Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kopenhag Okulu çerçevesinde iklim değişikliğinin güvenlikleştirilmesi

    Adem Yılmaz

    Küresel sıcaklık artışı; çevresel etkileri, şiddeti ve medeniyet üzerindeki potansiyel tehditleriyle 2000'li yılların en önemli tartışma konularından biri haline gelmiştir. Bu sorunun insan varlığını ve gelişimini riske atma olasılığı, birçok ülkenin iklim değişikliğini varoluşsal bir tehdit olarak tanımasına ve güvenlik meselesi olarak ele almasına neden olmuştur. Bu çalışma, Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme kavramı üzerinden, iklim değişikliğinin güvenlik bağlamında nasıl ele alındığını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma küresel durumu, tarihsel-politik bağlamı ve uluslararası ilişkiler teorilerini kullanarak, ilgili konuşmalar ve belgelerle birlikte medya üretimlerini de analiz etmektedir. Geleneksel güvenlik perspektifleri ile genişletilmiş güvenlik anlayışları arasındaki paralellikler üzerinden, uluslararası toplumun iklim değişikliğini güvenlikleştirmeye iten nedenler, kullanılan söylemler ve bu yaklaşımların sonuçları tartışılacaktır. Ayrıca, önleyici ve iş birlikçi politikaların yanı sıra, acil önlemler gerektiren güvenlik temelli yaklaşımlar arasındaki uygun rasyonalitenin belirlenmesi hedeflenmektedir. Bu analiz, iklim değişikliğine karşı en etkili ve sürdürülebilir çözüm yollarını bulmak için gerekli stratejik düşüncelere katkı sağlayacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra Hatay'da yaşayan depremzedelerin yer bağlılığı

    Merve Fakıoğlu

    Yer bağlılığı, bireylerin yaşadıkları mekâna duydukları aidiyet ve bağlılık hissi olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlılığın afetler sonrasında nasıl şekillendiği önemli bir araştırma konusu olarak öne çıkmaktadır. Depremlerin ekonomik, çevresel ve fiziksel olarak zarar verdiği şehirlerde yaşayan insanlar farklı sebeplerle daha güvenli ve rahat yerlere taşınmak istemeyebilirler. Yıkıcı depremlerden sonra insanların yer bağlılığını etkileyen faktörleri araştırmak sürdürülebilir toplum ve kültürlerin oluşturulmasını sağlayacaktır. Bu çalışma 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden Hatay'da deprem tecrübesi, hazırlık, sürdürülebilirlik, sosyal destek, güvenlik, fahiş fiyat, şehirden memnuniyet, özyeterlik ve risk algısının depremzelerin yer bağlılığı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Veriler depremlerden bir yıl sonra Hatay ilinin Antakya bölgesinde 453 depremzeden anket yöntemi ile toplanmıştır. Onbir tane sıralı lojistik regresyon ile yer bağlılığını etkileyen faktörlerin gücü ve yönü ortaya çıkarılmıştır. Sonuç olarak, depremler yüzünden yaralananların, akrabası ölenlerin, tahliye olmayanların, enkaz çalışmalarından rahatsız olmayanların yer bağlılığı daha yüksektir. Hatay'ın sürüdürlebilirliğini düşünmek ve şehirden memnuniyet depremzelerin yer bağlılığını artırmaktadır. Ayrıca, kadınların, Antakya'da daha uzun süre yaşayanların ve yakınlarından sosyal destek alanların yer bağlılığı daha yüksektir. Bu çalışmanın afetlerin etkilediği bölgede insanların yer bağlılığını artırmak için strateji geliştiren yöneticilere, afet uzmanlarına ve sivil toplum kuruluşlarına rehberlik etmesi beklenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Oruçla ilgili uydurma rivayetlerin sened ve metin tahlili (İbnü'l-Cevzî'nin el-Mevzû'ât'ı özelinde)

    Fethullah Latifoğlu

    Bu araştırmada İbnü'l Cevzî'nin el-Mevzû'ât' adlı eserinin "Kitâbu's-Sıyâm" bölümünde geçen uydurma hadisler sened ve metin yönünden ele alınmıştır. Çalışmamıza başlarken birinci bölümde, mevzû kavramı tanıtılarak uydurma rivayetlerin tarihi süreci, hadis uydurma şekilleri ve hadis uydurma sebeplerine değinilmiştir. Ardından araştırmamıza konu olan el-Mevzû'ât ve müellifi İbnü'l Cevzî tanıtılmıştır. Birinci bölümün sonunda oruç ibadeti hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Araştırmamızın ikinci bölümünde el-Mevzû'ât'ın, oruç ibadeti ile ilgili olan "Kitâbu's-Sıyâm" bölümünde geçen rivayetler ele alınmıştır. Bu rivayetler, literatür kaynaklarından faydalanılarak sened ve metin yönünden tahlil edilmiştir. Münekkitlerce rivayetlere yöneltilen eleştirilere de yer verilerek hadislerin sonunda değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç bölümünde, ilgili hadislerin sened ve metin tahlilinden elde edilen bulgular açıklanıp değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İbn Kayyim el-Cevziyye'ye göre bir hadisin mevzû olduğunu gösteren genel kurallar -el-Menârü'l-Münîf adlı eseri özelinde

    Abdullah Souda

    Bu çalışma, İbn Kayyim el-Cevziyye'nin (ö. 751/1350) hadiste metni tenkidine dair sistematik kurallar geliştirdiği el-Menârü'l-Münîf fi's-Sahîh ve'd-Daîf adlı eserini merkeze alarak, uydurma hadislerin tespiti ve sınıflandırılması için metodolojik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. İbn Kayyim'in eseri, sened tenkidi gibi karmaşık disiplinlere girmeden metin bazlı analize imkân veren öncü kaynaklardan biri olarak değerlendirilmektedir. Çalışma, öncelikle müellifin biyografisi, ilmî şahsiyeti ve hocası İbn Teymiyye (ö. 728/1328) ile ilişkisini sosyopolitik bağlamda inceleyerek onun bağımsız bir âlim kimliğini ortaya koyar. Araştırmada ayrıca uydurma hadislerin tarihsel kökenleri, erken dönem siyasî krizlerle (Hz. Osman ve Hüseyin'in şehadeti gibi) ilişkilendirilerek, bu olayların hadis uydurma faaliyetlerini nasıl tetiklediği analiz edilmiştir. Metin tenkidi ilminin tanımı, tarihsel evrimi ve İslâm âlimlerinin bu alana katkıları vurgulanarak, oryantalistlerin "sadece sened tenkidi yapıldığı" iddiası çürütülmüştür. el-Menârü'l-Münîf'in metodolojik analizi, İbn Kayyim'in metin tenkidine dair dört kategoride kural geliştirdiğini göstermektedir: 1) Kavramsal tanımlar, 2) Açık kurallar, 3) İma yoluyla çıkarılan ilkeler, 4) Eleştirilen kurallar. Bu sınıflandırma, hadislerin sahih-zayıf ayrımında kullanılabilecek pratik bir rehber niteliğindedir. Çalışma, özellikle hadis ilmi uzmanı olmayan araştırmacılar ve genel okuyucu kitlesi için erişilebilir bir kaynak sunmayı hedeflemekte, böylece uydurma rivayetlerin ayıklanmasına katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Hadis, İbn Kayyim el-Cevziyye, Metin tenkidi, Mevzû hadis, el-Menârü'l-Münîf.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Reklamda yapay zeka kullanımı ve reklamcılıkta dönüşümü

    Gamze Gök

    Bu çalışmada reklamcılık alanında yapay zeka teknolojilerinin kullanımı ve bunun sektördeki dönüşümü incelenmiştir. Yapay zeka reklamcılık süreçlerinde veri analizi, hedefleme, kişiselleştirme ve optimizasyon gibi alanlarda önemli bir rol oynamaktadır. Günümüzde yapay zeka destekli reklamlar, reklam ajansları ve markalar için büyük fırsatlar sunmakta ve reklamın etkinliğini artırmaktadır. Yapay zeka teknolojileri, büyük veri analizleriyle tüketicilerin davranışlarını daha iyi anlamayı ve reklam mesajlarını hedef kitleye özelleştirmeyi sağlamaktadır. Ancak, etik kullanım ve veri gizliliği gibi konular da önemli birer tartışma noktası oluşturmaktadır. Reklamcılar, yapay zeka teknolojilerini etik kurallar çerçevesinde ve tüketicilerin güvenliğini ön planda tutarak kullanmalıdır. Gelecekte, reklamcılık sektöründe yapay zeka destekli reklamcılık uygulamalarının daha da yaygınlaşması beklenmektedir. Bu süreçte reklamcılar teknolojinin sunduğu imkanları en iyi şekilde değerlendirerek yenilikçi ve etkili reklam stratejileri geliştirmeye devam edeceklerdir. Ancak, insan yaratıcılığının ve stratejik düşüncenin yapay zeka ile birleştirilmesi gerekecektir. Sonuç olarak yapay zeka teknolojilerinin reklamcılıkta kullanımı sektörde önemli bir dönüşüm yaratmakta ve reklam ajansları ile markalar arasında rekabet avantajı sağlamaktadır. Öte yandan bu teknolojilerin doğru ve etik bir şekilde kullanılması, hem tüketicilerin hem de reklamcılık profesyonellerinin uzun vadeli başarısı için kritik öneme sahiptir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Farklı bitkilerden yeşil sentez ile elde edilen metal nanoparçacıkların gıda patojenlerinin kontrolü üzerindeki potansiyel etkilerinin araştırılması

    Nurdan Sandalcı

    Hızla gelişen, değişen ve nüfusu artan dünyada her alanda yaşanan sorunlara karşı alternatif çözümler aranmaktadır. Nanoteknoloji alanında yaşanan gelişmeler ''Nanoparçacıklar gıda güvenliği için de kullanılabilir mi?'' sorusunu akla getirmektedir. Özellikle yeşil sentez yoluyla elde edilen doğa dostu nanoparçacıkların etkileri merak konusu olmuştur. Çalışmada mevcutta bulunan, karayemiş, karabuğday, siyah çay ve yeşil çay gibi farklı bitkisel kaynaklardan yeşil sentez yöntemiyle elde edilmiş metal nanoparçacıkların, seçtiğimiz 6 bakteriye (Escherichia coli, Bacillus cereus, Staphylococcus aureus, Salmonella enterica subsp. Enterica serovar Enteritidis, Listeria monocytogenes, Escherichia coli O157:H7 ) karşı etkisi gözlemlendi. Bunun için disk difüzyon yöntemi, minimum inhibisyon konsantrasyonu, minimum bakterisidal konsantrasyon ve bakteriyel büyümenin inhibisyonu analizleri çalışıldı. Bazı metal nanoparçacıklar bazı bakterilerde etkisiz kalırken bazıları ise gıda güvenliğini tehdit eden patojen mikroorganizmalar üzerinde güçlü etki gösterdi. Farklı kaynaklardan elde edilen gümüş nanopartiküller diğerlerine kıyasla yüksek antimikrobiyal etki gösterdi. Salmonella kolonilerinin büyümelerini inhibe etmek için Selvi karayemişten üretilen bakır nanoparçacık için 3.02 µg/mL, demir nanoparçacık için 2.92 µg/mL, gümüş nanoparçacık için 0.05 µg/mL konsantrasyonun yeterli olduğu görülmüştür. Gümüş nanopartiküller kadar gümüş ile diğer metal nanopartiküllerin eşit oranda tartılıp hazırlandığı karışımlar da güçlü antimikrobiyal özellik gösterdi. S. aureus bakterisini öldürmek için yaban kara yemiş demir nanopartikülden 5.92 µg/mL, bakır nanopartikülden 5.94 µg/mL, gümüş-demir nanopartikül karışımından 0.09 µg/mL ve gümüş nanopartikülden 0.04 µg/mL konsantrasyon gerekmiştir. Analiz sonuçlarında yeşil çay ekstraktının da küçümsenmeyecek derecede antimikrobiyal potansiyel taşıdığı görüldü. Yapılan çalışmalar ve toplanan verilerle geleceğe kaynak sağlamak amaçlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bulut kent bilgi sistemi`nin yerel yönetim uygulamaları: Malatya Büyükşehir Belediyesi örneği

    İnan Doğan

    Bu çalışma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından geliştirilen Bulut Kent Bilgi Sistemi'nin (BKBS) yerel yönetimlerdeki uygulanabilirliğini Malatya Büyükşehir Belediyesi örneği üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. BKBS, konumsal veri yönetimi alanında bütünleşik çözümler sunarak, belediye hizmetlerinin dijital dönüşümünü destekleyen ve Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi (TUCBS) standartlarına uyumlu bir platformdur. Araştırmada, modül bazlı uygulama yaklaşımı benimsenmiş; ilgili veri setleri üzerinden format dönüşümü, öznitelik uyumu, geometrik doğruluk, konumsal veri kalitesi, meta veri kalitesi, TUCBS eşleşmeleri, sistem entegrasyonu ve web servisleriyle güncelleme süreçleri test edilmiştir. Bu kapsamda, saha kontrolü, veri temizliği ve entegrasyon çalışmaları yürütülmüştür. Verilerin büyük bir kısmında güncellik, meta veri eksikliği ve topolojik hatalar belirlenmiş; sistemin sürdürülebilirliği için düzenli bir konumsal veri yönetimi kapasitesine ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, BKBS'nin teknik olarak kapsamlı ve idari olarak işlevsel bir sistem olduğunu, ancak başarılı bir uygulama için standartlara uyum, kurumsal koordinasyon, nitelikli personel, güçlü altyapı ve sürekli veri yönetimi gibi temel koşulların sağlanması gerektiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, BKBS'nin yerel düzeyde etkin biçimde uygulanabilmesi için yalnızca yazılım temelli bir yaklaşım yeterli olmayıp; kapsamlı bir veri politikası, güncelliği sağlanan içerikler, sürdürülebilir yönetim süreçleri ve TUCBS standartlarıyla tam uyum gerekmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Doğa durumundan sivil topluma Rousseau'da özgürlük sorunu

    Gamze Karaçavuş

    Jean-Jacques Rousseau, siyaset ve toplum felsefesini bir sözleşme fikri üzerinden temellendirirken, insanın gerçek doğasını kavrayabilmek için sivil toplum öncesine, yani doğa durumu tasarımına başvurmuştur. Ona göre, doğa durumunda insan özgür ve eşittir; kendi kendine yeten, doğanın sunduklarıyla yetinebilen, korku ve kaygıdan uzak bir varlıktır. Doğuştan eşit olan insanlar, bu eşitlik sayesinde merhametli olup birbirleriyle mücadele etmemektedir. Rousseau, insanı doğal olarak iyi bir varlık olarak görür ve sözleşme öncesindeki doğa durumunu, bireyin kendi varlığını korurken başkalarına en az zarar verdiği, barışa ve insan türünün varlığına en uygun koşullara sahip bir dönem olarak tanımlar. Ancak, özgür ve eşit doğan insanı bencil ve kötü bir varlığa dönüştüren şey, toplumun kendisidir. Rousseau'nun ifadesiyle, "Her şey Tanrı'nın elinden çıktığında iyidir, insanoğlunun elinde bozulur." Toplumu insanın yarattığı bir yapı olarak gören Rousseau, Hobbes'un doğal insan için betimlediği açgözlülük ve bencillik gibi eğilimlerin doğa durumundaki insanı değil, uygar insanı nitelediğini savunur. Doğa durumuna ilişkin optimist bir bakış açısına sahip olan Rousseau, doğa haline dönüşün artık mümkün olmadığı bir dünyada, toplum sözleşmesi yoluyla bireyin doğal haklarını koruma ve güvence altına alma arayışını dile getirir. Bu bağlamda, Rousseau'nun 'özgürlük ideali', bireyin doğuştan sahip olduğu özgürlüğün, toplum içinde adil ve ortak iradeye dayalı bir düzen çerçevesinde yeniden inşasını öngörür. Bu çalışmada, doğa durumuna geri dönemeyen insanın, Rousseau'nun düşüncesinde nasıl yeniden özgür bir varlığa dönüşebileceği ele alınacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yenilenebilir enerji tüketimi ve çevre ilişkisi: Yeni sanayileşen ülkeler örneği

    Ebru Diktaş

    Son yıllarda çevresel sorunların artması ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı giderek önem kazanmıştır. Bu çalışma, yenilenebilir enerji tüketiminin çevresel ilişki boyutunu incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, 2000-2021 yılları arasında 10 yeni sanayileşmiş ülke örnek alınarak ekolojik ayak izi, yenilenebilir enerji tüketimi, doğrudan yabancı yatırımlar ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Çalışmada ekonometri yöntemlerinden panel veri analizi, özellikle Pesaran CADF, Breusch-Pagan LM testi, Homojenlik testi, Westerlund eşbütünleşme testi ve Rassal Katsayılar Modeli kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda bulgular olarak; yenilenebilir enerji tüketiminin ekolojik ayak izini azalttığı ancak ekonomik büyümenin ekolojik ayak izini artırdığını ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar, çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Çevresel sürdürülebilirlik, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Yenilenebilir enerji, Ekolojik ayak izi, Yeni sanayileşen ülkeler.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Büyük Kas Motor Gelişim Testi-3'ün (TGMD-III) 7-10 yaş arası çocuklarda Türkiye normlarının belirlenmesi

    Ayşe Ertuğrul

    Motor gelişim, çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerinin oluşması, günlük aktivitelerini yerine getirme ve fiziksel uygunluklarının gerçekleşmesinde önemli yapı taşlarından biridir. Bu bilgiler ışığında; Büyük Kas Motor Gelişim Testi-III'ün (BKMGT-III) Türkiye'deki 7-10 yaş arası çocuklarda normlarını belirlemek, testin güvenirlik ve geçerliğini değerlendirmek bu araştırmanın amacıdır. Kesitsel tarama modeliyle tasarlanan bu tanımlayıcı araştırmanın pilotajını Gümüşhane ilindeki 7-10 yaş aralığındaki ilkokul öğrencileri (n=36), çalışma grubunu ise Türkiye'deki 7 farklı coğrafi bölgede ve şehirlerde yine ilkokul kademesinden toplam 842 öğrenci çocuk oluşturdu. Araştırmada Ulrich ve Webster (2017) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması ise Kızılca ve arkadaşları (2023) tarafından yapılan BKMGT-III (TGMD-III) kullanıldı. Veriler IBM SPSS (v25) istatistiksel paket programıyla analiz edildi. Araştırma bulgularına göre; BKMGT-III'ün test-tekrar test güvenirliği kabul edilebilir düzeyde (α=.784) ve istikrarlı olduğu görüldü. Araştırma grubunun yer değiştirme (α=.703) ve top becerilerinin (α=.732) güvenirliği kabul edilebilir, BKMGT-III'e göre ise α=.838 ile yüksek, geçerliği ise χ²/sd(103.440/59)=1.75 ile modelin mükemmel uyum indeksinde olduğu belirlendi. Ayrıca, standartlaştırılmış BKMGT-III puanının yaşlara göre normatif değerleri belirlenmiş olup, 76 ile 86 arasında değişen medyan değerlerin Türkiye'deki 7-10 yaş grubu çocuklarda motor beceri düzeyini yaşa göre sınıflandırmak ve bireysel farklılıkları güvenilir bir şekilde değerlendirmek için geçerli bir norm çerçevesi sunduğu tespit edildi. Bu bulgulara ek olarak, yaş arttıkça motor beceri düzeyinin de artış gösterdiği, motor beceriler üzerinde yaşın anlamlı bir yordayıcı olduğu (R2=.168), ancak yaş ve cinsiyet etkileşiminin motor becerilerde belirleyici bir rolü olmadığı görüldü. Sonuç olarak; BKMGT-III'ün ölçmeyi amaçladığı yapıyı geçerli ve güvenilir bir şekilde ölçtüğü ve Türkiye'deki 7-10 yaş arası çocukların motor becerilerini ölçmede kullanılabileceği sonucuna ulaşıldı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Âyetler ve hadisler bağlamında doğal âfetler

    Gülsüm Bulut

    İnsanların önlemekte güçlük çektiği, sonucunda mal ve can kaybının yaşandığı doğada meydana gelen olaylara doğal âfetler denir. Yaşanılan bu felâketler; maddî kayıplar yanında birçok manevî sorunları da beraberinde getirir. Rutin hayatın alt üst olduğu, yaşam koşullarının âniden değiştiği bu durum karşısında insan çaresizlik içinde bocalar. Bir suçlu arar. Sorgulama sırasında bu musibetin kendi başına gelmesinin haksızlık olduğu düşüncesiyle ümitsizliğe kapılır. Yaşanılan yakın akraba, eş, dost kayıpları, uğranılan ekonomik zararlar âfetzedenin bu stresle başa çıkmasını zorlaştırabilir. Birçok maddî/manevî desteğini yitirmiş olan insan, meydana gelen âfetler karşısında sığınılacak bir liman arayışına girer. Hayata tutunma çabaları kişiyi genel olarak yaratıcısına yakınlaştırırken bazan uzaklaşma söz konusudur. Bu uzaklaşma kulaktan dolma bilgilerle, yanlış yönlendirmelerle daha da büyüyebilir. Tam bu noktada doğru bilgiye ulaşmak, acısı taze olan kişi için çok önemlidir. Bu nedenle araştırmada gerek Kurân-ı Kerîm'deki konuyla alakalı âyetlerin gerekse Hz. Peygamber'in (sav) hadislerinin âfetzedelere ulaşması hedeflenmektedir. Böylece kişinin yaratıcıyla bağlarının kopmaması, bütün acı yaşanmışlıklara, kayıplara rağmen normal yaşantısına daha kolay dönmesi amaçlanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Evrişimli sinir ağları tabanlı süper çözünürlük yöntemleri ile avuç izi görüntü kalitesinin iyileştirilmesi

    Hüseyin Furkan Macan

    Bu tez çalışması, avuç izi tanıma sistemlerinde kullanılan biyometrik görüntülerin kalitesini iyileştirmek amacıyla, derin öğrenme tabanlı süper-çözünürlük yöntemlerinin performansını incelemektedir. Literatürde yaygın olarak kullanılan GAN, DCGAN, BGAN, BEGAN ve özellikle çekişmeli otokodlayıcı (AAE) mimarileri değerlendirilmiş; elde edilen süper-çözünürlüklü çıktılar hem PSNR gibi referanslı hem de BRISQUE gibi referanssız metriklerle analiz edilmiştir. Yapılan deneylerde, AAE modeli en başarılı sonuçları verdiğinden, geliştirme süreci bu yapı üzerine odaklanmıştır. Modelin kod çözücü kısmı konvolüsyonel katmanlarla yeniden tasarlanarak 2 kat çözünürlük artırımı sağlayacak şekilde optimize edilmiş, IIT Delhi avuç içi veri seti ile eğitilmiştir. Görüntü kalitesi iyileştirme sürecinin yalnızca görsel kaliteyi değil, aynı zamanda biyometrik tanıma doğruluğunu da artırdığı yapılan testlerle ortaya konmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İlhan Berk şiirine ekoeleştirel bir yaklaşım

    Duygu Köksal

    Doğanın kendi düzeni doğrultusunda dışa vurduğu eylemleri insan da kendi varoluşuyla ve gelişimiyle ortaya koymaktadır. Doğanın olağan düzenindeki bu eylemlere insan dâhil olunca çözüm arayışına girecek düzeyde büyük bir sorun ortaya çıkmış, çözüm önerileri ve araştırmalar pek çok farklı disiplinde etkisini ortaya koymuştur. Bu alanlardan biri de ekoeleştiridir. Pek çok tartışmada söz konusu edilen ekoeleştirinin izlerini farklı disiplinler ve bakış açıları aracılığıyla irdelemek de mümkündür. Bu disiplinlerden biri de kuşkusuz edebiyattır. Topluma dair derin kodlar barındıran edebiyat, söz konusu insanı ve insanın doğayla ilişkisini anlamanın en etkili yöntemlerindendir. Çünkü edebi dünya, içinde var olduğu topluma dair pek çok değişkeni bünyesinde barındırmaktadır. İnsanın çevreye yerinde olmayan müdahaleleri neticesinde ortaya çıkan ve doğa-insan ilişkisine edebiyatla ışık tutan ekoeleştiri kavramı, İkinci Yeni şairlerinden İlhan Berk'in şiirlerinin yorumlanmasında da başvurulabilecek kuramlardan biridir. Çalışmamızın birinci bölümünde İlhan Berk'in hayatı ve eserleri; ikinci bölümünde ekoeleştiri kavramı ve ekoeleştirinin gelişimiyle ortaya çıkan kuramlar; üçüncü bölümünde ise İlhan Berk'in yazdığı şiirlerden yola çıkarak şairin doğayı ele alış şekli ekoeleştiri ve farklı ekoeleştiri kuramları çerçevesinde değerlendirilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Cumhuriyet Dönemi Türkiye'de Selefî hareketler

    Şeyma Gücer

    Selefîyye, İslam dininin asli hükümlerini kabul eden, Kitap ve Sünnet'te var olan hüküm ve ifadeleri te'vil etmeden benimseyen dinî bir akımdır. Bu zümre, Rasûlullah ve ashabının yolunu hadisler ışığında takip etmiştir. Ehl'i-Sünnet ve'l-Cemâat olarak tabir edilen bu zümrenin kökeni, hicrî ikinci asırda tâbiîn ile başlamıştır. Ehl'i-Sünnet düşüncesi, dört büyük fıkhi ekolden oluşmuştur. Bu fıkhi ekollerden biri olan Hanbeliyye, Ahmet b. Hanbel tarafından kurulmuştur. Selefîler kendilerini, Hanbelî mezhebinin devamı olarak görmüş ve Ahmet b. Hanbel'in görüşlerini benimsemiştir. Selefî düşünce, hicrî 12.yy.da İbn Teymiyye tarafından sistemleştirilmiştir. Selefîlik, tarih boyunca farklı dönemlerden geçerek yayılmış ve günümüzde Suudi Arabistan'ın resmî mezhebi haline gelmiştir. Selefî akide, İslam'ın ilk dönemlerine geri dönme arzusu taşımıştır. Bu dini akım, zaman içerisinde değişime uğrayarak sert bir tavırdan çağdaş bir anlayışa evrilmiştir. Türk tarihinde ilk olarak Osmanlı Devleti Dönemi'nde Selefîlik düşüncesinin tezahürü görülmüş, Osmanlı toprakları içerisinde Selefîliğin kolu olan Vehhâbîlik hareketine rastlanmıştır. Cumhuriyet Dönemi'ne gelindiğinde; Selefî zümreler tarafından kurulan cemiyet ve derneklere, önemli Selefî şahsiyetlerin eserlerinin çevirilerini yayımlayan yayın ve dergilere rastlanmıştır. Selefî düşünce sistemi Türkiye'de yıllar içerisinde taraf toplamış ve günümüze kadar farklı kişi, cemâat ve mecralar aracılığı ile temsil edilmiştir. Bu çalışmada Osmanlı döneminin son dönemlerinden itibaren başlayarak, Cumhuriyet döneminin başlangıcından günümüze kadar Türkiye'de varlığını sürdüren Selefî hareketlere yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bayburt halk kültürü ve bu kültüre dayalı söz varlığı

    Şahin Delioğlu

    Kültür toplumların gelecek nesillere aktardığı duyuş ve düşünüş birliğini oluşturan gelenek durumundaki her türlü yaşayış, düşünce ve sanat varlıklarının toplamıdır. Doğu Karadeniz Bölgesi sınırları içerisinde yer alan Bayburt ve yöresi ise çeşitli Türk boylarına ev sahipliği yapmış, kültürel varlığı zengin olan bölgelerdendir. Bu çalışmada Bayburt ve yöresinin sosyo-ekonomik, sosyo-kültür ve tarihi özellikleri açısından bir araştırma yapılacaktır. Çalışma iki ana bölümden oluşacaktır. Birinci bölümde Bayburt ve yöresinin kültürel açıdan önem taşıyan sosyal, kültürel, beşeri ve ekonomik kültür özellikleri üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde ise yörenin kültürel söz varlığına değinilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sebîlürreşâd dergisinde İzmirli İsmail Hakkı'nın bazı kelâmi görüşleri

    Nuri Güzel

    ÖZET İzmirli İsmail Hakkı, son dönem Osmanlı ve ilk dönem cumhuriyet âlimlerindendir. Başta kelâm ilmi olmak üzere İslâmi ilimlerde kitap ve makaleler yazmıştır. İzmirli son dönem çağdaş kelâm ilminin öncülerindendir. Klasik kelâm ilminin bugünün ihtiyaçlarına yeteri kadar cevap vermediğini, bugünün ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bir ilmi kelâm olması gerektiği görüşünü ortaya koymuştur. Yeni ilmi kelâmın nasıl olması gerektiğini, plan ve programını, eserlerinde ve yazılarında ifade etmiştir. Yaşadığı dönemde dergicilik faaliyetlerinin gelişmesiyle birlikte dönemin düşünürleri, çıkarılan dergilerde birçok makale ve yazı yayımlamışlardır. Dergilerde yayımlanan makalelerde ortaya konulan ilmi mevzular, aynı zamanda dönemin fikir ve düşünce yapısını yansıtmıştır. Osmanlının son zamanlarında çıkarılmaya başlanan meşhur dergilerden biri de Sebîlürreşâd dergisidir. Dergi, Batı dünyasında ortaya çıkan, hızla İslam dünyasına yayılmaya başlayan ve İslam itikadını ortadan kaldırmayı hedefleyen zararlı fikir akımlarına karşı halkı bilinçlendirmek amacıyla çıkarılmıştır. İslamcılık fikriyle çıkarılan bu dergide başta İzmirli İsmail Hakkı olmak üzere birçok ilmi şahsiyet makale ve yazılar yayımlamıştır. İzmirli, İslam düşüncesiyle özellikle de kelâmla ilgili makaleler kaleme almıştır. Çalışmamızda İzmirli İsmail Hakkı'nın Sebilürreşad dergisindeki bazı kelâmi görüşleri ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Kelâm, İnanç, Sebilürreşad dergisi, İzmirli İsmail Hakkı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İslâm düşünce tarihinde Bâtınîlik ve Gazzâlî'nin Bâtınîlik eleştirisi

    Ömer Özbay

    İslâm düşünce tarihi boyunca İslâm'ın temel öğreti ve akâidi dışında zaman zaman farklı düşünce yapıları da beraberinde gelmiştir. İslâm öncesi dönemde semâvî dinlerin öğretilerine karşılık farklı oluşumlar ve gruplaşmalar ortaya çıkmış, İslâm döneminde etkisini sürdürmüş ve taraftar bulmuşlardır. Bu oluşumlar temel itîkât anlayışından, nassın zâhiri anlamı dışında bâtınî bir anlamının da olduğunu ve bunun ancak masum imam şeklinde atfettikleri kişi ve kişilerin öğretileri yoluyla bilinebileceğini savunarak kendi gruplarına taraftar arayışına girmişlerdir. Bu epistemolojik anlayışta olan gruplara "Bâtınîler" şeklinde şemsiye bir isimlendirilme de yapılmıştır. Gazzâlî, kendi döneminde etkisini gösteren bâtınî grupları dönemin halifesinin emri gereğince inceleyip bâtınî oluşumlar ve bu oluşumların yöntem, amaç ve gayelerini ele almıştır. Geniş araştırma ve inceleme neticesinde Bâtınîlik hakkında eserler kaleme almış ve bâtınî oluşumlara karşı eleştirileri olmuştur. Çalışmamızda bâtınî grupların, İslâm öncesi ve sonrasında gerçekleştirdikleri faaliyetleri, temel öğretileri, inanç yapıları, şüpheye düşürme yoluyla nasıl taraftar kazandıkları ele alınarak Gazzâlî'nin bâtınî düşüncede olan mezheplere karşı yaptığı eleştirilere yer verilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Covid-19 sonrası tüketici ve tasarruf davranışlarındaki değişim

    Sibel Danışmaz

    Tüm dünyayı etkisi altına alan Çin'in Vuhan eyaletinde ortaya çıkan Covid-19 salgını, insan sağlığını olumsuz yönde etkilemesinin yanında tüketicinin istek ve ihtiyaçlarını yeniden şekillendirmiştir. Pandemi sürecinde tüketici davranışlarına yönelik araştırmalar geleneksel modellerin dışında değerlendirilmesi gerekmektedir. Tüketici davranışı, tüketicilerin pazardaki satın alma kalıplarını inceler ve faaliyet gösterdikleri pazar koşullarını değerlendirerek bu satın alma davranışlarını etkileyen faktörleri analiz eder. Araştırmanın temel sorusu Covid-19 sonrası değişen tüketici ve tasarruf davranışlarındaki değişimdir. Salgın sırasında tüketici satın alma davranışındaki değişiklikleri, salgın ve afetler sırasında tüketici davranışındaki değişikliklerin yönünü, salgının tüketici pazarına ne gibi gelişmeler veya olumsuz etkiler getirdiğini incelemektedir. Çalışmamın amacı doğrultusunda nicel araştırma türü olan anket yöntemine başvurulmuştur. Çalışmamda anket formu kullanılarak Türkiye genelinde 500 katılımcıya online anket doldurtulmuştur. Anketin birinci bölümünde katılımcıların sosyo-ekonomik düzeyini belirleyen 6 adet soru bulunmaktadır. Anketin ikinci bölümünde 19 sorudan oluşan ankette Tomris Örs çalışmasındaki anket formlarından (Örs, 2021) ve OECD ile INFE tarafından geliştirilmiş olan finansal okuryazarlık anketindeki sorular kullanılmıştır. Veri programına aktarılarak analizleri yapılmıştır. Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) ve Bartlett testleri faktör analizi, tamamlayıcı istatistiksel analiz, açıklanan toplam varyans, döndürülmüş bileşen matrisi ve ANOVA testi yapılmıştır. Tüketicinin pandemi sürecinde satın alma davranışında panik, korku, belirsizlik gibi duyguların kendisini ihtiyaç dışı alışverişe yönlendirmediği, buna dayanılarak verilen cevapların istatistiğine bakıldığında da tüketicinin pandemi sürecinde ihtiyacı olan ürünlerin kalmayacağı korkusundan daha fazla ürün satın almadığı ve ürün stoğu yapmadığı görülmektedir. Çünkü tüketici kendisini belirsizlikten korumak istemektedir ve bu nedene bağlı olarak tüketim azalırken tasarruf artmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Askeri ombudsman: Türkiye için bir değerlendirme

    Barış Doğan

    Bu çalışma, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde kurulması önerilen bir "Askeri Ombudsman" modelini incelemektedir. Modern demokratik toplumlarda sivil veya genel ombudsmanlık kurumları bulunmasına karşın, askeri alandaki stratejik ve güvenlik unsurları, ordunun bağımsız ve dış denetime açık mekanizmalara ihtiyaç duymasına neden olmaktadır. TSK'da halihazırda iç denetim ve disiplin sistemleri yer alsa bile, personelin hak arama yolları ve kurumsal şeffaflık alanlarında geliştirmeye açık hususlar olduğu gözlemlenmektedir. Çalışmada, askeri ombudsmanlık kurumunun yasal ve kurumsal temelleri, görev-yetki tanımları ve çalışma usulleri detaylandırılmaktadır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 1325 sayılı Milli Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilatı Hakkında Kanun gibi mevcut mevzuatın, askeri ombudsmanlık için açık bir yasal çerçeve oluşturmadığı; bu nedenle özel bir kanun veya kapsamlı değişikliklere ihtiyaç olduğu ileri sürülmektedir. Seçim usulünde, parlamento veya bağımsız bir kurul aracılığıyla nitelikli çoğunlukla belirlenmiş bir ombudsmanın tarafsızlığı ve meşruiyetinin vurgulanması gerekmektedir. Görev alanı, TSK personeli ve sivil bireylerin askerî idare kaynaklı haksızlık iddialarının incelenmesinden, mali harcamaların hukuka uygun denetimine kadar genişlemektedir. Oluşturulacak raporların düzenli periyotlarla TBMM'ye ve kamuoyuna (gizlilik derecesi korunarak) sunulması önerilmektedir. Sonuç olarak, önerilen askeri ombudsmanlık, TSK'nin ulusal ve uluslararası normlara uygun biçimde hesap verebilir, şeffaf ve insan haklarına saygılı bir yapıya erişmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Gümüşhane'de yaşayan uluslararası öğrencilerin, Gümüşhane şehri ve Türkiye hakkındaki algısı

    Fatih Keleş

    Araştırmanın temel amacı, Gümüşhane Üniversitesi'nde öğrenim gören uluslararası öğrencilerin Gümüşhane şehri ve Türkiye hakkındaki algılarını belirlemek ve bu algıların hangi faktörlerden beslendiğini analiz etmektir. Türkiye, son yıllarda yükseköğretimdeki uluslararasılaşma politikaları kapsamında küresel bir eğitim destinasyonu olarak dikkat çekmektedir. Özellikle Avrupa ve Asya arasında stratejik bir konumda yer alması, zengin kültürel mirası ve tarihsel derinliğiyle Türkiye, farklı ülkelerden gelen öğrenciler için cazip bir seçenek haline gelmiştir. Bu bağlamda, uluslararası öğrencilerin Türkiye hakkındaki algıları, ülkenin yükseköğretim stratejileri ve kültürel diplomasisi açısından büyük önem taşımaktadır. Araştırmanın örneklemini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Gümüşhane Üniversitesi'nde öğrenim gören ve amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen uluslararası öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş; veri toplama aracı olarak, Paşalı Taşoğlu ve arkadaşları (2021) ile F, Barıtçı ve Z, Barıtçı (2018) tarafından geliştirilen ölçeklerden uyarlanan, 5'li Likert tipi ve açık uçlu sorulardan oluşan bir anket kullanılmıştır. Anket formunda geçen "imaj" kavramı, bu çalışmada bireylerin zihinsel temsilleri ve genel değerlendirmelerini ifade eden "algı" çerçevesinde ele alınmıştır. Araştırma bulgularına göre, katılımcıların büyük bir kısmı Gümüşhane'yi huzurlu, sakin ve yaşanabilir bir şehir olarak değerlendirmiştir. Ancak kültürel etkinliklerin yetersizliği ve sanayi altyapısının gelişmemiş olması gibi konular olumsuz algı yaratmaktadır. Türkiye genelinde ise güvenli bir ülke olarak algılanan Türkiye'nin siyasi istikrarı, eğitim fırsatları ve halkın misafirperverliği öne çıkan olumlu unsurlar arasında yer almaktadır. Katılımcıların bilgi edinmede en çok dijital medya ve sosyal medya içeriklerinden faydalandıkları, geleneksel bilgi kaynaklarına olan ilginin ise daha sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Araştırma yerel yönetimler ile üniversite yönetimlerine uluslararası öğrencilerle ilgili daha etkili stratejiler geliştirmeleri için yol gösterici bilgiler sunmaktadır.