Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baltaci, Cemalettin(27)
- Uzun, Sevda(27)
- Yildiz, Salih(25)
- Kulakaç, Nurşen(24)
- Ayaydin, Hasan(22)
- Yilmaz, Ozgur(20)
- Bostan, Sedat(19)
- Doğan, Kadir Caner(19)
- Kenek, Gökhan(19)
- Tosunoğlu, Büşra(19)
- Akyol, Hikmet(18)
- Akyürek, Suat(18)
- Can, İbrahim(18)
- Doğru, Bülent(18)
- Hayaloğlu, Pınar(18)
- Keyifli, Nazlı(18)
- Peker, İskender(18)
- Sipahi, Ferkan(18)
- Çalışır, Gülsüm(18)
- Avcı, İbrahim(17)
- Gücer, Mehmet Ali(17)
- Pala, Fahrettin(17)
- Türkkan, Tuğba(17)
- Ulutaşdemir, Nilgün(17)
- Yildiz, Emel(17)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(16)
- Cengiz, Ekrem(16)
- Demirağ, Hatice(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yeşilçayır, Celal(16)
- Akaryali, Enver(15)
- Kaygusuz, Abdullah(15)
- Merdan, Mehmet(15)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(14)
- Demirbağ, Orkun(14)
- Evren, Savaş(14)
- Kahraman, Yakup(14)
- Yesilelebi, Gl(14)
- Yıldız, Barış(14)
- Ödemiş, Murat(14)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2018Natural Events and Earth Sciences Observations in the Chronicle of Theophanes
Maden, Nafiz; Beker, Yasemin; Nazir, Bayram
The purpose of this work is the natural phenomena and earth sciences observations recorded in the chronicle of the Byzantine historian Theophanes from AD 284 to 813. Theophanes was born in 758/760 in Istanbul as a child of a wealthy and aristocratic family and died in exile of Samothroke island in 818. His mother name is Theodora and his father is Isaakios, the governor of the Mediterranean islands of the Byzantine Empire. Theophanes decided to continue unfinished chronic of Georgios Synkellos who died in the year 810/811 with the encouragement and desire of him. He completed his work entitled “Chronographia” covering the period between 284 and 813 years in 810-814. The chronicle of Theophanes including 90 natural events and earth sciences records is very important in terms of using very old and lost resources.
- MakaleAçık Erişim2018Celal Nuri İleri'nin Batılılaşma Anlayışı
Dikici, Erkan
18. yüzyılda görülmeye başlanan Batılılaşma hareketi, Osmanlı Devleti’ni de etkisi altına almış ve bu hareket II. Meşrutiyet’e gelindiğinde Osmanlı Devleti’nde zirveye ulaşmıştır. Bu süre zarfında birçok Osmanlı aydını tarafından yaşanan sorunların tespit edildiği ve bir takım fikir akımları içerisinde görüş belirttiği görülmektedir. Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık fikir akımları etrafında toplanan aydın kesim, farklı şekillerde dile getiriyor olsa da Osmanlı Devleti’nin kötü gidişatını önlemek ve durumu düzeltmek yönünde fikir belirtmektedirler. Dönemin aydınları içerisinde yer alan aydınlardan birisinin de Celal Nuri İleri olduğu görülmektedir. Bu çalışmada Türk modernleşme tarihinin önemli isimlerinden birisi olarak görülen Celal Nuri’nin Batılılaşma üzerine fikirlerinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Batılılaşma hareketinin Osmanlı Devleti’nin çöküşündeki etkisine değinilirken, Türk modernleşmesi ve Osmanlı’da Batılılaşma hareketine dair Celal Nuri’nin görüşlerine yer verilmiştir. Geleneği reddetmeyen bir Batılılaşma anlayışına sahip olan Celal Nuri, evrimci görüşten etkilenerek Batılılaşmaya yönelik fikirlerini ortaya koymuştur.
- MakaleAçık Erişim2018Equıvalence Of T-, K- In Turkish Language
Kızılözen, Cihangir
In some Turkic dialects there are several words beginning with t- which occur as words beginning with k- in other Turkic dialects without difference in their senses. Phonetic values of the interchangeable t and k consonants are different. However, in the words we have identified, they are in equal state since they replace each other without changing the senses of the words. Up to now, the problem of initial t- / k- has not been dealt with in Turkic studies and in phonetic classification of the Turkic dialects. This study, examining modern and historical Turkic dialects, discusses t- / k- correspondence as it is observed in the words such as top / kop “many, much”, kay- / tay- “to slide”. This study tries to answer the question of the source of this correspondence. In this respect, the occurences of the words displaying t- and k- in modern languages are reanalyzed in middle and early Turkic resources. Words having t- and k- forms in the contemporary varieties of Turkish language also have two forms in historical Turkic sources and this traces the problem back to the Pre-Turkic. In order to identify whether t- forms or k- forms are original phonemes, the traces of this words in the Altaic languages are investigated. Hence the study which began with evaluation of the initial t- / k- in modern Turkish, through middle and early Turkic, extended to Pre-Turkic.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2018İmajın Kurumsal İtibara Etkisi: Giresun Belediyesi Örneği
Güllüpunar, Hasan; Tekmen, Tuba
Kurumun çevresi tarafından algılanış biçimi gösterilen davranış, üretilen ürün ya da hizmet ve busüreçte hedef kitlelerle kurulan iletişime dayalı olarak oluşmaktadır. Bu kaynak ve alıcı arasındaaktif olarak gerçekleşen iletişimin bir sonucudur. Aynı zamanda bu algıda geçmiş ve geleceğin izlerivardır. Geçmişte farklı sebeplerle kurum ve hedef kitleleri arasında kurulan etkileşime dayalı olarakgelişen toplam algı ve bunun gelecekle ilgili beslediği duygu kurumsal çıktılara bakışı etkilemektedir.Dolayısıyla bir kurumla ilgili çevresi tarafından iki tür algı tanımlanabilir. Bunlardan ilki; davranış,ürün ya da hizmet nedeniyle gerçekleşen aktif iletişim sürecine bağlı tanımlanan algıdır. İkincisi iseilk algının arka planında önemli bir etken olan ancak bu ilk algıdan da beslenen geçmişe ve geleceğedönük bir algıdır. Bunlar literatürde imaj ve itibar olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışma belediyelerinpersonel, başkan ya da hizmetlerle ilgili vatandaşta bıraktığı izlenimlerin belediyeyle ilgili oluşangenel algıya etkisini ele almaktadır. Bu bağlamda Giresun Belediyesiyle ilgili Giresun il merkezindebir araştırma yapılmıştır. Araştırmada Giresun Belediyesinin başkan ve personele dayalı temsil gücüve hizmetleriyle ilgili imaj faktörleri belirlenmiş ve bu faktörlerin Giresun Belediyesiningenel algısınaetkisi incelenmiştir. Araştırmada imaj faktörlerinin belediyenin genel algısının önemli bir açıklayıcısıolduğu ve genel algı üzerindeki en büyük etkenin başkan faktörü olduğu sonucuna varılmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Takiyettin Mengüşoğlu’nun Antropoloji Temelli İnsan Anlayışı
Kahraman, Yakup
Modern Türk düşüncesinde insan hakkında Takiyettin Mengüşoğlu’na ait felsefi antropoloji temelli yaklaşım oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu yaklaşımın en önemli özelliği soyut, kavramsal, tek yönlü insan tasarımı yerine bilimsel ve antropolojik verilerin ışığında somut insan varoluşunun anlamını ortaya koyma çabasıdır. O, insanı parçalayıp farklı yönlerine göre değerlendiren ve buna göre bir insan yaklaşımı ortaya koymaya çalışan sprütüalist, materyalist yaklaşımları masa başı felsefesi tanımlamasıyla eleştirmektedir. Mengüşoğlu yaptığı felsefi çalışmalarda insanın somut varlık bütününün ortaya konulması ile insana ait evrensel ilkelerin bulunabileceğini düşünmektedir. Bu çalışmada Mengüşoğlu’nun antropoloji temelli felsefi yaklaşımdan ne anladığı, bu yaklaşımın temel ilkelerinin ne olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2018Barış Eğitiminin Teorik Zemininde Felsefenin Önemi
Yeşilçayır, Celal
Küresel anlamda yaşanan savaş, çatışma ve ayrımcılık gibi durumlar insanlığın geleceği adına kaygı verici boyutlardadır. Gelecek nesillere barışçıl bir dünya emanet edebilmenin yolu barış eğitiminin önemsenmesinden geçmektedir. Ancak barış eğitiminin okul müfredatlarında yer almasından önce dersin teorik yapısı hususunda belirsizliklerin olduğu dikkat çekmektedir. Söz konusu belirsizliğe istinaden bu çalışmada, barış eğitiminin teorik yapısının oluşumunda felsefeden hangi kazanımların sağlanabileceği tartışılmaktadır. Bu çerçevede öncelikle insani anlamda barış eğitiminin niçin önemsenmesi gerektiği ele alınmaktadır; ikinci adım da ise filozofların barışın sağlanması hususunda ileri sürdükleri bazı teorilerine yer verilmektedir. Üçüncü adımda ise bu düşüncelerden barış eğitimi adına hangi kazanımların elde edilebileceği irdelenmektedir. Özellikle akıl-barış ilişkisi, insan hakları ve barışın mutlak bir değer olarak görülmesi anlayışı söz konusu eğitimin teorik yapısının teşekkülünde başvurulacak değerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Son tahlilde ise mevcut analizler üzerinden bazı tespit ve önerilere ulaşılmaya çalışılmaktadır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Rethinking Human Rights on the 70th Anniversary
Bingol, Orhan
Human is one of the common grounds of almost every science, art, philosophy or religion. Because human actively takes part in all of these areas with his/her thoughts, knowledge, design and belief. With inspiration of this enormous creativity, human has given himself/herself a number of priorities. Human rights are also at the top of these privileges. Human rights essentially emphasize that human makes himself/herself special, important and sheltered. One of the most contentious aspects of the field is that the ideals on this issue collide with reality. This dilemma opens the question of the validity of human rights. Because if human being is human as long as he/she lives his/her rights, when they are not fully realized, war against his/her human and social existence has been waged. Another point at least as striking as this is that human does this to himself/herself again. Human uses his rights as a shield against himself/herself or the structures such as society and the state which is created by himself/herself. According to all these, human rights have been at the head of critical and indispensable problems from yesterday to today. Therefore, this article is written as a compilation that invites people to rethink human rights on the 70th anniversary of its announcement.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018From Hierarchial Chain of Being to Birth of the Modern Individual
Tüzen, M. Ahmet
The concept of individual that has undergone great transformations in the historical process has been influenced by the socio-political and cultural changes in Europe such as Renaissance, Reform, Enlightenment, the loss of the influence of the church or traditional religious structure, industrial revolution and popular sovereignty. This concept, which is used to differentiate modernity from tradition on social plane, includes the elements of freedom, equality and autonomy that describe the modern individual, while in traditional societies it includes the dependence on the authority and the hierarchical understanding of people. In this respect, it should be taken into account the disintegration of the hierarchical relations which are valid for the traditional structures, declining the determining role of religion and the secularization of the power, while addressing the individual which is a modern concept. In this study, the transformation of the individual, which was understood within the hierarchical chain of being in the medieval thought, with the emergence of modern political philosophy will be evaluated.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2018Integrated reporting of global corporations: a content analysis based on integrated reporting examples database from 2011 to 2016
Yesilelebi, Gl; Selimoglu, Seval
This study aims to reveal integrated reporting situation in the world. For this purpose, the study hasbeen done by using content analysis aimed at all reports which are recorded in integrated reportingexamples database on August 2017. While the reports examine, organization profile and general featuresof integrated reports were identified as two main criteria in the study. According to the data were obtainedfrom the database, total of 256 integrated reports were published by 150 organizations in the worldbetween the years 2011 to 2016. In most of the reports in the database, information about guidelinesprinciples and content elements that identified in the international integrated reporting frameworkdetermined as stated in the annual reports of organization. Corporate reports that published namely asintegrated annual reports have been found to be most in South Africa. Mainly integrated reports wereprepared by organizations which operate in the financial services sectors.
- MakaleAçık Erişim2018Effects of manufacturing type on control performance of multiple tunedmass dampers under harmonic excitation
Kahya, Volkan; Araz, O.
Using different optimization techniques, the optimum characteristics of multiple tuned mass dampers (MTMD) for reducing the dynamic response of primary structure due to various excitations are studied by many researchers. In this paper, the five practical MTMD models are considered which consist of different combinations of the mass, damping, stiffness coefficient and damping ratio in the MTMD. The criteria selected for the optimality is the minimization of the maximum value of the displacement dynamic magnification factor (DMF) of the primary structure with the MTMD system under external harmonic excitation. The optimum parameters of the MTMD systems are investigated using Sequential Quadratic Programming (SQP). Results obtained illustrate that the optimum MTMD-1 and MTMD-4 have nearly the same control performance and provide higher effectiveness than all the other types of MTMDs of the same mass ratio in reducing the displacement response of primary structure. Finally, a robustness analysis of optimally designed MTMD systems to investigate their performance under errors in the tuned frequencies is also performed in detail.
AtıfOpenAlex19TR Dizin6
İncele - Proje2018Doğu Pontid Orojenik kuşağında yerleşen volkanik kayaçların Radyojenik ısı üretim (RHP) potansiyelinin belirlenmesi
Aydınçakır, Emre; Akaryali, Enver; Maden, Nafiz
Bu çalısmada Dogu Pontid Orojenik kusagında (KD TÜRKIYE) yer alan Artvin-Borçka, Gümüshane ve Trabzon civarında yüzeyleyen Tersiyer yaslı volkanik kayaçların radyojenik ısı üretimi ve bunun jeolojik kaynakları ortaya konulması hedeflenmistir. Böylece yüzeydeki radyojenik ısı üretimi (RHP) ile kabugun derinliklerindeki ısı akısı arasında iliskinin kurulması saglanmıstır. Yüzeyde ölçülen ısı akısı üst kabuk içindeki radyoaktif elementlerin parçalanması sonucunda ortaya çıkan ısı (radyojenik ısı) ile alt kabuk-üst mantodan aktarılan ısı olmak üzere iki farklı kaynaktan olusmaktadır. RHP üst kabukta yer alan kayaçların bünyesinde bulunan Uranyum (U, ppm), Toryum (Th, ppm) ve Potasyum (K, %) gibi radyoaktif elementlerin bozunması sonucu olusmakta ve yüzeydeki ısı akısına katılmaktadır. Bu projede çalısmasında RHP degerlerini belirlemek için kayaçların bünyelerinde yer alan U, Th ve K degerleri Gamma Ray Spektrometre cihazı ile ölçülmüstür. Ortalama K degerleri Trabzon, Borçka ve Gümüshane yöreleri için sırasıyla 2,19±0,87%, 0.90±0.70% ve 0.59±0.53%, ortalama U degerleri Trabzon, Borçka ve Gümüshane yöreleri için sırasıyla 2,11±0,77ppm, 1.29±0.68ppm ve 0.90±0.32ppm, ortalama Th degerleri ise Trabzon, Borçka ve Gümüshane yöreleri için sırasıyla 6,55±2,32ppm, 2.49±1.93ppm ve 1.33±0.60ppm olarak hesaplanmıstır. Ortalama Th/U degerleri Trabzon için 4.21±1.0; Borçka yöresi için 2.81±0.8 ve Gümüshane yöresi için 4.01±1.0 olarak; ortalama U/Th degerleri Trabzon yöresinde 0.25±0.1, Borçka yöresinde 0.39±0.1 ve Gümüshane yöresinde 0.27±0.1 olarak hesap edilmistir. Proje kapsamında toplanan toplam 100 adet kayacın ortalama yogunluk degerleri Trabzon, Borçka ve Gümüshane yöreleri için sırasıyla 2.61±0.23 grcm-3, 2.64±0.18 grcm-3 ve 2.62±0.13 grcm-3 olarak tespit edilmistir. K, U, Th ve yogunluk verileriyle RHP degerleri üç farklı bölge için hesaplandıgında Trabzon için 1,16±0,35 ?Wm^(-3), Borçka için 0.58±0.33 ?Wm^(-3) ve Gümüshane için 0.37±0.11 ?Wm^(-3)olarak belirlenmistir. Bu proje kapsamında inceledigimiz Dogu Pontid orojenik kusagında yer alan Tersiyer yaslı kayaçların tüm bölgelere ait veriler degerlendirilerek üst manto kaynaklı magmadan yitim iliskili olarak türedikleri sonucuna ulasılmıstır. Magmanın yükselmesi asamasında yada magma odacıklarında alt kıtasal kabuk malzemelerince kirletildigi kanaatine varılmıstır.
- Proje2018Doğu Pontid Güney Zonu’ndaki (Bayburt) Tersiyer yaşlıintruzif kayaçların Petrokimyası, Jeokronolojisi ve İzotopSistematikleri
Çakmak, Gökhan; Temizel, İrfan; Kaygusuz, Abdullah; Arslan, Mehmet; Sipahi, Ferkan
Doğu Pontid güney zonunda (Bayburt) Eosen yaşlı intrüzif kayaçlar bulunmaktadır. Bu bölgede, bugüne kadar yaşları kesin olarak tanımlanamayan sokulumların ve içlerindeki mafik mikrogranüler anklavlar (MMA)?ın mineralojik bileşimleri, tüm kayaç jeokimyasal, Sr-Nd-Pb-O izotopik özellikleri ve radyometrik yaşları ortaya konulmuştur. İncelenen plütonik kayaçların U Pb SHRIMP zirkon yaşları 43.14 ± 0.54 ila 45.81 ± 0.48 My arasında değişir. Bu kayaçlar yaklaşık KD-GB uzanımlı olup, boyutları 3-22 km2 arasında değişir. Bileşimleri diyoritten granite kadar değişmekte olup, başlıca mineralleri plajiyoklas (An02-68), ortoklas (Or01-96), amfibol (Mg#=0.03-0.93), kuvars, biyotit (Mg#=0.49-0.62), piroksen (En37-57 Fs12-45 Wo2- 48), magnetit ve ilmenit oluşturur. Genel olarak I-tipi, düşük-yüksek K?lu kalk-alkali, genellikle metalümin az oranda da peralümin karakterlidirler. Kondirite göre normalleştirilmiş nadir toprak element dağılımları konkav şekilli (LaN/LuN=2.53?12.22) olup, negatif Eu anomalisi (Eu/Eu*=0.31?0.92) gösterirler. Ana ve iz element değişimleri, kayaçların gelişiminde plajiyoklas, amfibol, piroksen ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının etkili olduğunu gösterir. Kayaçların ?Nd(i) değerleri ?1.34 ve 0.92, 87Sr/86Sr(i) değerleri 0.7049 ve 0.7056 arasındadır. 206Pb/204Pb(i), 207Pb/204Pb(i) ve 208Pb/204Pb(i) içerikleri sırasıyla 18.43?18.69, 15.59?15.63 ve 38.44?38.83 arasındadır. İncelenen örneklerdeki ?18O değerleri ? 4.8 ila ? 8.8 arasında olup, I-tipi granitoyidlere benzer bileşime sahiptirler. Tüm veriler, incelenen plütonik kayaçların ana magmasının litosferik mantodan türediğini, kabuksal kayaçların katkısının nisbeten az olduğunu gösterir. İncelenen plütonik kayaçların içindeki MMA?lar diyorit, gabrodiyorit ve tonalit bileşimli olup, orta-yüksek K?lu metalümin karakterde ve ana kayadan daha düşük A/CNK (0.77-0.97) ve SiO2 (% 55-64) ve daha yüksek Na2O/K2O (4.9-7.2) oranlarına sahiptirler. İzotopik özellikleri dikkate alındığında, MMA?lar ana kayaçlara benzer Sr-Nd-Pb-O izotopik bileşimlere sahip olup, onlara nazaran daha düşük 143Nd/144Nd(i) (0.51253-0.51263) ve ?18O (6.1-7.4) değerlerine sahiptirler. Tüm bu veriler dikkate alındığında, MMA?lar ana kaya içerisinde soğumuş olan eş yaşlı mafik magmanın küçük kütlelerini temsil eden magma karışım ürünleri olarak kabul edilebilirler. İncelenen plütonlar ve içlerindeki MMA?larda hesaplanan kristalizasyon basınçları birbirine yakın değerlerde olup, ana kayaçlarda 0.1?2.6 kbar, MMA?larda ise 0.1?2.9 kbar arasındadır. Kristallenme sıcaklıkları ise ana kayaçlarda 506-1172 °C, MMA?larda ise 467-1155 °C arasında değişmektedir. Tüm bu veriler Eosen yaşlı plütonik kayaçların nisbeten sığ derinliklere (~ 5 to 9 km) yerleşmiş olduklarını ifade eder.
- MakaleYalnız künye2018Scopus SJRQ4Karbapeneme Dirençli Enterik Bakterilerde İsepamisin, Kloramfenikol ve Minosiklin Duyarlılığının Araştırılması
Karakullukçu, Asiye; Ozalp, Cengiz; Aygün, Gökhan; Borsa, Barış Ata; Kuşkucu, Mert Ahmet; Bakir, Esra; Taner, Zeynep
Amaç: Bu çalışmada, karbapeneme dirençli enterik bakteri(KDE)’lerin direnç özelliklerinin belirlenmesi ve ileriye yönelikalternatif tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Yöntemler: Ekim 2014-Temmuz 2015 tarihleri arasında, yatanhastalardan rutin olarak elde edilen rektal sürüntü örnekleriçalışmaya alındı. İzole edilen enterik bakteriler standard konvansiyonelmikrobiyolojik yöntemlerle idantifiye edildi. Saptanankarbapenem direnci meropenem Etest® (bioMérieux,Marcy l'Etoile, Fransa) yöntemiyle doğrulanıp, direnç mekanizmalarıMAST-ID™ Discs (Mast Diagnostics Ltd, Bootle,Merseyside, Birleşik Krallık) karbapenemaz aktivite testdiskleriyle araştırıldı. Kökenlerin duyarlılıkları, disk difüzyonyöntemiyle isepamisin, kloramfenikol ve minosiklin diskleri(Oxoid, Basingstoke, Hampshire, Birleşik Krallık) kullanılarakdeğerlendirildi.Bulgular: Çalışma dönemi içerisinde laboratuvara gönderilen3323 rektal örnekten, her hastaya ait bir köken olmak üzere toplam84 (%2.5) KDE izole edildi. Bu kökenlerin 74 (%88)'ü Klebsiellapneumoniae ve 10 (%12)'u Escherichia coli idi. Kökenlerin66 (%78.5)’sında OXA-48, 11 (%13.1)’inde OXA-48 + metallo-β-laktamaz (MBL), 1 (%1.2)’inde sadece MBL, 1 (%1.2)’inde sadeceAmpC + porin kaybı saptanırken, hiçbirinde KPC pozitifliğisaptanmadı; 5 (%6)'inde ise test edilen direnç mekanizmalarındanhiçbirine rastlanmadı. Toplam 84 KDE'nin 80 (%95.2)’iisepamisine, 77 (%91.6)’si kloramfenikole ve 14 (%16.6)’ü minosiklineduyarlı olarak saptandı.Sonuçlar: Türkiye'de endemik olan OXA-48 tipi, çalışmada daen çok tespit edilen karbapenemaz oldu. KDE'lere bağlı infekÖzgün siyonların tedavisinde isepamisin ve kloramfenikol gündemegelebilecek antibiyotikler olabilir.Klimik Dergisi 2018; 31(1): 50-5.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2018Engelli turizmi: yasal düzenlemeler ve uygulamalar
Akdu, Uğur; Akdu, Serap
Dünya genelinde 1 milyardan fazla insan fiziksel yahut psikolojik bir engelle yaşamaktadır ve engelli sayınıngiderek artacağı tahmin edilmektedir. Engelli olmak bir tercih değildir. Turistik faaliyetlere katılmak sağlıklıbireyler kadar engellilerin de hakkıdır. Bu kapsamda dünya genelinde birçok ülke, engelli bireylerin haklarını veyaşam standartlarını korumak amacıyla yasal düzenlemelere gitmektedir. Ülkelere göre farklılık gösteren budüzenlemeler bazen turizm sektörünü kapsamakta ama genellikle şehir planlaması ve mimari alanlar ile sınırlıkalmaktadır. Betimsel nitelikte olan bu çalışma engelli turizmi kapsamında dünyada ve Türkiye’de engellibireylerin turizm faaliyetlerine katılma haklarının yasal olarak nasıl korunduğuna odaklanmaktadır. Budoğrultuda ülkelerin konuyla ilgili yasal düzenlemeleri, çeşitli örgütlerin ve sivil toplum kuruluşlarınınaraştırma ve uygulamaları incelenmiş, Türkiye’deki yasa ve uygulamalarla kıyaslanmıştır. Bu çalışmadaTürkiye’deki yasal düzenlemelerin engelli turizm bağlamında gözden geçirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmışolup, engelli bireylerin turistik faaliyetlere katılma hakkının korunması ve engelli turizminin geliştirilmesi ileilgili öneriler sunulmuştur.
AtıfTR Dizin8
İncele - MakaleYalnız künye2018Turizm sektöründe bilişim teknolojileri kullanımının finansal performansa etkisi
Çam, Handan; Çam, Alper Veli; Ayaydin, Hasan
Hizmet sektörü içinde büyük bir paya sahip olan turizm işletmeleri günümüz piyasa koşullarında ayaktakalabilmek için bütün bilişim teknolojileri alanındaki gelişimleri yakından takip etmek zorunda ve gelecekplanlarını bu gelişimler doğrultusunda yapmalıdır. Bu bağlamda çalışmanın amacı; Turizm işletmelerininkullandıkları bilişim teknolojilerinin finansal performansı nasıl ve ne yönde etkilediğini tespit etmektir. Buamaçla Akdeniz Bölgesinde yer alan Antalya ilindeki turizm işletmeleri araştırmanın anakütlesinioluşturmaktadır. Toplamda anakütleden 420 veriden oluşan bir örneklem oluşturulmuştur. Elde edilen verilere;tanımsal istatistiksel analizlerin yanında güvenilirlik ve geçerlik analizleri kapsamında açımlayıcı faktör analizive doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, turizm işletmelerinin bilişim teknolojilerinietkin kullanım düzeyi ve turizm işletmelerinin bilişim teknolojileri kullanmalarından dolayı elde edilen bilgipaylaşımı faktörlerinin turizm işletmelerinin bilişim teknolojileri ile elde ettikleri pazarlama performansı vefinansal performansı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir.
- MakaleYalnız künye2018İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin sosyal becerilerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Kesicioğlu, Oğuz Serdar; Arslan, Adem
Bu araştırmanın amacı ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin sosyal becerilerini çeşitli değişkenlere göre incelemektir.Araştırma, ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin sosyal becerilerini hangi değişkenlerin etkilediğini belirlemek, sosyal beceriyetersizlik nedenlerini tespit etmek ve çözüm yolları bulmak açısından önem taşımaktadır. Araştırmanın örnekleminiGümüşhane il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 6 ilkokulun 15 şubesindeki 254 ilkokul birinci sınıf öğrencisioluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu” ve “Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği”kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre araştırmaya katılan ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin sosyal beceri düzeyleriyüksek bulunmuştur. Çocukların sosyal beceri düzeylerinin anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, aylık gelir durumu,algılanan aile tutumu, okul öncesi eğitim alma durumuna göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunurken, sınıfmevcudu, annenin ve babanın sağ olma durumu, ebeveyn birliktelik durumları ise istatistiksel olarak anlamlı farklılıkbulunmamıştır.
- MakaleAçık Erişim2018Between Popper and Kuhn: Imre Lakatos and A New Proposal for the Scientific Methodology
Özsoy, Seda
Discussions on how to make the distinction between science and non-science have been a priority for the philopsophers throughout the history of 20th century. Lakatos who has a privileged place in philosophy of science at this point started out by emphasizing the necessity of knowing history of science and set to work on a philosophical analysis which enables to distinguish science from other activities. In this context of The Methodology of Scientific Research Programmes is deserved to be examined in terms of understanding basic issues such as scientific rationality. In Lakatos’s The Methodology of Scientific Research, Popper’s idea of falsification seperates into three section as “dogmatic falsification”, “methodological falsification”, and “sophisticated falsification”. Lakatos tried to reveal how scientific rationality develops in the history of events by making a reckoning with the design of history which developed by Kuhn in the Structure of Scientific Revolutions. According to the logic of scientific research program(s) prescribed by Lakatos, different theories are interconnected within the framework of a research program, and all the researches converge on an the axis of a common “core”. In this study, Lakatos’s building attempts a new scientific logic will be examined because of the fact that presented one of the most striking example of how this subject will be evaluated without overdoing and understatement in his investigations.
AtıfOpenAlex6TR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2018Marka ve sosyal sorumluluk: kişisel bakım markaları örneği
Doğan, Neva; Sarıtaş, Ayşe
Bu çalışmada, öncelikle günümüzde marka kavramının önemine değinilerek pazarlama, tanıtım ve reklamla ilişkisideğerlendirilmiştir. Aynı zamanda birey-marka ilişkisi ve marka-toplum ilişkisi ele alınarak markaların sosyalsorumlulukla bağlantısına vurgu yapılmıştır. Günümüzde markaların başarıları sadece kar elde etmeleriyleölçülmemektedir. Markaların arasındaki farkların azalmasıyla sosyal sorumluluk kampanyaları markalarınbirbirinden farklılaşmasını sağlayan önemli faktörlerden biri olmuştur. Sosyal sorumluluk anlayışının gelişimitarihsel açıdan değerlendirilmiş ve günümüzde markaların yalnızca müşteriye değil, içinde bulunduğu topluma dasorumlu olduğu tespitine varılmıştır. Kişisel bakım ürünleri yaygın olarak kullanılmakla birlikte, içerdiği maddelernedeniyle hem sağlığa hem de çevreye zararlı olmasıyla da daima gündemde kalmaktadır. Kullanıcılar kişiselbakım ürünleri satın alırken, tercihlerini daha sağlıklı ve daha doğal olan markalardan yana yapmaktadırlar. Bumarkalar ise bu beklenti karşısında kendilerini daha sağlığa zararsız, çevreye duyarlı olarak konumlandırmayaçalışmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmada Fortune Dergisi’nin 2017 “Yılın En Büyük 500 Şirketi” sıralamasınagiren kişisel bakım markları olan; Unilever, Procter&Gambe, Avon ve Estée Lauder markalarının sosyalsorumluluk kampanyaları, kampanya süresi, türü, işbirlikçileri ve uygulama alanı bağlamında incelenmiştir. Sosyalsorumluluk türleri kategorize edilirken Geoffrey P. Lantos’un ayrımı temel alınmıştır.
- MakaleAçık Erişim2018Güç motivasyonunun iş sevgisine etkisinde geribildirim arama davranışının düzenleyici rolü
Aslan, Sevil; Antalyalı, Omer Lütfı
Bu çalışmanın amacı, güç motivasonuyla iş sevgisi ilişkisinde geribildirim arama motivasyonlarının düzenleyici rolünün araştırılmasıdır. Alanda yapılan çalışmalarda, çalışanların iş sevgisinin birçok etmenin yanında temel motivasyon kaynakları ve geribildirim arama motivasyonlarıyla ilişkili olduğu görülmüştür. İşyerinde var olan performansla ilgili bilgilere erişimi sağlayan geribildirim arama, belirsizliklerin azalmasında etkili olduğundan iş sevgisiyle oldukça ilişkilidir. Bunun yanında, bireyin etkin olma isteğini niteleyen güç ihtiyacının karşılanması sonucunda iş sevgisinin pozitif yönde etkilendiği bilinmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada, bireylerin güç motivasyonlarının iş sevgisine etkisi ve geribildirim arama motivasyonlarının bu ilişkideki rolüne odaklanılmıştır. Bu amaçla çalışma, özel hastanelerde çalışan 219 hemşireye ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların temel motivasyon kaynakları, iş sevgileri ve geribildirim arama davranışlarını ölçmek amacıyla 3 farklı ölçekten oluşan anket kullanılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler SPSS ve AMOS programlarıyla analiz edilerek değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda hemşirelerin geribildirime kayıtsızlık düzeyinin, güç motivasyonunun iş sevgisine etkisinde düzenleyici rolü olduğu saptanmıştır. Buna göre bireyin geribildirime kayıtsızlık düzeyi arttıkça güç ihtiyacının iş sevgisine etkisinin artış gösterdiği tespit edilmiştir. Buna karşın geribildirime defansif yaklaşma düzeylerinin, güç motivasyonunun iş sevgisine etkisinde herhangi bir etkisinin olmadığı görülmüştür.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Ergonomic risk perception of women working in metal industry: a survey
Aytaç, Sevinç Serpil; Tüfekçi, Ülviye; Gökçe, Ahmet; Yamankaradeniz, Nurettin; Akalp, Hüsre Gizem; Cankaya, Oguzhan; Özok, Ahmet Fahri
In this study, it is aimed to evaluate the ergonomic risk perceptions of women working in metal industry in terms of Occupational Health and Safety. For this purpose, 1918 female workers working in the metal industry in our province were measured by ergonomic risk perception, fatalism perception and safety awareness in a workplace. In this questionnaire, using the scale of ergonomic risk perception created by the researchers, the scale of security awareness and fatalism used in other studies were used. The data were analyzed by using SPSS package program and their perceptions about ergonomic risks were analyzed by using factor analysis, correlation and t tests. In this study, musculoskeletal problems emerged as the first priority in women workers as ergonomic risk factors by considering the characteristics of women's work.
AtıfOpenAlex5TR Dizin6
İncele

















