Yazarlar
- Ahmet Özdemir(3)
- Ahmet Bayraktar(2)
- Bahadır Tercan(2)
- Bilal Gürsoy(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Burcu Sayın Okatan(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Emre Tosun(2)
- Emre Turan(2)
- Erdal Demir(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Fevziye Bekar(2)
- Furkan Şahin(2)
- Galip Usta(2)
- Gulzıpa Akyüz(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Gökhan Çaybaşı(2)
- Gülşah Ayvazoğlu(2)
- Hasan Yücel(2)
- Havva Nur Kobya(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kadir Çavuş(2)
- Kaşif Furkan Öztürk(2)
- Kemal Torpuş(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Mazhar Oyanık(2)
- Melikşah Turan(2)
- Meryem Akbulut(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Nurcan Şimşek(2)
- Nurdan Dizdar(2)
- Pınar Açıkgöz(2)
- Ramazan Aslan(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Uğur Demirel(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kurumsal itibarın ölçülmesi: Gümüşhane Üniversitesinin iç paydaşları tarafından algılanışı
Hande Taşlı
Bu çalışmada Gümüşhane Üniversitesinin iç paydaşlarının algılamaları bakımından kurumsal itibarı ve itibar oluşturma çabaları üzerinde durulmuş ve bir anket çalışması yapılarak çalışma desteklenmiştir. Gümüşhane Üniversitesi örneği üzerinden kurumsal itibar algısının incelendiği bu çalışmaya katılanlara araştırmanın anket soruları yöneltilmiş. ve sonuçları değerlendirilmiştir. Bu kapsamda çalışma evreni, Gümüşhane Üniversitesi öğrenci, akademik ve idari personeli olarak belirlenmiştir. Kolayda örneklem yöntemiyle belirlenen 710 kişiden oluşmaktadır. Bulguların analiz edilmesi sonucunda katılımcıların genel itibariyle Gümüşhane Üniversitesi'ne yönelik kurumsalllitibar. algıları istatistiksel olarakllyüksek düzeyde olumlullbulunurken, bunun yanı sıra bölümllldemografik değişkenlerine. göre katılımcılarınllkurumsalllitibar. algılarında istatistikillolarak. kısmen anlamlı bir. farklılık bulunmuştur. AnahtarlllKelimeler: Kurumsalllİtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi, Kurumsal İtibarın Ölçülmesi, Gümüşhane Üniversitesi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Lojistik 4.0 ekseninde en uygun lojistik bilgi teknolojisinin seçimi: AHS ve TOPSİS yöntemiyle değerlendirilmesi
Beytullah Sezgin
Lojistik sektöründeki Endüstri 4.0 uygulamaları Lojistik 4.0 olarak adlandırılmaktadır. Lojistik işletmelerin sürdürülebilir rekabet ve maliyet avantajı sağlayabilmesi için doğru bilgi teknolojilerinin kullanılması önemlidir. Bu çalışmada Lojistik 4.0 ekseninde kullanılan bilgi teknolojilerinin önceliklendirilerek Lojistik 4.0 teknolojik düzeyi en yüksek firmanın belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmada Lojistik 4.0 kapsamındaki bilgi teknolojilerinin sınırları çizilmeye çalışılmıştır. Çalışmada bilgi teknolojilerinin sıralamalarının belirlenmesinde Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS), lojistik firmalarının sıralanmasında ise Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution (TOPSIS) yöntemlerinden faydalanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre en uygun bilgi teknolojisi Yapay Zekâ ve teknolojik düzeyi en yüksek firma ise A'dır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Zemin su muhtevası ile elektrik direnci ilişkisi
Merve Tüzen
Bu tez çalışması kapsamında, Gümüşhane ili Merkeze bağlı Canca Mahallesi, Alemdar, Sargınkaya ve Tekke Köylerindeki belirli noktalardan zemin numuneleri alınarak, bir dizi laboratuvar deneyine tabi tutulmuştur. Numunelere ait zemin özelliklerinin belirlenmesi amacıyla laboratuvar ortamında her bir zemin numunesine ait su muhtevası ve elektrik direnç ölçümlerine ilaveten elek analizi, likit ve plastik limit deneyleri de yapılmıştır. Aynı zamanda elde edilen su muhtevası değerleri ile elektrik dirençleri karşılaştırılarak; zemine ait bu iki parametre arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır.Tüm bölgelerden alınan zemin numunelerinden elde edilen veriler kullanılarak yapılan analizlerde, su muhtevası ile elektrik direnci arasında en yüksek korelasyon katsayıları üs fonksiyonlarıyla elde edilmiştir. Alemdar bölgesine ait grafiklerden, R2 (korelasyon katsayısı) değerlerinin 0,2366-0,4271 arasında değiştiği görülmüş olup, yapılan değerlendirme sonucunda bu bölgedeki su muhtevası ile elektrik direnci arasında zayıf-orta şiddette korelasyon gözlenmiştir. Canca bölgesi için, su muhtevası ile elektrik direnci arasında yüksek-çok yüksek dereceli bir korelasyon olup, R2 değerleri 0,6521-0,8377 arasında değişmektedir. Sargınkaya bölgesine ait grafiklerden elde edilen R2 değerleri 0,004-0,7417 arasında değişmekte olup, iki parametre arasında çok zayıf-yüksek bir korelasyon söz konusudur. Tekke bölgesine ait grafiklerden elde edilen R2 değerleri ise 0,2849-0,7263 arasında değişirken, aralarında oldukça değişken (zayıf-yüksek korelasyon) bir korelasyon elde edilmiştir. Zeminlerde bulunan killerin cinslerine göre ilişkiler değerlendirildiğinde kaolinit kil içeren Canca ve Tekke zeminlerinde korelasyon katsayıları zayıf-çok yüksek düzeydedir. Diğer yandan, illit cinsi kil içeriğine sahip Alemdar ilişki zayıf-orta düzeydedir. İllit-simektit kil grubu içeriğine sahip Sargınkaya bölgesindeki zeminlerinde ise çok zayıf düzeyden yüksek düzeye kadar değişkenlik göstermiştir. Sonuç olarak; elde edilen tüm verilerin değerlendirilmesi ile dört bölge için de zemin numunelerine ait su muhtevası ve elektrik direnç değerleri arasındaki korelasyon katsayısındaki değişimlerin bölgelerden alınan farklı zemin örneklerinin jeolojik bileşimlerine bağlı olarak değişim gösterdiği sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Gümüşhane ilinde doğal olarak yayılış gösteren Dactylorhiza romana Subsp. georgica alttürüne ait yumruların biyolojik aktivitelerinin ve fenolik içeriğinin belirlenmesi
Deniz Kotiloğlu
Gümüşhane İli Kelkit İlçesi, göstermiş olduğu bitki çeşitliliği nedeniyle önemli bitki alanlarından biri olarak kabul edilmektedir. Orchidaceae familyasına ait farklı bitki türleri bu bölgede yoğun bir yayılış göstermektedir. Özellikle, Dactylorhiza romana subsp. georgica orkidesinin yumruları geleneksel yöntemler ile pek çok hastalığın hafifletilmesinde yerel halk tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmada, yerel halk tarafından kullanılan bu bitkinin biyolojik aktivitelerinin ve fenolik içeriğinin aydınlatılması ve böylece geleneksel kullanımının biyoteknolojik bir bakış açısıyla değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bunun için, farklı polaritelere sahip çözgenlerle (kloroform, etil asetat, metanol, etanol ve hekzan) hazırlanan yumru ekstrelerinin toplam fenolik ve flavonoid madde miktarları, toplam antioksidan kapasitesi ve antioksidan aktivitesi spektrofotometrik yöntemler kullanılarak; fenolik madde içeriği ise HPLC analizi ile belirlendi. Ayrıca, ekstrelerin 3 adet Gram (+), 3 adet Gram (-) bakteri ve 7 adet fungus (2 maya, 5 küf) olmak üzere toplam 13 mikroorganizmaya karşı antimikrobiyal aktivitesi disk difüzyon ve mikrodilüsyon yöntemleri ile belirlendi. En yüksek toplam fenolik madde miktarına (29.15±0.24 mg GAE/g ekstre), toplam flavonoid madde miktarına (6.97±0.25 mg QE/g ekstre), ABTS radikali giderme aktivitesine (89.49±0.83 mg AAE/g ekstre, 50.17±0.96 mg TE/g ekstre), DPPH radikali giderme aktivitesine (9.02±0.01 mg AAE/g ekstre, 12.58±0.08 mg TE/g ekstre) etil asetat ekstresinde rastlandı. Yumru ekstrelerinin toplam fenolik ve flavonoid madde miktarları ile antioksidan kapasite sonuçları arasında korelasyon bulundu. En yüksek fenolik içeriğe sahip olan etil asetat ekstresinde taranan yirmi fenolik bileşenden dokuz tanesi tespit edildi. En fazla bulunan fenolik bileşenin antimikrobiyal etkinliğiyle iyi bilinen benzoik asit (1455.3 µg/g ekstre) olduğu görüldü. Antimikrobiyal aktivite tayinlerinde ekstrelerin çalışmada kullanılan küflere karşı herhangi bir inhibisyon göstermediği tespit edildi. Disk difüzyon yönteminde çalışmada kullanılan ekstrelerin bazı bakteri ve mayalara karşı inhibisyon zonu oluşturduğu, öte yandan ekstrelerin bakterilerden ziyade daha çok maya türlerine karşı antimikrobiyal aktivite gösterdiği tespit edildi. En düşük MİK değeri kloroform ekstresinde mayalardan C. albicans ve C. tropicalis için 0.5125 mg/ml ve etil asetat ekstresinde C. albicans için 0.5125 mg/ml olarak tespit edildi. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, Dactylorhiza romana subsp. georgica orkidesinin yumru ekstrelerinin yüksek biyolojik aktiviteleri nedeniyle, biyoteknoloji alanında gıda ve ilaç endüstrilerinde doğal ve alternatif bir kaynak olarak kullanılma potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Antimikrobiyal aktivite, Antioksidan aktivite, Dactylorhiza romana subsp. georgica, Toplam fenolik, Toplam flavonoid
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Enterobacterıaceae analizi için tempo cihazı ile klasik metodun karşılaştırılması: Metot verifikasyonu ve ölçüm belirsizliği hesaplamaları
Osman Yahyaoğlu
Bu çalışmada, ISO 21528-2 standardının kullanıldığı klasik yöntem ve TEMPO hızlı test yöntemi olmak üzere iki farklı metotla çalışılarak Enterobacteriaceae analizi için metotların karşılaştırılması yapıldı. Hızlı test metodunun verifikasyon parametreleri ve ölçüm belirsizliği hesaplanarak alternatif metot olan TEMPO hızlı test yönteminin doğrulaması yapılmıştır. Tüm gıdaları temsilen standardın belirttiği gıda tiplerinden dört farklı matriks ile tekrarlanabilirlik, tekrarüretilebilirlik, geri kazanım, yeterlilik testi, logaritmik fark, ölçüm belirsizliği çalışmaları ve hesaplamaları yapılmıştır. Farklı 2 seviyede 6'şar tekrarlı ve 2 kişi tarafından çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalarda Tekrarlanabilirlik standart sapması Sr logaritmik olarak 0,05-0,25 değerleri arasında kalmıştır. Tekrarüretilebilirlik standart sapması SR logaritmik 0,09 olarak hesaplanmıştır. Ölçüm belirsizliği değeri dört farklı gıda ve yem tipi için sırasıyla logaritmik 0,0673 – 0,0680 – 0,0810 – 0,0547 – 0,0352 olarak hesaplanmıştır. Metotlar arası karşılaştırmada klasik yöntem ve cihaz ile elde edilen sonuçlar arasındaki maksimum fark logaritmik olarak 0,44 olarak tespit edilmiştir. Metotlar arasındaki korelasyon değerleri; süt 0,9385, dondurma 0,9589, fındık 0,9318, peynir 0,9378 ve balık yağı 0,9603 olarak hesaplanmıştır. Tüm gıdalar ve yemdeki korelasyon değeri 0,9283'tür. TEMPO hızlı test sisteminin klasik yöntemlerdeki gibi sonuçların doğru ve güvenilir olmasının yanı sıra çeşitli avantajları saptanmıştır. TEMPO hızlı test sistemi ile besiyeri hazırlama, ekim, sonuç değerlendirme ve hesaplama işlemlerinin cihazın kendi içinde yapılması ve bunların yanında doğrulama basamağının olmaması nedeniyle klasik metoda göre analiz süresinin kısaltılabilmesi ve çalışma kolaylığı sağlaması TEMPO test sisteminin önemli bir avantajı olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğruluk, Enterobacteriaceae, Kesinlik, Ölçüm belirsizliği, Standart sapma, Tekrarlanabilirlik, Tekrarüretilebilirlik, TEMPO, Verifikasyon
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Bryoria capillaris liken türünün antioksidan, antibakteriyel ve mineral içeriğinin araştırılması.
Hulusi Demir
Bir mantar ve bir alg ya da siyanobakteriden oluşan likenler; halk arasında tedavi amacıyla balgam sökücü, ağrı kesici, ateş düşürücü olarak veya gıda olarak tüketildiklerinde ise çay, yağ, baharat olarak farklı birçok kullanım alanına sahiptirler. Bryoria capillaris özellikle Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan en yaygın liken türlerindendir ve halk arasında un ve çay olarak kullanıldığı bilinmektedir. Gıdalarda yapılan çalışmalar sonucu hem sentetik antioksidanların toksik etkiye sahip olduğu gerçeği, hemde gıdaların bozulmasında veya bulaşma sonucu oluşan mikroorganizma faaliyetlerindeki artış nedeniyle geçmişten bugüne doğal antioksidanlar ve antimikrobiyal koruyucularla ilgili birçok çalışma bulunmakta ve her geçen gün daha da artmaktadır. Bryoria capillaris'in su ve etanol ekstratlarının antioksidan aktivitesini belirleyebilmek amacıyla, DPPH• giderme aktivitesi, ABTS•+ giderme aktivitesi, Fe3+- Fe2+ indirgeme kapasitesi, FRAP indirgeme kapasitesi, kuprik iyonları (Cu2+) indirgeme kapasitesi, total fenolik içeriği ve total flavonoid içeriği çalışılmıştır. Standart olarak BHA; BHT, -tokoferol ve troloks kullanılmıştır. Likenin antibakteriyel aktivitesi ise 7 bakteri suşu kullanılarak disk difüzyon yöntemi ile belirlenmiştir. Ayrıca 20 mineralin liken türündeki miktarları ICP-MS cihazı kullanılarak tespit edilmiştir. B. capillaris'in etanol ve su ekstraktlarının (1mg/mL) 20 µg/mL'deki absorbans değerlerinin sırasıyla; Fe3+indirgeme kapasitesi için (0.466±0.02; 0.149±0.025) olduğu ve etanol ekstraktının -tokoferole yakın bir giderme kapasitesine sahip olduğu, FRAP indirgeme kapasitesi için; (0.508±0.00; 0.347±0.003) olduğu, Cu2+indirgeme kapasitesi için (0.335±0.013; 0.173±0.009) olduğu ve etanol ekstraktının BHT'den yüksek ve -tokoferol kadar bir giderme kapasitesine sahip olduğu, ayrıca ekstraktların (10-30 µg/mL) ABTS•+giderme aktivitesi IC50 değerlerinin sırasıyla; (12.955; 39.373) olduğu ve etanol ekstraktının -tokoferol kadar bir aktiviteye sahip olduğu, DPPH• giderme aktivitesi değerlerinin ise; (53,786; 76,800) olduğu görülmüştür. Etanol ve su ekstraktlarının (1mg/mL); toplam fenolik ve flavonoid madde miktarları (µg/mg) sırasıyla (71.190±0.336; 40.952±0.673) ve (95.655±0.318; 25.505±0.158) olarak bulunmuştur. DMSO'da çözünmüş etanol/su ekstraktlarının 7 bakteri suşunda da zon oluşturduğu gözlenmiştir. DMSO'da çözünmüş etanol ekstraktı en iyi antibakteriyel etkiyi E. faecalis suşu, suda çözünen etanol ektraktı ise P. aeruginosa üzerinde göstermiştir. Çalışmamızda B. capillaris'in antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu, antioksidan enzim kofaktörleri olarak bilinen minarellerce (Fe, Zn, Mn) ve beslenme açısından önemli olan makro minerallerce (S, P, Mg, Na, Ca, K) zengin olduğu sonucuna varılmıştır. Türle ilgili yapılan çalışmalar çok sınırlı olduğundan çalışmamız; türle ilgili araştırmanın devamlılığı için gıda ve farmokoloji alanlarına yol gösterici olacağı ve katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Gıdalarda erüsik asidin eş zamanlı GC-MS / FID tayini için metot geliştirme ve validasyon çalışmaları
Dilara Erkmen
Omega-9 yağları olarak da bilinen Erüsik Asit oranının gıdalarda yüksek olması bazı sağlık risklerini ortaya çıkardığı düşünülmektedir. Literatür de Erüsik Asit seviyelerine maruz kalan insanların kalp damar rahatsızlıkları yaşamaları, miyokardiyal yağlanmaya duyarlı olmaları, diyabete yakalanma oranlarının arttığı ve böbreklerde az düzeyde boşaltım olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)' da Gıdalarda bulunan Erüsik Asit miktarlarıyla ilgili bazı düzenlemeler mevcuttur ve Ülkemizde de Erüsik Asit ile ilgili Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Tebliğinde gıdalarda % 5, bebek formüllü gıdalarda toplam yağ içeriğinin %1 olarak kısıtlanmıştır.. Ayrıca Türk Gıda Kodeksi Belirli Gıdalarda Erüsik Asit Seviyesinin Resmi Kontrolü İçin Numune Alma Ve Analiz Metodu Kriterleri Tebliği (TEBLİĞ NO: 2016/4) yayınlanmıştır.2016/4 nolu tebliğ çerçevesinde yapılan bu çalışmada eşzamanlı çalışacak olan GC-MS/FID analiz metodu geliştirilmiştir. Gıda analizlerinde matriks etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle de Erüsik asidin geliş zamanında başka analitlere ait piklerin gelme ihtimali vardır. Her ne kadar standart olarak Erüsik asit verilse de buna rağmen ; GC çalışma şartlarında değişiklik olmadığı için, analitin geliş zamanına göre karar verilir. Burada MS dedektör ile doğrulanması gereklidir. Erüsik Asit bulunan gıdaların yağları soxelet yöntemiyle ekstrakte edilmiş ve Ektrakte edilen yağların yağ Asitleri kompozisyonu ve Erüsik Asit miktarına bakılmıştır. Ürünler MS ve FID dedektör bulunan GC cihazına verilmiştir. Eş zamanlı olarak MS ve FID dedektörde tespit edilen Erüsik asidin MS dedektörde doğrulaması FID dedektörde ise hesaplaması gerçekleştirilmiştir. Bu metotta LOD, LOQ, tekarlanabilirlik, tekrarüretilebilirlik, geri alma, doğruluk çalışmaları yapılmıştır. Yapılan çalışmada LOD % 0.11, LOQ % 0.38 ve MDL % 0.11 olarak bulundu. Elde edilen bu değerlerin uygunluğu 5 farklı noktada kontrolu yapıldı. TGK 2016/4 Belirli Gıdalarda Erusik Asit Seviyesinin Resmi Kontrolü İçin Numune Alma ve Analiz Metodu Kriterleri Tebliği' ne göre verilen değerler LOD ≤1 g/kg (≤0,1 %); LOQ ≤5 g/kg (≤0,5 %) şeklindedir. Geri alma çalışmalarında geri alma oranları % 98.84 ile % 100.30 arasında değişmiştir. Yapılan çalışmada, geri kazanım iyi analitik performans göstermiştir ve elde edilen üç farklı konsantrasyondaki sonuçlar elde edilmiştir. tekrarlanabilirlik çalışmasında farklı konsantrasyonlardaki katı ve sıvı yağ çalışmaları için birleştirilmiş % RSDr(pool) sırasıyla % 1.66 ve % 1.40 olarak hesaplandı. Elde edilen bu sonuçlar %HRSDr olan % 1.91 değerinden küçük olduğundan yapılan çalışmanın uygun olduğu birleştirilmiş relatif standart sapma değerlendirmesi yapılmış oldu. Tekrar üretilebilirlik çalışmasında farklı konsantrasyonlardaki katı ve sıvı yağ çalışmaları için birleştirilmiş % RSDR(pool) sırasıyla % 2.13 ve % 2.51 olarak hesaplandı. Elde edilen bu sonuçlar %HRSDR olan % 2.88 değerinden küçük olduğundan yapılan çalışmanın uygun olduğu birleştirilmiş relatif standart sapma değerlendirmesi yapılmış oldu. Ölçüm sonuçlarını karşılaştırırken ve limitlere uygunluğu açısından karar verirken önemlidir. Erusik asit analizi ile ilgili validasyon çalışmasında ölçüm belirsizliği k= 2 %95 güven aralığında genişletilmiş belirsizlik ± % 0.60 olarak bulundu. Bulunan tüm sonuçlar Türk Gıda Kodeksi Belirli Gıdalarda Erusik Asit Seviyesinin Resmi Kontrolü İçin Numune Alma Ve Analiz Metodu Kriterleri Tebliğinde (Tebliğ No: 2016/4) verilen limitlerİ karşılamaktadır. Sonuç olarak; bu çalışmada Erusik asit bulunan ürünlerde yapılan analizlerin tespit edilmesindeki doğruluk oranı arttırılmış olup, eş zamanlı olarak Erusik asidin hem analizi hemde doğrulanması ile ilgili bir analiz metodu ortaya koyulmuştur. Bu analiz metodu Türk Gıda Kodeksi Belirli Gıdalarda Erusik Asit Seviyesinin Resmi Kontrolü İçin Numune Alma Ve Analiz Metodu Kriterleri Tebliğ (Tebliğ No: 2016/4) çerçevesinde eşzamanlı çalışacak olan GC -MS/FID 'de geliştirilmiştir. Validasyon çalışmaları yapılmış olan bu metodun Erüsik asit analizi yapan laboratuvarlar tarafından kullanılabilecek bir hale getirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Taze halde soğuk hava etkisine maruz lifli betonların mekanik özelliklerinin incelenmesi
Hasan Tunç
Geleneksel beton, tipik olarak yorulma, kavitasyon,(boşluk, oyuk, çukur), aşınma, çarpma dayanımı, çatlama sonrası yük taşıma dayanımı ve tokluk açısından zayıftır. Betonun bu özelliklerinin belirgin olarak gerektiği yerlerde, beton içine değişik malzemelerden üretilmiş ve teknik özellikleri yüksek liflerin katılması sonucu betonun zayıf özellikleri iyileştirilerek beton güçlendirilmiştir. Verimli ve doğru sonuçlar elde edebilmek için beton tasarımının önemli olduğu kadar, beton döküm koşullarında bir o kadar önem taşımaktadır. Beton dökümü sırasında; ortalama sıcaklığın art arda üç gün süre ile +5ºC'un altına düşmesi TS 1248 standardında soğuk hava olarak tanımlanmıştır. Birbirini izleyen 3 günden uzun bir süre içinde; günlük ortalama hava sıcaklığı 5 ºC'den az ise veya 24 saatlik bir sürenin yarısından daha fazla bir sürede sıcaklık 10 ºC'nin üzerine çıkmıyor ise, bu koşullar da yine soğuk hava koşulları olarak tanımlanmaktadır (ACI 306, 1997). Taze betonun döküldüğü ortamın sıcaklığı düşünce priz süresi uzar, hidratasyon yavaşlar ve dayanım kazanma hızı azalır, buna bağlı olarak da kalıp alma süresi de gecikir. Taze betonun ve içindeki suyun donmasıyla birlikte hidratasyon da durur. Don etkisine uğrayan beton çözülünce hidratasyon yeniden başlayabilir, ancak çimento hamuru-agrega ve çimento hamuru-donatı ara yüzeylerinde aderans büyük ölçüde azalır. Bu durum ise beton dayanımında düşüşe yol açar. Bu sebeplerden dolayı; Bu çalışmada; taze halde soğuk hava etkisinde üretilen lifli betonların mekanik özelliklerindeki, değişim incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, çelik ve polipropilen lifler eklenerek üretilen betonlar taze halde 0ºC, -5ºC ve -10ºC derecelerde soğuk havaya maruz bırakılmıştır. Soğuk hava etkisi ile mekanik özelliklerdeki değişimi kıyaslamak amacıyla laboratuvar şartlarında çelik ve polipropilen lifli örnekler üretilmiştir. Lif özelliklerinin mekanik özelliklere katkısını görmek amacıyla çelik ve polipropilen lifler, farklı uzunluklarda ve farklı oranlarda kullanılmıştır. Üretilen örnekler üzerinde eğilme dayanımı, basınç dayanımı ve enerji yutma kapasiteleri (tokluk) belirlenmiştir. Üretilen lifli betonlarda normal şartlar ve soğuk hava şartlarının mekanik özelliklere etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak, betonun maruz kaldığı sıcaklık değerinin değişimi ile mekanik özelliklere olumsuz etkisinin olduğu belirlenmiştir. Betonda kullanılan lif katkısının, mekanik özelliklere olumlu etki yaptığı görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Çerkeşîzâde Mehmet Tevfîk Efendi ve Akaid risaleleri
Aynur Atar
Çerkeşîzâde Mehmet Tevfîk Efendi XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde yaşamış önemli bir ilim adamıdır. Hem dini hem de beşeri ilimlerde çalışmalar yapan Çerkeşîzâde, Kelam, Felsefe, Arap Dili gibi pek çok alanda eser yazmıştır. Dolayısıyla Çerkeşîzâde'nin çok yönlü ve farklı dallarda yetkin bir ilim adamı olduğu söylenebilir. Ayrıca önemli bir devlet adamı olan Çerkeşîzâde hayatının çeşitli dönemlerinde pek çok devlet görevinde bulunmuştur. Çalışmamız Çerkeşîzâde'nin Osmanlı Türkçesi ile kaleme aldığı Miftâhu'l Akâid, el İtkân fî Tahkîki'l- İmân ve Meziyyet-i İslâmiyye adlı risalelerinde yer verdiği İslam inanç esasları ile ilgili görüşlerini ihtiva etmektedir. Bu bağlamda onun itikadi görüşleri ve yorumları sistematik bir şekilde incelenmektedir. Ayrıca söz konusu dönemde Çerkeşîzâde'nin Kelam ilmine yapmış olduğu katkılara değinilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Turizm işletmelerinde mantar yönetim yaklaşımı ve örgütsel bağlılığın değerlendirilmesi
Burcugül Şen
Mantar yönetim yaklaşımı (Mushroom Management) özellikle son zamanlarda literatürde yeni yeni bahsedilmekte olan bir yönetim yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, yönetim literatüründe, yöneticilerin genellikle ellerindeki bilgi ve tecrübeyi tek merkezde tutarak çalışanlar tarafından sorgulanmak ve eleştirilmek istenmediklerini ifade eden bir yaklaşımdır. Mantar yönetim yaklaşımı, tıpkı doğal mantar yetiştiriciliğinde olduğu gibi, mantarları karanlık bir ortamda bırakarak yeteri kadar ısı ve hava verilerek hasat almaya benzetilmektedir. Bu bağlamda, yöneticiler astlarına önemsendiğini hissettirecek bilgileri paylaşmakta fakat işletme için önemli olan bilgileri ve tecrübelerini paylaşmaktan kaçınmaktadır. Kısacası mantar yönetim yaklaşımını benimsemiş yöneticiler iş görenlerine hazır, üretim amaçlı bilgileri sorgulama ve yorum yapma, yeni fikirler oluşturma imkânı vermemektedir. Bu yönetim yaklaşımı son yıllarda eğitim, sağlık ve turizm gibi alanlarda da gündeme gelmeye başlamıştır. Bu çerçevede çalışanların örgütsel bağlılık algıları sonucunda, işletme içindeki sorumluluklarını yerine getirme olasılığının olduğu gibi mantar yönetiminin uygulanması durumunda sorumluluklarını yerine getirememe olasılığının da göz önünde bulundurulması gerekir. Bu araştırmada, turizm işletmelerinde çalışan bireylere yönelik uygulandığı düşünülen mantar yönetim yaklaşımının, örgütsel bağlılık üzerinde etkisinin olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda otel işletmelerinde çalışan toplam 353 çalışana anket uygulanmıştır. Ankete katılanların örgütsel bağlılık ve mantar yönetim yaklaşımı arasındaki etki regresyon analizi ile belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, ankete katılan çalışanların örgütsel bağlılık ve mantar yönetim yaklaşımı algılarının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada mantar yönetim yaklaşımının, örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin tespitine yönelik uygulanan regresyon analizi sonuçlarına göre ilgili değişkenler arasında düşük düzeyde bir etkinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın literatürde yeni gündeme gelmeye başlayan bir araştırma olması ve özellikle turizm sektöründe daha önce benzer bir araştırmaya ulaşılamaması sebebiyle özgün bir yönü olduğu, ilerideki araştırmalar ve literatür için önemli bir kaynak teşkil edeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Mantar Yönetimi, Örgütsel Bağlılık, Turizm Sektörü, Yönetim.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Adduddaif Adnan Tortumi'nin te'lif ettiği Silsile Name-i Nakşibendi el Halidi el Müceddidi adlı eserin incelenmesi
Erdal Avcı
Bu çalışmada Adnan Tortûmî'nin Silsilenâme-i Nakşbendî El-Hâlidî El-Müceddidî adlı eserin çeviri yazılı metnine yer verilmiştir. Çeviri yazılı metinden önce faydalı olacağı düşüncesiyle tasavvuf, tasavvuf silsileleri, bazı kavramlar ve önemli şahıslar hakkında ana hatlarıyla malumat sunulmuştur. Bu çalışmada eserin çeviri yazılı metni verilirken temel çeviri teknikleri kullanılmıştır. Ayrıca şahıslar ve kavramlar hakkında bilgi verilirken temel dökümantasyon tarama ve analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu bağlamda giriş bölümünde ve birinci bölümde dökümantasyon tarama yöntemi ile şahıslar ve kavramlar hakkında bilgi toplanarak, bilgiler analiz edilmiştir. İkinci bölümde ise akademik çeviri yöntemi ile eser titiz bir şekilde çeviri yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Hatîb el-Bağdâdî'nin el-Faslü Li'l-Vasli'l Müdreci fi'n-Nakl adlı eserininin ilk babında yer alan rivayetlerin incelenmesi(1-19)
Ahmet Alpşahin
Bu çalışmada Hatîb el-Bağdâdî'nin "el-Fasl" adlı eserinde yer alan 19 rivayet, idrac açısından incelenmektedir. Rivayetler incelenirken temel hadis kitaplarından, tarih, tabakât ve cerh-ta'dîl kitaplarından ve müdrec hadisle ilgili diğer kitaplardan yararlanılmıştır. Hatîb'in hayatı, eserleri, hocaları, öğrencileri ve ilmi kişiliği hakkında bilgi verilmiş ayrıca müdrec hadisler hakkında bazı bilgiler sunulmuştur. Tez çalışmamızda nitel araştırma yöntemleri kullanılmış olup idraclı rivayetlerin tespiti ve idraca sebep olan râvinin durumu hakkında bilgi edinmek için dökümantasyon taer-Remâ yöntemi ile idraclı rivayetlerin diğer versyonları ve idraca sebep olan râvi hakkındaki bilgiler tespit edilmiştir. Tespit edilen rivayetler analiz yöntemi ile incelenerek bir sonuca varılmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Nüzûl öncesi dönemde ve Kur'an'da kurban
Ümit Güler
Çalışmamız, Kuran'da yer alan kurban âyetlerini ve müfessirlerin yorumlarını dikkate alarak âyetleri tahlil etmeyi amaçlamaktadır. Hak veya batıl olsun genelde bütün dinlerin ve dini kaynaklı olduğunu iddia eden tüm sistemlerin, kendine özgü farklılıkları olmakla birlikte kendilerine ait kurban ritüelleri bulunmaktadır. Cahiliye döneminde de kurban bir ibadet olarak uygulanmaktadır. Bu dönemin insanı şirk içeren tüm unsur ve davranışları diğer ibadetlerine karıştırdıkları gibi kurban ayinlerine karıştırmaktadır. Kur'an- Kerim ise kurban ibadetini tevhid ve takva odaklı bir ibadet haline gelmeyi amaçlamaktadır. Kuran'ın üzerinde önemle durduğu konulardan biri de kurbandır. Kur'an birçok âyette kurbanı değişik isimler altında sunmaktadır. Kur'an'ın bazı âyetlerinde kurban 'hedy' ve 'nüsük' kavramı ile ifade edilirken bazı diğer âyetlerinde 'büdün' ve 'nahr' sözcükleriyle anlatılmaktadır. Hatta bahsedilen âyetler kurbanı doğruca Allah'a bağlamaktadır. Bu bağlamaktan kasıt, kurban ibadetine 'Allah'ın şiarı' unvanı verilmektedir. Âyetlerde 'Allah'ın şiarı' şeklinde kurbanlıklardan ve kurbanlık hayvanın gerdanlıklarından söz edilmesi bahsedilen önemi artırmaktadır. Bu önem ve vurgu kurban ibadetini daha da etkili bir hale getirmektedir. Kur'an-ı Kerim, inananları takva konusunda uyarmaktadır. Bu uyarı kurbanlık hayvanların etinin ve kanının Allah'a ulaşmayacağı konusunda insandan takvalı hareket etmesini istemek süretiyle birkez daha hatırlatılmaktadır. Allah, insanın kurban ibadetiyle takvaya ulaşacağı ve takva hususunda da Allah'a daha yakın olabileceği mesajını vermektedir. Bu emir ve tavsiyeler, Kur'an'ın kurbana verdiği özel değerin ve kurban ibadetinin hikmet ile sırlarının çok net belirtisidir. Bu hikmet ve sırlara bir derece temas etmek ve insanın hayat kı¬lavuzu olan Kur'an'ın bu konudaki beyanlarını müfessirlerin tesbitleriyle ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu nedenle "Nüzûl Öncesi Dönemde ve Kur'an'da Kurban" adlı bu çalışmayı hazırlamış bulunmaktayız.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019İman-amel münasebeti bağlamında Ebu Hanife-mürcie mukayesesi ve mürciî anlayışın Sünni pratiğe yansımaları
Zeynep Şeren
Çalışmamız, iman ve amel münasebetini özellikle Ebu Hanîfe ve Mürcie'nin görüşleri etrafında ele almaktadır. Onlara göre iman, tasdik ve dil ile ikrardır. Ameller ise imana dâhil değildir. İmanın, kalbin tasdiki ve dilin ikrarı olduğu hususunda aynı şeyi savunmalarına karşın Ebu Hanîfe'nin, amel konusunda Mürcie kadar katı ayrımcılığı kastetmediği kendi ifadelerinden anlaşılmaktadır. O, iman-amel arasındaki önemli ve ayrılmaz bağı korumaya çalışmış, imanın bireyi tüm yönleriyle kuşatan, eğiten ve koruyan etkilerine gerekli önemi vermiştir. Buna rağmen "mâsiyetlerin imana zarar vermediğini" iddia eden Mürciîler'den olmak ile itham edilmiştir. Çalışmamızda Ebu Hanîfe'ye atfedilen bu ithamın muhtemel sebeplerine yer verilerek konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Amellerin hafife alınmasına imkân veren Mürciî iman nazariyesinin sonuçları günümüzde de bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma vasıtasıyla iman-amel arasındaki ilişkinin niteliği incelenmiş, Mürciî nazariyenin olumlu ve olumsuz sonuçları araştırılarak günümüz iman-amel anlayışında görülen kayıtsızlığa Mürciî nazariyenin etkisinin olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Muhasebe dersi alan öğrencilerin öğrenme stillerine göre öğrenim tercihlerinin belirlenmesine ilişkin bir araştırma: Gümüşhane Üniversitesi örneği
Gülsüm Akelma
Araştırmada, öğrencilerin kişisel özelliklerinin farklı olması dikkate alınarak, muhasebe öğrenim ve öğretiminde hızlı, kolay ve kalıcı bilgi için, öğrencilerin kişisel özellikleri ve yeteneklerine en uygun öğrenme stil tercihlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında, Gümüşhane Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde muhasebe eğitimi almakta olan 201 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma da öğrencilerin öğrenme stillerini tespit etmek amacıyla, Kolb Öğrenme Stili Envanteri kullanılmıştır. Bu envanter de öğrenme stilleri: değiştiren, özümseyen, ayrıştıran, yerleştiren olarak dört gruba ayrılmış olup bu stiller muhasebe eğitimi alan öğrenciler bağlamında değerlendirilmiştir. Uygulanan anketlerden elde edilen veriler ise SPSS 20 programı ile analiz edilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Muhasebe dersi alan öğrencilerin öğrenme stillerine göre öğrenim tercihlerinin belirlenmesine yönelik analiz sonucuna göre; Gümüşhane Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde eğitim gören öğrencilerin ölçek sorularına verdikleri cevaplar sonucunda büyük çoğunluğun ayrıştıran öğrenme stiline sahip olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme stilleri, Muhasebe Eğitimi, Öğrenciler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Savunma sanayi harcamaları ve makro ekonomik değişkeler arasındaki ilişki; Kırılgan ülkeler örneği
Ömer Çakır
Savunma sanayi ve savunma harcamaları ile ilgili geçmişten günümüze birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmaları incelediğimizde daha çok savunma harcamalarının büyüme ve kalkınma ile olan ilişkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Genelde ülke grupları değişkenlik gösterdiği için ülke bazında farklı sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmada savunma yapılan harcamaların kırılgan ülkelerin makro ekonomik değişkenler üzerinde ilişki ortaya koyulmaya çalışılacaktır. Bu ilişkiyi ortaya koymak için ekonometrik yöntemler kullanılarak ilişkinin yönü derecesi belirlenecektir. Sonuç olarak çalışılacak kırılgan ülkelerin savunmaya yaptıkları harcamaların bu değişkeler deki olumlu olumsuz yönleri ortaya çıkarılarak çözüm yolları üretilmeye çalışılacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Savunma sanayi Ar-Ge merkezlerinin performanslarının entropi ve aras yöntemleri ile değerlendirilmesi
Seda Salman
Çalışmanın amacı, Türkiye Savunma Sanayinde faaliyet gösteren Ar-Ge merkezlerinin performanslarının değerlendirilmesidir. Bu doğrultuda 7 farklı firmaya ait 12 Ar-Ge merkezinin verileri ile gerçekleştirilen çalışmada öncelikle literatür araştırması ve uzman görüşleri doğrultusunda Ar-Ge merkezlerinin performansını etkileyen kriterler belirlenmiş ve Entropi yöntemi kullanılarak bu kriterlerin ağırlık değerleri tespit edilmiştir. Daha sonra, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) tekniklerinden olan ve son zamanlarda birçok araştırmacı tarafından kullanılan ARAS yöntemiyle çalışma kapsamında ele alınan alternatifler sıralanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, en yüksek ağırlığa sahip olan kriter, Ar-Ge gelirleri (0,0503), en düşük ağırlığa sahip olan kriter ise Ar-Ge harcamaları (0.3726) iken A9 alternatifi en yüksek performansa sahip Ar-Ge merkezidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Osmanlı'dan Cumhuriyet'e sanayileşme sürecinde özel sektörün durumu (1880-1939)
Ahmet Fırat
15. yüzyılın ortalarından 17. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı Devleti, Lehistan Krallığı ile birlikte Baltık Denizi'ne kadar uzanarak Dünya genelinde hâkimiyet kurmuştur. 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nı sona erdiren Küçük Kaynarca Antlaşması ile birlikte Osmanlı Devleti'nde önemli toprak kayıpları meydana gelerek 18. yüzyıldan itibaren İmparatorluk Avrupa ülkelerine nisbeten gerileme sürecine girmiştir. Bu gelişmeler büyük ölçüde Sanayi Devrimi'ne bağlıdır ve Osmanlı Devleti Avrupa ile rekabet edebilecek bir sanayileşme gerçekleştirememiştir. Ancak, Osmanlı Devleti sanayi toplumu haline gelmemiş olsa dahi, devletin klasik çağlarından beri, geleneksel teknolojilerle özellikle silah, askeri gereç ve giyim eşyaları üretilen tesisleri vardır. Devlet tarafından özel teşebbüs, imtiyazlar aracılığı ile yatırımlara yönlendirilmiştir. Kurulan sanayi teşebbüslerinin birçoğu Cumhuriyet Dönemi'ne devredilerek devlet öncülüğünde yatırımlara girişilmiştir. Sermaye birikimi, kalifiye eleman ve hammaddenin yetersizliği, devlet ve özel girişim fabrikalarının başarı düzeyini düşürmüş olsa da, önemli sanayi kuruluşları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Osmanlı'dan Cumhuriyet'e sanayileşmenin, özel girişimciliğin ve yabancı sermayenin durumu ile imtiyaz sisteminin işleyişi Osmanlı arşiv belgelerindeki örnekleriyle birlikte anlatılmıştır. Bu kapsamda neler yapıldığı, dönemler halinde özel teşebbüsün ne durumda olduğu, nasıl bir gelişme gösterdiği ve hangi aşamalardan geçtiği incelenmiştir. II. Abdülhamid-II. Dünya Savaşı (1876-1939) arası dönemde verilen imtiyazlar, sağlanan teşvikler ve uygulamaya konulan sanayi planlarına rağmen sanayileşme ve kalkınma hamleleri yoluyla arzu edilen milli bir burjuvazinin oluşturulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Konut pazarlaması: Gümüşhane ilinde tüketicilerin konut satın alma davranışlarını ölçmeye yönelik bir uygulama
Özlem Şibil
Bu çalışmanın amacı, mülkiyet özellikleri, mülkiyet görünümü, mülkiyet çevresi ve batıl inanç olmak üzere dört bağımsız değişkenin konut satın alma niyeti üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmada ayrıca demografik faktörlerin konut satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olup olmadığı da incelenmiştir. Bu çalışmaya ait veriler yüz yüze anket yönteminin ''elden bırakılan anketler'' biçimiyle toplanmıştır. Gümüşhane'de konut satın almak isteyen (serbest meslek, memur, esnaf, işçi, sözleşmeli personel, diğer çalışanlar, emekli ve ev hanımlarından oluşan) tüketicilere 600 anket dağıtılmış olup 522'i analize uygun bulunmuştur. Anket yoluyla toplanan verilerin analizinde Sosyal Bilimler için İstatistik Paketi (SPSS 22) yazılımı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenilirlikleri Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi ile test edilmiştir. Ölçeklerin geçerliliklerinde ise Faktör Analizi kullanılmıştır. Araştırmada iki örneklem grubu arasında ortalamalar açısından fark olup olmadığını belirlemek amacıyla "t testi" ve ikiden çok örneklem arasında ortalamalar açısından fark olup olmadığını tespit etmek amacıyla "Anova testi" uygulanmıştır. Son olarak araştırma hipotezlerini ölçmek amacıyla Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Analiz bulgularına göre mülkiyet özellikleri, mülkiyet görünümü, mülkiyet çevresi ve batıl inanç değişkenlerinin konut satın alma niyeti üzerinde olumlu yönde bir etki tespit edilmiştir. Demografik faktörlerin konut satın alma niyeti üzerindeki etkisi incelendiğinde ise cinsiyet, medeni durum, yaş, gelir grupları ve sahip olunan mülk sayısının konut satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olduğu; öğrenim durumu ve mesleğin konut satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olmadığı bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Eğitim binalarının acil durumlar açısından değerlendirilmesi ve güvenilirlik düzeylerinin arttırılmasına yönelik model tasarımı
Saim Demirel
Acil durumlardan eğitim kurumları da etkilenmekte ve eğitim-öğretime ara verilmek zorunda kalınabilmektedir. Eğitim kurumlarının acil durumlarda güvenli hale getirilmesi hem kişiler açısından hem de eğitimin devamı açısından önemlidir. Mevcut çalışmalar sonucunda gözlemlenen eksikliklerden dolayı bu çalışmanın amacı eğitim kurumlarının eksikliklerinin giderilerek daha güvenli hale getirebilmektir. Bu tezde de eğitim binalarının daha güvenli hale getirilmesi için irdeleme yöntemi kullanılarak ulusal ve uluslararası aynı konuda yapılan araştırmalar, yönetmelikler, kanunlar incelenmiştir. İnceleme sonucunda tasarlanan kılavuz içerisinde 8 ana başlık oluşturulmuş oluşturulan genel başlıklar, yapısal ve yapısal olmayan, güvenlik, çevresel, yangın, tahliye, sağlık, elektrik ve genel başlıklarıdır. Toplamda 120 soruluk değerlendirme kriterleri belirlenmiştir. Örnek olarak belirlenmiş olan okul üzerinde kılavuz uygulanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda değerlendirme yapılabilen 100 kriterden 52 kriter olumlu ve 48 kriterde olumsuz olarak değerlendirilmiştir. Oluşturulan bu değerlendirme kılavuzu ile kurumları daha güvenli hale getirebilmek hedeflenmiştir. Bu çalışma bundan sonra aynı konu üzerindeki çalışmalara yol gösterici olacağı beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Acil Durum, Acil Durum Yönetimi, Eğitim Binaları.
