Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(22)
- Kulakaç, Nurşen(13)
- Tonkaz, Duygu Erkal(9)
- Tonkaz, Mehmet(9)
- Baltaci, Cemalettin(8)
- Vural, Selvi(8)
- Yılmaz, Coşkun(7)
- Bayrakdaroglu, Serdar(6)
- Günen, Mehmet Akif(6)
- Karimullah, Suud Sarim(6)
- Türkkan, Tuğba(6)
- Şimşek, Ahmet Bahadır(6)
- Akyürek, Suat(5)
- Anaç, Halil(5)
- Avcı, İbrahim(5)
- Beder, Murat(5)
- Doğan, Melike Demir(5)
- Emirza, Elif Güzide(5)
- Gönan, Yavuz(5)
- Merddan, Kurtuluş(5)
- Tonkaz, Gokhan(5)
- Zaman, Tolga(5)
- Akar, Zeynep(4)
- Akdemir, Enes(4)
- Akçay, Serhatcan Berk(4)
- Altan, Aytaç(4)
- Anıl, Berna(4)
- Aydin, Aydanur(4)
- Bingol, Ozkan(4)
- Bozkurt, Ferhat(4)
- Ceylan, Halil Ibrahim(4)
- Dogan, Ramazan Ozgur(4)
- Doğan, Hasan(4)
- Gedikli, Eyup(4)
- Günay, Hamdi Furkan(4)
- Kaygusuz, Abdullah(4)
- Kayhan, Recep Fatih(4)
- Kenek, Gökhan(4)
- Kurt, Kemal(4)
- Köse, Aslı(4)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Algılanan Değer, Güven ve Promosyonun Elektronik Kulaktan Kulağa Pazarlama Üzerine Etkisi: Online Yemek Siparişi Üzerine Bir Araştırma
Avcı, İbrahim
Değişen tüketici davranışları yemek tüketimine de yansımış ve günümüzde tüketiciler internet üzerinden yemek siparişi vermeye başlamıştır. Tüketiciler yemek siparişlerini, online yemek sipariş hizmeti sunan işletmelerin web sitesi ve mobil uygulamaları üzerinden verebilmektedir. Araştırmanın amacı web sitesi ya da mobil uygulamalar üzerinden yemek siparişi vermiş olan tüketicilerin algıladıkları değer, güven ve promosyonun elektronik kulaktan kulağa pazarlama davranışı üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Nicel araştırma yönteminin tercih edildiği araştırmada, anket tekniği kullanılmış ve veriler tesadüfi olmayan örneklem yöntemlerinden kolayda örneklem yöntemi ile elde edilmiştir. Bu doğrultuda veriler daha önce online yemek siparişi vermiş olan tüketicilerden Kasım-Aralık (2023) aylarında online olarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 ve AMOS 24 istatistik paket programları ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda online yemek siparişi hizmeti sunan web sitesi ve mobil uygulamalarla ilgili algılanan değer, güven ve promosyonun elektronik kulaktan kulağa pazarlama davranışı üzerinde pozitif yönde anlamlı etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar hem teorik hem de uygulamaya yönelik önemli katkılar sağlamaktadır
- MakaleAçık Erişim2024Kaş İlçesinin (Antalya) Nüfus Özellikleri
Yurdigül, Kürşat
Nüfus, doğum ve ölümler ile göçlere bağlı olarak değişimleri içeren bir olgudur. Nüfus, hareketli bir yapıya sahip olup bulunduğu yerin konumuna göre değişkenlik göstermektedir. Doğum-ölümlerin yanı sıra göçler nüfus değişkenliğinde önemli rol oynamaktadır. Aktif olarak göç alan ve göç veren bölgelerde nüfus hareketli bir yapıya sahip olmaktadır. Nüfusun değişkenlik göstermesindeki diğer faktörler beşeri ve ekonomik özelliklerdir. Nüfusun, değişime uğramasındaki diğer etkiler ise salgın hastalıklar, savaşlar, doğal afetler gibi olaylar da nüfus özellikleri üzerinde oldukça etkilidir. . Nüfusu etkileyen bir diğer unsur sosyo-ekonomik özelliklerdir. Sosyo-ekonomik özellikler nüfusun nitelik ve niceliğine doğrudan ya da dolaylı etki etmektedir. Bu yüzden nüfus hareketleri çeşitli faktörlere bağlı olarak yıldan yıla farklılık gösterebilir. Nüfus özellikleri zaman içerisinde değişikliğe uğrayan ilçelerden biri olan ve çalışma alanını oluşturan Kaş, Antalya’ya bağlı bir ilçe olup, Akdeniz Bölgesi’nin Antalya Bölümü’nde yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı Kaş ilçesinin geçmişten günümüze kadar olan nüfusundaki değişimleri ve hareketleri ile Kaş’ın nüfus özelliklerini ortaya koymaktır. Araştırma sahasını oluşturan Kaş, tarihi çok eskilere dayanan bir yerleşme olup geçmişten günümüze nüfus özellikleri değişime uğramıştır. Araştırmada Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) adrese dayalı nüfus kayıt sistemi (ADNKS) verilerine göre nüfus ve göç verilerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Adrese dayalı nüfus kayıt sistemi (ADNKS) verilerine göre, Kaş ilçesinin nüfusu, 2022 yılında 62.866 kişidir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2024Türkiye’de ölümle sonuçlanan intihar vakalarının sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi
Türkkan, Tuğba; Yücel, Ibrahım
Bu çalışmada, 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı olarak meydana gelen ölümler; yaş grubu, eğitim düzeyi ve medeni durum gibi sosyodemografik değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışmada ayrıca intihar nedenleri ve yöntemlerine de yer verilmiştir. Çalışma kapsamında kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesinde yer alan ve araştırma amaçlı kullanımına izin verilen veri tabanından elde edilmiştir. Çalışma kapsamında 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı ölüm sayılarının yıllar içerisinde arttığı; 15 yaş altı ölümler hariç, tüm yaş gruplarında erkeklerin intihara bağlı ölüm oranlarının kadınlardan yüksek olduğu bulgusu tespit edilmiştir. Eğitim durumu açısından incelendiğinde, 2019 yılına kadar eğitim seviyesi ilkokul olan grubun intihar sonucu ölüm sayısının en yüksek olduğu, ancak 2019 yılından itibaren durumun değiştiği ve son dört yıldır eğitim düzeyi lise ve dengi seviyede bulunan bireylerin risk grubunda yer aldığı görülmüştür. Ayrıca, yaş ilerledikçe ölüm sayıları azalmakla birlikte, 75 yaş ve üstü grupta ölüm sayılarında bir artış olduğu belirlenmiştir. Medeni durum açısından incelendiğinde, evli bireylerin 2002-2022 yılları arasında tüm yıllarda en riskli grup olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte hastalık, aile içi uyuşmazlıklar ve maddi geçim zorluklarının en yaygın intihar nedenlerinden olduğu görülmüştür. İntihar oranları, nüfusun psikososyal refahının makro bir göstergesi ve intiharı önleme stratejilerinin etkinliğinin bir değerlendirme kriteridir. Bu çalışmanın bulguları intiharın özellikle gençler arasında, ölüm nedenleri içerisinde yer alan önemli bir unsur olduğuna işaret etmektedir. İntiharın sosyal belirleyicilerindeki değişen kalıpları inceleyen bu çalışmanın, intiharı önleme politikalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2024Empowering Education: Addressing Vaccination Hesitancy in The Covid-19 Era
Tümay, Muhammed
The COVID-19 pandemic started in 2019 with the emergence of a new coronavirus and has greatly affected societies worldwide. It has led to an increase in mortality rates, disturbed pre-existing health conditions, disrupted educational systems, and reduced global workforce productivity and production. The scientific community has expedited vaccine development to combat the pandemic. However, the emergence of various vaccines has paradoxically resulted in a decline in public confidence, contributing to anti-vaccine sentiments. This study explores the pivotal role of education in fortifying vaccination rates and seeks to identify effective strategies to address hesitancy and strengthen public health measures. This research uses the two-stage least squares (2SLS) methodology to analyze the “Learning Loss Covid-19” cross-sectional dataset, which the World Bank published on January 4, 2023. The investigation focuses on the relationship between “Vaccination rate (per person)” and “Year of Education” across 41 countries. The empirical findings show that education has a significant impact on vaccination rates. An increase of one year in educational attainment leads to an approximate 14% increase in doses administered per person and a substantial 23% surge in the average dosage across nations. Therefore, education plays a crucial role in fortifying and elevating vaccination rates, demonstrating its significance as a potent tool in global public health endeavours.
- MakaleAçık Erişim2024Effects of Social Media Addiction and Psychological Resilience On Online Purchasing Decisions
Eda, Dişli Bayraktar
In this research, it was aimed to assess the influence of social media addiction and psychological resilience on online purchasing decisions from a marketing standpoint. A survey was administered to 384 university students, comprising a demographic questionnaire, the Online Decision-Making Scale (ODMS), the Social Media Addiction Scale (SMAS), and the Psychological Resilience Scale (PRS). Psychological resilience (PRS) exhibited a significant negative correlation with sensitivity to brand dimension of ODMS. SMAS total scores were positively correlated with sensitivity to quality, sensitivity to brand, sensitivity to innovation, sensitivity to mobility and sensitivity to web interface. The effect of social media addiction on online purchase decisions was statistically significant and positive, while the effect of psychological resilience was statistically insignificant. The findings indicate that university students' addiction to social media positively influences their online shopping behavior. As levels of social media addiction increase, students tend to engage in more online purchases.
- MakaleYalnız künye2024Yüksek voltajlı iletim hattı kamulaştırmalarında irtifak bedelinin hesaplanması için yeni bir yöntem önerisi
Uzun, Bayram; Marabaoğlu, Seda Nur
Taşınmazlar üzerinden geçen yüksek voltajlı iletim hatları (YVİH) için irtifak kamulaştırması yapılmaktadır. Bu uygulama, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun yetersiz olması sebebiyle Yargıtay kararlarıyla yürütülmektedir. Her bir uygulama için yeni bir karar çıkarılmaktadır. Bu kararlar içinden, karşılaşılan yeni bir durumun çözümüne yönelik uygun hükmü aramak iş gücü ve zaman kaybı oluşturmaktadır. Taşınmaz değerini olumsuz etkileyen YVİH faktörleri ve bu faktörlerin değeri etkileme dereceleri de açık ve kesin değildir. Bu belirsizlik, irtifak bedelinin eksik veya fazla hesaplanmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada; yerli ve yabancı gayrimenkul değerleme uzmanlarıyla yapılan görüşmeler, ulusal ve uluslararası anket çalışmaları (20 farklı ülkeden katılımcı), Yargıtay kararları ve bilirkişi raporlarının incelemesi ile hâkim ve avukatlarla yapılan değerlendirmeler sonucunda YVİH’nin taşınmaz değerini etkileyen faktörler belirlenmiştir. Bu faktörler Analitik Hiyerarşi Yöntemi kullanılarak ağırlıklandırılmıştır. Böylelikle, irtifak bedelini otomatik olarak hesaplayan bir YVİH etki-değer modeli geliştirilmiştir. Node.js, Electron, TypeScript, React, Ant Design ve Webpack kullanılarak bu otomasyon modelinin arayüz yazılımı yapılmıştır. Model, Türkiye’deki çeşitli illerden toplanan 60 bilirkişi raporuyla test edilmiştir. Bu raporların 10 tanesi çalışmada örnek olarak gösterilmiştir. Otomasyon modeline göre, bilirkişi raporlarındaki yanılma oranı en az %17.21 ve en fazla %84.56 olarak bulunmuştur. Bu model, irtifak bedeli hesaplanmasında bir standart sağlayarak bu bedelin eksik veya fazla tespit edilmesi sorununu önemli ölçüde ortadan kaldıracaktır. İrtifak bedelinin tespitinde, kullanıcıların adım adım takip edebileceği tanımlı bir iş akış şeması mevcut olmadığı için hukuki süreçte karışıklık ve zaman kaybı meydana gelmektedir. Bu eksikliği gidermek içim, hâkim ve avukatlarla değerlendirmeler yapılarak irtifak kamulaştırma uygulamalarındaki hukuki prosedürü hızlandıracak bir iş akış şeması oluşturulmuş ve çalışmada sunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2024Daily Lives of Afghan Female Immigrants Living in Trabzon
Buz, Sema; Canli, Muhlise
Turkey is used as a transit country by irregular immigrants because it is at the intersection of the Asian, European and African continents and functions as a bridge between underdeveloped states and developed Western countries in terms of political and economic factors. Immigrants of Afghan nationality rank first among irregular immigrants in Turkey. The reasons such as internal conflict, terrorism, economic and political instability and war in Afghanistan have caused the people to turn to Turkey for a safer and more humane life. Regarding the migration from Afghanistan to Turkey in general, and especially the female immigrants of Afghan nationality living in Trabzon, there are limited field studies on how gender affects and differentiates the migration process. This work is based on a field study to reveal how being a woman in migration affects the migration process and the differences in women's migration experiences. In this research, face-to-face in-depth interviews were conducted with 20 Afghan female immigrants living in Trabzon. These interviews were analyzed through the MAXQDA 12 program and five themes were revealed. The first theme includes views on life in Afghanistan, the second contains views on the immigration process, the third covers changing situations after migration, the fourth involves Afghan immigrants and other women, and the last one comprises the experience of violence before, during and after migration. As a result of the study, it was determined that gender affected the difficulties encountered during the migration process. It was concluded that gender-related assumptions and practices were reconstructed after migration. There are many differences between Afghan female immigrants and women who are the members of the local community in terms of social rights and freedoms. Also it was observed that there is a similarity through religious elements.
- MakaleAçık Erişim2024Feyerabend's Struggle Against Scientific Dogmatism
Yeşilçayır, Celal; Arısoy, Ekin
Science has a very special place for people in terms of understanding what is curious about the universe and the world we live in. However, being a special field does not mean that science is indisputable. Paul K. Feyerabend is a philosopher who has tried to show the dilemmas of the understanding of scientific knowledge especially in the first half of the 20th century, because, according to him, the absolutisation of the standard method and positivist movement of scientific knowledge narrows the field of science. Thus, scientific dogmatism takes the place of religious dogmatism in the past, and in addition to this problem, science begins to come under the command of political power centres. In this context, Feyerabend tries to explain the narrowing of the field of science with the break from historical and metaphysical ties. He puts forward a design of science that includes pluralism against this uniformisation in science. The pluralist understanding both states that science is not the only value in life, that fields such as art, philosophy, etc. are also valuable, and argues that it would not be right to limit science to a single method and theory. It also tries to draw attention to the necessity of a pluralist perspective instead of a reductionist understanding. In this context, Feyerabend puts forward the idea of "epistemological anarchism", which is identified with his name. Such an anarchism, unlike political anarchism, values alternative understandings against the uniformisation of science by detaching it from metaphysical and historical ties. In addition to his struggle against scientific dogmatism, Feyerabend is also against the utilisation of science for power relations. Because the main task of science is the liberation of societies and people. In order for science to fulfil this task, it must be liberated from dogmatism and power centres.
- MakaleAçık Erişim2024Sosyal Medya Ve Gösterişçi Tüketim İle İlgili Web Of Science Veri Tabanında Yer Alan Yayınların Bibliyometrik Analizi
Avcı, İbrahim
Gösterişçi tüketim insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Günümüzde insanlar tükettikleriyle var olmakta ve rtık yapılan tüketim davranışlarının temelinde beğenilme ve onay alma arzusuyla, gösteriş yer almaktadır. Özellikle sosyal medya platformların artması, insanların bu platformlarda gösteriş davranışında bulunmalarına zemin hazırlamıştır. Son zamanlarda yapılan yayınlarda ise sosyal medya ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişkiler ortaya konulmuştur. Bu yayının amacı da sosyal medya ve gösterişçi tüketim konularında yapılmış olan yayınların bibliyometrik analizi yöntemi ile değerlendirilmesidir. Bu amaçla Web of Science veri tabanında “conspicuous”, “conspicuous consumption” ve “social media” kelimeleri yazılarak, bu konularda yapılmış olan yayınlara ulaşılmıştır. Bu yayınnın yapıldığı 2023 Aralık ayı ile, konuyla ilgili araştırmanın ilk kez yayınlandığı 2008 yılları arasında yapılmış olan 194 yayın dikkate alınmış ve bu yayınlarla ilgili araştırma soruları belirlenmiştir. Araştırma soruları kapsamında, dikkate alınan araştırmalara ait veriler VOSviewer analiz programı ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda sosyal medya ve gösterişçi tüketim konusunda en fazla yayının 2021 yılında (%43) yapıldığı, bu yayınların en fazla işletme ekonomisi alanında olduğu ve en fazla Amerika Birleşik Devletleri’nde yapıldığı belirlenmiştir. Ayrıca bu yayınlarda en fazla kullanılan anahtar kelimelerin sosyal medya ve gösterişçi tüketim olduğu ortaya konulmuştur. Ulaşılan sonuçlar konuyla ilgili araştırmacılara teorik ve uygulama alanında önemli katkılar sağlayacaktır.
- MakaleAçık Erişim2024Doğu Grubu Ağızlarında Kısa Ünlüler
Kürüm, Mesut
Genel olarak “ünlüler” ve “ünsüzler” olmak üzere iki gruba ayrılan sesler, belirli özellikler esas alınarak çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda herhangi bir engele uğramadan çıkmasıyla oluşan ünlüler, dünya üzerindeki ölçünlü dillerde ünsüz sayısına göre daha azdır. İlk yazılı dönemlerinden itibaren ünlü varlığı açısından oldukça zengin bir görünüme sahip Türkçede, ağızlar da buna dâhil edildiğinde ünlü sayısındaki çeşitlilik daha da artmaktadır. Bunun yanında özellikle ağızlardaki fonetik hadiseler, ünlü sayısındaki çeşitliliği belirli oranda artırmıştır. Dilin tarihini ve gelişimini anlamak için önem arz eden ve ünlü seslerin farklı koşullar altında değişime uğramasıyla meydana gelen birçok hadise vardır. Bu denli çeşitliliğe sahip olan ünlülerle ilgili karşımıza çıkan önemli hadiselerden biri de “ünlülerin boğumlanma süreleri”dir. Türkçenin ünlüleri, boğumlanma süreleri açısından ele alındığında “kısa ünlüler”, “normal süreli ünlüler” ve “uzun ünlüler” olmak üzere üç kategoriye ayrılmaktadır. Bunlardan kısa ünlüler; boğumlanma süresi, normal bir ünlünün boğumlanma süresinden daha kısa olan ünlüler olarak tanımlanmaktadır. Türkiye Türkçesi ağızları gerek normal süreli ünlüler gerekse uzun ünlüler açısından çok sayıda çalışmayla ele alınmış olmasına rağmen kısa ünlüler açısından detaylı bir araştırmaya konu olmamıştır. Bu çalışmada Türkiye Türkçesinin ana ağız gruplarından biri olan Doğu Grubu ağızlarındaki kısa ünlülü örnekler, ortaya çıkış nedenleriyle birlikte mercek altına alınarak alana katkı sağlamak hedeflenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2024Macar Kralı Lajos Kossuth’un Şumnu’daki Diplomatik Yazışmaları (1850)
Yılmaz, Banu
1849 yılının ilk aylarında başlayan Macar Özgürlük Savaşı Rus ve Avusturya müttefik orduları tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Çaresizlik içerisinde kalan Macarlar kendilerine sığınacak bir ülke aramaya başladılar. Kendileri için en güvenli ülke olarak Osmanlı Devleti’ni gördüler ve 1849 yılının Ağustos ayından itibaren Osmanlı sınır şehirlerine sığınmaya başladılar. Mültecilerin Osmanlı’ya sığınmaları sonrasında Rusya ve Avusturya mültecilerin iade edilmeleri konusunda ısrarcı olmuşlardır ancak Osmanlı Devleti kendilerine sığınanları teslim etmeyerek baskılara direnmiştir. Başta Macar Kralı Kossuth olmak üzere Osmanlıya sığınan Macarlar arasında birçok tanıdık sima vardır. Mülteciler, başlangıçta bir sınır şehri olan Vidin’e yerleştirilmiştir. Bir süre sonra bu şehrin mülteciler için güvenli olmayacağı anlaşıldığından Şumnu’ya nakledilmişlerdir. Bu makalede, Macar Kralı Kossuth’un yaklaşık üç ay kaldığı Şumnu’daki diplomatik yazışmaları değerlendirilmiştir. Yazışmalardan hareketle Kossuth’un ülkesini kurtarabilmek için yoğun bir gayret gösterdiği söylenebilir. Kossuth, Şumnu kampında kaldığı süre içerisinde mültecilerin daha iyi şartlarda barınabilmeleri için diplomatik yazışmalar yapmış ve bu yazışmalarda yaşadıkları sıkıntıları ayrıntılı bir şekilde dile getirmiştir. Bütün bu yazışmalar sırasında kararlı bir duruş sergileyen Kossuth, ülkesinin kurtulacağına ve mültecilerin geri döneceklerine dair inancını daima korumuş, mültecilerin şartlarının iyileştirilmesi için maddi desteğe ihtiyaç duyduklarını mektuplarında ifade etmiştir. Büyük bir çoğunluğu diplomatik meselelerin çözümüne dair yazışmalarının değerlendirildiği bu çalışmayla birlikte, Kossuth’un Macar mülteciler için verdiği mücadele daha iyi anlaşılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2024City of the Dervish: Castles of the Human Soul in Tuhfetü’l- Letâif
Yalçın, Dilek
In classical literature, works in the story genre were written in verse and prose forms. Religious subjects such as Qur'anic parables, the struggles of religious figures, the stories of prophets and saints, local subjects based on social life, mystical subjects, love and heroism constitute the main subjects of these stories. Among these, stories on Sufism are narrated through metaphors. Indeed, in Sufism, spiritual journey is a process well-suited for metaphors. Therefore, it is a tradition of Sufi literature to describe the discipline of the soul through metaphors. Within the frame story centered around love in Tuhfetü’l-Letâif, there exists a short story where the process of spiritual journey is narrated through metaphors. Tuhfetü’l-Letâif is an example of a prose story written by Ali bin Naqîb Hamza, consisting of intertwined short stories. The main plot of the story is based on the structure of two heroic love masnavis. The story progresses around the themes of falling in love, separation, and reunion. The protagonist Shāh Rāmin’s struggle to find his beloved Māh Pervīn and the events he goes through are narrated in different fictions in the story. The plot between pages 128b- 155a of Tuhfetü’l-Letâif is a symbolic tale of spiritual journey. The castle encountered by the protagonist Şâh Ramin on his quest for his beloved Mâh Pervîn symbolizes the inner evolution in his spiritual journey. In the story, the journey is symbolized by this castle built by Şedid. The difficulties, requirements and customs of the pilgrimage are depicted through various metaphors in the story through people, places and animals. In this study, we will focus on how the short story of Tuhfetü’l-Letâif, which is written in the 128b-155a varas of Tuhfetü’l-Letâif, narrates the progress of seyr al-suluk by using the metaphors of the castle city, plants, animals and mines, and how the guides of the progress of seyr al-suluk, namely Murshid, Khidr and the Qur’an, are symbolized in the story. Additionally, the story’s source, Şedîd, Şeddâd, and the Garden of Irem will be discussed and evaluated in the context of self-discipline.
- MakaleAçık Erişim2024Hastane Yatak Kullanım Etkinliğinin Değerlendirilmesi: Avrupa Birliği Ülkeleri Örneği
Köse, Aslı
COVID-19, ülkelerin sağlık sistemlerini etkilemiştir. Bu araştırmanın amacı COVID-19 pandemisinde Avrupa Birliği üye ülkelerinde hastanelerin kaynak ve yatak kullanım etkinliklerini değerlendirmektir. Bu kapsamda hastane yatak kullanım etkinliği Pabon Lasso modeli ile değerlendirilmiştir. Hastanelerin seçilen girdi ve çıktı değişkenlerine göre kaynaklarını etkin kullanıp kullanmadığının değerlendirilmesinde ise Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Araştırmada Pabon Lasso ve Veri Zarflama Analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. Pabon Lasso parametrelerinden yatak devir hızı parametresinde İsveç, ortalama kalış süresi parametresinde Portekiz, yatak doluluk oranı parametresinde ise İrlanda en yüksek değerlere sahip ülkeler olarak belirlenmiştir. Çıktı değişkenlerinden taburcu oranı 2020 ve 2021 yıllarında en yüksek Bulgaristan’daki hastanelerde gerçekleşmiştir. En önemli girdi değişkeni olarak kabul edilen sağlık insan gücü olan hekim oranı ise her iki yılda da en düşük değer Kıbrıs’taki hastanelerde gerçekleşmiştir. Veri Zarflama Analizine göre 2020 ve 2021 yıllarının her ikisinde de Kıbrıs, Letonya, İsveç ve Hollanda’daki hastanelerin etkin olduğu belirlenmiştir. Veri Zarflama Analizine göre 2020 yılında hastanelerin %25’i etkin, Pabon Lasso modeline göre ise %70’ı etkindir. Veri Zarflama Analizine göre 2021 yılında ise hastanelerin %20’si etkin, Pabon Lasso modeline göre ise %75’i etkin olarak değerlendirilmiştir. COVID-19 benzeri halk sağlığı krizlerine karşı hastanelerde kaynakların etkin kullanılmasına yönelik planlamalara ihtiyaç vardır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2024COVID-19 Pandemisinde Geriatrik Rehabilitasyon
Hintistan, Sevilay; Cin, Aynur
Organlarda/sistemlerde meydana gelen fizyolojik değişiklikler ve fonksiyonlarda azalma, rezerv kapasitelerinde düşme, bazı patolojik durumlar ve hastalıklardan oluşan süreğen bir durum olarak tanımlanan yaşlanma doğal bir süreç olup geriatrik rehabilitasyon gerektirmektedir. Dünyayı ele geçiren COVID-19 pandemisi en çok yaşlıları olumsuz etkilemiştir. Pandemi nedeni ile geriatrik popülasyona yeterince ulaşılamamış ve rehabilitasyon programları istenilen düzeyde gerçekleştirilememiştir. Yaşlılar; pandemi döneminde pulmoner, kardiyak, psikolojik pek çok sorunla birlikte malnütrisyon, sarkopeni, ev kazaları, koruyucu sağlık hizmetlerine erişememe gibi rehabilitasyon gerektiren farklı sorunlarla karşılaşmışlardır. Bu nedenle dünya genelinde geriatrik rehabilitasyon COVID-19 pandemisinde büyük önem kazanmıştır. Bu makalede, geriatrik popülasyona yönelik sorunlara ilişkin geriatrik rehabilitasyon kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Is there a chicken-and-egg relationship between interest and inflation rates for the turkish case?
Hayali, Ayça Sarıalioğlu; Küçükosman, Asiye; Lodin, Mohammad Mansoor; Aimar, Djallel
There is still a hot debate about the causal relationship between interest and inflation rates. On the one hand, through Fisher Effect, it is expected that inflation is the cause while the interest rate is the result. On the other hand, among policymakers in Türkiye, it is expected opposite as inflation is the result and interest rate is the cause since it is argued that inflation is the result mostly stemming from the high-interest rates constituting the high cost of the credits. However, it is strongly argued that low interest rates—which the government has lowered below inflation—rather than high interest rates are the real cause in the Turkish case. In this regard, the key purpose of the paper is to investigate the causal relationship between the interest and inflation rates for the Turkish case for the period of 2004M01-2022M03. The findings reveal that there is a bi-directional Granger causality relationship between the interest rate and the inflation rate for the Turkish case for the relevant period. This result promotes the chicken-and-egg relationship between interest and inflation rates.
- MakaleAçık Erişim2024Hastanelerde afet ve acil durumlara hazırlık düzeyi: planlama, tatbikat ve birim etkinlik düzeyi etkisi
Yildiz, Emel; Çınar, Öznur
Bu araştırmada hastanelerin afet ve acil durum hazırlık düzeyini belirleyen ve literatürde geçen üç faktör ele alınmış ve bu faktörlerin hastane afet ve hazırlık düzeyini belirleme seviyeleri incelenmiştir. Bu amaçla bir il ve iki ilçe devlet hastanesinde doktor ve hemşire harici çalışan personelden tesadüfi olmayan örnekleme metotlarından biri olan kolayda örnekleme metoduyla 128 kişiye ulaşılmıştır. Araştırma, anket yöntemi kullanılarak 09/01/2023 ile 13/01/2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Hipotez testleri çok değişkenli regresyon analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, afet ve acil durum planlamasının düzeyinin afet ve acil durum hazırlık düzeyini pozitif yönde (düşük ve orta seviyede) etkilediği, afet ve acil durum tatbikatı düzeyinin afet ve acil durum hazırlık düzeyini pozitif yönde (orta ve yüksek seviyede) etkilediği ve son olarak, afet ve acil durum biriminin etkinlik düzeyinin, afet ve acil durum hazırlık düzeyini pozitif yönde (düşük düzeyde) etkilediği bulunmuştur.
- MakaleAçık Erişim2024The Effect of Materialism, Conspicuous Consumption and Sense of Shame on Intention to Purchase Counterfeit Products and the Mediating Role of Attitude
Avcı, İbrahim
Counterfeiting is an essential issue that has existed since ancient times and has become more prevalent today with technological advancements, and it should be highlighted. Consumers who desire to buy expensive products, particularly luxury items, but lack the financial means to do so engage in the practice of purchasing counterfeits of these products. Counterfeit products are purchased mostly by young customers for a variety of reasons, including having prestige, showing off, and emphasizing materialism. The goal of this study, under this paradigm, is to disclose the impacts of materialism, conspicuous consumption, and sense of shame on the intention to purchase counterfeit products, as well as the mediating function of attitude toward counterfeit products in these effects in a sample of university students. Data were collected for this purpose using an online survey form, and it was discovered that 477 university students engaged in the survey during the data collection procedure. The data analysis revealed a significant positive relationship between university students' materialism and conspicuous consumption behaviors and intention to purchase counterfeit products, as well as a significant negative relationship between their sense of shame and intention to purchase counterfeit products. Furthermore, it was established that attitudes regarding counterfeit products play a significant mediating role in the impacts of materialism, conspicuous consumption, and a sense of shame on the intention to purchase counterfeit products. These findings provide significant theoretical and practical contributions.
- MakaleAçık Erişim2024Evrim Düşüncesi Açısından Ruhun İmkânı
Sarıkaya, Berat; Bal, Samet Yahya
Din-bilim ilişkisi ve çatışmasına en çok konu olan, tabiatın ve insanın varoşuna dair meseleler arasında belki de en önemlisi evrimdir. Geniş bir anlam haritası bulunan evrim kavramı, dini açıdan daha çok modern biyolojik evrim teorisi bağlamında ele alınmaktadır. Evrim teorisinin İslam inancının temel öğretileriyle uyumlu olup olmadığı hâlen tartışılmakta olan bir meseledir. Ateist evrimciler evrim teorisini Tanrı’nın yaratmasına bir alternatif olarak görüp itiraz ederken, teistik evrim savunucuları ise yaratılış ile evrim teorisinin uyumlu olduğunu ve evrimin Tanrı’nın bir yaratma modeline işaret ettiğini ileri sürmektedirler. Ateistik evrim düşüncesi, evrimsel süreç içerisinde organik yapının değişim ve dönüşümünü kabul ederken ruhsal cevherin bu sürece dâhil olmadığı fikrini benimsemektedir. Bu çalışma daha çok evrim düşüncesinin kabulü hâlinde ruhsal gerçeklik ve ruh cevherinin inkâr edilmesinin gerekmediği meselesi üzerinde durarak ruhu kabul etmenin evrim teorisiyle çelişen bir yönünün olmadığını bilakis evrimsel süreçteki birtakım boşluk ve ontolojik sıçramaların ruhun kabulüyle birlikte daha da anlam kazanacağını vurgulamayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2024نطاق المفردات العربية في المستوى المبتدئ وفقًا للإطار الأوروبي المرجعي الأوروبي المشترك CEFR
Abdulvahitoğlu, Ali
يتناول هذا البحث موضوع نطاق المفردات العربية في المستوى المبتدئ وفقًا للإطار الأوروبي المرجعي الأوروبي المشتركCEFR. ويهدف البحث إلى الإجابة عن السؤالين التاليين: ما الإطار الأوروبي المرجعي للغات CEFR؟ وما نطاق المفردات في ذلك الإطار وما علاقتها بقوائم الشيوع. يحدد الإطار الأوروبي المرجعي المشترك CEFR ستة مستويات لكفاءة اللغة، ولكل مستوى متطلباته الخاصة لنطاق المفردات. ويوصي الإطار باتباع بعض المعايير عند اختيار المفردات وتشمل: مجالات الموضوعات المطلوبة لتحقيق المهام التواصلية ذات العلاقة بحاجات المتعلم، والوحدات المعجمية الأكثر ترددًا في المجال العام أو في مجال موضوعات محددة، والقيم الثقافية والمعتقدات التي يتميز بها الناطقون باللغة المتعلمة. يمكن من خلال واصفات الإطار الأوروبي المرجعي المشترك CEFR التوصل إلى حجم المفردات المناسب لكل مستوى من مستوياته. ولكن هناك ندرة شديدة في الدراسات التي سعت إلى قياس حجم المفردات لدى متعلمي اللغة العربية غير الناطقين بها. وتناول هذا البحث موضوع نطاق المفردات وفقا للإطار الأوروبي المرجعي الأوروبي المشترك (CEFR). بالتعرف على هذا الإطار أولا ومستوياته التعليمية المختلفة ثم التطرق إلى نطاق المفردات فيه وعلاقته بقوائم الشيوع ومعايير اختيار المفردات المناسبة لمستوياته، ومناقشة مستوياته وصولا إلى عرض النتائج والتوصيات.
- MakaleAçık Erişim2024Eğitimin ve Kalkınmanın Kaliteli Hale Getirilmesinde Bilimlerarası/Disiplinlerarası Çalışmaların Önemi
Çalık, Erdoğan Serdar
Bu makalede bilimler ve disiplinler arası iş birliğinin eğitim ve kalkınma alanında sağlayacağı önemli katkılar felsefi bir bakış açısı üzerinden incelenmeye çalışılmıştır. İnsan temelli düşünce ve farklı alanların birbirleriyle uyumu ifade edilmiştir. İfade edilen amaca yönelik olarak en başta konu ile alakalı felsefi temellendirmeler ve ana hatlar belirtilmiştir. Bir giriş ve iki ana başlıktan oluşan makalenin giriş kısmında bilgi ve bilim kavramları felsefi bir temele oturtularak açıklanmıştır. Makalenin birinci bölümünde gerçekten disiplinler arası çalışmaya ihtiyacın bulunup bulunmadığı konusu irdelenmiş ve gerek Antik Çağ gerekse Orta Çağ ve İslam düşüncesinden hareketle bu konunun önemi vurgulanmıştır. Makalenin ikinci bölümünde ise felsefenin bu farklı disiplinleri birleştirme noktasında üstlenmiş olduğu birleştirici rol üzerinde durulmuştur. Sonuç kısmında ise bu multidisipliner çalışmanın hayati önemi üzerinde durularak felsefe temelli böyle bir ortaklığın toplumun devamlılığı açısından ne kadar değerli olduğu geçmişte yaşanılan kötü örneklerle kısaca da açıklanarak makale tamamlanmıştır.

















