Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Demir, Selim(9)
- Turan, Ibrahim(7)
- Aliyazicioglu, Yuksel(6)
- Bostan, Sedat(6)
- Demir, Sertaç Timur(6)
- Mentese, Ahmet(5)
- Aliyazicioglu, Rezzan(4)
- Ashyralyyev, Charyyar(4)
- Dokuz, Abdurrahman(4)
- Simsek, Cemaleddin(4)
- Sipahi, Ferkan(4)
- Somuncuoğlu, Seda Özsoy(4)
- Vural, Alaaddin(4)
- Yaman, Serap Ozer(4)
- Öztürk, S.(4)
- Adanur, S.(3)
- Akpinar, Ozlem(3)
- Aksakal, Vecihi(3)
- Albayrak, Cenk(3)
- Cengiz, Selim(3)
- Deger, Orhan(3)
- Eker, Çiğdem Saydam(3)
- Gümrük, Recep(3)
- Güzel, Melıh(3)
- Kandemir, Raif(3)
- Karahan, Selim(3)
- Karsli, Orhan(3)
- Kayhan, Mustafa(3)
- Kilinc, Kagan(3)
- Kiremitçi, Ferdi(3)
- Korucuk, Selçuk(3)
- Küçük, Murat(3)
- Kılıç, Taşkın(3)
- Maden, N.(3)
- Misir, Sema(3)
- Peker, Osman(3)
- Sirat, Abdulveli(3)
- Sukuroglu, Ebru Emine(3)
- Tatli, Yasemin(3)
- Tosunoğlu, Büşra(3)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Dirichlet koşullu bitsadze-samarskii tipi üstbelirli eliptik probleminin kararlılık analizi
Gulzıpa Akyüz
Bu tezde, Hilbert uzayında eliptik kısmi diferensiyel denklemler için Dirichlet koşullu Bitsadze-Samarskii tipi üstbelirli probleminin çözümü için kararlılık kestirimleri araştırılmıştır. Üstbelirli probleminin çözümü için kararlılık ve koersif kararlılık kestirimleri elde edilmiştir. Üstbelirli eliptik probleminin yaklaşık çözümünü bulmak için birinci ve ikinci mertebeden doğruluk fark şemaları kurulmuştur. Bu fark şemalarının çözümü için kararlılık kestirimleri elde edilmiştir. Ayrıca, soyut sonuçlar elde edildikten sonra çok boyutlu eliptik denklemi için Dirichlet koşullu Bitsadze-Samarskii tipi üstbelirli Dirichlet ve Neumann sınır değer problemlerinin de birinci ve ikinci mertebeden doğruluk fark şemaları kurulmuştur ve fark şemalarının kararlılık analizleri yapılmıştır. Son olarak, fark şemaları için araştırılmış olan teorik ifadeler sayısal örneklerin sonuçlarıyla doğrulanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Gümüşhane il merkezindeki magmatik kökenli kayaların jeomekanik özelliklerinin araştırılması
Fatih Alkan
Bu çalışmada, Gümüşhane il merkezindeki magmatik kökenli kayaların jeomekanik özellikleri belirlenmiş ve bu özellikler arasındaki görgül ilişkiler araştırılmıştır. Bu amaçla farklı alanlardan boyutları yaklaşık 20x30x40 cm olan toplam 30 adet blok örnek alınmış, bu örneklerden ISRM tarafından önerilen yöntemlere göre deney numuneleri hazırlanmış, indeks, mekanik ve elastik özelliklerin belirlenmesine yönelik deneyler yapılmıştır. 33 adet örnek üzerinde petrografik incelemeler gerçekleştirilmiştir. Petrografik tayinler sonucunda monzogranit olarak adlandırılan kayalarda % 30-37.30 kuvars, % 30-36.60 ortoklas, % 18.20-25 plajiyoklas, % 6-12 mafik mineral yüzdesi tespit edilmiştir. Andezitlerde ise modal analiz yapılamamıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda, andezitlerde birim hacim ağırlık değerlerinin 24.37-25.73 kN/m3, ağırlıkça su emme değerlerinin % 0.78-1.86, hacimce su emme değerlerinin % 2.02-4.77 arasında değiştiği belirlenmiştir. Granitlerde ise birim hacim ağırlık değerlerinin 25.45-25.97 kN/m3, ağırlıkça su emme değerlerinin % 0.24-0.96, hacimce su emme değerlerinin % 0.63-2.50 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte andezitlerde doygun koşullar için P dalga hızının 3961-5451 m/sn, S dalga hızının ise 2171-3310 m/sn arasında, granitlerde ise P dalga hızının 3850-5812 m/sn, S dalga hızının ise 2151-3115 m/sn arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Andezitlerde kuru koşullarda P dalga hızının 3669-5462 m/sn, S dalga hızının 2205-3011 m/sn arasında, granitlerde ise P dalga hızının 2857-5251 m/sn, S dalga hızının ise 1793-2904 m/sn arasında değiştiği tespit edilmiştir. Andezitlerde tek eksenli sıkışma dayanımı değeri 54.09-214.36 MPa, elastisite modülü 19.80-53.16 GPa ve Poisson oranı 0.11-0.46, granitlerde ise tek eksenli sıkışma dayanımı değeri 24.60-140.15 MPa, elastisite modülü 22.22-76.92 GPa ve Poisson oranı değeri 0.03-0.50 arasında değişim göstermiştir. İstatistiksel değerlendirmeler sonucunda, en yüksek korelasyon katsayısı değerleri andezitlerde 0.90 ve granitlerde 0.94 değeri ile P ve S dalga hızı ölçümlerine ait verilerden elde edilmiştir. En düşük korelasyon katsayısı değeri ise granitlerde kuvars/alkali feldispat oranı ile gözeneklilik arasında tespit edilmiştir. Özellikle istatistiksel olarak anlamlı yüksek korelasyon katsayısı değerine sahip eşitlikler, ilgili parametrelerin dolaylı tahminlerinin belirlenmesi gereken durumlarda kullanılabilir niteliktedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Cebre riyolili'nin (Demirözü-Bayburt) petrografik, jeokimyasal izotopik özellikleri
Elif Külekçi
Demirözü (Bayburt) civarında yüzeyleyen Cebre Riyoliti'ne ait kayaçlar petrografik, jeokimyasal ve izotopik açıdan incelendikten sonra elde edilen bulgular bu tez kapsamında petrolojik ve tektonik açıdan yorumlanmaya çalışılmıştır. Yaklaşık 12 km2lik bir alanda yüzeyleyen Cebre Riyoliti, Variskan orojenezi sırasında oluşan çok az sayıdaki yüzey kayalarından biridir. Zirkon U-Pb verileri Cebre Riyoliti'nin 332.8±4.38 my kabuğa yerleştiğini öngörmektedir. Hyaloporfirik ve mikrogranü porfirik dokuların baskın olduğu birimde yer yer akma bandı dokusu da gözlenir. Cebre Riyoliti ana mineral fazları olarak bol miktarda kuvars ve alkali feldispat, az olarak da kordiyerit fenokristalleri ve nadir olarak da muskovit ve biyotit mikro fenokristalleri içerir. Kristaller genellikle kenarları boyunca matriksle etkileşime işaret eden dengesizlik dokuları gösterirler Kordiyerit tamamen pinitleşmiş olup, fenokristalleri yer yer poikilitik dokulu zirkon içerir. Zirkon, titanit, apatit ve Fe-Ti oksit mineralleri tali fazlar olarak bulunurlar. Cebre Riyoliti'ne ait örnekler oldukça yüksek SiO2 (%74.23-80.62), K2O (% 3.72-7.42) ve Al2O3 (% 10.77-14.11) içeriklerine sahiptirler. Buna karşılık CaO (% 0.02-0.21), Na2O (% 0.05-0.78) ve MgO (% 0.3-0.21) içerikleri ise oldukça düşük miktarlardadır. Örnekler 1.48 ilâ 2.95 arasında değişen A/CNK değerleri ve 1.49 ilâ 2.99 arasında değişen A/NK değerleri ile güçlü peralumin özellik sunmaktadır. Ana ve iz elementlerin büyük bir çoğunluğu artan SiO2 içeriği ile negatif bir korelasyon sunmaktadır. Hafif nadir toprak elementler (HNTE), ağır nadir toprak elementlere (ANTE) göre az/orta oranlarda zenginleşmiş (LaN/YbN= 4-11) ve güçlü negatif Eu anomalisi gösterirler (Eu*/Eu=0.04-0.25). Belirgin negatif Nb, Ta, Sr, P ve Ti anomalileri, örneklerde gözlenen diğer jeokimyasal özelliklerdir. Petrografik ve jeokimyasal özellikler, kesirli kristallenmenin, özellikle de K'lu feldispat ve daha az olarak da plajiyoklas ayrımlaşmasının, Cebre Riyoliti'nin bileşimsel aralığının oluşmasında önemli bir rol oynadığına işaret etmektedir. Yukarıda değinilen jeokimyasal özelliklere ilave olarak Cebre Riyoliti'nde kordiyerit ve muskovit gibi alüminyumca zengin mineral fazlarının bulunması, kaynak alan olarak tortul kayaçlara işaret etmektedir. Reyik Okyanusu'nun Erken Karbonifer'de yay-kıta çarpışması şeklinde kapanmasını takiben meydana gelen yiten dilimin kopması astenosferik manto yükselimine yol açtığı ve kabuksal malzemenin ergimesi için gerekli ısıyı sağladığı öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Demirözü, Jeokimya, Kordiyerit, S-tipi Riyolit, Sakarya Zonu, U-Pb zirkon yaşı, Variskan Orojenezi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Kurşun maden atığı katkılı ağır betonların radyasyon soğurma katsayılarının 662-1460 kev enerji aralığında incelenmesi
Emir Bakırhan
Bu çalışmanın amacı; kurşun cevherinin çıkarıldığı kurşun madeninde, içerisindeki kurşun miktarının işlenmesinin ekonomik olmamasından dolayı, maden ocaklarında depolanan ve çevresel olumsuz etkileri olan kurşun madeni atığı kayaçlardan elde edilen agregalar ile üretilen betonların radyasyon zırhlama özelliğinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda radyasyon zırhlama betonu olarak kullanılacak ağır betonlar üretilmiştir. Üretilen bu betonlarda kurşun madeni atıkları, Manyetit, Limonit, Barit gibi ağır agregalar ile %25, %50 ve %75 oranında yer değiştirilerek C16/20, C25/30 ve C35/45 beton dayanım sınıflarında örnekler hazırlanmıştır. Radyasyon soğurma katsayısını belirlemek amacıyla 20x20x5cm ebadında hazırlanan beton plaklarla 662 keV, 1173 keV, 1332 keV ve 1460 keV enerji seviyelerinde soğurma katsayıları tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Kermutdere formasyonu kumtaşlarının farklı doygunluk ve anizotropi koşullarında fiziksel ve dayanım özelliklerindeki değişimlerin incelenmesi
Zarife Soysal
Bu çalışmada Gümüşhane ili Mescitli yöresinde yüzeylenen Kermutdere Formasyonu' na ait kumtaşlarının farklı doygunluk ve anizotropi koşullarında fiziksel ve dayanım özellikleri belirlenmiştir. Değişen doygunluk ve anizotropi koşullarının belirlenen özellikler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla laminalanma düzlemleri içeren kumtaşlarından blok örnekler alınmıştır. Bu örneklerden laminalanma düzlemi esas alınarak 0º, 30º, 45º, 60º ve 90º' lik yönelim açılarında standartlara uygun olarak 225 adet deney numunesi hazırlanmıştır. 11 adet örnek üzerinde petrografik incelemeler gerçekleştirilmiştir. Petrografik tayinler sonucunda kumtaşları litik subarkoz ve litik arkoz olarak sınıflandırılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda kumtaşlarında kuru birim hacim ağırlık değerlerinin 25.73-26.38 kN/m3, doygun birim hacim ağırlık değerlerinin 25.94-26.51 kN/m3, ağırlıkça su emme değerlerinin % 0.42-0.95, hacimce su emme değerlerinin % 1.13-2.53 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte kumtaşlarında farklı doygunluk ve anizotropi koşullarına bağlı olarak P dalga hızının 4046-5444 m/sn, S dalga hızının ise 2126-3114 m/sn arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Kumtaşlarının dinamik elastisite modülü 31.83-59.56 GPa ve dinamik poisson oranı ise 0.07-0.36 arasında değişim göstermiştir. Çalışmada dayanım özelliklerinden tek eksenli sıkışma dayanımı ve dolaylı çekilme dayanımı belirlenmiştir. Kumtaşlarının tek eksenli sıkışma dayanımı değeri 61.2-182.2 MPa ve dolaylı çekilme dayanımı ise 6.8-14.4 MPa arasında değişim göstermiştir. Kumtaşları dayanım anizotropisine göre değerlendirilmiş ve "düşük anizotropi" sınıfında yer almıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda genel olarak laminalanmaya paralel örneklerin laminalanmaya dik olan örneklere göre daha yüksek dalga hızı değerine sahip oldukları gözlemlenmiştir. P dalga hızlarının sabit bir yönelim açısında doygunluk koşullarına bağlı olarak artış gösterdiği, S dalga hızında da artış gözlenmesine rağmen düzenli bir değişimin olmadığı tespit edilmiştir. Dayanım özelliklerinin ise laminalanma düzlemlerine dik ve paralel olan örneklerde ve kuru koşullarda daha yüksek olduğu ve doygunlukla birlikte dayanımın azaldığı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Çamdere ofiyolitik karışığı (Demirözü-Bayburt) içindeki bazik kayaçların jeokimyasal ve izotopik özellikleri
Arzu Ulutaş
Sakarya Zonu doğusundaki Çamdere (Bayburt) yöresi, Geç Karbonifer-Permiyen çökellerinin yüzeylediği iki lokasyondan biridir. 'Çamdere Ofiyolitik Karışığı' olarak adlandırılan tektono-sedimanter birim, bloklar halinde mermer, kireçtaşı, kumtaşı, bazalt, dolerit, gabro, meta-bazalt, meta-gabro gibi farklı çökelme ve tektonik ortamları karakterize eden litolojiler içermektedir. Meta-bazit ve metamorfize olmamış mafik bloklar olmak üzere iki grup altında toplanan bazik magmatik kayaçlar, jeokimyasal ve Sr, Nd, Pb izotop oranları açısından incelenmişlerdir. Her iki gruba ait kayaçlar bazik-ortaç bir kimyasal bileşime sahiptir (SiO2 = 44.0- 56.6 % ağ.). Mafik bloklara ait örnekler toleyit karakterli, meta-bazitler ise düşük, orta ve yüksek K2O içerikleri ile toleyitten şoşonitiğe kadar giden bir dağılım sergilemektedirler. Meta-bazitler La'dan Eu'ya doğru zenginleşme derecesi gittikçe azalan hafif nadir toprak V element (HNTE) ve yaklaşık yatay konumlu ağır nadir toprak element (ANTE) profilleri gösterirken (LaN/YbN = 4.55 - 29.01), mafik bloklara ait örnekler OOSB'ye paralel ve yataya yakın profiller sunmaktadırlar (LaN/YbN =1.44 - 2.19). Yitimle ilişkili kayaçlarda olduğu gibi, her iki gruba ait kayaçlar büyük iyon yarıçaplı element (BİYE) zenginleşmesi ve negatif Nb-Ta-Ti anomalisi sunarlar. Ancak bu zenginleşme ve anomali derecesi mafiklerde daha zayıf veya nötr olarak gözlenir. Meta-bazitler pozitif ve negatif Pb ve P anomalileri sunarken, mafikler genellikle negatif Pb ve P anomalileri sunarlar. Genellikle düşük MgO (<6.5 % ağ.), Cr (<250 ppm) ve Ni (<150 ppm) konsantrasyonları ve düşük Mg-numarası (<60), örneklerin manto kaynağı ile dengeli bir bileşime sahip olmadığını göstermektedir. Kısmen düşük radyojenik 87Sr/86Sr(t) oranları (0.704335−0.706227), orta pozitif ԐNd(t) değerleri (+2.7 − +6.4) ve kuzey yarı küre referans çizgisi (KYRÇ)'nin hemen üzerine çıkan Pb izotop oranları, kıtasal malzemeler veya zenginleşmiş manto II (ZM II) tarafından modifiye edilmiş bir manto kaynağına işaret etmektedir. Kayaçların jeokimyasal özellikleri yitimle ilişkili ortamlarda oluştuklarını veya oluştuktan sonra yitim ilişkili solüsyonlarla etkileşime girdiklerini göstermektedir. Ancak tektonik ortam diyagramlarında yitim zonu solüsyonlarının katkısı çok belirgin olarak ortaya çıkmamaktadır. Bu diyagramlarda meta-bazitler kıta içi bazalt, kalk-alkali bazalt ve ada yayı toleyiti, metamorfize olmamış mafik kayaçlar ise normal okyanus ortası sırtı bazaltı (N-OOSB) gibi yitimden uzak tektonik ortamlarda toplanmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Çamdere-Bayburt, Jeokimya, Meta-bazit, Ofiyolitik melanj, Radyojenik izotop, Tektonik ortam
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Mavriyas granitoyidi (Çaykara-Trabzon) ve çevre kayaçlarının petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi
Buket Dündar
Çaykara (Trabzon) yöresinde yer alan Mavriyas Granitoyidi'nin ve çevre kayaçlarının petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesini konu alan bu çalışmada Mavriyas Granitoyidi'nin gelişimi ortaya konularak, kökeni belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma alanının tabanını, Geç Kretase yaşlı bazalt, andezit, dasit ve bunların proklastları ile temsil olan volkanik kayaçlar oluşmaktadır. Bu birim Eosen yaşlı Uzuntarla Granitoyidi tarafından kesilmekte olup, çalışmanın konusunu oluşturan Geç Kretase yaşlı Mavriyas Granitoyidi'nin birimi keserek yerleştiği gözlemlenmektedir. Bütün formasyonlar Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ile uyumsuz olarak örtülmektedir. Granitoyidi oluşturan kayaçlar iri-orta daneli plajiyoklas, kuvars, ortoklas, hornblend ve opak mineraller içermektedir. Mavriyas Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 6 km2'lik bir alanda yüzeylenmiştir. Granit, monzogranit, granodiyorit, alkali feldispat granit bileşimli kayaçlardan oluşmuş olup, kuvars monzodiyorit bileşiminde mafik mikrogranüler anklavlar (MMA) içerir. Aynı zamanda granitoyidi oluşturan kayaçlar da magma karışımını işaret eden dengesizlik dokularından poiklitik doku, zonlu yapı, mafik mikrogranüler anklavlar içerisinde plajiyoklas ve K-feldispat fenokristalleri görülmüştür. Mavriyas Granitoyidi'ni oluşturan kayaçlar genellikle I tipi, yüksek K'lu kalk-alkali karakterli olup, SiO2 içerikleri (62.72-77.9 wt%) arasındadır. Granitoyidi oluşturan kayaç örnekleri metalüminden peralümine geçiş göstermekte olup, volkanik yay granitoyidleri özelliği göstermektedir. Ana ve iz element değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, hornblend, apatit ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını göstermektedir. Mavriyas Granitoyidi'nin petrolojik özellikleri göz önüne alındığında, granitoyidin gelişiminde fraksiyonel kristallenme, magma karışımı ve az oranda da asimilasyon ve kısmi ergimenin rol oynadığı görülmektedir. Jeokimyasal veriler, granitoyidin alt kıtasal kabuk kayaçlarının (amfibolitik) kısmi ergimesi yanında litosferik manto bileşenlerinin de önemli rol oynadığını göstermektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2017Turizm sektöründe hizmet hatası telafi stratejileri, hizmet kalitesi algısı ve kurumsal imaj algısı arasındaki ilişkiye yönelik bir araştırma
Serap Akdu
İşletmelerin yaşanan yoğun rekabet şartlarında varlıklarını devam ettirebilmeleri için değişen müşteri isteklerini karşılayabilmeleri gerekmektedir. Bu amaçla işletmelerin, müşteriler için önemli olan hizmet kalitesi, kurumsal imaj gibi konuların yanı sıra önemi son yıllarda anlaşılmaya başlayan hizmet hatası telafisi konularına daha fazla önem vererek fark yaratmaları gerekmektedir. Literatürde, müşteri şikayetleri sonrasında işletmeler tarafından uygulanan telafi stratejilerinin müşterilerin hizmet kalitesi ve kurumsal imaj algılarını etkilediği vurgulanmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, turizm sektöründe uygulanan hizmet hatası telafi stratejilerinden her birinin, müşterilerin hizmet kalitesi algılarına ve kurumsal imaj algılarına olan etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Uygulama için Antalya'da bulunan beş yıldızlı otellerden hizmet satın almış ve şikayet deneyimi yaşamış kişiler tercih edilmiş ve bu kapsamda 757 katılımcıya yüz yüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistik paket programlarında analiz edilmiş olup hipotezlerin test edilmesi için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre hizmet hatası telafi stratejilerinden (dakiklik, kolaylaştırma, özür, güvenirlik, nezaket ve tazminat) özür stratejisinin müşterilerin hizmet kalitesi algılarını ve kurumsal imaj algılarını pozitif yönde etkilediği, diğer stratejilerin ise etkilerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, hizmet kalitesi algısının, kurumsal imaj algısını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm, Hizmet Hatası Telafi Stratejileri, Hizmet Kalitesi, Kurumsal İmaj
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Zengin mineralli konsantre suların böcek ve mantar zararlılarına karşı odun korumadaki etkinliği: Gümüşhane ili örneği
Ayşe Öz
Bu çalışmada, Gümüşhane ilinde doğal olarak yerden çıkan zengin mineralli bazı suların odunda zarar yapan iki tür mantar ve bir tür böceğe karşı antimikrobial ve insektisit özellikleri araştırılmıştır. Gümüşhane Tekke, Yeşildere ve Zigana yörelerinden alınan zengin mineralli sular buharlaştırma yoluyla konsantrasyonlar (%10, %25, %50, %75, %100) olacak şekilde 5 farklı yoğunlukta hazırlanarak sarıçam odun örneklerine dolu hücre yöntemiyle emprenye edilmiştir. Sarıçamdan (Pinus sylvestris L.) hazırlanan odun örneklerinin beyaz çürüklük (Coriolus versicolor) ve esmer çürüklük (Gloeophyllum trabeum) mantarlarına karşı (antifungal) etkileri, Lyctus brunnes böcek larvalarına karşı insektisit aktivitesi incelenmiştir. Suların yapılan kimyasal analizinde Ca, Na, K, Mg, Mn, Co metallerini içerdikleri tespit edilmiştir, sularda ayrıca odun çürüten mantarlar için toksik etki gösterebilecek bor ve arsenik gibi elementlere rastlanmamıştır. Deney sonunda doğal mineralli suların konsantre edilmeden kullanıldığında mantarların gelişimini durdurmada diğer konsantre edilen sulara göre daha başarılı olduğu görülmüştür. Kaynatma esnasında sudaki kalsiyumun diğer mineral maddeler ile birlikte çökmesi mineral içeriğinin etkisinin azalmasına neden olmuştur. Ayrıca suların mantarlara karşı daha etkili bakır ve bor mineralleri içermemesinden dolayı toksik etki düşük seviyede kalmıştır. Böcek deneyinde Lyctus brunnes larvaları, Fraxinus excelsior (adi dişbudak) diri odunundan hazırlanan odun örneklerine yerleştirilmiştir. Odun örnekleri içerisinde larvaların büyüme ve beslenmeleri incelenmiştir. Larvaların mineral içerikleri bakımından zengin olan sularda beslenemedikleri dolayısıyla galeri oluşturamadıkları gözlenmiştir. Çok az oranda larvanın mineral içerik bakımından daha düşük olan sularda yaşam mücadelesini bir süre daha devam ettirebildiği gözlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Kentsel dönüşüm alanlarında uygunluk analizi: Gümüşhane örneği
Burçin Aydurmuş
Kentleşme; ana sebep itibarı ile ekonomik olarak güçlenmek amacıyla insanların küçük yerleşimlerden daha büyük merkezlere yani şehir merkezlerine göçlerin başladığı zaman ortaya çıkmıştır. Ulaşım imkânlarının çeşitlenmesi ile birlikte şehirlerin büyümesi kent sınırlarına doğru genişleme göstermiştir. Bunun sonucunda, yoğun kent şeklinden daha dağınık kent şekline doğru dönüşüm başlamıştır. 1950'lere kadar dünyadaki nüfusun büyük bir bölümü geçimini tarımsal faaliyetlerden sağlamakta iken hızla gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak yeni iş olanaklarının ortaya çıkmasıyla kentlerin nüfusu artmaya başlamıştır. Ülkemizdeki konut hacminin büyük çoğunluğunun imar mevzuatı dışında yapılmış olduğu karşı konulmaz bir gerçektir. Herkesin hemfikir olduğu ancak çıkartılan kanunlara rağmen tam anlamı ile önüne geçilemeyen bu durum kalitesizlik açısından afet riski oluşturmakta ve çarpık kentleşmeye neden olmaktadır. İşte bu çarpık kentleşme ve çirkin görüntünün ortadan kaldırılması ve daha yaşanabilir alanların oluşturulabilmesi için planlı bir müdahalenin gerekliliği "kentsel dönüşüm" kavramını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada ülkemizdeki kentsel dönüşüm uygulamalarının çeşitleri ve yasal dayanakları üzerinde durulmuş, kentsel dönüşüm alanlarının seçiminde hangi alanların ele alınması gerektiği araştırılmıştır. Gümüşhane ili, Yenimahalle Mahalle sınırları içerisinde kentsel dönüşüme ihtiyacı olduğu düşünülen bir alan için arazi ve kurumlardan toplanan mekânsal veriler ilişkilendirilerek Sketch Up programı ile 3 boyutlu hale getirilmiştir. İmar planına uygunluk için çekme mesafesine tecavüzlü binalar ortaya çıkarılmıştır. Seçilen alana yönelik kentsel dönüşüm sonrası örnek modelleme çalışması yapılmış, yapılan modelin 3 boyutlu hali ortaya çıkarılarak eski ile yeni durum karşılaştırılmış ve kentsel dönüşüme uygun bir alan olup olmadığının araştırması yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Mali müşavirlerin iş tatmini düzeyinin belirlenmesi: TR-A1 düzey-2 bölgesinde bir araştırma
Kahraman Aral
Günümüzde ulusal ve uluslararası piyasalar arasındaki hareketlerin bütünleşmesini sağlayan küreselleşme ve yeni ekonomi anlayışı, sosyal ve siyasal hareketler, konjonktürel dalgalanmalar işletmeleri doğrudan etkilemektedir. Bu etkiler doğrultusunda, işletmeler faaliyetlerinin devamlılığını sağlayabilmeleri açısından gelir- gider dengelerini sağlamak için çaba göstermek zorunda kalmaktadırlar. Hem ulusal hem de uluslararası piyasalardaki rakipleriyle rekabet etmek zorunda olan işletmelerin, gelir ve giderlerinin hesaplanması ve elde dilen gelirden vergisel yükümlülüklerin ödenebilmesi, yasal ve vergisel yeniliklerin işletme politikasına entegre edilebilmesi için muhasebe meslek mensuplarına ve Mali Müşavirlere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu nedenle tüm muhasebe meslek mensuplarının iş yükünü ve sorumluluklarını arttırmaktadır. Meslek mensupları değişen yasal düzenlemelere ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmak zorunda kalmaktadır. Muhasebe meslek mensuplarının mesleki işlerini icra ederken, hem devlet kurumlarıyla hem işletme içi ve dışı kurumlarla ilişki içindedirler. Bu karmaşa içerisinde muhasebe meslek mensupları zaman faktörünü etkin kullanmak zorundadırlar. Zaman baskısıyla diğer meslek mensuplarına göre sosyal hayatlarından daha fazla ödün vermek zorunda kalmaktadırlar. Bu durumda yaptıkları işe karşı tutumları, yaptıkları işten elde ettikleri tatmin düzeyleri olumsuz etkilenebilmektedir. Bu yüzden meslek mensuplarının iş tatmin düzeylerinin incelenmesi ve iş tatminlerine etki eden faktörlerin incelenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında, TRA1 Düzey 2 Bölgesindeki illerdeki (Erzurum, Erzincan, Bayburt) Mali Müşavirlerin, iş tatmin düzeyleri ve iş tatminlerine etki eden demografik faktörler araştırılmıştır. Bu amaca ulaşabilmek için Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinde faaliyette bulunan Mali Müşavirlere Appleton v.d. (1998) tarafından geliştirilmiş anket formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler; Frekans Analizi, Açıklayıcı Faktör Analizi, Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA Testi), Çoklu Karşılaştırma Analizi (LSD Testi) kullanılarak analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda, Meslekte Bulunan Kişiler İle İlişkiler' yönünden en yüksek iş tatmini ortalamasına, Çalışma Süresi(saat/gün)' değişkeninde en düşük iş tatmini ortalamasına sahip oldukları görülmüştür. Demografik değişkenlere göre; yaş, medeni durum ve meslekte çalışma süresi değişkeni açısından Mali Müşavirlerin iş tatmin düzeyleri farklılık göstermemektedir. Cinsiyet değişkeni açısından sahip olunan mesleki sorumluluk ve mesleki işlerin çeşitliliği boyutlarında da elde edilen kazanç boyutunda olduğu gibi erkelerin kadınlara nazaran daha yüksek iş tatmin düzeyine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Eğitim değişkenine göre Yüksek Lisans / Doktora öğrenimine sahip olanların elde edilen kazanç yönünden hem Ön lisans hem de Lisans öğrenimine sahip olanlardan daha yüksek bir iş tatmini değerine sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Erzurum ve Erzincan'da faaliyet gösteren Mali Müşavirlerin 'Elde Edilen Kazanç' boyutunda Bayburt ilinde faaliyet gösteren Mali Müşavirlerden daha yüksek düzeyde iş tatminine sahip oldukları ortaya çıkmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017İşlem hacmi ve hisse senedi fiyatları arasındaki ilişki üzerine borsa İstanbul'da bir uygulama
Enes Gürtay
Çalışmada, Borsa İstanbul 100 endeksin(BİST100)'de işlem gören hisse senedi fiyatları ile işlem hacmi arasındaki ilişki "Çoklu Yapısal Kırılmalı Eş-bütünleşme Testi" ile ilişkinin yönü ise "Granger Nedensellik Testi" ile incelenmiştir. Çalışmada 01/03/2002- 10/06/2016 tarihi arasındaki haftalık veriler kullanılarak yapılmıştır. Yapılan çalışmanın diğer çalışmalardan farklı olması ve daha açıklayıcı sonuçların elde edilebilmesi amacıyla çalışmaya Döviz Kuru ve Faiz Oranı değişkenleri ilave edilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda, Maki (2012) Çoklu Yapısal Kırılmalı Eş-bütünleşme Testi ile değişkenler arasında uzun dönemli eş-bütünleşme ilişkisinin var olduğu, Granger nedensellik analizi ile de, BİST100 ile döviz kuru, işlem hacmi ile faiz oranları ve faiz oranları ile döviz kuru arasında çift yönlü nedensellik tespit edilmişken, BİST100 hisse senedi fiyatı ile faiz oranları arasında, faiz oranlarından BİST100 hisse senedi fiyatlarına doğru tek yönlü, işlem hacmi ile BİST100 hisse senedi fiyatı arasında BİST100 hisse senedi fiyatlarına doğru tek yönlü nedensellik ilişki tespit edilirken işlem hacmi ve döviz kuru arasında herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir.
- MakaleYalnız künye2017Aziz Nesin'in Farsçaya Çevrilen Eserleri Üzerinden Bir Okuma
Bağrıaçık, Yeşim Işık
Aziz Nesin İran’da en meşhur yabancı mizah yazarlarından biridir. 1965 yılından itibaren Farsçaya çevrilmeye başlayan eserleri bugün hâlâ farklı mütercimler tarafından yeniden çevrilmektedir. İran’da sol kesim yazarların dikkatini çeken Nesin’in kitaplarını; Samed Behrengi, Ahmed-i Şamlu, Semin Bağçeban ve Reza Hemrah gibi ünlü şair, yazar ve mütercimler çevirmiştir. İran’da Pehlevi hanedanının baskı ve zulmü yazarların bu dönemde tercüme eserlere yönelmesine sebep olmuştur. Söz konusu dönemde özellikle Türk yazarları arasından Aziz Nesin’in eserlerine bir ilgi olduğu görülmektedir. Devletin uygulamalarının yarattığı sorunlara karşı halkın tutumunu gözler önüne seren Nesin’in roman ve öyküleri, Pehlevi Hanedanı döneminde Farsçaya çevrilmeye başlamıştır. İran toplumunda gördüğü ilgi onun, üst sınıfın çıkarlarına hizmet eden bozuk düzenin kökten değişmesi gerektiğini savunması ve kişisel ilişkilerde, bürokrasi, sistem ve bazen de kişinin kendi içindeki çatışmayı farklı yönleriyle ele almasıyla ilişkilendirilebilir. Türk toplumundaki çarpık yapıları, siyasetteki yozlaşma ve bozuklukları dile getiren Nesin’in Türkiye’deki siyasi ve toplumsal eleştirilerinin, benzer bir süreçten geçen İran toplumuna da hitap ettiği anlaşılmaktadır. Aziz Nesin toplumun gülmeceye gereksinimi olmadığı dönemlerde gülmece edebiyatının başarılı olamayacağına inanmaktadır. Böyle durumlarda bu ihtiyacı yazarın kişisel yetenekleri ve gülmeceye olan yatkınlığının cevap vereceğine inanan yazar, İran’da siyasal baskının son derece fazla olduğu bir dönemde ilgi görmüştür. 1965 yılından itibaren Farsçaya tercüme edilmeye başlayan Aziz Nesin’in eserleri, İran İslam İnkılâbından önce daha çok Reza Hemrah adlı mütercim tarafından çevrilmiştir. İnkılâp sonrasında ise farklı mütercimlerin de Nesin’in eserlerine yöneldiği görülmektedir.
- MakaleYalnız künye2017Bibliography of Philosophical Journals (VII): "Baykuş. Felsefe Yazıları Dergisi"
Somuncuoğlu, Seda Özsoy; Öztürk, Ümit
This study includes the bibliographical data of the journal of "Baykuş. Felsefe Yazıları Dergisi" is an integral part of a research project in progress. The essential aim of this project is to constitute a network about philosophical journals published in Turkey. In this context, before realizing the network in its taproots, it is adopted to be much more convenient to make up a detailed bibliographical presentation of each individual philosophical journal published from past to present in order to obtain a critical feedback from researchers whose studies are also apparent in the parallel fields and disciplines.
- MakaleYalnız künye2017Carl Schmitt's Critique of Liberalism
Yeşilçayır, Celal
Having looked at history of political opinion, in addition to pilosophers who is defender popular political paradigm of that period, there are philosophers who objects to that view trying to suggest alternative theory. The first half of 20th century Carl Schmitt is one of thinkers criticising radically to political view widespried in Europa. Undoubtedly, he criticises mainly parliamentary democracy, pluralistic and liberal theories. In this paper, his criticisms raised againist liberal political theories are discussed in the context of why and how questions He, with reference to political formation in that period, believes that pluralistic and liberal theories were to blame for politic/social problems. He does not ignore apply to philosophical justification frequently keeping in mind history of philosopyh in his criticisms. His primary sources of inspiration are political philosophies of Hobbes and Hegel. In addition to this, problematic relationship between Schmitt and national socialism is dealt with in that paper.
- MakaleYalnız künye2017Human and Personality in Nurettin Topçu
Kösedağ, Sinan
Bu makalede, çağdaş Türk düşüncesinin önemli ismi Nurettin Topçu'nun insan ve şahsiyet hakkındaki düşünceleri ele alınacaktır. Bu bağlamda makalede Nurettin Topçu'nun insan ve şahsiyet sahibi olmaya dair düşünceleri, onun felsefesinin önemli kavramları olan irade, hareket, isyan ahlakı, şahsiyet kavramları temelinde açıklanacak ve nasıl bir insan anlayışına sahip olduğu ortaya konulacaktır.
- MakaleYalnız künye2017Halide Edip as a Novelist who has Monologic Discourse: Vurun Kahpeye and Zeyno'nun Oğlu Samples
Uyar, Fatih
The introduction of the novel into Turkish literature coincided with the Tanzimat period. In this period, literature gains functionality through the mission of educating and transforming society, the novel was also affected by this mission. The novel that has facility to reflect all stages of society and social events, takes route according to its writer's style and the period when it was written. Halide Edip as a novelist of the republic period is seen as a novelist who undertook certain missions for the formation of the society and construction of the national identity in the transition period from emperorship to nation state. The writer who wrote with the conscious of creating a new nation builds her works with the approach which is qualified as a "monologic discourse" and she wrote on the cases like "Independence War" and "Greek Occupation". In this study, Halide Edip's Vurun Kahpeye and Zeyno'nun Oğlu novels are going to be analyzed in the context of firstly Bakhtin's polyphony theory in novel and secondly the methodology as the means of construction of meaning developed by Thompson. Thus it is going to be explained the interaction between Halide Edip's style and discourse.
- MakaleYalnız künye2017Plague, Cholera and Epidemics: Public Health and Public Health Institutions in Trabzon (1804-1895)
Yilmaz, Ozgur
Owing to its geopolitical position, Trabzon was one of the most important trade centres of the empire in the 19th century. Therefore, epidemic diseases in this century could easily spread because of connection both by sea with other port cities and by land with Eastern Anatolia and Persia. Previously, the main source of these outbreaks was plague; but in the middle of the century plaque replaced by cholera epidemics, which made significant destruction in the city. Another source of epidemics was the mass migrations towards the city. Due to this situation of the city, Trabzon became one of the places where the quarantine system was first installed. As the most important health institution in the city for a long time, Trabzon Quarantine Station performed important duties during these epidemic periods. However, because quarantine was inadequate especially during the mass migration periods after the Crimean War, other quarantines were established and other health precautions were taken. In the context of epidemic diseases affecting public health in Trabzon, this study aims to give information about preventive health measures and other measures taken in the city.
- MakaleYalnız künye2017Sociology of the Body: How? Why?
Bingol, Orhan
Individual and society had been evaluated with factors which are out of body for the recent past. Individuals who construct and promote social by their economic, social and cultural acts performed these acts as if their bodies are non-exist. On the other hand, society was generally associated with status and roles, hierarchies, various functions and conflicts of individuals. In this manner, sociology missed reality and value of the body and so as if it designs abstract individuals and societies. However, body is an essential level to live and institutionalize basic social relations. Any individuals cannot socialize and create social units without their bodies. In this sense, body nearly equals to social individual and it constitutes one of the smallest parts of the society. Therefore to separate body which has biological as well as cultural character from social individuals and structures and to make sociology without body does not appear possible. Sociology of the body investigates the inseparable association between individual and society. Development of the field is directly related with fluctuations, functions and positions of body in modern society. In this direction, why is body value? What are the measures to determine value of the body? Does body in what kind of change process within historical/social context? Does this actualize with which developments and what does this come with? This kind of questions summarize that how and why have sociology of the body been done?.
- MakaleAçık Erişim2017Health with Sociological Prescriptions
Bingol, Orhan
Existence and continuity of social structure is dependent on unrivaled conditions. Necessity of continuance of society as healthily is the most important of these conditions. In this regard health resembles compulsory life insurance for society. Therefore health-oriented studies have continued thereby specializing, gaining autonomy and increasing until today. Medicine constitutes important part of the health studies. Medicine as a necessary science, a professional occupation and interfering power about diseases and health maintains its importance. So opinion that diseases and health must be completely looked from medicine front is inferred. This opinion consolidates medical monopoly in healthcare field. Physicians and medicine have nearly all drugs of diseases and health. The opinion which is right but deficit gets health into medical world. In fact health is not only medical subject. Especially in recent years, changing structure of diseases and health and renewal approach toward them confirm existing changes. For example list of diseases have been rapidly updated, some diseases has been added and some others has been canceled to the list. Similarly thoughts originating from health always develop and go into more depth. Margin of inequality becomes clearer in health. Main causes of this situation can be connected with advances in science or rapid technological progress. However the essential connection occurs between renewed social development, life standard and transformation of medical paradigm. Cultural face of health which has already existed since before now becomes more apparent with modern social life. At the same time, medicine loosens inclination of retention of health by it and it makes further room for sociological side of the health. Sociology also exists in health from now on. This article views relevant chance in health. This change is concerned with medicine, society, sociology, and sociology of health. Therefore judgment of 'the address of diseases and health is not only medicine, but also sociology' reflects main argument of this article.












