Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Türk öykücülüğünde Recep Seyhan

    Merve Özişik

    Bu çalışma Recep Seyhan’ın öykücülüğü yazmış olduğu altı öykü kitabı üzerinden incelenmiştir. Bu incelemede “Çiçekler Kesmişti Selamı, Güneşin Doğduğu Yerde, Azazil’in Kapısında, Metal Çubukların Dansı, Zongo’nun Değirmeni ve Bir Sepet Hayal” adlı öyküleri yer almıştır. Yazar, öykülerinde geleneksel anlatıyla modern öykü tekniklerini kendine has anlatımıyla öykülerinde anlatır. Recep Seyhan ilk öykü kitabında Çiçekler Kesmişti selamı öyküsü başta olmak üzere 1940-1980 arası Türkiye’nin geçirmiş olduğu sosyolojik değişim ve dönüşümleri sıkça işlediğini görülür. Öykülerinin birçoğu taşra ve modern kent, doğa ve hayvan sevgisi, birey ve toplum ekseninde oluşturmuştur. Bu bakışı öykülerine taşırken, taşra insanının hayata tutunma çabasını, göç ve göçün beraberinde getirmiş olduğu bunalım ve yabancılaşma, işsizlik gibi izlekleri yansıtır. Bunun yanında öykülerinde değerlere bağlılığı ve değerlerin yok oluşuna karşı meydana gelen çatışmayı kahramanları üzerinden açık bir dille sunar. Seyhan’ın öykülerinde merkezi bir yere sahip olan taşra-kent, göç ve ait olma duygusu gibi kavramlar öykülerinin temel kavramı olarak ele alınır. Giriş hariç dört bölümden oluşan bu çalışmada ilk bölümde, Recep Seyhan’ın hayatı, öykücülüğü ve öykü gelişimi üzerine durulmuştur. İkinci bölümde, Anlatıbilim teknikleri ve öykü unsurları üçüncü bölümde, Recep Seyhan’ın öykülerinde izlekler ve son bölümde Recep Seyhan’ın öykülerinde yapı ve izlek (olay örgüsü, anlatıcı/ bakış açısı, şahıs kadrosu, mekân, zaman) başlıkları ile oluşturulmuştur. Yazarın altı öykü kitabını kapsayan bu çalışmada taşra yaşamında bireyin varoluş mücadelesi, göç, aidiyet ve yabancılaşma gibi kavramlarla beraber öykülerin ana izlekleri oluşturulmuştur. Ayrıca Seyhan’ın anlatı dünyasının merkezi bir alana sahip olan doğada izlekler içerisinde ele alınmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Ankara ili (Kalecik ilçesi) ekolojik koşullarında bazı yeşil mercimek çeşitlerinin tarımsal özelliklerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma

    Fatma Yüksel

    Bu çalışmada, 2025 yılı yetiştirme döneminde Ankara İli Kalecik İlçesi ekolojik koşullarında farklı mercimek çeşitlerinin (Sultan-1, Meyveci 2001, Çiftçi, Karagül, Bozok, Ceren, Gümrah, Delta Gold, Delta Green) tane verimleri ve verim unsurları incelenmiştir. Araştırmada, % 50 çiçeklenme gün sayısı 64.33-73.67 gün, % 50 bakla bağlama gün süresi 70.00-80.00 gün, olgunlaşma gün sayısı 89.00-96.33 gün, bitki boyu 20.47- 26.40 cm, ilk bakla yüksekliği 8.43-13.03 cm, bitkide ana dal sayısı 2.43-2.90 adet/bitki, bitkide bakla sayısı 20.93-25.37 adet/bitki, tane verimi 95.67-118.83 kg/da, hasat indeksi % 28.80-38.73 ve bin tane ağırlığı 33.17-38.30 g arasında değişim göstermiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; ortalama tane verimi 107.81 kg/da olarak bulunmuştur. En yüksek tane verimi Bozok (118.83 kg/da) çeşidinden elde edilirken, en düşük tane verimi ise Delta Green (95.67 kg/da) çeşidinde tespit edilmiştir. Bir yıllık araştırma sonuçlarına dayanarak, Ankara yöresi için herhangi bir mercimek çeşidi önermek mümkün değildir. Çalışmanın ikinci yılından elde edilecek veriler alan verimleriyle birlikte daha belirgin sonuçlar getirebilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Sibel K. Türker romanlarında yapı ve tema

    Yağmur Ülkmen

    Bir metnin anlam dünyası ile ona şekil veren biçim özelliklerini bir bütün olarak irdelemek, metnin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda ilgili çalışmada, günümüz Türk edebiyatında özellikle roman ve öyküleriyle önemli bir yer edinen Sibel K. Türker’in yazın dünyası ele alınmıştır. Çalışmanın kapsamı gereği araştırma, yazarın romancılığı üzerinden şekillendirilmiştir. Bunun için yazarın Şair Öldü, Meryem’in Biricik Hayatı, Burada Kalmak, Mecnun Kelebekler, Hayatı Sevme Hastalığı, Benim Bütün Günahlarım ve Cennette Gibiyim adlı romanları yapı ve tema açısından irdelenmiştir. Bu doğrultuda çalışma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden faydalanılarak söz konusu romanların içerik ve biçimsel özellikleri karşılaştırmalı bir yaklaşımla çözümlenmiştir. Bu sayede eserlerin yapısal ve temasal bütünlüğünü oluşturan temel unsurlar saptanmış; bu öğelerin birbirleriyle olan ilişkisi ve genel kurgu içerisindeki işlevleri tartışmaya açılmıştır. Ayrıca ilgili alandaki literatür boşluğunun doldurulması ve alana özgün bir katkı sunulması hedeflenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Maden zenginleştirme tesislerindeki kimyasal risk faktörlerinin belirlenip Fine-Kinney ve HAZOP (tehlike ve işletilebilirlik analizi) ile değerlendirilmesi: Gümüşhane örneği

    Mehmet Emre Ertürk

    Madencilik sektörü, kullanılan kimyasal maddeler, ağır ekipmanlar ve proses kaynaklı tehlikeler nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği açısından yüksek riskli sektörlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Özellikle cevher zenginleştirme tesislerinde kullanılan kimyasallar; çalışan sağlığı, proses güvenliği ve çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli risk faktörleri oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren maden zenginleştirme tesisinde kullanılan kimyasal maddelerden kaynaklanan risklerin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında kondisyoner tankları, kimyasal hazırlama ve transfer sistemleri, karıştırıcı ekipmanlar, vana ve boru hatları ile proses kontrol mekanizmaları incelenmiş; sülfürik asit, sodyum silikat, çinko sülfat, kireç ve çeşitli flotasyon reaktiflerinden kaynaklanabilecek tehlikeler analiz edilmiştir. Araştırmada Fine-Kinney risk analizi yöntemi ile Tehlike ve İşletilebilirlik Analizi (HAZOP) yöntemi birlikte kullanılmıştır. Fine-Kinney yöntemi ile risklerin olasılık, frekans ve şiddet değerleri dikkate alınarak risk skorları belirlenmiş; HAZOP yöntemi ile proseslerde meydana gelebilecek sapmaların nedenleri ve olası sonuçları değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; iletişim eksikliği, kontrolsüz kimyasal akışı, bakım eksiklikleri, otomasyon yetersizlikleri, ekipman arızaları ve operatör kaynaklı hataların yüksek risk seviyelerine neden olduğu belirlenmiştir. Özellikle sülfürik asit ve flotasyon kimyasallarının kullanıldığı proseslerde çalışanların kimyasal maruziyet, cilt ve göz yanıkları ile solunum yolu problemleri açısından ciddi risk altında olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca proses sapmalarının ekipman hasarları, çevresel kirlenme ve iş kazalarına neden olabileceği değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, proses güvenliğinin sağlanabilmesi için otomasyon sistemleri, mühendislik kontrolleri, düzenli bakım uygulamaları, çalışan eğitimleri ve etkin iletişim sistemlerinin birlikte uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte Fine-Kinney ve HAZOP risk analiz yöntemlerinin birlikte kullanılmasının, maden zenginleştirme tesislerinde kimyasal risklerin daha kapsamlı ve sistematik şekilde değerlendirilmesine katkı sağladığı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Karayaşmak (Demirözü-Bayburt, KD Türkiye) ve yakın çevresinin hidrotermal alterasyon mineralojisi ve jeokimyası açısından incelenmesi

    Mustafa Ataman

    Bu çalışma Karayaşmak (Demirözü, Bayburt, KD Türkiye) ve yakın çevresinin değerli baz metal ve elementlerin aranmasına yönelik alterasyon mineralojisi ve kayaç jeokimyası verileri kullanılarak hidrotermal alterasyon ve kütle değişiminin hesaplanması amaçlanmıştır. Çalışma alanında en yaşlı birim Pulur metamorfitleridir. Temel kayaçları oluşturan ve Permo-Karbonifer öncesi yaşlı olarak kabul edilen bu litostratigrafik birim gnayslar, amfibolitler, şistler ve metakuvarsitleri içerir. Bunların üzerine uyumsuzlukla Liyas yaşlı Hamurkesen Formasyonunun volkano-tortul serisi gelmektedir. Hamurkesen Formasyonu kumlu kireçtaşı, kumtaşı, kiltaşı, çamurtaşı, tüf, tüfit, aglomera, volkanik breş ardalanmasından oluşmaktadır. Formasyonu Kuvaterner yaşlı alüvyonlardan örtmektedir. Kumtaşları grovak olarak, tüfler ise litik kristal tüf diye adlandırılmıştır. Tüfler orta-yüksek K’lu kalk-alkali özellikte olup SI, CIA ve AI değerleri hidrotermal alterasyonu desteklemekte ve orta derece ayrışmıştır. Tüflerde serizitik ayrışma, serizit-karbonat ayrışma, klorit-karbonat ayrışma ve kloritik-propilitik ayrışma belirlenmiştir. Tüflerin kütle değişim hesaplamalarında (Zn+Cu+Pb) değerleri çok fazla değişmezken, (FeO+MgO) ve (K2O+SiO2) değerlerinin genel olarak artması bunların farklı hidrotermal süreçlerle geliştiği ve hidrotermal sıvıların bu metallerce fakir olduğu anlaşılmıştır. Tüflerde isocon analizine göre genel olarak %37,06-41,62 kütle kaybı ve %20,14-48,56’lık bir kütle kazancı gerçekleşmiştir. Kütle artmasının sebebi Ca, Na, Fe, Mg ve Si elementlerinin artmasından kaynaklanmaktadır. Tüflerde hidrotermal alterasyon minerallerinin gelişiminde hidrotermal sıvılar önemli bir rol oynamıştır. Tüflerdeki hidrotermal alterasyon ürünlerinin muhtemelen epitermal evrede, asidik-hafif alkali ortam koşullarında, hidrotermal alterasyonu sonucu ve dolayısıyla farklı hidrotermal alterasyon koşulları geliştiği için farklı kütle değişimleri oluşmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Gölönü plütonu’nun (Kürtün-Gümüşhane) petrografisi ve mineral kimyası

    Sefa Güzeldal

    Doğu Pontidler, farklı yaş ve bileşime sahip çok sayıda plütonik kayaç topluluğunu barındırmaktadır. Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde yer alan Orta Eosen yaşlı Gölönü Plütonu, kendine özgü petrografik ve jeokimyasal özellikleriyle dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, plütona ait kayaçların petrografik özellikleri ve mineral kimyası verileri birlikte değerlendirilerek magmanın kristalleşme ve yerleşim süreçlerine ait fizikokimyasal parametrelerin (sıcaklık, basınç ve oksijen fugasitesi) belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, mineral kimyası temelli yaklaşımlarla kristalleşme koşulları nicel olarak değerlendirilmiştir. Plüton yaklaşık 14 km2’lik bir alan kaplamakta olup KD-GB doğrultulu bir uzanım sergilemektedir. Modal mineralojik veriler, kayaçların granodiyorit ve granit bileşiminde olduğunu göstermektedir. Dokusal özellikler ince ve orta taneli yapılarla birlikte yer yer porfirik, poikilitik ve grafik dokuların geliştiğini ortaya koymaktadır. Kayaçların başlıca mineral bileşenleri plajiyoklaz, K-feldispat, kuvars, amfibol, biyotit ve Fe-Ti oksitlerinden oluşurken, zirkon, apatit, sfen ve allanit aksesuar mineraller olarak bulunmaktadır. Plajiyoklazlar oligoklas-labradorit aralığında (An0.1–56), K-feldispatlar ise ortoklaz bileşimindedir. Amfiboller kalsik amfibol grubuna ait olup magnezyoamfibol (Mg# = 0,78–0,85) bileşimi sunmaktadır. Amfibol ve plajiyoklaz mineral kimyasına dayalı hesaplamalar kristalleşme sıcaklıklarının 751–904 °C arasında değiştiğini göstermektedir. Jeobarometrik hesaplamalar 0,67–2,23 kbar basınç değerleri ve yaklaşık 3–7 km yerleşim derinliğine işaret etmektedir. Oksijen fugasitesi değerleri yaklaşık −13,0 ile −10,6 log birimi arasında değişirken, magma su içeriği %3,3–5,0 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen veriler, Gölönü Plütonu’nun sığ kabuksal seviyelerde yerleşmiş, suca zengin ve çok evreli magmatik evrim süreçlerinden geçmiş bir magmatik sistemin ürünü olduğunu göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Kırkpavli (Süleymaniye- Gümüşhane) Pb-Zn cevherleşmesinin jeolojisi ve maden çevresindeki yüzeysel suların ağır metal içeriklerinin belirlenmesi

    Tugce sensoy

    Bu çalışma kapsamında, Gümüşhane Süleymaniye Mahallesi yakınındaki Kırkpavli Pb-Zn maden sahasının jeolojisi, mineral parajenezi ve alterasyon zonları incelenmiş; Sarı Dere yüzey suyu ve dere kumu örneklerinde ağır metal içerikleri belirlenerek çevresel etkiler değerlendirilmiştir. İnceleme alanında cevherleşme Paleozoyik yaşlı Gümüşhane Plütonu, Erken – Orta Jura yaşlı Şenköy Formasyonu ve Geç Jura– Erken Kretase yaşlı Berdiga Formasyonu içerisinde damar, masif ve merceksi gelişmiştir. Parajenezde sülfür mineralleri olarak pirit, kalkopirit, galen, sfalerit ve fahlerz grubu (tenantit-tetrahedrit) yer almakta ve alterasyon zonları görülmektedir. Yapılan mikroskobik incelemelerle cevherleşmenin parajenezi belirlenmiştir. Maden ocağı yanında Sarı Dere’de 10 farklı noktadan ağır metal kirliliğinin belirlenmesi için dere suyu (10 adet) ve dere kumu (10 adet) toplam 20 adet örnek alınmıştır. Dere suyu örnekleri pH derişimleri sonuçlarının “Kıtaiçi Yerüstü Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Standartları”na göre I. sınıf su kalitesindedir. Kanada’ da Kimyasal Analiz Laboratuvarı yapılan iz element konsantrasyonları sonuçlarına göre dere sularında bazı örneklerde Pb, Zn, Fe, Cu, Al ve Mn konsantrasyonlarının TS 266 limit değerleri üzerinde çıkmıştır. Dere kumu örnekleri analiz sonuçları incelemelerinde tüm örneklerde Cu, Pb, Zn, Fe, Mn elementlerinin yüksek klark değerlerinin üzerinde olduğu; Mo, Ni, Co, As, Cr ve S elementlerinin bazı örneklerde klark değerlerinin üzerinde, altında veya tayin limitinin altında kaldığı belirlenmiştir. DS-7 ile DS-8 numune alım noktası arasında eskiden işletilmiş pasif bir galeri olması göz önünde tutularak; DS-8, DS-9 ve DS-10 numaralı dere suyu ve dere kumu örneklerinde gözlenen Al, Cu, Pb, Zn, Fe ve Mn zenginleşmelerinin, devam eden madencilik faaliyetlerinden kaynaklanmadığı değerlendirilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Ortaöğretim öğrencilerinin sosyal zekâ düzeyleri ile beden eğitimi dersine yatkınlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Aslı Demir

    Bu araştırma, ortaöğretim öğrencilerinin sosyal zekâ düzeyleri ile beden eğitimi derslerine olan yatkınlık arasındaki ilişkiyi farklı değişkenler açısından detaylı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi 296’sı kadın, 185’i erkek olmak üzere, toplamda 481 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları; araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Tromso Sosyal Zeka Ölçeği ve Beden Eğitimi Dersi Yatkınlık Ölçeği kullanılmıştır ve veriler SPSS Türkçe (Statistical Package for the Social Sciences) 22 paket programında analiz edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş olup, analizlerde betimsel istatistikler, Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre kadın öğrencilerin sosyal zekâ puanları erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu ancak beden eğitimi dersi yatkınlık düzeylerinin ise erkeklere göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0,05). Lisanslı sporcu öğrencilerin sosyal zeka ve beden eğitimi dersi yatkınlık düzeylerinin sporcu olmayan öğrencilerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Öğrencilerin sosyal zekâ düzeyleri ile beden eğitimi dersi yatkınlık düzeyleri arasında düşük düzeyde pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, düzenli spor yapmanın öğrencilerin beden eğitimi dersine yönelik ilgilerini ve yatkınlıklarını artırdığı görülmektedir. Bununla birlikte sporun, öğrencilerin sosyal zekâ düzeylerinin gelişmesine katkı sağlayarak iletişim becerilerini güçlendirdiği, sosyal çevreye uyumlarını kolaylaştırdığı ve onları daha aktif, özgüvenli ve toplumsal açıdan uyumlu bireyler hâline getirdiği söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    İterasyon yöntemi ile varyasyonel eşitsizlik, sabit nokta ve denge problemlerinin ortak çözümü

    Jackson Kalule

    Bu tezde, reel Hilbert uzaylarında genelleştirilmiş lineer olmayan varyasyonel eşitsizlik, denge ve genişlemeyen dönüşümler için sabit nokta problemlerinin ortak çözümünü elde etmek amacıyla iki yeni iterasyon algoritması önerilmiş ve analiz edilmiştir. Birinci algoritma, söz konusu üç problemin ortak çözümünü yaklaşık olarak elde etmek amacıyla geliştirilmiştir. Hilbert uzaylarında, zayıf ve standart varsayımlar altında algoritma tarafından üretilen dizinin güçlü yakınsadığı ispatlanmıştır. İkinci algoritma ise D-plus iterasyon algoritması çerçevesine dayalı olarak geliştirilmiştir. Ekstra gradyan tipi yöntemlerin aksine, önerilen algoritmada genelleştirilmiş lineer olmayan varyasyonel eşitsizlik (GNVI) problemi için bir projeksiyon operatörü, denge problemi (EP) için bir rezolvent operatörü ve sabit nokta yapısından elde edilen genişlemeyen bir dönüşüm kullanılmıştır. Bu algoritma tarafından üretilen dizinin güçlü yakınsadığı standart varsayımlar altında ispatlanmış; ayrıca algoritmanın kararlılık ve pertürbasyon özellikleri incelenmiş ve açık hata tahminleri elde edilmiştir. Ayrıca, önerilen algoritmaların performansını değerlendirmek ve diğer iterasyon algoritmalarına göre sağladıkları avantajları ortaya koymak amacıyla sayısal örneklere ve çeşitli uygulamalara yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Kadın cinayetlerini etkileyen faktörlerin poisson ve negatif binom modelleri ile incelenmesi: Türkiye örneği

    Burcu Aksoy

    Kadın cinayetleri hem Türkiye’de hem de dünyada meydana gelen en önemli sorunlardan biridir. Kadın cinayeti bir kadının yalnızca kadın olduğu için öldürülmesidir. Kadın cinayetleri sadece adli bir vaka olmamakla birlikte önemli bir sosyal hizmet sorunudur. Türkiye’de kadın cinayetlerinin oranı azımsanmayacak kadar fazladır ve kadın cinayetlerini etkileyen birçok faktör vardır. Bu çalışma; kadın cinayetlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacı taşımaktadır. Bu kapsamda kadın cinayetleri sayısı bağımlı değişken olarak ele alınmış olup işsizlik oranı, boşanma oranı, istihdam oranı, kaba doğum hızı ve cinsiyet eşitliği bağlamında okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim düzeylerindeki eğitim endeksleri bağımsız değişkenler olarak modele dâhil edilmiştir. Çalışmada söz konusu değişkenler kullanılarak kadın cinayetleri sayısı Poisson regresyon ve negatif binom regresyon analiz yöntemleri ile modellenmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde kadın cinayetlerine etki eden sosyal, ekonomik ve demografik etkenlerin belirlenmesi ve bu doğrultuda politika geliştirme süreçlerine katkıda bulunmasını amaçlanmaktadır. Çalışmada, 2023 ve 2024 yıllarına ait veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’ndan elde edilmiştir. Poisson regresyon ve negatif binom regresyon modeli kapsamında, uygun link fonksiyonunun belirlenme-sinde bilgi kriterlerinden faydalanılmıştır. Belirlenen en uygun link fonksiyonu kullanılarak Poisson regresyon analizi ve negatif binom regresyon yöntemi ile model değişkenleri tahmin edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde 2023 yılı için boşanma oranı ve kaba doğum hızının kadın cinayeti sayısı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu; diğer değişkenlerin (işsizlik oranı, istihdam oranı, cinsiyet eşitliğine göre eğitim düzeyi) bir etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. 2024 yılına bakıldığında boşanma oranının kadın cinayeti sayısı üzerine pozitif bir etkisi bulunurken yine diğer değişkenlerin (işsizlik oranı, istihdam oranı, cinsiyet eşitliğine göre eğitim düzeyi) bir etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Azerbaycan- İran ilişkilerinin realpolitik perspektiften analizi

    Shahrıyar Hasanov

    Uluslararası ilişkiler sisteminde devletler, ulusal çıkarlarını korumak için çeşitli yöntem ve araçlara başvururlar. Bu çeşitli yöntem ve araçlardan etkili olanlardan biri realpolitiktir. Bir devletin hedefine ulaşması için oldukça önemli olan realpolitik, bir dış politika taktiğidir. Realpolitikte siyaset ideolojik veya ahlaki değildir, öncelikle pratik düşüncelere dayanır. Realpolitik kavramı ilk kez 19. yüzyılda Almanya’da kullanılmış olsa da bu kavramın kökleri çok eskilere dayanmakta ve günümüzde bile bu kavram dış politikada aktif olarak kullanılmaktadır. Yani realpolitik, uluslararası ilişkilerde ahlaki ve ideolojik kaygıları dışlayarak, devletlerin dış politikasını yalnızca somut devlet çıkarı, güç ve güvenlik dinamikleri üzerine kuran pragmatik bir yaklaşımdır. Kararlar, kültürel veya dini boyutlardan bağımsız olarak, bölgesel güç dengesi ve algılanan tehditler temelinde alınır. Bu tezde incelenen Azerbaycan-İran ilişkileri, her iki devlette de Şii çoğunluğun bulunmasına ve köklü bir kültürel geçmişe sahip olmalarına karşın, realpolitikin yarattığı çelişkinin çarpıcı bir örneğini teşkil etmektedir. Çalışmada, Azerbaycan’ın Türkiye ve İsrail ile kurduğu yakın ittifak sisteminin İran’ın bölgesel güvenlik endişeleri üzerindeki etkisi yer almaktadır. Tezde, İkinci Karabağ Savaşı sonrasında değişen bölgesel statüko ile Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmesinin ardından gündeme gelen Zengezur Koridoru projesi ele alınmaktadır. Bu projenin İran’ın kuzey sınırındaki jeopolitik kaygılarını artırmasıyla birlikte yükselen diplomatik gerilimin, rasyonel çıkarlar temelinde yeni bir boyuta taşınma süreci de incelenmiştir. Yani tezin yazılmasındaki temel amaç, realpolitikin ne olduğunu açıklamak ve realpolitikin dünya siyaset arenasında çok önemli bir dış politika taktiği olduğuna işaret etmektir. Ayrıca bu tezde Azerbaycan ile İran arasındaki devletlerarası gerilimin realpolitik yoluyla nasıl yatıştığı, Azerbaycan'ın İran'a ve İran'ın ise Azerbaycan'a realpolitik açıdan nasıl yaklaştığı analiz edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Kur’an-ı Kerim’de savaş ayetlerinde tasvir

    Fatma Arslan

    Edebi tasvir perspektifinden bir inceleme sunmayı hedefleyen bu araştırma, Kur’ân-ı Kerim’de yer alan savaş ayetlerini odak noktasına almaktadır. Araştırmanın temel problemi, savaş temalı ayetlerde kullanılan anlatım biçimlerinin belagat ve edebi tasvir unsurları çerçevesinde nasıl şekillendiğini ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi ve metin merkezli analiz kullanılmış; ayetler klasik belâgat ve modern tefsir yaklaşımlarıyla değerlendirilmiştir. Ayrıca nüzul sebebi, siyak-sibak ilişkisi ve savaş terminolojisi dikkate alınarak çok yönlü bir okuma yapılmıştır. İnceleme sonucunda savaş ayetlerinin güçlü bir edebi tasvir içerdiği, bu yapının muhatap üzerinde görsel ve psikolojik etki oluşturduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu ayetlerin yalnızca hüküm içermediği, aynı zamanda estetik bir anlatım örgüsü sunduğu görülmüştür. Literatürde savaş ayetlerinin genellikle fıkhi ve tarihsel açıdan ele alındığı, edebi tasvir boyutunun ise sınırlı incelendiği belirlenmiştir. Bu çalışma, Kur’ân-ı Kerim’in edebi yönünü savaş ayetleri üzerinden görünür kılarak belâgat temelli bir analiz yaklaşımı sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersi yatkınlığı ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişki

    Doğan Göktaş

    Bu çalışma, ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersi yatkınlık düzeyleri ile beden eğitimi dersi mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bazı demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Araştırma verileri, nicel araştırma yöntemi olan ilişkisel tarama modeliyle elde edilmiştir. Araştırmanın evreni, 2025-2026 eğitim öğretim döneminde Ankara ili Pursaklar ilçesinde bulunan Turgut Özal Ortaokulunda eğitim gören (n=252) kız ve (n=248) erkek olmak üzere toplamda 500 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ile Beden Eğitimi Dersi Yatkınlık Ölçeği ve Beden Eğitimi Dersi Mutluluk Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 27 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programında betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi, regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersi yatkınlık ile mutluluk düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Beden eğitimi dersine yönelik ilgi, değer ve öz yeterlik düzeyi yüksek olan öğrencilerin beden eğitimi dersi mutluluk düzeylerinin de yüksek olduğu görülmüştür. Lisanslı spor yapan ve okul spor takımında yer alan öğrencilerin yatkınlık ve mutluluk düzeyleri diğer öğrencilere göre yüksek olurken, sınıf düzeyi yükseldikçe yatkınlık ve mutluluk değerlerinde düşüş olduğu gözlemlenmiştir. Diğer demografik özelliklerin ise yatkınlık ve mutluluk düzeyleri üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Sonuç olarak beden eğitimi dersine yatkınlığın artırılmasının, öğrencilerin ders mutluluğu üzerinde etkili olduğu değerlendirilmektedir. Buna göre beden eğitimi derslerinin öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve bireysel farklılıkları göz önünde bulundurarak planlanması önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Reklam kampanyalarında bütçe planlaması: Doğrusal programlama yöntemi ile bir uygulama

    Zinhoué Kpognihoué Jeanine Houssou

    Reklamcılık, insanları bir ürün veya hizmetten gönüllü olarak yararlanmaya teşvik etmek, dikkatlerini ürün, hizmet veya markaya çekmek amacıyla yapılan yazılı, görsel ve işitsel çalışmaların tümüdür. Günümüzde, şirketler tarafından hizmetlerini ve ürünlerini tanıtmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Çoğu zaman yüksek maliyetine rağmen ticari hedeflere ulaşmak ve ciroyu artırmak için çok önemli bir yatırım olarak kabul edilir. Etkili bir reklam kampanyası, yeni müşteriler çekerek ve mevcut müşterileri elde tutarak işletmenin büyümesini sağlayabilir. Bu nedenle, reklam kampanyalarında bütçe planlamasının optimize edilmesi gereklidir. Bu çalışmada, bir reklam şirketinin 2024 yılı resmi faaliyet raporlarındaki verilerine göre bütçe planlamaları yapmak için optimizasyon problemlerinin çözümünde kullanılan doğrusal programlama yöntemi ile reklam kampanyası bütçesinde planlanma yapılması amaçlanmaktadır. Şirketin sipariş sayıları, bütçeye ayrılan hizmet türleri ve maliyet verilerine göre kurulan doğrusal programlama modeli, LINDO paket programlama ile çözümlenmiş, çözüm sonuçlarına göre reklam kampanyası için optimal bütçenin belirlenmesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Modelden elde edilen bulgulara göre reklam şirketindeki reklam kampanyası bütçesinde %3’lük tasarruf elde edilmiştir. Bu durum kaynak kullanımının etkinliğini artırılmasını ve reklam şirketinde yıllık reklam kampanyası bütçesinde optimal bütçenin belirlenmesini sağlamıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Doğal tehditlerin sürdürülebilir kalkınma üzerindeki etkisi: NIC ülkeleri vakası

    Mücahit Çelik

    Bu araştırmada NIC ülkeleri için doğal tehdit, ekonomik büyüme, dijitalleşme ve temiz elektrik üretiminin beşerî kalkınma endeksi (HDI) üzerindeki etkilerini incelenmiştir. Çalışmada, seriler arasındaki yatay kesit bağımlılığı dikkate alınarak panel veri analizi yöntemleri kullanılmıştır. Durağanlıklar CIPS, MADF ve KT yapısal kırılmalı birim kök testleriyle gerçekleştirilirken, değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkileri Kao, Pedroni ve Fisher-Johansen testleriyle incelenmiştir. Uzun dönem katsayı tahminlerinde Sabit Etkili Driscoll-Kraay (DK-FE) ve serilerdeki uç değerler ile normal dışı dağılımları dikkate alan Momentler Yoluyla Kantil Regresyonu (MM-QR) tabanlı Sabit Etkili Kantil (FE-QR) yöntemleri kullanılmıştır. Kısa dönem ilişkiler ise Dumitrescu-Hurlin (DH) Granger nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Eşbütünleşme analizi sonuçları HDI ile açıklayıcı değişkenlerin uzun dönemde koentegre olduğunu göstermiştir. Uzun dönemde artan doğal tehditler beşerî kalkınma endeksini azaltırken, ekonominin dijitalleşmesi, temiz elektrik üretiminin ve kişi başına düşen gelirin artması, hızlanan kentleşme ve nüfus beşerî kalkınma endeksini artırarak sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamaktadır. Kısa dönem nedensellik analizi sonuçları ise HDI ile doğal tehditler, kişi başına düşen gelir ve kentleşme oranı arasında çift yönlü, dijitalleşme endeksinden HDI’ye, HDI’den ise temiz elektrik üretimine ve nüfusa doğru tek yönlü Granger nedensellik ilişkisi olduğunu ortaya koymuştur. Bu sebeple araştırma ülkelerinde refahı artıracak, dijital ve yeşil dönüşümü hızlandıracak politikalara ağırlık verilmesi aynı zamanda bu ülkelerin afet risk azaltımı politikalarının desteklenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi dersine yatkınlığının fair play davranışı sergileme sıklığına etkisinin incelenmesi

    Furkan Bayrak

    Bu araştırma, ortaöğretim düzeyindeki öğrencilerin Beden Eğitimi ve Spor (BES) derslerine yatkınlık düzeylerinin, Fair Play davranışları sergilemeleri üzerindeki etkisini nicel yöntemler çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline dayandırılmıştır. Çalışmanın örneklemini, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde öğrenim görmekte olan ve gönüllülük esasıyla araştırmaya katılan 272 kadın, 227 erkek olmak üzere toplam 499 ortaöğretim öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları Beden Eğitimi Dersi Yatkınlık Ölçeği (BEDYÖ) ile Fair Play Davranışlarını Sergileme Sıklığı Ölçeği (FPDSÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 istatistik programında bağımsız örneklem t-testi, tek faktörlü varyans analizi (ANOVA), Tukey post-hoc testi, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi ile sınanmıştır. Betimsel bulgular incelendiğinde, öğrencilerin fair play davranışlarını orta-yüksek düzeyde sergilediği ve beden eğitimi dersine yönelik tutumlarının genel itibarıyla olumlu olduğu saptanmıştır. Cinsiyet değişkeni açısından erkek öğrencilerin beden eğitimine verdiği değer ve algılanan yetenek puanlarının kadın öğrencilere kıyasla yüksek olduğu belirlenmiş (p<0,05) ancak fair play davranış sıklığı bakımından cinsiyete göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Lisanslı sporcu olan öğrenciler, hem beden eğitimi dersine yatkınlık hem de fair play davranışları bakımından lisanssız öğrencilere göre anlamlı ölçüde daha yüksek puanlar sergilemiştir (p<0,05). Pearson korelasyon analizi bulguları, beden eğitimi dersine yatkınlık ile fair play davranışları sergileme sıklığı arasında pozitif yönlü, düşük düzeyde anlamlı bir ilişkinin varlığına işaret etmektedir. Sonuç olarak, ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi dersine yatkınlık düzeylerinin fair play davranışlarını pozitif ancak sınırlı ölçüde etkilediği görülmüş; bu ilişkinin güçlendirilmesinde aktif spor geçmişi ve aile desteğinin rol oynadığı anlaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Voleybol hakemlerinde psikolojik sağlamlık ile performans kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Fatih Kara

    Bu çalışmada, voleybol hakemlerinin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile performans kaygısı arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma, Türkiye Voleybol Federasyonu’na bağlı aktif 416 hakem (166 kadın, 250 erkek) üzerinde gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülmüştür. Katılımcılara demografik bilgi formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Performans Başarısızlığı Değerlendirme Envanteri uygulanmıştır. Veriler SPSS 26.0 ile analiz edilmiş; tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon, regresyon analizi, bağımsız t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Bulgular, hakemlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin genel olarak orta-üst seviyede olduğunu göstermektedir. Performans kaygısı açısından bazı alt boyutlarda orta düzeyde kaygı sergiledikleri belirlenmiştir. Cinsiyete göre psikolojik sağlamlık farklılık göstermemiş; ancak erkek hakemler, utanç ve mahcubiyet deneyimleme ile önemli kişilerin ilgisini yitirme kaygısı alt boyutlarında kadın hakemlere kıyasla anlamlı olarak daha yüksek kaygı düzeyi göstermiştir. Medeni durum açısından psikolojik sağlamlık benzer bulunurken, bekâr hakemler bazı kaygı alt boyutlarında evli hakemlerden daha yüksek düzeyde kaygı sergilemiştir. Eğitim düzeyi, psikolojik sağlamlık üzerinde belirgin pozitif etki göstermiş ve bazı kaygı alt boyutlarında anlamlı farklılıklar ortaya koymuştur. Hakem klasmanı ve maç deneyimi analizlerinde ulusal hakemler ile ulusal liglerde görev yapan hakemlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri daha yüksek, alt liglerde görev yapan hakemlerin bazı kaygı alt boyutları ise daha yoğun bulunmuştur. Regresyon analizleri, belirli kaygı alt boyutlarının psikolojik sağlamlık üzerinde hem artırıcı hem azaltıcı etkilerinin olduğunu göstermektedir. Araştırma, voleybol hakemlerinde psikolojik sağlamlık ile performans kaygısının demografik değişkenler ve mesleki deneyimle ilişkili olduğunu ortaya koymakta ve hakem eğitim programları ile psikolojik destek çalışmalarının önemini vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir kentleşme, doğal afetler ve savunmasızlık arasındaki ilişki: Gelir eşitsizliğinin rolünün analizi

    Yasin Çatalbaş

    Bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir kentleşme, savunmasızlık ve doğal afetler arasındaki ilişkinin gelir eşitsizliği bağlamında nasıl şekillendiğini incelemektedir. Günümüzde hızlanan kentleşme süreçleri, nüfus yoğunluğundaki artış, çevresel bozulma ve sosyoekonomik eşitsizliklerle birleşerek afet risklerini daha karmaşık ve çok boyutlu hâle getirmektedir. Özellikle gelir eşitsizliğinin yüksek olduğu toplumlarda düşük gelirli grupların riskli alanlarda yoğunlaşması, afetlerin toplumsal etkilerini derinleştirmekte ve savunmasızlığı artırmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, sürdürülebilir kentleşme, gelir eşitsizliği ve kurumsal faktörlerin savunmasızlık ile doğal afetlerden etkilenen nüfus üzerindeki etkilerini ampirik olarak ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, 2002-2023 dönemini kapsayan ve otuz bir gelişmekte olan ülkeyi içeren panel veri seti kullanılmıştır. Analiz sürecinde yatay kesit bağımlılığı ve heterojenlik testleri uygulanmış, değişkenlerin durağanlık özellikleri CADF-CIPS ve birim kök testleri ile incelenmiştir. Uzun dönemli ilişkilerin belirlenmesinde eşbütünleşme testi kullanılmıştır. Katsayı tahminleri Driscoll-Kraay, Ridge, FGLS ve PCSE tahmincileri aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca değişkenlerin farklı savunmasızlık düzeylerindeki etkilerini ortaya koymak amacıyla Bootstrap Kantil Regresyon yaklaşımından yararlanılmıştır. Ampirik bulgular, sürdürülebilir kentleşme ve kurumsal kalitenin savunmasızlığı ve doğal afetlerden etkilenen nüfusu istatistiksel olarak anlamlı biçimde azalttığını göstermektedir. Buna karşılık gelir eşitsizliği ve nüfus yoğunluğu afet risklerini artıran temel faktörler olarak öne çıkmaktadır. Kantil regresyon sonuçları, gelir eşitsizliğinin etkisinin savunmasızlık düzeylerine göre farklılaştığını ve özellikle kırılgan ülkelerde daha belirgin hâle geldiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak çalışma, afet risklerinin azaltılmasında sürdürülebilir kentleşme politikalarının yaygınlaştırılması, gelir eşitsizliklerinin azaltılması ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Beden eğitimi öğretmen adaylarının olumsuz çocukluk yaşantılarının konuşma kaygısı üzerindeki etkisinin incelenmesi

    Halis Nebioglu

    Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının konuşma kaygısı ile çocukluk çağı travmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu değişkenlerin çeşitli demografik özellikler açısından değerlendirilmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini, üniversitede öğrenim gören toplam 386 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Öğretmen Adayları için Konuşma Kaygısı Ölçeği (ÖAKKÖ) ve Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmen adaylarının konuşma kaygısı ve çocukluk çağı travmaları düzeylerinin genel olarak düşük-orta seviyede olduğu belirlenmiştir. Konuşma kaygısının cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, gelir algısı, aile yapısı ve ebeveyn tutumları gibi değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Buna karşın çocukluk çağı travmalarının bazı demografik değişkenler açısından sınırlı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonuçları, çocukluk çağı travmaları ile konuşma kaygısı arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Regresyon analizi bulguları ise çocukluk çağı travmalarının konuşma kaygısının anlamlı bir yordayıcısı olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, çocukluk çağı travmalarının öğretmen adaylarının konuşma kaygısı üzerinde önemli bir etkisi olduğu ve bireyin erken dönem yaşantılarının iletişim becerileri ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, öğretmen adaylarına yönelik psikososyal destek ve iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik eğitim programlarının önem taşıdığı düşünülmektedir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Farklı demografik özelliklere göre futbolcuların öfke ve saldırganlık ile kişilik özelliklerin incelenmesi

    Serkan Demir

    Bu araştırmanın amacı, futbolcuların kişilik özellikleri ile sporda saldırganlık ve öfke düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2024–2025 futbol sezonunda aktif olarak futbol oynayan toplam 718 futbolcu oluşturmaktadır. Katılımcıların 642’si erkek, 76’sı kadın sporculardan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Beş Faktör Kişilik Ölçeği ve Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği kullanılmıştır. Veriler Google Formlar aracılığıyla çevrim içi ortamda toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda futbolcuların kişilik özellikleri ile saldırganlık ve öfke düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Özellikle Nörotiklik kişilik özelliği ile saldırganlık ve öfke düzeyleri arasında pozitif yönlü ilişki bulunurken, yumuşak başlılık ve öz denetimlilik özellikleri ile saldırganlık ve öfke düzeyleri arasında negatif yönlü ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca yaş, spor yapma yılı ve eğitim düzeyi gibi bazı demografik değişkenlerin futbolcuların saldırganlık ve öfke düzeyleri üzerinde anlamlı farklılık oluşturduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda kişilik özelliklerinin sporcuların saldırganlık ve öfke davranışları üzerinde önemli bir belirleyici olduğu sonucuna ulaşılmıştır.