Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Ag katkılı HA kompozit kaplamaların AZ91 alaşımı üzerine büyütülmesi ve kan plazması içerisindeki davranışlarının incelenmesi

    Ayşenur Armağan

    Magnezyum (Mg) alaşımlarının, biyomalzeme alanında kullanımı oldukça yaygındır. Biyomalzeme olarak kullanılmasında sahip oldukları düşük toksik etki ve biyo-çözünür özelliği onlara büyük avantajlar sağlamaktadır. Magnezyum alaşımları vücut içerisinde yeni dokuların oluşumuna yardımcı olmakla birlikte kullanıldığı bölgenin iyileşmesi sonrası vücuttan çözünerek atılabilme özelliğinden dolayı metalik biyomalzemeler içinde en cazip olanıdır. Ancak Mg alaşımlarının sahip oldukları düşük korozyon özellikleri tedavi süreci tamamlanmadan alaşımların çözülmesine neden olduğu için kullanımlarını sınırlamaktadır. Bu sınırlamanın giderilmesi için çeşitli yüzey işlemleri geliştirilmektedir. Bu tez çalışmasında; AZ91 Ag katkılı Hidroksiapatit (HA) kompozit kaplamalar Mikro Ark Oksidasyon (MAO) yöntemi ile büyütülmüştür. Kaplamaların morfolojik özellikleri SEM ve XRD cihazları ile tespit edilmiştir. MAO yöntemiyle büyütülen Ag ve HA katkılı oksit tabakasının AZ91 Mg alaşımına kazandırdığı antibakteriyel özellikler, kaplanan ve kaplanmayan taban malzemelerin kan plazması içerisindeki çözünebilirliği araştırılmıştır. Yapılan deneyler sonucunda standart çözeltiye HA ve Ag katkısıyla MAO işlemi uygulanan numunede bakteri aktivite gelişimi önlenmiştir. Standart çözeltiye Ag ve HA katkısıyla MAO işlemi uygulanan AZ91 Mg Alaşımı yapılan yüzey işlemleri ile çözünme oranı iyileştirilmiştir. Kan plazmasında bekletme testi sonucunda AZ91 Mg alaşımının çözünmeye karşı kendisini yaklaşık % 89' luk bir oranla koruduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kamu kurumlarında cinsiyet ayrımcılığına bağlı mobbing araştırması: Gümüşhane ili örneği

    Nahide Kılınç

    Bu çalışmanın amacı, kamu kurumlarında cinsiyet ayrımcılığını ve mobbing algısını ölçerek söz konusu sorunları etkileyen faktörleri ele almaktır. Araştırmanın evrenini Gümüşhane ilindeki 33 kamu kurumunda görev yapmakta olan 4272 çalışan arasından gönüllülük esasına dayalı olarak tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen 471 birey oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Laleoğlu ve Özmete (2013) tarafından Türkçeye çevrilen Aiello, Nardella, Bonafede ve Deitinger'in Mobbing Ölçeği (Vol. Mob. Scale), Sayar'ın (2008) geliştirdiği Cinsiyet Ayrımcılığı Ölçeği, Tınaz, Gök ve Karatuna'nın (2010) geliştirdiği Mobbing Ölçeği ve Leymann'ın (1993) geliştirdiği Mobbing Ölçeği kullanılmıştır. İkinci bölümde ise katılımcıların demografik değişkenlerinin tespiti için kişisel bilgi formu kullanılmıştır. 5'li likert türünde derecelendirilen ve 32 sorudan oluşan anketler 471 çalışana dağıtılmış olup bu anketlerden yanlış veya eksik dolduranların ayıklanması ile geriye kalan 466 anket, SPSS 21 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, özellikle cinsiyet ve medeni durum gibi demografik değişkenlerin mobbing algısını önemli ölçüde farklılaştırdığı ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Soğuk ortamda üretilen betonarme elemanların donatı aderansının incelenmesi

    Besim Osman Yalçın

    Bu çalışmanın amacı, taze halde soğuk havaya maruz betonarme elemanlarda donatı aderansını incelemektir. Donatı aderans dayanımını belirlemede Belçika mafsallı kiriş deneyi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, C25/30 beton dayanım sınıfı ve S420 çelik sınıfında Ø8, Ø10 ve Ø12 donatı çaplarında aderans dayanımları belirlenmiştir. Aderans belirlemede kullanılacak donatıların aderans dayanımındaki değişimi irdelemek için iki farklı kenetlenme boyu kullanılmıştır. Kenetlenme boyları donatı çapına göre 10Ø ve 20Ø olarak hazırlanmıştır. Belçika Mafsallı Kiriş deney düzeneği için hazırlanan kiriş örneklerde ortam şartlarının donatı aderansına etkisini belirlemek amacıyla taze haldeki kiriş örnekler Normal şartlar, 0°C, -5°C ve -10°C sıcaklıklara 2 gün boyunca maruz bırakılmıştır. Taze halde 2 gün boyunca normal şartlara ve soğuk havaya maruz bırakılan kiriş örnekler 7. ve 28. güne kadar kür edilmiştir. Kür süresi tamamlanan kiriş örnekler aderans deneyine tabi tutulmuştur. Ayrıca kiriş örneklerin hazırlanmasında kullanılan betonun maruz kaldığı soğuk hava şartlarına bağlı olarak beton basınç dayanımındaki değişimi görmek amacıyla 15x15x15 cm ebadında hazırlanan küp örnekler üzerinde basınç dayanım deneyi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, normal şartlara maruz kiriş örneklerinin en büyük aderans gerilmesine sahip olduğu ve betonun taze halde maruz kaldığı sıcaklık değerinin düşüşü ile aderans gerilmesinin azaldığı görülmüştür. Ayrıca beton dayanımlarının da maruz kaldığı sıcaklık değerinin düşüşü ile basınç dayanımında %30'dan fazla kayıp belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Soğuk hava koşullarında üretilen hafif betonların korozif ortam dirençlerinin araştırılması

    Emine Ertem

    Bu çalışmanın amacı, taze halde soğuk havaya maruz kalmış hafif betonların korozif ortam etkilerini incelemektir. Çalışma kapsamında, taşıyıcı hafif beton dayanım sınıfında beton örnekler üretilmiştir. Beton örneklerin bir kısmı soğuk havalarda beton katkısı olarak kullanılan beton antifriz katkılı olarak üretilmiştir. Bu sayede antifriz katkısının hafif betonlarda etkinliği belirlenmiştir. Üretildikten sonra taze halde 2 gün boyunca normal şartlara ve soğuk havaya (0oC, -5oC, -10oC ) maruz bırakılan beton örnekler kalıptan çıkarıldıktan sonra 28. güne kadar kür edilmiştir. Kür süresi tamamlanan beton örnekler %5 ve %10 konsantrasyona sahip NaCl (tuz) ve NaSO4 (sodyum sülfat) çözeltilerinde 10 çevrim şeklinde ıslanma-kuruma döngüsüne tabi tutulmuştur. Islanma-kuruma döngüsü tamamlanan beton örnekler üzerinde basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı, kapilerite, impermeabilite ve ağırlık değişimi deneyleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler hafif beton örneklerin taze halde maruz kaldığı sıcaklık ve antifriz katkılı veya katkısız olma durumuna göre kıyaslanmıştır. Sonuç olarak, normal şartlara maruz beton örneklerin korozif ortamlara karşı en iyi performansı sağladığı ve beton örneklerin taze halde maruz kaldığı sıcaklık değerinin düşüşü ile fiziksel ve mekanik özelliklerde kayıpların olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Taze halde soğuk havaya maruz hafif betonların fiziksel ve mekanik özelliklerinin incelenmesi

    Ahmet Yolcu

    Hafif betonların normal betonlara göre oldukça hafif olma, ısı ve ses yalıtımı sağlama, yangına karşı daha dayanıklı olma gibi üstünlükleri vardır. Hafif agrega ile üretilmiş betonların hafiflik özelliği, mühendislere tasarım aşamasında esneklik sağlamaktadır. Yapılardaki sabit yükün azaltılması ile boyutları küçültülmüş yapı elemanları, daha az temel maliyeti, ısı ve ses yalıtım performansı, sismik etkilere karşı güçlendirilmiş performans gibi önemli avantajlar elde edilmektedir. Fakat betonların fiziksel ve mekanik özelliklerinin beton bileşiminde var olan agregaların özellikleri ile doğrudan ilgili olması nedeniyle hafif agregalı betonlar yeterli dayanıma ulaşsalar bile bazen elastik özellikleri bakımından daha olumsuz durumda olabilmektedirler. Bu çalışmada, Bitlis ilinden temin edilen, hafif ve doğal bir agrega türü olan pomza katkısıyla üretilen hafif beton numuneleri taze halde don etkisine maruz bırakılmıştır. Hazırlanan beton örnekler taze halde normal şartlarda ve farklı soğuk hava sıcaklıklarına (0OC, -5OC, -10OC) maruz bırakılarak 4 farklı koşulda üretilmiştir. Beton örnekler, don etkisine maruz kalmaları durumuna göre antifriz katkılı ve katkısız olarak üretilmiştir. Taze halde soğuk hava koşullarına maruz bırakılan beton örnekler, nihai dayanımlarını kazandıktan sonra bu örnekler üzerinde; basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı, görünür yoğunluk, görünür boşluk oranı, kılcal su emme, kapilerite, basınç altında su işleme derinliğinin tayini (impermeabilite), aşınma gibi mekanik ve fiziksel özellikler incelenmiştir. Bu çalışma, pomza katkılı hafif betonların taze halde soğuk hava şartlarına karşı dirençlerini ortaya koymaktadır. Sıcaklığın düşmesiyle basınç dayanımı, yarmada çekme ve aşınma dayanımı değerlerinin de düşmesine neden olmuştur. Aynı sıcaklık etkisinde antifriz kullanımı basınç dayanımı, yarmada çekme ve aşınma dayanımı değerindeki azalma miktarı daha az olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gençlerin madde kullanma nedenleri ve alınması gereken tedbirler: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Resul Duran

    Madde kullanımı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de giderek artan, bireylere sağlık, ekonomik, sosyolojik ve hukuksal zararlar veren olumsuz bir durumdur. Madde kullanımı artmakla beraber kullanım yaşı da sürekli düşmektedir. Madde kullanımı en çok genç bireyler arasında artış göstermektedir. Bireyler madde kullanmaya çeşitli sebeplerden dolayı başlamaktadır. Bu bilgiler eşliğinde yapılan çalışmada, Gümüşhane Üniversitesi'nde okuyan ve rastgele seçilen 96 öğrenciye ilgili literatür gereği yarı yapılandırılmış mülakat uygulanmıştır. Bu çalışma ile öğrencilerin ne tür madde kullandıkları ve madde kullanmaya başlama sebepleri incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin sigara ve alkol ile birlikte en çok esrar ve uyuşturucu hap kullandıkları saptanmıştır. Öğrencilerin madde kullanmaya başlama nedenlerinin başında arkadaş çevresi, sıkıntılarını unutmak, maddeden haz ve zevk almak gelmektedir. Ortaya çıkan nedenler üzerine çözüm önerileri geliştirilmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2019
    Basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal kümeler ve karar verme metotları

    Ali Köseoğlu

    Bu çalışmanın amacı literatürde var olan sezgisel çarpımsal kümeleri neutrosophic kümelere genelleyerek basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal kümeleri tanımlamak ve tanımlanan bu kümeleri çok kriterli karar verme problemlerine uygulamaktır. Bulanık kümeler, sezgisel bulanık kümeler ve neutrosophic kümeler belirsiz ve yetersiz bilgi içeren problemlerin çözümünde sıklıkla kullanılan kavramlardır. Bu kümelerin karakteristik fonksiyonlarının görüntüsü [0,1] aralığında tanımlanmıştır. Bu aralık, problem bilgileri sayısal değerlere atanırken düzgün dağılımlı ve simetrik olarak ölçeklendirilmektedir. Fakat günlük hayatta karşılaşılan problemler, düzgün dağılmayan ve simetrik olmayan bir biçimde belirlenmesi gereken bilgiler de içermektedir. Bu tip bilgileri günlük hayat problemlerine uygulayabilmek için ise problem bilgilerini simetrik olmayan ve düzgün dağılmayan [1/9,9] aralığında değerlendiren çarpımsal tercih bağıntıları tanımlanmıştır. Daha sonra bu bağıntılar, sezgisel çarpımsal tercih bağıntılarına (SÇTB) genellenerek sezgisel çarpımsal küme (SÇK) kavramı tanımlanmıştır. SÇK gerçek hayat problemlerine uygulanabilir olsa da kümenin tereddüt derecesinin üyelik ve non-üyelik derecelerine bağlı olması, bu problemlerdeki değerlendirme bilgilerini sağlayan karar vericileri (KV) kısıtlamaktadır. Bu durumun üstesinden gelebilmek için bu çalışmada SÇK, basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal kümeye (BNÇK) genelleştirilmiştir. Bunu yapmak için ilk olarak BNÇK'ler ile onların bazı özellikleri verilmiştir. Ayrıca, basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal sayı (BNÇS) kavramı tanımlanarak, temel cebirsel işlemleri sunulmuştur. Daha sonra BNÇS işlemleri kullanılarak uzaklık ölçüleri ve ortalama operatörleri tanımlanmıştır. Önerilen BNÇK yaklaşımının çok kriterli karar verme (ÇKKV) problemlerindeki etkisini göstermek için BNÇS'ler TODIM metoduna uygulanarak BNÇ-TODIM metodu geliştirilmiştir. Ayrıca, ÇKKV problemlerinde kriter ağırlığını belirleyen için su dolum teorisi tabanlı bir metot sunulmuştur. Son olarak, tanımlanan kümenin SÇK'ye üstünlüğünü göstermek için sayısal bir örnek verilmiş, SÇK'ler kullanılarak bir karşılaştırma analizi yapılmış ve bütün sonuçlar detaylı bir şekilde yorumlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Hünnap meyvesinden üretilen reçel ve marmelatların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi

    Benay Kaplan

    Bu çalışmada hünnap (Zizyphus jujuba Mill.) meyvesinin ve bu meyveden üretilen reçel ve marmelatların 3 ay süreyle depolama boyunca farklı sıcaklıklarda (+4 ̊C ve +20 ̊C) fiziksel ve kimyasal özelliklerindeki değişimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Üç aylık depolamada 0., 1., 2. ve 3. aylarda suda çözünür kuru madde (SÇKM), titrasyon asitliği, pH, kuru madde, kül, askorbik asit (C vitamini), sakaroz, invert şeker, toplam şeker, renk, toplam fenolik madde, antioksidan kapasitesi (ABTS ve DPPH), maya ve küf analizleri yapılmıştır. Reçel örneklerinde suda çözünür kuru madde, toplam kuru madde, titrasyon asitliği, askorbik asit, toplam şeker, invert şeker, sakaroz, a, b, toplam fenolik madde ve antioksidan aktivite (DPPH- IC50) değeri marmelata göre yüksek bulunmuştur. Depolama süresi boyunca hünnap meyvesinden üretilen reçel ve marmelat örneklerinde SÇKM, invert şeker, toplam şeker, kül, kuru madde, askorbik asit (C vitamini), L, a, b değerleri, fenolik madde ve antioksidan aktivite miktarlarında azalma gözlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren bir maden firmasında yeraltı çalışanların tükenmişlik düzeylerinin iş sağlığı ve güvenliği bakımından incelenmesi

    Mustafa Günaydın

    Bu çalışmada, Gümüşhane ilinde faaliyet göstermekte olan bir maden firmasının yeraltı çalışanlarının tükenmişlik durumlarının iş sağlığı ve güvenliği bakımından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda beş bölüm içeren veri toplama formu düzenlenmiştir. Veri toplama formu sosyo-demografik özellikler, çalışma ortamı özellikleri, iş sağlığı ve güvenliği, tükenmişlik ve iş tatmini ölçeklerinden oluşmaktadır. Yapılan anket çalışması yeraltı madenciliğinde çalışan 162 personele uygulanmış ve incelemeler neticesinde 121 anket değerlendirmeye alınmıştır. Örneklem boyutunun hesaplanmasında %5 hata payı, %95 güven düzeyi ve %50 cevap dağılımı dikkate alınarak yapılmıştır. Örneklem grubundan toplanan veriler SPSS paket programında analizi yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda ölçme araçlarının normallik varsayımının grubun genel tükenmişlik düzeyi normal dağılmakta (p=,200;p>0,05), grubun genel iş tatmin düzeyi ise normal dağılım göstermemektedir (p=0,48;p<0,05). Araştırmamızda Maslach tükenmişlik ölçeği ve Minnesota iş tatmini ölçeği toplam puanları arasında negatif yönde bir ilişki vardır (korelasyon kat sayısı r=,353). İş kazasına çoğunlukla sebep olan durumların neler olduğunu düşünüyorsunuz sorusuna iş güvenliği olmayan çalışma ortamı (%24,8) cevabı verilmiştir. Çalışmamızda ailenizle düzenli olarak ne yaparsınız sorusuna ise iş yoğunluğundan dolayı düzenli şekilde bir arada olamıyoruz cevabı verilmiştir (%45,5). Daha fazla vardiyalı işlerde çalışanların tek vardiyalı işlerde çalışanlara oranla daha çok duyarsızlaşma ve tükenmişlik yaşadıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra tecrübesi az olan çalışanların tecrübesi fazla olan çalışanlara göre daha fazla duyarsızlaşma yaşadıkları tespit edilmiştir. Bunun sonucunda işini isteyerek yapanların istemeyerek yapanlara göre duygusal tükenme ve duyarsızlaşma durumlarını daha az yaşadıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak, tükenmişliğin azalabilmesi için çalışanların iş tatminlerinin artırılması gerekir. Özellikle yeraltı maden çalışanları arasında psikolojik risk faktörlerinin ve bunları tetikleyen iş tatmini ve tükenmişliğin daha fazla incelenmesi ve araştırılması gerekir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Borsa İstanbul (BİST)'da işlem gören turizm şirketlerinin finansal performans analizi

    Şeyma Çoşkunoğlu

    Bu çalışmada, Borsa İstanbul (BİST)'da işlem gören turizm sektöründeki 11 işletmelerin 2016-2018 dönemlerini kapsayan 14 finansal oran yardımıyla finansal performansları analiz edilmiştir. Veriler Kamuoyu Aydınlatma Platformu'nun (KAP) resmi sitesinde yayınlanan yıllık gelir tablosu ve bilançolardan elde edilmiştir. Çalışmada kriter ağırlıklarının belirlenmesinde AHP, şirketlerin sıralamasında ise TOPSIS ve VIKOR yöntemlerinden faydalanılmıştır. Elde edilen sonuçlar BORDA yöntemi ile birleştirilerek nihai sıralama sonuçlarına ulaşılmıştır. Analiz sonuçlarına göre en önemli ana kriter karlılık oranları, en önemli alt kriter ise net kar marjı oranı olarak belirlenmiştir. Finansal performansı en yüksek olan şirket 2016 yılı için ETILR olmuştur. 2017 ve 2018 yılı için finansal performansı yüksek olan şirket PKENT olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Beton karışım suyu miktarındaki değişimin beton özelliklerine etkisi

    Osman Akçay

    Bu çalışmanın amacı, beton karışım suyuna hesaplanan miktardan farklı oranlarda karışım suyu ilavesi veya eksiltilmesi durumunda betonun fiziksel ve mekanik özelliklerindeki değişimin ve üretilen beton örneklerin sülfatlı ortamdaki davranışının belirlenmesidir. Bu amaçla, C20/25, C30/37 ve C40/50 dayanım sınıflarında hazırlanan beton örneklere karışım suyu miktarı %10, %20, %40, %70 ve %100 oranında artırılıp %10 ve %20 oranında azaltılmıştır. Üretilen beton örnekler üzerinde birim hacim ağırlık, impermeabilite, kapilarite, basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı deneyleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca beton örnekler, sülfatlı ortamdaki davranışlarını belirlemek amacıyla %5 sodyum sülfat konsantrasyonuna sahip korozif suda ıslanma-kurumaya maruz bırakılmıştır. 10 ıslanma-kuruma döngüsü sonucunda beton örneklerdeki ağırlık değişimleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, beton örneklere karışım hesaplarında belirlenen karışım suyu oranından farklı bir oranda su ilavesi ve eksiltilmesinin, betonun fiziksel ve mekanik özelliklere etkisi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca beton örneklerin korozif ortamlara karşı dirençlerinde ciddi oranda azalmaların olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Tüketicilerin sosyal medya reklamlarına yönelik satın alma davranışlarının teknoloji kabul modeli ile incelenmesi

    Ceren Aydın

    İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelen sosyal medya, işletmeler tarafından rakiplerinden ayrışmak ve doğrudan hedef kitleye ulaşmak için bir reklam aracı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca sosyal medya reklamları, işletmelerin bilinirliliğinin artmasına ve hedef kitleden geri dönüş almaları açısından önem arz etmektedir. Öte yandan sosyal medyada reklamveren işletmeler için tüketici satın alma davranışlarını bilmeleri başarılı olmalarının ön şartını oluşturmaktadır. Bu çerçevede üç bölümden meydana gelen araştırmanın birinci bölümünde teknoloji ve teknoloji kabul modelleri, ikinci bölümde sosyal medya ve tüketici satın alma davranışları literatür taraması ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise, tüketicilerin sosyal medya reklamlarına yönelik satın alma davranışlarını Teknoloji Kabul Modeli ile ölçen yüz yüze anket tekniği ile elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırma, kolayda örnekleme yöntemiyle Gümüşhane Üniversitesi'nde öğrenim gören ve sosyal medya kullanıcısı olan 450 öğrenciye uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı, güven değişkeninin tutum ve niyet üzerinde tutum ve niyet değişkeninin ise satın alma davranışının gerçekleşmesinde pozitif bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Farklı oranlarda semizotu ilavesinin dondurmanın fiziksel, kimyasal ve duyusal özelliklerine etkisi

    Fatma Hezer

    Bu çalışmada farklı oranlarda semizotu ilavesinin dondurmanın fiziksel, kimyasal, antioksidan ve duyusal özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla kontrol (semizotu içermeyen) ve 3 farklı oranda (% 5, % 10 ve % 15) semizotu ilave edilerek dört çeşit dondurma üretilmiştir. Dondurma örneklerinde semizotunun % 10 düzeyine kadar ilavesi kurumadde ve pH değerleri üzerinde istatistiksel olarak önemli bulunmazken; % 15 oranında ilavesi her iki parametreyi de düşürmüştür. Semizotu ile üretilen dondurmalarda kül miktarında kontrol örneğe göre azalma olmuş, ancak bu azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır Örnekler protein açısından değerlendirildiğinde semizotu ilavesi protein miktarında azalmaya neden olurken, oranlar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p<0.01). Yağ açısından bütün örnekler p<0.01 düzeyinde önemli bulunmuş, semizotu ilavesi oranına bağlı olarak yağ içeriğinde azalma olduğu belirlenmiştir. Hacim artışı en yüksek kontrol örnekte (% 38.64), en düşük % 15 semizotu içeren örnekte (% 30.98) tespit edilmiştir. En düşük ilk damlama süresi kontrol örneğinde belirlenmiş, semizotu içeren dondurmalarda ise orana bağlı olarak damlama süresi uzamıştır. En düşük erime oranı % 10 semizotu içeren örnekte belirlenirken, en fazla kontrol örneğinde bulunmuştur. 50 rpm de ölçülen viskozite değerlerinde, % 5 oranında semizotu ilavesinin kontrol örneğine göre artışa neden olduğu, diğer oranların ise azalmaya sebep olduğu görülmüştür. Semizotunda yüksek oranda C vitamini (131.79 mg/kg) tespit edilirken, semizotu içeren dondurma örneklerinde belirlenememiştir. Semizotu ilavesi fenolik madde ve DPPH değerlerini kontrol örneğine oranla arttırmış ve bu değerler istatistiksel olarak p<0.01 düzeyinde önemli bulunmuştur. En yüksek fenolik madde içeriği % 5 oranında semizotu içeren örnekte (734.83 mg GA/kg), en düşük ise kontrol örneğinde (346.61 mg GA/kg) bulunmuştur. Toplam antioksidan değerleri açısından semizotu ilavesi çok az bir artışa neden olurken, bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır ( p>0.05). Semizotu içeren örneklerin L değerlerinde kontrol örneğe göre düşüş görülmüştür Genel kabul edilebilirlik açısından kontrol örneğinden sonra en yüksek puan % 5 semizotu ilaveli dondurma örneğine verilmiştir. Genel olarak sonuçlar değerlendirildiğinde fenolik madde içeriği ve renk üzerindeki olumlu etkilerinden dolayı dondurma üretiminde kullanılabileceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Beklenti teorisi ve hedonizmin marka bağımlılığı yaratmadaki etkisi: Zen Pırlanta örneği

    Bensu Akduman

    Günümüz tüketim toplumlarının öne çıkan özelliklerinden birisi; tüketimde duygusallığın etkili olmasıdır. Yeni tüketim toplumunun tüketicileri, ihtiyaçlarını gidermekle kalmayıp bununla birlikte bu tüketimi haz almak adına da sürdürmektedirler. İnsanlar ihtiyaç dışı alışverişe haz almak için yönelmeye başlamışlar ve markalara yükledikleri sembolik anlamlarla kendilerini farklılaştırma yoluna gitmişlerdir. Bundan kaynaklı olarak marka bağımlılığı kavramı ortaya çıkmıştır. Markaların bırakmış oldukları etkiler neticesinde marka bağımlısı olan bireylerin hatta toplumların sayısında artış görülmektedir. Bu çalışmada; Beklenti teorisi ve hedonizmin marka bağımlılığı yaratmada ne gibi bir etkisi olduğu araştırılmış ve örnek marka olarak bir mücevherat markası olan Zen Pırlanta üzerinden araştırma detaylandırılmıştır. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, hedonizm ve tüketim kavramlarına yer verilmiş, hedonizm akımı detaylandırılmıştır. Tüketim kavramı ise; lüks tüketim, tüketim ürünü olarak pırlanta, hedonik ürün ve özellikli ürün kavramlarına yer verilerek açıklanmıştır. İkinci bölümde ise, marka kavramı detaylandırılmış, marka bağımlılığı kavramı türleri ile birlikte ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde, beklenti teorisi kavramı ele alınmıştır. Bu kapsamda, Victor H. Vroom' un Beklenti Teorisi ve Porter ve Lawler' ın Beklenti Teorisi açıklanmıştır. Son bölümde ise; çalışmanın konusundan, amacından, öneminden, sınırlılıklarından, hipotezlerinden, yönteminden, evren ve örnekleminden, veri toplama aracı ve ölçeğinden bahsedilmiş; yapılan araştırma kapsamında ulaşılan sonuçlara yer verilmiştir. Ulaşılması düşünülen amaçlardan yola çıkılarak; Trabzon, Mersin, Eskişehir, Diyarbakır ve İstanbul illerinde yaşamakta olan 18-65 yaş arası çalışan ve lüks tüketim yapan/yapma arzusu duyan tahmini 500 kişiye uygulanmış olan anket yöntemi ile inceleme detaylandırılmıştır. Yapılan çalışmada beklenti teorisi ve hedonizmin marka bağımlılığı yaratmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    4-6 yaş grubu çocukların inanç esaslarını algılayış biçimleri

    Nuran Çelik

    Günlük yaşam düzeninden manevi huzura kadar birçok konuda bireye fayda sağlayan inanma duygusu doğuştan başlar. Çocukluk dönemi kişiliğin şekillendiği ve ilerideki yaşamına yönelik birçok davranış kalıbını öğrendiği önemli bir gelişimsel basamaktır. Fıtratının gereği inanma duygusu kendisinde var olan çocuk yeterli düzeyde dini ve değerler eğitimi alamazsa ileride oluşturacağı kişiliği sağlam bir şekilde oluşmaz. İstenilen düzeyde inanç gelişiminin oluşması ancak olumlu ve bilimsel temellere dayalı bir dini eğitimle gerçekleşir. 4 yaşında dini duyguları gelişmeye başlayan çocuğun 6 yaşına kadar ifadeleri somut olsa da çevresinin de etkisiyle Allah tasavvuru başta olmak üzere soyut içeriği olan iman esasları zihnini meşgul etmektedir. Çocukların büyürken kültürel ve tecrübelere dayalı öğrenecekleri dini bilgiler ilerleyen yaşamlarında zihinlerinde doldurulamayan boşluk ve yaşamlarında eksiklik olma ihtimalini doğuracaktır. Gelişim dönemleri göz önünde bulundurularak çocuğa verilecek din eğitimi onun zihin ve duygu dünyasına olumlu katkılar sağlayacaktır. Bireyin doğumundan ölümüne kadar hayatında var olan inanç esasları Kelamın ana konusunu oluşturmasından dolayı tezde inanç esasları hakkında kısa bilgiler verilmiş, araştırmaya konu olan 4, 5, ve 6 yaş grubu çocukların genel gelişim özelliklerine ve dini gelişimlerine detaylı bir biçimde yer verilmiştir. İman esaslarını yaşamlarında ve zihinlerinde nasıl tasavvur ettikleri tespit edilmeye çalışılan 50 çocuğa Allah ve Peygamber tasavvuru başta olmak üzere İslam dini, dua, melek, Kur'an-ı Kerim, ölüm, cennet kavramları üzerine açık uçlu sorular yöneltilmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Şiran (Gümüşhane) ilçe merkezi içme sularının fiziksel ve jeokimyasal özelliklerinin araştırılması

    Ümmühan Semiz

    İnceleme alanı, Gümüşhane (KD Türkiye) ilinin güneybatısında yer alan Şiran İlçe merkezi ve yakın çevresini kapsamaktadır. Bu çalışmada Şiran İlçe merkezindeki içme sularının fiziksel ve jeokimyasal özellikleri incelenmiş ve metal element içerikleri belirlenmiştir. Çalışma alanında, temel birimler kumtaşı, kiltaşı, marn, şeyl ve tüf ardışımından meydana gelen Erken-Orta Eosen yaşlı sedimanter kayaçlar (Kelkit Formasyonu) tarafından temsil edilmektedir. Kelkit formasyonu, çalışma alanının en genç birimlerini oluşturan Kuvaterner yaşlı alüvyon ile uyumsuz bir şekilde örtülmektedir. Su numuneleri genel olarak halka açık kamu kurumlarının su depoları ile Alüvyon ve Kelkit Formasyonu üzerinde yer alan kaynaklardan derlenmiştir. Örneklerin pH değerleri 5.41-7.68, iletkenlikleri 106.9-827.0 µS/cm ve sertlikleri (Fr) 5.2-52.8 arasında değişmektedir. Bu veriler, Kıta içi yerüstü su kaynakları sınıflamasına göre, suların çoğunlukla I. ve II. sınıf, az oranda ise III. sınıf kalitede olduğunu göstermekte ve asidik ortamdan ziyade bazik bir karakteri işaret etmektedir. Ayrıca, elde edilen sertlik sonuçları, Şiran ilçesindeki su örneklerinin çok yumuşak-sert sınıf aralığında olduklarını göstermiştir. Suların fiziksel parametreleri tüm numunelerde renk, bulanıklık, tat ve koku değerleri açısından uygundur. Çalışma alanındaki sular genel olarak karbonatlı (Ca+Mg>Na+K) ve sülfatlı sular sınıfında olup, genellikle zayıf asit kökleri güçlü asit köklerinden (HCO-3 > SO4-2+Cl-) daha fazladır. Bunun yanısıra, incelenen örneklerin Ca, Mg, Na, K, Fe, Mn ve Al değerleri genel olarak izin verilebilir aralıkta olup, TS-266 ve Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) standartlarına uygundur. Örneklerdeki çözünmüş metallerin (Fe, Zn, Cu, Co, Ni, Pb) içerikleri, birkaç örnek dışında, kabul edilebilir sınırlar arasında dağılım göstermektedir. Örneklerin fiziksel ve jeokimyasal parametreleri aynı zamanda Gümüşhane İl merkezi içme suyu değerleri ile de benzer dağılım sergilemektedir. Sonuç olarak, örneklerin büyük bir çoğunluğunun içme suyu açısından iyi sınıf sular kategorisinde yer aldığı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kabak çekirdeği ile zenginleştirilen yoğurtların mikrobiyolojik, duyusal, fizeksel ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi

    Hatice Sunaç Yeniçeri

    Bu araştırmada belirlenmiş farklı oranlarda kabak çekirdeği (%1.5, %3, %4.5) ve kabak çekirdeği içermeyen (kontrol) yoğurt örneklerinin mikrobiyolojik, duyusal, fiziksel ve kimyasal özellikleri 1., 7., 14. ve 21. günlerde incelenmiştir. Yoğurt örneklerinin pH, kurumadde, kül, protein, yağ, asitlik, serum ayrılması, viskozite, renk, duyusal analiz ve mikrobiyolojik analiz sonuçları kabak çekirdeği içermeyen kontrol örneği ile karşılaştırılmıştır. Kabak çekirdeği ilavesinin yoğurt örneklerinin kurumadde, pH değeri, asitlik, kül, yağ, protein ve viskozite değerlerini önemli düzeyde arttırdığı (p<0.01); serum ayrılması değerlerini ise önemli düzeyde azalttığı (p<0.01) belirlenmiştir. Kabak çekirdeği miktarı artışı ile muhafaza süresince örneklerin kurumadde, pH, yağ, protein ve viskozite değerlerinin önemli düzeyde azaldığı (p<0.01); asitlik, kül ve serum ayrılması değerlerinin ise önemli düzeyde arttığı (p<0.01) tespit edilmiştir. Renk değerleri analizi sonucuna göre; kabak çekirdeği ilavesinin örneklerin L (parlaklık) ve a*(yeşillik) değerlerini önemli düzeyde azalttığı (p<0.01) b* (sarılık) değerini ise önemli düzeyde arttırdığı (p<0.01) belirlenmiştir. Mikrobiyolojik analizler sonucunda; kabak çekirdeği ilavesinin örneklerin Lactobacillus bulgaricus ve Streptococcus thermophilus sayılarını önemli düzeyde azalttığı belirlenmiştir (p<0.01). Depolama süresince L. bulgaricus sayılarının önemli düzeyde azaldığı, S. thermophilus sayılarının ise depolamanın 7. gününe kadar önemli düzeyde arttığı daha sonra azalma eğiliminde olduğu tespit edilmiştir (p<0.01). Kabak çekirdeği miktarının artışı ile örneklerin maya-küf sayılarında artış olduğu, depolama süresi boyunca bu artışın devam ettiği belirlenmiştir. Duyusal analiz sonuçlarına göre en yüksek genel kabul edilebilirlik puanı %4.5 kabak çekirdeği ilaveli yoğurt örneğinde tespit edilmiştir. Tüm analizler toplu olarak değerlendirildiğinde %4.5 kabak çekirdeği ilavesinin yoğurdun kalite ve tekstürel özelliklerini artırabildiği ve daha ileri çalışmalarla yeni bir fonksiyonel ürün üretilebileceği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kişilerarası iletişim bağlamında yeni iletişim teknolojilerinin rolü: Lise düzeyi öğrencileri örneğinde anlık mesajlaşma programları üzerine bir uygulama

    Tuğba Tekmen

    Günümüz teknolojisinin yaşamın tüm alanlarında yer alan etkisi kişilerarası iletişim biçimlerini de etkilemiş ve değiştirmiştir. Bu gelişmelerle beraber yeni iletişim ortamları ortaya çıkmış ve gündelik yaşamın vazgeçilmez araçları haline gelmiştir. Teknolojinin değiştirmiş olduğu toplumlar ve hayat biçimleri iletişimin şekillerini yeniden güncelleyerek biçimlemiş ve insanlar arası sosyo-kültürel ilişkileri değiştirerek farklılaştırmıştır. Bu farklılaşma ve değişimin önemli göstergelerin arasında yer alan anlık mesajlaşma servisleri kişilerarası iletişim araçları arasında en öndeki yerini aldığı inkâr edilemez bir gerçektir. Teknoloji ile beraber kişilerarası iletişimde kullanılan konvansiyonel araçlar kişi ya da gruplar arası iletişim süreçlerini değiştirmiştir. Yerine de zaman ve mekân mecburiyeti olmayan anlık iletişim araçlarına bırakmaya başlamıştır. Cep telefonlarının daima çevrimiçi olma özelliği ve karşılıklı yüz yüze iletişimin güçlükleri olmadan meydana getirilen iletişim şekilleri, insanların çok kolay ve ivedi iletişimi seçmelerini ve sık sık kullanmalarını sağladığı görülmüştür. Bu teknolojik araçların kullanımı ile beraber, gelişen ve değişen iletişim tarzı kadar insanlar arası kültür, sosyalleşme ve sosyalliğin yaşanma şekli de değişmeye başladığı açıkça görülmüştür. Bu tezin amacı, dünyada ve ülkemizdeki teknolojik gelişmeler sayesinde hızla popülerleşmiş olan anlık mesajlaşma programları üzerinden, lise öğrencilerinin kişilerarası iletişimlerine etkilerini ve ilişkilerini incelemektir. Bu kapsamda anlık mesajlaşma uygulamalarının kişilerarası iletişim üzerinde yapmış olduğu etkilerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak anlık mesajlaşma uygulamalarının kişilerarası iletişimi yönelik algıları nasıl etkilediğini belirleyebilmek için anket yöntemi kullanılmıştır. Anketin oluşturulmasında Pea ve arkadaşları (2012: 327) tarafından geliştirilmiş olan Kişilerarası İletişim Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini lise öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi olarak seçilen Giresun ilindeki Bulancak Anadolu Lisesi ile Bulancak Bahçelievler Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 450 öğrenci ile yüz yüze görüşme yapılarak anket formu uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS 24.0 programında analiz edilmiştir. Analizler sonucunda teknolojinin kişilerarası iletişime etkisi açısından 16 yaş grubunun kritik bir yaş olduğu, bu yaştan önceki lise yıllarında teknolojinin iletişime henüz tam etki etmediği, anlık mesajlaşma uygulamalarının çoğunlukla şahsi cep telefonları aracılığıyla kullanıldığı, bununla birlikte günlük 2 saatlik kullanımın kişilerarası iletişime yönelik algının değişmesi açısından kritik bir değer oluşturduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Engellilerin sosyal dışlanma durumu: Araklı örneği

    Sinan Balcı

    Engelliler, toplumsal yapı içerisinde çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunlardan birisi de sosyal dışlanmadır. Sosyal dışlanma, engelli bireyi toplumdan uzaklaştıran; birçok hak ve imkândan yoksun bırakan ve kişinin çevreyle olan bağlarının kopmasına neden olan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bilgiler ekseninde yapılan araştırmada engellilerin sosyal dışlanma düzeyleri ile araştırmaya katılanlardan elde edilen demografik veriler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma, Trabzon Araklı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan engelli aylığı ya da nakdi yardım alan farklı yaş gruplarında 324 engelli bireyin katılımı ile gerçekleşmiştir. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından hazırlanan 6 soruluk demografik bilgi (cinsiyet, medeni durum, yaş grupları, yerleşim yeri, eğitim düzeyi ve sosyoekonomik düzey yaş) formu ve Jehoel-Gijsbers ve Vrooman (2007) tarafından geliştirilen, Bayram ve diğerleri (2010) tarafından Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan 35 maddelik" Sosyal Dışlanma Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek; maddi yoksunluk, kurumlardan ve yardımlardan faydalanabilme, uygun ev ve güvenli çevre, sosyal katılımcılık ve kültürel entegrasyon olmak üzere dört boyuttan meydana gelmektedir. Cinsiyet değişkenine göre, tüm alt boyutlarda; yaş gruplarında, sosyal katılımcılık ve kültürel entegrasyon boyutlarında; medeni durum değişkenine göre, maddi yoksunluk, kurumlardan ve yardımlardan faydalanabilme, sosyal katılımcılık boyutlarında; yerleşim yerine göre, kurumlardan ve yardımlardan faydalanabilme ve sosyal katılımcılık; eğitim değişkenine göre, uygun ev ve güvenli çevre ile sosyal katılımcılık boyutlarında; sosyoekonomik duruma göre, maddi yoksunluk, kurumlardan ve yardımlardan faydalanabilme, uygun ev ve güvenli çevre, kültürel entegrasyon boyutlarında sosyal dışlanma düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gümüşhane ve civarının afet geçmişi ve gelecek deprem potansiyeli üzerine istatistiksel bir çalışma

    Aynur Kaya

    Bu çalışma kapsamında, Gümüşhane'nin afet geçmişi araştırılmış ve Gümüşhane ve civarındaki deprem oluşumlarının bölge-zaman-magnitüd davranışları analiz edilerek gelecek deprem potansiyeli üzerine istatistiksel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu amaçla, tamlık magnitüdü Mc-değeri, sismotektonik b-değeri, fraktal boyut Dc-değeri, standart normal sapma Z-değeri, GENAS modellemesi, depremlerin yıllık olasılıkları ve tekrarlama periyodları gibi en sık tercih edilen boyut-ölçeklendirme parametreleri kullanılmıştır. Deprem kataloğu süre magnitüdü Md için homojendir ve 1970-2018 yılları arasında magnitüdleri 1,0≤Md≤6,5 arasında değişen 2902 depremi içermektedir. Mc=2,8 kullanılarak b-değeri 1,02±0,02 olarak hesaplanmıştır ve bu değer, Gümüşhane ve civarındaki depremselliğin tipik olarak 1,0'e yakın bir değerle iyi temsil edildiğini gösterir. Dc-değeri 1,57±0,03 olarak hesaplanmıştır ve bu sonuç, deprem aktivitesinin Gümüşhane ve civarında büyük ölçeklerde veya küçük alanlarda daha fazla kümelendiği anlamına gelmektedir. Depremlerin yıllık olasılıkları ve tekrarlama periyodları, Gümüşhane'nin kısa ve orta vadede güçlü deprem oluşumları için önemli bir deprem potansiyeline sahip olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte, düşük b-değerlerinin gözlendiği Kelkit ve Köse ilçeleri gelecekte olası bir deprem potansiyeline sahip olabilir. GENAS sonuçları ve Z-değeri analizleri, 2018 yılı başında depremsellik oranlarında önemli değişimlerin olmadığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla, Türkiye'nin Gümüşhane ilinde deprem tehlikesi düşük ve deprem riski azdır. Sonuçta, deprem oluşumları için bölge-zaman-magnitüd dağılımları üzerine yapılan bu tür istatistiksel değerlendirmeler, gelecek deprem potansiyelinin belirlenmesinde önemli bir bakış açısı sağlayabilir.