Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Analysis of Sector Based Energy Consumption Rates of OECD Countries with Louvain Clustering

    Şimşek, Ahmet Bahadır

    This study examines the shares of sectors (agriculture, services, industry, transportation and other sectors) in total energy consumption in OECD countries for the period 2011-2020 using Louvain cluster analysis. Energy consumption is an important development indicator and provides important information about the development of countries. In particular, the analysis of the shares of energy consumption of main sectors such as agriculture, services, industry and transport sectors can provide important information about a country's economic diversity, level of industrialization and economic focus. Cluster analysis can provide important insights by identifying countries with similar energy consumption patterns. Louvain cluster analysis was preferred in this study. Louvain clustering has the advantage of being fast and dealing with noise compared to K-means and Hierarchical clustering methods. The results of the study are evaluated from two perspectives. The first one is the inferences obtained from the descriptive statistics of the data set and the second one is the inferences obtained from the clustering analysis. The results of the cluster analysis emphasize the insights offered by the cluster changes in the temporal dimension and the formation of year-based clusters. In addition, the insights provided by the clustering results for Türkiye are evaluated.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2024
    Traditional and Geographical Indication Labelled Dry Beans Prices Received By Farmers: An Evaluation According to Product Quality and Spatial Properties

    Adanacioglu, Hakan; Doğan, Nilgün

    It has become common to increase the market power of commodities by protecting the features of the products specific to the region with the GI label. There are many gastronomic products registered with GI in the province of Gümüşhane and one of them is Kelkit Dry Beans, which was registered by the Turkish Patent Institute (TPE) in 2020. This seedis registered with its white colour and pink spots on it, with its distinctive features compared to other dry bean seeds. In recent years, local farmers have been producing with impure dry bean seeds, which they obtained from the surrounding regions and have higher yield characteristics, the dried beans produced with this seed differ from the beans produced with the local seed with its pinkish coloration and elliptical grain feature. In order to turn the product value of Kelkit Dry Beans produced with local seeds into an advantage, examining the prices received by the farmers according to their quality characteristics and comparing them according to spatial characteristics constituted the focus of this study. For both farmer groups, dry bean sales amount, prices and distance to the sales point were examined according to the product grade, which is the factor determining the quality in 2020 and 2021. According to the findings of this study, there is no expected difference between the prices received by the farmers. However, the results of the analysis show that there is a positive and strong relationship between the product quality and the average sales price obtained.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Biogenic Iron Oxide Nanoparticles Based on Algal Biofilm Formed in the Wastewater Treatment Plant and Their Dye Removal Performance

    Baltaci, Cemalettin; Akar, Bülent; Karpuz, Omer; Demirel, İlyas Taner; Gülbahar, Esma

    In the field of environmental pollution removal, bioremediation plays a crucial role in removing or converting toxic substances from the environment. Bacteria, yeasts, molds, algae, and plants are widely used in bioremediation events. Recently, green-synthesized nanoparticles have also been employed in bioremediation applications. In this study, iron oxide nanoparticles (FeONPs) were synthesized from algal biofilms that are naturally formed in the settling ponds of the Gümüşhane Municipality Wastewater Treatment Plant. These biological nanoparticles were utilized to investigate their adsorption efficiency for water-polluting dyes such as methylene blue (MB), malachite green (MG), and phenol red (PR). The synthesized FeONPs were characterized using Fourier transform infrared spectroscopy (FTIR) scanning electron microscopy (SEM), energy-dispersive X-ray spectrometry (EDX), and X-ray diffraction (XRD). To test their efficacy, MB, MG, and PR dye solutions were treated with 5.0, 10.0, and 20 g/L FeONP concentrations. The remaining dye concentrations were quantified with a UV-VIS spectrophotometer after filtration. The results showed that FeONPs obtained from algal biofilms effectively removed MB, MG, and PR, with the highest efficiency observed for PR.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Sakkarozun Enzimatik Olarak Hidrolizinin Optimizasyonu

    Gül, A.Kadir; Tanyıldızı, Muhammet Şaban

    Nişasta kaynaklı glukoz şurupları endüstriyel uygulamalarda geniş bir paya sahip olmasına rağmen temelde sağlıkla ilgili tartışmalar tüketicilerde sakkarozun kullanımını öne çıkarmaktadır. Sakkaroz, asitleştirme veya enzimatik yöntemlerle invert şekerler adı verilen glukoz ve fruktoz monomerlerine hidroliz edilebilirler. Bu yöntemlerden enzimatik hidroliz işlemi geleneksel kimyasal proseslere göre daha düşük sıcaklıklarda gerçekleşmesi ve daha az toksik atık üretmesinden dolayı endüstride tercih edilen bir yöntemdir. Bununla birlikte, hidroliz işleminde kullanılan enzimler genellikle yeniden kullanımı zor ve stabilitesi düşük moleküller olup, üretim maliyetlerinin yüksek olması endüstriyel ölçekte uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Bu çalışmanın amacı sakkarozun invertaz enzimi yardımıyla hidrolizinde önemli olan bağımsız değişkenlerin sakkaroz dönüşüm oranı, hidrolizi verimi ve toplam indirgen şeker konsantrasyonu üzerine etkisinin Merkez Kompozit Dizayn (MKD) deneysel tasarım yöntemi kullanılarak detaylı olarak belirlenmesidir. MKD ile gerçekleştirilen deneylerde incelenen bağımsız değişkenler ve cevap değişkenleri arasında enzim aktivitesini de içeren model bir denklem oluşturulmuştur. Bağımsız değişkenlerin incelenen aralıkları içerisinde, matematiksel model ifadenin hem indirgen şeker konsantrasyonu hem de dönüşümün maksimum olduğu şartlar için yapılan optimizasyon işlemi sonucunda; sakkaroz konsantrasyonu 190,16 g/L, enzim aktivitesi 55,36 U/mL, sıcaklık 33,46 oC, reaksiyon süresi 131,10 dk ve karıştırma hızı 120,86 rpm olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, sakkarozun enzimatik hidrolizi için verimli çalışma koşulları belirlenmiştir.

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Sağlık Bilimleri Fakültesinde Öğrenim Gören Öğrencilerin İşsizlik Kaygısı Düzeylerini Belirlemesi: Kesitsel Araştırma

    Aslan, Ramazan; Göktekin, Zekiye; Yıldız, Eyyüp

    Bu araştırmanın amacı, kamuda istihdamı olan bölümler ile istihdamı olmayan bölümlerde okuyan öğrencilerin iş bulma kaygısı ve bu kaygıyı etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Araştırmanın evrenini Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Acil Yardım ve Afet Yönetimi (AYAY), Sağlık Yönetimi (SY) ve Hemşirelik bölümlerinde öğrenim gören tüm öğrenciler oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında anket yöntemi kullanılmış, kolayda örnekleme yöntemi seçilmiştir. 294 (%70,3)’ü kadın, 194 (%29,6)’ü erkek olmak üzere toplam 418 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcıların %,84,6’sı KPSS’ye girmeyi düşündüğünü belirtmiştir. İkili ve çoklu karşılaştırmalar sonucunda, kaygı düzeyi en yüksek olan öğrencilerin kamu istihdamı olmayan Sağlık Yönetimi bölümünde olduğu, Aile gelir düzeyi iyi olan veya yabancı dil bilen öğrencilerin daha az kaygılı oldukları, AYAY bölümünde kadınların daha kaygılı olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Tuhfe Literatürüne Ek: Şerîfî-zâde Âlî ve Resm-i Âlî Adlı Türkçe-Arapça Manzum Sözlüğü

    Doğan, Hasan

    Genelde İslam medeniyetinin, özelde ise Osmanlı kültür ve edebiyatınının gelişip şekillenmesinde Arapça ve Farsça gibi dillerin önemli etkisi olmuştur. Bu öneme binaen Osmanlı medreselerinde öğretilen ve öğrenilen dillerin başında Arapça ve Farsça başta gelmektedir. Söz konusu dillerin daha kolay öğrenilmesini ve yeni öğrenilen dildeki kelime hazinesinin geliştirilmesini amaçlayan şiire meraklı bazı âlimler şiir dilinin imkânlarından faydalanarak bazı eserler vücuda getirmişlerdir. Manzum sözlük veya tuhfe adı verilen manzum eserler de bu gayretin neticesinde ortaya çıkmıştır. Bir dili Türkçe olan bu eserler Arapça, Farsça, Hintçe, Urduca, Kürtçe, Sanskritçe, Peştunca, Taberice, İngilizce, Almanca, Fransızca, Bulgarca, Rumca, Ermenice, Boşnakça ve Arnavutça gibi dilleri ihtiva etmektedir. Öte yandan Osmanlı sahasında en fazla manzum sözlüğün Arapça ve Farsça ile ilgili olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın konusu olan Resm-i Âlî adlı manzum sözlük de Türkçe-Arapça tuhfeler arasındadır. XVIII. yüzyıl şairlerinden Kulalı Şerîfî-zâde Âlî tarafından kaleme alınan Resm-i Âlî, 1177/1763 yılında tamamlanmıştır. 498 beyitten müteşekkil olan sözlükte 1790 civarında Arapça kelimenin anlamına yer verilmiştir. Bu makalede, tespit edilebilen iki nüshasından hareketle söz konusu manzum sözlük şekil ve muhteva açısından incelenmiş ve müellifinin biyografisi ortaya konmaya çalışılmıştır. Ekte ise Resm-i Âlî’nin transkripsiyonlu metni verilmiştir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Participation of urea application stages on flour quality in bread wheat

    Barut, Hatun; Aykanat, Sait; Bahar, Bilge; Baltaci, Cemalettin; Köseoğlu, Berra

    Laboratory studies, which field trial was conducted in the 2020-2021 growing season at the Eastern Mediterranean Agricultural Research Institute, were conducted at Gümüşhane University. In this study, the findings showed that urea was used as the top fertilizer in different growth stages of the 'Yakamoz' bread wheat cultivar used as material, and the effects of urea application periods and flour type, on the quality traits, such as dry matter, ash, protein, acidity, fresh and dry gluten, gluten index, sedimentation, and falling number were investigated. For this purpose, in addition to the control application, tillering, stem elongation, milky and dough stages were chosen as urea application periods. Laboratory studies were carried out in randomized plots using the split-plot design with three replications. In the present study, all quality traits showed statistically significant differences for urea application periods; these values were ranged as follows: Dry matter: 90.20-90.77%, ash: 1.037-1.213%, protein: 14.01-15.15%, acidity: 0.037-0.056%, wet gluten: 41.49-43.67%, dry gluten: 14.75%-15.46, gluten index: 69.28-80.38%, sedimentation: 20.0-21.0 mL, late sedimentation: 23.5-29.8 mL and falling number: 753.8-881.7 s. In addition, other quality parameters except dry matter, protein and sedimentation changed statistically for flour type. Accordingly, whole wheat flour for ash (1.443%), acidity (0.051%) and gluten index (82.53%); white flour showed high values for wet (44.90%) and dry (15.96%) gluten, late sedimentation (35.60 mL) and falling number (836.4 s). As a result, while applying urea as a top fertilizer, it is recommended to choose the stem elongation stage for high gluten index, delayed sedimentation and protein, and the dough maturity stage for high dry matter. It would be appropriate to represent more genotypes and different nitrogen sources in further studies to be more inclusive.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Güven ve vergi uyumu ilişkisinde gücün düzenleyicilik etkisi: gümüşhane vergi mükellefleri üzerine bir araştırma

    Uğur, Candan Yılmaz

    Vergi mükellefleri ile vergi idaresi arasındaki etkileşimin vergi uyumu üzerindeki etkisi Kirchler, Hoelzl ve Wahl (2008) tarafından geliştirilen Kaygan Zemin Yaklaşımı (Slippery Slope Framework) çerçevesinde tartışılmaktadır. Kaygan Zemin Yaklaşımı’nın temel varsayımı, idarenin gücü ve idareye duyulan güven arasındaki dengenin vergi uyum düzeyinin temel belirleyicisi olduğudur. Bu araştırmada Kaygan Zemin Yaklaşımı çerçevesinde güven duygusunun vergi uyumu üzerindeki etkisinin güç tarafından düzenlenip düzenlenmediği incelenmiştir. Veriler anket yöntemi aracılığıyla Gümüşhane’de faaliyet gösteren 148 gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden elde edilmiştir. PROCESS Makro Model 1 aracılığıyla ulaşılan analiz sonuçları, güvenin vergi uyumu üzerindeki etkisinde gücün düzenleyicilik etkisinin olmadığını göstermiştir. Ancak güç algısının düşük olduğu bireylerde; düşük düzey güven algısı ile yüksek düzey güven algısı arasındaki farkın vergi uyumu üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu bağlamda vergi uyumluluğunu artırmak isteyen vergi otoritelerinin güç ile ilgili yaptırımlarından ziyade, diğer faktörlere odaklanması gerekmektedir. Nitekim Kaygan Zemin Yaklaşımı’nda vergi kayıp ve kaçaklarının en aza indirilmesi ve kamusal ihtiyaçlarının karşılanması için vergi gelirlerinin artırılması, mükelleflerin güven ve adalet algılarının yükseltilmesine de bağlıdır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Avrupa Birliği İklim Değişikliği Politikası: Politik Fırsatlar İçin İtici ve Destekleyici Faktörler

    Ugur, Omer; Efşan, Nur Çelik

    Kuruluşundan bugüne entegrasyon amaçlarını ekonomik alanla sınırlı bırakmayarak genişleten AB’nin çevreci adımları 1987 Avrupa Tek Senedi’yle ete kemiğe bürünmüş ve çevre konusu resmen AB’nin ortak politikası haline gelmiştir. AB’nin çevre politikası oluşturma arzusu normatif amaçlar taşımakla kalmayıp bir Birlik stratejisi olarak yerini almıştır. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı AB çevre politikasının gelişim sürecinin AB bütünleşme sürecindeki önemini ortaya koymaktır. Çalışmada çevre politikalarının yalnızca normatif bir amaca hizmet etmediği, AB’nin ekonomik ve siyasi bütünleşme sürecine de katkılar sunan stratejik bir alan olduğu açıklanmaktadır. Çalışmanın evreni AB olup, örneklemi iklim değişikliğinde politik fırsatlar için itici ve destekleyici faktörlerdir. Ele alınan itici faktör parametreleri; normatif ve sivil güç, önlem ilkesi, bilimsellik ilkesi, uluslararası işbirliği ve etkili çok taraflılık, sürdürülebilir kalkınma ve iklim göçünün güvenliği ilkeleridir. Çalışmada nitel araştırma tekniklerinden yararlanılmış ve literatür taraması yapılmıştır.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Kentleşme, Enerji Tüketimi, Ekonomik Büyüme ve Dış Ticaret Açığının Türkiye’de Ekolojik Ayak İzi Üzerine Etkisi

    Kekül, Okan

    Küresel ısınma, iklim değişikliği, karbon salınımı vb. çevresel sorunlara ek olarak ekolojik ayak izine yönelik gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar son yıllarda ivme kazanmıştır. Türkiye’ye ait verilerin kullanıldığı bu çalışmada, 1980 – 2021 dönemi esas alınmış ve ekolojik ayak izi üzerinde kentleşme, ekonomik büyüme, dış ticaret açığı ile enerji tüketiminin etkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. A-ARDL sınır testi yaklaşımının benimsendiği araştırmada ilk olarak eş bütünleşmenin varlığı ortaya konulmuştur. Analizin bulgularına bakıldığında, ekonomik büyümenin ve enerji tüketiminin hem uzun hem de kısa dönemde çevreyi olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Modele yönelik hata terimleri katsayısı elde edilmiş ve bu katsayı ile gerçekleşen hesaplamalarda kısa dönemde oluşabilecek sapmaların yaklaşık %80’lik bir bölümü sonraki dönemde düzeleceği tespit edilmiştir. Bu çalışmaya ait sonuçların çevre politikaları ve stratejilerine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Teolojik Dilin Sınırlarında Tanrı'nın Sevgisini Anlamak

    Sarıkaya, Berat; Kalyoncu, Ayşe

    Beşerî bir duygu olan “sevgi”, insanlar arası ilişkilerde samimiyet ve muhabbeti doğuran önemli kavramlardan birisidir. Sevgi genellikle bir kişinin bir başkasına duyduğu derin ve olumlu bir bağlılığı ifade eder. Sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur. Ancak sevgi, ontolojik olarak yaratılmışlardan farklı olan Allah için söz konusu olduğunda, kavramın Allah’a izafesinin nasıl anlaşılması gerektiği hakkında farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Konu hakkındaki tartışmaların temelini ise “dil” oluşturmaktadır. Zira Tanrı hakkında konuşmak insan unsuru olan bir dil aracılığı ile yapılmak durumundadır. Asıl problem de bu noktada başlamaktadır. Konu İslam düşüncesinde Tanrı tasavvuru ve O’nun sıfatlarıyla ilgilidir. Tanrı hakkında kullanılacak dil Tevhid ilkesi çerçevesinde oluşturulmak durumundadır. Dolayısıyla hangi durumlarda tenzih, teşbih ve analoji gibi anlatım biçimleri, hangi durumlarda sembolik ve mecazi dil kullanması gerektiği önem arz etmektedir. İnsanlar, soyutlamalar ve semboller aracılığıyla Tanrı'nın niteliklerini ifade ederler. Semantik dilde Tanrı hakkında lafzî anlam kullanılamaz, çünkü kelimeler yanlış anlamaları teşvik edebilir. Mecazî dil, Tanrı'nın niteliklerini anlamada kullanışlı bir araçtır ve insanların duygusal etkileşimlerini genişletir. İslam düşünce geleneğinde, farklı ekoller Tanrı'nın sıfatlarını ve eylemleri konusunda farklı yaklaşımlar sergilemişlerdir. Selefîler, Allah'ın sıfatlarını doğrudan kabul ederken, Mücessime ve Müşebbihe mezhepleri Tanrı'ya cismani bir suret nispet eder. Ehl-i Sünnet bilginleri, tenzihî ve teşbihî dil arasında orta bir yol izler, Tanrı hakkında konuşurken kullandıkları dilin sınırlarına dikkat ederler. Çalışmamız, Allah ile insan arasındaki sevgi ilişkisinin iki boyutunu incelemektedir: birincisi insanın Allah'a olan sevgisi (muhabbetullah), diğeri ise Allah'ın insanlara olan sevgisi. Ayrıca, bu ilişkinin dil ile nasıl ifade edildiğini ve Tanrı'nın nitelikleri konusundaki tartışmaları ele almaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Göçmen Ağlarına Netnografik Bir Bakış: Göçmen Kadınlar Instagram Sayfası

    Okur, Hatice Duran

    İnsanlık tarihinin başlangıcından beri var olan göç, günümüzde çok çeşitli nedenlerle her geçen gün artarak önemini ve güncelliğini korumaktadır. Her göç kendisine özel olmakla birlikte; son yıllarda Türkiye’den yurt dışına göçen Türk vatandaşların büyük ölçüde genç, aktif, yüksek eğitimli nüfustan olması ve göçen kadınların sayısındaki artış dikkat çekmektedir. Bu durum göçün niteliğinde değişim ve dönüşümler yaşandığına işaret etmektedir. İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte göçmen ağlarına yönelik değişim ve dönüşümlerin de olduğu görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, popüler sosyal medya ağlarından biri olan Instagram’daki “Göçmen Kadınlar” sayfası örneği üzerinden, göçmen kadınların sosyal medya ağlarını kullanarak sanal alanda oluşturdukları göçmen ağlarındaki iletişimlerini, etkileşimlerini anlamak ve bu ağların göç sürecindeki işlevlerini açıklayarak; göçmen ağlarının değişen yapısına ilişkin literatüre katkı sağlamaktır. Bu bağlamda araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden netnografi (dijital etnografi) yaklaşımı benimsenmiştir. Instagram’da büyük bir kitleye hitap eden Göçmen Kadınlar sayfası takipçisi olan Türkiye’den göç etmiş 23 kadınla çevrimiçi derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler ile sanal alanda gerçekleştirilen gözlem ve tutulan saha notları birlikte ele alınıp anlamlı kategoriler hâline getirilerek; betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. Sonuç olarak göçmen kadınların Instagram’ı göç sürecinde göçmen ilişki ağlarını oluşturmak için işlevsel olarak kullandığı ortaya çıkmıştır. Göçmen ağlarının göç sürecine olumlu olarak iletişim-haberleşme, bilgilendirme, sosyalleşme, duygusal destek sağlama ve uyum sürecini hızlandırma işlevlerinin olduğu ve göç akışlarının desteklenmesinde rol oynadığı, olumsuz olarak dil öğrenimini geciktirme, yanlış yönlendirme ve gerçeği yansıtmama işlevlerinin olduğu sonucuna varılmıştır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Enhancing Psychological Well-Being: Examining the Influence of Attachment Styles, Mediated by Post-conventional Religious Reasoning

    Güngör, Sunay

    This study investigates the intricate relationship between attachment styles, post-conventional religious reasoning, and psychological well-being. With a sample of 650 participants, established measurement tools such as the Psychological Well-Being Scale, the Adult Attachment Styles Scale, the God Attachment Styles Scale and the Modified Belief Scale are used. Utilizing Smart PLS 4.0.4.9 for analysis, the partial least squares (PLS) algorithm with bootstrapping was employed due to its suitability for complex models and small sample sizes. Through Sobel tests, the mediating role of post-conventional religious reasoning is explored. Results reveal significant positive associations between Attachment Styles in Adults and both Post-conventional Religious Reasoning and Psychological Well-being. Similarly, Attachment Styles to God exhibit significant positive relationships with Psychological Well-being and post-conventional religious reasoning. Furthermore, post-conventional religious reasoning demonstrates a significant positive relationship with Psychological Well-being. The findings indicate that it mediates the relationship between Attachment Styles in Adults and Psychological Well-being, as well as between Attachment Styles to God and Psychological Well-being. This study contributes to the understanding of how attachment styles and religious reasoning influence psychological well-being. The findings underscore the importance of considering both attachment to significant others and attachment to a higher power in understanding individuals' well-being. By highlighting the mediating role of post-conventional religious reasoning, this research sheds light on the mechanisms through which these factors interact to influence psychological well-being.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Samsun’da Kara Yolu Trafik Kazalarının CBS Tabanlı Zamansal ve Mekânsal Analizi

    Ozçelebı, Muhammed Akıf

    Dünya genelinde kentlerdeki araç sayısının artışı, uluslar için önemli bir endişe kaynağı olmuştur. Bu durum, ekonomik kayıpların yanı sıra kara yolu trafik kazalarında (KTK) da yükselişe yol açmış ve trafik güvenliğini küresel düzeyde ciddi bir sorun haline getirmiştir. Bu çalışmada Samsun’da KTK’lerin zaman içerisinde neden ve nasıl gerçekleştiğinin tespit edilmesi, nispeten yüksek riskli konumların belirlenmesi ve yakın çevresindeki aktivite alanlarıyla ilişkilendirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Çekirdek yoğunluk, Ancelin Local Moran’ın I, benzerlik ve mekân-zaman küpü analizlerinden yararlanılmıştır. Buna göre 2018-2020 yılları arasında gerçekleşen 4.339 kara yolu trafik kazaları en az perşembe günü, kış mevsimi ve gece saatlerinde (00:00-06:00) meydana gelirken, en fazla kaza ise cumartesi günü, yaz ayları ve akşam vakitlerinde (16:00-21:00) gerçekleşmiştir. Çalışma kapsamında yapılan analizler Samsun’da KTK’lerin daha yüksek araba hızına ve hacmine sahip çok şeritli yollar üzerinde kümelendiğini ortaya çıkarmıştır. KTK’lar konut ve ticari arazi kullanım alanları ile kamu ve özel kurumların toplandığı şehir merkezleri ve yakın çevresindeki anayollar boyunca meydana gelmiştir. KTK’lerde sözü edilen şehir merkezlerinde ise Samsun’un en nüfuslu ilçesi olan İlkadım öne çıkmıştır. Samsun şehrinde mekân zaman küpü analizi neticesinde zaman içinde KTK’lerin kümelenme gösterdiği sıcak noktalar içerisinde en geniş alana yayılan model “azalan sıcak noktalar” olmuştur. Bu model İlkadım ilçesinin kentsel alanı ile Canik ilçesinin batısındaki İlkadım Bulvarı’nın çevresinde kümelenmiştir. Sonuç olarak tespit edilen bu sıcak noktalar güvenlik kurumlarının kaza sıklığını veya şiddetini azaltacak önlemler konusunda daha bilinçli kararlar almasına rehberlik edeceği düşünülmektedir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Semantic and Pragmatic Analysis of a Turkish Sadness Verb Hüzünlen

    Demir, Süleyman; Özyıldırım, Işıl

    This study provides a semantic and pragmatic analysis of the Turkish verb "hüzünlen-" which conveys the meaning of sadness. Following a corpus-driven approach, query sequences from the Turkish National Corpus (TNC) were analysed according to the Extended Lexical Units model. In this context, 284 query sequences found in real spoken and written language samples were examined to determine the lexical profile of the verb "hüzünlen-." The aim of the study is to reveal the semantic and pragmatic usage differences of the verb "hüzünlen-" comparedæ to other verbs expressing sadness. In this regard, the syntactic features, collocational tendencies, and context dependent semantic and pragmatic characteristics of the verb "hüzünlen-" were thoroughly investigated. As a corpus-driven study, this research is the result of an inductive examination. The study demonstrated that the lexical framework of the verb "hüzünlen-"implies a sudden, intense sadness often related to past events and circumstances. The findings contribute to a better understanding of the cultural and linguistic features of expressing sadness in Turkish, as well as to comprehending the cognitive aspects of the emotion of sadness. Furthermore, the results of the study offer significant insights into how expressions of sadness are shaped in linguistic and cultural contexts in Turkish, allowing for a broader perspective on the linguistic representation of sadness. This research suggests that the verb "hüzünlen-" should be examined not only in Turkish but also in comparison with similar emotional expressions in other languages. Thus, it can contribute to understanding the universal and culture-specific features of language and emotion.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    İleri Yetişkinlerin Kendi Yaş Gruplarına Yönelik Stereotiplerinin Belirlenmesi: Bir Ölçek Geliştirme Çalışması

    Kütük, Bahtım; Özekes, N. Banu Çengelci

    İleri yetişkinler stereotiplere en fazla maruz kalan ve bu stereotiplerle baş etmek durumunda olan gruplardan biridir. Bu çalışmada, ileri yetişkinlerin (65+) kendi yaş gruplarına yönelik stereotip düzeylerini belirlemek için bir ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Çalışmaya, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan, herhangi bir nörolojik tanısı olmayan 297 katılımcı dâhil edilmiştir. Katılımcıların yaş aralığı 65 ile 91 arasında değişmektedir (Ort.yaş = 71.66, SS = 6.52). Tamamen gönüllük esasına dayalı olan araştırmada veriler anket yöntemi ile yüz yüze toplanmıştır. Katılımcılara alan yazından faydalanılarak ileri yetişkinlere yönelik oluşturulan dokuz farklı stereotipe ne kadar katılıp katılmadığı sorulmuştur. Verilerin faktör analizine uygunluğunu ve örneklemin yeterliliğini test etmek için Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) katsayısı ve Bartlett Küresellik Testi (BKT) kullanılmıştır. KMO katsayısı (.826) ve BKT'nin anlamlılığı (χ² (36) = 664.204; p < 0.001) ölçeğin faktör analizine uygun olduğunu ve verilerin çok değişkenli normal dağılımdan geldiğini göstermiştir. Gerçekleştirilen AFA sonucunda ölçeğin dokuz maddeden oluşan tek faktörlü bir yapı oluşturduğu görülmüştür. Ölçüm aracının faktör yükleri .32 ile .70 arasında değişmektedir ve maddelerdeki ortak varyansın %40 olduğu görülmektedir. DFA sonuçları da maddelerin tek faktörde toplandığını ve uyum iyiliği değerlerinin kabul edilebilir düzeyde olduğunu göstermiştir, χ²/SS = 2.682, RMSEA = .075, CFI = 0.932, TLI = .905, SRMR = .042. Cronbach alfa katsayısı ise 0.80 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, bu ölçeğin ileri yetişkinlerin kendi yaş gruplarına yönelik stereotipleri değerlendirmek için güvenilir ve geçerli bir ölçek olduğu söylenebilir. Bunun yanında, ölçek hem ülkemizde hem de yurt dışında ilk olma özelliğine sahiptir ve ileri yetişkinlere yönelik önyargı ve ayrımcılığın kapsamlı bir şekilde araştırılmasını ve anlaşılmasını sağlayacaktır

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Gümüşhane Merkez Mahalle Adlarının Köken Bakımından İncelenmesi

    Budak, Nihan

    Yer adları bilimi (toponimi) dilbilimin alt dallarından biridir. Yer adları; coğrafi şartlar, toplum ve toplumun sahip olduğu kültür, yaşam şekilleri ve şartlarıyla doğru orantılı olarak oluşmaktadır. Yer adları, coğrafi yapının yanı sıra o bölgede yaşayan toplum hakkında da ipuçları vermektedir. Bu çalışmada Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan illerden biri olan Gümüşhane ele alınacaktır. Altı ilçesi bulunan bu ilin merkezi Merkez ilçesi olarak adlandırılmaktadır. Merkez ilçeye bağlı 20 mahalle bulunmaktadır. Bu mahallelerin 8 tanesinin adı tek kelimeden, diğerleri ise iki kelimeden oluşmaktadır. Bu çalışmada mahallelerin adları yapıları ve kökenleri bakımından tek tek ve alfabetik sırayla incelenecektir. Böylelikle dilbilimin alt alanlarından biri olan ve yer adlarının oluşumunu ve anlamını inceleyen yer ad bilimi (toponimi/toponomi) alanına katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Yapı bakımından Canca Mahallesi, Çamlıca Mahallesi, Ekinciler Mahallesi, Fatih Mahallesi, Gaziler Mahallesi, Mezire Mahallesi, Süleymaniye Mahallesi, Yeni Mahallesi tek kelimeden oluşan mahalle adları; Akçakale Mahallesi, Bağlarbaşı Mahallesi, Esentepe Mahallesi, Eskibağlar Mahallesi, Hacıemin Mahallesi, Hasanbey Mahallesi, İnönü Mahallesi, Karaer Mahallesi, Karşıyaka Mahallesi, Oltanbey Mahallesi, Osman Gazi Mahallesi, Özcan Mahallesi iki kelimeden oluşan mahalle adlarıdır. Bu mahalle adlarından Çamlıca, Ekinciler, Yeni, Esentepe, İnönü, Karaer, Karşıyaka, Oltanbey Türkçe; Fatih, Mezira, Hacıemin, Osmangazi Arapça’dır. Canca, Gaziler, Süleymaniye, Akçakale, Özcan, Bağlarbaşı, Eskibağlar, Hasanbey ise bir kısmı farklı bir dilden bir kısmı farklı bir dilden oluşmuş melez bir yapıdadır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Yabancı Seyyahlara Göre Türklerde Misafirperverlik

    Gökşen, Cengiz; Topalak, Halil İbrahim

    Tarihte ilk önce Orta Asya bozkırlarında görülen Türkler, uzun süre göçerevli bir yaşam sürmüş, dünya tarihinde kudretli devletler kurmuş bir ulustur. Zaman içinde Orta Asya’dan dört bir yana dağılan Türkler genel anlamda batıya doğru gelmişlerdir. Hazar ve Karadeniz’in kuzeyinden ve güneyinden Fars ve Bizans topraklarına giren Türkler, zamanla Avrupa ortalarına kadar ilerlemişler, Afrika’nın kuzeyini boydan boya geçerek Akdeniz’i bir Türk gölü haline getirmişlerdir. Asya steplerinden çıkıp üç ana kıtaya hükmeden bu milletin yaşantısı her devirde insanların merakını celbetmiş, bu bağlamda doğudan batıdan birçok seyyah, araştırmacı, yazar Türk topraklarını çeşitli vesilelerle gezmiş, gördüklerini not etmiş ve sonraki kuşaklara ciddi bir kültürel miras bırakmıştır. Seyyahların Türk kültürüyle ilgili olarak bıraktıkları kültürel değerlerden ve Türklerin temel özelliklerinden biri olan misafirperverliktir. Asya bozkırlarından çıkıp eski dünyanın dört bir yanına yayılan Asya’nın bu göçmen halkı, gittiği her yerde yerli halkla barış içinde yaşamaya çalışmıştır. Türk milletinin hükümdarından en fakir vatandaşına kadar bütün fertleri yanına gelen konuğunu baş tacı etmiş, yememiş yedirmiş, içmemiş içirmiş, elinden gelen en iyi şekilde ağırlamıştır. Bu çalışmada Orta Asya’da yaşayan Türklerden başlamak üzere yaklaşık bir asır öncesine kadar Türk coğrafyasında bulunmuş, seyyahların, araştırmacıların ve bilim insanlarının Türklerin misafirperverliğiyle ilgili verdikleri bilgiler toplanmıştır. Çalışmanın amacı, yabancıların Türklerin insanlara verdikleri değeri nasıl değerlendiklerini, Türklerin misafirperverliğiyle ilgili düşüncelerini ortaya koymaktır. Nitel bir çalışma olan bu makalede literatür tarama ve metin analiz teknikleri kullanılmıştır

    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Blokzincir ve Sosyal Yardım Kavramları Üzerine Bibliyometrik Analiz

    Peker, İskender; Çaybaşı, Gökhan

    Blokzincir ilk kripto para birimi olan Bitcoin (BTC) ile adını duyurmuştur. Blokzincirin vaadi olan dağıtık defter, eşler arasında şeffaflık ve güveni tesis ederek verilerin değiştirilmediğini garanti altına alır. Sosyal devlet olmanın bir gerekliliği olarak sunulan sosyal yardımlar, yoksul veya düşük gelirli kişilere devlet ya da sivil toplum kuruluşları (STK) eliyle yapılan yardımları ifade eder. Blokzincir ademi merkeziyetçi kayıt yapısı sayesinde veri üzerinde değişiklik yapılmadığını garanti eder. Bağışçıların, bağışta bulundukları kuruma karşı azalan güven duygusu, blokzincir gibi uçtan uça izlenebilir bir sistem ile tesis edilebilir. Bu çalışmanın amacı, 2016-2023 arası dönemdeki akademik yayınlar dahilinde sosyal yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında blokzincir teknolojisinin nasıl kullanıldığını ve bu konuda literatürdeki eksiklikleri belirlemek ve bu yolla araştırmacılara yol gösterici bilgiler sunarak, blokzincir teknolojisinin sosyal yardımların dağıtımında hangi yönleriyle ele alındığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında Scopus veri tabanından elde edilen 82 çalışma R-programlama dilinin Bibliometrix isimli analiz paketi ile incelenmiştir. Blokzincir ve sosyal yardım konularındaki çalışmalar çeşitli yönleriyle ele alınarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre literatüre en çok katkı sağlayan ülkelerin sırasıyla Çin, Hindistan ve Bileşik Krallık olduğu, 82 çalışmanın %30’luk bölümünün 2022 yılındaki 25 çalışmanın teşkil ettiği yardım ve Blokzincir çalışmalarına yönelik trendin arttığı, 49 çalışmanın konferans bildirisi düzeyinde kaldığı, 26 çalışmanın makale ve 5 kitap bölümü olarak araştırmacıların literatüre katkı sağladığı gözlemlenmiştir.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Boşanma Sürecindeki Bireylere Dair Tanımlayıcı Bir Araştırma

    Barut, Yaşar; Bilgin, Özkan

    Boşanma genellikle nedenleri ve sonuçlarıyla ele alınan, birey ve çocuk üzerindeki etkileri araştırılan bir konudur. Boşanmayı bir süreç olarak ele alan bu araştırmada; boşanma sürecindeki bireylerin sosyo-demografik özellikleri, boşanmaya neden olan faktörler, boşanma sürecindeki bireylerin şimdiki durumları ve geleceğe dair düşünceleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırma genel tarama modelleri arasında yer alan tekil tarama modelli bir araştırmadır. Trabzon 1. Aile Mahkemesi’nde gerçekleştirilen araştırmaya 152 birey katılmıştır. Araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Katılımcılarla yüz yüze görüşmeler yapılarak elde edilen veriler SPSS 21 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve frekans dağılımları yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; katılımcıların en sık belirttiği boşanma nedenlerinin eşinin ailesinin tutum ve davranışları (%42,8), geçimsizlikanlaşamama (%42,7), aldatma (%34,8) ve şiddet (%34,2) olduğu bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların %82,2’sinin evlilik yaşamında eşinden şiddet gördüğü bulunmuştur. Boşanma sürecinin ardından katılımcıların gelecekte karşılaşabilecekleri sorunlar arasında en sık belirtilen konuların; ekonomik sorunlar (%37,5), çocuklarla kişisel ilişki kurmada yaşanacak sorunlar (%23), bireysel düzeyde yaşanacak duygusal ve psikolojik sorunlar (%20,3) ve sosyal/toplumsal alanda damgalanma gibi yaşanacak sorunlar olduğu bulunmuştur. Araştırma sonucunda boşanma sürecinde sunulacak profesyonel desteğin önemi vurgulanmıştır.