Yazarlar
- Ahmet Özdemir(3)
- Ahmet Bayraktar(2)
- Bahadır Tercan(2)
- Bilal Gürsoy(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Burcu Sayın Okatan(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Emre Tosun(2)
- Emre Turan(2)
- Erdal Demir(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Fevziye Bekar(2)
- Furkan Şahin(2)
- Galip Usta(2)
- Gulzıpa Akyüz(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Gökhan Çaybaşı(2)
- Gülşah Ayvazoğlu(2)
- Hasan Yücel(2)
- Havva Nur Kobya(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kadir Çavuş(2)
- Kaşif Furkan Öztürk(2)
- Kemal Torpuş(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Mazhar Oyanık(2)
- Melikşah Turan(2)
- Meryem Akbulut(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Nurcan Şimşek(2)
- Nurdan Dizdar(2)
- Pınar Açıkgöz(2)
- Ramazan Aslan(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Uğur Demirel(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Acil yardım ve müdahale personellerinin karşılaştığı mobbing, tükenmişlik ve mesleki tehlike seviyelerinin belirlenmesi: Gümüşhane İli örneği
Esra Kırcı
Afete maruz kalan bireyleri bulunduğu durumdan çıkarma, ilk yardıma ihtiyacı olan kişilere müdahale etme, elindeki imkanlarla tıbbi hizmetleri uygulama, geçici konutlamayı sağlama, temel gereksinimleri karşılama, ekstra sağlık problemlerin oluşmasını engellemek için halk sağlığı ve toplum sağlığı gibi birçok önlemlerin alınmasına acil yardım denir(Erkal,2009). Acil yardım personellerinin görevi sırasında karşılaştıkları mesleki problemler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada Gümüşhane ilinde görev yapan itfaiye personelleri, AFAD personelleri, hemşire ve umke sağlık çalışanlarının karşılaştığı ve karşılaşabileceği mesleki problemler saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacına ulaşmak için anket uygulaması yapılmıştır. Bu çalışmada veriler, Gümüşhane ili merkezinde görev yapan 108 kişiye uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 22 programı kullanılarak yapılmıştır. Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H, korelasyon, ANOVA- Tukey HSD testi uygulanmıştır.Çalışmanın sonuçlarını incelediğimizde meslek gruplarında mobbing ve tükenmişlik durumunun her meslek grubunda olmakla beraber en çok yaşayan meslek grubunun umke sağlık çalışanları olduğu tespit edilmiştir. Nöbet tutan bireylerin, mesai çalışan bireylere göre fiziksel ve duygusal bitkinlik oranları daha yüksek bulunmuştur. Çalışma şartlarının mobbing ve tükenmişliği en aza indirgeyecek şekilde yeniden düzenlenme yapılmalıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Evsel atık patates kabuğunun derin yağda kızartılmış buğday cipsinde değerlendirilmesi
Aysun Durmaz
Bu çalışma, patates kabuğunun derin yağda kızartılmış buğday cipsinde kullanılabilirliğini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bunun için piyasadan melody çeşitlerine ait patates (Solanum tuberosum L.) alınıp elde soyulmuştur. Kabuklar daha sonra dondurarak kurutulmuş ve ardından bir öğütücü kullanılarak un haline getirilmiştir. Elde edilen patates kabuğu unları daha sonra 500 µm'lik bir elek içinden geçirilmiş ve cipslerin üretilmesine kadar bir buzdolabında (4 °C) saklanmıştır. Patates kabuğu unu, cips üretiminde 2-4-6-8 ve 10 g/100g oranlarında ilave edilerek kullanılmış ve elde edilen buğday cipsleri fizikokimyasal, biyoaktif, tekstürel ve duyusal özellikleri açısından değerlendirilmiştir. Formülasyondaki patates kabuğu unu arttıkça buğday cipslerinin yağ absorpsiyonunda belirgin bir azalma tespit edilmiştir (p<0.05). Patates cipslerinin yağ içerikleri 45.57 ile 27.46 g/100g arasında değişmiştir. Cipslerin yağ içeriği 10 g/100g patates kabuğu unu eklenerek % 40 oranında azaltılmıştır. Ayrıca, cips örneklerin protein içerikleri patates kabuğu ilavesiyle anlamlı bir artış sergilediği belirlenmiştir (p<0.05). Örneklerdeki protein içeriği 7.47 ile 9.15 g/100g arasında değişmiştir. En yüksek enstrümental sertlik değeri (22.64 kg) 8 g/100g patates kabuğu ilave edilmiş cipslerde ölçülmüştür. Ancak, en düşük enstrümental sertlik değeri ise (13.32 kg) patates kabuğu unu içermeyen cips örneğinde belirlenmiştir. Örneklerin renk değerleri (L*, a*ve b*) formülasyona ilave edilen patates kabuğu unu ile önemli değişimler sergilemiştir (p<0.05). Cipslerin genel duyusal beğeni skorları panelistler tarafında anlamlı bir şekilde saptanamamıştır (p>0.05). Bu da 10 g/100g patates kabuğu ununun cipslerde tüketici kabul edilebilirliklerini etkilemeden kullanılabileceğini göstermektedir. Örneklerin toplam fenolik madde içerikleri ilave edilen patates kabuğuyla doğru orantılı olarak anlamlı bir biçimde arttığı bulunmuştur (p<0.05). Örneklerin toplam fenolik madde içeriğinin 364.7 ile 1108.0 mgGAE/kg arasında olduğu tespit edilmiştir. Örneklerin toplam antioksidan kapasiteleri sırasıyla 0-2-4-6-8 ve 10 g/100g patates kabuğu unu kullanılarak yapılan cipsler için 842.5-1165.0-1283.8-1978.8-1757.5 ve 2070.0 mg A.A. Cin/kg olarak ölçülmüştür. Kontrol (patates kabuğu unu katkısız) cipste toplam diyet lif içeriği 4.8 g/100g iken 6.örneğin (10 g/100g patates kabuğu katkılı cips örneklerinde) 6.9 g/100g olarak belirlenmiştir. Bu da 10 g/100g patates kabuğu unu cipse eklendiğinde örneklerin diyet lif seviyesinin % 29 oranında arttırdığını göstermiştir. Tahmini glisemik indeks değerleri (eGI) ise 88.2 ile 93.1 aralığında değişim göstermiş olup en düşük değerin 10 g/100g patates kabuğu unu içeren 6.örnek olduğu tespit edilmiştir. Buğday cips formülasyonuna ilave edilen patates kabuğu unu arttıkça örneklerin tahmini glisemik değerleri (eGI) önemli miktarda azalmıştır (p<0.05). Sonuç olarak patates kabuğu ununun derin yağda kızartılmış buğday cipslerinde ve diğer tür cipslerde, beslenme kalitesini arttırmak için kullanılabileceği ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Hisse senedi fiyatlarının makine öğrenmesi yöntemleri ve derin öğrenme algoritmaları ile tahmini
Uğur Demirel
Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler açısından menkul kıymetler piyasasının fiyat tahminlerinin yapılması oldukça önemlidir, ancak piyasalarda her türlü spekülatif hareketin yaşanması bu borsalarda iniş ve çıkışların çok yüksek olmasına neden olmaktadır. Bu durum yatırımcıların hisse senedi fiyat hareketlerini tahmin edebilmelerini güçleştirmekte ve dolayısıyla yatırımlarını doğru değerlendiremedikleri için kayıplar yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu nedenle yatırımcılar gelecekteki hisse senedi fiyatlarını doğru tahmin edebilmek için çeşitli yöntem ve metotlar kullanma ihtiyacı hissetmektedirler. Son zamanlarda bu tahminlerin elde edilmesinde makine öğrenmesi yöntemleri ve derin öğrenme algoritmaları diğer alanlarda olduğu gibi finans alanında da sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, veri seti olarak Borsa İstanbul Ulusal-100 Endeksi (BIST 100)'de işlem gören firmaların hisse senetlerinin günlük 2. seans açılış ve kapanış fiyatlarına ilişkin Ocak 2010 ile Ocak 2019 tarihleri arasındaki veriler kullanılmıştır. Çalışmada makine öğrenmesi ve derin öğrenme ışığında bu hisse senetlerinin açılış ve kapanış fiyatlarının tahmin edilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda tahminleme modeli oluşturabilmek adına Çok Katmanlı Algılayıcılar (ÇKA) ve Destek Vektör Makineleri (DVM) gibi klasik makine öğrenimi yöntemleri ve Uzun Kısa Dönemli Hafıza (UKVH) yöntemi gibi derin öğrenme algoritmaları kullanılmaktadır. Çalışmanın sonucunda ÇKA ve UKVH ağlarının DVM'lerine göre daha tutarlı tahminler yaptığı tespit edilmiştir. Bu sonuç analizlerde gruplar arasında fark olup olmadığını gösteren çift kuyruklu t-testi analizi ile de desteklenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Klinik Escherichia coli izolatlarında antibiyotik direnç genlerinin araştırılması ve bazı bitki özütlerinin kinolon dirençli izolatlar üzerine etkisinin belirlenmesi
Funda Okumuş
İdrar yolu enfeksiyonları (İYE) her yıl dünya çapında 150 milyon insanı etkileyen yaygın bakteriyel enfeksiyonlardan biridir ve en yaygın etken, üropatojenik Escherichia coli'dir. Bu çalışmada; Kasım 2015-Ağustos 2016 yılları arasında Türkiye'de Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden izole edilen 90 E. coli izolatında β-laktamaz kodlayan genler, virülans faktör genleri, sınıf 1 integronları ve plazmid aracılı kinolon direnç genlerinin varlığı PZR yöntemiyle araştırıldı. PZR sonucu, integron pozitif örnekler pGEM-T vektörüne klonlanarak baz dizin analizine gönderildi. Sonuçlar biyoinformatik programlar kullanılarak değerlendirildi. Ayrıca kinolon dirençli bakterilere karşı Mentha piperita L. (nane), Rosmarinus officinalis L. (biberiye), Curcuma longa (zerdeçal) , Hypericum perforatum (sarı kantaron), Camellia sinensis (yeşil çay), Alkanna tinctoria (havacıva), Urtica dioica L. (ısırgan otu), Aloe vera L. (sarısabır) , Tilia tomentosa'nın (ıhlamur) bitki özütlerinin, minimum inhibisyon konsantrasyonları (MİK) belirlendi. Çalışmada kullanılan 90 E. coli izolatı VITEK 2 Kompakt sistem ile tanımlanmıştır. Antibiyotik duyarlılık testi sonuçları, bu izolatların fosfomisin (% 2.7), imipenem (% 3.2) ve meropeneme (%3.2) karşı düşük direnç oranlarına sahip olduğu ortaya koymuştur. Ancak, siprofloksasin (% 62.2), trimetoprim sülfometaksozol (% 75.6) ve ampisiline (% 61.1) direnç oranlarının yüksek olduğu belirlenmiştir. PZR sonuçları, suşların % 63'ünün (57/90) sınıf 1 integron gen kasetlerini taşıdığını ortaya koymuştur ve baz dizin analize göre sınıf 1 integronun dhfr gen kaseti taşıdığı belirlendi. CTX-M-2 grubu β-laktamaz taşıyan 52 izolat (% 57) ve CTX-M-1 grubu β-laktamaz taşıyan 52 izolat (% 57) tespit edildi. Ayrıca plazmit aracılı kinolon direç genleri PZR ile belirlendi ve sonuçta suşların, % 26'sının (24/90) qnrA, % 6.6'sının (6/90) qnrB ve % 3.3'ünün (3/90) qnrS geni taşıdığı tespit edildi. 90 E. coli izolatı arasında 11 farklı virülans faktör paterni tespit edildi. En yaygın virülans gen faktörü olarak fim (35 izolatta) belirlenirken, hly-fim, afa-aer-cnf-fim, aer-cnf, afa-aer ve afa-cnf-fim paternleri daha az sayıda suşta görüldü. İzolatların 14'ünde virülans gen faktörü saptanmadı. Çalışmada kullanılan bitki özütlerinin, MİK değerlerinin belirlenmesi sıvı mikrodilüsyon yöntemi ile yapıldı. Deneyler 96 well-plate kullanılarak üç tekrarlı halinde gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda; en yüksek antibakteriyel aktiviteyi Alkanna tinctoria özütü göstermiş olup MİK değerleri EC58 ve EC85 için 1.25 mg/ml, EC50 ve EC90 için ise MİK değeri 2.5 mg/ml olarak tespit edildi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Çoklu ilaç dirençli Acinetobacter baumannii suşlarında antibiyotik direnç genlerinin araştırılması ve bazı bitki özütlerinin izolatlar üzerine etkisinin belirlenmesi
Sedanur Cinemre
Günümüzde antibiyotiklerin yaygın kullanımı direncin artmasına, patojenik bakteriler arasında yayılmasına sebep olmuştur ve önemli bir problem haline gelmiştir. Bu patojenlerden olan çoklu-ilaç dirençli Acinetobacter baumannii'den kaynaklı enfeksiyonlar birçok ülkede tespit edilmiştir. Antibiyotik direnci bulunan izolatlarda dirence sebep olan moleküler mekanizmaların bulunmasına ve antibakteriyel ajan olabilecek sekonder metabolitleri bulunduran bitkilerin araştırılmasına yönelik çalışmalar literatürde bulunmaktadır. Bu çalışmada, çoklu-ilaç dirençli A. baumannii izolatlarında β-laktamaz direnç genleri ile sınıf 1 integronların varlığının araştırılmasının yanında Morus alba (Dut), Zingiber officinale (Zencefil), Vaccinium myrtillus (Yaban mersini-Ligarba), Rosa canina (Kuşburnu), Hypericum perforatum (Kantaron), Lycium barbarum (Goji bery), Aquilaria agallocha (Udu Hindi), Nigella sativa (Çörek otu), Echinacea purpurea (Ekinezya) özütlerinin bu izolatlara karşı minimum inhibisyon konsantrasyonlarının bulunması amaçlanmıştır. Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi gören hastaların çeşitli klinik örneklerinden 41 A. baumannii izolatı izole edilmiştir. blaVIM, blaNDM, blaIMP, blaGES, blaCTXM-1, blaCTXM-2, blaOXA-58, blaOXA-23, blaOXA-51 ve sınıf 1 integrona ait primerler kullanılarak polimeraz zincir reaksiyonları gerçekleştirildi. Bitki özütlerinin hazırlanması için çözücü olarak metanol kullanıldı. Çoklu ilaç dirençli izolatlar arasından direnç profillerine göre 6 farklı izolat (AB38, AB43, AB45, AB46, AB59, AB69) seçildi. Bitki özütlerinin MİK değerleri sıvı mikrodilüsyon yöntemi ile belirlendi. 96 kuyucuklu plakalar üzerinde deneyler 3 tekrarlı olacak şekilde gerçekleştirildi. PZR sonuçlarına göre blaOXA-51 geni araştırılan izolatların hepsinde tespit edildi. İzolatların 38'inde blaOXA-23 geninin varlığı görüldü. blaCTXM-1 36 izolatta, blaCTXM-2 18 izolatta ve blaGES 1 izolatta tespit edildi. blaVIM, blaNDM, blaIMP ve blaOXA-58 genleri hiçbir izolatta belirlenemedi. Sınıf 1 integronların varlığı ise 34 izolatta görüldü. Bitki metanol özütlerinin antibakteriyel etkileri değerlendirildi ve tüm izolatlara karşı çörek otu özütünün MİK değeri 20 mg/ml olarak belirlendi. Goji bery özütü, AB38, AB43, AB46, AB59 izolatlarına karşı 35 mg/ml'lik MİK değerine sahip olduğu görüldü. Ayrıca, bu özütün MİK değerleri AB45 ve AB69'a karşı 17.5 mg/ml olarak bulundu. Kantaron özütünün MİK değeri, AB38, AB43, AB45 izolatlarına karşı 10 mg/ml olarak tespit edildi. Zencefil özütünün MİK değerleri AB38 ve AB45 izolatlarına karşı 30 mg/ml, AB46 ve AB59 izolatlarına karşı ise 15 mg/ml olarak belirlendi. Udu hindi ve yaban mersini özütlerinin test edilen konsantrasyonlarında kullanılan izolatlara karşı antibakteriyel etkisi tespit edilemedi. A. baumannii'de β-laktamaz kodlayan genlerin ve sınıf 1 integronların varlığının belirlenmesi, direnç genlerinin ve integronların antibiyotik direncinden sorumlu olmaya devam ettiklerini göstermektedir. Çalışmada kullanılan bitkilerin metanol özütlerinin A. baumannii izolatlarına karşı antibakteriyel etkilerinin belirlenmesi, bitki özütlerinin antibiyotik direnci ile mücadeledeki önemini açıklamak
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Farklı bakteri uygulamalarının çok yıllık çim bitkisinin (Lolium perenne L.) yeşil alan performansına etkisi
Gül Ok
Bu araştırma çim saha tesisi amacı ile yetiştirilen çok yıllık çim bitkisinin (Lolium perenne L.) yeşil alan performansı üzerine biyogübre olarak uygulanan farklı bakteri gruplarının etkilerini araştırmak amacı ile Gümüşhane ili Kelkit ilçesinde 2017 ve 2018 yıllarında yürütülmüştür. Uygulamalar çok yıllık çim bitkisinin tohumlarına 7 farklı bakteri grubunun inokule edilmesi [(B1: RK-1977 + RK-1978 + RK-1979), (B2: RK-79 + RK-504 +RK-1984), (B3: RK-92 + RK-540 + RK-1980), (B4: RK-1981 + RK-1982 + RK-1983),(B5: RK-491 + RK-716 + RK-1130), (B6: RK-79 + RK-92 + RK-1105), (B7: RK-79 + RK-92 + RK-491 + RK-532 + RK-1105 + RK-1108)] ve kontrol (bakterisiz) uygulamasından oluşmuştur. Araştırmada farklı bakteri grubu uygulamalarının çok yıllık çim bitkisinin kışa dayanıklılık, sürgün sayısı, doku değeri, kaplama derecesi, yabancı ot oranı, renk ve genel görünüm üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma şansa bağlı tam bloklar deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Farklı bakteri grupları, çok yıllık çim bitkisinin kışa dayanıklılığı, sürgün sayısı, doku değeri, kaplama derecesi, yabancı ot oranı, çim saha tesisinin rengi ve genel görünümü üzerine pozitif etkilerde bulunmuşlardır. Kışa dayanıklılık bakımından B1 bakteri grubu; sürgün sayısı bakımından B2 ve B7 bakteri grupları; doku değeri bakımından bütün bakteri grupları, kaplama derecesi bakımından B7, B5 ve B6 bakteri grupları; yabancı ot oranı bakımından B1, B3 ve B5 grupları; renk ve genel görünüm bakımından B7 bakteri grubu ön plana çıkmıştır. Kışa dayanıklılık bakımından en ideal uygulama olan B1 bakteri grubu "çok iyi" sınıf içerisinde yer alırken, kontrol grubu "orta" sınıf içerisinde yer almıştır. Sürgün sayısı bakımından en ideal uygulamalar olan B2, B3, B4 ve B7 bakteri grupları "sık" sınıf içerisinde yer alırken, kontrol grubu "orta" sınıf içerisinde yer almıştır. Sürgün sayısı bakımından en ideal uygulama olan B7 bakteri grubu uygulaması kontrol grubuna nispeten sürgün sayısını %171 artırırmıştır. Doku değeri bakımından kontrol ve B4 bakteri grubu uygulamaları "ince" sınıf içerisinde yer alırken, diğer tüm bakteri grubu uygulamaları "orta" sınıf içerinde yer almıştır. Doku değeri bakımından en ideal uygulama olan B5 bakteri grubu uygulaması kontrol grubuna nispeten doku değerini %65 artırmıştır. Kaplama derecesi bakımından en ideal uygulama olan B7 bakteri grubu uygulaması "çok sık" sınıfı içerisinde yer alırken, kontrol grubu uygulaması "orta" sınıfı içerisinde yer almıştır. Yabancı ot oranı bakımından en ideal uygulama olan B1, B3 ve B5 bakteri grubu uygulamaları "yabancı ot yok" sınıfı içerisinde yer alırken, kontrol grubu uygulaması "orta" sınıf içerisinde yer almıştır. Renk bakımından bakıldığında ise kontrol grubu "açık sarı yeşil" sınıfında yer alırken, diğer tüm bakteri grubu uygulamaları "yeşil" renk sınıfı içerisinde yer almıştır. Genel görünüm bakımından en ideal uygulama olan B7 bakteri grubu "çok iyi" sınıfı içerisinde yer alırken, kontrol grubu uygulaması "kötü" sınıfı içerisinde yer almıştır. Araştırma sonuçlarına göre bütün parametreler birlikte değerlendirildiğinde B7 (RK-79 + RK-92 + RK-1105 + RK-1108 + RK-491 + RK-532) bakteri grubu diğer uygulamalara nispeten daha etkili görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bakteri, Çim Saha, Çok Yıllık Çim, Kışa Dayanıklılık, Renk.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Bayburt ilindeki 112 acil sağlık hizmetleri istasyonlarında görev yapan sağlık çalışanlarının ve Bayburt Devlet Hastanesinde görev yapan hemşirelerin biyoterörizm bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Alper Aslankurt
Tarih boyunca biyolojik ajanlar askerlere ve sivillere karşı kullanılmıştır. Sağlık çalışanları da biyolojik ajanlardan etkilenmektedir. Bu bağlamda sağlık çalışanlarının bilgi ve algı düzeyleri önem kazanmaktadır. Çalışmamızın amacı Bayburt ili 112 çalışanları ve Bayburt Devlet Hastanesinde çalışan hemşirelerin biyoterörizm bilgi düzeylerini ortaya çıkarıp, çıkan sonuçlara göre çözüm ve öneriler üretmektir. Bu araştırma kesitsel bir araştırmadır. Literatür taraması yapılarak biyoterörizm konusunda bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçek geliştirirken uzman görüşü alınmıştır. Ölçeğin güvenirliği yüksek (Cronbach's Alpha değeri=0,892) tespit edilmiştir. Evrenimizi 204 sağlık personeli oluşturmuştur. Basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 115 sağlık çalışanına ölçek uygulanmış ve sonuçlar bilgisayarda SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. İstatistiksel analizlerde student's t testi ve ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırma grubundaki sağlık personelinin %42,6'sı erkek, %57,4'ü kadındır. Araştırma grubundaki sağlık personelinin sadece %22,6'sının biyolojik ajana maruz kalmış hastaya müdahale ettiği ortaya çıkmıştır. Kırsalda çalışan sağlık personelinin, kentsel bölgede çalışan sağlık personeline göre daha fazla biyolojik ajana maruz kalan hastaya müdahale ettiği tespit edilmiştir. Biyoterörizm bilgi düzeyi ortalaması 3,01±0,43 bulunmuştur. Afet veya acil durum planının varlığı %50'nin altında, sağlık personelinin planı inceleme durumunun çok az, planda biyoterörizme yer verilme durumunun çok az, afet tatbikatına katılım oranının az, tatbikatın biyoterörizmi içerme oranının çok az olduğu bulunmuştur. Afet ve acil durum planlarının tüm istasyon ve hastanelere yapılması, yapıldıktan sonra plan hakkında eğitim verilmesi ve planın biyoterörizm konusunu içermesi gerekmektedir. Ayrıca afet eğitimleri biyoterörizm içermelidir. Anahtar Kelimeler: Biyoterörizm, Bilgi Düzeyi, Sağlık Çalışanı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Rus telgraf belgelerine göre 93 Harbi Kafkas Cephesi
Yıldırım Okatan
93 Harbi her yönüyle Türk tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Bu önemi tüm ilim çevrelerince kabul görmektedir. Bu öneme binaen 93 Harbi ile ilgili olarak günümüze değin onlarca kitap, tez ve makale yazılmış ayrıca çok sayıda sempozyum ve kongre düzenlenmiştir. Yapmış olduğumuz bu tez çalışması şimdiye kadar yapılan çalışmalardan farklı olarak 93 Harbi Kafkas Cephesi'ni Rus kaynaklarından tanımlamaya çalışmaktadır. Çalışmamızın temelini oluşturan 93 Harbi esnasında Çarlık Rusyası Kafkas Cephesi Genel Komutanı ve aynı zamanda Çar II. Aleksandr'ın kardeşi olan Grandük Mihail Nikolayeviç tarafından Çar'a gönderilen telgraflar, Rus Genel Kurmayı tarafından 1903 tarihinde "Rus-Türk Savaşı Hakkında Belgeler, 1877-1878 Yılları Kafkasya ve Küçük Asya Sahasında. Başkumandan İmparatora Telgraflar. Kafkasya Yüksek Başkanlığı'nın Telgraf Görüşmeleri. Poti Sahil Birliklerinin Kurulması ve Silahlandırılması Hakkında Raporlar ve Notlar." adıyla St. Peterburg'da basılmıştır ve kaynak eser özelliği taşımaktadır. Kafkas Cephesi'nin bütün savaş alanlarından bire bir gözlem yapılarak yaşanan bütün gelişmelerin en ince ayrıntısına varıncaya kadar tüm sıcaklığıyla Grandük Mihail Nikolayeviç tarafından direkt Rus Çarı'na yazıldığı bu telgraflar 93 Harbi Kafkas Cephesi'nde Rusların ne tür faaliyetler yürüttüğünü ortaya koyması açısından oldukça önem arz etmektedir. Telgrafların Türkçe'ye çevrilerek değerlendirme yapılması tezimizin temelini oluşturmaktadır. Bahse konu telgraflar 93 Harbi'nin iki cephesinden biri olan Kafkas Cephesi'nde yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Anahtar Kelimeler: 93 Harbi, Kafkas Cephesi, Osmanlı, Rusya, Telgraf.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Turizm sektöründe sosyal medya dolandırıcılığına yönelik algıların değerlendirilmesi
Tuğba Aslan
Ülkeler, şehirler ve işletmeler için önemli bir ekonomik faaliyet olarak görülen turizm, teknolojik gelişmelerden fazlasıyla etkilenmektedir. Bu çerçevede çoğunlukla teknolojik gelişmelerin turizm sektörüne katkısından bahsedilmektedir. Etkileşimin artması, tek yönlü bir iletişim yaklaşımından iki yönlü bir anlayışa geçilmesi, geri bildirimlerin mümkün hale gelmesi gibi nedenlerle yeni teknolojiler özellikle sosyal medya turist ve işletme etkileşiminin en önemli kazanımı olarak görülmektedir. Elde edilen kazanımların yanında birçok yeni sorunun da ortaya çıktığı bir gerçektir. Bu sorunlarından birisi de sosyal medya dolandırıcılığıdır. Sosyal medya dolandırıcılığı, özellikle sosyal medya araçları üzerinden insanların dolandırılması konusu üzerine odaklanmaktadır. Bu tür dolandırılmaların en çok yaşandığı alanlardan birisi ise turizm sektörüdür. Çok sayıda turistin mağdur olmasına neden olan sosyal medya dolandırıcılığı üzerine odaklanan bu araştırma, Türkiye'de bu alandaki ilk çalışmalardan biri olma özelliğini taşımaktadır. Daha çok keşfedici bir nitelik taşıyan bu araştırmada, nicel araştırma yöntemi kullanılarak turizm sektöründe yaşanan sosyal medya dolandırıcılığına yönelik algılar ölçülmeye çalışılmaktadır. Çevrimiçi olarak gerçekleştirilen bu çalışmayla katılımcıların turizm sektöründe sosyal medya dolandırıcılığına yönelik algıları üzerine odaklanılmaktadır. İstatistik paket programı aracılığıyla frekans, tek yönlü varyans analizi (anova), t testi, korelasyon, faktör, regresyon gibi analizlerle elde edilen bulgulara göre sosyal medya kullanım alışkanlıkları sosyal medya dolandırıcılığına etki etmektedir. Ayrıca katılımcılara göre sosyal medya üzerinden turizm hizmeti satın almak, rezervasyon yapmak, güvenli iletişim kurmanın sağlıklı olmaması, dolandırıcılık vakalarını yükselmesini engellemektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Farklı unlar kullanılarak hazırlanan pestillerin fizikokimyasal, biyoaktif, reolojik ve duyusal özellikleri ile optimizasyonun belirlenmesi
Büşra Yavuz
Bu çalışmada, buğday, mısır ve patates unları ile zenginleştirilmiş, yüksek duyusal kabul görmüş, düşük HMF içerikli ve daha yumuşak pestil üretilmiştir ve bu amaç için buğday, mısır ve patates unları farklı konsantrasyonlarda kullanılmıştır. Simplex lattice mixture model yönteminin kullanıldığı bu teknikte buğday, mısır ve patates unları %0-12, aralığında seçilmiş olup pestil örneklerinin bazı fizikokimyasal, biyoaktif, reolojik, beslenme ve duyusal özellikleri üzerine çalışılmıştır. Ayrıca, en beğenilen ürün için duyusal skorlar ışığında optimizasyon değişkenleri belirlenmiştir. Yapılan analizlere göre sonuçlar incelendiğinde buğday unu ile birlikte formülasyona katılan mısır ve patates unlarının miktarı arttıkça son üründeki analiz sonuçlarında önemli değişimler yaptığı tespit edilmiştir. Örneklerin kuru madde, protein, L*, b* değerleri artan mısır ve patates unları ile pestil örneklerinde anlamlı azalmalar sergilemişlerdir (p<0.01 ve p<0.05). Kül, a*, nem değerleri ise anlamlı bir şekilde arttığı gözlemlenmiştir (p<0.01 ve p<0.05). Formülasyona katılan patates unu miktarı arttıkça herlelerin viskozite değerleri önemli oranda arttığı belirlenmiştir (p<0.01). Örneklerin HMF içerikleri 50 mg/kg'ın altında belirlenmiştir. En yüksek HMF 6.60 mg/kg ile 13 numaralı örnekte görülürken en düşük HMF içeriği ise 1.42 mg/kg ile 4 numaralı örnekte belirlenmiştir. Toplam şeker içeriği % 33.34 ile % 48.55 aralığında değişim göstermiş olup en yüksek şekerin sakaroz olduğu tespit edilmiştir. Pestil örneklerinin toplam fenolik değerleri 783.0-2154.8 mgGAE/kg aralığında değişim göstermiş olup bu değişimin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p<0.01 ve p<0.05). Pestil örneklerinin antioksidan özelliklerinde anlamlı artışlar belirlenmiştir (p<0.01 ve p<0.05). Genellikle pestil örneklerinin duyusal özellikleri patates unu miktarı arttıkça anlamlı bir biçimde azalmıştır (p<0.05). Diğer taraftan, duyusal analizlere göre formülasyona katılan mısır ununun buğday unu ile benzer özellikler sergiledikleri belirlenmiştir. Örneklerin optimizasyonu duyusal analiz sonuçlarına göre değerlendirilmiştir ve en iyi pestil formülasyonun 4.69 g/100g buğday unu ve 7.39 g/100g mısır unu olarak tespit edilmiştir. Ayrıca çölyak hastaları için pestil üretimindeki en iyi formülasyonun her 100 g için 10.69 g mısır unu ve 1.39 g patates unu olarak belirlenmiştir. Genel olarak tüm veriler değerlendirildiğinde, mısır unu ile üretilen pestillerin kontrol örneklerine göre (buğday unu içeren) benzer sonuçlar verdiği ve bu nedenle pestil üretiminde rahatlıkla kullanılabileceği görülürken patates ununun çok düşük miktarlarda kullanılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Açık maden ocağı işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından taşeron firma tarafından alınan önlemlerin iş verimliliği üzerinde etkisinin araştırılması
Ayşe Bayrak
Bu çalışmada, Gümüşhane ilindeki bir maden firmasında yerüstü çalışmalarında iş sağlığı ve güvenliği açısından taşeron firmanın aldığı önlemler ve iş verimliliğine etkisinin araştırılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Saha içerisinde daha önceden yaşanan kaza/olaylar araştırılmış ve mevcut taşeron firmanın aldığı önlemler incelenmiştir. Bu çalışmaya ek olarak veri toplama anket formu düzenlenerek yerüstü çalışanlarına uygulanmıştır. Veri toplama anket formu: iş sağlığı ve güvenliği, demografik özellikler ve verimlilik konularından oluşmaktadır. Anket çalışması 56 personele uygulanarak toplamda 56 anket değerlendirmeye alınmıştır. Örneklem grubundan toplanan veriler SPSS22paket programında non parametrik testler uygulanmıştır. Sonuç olarak, saha içerisinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemler alınma gerekliliği ortaya çıkmıştır. Sahada olan olaylara ilişkin sürekli alınan önlemler ve eğitimler neticesinde; değişen her taşeron firmada karşılaşılabilecek tehlikelerin engellenmesi hedeflenmiştir. Bu bağlamda ortaya çıkabilecek tehlikeler önceden fark edilerek tehlike ve risklerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Yapılan değerlendirme sonucunda; iş sağlığı ve güvenliği adına alınan önlemlerin iş verimliliği ile doğrudan ilişkili olduğu,iş sağlığı ve güvenliğini uygulamakta olan firmalarda tehlike ve risklerin önüne geçilmesinin verimliliğin artışına sebep olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Maden, Yerüstü Ocağı, Verimlilik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Ratlarda cisplatin kaynaklı nefrotoksisite üzerine karadut (Morus nigra L.) ekstraktının koruyucu etkisinin incelenmesi
Rahime Altıntas
Cisplatin kanser tedavisinde kullanılan antineoplastik/sitotoksik bir ajandır ve başta nefrotoksisite olmak üzere hepatotoksisite, mukozit, kan parametrelerinde anormal değişiklikler, periferal nöropati gibi çeşitli yan etkilere yol açabilmektedir. Yan etkilerin oksidan-antioksidan dengenin belirgin biçimde oksidan yönde bozulmasından kaynaklandığı belirtilmektedir. Çalışmamızda zengin polifenolik içeriğe, yüksek antioksidan ve anti-inflamatuar aktiviteye sahip Karadut (Morus nigra) meyvesinden elde edilen ekstraktın, ratlarda cisplatin kaynaklı böbrek toksisitesi üzerine koruyucu etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Karadut numunelerinden etanol, metanol ve sulu ekstraktlar hazırlandı. Bunların Demir (III) İyonu İndirgeyici Antioksidan Kapasitesi (FRAP), 2,2-difenil-1- pikrilhidrazil (DPPH), toplam antioksidan kapasite (TAS), toplam fenolik içerik ve 2,2'-azino-bis (3-ethylbenzothiazoline-6-sülfonik asit (ABTS) antioksidan aktiviteleri tespit edildi ve çalışmanın bundan sonraki kısımlarında en yüksek antioksidan aktiviteyi veren ekstrakt olan metanolik ekstrakt kullanıldı. Hayvan deneylerinde her biri 3-4 aylık (n=7) Wistar Albino dişi ratlardan meydana gelen 5 farklı gruba (kontrol grubu, karadut grubu [KD], cisplatin grubu, Cis+200 mg/kg KD grubu ve Cis+400 mg/kg KD grubu) ayrıldı. Kontrol grubuna 12 gün boyunca serum fizyolojik, karadut grubuna oral yolla 12 gün karadut metanolik ekstraktı (400 mg/kg/gün); Cisplatin grubuna 5. günü i.p yolla tek doz Cisplatin (7,5 mg/kg), tedavi gruplarında ise 5.gün 7,5 mg/kg'lık cisplatin ve 12 gün karadut metanol ekstraktı (200 mg/kg/gün ve 400 mg/kg/gün) oral yolla verildi. 12. Gün tüm gruplardan anestezi altında intrakardial yolla kan alındıktan sonra tüm ratlar sakrifiye edildi. Kanda; Kan üre azotu (BUN), Kreatinin (CREA), toplam antioksidan kapasitesi - toplam oksidan kapasitesi (TAS-TOS) ölçüldü ve oksidatif stres indeksi (OSİ) düzeyleri hesaplandı. Böbrek dokusunda ise Süperoksid Dismutaz (SOD), Katalaz (CAT), Malondialdehit (MDA), tümör nekroz faktör- alfa (TNF-α), Kaspaz-3, TAS, TOS düzeyleri ölçüldü ve OSİ endeksi hesaplandı. Ayrıca böbrek dokusunun histopatolojik değerlendirilmesi yapıldı. Karadut ekstrakları içinde en yüksek antioksidan aktiviteye sahip olarak metanolik ekstrakt bulundu ve ratlara bu ekstrakt verildi. Ratlarda cisplatin ile oluşturulan akut böbrek hasarı sonrası serum örneklerinde tedavi gruplarının cisplatin grubuna göre BUN, kreatin ve TOS düzeylerinde anlamlı düzeyde azalırken (p<0.05), TAS seviyesinde anlamlı düzeyde artığı gözlemlendi. Böbrek doku örneklerinde MDA, Kaspaz-3 ve TNF-α düzeylerinde anlamlı azalma (p<0.05), TAS, SOD ve CAT düzeylerinde ise cisplatin grubuna göre anlamlı bir artış belirlendi (p<0.05). Histopatolojik değerlendirmede cisplatin grubunda kontrol grubuna göre anatomik ve fizyolojik olarak anlamlı bozulmalar görüldü. Tedavi gruplarında ise cisplatin grubuna göre proksimal ve distal epitel hücrelerinin kayıplarında ve debris birikimlerinde azalma olduğu saptandı (p<0,05). Biyokimyasal ve histolojik sonuçlar acısından yüksek doz karadutun düşük doza göre nefrotoksisiteye karşı daha etkili olduğu tespit edildi. Sonuç olarak karadutun cisplatin indüklü böbrek hasarına ve oksidatif strese karşı koruyucu etkisi olduğu gözlemlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Magnezyum nanoparçaçıklarının yem börülcesinin (Vigna unguiculata L. Walp ) in vitro rejenerasyonu üzerine etkisinin belirlenmesi
Rabia Koçak
Bu çalışma farklı dozlardaki MgO NP'nin yemlik börülce çeşidinde in vitro rejenerasyonuna etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada Magnezyum nanopartiküllerinin farklı dozları yer almıştır. Araştırma Tam şansa bağlı faktöriyel deneme desenine göre, analiz 4 tekerrürlü olarak yapılmıştır. Araştırmada Morfogenesis, Kallus oluşum oranı (%), Sürgün Sayısı (adet), Sürgün Oluşum Oranı (%), Sürgün Uzunluğu (cm), Eksplant başına sürgün sayısı (adet), Kök oluşum oranı (%), Eksplant başına kök sayısı (adet), Kök uzunluğu (cm) gibi karakterler incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre börülce bitkisine uygulanan farklı dozlardaki MgO NP'nin tüm karakterler üzerine etkisi önemli bulunmuştur. Morfogenesis'de en iyi sonuçlar Mg3NP (185 mg), Mg4NP (370 mg) ve Mg5NP (555 mg) uygulamalarından elde edilmiştir. Sürgün oluşum oranında dozlar karşılaştırıldığında en fazla sürgün oluşum oranı %82.50 ile Mg5NP (555 mg) uygulaması ve %72.50 ile Mg4NP (370 mg) uygulamasından elde edilmiştir. Sürgün sayısı, eksplant başına sürgün sayısı ve sürgün uzunluğunda en yüksek değerler sırasıyla 61.25 (adet),17.50 (adet) ve 2.075 (adet) ile Mg4 (370 mg) uygulamasından elde edilmiştir. Kök oluşum oranında en yüksek değerler Mg1 (kontrol) %27.50, Mg2 (370 mg) %27.50 ve Mg4NP(370 mg) %22.50 uygulamalarından elde edilmiştir. Eksplant başına kök sayısında 6.75 (adet) ile Mg2 (370 mg), Kallus oluşumunda %10 ile Mg5NP (555 mg) ve %9.50 ile Mg4NP (370 mg) uygulaması ve Kök uzunluğunda ise 1.575 (cm) ile Mg2 (370 mg) uygulaması en yüksek değerleri vermiştir. Sonuç olarak; İncelenen parametreler içerisinde Mg4NP (370 mg) uygulaması en iyi sonucu vermiş ve daha sonraki çalışmalar için tavsiye edilebileceği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Börülce, Kök Oluşumu, MgO nanopartikülleri, Sürgün, Vigna unguiculata L. Walp
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Futbolda sosyal medya iletişimi ve marka değeri: Trabzonspor ve taraftarları üzerine bir araştırma
Okan Demir
Bulunduğumuz yüzyılda futbol kitleleri peşinden sürükleyen, farklı kültürlere sahip insanları bir araya getiren bir olgu olarak ortaya çıkmıştır. Futbolun bu birleştirici özelliği ekonomiden siyasete kadar farklı alanlarda söz sahibi insanların ilgisini çekmiştir. Futbol gün geçtikçe büyüyen ve finansal olarak ciddi bir pazar haline gelmiştir. Bu pazarda yer alan ve kendini konumlandırmak isteyen futbol klüpleri gelirlerini artırmak, kurumsallığını sürdürmek adına marka değerlerini korumak zorundadır. Bunun için sürekli gündemde kalmak ve değişim ve gelişim süreçlerine uyum sağlamak diğer sektörlerde olduğu gibi futbol klüpleri için de ön plana çıkmıştır. Teknolojik gelişme ile paralel olarak-özellikl 21.yy'da- kitle iletişim araçlarında çok büyük değişimler meydana gelmiştir. Bu gelişmeler insanların iletişim ve erişim olarak kolayca ulaşabileceği ve kullanabileceği platformların oluşmasına yol açmıştır. Sosyal medya günümüzde bu platformların başında gelmektedir. Sosyal medya sayesinde çok kısa sürede çok sayıda insan ile iletişime geçmek ve onlardan geri bildirim almak ucuz ve kolay bir hale dönüşmüştür. Bu çalışmada Türkiye Süper Liginde mücadele eden köklü takımlarımızdan olan Trabzonspor'un yoğun rekabet ortamında marka değerini korumak için sosyal medya iletişimi sayesinde oluşturduğu etkileşim ile bu renklere gönül veren taraftarların ortaya koyduğu etkileşimin klübün marka değeri ve bileşenleri üzerinde etkisi araştırılacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Veri zarflama analizi ile hizmet sektöründe performans değerlendirme: Ticaret il müdürlükleri örneği
Hülya Güner Ertemoğlu
Günümüzde işletmelerin varlığını verimli bir şekilde devam ettirebilmeleri müşteri memnuniyetini sağlamaktan geçmektedir. Bu anlayış hizmet sektörüne de hâkim olmaya başlamış olup; müşterilere daha iyi hizmet vermek, şikâyetlere daha basit ve hızlı çözümler üretmek ve müşterilerin memnuniyetini sağlamaya yönelik planlanmaktadır. Bu tez çalışmasında 81 İlde faaliyet gösteren Tüketici Hakem Heyetleri (THH) tarafından yürütülen iş ve işlemlerin daha kaliteli olmasını sağlamak amacıyla 2017 yılına ait veriler kullanılarak Tüketici Hakem Heyetlerinin göreli etkinlikleri Veri Zarflama Analizi tekniklerinden çıktıya yönelik ölçeğe göre sabit getiri (CCR) yöntemiyle tespit edilmiş ve performans değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda 23 İl THH'nin (Ankara, Antalya, Aydın, Gümüşhane, İstanbul, Konya, Sinop vs.) etkin, 58 İl THH'nin (Adana, Çanakkale, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, İzmir, Kayseri, Samsun, Trabzon vs.) göreli etkin olmadığı sonucuna varılmıştır. Etkin olmayan İl Tüketici Hakem Heyetlerinin etkin olabilmeleri için önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019İş doyumunun tükenmişlik düzeyine etkisinde örgütsel sessizliğin aracılık rolü: TRC1 AFAD çalışanları örneği
İsmail Turgut Pala
AFAD personellerinin yoğun çalışma temposu, uzun çalışma saatleri, iş yükü ve yüksek stres altında insanlarla iç içe çalışmaları gerekmektedir. Bu şartlar göz önünde bulundurulduğunda, çalışma koşullarının personeli psikolojik anlamda zaman zaman yorduğu düşünülmektedir. Bu varsayımla başladığımız çalışmamız, Suriye insani krizi nedeniyle yoğun göç almış bölgelerde görev yapan Adıyaman, Gaziantep, Kilis İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri personelleriyle sınırlandırılmıştır. Araştırmamızda AFAD çalışanlarının iş doyum, tükenmişlik ve örgütsel sessizlik düzeyleri anket yoluyla yüz yüze görüşerek ölçülmüştür. Anketlerden elde edilen veriler birbirleriyle ve katılımcıların demografik özellikleriyle karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Toplumsal yapı olarak birbirine benzer olan bu üç ilde analiz sonuçlarına göre, Adıyaman'da görev alanların Kilis ve Gaziantep'te görev alan personellere göre tükenmişlik düzeylerinin ve örgütsel sessizlik düzeylerinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kadın çalışanların erkek çalışanlara göre yaptıklarının işten aldıkları doyumun daha az olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızda iş doyumunun tükenmişliğe anlamlı ve negatif yönde etkisi olduğu bulunmuştur. İş doyumunun örgütsel sessizlik üzerinde pozitif etkisi vardır. Örgüt sessizlik iş doyumu kontrolü altında iken AFAD çalışanlarının örgütsel sessizlik düzeylerinin tükenmişlik düzeyleri üzerinde anlamlı ve negatif etkisi vardır. Son olarak, örgütsel sessizliğin aracılık etkisi altında AFAD çalışanlarının iş doyumunun tükenmişlik düzeyleri üzerinde anlamlı etkisi vardır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Evde sağlık hizmetleri araç rotalama problemi için uygulama tasarımı önerisi
Gökhan Çaybaşı
Evde sağlık hizmeti birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de yeni yapılanmaya başlamış olan kamusal bir sağlık hizmetidir. Nüfusun yaşlanması, kronik hastalıklar ve sakatlanmalar, sağlık hizmetlerine talebin artmasına neden olmuştur. Artan taleple birlikte sağlık hizmetlerinin maliyetlerinin artması evde sağlık hizmetlerine olan ihtiyacı ön plana çıkarmıştır.Bu çalışmada İl Sağlık Müdürlüğü ile birlikte yürütülen çalışma kapsamında, Erzincan ili Evde Sağlık Hizmetleri biriminin bir haftalık gerçek ve mevcut rotaları incelenmiştir. Birimin mevcut rotaları sezgisel çözüm algoritması grubunda yer alan en yakın komşu (k-nearest neighbor) algoritması temel alınarak Java ve Php dilleri ile kodlanmıştır. Çalışma kapsamında web tabanlı görsel bir uygulama geliştirilmiştir. Geliştirilen bu görsel uygulama sayesinde birimin hangi sıra ile hasta ziyaretlerini gerçekleştireceği belirlenmiş ve hasta ile ilgili tüm işlemleri hasta başında yapabilmesine olanak sağlayan bir uygulama tasarımı önerilmiştir. Geliştirilen yazılım ile birimin rotalarının yeniden belirlenmesi sonucu mevcut duruma göre hem daha az mesafe ile turun tamamlanabileceği hem de personel iş gücünden tasarruf edilebileceği, dolayısıyla hastalara ayrılan hizmet süresinin ve kalitesinin artabileceği gözlenmiştir.Çalışma ilgili literatüre sezgisel bir çözüm algoritması kullanılarak dinamik rotaların otomatik olarak belirlenmesi ve kullanıcıya rotanın görsel çıktısının sunulması açısından katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Farklı oran ve düzendeki dolgu duvarlara sahip betonarme yapıların sismik performanslarının belirlenmesi
Gülfem Çisem Köse Sunca
Günümüzde yapıların tasarım ve analizlerinde, yapısal olmayan eleman olarak tanımlanan dolgu duvarların yapı performansına etkileri ihmal edilmektedir. Bununla birlikte, dolgu duvarlar yapılardaki rijitlik, süneklik, mod şekli, sönüm ve periyot gibi yapısal karakteristikleri etkileyen özelliklere sahiptir. Dolgu duvarların yatay rijitliğe katkısının hesaplarda dikkate alınmaması durumu güvenli tarafta kalındığı düşüncesini doğursa da dolgu duvarların kat içerisindeki dağılımı ve oranı; burulma düzensizliği, kısa kolon, zayıf kat düzensizliği ve yumuşak kat düzensizliği gibi bazı olumsuzluklara neden olabilmektedir. Bu sebeple, gerçek yapı davranışını elde edebilmek için dolgu duvarlar, yapıların tasarım ve analiz aşamasında göz önüne alınmalıdır. Bu çalışmada, farklı oran ve düzendeki dolgu duvarların betonarme yapıların sismik performanslarına olan etkilerini araştırılacaktır. Bu amaçla, öncelikle betonarme bir yapının tasarımı Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY, 2018)'de verilen esaslara göre gerçekleştirilmiştir. Yapının tasarımında doğrusal hesap yöntemlerinden eşdeğer deprem yükü yöntemi kullanılmıştır. Tasarımı yapılan betonarme binada 6 farklı oran ve düzende dolgu duvarlar dikkate alınarak TBDY-2018'de belirtilen koşullara uygun olarak seçilen ivme kayıtları ile zaman tanım alanında doğrusal olmayan analizler gerçekleştirilmiştir. Bu analiz sonuçlarına göre binaların performans seviyeleri belirlenmiştir. Analizlerde kullanılan 11 adet yer hareketi kaydı, yakın ve uzak fay etkileri, Ülkemizin faylanma mekanizması gibi parametreler dikkate alınarak seçilmiştir. Seçilen ivme kayıtları, yatay elastik deprem spektrumuyla uyumlu olacak şekilde basit ölçeklendirme yöntemi ile ölçeklendirilmiştir. Yapının sonlu eleman modeli ve zaman tanım alanında doğrusal olmayan analizleri için Structural Analysis Program (SAP2000-2015), kesit analizleri ve moment eğrilik ilişkileri için RESPONSE2000 (RESPONSE2000, 2000) programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda, binada dikkate alınan farklı dolgu duvar oranları ve düzenleri için elde edilen, mod şekilleri, periyot değerleri taban kesme kuvvetleri, göreli kat ötelenmeleri ve yapı performansları seviyeleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Analizler neticesinde, dolgu duvarların periyot değerlerinde ve göreli kat ötelenmelerinde ciddi azalmalara neden olduğu ve binaları deprem performansına önemli katkılar sağladığı görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Türk sinemasında ürün yerleştirme: 1989'dan günümüze kadar en çok hasılat yapan filmlerin karşılaştırmalı içerik analizi
Tuğçe Balcı
Reklam kavramı insanlık tarihinde alışveriş yapma ile birlikte başlamıştır. Tarih boyunca mal kavramıyla ekonomik hayatın gelişmesiyle her dönemde karşımıza çıkmıştır. Ticaretin gelişmesi pazarlamanın var olmasıyla mal ve hizmetler hayatımızda artık zorunlu hale gelmiş ve reklam kendinin geliştirmek için farklı alanlara yönelmiştir. Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımızda daha fazla yer edinmiştir. Reklamcılık geliştikçe literatürüne yeni kavramlar eklemiştir. Ürün yerleştirme kavramı bu kavramlardan biridir. Gizli reklam olarak da ifade edilen bu kavram etkili bir yöntem olarak kabul edilir. Ürün yerleştirme film veya televizyon sektöründe karşımıza çıktığında göze çarpmayacak şekilde görülür. Ürün yerleştirme ile yeni çıkan bir ürünü tanıtmak, hayali bir ürünü piyasaya sunmak için ortam hazırlamak ve var olan ürünün reklamını yapmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu sayede de başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Televizyonda bir program ya da dizi izlenirken reklamlar çıktığında izleyiciler genel olarak diğer bir kanala geçmektedir. Tüketiciler bu reklam faaliyetlerine karşı olumsuz tutum sergilemektedirler. Bu geleneksel reklamlar tüketiciler üzerinde etkisini yitirmesi üzerine 'ürün yerleştirme' devreye girmiştir. Ürün yerleştirme; Ürünlerin sinema filmleri, bilgisayar oyunları, DVD, LCD, TV programları, müzik klipleri ve kitaplara yerleştirilmesi anlamına gelir. Sinema filmleri; ürün yerleştirmenin en başarılı uygulandığı alandır. Ürün yerleştirme etkili ve ucuz bir yöntemdir.Bu çalışmada Türkiye'de 1989'dan sonra gösterime giren en çok hâsılat yapan 20 yerli filmde uygulanan ürün yerleştirme stratejileri içerik analiz yöntemi ile incelenmiştir. Bu filmlerde hangi markalara yer verilmiştir ve bu markalar ekranda kaç saniye veya dakika yer almıştır bununla ilgili araştırma yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Havayolu taşımacılığında hizmet deneyimi ve marka deneyiminin, memnuniyet ve satın alma niyeti üzerindeki etkileri: Erzincan ilinde bir uygulama
Tuba Özatman
Gün geçtikçe yaygınlaşan modern tüketim anlayışıyla birlikte müşterilerin markalardan beklentileri işlevsel yarar sağlamaktan çok onları duygusal olarak markaya bağlayacak, heyecanlandıracak, kalplerine dokunacak unutulmaz deneyim yaşamak olmuştur. Çalışmada hizmet deneyiminin marka deneyimi üzerindeki etkisi araştırılarak müşterinin marka ve hizmet deneyimi algılarının bütünleştirilmesi ve davranışsal niyetlere olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma verileri Erzincan Havalimanından seyahat eden 350 yolcuya uygulanan anket ile elde edilmiştir. Veriler istatistik paket programlarında analiz edilmiş, hipotezler yapısal eşitlik modeli ile test edilmiştir. Araştırma neticesinde hizmet deneyiminin marka deneyimi ve memnuniyete, marka deneyiminin memnuniyet ve tekrar satın alma niyetine etki ettiği ancak hizmet deneyiminin tekrar satın alma niyetine etki etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
