Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(64)
- Merdan, Mehmet(47)
- Baltaci, Cemalettin(35)
- Kulakaç, Nurşen(28)
- Duran, Celal(27)
- Ozdes, Duygu(24)
- Turan, Ibrahim(24)
- Demir, Selim(23)
- Türkkan, Tuğba(22)
- Bayrakdaroglu, Serdar(21)
- Topal, Fevzi(21)
- Öztürk, Serkan(21)
- Ürkek, Bayram(21)
- Gücer, Mehmet Ali(20)
- Akar, Zeynep(19)
- Kaygusuz, Abdullah(19)
- Topal, Meryem(19)
- Anaç, Halil(18)
- Aydin, Aydanur(18)
- Batan, Nevzat(18)
- Erata, Hüseyin(18)
- Tuncer, Metin(18)
- Akyürek, Suat(17)
- Baltacı, Cemalettin(17)
- Karimullah, Suud Sarim(17)
- Acet, Tuba(16)
- Akar, Bülent(16)
- Ashyralyyev, Charyyar(16)
- Düzgün, Azer Özad(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yılmaz, Coşkun(16)
- Aliyazicioglu, Yuksel(15)
- Kaya, Hacer(15)
- Kurnaz, Muammer(15)
- Kurt, Kemal(15)
- Ozden, Talat(15)
- Yilmaz, Coskun(15)
- Yuksel, Ferhat(15)
- Yücel, Cem(15)
- Öz, Mehmet(15)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Yahudilerin seçilmişlik doktrini karşısında Kur'an'ın tavrı
İrem Dal
Bu çalışma, Yahudi inancında temel bir yer tutan “seçilmişlik doktrini”nin tarihsel ve teolojik arka planını inceleyerek, Kurʾân’ın bu inanca karşı ortaya koyduğu tutumu analiz etmeyi amaçlamaktadır. Yahudiliğe göre İsrailoğulları’nın Tanrı tarafından seçilmiş bir topluluk olduğu inancı, tarih boyunca dini metinlerde önemli bir yer edinmiştir. Bu doktrin, zaman içinde farklı yorumlara konu olmuş ve özellikle üstünlük iddiası bağlamında başka inanç sistemleriyle çatışmalara da neden olmuştur. Kurʾân-ı Kerîm, geçmiş ümmetlerin tutumlarını hem eleştirel hem de öğüt verici bir dille aktarırken, Yahudilerin seçilmişlik anlayışına dair dikkat çekici tespitlerde bulunmaktadır. İman, salih amel ve adalet gibi evrensel ölçütleri vurgulayarak üstünlüğün soy değil, takva temelli olduğunu bildirmektedir. Bu bağlamda tezde; ilgili Kurʾân âyetleri ışığında Yahudilerin tarihsel tavrı ile Kurʾân’daki yaklaşım karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışma, klasik tefsir kaynakları, tarihsel belgeler ve modern akademik literatür taranarak hazırlanmış, seçilmişlik doktrinine dair Kurʾâni perspektif kapsamlı bir şekilde ortaya konmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Yerel basının dijitalleşmesi ve değişen gazetecilik pratikleri: Gümüşhane örneği
Zeynep Öztürk
Yerel basının dijital dönüşümüyle biçimlenen yeni habercilik süreçleri üzerine yürütülen bu çalışma söz konusu dönüşümün yerel basın üzerindeki yapısal ve işlevsel etkilerini, Gümüşhane ili odağında değişen gazetecilik pratikleri üzerinden çözümlemeyi hedeflemektedir. Araştırmada, geleneksel yayıncılıktan dijital yayıncılığa geçişin yalnızca teknik bir araç değişimi olarak değil, haberin mutfağından okura ulaşmasına kadar tüm aşamaları belirleyen sosyolojik, ekonomik ve etik bir dönüşüm süreci olarak irdelenmektedir. Bu amaç doğrultusunda, Gümüşhane merkez ve ilçelerinde aktif olarak yayın faaliyetini sürdüren Kuşakkaya, Gümüşkoza, Gümüşhane Olay, Gümüşkent, Gündem, Şiran Gündem ve Gümüşhane Ekspres gazetelerinin temsilcileriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, Gümüşhane yerel basınında gazetecilik pratiklerinin sahadan masaya, anlam odaklılıktan veri odaklılığa ve okur ekseninden algoritma yapısına doğru yapısal bir kırılma yaşadığını ortaya koymaktadır. Dijitalleşme ve BİK kotalarının getirdiği yeni düzen, geleneksel yerel gazetecinin “fikir işçisi” rolünü “içerik işçiliği” yönünde yeniden yapılandırarak algoritmik gazeteciliğe dönüştürmüştür. Haber üretiminde WhatsApp grupları gibi ikincil kaynakların tercih edilmesindeki artış editoryal bağımsızlığı zayıflatırken, yapay zekâ kullanımı da yerel habercilik dilinin standartlaşması riskini berberinde getirmektedir. Diğer taraftan, dijital gazeteciliğe karşın geleneksel yayıncılığı sürdüren ve aralarında derin ekonomik krizlere rağmen şahsi varlıklarını elden çıkararak matbaa borçlarını ödeyen gazete sahiplerinin de olduğu Gümüşhane yerel basın temsilcilerinin anlatıları, yerel basının dijitalleşme baskısı altında bir yandan hayatta kalma mücadelesi verirken diğer yandan mesleki değerleri koruma direncini hâlâ sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar itibarıyla bu çalışma, taşra basınının dijital geleceğine yönelik çözüm önerileri sunarak ilgili literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Elektrikli araç politikaları ve toplumsal tepki: Twitter (X) verileri üzerinden bir kamuoyu analizi
Bahtiyar Yilmaz
Elektrikli Araç Politikaları ve Toplumsal Tepki: Twitter (X) Verileri Üzerinden Bir Kamuoyu Analizi başlıklı bu tez çalışması, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik algı, tutum ve tepkilerini sosyal medya etkileşimleri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Elektrikli araç (EV) teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, çevresel sürdürülebilirlik, enerji politikaları ve bireysel tüketim davranışları alanlarında önemli değişimler yaşanmaktadır. Bu doğrultuda, sosyal medya verilerinin analizi, kamuoyunun bu dönüşüme ilişkin görüşlerini anlamada etkili bir yöntem sunmaktadır. Çalışmada, sosyal medya platformu Twitter (X) üzerinden Python programlama dili, Pandas kütüphanesi ve Selenium aracı kullanılarak toplam 30.363 tweet toplanmıştır. Veri temizleme ve ön işleme aşamalarının ardından 28.596 tweetten oluşan nihai veri seti elde edilmiş ve analizlerde kullanılmıştır. Ardından, BERT duygu analizi modeli uygulanarak paylaşımlar olumlu, olumsuz ve nötr olarak sınıflandırılmıştır. Analiz sonucunda, kullanıcı söylemlerinin ağırlıklı olarak ekonomik maliyetler, şarj altyapısı, yerli üretim, teknolojik gelişmeler ve kullanım deneyimi etrafında şekillendiği görülmüştür. Analizler, çevresel faydalar ve enerji tasarrufu gibi konuların kullanıcı değerlendirmelerinde de öne çıktığını göstermektedir. Elde edilen bulgular, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik yaklaşımında hem yenilikçi teknolojilere duyulan ilginin hem de ekonomik ve altyapısal endişelerin belirleyici olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, Türkiye'de elektrikli araç politikalarına ilişkin kamuoyu algısını sosyal medya verileriyle inceleyen öncü araştırmalardan biri olarak, sürdürülebilir ulaşım politikalarına yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Büyük dil modeli (Llm) kullanarak X (Twitter) verileri tabanlı yerel işlenebilir bir siber tehdit istihbaratı modeli tasarımı
Sait Emre Oral
Günümüzdeki siber tehdit istihbaratı (CTI) paylaşımları, çoğunlukla tek başına bir IP adresi veya dosya özeti gibi, tehdidin tam hikayesinden kopuk verilerle sınırlı kalmaktadır. Bu durum, savunma ekiplerinin hangi tehdide öncelik vereceğini belirlemesini zorlaştırmaktadır. X (Twitter) platformu, tehditler hakkında aslında çok daha zengin ve bağlamsal detaylar sunsa da; bu verinin devasa hacmi, gürültülü ve yapılandırılmamış doğası, geleneksel yöntemlerle işlenmesini engellemektedir. Bu tez çalışmasında, X (Twitter) verilerini kullanarak veri egemenliğini koruyan, yerel (onpremise) çalışabilen ve eyleme geçirilebilir sonuçlar üreten, uçtan uca otonom bir CTI modelinin tasarlanması amaçlanmıştır. Geliştirilen Python tabanlı otonom sistem; Selenium kütüphanesi ile veri toplama, Ollama platformu üzerinden yerel olarak çalıştırılan LLaMA 3 modeli ile analiz ve SQLite veritabanında depolama süreçlerini içeren bütüncül bir mimariye sahiptir. Çalışmanın en özgün mühendislik katkısı, Büyük Dil Modellerinin (LLM) deterministik olmayan doğasından kaynaklanan hatalı JSON çıktılarını otonom olarak düzelten "JSON Sağlamlaştırma Protokolü"nün geliştirilmesidir. Elde edilen bulgular, sistemin yapılandırılmamış 62 adet tweet metni üzerinden tehditleri %95'e varan doğruluk oranıyla analiz ettiğini ve tespit edilen içeriklerin %64,5'ini "Yüksek Risk" (High Risk) kategorisinde başarıyla sınıflandırdığını göstermiştir. Yapılan analizlerde "Vulnerability" (13 adet) ve "Threat_Actor" (13 adet) kategorileri en sık rastlanan tehdit türleri olarak öne çıkarken; sistem, CVE numaraları ve tehdit aktörü grupları gibi kritik istihbarat göstergelerini yüksek hassasiyetle ayrıştırmıştır. Bu çalışma, güvenlik açısından kritik verilerin üçüncü taraf sunuculara gönderilmesi riskini ortadan kaldıran, mühendislik açısından dayanıklı ve tam otonom bir CTI çözümünün operasyonel fizibilitesini kanıtlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Deprem tehlike analizleri ve kentsel dönüşüm planlaması: Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu örneği
Cem Parlayan
Türkiye'nin, dünyanın en aktif deprem bölgelerinin içinde olduğu göz ardı edilemez. Bu bölgelerde yatırımlar yapılırken, kentsel gelişimin planlanması göz ardı edilemez. Yeni seçilecek yerleşim alanlarında, bölgenin jeolojik-jeofizik-jeoteknik özelliklerinin dışında, deprem tehlikesinin detaylı bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir. Depreme dayanıklı yapıların projelendirilmeden önce “Deprem Tehlike Analizleri” çalışmalarının mutlaka yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada. Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu bölgesinde yapılması planlanan deprem konutlarının proje sahasında jeofizik uygulamalar kapsamında belirlenen noktalarda yapılan mikrotremör ölçümleri sonucunda rezonans periyot aralıkları ve spektral büyütme oranları hesaplanmıştır. Zemin yapı periyot ilişkisi ve deprem tehlike düzeyi incelenmiş, yapının doğal periyodu, rezonans bölgesi kat adeti ve yapının yüksekliği arasındaki ilişkileri kullanılarak zemin hakim titreşim periyoduna karşılık gelen rezonans bölgesi kat miktarı eğrileri ile tespit edilmiştir. Ayrıca, spektral büyütme oranı ile de deprem tehlike düzeyi tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kentsel dönüşüm projelerinde yapılacak olan yeni yerleşim yerlerinin yer seçimleri yapılırken depremden en az şekilde etkilenmesi yada etkilenmemesi için jeofizik yöntemlerden mutlaka yararlanılmalıdır. Yerbilimi verilerinden yoksun, sadece ekolojik ve teknolojik olarak geliştirilen akıllı şehirler, deprem gibi doğa olaylarına karşı korunmasız olacaktır. Bu çalışmada kentsel dönüşüm projelerinde uygulamaya geçilmeden önce planlama ve uygulama esaslarının belirlenmesinin ve aynı zamanda jeofizik parametrelerinin gerekliliği Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu Örneği üzerinden vurgulanmıştır. Zemin hakim titreşim periyodu biliniyorsa, tasarlanan yapı yüksekliği kat miktarı rezonans bölgesi eğrilerinden kolayca tespit edilebilmektedir. Ayrıca, deprem rezonans ilişkisine bağlı olarak zemin hakim titreşim periyodu katman kalınlığı tartışılmıştır. Bundan ötürü zemin hakim titreşim periyotları hesaplamasında zemin kalınlığının yani ana kaya derinliğinin hesaplanması gerekmekte olduğu belirtilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Gümüşhane’ de eğitim (1960-1980)
Kübranur Küçük
Bu tez, 1960-1980 yılları arasında Gümüşhane ilinde eğitimin genel durumunu ele almaktadır. Türkiye'nin siyasal, toplumsal ve ekonomik açıdan büyük değişimler yaşadığı bu süreçte eğitimin sadece merkezî kararlarla değil yerel koşulların etkisiyle biçimlendiği anlayışı, çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu çerçevede Gümüşhane, taşra düzeyinde yerel eğitimin nasıl şekillendiğini ortaya koymak açısından önemli bir örnek olarak değerlendirilmiştir. 1960-1980 dönemi, Türkiye genelinde olduğu gibi Gümüşhane'de de eğitimin çeşitli sorunlar ve sınırlı imkânlar çerçevesinde şekillendiği bir süreç olmuştur. Bu yıllar boyunca eğitim, sadece okul binaları ve ders programlarıyla sınırlı kalmayıp, bölgenin sosyal yapısı, ekonomik koşulları ve nüfus hareketleriyle doğrudan bağlantılı bir alan olarak devam etmiştir. Merkezde alınan kararlar, Gümüşhane'de yerel koşullara uygun biçimde hayata geçirilmiştir. Bu dönemde, il merkezi ile ilçeler ve köyler arasında eğitim fırsatları bakımından belirgin ayrımlar söz konusudur. Zamanla okul sayıları, öğretmen temini ve fiziki şartlar değişiklik göstermiş; bazı bölgelerde eğitim hizmetlerine ulaşımda güçlükler yaşanmıştır. Öğrenci sayısının artması, öğretmen ihtiyacını da artırmış ve bu durum, eğitim kalitesi üzerinde doğrudan etkili olmuştur. Özellikle kırsal bölgelerde, eğitim imkânlarının kısıtlı olduğu koşullarda eğitim faaliyetleri devam ettirilmeye çalışılmıştır. Ekonomik şartlar ve göç hareketleri, dönemin eğitim yapısını şekillendiren başlıca etkenler olmuştur. Özellikle bölgeden dışarıya gerçekleşen göçler, hem öğrenci sayısını hem de okul düzenini etkilemiş; bu durum eğitimin sürekliliğini de zorlaştırmıştır. Eğitim, resmi kurumların yanı sıra toplumsal yaşamın bir parçası olarak işlevini sürdürmüştür. Eğitim uygulamaları, bölgenin ihtiyaçları ve mevcut imkânları doğrultusunda gelişmiş ve Gümüşhane'ye özgü bir yapı oluşturmuştur. Bu tez, 1960-1980 yılları arasında Gümüşhane'de eğitimin genel görünümünü ele alarak, ilin eğitim tarihine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme sağlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Turizm amaçlı kullanılacak yeraltı mağaralarında iş sağlığı ve güvenliği risklerinin analizi: Gümüşhane Akçakale Mağarası örneğinde FMEA ve HAZOP uygulaması
Gül Uçak
Bu çalışma, doğal bir yeraltı ortamı olan Akçakale Mağarası’nda iş sağlığı ve güvenliği (İSG) perspektifinden risklerin değerlendirilmesini ve mağara ortamına özgü tehlike faktörlerinin sistematik olarak analiz edilmesini amaçlamaktadır. Geleneksel olarak endüstriyel alanlarda kullanılan risk değerlendirme yöntemlerinin doğal ortamlara uyarlanabilirliği incelenmiş; bu kapsamda FMEA (Hata Türleri ve Etkileri Analizi) ve HAZOP (Tehlike ve İşletilebilirlik Analizi) yöntemleri birlikte kullanılarak bütüncül bir değerlendirme yapılmıştır.Bu yönüyle çalışma, doğal bir kapalı alan olan mağaralarda İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına yönelik literatüre özgün bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. Araştırmada mağara içi fiziksel, kimyasal, biyolojik, çevresel ve jeolojik risk faktörleri; hava kalitesi, nem, sıcaklık, gaz birikimi, çökme riski ve mikroklimatik değişkenler çerçevesinde ele alınmıştır. Ayrıca mağara içi çevresel koşulların insan sağlığı üzerindeki olası etkileri değerlendirilmiş ve risklerin şiddet, olasılık ve tespit edilebilirlik parametrelerine göre sınıflandırılması yapılmıştır. Elde edilen bulgular, mağara ortamlarında en kritik risklerin çökme potansiyeli, gaz birikimi ve mikroklimatik dengesizlikler olduğunu göstermiştir. FMEA ve HAZOP yöntemlerinin birlikte kullanılması, risklerin yalnızca tanımlanmasını değil aynı zamanda önceliklendirilmesini ve yönetilebilir hale getirilmesini sağlamıştır. Sonuç olarak bu tez, yeraltı doğal ortamlarında güvenli çalışma ve araştırma koşullarının geliştirilmesi için uygulanabilir bir risk değerlendirme modeli ortaya koymakta ve gelecekte yapılacak benzer çalışmalar için metodolojik bir çerçeve önermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Genç ergenlerde egzersiz motivasyonunun bireysel ve sosyal sorumluluk düzeylerine etkisi
Hilal Demir
Bu araştırmanın amacı, genç ergenlerde egzersiz motivasyonunun bireysel ve sosyal sorumluluk düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu 2025–2026 eğitim-öğretim yılında Kahramanmaraş ilinde öğrenim gören ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen toplam 297 ergen öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Egzersiz Motivasyonu Tutum Ölçeği ve Bireysel ve Sosyal Sorumluluk Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, cinsiyet değişkeni açısından egzersiz motivasyonunun “Pozitif Bakış ve Sağlık” ile “Fiziksel Görünüm ve Sağlık” alt boyutlarında erkek öğrenciler lehine anlamlı farklılıklar bulunurken, “Olumsuz Tutum ve Düşünce” ile bireysel ve sosyal sorumluluk düzeylerinde anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Gelir düzeyi değişkenine göre egzersiz motivasyonu ve bireysel-sosyal sorumluluk puanlarında anlamlı farklılık görülmemiştir. Spor yapan öğrencilerin spor yapmayanlara kıyasla egzersiz motivasyonunun olumlu boyutlarında ve bireysel ve sosyal sorumluluk düzeylerinde daha yüksek puanlara sahip oldukları belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonuçları, egzersiz motivasyonunun tüm alt boyutları ile bireysel ve sosyal sorumluluk arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Regresyon analizi sonuçları ise egzersiz motivasyonunun bireysel ve sosyal sorumluluğun anlamlı bir yordayıcısı olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle “Fiziksel Görünüm ve Sağlık” alt boyutunun bireysel ve sosyal sorumluluk düzeylerini açıklamada en yüksek yordayıcı güce sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, genç ergenlerde egzersiz motivasyonunun bireysel ve sosyal sorumluluk gelişimini destekleyen önemli bir psikososyal unsur olduğu söylenebilir. Düzenli egzersize katılımı teşvik eden ve motivasyonu artıran uygulamaların, ergenlerin sorumluluk davranışlarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Genç ergenlerde temel psikolojik ihtiyaçların fiziksel aktivite tutumuna etkisi
Muhammed Hamza Demir
Bu araştırmanın amacı, genç ergenlerde temel psikolojik ihtiyaçların (özerklik, yeterlik ve ilişkilenme) fiziksel aktiviteye yönelik tutum üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, 2025–2026 eğitim-öğretim yılında Kahramanmaraş ilinde öğrenim gören ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 315 genç ergen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Beden Eğitiminde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Fiziksel Aktivite Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma bulguları, temel psikolojik ihtiyaçlar ile fiziksel aktivite tutumu arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Fiziksel aktivite tutumunun toplam puanı ile özerklik (r = 0,230), yeterlik (r = 0,217) ve ilişkilenme (r = 0,147) arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Regresyon analizleri sonucunda özerklik ve yeterlik ihtiyaçlarının özellikle fiziksel aktivitenin sağlık boyutunu anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Ayrıca spor yapan öğrencilerin fiziksel aktivite tutumlarının ve temel psikolojik ihtiyaç düzeylerinin spor yapmayanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Cinsiyet değişkeni açısından erkek öğrencilerin fiziksel aktivite tutumları ile özerklik ve yeterlik düzeylerinin kız öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, genç ergenlerde temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmasının fiziksel aktiviteye yönelik olumlu tutum geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığı belirlenmiştir. Özellikle özerklik ve yeterlik ihtiyaçlarının desteklenmesi, ergenlerin fiziksel aktiviteye katılımını artırabilecek önemli psikolojik faktörler olarak öne çıkmaktadır. Bu doğrultuda beden eğitimi öğretmenlerinin, antrenörlerin ve eğitim politikası geliştiricilerinin gençlerin temel psikolojik ihtiyaçlarını destekleyen uygulamalara öncelik vermeleri önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20268 haftalık pilates reformer egzersizlerinin sedanter kadınlarda fiziksel özellikler, beden memnuniyeti ve mutluluk düzeylerine etkisi
Ayşe Kiliç
Bu araştırmanın amacı, sedanter kadınlarda 8 haftalık pilates reformer egzersizlerinin fiziksel özellikler, beden memnuniyeti ve mutluluk düzeylerine etkilerini incelemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tek grup ön test-son test deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmaya Adıyaman ili Merkez ilçesinde yaşayan ve sedanter yaşam tarzına sahip 30 kadın gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılara 8 hafta boyunca haftada 2 gün ve her biri 90 dakika süren pilates reformer egzersiz programı uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, antropometrik ölçümler, Mutluluk Ölçeği ve Beden Memnuniyeti Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programında analiz edilmiş, verilerin normal dağılıma uygunluğu çarpıklık ve basıklık değerleri ile değerlendirilmiştir. Ön test ve son test karşılaştırmalarında bağımlı örneklemler t-testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre uygulanan pilates reformer egzersiz programı sonrasında katılımcıların vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, kol çevresi, göğüs çevresi, bel çevresi, basen çevresi ve bacak çevresi ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma belirlenmiştir (p<0,001). Ayrıca beden memnuniyeti puanlarının 35,80±6,88’den 42,13±3,61’e, mutluluk puanlarının ise 4,13±0,60’tan 4,84±0,24’e yükseldiği ve bu artışların istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). BKİ ile mutluluk düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, BKİ ile beden memnuniyeti düzeyi arasında negatif yönlü ve orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir (p<0,01). Sonuç olarak, 8 haftalık pilates reformer egzersiz programının sedanter kadınlarda fiziksel özelliklerin iyileşmesine, beden memnuniyetinin artmasına ve mutluluk düzeylerinin yükselmesine önemli katkılar sağladığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, pilates reformer egzersizlerinin sedanter kadınların hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarının geliştirilmesinde etkili bir egzersiz yöntemi olduğunu göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Yerel halkın turizm algısının belirlenmesi: Kamerun Foumban destinasyonu örneği
Ornella Poni
Bu araştırmanın amacı, Kamerun’un önemli kültürel turizm destinasyonlarından biri olan Foumban kentinde yaşayan yerel halkın turizme yönelik algılarını demografik özelliklerine göre incelemektir. Turizm, günümüzde ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı destekleyen önemli sektörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte turizmin gelişimi, yerel halk üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Bu nedenle yerel halkın turizme yönelik tutum ve algılarının belirlenmesi, sürdürülebilir turizm gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler anket tekniği aracılığıyla Foumban’da yaşayan yerel halktan elde edilmiştir. Ankette, yerel halkın görüşlerine dayanılarak turizmin ekonomik, sosyal, kültürel, çevresel ve toplam etkilerini ölçmeyi amaçlayan sorulara yer verilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, istatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, yerel halkın turizmin ekonomik etkilerini genel olarak olumlu değerlendirdiğini göstermektedir. Katılımcılar, Foumban’da turizmin istihdam oluşturduğunu ve yerel ticareti canlandırdığını düşünmektedir. Bununla birlikte bazı katılımcılar, Foumban’da turizmin yaşam maliyetini artırdığı, çevresel sorunlara ve sosyo-kültürel değişimlere yol açtığı kanaatindedir. Bu çalışma, Foumban’da yerel halkın turizme yönelik algılarını inceleyen sınırlı sayıdaki araştırmalardan birisi olması bakımından önem taşımaktadır. Araştırmanın sonuçlarının, yerel yöneticiler ve turizm paydaşları için daha sürdürülebilir ve kapsayıcı turizm politikalarının geliştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Türkiye'de algılanan sağlık durumunun OECD ülkeleri ile karşılaştırmalı analizi ve sağlık yönetimi açısından değerlendirilmesi
Ülkü Yilmaz
Algılanan sağlık durumu, bireylerin kendi sağlıklarını öznel olarak değerlendirmelerine dayanan ve toplumların genel sağlık düzeyini yansıtan önemli bir sağlık göstergesidir. Bu gösterge; sağlık çıktıları, yaşam kalitesi ve sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Algılanan sağlık düzeyi; sosyoekonomik koşullar, sağlık hizmetlerine erişim, yaşam standartları ve sağlık sistemi özelliklerinden etkilenmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de algılanan sağlık durumunun 2010–2024 dönemindeki değişimini OECD ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak incelemek ve sonuçları sağlık yönetimi perspektifinden değerlendirmektir. Araştırma, OECD Sağlık İstatistikleri verileri kullanılarak gerçekleştirilen nicel, betimleyici ve karşılaştırmalı bir ikincil veri analizidir. Çalışmada Türkiye’nin zaman içindeki eğilimi, OECD ortalaması ve medyanı karşısındaki konumu, sıralama performansı, yakınsama-uzaklaşma durumu, ülkeler arası istikrar düzeyi ve sağlık sistemi göstergelerine dayalı SWOT analizi değerlendirilmiştir. Bulgular, Türkiye’nin algılanan sağlık durumu göstergesinin dönem boyunca genel olarak istikrarlı ancak hafif azalış eğiliminde olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin ortalama algılanan sağlık düzeyi %67,33 olup, 2010 yılında %66,0 olan değer 2024 yılında %64,4’e gerilemiştir. Türkiye bazı yıllarda OECD ortalamasına yaklaşmasına rağmen tüm dönem boyunca OECD medyanının altında kalmış, özellikle 2022–2024 döneminde göreli konumu zayıflamıştır. İstikrar analizinde Türkiye’nin düşük düzeyde ancak istikrarlı bir profile sahip olduğu görülmüştür. SWOT analizi sonuçları; sağlık altyapısı ve insan gücündeki gelişmeleri güçlü yönler, algılanan sağlık düzeyindeki düşüş ve memnuniyet azalmasını ise zayıf yönler olarak ortaya koymuştur. Sonuç olarak Türkiye’nin algılanan sağlık durumu açısından OECD ülkeleri içinde orta-alt düzeyde konumlandığı görülmektedir. Bulgular, sağlık politikalarında hizmet kalitesi, hasta deneyimi, sağlık sistemine güven ve sağlık eşitsizliklerinin azaltılmasına yönelik bütüncül yaklaşımların önemini ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Beden eğitimi öğretmenlerinin çok boyutlu 21. yüzyıl becerileri ve yaratıcı düşünme eğilimlerinin incelenmesi
Sinan Kurt
Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin çok boyutlu 21. yüzyıl becerileri ile yaratıcı düşünme eğilimlerini belirlemek, bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek ve 21. yüzyıl becerilerinin yaratıcı düşünme eğilimlerini yordama düzeyini ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Çalışma grubunu Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan 218 beden eğitimi öğretmeni oluşturmuştur. Veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği ve Marmara Yaratıcı Düşünme Eğilimleri Ölçeği kullanılmıştır. Veriler IBM SPSS istatistiksel (versiyon 27) paket programında analiz edilmiş, betimsel istatistikler, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ile basit ve çoklu doğrusal regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, beden eğitimi öğretmenlerinin hem çok boyutlu 21. yüzyıl becerileri hem de yaratıcı düşünme eğilimleri açısından yüksek düzeyde puanlara sahip olduklarını göstermiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre, çok boyutlu 21. yüzyıl becerileri ile yaratıcı düşünme eğilimleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Çoklu regresyon analizi sonuçları, yaşam boyu öğrenmenin gerekliliklerinden olan kariyer bilinci ile girişimcilik ve inovasyon becerilerinin yaratıcı düşünme eğilimlerinin anlamlı yordayıcıları olduğunu ortaya koymuştur. Buna karşın eleştirel düşünme ve problem çözme ile sosyal sorumluluk ve liderlik becerilerinin yaratıcı düşünme üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Basit doğrusal regresyon analizi sonucunda ise çok boyutlu 21. yüzyıl becerilerinin yaratıcı düşünme eğilimlerindeki varyansın %21’ini açıkladığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çağdaş öğretmen yeterlikleri ile yaratıcı düşünme eğilimleri arasında güçlü bir bağ bulunduğunu göstermekte ve öğretmenlerin 21. yüzyıl becerilerinin geliştirilmesinin yaratıcı düşünmeyi destekleyebileceğine işaret etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Spor ve bilişsel gelişim ilişkisi: Dikkat eksikliği bulunan ortaokul öğrencilerinde okçuluk uygulamalarının rolü
Ercan Taş
Bu araştırmada, dikkat eksikliği bulunan ortaokul öğrencilerinde sekiz haftalık okçuluk eğitiminin dikkat performansı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma grubunu, Gümüşhane ili Merkez ilçesinde bulunan dört ortaokulda gerçekleştirilen d2 Dikkat Testi taramaları sonucunda dikkat eksikliği belirlenen ve araştırmaya dâhil edilme ölçütlerini karşılayan 26 öğrenci oluşturmuştur. Katılımcılar deney (n=13) ve kontrol (n=13) gruplarına ayrılmıştır. Deney grubuna sekiz hafta boyunca planlı okçuluk eğitimi uygulanırken kontrol grubu olağan eğitim sürecine devam etmiştir. Veri toplama aracı olarak d2 Dikkat Testi kullanılmış; Toplam İşlenen Madde Sayısı (TN), Toplam Performans Puanı (TN-E), Konsantrasyon Performansı (CP), hata puanları ve Dalgalanma Oranı (FR) değişkenleri değerlendirilmiştir. Verilerin analizi IBM SPSS istatistiksel paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiş, bağımsız örneklemler t-testi, eşleştirilmiş örneklemler t-testi ve Grup × Zaman karışık desenli varyans analizi uygulanmıştır. Bulgular, deney grubunda dikkat performansını yansıtan TN, TN-E ve CP (p<0,001) puanlarında anlamlı artışlar, hata puanları ile performans dalgalanmalarında ise anlamlı azalmalar olduğunu göstermiştir (p<0,05). Kontrol grubunda bazı değişkenlerde sınırlı düzeyde gelişmeler gözlenmesine karşın, deney grubunda elde edilen değişimlerin daha belirgin olduğu belirlenmiştir. Karışık desenli varyans analizi sonuçları, TN (p<0,001, ηp²=0,445), TN-E (p<0,001, ηp²=0,449) ve CP (p=0,006, ηp²=0,276) değişkenlerinde anlamlı grup × zaman etkileşimleri ortaya koymuş ve okçuluk eğitiminin dikkat performansının geliştirilmesinde etkili bir müdahale yöntemi olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak okçuluk eğitiminin, dikkat eksikliği bulunan öğrencilerde dikkat, konsantrasyon ve performans sürekliliğinin geliştirilmesine katkı sağlayabilecek uygulanabilir ve bilimsel temele dayalı bir sportif müdahale olduğu değerlendirilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Su gövdelerindeki değişimlerin otomatik olarak tespit edilmesi ve analizi
Ozan Kiyat
Uzaktan algılama tarım, orman, bitki örtüsü ve su gibi farklı alanlarda sıklıkla kullanılmaktadır. Göllerde su yüzeyindeki değişimler, ekosistemler ve sürdürülebilir su kaynaklarının yönetimi açısından elzemdir. Bu çalışma, uydu görüntüleri kullanılarak Türkiye’de farklı oluşum kökenlerine ve su kimyalarına sahip 10 gölün (Akşehir, Eber, Tuz, Salda, Manyas, İznik, Van, Beyşehir, Eğirdir, Burdur) 1984–2025 yılları arasındaki göl su yüzey alanı değişimini otomatik olarak tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel veri kaynağını Landsat 5 TM, Landsat 8 OLI/TIRS, Landsat 9 OLI-2/TIRS-2 ve Sentinel-2 MSI uydu görüntüleri oluşturmaktadır. CHIRPS yağış verileri ile ERA5-Land potansiyel buharlaşma verileri hidroklimatik değerlendirmeleri desteklemek amacıyla kullanılmıştır. Veriler, Google Earth Engine platformunda işlenmiştir. Su yüzeylerinin sınıflandırılmasında spektral indeksler ve Otsu eşikleme yöntemi kullanılmış; bu kapsamda Modifiye Edilmiş Normalize Edilmiş Fark Su İndeksi (MNDWI), Normalize Fark Bitki Örtüsü İndeksi (NDVI), Normalize Fark Su İndeksi (NDWI) ve Otomatik Su Çıkarma İndeksi (AWEI) hesaplanmıştır. Ayrıca tüm analiz yıllarında (1984, 1990, 1995, 2000, 2005, 2010, 2015, 2020, 2025) Rastgele Orman (RO), Destek Vektör Makineleri (DVM), Sınıflandırma ve Regresyon Ağacı (CART) ve K-En Yakın Komşu (KNN) makine öğrenmesi algoritmaları uygulanmıştır. Göllerin su yüzey alanlarında anlamlı azalmalar tespit edilmiştir. En çarpıcı düşüşler, yüzey alanının tamamını yitiren (%100) Akşehir Gölü’nde ve alanının %93,68’ini kaybeden Tuz Gölü’nde gözlemlenmiştir. Makine öğrenmesi algoritmaları arasında RO modeli, %99,25 genel doğrulukla en yüksek sınıflandırma başarısını göstermiştir. Bu çalışma, farklı oluşum ve özelliklere sahip göllerin izlenmesi için genelleştirilebilir ve güncellenebilir bir uzaktan algılama iş akışı sunmaktadır. Ayrıca sürdürülebilir su kaynakları yönetimi için farklı disiplinlere bilimsel bir altlık sağlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Sporcularda öğrenme stillerinin VARK modeline göre belirlenmesi: Takım sporları incelemesi
Selim Yalçın
Öğrenme stilleri, bireylerin bilgiyi algılama, işleme ve kullanma süreçlerinde benimsedikleri baskın tercihleri ifade etmekte ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin planlanmasında önemli bir değişken olarak kabul edilmektedir. Spor ortamlarında ise öğrenme stillerinin belirlenmesi, antrenman süreçlerinin daha etkili yapılandırılmasına ve sportif performansın geliştirilmesine katkı sağlayabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, takım sporlarıyla uğraşan sporcuların öğrenme stillerini VARK modeline göre belirlemek ve öğrenme tercihlerini branş değişkeni açısından incelemektir. Araştırma betimsel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu futbol, basketbol, hentbol ve voleybol branşlarında aktif olarak spor yapan 468 sporcu oluşturmuştur. Kişisel Bilgi Formu ile Sporcular İçin VARK Öğrenme Stilleri Envanteri aracılığıyla yüz yüze kağıt-kalem metodu kullanılarak toplanan veriler, IBM SPSS (v27) paket programla analiz edilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare analizi, uyum analizi ve K-means kümeleme yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular, sporcuların baskın olarak en fazla Kinestetik (%40,4) öğrenme stilini tercih ettiğini göstermiştir. Ayrıca sporcuların baskın olarak kinestetik öğrenmeyi tercih etselerde, %67,7’sinin çoklu öğrenme modeline sahip olduğu belirlenmiştir. Branş ile baskın öğrenme stili ve öğrenme modeli arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Uyum analizi sonuçları öğrenme tercihlerinin branşlara göre farklılaşmadığını gösterirken, kümeleme analizi sporcuların öğrenme stillerine göre farklı bireysel profiller oluşturduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, takım sporcularının öğrenme tercihlerinin büyük ölçüde kinestetik ve işitsel boyutlarda yoğunlaştığı, öğrenme süreçlerinde ise çoklu öğrenme yaklaşımının baskın olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, spor eğitiminde bireysel öğrenme özelliklerini dikkate alan çok yönlü öğretim ve antrenman uygulamalarının önemine işaret etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ile ambalaj tasarım kriterlerinin önceliklendirilmesi: Kozmetik sektörü örneği
Tagreed Abdalmonem Mohamed Ibrahim Tagreed Abdalmonem Mohamed Ibrahim
Ülkemizde ve dünyada çalışan kadın sayısının artması ile fiziksel görünüme ilişkin yükselen bilinç, kozmetik pazarının büyümesini yönlendiren temel faktörlerdir. Küresel kozmetik pazarı değerinin 2024 yılında 335,95 ile 419,8 milyar dolar arasında gerçekleştiği ve 2032 yılına kadar 556,21 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Küresel rekabetin yoğun yaşandığı bu sektörde ambalaj; yalnızca ürünün korunmasına hizmet eden yapısal bir unsur değil, aynı zamanda marka kimliğini yansıtan, tüketici algısını etkileyen ve çevresel sorumluluk üstlenen stratejik bir bileşendir. İmalat süreçlerine uyum, maliyet etkinliği, geri dönüştürülebilirlik ve sürdürülebilirlik gereklilikleri ambalaj tasarımında en önemli konuların başında gelmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, kozmetik sektöründe ambalaj tasarımına yön veren ölçütleri sistematik biçimde ele almak ve bunların önem derecelerini ortaya koymaktır. Çalışmada, karar verme sürecindeki çok boyutlu faktörlerin dikkate alınabilmesi ve karar vericilerin subjektif değerlendirmelerinin matematiksel bir yapıya dönüştürülerek sayısallaştırılması amacıyla Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemi kullanılmıştır. Model kapsamında Fonksiyonel, Estetik, Psikolojik, Ekonomik, Çevresel ve Marka İmajı olmak üzere 6 ana kriter ile 36 alt kriter değerlendirilmiş ve matrislerin tutarlılık oranları (CR < 0,10) doğrulanmıştır. Sonuç olarak bu çalışma, ambalaj tasarımı kararlarının yalnızca görsellik odaklı olmadığını; üretim verimliliği, maliyet etkinliği, müşteri sadakati ve çevresel sorumlulukla birlikte bütünsel düşünülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Araştırma bulguları, işletmelerin daha sürdürülebilir ve rekabetçi ambalaj stratejileri geliştirmelerine katkı sağlayarak hem akademik literatüre hem de sektörel uygulamalara önemli bir değer katacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Sağlık çalışanlarında istenmeyen olay bildirim engeli algısı ile istenmeyen olay bildirim tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi: Gümüşhane Devlet Hastanesi örneği
Nuran Koç
Bu araştırmanın amacı, Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanlarının istenmeyen olay raporlama süreçlerine yönelik tutumlarını ve bu tutumları etkileyen bireysel, kurumsal ve sistemsel engelleri belirlemektir. Hasta güvenliği kültürünün güçlendirilmesi açısından kritik bir öneme sahip olan istenmeyen olay raporlaması, sağlık hizmetlerinde hataların nedenlerini ortaya koyarak benzer olayların tekrarını önlemeye yönelik stratejik bir araç olarak değerlendirilmektedir. Ancak sağlık çalışanlarının raporlama sürecine katılımının çeşitli engeller nedeniyle sınırlı kaldığı görülmektedir. Araştırmanın evrenini Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Bu kapsamda araştırmaya gönüllü katılımcılardan oluşan 390 kişiye ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan yapılandırılmış anket formu kullanılmıştır. Anketin birinci bölümünde sosyodemografik bilgiler; ikinci bölümünde sağlık çalışanlarının istenmeyen olay bildirimine ilişkin tutumlarını ölçen ifadeler; üçüncü bölümünde ise bireysel, kurumsal ve sistemsel raporlama engellerini belirlemeye yönelik ölçek maddeleri yer almaktadır. Veriler yüz yüze ve çevrim içi yöntemlerle toplanmış, analizlerde tanımlayıcı istatistikler ve karşılaştırmalı testler kullanılmıştır. Araştırma bulguları, sağlık çalışanlarının olay bildirim tutum düzeylerinin yüksek seviyede olduğunu ve olay bildirim için engellerin düşük seviyede olduğunu göstermektedir. Sağlık çalışanları içerisinde ebe olan katılımcıların olay bildiriminin tutumu ortalamaları, diğer sağlık çalışanları olan katılımcılara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, sağlık çalışanlarında olay bildirimi engelleri ortalamasının artması olay bildirim tutumunun azalmasına neden olmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Imre Lakatos: Bilim tarihi olmadan bilim felsefesi mümkün müdür?
Esranur Güneş
Yirminci yüzyılın bilim felsefecileri arasında konuları ele alış biçimi açısından ayrıcalıklı bir konumda bulunduğunu savlayabileceğimiz Imre Lakatos, Bilimsel Araştırma Programlarının Metodolojisi adlı eserinde bilim olan ile bilim olmayanın ayrılması ile ilgili izlenecek yol hakkındaki görüşlerini ortaya koyarak bilim tarihini iyi bilmenin önemine vurgu yapar. Immanuel Kant’ın “Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür.” ifadesinden mülhem “Bilim tarihi olmaksızın bilim felsefesi boş, bilim felsefesi olmaksızın bilim tarihi kördür.” söyleyişiyle yaklaşım tarzını netlikle sunan Lakatos, bilimsel gelişmenin nasıl olduğunu incelemeye yönelir. Yaşadığı dönemde Karl Raimund Popper ve Thomas Samuel Kuhn arasında gerçekleşen tartışmalara katılan düşünür, bir orta yol bulma amacıyla önce Popper’ın yanlışlamacılık fikrini eleştirir, ardından Kuhn’un ileri sürdüğü tarih tasarımının hatalı yanlarını göstererek bilimsel rasyonalite bunalımına çözüm üretmeye çalışır. Yanlışlamacılığı değerlendirerek işe koyulan Lakatos, “dogmatik, metodolojik ve sofistike yanlışlamacılık” şeklinde üç tür belirler. Deneysel temelin kesinliğinin kuramlara taşınabileceğini reddeden dogmatik yanlışlamacılık, doğrulamacılığın en zayıf türüdür. Metodolojik yanlışlamacılık, uzlaşımcılıkla bir ilişki içinde anlaşılır hale gelmektedir. Sofistike yanlışlamacılık ise kuramı kurtarmaya yönelik bir türdür. Diğer yandan Lakatos, Kuhn’un paradigma kavramına alternatif olarak “bilimsel araştırma programı” fikrini ileri sürer. Bu bağlamda düşünür, bilim felsefesine yeni bir açılım getirir. Bu tezde, Lakatos’un görüşleri Bilimsel Araştırma Programlarının Metodolojisi kitabı merkeze alınarak incelemeye tabi tutulacaktır. Böylelikle bilim tarihinin ve bilim felsefesinin gelişim seyri Lakatos’un kavrayışı üzerinden serimlenecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Entegrasyon teorileri çerçevesinde Türk Devletleri Teşkilatının siyasi ve ekonomik açıdan incelenmesi
İkram Bekar
Bu çalışmanın amacı, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) bölgesel entegrasyon sürecini siyasal, ekonomik ve kurumsal boyutlarıyla incelemek ve gelecekteki entegrasyon potansiyelini değerlendirmektir. Çalışmada, TDT'nin tarihsel gelişimi, kurumsal yapısı ve temel politika alanları bölgesel entegrasyon teorileri çerçevesinde ele alınmıştır. Bu kapsamda Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi, TDT'nin resmî dokümanları, ulusal ve uluslararası raporlar ile akademik çalışmalar incelenmiştir. Araştırma kapsamında üye devletlerin ekonomik yapıları, Orta Koridor ve Zengezur Koridoru gibi ulaştırma projeleri ile Türk Yatırım Fonu'nun bölgesel entegrasyona katkıları değerlendirilmiştir. Ayrıca Rusya, Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve İran gibi küresel ve bölgesel aktörlerin TDT entegrasyonuna yönelik yaklaşımları analiz edilmiştir. Bulgular, TDT'nin kültürel iş birliği temelli bir yapıdan ekonomik ve stratejik iş birliğini önceleyen daha kurumsallaşmış bir bölgesel organizasyona dönüşme sürecinde olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte ekonomik farklılıklar, jeopolitik rekabet ve kurumsal sınırlılıkların entegrasyon sürecini zorlaştırdığı belirlenmiştir. Sonuç olarak TDT'nin Avrasya'da önemli bir entegrasyon potansiyeline sahip olduğu, ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için ekonomik ve kurumsal iş birliğinin daha da güçlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

















