1594 mg/kg). Freeze-dried cornelian cherry exhibited the highest DPPH radical scavenging activity (93.45%), whereas oven-dried rosehip showed the highest total antioxidant content (33.38 mg/g). The relatively high antioxidant values observed in some oven-dried samples may also be partially associated with the formation of Maillard reaction products exhibiting antioxidant properties under thermal processing conditions. Correlation and hierarchical cluster analyses revealed statistically significant (p < 0.05) fruit-specific differences in antioxidant behavior and clustering patterns, indicating that the responses to drying treatments were more strongly influenced by fruit matrix composition than by drying method alone. The findings demonstrate that the effects of drying treatments are strongly fruit matrix-dependent and that no single drying method is universally optimal for preserving all quality attributes of wild fruits.
- MakaleYalnız künye2026Tip 2 Diyabet Mellituslu Bireylerde Diyabet Farkındalığı ve Kabul Düzeyleri ile Sağlık Okuryazarlığı Arasındaki İlişki: Tanımlayıcı-Kesitsel Bir Çalışma
Demirağ, Hatice; Cosar, Dilan Aktepe; Aktepe, Yusuf
Amaç: Bu çalışma, Tip 2 diyabetli hastalarda diyabet farkındalığı ve kabul düzeyleri ile sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, 15 Temmuz 2025 ile 15 Kasım 2025 tarihleri arasında Türkiye'nin kuzeydoğusundaki hastane ve kliniklere başvuran ayakta tedavi gören hastalar arasında kesitsel bir çalışma olarak yürütülmüştür. Katılımcılar 18 yaş ve üzeri olup tip 2 diyabet hastasıydı; gebelik diyabeti olanlar veya anketi tamamlayamayanlar çalışmadan dışlanmıştır. Veriler, Hasta Bilgi Formu, Diyabet Farkındalığı ve Kabul Ölçeği (DAAS) ve E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (EHLS) kullanılarak yüz yüze görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testleri, ANOVA ve Pearson korelasyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların ortalama yaşı 56,2±14,9 yıl; %62,7'si kadındı. Ortalama DAAS ve EHLS puanları sırasıyla 81,6±18,7 ve 22,1±8,3 idi. Erkekler ve bekar bireylerin EHLS puanları daha yüksekti; daha yüksek eğitim düzeyi daha yüksek EHLS puanlarıyla ilişkiliydi. DAAS puanları hastalık süresiyle artarken, EHLS puanları yaş ve daha uzun hastalık süresiyle azaldı. Tüm DAAS alt ölçekleri ile EHLS arasında pozitif korelasyonlar gözlendi. Birçok katılımcı, çevrimiçi sağlık bilgisi edinmeye yönelik belirsizlik veya olumsuz tutumlar ifade etti. DAAS farkındalık alt ölçeği, DAAS kabul alt ölçeği ve DAAS toplam puanı ile EHLS toplam puanı arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon bulunmuştur (p<0.001). Sonuç: Çalışma, Tip 2 diabetes mellituslu bireylerde diyabet farkındalığı, kabulü ve e-sağlık okuryazarlığı arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon bulmuştur. Yaş, eğitim, medeni durum, hastalık süresi, genel sağlık algısı, aile öyküsü ve beslenme alışkanlıklarının bu değişkenler üzerinde etkili olabileceği bulunmuştur.
- MakaleAçık Erişim2026The Triple Relationship between Biofuel Production, Carbon Emissions and Economic Growth in Türkiye Using Time Series Analysis: A policy proposal based on algae in biofuel production
Akar, Bülent; Akar, Sonay
Purpose: Study aims to determine the causality relationship between production of biofuel, carbon emissions and economic growth between 2005 and 2022 in Türkiye. Findings: The findings show that there is a unidirectional causality relationship from biofuel production to carbon emissions in Turkey. Meanwhile, GDP was not found to be associated with any variable. Limitations: Access to regular and uninterrupted data on biofuel production in Turkey covers the period between 2005 and 2022. Therefore, this period was selected as the start and end years of the research, and the frequency range of the research was limited to 18 years. Originality/Value: Minimising the negative environmental impacts of production is becoming increasingly important. Because the decline in global reserves of fossil fuels and the greenhouse gas emissions indicate that is unsustainable of dependence on these energy sources. Consequently, it is coming to the agenda biofuels which are both renewable and carbon neutral among alternative energy sources. Biofuels based on plant oil, hydrogen, bioethanol or biodiesel can provide an improvement against fossil carbon emissions compared to fossil fuels such as petrol. Furthermore, the compatibility of biofuels with existing engine technology has increased interest in these resources both in scientific circles and in industrial investment areas. Study, the biofuels which are of economic and ecological importance considered to make a unique contribution to the field as a current study examining the interaction between carbon emissions and economic growth.
- MakaleAçık Erişim2026The Impact of Financial Sector Employees’ Emotional Intelligence Levels on Their Fear of Missing Out
Cıranoğlu, Mehmet; Cakir, Mehmet Ali
Purpose: The purpose of this study is to examine the relationship between the emotional intelligence levels of finance sector employees and their fear of missing out. Design/Methodology: Data were collected from 397 employees working in the finance sector in Turkey through an online survey using snowball sampling. The data were analyzed using structural equation modeling (SEM) with SPSS and AMOS. Findings: The analysis results indicated a significant and positive relationship between the emotional intelligence levels of finance sector employees and their fear of missing out (β = 0.72; z = 6.063; p < 0.01). This result suggests that as employees’ emotional intelligence levels increase, their levels of fear of missing out also increase. Limitations: Although many sectors have finance departments and, consequently, finance employees, the fact that the sample consisted solely of employees working in the finance sector (banking and auditing) can be considered a limitation of the study. Originality/Value: The financial sector, characterized by intense competition, rapid information flow, and high levels of stress, challenges employees’ psychological resilience as well as their professional capabilities. This study aims to contribute to the literature by addressing an important gap and providing guidance for practices that may support the psychological well-being of employees in the financial sector.
- MakaleAçık Erişim2026Z Kuşağının Değer ve Norm Edinimi: Dijital Kültür, Aile ve Eğitim Arasındaki Etkileşim
Solmaz, Fatih; Bektaş, Ahmet
Günümüz dünyası, insanlık tarihinin en hızlı ve kapsamlı dönüşümlerinden birine sahne olmaktadır. Dijitalleşmedeki, yapay zekâ uygulamalarındaki, iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler bireylerin yaşam biçimlerini, sosyokültürel değerleri, normları etkilemektedir. Bilgiye erişimin sınırsızlaştığı, iletişim araçlarının mekânsal engelleri ortadan kaldırdığı dijital kültür ortamında toplumsal ilişkiler hem çeşitlenmekte hem de yeni formlar kazan-maktadır. Bu dönüşümün en görünür etkileri ise Z kuşağının değer, norm ve davranışları edinme biçimlerinde ortaya çıkmaktadır. Dijital platformlar ve internet ortamda yetişen Z kuşağı, yalnızca teknolojinin kullanıcısı olmakla birlikte dijital kültürün üreticisi ve taşıyı-cısıdır. Dijital kültürün bireyler ve kuşaklar üzerindeki belirleyici etkisi, toplumsal değerlerin aktarım süreçlerini de açıkça değiştirmektedir. Çoklu etkileşimin aynı anda deneyimlendi-ği, bilginin hızla dolaşıma girdiği ve geleneksel toplum yapısının görece zayıfladığı dijital ortamlar, çocukların değerleri yalnızca aile ve okuldan değil, sosyal medya içerikleri, çev-rimiçi topluluklar, küresel kültürü yansıtan görseller ve dijital oyunlar aracılığıyla edinme-sine neden olmaktadır. Bu durum, bir taraftan değerlerin çeşitlenmesine katkı sağlarken diğer taraftan yerel ve kültürel unsurların görünürlüğünü azaltmakta, değerlerin sürekliliğini tehdit etmektedir. Bu da kuşaklar arasında algı farklılıklarını derinleştirmekte ve ortak değer, norm edinimini zayıflatmaktadır. Söz konusu süreçte aile kurumu merkezi bir rol üstlenmektedir. Aile, çocuğun duygusal ve ahlaki gelişimindeki birincil aşama olmakla birlikte birçok ebeveyn dijital teknolojilerin hızlı değişimine uyum sağlamakta güçlük çekmektedir. Dijital yeterlilikteki bu eşitsizlik, ebeveyn-çocuk iletişiminde kopukluklara, otorite boşluklarına ve değer aktarımında belirsizliklere kapı aralamaktadır. Buna karşın dijital okuryazarlığı yüksek aileler, çocukların dijital kültürle sağlıklı bir ilişki kurmasına imkân tanımaktadır. Sonuç olarak günümüzde değerlerin dijital içeriklerle desteklenmesi, Z kuşağı çocukların ilgi alanlarına uygun biçimde sunulması ve dijital pedagojik stratejiler-le bütünleştirilmesi önem taşımaktadır. Ayrıca ebeveyn ve eğitimcilerin dijital okuryazarlık becerilerinin güçlendirilmesi, çocukların dijital kültür içinde güvenli, değer merkezli bir sos-yalleşme süreci yaşamalarına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma, dijital kültür ile toplumsal değerler arasında bütünleştirici bir yaklaşım geliştirerek çocukların aile-toplum eksenindeki değer ve norm edinim süreçlerini desteklemeyi amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026NdBCO/YBCO/MgO ince film çekirdek kullanılarak TSMG yöntemiyle üretilen eklenmiş halka tipi YBCO külçe süperiletkeni
Çakır, Bakiye; Basoglu, Mehmet; Aydıner, Alev; Duman, Şeyda; Batur, Kübra Nur
Bu çalışmada NdBCO/YBCO/MgO (300 nm NdBCO/ 20 nm YBCO/ MgO) ince film çekirdeği ile üstten aşılama-eritme-büyütme [Top-Seeded-Melt-Growth (TSMG)] yöntemi uygulanılarak 32 mm çapında Y123 + %25 Y211 (YBCO) örnekleri ile Y123 + %25 Y211 + %20 Ag2O (YBCO-Ag2O) ekleme örneği üretildi. Üretilen üç adet YBCO örneği, YBCO-Ag2O ekleme örnekleri ile c-ekseni yönünde üst üste istiflenerek eklendi. Eklenmiş örnek su jeti kullanılarak süperiletken halka haline getirildi. Manyetik özelliklerini gözlemlemek için örneğin farklı bölgelerinden alınan kesitlerin manyetizasyon ölçümleri yapılarak kritik akım yoğunluğu değerleri hesaplandı. Yapısal özelliklerini gözlemlemek için X-ışını analizi ve polarize optik mikroskop görüntüleri alındı. Büyütme işlemi için kullanılan NdBCO/YBCO/MgO ince film çekirdekleriyle başarılı tek kristal örnekler üretildi. Elde edilen halka tipi örnekte, ek bölgelerden kesit alınan örneklerin, ana örneklere kıyasla daha kararlı bir manyetizasyon davranışı sergilediği görüldü.
- MakaleAçık Erişim2026İşe Yabancılaşmanın İşgören Performansı Üzerindeki Etkisinde Yapay Zekâya Yönelik Tutumun Düzenleyici Rolü: Akademisyenler Üzerine Bir Araştırma
Bekar, Fevziye
Bu çalışma, “yapay zekâya yönelik tutum, işe yabancılaşmanın işgören performansı üzerindeki etkisini nasıl şekillendirmektedir?” araştırma sorusuna yanıt aramaktadır. Alan yazında işe yabancılaşma ile işgören performansı arasındaki ilişki yaygın biçimde incelenmiş olmakla birlikte, bu ilişkinin dijitalleşen çalışma ortamlarında hangi koşullar altında değiştiğini inceleyen sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın temeli duygusal olaylar teorisine dayandırılmaktadır. Duygusal Olaylar Teorisi’ne göre iş ortamında yaşanan olaylar işgörenlerde duygusal tepkilere sebep olmaktadır. Bu tepkiler ise işgörenlerin tutum ve iş davranışlarını etkilemektedir. İş yerlerinin yapay zekâ odaklı bir dönüşüme sahip olması önemli bir olaydır. Bu kapsamda yapay zeka genel tutumun iş hayatına etkileri incelenmek istenmiştir. Alan yazındaki boşluktan ve güncel gelişmelerden hareketle bu araştırma, kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen akademisyenlerden (N = 288) elde edilen veriler doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. PROCESS Macro (Model 2) aracılığıyla test edilen araştırma modelinin sonucunda, işe yabancılaşmanın işgören performansı üzerindeki olumsuz etkisi pozitif yapay zekâ tutumu ile zayıfladığı bulgulanmıştır. Bu araştırma yapay zekânın tutumsal yönünü incelemekte ve iş hayatına yönelik önemli çıkarımlar sunmaktadır. Alan yazına kuramsal ve ampirik katkılar sağlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Algılanan Değer, Kurumsal İmaj ve Hizmet Kalitesi: Havayolu Sektöründe Ampirik Bir Çalışma
Okan, Serdar
Bu çalışmanın amacı, Türk Hava Yolları’nın hizmet kalitesinin nasıl algılandığını ve bu algı üzerinde kurumsal imajın aracılık etkisini incelemektir. Bu doğrultuda, çevrimiçi ve yüz yüze anketler aracılığıyla 593 veri seti toplanmıştır. Elde edilen veriler Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ile incelenmiş; ardından SmartPLS yazılımı ile Ölçüm Modeli Analizi (Measurement Model) ve Yapısal Eşitlik Modellemesi (PLS-SEM) yapılarak hipotezler test edilmiştir. Analizlerin ardından, mevcut literatürden türetilen hipotezler, güvenilir ve geçerli olduğu kabul edilen model tabanlı bir bootstrap yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular, Türk Hava Yolları’nın uçuş hizmetine ilişkin algılanan değerin, algılanan hizmet kalitesini doğrudan etkilemediğini; bunun yerine algılanan değerin kurumsal imajı etkilediğini ve kurumsal imajın da algılanan hizmet kalitesini etkilediğini göstermektedir. Ayrıca aracılık değişkenleri arasındaki ilişki incelendiğinde, kurumsal imajın, algılanan değerin algılanan hizmet kalitesi üzerindeki etkisini tam olarak aracılık ettiği belirlenmiştir. Bulgular, algılanan değerin hizmet kalitesi algısına doğrudan yansımadığını; bu süreçte kurumsal imajın kritik bir öncül olduğunu göstermektedir. Bu durum, sunulan hizmetin yolcu beklentileriyle tam olarak örtüşmediği şeklinde yorumlanabilir ve bilet fiyatlarının yüksekliği ya da sunulan hizmetin yetersizliği ile de ilişkilendirilebilir. Bu nedenle, Türk Hava Yolları’nın kabin ekibinin hizmet sunumunu kapsamlı bir şekilde yeniden değerlendirmesi ve gizli müşteri (mystery shopping) denetimleri yoluyla altta yatan nedenleri belirlemesi büyük önem taşımaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Value Creation and Market Perception in the Construction Sector: Adjusted EVA and MVA Analysis
Kalkan, Yusuf
Purpose – This study aims to assess the financial performance of firms listed in Borsa Istanbul’s Construction and Public Works sector through the calculation of adjusted Economic Value Added (EVA) and Market Value Added (MVA). In this context, the association between the value created by these companies and their market values is examined. Design/methodology/approach – In the study, adjusted EVA and MVA values for the 2022–2024 period were calculated using the financial data of the relevant firms, and the relationships between these indicators and Market Value (MV) were tested through statistical analyses. Results – The results indicate that negative EVA values prevail across the sector, suggesting that most firms have been unable to cover their cost of capital. While a strong relationship was observed between MVA and Market Value (MV) in the first year, a negative and statistically significant relationship was found between EVA and MV for all years. However, no significant relationship was identified between EVA and MVA. Discussion – The findings reveal that investor behavior does not always align with companies’ internal performance indicators. This indicates that relying solely on a single metric in the evaluation of financial performance may be insufficient. On the other hand, the findings of the study show both similarities and differences compared to previous research. These differences may stem from sectoral and regional dynamics as well as variability in investor perceptions. Thus, this study reveals that financial performance indicators can carry different meanings depending on the sectoral context, and that contextual factors should be taken into account when interpreting these indicators.
- MakaleYalnız künye2026Typical Responses to Atypical Circumstances: Representation of Mental Disorders in All The Things We Never Said
Demir, Nalan
Early childhood experiences play a critical role in shaping mental health outcomes, often contributing to psychological disorders that persist into adulthood. Early diagnosis, therefore, can significantly improve treatment efficacy. To support this, mental health literacy is essential, enabling individuals to recognize symptoms in themselves and others. Young adult fiction that explores mental health issues serves as a powerful medium for raising awareness. It resonates with adolescents who face similar challenges by fostering solidarity, while also educating readers without such experiences. This study analyses the British young adult novel All The Things We Never Said (Rahman, 2019) through descriptive content analysis, using DSM-5 criteria and current psychopathology literature to code and interpret representations of mental disorders. Among the three narrators—Mahreen, Cara, and Olivia—Mahreen grapples with depression and anxiety, while Cara and Olivia exhibit symptoms of post-traumatic stress disorder. By comparing these portrayals with clinical literature, the novel is shown to offer a realistic depiction of these conditions. Such representations have the potential to promote empathy, strengthen a sense of community among those affected, and enhance mental health literacy among readers.
- MakaleAçık Erişim2026Avoidance of Volunteering in Disasters Scale: A Scale Development and Validity Study (Methodological Study)
Öztürk, Serkan; Demirbilek, Ömer
Objective: Volunteers are a critical resource in disaster preparedness and response. This study aims to develop a valid and re liable measurement tool that can assess the reasons behind university students’ reluctance to volunteer in disaster situation. Material and Methods: The study was conducted using an exploratory sequential mixed method design. As a result of the thematic analysis of the semi structured interviews, seven themes were identified, and 81 items were formed. The items whose content validity was evaluated with the Law she technique were reduced to 64 and tested in a pilot study and nec essary adjustments were made. The final scale was applied to a sample group of 731 people who met certain criteria. The data were analyzed using SPSS 25.0 and AMOS 24.0 programs. Results: The scale was found suitable for factor analysis according to Kaiser-Meyer-Olkin (>0.60) and Bartlett’s test (p<0.05) results. As a result of exploratory factor analysis, 32 items with low factor loadings (<0.33) and over lapping content were eliminated; confirmatory factor analysis con firmed the structure of the scale consisting of 6 factors and 31 items. The fit indices (χ²/df=3.069, Comparative Fit Index=0.933, Goodness of Fit Index=0.893, Incremental Fit Index=0.933, Tucker-Lewis Index=0.925, root mean square error of approximation=0.053) were found to be acceptable. The Cronbach alpha value of the scale was 0.92 in total and ranged between 0.75 and 0.93 for the sub-dimensions. Conclusion: The developed scale stands out as a valid and reliable tool for assessing university students’ reluctance towards disaster vol unteering.
- MakaleAçık Erişim2026A Comparative Genre Analysis of Turkish Consumer Reviews in Digital Contexts
Demir, Süleyman
This study presents a genre-based comparative analysis of 100 Turkish product reviews collected from Trendyol and 100 book reviews from Kitapyurdu, aiming to uncover the structural, linguistic, and pragmatic features shaping user-generated digital discourse. Drawing on frameworks of move structure analysis and linguistic evaluation, the research investigates how differing communicative purposes, expectations, and platform affordances influence the way users articulate evaluations, express emotions, and offer recommendations. The findings demonstrate that product reviews generally adhere to a concise and function-oriented structure, often comprising an initial evaluation, followed by a reasoning phase that justifies the user’s stance based on personal experience, and concluding with explicit recommendations or appreciation directed toward sellers or future buyers. These reviews are typically characterized by informal and conversational language, spelling and punctuation irregularities, extensive use of intensifiers, as well as extralinguistic aspects such as emojis that visually reinforce affective meanings. Notably, product reviews frequently mention ideas about packaging quality, delivery speed, or the suitability of the product for a specific family member, enhancing their persuasive impact. In contrast, book reviews display an elaborate rhetorical organization. They often begin with detailed descriptions or definitions of the work, reference the author’s broader literary contributions, and provide interpretative evaluations enriched by thematic summaries or selective quotations. The syntactic complexity, careful punctuation, and lexically diverse style of these reviews signal a deeper cognitive and affective engagement with the content. By illustrating how genre conventions and platform contexts jointly shape linguistic and discursive choices, this study underscores the value of genre awareness in fostering critical digital literacy. It also points to pedagogical applications in language teaching and suggests avenues for future research on digital genres across diverse sociocultural settings, media platforms, and interactional modalities.

















