Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Depremde Kadın Olmak: Osmaniye Düziçi Çadır Kent Örneği

    Akbal, Alev; Taşbaş, Sultan

    Teknolojinin gelişmesi, kurumsallaşma düzeyinin yüksek olması, iş sahalarının fazlalılığı ve çeşitliliği nedeniyle insanlar yaşamak için kentsel yaşam alanlarını tercih etmektedirler. Kırsal alandan kente yoğun göçün yaşanması kentlerde yeni yerleşim yeri arayışının artması, alt yapı sorunları, ulaşım problemleri, eğitim ve sağlık sorunlarının armasına neden olmaktadır. Bununla birlikte coğrafi koşulların uygun olmamasına rağmen yani doğal afetlerin görülme riskinin yüksek olmasına rağmen insanların afet bölgelerine yerleşim yeri kurmasına neden olmaktadır. Bu durum ise herhangi bir afetle karşılaşılması durumunda toplumsal direncin düşmesine ve kırılganlıkların artmasına neden olmaktadır. Dirençlilik kişilik özellikleri, cinsiyet, eğitim durumu, toplumsal statü, kentsel alt yapı, coğrafi konuma göre değişkenlik göstermektedir. Dezavantajlı gruplar ise bu afetlerden çok daha fazla etkilenmektedir. Dezavantajlı gruplar arasında tanımlanan kadınların direnci sahip oldukları toplumsal cinsiyet rollerinden dolayı daha düşük konumdadır. Bu kapsamda depremde kadının toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin beraberinde getirdiği dezavantajlılığın kadınların kırılganlıklarını artırması çalışmanın temel problemini oluşturmaktadır. Depremde kadınların toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan kırılganlıklarını ve bu kırılganlıkların nedenlerini ortaya koymak çalışmanın temek amacını oluşturmaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kadının toplumsal cinsiyet rolleri , doğal afetler ve doğal afetlerin ortaya çıkardığı kırılganlıklar ve çalışmanın yöntemine ilişkin bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde çalışmanın araştırma bulgularına yer verilmekte ve afetzede kadınların depremde yaşadıkları kırılganlıklar sosyolojik açıdan tartışılmakta; sonuç bölümde ise elde edilen bulgulara ilişkin kavramsal ve kuramsal tartışmalar yer almaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Şarap İmalathanelerini ve Üzüm Bağlarını Ziyaret Eden Turistlerin Deneyimleri: Urla (İzmir) Örneği

    Karabulut, Besim; Akyürek, Suat; Özdemir, Özcan

    Türkiye’de bağcılık alanlarının turizm sektöründe kullanımı son yıllarda artış göstermektedir. Özellikle günümüzde gastronomi turizmine artan ilginin ve turistlerin unutulmaz deneyimler yaşama isteklerinin her geçen gün artış göstermesi bu yönde sunulan hizmetlere yönelik talebi artırmaktadır. Öyle ki artan talep ile birlikte Türkiye’de bağcılıkla ilgili turizm arz kaynakları da (turistik üzüm bağları, rotalar, bağ ve şarap evleri, şarap imalathaneleri, bağ ve şarap festivalleri, bağ ve şarap müzeleri vb.) hızla artmaktadır. Artan bu talep ve arz kaynakları sayesinde ise bağcılık faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin yanı sıra katma değeri yüksek turizm gelirleri de elde edilebilmektedir. Nitekim bağcılık turizmi kapsamında talep ve arzın sürdürülebilir olabilmesi için turistlerin talep ve beklentilerinin en iyi şekilde anlaşılması, ne tür deneyimler arzuladıklarının tespit edilmesi önem arz eden bir konudur. Bu kapsamda yapılan bu çalışmada, Urla’da (İzmir) faaliyet gösteren şarap imalathaneleri ve üzüm bağlarını ziyaret eden turistlerin deneyimleri incelenmiştir. Araştırma bulguları, Urla’da faaliyet gösteren şarap imalathaneleri ve üzüm bağlarını ziyaret eden turistlerin Tripadvisor internet sitesinde yapmış oldukları çevrimiçi yorumlardan oluşmaktadır. Elde edilen bulgulara göre, turistlerin şarap imalathaneleri ve üzüm bağlarını ziyaretleri neticesinde zengin deneyimler yaşadıkları tespit edilmiştir. Nitekim yaşanan bu zengin deneyimler ile birlikte bazı turistlerin şarap imalathaneleri ve üzüm bağlarına yönelik aldıkları hizmetlerden memnun olmadıkları belirlenmiştir. Bu sonuçlar ışığında, başta şarap imalathaneleri ve üzüm bağları işletmecileri olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara yönelik birtakım öneriler sunulmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Evaluation of Consumer Complaints: A Case Study Using MAXQDA 2020 Data Analysis Software

    Yildiz, Emel; Koçan, Mahmut

    This case study examines consumer satisfaction levels and the number of complaints about the Trendyol brand posted on the sikayetvar.com website. This research presents an approach to analyzing the content of electronic complaints and categorizing them via the MAXQDA 2020 data analysis software. The results concur with published research that has observed that the lesser-known brands with low trade volume have high satisfaction levels and a small number of complaints, while well-known brands with high trade volume have high complaints and low satisfaction levels. Consumer dissatisfaction and negative brand image categories account for 54.76% of the complaints. In addition, it has been concluded that supply and cargo problems cause consumer dissatisfaction, and consumer dissatisfaction can negatively affect the brand image. In this context, the consumer-based equity of the brand may increase when the reproach and distrust of the brand decrease. The complaints of other electronic commerce companies can also be examined in prospective studies, and their code-related maps can be created, compared, and partially combined in working towards producing a canonical theme, code, and exemplary expressions.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Kınalızâde Ali ve Nasîrüddin Tûsî’de Siyaset Ahlâkı

    Kerimoğlu, Özkan

    Doğasında medeniyet olan insanlar bir araya gelip toplumları oluşturunca mutlu bir şekilde yaşamak için belli bir düzene de ihtiyaç duymuşlardır. Çünkü sadece bir arada yaşamak medeniyet ve mutlu bir yaşam için yeterli değildir. Bu yüzden insanlar medeniyet ve mutlu yaşam için gerekli olan düzenin sınırlarını, şartlarını ve ilkelerini belirlemişlerdir. Bireyin ve toplumun mutluluğunu, birlik beraberliğini temin etmek için de bazı erdemleri esas almışlardır. Toplumun her bireyi bu erdemlere göre yaşadığında düzen sağlanacak ve medeniyet kurulmuş olacaktır. Bu gelişimin sağlanmasında siyaset ve ahlâk kavramlarının çok büyük önemi ve etkisi bulunmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde siyaset ve ahlâk konusu ayrı ayrı üzerinde en çok tartışılan, konuşulan ve belli bir sonuca varılamayan konuların başında gelir. Ahlâk ve siyaset felsefesi ile ilgili hususlar İslam filozoflarının da temel tartışma konuları arasında yer almaktadır. Muhtemeldir ki bu kavramlar bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da tartışılmaya ve güncelliğini korumaya devam edecektir. Bu çalışmada yaşadıkları dönem itibariyle yazdıkları eserlerle siyaset ahlâkı alanına önemli katkı sağlayan Kınalızâde Ali’nin Ahlâk-ı Alâî ve Nasîrüddin Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî adlı eserleri temel alınarak siyaset ahlâkı ile ilgili görüşleri değerlendirilecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    جمالية البنية اللغوية في قصة موسى عليه السلام في القرآن الكريم

    الأحمد, محمد

    يبلغ الترابط بين البنية اللغوية والمعاني التي تتجلّى من خلالها أعلى مستوياته في النظم القرآني. وقصة موسى عليه السلام التي سردها القرآن الكريم في سورة القصص نموذج جليّ للمتلقي، يستطيع من خلاله معرفة أحد أهم أسباب إعجاز القرآن التي تتمثّل في روعة نظمه وسحر بيانه وجمال بنيته اللغوية. سعى هذا البحث إلى الكشف عن مكامن جمالية البنية اللغوية في قصة موسى عليه السلام في سورة القصص في القرآن الكريم، وذلك من خلال تتبع الأصوات والألفاظ والبنية النحوية والبنية الحوارية التي جاءت في هذه القصّة، ودرس العلاقة بينها وبين المعاني التي أراد القرآن الكريم إيصالها إلى المتلقي، وحاول البحث إبراز دقة القرآن الكريم في اختيار بنية لغوية مناسبة لهذه القصة، والوقوف على جمالية هذه البنية. وتمّ الوصول إلى عدّة نتائج أهمها أن قصة موسى عليه السلام في سورة القصص امتازت بدقة اختيار بنية لغوية تآزرت فيها الأصوات والمفردات والجمل في بلوغ المعاني إلى المتلقي على أفضل وجه، وتآزرت أيضًا في منح البنية اللغوية في هذه القصة جمالية منقطعة النظير.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Kahramanmaraş Depremi Sonrası Üniversite Öğrencilerinde Algılanan Stres Düzeyleri İle Öznel İyi Oluş Durumları Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi

    Akay, Gamze; Oğuzhan, Hatice; Tüfekci, Fatma Güdücü

    Bu çalışma Kahramanmaraş depremi sonrası üniversite öğrencilerinde algılanan stres düzeyleri ile öznel iyi oluş durumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak yürütülen çalışma bir devlet üniversitesinde öğrenim gören ve depremden etkilenen illerde ikamet eden 472 öğrenci ile gerçekleşmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında kişisel bilgi formu, algılanan stres ölçeği ve öznel iyi oluş ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Skewness ve Kurtosis, independent sample t-test, Mann-Whitney U test, One Way ANOVA ve post hoc analizinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin %60,2’ sinin 21-24 yaş arasında olduğu, %43,2’ sinin yaşadığı yerin depremden az hasar aldığı ve %58,1’ inin depremde yakınını kaybetmediği belirlenmiştir. Cinsiyeti kadın olan öğrencilerin stres algısının daha fazla olduğu ve depremden sonra psikolojik destek alanların stres algılarının daha az olduğu saptanmıştır. Algılanan stres puanı ve öznel iyi oluş puanı arasında negatif yönlü ve düşük düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir (r=-0.219, p

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Determining individuals’ knowledge, attitudes, and experiences concerning sumac (Rhus coriaria L.)

    Doğan, Melike Demir; Orak, Şükran

    The aim of this study is to determine the individuals’ knowledge, attitudes, and experiences concerning sumac (Rhus coriaria L.). The researchers collected the data from 139 participants, living in the cities of Siirt and Mardin, by using a survey, prepared based on the relevant literature, between 01 July and 15 August 2021. The mean age of the participants was 24.42±4.44 (min:18 – max:65) and 82.0% of them were female. 45.3% of the participants had an undergraduate or higher education. 81.3% of the participants stated that they had knowledge about the health benefits of sumac. 74.1% of them stated that they obtained this information from their family, partner, friend, and relatives. When the frequency of consuming sumac was evaluated, 28.1% of the participants stated that they consumed it once a week and 20.9% every day. 80.6% of the participants stated that sumac was effective for the treatment of stomach disorders, 79.9% for the treatment of infection, 74.1% for the treatment of influenza, 67.6% for alleviating respiratory distress, 63.3% for the treatment of gastric ulcer, and 59.7% for lowering blood pressure. Based on the experiences of the individuals, it was determined that sumac was effective for the treatment of stomach disorders (80.6%), the treatment of infection (79.9%), the treatment of influenza (74.1%), alleviating respiratory distress (67.6%), the treatment of gastric ulcer (63.3%), and lowering blood pressure (59.7%).

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Bishop Frames of Salkowski Curves in E3

    Mazlum, Sümeyye Gür

    In this study, alternative, type-1 Bishop, type-2 Bishop and N-Bishop frames of Salkowski curves in E3 are calculated. Moreover, curvatures, Darboux and pol vectors of these frames are found. Also, relationships between the Bishop frames, Darboux vectors and pole vectors are given.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Evaluation of the Exposure of 4.5G Mobile Phone Base Stations in Different Band Radio Frequencies in Urban Center and Rural Areas in Turkey.

    Tören, Murat; Ulutaşdemir, Nilgün

    Mobile phone base stations (MPBS) are electronic communication equipment, the number of which is rapidly increasing with the increasing need for mobile data use with developing technology. Since the middle of the 21st century, the effects of Radio Frequency Electromagnetic Fields (RF-EMF) emitted from base stations on human health have begun to be investigated. Although some of these studies have explained the harmful effects of RF-EMF on human health, others have stated that its effects on human health are limited and therefore contradictory results have emerged. RF-EMFs can have effects by transferring energy to human tissues, increasing temperature and changing the way cell membranes work. These effects may vary inversely with the proximity of MPBSs to residential areas and their safety distances. In this regard, rules such as location at least 300 m away from places with high population density (schools, hospitals, shopping malls, etc.) and at least 40 m above the ground are required. In this study, RF-EMF values of base stations installed both in Rize city center and rural areas in Turkey in different 4.5G frequency bands (GSM 900 DL- 1800 DL-2100 DL) were analyzed by real-time selective area analyzer (NARDA- It is measured using SRM 3006). The safety distances in the production/label values of these base stations, mathematically calculated EMF and measurement values were compared for different distances. Base station production/label and real-time measurement values of RF-EMF values emitted by MPBSs in urban centers and rural areas are determined and their effects on human health are evaluated.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    İlkokul Mülteci Öğrencilerinin Okuduğunu Anlama Becerilerinin Matematik Problem Çözme Sürecine Etkisi

    Akçay, Ahmet Oğuz; Mert, Büşra; Semercioglu, Muhammed Serhat

    Bu araştırmanın amacı mülteci statüsüyle ilkokula devam eden öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerinin, matematik dersindeki problemleri çözme becerisine etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmaya Hatay ilinde, 2022-2023 eğitim öğretim yılı bahar döneminde eğitimine devam eden bir ilkokuldaki 39 çok dilli mülteci öğrenci seçilmiştir. Nitel araştırma desenli olan çalışmada ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu öğrencilere uygulanan ve temel matematik becerilerini ölçen ön test sonucuna göre bazı öğrenciler çalışmaya dahil edilmemiş, sonuçta araştırmaya 14 öğrenci katılmıştır. Görüşmeler, katılımcı öğrenci velilerinin izni dahilinde çevrimiçi kayda alınmıştır. Veriler içerik analizi yöntemiyle Newman’ın (1983) hata analizine göre incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre katılımcı öğrencilerin dört işlem matematik becerilerinde sorun tespit edilmezken, çalışmada kullanılan problemleri anlamlandıramadıkları, tam olarak seslendiremedikleri ve sonuçta yanlış cevaplar verdikleri tespit edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Tarih Öğretmeni Adaylarının Eğitim Sürecinde İşbirlikli Yöntem Hakkında Tutum ve Yaklaşımları: Gümüşhane Üniversitesi Örneği

    Yapıcı, Hakkı

    Bu araştırmada, tarih öğretmeni adaylarının eğitim sürecinde iş birlikli çalışma yöntemi hakkında tutum ve düşünceleri ele alınmıştır. Çalışmada tarih öğretmeni adaylarının eğitim öğretim sürecine ilişkin iş birlikli metot hakkında tutum ve davranışlarına yönelik betimsel istatistiki teknikler olan yüzde, frekans ve ortalamayı esas alan yöntemler kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Gümüşhane Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’nde öğrenim gören öğrenciler; örneklemi ise aynı bölümde eğitime devam eden 110 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmanın nicel verilerinin toplanmasında “İş birlikli Çalışmaya İlişkin Tutum Ölçeği” (Sevim, 2011) kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçek 25 maddeden oluşmaktadır. Ölçekte öğretmen adaylarına yöneltilen sorulara; Hiç katılmıyorum (1), Katılmıyorum (2), Kararsızım (3), Katılıyorum (4), Tamamen katılıyorum (5) şeklinde cevap alınmıştır. Araştırma 110 tarih öğretmeni adayına uygulanmış olup, cronbach alfa katsayısı 0,86 olarak tespit edilmiştir. Araştırmanın neticesinde tarih öğretmeni adaylarının iş birlikli çalışma yöntemini genel olarak olumlu buldukları; ancak uygulama esnasında zaman zaman bazı problemlerle karşılaştıkları gözlemlenmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin Kanser Ve Kanser Hastalarına Yönelik Stigma Tutumları Ve Etkileyen Etmenler

    Doğan, Melike Demir; Hal, Aleyna; Yücebıyık, Bengü

    Amaç: Bu çalışmanın amacı; üniversite öğrencilerinin kanser ve kanser hastalarına yönelik stigma tutumlarını ve bunları etkileyen etmenleri belirlemektir. Methot: Kesitsel tanımlayıcı nitelikteki bu çalışmanın örneklemini 354 öğrenci oluşturdu. Çalışmada veriler; Kişisel bilgi formu ve Kansere İlişkin Tutumları (Kanser Damgası) Ölçme Anketi- Toplum Versiyonu ile toplandı. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin %65’i kadın olup büyük çoğunluğu (%97,5) bekardı. Öğrencilerin yaş ortalamasının 21,75±9,67 olduğu belirlendi. Cinsiyet ile ayrımcılık alt boyutu, kanser tanısını ortaya çıkarma/yayma alt boyutu ve ölçek toplam puan ortalaması arasında anlamlı fark olduğu belirlendi. Kronik hastalığı olmayanların olanlara göre iyileşmenin imkânsız olması alt boyutu toplam puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptandı. Yakın akrabalarında kanser hastası olanların olmayanlara göre iyileşmenin imkânsız olması alt boyutu toplam puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptandı. Annenin eğitim düzeyi arttıkça ‘iyileşmenin imkânsız olması’ yönündeki olumsuz tutumlarının da arttığı saptandı. Benzer şekilde babanın eğitim düzeyi arttıkça ‘iyileşmenin imkânsız olması’ yönündeki olumsuz tutumlarının da arttığı saptandı. Ayrıca babanın eğitim düzeyi arttıkça ‘kanser tanısını ortaya çıkarma, yayma’ yönündeki olumsuz tutumlarının azaldığı saptandı. Öğrenciler açısından bakılınca okunulan sınıf arttıkça ‘kanser tanısını ortaya çıkarma, yayma’ yönündeki olumsuz tutumlarının arttığı saptandı. Sonuç: Bu çalışma sonucunda; kanser stigması ile cinsiyet, kronik hastalık varlığı, okunulan sınıf, anne ve baba eğitim düzeyi, ekonomik durum, yaşanılan yer ve okunulan bölüm arasında ilişki olduğu saptanmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2024
    Siyasal reklamların göstergebilimsel yöntemle analizi: 14 mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinde cumhuriyet halk partisi’nin “sana söz yine baharlar gelecek” reklam filmi örneği

    Çalışır, Gülsüm; Aksoy, Fatih; Kılıç, Tuğçe Aydoğan

    Siyasal reklamlar, siyasi partilerin ve aktörlerin vazgeçemediği önemli iletişim araçlarından biridir. Siyasi reklamlar, ticari reklamlarda olduğu gibi ikna etmek, bilgilendirmek, davranış değişikliği sağlamak, destek almak, hatırlatmak gibi temel amaçları gütmektedir. Siyasi partiler ya da aktörler sözü edilen amaçlara ulaşabilmek için siyasi reklamlar aracılığıyla kendilerini seçmenlere anlatmaya ve onları ikna etmeye çalışmaktadırlar. Siyasi kurumlar ya da adaylar siyasal reklamlar aracılığıyla seçmene ulaştırmak istediği anlam ve mesajlar için stratejiler geliştirmektedir. Siyasal reklam stratejilerinin oluşturulmasında değinilecek konular, kullanılacak reklam türü, çekicilik vb. unsurların önemli olduğunu söylemek mümkündür. Çalışmada, Mayıs 2023’ te gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı Seçiminde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından yayımlanan 'Sana Söz Yine Baharlar Gelecek' adlı reklam filmi göstergebilimsel analiz yöntemiyle analiz edilmektedir. Bu çalışma, seçilen siyasal reklamın göstergeler aracılığıyla seçmene verdiği mesajların, ele alınan konuların, kullanılan reklam ve reklam çekicilik türünün ne olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın verileri analiz edildiğinde, pozitif reklam türünün kullanıldığı görülmektedir. Reklamda duygusal çekiciliğe yönelik içeriklere yer verildiği tespit edilmiştir. Reklam filminde ‘gelecek’ ve ‘söz’ odağında kurulan bir Türkiye söylemi geliştirilmeye çalışıldığı ve seçmeni umutlandıran göstergelerin kullanıldığı dikkat çekmektedir. Reklamda verilmek istenen temel mesaj, ‘biz ile Türkiye geleceğinde, yeni başlangıçların, olumlu değişimlerin ve gelişimlerin olacağı’ şeklindedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Görmek değişmektir: kültürel mirasın ekran aracılığı ile anlatımı

    Taşdelen, Birgül

    Her çağın bakışı, o çağın düşüncesini yansıtır. Bu yönü ile ele alındığında insanlık tarih boyunca yaptıklarıyla ve yaşadıklarıyla kendini hatırlatma noktasında sınırsız anlam ve etkilere sahip temsiller dünyası oluşturma gayreti içerisine düşmektedir. Dolayısıyla değişik amaçlar için tasarlanmış bu temsillerin, üst düzeyde etkilediği bir kültür içinde yaşadığımızı ifade etmek yanlış olmayacaktır. Sürekli kuralları ve uzlaşımları değişen farklı temsil sistemlerinin tezahür ettiği bu imgeler ve sözcükler bize hayatı anlamlandırma açısından geniş bir bakış açısı sağlamaktadır. Bugün, her şeyi her zamankinden oldukça farklı görmekteyiz. Teknolojinin yaşam biçimlerimiz üzerindeki giderek artan etkisi ve insan duyularının algılamasının düzenlenmesinde kullanılan yeni radikal sunum araçları, dünyayı keşfetme yollarımızı hem tasvir etmeyi hem de sorgulamayı amaçlar. Bu bağlamda yeni medya teknolojileri iletişim, etkileşim ve aktarım özellikleri bakımından günceli yakalamış, sadece kullanıcıya sunum araçlarını değiştirmekle kalmamış aynı zamanda deneyimlerin üretildiği sosyal, ekonomik, politik ve kültürel ortamları da etkilemiştir. Medyadaki bilimsel uygulamalar arasında yer alan belgesel sinema da sosyal ve kültürel değişimlerle her zaman birbirine bağlı estetik ve teknolojik büyümenin aşamaları üzerine kurulu ve bunu merkez alan organik bir değişim sürecinin parçasıdır. Bu çalışmanın amacı gerçekliği izleyici hafızasıyla etkileşime geçirerek anlatısallaştıran sayısallaştırmanın, çağdaş bellek üzerindeki bazı önemli sonuçlarını teorik olarak araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada post-dijital durum ve dijitalleşmenin bellekle olan ilişkisi hakkında genel bir giriş yapılacak ardından ekran aracılı deneyim açıklanarak, ekran aracılı deneyimlerin izleyici üzerindeki etkilerinin izi sürülecektir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Epifenomenalizme Karşı Epistemik Argüman

    Üner, Aslı

    Bilinçli özneler olarak bizler davranışlarımızı kontrol edebildiğimize inanırız. Fakat epifenomenalizme göre istek, inanç, korku vb. gibi zihinsel durumlar davranışlarımıza bir etkide bulunmaz. Davranışlarımızın nedeni beyinde gerçekleşen nöral süreçlerdir ve zihinsel durumlar fiziksel durumların gölgeleri gibidir. Zihin felsefecileri, ahlaki ve epistemik olarak sorumluluk sahibi failler olduğumuz inancını korumak adına genellikle zihnin nedensel olarak etkili olduğu fikrini yani zihinsel nedenselliği kabul etmeye eğilimlidir ve bu sebeple de zihinsel nedenselliği destekleyen argümanlara başvururlar. Bu agümanlar sağduyu argümanı, ahlaki sorumluluk argümanı ve epistemik argümandır. Bunların içinde epifenomenalizme karşı literatürde en sık kullanılan argüman ahlaki sorumluluk argümanıdır. Bu makalede amacım epistemik argümanın epifenomealizmin iç tutarsızlığını, diğer argümanlara kıyasla, daha açık bir şekilde ortaya çıkardığını göstermektir. Şöyle ki çıkarımsal bilgi epifenomenalistlerin kendi görüşlerini desteklemek için başvurdukları bir bilgi türüdür. Epistemik argümana göre, çıkarımsal bilgi için zihinsel nedensellik gereklidir. Zihinsel nedenselliği reddederek epifenomenalizmi kabul ettiğimizde, çıkarımsal bilgiden bahsedemeyiz ve epifenomenalizmin doğruluğuna inanmak için hiçbir gerekçemiz kalmaz. Sonuç olarak, çıkarımsal bilgi olmadan epifenomenalistler ‘zihnin nedensel olarak etkisiz olduğu’ inancının doğruluğunu bilememek gibi bir pozisyonda kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Yoğun Bakım Hastalarında Tıbbi Cihazla İlişkili Basınç Yaralanması Gelişimi ve Etkileyen Faktörler: Nokta Prevalans Çalışması

    Çobanoğlu, Asuman; Cebeci, Sevil Pamuk; Oğuzhan, Hatice

    Giriş: Tıbbi cihazla ilişkili basınç yaraları, tıbbi cihazların daha sık kullanıldığı yoğun bakım ünitelerinde daha fazla görülmektedir. Amaç: Araştırma yoğun bakım hastalarında tıbbi cihazla ilişkili basınç yaralanması durumu ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma Türkiye’de iki farklı ilde bulunan iki eğitim ve araştırma hastanesinin yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören 102 hasta ile nokta prevalans çalışması olarak yapıldı. Araştırma verileri Hasta Bilgi Formu, Braden Basınç Yaralanması Risk Değerlendirme Ölçeği, Basınç Yaralanması Evrelendirme Formu ve Glaskow Koma Skalası ile toplandı. Bulgular: Hastaların Braden Basınç Yaralanması Risk Değerlendirme Ölçeği puan ortalamasının 11,27 ± 3,11 olduğu, %67,6’sında tıbbi cihazla ilişkili olmayan basınç yaralanması, %29,4’ünde ise tıbbi cihazla ilişkili basınç yaralanması olduğu saptandı. Hastalarda tıbbi cihazla ilişkili basınç yaralanması; burun ve burun kenarında %36,6, kulak ve kulak çevresinde %20, subklavian bölgede ise %20 oranında görüldü. Hastaların albümin ve hematokrit değerleri ile tıbbi cihazla ilişkili basınç yaralanması görülme durumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu da belirlendi (p < 0,05). Sonuç: Araştırmada yoğun bakımda yatan hastalarda tıbbi cihazla ilişkili basınç yaralanmasının oldukça yüksek oranda görüldüğü ve basınç yaralanmasının burun ve burun kenarı, kulak ve kulak çevresi ile subklavian bölgede daha fazla olduğu belirlendi.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2024
    Fanatizmin Lisanslı Ürün Satın Alma Niyeti Üzerindeki Etkisi ve Marka Sadakatinin Aracı Rolü

    Avcı, İbrahim; Koroglu, Ali

    Lisanslı ürün satın alma davranışı son dönemlerde hem kulüplerin hem de araştırmacıların önem verdiği konulardan biridir. Araştırmanın amacı fanatizmin lisanslı ürün satın alma niyeti üzerine etkisini belirlemek ve bu etkide marka sadakatinin aracılık rolünü ortaya koymaktır. Bu amaçla kolayda örneklem yönteminin tercih edildiği araştırmada, veriler İstanbul ilindeki futbol taraftarlarından yüz yüze anket tekniğiyle elde edilmiştir. Veri toplama sürecinde 424 taraftar ankete katılmış ve elde edilen veriler SPSS ve AMOS paket programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda fanatizmin lisanslı ürün satın alma niyeti ve marka sadakati üzerinde; marka sadakatinin ise lisanslı ürün satın alma niyeti üzerinde olumlu doğrultuda anlamlı etkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca elde edilen diğer bir önemli sonuç, fanatizmin lisanslı ürün satın alma niyeti üzerindeki etkisinde, marka sadakatinin aracılık rolüne sahip olduğudur. Ulaşılan bu sonuçlar konuyla alakalı hem teorik hem de uygulamaya yönelik önemli katkılar sunmaktadır. Son olarak ulaşılan sonuçlar kapsamında bu konuda gelecekte araştırma yapacak araştırmacılara önerilerde de bulunulmuştur

  • Proje2024
    Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretiminde Kullanılan Evirici Ve Çevirici Sistemler Için Düşük Maliyetli, Izoleli, Yüksek Parazit Bağışıklığı Olan Gerilim Sensörü Tasarımı Ve Prototip Üretimi

    Cakmak, Recep; Hükümen, Burhan

    Güneş enerjisinden elektrik üretiminde yaygın olarak kullanılan fotovoltaik (FV) paneller de foton enerjisini doğru akım (DA) formundaki elektriğe dönüştürmektedir. Bu sistemlerin alternatif akıma göre tasarlanan elektrik şebekemizde kullanılabilmeleri için evirici ve çevirici gibi hassas kontrol gerektiren güç elektroniği devrelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu evirici ve çeviricilerde akım ve gerilim sensörleri kontrol devrelerinde geri besleme bilgisi sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak kontrol sistemlerinin kararlı ve doğru kontrol sinyali üretmeleri, geri besleme sinyallerinin de doğruluğuna bağlıdır. Dolayısıyla güç sistemlerinde yüksek doğrulukla çalışan ve gürültü bağışıklığı olan izoleli akım ve gerilim sensörlerinin kullanılması büyük önem taşımaktadır. Bu projede geliştirilmiş elektromanyetik girişim (EMI) ve ısı bağışıklığına sahip, düşük maliyetli, izole edilmiş ve tam diferansiyel bir gerilim sensörü tasarlanarak prototipi gerçekleştirilmiştir. Elektromanyetik girişimlere karşı yüksek bağışıklık sağlamak amacıyla sensörde kapasitif olarak izole edilmiş delta sigma modülatörü kullanılmıştır. Eviricilerde ve DA/DA dönüştürücülerde kullanılmak üzere iki farklı sensör devresi tasarlanarak prototipleri üretilmiştir. Eviriciler için üretilen sensörün bant genişliği 2 kHz, çeviriciler için üretilen sensörün bant genişliği ise 45kHz olarak belirlenmiştir. Önerilen gerilim sensörü, yüksek gerilim yalıtımı için manyetik bağlantı tekniği kullanan izole edilmiş gerilim dönüştürücülerin aşırı maliyetli olmasına bir alternatif olacak şekilde tasarlanmıştır. Bununla birlikte, önerilen gerilim sensöründe kullanılan kapasitif olarak izole edilmiş delta-sigma modülatörleri, düşük maliyete sahip olmasının yanı sıra çok yüksek doğuştan EMI bağışıklığıyla çok daha büyük bant genişliği sağlamıştır. Gerilim sensörünün yeteneklerini doğrulamak için benzetim ortamında ve gerçekleştirilmiş prototip kullanılarak deneyler yapılmıştır. Öte yandan, yüksek frekanslı bileşenler için düşük empedanslı yol gibi elektronik bileşenlerin ideal olmayan özelliklerinden kaynaklanan zorluklar, geliştirilmiş baskılı devre kartı tasarım teknikleri kullanılarak dikkate alınmış ve çözülmüştür. Deneyler, sensörün aşırı ısı ve elektromanyetik gürültü gibi zorlu koşullar altında dahi maksimum %0.01 doğrusallık hatasıyla çalıştığını göstermiştir. Ek olarak deneyler, önerilen sensörün 1 dakikalık bir süre boyunca 2,5 kV izolasyon gerilimine dayanabildiğini doğrulamıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Covid-19 Pandemi Sürecinde Sağlık Çalışanlarının Tedarik Zinciri Yönetimi Algılarının Belirlenmesi

    Cil Kocyigit, Seyhan; Ciğerci, Kübra; Akgün, Emre

    Sağlık hizmetlerinde tedarik zinciri yönetimi hastaların kesintisiz hizmet alabilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Tedarik zincirinde meydana gelen aksaklıklar kaliteli hizmet sunumu engelleyebilmektedir. Özellikle pandemi gibi kriz koşullarında artan sağlık hizmeti talebinin karşılanması ve salgınla mücadele edilebilmesi için tedarik zinciri faaliyetleri önem arz etmektedir. Tedarik zincirinin en önemli paydaşlarından biri olan sağlık çalışanlarının tedarik faaliyetlerindeki rolü yadsınamaz. Bu yüzden sağlık çalışanlarının tedarik zinciri faaliyetlerine yönelik algıları süreçlerin etkili bir şekilde yönetilmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada sağlık çalışanlarının Covid-19 pandemi sürecindeki tedarik zinciri yönetimine yönelik algıları Tedarik Zinciri Yönetimi ve Müşteri İsteklerini Karşılayabilme Yeteneği Ölçeği (TZYMİKYÖ) kullanılarak incelenmiştir. Çalışmaya 385 sağlık çalışanı katılım göstermiştir. Örneklem büyüklüğünün yeterli olması ve çarpıklık/basıklık değerlerinin +1 ile -1 arasında olmasından dolayı parametrik testler yapılmıştır. Çalışma sonucuna tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılarak ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan sağlık çalışanlarının Covid-19 pandemi sürecinde tedarik zinciri yönetimi algılarının ortalamanın üzerinde olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışanların mesleki tecrübeleri, çalıştıkları kurum, kurum içindeki pozisyon ve çalıştıkları birimin Covid-19 pandemi sürecindeki tedarik zinciri yönetimi algıları üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2024
    Kadınların Güçlendirilmesi ve Göç Etme Niyeti Üzerine Hanehalkı Düzeyinde Bir Araştırma: Afganistan Örneği

    Kocağ, Esra Karapınar

    Bu çalışma, göçün tarihinden günümüze kadar devam eden bir süreç olduğu ve uluslararası göstergelerin kadınların güçlendirilmesi veya güçlendirilmesi konusunda oldukça kötü bir tablo gösterdiği Afganistan örneğinde, hanehalklarının göç niyetleri ve kadınların güçlendirilmesi gibi iki önemli kaygı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu ülkedeki kadınların büyük bir hassaslık arz ettiği ve güçlendirilmeleri gerektiği açıktır. Ancak, güçlenmelerinin hane halkının göç etme niyetiyle ilişkili olup olmadığı o kadar açık değildir. Bu nedenle bu çalışma, Afgan toplumunun farklı kesimlerinde hassas bir grup olarak kadınların güçlendirilmesinin hanelerin göç etme niyetini nasıl ve ne şekilde etkilediğini sorgulamaktadır. Bulgular, Women_leader, Women_support, Women_job ve Girls_edu olan kadın güçlendirme ölçütlerinin ayrı ayrı var olduklarında, hanehalklarının göç niyetlerini önemli ölçüde etkilemediğini göstermektedir. Bununla birlikte, bu ölçütlerin etkileşime girmelerine izin verildiğinde göç niyetlerini önemli ölçüde etkilediği görülmektedir. Yukarıda belirtilen dört ölçütün sunduğu siyasi, sosyal ve ekonomik yönden kadının güçlendirilmesinin olası nüfus hareketlerini açıklamak açısından önemli olduğu söylenebilir. Ayrıca, göç niyetlerini açıklamak için önemli bölgesel farklılıklar bulunmaktadır. Bu bulguların göç politikaları konusunda politika yapıcılar için faydalı olması beklenmektedir.