Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Çelik gömme kompozit kolon ve kirişli yüksek bir yapının yapısal tasarımı ve performans analizi

    Halil İbrahim Uyar

    Betonarme ve çelik profilin birlikte kullanımıyla oluşturulan kompozit kesitler, özellikle yüksek yapılar gibi özel binaların stabilitesi açısından tasarımlarda verimlilik sağlayan bir çözüm sunmaktadır. Bu tez çalışmasında, çelik gömme kompozit kolon ve kirişli yüksek bir yapının tasarımı yapılarak zaman tanım alanında doğrusal olmayan performans analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; yüksek yapıların tarihsel sürecine değinilerek konu ile ilgili giriş ve Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği-2018 (TBDY-2018) ve Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esasları (ÇYTHYE-2018) hakkında bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde; tez konusunu oluşturan kompozit kesitli yüksek yapının ön tasarımı gerçekleştirilmiştir. Kullanım amacı ofis olan 20 katlı bir yapı planı oluşturularak mod birleştirme yöntemiyle deprem hesabı yapılmıştır. Üçüncü bölümde; doğrusal ve doğrusal olmayan analizler gerçekleştirilmiş, doğrusal olmayan hesap yöntemi için gerekli davranış modelleri taşıyıcı sistem elemanlarına tanımlanmıştır. PEER veri tabanından alınan on bir farklı deprem kaydı basit ölçeklendirme yöntemiyle ölçeklendirilerek, yirmi iki adet zaman tanım alanında doğrusal olmayan analiz yapılmıştır. Analizler sonucunda elde edilen veriler tablo ve şekiller yardımıyla gösterilmiştir. Çalışmanın son bölümünde analiz sonuçlarına yönelik açıklamalar yapılarak elde edilen verilerin hedeflenen performans seviyelerince uygunluğu tespit edilmiş, doğrusal olmayan hesap sonuçlarına göre taşıyıcı sistemin TBDY-2018' de öngörülen Göçmenin Önlenmesi performans hedefini sağladığı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Dijital gelişmelerin zaman ve mekan bağlamında sanata ve sanal gerçekçiliğe katkısı

    Doğukan Akın

    Sanat, tarihsel süreçte yaşanan teknolojik hareketler ışığında, doğası gereği dönüşüme hiçbir zaman kayıtsız kalmamıştır. Yaşanan teknolojik gelişmeler sonucunda sanatsal mecralarda dönüşüm kaçınılmaz olmuştur. Yaşanan teknolojik hareketler, sanatın dijitalleşme yolunda hız kazanmasına neden olmuştur. Daha sonra "dijital sanat" kavramı ortaya çıkmıştır. Sanatım evrimleşmesi ile birlikte mekân ve zaman kavramları önem kazanmıştır. Bu kavramlar çerçevesinde ise geleneksellikten uzaklaşılarak, sanat eserlerinin üretiminde ve sergilemesinde yenilikler yaşanmıştır. Sanatın, sanal gerçeklik teknoloji ile içi içe girmesi geleneksel yapıda var olan anlamlarından ziyade dijital yeni oluşumların ortaya çıktığı görülmüştür. Daha sonra yaşanan pandemi süreci ile sanattaki farklı alternatif oluşumlar ve disiplinlerarası anlayışlar ile birlikte birçok yeniliğin kapısını aralanmıştır. Çevrim içi sergiler, sanal müzeler, NFT ve Metaverse gibi yeni nesil sanat medyumları ortaya çıkarak sanatta sergilenmenin ve üretiminin başka boyutları görülmüştür. Bu çalışma nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Literatür taramasında yerli ve yabancı kaynaklardan fayda sağlanarak sonuca varılmıştır. Üç bölümden oluşan araştırma, dijital sanat kavramı içeresinde mekân ve zamansal olguların yarattığı etkilere ek olarak sanal gerçeklik teknolojisi ile ortaya çıkan yeni oluşumları baz almıştır. Bu oluşumlar Çevrim içi sergiler, sanal müzeler, NFT ve Metaverse mecraları göz önüne alınarak bulgular değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    OECD ülkelerinin sağlık teknolojileri göstergelerinin çok kriterli karar verme teknikleri ile değerlendirilmesi

    Nilay Altuntaş

    Sağlık teknolojileri, modern sağlık sistemlerinin verimliliğini ve etkinliğini artırmada kilit bir rol oynar. Bu teknolojilerin yaygınlığı ve kullanımı, ülkelerin sağlık hizmetlerini optimize etme kapasitesini doğrudan etkiler. Bu bağlamda, OECD ülkeleri arasındaki sağlık teknolojileri farklılıklarını analiz etmek, hem sağlık politikalarının şekillendirilmesine katkı sağlar hem de uluslararası karşılaştırmalara olanak tanır. Bu araştırma, sağlık teknolojilerinin ülkeler arasındaki dağılımını ve etkilerini anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, OECD ülkelerinden 20 seçilen 20 ülkenin sağlık teknolojileri, çok kriterli karar verme yöntemleri olan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) ve TOPSIS kullanılarak değerlendirilmiştir. Kullanılan veriler OECD veri tabanından alınmış olup, bilgisayarlı tomografi (BT) cihazları, manyetik rezonans görüntüleme (MRG) üniteleri ve pozitron emisyon tomografisi (PET) tarayıcıları gibi çeşitli sağlık teknolojileri kriter olarak belirlenmiştir. AHP yöntemi ile kriter ağırlıkları belirlenmiş, ardından TOPSIS yöntemi ile ülkeler sıralanmıştır. Sonuçlar, Kore'nin sağlık teknolojileri açısından en yüksek puanı alarak ilk sırada yer aldığını, İtalya'nın ise ikinci sırada bulunduğunu göstermektedir. En düşük puanı alan ülke ise Slovenya olmuştur. Bu sıralama, ülkelerin sağlık sistemleri ve teknolojik altyapılarındaki farklılıkları yansıtmaktadır. Elde edilen bulgular, sağlık teknolojilerinin ülkelerin sağlık politikalarında oynadığı rolü ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmadaki önemini vurgulamaktadır. Çalışmanın bulguları, sağlık teknolojilerinin yaygınlaştırılması ve etkin kullanımı için politika yapıcılara yol gösterici olabilir. Ayrıca, bu sonuçlar gelecekte yapılacak benzer araştırmalar için de temel bir kaynak oluşturabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Baraj gövde dolgusu sürecinde meydana gelen deformasyonların GNSS ile izlenmesi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri (Gömükan Barajı örneği)

    Murat Çınar

    Barajların yapısal ve işlevsel güvenliğini, can ve mal güvenliğini sağlamak, gelecekteki benzer projeler için kaynak sağlamak amacıyla barajı etkileyen yüklere karşı davranışının bir bilgi sistemi mantığı içinde ortaya konulması gerekmektedir. Bu sebeple barajları inşa öncesi, inşa sırasında ve işletme süresince emniyet açısından sürekli izlemek ve denetlemek gerekir. Bu çalışmada baraj gövde dolgusu sürecinde meydan gelen deformasyonların GNSS ile takip edilmesi, karşılaşılan problemler ve çözüm önerileri Gömükan Barajı gövde dolgusu inşaatı sürecinde yapılan ölçmeler yardımıyla incelenmiştir. Gövde dolgusu sırasında baraj gövdesi üzerine beton bloklar şeklinde obje noktaları tesis edilmiş ve baraj inşaatı devam ederken bu noktalarda belirli aralıklarla ölçümler yapılarak veri toplanmıştır. Bu çalışmada Çift frekanslı GNSS alıcısı kullanılmış, TUSAGA-Aktif istasyonları ile baz uzunluğuna bağlı olmaksızın statik ölçü yöntemi kullanılarak nokta koordinatları Datum: ITRF-96 Dilim Orta Meridyeni:39-3 derece olarak belirlenmiştir. Yapılan ölçümler ile meydana gelen yatay ve düşey deformasyonlar tespit edilmiş daha sonra bu veriler proje parametreleri ile uyumlu olup olmadığı incelenmiştir. Bu araştırma için yapılan ölçmeler devam ederken 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş Depremleri meydana gelmiş ve çalışma alanımız olan Gömükan Barajı ve çevresi de bu depremlerden oldukça etkilenmiştir. Deprem sonrasında yapılan ölçümler ile depremin baraj gövdesine etkisi incelenmiştir. Gövdenin tamamında yaklaşık olarak 1.6m batı ve 0.07m güney yönünde bir kayma gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular TMMOB'nin yayınlamış olduğu "6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri Raporunda" tespit edilen deformasyonlar ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Yapılan ölçüm ve değerlendirmeler sonucunda gövde dolgusu sırasında meydana gelen deformasyonlara ilişkin sonuç değerleri, çalışma sürecinde karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik fikir ve önerilere araştırma içerisinde yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Amasya Yazma Eser Kütüphanesinde bulunan Arap Dili ve Edebiyâtı alanındaki yazma eserlerin tesbîti ve tavsîfi

    Alper Kocaoğlu

    Tezimizde Karadeniz'in en kapsamlı kütüphanelerinden biri olan Amasya Yazma Eser kütüphanesinde bulunan Arap Dili ve Edebiyâtı alanındaki eserlerin tesbît ve tavsîfini yaparak tanıtmaya çalıştık. Tezimiz üç bölümden oluşmakta olup birinci bölüm giriş bölümüdür. Giriş bölümünde yazma eser katoluğunda bulunması gerekenler, yazma eser türleri, Sultan II. Beyazıt Câmi ve Külliyesi, Osmanlı'da Yazma Eser gibi başlıklardan meydana gelmektedir. İkinci bölüm ise sarf ve nahiv ilimleri hakkında olup bu alanda yazılan ve kütüphanede bulunan eserleri ele almaktadır. Üçüncü bölümde ise Arap Edebiyatı alanında yazılmış olan eserleri kapsamaktadır. Bu çalışma daha önce kütüphanedeki Arap Dili ve Edebiyatı alanındaki eserler üzerine herhangi bir çalışma yapılmamış olan eserlerin muhtevasını kapsamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yeşil sentez yöntemiyle robinia pseudoacacia l. meyve ekstraktlarından elde edilen demir oksit nanopartiküllerin karakterizasyonu ve sudan boya giderim performanslarının araştırılması

    Semra Demir

    Biyoremediasyon, çeşitli organizmalar kullanılarak çevresel kirleticilerin zararsız bileşenlere dönüştürülmesini amaçlayan sürdürülebilir bir yöntemdir. Son yıllarda, yeşil sentezle üretilmiş nanopartiküller biyoremediasyon uygulamalarında yaygın biçimde kullanılmaktadır. Fiziksel ve kimyasal sentez yöntemlerine çevre dostu bir alternatif olan yeşil sentez, biyolojik materyaller kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemle sentezlenen nanopartiküller, toksik kimyasallar yerine tamamen biyolojik kökenli doğal bileşenlerden oluşur. Bu çalışmada, Türkiye'de ağaçlandırma ve peyzaj uygulamalarında yaygın olarak kullanılan Robinia pseudoacacia L. bitkisinin ekonomik değeri olmayan meyveleri kullanılarak demir oksit (Fe₃O₄) nanopartikülleri yeşil sentez yöntemiyle üretilmiş ve karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir. Nanopartiküllerin yapısal, fonksiyonel ve optik özellikleri; UV-Vis spektrofotometresi, geçirimli elektron mikroskobu/enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (TEM/EDX), Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ve X-ışını kırınımı (XRD) teknikleri ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, sentezlenen Fe₃O₄ nanopartiküllerinin 10 nm'den küçük, amorf yapıda olduğunu göstermektedir. Ayrıca, meyve ekstraktı ve bu ekstrakttan elde edilen demir oksit nanopartiküllerinin, sulu çözeltilerden organik boyar maddeler olan metilen mavisi (MM), fenol kırmızısı (FR) ve malaşit yeşili (MY) giderimindeki etkinlikleri araştırılmıştır. En yüksek boya adsorpsiyon kapasitesi MM çözeltisinde elde edilmiş; düşük ve orta başlangıç konsantrasyonlarında %97'nin üzerinde giderim oranları ve düşük dozlarda yüksek adsorplanmış madde miktarı (Qₑ) değerleri gözlemlenmiştir. FR, üç boya arasında en düşük adsorpsiyon kapasitesine sahipken, MY için %99'a kadar ulaşan yüksek giderim oranları kaydedilmiştir. Elde edilen bulgular, Robinia pseudoacacia meyvelerinden yeşil sentezle elde edilen Fe₃O₄ nanopartiküllerinin çevresel kirleticilerin uzaklaştırılmasında potansiyel bir adsorban olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İklim değişikliğine uyum bağlamında Türkiye'de tarımsal destekleme politikalarının değerlendirilmesi: Erzincan ili örneği

    Büşra Özlok

    İklim değişikliği, tarımsal üretim üzerinde olumsuz etkiler oluşturmakta ve bu da gıda güvenliğini tehdit etmektedir. Artan sıcaklıklar, yağış rejiminin değişmesi, kuraklıklar ve seller, tarımsal verimliliği ve sürdürülebilirliği olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durum, dünya genelinde gıda üretiminde dengesizliklere yol açarak gıda arzını ve fiyatlarını etkilemektedir. Tarımsal teşvikler ve dönüşüm ise gıda güvenliğinin sağlanmasında kritik bir rol oynamaktadır. Tarım sektörüne yönelik gerçekleştirilen teşvikler, üreticilerin iklim değişikliğine uyum sağlamaları için önemli bir strateji olarak öne çıkmaktadır. Bu teşvikler, çevre dostu tarım uygulamalarını, su verimliliğini artıran teknolojileri, iklim değişikliğine dayanıklı ürün çeşitlerini ve sürdürülebilir üretim yöntemlerini desteklemek amacıyla sunulabilir. Bu çalışmada iklim değişikliği ve gıda güvenliği çerçevesinde tarımsal dönüşüm ve tarımsal teşvik politikaları ele alınmıştır. Çalışma kapsamında Erzincan ilinde tarımsal üretim yapan 17 çiftçi ile görüşme yapılarak nitel analiz yöntemiyle veriler analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda iklim değişikliği, gıda güvenliği ve tarımsal teşviklerin çiftçiler üzerinde etkileri, sahada karşılaşılan problemler ve politika önerileri ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kamil Kepeci 249 Numaralı Ruûs defteri (996/1587-1588) (S. 2-64) (Tahlil ve metin)

    Kübra Nur Ulukaya

    Osmanlı Devleti'nde devlet adamlarının tayinleri veya azilleri devletin üst düzey karar organı olan Divan-ı hümayunda alınan kararlar doğrultusunda yapılırdı. Ruûs defteri, ruûs kalemince yazılmış olmakla birlikte Defterhane'de muhafaza edilmiş olan Divan-ı hümayun defterlerinden biridir. Ruûs defteri, Osmanlı bürokrasininde yapılmış yüksek dereceli devlet adamları dışında devlet memurlarının, vakıf görevlilerinin tayin, azil, ibka gibi tevcihatın kayıt altında tutulduğu defterdir. Kendi arasında üç sınıfa ayrılmıştır. Bunlar ruûs kalemince verilen ruûs, ordu tarafından verilen ruûs, sadrazam seferdeyken padişahın merkezde verdiği rikab-ı hümayun ruûsudur. Tez çalışmasında Kamil Kepeci 249 numaralı Ruûs Defteri'nin 2-64 arasındaki sayfalarının transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılacaktır. Tezimize konu olan bölüm 1587-1588 arasındaki ruûs kayıtlarını kapsamaktadır. Kayıtlarda devlet kademelerindeki görevlilerin tayin ve azillerin nasıl yapıldığı görülmektedir. Osmanlı Devleti'nin bürokratik yapısını ve işleyişini ortaya koymak amacıyla bu çalışma yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Müstakimzâde Süleyman Sa'deddin Efendi'nin Tuhfe-i Hattâtin adlı eserinde sûfîler

    Merve Çaydere

    Tasavvufun birçok alanla ilişkisi mevcuttur. Bu alanlardan birisi ise sanattır. Tasavvuf ve sanat alanları birbirinden ayrılmaz bir bütündür ve birbirlerine yönelik etkileşimleri sürekli devam etmektedir. Tarihte olduğu gibi günümüzde de tasavvufi düşünceleri sanat eserlerinde görmek mümkündür ve bu estetik açıdan büyük bir zenginlik kazandırır. Tasavvufla ilişkisi bulunan diğer bir alan ise hüsn-i hat sanatıdır. Bu iki alan güzellik ve estetiğin izini sürerken birbirini tamamlayan iki unsurdur, tasavvufun mânevî boyutunu da yansıtır. Hat sanatı uzun süren, sabır gerektiren zorlu bir yoldur. Kendine has usûl ve kaidelerle hoca-talebe ilişkisi içerisinde öğrenilir. Hüsn-i hat öğrenmek için mutlaka bir hoca gereklidir. Tasavvufla ilişkisine baktığımızda tasavvuf da bir çile yoludur. Bu çileyi çekmeden kâmil insan mertebesine ulaşmak mümkün olmaz. Tasavvuf insana sabrı ve teslim olmayı öğretir. Hat sanatı da tıpkı tasavvuf gibidir. Üstad ve şeyh olmadan nasıl tasavvufta ilerlemek mümkün olmazsa, hat sanatında da hoca olmadan ilerleme kaydedilemez. Buradan hareketle söz konusu çalışmamızda önce tasavvufun sanat ve hüsn-i hatla olan ilişkisini ortaya konulmuş, ardından Müstakimzâde Süleyman Sa'deddin Efendi'nin Tuhfe-i Hattatîn adlı eserinde yer alan sûfî hattatlar tanıtılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İbn Âşur'un düşüncesinde kadın tasavvuru

    Recep Yıldız

    Bu çalışma, modern dönemin önde gelen İslâm âlimlerinden Muhammed Tâhir İbn Âşûr'un özgürlük anlayışı ile kadının yaratılışı, aklî kapasitesi ve toplumsal konumuna dair görüşlerini incelemektedir. Tezin temel amacı, İbn Âşûr'un Kur'an merkezli ve makâsıd odaklı yaklaşımı çerçevesinde bu konulara nasıl bir yorum getirdiğini ortaya koymaktır. İbn Âşûr'un özgürlük anlayışı incelenmiş; onun insan özgürlüğünü, şeriatın nihai hedeflerinden biri olarak gördüğü tespit edilmiştir. Ona göre özgürlük, yalnızca bireysel tercihlerin serbestliği değil, aynı zamanda insanın düşünsel ve toplumsal gelişimini sağlayan temel bir ilkedir. Kadının yaratılışı meselesi ele alınmış; İbn Âşûr'un, Hz. Havvâ'nın Hz. Âdem'den yaratıldığını ancak bu yaklaşımıyla kadın-erkek arasında yaratılış temelli bir üstünlük ilişkisini reddettiği gösterilmiştir. Kadının aklî kapasitesine ilişkin geleneksel yorumlar eleştirel biçimde değerlendirilmiş; İbn Âşûr'un bu görüşlerin tarihsel ve sosyo-kültürel şartlardan kaynaklandığını, Kur'an'ın kadının aklî melekeleri hakkında olumsuz bir yargı taşımadığını vurguladığı ortaya konmuştur. Son olarak, kadının toplumsal konumu üzerine İbn Âşûr'un klasik anlayışlardan ayrılarak kadının kamusal alana katılımını desteklediği, bu görüşünün de şeriatın maksatlarıyla uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. İbn Âşûr'un bu dört başlıkta geliştirdiği görüşler, hem klasik tefsir mirasını yeniden yorumlamaya hem de çağdaş İslam düşüncesine katkı sunmaya yönelik önemli bir çabadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    OECD ülkelerinin sağlık performans göstergelerinin çok kriterli karar verme yöntemleriyle karşılaştırmalı analizi

    Safiye Duranoğlu

    Sağlık hizmetleri sunan kurum ve kuruluşların sağlık performanslarının iyileştirilmesi, hem ülke yöneticileri için güç ve başarı göstergesi olmakta hem de vatandaşlarının sağlıklı yaşaması ve refah seviyelerinin artması için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkelerin sağlık performansını belirli sağlık göstergeleri açısından sıralamak ve bu sıralamaları değerlendirmektir. Araştırmada ÇKKV Yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışmada kriter ağırlıklarının hesaplanmasında CRITIC ve ENTROPY yöntemleri, ülkelerin sıralamasının belirlenmesinde ise CoCoSo, PROMETHEE ve COPRAS yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada yer alan sağlık göstergelerine ait veriler 2021 yılı OECD ve Dünya Bankası veri tabanından elde edilmiştir. Çalışmada OECD'ye üye 36 ülke; doğumda beklenen yaşam süresi, toplam sağlık harcamaları (ABD doları/kişi), 1000 nüfus başına çalışan hemşire sayısı, 1000 nüfus başına çalışan doktor sayısı, 5 yaş altı ölüm oranı (1000 canlı doğumda), toplam sağlık harcamalarının GSYİH içindeki % payı, bebek ölüm hızı (1000 canlı doğum başına) ve toplam doğurganlık oranı gibi kriterlerin ele alınmasıyla sıralanmıştır. Çalışma sonucunda Norveç, Finlandiya, İsviçre, İsveç, Japonya ve İzlanda en iyi performansa sahip ülkeler arasında yer alırken, Slovak Cumhuriyeti, Şili, Meksika, Türkiye ve Kolombiya ise en kötü performansa sahip ülkeler arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: ÇKKV, OECD ülkeleri, Sağlık göstergeleri, Sağlık performansı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Borsa İstanbul'da kayıtlı çimento işletmelerinin finansal performans analizi üzerine bir uygulama

    Said Abdullah Shırzadı

    İnsanlık tarih boyunca, hayatta kalmak için su ve gıdanın ardından en çok barınmaya ihtiyaç bilinmektedir. Barınma evrim süreci, insanların yaşam alanlarının mağaralardan lüks binalara kadar dönüştüğünü bu konunun önemini göstermektedir. Günümüzde sudan sonra, çimento barınma ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda insan tarafından kullanılan en yaygın olduğu bilinmektedir. Yıllık 4 milyar ton üretim ile bu alana büyük yatırım yapılmaktadır. Türkiye, bu sektörün önde gelen oyuncularından biri ve en büyük kullanıcıları, üreticileri ve ihracatçılardan olarak büyük bir sermaye bu endüstri üzerinde harcamıştır. Çimento üreten şirketler artık İstanbul Borsası'nda kayıtlanmış ve herkes bu büyük şirketlerin hisselerini alabildiği bilinmektedir. Bu nedenle bu şirketlerin finansal performansı hem hissedarlar hem de Türkiye geneli için büyük bir öneme sahiptir. Bu çalışmada, bu şirketlerin 2019, 2020 ve 2021 yıllarındaki finansal performanslarını analiz etmeye çalışılmaktadır. Bu analizde kullanılan veriler, Bursa İstanbul internet sitesinden elde edilmiştir. Kriterlerin ağırlıklarını belirlerken ENTROPİ yöntemi kullanılmış, şirketlerin sıralaması ise TOPSIS ve VİCOR yöntemleri ile yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Maden kapanmasında sosyal etki değerlendirmesi: Gümüşhane ilinde bir araştırma

    Işıl Esra Pınarbaşı

    Madencilik sektörü, modern yaşamın sürdürülebilirliği için gerekli hammaddeleri sağlamada kritik bir role sahiptir. Ancak bu süreç, yalnızca ekonomik katkılarla sınırlı kalmayıp çevresel ve sosyal boyutlarıyla da çok yönlü etkiler doğurmaktadır. Özellikle maden sahalarının açılması ve kapatılması aşamaları, yerel halk üzerinde kalıcı etkiler bırakabilmektedir. Bu bağlamda çalışma, uzun yıllardır madenciliğin sürdüğü ve gelecekte de sürmesi muhtemel olan Gümüşhane ilinde, maden kapanmalarının yerel halk üzerindeki sosyal etkilerini Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) yaklaşımıyla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Nitekim bölgede bulunan üç maden sahasından ikisinin yakın zamanda kapatılmış olması, bu etkilerin daha görünür hale gelmesine neden olmuştur. Araştırma kapsamında, öncelikle Gümüşhane'deki madencilik sektörü paydaşları tanımlanarak gruplandırılmıştır. Ardından bu paydaşlarla gerçekleştirilen yüz yüze mülakatlardan elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, maden kapanmalarının işsizlik, göç ve toplumsal huzursuzluk gibi çeşitli sosyal etkilere yol açtığını göstermektedir. Ayrıca, maden kapanma süreçlerinin yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda çevresel bozulmalarla birleşerek sosyal etkileri daha da derinleştirdiği belirlenmiştir. Sürece ilişkin karar alma mekanizmalarında yerel paydaşlara yeterince yer verilmemesi, halkın kapanma süreci hakkında yeterli bilgiye sahip olamamasına neden olmuş; bu durum ise toplumsal düzeyde sürece karşı ilgisizlik ve duyarsızlık oluşmasına yol açmıştır. Çalışmanın sonuçları, madencilik faaliyetlerinin sonlandırılmasına yönelik süreçlerin, sosyal etkileri önceden dikkate alacak biçimde planlanması ve yerel halkın katılımının kurumsal yapılarla desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Türkiye'de havalimanı yönetimi mevcut durumu, sorunlar ve gelecekteki yönler

    Ahmet Koray Kayalar

    Çalışma, Türkiye bağlamında havalimanı yönetimini üç temel mülkiyet modeli ekseninde havacılık altyapılarının idari, işletimsel ve stratejik zorlukları arasındaki karşılıklı etkileşimlerini karşılaştırmalı bir perspektiften ele alarak derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır ve teorik temeli, kurumsal ekonomi kuramı, çağdaş kamu yönetimi paradigmaları ve stratejik yönetim disiplinlerinin kavramsal birleşiminden oluşmaktadır. Bu entegre analitik çerçeve, havalimanlarının bir yandan kamusal hizmet sağlayıcısı, diğer yandan ticari işletme olma ikili kimliğini kritik bir yaklaşımla irdelemektedir. Küresel ekonomik sistemdeki neoliberal dönüşümler ve özelleştirme politikaları, Türkiye'deki havalimanı yönetim yapılarını belirgin biçimde şekillendirmektedir. Bu bağlamda araştırma, söz konusu dönüşümlerin havacılık altyapılarının yönetsel paradigmalarına etkilerini mercek altına almaktadır ve araştırmanın akademik literatüre özgün katkı sunmasının yanı sıra, politika yapıcılar, sektör düzenleyicileri ve havalimanı işletmecileri için kanıta dayalı stratejik yönlendirmeler sağlaması hedeflenmektedir. Böylece havalimanı yönetimine ilişkin hem teorik çerçevenin zenginleştirilmesine hem de uygulamaya yönelik optimum stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Araştırmada, nitel yöntemler kapsamında sistematik delphi tekniğini kullanarak uzman görüşlerine dayalı bir uzlaşma oluşturmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda farklı mülkiyet ve işletim yapısına sahip havalimanlarının yönetim kademelerinde görev yapan uzmanlardan ve akademisyenlerden oluşan katılımcı havuzuna, çok aşamalı delphi anketleri uygulanarak yapılandırılmış sorularla uzmanlar arasında görüş birliği düzeyi analiz edilmiştir. Havalimanları için stratifikasyon yapılarak örnekleme çeşitlendirilmiş ve her kategoriden temsilci katılımı sağlanmıştır. Bu sayede farklı yönetim modellerinin kendine özgü sorunları derinlemesine incelenebilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Türkiye'nin havalimanı yönetim kapasitesinin güçlendirilmesi ve küresel rekabet ortamında daha etkin bir konumlandırma için bütünsel bir yol haritası sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Acil sağlık hizmetlerinin sunumuna ilişkin sorunların derlenmesi ve Erzincan ili örneğinde Best-Worst yöntemi ile önceliklendirilmesi

    Seda Nur Adaşıroğlu

    Acil sağlık hizmetleri, sağlığına kavuşmayı bekleyen hastalara ilk müdahaleyi yapmak için oluşturulmuş kurumdur. Acil sağlık hizmetlerinin ülke genelinde her koşula uygun olarak sağlanması planlanmıştır. Bu sebeple Türkiye'de sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği, toplum sağlığı ve kamu politikaları açısından büyük bir öneme sahiptir. Erişilebilir sağlık hizmetleri, hastalıkların erken teşhis edilmesi, acil durumların etkili bir şekilde yönetilmesi ve toplumsal eşitsizliklerin ortadan kaldırılması açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle acil sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği, acil durumların hızlı müdahale ve hastaların zamanında yardım almasını sağlar. Bu hastaların hayatlarının kurtarılmasında ve sağlık sonuçlarının iyileştirilmesinde önemli bir yere sahip olmaktadır. Aynı zamanda sağlık hizmetlerinin eşit bir şekilde tüm bölgele-re yayılması, toplumsal eşitsizliği azaltır ve toplumun genel sağlığını iyileştirir. Dolayısıyla acil sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğinin düzenli olarak değerlendirmeye alınması ve bu konuda iyileştirmeler yapılması toplumun sağlığını korumak ve geliştirmek adına atılabilecek büyük bir adıma sahiptir. Yapılan çalışmada, kriter ağırlıklandırmayı sağlayan Best-Worst Metodu kullanılmış olup sonuçlar analiz edilerek acil sağlık hizmetleri kapsamında kriter sıralama-sına göre yaşanan sorunların önceliklendirileceği ve ortaya çıkan sonuçlar dahilinde değerlendirilmesi konu edilmiştir. Çalışma sonucunda, belirlenen öncelik sıralaması içsel sorunlarda; ekipman ve araç eksiklikleri, iletişim problemleri, eğitim ve uzmanlık sorunları, bakım ve onarım, kurumlar arası iş birliği eksikliği, finansal kısıtlamalar, teknolojik yetersizlikler, personel yetersizliği, yasal, idari ve standart eksiklikleri olarak sıralanmıştır. Dışsal sorunlarda ise, halkın bilinç düzeyinin yetersiz olması, dil ve iletişim engelleri, güvenlik riskleri, trafik yoğunluğu, coğrafi ve ulaşım zorlukları olarak sıralanmıştır yaşanan bu sorunların iyileştirilmesi için devlet ve halk arasında uyumlu ilişiler kurulması, devlet iç sorunlarda personele eğitim ve destekleme çalışmalarında bulunursa yaşanan sorunların minimum seviyeye düşeceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi nekty01532 numarada kayıtlı Mecmua-i Eş'ar isimli şiir mecmuası (1b-80b) çeviriyazılı, tenkitli metin ve MESTAP'a göre tasnifi

    Hafize Ebru Aydurmuş

    ÖZET Klasik Türk edebiyatının en önemli kaynakları arasında yer alan mecmualar, edebî metinlerin tespiti ve değerlendirilmesinde büyük rol oynar. Mecmualar, genellikle derleyicinin zevkine göre oluşturulan, farklı şairlere ait şiirlerin toplandığı yazmalardır. Derleyici ve derleme tarihi çoğunlukla bilinmez; buna rağmen mecmualar, dönemin edebî beğenisini yansıtması açısından oldukça değerlidir. Sadece tanınmış şairler ve onların şiirlerini değil, tezkirelerde ve edebiyat tarihlerinde adı geçmeyen isimlere ve onların eserlerini de içinde barındıran mecmualar bu yönüyle Türk edebiyatı tarihi açısından divanlar ve tezkirelerle birlikte en kıymetli kaynaklar arasında kendilerine yer bulurlar. Bu çalışmada, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde nekty01532 numarayla kayıtlı Mecmua-i Eş'ar isimli mecmuanın (1b-80b) kısmı incelenmiştir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; mecmuanın tanıtımı yapılmıştır. Bu bölümde mecmuanın tavsifi, genel ve fiziki özellikleri, mecmuanın barındırdığı şiirlerin hangi şairlere ait olduğu ve şairlerin hangi yüzyıl aralığında yaşadıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde; MESTAP tablosuna yer verilmiş olup mecmua içerisinde yer alan şairler ve şiirleri (MESTAP) tablosuna uygun olarak düzenlenmiştir. Üçüncü bölümde ise çeviriyazılı metnine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk edebiyatı, Mecmua, MESTAP, Şair, Şiir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yapay zekâ sistemlerinde bilinç sorunu

    Doğukan Yurdagel

    Bu çalışma, yapay zekâ sistemlerinde bilincin ortaya çıkma olasılığını felsefi, teknik ve toplumsal boyutlarıyla incelemektedir. Yapay zekâ; insan zekâsını taklit eden, öğrenme ve problem çözme yeteneklerine sahip sistemler olarak tanımlanır. Tarihsel olarak El-Cezeri'den Turing'e kadar birçok öncünün katkılarıyla günümüz yapay zekâ temelleri atılmıştır. Bilinç tartışmaları Turing Testi ve Çince Odası gibi düşünce deneyleri üzerinden ele alınırken, bazı yaklaşımlar makinelerin bilinç kazanabileceğini savunmakta; bazıları ise anlamdan ve öznellikten yoksun olduklarını öne sürmektedir. Çalışma, doğal dil işleme, makine öğrenmesi gibi teknik uygulamaların yanı sıra etik, veri gizliliği ve istihdam gibi toplumsal etkileri de kapsamaktadır. Gelecekteki gelişmelerin insan-makine etkileşimini dönüştüreceği öngörülürken, bilinç meselesinin çok disiplinli bir yaklaşımla ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor yöneticiliği bölümü öğrencilerinin kariyer farkındalıkları ile etkili iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Yunus İlhan

    Araştırmanın amacı, Spor Yöneticiliği Bölümünde öğrenim gören öğrencilerin kariyer farkındalıkları ile etkili iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama kullanılmıştır. Çalışma, 2023- 2024 Eğitim Öğretim Yılında, Gümüşhane Üniversitesi Spor Yöneticiliği Bölümünde öğrenimlerini sürdüren 240 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak, Yaşar ve Sunay (2019) tarafından geliştirilen Kariyer Farkındalığı Ölçeği (KFÖ) ile Buluş, Atan ve Sarıkaya (2016) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS (v22.0) programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik bilgilere ve alt boyutlarına göre incelemeler yapılmış çeşitli farklılaşmalar gözlenmiştir. Katılımcıların kariyer farkındalık düzeyleri ile etkili iletişim becerilerini kullanma düzeyleri arasında anlamlı pozitif doğrusal ilişki olduğu tespit edilmiştir. (p<0.05) Belirli demografik özelliklerin kariyer farkındalıklarını etkilediği, bazı özelliklerin ise etkilemediği görülmektedir. Etkili iletişim becerilerinin ise, ailenin yaşadığı yer, aylık gelir, iyi bir kariyer cümlesindeki öncelikleri etkili iletişim becerilerini etkilemektedir. Bunun yanında, bazı demografik özelliklerin ise etkili iletişim becerilerini etkilemediği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında araştırmaya katılan öğrencilerin kariyer farkındalık ve etkili iletişim becerisine sahip olduğu söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Ahmed Saib Bey'in "Târih-i Sultan Murad-ı Hâmis" adlı eserinin transkripsiyon ve değerlendirilmesi

    Ayşe Aktürk

    Osmanlı Devleti'nin son yüzyılı olarak nitelendirilen XIX. yüzyıl, birçok siyasi ve toplumsal gelişmeye sahne olmuştur. Bu yüzyıl, özellikle 1876 yılı (H. 1293), üç padişahın görev yaptığı yıl olması nedeniyle "Üç Padişahlı Yıl" olarak anılmakta ve tarihsel açıdan dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın odak noktası, yalnızca 93 gün tahtta kalan ancak cülûs ve hal' süreciyle tarihçilerin ilgisini çeken Sultan V. Murad'dır. Tıpkı amcası Sultan Abdülaziz gibi hal' yoluyla tahta çıkan ve aynı şekilde tahttan indirilen Sultan V. Murad'ın kısa süreli saltanat dönemi, sansür uygulamalarının etkisiyle yeterince belgelenememiş ve akademik anlamda sınırlı ölçüde ele alınabilmiştir. Bu çalışmanın amacı, bu döneme bizzat tanıklık eden Ahmed Saib Bey'in kaleme aldığı "Tarih-i Sultan Murad-ı Hamis" adlı eserin transkripsiyonunu yapmak ve kapsamlı bir değerlendirme ile literatüre kazandırmaktır. Eser, V. Murad dönemine dair birincil kaynak niteliği taşımasına rağmen bugüne kadar detaylı bir incelemeye konu olmamıştır. Dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde Ahmed Saib Bey'in hayatı ve eserleri tanıtılmış, ikinci bölümde tarih anlayışı ve üslubu analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde eser içerik bakımından değerlendirilmiş, dördüncü bölümde ise transkripsiyonlu metne yer verilmiştir. Bu sayede eser, akademik dünyaya kazandırılmış ve araştırmacıların erişimine sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kulüp sporcularının inovasyonel çalışma eğilimleri ve örgütsel körlük düzeyleri: Sporcuların bakış açısı

    Büşra Uyar Şafak

    Araştırmanın amacı sporcuların bakış açısından spor kulüplerinin inovasyona yönelik eğilimleri ve örgütsel körlük düzeylerini incelemesidir. Çalışmada katılımcılara Kanario (2017) tarafından geliştirilen Demir, Sertbaş ve Sivrikaya (2020) Türkçe'ye uyarlanan "Sporda İnovasyon Ölçeği" ve Aytemiz Seymen vd. (2016) tarafından geliştirilen "İşletme Körlük Ölçeği" uygulanmıştır. Çalışma Gümüşhane ilinde bulunan futbol, hentbol, voleybol ve halk oyunları sporcularının katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel araştırma yöntemlerinden olan anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi için IBM SPSS 2021.0 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sporcuların demografik özelliklerine ilişkin bulgular için frekans ve yüzde; sürekli değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilks testi ile, ikiden fazla katagorik değişkenlerde Kruskal Wallis non-parametrik varyans analizine başvurulmuştur. İkili karşılaştırmalarda Bonferroni düzeltmesi yapılmıştır. İki gruplu değişkenlerde Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Ölçek puanlarının kendi aralarında yapılan korelasyon analizinde spearman non-parametrik korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre kulüplerde spor inovasyonu puanı ile örgütsel körlük ölçeği toplam puanı arasında yüksek düzeyde, ters yönlü ilişki tespit edilmiştir (r=-0.610; p<0.001). Kulüplerde sporda inovasyon arttıkça, örgütsel körlük düzeyi azalmaktadır (r=-0.621; p<0.001). Genel olarak araştırma sonuçları değerlendirildiğinde kulüplerde spor inovasyonu puanı ile örgütsel körlük ölçeği toplam puanı arasında yüksek düzeyde, negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırma verileri yenilikçi çalışmaların örgütsel körlük üzerinde doğrudan etkili olduğunu ve inovasyon seviyesinin yükselmesiyle birlikte körleşme düzeyinin belirgin şekilde azaldığını ortaya koymaktadır.