Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Afet ve acil durumlarda müdahale personellerinin olay yeri triaj bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

    Amine Özgün

    Bu araştırmada, Hatay 112 Acil Sağlık Hizmetleri (ASH) çalışanlarının Afet ve Acil Durumlarda Olay Yeri Triaj Bilgi Düzeyleri ve etkileyen etmenlerin değerlendirilmesi amaçlandı. Hatay ilinde 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliğine bağlı olan acil yardım ambulansları ile müdahaleye çıkan sağlık personelleri araştırmanın evrenini oluşturdu. Veriler 15 Haziran- 15 Kasım 2023 tarihleri arasında toplandı. Çalışmaya toplam 273 sağlık personeli katıldı. Veri toplamada yüz yüze görüşme yöntemi kullanıldı ve ortalama 10 dakikada veri formu dolduruldu. Veri toplama aracı olarak Aghababaeian ve arkadaşlarının (2012) İngilizce olarak geliştirdiği, Aslan'ın (2018) çalışmasında Türkçe ye çevirdiği "Triaj Bilgi Düzeyi" ve "Triaj Beceri Düzeyi Belirleme" ölçekleri ve kişisel bilgi formu kullanıldı. Verilerin analizleri SPSS 27.0 paket programı ile gerçekleştirildi. Ortalamalar "Bağımsız Örneklem t Testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)", "Mann-Whitney U Testi" ve "Kruskal-Wallis H Testi" kullanılarak karşılaştırıldı. Gruplar arasındaki anlamlılığı incelemek için "Post-Hoc" analizi kullanıldı. Ayrıca bilgi ve beceri puanı ortalamaları arasındaki ilişkiyi saptamak için "Pearson Korelasyon" ve "Spearman's Korelasyon" analizleri kullanıldı. Araştırmanın sonucuna göre, triaj bilgi düzeyi ve triaj yetenek düzeyi puan ortalamaları ile katılımcıların görev yeri, triaj uygulaması yapma, triaj eğitimi alma, triaj eğitiminin yeterli olup olmama durumuna göre karşılaştırıldığında değişiklik gösterdiği saptandı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Beden eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin liderlik yönelimleri ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesi (Gümüşhane örneği)

    Yasin Gömleksiz

    Bu çalışma; Spor bilimleri alanında öğrenimlerini sürdüren lisans öğrencilerin liderlik yönelimleri ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; Gümüşhane Üniversitesi 2023-2024 bahar dönemi, örgün eğitime devam eden, 302'si kadın, 498'i erkek öğrenci olmak üzere, toplam 852 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; evren gurubundan tesadüfi yöntemle seçilmiş, 163'u kadın, 279'u erkek öğrenci olmak üzere toplam, 442 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel araştırma yöntemlerinden olan anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 2024 programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise; Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis Testi, person momentler çarpımı korelasyon analizi (spearman testi) kullanılmıştır. Sonuçların yorumlanmasında p<0.05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Araştırmada belirlenen amaçlara ulaşabilmek için, araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Liderlik Yönelimleri Ölçeği ve Benlik Saygısı Ölçeğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında öğrencilerin liderlik yönelimleri ile benlik saygıları arasında pozitif yönlü ve istatistiki açıdan anlamlı düzeyde ilişkiler tespit edilmiştir. Liderlik yönelimlerinin spor yapılan gün sayısı, hazır metin olmadan konuşabilme demografik özellikleri arasında ilişki olduğu (p<0.05) fakat; yaş, yaşadığı yer ve sınıf değişkeni demografik özellikleri arasında ilişki olmadığı (p>0.05) görülmektedir. Benlik saygısı ile cinsiyet, spor yapılan gün sayısı, kendilerini söz sahibi ve konuşkan görenler, hazır metin olmadan konuşabilme değişkenleri arasında ilişki olduğu (p<0.05) fakat; yaş, yaşadığı yer, spora gönüllü katılım değişkenleri demografik özellikleriyle ilişkisi olmadığı (p>0.05) tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Örtü altı sektöründe kimyasal risk etmenlerin belirlenmesi ve örnek risk değerlendirme metodu uygulaması: Erzurum ili örneği

    Özlem Yavuz

    Dünya nüfusu büyümekte ve hızla artmaktadır. Bu durum gıda üretimini zorunlu haline getirmektedir. Artan nüfus göz önünde bulundurulduğunda tarımsal üretim büyük önem kazanmaktadır. Üretim yapılması için tarımsal faaliyetler, sürdürebilir tarımsal metotlar, uygun toprak yönetiminin yapılması gerekmektedir. Uygun toprak yönetimi sağlanamadığı zamanlarda ise tarımsal üretim bazı olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Çevresel etmen ve iklim koşullarının sebebiyet verdiği duraksamalar, üretimin devamlılığı, yıl içerisinde ulaşılabilirliği, ürünlerde artış ve yüksek verimliliğin elde edilmesi için ülkemizde 1940'lı yıllarda örtü altı yetiştiriciliği başlamıştır. Örtü altı sektörü iç ortam koşullarını denetlenebilen ve günümüzün en önemli üretim materyalini oluşturmaktadır. Örtü altı sektöründe ihtiyaçların karşılanması, verimli şekilde kullanılması ve verim artışını sağlamak gerekmektedir. Üretimde de verimi arttıran en önemli girdilerden biri olan kimyasal ilaçlardır. Kimyasal ilaçlar çok çabuk etki göstermesi ve kısa sürede sonuç vermesinden dolayı yaygınlaşmış ve kullanım sahaları artmıştır. Tarımsal sektörde üretim aşamalarında istenmeyen zararlı böceklere, mantarlara, yabani ot ve çeşitli hastalıklara karşı korumak amacıyla da kullanılmaktadır. Kimyasal ilaçlar toksik madde olduğu için kullanımının artmasıyla birlikte çevreye geniş çapta salınım sergilemesi insan sağlığı açısından endişe oluşturmaktadır. Çalışmalar esnasında ilaçların hazırlanması, uygulanması, taşıma, karıştırma, yükleme esnalarında çalışanlar yeterli eğitim ve bilgi düzeyine sahip olmamaları, ekosistem için büyük tehdit oluşturmaktadır. Başta tarım çalışanları olmak üzere çevredeki tüm canlılar kullanılmakta olan yanlış ilaçlama uygulamaları yüzünden tehdit altındadır. Bu çalışmanın amacı kimyasalların örtü altı sektöründeki etkilerini İş Sağlığı ve Güvenliği açısından değerlendirmektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Eğitim fakültesi öğrencilerinin küresel ısınma bilgi düzeylerinin ölçülmesi; Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi örneği

    Canan Kübra Özçavdar

    Küresel ısınma insan aktiviteleri sonucunda atmosferde bulunan sera gazı miktarının artışıyla dünyanın ortalama sıcaklığının yükselmesine neden olan küresel bir sorundur. Küresel ısınma sorunuyla mücadele için bilinçli bireylerin yetişmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada bilinçli bireylerin yetişmesinde kilit rol oynayan öğretmen adaylarının küresel ısınma fenomeni hakkında bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nde eğitim fakültesi öğrenim gören 1329 öğrenci oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme tekniğiyle öğrencilere ulaşılmış ve toplamda 614 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırma verileri 18.10–30.11.2023 tarihleri arasında toplanmış ve SPSS programıyla analiz edilmiştir. Katılımcıların %77.4'ü kadın, %22.6'sı erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Ayrıca katılımcıların %40.9'u afet veya afet farkındalığıyla ilgili daha önce ders almışken %59.1'i ise bu konu hakkında daha önce herhangi bir ders almamıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin genel olarak bilgi düzeyinin yüksek olduğu ancak bazı bilgi eksikliklerinin olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının küresel ısınma konusunda bilgi düzeyinin arttırılması için eğitim dünyasında küresel ısınma konusuna daha geniş yer verilmesi, uygulamalı eğitimlerle desteklenmesi ve üniversiteler ile çevreci kuruluşlar arasında iş birliğinin yapılması önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Pandemi döneminde X-Y-Z kuşaklarının yeni medya kullanım alışkanlıkları üzerine bir araştırma

    Merve Akıncı

    Dünya genelinde birçok insanın yaşamını temelden sarsan Covid-19 pandemisi döneminde tedbir kapsamında alınan bazı sosyal izolasyon kararları bireylerin geleneksel medya, sosyal medya, yeni medya ve internet kullanımı alışkanlıkları ve davranışları üzerinde değişikliklere neden olmuştur. Bu bağlamda X-Y-Z kuşaklarının Covid-19 pandemisi döneminde yeni medya kullanım alışkanlıkları üzerine araştırma yapılmıştır. Araştırmada pandemi döneminde çeşitli alışkanlıkların beraberinde internet, sosyal medya ve yeni medya kullanımı hususunda birçok yaş grubunu doğrudan etkilemiş midir? Medya kullanım alışkanlıkları üzerinde farklılıklar yaşanmış mıdır? Eğer bir değişim-farklılaşma var ise ne ölçüde değişkenlik göstermiştir? Yaşa bağlı olarak teknoloji kullanım alışkanlıklarının öngörülebilir olup olmadığı? Soruları cevaplandırılmaya çalışılmıştır. Çalışmada, Covid-19 pandemi döneminde yeni medya kullanım alışkanlıklarında yaşanan değişikliklerin X-Y-Z kuşakları üzerinden sayısal verilerle açıklanması için nicel araştırma yöntemlerinden olan anket tekniği kullanılarak Spss yardımıyla istatiksel veri analizleri incelenmiştir. Nicel veri toplama modeli olan ilişkisel araştırma modeli ile çalışmada, 11-58 yaş aralığındaki 384 kişiden veri toplanmış ve verilere; frekans analizi, geçerlilik ve güvenirlilik analizi, faktör, analizi, , korelasyon analizi, anova analizi, bağımsız t- testi ve Mann-Whitney U fark testi yapılmıştır. Yapılan test ve analizlerin sonucuna göre Covid-19 pandemi döneminde çeşitli alışkanlıkların beraberinde internet, sosyal medya ve yeni medya kullanımı hususunda; 11-22 yaş aralığında eğitim, 23-44 yaş aralığında iş, çalışma hayatı ve 45-58 yaş aralığında eğlence, vakit geçirmek için kullanmalarına doğrudan etki etmiştir. Bunun sonucunda pandemi döneminde, yeni medya ve sosyal medya kullanımlarının arttığı ve medya kullanım alışkanlıkları üzerinde farklılıkların yaşandığı bulgusuna ulaşılmıştır. Bu nedenle yeni medya teknolojileri kullanımının azaltılması sağlanmalı, sosyal medya kullanımı konusunda bireyler bilinçlendirilmeli, yüz yüze sağlanan iletişim pratiklerinin çoğaltılması ve desteklenmesi sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Covid-19- Kuşaklar- Pandemi- Sosyal medya- Yeni medya

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Türkiye'deki göçmenlerin vatandaşlık kazanım ve entegrasyonun hukuki sürecinin incelenmesi

    Muhammed Fatih Gergin

    Türkiye, coğrafi konumu ve tarihi geçmişi nedeniyle uzun yıllardır önemli bir göç merkezi olmuştur. Son yıllarda yaşanan yoğun göç hareketleri, göçmenlerin entegrasyon süreçleri ve vatandaşlık kazanımı konularını önemli bir tartışma alanı haline getirmiştir. Bu çalışma, Türkiye'de göçmenlerin vatandaşlık kazanımı ve entegrasyon süreçlerinin hukuki temellerini incelemek ve bu süreçlerin izlenmesine yönelik kapsamlı bir çerçeve sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmada göç, entegrasyon ve vatandaşlık kavramları kuramsal temeller üzerinden ele alınmış, Türkiye'deki göç hareketlerinin tarihsel gelişimi, sosyo-ekonomik etkileri ve mevcut hukuki düzenlemeler analiz edilmiştir. Göçmenlerin toplumsal, ekonomik ve hukuki entegrasyon süreçleri incelenmiş; entegrasyonun izlenmesi ve iyileştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Çalışma kapsamında Türkiye'de vatandaşlık kazanımı, tarihsel ve güncel dinamikler çerçevesinde değerlendirilerek çifte vatandaşlık, geçici koruma statüsü ve Suriyeli göçmenlerin vatandaşlık hakkı gibi konulara odaklanılmıştır. Araştırmada nitel analiz yöntemi kullanılmış, mevcut literatür ve hukuki belgeler üzerinden karşılaştırmalı bir değerlendirme yapılmıştır. Sonuç olarak, Türkiye'deki göçmenlerin entegrasyon ve vatandaşlık süreçlerinin etkin bir şekilde izlenebilmesi için teorik ve uygulamaya yönelik somut öneriler geliştirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Hazır yemek işletmelerinde menü planlaması ve standart reçetelerin uygulanması: Gümüşhane ili örneği

    Mehmet Barut

    Gelişen teknoloji ve sanayileşme ile beraber, insanlar evleri dışında profesyoneller tarafından hazırlanan yiyeceklerle beslenmeye başlamışlardır. Zamanla büyüyüp gelişen hazır yemek işletmeciliği pek çok alana yayılmıştır. Günümüzde hazır yemek işletmelerinin çalışma alanı içerisinde okullar, yurtlar, hastaneler, fabrikalar, cezaevleri, ordu, gibi çok sayıda insanların bir arada yaşamını sürdürdüğü kurumlar bulunmaktadır. Hazır yemek işletmelerinde genellikle ucuz yemek politikası izlendiği için, maliyetlerin minimum düzeyde tutulması gerekmektedir. Bu sebeple de hammadde giderlerinden en yüksek faydayı sağlayıp en az gider kalemi oluşturmak adına işletmelerde standart reçetelerin uygulanması gerekmektedir. Bu çalışmadaGümüşhane ili ölçeğinde hazır yemek işletmelerinde uygulanan standart reçetelerin birim başına maliyet hesaplamalarının, porsiyon büyüklüklerinin ve menü planlamasının nasıl, ne şekilde yapılması ve sunulması gerektiğinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmada, hazır yemek işletmelerinde menü planlaması süreci ve standart reçetelerin uygulanabilirliği üzerine bir analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Gümüşhane ilindeki hazır yemek işletmelerinde uygulanan menü planlama yöntemlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Veri toplama sürecinde, döküman inceleme ve yüz yüze görüşmeler yoluyla işletme yöneticileriyle etkileşimde bulunulmuş, mevcut standart reçeteler ve maliyet hesaplamaları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Araştırma sonuçları, standart reçetelerin uygulanmasının maliyetleri önemli ölçüde düşürdüğünü göstermektedir. İşletmelerde uygulanan standart reçetelerin, porsiyon büyüklüklerine göre hesaplanan birim maliyetleri belirgin şekilde daha düşük seviyelerde kalmakta ve bu da işletmelerin kar marjlarını artırmaktadır. Ayrıca, menü planlaması sürecinde, çeşitli besin gruplarının dengeli bir şekilde yer alması gerektiği vurgulanmıştır. Hazır yemek işletmeleri, maliyet etkinliğini sağlamak için menüdeki yemek çeşitlerini optimize ederken, aynı zamanda besin değerlerini de göz önünde bulundurmalıdır. Elde edilen bulgular, hazır yemek sektöründe sürdürülebilir bir işletme modeli oluşturmak için önemli bir temel teşkil etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi nekty03759 Numarada Kayıtlı Mecmû'a-i Nezâ'ir (İnceleme-MESTAP'a Göre Tasnif-Metin) Varak:56-126

    Aylin Şahin

    Klasik Türk edebiyatında önemli bir yer tutan mecmualar, edebî metinlerin tespiti ve incelenmesinde önemli bir işlev üstlenmiştir. Her ne kadar çoğu mecmuanın derleyicisi ve derleme tarihi bilinmese de dönemin edebî zevkini yansıtmaları açısından büyük değer taşır. Mecmualar, yalnızca meşhur şairlerin eserlerini değil aynı zamanda tezkire ve edebiyat tarihlerinde adı geçmeyen şairlerin şiirlerini de içermektedir. Bu yönüyle, dîvânlar ve tezkirelerle birlikte Türk edebiyatı tarihinin temel kaynakları arasında önemli bir yer edinmiştir. Çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öncelikle mecmua kavramı ele alınmış ardından şiir mecmualarının edebiyat tarihindeki yeri ve önemi hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, incelenen mecmua tanıtılmış; bu kapsamda mecmuanın genel ve fiziki özellikleri, içeriği, derleyicisi, derlendiği dönem hakkında bilgi, şair kadrosu, şiirlerin nazım şekilleri ve kullanılan aruz kalıpları değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, mecmuada yer alan şiirler, MESTAP (Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi) esas alınarak tablo hâlinde düzenlenmiştir. Yedi sütundan oluşan bu tablo; "yaprak numarası, şairin mahlası, matla beyti ya da bendi, makta beyti ya da bendi, nazım şekli/birimi, vezin ve açıklamalar" başlıklarını içermektedir. Dördüncü bölümde ise mecmuanın 56-126 (55b-124b) varakları arasında yer alan şiirlerin çeviri metnine yer verilmiştir. Bu şiirler, şairlerin dîvânları ile karşılaştırılmış, dîvânlarda bulunmayan şiirler ayrıca belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmua, MESTAP, Nazîre mecmuası

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Deprem sonrası hatay ili afet sahasında görevli personelin afete müdahale öz yeterlilik ve karşılaştıkları zorluklar ile ilişkili bir araştırma: AFAD personeli örneği

    Gizem Höke

    Afet müdahalesi, özellikle arama kurtarmada, profesyonel grupların bir araya geldiği iş birlikçi süreçleri içerir. Personelin yalnızca teknik becerilere değil, aynı zamanda öz yeterliliğe de sahip olması gerekir. Bu araştırmada, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay ilindeki AFAD personelinin öz yeterlilik düzeyleri ve karşılaştıkları zorluklar değerlendirilmiştir. Karma yöntem yaklaşımı kullanılarak nicel veriler "Afet Müdahale Öz Yeterlilik Ölçeği (AMÖYÖ)", nitel veriler ise açık uçlu sorularla toplanmıştır. Nicel veriler SPSS'de betimsel istatistikler ve korelasyon analizleri kullanılarak, nitel veriler ise tematik analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçek ortalama sonuçlarına göre, katılımcıların genel özyeterlilik seviyesi %83,84±4,68 yüksekti. Katılımcıların çoğunluğu karar alma, ekip çalışması ve kriz müdahalesi gibi alanlarda kendilerini yeterli hissetmiştir. Nitel bulgular ise psikolojik baskı, iletişim sorunları, kaynak kıtlığı ve koordinasyon eksikliklerinin sahada sıklıkla karşılaşılan zorluklar olduğunu göstermiştir. Bu zorluklar kişisel, afet mağdurlarıyla ilgili ve yönetsel olmak üzere üç ana tema altında kategorize edilmiştir. . Bu çalışma, afet müdahale süreçlerinde yalnızca teknik yeterliliğin değil, aynı zamanda psikolojik dayanıklılığın, etkili iletişimin ve kurumlar arası koordinasyonun da önemli olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları, özellikle de afet mağdurlarının nitel değerlendirmede yaşadığı zorlukların öne çıkması, bu bulguların AFAD personeli için eğitim politikalarının geliştirilmesine katkıda bulunabilir. Bu açıdan, AFAD personeli için hizmet içi eğitimlerde stres yönetimi ve kriz iletişimi konularına daha fazla önem verilmesi önerilmektedir. Bu bulgular, afet müdahale kapasitesini güçlendirmeyi amaçlayan pratik ve bütüncül eğitim politikalarının geliştirilmesi açısından önemlidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Çimento fabrikasında kullanılan silisyum maddesinin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi ve örnek risk değerlendirmesi uygulaması: Gümüşhane ili örneği

    Muhammet Erdoğan

    Bu tez, çimento üretim süreçlerinde yaygın olarak kullanılan silisyum maddesinin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Silisyum, çimento üretiminde temel bileşenlerden biri olup, toz haline geldiğinde solunum yolu hastalıkları, silikozis gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu çalışmada, silisyumun işyerlerinde oluşturduğu tehlikeler ve bu tehlikelerin çalışanlar üzerindeki potansiyel etkileri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Gümüşhane ilinde bulunan bir çimento fabrikasında yapılan bu araştırma, silisyum tozunun iş sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koymayı hedeflemiştir. Çalışma, fabrikadaki mevcut çalışma koşullarını gözlemleyerek, silisyum maruziyetine bağlı sağlık risklerini belirlemiş ve bu riskleri minimize edebilmek amacıyla öneriler geliştirilmiştir. Bununla birlikte, iş güvenliği yönetmeliklerinin uygulanabilirliği, işçilerin korunmasına yönelik alınması gereken önlemler ve fabrikadaki güvenlik önlemlerinin etkinliği üzerinde de durulmuştur. Tezde, risk değerlendirme sürecine de geniş yer verilmiştir. Gümüşhane ilindeki çimento fabrikasında yapılan örnek bir risk değerlendirmesi uygulaması ile silisyum maddesinin neden olduğu sağlık riskleri detaylandırılmıştır. Risk değerlendirmesinde, işyeri koşulları, işçilerin maruz kaldığı silisyum tozu seviyeleri ve bu tozun potansiyel sağlık etkileri dikkate alınarak, iş güvenliği önlemleri ve işçi sağlığına yönelik iyileştirme önerileri sunulmuştur. Risklerin belirlenmesinin ardından, bu riskleri ortadan kaldırmaya yönelik somut öneriler geliştirilmiş ve fabrikada alınması gereken teknik ve idari tedbirler üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, bu tez, çimento fabrikalarındaki iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını gözden geçirerek, silisyum maddesinin yol açabileceği sağlık risklerini azaltmaya yönelik stratejiler sunmaktadır. Çalışma, işyerlerinde güvenli çalışma ortamları sağlanması ve işçilerin korunması açısından önemli bulgular sunmakta ve Türkiye'deki çimento fabrikalarındaki iş sağlığı ve güvenliği kültürünü geliştirmeye yönelik katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY03759 numarada kayıtlı Mecmû'a-i Nezâ'ir (İnceleme-mestap'a göre tasnif-metin) sayfa:1-55

    Havana Kaynak

    Klasik Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan mecmualar, edebî ürünlerin belirlenmesi ve incelenmesinde büyük rol üstlenmiştir. Bu mecmualar, genellikle farklı şairlerin şiirlerinin bir araya getirildiği yazmalardır ve derleyenin kişisel beğenisine göre düzenlenmiştir. Çoğu zaman derleyicisinin kim olduğu ve ne zaman derlendiği bilinmese de bu eserler dönemin edebî zevkini yansıtmaları bakımından kıymetlidir. Mecmualar, yalnızca tanınmış şairlerin şiirlerini değil aynı zamanda tezkirelerde ya da edebiyat tarihlerinde adı anılmayan şairlerin ve onların eserlerinin de yer aldığı metinlerdir. Bu özellikleriyle, divanlar ve tezkirelerle birlikte Türk edebiyatı tarihinin değerli kaynakları arasında önemli bir konuma sahiptirler. Bu tez kapsamında, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde TY03759 (NEKTY03759) demirbaş numarasıyla kayıtlı olan Mecmû'a-i Nezâ'ir adlı yazmanın 1- 55 (1b-55a) varakları arasında yer alan şiirler incelenmiştir. Mecmuanın künyesinde her ne kadar Mecmû'a-i Gazeliyyât ifadesi yer alsa da içeriği incelendiğinde çok sayıda nazireye yer verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle eserin isminin Mecmû'a-i Nezâ'ir olarak adlandırılmasının daha uygun olacağı kanaatine varılmış ve bu doğrultuda eser isminde değişikliğe gidilmiştir. Çalışma bir giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, bahsi geçen mecmuanın tanıtımı yapılmış; eserin içeriği, fiziksel özellikleri ve içerisinde yer alan şiirlerin hangi şairlere ait olduğu ile bu şairlerin hangi yüzyıllarda yaşadıkları belirlenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, mecmuadaki şairler ve şiirler MESTAP (Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi) kurallarına uygun biçimde düzenlenerek tabloya aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise mecmuanın çeviri yazılı metni oluşturulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tersanelerdeki ergonomik ve psikososyal risk etmenlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi ve örnek risk değerlendirme metodu: Ordu ili örneği

    Atakan Ceyhun Öztürk

    Tersane sektörü, gemi ihtiyacının karşılanması nedeniyle yüzyıllardır önemini korumaktadır. Ancak, bu işletmelerde kaynak, boya ve taşlama gibi insan faktörüne dayalı iş süreçleri, çalışanlar için çeşitli riskler barındırmaktadır. Çalışanlar, yaptıkları işin niteliğine bağlı olarak ergonomik ve psikososyal risk etmenleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Yanlış duruş, gürültü, sıcaklık, toz, zaman baskısı, çalışanlar arası eşitsizlik ve aşırı iş yükü gibi faktörler, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamını zorlaştırmaktadır. Bu durum, çalışanlarda kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, konsantrasyon kaybı, iş veriminde düşüş, yorgunluk ve stres gibi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle, gemi inşa sektöründe çalışanların sağlık ve güvenliğini en üst düzeyde tutmak için iş sağlığı ve güvenliği büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmanın amacı, gemi üretimi sırasında çalışanların karşılaşabileceği riskleri analiz etmek ve değerlendirmektir. Bu kapsamda, tersanede çalışanlar ve çalışma koşulları ergonomik ve psikososyal risk etmenleri açısından değerendirilerek nitel risk değerlendirme yöntemlerinden biri olan Fine-Kinney Risk Değerlendirme Metodu ile elde edilen veriler analiz edilmiştir. Değerlendirme sonucu elde edilen verilerin literatüre katkı sağlanması hedeflenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tersanelerdeki kaynaklı imalat işlerinde meydana gelen fiziksel ve kimyasal risk etmenlerinin belirlenerek iki farklı risk değerlendirme metodu ile değerlendirilmesi: Ordu ili örneği

    Fatma Bostan

    Tersane işletmeleri, farklı iş kollarını bir arada barındıran geniş ve karmaşık sistemlerdir. Gemi üretimi büyük ölçüde birleştirme işlemlerine dayandığından, kaynak işlemleri tersane sahasının hemen her noktasında yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu işlemler, uygulanacak alana, kullanılan malzemenin türüne ve yapısına bağlı olarak farklılık göstermektedir. Bu nedenle, çalışanlar işlem sırasında çeşitli risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Kaynak makinelerinden yayılan gürültü, titreşim, termal radyasyon, elektrik akımı ve yetersiz aydınlatma gibi fiziksel risk etmenleri; işitme kaybı, göz rahatsızlıkları, elektrik çarpması ve iş kazaları gibi sağlık ve güvenlik sorunlarına yol açabilmektedir. Kimyasal risk etmenleri ise kaynak işlemleri sırasında ortama yayılan zehirli gazlar, tozlar ve buharlar ile kaynak yapılan bölgede bulunan boya, yağ gibi yanıcı maddelerin varlığı nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, gaz tüplerinin açık bırakılması gibi ihmal durumları patlama ve yangın riskini artırmaktadır. Bu fiziksel ve kimyasal riskler, çalışanların sağlık ve güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir. Kaynak işlemlerinin yürütüldüğü ortamda çalışanların yanı sıra çevrede bulunan üçüncül kişilerin sağlık ve güvenliklerini en üst düzeyde korumak amacıyla iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışması, kaynak işlemleri sırasında çalışanların ve çevrede bulunan üçüncül kişilerin karşılaşabilecekleri fiziksel ve kimyasal riskleri belirlemeyi ve bu riskleri Fine-Kinney ile L Tipi Matris risk değerlendirme metotlarıyla analiz etmeyi amaçlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bireysel deprem direncinin deprem kaygısı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi

    Esma Nur Korkmaz

    Depremler, Türkiye'nin karşılaştığı en yıkıcı doğal kaynaklı afetler arasında yer almakta ve artan sıklıklarıyla bireylerin fiziksel, sosyal ve psikolojik bütünlüğünü tehdit etmektedir. Bu durum, afet sonrası iyileşme süreçlerinde bireysel psikolojik dayanıklılığın önemli bir unsur olarak değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen bireylerin bireysel deprem direncinin, deprem kaygısı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisini incelemektir. Nicel ve ilişkisel bir desenle yürütülen araştırmada, depremlerden etkilenen 11 ilden 18 yaş ve üzeri 548 bireyden anket yoluyla veri toplanmıştır. Veriler SPSS ve AMOS programlarıyla analiz edilmiş; değerlendirmede betimsel istatistikler ve Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak Bireysel Afet Direnci Ölçeği, Afet Kaygısı Ölçeği ve Yaşam Kalitesi Ölçeği depreme uyarlanarak kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, tecrübe ile başa çıkma deprem kaygısını arttırırken, diğer başa çıkma türleri deprem kaygısını azaltmaktadır. Ortak başa çıkma yaşam kalitesini anlamlı biçinde arttırırken, diğer alt boyutlar yaşam kalitesini negatif yönde etkilemiştir. Ayrıca deprem kaygısının yaşam kalitesi üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular, afet sonrası psikososyal müdahale programlarının bireysel direnç faktörleri temelinde yeniden yapılandırılması ve afet yönetiminde bireysel direnç kapasitesinin artırılmasına katkı sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Üniversiteli gençlerin geleneksellik ve modernlik bağlamında yurttaşlık algısı (Gümüşhane Üniversitesi örneği)

    Elif Yılmaz

    Bu çalışmada Üniversiteli gençlerin geleneksellik ve modernlik bağlamında yurttaşlık algısını (Gümüşhane Üniversite Örneği) tespit edebilmek için nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile tasarlanmıştır. Araştırma grubu belirlenirken, "Kolaylıkla Bulunabileni Örnekleme" yönteminden yararlanıldı. Araştırmanın evreni Gümüşhane Üniversitesi'nde 2022-2023 bahar yarıyılında derslere devam eden öğrencilerden oluştu. Katılımcılardan araştırmacı tarafından geliştirilen, demografik bilgi formu, Aktif yurttaşlık öz yeterlilik ölçeği ve Geleneksellik-Modernlik ölçeklerini doldurmaları istendi. Çalışmada cinsiyete göre geleneksel ve modernlik ölçeğinin tüm alt boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Aktif yurttaşlık öz yeterlilik alt boyutlarında ise siyasi okuryazarlık alt boyutunda erkek katılımcıların kadınlara göre daha yüksek puanlar aldıkları ve anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Cinsiyet ve sosyal medya kullanım süresine göre geleneksel ve modernlik karşılaştırılmasında kadınlarda sosyal medya kullanım süresi ile geleneksel ve modernlik alt boyutlarında anlamlı farklılıklar tespit edilmezken (p>0,05), erkek katılımcılarda bireysel bağımsızlık ve yerelden kopukluk alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Ölçeklerin alt boyutları kendi aralarında ilişkili oldukları tespit edilirken, her iki ölçeğin alt boyutları arasında anlamlı düzeyde ilişki hesaplanmamıştır. Sonuç olarak üniversiteli genç erkeklerin, kadınlardan daha modern olduğu, üniversiteli gençlerin yaşları arttıkça gelecek odaklılık ve bireysel bağımsızlık düzeylerinde azalma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hayatının büyük bir kısmında köyde yaşayanların laiklik, bireysel bağımsızlık ve yerelden kopukluk puanlarının şehir ve ilçede yaşayanlara göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Modern özellikler taşıyan katılımcıların kendisini geleneksel olarak tanımladığı ve geleneksel özellikler taşıyanların ise kendisini modern olarak tanımladığını tespit edilmiştir. Erkek öğrencilerde sosyal medya kullanım süresi arttıkça katılım düzeylerinin azaldığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksellik, Modernlik, Üniversite öğrencileri, Yurttaşlık

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Huzurevinde yeniden toplumsallaşma

    Asiye Tuğçem Çubukcu

    Bu çalışmanın konusu; huzurevine yerleşen yaşlı bireylerin yeni yaşantıları ve bu yeni yaşantılarına bağlı olarak kurmuş oldukları yeni düzenleri, huzurevi içerisinde kurdukları yeni arkadaşlık ilişkileri ve bu arkadaşlık ilişkilerinin sosyalleşme süreçlerine katkı sağlayıp sağlamadığı, huzurevi tarafından düzenlenen aktiviteler ve bu aktiviteler aracılığıyla hissettikleri duygular ve bu aktivitelerin, onların sosyalleşme sürecine katkı sağlayıp sağlamadığıdır. Bu konuya uygun sorular oluşturup yaşlı bireylere yöneltilmiştir. Verilen cevaplar doğrultusunda, bilimsel bir çalışma ortaya koyulmuştur. Huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin birbirleriyle kaynaşabilmeleri için ortak alanlar oluşturulmuştur. Aynı zamanda huzurevleri tarafından düzenlenen aktiviteler aracılığıyla yaşlı bireylerin güzel zaman geçirmeleri ve yeniden arkadaşlık ilişkileri kurmaları amaçlanmıştır. Bu aktiviteler yaşlı bireylerin kendilerini değerli ve mutlu hissetmelerine önayak olurken, aynı zamanda arkadaşlık ilişkilerinin güçlenmesine de katkı sağlamıştır. Huzurevinde bulunan yaşlı bireylerin büyük çoğunluğu, huzurevi tarafından düzenlenen aktivitelere katılım göstermektedir. Katılım gösteren yaşlı bireyler, bu aktivitelerden memnun kalmaktadır. Katılım gösteremeyen yaşlı bireyler genelde fiziki engelleri olan, fizyolojik rahatsızlıkları bulunan ve arkadaşı olmayan yaşlı bireylerdir. Zorunluluk hallerinden dolayı katılamayan bazı yaşlı bireyler, katılım gösterebilecek durumları olsaydı kendilerinin de mutlu olacağını ifade etmişlerdir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Suça sürüklenen çocukların ebevynlerinin çocuklarına ilişkin algısı: Rize merkez örneği

    Enes Mustafa Görmüş

    Suç, suçluluk ve ceza kavramları tarih boyunca insan ve toplumların ele aldığı önemli konular olmuştur. Suç, psikoloji, sosyoloji ve sosyal hizmet gibi disiplinlerle ilişkili olarak incelenmiştir. Çocuk suçluluğu ise özellikle sanayileşme, kentleşme, göç, nüfus artışı, işsizlik, aile yapısındaki değişim ve sosyo-kültürel değişikliklerle birlikte önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Çocuk suçluluğu, hukuki olmaktan ziyade ailesel ve çevresel nedenlerle ilişkili bir olgudur. Bu tez, ailelerin çocukların suça sürüklenmesindeki rolünü belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın konusu, suça sürüklenen çocukların ailelerinin görüşlerini ortaya koymaktadır. Rize Adliyesi'ne bağlı ceza mahkemelerinde haklarında sosyal inceleme raporu yazılmış suça sürüklenen çocuklar incelenmiş, 12 anne ve 12 baba ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler ailelerin evlerinde yapılmış ve ses kayıt cihazı kullanılmıştır. Nitel bir araştırma yöntemi kullanılarak, ailelerin çocuklarının suç durumuna ve yaşadıkları sürece ilişkin değerlendirmeleri alınmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, çocukların sosyal inceleme raporları ve yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılarak veri toplanmıştır. Çalışma, ebeveynlerin çocuklarına ilişkin algıları ile çocuğun suça sürüklenmesinde aile etkisinin önemli olduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılan ailelerin çoğu, Rize'nin sosyo-ekonomik düzeyi düşük bölgelerinde yaşamaktadır. Araştırma sonucunda babaların çocuklarına daha fazla şiddet uyguladığı ve ebeveynlerin eğitimsizlik ile sosyal çevreyi suçun temel nedenleri olarak gördüğü belirlenmiştir. Ayrıca, ebeveynler çocukların ilk suç davranışından sonra da suç işlemeye devam ettiğini ve bu konuda herhangi bir iyileşme olmadığını belirtmektedirler. Araştırma sonucunda, çocukların suça sürüklenmesinde rol model eksikliği, eğitimden uzaklaşma, aile yetersizliği ve olumsuz çevre etkili olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Farklı büyüklükteki depremlerin neden olduğu yüzey deformasyonlarının InSAR yöntemiyle incelenmesi

    Osman Fırat

    Yapay Açıklıklı Radar İnterferometri (InSAR) yöntemi deformasyonların belirlenmesinde sıklıkla tercih edilen bir jeodezik tekniktir. Günümüzde, geniş bir uygulama alanına sahip olmasıyla birlikte başta yüzey deformasyonlarının belirlenmesi olmak üzere pek çok çalışmada kullanılmaktadır. Ayrıca geniş bölgeleri etkileyen olayları detaylı bir şekilde inceleme imkânı sağlamaktadır. Depremler geniş alanlara etki eden doğa olayları olduğundan, depremlerin izlenmesinde de sıklıkla başvurulan bu tekniğin farklı büyüklükteki depremlerde izlenebilirliği merak konusudur. Bu tez çalışmasında, farklı büyüklükteki depremlerin neden olduğu yüzey deformasyonlarının InSAR yöntemiyle izlenebilirliğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Türkiyenin değişik bölgelerinde yer alan, düşük (Mw=4.5, Erzurum-Başaklı), orta (Mw=5.6, Denizli-Acıpayam) ve büyük (Mw=6.8, Elazığ-Sivrice) şiddetli üç deprem bölgesi seçilmiştir. Söz konusu bölgelerde, Avrupa Uzay Ajansı (ESA: European Space Agency)'ya ait Sentinel uydu verileri elde edilerek Sentinel Uygulama Platformu (SNAP: Sentinel Application Platform) yazılımıyla değerlendirilmiş ve farklı büyüklükteki depremlerin, InSAR yöntemiyle izlenebilirliklerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda söz konusu bölgelerde Sentinel-1 uydu verileri elde edilerek SNAP yazılımında değerlendirilmiş ve farklı depremlerin izlenebilirliğinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda analiz sonuçları göstermektedir ki düşük büyüklükteki deprem bölgelerinin InSAR ile izlenebilirliği mümkün olmamakla birlikte, orta ve büyük şiddetli deprem bölgelerin de etkili izleme kabiliyetine sahiptir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Görme engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı güçlükler ve sosyal dışlanmışlıkları: Bir ölçek geliştirme çalışması

    Sibel Gürbüz

    Bu çalışmada görme engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı güçlükler ve sosyal dışlanma durumlarını belirlemek amacıyla iki ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde literatür taraması yapılmış ve 37 maddeden oluşan 5'li likert tipli Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeğinin ve 24 maddeden oluşan 5'li likert tipli Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeğinin taslağı oluşturulmuştur. Uzman görüşü doğrultusunda ölçekte gerekli düzenlemeler yapılıp Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeği 18 maddeye, Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği 14 maddeye indirilmiştir. Araştırmaya 140 görme engelli birey katılmıştır. Ölçeğin açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılarak ölçek son haline getirilmiştir. Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeği 10 madde tek boyuttan oluşan, Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği 9 madde tek boyuttan oluşan birer ölçme aracı elde edilmiştir. Ölçeklerin Cronbach's Alfa güvenirlik katsayıları Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeğinde .78 ve Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeğinde .82 olarak bulunmuştur. Ayrıca görme engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı güçlükler ve sosyal dışlanma durumları bazı sosyo-demografik değişkenlere göre değişiklik gösterdiği bazılarında ise değişiklik göstermediği belirlenmiştir. Araştırma sonuçları Görme Engellilerde Sosyal Güçlükler Ölçeği ve Görme Engellilerde Sosyal Dışlanma Ölçeği geçerli ve güvenilir birer ölçme aracı olduğunu ortaya koymuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kitâbü'z-Zühdlerde temel tahalluk terimleri

    Havva Uzun

    Tasavvuf tarihinin genellikle üç dönemde ele alındığı mâlumdur. Bu dönemlerden ilki; Hz. Peygamber (s.a.v)'in, Ashâb-ı Kirâm'ın, Ashâb-ı Suffe'nin, Tabîin ve Tebeu't-tab'iin'in yaşamları temelinde olan, kısaca Asr-ı Saâdet'le başlayıp hicrî ilk iki asrı içine alan zühd dönemidir. İkincisi; sûfî ve tasavvuf terimlerinin kullanılmaya ve ilk sûfî adlarının duyulmaya başlandığı, hicrî 2. asrın sonuna kadar devam eden, tasavvuf dönemidir. Üçüncüsü ise hicrî 6. asır ve sonrasını kapsayan tarikatlar dönemidir. Yapmış olduğumuz çalışma zühd kitaplarında yer alan belli başlı terimler kapsamında olduğundan, dönemler arasında özellikle zühd dönemi hakkında bilgi içermektedir. Terimsel çerçevede hazırlanan bu çalışmada, Kitâbü'z-Zühdlerde tahalluk bağlamında doğrudan yer alan ibâdet ve ahlâkla ilgili terimler incelenmiştir. Ele almış olduğumuz terimler arasında ibâdet, ahlâk, fakr, ihlâs, istikâmet, kanâat, murâkabe, rızâ, sabır, sıdk, sohbet, tevekkül, vera', zikir gibi terimler yer almaktadır. Söz konusu terimler zühd kitapları arasından seçilmiş olan beş temel kaynak olarak, Abdullah b. Mübârek'in, Veki' b Cerrâh'ın, Ahmed b. Hanbel'in, Hennâd b. es-Serî'nin ve İmam Beyhakî'nin Kitâbü'z-Zühd adlı eserleri çerçevesinde ele alınmıştır. Terimler incelenirken de önce onların sözlük ve terim anlamları belirtilmiş, ardından konuya ilişkin âyet ve hadislere yer verilmiş ve sonrasında ise zühd literatüründe bu terimlere dair aktarılan rivayetler değerlendirilmiştir. Bu bağlamda çalışma zühd kitapları, tasavvuf klasikleri eserleri ve yardımcı kaynaklarla da desteklenerek, terimlerin anlaşılırlığının artırılması hedefiyle tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahlâk, İbâdet, Kitâbü'z-Zühd, Tasavvuf, Zühd