Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baltaci, Cemalettin(26)
- Uzun, Sevda(24)
- Kulakaç, Nurşen(23)
- Yildiz, Salih(23)
- Ayaydin, Hasan(22)
- Doğan, Kadir Caner(19)
- Kenek, Gökhan(19)
- Tosunoğlu, Büşra(19)
- Yilmaz, Ozgur(19)
- Akyürek, Suat(18)
- Bostan, Sedat(18)
- Can, İbrahim(18)
- Doğru, Bülent(18)
- Peker, İskender(18)
- Çalışır, Gülsüm(18)
- Avcı, İbrahim(17)
- Hayaloğlu, Pınar(17)
- Keyifli, Nazlı(17)
- Ulutaşdemir, Nilgün(17)
- Yildiz, Emel(17)
- Akyol, Hikmet(16)
- Türkkan, Tuğba(16)
- Yeşilçayır, Celal(16)
- Cengiz, Ekrem(15)
- Pala, Fahrettin(15)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(14)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(14)
- Demirağ, Hatice(14)
- Demirbağ, Orkun(14)
- Evren, Savaş(14)
- Kahraman, Yakup(14)
- Yesilelebi, Gl(14)
- Yıldız, Barış(14)
- Ödemiş, Murat(14)
- Damlıbağ, Fatih(13)
- Hakkıoğlu, Mümin(13)
- Saylan, Kemal(13)
- Taşdelen, Birgül(13)
- Zeybek, Halil İbrahim(13)
- Çam, Alper Veli(13)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2013Sağlık eğitimi alan bir grup öğrencinin empatik eğilim ve becerisi
Deveci, Süleyman Erhan; Yiğitbaş, Çağla; Ozan, A. Tevfik; Oğuzöncül, Ferdane; Açık, Yasemin
Amaç: Çalışma, ön lisans ve lisans düzeyinde sağlık eğitimi alan bir grup öğrencinin empatik eğilim ve becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal-Metot: Kesitsel nitelikte olan çalışmanın evrenini 2010-2011 öğretim yılında Gümüşhane Üniversitesinin sağlık eğitimi verilen bölümlerinde okuyan öğrenciler (288 kişi) oluşturmaktadır. Ayrıca örneklem seçimine gidilmemiş olup evrenin tamamı araştırma kapsamına dahil edilmiştir. Ulaşılan öğrenci sayısı 231'dir (cevaplılık oranı: % 80,2). Veriler, öğrencilerin sosyodemografik özellikleriyle ilgili soru formu ve 1988'de Dökmen tarafından geliştirilen, geçerliği ve güvenirliği aynı kişi tarafından test edilen Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) ve Empatik Beceri Ölçeği (EBÖ) ile toplanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 20,07±2,05 olup, EEÖ puan ortalaması 66,07±9,50, EBÖ puan ortalaması ise 124,10±16,58 olarak saptanmıştır. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre EEÖ ve EBÖ puan ortalamalarının daha yüksek olduğu (p<0.05), yine 1-3 kardeşe sahip olan öğrencilerin 4 ve üzeri kardeşe sahip olanlara göre EEÖ ortalamalarının daha fazla olduğu örülmüştür (p<0.05). Diğer tanımlayıcı özellikler ile ölçeklerin puan ortalamaları arasında önemli fark olmadığı görülmüştür. EEÖ ile EBÖ puanları arasında ilişki bulunmamıştır. Tartışma: Sağlık eğitimi alan öğrencilerin empatik eğilim ve becerilerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bu düzeyin yükseltilmesine yönelik eğitimsel ve sosyal çalışmaların faydalı olacağı düşünülmüştür.
- MakaleYalnız künye2013Bir Mültecinin Balkan İzlenimleri (1849-1851)
Saylan, Kemal
Bu çalışmada 1848 Macar ihtilal hareketine yüzbaşı rütbesiyle katılan ancak alınan yenilgi üzerine Osmanlı Devleti'ne sığınan Joseph Hutter'in Balkan coğrafyasındaki yolculuğu sırasında uğradığı yerleşim yerleriyle ilgili gözlemleri ve Osmanlı toplumu hakkındaki izlenimleri ele alınmaktadır. Hutter, bu zorlu günlerde tuttuğu notlarında o dönemin Balkan coğrafyasına dair oldukça canlı tasvirlerde bulunmuş, özellikle uğradığı şehirleri detaylarıyla anlatmıştır. Osmanlı coğrafyasını gezen birçok Batılı seyyahın aksine Hutter Türkçe öğrenmiş, evlerde misafir olmuş, kahvehane ve hamamları ziyaret ederek halkın gündelik yaşamına girerek onları anlamaya çalışmıştır. Lügos'tan yola çıkan Hutter'in de içinde bulunduğu mülteciler, karayoluyla önce Osmanlı sınırındaki Orsova'ya, oradan Vıdın, Löm Palanka, Plevne, Tirnova, Osmanpazar, Eskicuma ve Sumnu güzergâhini izleyerek Varna'ya buradan da deniz yoluyla İstanbul'a gelmişlerdir. Hutter, Osmanlı Balkanlarında geçirdiği günlere ait notlar tutarak daha sonra bunları 1851 tarihinde Braunschweig'de yayınlanmıştır
- MakaleYalnız künye2013Hiyerarşik Varlık Algısından Ontolojik Varlık Algısına Geçişin İmkânı
Kahraman, Yakup
Kartezyen özne yaklaşımının yaşam perspektifimizin oluşumunda özelliklede çevre üzerindeki etkisinin irdelendiği çalışmamızda bu felsefi zeminin modern dönemin varlık algısı üzerindeki etkisi ortaya konulmak istenmiştir. Descartes'ın teorik zeminini kurguladığı varlık algısının modernite sürecinde ne gibi olumsuzluklara yol açtığı üzerinde durularak bu sorunun aşılması ve farklı bir pratik zeminin oluşturulabilmesi için gereken felsefi alt yapının ne olabileceği sorgulanmıştır. Bu zeminin oluşabilmesi için modern özne'nin kendinden yola çıkarak varlığı inşa etme sürecinin yerine varlıkla etkileşimin öne çıkarıldığı diyalojik bir tarz benimsemesi gerektiği belirtilerek varlığı yatay düzlemde gören felsefi yaklaşımlar alternatif olarak teklif edilmiştir. Buna göre öznenin kendi tecrübesinin dâhil olduğu fakat sadece kendinden yola çıkarak kavrama algısının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bunun olabilmesi için ise teorik sınırlamaların üzerinde pratiğinde içerisinde olduğu, ontolojik anlamayı mümkün kılacak felsefi zemin olarak Heidegger ve Habermas'ın felsefi yaklaşımları örnek gösterilmiştir.
- MakaleYalnız künye2013Coğrafi komşuluğun ve kültürel yakınlığın oy verme davranışına etkisi: eurovision şarkı yarışması
Doğru, Bülent
Bu çalışmada Avrupa ülkelerinde 1956 yılından bu yana her yıl düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması'nda (ESC) bir şarkının başarısına coğrafik ve kültürel komşuluğun etki edip etmediği araştırılmaktadır. Özellikle Eurovision'un oylama sisteminin 1998 yılında değiştirilerek halkın da internet veya telefonla oy kullanmasına imkan veren tele-oylama sisteminin getirtilmesi ile ülkeler arasında taraf tutma eğiliminin giderek arttığı gözlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, hem kültürel hem de coğrafi komşuluk bir şarkının başarısını etkileyen temel unsurlardandır.
- MakaleYalnız künye2013Yo-yo aralıklı toparlanma testleri ve sportif performans üzerine genel bir değerlendirme
Can, İbrahim; Cihan, Hamit
Bu çalışmada Yo-Yo aralıklı toparlanma (Yo-Yo AT) testleri ve sportif performans üzerine genel bir değerlendirme yapılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda literatür detaylı bir şekilde incelenmiş ve yapılan çalışmalarda elde edilen sonuçlar belirli alt başlıklar halinde kapsamlı olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Sporcuların fizyolojik özellikleri ve oynanan oyunun fiziksel gereksinimlerini ölçmek için hem laboratuar hem de sporun doğasına uygun olarak saha ortamında yapılan ve spor bilimciler ile birlikte antrenörler tarafından yaygın bir şekilde kullanılan birçok araştırma yöntemi bulunur. Bu yöntemlerin bazıları devamlı egzersizleri içerirken, bazıları aralıklıdır. Müsabaka esnasında yoğunluğun devamlı olarak değişerek sporcuların sprint, yürüme ya da durma gibi farklı egzersiz tipleri yaptığı sporlar aralıklı sporlar olarak tanımlanır. Bu nedenle aralıklı sporlarda mücadele eden oyuncuların spora özel dayanıklılık kapasitelerini ölçmek için aralıklı saha testi olarak Yo-Yo aralıklı toparlanma testleri geliştirilmiştir. Bu testlerde sporcular 2X20 metrelik bir alan içinde koşu hızının işitsel sinyal yoluyla belirlendiği mekik koşuları yapmaktadır. Her mekik koşusu arasında sporcuların yürüme ya da jog olarak yaptığı kısa bir toparlanma dönemi bulunur ve bu kısa toparlanma dönemi, aralıklı bir spordaki egzersiz örneğini yansıtır. Yo-Yo AT testleri kullanılarak kısa bir zaman diliminde sporcuların dayanıklılık kapasiteleri hakkında bilgi elde etmek mümkündür. Ayrıca aralıklı sporların doğasına uygun olmayan devamlı koşu gibi aktivite örneğinin yapıldığı laboratuar testleri ile karşılaştırıldığında, müsabaka anında daha yüksek performans geçerliliğine sahiptir. Literatüre bakıldığında farklı spor branşlarındaki hem kadın hem de erkek sporcuların mücadele seviyesine, pozisyonal farklılıklarına ve dönemsel performans değişikliklerine göre yapılan birçok araştırma görülebilir. Sonuç olarak; Yo-Yo AT testlerinin farklı spor branşlarında, mücadele seviyelerinde ve farklı oyun pozisyonlarında oynayan sporcular arasındaki farklılıklar ile birlikte fiziksel kapasitenin dönemsel ya da sezonsal değişiklikleri arasındaki farklılıkları belirlemede geçerli ve hassas bir test olduğu ileri sürülebilir.
- MakaleYalnız künye2013Ehl-i sünnet’e göre tekfir problematiği
Karaağaç, Hilmi
Tekfir, başkalarını küfürle ve iman sınırlarının dışına çıkmakla itham etmek anlamına gelir. İslam, inanç esaslarını tasdik edenleri Müslüman olarak kabul eder. Ehli Sünnet, ehl-i kıblenin tekfir edilemeyeceğini temel bir ilke olarak benimsemiştir. Buna rağmen bazı âlimlerin tekfire başvurdukları görülmektedir. Tekfir en çok Allah'ın sıfatları, insanın fiilleri, halk'ul-Kur'an, ru'yetullah, kabir hayatı, ecel ve rızık konuları etrafında oluşur. Bu çalışmada tekfire neden olan hususlar ve tekfirin nedenleri ele alınacaktır
- MakaleYalnız künye2013Weimar Dönemi ve Öncesinde Meydana Gelen Siyasi Çekişmeler ve Ekonomik Krizlerin Alman Sosyal Demokrat Partisi Bağlamında Bir Değerlendirmesi
Yilmaz, Nihat
Sosyal demokrasi, emeğin savunuculuğunu üstlenen ve liberalizmin getirdiği kazanımları gözardı etmeyen siyasal bir ideolojidir. Sosyal demokrasinin gelişiminde Alman deneyimi çok önemli bir yer tutmaktadır. Sosyal demokrasi deneyimi ise Almanya'da ilk kez Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ile başlar. Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin bugünkü Alman ve Avrupa siyasetindeki etkisinin halen güçlü bir şekilde sürüyor olması, bu konunun ele alınmasında etkili olmuştur. Çalışmanın amacı, Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin Nazi dönemi öncesindeki politikalarının ortaya konulmasıdır. Bu amaçla önce Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin kuruluş yılları ve Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar Almanya siyaseti üzerindeki etkisi detaylı olarak ele alınmıştır. Daha sonra çalışmanın temelini teşkil eden Weimar Cumhuriyeti dönemindeki SPD politikaları ve bu politikaların nasyonal sosyalizmin ortaya çıkışına etkileri konuları üzerinde durulmuştur.
- MakaleYalnız künye2013Türkiye Depremleri için Fraktal Dağılım Dc-değeri ile Depremsellik Parametresi b-değeri Arasındaki İlişki Üzerine İstatistiksel Bir Değerlendirme
Öztürk, Serkan
-
- MakaleYalnız künye2013Farklı Yerleşim Sıklığı ve Aydınlatma Programlarının Broyler Etlerinde Renk, pH ve TBARS Değerleri Üzerine Etkisi
Aksu, Muhammet İrfan; Das, Huseyin; Sabuncuoğlu, Nilüfer; Lacin, Ekrem; Coban, Omer
Farklı aydınlatma programı ve yerleşim yoğunluğunun broyler etlerinde renk, pH ve TBARS parametreleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülen denemede, 320 adet bir günlük erkek civciv (Ross 308) kullanılmıştır. Civcivler, iki aydınlatma programının [Sabit Aydınlatma (SB): 16 saat aydınlık, 8 saat karanlık; Kesikli Aydınlatma (KS): 4 saat aydınlık, 2 saat karanlık] uygulandığı farklı odalara yerleştirilmiştir. Her bir aydınlatma grubu iki ayrı yerleşim yoğunluğunda [Normal Yerleşim Yoğunluğu (NY): 12 broyler/m2, Yüksek Yerleşim Yoğunluğu (YY): 20 broyler/m2] beşer tekrar olacak şekilde deneme düzeni oluşturulmuştur. Deneme 42. günde sonlandırılmıştır. Piliç göğüs eti pH'sı üzerine yerleşim sıklığının etkisi önemli (P0.05). But eti a* renk kriteri bakımından ise aydınlatma programlarının etkisinin önemli (P
- MakaleYalnız künye2013Beş faktör kişilik kuramı ile iş değerleri ilişkisinin incelenmesi: bankacılık sektöründe bir araştırma
Merdan, Ethem
Bu çalışmada, Kırıkkale ilindeki banka çalışanlarının kişilik özellikleri ile iş değerleri arasındaki ilişki beş faktör kişilik kuramı çerçevesinde korelasyon analizi ile incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca cinsiyete göre kişiliğin ve iş değerlerinin farklılık arzedip arzetmediği t-testi ile çalışma kapsamında araştırılmıştır. Bunun yanında eğitim durumlarına göre iş değerlerinin farklılık arz edip etmediği de Anova testi ile araştırılmıştır. Sonuçta kişilikle iş değerleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu gözlemlenmiştir. Yine cinsiyete göre bazı kişilik türlerinin ve işdeğerlerinin farklılık arzettiği çalışmada görülmüştür. Diğer taraftan eğitim durumlarına göre iş değerlerinden finansal koşullar ve çalışma koşulları ile özerklik ve yeteneklerin kullanımının farklılık arzettiği gözlemlenmiştir.
- MakaleYalnız künye2013Financial stability tools of central bank of the republic of turkey and applications as exit strategy from the crisis
Bölükbaş, Mehmet; Çondur, Funda
The financial crisis starting in 2008 and showing its effect in many countries have led to fragilities in real and financial markets of countries. Central banks of countries have taken some measures to resolve these fragilities and to ensure financial stability. Central Bank of the Republic of Turkey (CBRT) has also taken a series of measures during the crisis to ensure financial stability. In this study indicated that financial stability tools implemented by CBRT during the crisis and how used of these tools as exit strategy from the crisis. These tools are intented to ensure financial stability and can be said that implemented succesfully
- MakaleYalnız künye2013Boş Zaman Aktivitelerinin Toplumsal Cinsiyet Ekseninde Medyada Temsili
Güran, Mehmet Salih; Nazlı, Rengim Sine; Toruic, Ibrahim
Günümüz toplumlarında boş zaman kavramına oldukça farklı anlamlar yüklenmektedir. Buanlamlardan en çok öne çıkanı ise boş zamanın bir tüketim alanı olarak tanımlanmayabaşlanmasıdır. Çok sayıda çalışmada boş zaman kavramı farklı unsurlarla ilişki içerisindeincelenmiştir. Bu çalışmada boş zaman, toplumsal cinsiyet kavramıyla birlikte ele alınarak; kadınve erkek okur kitleye hitap eden ayrı dergide tüketim unsuruyla arasında nasıl bir ilişki olduğusöylem analizi yöntemiyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler sonucundaise araştırmada incelenen dergide de kadın kimliklerinin erkek egemen söylemin kodlarıylakurulduğu ve imgeler aracılığı ile erkeğin bakış açısına göre idealize edilmeye çalışıldığı tespitedilmiştir.
- MakaleYalnız künye2013Siyasal kampanya mesaj stratejileri ve seçmen algısı: gümüşhane araştırması
Güllüpunar, Hasan
Kampanya teması ve buna bağlı olarak kampanya mesajlarının belirlenmesi siyasal seçim kampanyası hazırlık aşamalarından biridir. Diğer süreçlerde olduğu gibi bu sürecin iyi yönetilmesi kampanya başarısının önemli bir adımıdır. Dolayısıyla mevcut seçim atmosferinin, adayın üstün ve zayıf yönlerinin, rakip adayın üstün ve zayıf yönlerinin, seçmenlerin sosyo-demografik özelliklerinin ve beklentilerinin tespit edilmesi aşamalardandır. kampanya mesajlarının belirlenmesinde önemli aşamalardandır. Siyasal seçim kampanyası mesajları farklı strateji ya da stratejilere göre oluşturulabilir. Bunlar arasında rasyonel, duygusal, aday önceleme ve saldırgan mesaj stratejileri sayılabilir. Bu çalışma yerel seçimler bağlamında seçmenlerin rasyonel, duygusal, adayı önceleme ve saldırgan mesaj stratejileri ile ilgili algılarını ölçmektedir. Çalışmada mesaj stratejileri ile ilgili yirmi sekiz yargının bulunduğu bir ölçek geliştirilmiş ve elde edilen veriler keşfedici faktör analizi yöntemi ile incelenmiştir. Buna göre mesaj stratejilerinin dört faktörde gruplanabileceği sonucuna varılmıştır. Bu faktörler rasyonel, duygusal, adayı önceleme ve saldırgan mesaj stratejileri olarak isimlendirilmiştir. Araştırmada rasyonel mesaj stratejisinin seçmenler tarafından en olumlu algılanan mesaj stratejisi olduğu görülmüştür. Buna karşın en az desteklenen mesaj stratejisi saldırgan mesaj stratejisi olmuştur. Bununla birlikte rasyonel, duygusal ve adayı önceleme mesaj stratejileri ile saldırgan mesaj stratejisi arasında anlamlı olmayan negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca sosyodemografik özellikler bakımından orta yaş seçmenlerin genç seçmenlere oranla, eğitim düzeyi yüksek seçmenlerin eğitim düzeyi düşük seçmenlere oranla daha rasyonel tercihlerde bulunması çalışmanın önemli bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
- MakaleYalnız künye2013Bir taktik ve propaganda dehası olarak muâviye b. ebû süfyân ve hz. osman’ın katillerinin sorgulanması meselesi
Yaşaroğlu, Hasan
Hz. Osman 'ın şehit edilmesinin ardından onu öldürenlerin sorgulanıp gerekli cezaya çarptırılmaları hususu Hz. Ali ile Muâviye arasında derin tartışmalara sebep olmuştur. Hz. Osman dönemi Şam Valisi Muâviye b. Ebû Süfyân, maktûl halifenin velisi sıfatıyla konuyu sürekli gündemde tutarak, Hz. Osman'dan sonra halife olan Hz. Ali aleyhinde yoğun bir propaganda faaliyeti yürütmüş, yeni halifeyi siyaseten yıpratmaya çalışmıştır. Hz. Ali'nin hilafetinin ilk günlerinde yaşanan bu tartışmalar, nihayet Muâviye ile halife Hz. Ali'yi, Sıffîn mevkiinde karşı karşıya getirmiştir. Ancak yaklaşık üç-dört ay devam eden ve "leyletü'l-herîr/hararetli gece yahut hırıltı gecesi" sahneleri ile tarihe geçen bu savaştan ortaya bir sonuç çıkmamıştır. İhtilafın çözümü hakemlere havale edilmiş, hakemlerin ilk toplantılarında Hz. Osman'ın haksız yere öldürülmüş olduğu kararına varmalarıyla da Muâviye, Hz. Ali karşısında avantajlı duruma geçmiştir. Savaş meydanında elde edemediğini masa başında elde eden Muâviye, takip eden süreçte, devlete hakim olma yönündeki taktiksel hamlelerini sürdürerek, sonunda amacına ulaşmıştır. Muâviye bu süreçte propaganda silahını etkili bir yöntem olarak kullanmıştır. Devlete hakim olan Muâviye'nin, Hz. Osman'ın katilleri konusunda her hangi bir takibat yapıp yapmadığı hususu, tabiî olarak merak konusudur. O dönemde bu mesele çeşitli vesilelerle gündeme gelmiş, Muâviye ile Hz. Ali'nin oğlu ve halefi Hz. Hasan'ın hilafetin devri konusunda yapmış oldukları anlaşmada biraz kapalı da olsa mezkur soruna bir atıf yapılmıştır. Ancak bu mesele hiçbir zaman beklendiği şekilde ele alınmamıştır. Muâviye, katillerin sorgulanması konusunda herhangi bir adım atmamış, bir zamanlar ayyuka çıkmış olan mesele de geçen zaman içinde adeta unutulmaya yüz tutmuştur. Sanki taraflar arasında lisan-ı hâl ile "Sen bana itaat et ben de sana dokunmayayım." şeklinde bir anlaşma yapılmıştır. Halbuki bu mesele, başlangıçta, oldukça fazla gündemde tutulmuş, Muâviye, çok hayati bir konu olarak ısrarla bunun üzerinde durmuş, propagandasını yapmıştır. Muâviye, Emevi devletini bir manada bu iddia üzerine kurmuştur. Siyasi iktidarı ele geçirince de bu konuyu yok saymıştır
- MakaleYalnız künye201319. yüzyıl klasik şairlerimizden muhammed şerîfî'nin dürr-i manzûm adlı menakıpnamesi
Kiremitçi, Ferdi
Bu çalışma bir menakıpname örneği olan Dürr-i Manzûm adlı eseri tanıtmayı amaçlamaktadır. Menakıpname, bir velinin hayatı çevresinde oluşmuş menkıbe veya kerâmetleri anlatan dinî-tasavvufî eserlerin ortak adıdır. Türk edebiyatının menakıpnamelerle tanışması İslamiyet'le birlikte şekillenen tasavvuf aracılığıyla olmuştur. Edebiyatımızdaki ilk menakıpname, 11. yüzyılın sonunda yazılan "Tezkire-i Satuk Buğra Han" adlı eserdir. Bu yüzyıldan itibaren Anadolu sahasında telif veya tercüme yoluyla 100'ün üzerinde menakıpname kaleme alınmıştır. Bu türün manzum örneklerinden biri de 19. yüzyıl klasik şairlerimizden Muhammed Şerîfî'ye aittir. Dürr-i Manzûm adındaki bu menakıpnamede Ebû Hanîfe ile talebesi İmâm Yûsuf'un çeşitli kıssaları anlatılmaktadır. Mesnevi nazım şeklinin esas alındığı eserde 605 beyit bulunmaktadır. Eserin tespit edilebilen tek nüshası Milli Kütüphanede (arşiv nu. 06 Mil Yz A 2032) kayıtlıdır. Altı bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde klasik Türk edebiyatındaki mensur ve manzum menakıpnameler hakkında genel bilgi verilmiştir. Birinci bölüm Dürr-i Manzûm adlı menakıpnameyle ilgili çeşitli tespitlerden oluşmaktadır. İkinci bölüm ilgili eserin transkripsiyonlu metnini içermektedir. Üçüncü bölümde yapılan çalışmanın sonuçları özetlenmiştir. Dördüncü bölümde çalışma esnasında kullanılan kaynak eserler belirtilmiştir. Beşinci bölümde Dürr-i Manzûm'la ilgili kısa bir sözlük yer almaktadır. Son bölümde ise eserden orijinal metin örnekleri verilmiştir. Bu çalışmayla, Türk tarihi, kültürü ve edebiyatı açısından oldukça önemli olan menakıpname türü dikkatlere sunulmuş; ilgili türün manzum bir örneği, "inceleme-metin-sözlük" bağlamında tanıtılmıştır.
- MakaleYalnız künye2013Relıgıous lıfe ın anatolıa: the case of bolvadin dıstrıct
Koroglu, Cemile Zehra
Religion is an important part of social life, in the rapidly changing world conditions, as well as in modern Western societies, also societies trying to adapt to the changes having traditional features. In the same way religion is an inseparable element of social life. In order to understand a society, influence of all the factors must be evaluated. By the fact that religion is an important institution that form the social structure, religious views have to form an important amount in the researches. Only science of Sociology of Religion can help us in this regard. Sociology of Religion whose issues are religious life of societies examining relations of religion and society by mutual actionreaction mechanism, while it makes these studies consults as well as theoretical also practical methods. However especially in recent times, to examine the religious life of societies applied studies using experimental methods such as field research, interview, participating methods started to be given more space more than theoretical studies. This situation is common in Turkey as well as in the West. This study is also a practical study to help to identify the religious life of the society in our country which is a witness of a rapid change both technological and social point of view. The district of Afyon located in West Central Anatolia Region, it's province Bolvadin and towns and villages have been selected for the application area. Social and religious life in the region, in the light of Religion Sociology according to the method of field research, trying to determine and analyze by interviews and questionnaires.
- MakaleYalnız künye2013Political theory and politic system classification of ibn khaldun
Çiftçi, Ali; Yilmaz, Nihat
The past of the scientific works of administration methods is quite old. The struggle of finding out the best one by examining political systems comperatively were not only limited with the past. It has been carried on until today. As well as the works that have been performed in West since the Ancient Greek Period, The Islamic World have submitted many precious works in aforementioned topic. One of those who submitted precious works for political theory and politic system classification was Ibn Khaldun. He, with the light of his experience and observations as someone who have taken part in politic life itself, has examined politic systems that could have been considered as beyond from his era. While the politic system classification has decreased to minimum with the theoratic thought came into prominence in the middle age of the west, In Islamic World, Researching the political systems which have been submitted by Ibn Khaldun without depending on the absolute theoratic thoughts keeps this essay valuable. In this respect, the very place of Ibn Khaldun in social sciences is considered primarily. Afterward, The concepts of State, Relationship and Presidency-Estate which are irrevocable for his politic theory are elaborated. Finally, Politic system classification of Ibn Khaldun, The basic contect, is studied generaly. Ibn Khaldun bisects them as theoratic based system and Estate based system whilke secting political systems. He also generalizes Estate based policy in two main topics as absolute estate and politic estate. What Ibn Khaldun named and idealized administration method as a theoratic based policy is Caliphate or Imamate.
- MakaleYalnız künye2013Osmanlı'da bir darbe ve tahlili: genç osman örneği
Yaşaroğlu, Hasan
Osmanlı padişahlarından III. Selim döneminde başlatılan Nizam-ı Cedit hareketi, batılılaşma yönünde atılmış önemli bir adımdır. Osmanlının son dönemlerinde bazı padişahlar benzer adımlar atmaya gayret etmişlerdir. III. Selim'in babası III. Mustafa zamanında dahi ıslahat hareketlerine girişildiğine dair kayıtlar vardır. Daha geriye gittiğimizde karşımıza Lale Devri çıkmaktadır. Lale Devri, zevku sefanın ön planda olduğu bir dönem olmakla beraber, bu dönemde dahi batılılaşma/ yenileşme yönünde bazı adımlar atılmıştır. Yenileşme yönünde atılan adımların ilkini ise Sultan II. Osman dönemi teşkil etmektedir. Mezkur dönemi sona erdiren ise bir ihtilal hareketi olmuştur. Gerek bu İlk Osmanlı yenilik hareketi ve gerekse onu sona erdiren ilk Osmanlı ihtilalı, daha sonrakilere örnek olmaları bakımından önem arz etmektedirler. Osmanlı İmparatorluğunda bundan sonra ortaya çıkmış olan çoğu yenilik hareketi bu Genç Osman yenilik hareketi ile aynı kaderi paylaşmıştır. Amcası I. Mustafa'nın hal edilmesi üzerine padişah olan Genç Osman, sert tavırları yüzünden kısa zamanda Yeniçeri ve Ulemanın nefretini üzerine çekmiştir. Bu nefret padişahın bizzat başkomutanlığı üstlenmesi ve hacca gitmeye karar vermesi üzerine zamanla artmış ve neticede isyana dönüşmüştür. Yeniçeri ve Sipahi Ocakları öncülüğünde başlatılmış olan ve bir sonraki gün ulemanın da katılımı ile güçlenen isyancılar, taleplerini bildirmek üzere Saray'ın kapısına dayanmışlardır. Genç Osman başlangıçta isyancıların taleplerini reddetmiş ancak bu tavrını fazla sürdürememiştir. Sonunda isyancılar Saray'a girmiş ve padişahın amcası I. Mustafa'yı bulunduğu hücreden çıkarıp sultan ilan etmişlerdir. Genç Osman ise Yedi Kule zindanlarına kapatılmış ve orada katledilmiştir. Genç Osman, bir ihtilal sonucu öldürülen ilk Osmanlı padişahıdır.
- MakaleYalnız künye2013Kemâlüddin el-endicânî ve sıdku’l-kelam fî ilmi’lkelam adlı eseri
Karaağaç, Hilmi
Ehl-i sünnet, hicri III. asırdan sonra İslam toplumlarının çoğunluğu tarafından benimsenen itikadi mezhep olmuştur. İlk dönemlerde bir çok fırkayı içine almakla birlikte sonraki dönemlerde Ehl-i sünnet ile Eş'âri ve Mâturîdî mezhepleri kastedilmiştir. Eş'ârilik, İslam tarihi boyunca bilinen ve çoğunluk tarafından benimsenen bir mezhep olmakla birlikte Mâturîdîlik için aynı durum söz konusu değildir. Bunun başlıca nedeni, Mâturîdîliğin neş'et ettiği coğrafyanın İslam medeniyetinin teşekkül ettiği ortamdan uzak olması ve bu mezhebin çok tanınmamış olmasıdır. Ancak son dönemlerde Mâturîdîliğe yönelik çalışmalarda belirgin bir artış görülmektedir. Ülkemiz başta olmak üzere bir çok İslam ülkesinde Mâturîdî kelamcılar, görüşleri ve eserlerine ilişkin çalışmalar yapılmaktadır. Bu bağlamda Mâturîdî kelamcıların eserleri tahkik edilerek ilim dünyasına kazandırılmıştır. Bunlardan bir tanesi de döneminin önde gelen Mâturîdi kelamcılarından olan Kemalüddîn elEndicânî ve Sıdku'l-kelam fî ilmi'l-kelam adlı eseridir. Bu çalışmada, Kemalüddîn el-Endicânî'nin Sıdku'l-kelam fî ilmi'lkelam eserinin Kelam ilmindeki yeri ve önemi ortaya konulacaktır. Mâturîdî mezhebine mensup bir Kelamcı olan el-Endicânî hicri VIII. yüzyılın Maveraünnehir bölgesinde önde gelen alimlerdendir. Günümüzde Özbekistan sınırları içerisindeki Fergana bölgesinin bir şehri olan Endican'da doğmuştur. Çalışmamızda müellifin yaşadığı bölge, İslam'ın yayılışı, hicri VIII. asırda bölgenin siyasi, ilmi ve dini durumu, müellifin hayatı, kişiliği, telif amacı ve eserin muhtevası hakkında bilgi verilecektir
- MakaleYalnız künye2013Human philosohy in gumushanevi
Sarıtaş, Kamil
Ahmed Ziyauddin Gumushanevi is one of the most important 19th century’s mysticals. Human is centrally located in his the idea of İslam and mystic philosophy. He tries to put forward how the ideal human should be. While he performs this purpose, he refers to not only human’s excellent properties, but also human’s incomplete properties. In this sense, it can be said that he handles human realistically. But, as it is understood his vision of sharia, sect, the truth, the gnostic, it is possible to express that he is concentrated the idealistic understanding of human. Human in Gumushanevi is an existantwho tries to make sense himself, the other and The Created in the cosmological plane. Also, human is a physical and a metaphysical existant whotakes over responsibility in his actions, loves whole existence, tries to make sense of all beings with knowledge. While characteristics of nafs are running away human from himself and God, characteristics of soul canalize human into goodness and God, heart and nous serve as a balance. Gumushanevi categorized the people according to ethics, faith, consciousness and the rise of soul. In human understanding of his, ethics, love and episteme are not only ethics, love and episteme just as literal, but also a worship. At the same time religion, episteme, ethics and love are the whole which is completing each other. In fact, religious and mystical understanding cover episteme, ethics and love in the field of human’s activities and they provide to imagine in terms of theology. According to this, human who has different properties is appeared to be a complex existence

















