Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Farklı proses koşullarının bazı tahıl ve baklagillerdeki fitik asit düzeyi ve biyoyararlanım üzerindeki etkilerinin araştırılması

    Müberra Bektaş

    Yüksek kül, protein ve karbonhidrat içeriğine sahip olan ve günlük diyetin yaklaşık % 70'ini oluşturan tahıl ve baklagiller, fitik asit başta olmak üzere çeşitli antinutrient (beslenme karşıtı) bileşikleri yapılarında doğal olarak ihtiva etmelerine bağlı olarak besinsel kaliteyi büyük ölçüde etkilemektedirler. Fitik asit, belirli pH ve sıcaklık şartlarında fitaz enzimi sayesinde parçalanmaktadır. Tez çalışması kapsamında, tahıl ve baklagillere günlük hayatta ve endüstriyel olarak uygulanan kabuk soyma/öğütme, ıslatma, çimlendirme, termal işlem ve fermantasyon prosesleri uygulanmıştır. Bu proseslerin uygulanmasıyla, tahıl ve baklagillerin fitik asit miktarlarında çeşitli oranlarda azalış sağlanmıştır. Fitik asitin azalmasında, tüm prosesler istatistiki önem (p<0.05) düzeyinde etkili olmakla beraber, özellikle fermantasyon ve çimlendirme prosesleriyle daha etkin sonuçlar elde edilmiştir. Çünkü; çimlendirme ve fermantasyon işlemleri, fitik asiti parçalayan fitaz enziminin aktivite gösterdiği pH aralığına ulaşmasını sağlayan en önemli işlemlerdir. Elde edilen sonuçlar, tahıl ve baklagillerde en önemli antinutrient olan fitik asitin azalmasıyla tahıl ve baklagillerin kül ve protein sindirebilirlik oranlarında artış meydan geldiğini ve buna bağlı olarak tanelerin mineral ve protein biyoyararlanım oranının arttığını göstermiştir. Özellikle çimlendirme ve fermantasyon proseslerinin hem kül sindirebilirlik hem de protein sindirebilirlik oranında istatistiki önem derecesine (p<0.05) sahip artış sağladığı tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Erken jura yaşlı asidik kayaçların (Olur-Erzurum) jeokimyasal ve izotopik özellikleri

    Kadir Sünnetci

    İnceleme konusu Erken Jura yaşlı Coşkunlar Dasiti ve Güvendik Tronjemiti Olur (Erzurum) ilçesinin 5 km kadar güneyinde yaklaşık 50 km2'lik bir alanda yüzeylemektedir. Toleyitik karaktere sahip olan kayaçlar başlıca kuvars ve plajiyoklas, az miktarlarda K'lu feldspat ve tali olarak ise opak mineral, zirkon ve apatit içerir. LA-ICP-MS U-Pb zirkon yaşlandırması Coşkunlar Dasiti'nin 184.1 My, Güvendik Tronjemiti'nin ise 185.34 My yaşlı olduklarını ortaya koymaktadır. Örnekler güçlü peralümin karaktere sahiptirler (A/NK = 1.16-1.91 - A/CNK 0.98-1.94). Asidik özellikli kayaçların nadir toprak element içerikleri az veya orta derecede farklılaşma (LaN/YbN= 0.92-7.57) ve orta derecede negatif Eu anomalisi göstermektedirler (Eu/Eu*= 0.39-0.80). Ayrıca kayaçlar büyük iyon çaplı elementler (BİYE) yüksek çekim alanlı elementlere (YÇAE) göre orta derecede bir zenginleşme gösterirler. Kayaçlar orta-yüksek derecede radyojenik 87Sr/86Sr(i) (0.70513-70978) ve düşük-orta dereceli 143Nd/144Nd(i) (0.51235-0.51260) izotop oranlarına ve genellikle hafif pozitif ƐNd (-0.055-+3.8126) değerlerine sahiptirler. Pb izotop değerleri ise 206Pb/204Pb(i)= 14.53-19.58, 207Pb/204Pb(i)= 15.43-15.69 ve 208Pb/204Pb(i)= 31.2-39.65 arasında değişmektedir. Kayaçların ana ve iz elementlerinde gözlenen trendler ve güçlü peralümin özellikleri oluşumarı sırasında fraksiyonel kristallenmenin önemli bir rol oynadığına işaret etmektedir. Toleyitik karakterli (K2O < %2.63) olmaları, göreli olarak daha bazik (andezitik/tonalitik) bir magmadan itibaren fraksiyonel kristallenme yolu ile oluştuklarına işaret etmektedir. İnceleme konusu asidik kayaçlar düşük-orta derecede radyojenik Sr, Nd ve Pb izotop oranları alt kabukta yer alan bazik toleyitik bir kaynağın kısmi ergimesiyle oluşmuş olabileceklerini göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Tasavvuf literatüründe Etvâr-ı Seb'a ve Harîrîzâde'nin Fecru'l-Esmâ ve Subhu'l-Müsemmâ adlı risalesi,

    Furkan Ustakurt

    Harîrîzâde Muhammed Kemâleddin, 19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'da yaşamış ve kısa ömrüne rağmen geriye 40 civarında eser bırakmış velûd bir müelliftir. Câmi'u't-turuk bir şahsiyet olan Harîrîzâde, Halvetiyye tarîkatı üzerine terbiye görmüş ve irşad faaliyetini bu tarîkatın usûlü üzere gerçekleştirmiştir. Bütün bunların yanında kendisi üzerinde esas etki eden kişi olarak Muhammed Nûrû'l-Arabî zikredilebilir. Harîrîzâde, mürîdânın isteği ve onlara seyr u sülûk yolculuğunda yardımcı olmak niyetiyle Halvetiyye tarîkatının Cemâliyye ana kolunun Şâbâniyye alt kolunun Bekriyye alt şubesinin seyr u sülûk usûlü olan etvâr-ı seb'a ve bu usulde takip edilen esmâ-i seb'a'yı şerh edip sâliklere yol göstermiştir. Çalışmamızda, Harîrîzâde'nin hayatı, tasavvuftaki seyr u sülûk yöntemlerinden letâif-i hamse ve etvâr-ı seb'a hakkında bilgiler verilip, kütüphanelerde ulaşılabilen etvâr-ı seb'a ile ilgili eserlerin bilgilerine yer verilmiştir. Son olarak ise müellifin etvâr-ı seb'a konusunda kaleme aldığı Fecru'l-Esmâ ve Subhu'l-Müsemmâ adlı eserin tahlili yapılmış ve tenkitli neşri sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Gümüşdamla (Aydıntepe-Bayburt) skarn cevherleşmesinin jeolojik, mineralojik ve kökensel incelenmesi

    Ali Hakim Kurt

    İnceleme alanı, Bayburt ilinin kuzeyinde yer alan Aydıntepe İlçesi Gümüşdamla Köyü yakın çevresini kapsamaktadır. Bu çalışmada bölgenin 1/25000 ölçekli jeolojik haritası ve cevherleşme alanında 1/2000 ölçekli detay maden jeoloji haritası yapılmıştır. Çalışma alanında Kabaköy Formasyonu'nun tortul birimleri ve Kaçkar Granitoyidine ait kayaçlar yüzeyleme vermektedir. Detaylı inceleme yapılan cevherleşme alanı ve yakın çevresi Eosen yaşlı Kaçkar Granitoyidi ile Kabaköy Formasyonu kontağında bulunmaktadır. İnceleme alanında cevherleşmenin parajenezini belirlemek amacıyla sistematik örnekleme yapılmış, parlak kesitler hazırlanarak cevher mikroskobu altında incelenmiştir. Cevherleşmenin parajenezini ağırlıklı olarak manyetit ve hematit az oranda ise pirit ve kalkopirit oluşturmaktadır. Arazide yapılan gözlemler sonucunda hematitleşme, limonitleşme, epidotlaşma ve killeşme türü alterasyonlar tespit edilmiştir. petrokimyasal verilere göre volkanik kayaçlar andezit, andezit/bazalt ve trakiandezit türünde olup, negatif Nb, Ta, Ti ve Zr anomalileri ile karakteristiktir. Bu durum volkanitlerin yitimle ilişkili kıtasal yay mağmatizmasından itibaren türediğini işaret etmektedir. Bununla birlikte, tektonik ayırtman diyagramları volkanik kayaçların kalk-alkali bazalt özelliğinde olduğu göstermektedir. Granitik kayaçların ise monzogranit ve granit bileşiminde, subalkalen karakterli, yüksek potasyumlu kalk alkali içerikli metalümin ve peralümin karakterli ve I tipinde volkanik yay graniti olduğu saptanmıştır. Th, K, Rb gibi elementlerdeki zenginleşme kabuk etkisini, Nb ve Ti elementlerindeki negatif anomali ise granitik kayaçların ana magmalarının gelişiminde yitim etkisinin olduğunu göstermektedir. Cevherli örneklerden yapılan mineral kimyası analiz sonuçlarına göre piroksenlerin diyopsit, plajiyoklasların andezin ve anortit, granatların grossular ve andradit bileşiminde olduğu belirlenmiştir. Piroksen ve granatların mineral kimyası değerlerine göre çalışma alnında bulunan skarn cevherleşmesinin Fe-Skarn tipinde olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Karadağ (Torul, Gümüşhane) Fe-Cu skarn cevherleşmesininpetrografik ve sıvı kapanım özelliklerinin incelenmesi

    Tanju Aydurmuş

    Karadağ Fe–Cu skarn cevherleşmesi Gümüşhane'nin yaklaşık 57 km güneybatısında bulunmaktadır. Karadağ (Torul, Gümüşhane) ve etrafındaki tortul ile volkanik kayaçlar Geç Kretase yaşlı olup, tabanda kireçtaşı mercekleri içeren andezit bulunurken, bunun üzerine bazalt gelmektedir. Bu kayaçlar Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesinin oluşumunu sağlayan Orta-Eosen yaşlı Karadağ Granitoyidi (kuvars porfir ve diyorit) tarafından kesilmektedir. Andezitler, mikrolitik ve glomeroporfirik dokuda olup, plajiyoklas, horblend, piroksen, epidot ve opak mineraller içermektedir. Kireçtaşları ise yeniden kristallenmiş kireçtaşları ve yer yer mermere dönüşmüş olarak bulunmaktadır. Mermerlerin arazi çalışmaları sırasında mercek şeklinde ve sakkoroid dokuda oldukları görülmüştür. Bazaltlar mikrolitik porfirik dokuya sahip olup, plajiyoklas, hornblend, piroksen ve opak minerallerinden oluşmaktadır. Karadağ Granitoyidi ise kuvars porfir ve diyoritten oluşmaktadır. Bu kayaçlarda başlıca plajiyoklas, kuvars ve ortoklas minerallerinden oluşmaktadır. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesinin etrafında dar bir alanda yüzeyleme veren diyorit ve Karadağ madeni güneydoğusunda geniş alan kaplayan kuvars porfirinin kireçtaşı ile volkanitlere sokulumu ile gerçekleşen kontak metomorfizma sonucu skarn zonu gelişmiştir. Granitoyid (kuvars porfir ve diyorit) ile kireçtaşı arasında gelişen ekzoskarn zonunda granat, epidot, manyetit, kalsit ve kuvars skarn mineralleri oluşmuştur. Skarn zonunda piroksen türü diyopsit, granat türü andradit ile grossular-anradittir. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesinin cevher mineralleri parajenezi manyetit, pirit, hematit, kalkopirit ve altından oluşmaktadır. Ayrıca cevher minerallerinde manyetitte ve hematitlerde iğnemsi, sferulitik, kravat ve tüy dokular da görülmektedir. İkincil cevher mineralleri olarak götit, limonit, dijenit, malakit ve azurit belirlenmiştir. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesindeki granitoyidlerin (kuvars porfir ve diyorit) yüksek ve orta K'lu kalk-alkali karakteristiklere sahip olup kuvars porfir örnekleri peralüminyum, diyoritler ise metalüminyum bileşimindedir. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesindeki granitoyidik kayaçların iz element karakteristiklerinin yay granitleri ile benzerlik göstermesi, Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesi ile ilişkisi olan granitoyidlerin yitim sonrası oluştuğunu göstermektedir. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesindeki ekzoskarn zonu kuvars ve kalsit minerallerinden yapılan sıvı kapanımlar birincil, ikincil ve boyunlanmış kapanımlar olarak sınıflandırılmıştır. Sıvı kapanım çalışmalarında ekzoskarn zonu için sıcaklığın kuvarslarda 175-405 °C ve tuzluluğun % 0.7-9 NaCl eşdeğeri ve kalsitte sıcaklığın 186-430 °C ve tuzluluğun 0.4-18 NaCl eşdeğeri oldukları belirlenmiş olup epitermal ve skarn kökenine sahip oldukları desteklenmektedir. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesinde piroksen (diyopsit) ve granat (andradit ve grossular andradit) türü, bol manyetit, hematit ve az pirit bileşimli olması ve sıvı kapanım çalışmalarında elde edilen bilgiler ışığında cevherleşmenin oksitli şartlar altında sığ sokulum sonucunda oluştuğu doğrulanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Zeeman modelinin deterministik ve stokastik analizi

    Pınar Açıkgöz

    ÖZET Bu çalışmada iki ve üç boyutlu Zeeman modeli (kalp atış modeli ) incelenmiştir. Söz konusu modelde kararlılık analizi yapılacaktır. Tipik gevşemiş lif uzunluğunun durumu için analizler yapılmaktadır. Zeeman modellerinin yaklaşık analitik çözümleri elde edilecektir. Başlangıç olarak iki boyutlu Zeeman modeline gecikme (delay) terimi ilave edilerek kararlılık analizi gerçekleştirilecektir. Daha sonra bu çalışmada Zeeman tarafından geliştirilen kalp atış modeli olarak da bilinen modele, rastgele stokastik efektler eklenerek çözümün davranışını, p tansiyon normal dağılıma sahip bir rastgele değişken olması durumunda Zeeman modeli ele alınmış, x kalp kas lifinin ilk dört momentleri hesaplanarak, beklenen değer, varyans, standart sapma ve güven aralığı hesaplanmaktadır. Ayrıca sayısal yöntemlerden yararlanarak kalp atış modeli için grafik similasyonu oluşturulmaktadır. Kesirli (fractional) mertebeden türevli Zeeman modelinin kararlılık analizi yapılmıştır,ayrıca farklı mertebeden türevler için çözüm eğrileri elde edilmektedir. İki ve üç boyutlu Zeeman modeline wiener süreci (beyaz gürültü) terimleri eklenerek stokastik Zeeman modeli elde edilmiştir. Elde edilen bu stokastik model, Milstein ve Euler-Maruyama yöntemleriyle çözülmektedir. Deterministik, rastgele efektli ve stokastik Zeeman modelinin çözümleri karşılaştırılmaktadır. Rastgele Zeeman Kalp Atış Modelinin çözümü için Random Diferansiyel Dönüşüm Metodu (RDDM) kullanılmıştır. Parametreler ve başlangıç şartları sırasıyla Beta ve Normal dağılıma sahip rastgele değişkenler olarak alınmıştır. Rastgele Zeeman modelinin yaklaşık analitik çözümü yapılarak sistemin yaklaşık beklenen değer ve varyansı hesaplanmıştır. Random Diferansiyel Dönüşüm Metodu, bu metoddan elde edilen kesik seri çözümünün yakınsaklık oranı ve doğruluğunu artırmak için Pade yaklaşımı ve Laplace dönüşümünün kullanımını içeren Modified Diferansiyel Random Dönüşümü Metodu kullanılmıştır. Rastgele modelin çözümünden elde edilen sonuçlar ve bileşenlerin rastgele davranışları grafikler ve tablolar yardımıyla verilmiştir. Beta ve normal dağılımlı rastgele etkileri içeren rastgele modellerin çözüm davranışları karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler:Zeeman kalp atış modeli, kararlılık analizi, wiener süreç,delay (gecikme), Euler-Maruyama,Milstein,beklenen değer, varyans, Laplace-Pade yaklaşımı, Random Diferansiyel Dönüşüm Yöntemi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Canca-Aktutan ve Leriköy (Yitirmez)–Dölek (Gümüşhane, KD Türkiye) yöresi eosen yaşlı volkanitlerin hidrotermal alterasyonu ve altın potansiyelinin belirlenmesi

    Furkan Kemal Aktaş

    Canca – Aktutan ve Leriköy (Yitirmez) – Dölek (Gümüşhane, KD Türkiye) alterasyon sahaları, Doğu Pontid Tektonik Birliği'nin Güney Zon'u içinde yer almaktadır. Canca – Aktutan alterasyon sahasında Geç Kretase yaşlı Kermutdere Formasyonu ve Erken Eosen yaşlı Alibaba Formasyonu bulunmaktadır. Leriköy (Yitirmez) – Dölek alterasyon sahasında ise Erken Eosen yaşlı Alibaba Formasyonu ve Geç Eosen yaşlı Dölek Granitoyidi yüzeyleme vermektedir. Alibaba Formasyonu andezit, bazalt ve piroklastlarından oluşmaktadır. Petrokimyasal veriler Erken Eosen yaşlı volkanik kayaçların andezit ve andezit/bazalt türünde, kalk-alkalin karakterli ve orta-yüksek K'lu olduğunu göstermektedir. Eosen yaşlı Alibaba Formasyonu'nu oluşturan volkanik kayaçlarda gözlenen plajiyoklasların andezin (An39-69) ve labrador (An29-34), hornblendlerin edenit (Mg#: 0.66-0.79) ve Fe-Ti oksit minerallerinin ise magnetit (Fe#:0.995-0.93) bileşiminde olduğu belirlenmiştir. Eosen yaşlı Alibaba Formasyonu içinde gelişen alterasyonlar KB-GD ve yaklaşık D-B doğrultuya sahip kırık zonları ile ilişkilidir. Limonitleşme, hematitleşme, kloritleşme, killeşme ve silisleşme en karakteristik alterasyon türlerini oluşturmaktadır. Kil mineral parajenezi olarak sahalarda; kaolen, illit ve kloritin tespit edildiği, illit ve kaolen miktarının alterasyon merkezine doğru yaklaştıkça arttığı belirlenmiştir. MINSQ yöntemine göre Canca – Aktutan cevherli alterasyon zonunda kuvars, ± kaolen ± Fe'li klorit, propilitik zonunda ise baskın alterasyon minerali albite ilaveten, Mg'lu klorit ± serizit tespit edilmiştir. Leriköy (Yitirmez) – Dölek cevherli alterasyon zonunda ise kuvars, ± kaolen, propilitik zonda ise baskın alterasyon minerali albite ilaveten, Mg'lu klorit ± epidot tespit edilmiştir. Nispi ve net kütle değişim hesaplamalarına göre Canca-Aktutan alterasyon sahasında cevherli zonda Au, As ve Pb elementlerinde; Leriköy (Yitirmez) - Dölek alterasyon sahasında cevherli zonda ise Au ve Mo elementlerinde zenginleşme gözlenmiştir. Sıvı kapanımlardan ölçülen homojenleşme sıcaklıkları, kuvarslarda 142 ile 344°C arasındadır. Cevher oluşturan sıvıların NaCl±KCl±MgCl2-H2O sisteminde, 0.2-1.9 % ağ. NaCl tuzluluğa ve 0.75-0.94 g/cm3 yoğunluğa sahip olması cevherleşmenin epitermal sistemde oluştuğuna işaret etmektedir. Elde dilen tüm veriler beraber değerlendirildiğinde; alterasyon sahasındaki potansiyel altın cevherleşmelerinin epitermal tipte olduğu ve oluşumlarının granitik magma ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Düzlem içi eğilme momentine maruz kalmış elips enkesitli T-birleşimlerin dayanımları

    Murat Yılmaz

    Son yıllarda "Elliptical Hollow Section" (EHS) olarak bilinen ve türkçeye elips enkesitli içi boş profil olarak tercüme ettiğimiz profillerin üretimi, mühendislik avantajları ve estetik görünümleri nedeniyle popüler hale gelmiştir. Ancak elips enkesitli içi boş profiller (EHS) kullanılarak oluşturulmuş birleşimlerin dayanımlarını hesaplamak için yönetmeliklerde herhangi bir analitik yöntem mevcut değildir. Bu profiller iki farklı çapa sahip oldukları için, birleşim dört farklı oryantasyon tipiyle oluşabilmektedir. Genellikle bu profillerin dayanımlarının hesabı, "Rectangular Hollow Section" (RHS) olarak bilinen ve türkçeye dikdörtgen enkesitli içi boş profil olarak tercüme ettiğimiz profillere benzetilerek yapılır. Bu benzetme işlemine eşdeğer dikdörtgen enkesitli profil yöntemi denilmektedir. Bu yöntem; EHS'nin büyük ve küçük çapının sırasıyla, RHS'nin büyük ve küçük çapına eşit olduğu varsayılıp, yönetmeliklerde RHS'lerin dayanımlarını hesaplamak için mevcut olan hesap yöntemlerinin kullanılıp, EHS'lerin dayanımlarının hesaplanması esasına dayanır. Ancak yapılan literatür araştırmaları, eşdeğer dikdörtgen enkesitli profil yönteminin her zaman güvenilir ve ekonomik sonuçlar vermediğini göstermiştir. Bu çalışmanın amacı, mevcut yönetmeliklerdeki eşdeğer dikdörtgen enkesitli profil yöntemi kullanılarak düzlem içi eğilme momentine maruz kalmış EHS T-birleşimlerinin dayanımlarını ve göçme modlarını incelemektir. Bu çalışmada, doğrusal olmayan sonlu elemanlar yazılımı olan ABAQUS v.6-14.1 programı kullanılarak sayısal analizler gerçekleştirilmiştir. Sayısal analizler yapılmadan önce mevcut bir test sonucu ile sonlu elemanlar modelinin doğrulaması yapılmıştır. Elde edilen doğrulama sonucuna göre; sonlu eleman tipi, malzeme özelliği, sonlu eleman ağ aralığı ve doğrusal olmayan sayısal analizlerde ele alınan zaman adımı gibi parametreler, parametrik çalışmalarda kullanılmıştır. Bir dizi parametrik çalışma, EHS T-birleşimlerinin oryantasyon tipleri ve ana elemanlarının geometrik özellikleri dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Sayısal analiz sonuçları, eşdeğer dikdörtgen enkesitli içi boş profil yönteminden elde edilen analitik sonuçlar ile karşılaştırılmıştır. Sayısal analiz sonuçlarına göre, eşdeğer dikdörtgen enkesitli profil yönteminin ekonomik olmayan öngörülerde bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca EHS T-birleşimlerinin tip 1 ile tip 2 ve tip 3 ile tip 4 oryantasyonlarının benzer dayanımlara ve davranışlara sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Bu tezde, ekonomik ve güvenli bir analitik hesap yöntemi geliştirilmiş ve sayısal analiz sonuçları ile karşılaştırılarak bu yöntem doğrulanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Doğu Karadeniz merkez ilçeleri kamu hastanelerinin afet yönetimine dair mevcut durum analizi

    Ceren Kaya

    Doğal kaynaklı ve insan kaynaklı afetler toplumlar için zaman geçtikçe daha riskli ve zararlı duruma gelmektedir. Teknolojik ve sanayi alanındaki gelişmeler, artan nüfus yoğunluğunu takiben çarpık kentleşmelerle birlikte değerlendirildiğinde afet riski hayatımızın her alanında varlığını korumaktadır. Bu olgu toplumları afetlere karşı daha duyarlı olmaya zorlamaktadır. Afetlerin ardından müdahale anlamında ilk anda kurtarma ve ilkyardım çalışmaları gelmektedir. Afet durumlarına etkili cevap verebilmek için sağlık hizmeti sağlayan gruptaki çalışanların, sağlık hizmeti alacak gruptaki afetzedelerin ve diğer bireylerin afetlere yönelik hazırlıkları ve almaları gereken önlemler son derece önemlidir. Bu araştırmada, Doğu Karadeniz merkez ilçeleri kamu hastanelerinin afet hazırlıklarına ilişkin mevcut durumlarının değerlendirilmesi ve bu hastanelerin birbiriyle karşılaştırılarak öneriler sunulması amaçlanmıştır. Çalışma hastanelerde afetlere karşı yapılan hazırlıkları, aralarındaki farkları tespit etmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmanın hastanelerdeki afet planlarını, kurumlar arası koordinasyon ve iş birliğini, tatbikatları, tahliye planını, afet haberleşmesini, ilaç stokunu, ambulans yeterliliğini vb. belirleyici nitelikte olması hedeflenmektedir. Araştırma verileri 15 Nisan 2016 – 3 Haziran 2016 tarihleri arasında Doğu Karadeniz merkez ilçelerinde yer alan Gümüşhane Devlet Hastanesi, Ordu Devlet Hastanesi, Giresun Prof. Dr. A. İlhan Özdemir Devlet Hastanesi, Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bayburt Devlet Hastanesi, Artvin Devlet Hastanesi ve Rize Devlet Hastanesinde yürütülmüştür. Araştırma verileri 1996 yılında Serhat Hacımusalar'ın "Felaketlerde Hastanelerin Organizasyonu ve İzmir'deki Hastanelerin Durumu" isimli tez çalışmasında geliştirmiş olduğu anket formu temel alınarak oluşturulan veri toplama aracı kullanılarak toplanmıştır. Veriler ilgili hastanelerin birim amirleriyle veya müdürleri ile yüz yüze görüşme yapılarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda bütün bölge hastanelerinin bir afet planının olduğu, hastanelerdeki diğer tüm birimlerin afet planına ulaşımının kolay olduğu ve is birliği yapılacak kuruluşların da belirlenmiş olduğu saptanmıştır. Fakat bina dayanıklılığı, afet durumunda ilave ambulans temini, geçici morg yerleri, kriz odasının planlanması, afet esnasında iletişimin kesintisiz bir şekilde devam etmesi gibi bazı önemli kriterlerde hastanelerin eksikliklerinin olduğu ortaya çıkmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Osmaniye ili Merkez ilçesinde görev yapan ilkokul/ortaokul öğretmenlerinin doğal afet okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi

    Sezai Demirdelen

    Afetler ile mücadele konusunda toplumun bilinç düzeyinin ve okuryazarlık düzeyinin ele alınmasını ve değerlendirilmesine bu çalışmamızda önem vermekteyiz. Çünkü okuryazarlık düzeyi yüksek olan toplumun afetler ile başa çıkma ve afetin hazırlık evresinde etkin rol oynamaktadır. Mevcut eksikliklerden dolayı gerek duyulan bu çalışmanın amacı, Osmaniye ili merkez ilçesinde görev yapan ilkokul/ortaokul öğretmenlerinin doğal afet okuryazarlık düzeylerini belirlemek ve doğal afet okuryazarlığın alt faktörleri (davranış, duyuşsal eğilim ve bilgi) arasında çeşitli değişkenlerin etkisini ölçmektir. Çalışma kapsamında Osmaniye ili merkez ilçesinde görev yapan ilkokul/ortaokul öğretmenlerine ulaşılarak üç alt faktörden oluşan (davranış, duyuşsal eğilim ve bilgi) doğal afet okuryazarlık düzeylerini ölçen anket formu uygulanmıştır. Araştırmanın verileri Ufuk SÖZCÜ tarafından 2019 yılında "Öğretmen Adaylarının Doğal Afet Okuryazarlık Düzeylerinin Belirlenmesi" isimli çalışmasında geliştirdiği anket formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya dâhil edilen katılımcıların doğal afet okuryazarlığı davranış düzeyi puan ortalamaları 1,67±0,294, doğal afet okuryazarlığı duyuşsal eğilim düzeyi puan ortalamaları 1,85±0,255, doğal afet okuryazarlığı bilgi düzeyi puan ortalamaları 87,62±9,022 olarak bulunmuştur. Tablo 4.6'daki skalaya göre bu puan ortalamaları yüksek seviye olarak kabul edilmiştir. Doğal afet okuryazarlığı ile ilgili literatürde çok fazla Türkçe yayın olmaması ve konunun önemine değinmek için bu çalışmaya başlanmıştır. Literatürdeki eksiklikleri gidermek ve literatüre katkı sağlamak amacıyla yapılan çalışmada doğal afet okuryazarlığı ile ilgili konularda çalışma yapmak isteyenler için bir fikir oluşturacaktır. Anahtar Kelimeler: Afet, Doğal Afet, Doğal Afet Okuryazarlığı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Hastanelerin afete hazırlık açısından değerlendirilmesi (Gümüşhane Devlet Hastanesi örneği)

    Bilal Gürsoy

    İnsanlık tarihinin nerdeyse her aşamasında afetler büyük yıkım ve kayıplara neden olmuştur. Her dönemde insanlar afetlerden etkilenmemek için önlemler almaya yönelmiş ve savunmasızlıklarını en az seviyeye indirmeye uğraşmışlardır. Afetlerin ortaya çıkış anında verdiği zarar boyutu çok yüksek bir seviyede olsa bile, afet sonrası iyi bir yönetim olmaması halinde bu kayıpların arttığı geçmiş tarihlerde görülmüştür. Afet yönetimi; toplumun tüm kesimleri ile beraber çalışılarak, afet öncesi ve sonrasında ortak bir eylem planlanması olarak tanımlanabilir. Afet yönetiminin en önemli yapıtaşlarından biri ise risk analizi ve hazırlıklı olmaktır. Afete karşı her zaman diliminde hazırlıklı olmak, olası kayıpların azalmasında önemli rol oynamaktadır. Yapılan risk analizi sonucu alınacak önlemleri belirlemek ve uygulamak iyi bir afet yönetimi için temel unsurlardır. Bu kapsamda afet olması durumunda en fazla sorumluluk ve talebin olacağı sağlık hizmetleri sektörü ve bu sektörün en önemli temsilcisi hastanelerin, afet yönetimi konusunda özellikle hasiyet göstermesi gerekmektedir. Bu sebeple hastane afet hazırlık durumunun değerlendirilmesi konusunda çalışma gerekliliği görülmüştür. Bu çalışma hastane afet hazırlık durumunu değerlendirmek gayesiyle tanımlayıcı olarak yapılacaktır. Çalışmanın hastanelerde ki afet hazırlıklarının değerlendirilmesi ve hazırlık düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma Gümüşhane Devlet Hastanesi'nde görev yapan 203 personele, 2017 yılında Dan VİCK tarafından geliştirilen 'Hastane Kurumsal Hazırlık Değerlendirme Ölçeği' formu kullanılarak yapılmıştır. Dönüt alınan verilerin analizi SPSS paket programı ile yapılmıştır. Anket formunun hastane afet hazırlık düzeyini ortaya çıkarması beklenmektedir. Ayrıca kurumsal afet hazırlık düzeyi ile cinsiyet, eğitim durumu, kurumdaki görevi gibi değişkenler ile aralarındaki ilişkinin tespit edilmesi beklenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Afetlerde güvenli hastaneler ve derecelendirilmesi (Gümüşhane ili örneği)

    İbrahim Kıymış

    Afetler sırasında binalar, tesisler, sistemler, kritik hizmetler ve insanlar büyük ölçüde etkilenmektedir. Afetler meydana geldiğinde hastaneler gibi sağlık tesisleri, toplumun yaşamını ve refahını koruyabilmelidirler. Çünkü sağlık hakkı anayasal bir haktır. Bu yüzden afetlerde yıkılmayan ve hizmet vermeye devam eden güvenli Hastanelere ihtiyaç vardır. Ayrıca güvenli hastaneler başta sağlık hizmeti sunanlar olmak üzere mevcut sağlık tesislerini güçlendirmek için zarar azaltıcı önlemlerin kullanılmasını gerektirmektedir. Mevcut eksikliklerden dolayı gerek duyulan bu çalışmanın amacı, Gümüşhane ilindeki devlet hastanelerinin afetlere karşı güvenlik seviyelerini belirlemek ve hastanelerin mevcut durumlarını ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma tanımlayıcı niteliktedir. Araştırmada 2018 yılında Gümüşhane ilindeki 6 devlet hastanesinin HAP'larının son bölümünde yer alan güvenli hastane bölümü incelenmiştir. Araştırmanın verileri, WHO tarafından 2015 yılında yayımlanan "Hospital Safety Index: Guide for Evaluators" isimli rehber kitapta geliştirilen hastane güvenliğini etkileyen tehlikeler, yapısal güvenlik, yapısal olmayan güvenlik ve acil durum ve afet yönetimi modüllerinden oluşan Güvenli Hastane Kontrol Listesi kullanılarak toplanmıştır. Güncel gereklilikler çerçevesinde uzman görüşlerine başvurularak KBRN-E konusuna 20 soru ve hassas gruplar konusuna 10 soru olmak üzere toplamda 30 soru kontrol listesine dâhil edilmiştir. Güvenli Hastane Kontrol Listesinde yer alan sorularla birlikte toplam 181 soru üzerinde inceleme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda Gümüşhane A Hastanesi'nin Güvenlik Puanı 100 üzerinden 62,50, B Hastanesi'nin 73,90, C Hastanesi'nin 85,55, D Hastanesi'nin 77,15, E Hastanesi'nin 89,50, F Hastanesi'nin ise 87,85 olarak bulunmuştur. Çalışmamızda yapmış olduğumuz hastanelerin afetlere karşı değerlendirme aracı, daha ileri çalışmalar için iyi bir atlama noktası olacağı beklenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Ulus markalaşmasında insan ve kültür faktörü: Türkiye'de görev yapan yabancı akademisyenler üzerine bir araştırma

    Sibel Yıldız

    Ulus markalaşmasının giderek önem kazanması ile ortaya çıkan yeni anlayış, ulusların insani ve kültürel değerlerine sahip çıkarak korumasının ve bu değerleri diğer uluslara aktarmasının gerekliliğidir. Bu bağlamda, ülkelerin diğer ülkelerden ayrışarak marka konumuna gelebilmesi için kendi potansiyelini keşfederek eksikliklerini tespit etmesi, markalaşma yolunda yarar sağlamaktadır. Aynı zamanda ülkelerin, insani ve kültürel değerleri, eğitim kalitesi, medya kullanımı gibi değişkenleriyle de ön planda olması gerekmektedir. Bu çerçevede üç bölümden meydana gelen çalışmanın, birinci bölümünde kültür kavramı ve kültürel boyutlar, ikinci bölümünde ulus markalaşması ve kamu diplomasisi literatür taraması ele alınmaktadır. Üçüncü bölümünde ise, ulus markalaşmasına etki eden insan ve kültür faktörü bağlamında ülkelerin markalaşabilirliği ve Türkiye'nin marka olma potansiyelini ölçen derinlemesine görüşme yöntemi ile elde edilen veriler değerlendirilmektedir. Araştırma derinlemesine görüşme yöntemiyle Türkiye'nin 6 üniversitesinden (Karadeniz Teknik, Ağrı İbrahim Çeçen, Atatürk, Trabzon, Avrasya ve Gümüşhane Üniversitesi'ndeki) 20 yabancı uyruklu akademisyene uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular, ülkelerin markalaşmasının olanaklı olduğunu ve Türkiye'nin de bu süreçleri doğru değerlendirmesi sonucunda marka bir ülke olabileceğini göstermektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2018
    Siyasal pazarlama sürecinde sosyal medya ve elektronik ağızdan ağıza iletişim

    Ali Tehci

    Siyasal pazarlama ile hedef kitle ikna edilerek yüksek bir oy oranına ulaşılmaya çalışılmaktadır. Teknolojik gelişmelere her geçen gün bir yenisinin daha eklendiği düşünüldüğünde sosyal medya özellikle pazarlama dünyasında önemli bir aktör olarak görülmektedir. Dolayısıyla siyasal pazarlama çalışmaları kapsamında bir tutundurma aracı olan sosyal medya yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Günümüzde insanların sanal ortamlarda oldukça fazla zaman geçirmeleri nedeniyle ağızdan ağıza iletişim faaliyetlerinin de elektronik ortamlara taşındığı söylenebilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı siyasal pazarlama sosyal medya faktörünün seçmen güveni ve sadakati üzerindeki etkileri ile seçmen güveni, sadakatinin elektronik ağızdan ağıza iletişime ve seçmen davranışına etkilerini belirlemektir. Ayrıca çalışmada demografik faktörlere de yer verilmiş olup, bu faktörlerin seçmen davranışı üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma verileri sosyal medya kullanıcısı 540 kişiye uygulanan elektronik anket neticesinde elde edilmiştir. İstatistik paket programlarında veriler analiz edilmiş, hipotezler yapısal eşitlik modeli ve fark testleri (ikili gruplarda bağımsız örneklem t-testi, üç veya daha fazla gruplu özelliklerde ise tek yönlü anova testi) ile test edilmiştir. Araştırma neticesinde siyasal pazarlama sosyal medya faktörünün seçmen güveni, sadakati ve elektronik ağızdan ağıza iletişime, seçmen güveni, sadakati ve elektronik ağızdan ağıza iletişim faktörlerinin ise seçmen davranışına etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışmada cinsiyet, medeni durum, sosyal paylaşım sitesi ve sosyal paylaşım sitesinde siyasi parti/politikacı takibi faktörlerinin seçmen davranışı üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2018
    Firmaların araştırma ve geliştirme yatırımlarının belirleyicileri ve finansal performans üzerindeki etkisi: Türkiye imalat sanayi örneği

    Abdulkadir Barut

    Son dönemin popüler konularından biri olan AR&GE yatırımları gerek firmalar gerekse de ülkeler için önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde en fazla AR&GE yatırımı yapan firmaların ve ülkelerin en gelişmiş firmalar ve ülkeler olduğu görülmektedir. Bu durum ise AR&GE yatırımlarının firma ve ülkelerin ekonomik büyümeleri arkasında itici güç olduğunu göstermektedir. Çalışmanın temel iki amacı bulunmaktadır. Çalışmanın ilk ve en önemli amacı; 2008-2016 dönemi yıllık verileri ile Borsa İstanbul İmalat Sanayi'nde faaliyet gösteren firmaların AR&GE yatırımlarını etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Analiz sonuçlarına göre; nakit tutumu, kaldıraç, firma büyüklüğü, gelecek yatırım fırsatları, duran varlık yatırımları ve sahiplik yapısının oluşturulan modellerin genelinde anlamlı olduğu yani AR&GE yatırımlarını etkilediği tespit edilmiştir Çalışmanın ikinci amacı ise; AR&GE yatırımlarının firmaların finansal performansına etkisinin incelenmesidir. Analiz sonuçlarına göre; büyümenin finansal performans göstergesi olarak kullanıldığı modeller dışında AR&GE yatırımlarının finansal performansı pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Kürtün ilçesinin ekoturizm potansiyeli, Gümüşhane

    Ayşen Gönül Ekşioğlu

    Kürtün ilçesi, Doğu Karadeniz Bölümü'nde, Gümüşhane iline bağlı bulunmaktadır. Bu araştırmada çalışma alanı olarak Kürtün ilçesi seçilmiş olup esas olarak ilçenin eko turizm potansiyeli incelenmiştir. Kürtün, Torul ilçesine bağlı bir belediyelik iken 1990 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile ilçe statüsüne kavuşmuştur. Kürtün İlçesi merkez belediyesi 1970 yılında, Öz Kürtün Belediyesi ise 1992 yılında kurulmuştur. Kürtün ilçesine bağlı bir belde, 34 köy ve dokuz mahalle olmak üzere, toplam 44 idari birim vardır. İlçenin 2018 nüfusu 14.346'dır. İlçe halkının önemli bir bölümü Türkmen boyu Çepnilerden oluşmaktadır. İlçe merkezi, Karadeniz'e paralel uzanan Zigana Dağları'nın güney bölümünde, Harşit Çayı tarafından derince yarılmış vadinin doğu kesiminde kurulmuş en büyüğü Uluköy olan birbirine bağlı üç köyün birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Bir bakıma Zigana Geçidi'nin batısında ve Doğu Anadolu'yu Gümüşhane üzerinden Tirebolu'ya bağlayan ve Zigana Geçidi'nin alternatifi olarak açılan yol üzerinde nispeten dağınık bir yerleşim birimidir. Bir bölgenin doğal, kültürel ve tarihi değerleri o bölgenin turizm potansiyelini oluşturmaktadır. Yakın zamanlarda deniz-güneş-kum turizminin olumsuz çevresel etkilerinin görülmesi turizmde yeni yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Turistik çekiciliklerin bulunduğu alanlarla ilgili planlamalarda sürdürülebilir turizm anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. 1980'lerden sonra turizm sektörünün hızla büyümesi ve kitle turizminin olumsuz yanlarının ortaya çıkması insanları farklı turizm çeşitlerine yöneltmiş, soft, eko, yeşil, doğa ve alternatif turizm gibi yeni kavramlar literatüre yerleşmeye başlamıştır. Ekoturizm doğal alanlarda yapılan, yerel halkın refahını yükselten ve çevreyi koruyan sağduyulu ve sorumlu bir turizm çeşididir. Doğal, tarihi ve kültürel kaynakları tahrip etmeden turizm faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesini ve sürekliliğini sağlamayı amaçlayan bir faaliyet olması sebebiyle de ekolojik ve ekonomik değerin korunması ve gelecek nesillere aktarımı açısından en doğru turizm şekli olarak görülmektedir. Kürtün ilçesi de bu manada ekoturizmin rahatlıkla yapılabileceği çok sayıda çekicilik ve faaliyeti barındırmaktadır. İlçe, doğa yürüyüşü (Kürtün ilçesi Kazıkbeli Yaylası ve çevresi, Öz Kürtün Erikbeli Sazalanı Damlıköy Parkuru),av turizmi (Kürtün devlet avlağı) biyoçeşitlilik (örümcek ormanları ), kamp ve karavan turizmi (Kadırga Yaylası), kültür turizmi (İpek halı dokumacılığı, ahşap oymacılığı zil-çan yapımı, vs.), agroturizm (fasulye, çilek ve bal üretimi) vb. birçok ekoturizm aktivitesi yapılmasına uygun yüksek bir potansiyele sahiptir. Araştırmaya literatür taraması ile başlanmış, akabinde arazi incelemeleri ve büro çalışmaları yapılmıştır. Yaz döneminde arazi incelemelerinden derlenen tüm veriler, yapılan görüşmelerden elde edilen ve çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarından alınan istatistiki veriler derlenmiş ve CBS teknikleri kullanılarak haritalanmıştır. Kürtün, ekoturizm potansiyeli yüksek olan bir ilçedir. Nitekim, doğal güzellikleri, kültürel değerleri doğru değerlendirilebilirse Kürtün ve çevresinde ekoturizm etkinlikleri sayesinde ilçenin ve Gümüşhane'nin tanıtımına ve bölge ekonomisine olumlu katkılar sağlayacaktır. Ayrıca, doğal ve kültürel kaynaklar korunacak ve yöre halkı için yeni istihdam alanlarının açılmasına zemin hazırlayacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Karayemiş (Prunus laurocerasus L. ) meyvesinin bazı kalite özellikleri üzerine farklı yenilebilir kaplamaların etkisi

    Yasemin Yavuz

    Bu çalışmada karayemiş meyvesi kazeinat, SemperfreshTM, lesitin olmak üzere 3 farklı yenilebilir kaplama ile kaplanmıştır. 0, 5, 10 ve 15. günler olmak üzere kaplanmamış örnek ile kıyaslanarak ağırlık kaybı, pH, suda çözünür kuru madde, titrasyon asitliği, toplam şeker, indirgen şeker, sakaroz, toplam fenolik, ABTS-IC50, DPPH-IC50, toplam mezofilik aerobik bakteri ve toplam maya-küf, renk, askorbik asit analizleri yapılmıştır. Sonuçta, pH (4.63), titrasyon asitliği (% 0.26), toplam şeker (11.96 g/100g), indirgen şeker (11.77 g/100 g), sakaroz (0.13 g/100 g) bakımından SemperfreshTM ile kaplama, ağırlık kaybı (% 6.77) bakımından lesitin ile kaplama ve toplam mezofilik aerobik bakteri (3.44 log kob/g), toplam maya-küf (2.93 log kob/g) bakımından kazeinat kaplamaların kabul edilebilir ve arzu edilen düzeyde değerler olduğu tespit edilmiştir. Toplam fenolik madde ve radikal temizleme aktivitesi bakımından ise kaplamalar arasında en fazla aktivite SemperfreshTM ile kaplanan meyvelerde belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Siyasal lidere duyulan güven bağlamında seçmen davranışı üzerine bir araştırma

    Oğuzhan Bayır

    Seçmenler iktidarı belirlemek amacıyla tercihte bulunurken birçok faktörden etkilenmektedir. Bu faktörleri sosyolojik, psikolojik, rasyonel ve diğer faktörler (konuya oy verme, ideolojiye oy verme) olarak sıralamak mümkündür. Seçmen davranışını etkileyen bir diğer faktör ise liderdir. Özellikle lidere duyulan güven seçmen davranışının belirlenmesinde önemli bir etkiye sahiptir.Siyasal liderlerin ön plana çıktığı bu süreçte, gerçekleştirilen siyasi iletişim faaliyetleri de içerik bakımından liderlerin oluşturduğu güven çerçevesinde şekillenmektedir. Bunun sebebi ise, seçim sürecinde liderlerin vaatleri ile iktidara geldiklerinde yaptıklarının tutarlı olmasının, seçmenlerin en çok dikkat ettiği hususlardan birisi olmasıdır. Bu çerçevede gerçekleştirilen çalışma üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde lider ve güven ilişkisi, ikinci bölümünde seçmen davranışı ve lider ilişkisi ele alınırken, üçüncü bölümde ise siyasal lidere duyulan güven bağlamında seçmenlerin oy verme tercihi araştırılarak elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırma, online anket uygulamasından yararlanılarak Türkiye'de yaşayan 650 seçmen üzerinde uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda performans, iletişim, kişilerarası iletişim ve imaj olmak üzere lidere duyulan güvenin 4 faktöre ayrılabileceği görülürken; seçmen davranışını etkileyen rasyonel beklenti, ideoloji, medya, lider, başarı ve sosyolojik olmak üzere 6 faktör tespit edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda ise lidere duyulan güvenin seçmen davranışı üzerinde anlamlı bir etki oluşturduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Afetlerde lojistik yönetimi: Çanakkale depremi örneği

    Merve Yaman Yüce

    Bu çalışma sırasında afet yönetimi çalışmalarının çıplak gözle görülebilen kısmı afet lojistiği olgusu incelenmiştir. Afet öncesinde, afet sonrası sıfırıncı saniye ve dahi sonrasında arama-kurtarma, beslenme, barınma, içme ve kullanma suyunun sağlanması, sağlık faaliyetlerinin sürdürülebilmesi, gibi birçok faaliyetin sağlanmasını bünyesinde barındıran afet lojistiği kavramının önemi ülkemiz ve dünya ülkelerinin de yaşanan doğal ve insan kaynaklı afetler sonrası açıkça gözlenmiştir. Yaşanan afet sonrası temenni edilen en büyük gaye kısa sürede normal hayata dönüşün sağlanmasıdır. Bu amacın kısa yolunu ise afet lojistiği kavramı oluşturmaktadır. Bu anlamda Çanakkale Ayvacık deprem sahasında incelenerek; yaşanan afet lojistik yönetimi sorunları saptanmaya çalışılmıştır. Çalışma sırasında nitel ve nicel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Nitel çalışma yöntemi olarak uzmanlar ile yarı yapılandırılmış uzman mülakat görüşmesi ve afetzedeler ile focus grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Nicel yöntem olarak ise afete müdahale esnasında görev almış saha personeli ile afetlerde lojistik hizmetlerin değerlendirilmesi faktörü altında gerçekleştirilen ölçek ile anket çalışması yapılmıştır. Ayrıca veri toplanması esnasında, kurumlara keşif gezileri yapılmış, ses kayıtları, not defteri oluşturma ve fotoğraf çekimi gibi farklı veri toplama yöntemleri de kullanılmıştır. Yapılan çalışmalara geçerlilik ve güvenilirlik testleri uygulanmış ve güvenilirlik değeri % 95'in üzerinde tespit edilmiştir. 5 li Likert ölçek ile gerçekleştirilen anket sorularının tümüne katılımcılar katılıyorum ifadesini tercih etmiştir. Afetzedelerin yardımların ulaştırılması hususunda memnuniyeti söz konusu iken kalıcı barınma hizmetleri ve hak sahibi olma konularında ise eksiklikler tespit edilmiştir. Uzmanlar ile yapılan yarı yapılandırılmış mülakat çalışmasında yetki kargaşası, tatbikat eğitimleri ve hazırlık aşamasında belirgin eksikler, TAMP ve hizmet grubu kavramlarının saha da uygulanamaması, hizmet grup lojistiğinin hiç oluşmaması, afet lojistik yönetim faaliyetleri esnasında muhtarlardan alınan bilgilerin aktif kullanılmasının yanlışlığına vurgu yapıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Yönetimi, Afet Lojistiği, Çanakkale Depremi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi: Doğu Karadeniz örneği

    Zeliha Erol

    Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Sosyal Hizmet Uzmanlarının İş Doyumu ve Mesleki Tükenmişlik Düzeylerinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, 2018, (XV + 67 Sayfa) Bu çalışmanın amacı, farklı bakanlıklara bağlı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan Sosyal Hizmet Uzmanlarının iş doyum ve mesleki tükenmişlik düzeylerini incelemektir. İnsanlar, uyanık kaldıkları sürenin önemli bir kısmını "iş" yaparak geçirmektedirler. Şayet yapılan iş, bireyin istediği şekilde sonuçlanırsa birey bundan doyum elde ederken sonuç beklenen düzeyde değilse burada doyumdan bahsetmek pek olası değildir. İş doyumu, bireysel açıdan olduğu kadar örgütsel ve toplumsal açılardan da günümüzün en önemli olgularından biri olarak görülmektedir. Araştırmada, Sosyal Hizmet Uzmanlarının "cinsiyet, medeni durum, yaş, hizmet yılı" değişkenlerine göre iş doyumu ve mesleki tükenmişlikleri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Doğu Karadeniz illeri Kamu Kurum ve Kuruluşlarında görev yapan 96 Sosyal Hizmet Uzmanı oluşturmuştur. Çalışmada betimsel araştırma yöntemlerinden biri olan genel tarama modeli kullanılmıştır. İş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerine ait bulguları saptanmak amacıyla veri toplama araçlarından "Kişisel Bilgi Formu", Hackman ve Oldham'ın (1975) oluşturduğu ve Koca ve Özçiftçi' nin (2015) ondört soruya indirgediği "iş doyumu ölçeği" ile "Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ)" (Maslach ve Jackson 1981) ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada ulaşılan veriler SPSS 22 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir.