Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Kamu binalarının enerji etkin tasarlanması sonucu oluşacak ısıl performanslarının incelenmesi

    Cenk Çarkacı

    Dünyada gereksinim duyulan enerjinin büyük bir kısmı fosil bazlı kaynaklardan elde edilmektedir. Nüfusun hızla arttığı dünyamızda, enerji gereksinimi ve talebi de büyük bir hızla artmaktadır. Maalesef ki artan bu talebin dünya rezervleri tarafından, yakın bir gelecekte karşılanamaz duruma geleceği tahmin edilmektedir. Dünyada olduğu gibi gelişen ülkemizde de enerjiye olan talep her geçen gün artmaktadır. Fakat ülkemiz fosil yakıtlar bakımından kıt kaynaklara sahip olduğu için kullanılan enerjinin verimli ve etkin kullanımı büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde tüketilen enerjinin %25' lik bir bölümü, binalarda ısınma amaçlı olarak kullanılmaktadır. Bunun sebebi ise binalarda yalıtımın ya hiç yapılmaması veya yetersiz yapılmasıdır. Binalarda yalıtım uygulamalarının usulüne uygun ve yeterli miktarda yapılması durumunda ise kayda değer bir tasarruf potansiyelinin olacağı açıkça görülmektedir. Bu çalışmada Gümüşhane ilinde bulunan bir kamu binasının yalıtımsız ve yalıtımlı halleri analiz edilmiş, yalıtımdan dolayı oluşan ilk yatırım maliyetinin, ne kadar sürede amorti edileceği hesaplanmış ve enerji kimlik belgeleri çıkarılmıştır. Yapılan çalışmada on beş kamu binasının Ansys-Fluent programı kullanılarak, dış duvarlarının yalıtımsız ve yalıtımlı halleri için ısı geçişi analizleri yapılmıştır. Daha sonra ise otuz üç kamu binasının termal kamera görüntüsü alınarak, yalıtımsız ve yalıtımlı halleri için bina dış yüzeyinde oluşan ısı dağılımları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Gümüşhane ilinde ağır metal kirliliği tespiti için sarıçam (Pinus sylvestris L.) bitkisinin biyomonitör olarak kullanılması

    Murat Aydın

    Bu çalışma, sarıçam (Pinus sylvestris L.) bitkisi yapraklarının ağır metal kirliliğinde biyomonitor olarak kullanılabilirliğini belirleyerek, bu bitki aracılığıyla Gümüşhane ilinde Pb, Cd, Cu, Zn, Fe, Mn, Ni, Cr, Al, Co, As ve Hg gibi ağır metallerin seviyelerinin nicel olarak saptanması amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla ağır metal kirliliğinin yüksek seviyede olabileceği şehir merkezi, organize sanayi bölgesi, transit yol ve sanayi bölgelerinden 35 farklı lokaliteden sarıçam örnekleri toplanmıştır. Ayrıca kirliliğin en az olabileceği 7 farklı kontrol noktasından örnekler alınmıştır. Ağır metal analizlerinden önce yaprak örnekleri, uygun çözücü karışımları kullanılarak kapalı sistem mikrodalga cihazında çözünürleştirilmiştir. Daha sonra örnekler uygun hacme seyreltilip, indüktif eşleşmiş plazma-kütle spektrofotometrisi (ICP-MS) cihazı yardımıyla ağır metallerin analizleri yapılmıştır. Çalışmamızda en yüksek ortalama Pb, Cr, Al, Mn ve Co seviyeleri sırasıyla 7,44 µg g-1, 1,09 µg g-1, 764,6 µg g-1, 144,2 µg g-1 ve 0,17 µg g-1 olarak sanayi bölgesinden alınan numunelerde, en yüksek ortalama Cd, Cu, Ni ve Zn miktarları sırasıyla 0,25 µg g-1, 4,69 µg g-1, 0,93 µg g-1 ve 53,5 µg g-1 olarak transit yol üzerinden alınan numunelerde, en yüksek ortalama Fe miktarı 379,3 µg g-1 olarak şehir merkezinden alınan numunelerde ve en yüksek ortalama As miktarı ise 0,78 µg g-1 olarak organize sanayi bölgesinden alınan numunelerde gözlemlenmiştir. Analizi yapılan bitki yapraklarının tamamında Hg seviyelerinin tayin sınırının altında olduğu tespit edilmiştir. Yaprak örneklerinde Pb, Cd, Cu, Ni, Cr ve Co konsantrasyonlarının bitkilerde tolere edilebilir üst sınırdan daha düşük olduğu görülmesine rağmen, Al seviyeleri tüm örneklerde bitkilerde tolere edilebilir üst sınırdan daha yüksek değerlerde tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Eğerler Granitoyidi'nin (Aydıntepe-Bayburt) petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi

    Vedat Turhan

    Aydıntepe (Bayburt) yöresinde yer alan Eğerler Granitoyidi'nin ve çevre kayaçlarının petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesini konu alan bu çalışmada Eğerler Granitoyidi'nin gelişimi ortaya konularak, kökeni belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma alanının tabanı, Erken Jura-Geç Kretase yaşlı dolomit, dolomitik kireçtaşı ve kristalize kireçtaşı ve gri-beyaz renkli çörtlü kireçtaşlarından oluşmaktadır. Bu birim Geç Kretase yaşlı Taşlıyayla Volkanitleri tarafından uyumsuz olarak üzerlenmektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan Eosen yaşlı Eğerler Granitoyidi tarafından uyumsuz olarak kesmektedir. Bütün formasyonlar Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ile uyumsuz olarak örtülmektedir. Granitoyidi oluşturan kayaçlar iri-orta daneli olup, plajiyoklas, kuvars, ortoklas, amfibol, biyotit ve opak mineraller içermektedir. Eğerler Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 35 km2'lik bir alanda yüzeylenmektedir. Granit, granodiyorit, kuvars-monzonit ve kuvarslı monzodiyorit bileşimli kayaçlardan oluşmuş olup, kuvarslı monzodiyorit ve kuvars-monzonit bileşiminde mafik mikrogranüler anklavlar (MMA) içerirler. Aynı zamanda granitoyidi oluşturan kayaçlar da magma karışımını işaret eden dengesizlik dokuları olan poiklitik doku ve zonlu dokular tespit edilmiştir. Mafik mikrogranüler anklavlar içerisinde plajiyoklas ve K-feldispat fenokristalleri görülmüştür. Eğerler Granitoyidi'ni oluşturan kayaçlar genellikle I tipi, yüksek K'lu kalk-alkali karakterli olup, yüksek SiO2 içeriklerine (51.12-72.22 %ağ.) sahiptirler. Granitoyidi oluşturan kayaç örnekleri metalüminden peralümine geçiş göstermekte olup, volkanik yay granitoyidleri özelliği göstermektedir. Ana ve iz element değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, hornblend, apatit ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını göstermektedir. Eğerler Granitoyidi'nin petrolojik özellikleri göz önüne alındığında, granitoyidi oluşturan magmaların gelişiminde fraksiyonel kristallenme, magma karışımı ve az oranda da asimilasyon ve kısmi ergimenin rol oynadığı görülmektedir. Jeokimyasal veriler, granitoyidin alt kıtasal kabuk kayaçlarının (amfibolitik) kısmi ergime sürecinin yanında litosferik manto bileşenlerinin de önemli rol oynadığını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Tadkiku Salasili Ahmad b. Hanbal fi Musnadihi an Man Rava an Ubaydillah an Nafi an Ibn Umar

    Ahmad Almohamad Alhussein

    Ahmad ibn Hanbal's chains of Hadith in his Musnad, from those who reported from Ubaydullah who reported from Nafi' who reported from Ibn Umar, a study of the narrators' lives, through their Sheikhs (teachers) and students, and the number of Hadiths narrated by each narrator out of 281 Hadiths for the chain studied in Imam Ahmad's Musnad. So, 59 narrators were collected, in addition to the opinions of the scholars of al-jarh wa al-taʻdil (discrediting and accrediting); and if a saying by Imam Ahmad is available, it is mentioned. Shedding light on the golden chain in Imam Ahmad's Musnad (Ubaydullah reporting from Nafi' reporting from Ibn Umar), which is different from the golden chain of Ibn Hajar al-Asqalani (Malik reporting from Nafi' reporting from Ibn Umar). Studying the narrators before the chain, and considering the opinions of the scholars of al-jarh wa al-taʻdil (discrediting and accrediting) gives a full picture on how reliable the narrated Hadith is and its level. 58 narrators, 280 Hadiths, 1085 Sheikhs (teachers) and students, with their full names and last names, where they lived and when they died, in the hope that it will be beneficial to students and scholars.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Hazır beton tesislerinde ISO 9001:2015 kalite yönetim sistemleri ve uygulaması

    Ekber Düzci

    Kalite, insanoğlunun ihtiyaçlarını karşılamada en önemli faktörlerden biridir. Dünya nüfusunun artışı, sürekli gelişen ve değişen teknoloji, üreticilerin rekabet ortamında ayakta kalabilmeleri, kuruluşların kalite kavramını her geçen gün daha ciddiye almasını zorunlu kılmaktadır. Aksi durumda kuruluşların gelecekleri tehdit altına girmektedir. İnşaat sektörü insanoğlu var oldukça var olacak bir sektördür. Özellikle Türkiye gibi gelişen ülkelerde inşaat sektörünü ilgilendiren yasal düzenlemeler her geçen gün bu sektörün daha kaliteli olmasını zorunlu hale getirmektedir. İnşaatın en önemli alt sektörlerinden biri Hazır Beton sektörüdür. Özellikle 1999 İstanbul ve Düzce depremlerinden sonra yıkılan ve hasar gören binalardan elde edilen veriler, beton kalitesinde ciddi sorunlar olduğunu göstermiştir. Ve bu yıldan sonra yapılan yasal düzenlemeler Hazır Beton üreticilerinin kalitesini arttırmıştır. Yasal ve mesleki mevzuat ne kadar iyileştirilirse iyileştirilsin, kurumsallaşmayı ve uzun yıllar iş dünyasında yer almayı hedefleyen bir işletmenin her zaman kalite yönetimine ihtiyacı vardır. Bunu kaynakları, çalışanları, müşterileri ve üretimleri üzerinde belli programlar çerçevesinde planlar yaparak, hedefler koyarak, dokümante ederek, tetkikler ve ölçümler yaparak gerçekleştirebilir. Bu çalışmada ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemleri standardı çerçevesinde Hazır Beton tesislerinde Kalite Yönetim Sisteminin uygulanabilirliğinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Hazır Beton tesislerinin dökümantasyon sistemi, kaynak yönetimi, ürün ve hizmetleri için gerekli şartları, müşteri ile ilişkileri, tetkikler ve kontroller, ölçme ve değerlendirmeler ve iyileştirme faaliyetleri ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Hazır Beton Tesisi, ISO 9001, Kalite Yönetim Sistemleri

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Muhammed bin Mustafa Akkirmânî ve itikâdî görüşleri

    Mustafa Bal

    Muhammed b. Mustafa Akkirmânî, XVIII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde yaşamış önemli bir ilim adamıdır. Hem dinî hem de beşerî ilimlerde çalışmalar yapan Akkirmânî, Kelam, Felsefe, Mantık, Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Arap dili gibi pek çok alanda eser yazmıştır. Dolayısıyla Akkirmânî'nin çok yönlü ve farklı dallarda yetkin bir ilim adamı olduğu söylenebilir. Ayrıca önemli bir devlet adamı olan Akkirmânî, hayatının çeşitli dönemlerinde İzmir ve Mısır'da kadı olarak çalışmıştır. 1760 yılında Mekke'nin başkadısı iken vefat etmiştir. Bu çalışma, Akkirmânî'nin kelam ilmi ve İslam inanç esasları ile ilgili görüşlerini ihtiva etmektedir. Bu bağlamda O'nun itikâdî görüşleri ve özgün yorumları sistematik bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca söz konusu dönemde Akkirmânî'nin kelam ilmine yapmış olduğu katkılara yoğunlaşılmıştır. Çalışmada nitel araştırma metotlarından yararlanılmış olup bilgi toplama tekniği olarak doküman tarama ve muhteva analizi yapılmıştır. Bu yöntemle hazırlanan çalışma, XVIII. yüzyıl Osmanlı kelam düşüncesi hakkında önemli ipuçları vermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Ayı üzümü (Vaccinium arctostaphylos)'nün gıda renklendiricisi olarak kullanımı

    Serpil Girgin

    Bu çalışmada, ülkemizde daha çok Karadeniz bölgesinde doğal olarak yetişen ayı üzümü (Vaccinium arctostaphylos L.) antosiyaninlerinin demir ile şelatlanıp püskürtmeli kurutucuda enkapsülasyonu ile mavi/mor doğal gıda boyası elde edilmesi ve antosiyanin tayini için optimum şartların belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayı üzümünde yapılan analizler sonucunda pH değeri 2.8±0.07, kuru madde oranı 26.21±1.23 g/100g, kül oranı 0.32±0.05 g/100g, antosiyanin miktarı 80.56±1,75 mg/100g olarak saptanmıştır. Ultrasonik su banyosu kullanılarak, ayı üzümündeki antosiyanin ekstraksiyonunun optimum şartlarının belirlenmesi için farklı sıcaklıklarda (25ºC, 50ºC, 75ºC) ve değişik yüzdelerde (%100, %75, %50, %25) aseton, etanol, metanol ve saf su ile çalışılmıştır. Optimum şartların %100'lük aseton ve 25ºC olduğu belirlenmiştir. Ayı üzümünün demir ile şelatlanması ile elde edilen doğal mavi renk maddesi, pH değerleri 4.50, 5.00, 5.50 ve 6.00 olarak ayarlanan ve jelatin içeriği olan model sisteme ilave edilmiştir. Mikroenkapsülasyon için kaplayıcı materyal olarak maltodekstrin kullanılmıştır. Depolama boyunca renk değerleri ölçülmüş ve depolama sonunda renk kaybı için kinetik parametreler hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda, antosiyanin tozlarının enkapsülasyon verimliliği %80.4±0.20, antosiyanin tutulma oranı %83.0±0.76 olarak hesaplanmıştır. Model sistemlerde mavi renk kaybının bütün sıcaklıklarda 5. günde başladığı, sıcaklık ve pH arttıkça hızlandığı gözlemlenmiştir. Enkapsülasyon işleminin mavi renk stabilitesini arttırdığı ve mavi renk kaybının birinci derece reaksiyon kinetiğine uygun olduğu belirlenmiştir. Mavi rengi en çok koruyan örneğin 25 ºC'de depolanan ve pH değeri 5.00 olan model sistem olduğu görülmüştür. Bu model sistemin depolama boyunca toplam renk değişimi (∆E) 5,86; aktivasyon enerjisi (Ea) 37.64 kj/mol ve yarılanma süresi (t1/2) 19.08 gün olarak hesaplanmıştır. Ayı üzümünden mavi/mor renkli doğal gıda boyası elde edilerek gıda endüstrisi için sentetik esaslı gıda boyalarına alternatif bir gıda boyası ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Çakırbağ (Bayburt) granitoyidinin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi

    Metin Çiftçi

    Bu çalışmada, Bayburt yöresinde yer alan Çakırbağ Granitoyidi'nin mineralojik-petrografik özellikleri, mineral kimyası ve tüm kayaç jeokimyası ortaya konularak, kayaçların oluşum mekanizmaları ve kökenleri belirlenmeye çalışılmıştır. Doğu Pontid Güney Zonu'nda yer alan inceleme alanının tabanında Eosen yaşlı andezit, bazalt ve piroklastikleri bulunmaktadır. Bu birim Eosen yaşlı Çakırbağ Granitoyidi tarafından kesilmiş olup, Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ile uyumsuz olarak örtülürler. Çakırbağ Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 9 km2'lik bir alanda yüzeylenmiştir. Monzonit ve kuvarslı monzonit bileşimli kayaçlardan oluşmuş olup, kayaçlarda magma karışımını gösteren dengesizlik dokuları gözlenmiştir. Granitoyidi oluşturan kayaçlar ince-orta taneli olup, plajiyoklas, ortoklas, kuvars, piroksen, biyotit, amfibol, apatit, zirkon ve opak mineraller içerirler. Granitoyidi oluşturan kayaçlara ait plajiyoklaslar An47-21 bileşimlidirler. K-feldispatlar Or65-78 bileşimlidir. Biyotitlerin magnezyum numaraları 0.6-0.7 arasında değişmektedir. Piroksenler diyopsit ve klinopiroksen bileşimli olup, Mg numaraları 0.73-0.76 arasındadır. Çakırbağ Granitoyidi'ni oluşturan kayaçlar genel olarak I-tipi, yüksek-K'lu ve şoşonitik karakterli olup, yüksek SiO2 içeriklerine (56-63) sahiptirler. Kayaçlar metalümin karakterli olup, büyük iyon yarıçaplı litofil elementlerce zenginleşmişlerdir. Kondirite gore normalleştirilmiş nadir toprak element dağılımları konkav şekilli (LaN/YbN=8.96-11.26) olup, negatif Eu anomalisi (EuN/Eu*=0.50-0.76) gösterirler. Ana ve iz element değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, amfibol ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının etkili olduğunu göstermektedir. Tüm bu özellikler, Çakırbağ Granitoyidi'ne ait kayaçların ana magmasının litosferik mantodan türediğine ve kabuk kayaçlarının katkısının nisbeten az oranda rol oynadığına işaret eder.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Arslandede (Bayburt) granitoyidi ve içindeki mafik magmatik anklavların petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özeliklerinin incelenmesi

    Zikrullah Samet Güloğlu

    Bu çalışmada, Bayburt yöresinde yer alan Arslandede Granitoyidi ve içindeki mafik magmatik anklavlar (MMA)'ın mineralojik-petrografik bileşimi ve tüm kayaç jeokimyası ortaya konularak, kayaçların oluşum mekanizmaları ve kökenleri belirlenmeye çalışılmıştır. Doğu Pontid Güney Zonu'nda yer alan inceleme alanının tabanında Eosen yaşlı andezit ve piroklastitleri bulunmaktadır. Bu birim Eosen yaşlı Arslandede Granitoyidi tarafından kesilmiş olup, tüm bu birimler Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ile uyumsuz olarak örtülürler. Granitoyidi oluşturan kayaçlar ince-orta taneli olup, plajiyoklas, ortoklas, kuvars, hornblend, biyotit, klinopiroksen, apatit, zirkon ve opak mineralleri içerirler. Arslandede Granitoyidi'nin yüzeyleri elips şekilli olup, yaklaşık 24 km2'lik bir alanda yüzeylenmiştir. Monzogabro, monzodiyorit, monzonit, kuvarslı monzonit ve granit bileşimli kayaçlardan oluşurlar. Granitoyidi oluşturan kayaçlarda magma karışımını gösteren dengesizlik dokuları gözlenmiştir. Arslandede Granitoyidi içinde koyu renkli mafik magmatik anklavlar (MMA) görülmüştür. Anklavlar içinde yer aldıkları ana kayaçlardan daha ince taneli ve daha koyu renkli olmalarına rağmen, onlarla benzer mineralojik, petrografik ve jeokimyasal özellikler sunarlar. MMA'lar diyorit ve monzodiyorit bileşimli olup, monzonit ve monzogranit bileşimli ana kayaçlar içerisinde gözlenirler. Arslandede Granitoyidi'ni oluşturan kayaçlar genel olarak I-tipi, yüksek K'lu-şosonitik karakterli olup, yüksek SiO2 içeriklerine (% 49.49-71.21) sahiptirler. Kayaçlar metalümin karakterli olup, büyük iyon yarıçaplı litofil elementlerce zenginleşmişlerdir. Kondrite göre normalleştirilmiş nadir toprak element dağılımları konkav şekilli (LaN/YbN= 7.11-11.57) olup, negatif Eu anomalisi (EuN/Eu*=0.37-0.91) gösterirler. Ana ve izelement değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, hornblend ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının etkili olduğunu göstermektedir. Mafik magmatik anklavlar (MMA); orta-yüksek metalüminli olup (A/CNK=0.75-0.90) ve ana kayadan daha düşük A/CNK ve SiO2 (% 53.93-58.83) ve daha yüksek Na2O/K2O (1.42-2.27) oranlarına sahiptirler. SiO2 içeriğine karşılık ana oksit ve iz element içerikleri karşılaştırıldığında mafik anklavlar ana kayaçları ile düzgün bir yönseme sunarlar. Kayaçlar BIYLE, HNTE ve ANTE'ce zenginleşmiş, YÇAE'ce (Nb, Ti) fakirleşmiş olup, ana kaya ve anklavlar birbirine uyumlu bir yönseme gösterirler. MMA'lar ana kaya içerisinde soğumuş olan eş yaşlı mafik magmanın küçük kütlelerini temsil eden magma karışım (mixing/magma mingling) ürünleri olarak kabul edilebilirler. Arslandede Granitoyidi ve içlerindeki MMA'larda zirkon ve apatitlerde yapılan hesaplamalarda kristallenme sıcaklıkları ana kayaçlarda 671-836 °C, MMA'larda ise 647-836 °C arasında değişmektedir. Petrografik ve jeokimyasal özellikler, Çakırbağ Granitoyidi'ne ait kayaçların ana magmasının litosferik mantodan türediğini ve kabuk kayaçlarının katkısının nisbeten az olduğunu gösterir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Baraj ve sulama projelerinde ölçme-kamulaştırma sorunları ve çözüm önerileri

    Lokman Güler

    Su, insan yaşamının en önemli ihtiyaçlarından biridir. Su, insan ihtiyacının yanında uzun yıllardır tarım, endüstri ve teknoloji gibi alanlar da büyük ölçüde kullanılmaktadır. Su, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma için gereken en önemli kaynaklardan da biridir. Artan dünya nüfusu, yükselen hayat standartları ve bozulan doğal denge, suya olan ihtiyacı daha da artırmıştır. Bu nedenlerle, insanların su kaynaklarından daha fazla faydalanmak istemeleri, bu kaynakların kontrol altına alma zorunluluğu ve depolama ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Bu yüzden suyun akış yönü değiştirilmiş, su kaynaklarının önüne setler, barajlar, göletler ve hidroelektrik tesisler inşa edilmiştir. Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte, imkânlar daha da artmış ve bu durum kaynakların önüne yapılan barajların hızla artmasına neden olmuştur. Barajlar gibi kritik mühendislik yapılarında zamanla ortaya çıkabilecek herhangi bir olumsuzluk, baraj ve yakın çevresinde yaşayan insanlar için kimi zaman bir afete dönüşebilir ve ülke ekonomisi için de ciddi zararlara neden olabilir. Bu sebeple, bu tür mühendislik yapıları, inşasından itibaren izlenmeye alınıp, jeodezik ve jeodezik olmayan ölçme teknikleri kullanılarak muhtemel değişimleri ve deformasyonları belirlenmeye çalışılır.Mühendislik ölçmelerinin hassasiyetle uygulanması gereken ve gelişen teknolojileri de göz önünde bulundurmamızı zorunlu kılan, birçok meslek disiplininin ortaklaşa çalışıp ürettiği büyük su yapılarından en önemlisi Barajlardır. Günümüzde ülke şartlarına göre önemli yatırımlar olan barajların planlanması, projelendirilmesi, inşaatı ve işletilmesi aşamalarında, konularında uzman meslek disiplinlerinin bulunması kaçınılmazdır. Meslek disiplinimiz olan Harita Mühendisliği' de bu aşamaların hepsinde bulunmak zorundadır.Bir barajın projelendirme safhasından en az otuz yıl öncesinde Akım – Rasat istasyonunun kurulması aşamasında başlayan ölçme çalışmaları; barajın projelendirilmesine esas, sayısal hâlihazır haritaların alınması, yine projelendirilmeye esas sondaj ve araştırma kuyuların aplikasyonu, baraj gövdesini oluşturan dolgu zonlarının en kesitlerle miktarlarının hesaplanması, ulaşım ve malzeme taşıma yollarının projelendirilip, kazı – dolgu miktarlarının çıkartılması, inşaatı aşamasında proje kriterlerine göre minimum hata ile aplikasyonu ve kamulaştırma işlemlerinin yapılması, aylık hak ediş miktarlarının tespit edilmesi, baraj inşaatının tamamlanması ile işletme aşamasındaki deformasyon ölçümleri ve hidrografik ölçmelerle baraj ömrünün tamamlanması aşamasına kadar devam eder.Bu çalışmada; Baraj, gölet ve sulama projelerinde planlama, projelendirme, inşaat aşaması, baraj inşaatının tamamlanması ve işletme aşamasında yapılan Ölçme-Kamulaştırma çalışmaları ve bu aşamalarda yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri araştırılmıştır. Arazi çalışmalarında, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve Harita Genel Komutanlığınca onaylı TUTGA noktaları olan ERZR,UDER,KRS1 ve HORS noktaları kullanılmıştır.Devlet Su İşleri'nce arazide tesis edilmiş olan C3 derece nirengi noktaları ve TUTGA noktaları arasında en az 4 uydu ve 2 saatlik oturum ile statik ölçü yapılmış olup arazide elde edilen verilerin büro çalışmaları neticesinde; process yapılarak bozuk sinyaller temizlenmiş ve ağdan çıkarılmış, üçgenleme yapılarak kapalı alan oluşturulmuş,dengeleme hesabı yapılmış ve tecviz sınırları dışında olan noktalar ağdan çıkarılarak ölçüm dışında bırakılmıştır. DSİ Genel Müdürlüğünce yürütülen baraj projelerinde yaşanan en büyük sorunların başında kadastro paftalarının grafik oluşu ve sayısal olmayışıdır. Bununla beraber barajı oluşturan ünitelerinden etkilenen taşınmaz da çok olduğundan dolayı kamulaştırma çalışmaları gecikmekte ve arazide vatandaş sorunu ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bu da kamu yararı kararı alınan projenin bir an önce faydaya dönüşme sürecini uzatmaktadır. Çözüm önerisi olarak Kadastro Müdürlüklerince 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 22-a maddesi gereğince yenileme çalışmalarının yapılması gerekmektedir.Deprem, taşkın ve heyelan gibi doğa olaylarının, barajlarda meydana getirdiği her türlü değişimlerin zamanında izlenmesi yani deformasyon ölçümlerinin yapılması gereklidir. Eğer değişimler izlenmez ise tarihte olduğu gibi büyük yıkımlara, can ve mal kaybına sebebiyet verecektir. Çözüm önerisi olarak; Barajlar üzerinde kurulmuş her türlü ölçüm ve gözlem cihazlarından elde edilen veriler analiz edilmelidir. Bunun için baraj çeşitlerine göre farklı ve ilgili barajın karakteristiklerine uygun gözlem yöntemleri uygulanmalı, toplanan veriler irdelenip detaylı analiz edilmeli, risk faktörü yüksek barajlar için kısa, orta ve uzun vadede yapılabilecekler belirlenmeli, hidrografik ölçmelerin bir program dâhilinde ivedilikle bütün barajlarda yapılması sağlanmalıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Sağlık personellerinin afetlere hazırlık düzeylerinin incelenmesi :Çanakkale İli örneği

    Mehmet Şirin Yıldız

    Afetlerin ne zaman nerede meydana geleceği tam olarak bilinmemekle birlikte bazı parametreler kullanılarak sadece tahmin yürütülebilmektedir. Afetlerin bu bilinmezliği, mutlak bir hazırlığın gerekliliğini de beraberinde getirmektedir. Türkiye'de 1999 Marmara Depreminden sonra afetlere hazırlık çalışmaları ivme kazanmıştır. Afetlere hazırlık aşamasında tüm kamu ve özel kuruluşların gerekli çalışmaları yapması önem arz etmektedir. Özel ve kamuya ait sağlık kurumları bu kuruluşların başında gelmektedir. Sağlık kurumlarının büyük bir bölümünü oluşturan hastaneler, haftanın yedi günü ve günün yirmi dört saati hizmet vermektedir. Hastanelerde bulunan insanların hassas grupta (yaşlı, hasta, ameliyatlı, engelli, çocuk, hamile vb.) olmaları, hastanelerin olağandışı durumlara hazırlığının en üst seviyede olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın amacı; Çanakkale ilinde bulunan hastanelerde çalışan personelin afetlere hazırlık düzeylerini incelemektir. Yapılan bu çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Çanakkale Devlet Hastanesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Çanakkale Anadolu Hastanelerinde çalışan 386 personel oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Fatih Karabıyık'ın 2010 yılında ''Sağlık Afet Yönetiminde Planlama Ve Risk Analizleri'' isimli tez çalışmasında geliştirmiş olduğu anket formu kullanılmıştır. Uygulanan 386 anket formundan 370 tanesi analizler için uygun görülmüştür. Elde edilen verilere frekans analizi, Bağımsız Gruplarda T testi, Tek Yönlü Anova ve Mann-Whitney U Testi uygulanarak sonuçlara ulaşılmıştır. Uygulanan istatistiki analizler sonucunda, çalışmaya katılan sağlık personellerinin %44,3'ü daha önce herhangi bir afet eğitimi almadığını, %50,8 de daha önce afetlerle ilgili herhangi bir tatbikata katılmadığını belirtmiştir. Birinci derece deprem bölgesinde yer alan Çanakkale ili hastane personelleri üzerinde yapılan bu araştırmada, eğitim ve tatbikat eksikliklerinin yüksek seviyede çıkmasının, afet durumunda hastanede bulunan personel ve hastalar açısından tehlike arz ettiği söylenebilir. Yapılan çalışma sonucunda araştırmaya katılan sağlık personelinin afetlere hazırlık düzeyleri orta seviyede (2,97) bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Donma çözülme etkisindeki betonlarda vakum uygulaması ve lif katkısının etkisi

    Muammer Canlı

    Bu çalışmanın amacı, donma çözülmeye maruz betonlarda lif katkısı ve vakum uygulamasının etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla, beton katkısı olarak çelik, polyester, polipropilen lif ve polipropilen elyaf kullanılmıştır. Çelik lifler kısa "3 cm" ve uzun "6 cm" olarak kullanılırken, sentetik lifler kısa "2.5 cm" ve uzun "5 cm" olarak kullanılmıştır. Örneklerin üretim aşamasında, deneysel çalışmanın bir parametresi olarak, betona taze halde vakum uygulaması yapılmıştır. Lif katkılı, vakumsuz ve vakumlu beton örnekler 28 gün sonunda donma çözülmeye maruz bırakılmıştır. Her 50 döngüden sonra temel enine frekans değişim değerleri ölçülmüştür. Elde edilen temel enine frekans değişim değerleri ile dinamik elastisite modülündeki azalma miktarları ve dayanıklılık faktörü değerleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, lif katkısı ve vakum uygulamasının donma çözülmeye maruz betonlarda olumlu etki yaptığı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Duygusal zeka alt boyutlarının iş etiği üzerindeki etkisi: Muhasebe meslek mensupları üzerine bir araştırma

    Emine Kaynar

    Bu çalışmanın amacı duygusal zekâ alt boyutlarından kişisel farkındalık, kişiler arası ilişkiler, şartlara ve çevreye uyum, genel ruh hali ve stres yönetiminin iş etiği üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenilirliklerinde Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi geçerliliklerinde ise Keşfedici Faktör Analizi kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilikleri belirlendikten sonra araştırma hipotezleri, Yapısal Eşitlik Modeli ile test edilmiştir. Analiz bulgularına göre; kişisel farkındalık, kişiler arası ilişkiler, şartlara ve çevreye uyum, stres yönetimi ve genel ruh hali iş etiği üzerine pozitif yönde bir etkiye sahip olmadığı söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık seviyesinin belirlenmesi üzerine bir araştırma: Doğu Karadeniz örneği

    Eren Kütük

    Küreselleşme ile finansal piyasaların giderek karmaşık bir hal olması, bilgi iletişim teknolojilerinin gelişmesi, yeni finansal türev araçların piyasaya çıkması ve ekonomik dalgalanmalar sonucunda bireyler ekonomik anlamda sorunlar yaşamaktadır. Bu noktada hanehalkı ve yatırımcıların korunması ihtiyacı doğmaktadır. Hanehalkı ve yatırımcıların finansal piyasaların risklerinden korunması finansal okuryazar olmaktan geçmektedir. Finansal okuryazarlık, bireylerin finansal konularda yeterli bilgiye sahip olması ve bu bilgiye uygun finansal tutum ve davranışlar sergilemesini ifade etmektedir. Bu çalışma ile Doğu Karadeniz'de devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilerin demografik özellikleri ile finansal okuryazarlık seviyesi arasındaki ilişkileri, ayrıca aylık bir bütçe yapıp buna uygun davrananların ve düzenli tasarruf yapanların finansal okuryazarlık seviyesinin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 1240 öğrenci ile anket yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; cinsiyet bakımından erkeklerin, medeni durum bakımından evlilerin, okuduğu fakülte bakımından iktisadi ve idari bilimler fakültesinde okuyanların, yaş grubu bakımından ileri yaş grubunda olanların ve son sınıfta okuyanların finansal okuryazarlık seviyeleri daha yüksektir. Ayrıca, eğitim seviyesi ve gelir arttıkça finansal okuryazarlık seviyesi artmaktadır. Aylık bir bütçe yapıp buna uygun davrananlar ve düzenli tasarruf yapanlar finansal okuryazarlık seviyesi bakımından avantajlıdır. Ancak genel olarak katılımcıların finansal okuryazarlık seviyesi düşüktür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Toz nohut mayası kullanımının yüzey yanıt metoduyla optimizasyonu ve ekmek kalite nitelikleri üzerindeki etkilerinin araştırılması

    Yunus Coşkun

    Bu çalışmanın amacı nohut mayasını toz formda üretmek, instant aktif kuru maya ile birlikte ekmek formülasyonundaki miktarını optimize etmek, bazı kalite parametrelerini değerlendirerek ekmek üretimindeki kullanım olanaklarını araştırmaktır. Çalışmada instant aktif kuru maya ve toz nohut mayası bağımsız faktörler olarak alınmıştır. Bu bağımsız faktörlerin hacim, kabul edilebilirlik ve gözenek faktörü üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla "Yüzey Yanıt Yöntemi" kullanılmıştır. Optimal sonuç elde edilmiş ve deneysel olarak da doğrulanmıştır. Optimize formüle göre üretilen ekmekle (OEkm), nohut mayasız üretilen kontrol ekmeği (KEkm) bazı kalite parametreleri açısından karşılaştırılmıştır. Optimizasyon sonuçlarına göre instant aktif kuru maya kullanım oranı un ağırlığı üzerinden % 0.63, toz nohut mayası kullanım oranı ise % 10.21 olarak tespit edilmiştir. Ekmeklerin gözenek yapıları imaj analizi ile incelenmiştir. Toz nohut mayası kullanımı ekmekte daha küçük ve homojen gözenek yapısının oluşumuna neden olmuş, daha iyi bir kabuk görünümü elde edilmiştir. Toz nohut mayası kullanımıyla ekmeğin antioksidan aktivitesinin, mineral madde içeriğinin ve fizikokimyasal özelliklerinin de geliştiği belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Türkiyede çevre sorunları ve ekonomik etkileri

    Vahide Çelenkli

    Çevre sorunları temelde hızlı nüfus artışı, plansız sanayileşme ve düzensiz kentleşme sonucu ortaya çıkmaktadır. Belli bir bölgede ortaya çıkan bu sorunlar zamanla tüm dünyayı etkileyen global bir sorun haline gelmektedir. Çevre ekonomiye doğal kaynak sağlayan temel faktör olduğundan ve çevresel sorunlar her geçen gün arttığından günümüzde çevreyi dikkate almayan bir ekonomi politikası sürdürülemez olarak nitelendirilmektedir. Bu gerçeğin farkında olan gelişmiş ülkeler ekonomik faaliyetlerinde çevresel kaygıları da dikkate alan bir yaklaşım içerisine girmişlerdir. Çevre baskısının önemli ölçüde taban bulması gelişmiş ülkelerin politikalarına yansırken, gelişmekte olan ülkelerde gerek ekonomik öncelikler gerekse yeterli bilincin oluşmamış olması çevresel politikaların çevre kirliliğini önlemekte yetersiz kalmasına yol açmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı; gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye'de çevre sorunları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada söz konusu ilişkiyi incelemek üzere; 1980-2014 dönemine ait veriler kullanılarak çevre kirliliği ve ekonomik büyüme ilişkisi zaman serisi analiz yöntemi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar iki değişken arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Yani Türkiye'de ekonomik büyümeyle birlikte çevre kirliliği artmaktadır. Elde edilen bu bulgu Türkiye'nin büyüme sürecinde çevresel politikalarının önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre Sorunları, Ekonomik Büyüme, Zaman Serisi Analizi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Nükleer afetlerde kriz yönetimi

    Havva Yılmaz

    Modern zamanların yükselen değeri haline gelen enerji, az gelişmiş, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler açısından ekonomik ve sosyal hayatın sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi için büyük önem arz etmektedir. Ülkemiz için de aynı durum söz konusudur. Ülkemizde enerji arzı, enerjiye olan talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu durum 2000'li yıllar itibariyle daha bariz hissedilmeye başlamış; enerjiye duyulan ihtiyaca paralel olarak enerjide dışa bağımlılık indeksi giderek yükselmiştir. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak adına, yeni enerji kaynaklarının yaratılması ve tasarruf tedbirlerinin artırılması için yetkili otoriteler alternatif arayışlarına hız vermiştir. Fosil yakıtların tükenmek üzere olması durumu "küresel bir gerçek" olarak enerji otoritelerinin ajandalarında yer almaktadır. Bu yüzden alternatif enerji arayışlarına yönelim çabalar hızlanmıştır. Ülkemiz, linyit hariç öteki fosil yakıtlar rezervleri bakımından yoksul bir ülkedir. Bu nedenle nükleer enerji de dâhil tüm alternatif enerji yolları titizlikle değerlendirilmektedir. Bu kapsamda geliştirilen nükleer santral projeleri ve bu projelerin uygulama safhasına geçmiş olması sık sık kamuoyu gündemini tartışmalarla meşgul etmektedir. Disiplinler arası yaklaşım sergileyen, teorik nitelikteki bu çalışmada; nükleer afetlerde yaşanabilecek kriz durumlarında, uygulanması gereken kriz yönetimi projeksiyonunun değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu bağlamda Dünyadaki ve Türkiye'deki mevcut durum incelenerek; sorunlu alanlar tespit edilecek ve bu noktada sorunlara ilişkin çözüm önerileri ve uygulama stratejileri sunulacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Belediyelerde bütçe saydamlığı: TR90 bölgesi belediyeleri üzerine bir uygulama

    Farideh Niyazi

    Bu çalışmanın amacı, belediyelerde bütçe saydamlığını belirlemektir. Araştırmada ölçeklerin güvenilirliklerinde Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi geçerliliklerinde ise Açıklayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilikleri belirlendikten sonra araştırma hipotezleri Korelasyon Analizi ve Anova T-testi ile test edilmiştir. Analiz bulgularına göre; TR90 Bölgesi belediyelerinde ihale süreçlerinde prosedürlerin tamamının dikkate alındığı ancak bütçelerin oluşturulma sürecinde vatandaşların katılımına önem verilmediği, belediyelerin komisyon toplantılarında incelenen konularla ilgili akademisyenlerin ve uzmanların görüşlerinden faydalanılmadığı, Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu'nun uygulanabilirliğinin zayıf olduğu belirlenmiştir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Türkçede kullanılan Arapça kelimeler (İstatistiksel ve karşılaştırmalı)

    Alı Abdelwahed Abdelhameed Mohamed

    Language borrowing is one of the most prominent manifestations of friction or linguistic conflict that arises as a result of a number of religious, geographical, political and economic factors, You cannot find a language of a nation unless it has lent and borrowed from other languages, and borrowing words are usually subject to the sound, morphological and grammatical systems of the language that has been borrowed from it. The aim of this study is to identify the words borrowed by the Turkish language from Arabic, and to monitor the changes that occurred in them orally, morphologically and metaphorically, as it is of great importance as both curriculum developers, teachers and researchers benefit in teaching either of the two languages to other language speakers. In addition to the discovery, and confirmation of cultural and civilizational interdependence between the Arab and Turkish peoples, this study contains on three chapters and a conclusion: In the preface, the researcher reviewed the problem of the study and its objectives, previous studies, in addition the methodology and its limits of study. The first chapter dealt with the issue of linguistic borrowing, and defined its concept and the factors leading to it and its types. The second chapter presents the most important differences between the Arabic and Turkish languages, and the third chapter presents a detailed analysis of the Turkish words borrowed from Arabic. The study concludes with the most important conclusions and recommendations and an appendix contains on a list of words collected by the researcher. The researcher relied on descriptive, comparative and statistical approaches. The most important results of the study were the extraction of a list of Arabic words in the Turkish language and monitoring of its all changes. Key words: language borrowing, Arabic words, Turkish language.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Finansal okuryazarlık: Kayseri ili serbest muhasebeci ve mali müşavirleri üzerine bir araştırma

    Abdullah Küçükaslan

    Çalışma, Kayseri İlinde faaliyet gösteren 102 Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir'in finansal okuryazarlık düzeylerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın genel amacı ise finansal sistem dahilinde bulunan meslek elemanlarının finansal okuryazarlığa verdiği önem ve finansal okuryazarlığın sistemdeki yerinin tespitine ışık tutmaktır. Araştırmada kullanılan veriler, literatür bağlamında oluşturulan anket vasıtasıyla elde edilmiştir. Veriler SPSS 20.0 Sosyal Bilimler İstatistik Analiz programında analiz edilmiştir. Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlere uygulanan anket demografik bilgileri tanımlayan ifadeler ile finansal okuryazarlık düzeyini ölçer 13 sorudan meydana gelmektedir. Araştırma neticesinde belli niteliklere sahip Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler arasında finansal okuryazarlık düzeyinde farklılıklar tespit edilmiş olup söz konusu farklılıkların en dikkat çekicisi ise mesleki deneyimin artması ile finansal okuryazarlık düzeyinin de artış göstermesidir. Bunun yanı sıra cinsiyet ve eğitim durumuna bağlı olarak finansal okuryazarlık düzeyinin anlamlı şekilde değiştiği gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Finans, Finansal Bilinç, Finansal Okuryazarlık.