Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(64)
- Merdan, Mehmet(47)
- Baltaci, Cemalettin(35)
- Kulakaç, Nurşen(28)
- Duran, Celal(27)
- Ozdes, Duygu(24)
- Turan, Ibrahim(24)
- Demir, Selim(23)
- Türkkan, Tuğba(22)
- Bayrakdaroglu, Serdar(21)
- Topal, Fevzi(21)
- Öztürk, Serkan(21)
- Ürkek, Bayram(21)
- Gücer, Mehmet Ali(20)
- Akar, Zeynep(19)
- Kaygusuz, Abdullah(19)
- Topal, Meryem(19)
- Anaç, Halil(18)
- Aydin, Aydanur(18)
- Batan, Nevzat(18)
- Erata, Hüseyin(18)
- Tuncer, Metin(18)
- Akyürek, Suat(17)
- Baltacı, Cemalettin(17)
- Karimullah, Suud Sarim(17)
- Acet, Tuba(16)
- Akar, Bülent(16)
- Ashyralyyev, Charyyar(16)
- Düzgün, Azer Özad(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yılmaz, Coşkun(16)
- Aliyazicioglu, Yuksel(15)
- Kaya, Hacer(15)
- Kurnaz, Muammer(15)
- Kurt, Kemal(15)
- Ozden, Talat(15)
- Yilmaz, Coskun(15)
- Yuksel, Ferhat(15)
- Yücel, Cem(15)
- Öz, Mehmet(15)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Güvem eriği tozunun yoğurt üretiminde kullanım olanakları
Esra Yeniçeri
Bu çalışmada, güvem eriği tozu farklı (%2, 4, 6, 8) oranlarda ilave edilerek üretilen yoğurt örneklerinin 21 günlük depolama süresince fizikokimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal özellikleri incelenmiştir. Elde edilen fizikokimyasal analiz sonuçlarına göre; güvem eriği tozunun ilavesinin yoğurdun kurumadde, asitlik, pH, yağ, serum ayrılması, viskozite (20 ve 50 rpm), kıvam katsayısı, akış davranış indeksi, L*, a*, b*, C*, H°, beyazlık indeksi (p<0.01) ve kül değerleri (p<0.05) etkisinin istatistiksel olarak önemli olduğu tespit edilmiştir. Kurmadde, pH, serum ayrılması, viskozite (20 ve 50 rpm), kıvam katsayısı, akış davranış indeksi, L*, H° ve beyazlık indeksi değerlerinin depolamadan etkilendiği (p<0.01), buna karşın kül, asitlik, yağ, a*, b* ve C* değerlerinin etkilenmediği belirlenmiştir (p>0.05). Örneklerin laktobasil ve laktokok sayıları üzerinde güvem eriği tozu ilavesinin ve depolamanın etkisinin istatistiksel olarak önemli olduğu (p<0.01) belirlenmiştir. TAMB ve maya-küf sayıları güvem eriği tozundan etkilenmez iken (p>0.05), depolamadan etkilendiği (p<0.01) saptanmıştır. Yoğurt örneklerinin duyusal özellikler bakımından renk ve görünüş, asitlik, tat ve koku (p<0.05) ve lezzet (p<0.01) puanlarının güvem eriği tozu ilavesinden istatistiksel etkilenirken, yapı ve tekstür, serum ayrılması, gaz oluşumu, ağızda bıraktığı his ve genel kabul edilebilirlik puanlarının ise etkilenmediği (p>0.05) tespit edilmiştir. Örneklerin tüm duyusal özellikleri üzerine depolamanın etkisinin p<0.01 düzeyinde olduğu belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Edremit (Balıkesir) havzasının düşey elektrik sondaj (DES) ve mikrogravite verileri ile taban topoğrafyasının modellenmesi
Serkan Köksal
Bu tezin amacı, Balıkesir ilinde yer alan Edremit Körfezi ve yakın çevresinin anakaya taban topoğrafyasının, Mikrogravite ve Düşey Elektrik Sondajı (DES) yöntemleri kullanılarak belirlenmesidir. Çalışmada kullanılan mikrogravite verileri, "Edremit Ovası (Balıkesir) ve Çevresinin Yerel Zemin Etkilerinin Belirlenerek Sahaya Özel Sismik Tehlike ve Zemin Dinamik Davranış Analizlerinin Gerçekleştirilmesi" (TÜBİTAK Projesi, No: 123Y151) kapsamında toplanmıştır. Düşey Elektrik Sondaj (DES) verileri ise, "Balıkesir–Çanakkale–İzmir Türkiye Rejyonel Jeoelektrik Haritalarının Çıkarılması" başlıklı Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) projesi kapsamında, Schlumberger elektrot dizilimi yöntemiyle elde edilmiştir. Söz konusu DES verileri toplam 31 ölçüm noktasında toplanmış olup, ölçümlerden oluşturulan E, F ve G profilleri oluşturulmuştur. Yeniden değerlendirilen veriler ile 1 boyutlu ters çözüm modeli ile jeoelektrik temel yüzeyini gösteren yapı kesitleri oluşturulmuştur. Mikrogravite ölçümleri ise Edremit Havzası ve çevresinde toplam 273 noktada gerçekleştirilmiştir. Bu verilerden elde edilen Bouguer gravite anomalisi haritaları üzerinde çeşitli süzgeçleme (filtering) ve türev tabanlı sınır analizleri uygulanmıştır. Ayrıca 2.5 B'lu Talwani modelleme yöntemi ile anakaya topoğrafyası yeniden yapılandırılmış; bu modelleme sonuçları, DES verilerinden elde edilen yapı kesitleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Tüm profiller boyunca tanımlanan basamaklı normal faylar, havza tabanının tek bir ana fayla değil, çok segmentli ve çok kademeli bir fay sistemiyle şekillendiğini ortaya koyulmuştur. Bu yapısal özellikler, Bouguer gravite anomali haritalarında izlenen düşük gravite zonları ve 2.5B Talwani gravite model sonuçları ile büyük ölçüde uyumlu olup, gravite ve elektrik özdirenç yöntemlerinin havza geometrisini birbirini tamamlayıcı biçimde ortaya koyduğunu göstermiştir. Ayrıca, Bouguer gravite anomalisi üzerinde uygulanan türev tabanlı sınır analiz teknikleri yardımıyla, bölgedeki gömülü yapısal unsurların olası konumları belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Yüzey kaplama yöntemlerinden biri olan mikro ark oksidasyon (mao) işleminde karşılaşılan risk faktörlerinin belirlenmesi ve örnek bir risk değerlendirme analizi
Esra Çırak
Son çeyrek yüzyılda endüstriyel uygulamalarda gerçekleşen teknolojik ilerlemeler yüksek verimin elde edilmesi için sistemlerin hafifliğine ve kullanılan mühendislik malzemelerinin çalışma ömrünün uzatılması üzerine odaklanmaktadır. Bu nedenle otomotiv ve havacılık sanayisi başta olmak üzere uzay ve savunma sanayisinde, denizcilik uygulamaları gibi birçok endüstriyel alanda Alüminyum, Magnezyum, Titanyum gibi hafif metalik mühendislik malzemeleri ve alaşımları kullanılmaktadır. Bu metalik malzemeler ve alaşımlarının sahip olduğu düşük yoğunluk, yüksek mukavemet-ağırlık oranı, özgül sertlik ve kırılganlık, büyük elektriksel iletkenlik, mükemmel elektromanyetik koruma, yüksek sönümleme, geri dönüşüm yeteneği, biyouyumluluk, biyolojik bozula bilirlik ve toksik olmama gibi olağanüstü özelliklerinin yanında mekanik ve tribolojik özelliklerinin aşırı yükler altında düşük olması, düşük tokluğa ve agresif çalışma ortamlarında zayıf korozyon direncine sahip olmaları endüstriyel uygulamalarda kullanımlarını sınırlandırmaktadır. Bu dezavantajları gidermek ve malzemelere daha iyi özellikler kazandırabilmek için yüzeylerinin iyileştirilmesi gerekmektedir. Mikro Ark Oksidasyon (MAO) yöntemi hafif metalik malzemelerin yüzey özelliklerini iyileştirmek amacıyla uygulanan elektrokimyasal bir kaplama yöntemidir. Bu yöntem ile elektrolitik çözelti içerisindeki taban malzeme üzerinde yüksek aşınma ve korozyon direncine sahip, adhezyonu yüksek kararlı seramik kompozit kaplamalar büyütülmektedir. Bu tez çalışmasında, yüzey kaplama sistemlerinden biri olan MAO yöntemi sırasında karşılaşılan risk etmenlerinin belirlenmesi, belirlenen tehlike ve risklerin etki düzeyleri ile uygun düzenleyici-önleyici faaliyetler, iş sağlığı ve güvenliği risk analizi metotlarından Fine-Kinney ile değerlendirilecektir. Değerlendirmeler sonucu elde edilen veriler ile iş sağlığı ve güvenliği alanında mevcut düzenleyici ve önleyici faaliyetlere ek olarak yeni faaliyeteler eklemeyi planlamakta, maruziyetlerin mevcut bilinen etkilerinden farklı olarak diğer etkilerini araştırmak, konu ile alakalı yeni görüşler, yeni çözüm önerileri oluşturarak literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Üniversite öğrencilerine yönelik afet risk iletişimi ve afet güvenlik ölçeğinin geliştirilmesi ve risk iletişiminin güvenlik üzerine etkisi
Gizem Dursun
Afetlere hazırlık süreçlerinde üniversite öğrencilerinin afet risklerine ilişkin bilgiye erişim biçimleri ve güvenlik algıları, toplumsal dirençliliğin güçlendirilmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerine yönelik Afet Risk İletişimi ve Afet Güvenliği algısını ölçmeye yönelik iki özgün ölçek geliştirmek ve afet risk iletişiminin afet güvenlik algısı üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma nicel araştırma deseninde yürütülmüş, veriler 2023–2024 akademik yılı bahar döneminde Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 845 öğrenciden anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırma kapsamında geliştirilen Üniversite Öğrencileri Afet Risk İletişimi Ölçeği 6 maddeden, Üniversite Öğrencileri Afet Güvenlik Ölçeği ise 7 maddeden oluşmakta olup her iki ölçek de 5'li Likert tipinde derecelendirilmiştir. Ölçeklere ilişkin geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmış; veriler korelasyon, regresyon ve grup karşılaştırma analizleri ile incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre afet risk iletişimi ile afet güvenlik algısı arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Erkek öğrencilerin afet güvenlik algısı kadın öğrencilere göre daha yüksektir. Üst sınıf öğrencilerinin afet risk iletişimi düzeyi alt sınıf öğrencilerine kıyasla daha yüksektir. Afet eğitimi alan öğrencilerin risk iletişimi düzeyi daha yüksektir. Bölüm bazında yapılan karşılaştırmalarda Sağlık Yönetimi öğrencilerinin hem afet risk iletişimi hem de afet güvenlik algısı daha yüksekken, Hemşirelik ve Sosyal Hizmet bölümlerinde bu düzeyler daha düşüktür. Afetlerden psikolojik olarak etkilenen ve evi afetten zarar gören öğrencilerin afet güvenlik algısı daha düşüktür. Sonuç olarak bu çalışma, afet risk iletişiminin üniversite öğrencilerinin güvenlik algısını doğrudan etkilediğini ortaya koymakta ve üniversitelerde afetlere hazırlık çalışmalarının planlı, sürekli ve bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Trabzon ili Yomra ilçesi ağzı (inceleme-metinler-sözlük)
Seda Alemdağ
Çalışma, Trabzon iline bağlı Yomra ilçe merkezi ile bu ilçeye bağlı farklı yerleşim birimlerinden alınmış olan dil ürünlerinin ses ve söz varlığı açısından incelenmesinden oluşmaktadır. Yerleşim birimlerinden alınan ses kayıtlarının titizlikle deşifre edilmesiyle oluşturulan metinlerden hareketle yörenin fonetik özelliklerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın temel unsurlarından biri olan kaynak kişiler belirlenirken; belirli bir yaşın üzerinde olmaları, bulundukları yerleşim biriminden uzun süreli ayrılmamış olmaları, çene ve ağız yapılarının düzgün olması ve konuşmaya engel herhangi bir durumlarının bulunmaması gibi ölçütler esas alınmıştır. Kaynak kişilerden alınan derlemeler yazıya aktarılırken Türk Dil Kurumunun ağız çalışmaları için belirlemiş olduğu ağız transkripsiyonu alfabesi kullanılmış olup bu alfabede yer almayan bazı sesler için ise ağız çalışmalarının genelinde kullanılan işaretlerden faydalanılmıştır. Çalışmanın temelini oluşturan Yomra ilçesinin ağız özelliklerine ilişkin akademik düzeyde yapılmış bir tez çalışması bulunmamaktadır. Bu nedenle, Doğu Karadeniz Bölümü'nün ağız özelliklerini belirgin biçimde yansıtan Yomra ilçesi üzerine böyle bir çalışmanın yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Çalışmanın "Giriş" bölümünde ilçenin adı, tarihi, coğrafi durumu, kültürel yapısı ve nüfusu hakkında genel bilgiler verilmiştir. "İnceleme" bölümünde ses bilgisi ele alınmış; bu bölümü "Metinler" ve "Sözlük" bölümleri izlemiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda "Kaynaklar" ve "Kaynak Kişi Listesi" oluşturulmuştur. Bu çalışma, Yomra ilçe merkezi ile merkeze bağlı yerleşim birimlerinden belirlenen 26 kaynak kişiden derleme yöntemiyle elde edilen metinler esas alınarak, yörenin ağız özelliklerinin fonetik (ses bilgisi) ve söz varlığı açısından incelenmesine dayanmaktadır.
- Doktora TeziAçık Erişim2026Demlenmiş çay atığı ve fındık kabuğundan biyokömür üretimi, karakterizasyonu ve bazı ağır metallerin zenginleştirilmesinde kullanımı
Serdal Şeker
Bu tez çalışmasında, çevresel su numunelerinde eser düzeyde bulunan Cd(II), Pb(II), Ni(II) ve Co(II) iyonlarının Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrofotometresi (FAAS) ile tayini öncesinde, bulundukları ortamdan ayrılması ve zenginleştirilmesi amacıyla katı faz ekstraksiyonu (SPE) yöntemleri geliştirilmiştir. Bu kapsamda düşük maliyetli biyokütle kaynakları olan demlenmiş çay atığı ve fındık kabuğundan piroliz yöntemiyle biyokömürler elde edilmiş ardından demlenmiş çay atığı biyokömürü (DÇAB) ve fındık kabuğu biyokömürü (FKB) manyetik nanopartiküller ile modifiye edilerek yeni manyetik kompozit adsorbanlar sentezlenmiştir. Sentezlenen adsorbanların yapısal ve yüzey özellikleri çeşitli enstrümantal yöntemlerle karakterize edilmiştir. Adsorpsiyon ve desorpsiyon verimini etkileyen sulu çözelti pH'ı, adsorban miktarı, temas süresi ile desorpsiyon çözeltisinin türü ve derişimi gibi deneysel parametreler, DÇAB/Fe3O4 adsorbanı için Merkezi Kompozit Tasarım (MKT) yaklaşımı kullanılarak optimize edilmiş ve elde edilen deneysel veriler kullanılarak yüzde geri kazanımı tahmin edebilen Yapay Sinir Ağı (YSA) tabanlı bir model geliştirilmiştir. DÇAB/CoFe2O4 ve FKB/NiFe2O4 adsorbanları için ise optimizasyon çalışmaları tek değişkenli yaklaşım (OVAT) kullanılarak yürütülmüştür. Geliştirilen yöntemin analitik performansı, zenginleştirme faktörü (ZF), bağıl standart sapma (BSS), gözlenebilme sınırı (GS) ve tayin sınırı (TS) kriterleri temel alınarak incelenmiştir. Sentezlenen adsorbanların maksimum adsorpsiyon kapasiteleri, Langmuir izoterm modeli kullanılarak her bir analit iyonu için belirlenmiş olup; DÇAB/Fe3O4 adsorbanında Cd(II) için 79.4 mg g-1, DÇAB/CoFe2O4 adsorbanında Cd(II), Pb(II) ve Ni(II) için sırasıyla 69.4, 185.2 ve 45.2 mg g-1, FKB/NiFe2O4 adsorbanında ise Cd(II), Pb(II) ve Co(II) için 20.4, 28.2 ve 21.7 mg g-1 olarak hesaplanmıştır. Farklı çevresel su numunelerinde gerçekleştirilen analit ekleme/geri kazanım testleri ile yöntemin doğruluğu ve güvenilirliği ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Afet yaşayan bireylerin afet bilinci algısı ve afet okuryazarlığı ilişkisi: Elâzığ ili örneği
Yaprak Doğan Üstüner
Afet bilinci algısı, bireylerin risk ve tehlikeyi nasıl algıladığını ifade ederken; afet okuryazarlığı, afetlere ilişkin bilgiyi edinme ve anlama ile bu bilgiyi uygun davranışa dönüştürme becerisini ifade etmektedir. Bu iki kavram arasındaki ilişkinin incelenmesi, afet risklerinin doğru anlaşılması ve etkili müdahalelerin planlanması açısından önemlidir. Bu çalışma, afet yaşamış Elâzığ ilindeki 18–60 yaş aralığında 394 yetişkin bireyin afet bilinci algısı ve afet okuryazarlığı düzeylerini, kesitsel araştırma deseni ve amaçlı örnekleme yöntemi kullanarak karşılaştırmalı biçimde değerlendirmiştir. Elde edilen veri sonuçlarına ait ortalama±standart sapma değerleri ve gruplar arasındaki karşılaştırmalar SPSS istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada Afet Bilinci Algı Ölçeği'nin toplam puan ortalaması 129.49±22.36, afet okuryazarlığı toplam puan ortalaması 32.97±10.47 olup sınırlı seviyede gözlenmiştir. Öğrenim düzeyi ile afet bilinci algısı (R=0.433, p<0.001) ve afet okuryazarlığı toplam puanları (R=0.387, p<0.001) arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptanmıştır. Linear regresyon analizi sonucunda, afet okuryazarlığı bağımlı değişkeninin; afet eğitimi alma, yanlış afet eğitimi ve afet öncesi bilinci alt boyutlarıyla pozitif yönlü ve anlamlı ilişki (R2=0.403, p<0.001) gözlenmiştir. Afet deneyimi yaşamış topluluklarda afet okuryazarlığının artırılması, yanlış inanış ve kavram yanılgılarının düzeltilmesi ve afet risk yönetimi kapsamında yürütülen bilinçlendirme eğitimlerinin güçlendirilmesi kritik önemdedir. Gelecekteki afet hazırlık stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlanabilmesi için, afet yaşamamış grupları da içeren ve ek değişkenlerle zenginleştirilmiş karşılaştırmalı araştırmaların yapılması önerilmektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2026İlkokul öğretmenlerinin nükleer kazalara yönelik bilinç, tutum ve davranış ölçek çalışması: Eğitim materyalinin oluşturulması
Bereket Bülent Ayker
Afetlerin türü, yeri ve zamanının öngörülememesi okulların afet risklerine karşı hazırlıklı olmasını zorunlu kılmaktadır. Nükleer kazalar öğrenciler ve okul personeli üzerinde fiziksel, psikolojik ve sosyal etkiler oluşturabilmektedir. Bu nedenle okulların nükleer kazalara yönelik hazırlık düzeyinin artırılması afet yönetimi süreçlerinin etkinliğine katkı sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı; Artvin ve Kars'ta görev yapan ilkokul öğretmenlerinin nükleer kazalara yönelik bilinç, tutum ve davranış düzeylerini belirlemek için bir ölçek geliştirmek ve ilkokullara yönelik eğitim materyali hazırlamaktır. Araştırma nicel yöntemle yürütülmüş ve veri toplama aracı olarak ölçek geliştirilmiştir. Örneklem seçiminde tesadüfi olmayan örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Ölçek geliştirme süreci pilot ve saha uygulamaları olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Pilot uygulama Artvin ilinde yapılmış, açıklayıcı faktör analizi ile güvenirlik analizleri uygulanmış ve faktör yapısına uymayan maddeler ölçekten çıkarılmıştır. Saha uygulaması Kars ilinde gerçekleştirilmiş, doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve geçerlik ile güvenirlik analizleri tamamlanmıştır. Son aşamada parametrik istatistiksel analizler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde Microsoft Office Excel 2013 ve SPSS 25.0 programları kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre afet yönetimi eğitimi alan katılımcıların nükleer kaza bilinç düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bulgular doğrultusunda nükleer kazaların etkilerini azaltmaya yönelik ilkokullara ve ilgili bireylere yönelik uygulanabilir öneriler geliştirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Güncel türk çeltik çeşitlerinin pirinç patlağı özellikleri yönünden seçimi
Gonca Gül Öngel
Bu çalışmada, 22 farklı çeltik çeşidinden pirinç patlağı üretilmiş ve ham çeltikten kargo pirince, oradan pirinç patlağına uzanan işleme zincirinin ürün kalitesi üzerindeki etkileri bütüncül yaklaşımla değerlendirilmiştir. Bu amaçla, çeltikler yarı haşlama (parboiling) işlemine tabi tutulmuş, kurutulup kabukları soyularak kargo pirince dönüştürülmüş ve tuzda patlatma yöntemiyle pirinç patlağı elde edilmiştir. Ham çeltikte tane yapısı ve boyut ve geometriyi yansıtan fiziksel göstergeler; kargo pirinçte bunlara ek olarak akış davranışını ortaya koyan reolojik parametreler; pirinç patlağında ise boyut ve gözeneklilikle ilişkili fiziksel göstergeler, seçilmiş bileşim ve biyoaktif parametreler ile nişasta yapısına ilişkin FTIR bulguları incelenmiştir. Patlatma işlemi, tane boyutlarında hacimsel genişleme ve gözeneklilik artışıyla birlikte yoğunluğun düşmesine yol açmış; ancak yapısal yanıtın çeşide göre farklılaştığı görülmüştür. Şişme davranışı ile porozite arasında belirgin ilişkiler gözlenmiştir. Reolojik değerlendirmeler, her iki üründe de psödoplastikakışın korunduğunu; ancak pirinç patlağında viskozite düzeylerinin yeniden düzenlendiğini göstermiştir. FTIR analizi, patlatmanın nişastayı kimyasal olarak parçalamaktan çok kristalin–amorf dengesini yeniden yapılandırdığını ortaya koymuştur. Toplam fenolikler, flavonoidler, γ-orizanol ve toplam antioksidan kapasite açısından çeşitlere özgü profiller belirlenmiş; antioksidan yanıtın tek bir belirteçle açıklanamayacağı anlaşılmıştır. Bulgular, pirinç patlağında hedeflenen kalite için yalnızca proses parametrelerinin değil, hammaddenin de bilinçli seçilmesi gerektiğini göstermektedir. Sonuç olarak, kaliteyi belirleyen ana mekanizmanın matriks yapısı ile işlem koşullarının etkileşimi olduğu; farklı patlatma teknolojileri ve duyusal değerlendirmelerle desteklenecek çalışmaların ürün geliştirmeyi güçlendireceği düşünülmektedir. Bu doğrultuda bulgular, pirinç patlağı kalitesinin tek bir parametre ile açıklanamayacağını göstermiş; patlatma performansı, duyusal kalite ve fonksiyonel özellikler birlikte değerlendirildiğinde Ç5 (Çakmak), Ç4 (Boyabatkalesi) ve Ç14 (Ormanlı CL) çeşitlerinin endüstriyel üretim açısından öne çıktığını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Antioksidan kapasite, Çeltik, Pirinç patlağı, Reoloji, Şişme davranışı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Mûsâ döneminde ismi zikredilenolumsuz insan modelleri ve davranış özellikleri
Gökhan Kaymak
Kur'ân-ı Kerîm, yirmi üç yıl boyunca peyderpey indirilen ilahî bir mesaj olup Allah'ın seçtiği elçi aracılığıyla insanlara ulaştırılmıştır. Tarihsel süreçte vahye yönelik farklı yaklaşımlar ortaya çıktığından, bazı ayetlerin doğru anlaşılabilmesi için belirli ölçütler çerçevesinde açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur. İnsanlık tarihi incelendiğinde, insan tiplerine ait davranış örüntülerinin farklı dönemlerde benzer biçimlerde tekrarlandığı görülmektedir. Bu bağlamda Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Mûsâ dönemi çerçevesinde olumsuz tutum ve davranışlarıyla öne çıkan Firavun, Hâmân, Kārûn ve Sâmirî zikredilmekte; bu şahsiyetler insanın sergileyebileceği olumsuz eğilimlerin temsili tipleri olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Hz. Mûsâ döneminde olumsuz tutum ve davranışlarıyla öne çıkan şahsiyetleri incelemek ve bu davranış tiplerinin tarihsel sürekliliğini ile farklı dönemlerdeki yansımalarını değerlendirmektir. İki bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde, söz konusu kişilerin ortaya çıktığı tarihsel arka plan ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Firavun, Hâmân, Kārûn ve Sâmirî'nin davranış özellikleri analiz edilerek bu tutumların günümüzdeki karşılıkları ve toplumsal yansımaları değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Hordeninin antioksidan kapasitesi ve asetilkolinestaraz enzimi üzerine inhibisyon etkisinin incelenmesi
Seda Taşgın
Hordenin bileşiği, başta buğday olmak üzere pek çok bitkide bulunan bir feniletilamin alkaloid bileşiğidir. hordenin bileşiği feniletilamin alkaloid ve fenolik yapısından dolayı biyolojik potansiyele sahiptir. Bu çalışmada hordenin ABTS·+, DMPD∙+ ve DPPH∙ radikal giderme aktiviteleri, CUPRAC metodu ile Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi ve Fe3+-Fe2+ transformasyonu metodu ile indirgeme kapasitesi olmak üzere biyoanalitik metotlar değerlendirilmiştir. DPPH∙ radikal giderme aktivitesinde hordeninin IC50 değeri 231 µg/mL, BHA (8.25 µg/mL), Troloks (5.92 µg/mL) ve α-tokoferole göre daha düşük bir radikal giderme aktivitesi göstermiştir. ABTS·+ giderme aktivitesinde hordenin (11.91 µg/mL) diğer standartlarla benzer düzeyde bulunurken, DMPD∙+ radikal giderme testinde hordenin 19.80 µg/mL değeriyle BHA'ya (14.40 µg/mL) göre daha zayıf bir etki sergilemiştir. İndirgeme gücü analizlerinde hordeninin Fe3+-Fe2+ indirgeme kapasitesi 0.062±0.011 iken, Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi 0.794±0.156 olarak ölçülmüş ve diğer standart antioksidanlara göre daha düşük indirgeyici etki göstermiştir. Enzim inhibisyon çalışmalarında ise hordeninin AChE ve BChE üzerinde anlamlı düzeyde inhibitör etki gösterdiği belirlenmiştir. AChE için IC50 değeri 364.81 nM ve Ki değeri 254.92±95.48 nM olarak hesaplanmıştır. Hordenin, özellikle BChE üzerinde daha güçlü bir etki göstermiş olup, BChE için IC50 değeri 100.46 nM ve Ki değeri 43.96±10.16 nM bulunmuştur. Bu değerler, hordeninin BChE üzerinde takrinden daha güçlü bir inhibitör olduğunu göstermektedir. Hordeninin her iki enzim için de anlamlı bir inhibitör potansiyeli taşıdığı görülmüştür. Antioksidan özellikleri ile kolinesteraz enzimleri üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde, hordeninin nörodejeneratif hastalıkların tedavi araştırmalarında, gıda teknolojisinde ve farmasötik uygulamalarda kullanılabilir nitelikte biyolojik olarak değerli bir bileşik olduğu sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Afet ve acil durum toplanma alanlarının yeterlilik ve uygunluklarının coğrafi bilgi sistemleri destekli analizi: Malatya merkez örneği
Zehra Kalkan
Türkiye'nin coğrafi konumu ve jeolojik yapısı; ülkeyi deprem, sel ve heyelan gibi doğal afetlere karşı yüksek riskli bir bölge haline getirmektedir. Bu risk, toplumsal direnci artırmaya yönelik etkili bir afet yönetim stratejisinin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Afet yönetiminin en kritik aşamalarından biri de afetlere yönelik hizmet alanlarının doğru ve ihtiyacı karşılayacak şekilde belirlenmesidir. Ancak yaşanan afetler sonucu ortaya çıkan durum, Türkiye’de bunun henüz başarılamadığı göstermektedir. Bu noktadan hareketle bu tez çalışmasında mevcut mevzuat ve yer seçimi yaklaşımları çerçevesinde belirlenmiş olan afet hizmet alanlarının yeterlilik ve uygunluklarının, Afet ve Acil Durum Toplanma Alanları (AADTA) esas alınarak, Coğrafi Bilgi Sistemleri destekli analizlerle belirlenmesi amaçlanmıştır. Daha anlamlı bir sonuç ortaya koyabilmek adına Şubat 2023 depremlerinden önemli ölçüde etkilenen Malatya ilinin kent merkezi çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Ayrıntılı bir literatür ve mevzuat incelemesi sonucunda belirlenen; “Erişilebilirlik, Kapasite ve Yeterlilik Durumu”, “Topografik Özellikler”, “Ulaşım, Teknik Altyapı ve Arazi Kullanımı Durumu”, “Güvenlik ve Çevresel Risk Durumu” ve “Alansal Doluluk ve Kullanılabilirlik Durumu” ana başlıkları altındaki parametreler kullanılarak çalışma alanındaki AADTA’nın yeterlik ve uygunlukları analiz edilerek değerlendirilmiştir. Buna göre; mevcut AADTA’nın 500 m’lik erişilebilirlik mesafesi için çalışma alanındaki ihtiyacın en iyimser durumda ancak %27’sini karşılayabildiği, tanımlı alanlar ve 2.5 (kişi/m2) kullanımı esas alındığında 188808 kişilik toplam kapasitenin 500 m erişim mesafesindeki potansiyel nüfus açısından yeterli olduğu ancak AADTA’lar bazında sadece 2 tanesinin kapasite yönüyle yeterli olduğu, birleşik erişim alanları esas alındığında ise en çok 6 AADTA’nın kapasite yönüyle yeterli olduğu ve ayrıca alansal doluluk, kullanılabilirlik ve diğer parametreler açısında sorun ve yetersizliklerin olduğu belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Bina çatısına entegre makrokapsüllenmiş faz değiştiren malzemenin kullanımının bina ısıl performansı ve CO2 emisyonu üzerine etkisinin incelenmesi
Yusuf Mollahüseyinoglu
Bu tez çalışmasında, DesignBuilder yazılımı kullanılarak teras, kullanılan ve kullanılmayan çatı arası olmak üzere üç farklı bina projeleri modellenmiştir. İstanbul için 2024 yılına ait iklim verilerine göre konut binaları EnergyPlus programında simüle edilmiştir. Faz değiştiren malzeme olarak organik RT18HC, RT21HC, RT24HC, RT25HC, RT28HC ve inorganik RPCM18C, RPCM21C, RPCM23C, RPCM25C ve RPCM29 ticari ürünleri farklı kalınlıklarda kullanılmıştır. FDM entegre çatı tipli bina projelerinin çatı yapı bileşenleri farklı kombinasyonlar denenerek tasarlanmış ve enerji tasarrufunu maksimuma çıkaracak en verimli kombinasyonları seçilmiştir. Kombinasyonların FDM’li ve FDM’siz yapı bileşenleri karşılaştırılarak faz değiştiren malzemenin bina ısıl performansına katkısı ve yıllık ısıtma ve soğutma enerji ihtiyaçlarına etkisi malzeme tipi, kalınlığı ve konuma bağlı olarak araştırılmıştır. Mahal içi ısıl konfor değerlendirilmesinde kullanılan saatlik PMV ve PPD indeksleri ile toplam yıllık konfor saatleri FDM’li ve FDM’siz kombinasyonlar için elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. HVAC sisteminde kullanılan kömür, doğalgaz, fuel-oil, elektrik gibi yakıt tipleri için faz değiştiren malzemenin sağlayacağı CO2 emisyon azalım miktarları hesaplanmıştır. Kullanılan çatı aralı bina modeli için en yüksek ısıtma sezonu enerji kazancı % 31.80 ile Tip 2, 70 mm RT18HC, en yüksek soğutma sezonu enerji kazancı % 17.41 ile Tip 2, 60 mm RPCM21C kombinasyonlarında elde edilmiştir. Ayrıca, 70 mm RT18HC kombinasyonuna ait iç ortam yıllık konfor saatleri, teras çatı tipinde 3680 saat, kullanılmayan çatı aralı tipte 3729 saat ve kullanılan çatı aralı tipte 4078 saat olarak hesaplanmıştır. HVAC sisteminde kullanılan farklı yakıt tipleri ve tasarlanan FDM’li farklı çatı kombinasyonlarına bağlı olarak CO2 emisyon azalım miktarları 1694.83-12667.3 kg CO2/yıl arasında değişmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Sağlık yönetimi perspektifinden Türkiye’de obezite: Sorunlar, politikalar ve çözüm önerileri
Elifnaz Ergül
Obezite, bireysel yaşam tarzı tercihleriyle sınırlı biçimde açıklanamayacak; sağlık sistemlerinin örgütlenmesini, koruyucu sağlık hizmetlerini, kronik hastalık yönetimini, sağlık harcamalarını ve toplum düzeyindeki eşitsizlikleri doğrudan etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı sorunudur. Bu tezde, Türkiye’de obezitenin mevcut görünümü sağlık yönetimi perspektifinden değerlendirilmiş; obezite göstergeleri yaş, cinsiyet, uluslararası karşılaştırmalar ve obeziteyle ilişkili biyokimyasal risk göstergeleri temelinde incelenmiştir. Araştırma, tanımlayıcı ve karşılaştırmalı ikincil veri analizi deseninde yürütülmüştür. Çalışmada Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Dünya Sağlık Örgütü ve Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) gibi kurumsal kaynaklardan elde edilen veriler kullanılmıştır. Bulgular, mevcut göstergelerin dağılımını, farklılaşma örüntülerini ve sağlık yönetimi açısından işaret ettiği öncelik alanlarını ortaya koymak üzere yorumlanmıştır. Araştırma bulguları, Türkiye’de obezitenin özellikle kadınlarda ve ileri yaş gruplarında daha yüksek düzeyde görüldüğünü; obez öncesi nüfusun da sağlık sistemi açısından önemli bir risk alanı oluşturduğunu göstermektedir. Uluslararası karşılaştırmalar, Türkiye’nin obezite ve obez öncesi nüfus oranları bakımından dikkatle izlenmesi gereken bir konumda bulunduğuna işaret etmektedir. Biyokimyasal göstergeler açısından ise kolesterol ve trigliserid gibi risk alanlarının cinsiyete göre farklılaştığı görülmektedir. Tezde obezite, sağlık politikası döngüsü ve sağlık sistemleri yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilmiş; politika geliştirme, uygulama kapasitesi, birinci basamak hizmetleri, okul sağlığı uygulamaları, veri temelli izleme-değerlendirme ve sektörler arası koordinasyon temel öncelikler olarak ele alınmıştır. Sonuç olarak Türkiye’de obeziteyle mücadelede koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, aile hekimliği ve toplum sağlığı hizmetlerinde düzenli tarama ve danışmanlığın yaygınlaştırılması, okul temelli sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite programlarının desteklenmesi, ulusal izleme sistemlerinin geliştirilmesi ve sağlık, eğitim, yerel yönetimler, gıda politikaları ve sosyal politika alanları arasında sürdürülebilir iş birliği kurulması gerekmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20266306 sayılı kanun uygulanmasına yönelik dönüşümler üzerine karşılaştırmalı bir analiz
Hüsna Nas
Bu çalışma, Türkiye’de yaygın olarak kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında değerlendirilen ve uygulamada kentsel dönüşüm projelerinin önemli bir kısmının yürütülmesinde kullanılan 6306 sayılı Kanun’u incelemektedir. Söz konusu kanun, hukuki çerçevesi itibarıyla Afet Riski Altındaki Alanların dönüştürülmesini de düzenlemekte olup, Kanun’un uygulanmasına yönelik dönüşümler üzerine karşılaştırmalı bir analiz olarak ele alınmıştır. Tez kapsamında, afet riski altındaki alanların dönüşüm politikalarının zaman içerisinde geçirdiği dönüşüm hukuki, sosyal ve yönetsel olarak incelenmiştir. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemi çerçevesinde belge incelemesi ve içerik analizi teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kanun metinleri, yönetmelik değişiklikleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Uygulama süreçlerinin yalnızca normatif düzeyde değil, fiili işleyiş boyutunun değerlendirilmesi amacıyla 2012-2023 dönemi ile 2024 dönemi dönüşüm başvuru türleri, dönüşüm kapsamı incelenmiştir. Çalışma bulguları, 2012-2023 döneminde riskli yapı tespiti prosedürüne dayalı, münferit başvurular ekseninde ve arsa payı çoğunluğuna dayalı karar alma süreçleri çerçevesinde yürütüldüğü görülmüştür. Bu dönemde dönüşüm uygulamalarının daha parçalı ve reaktif bir karakterde olduğu ortaya konmaktadır. 2024 sonrası dönemde Kanun’da yapılan revizyonlar ve rezerv yapı alanlarının genişletilmesiyle birlikte uygulamaların daha planlı, koordineli bir yapıya yöneldiği ve dijital süreçler üzerinden yürütüldüğü, toplu başvuruların ve yürütülen projelerin belirgin biçimde arttığı, uygulama süreçlerinin hızlandığı ve yeni politika modeline evrildiği görülmektedir. Bu evrimin getirdiği sorunlar çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında, 2012-2023 ve 2024 sonrası dönem sırası ile Yoğunlaşmamış Merkeziyetçi Dönem ve Yoğunlaşmış Merkeziyetçi Dönem olmak üzere kavramsal olarak kodlanmıştır. Bu çerçevede fiili katılımın kamu eliyle yürütülmesini temel alan, ortaya çıkan yapısal gerilimlerin dengelenmesine katkıda bulunmayı hedefleyen Karma Katılımcı Dönüşüm Modeli (KKDM) önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Beden eğitimi ve spor öğretmenliği adaylarında öz yeterlilik ve öğretim becerileri
Hakan Topçu
Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri alanında öğrenim gören öğretmen adaylarının kişisel-mesleki yetkinlik algıları ile öğretim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca, bu değişkenlerin çeşitli demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Örneklem, Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 222 öğrenci ile belirlenmiştir. Veriler, Kişisel-Mesleki Yetkinlikler Algı Ölçeği ve Öğretim Becerileri Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Analizlerde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, kişisel-mesleki yetkinlik algısı ile öğretim becerileri arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymuş; ayrıca kişisel-mesleki yetkinlik algısının öğretim becerilerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, yaş, sınıf düzeyi ve akademik başarı değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar saptanmışken, cinsiyet, spor branşı ve lisanslı sporcu olma durumu açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Tacettin Şimşek’in hayatı, sanatı ve eserleri
Özlem Perktaş Fıçıcı
İnsanlık tarihinin en köklü edebî türlerinden biri olan şiir, yalnızca bireysel duygu ve düşüncelerin dile getirildiği bir anlatım biçimi değil; aynı zamanda toplumların kültürel birikimini, estetik anlayışını ve değer dünyasını yansıtan önemli bir sanat alanıdır. Tacettin ŞİMŞEK’in şiirleri de bireyin iç dünyasında yaşadığı duygu durumlarını, geçmişle kurduğu bağı ve modern hayatın ortaya çıkardığı değişimleri konu edinen metinler olarak dikkat çeker. Şair, şiirlerinde zaman, çocukluk, anne, yalnızlık ve sevgi gibi temalar etrafında şekillenen bir duyarlılık geliştirirken; bireysel yaşantı ile toplumsal hafıza arasında bir denge kurar. Şimşek’in şiirlerinde geleneksel şiir anlayışı ile modern şiirin içten söyleyişi birlikte görülür. Tacettin ŞİMŞEK, yalnızca şiir alanında değil; çocuk edebiyatı, eğitim alanı ve farklı türlerde verdiği eserlerle de edebiyat dünyasında önemli bir yer edinmiş çok yönlü bir yazardır. “Tacettin ŞİMŞEK’in Hayatı, Sanatı ve Eserleri” adlı bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi esas alınarak şairin hayatı, edebî kişiliği ve şiirleri incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde Tacettin Şimşek’in hayatı, edebî kişiliği ve eserleri ele alınmış; yazın dünyasını şekillendiren unsurlar değerlendirilmiştir. İkinci bölümde şairin şiirlerinde öne çıkan yalnızlık, aşk, hasret, gurbet, zaman ve benzeri izlekler çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tacettin ŞİMŞEK’in şiirleri; dil, üslup, imge ve şiirsel yapı özellikleri bakımından ele alınmıştır. Tacettin ŞİMŞEK’in şiirleri, bireyin iç dünyasını merkeze alan, sade fakat derinlikli bir anlatım kuran metinler olarak öne çıkar. Şairin geleneksel şiir birikimini modern bir söyleyişle yeniden yorumlaması, onun şiir anlayışının belirgin özelliklerinden biridir. Bu yönüyle Şimşek’in şiirleri, hem bireysel duyarlılığı hem de kültürel sürekliliği yansıtan önemli örnekler arasında yer alır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik yatkınlıkları, öz düzenleme becerileri ve öğretmen geri bildiriminin arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Emine İşbilir
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik yatkınlıkları ile algıladıkları öz düzenleme becerileri ve öğretmen geri bildirimleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Nicel araştırma yaklaşımına dayalı ilişkisel tarama modeliyle yürütülen çalışma, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Gümüşhane ilindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı beş ortaokulda öğrenim gören 373’ü kız ve 385’i erkek olmak üzere toplam 758 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Beden Eğitimi Yatkınlık Ölçeği (BEYÖ), Algılanan Öz Düzenleme Ölçeği (AÖDÖ) ve Algılanan Öğretmen Geri Bildirim Ölçeği (AÖGBÖ) kullanılmış; analizlerde betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, öğrencilerin beden eğitimi yatkınlığı, algılanan öz düzenleme ve öğretmen geri bildirim düzeylerinin genel olarak orta ve üzeri düzeyde olduğunu göstermiştir. Algılanan öz düzenleme becerisinin beden eğitimi yatkınlığının anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Öğretmen geri bildirimleri açısından özellikle performans bilgisi ve pozitif geri bildirim boyutlarının hem beden eğitimi yatkınlığı hem de öz düzenleme üzerinde olumlu etkiler yarattığı; buna karşın negatif sözel olmayan geri bildirimin beden eğitimi yatkınlığını olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Bunun yanında sporla aktif biçimde ilişkili olan öğrencilerin-okul spor takımlarında yer alma, kulüplerde lisanslı spor yapma veya ailede spor geçmişine sahip olma-beden eğitimi yatkınlığı ve öz düzenleme düzeylerinin anlamlı biçimde daha yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, beden eğitimi ve spor ortamlarında yapılandırılmış öğretmen geri bildiriminin ve öz düzenleme becerilerinin öğrenci gelişimini desteklemede kritik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026İslamcı şairlerin şiirinde savaş algısı
Meral Boşnak
Bu çalışma, modern Türk şiirinde “İslamcı Şairler” olarak nitelendirilen şairlerin şiirlerinde “savaş” olgusunun ele alınış biçimlerini, şiirlerindeki imge ve metaforların savaş bağlamında hangi doktrine dayandırıldığını incelemeyi amaçlamaktadır. 1960 sonrası Türk şiirinde bu fikri ve estetik yönelimle öne çıkan İslamcı Şairlerden Sezai KARAKOÇ, Erdem BAYAZIT, Cahit ZARİFOĞLU, Nuri PAKDİL gibi şairlerin poetikası ekseninde şekillenen bu araştırma; savaşın sadece fiziki bir çatışma ve yıkımdan ibaret olmadığını, aynı zamanda metafiziksel bir varoluş, diriliş ekseninde bir mücadele olduğunu ortaya koyarak kültürel belleğin muhafazası amacıyla savaşın şiirlerde nasıl işlendiği analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında savaş olgusu ele alınarak savaş tanımlanmış, klasik İslam edebiyatında savaş hukukunu ifade eden gaza ve cihad kavramları üzerinde durulmuştur. Sezai KARAKOÇ’un “Diriliş” düşüncesi kapsamında savaşın bir yok oluş değil ruhsal bir uyanışı ifade etmesi, Erdem BAYAZIT’ın Afganistan gibi tarihsel/ dönemsel savaş bölgeleri üzerinden geliştirdiği epik söylem, Cahit ZARİFOĞLU’nun savaşın insani ve vicdani boyutuna dikkat çekmesi ve Nuri PAKDİL’in vurguladığı Kudüs söylemleri tezin omurgasını oluşturmuştur. Araştırma sonucunda, İslamcı şairlerin şiirinde savaşın; yıkıcı bir eylem olmaktan ziyade, bir hak davası olduğu, işgal altında bulunan Müslümanların özgürleşmesi ve İslam kimliğinin inşası için öze dönmenin, kendi köklerine tutunmanın temel bir unsur olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026İl özel idare yatırım harcamalarının seçim takvimiyle ilişkisi: Gümüşhane ili örneği
Ünsal Toy
Bu çalışmada, Gümüşhane İl Özel İdaresi tarafından gerçekleştirilen yatırım harcamalarının seçim takvimiyle ilişkisi incelenmiştir. Araştırma, 2008–2023 dönemini kapsamakta olup, Gümüşhane İl Özel İdaresi’nin bütçe verileri ile seçim sonuçları birlikte değerlendirilmiştir. Çalışmanın temel amacı, il özel idaresi yatırımlarının seçim süreçleriyle olan ilişkisini ortaya koymak ve yatırım kompozisyonu ile reel harcama düzeyleri üzerinden ekonomik boyutu değerlendirmektir. Araştırmada, il özel idaresine ait nominal bütçe ve yatırım verileri 2008 bazlı deflatör kullanılarak reel değerlere dönüştürülmüş; yol ve su yatırımlarının bütçe içindeki payları ile reel yatırım düzeyleri ayrı ayrı incelenmiştir. Seçim takvimi, “çekirdek seçimler” (milletvekili ve il genel meclisi seçimleri) ve daha geniş kapsamlı seçim tanımları çerçevesinde analiz edilmiştir. Yöntem olarak yıllık zaman serisi yaklaşımı benimsenmiş ve tahminlerde otokorelasyon ve değişen varyans sorunlarına karşı Newey–West standart hataları kullanılmıştır. Bulguların tutarlılığı alternatif seçim tanımları, farklı siyasal güç göstergeleri ve çeşitli tahmin yöntemleri ile test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, il özel idaresi yatırım harcamalarının özellikle seçim öncesi yıllarda arttığını göstermektedir. Bu artışın daha çok yol yatırımları üzerinden gerçekleştiği, su yatırımlarının ise seçim dönemlerine daha sınırlı tepki verdiği tespit edilmiştir. Reel yatırım düzeylerine ilişkin bulgular da yatırım oranlarındaki artışın yalnızca bütçe kompozisyonuna değil, reel harcama hacmine de yansıdığını ortaya koymaktadır. Sonuçlar, il özel idare yatırımlarının seçim takvimine duyarlı biçimde zamanlanabildiğini göstermekte ve kamu harcamalarının politik boyutunu görünür kılmaktadır. Bu çalışma, kamu yatırımları ile seçim süreçleri arasındaki ilişkiyi il özel idareleri düzeyinde ele alarak yerel yönetimler literatürüne katkı sunmaktadır.

















