Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Kahraman, Yakup(5)
- Kayhan, Mustafa(4)
- الأحمد, محمد(3)
- Altuntaş, Abdurrahman(2)
- Demir, Sertaç Timur(2)
- Hakkıoğlu, Mümin(2)
- Yeşilçayır, Celal(2)
- Yilmaz, Fetullah(2)
- Yıldırmış, Fatma(2)
- Çalışır, Gülsüm(2)
- (Alieva), Vildane Özkan(1)
- Abdurrahman, Arslan(1)
- Aktürk, Arzu Gülhan(1)
- Avcı, İbrahim(1)
- Aytekin, Ayşe(1)
- Bingol, Orhan(1)
- Demir, Sertac Timur(1)
- Dikici, Erkan(1)
- Doğan, Hasan(1)
- Doğan, Kadir Caner(1)
- Duran, Ramazan(1)
- Evren, Emine Şimşek(1)
- Fettahoğlu, Selahattin(1)
- Gençosmanoğlu, Alperen(1)
- Gülay, Peyami Safa(1)
- Gülay, Peyyamisefa(1)
- Karaağaç, Hilmi(1)
- Kesgin, Bedrettin(1)
- Kibris, Ibrahim(1)
- Kiremitçi, Ferdi(1)
- Kocağ, Esra Karapınar(1)
- Koroglu, Cemile Zehra(1)
- Kuzudisli, Ali(1)
- Kütükoğlu, Elif(1)
- Kızılcık, Onur(1)
- Kızılözen, Cihangir(1)
- Parlak, Erdinç(1)
- Sarıtaş, Kamil(1)
- Sürdem, Sule Sınem(1)
- Tanriverdi, Hasan(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2018Rethinking Human Rights on the 70th Anniversary
Bingol, Orhan
Human is one of the common grounds of almost every science, art, philosophy or religion. Because human actively takes part in all of these areas with his/her thoughts, knowledge, design and belief. With inspiration of this enormous creativity, human has given himself/herself a number of priorities. Human rights are also at the top of these privileges. Human rights essentially emphasize that human makes himself/herself special, important and sheltered. One of the most contentious aspects of the field is that the ideals on this issue collide with reality. This dilemma opens the question of the validity of human rights. Because if human being is human as long as he/she lives his/her rights, when they are not fully realized, war against his/her human and social existence has been waged. Another point at least as striking as this is that human does this to himself/herself again. Human uses his rights as a shield against himself/herself or the structures such as society and the state which is created by himself/herself. According to all these, human rights have been at the head of critical and indispensable problems from yesterday to today. Therefore, this article is written as a compilation that invites people to rethink human rights on the 70th anniversary of its announcement.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2017Above the looks on human beings according to the great religions, some philosophical thoughts and ideologies in the context of human beings
Kayhan, Mustafa
In this article, human affair and related issues have been contacted. In this context, according to Islamic religion, dictionary and the terminology of human word and other words which are its explanations have been researched. In the meantime, the subjects such as the origins and qualities of man, the elements around him, his fields of activity, birth and development of human sciences are also discussed. It has been partly exploited in Qoranic verses because it best introduced the human being. It was partly benefited from the hadiths as it was also the words of our Prophet. Relevant verses and hadiths were also used as the place came. The nice corners and nooks of man that have not yet been discovered have become a constant. As a matter of fact, fact that Alexis Carrel 's very earlier essay entitled "Unknown to Human Being" was found to be very interesting in this respect. In this research, it has never been thought that everything related to man has been taken care of. On the contrary, some issues and issues that are considered very important are shed light on general meaning. In this study, great religions, human philosophies in some philosophies and ideologies have also been touched upon in order to develop a better understanding of the human affair and its issues and a holistic view. With great religions, Islam, Christianity, Judaism, Buddhism, Hinduism are meant. Religions, whether they are divine or human, are always on the agenda. They did not hesitate to write about it without paying attention to it. The ongoing study of how people are assessed in some philosophies has finally ended with the examination of the views of some ideologists. Philosophy has been the subject of man's view of life and his wisdom. Ideologies, although partly useful to humans, have not attracted anything from the ideologies of the last century. From the premise that there will be an evaluation of him wherever he is, he has tried to talk about positive or negative, correct or false claims about man here
- MakaleYalnız künye2017Cemil meriç ve ali şeriati’nin eserlerinde batı kültürü eleştirisi
Demir, Sertaç Timur
This paper is an attempt to describe the contemporary debates in sociology in the context of Ali Shariati and Cemil Meriç who are significant but not popular scholars of the Eastern intellectual world by making comparison with some Western thinkers and issues. In this way, it is dealt with some typical modern sociological matters and criticise indirectly the West-oriented worldview. For this purpose, it is also focused on the question of how the Eastern scholars approach some debates from objectivity to value-judgment; from equality to class conflict; from religion to freedom; from genocide to the problem of intellectuality; and from security to power. At this point it should be underlined that the concepts East and West do not refer to geographical distance but to socio-cultural and ideological differentiation. It is not coincidence that these differentiations are portrayed in the context of essential scholars like Cemil Meriç and Ali Shariati who both internalise the West and, despite this, turn their faces to the East because these two thinkers have significant worth and background in reaching the roots of this civilisation and in constructing the future
- MakaleYalnız künye2016Riyazetten Modern Diyet Toplumuna: Kutsallık ve Hiçlik Arasında Beden
Demir, Sertaç Timur
Bu çalışma, ruhun kemalâtı için az yemeği öğütleyen riyazet çağından beden için diyet toplumunu yücelten modern çağa geçişi analiz etmektedir. Burada, hipotez olarak, ruh ve beden arasındaki ikircikli ve çatışmalı durumun, yerini insanın bedenîleştiği ve bedenin de hiçleştiği kollektif bir düzene bıraktığı öne sürülmektedir. Beden, tüm özgürleşme söylemlerinin ötesinde, modernitenin hem bitmeyen sermayesi hem de açmazına dönüşmüştür. Bu rejimde bireyler sıskalar ve şişkolar olarak kategorize edilirken; kendilik (the Self) gittikçe görselleşir. Öte yandan bu teşhir edici endüstrileşmiş görselleştirme beklenmedik biçimde tekrarlı, tekdüze ve algıyı körelticidir. Burada beden vurgulandıkça kaybolur. Mutluluk ve kurtuluşun salt spor salonu, zayıflama hapları ve diyet programlarına indirgendiği bu yeni yaşam formülü, bilhassa tıp bilimi ve medya aracılığıyla geniş kitleleri biteviye yeniden üretmektedir. Mutlak güzellik ve mutluluğa ermeyi amaçlayan her temayül yeni bir tatminsizlik ve sonsuz bir arayış olarak kendi küllerinden doğar. Bu çalışma, Meksika yapımı Malos Hábitos (2007) filmi üzerinden, bedenî ve manevi varlık, bireysel ve toplumsal beden, açlık ve oburluk, ayna ve görünüm, arzu ve tatminsizlik arasındaki ikiliklere odaklanmaktadır. Bu bakımdan, Türkiye'de son yıllarda sıklıkla tartışılan beden ve özgürlük kavramları etrafındaki seküler yorumlara zımni olarak eleştirel bir duruş da sunmaktadır.
AtıfTR Dizin5İncele - MakaleYalnız künye2016İbn Haldun'un Vahiy Anlayışı
Tanriverdi, Hasan
İbn Haldun, İslam dünyasının önemli düşünürlerinden birisidir. Biz bu çalışmamızda onun vahiy anlayışını inceleyeceğiz. Vahiy, temel dini kavramlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kavram, çeşitli dinlerde farklı anlamlar yüklenmiş olmakla birlikte, genel itibariyle metafizik alanla kurulan iletişimi dile getirmektedir. Bu nedenle hem ontolojik hem de epistemolojik bağlamda kullanılmaktadır. Gerek farklı dinler, gerekse aynı dine mensup teolog ve düşünürler arasında bu iletişimin, yani Tanrı ile kurulan bağlantının mahiyeti hakkında farklı görüşler mevcuttur. Bu farklı görüşleri iki temel kategoriye ayırabiliriz. Bunlardan biri, Tanrı'nın bir takım hakikatleri kendi seçtiği özel kişilere önerme formunda bildirmesi şeklindeki vahiy anlayışıdır. Diğeri ise Tanrı'nın kendisini beşeri tarih sahnesinde ve fiziki âlemde açığa çıkararak olaylara müdahil olması, buna şahit olan insanların bunu kendi kelimeleriyle anlatmalarıdır.
AtıfTR Dizin3İncele - MakaleYalnız künye2016Klâsik türk edebiyatı nesrinde taklidî âhenk: cevâhirü'l-hikem fî-tehzibi ahlâkı’l-ümem örneği
Duran, Ramazan
Çalışmada klâsik Türk edebiyatı nesrinde manayı lafızda resmetme olarak da tanımlayabileceğimiz taklidî âhenk meselesi ele alınmıştır. Klâsik edebiyatın -ister manzum isterse mensur olsun- temel kaynağı Kur'ân-ı Kerim'dir. Taklidî âhengin ilk ve en güzel örneklerini şiirin ve nesrin bütün meziyetlerini bünyesinde barındıran Kur'ân-ı Kerim'de görmekteyiz. Bu yüzden makalede önce Kur'ân-ı Kerîm'de taklidî âhenge dair unsurların yer aldığı bazı âyet ve sûrelerden örnekler verilmiştir. Daha sonra doktora çalışmamız olan 18. yüzyıl müellif ve mütercimlerinden Nüzhet Efendi'nin Cevâhirü'l-hikem fî-tehzîbi Ahlâkı'lümem isimli Marzubân-nâme tercümesindeki taklidî âhenge dair unsurlardan örnekler verilerilerek âhengin zor bir türü olan taklidî âhengin sadece manzum eserlere has bir özellik olmadığı manzum eserlerle birlikte mensur eserlerde de -özellikle de süslü nesirdemüelliflerin hem eserde akıcılığı sağlamak hem de kendi sanat kudretlerini göstermek amacıyla başvurdukları üslûbî bir özellik olduğu ifade edilmeye çalışılmıştır. Makalenin giriş bölümünde üslûbun tanımıyla beraber üslûba etki eden faktörler belirtilmiş ve münşeât üslûbu üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde âhenk ve mensur eserlerde temel âhenk unsurları; seci', aliterasyon ve ritim hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde âyet ve sûrelerden örneklerle Kur'ân-ı Kerim'de taklidî âhenk konusu ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise 18. yüzyıl müellif ve mütercimlerinden Nüzhet Efendi'ye ait Cevâhirü'l-hikem fî-tehzîbi Ahlâkı'l-ümem isimli Marzubân-nâme tercümesindeki taklidî âhenge dair bazı bölümler izah edilmeye çalışılmıştır
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2016Kur'an'da tanıtılan model şahsiyet, hz. eyyûb
Altuntaş, Abdurrahman
Kur'an yaşadıkları toplumda peygamberlerin öne çıkmış, örnek şahsiyetler olduklarından bahsetmiştir. Kur'an, bu model şahsiyetler yoluyla mesajını sunmayı tercih etmiştir. Bu örneklik hem kendi toplumuna hem de daha sonra gelen toplumlara yönelik bir rehberliktir. Kur'an'ın geneli dikkate alındığında bu modelliklerin geniş bir yer tuttuğu rahatlıkla görülebilir. Kur'an'da model bir şahsiyet olarak takdim edilen peygamberlerden bir tanesi de Hz. Eyyûb'tur. Zira o, Allah tarafından peygamber olarak seçilmiştir. Peygamberler, Allah tarafından elçi olarak seçilmelerinin yanında toplumlarında ahlak ve yaşantılarıyla da öne çıkmış bireylerdir. Bütün peygamberî gelenekte olduğu gibi Hz. Eyyûb de Allah tarafından çeşitli bela ve musibetlerle imtihana tabi tutulmuştur. Çünkü o bedeni, malı ve ailesi ile ilgili çeşitli sıkıntılara maruz kalmış ve sabrı sayesinde bütün bunların üstesinden gelmiştir. Gösterdiği sabrı ve Allah'a yaptığı dua sayesinde kaybettikleri misliyle kendisine geri verilmiştir. Onun bütün bu musibetlere karşı göstermiş olduğu sabrı onun modelliğini ortaya koyan çok önemli bir unsurdur. O bütün bu imtihanlara maruz kalırken kendisinin iletişimde olduğu çeşitli şahıslar vardır. Bunlar eşi, çocukları ve arkadaşlarıdır. Kur'an bunların arasından özellikle hanımını öne çıkarmıştır. Öyle ki Kur'an'da hastalığı sırasında hanımıyla ilgili yaptığı yeminin yerine getirilmesini istenir. Bu husus, peygamberlerin verdiği sözleri yerine getirmeleri ve güvenilirlikleri açısından oldukça önemlidir. Çünkü kişi bu imtihan sürecinde bazen eşini, çocuklarını veya arkadaşlarını kaybedebilir. Fakat ister hepsini isterse sadece birini kaybetsin ona düşen güzel bir sabırdır. Çünkü model olma, ancak bu çeşit olaylarla karşılaşıp onların üstesinden geldikçe ortaya çıkan bir durumdur. Kur'an'ın bu kıssayı anlatmasının sebebi Hz. Eyyûb kıssası bağlamında hem peygamberi ve mü'minleri teselli etmek, hem de onlara rehberlik edip örneklik göstermektir. Ayrıca mü'minlerde bu olayı düşünmeli ve ondan ders çıkarmalıdır. Bu kıssa bağlamında da görüleceği üzere peygamber de olsa her insan yaşadığı hayatta çeşitli sıkıntılar ve ıstıraplara maruz kalabilir. Yalnız bunlara sabreden ve bir serzenişte bulunmayan insan, ancak rabbinin hoşnutluğunu kazanabilir.
AtıfTR Dizin2İncele - MakaleYalnız künye2016The semantic of private, unrelated, virtue and pudicity concepts and their usage in koran
Fettahoğlu, Selahattin
Human is created with speaking ability. This feature is the clearest differences between human and other creatures. Human express the intention of concepts by attributing meaning to the words. People can also communicate with others with sentences that created via words. Language is the tool that helps people to communicate with other people around them. Language comprise of three part in terms of linguistics. That's are person's intention, express structure and intention. Language within the thought. They are inseparable. Language is the means of expression of thoughts. The main function of them are supplying communication between individuals. This function is supplied with words. Semantic deal with change and development of these words in historic process. Expression from the concepts mentioned before, is the field of semantic. In the context of perception of privacy, the semantic of private, unrelated, virtue and pudicity concepts are important in the sense of describing their meanings. Private, unrelated, virtue and pudicity are sometimes in the same meaning when they use together or separately. The semantic analyses of these words, which are important in society life, will reveal meaning similarities and meaning unity among them. Knowing the word signification of private, unrelated, virtue and pudicity in terms of wording, expression, sign and requirement can be guide for individuals, society order and its design. Therefore, semantic analyses of these words are needed. In this study, brain storming will be done related to meaning of private, unrelated, virtue and pudicity words.
AtıfTR Dizin2İncele - MakaleYalnız künye2015Unutulmaya yüz tutan folklorik değerlerin kişilerarası iletişime katkısı: gümüşhane örneği
Çalışır, Gülsüm
İletişim, insanların birbirini anlamasında kullandıkları en etkili yollardan birisidir. Böylelikle iletişim, kişileri birbirine yaklaştırır ve aralarında bir bağ kurulmasına yardımcı olur. Kişilerarasında kurulan iletişimde bağları güçlendiren ve iletişimin devamını sağlayan birtakım unsurlar bulunmaktadır. Bu unsurlardan birisi de geçmişten günümüze miras bırakılan ve en özel hazinelerimizden olan folklorik değerlerimizdir. Bir annenin ağlayan çocuğunu uyutmak için mırıldandığı ninnilerden, her biri ayrı bir mesaj yüklü olan türkülere, içinde sevinçleri, üzüntüleri, nükteli sözleri barındıran manilere kadar pek çok folklorik değer, etkili bir kişilerarası iletişimin gerçekleştirilmesi için bir araç olarak kullanılmıştır. Ancak geçmişte insanları bir araya getirme, kaynaştırma, aynı dili konuşma, bir duygu etrafında toplanma gibi kültürel mirasa sahip olan folklorik değerlerimiz, modern yaşam şartlarının insanı tutsak ettiği günümüzde zamana yenik düşerek ne yazık ki unutulmaya yüz tutmuştur. Bu bağlamda kişileri birbirine kaynaştıran folklorik değerlerde ne tür mesajlar verildiği, neler anlatıldığı ve hepsinden önemlisi de kişilerarası iletişime sağladığı katkıları araştırmak amacıyla böyle bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Gümüşhane merkezinde, ilçelerinde ve köylerinde yaşayan 65 yaşının üzerinde olan on iki kişi ile yüz yüze görüşmeler yapılarak, geçmişte folklorik değerlerin kişilerarası iletişimde ne şekilde kullanıldığı araştırılmıştır. Görüşmeler sırasında söz konusu folklorik değerlerin geçmişte insanlar arasında bir bağ kurmak, onları bilgilendirmek, eğitmek ve eğlendirmek amacıyla kullanıldığı bilgisine ulaşılmıştır. Görüşmeye katılanların, kişilerarası iletişimde bir araç olarak türkü ve maniyi daha çok kullandığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra görüşmede, folklorik değerlerin duygu ve düşünce aktarımını kolaylaştırarak kaynaştırmada etkili olduğu; fakat modern hayatla birlikte bu değerlerin unutulmaya başladığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada ayrıca katılımcıların kişilerarası iletişimde kullandıkları yöresel folklorik değerlerin örneklerine de yer verilmiştir.
AtıfTR Dizin3İncele - MakaleYalnız künye2015Fazlurrahman's criticisms on the orientalists’ comprehensions in the some basic subjects of the quran
Kayhan, Mustafa
In this article, it had been taken the critique that he put down on the orientalists' in the basic subjects of the Quran by Fazlurrahman. He also had been criticized by Muslim scholars in generally. But, the interesting subject is that he also criticized the orientalists’. There had been done no much research about this item. For eliminating this lack, we take attention his critiques a few points related both Quran and its commentary in his book named Quran with basic subjects. Because, he had mentioned in his book as the main subjects of Quran like God, man as person, man in society, the prophecy and revelation, nature, devil and demon. In this context, he also had criticized some ideas and thoughts have claimed by orientalists’ about these subjects. Otherwise, we aim to be introduced this scholar by this direction for future generations who had witnessed twentieth century. Fazlurrahman's critiques for orientalists' are important in two points. The first thing is that he can read books of foreigners on their own languages and the original books and criticize them. And the second thing is he can read the basic books of its own religious in his own language that is Arabic. This both feature give him an opportunity to criticize and judge the orientalists thoughts and books in the hardest way. Therefore we think it’s necessary his critiques known and put them the academic area. In addition to, the people who come into new religious all over the world because of they cannot take a chance to learn the language of religion and to reach the resources, so first book they read will be the books written by the orientalist on their own language. These people read such as complicated and suspicious books are not good for them. Then, Fazlurrahman's thoughts and critiques, including value judgments about these books and in which points they are helpful or harmful, will be come into quite prominence. Thus, it is a matter giving hope to see his very serious position against the western’s encyclopedic, academic and politic orientalism. STRUCTURED ABSTRACT
- MakaleYalnız künye2014Evrensel ilkeler ve pratik yaşam arasında ahlâkın teşekkülü
Kahraman, Yakup
Bu çalışmamızda ahlâki ilkeler ve yaşam arasındaki insanın ahlâki eğilimlerini, ahlâki tavrını nasıl bir yaklaşımla yorumlamamız gerektiği ve ahlâka nasıl bir teorik zemin oluşturabileceğimiz sorgulanmaktadır. Biz bu sorgulamayı, Kantın oluşturmaya çalıştığı, akıl ilkelerine dayalı evrensel bir teorik zeminden hareket eden ahlâk anlayışını temel alarak yapmaktayız. Burada Kantın evrenselci bir refleksiyonla ahlâki ilkeleri sadece akıl a indirgemesinin ve sırf kurgusal bir temelden yola çıkarak yaşam ile ayrışmaz bir yapısı bulunan ahlâkı yönlendirmeye çalışmasının meydana getireceği olumsuzluklar üzerinde durulmaktadır. Bir ilkeden hareket etme zorunluluğunun olmasıyla birlikte yaşamın sürekli değişen yüzünün bireyin ahlâk tecrübesinin oluşumunda dinamik bir yapı meydana getirdiği gösterilmekte ve teori-pratik arasında tek yönlü bir kurgunun olamayacağı Nietzschenin görüşleri de referans alınarak vurgulanmaktadır. Bize göre Aristotelesin phronesis kavramına verdiği anlam etrafında ahlâk ın teorik yönünü oluşturarak pratiğin yönlendirici gücü de ortaya konulabilecektir.
- MakaleYalnız künye2014The problem of al-gazzali s ıntelligence envision reflection on İbn Haldun
Sarıtaş, Kamil
Intellect is one of the emphasized central topics in the epistemology of Islam. It is very comprehensive and contains different dimensions. Islamic philosophers pay importance to intelligence, and researched the meaning of intelligence in the areas of capacity to know, the quality of the information gotten by intelligence, its relations to sense, revelation and discovery. One of the Islamic philosophers, al-Gazzali (d. 505/1111) who lived in the East in the 12th century, and Ibn Haldun (d. 808/1406), who lived three centuries after him in Andulus, put forward remarkable thoughts in terms of envisaging intelligence. However; Ibn Haldûn s thoughts are restricted with regard to al-Gazzali. In Ibn Haldun s works regarding al-Gazzali and pointing out his thoughts, pursuing the reflections of al-Gazzali in Ibn Haldun helps determine whether or not there is any continuous factors between these two philosophers. This shows in which points Ibn Haldun was affected by al-Gazzali or not, and related to this, whether Ibn Haldun continued his thoughts or not. Such a comparison gives an idea about the originality of Islamic philosophy. The work focuses on the points in which al-Gazzali s thoughts resemble to Ibn Haldun s or differ from each other with some limitations. Being the predecessor, Gazzali s thoughts are presented before Ibn Haldun.
AtıfTR Dizin2İncele - MakaleYalnız künye2014Dil varlığının ontolojik zemini
Kahraman, Yakup
Dil konusu pratik yaşamımızın her alanında önemli bir yertutmaktadır. Bu konunun teorik zemini ile ilgili felsefi anlamda yapılmışçalışmaların en önemlilerinden birisi olan Wittgenstein’ın çalışmaları isedönüm noktası niteliğindedir. Wittgenstein’ın dil yaklaşımını birinci ve ikincidönem olarak ele aldığımızda her iki dönemin felsefi zemininin ontolojikyeterliliğinin ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu sorgulamanın sonucundaWittgenstein’ın birinci döneminin yaşamsal perspektiflerin ortayakonulmasını sağlayan dil için yeterli bir felsefi zemine sahip olmadığı ikincidöneminin ise bu bakımdan çeşitli yaşam alanlarına saygı duyan bir dil yapısıoluşturduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte ontolojik zemini dahagüçlü olan ve günümüzdeki dil sorunlarını yaşam pratiklerini de göz önünealarak çözmek için daha verimli bir zemin olarak Herder, Humbolt veHeidegger’in dil yaklaşımları üzerinde durulmuştur
AtıfTR Dizin4İncele - MakaleYalnız künye2014From the Reality of Life to the Being Itself
Kahraman, Yakup
It can be said that, the way of handling being in the history of philosophy in general, espically between the time period after ancient Greek philosophy and 19th century never goes beyond abstract presuppositions and is jammed into the conceptual frameworks. In this article, we have questioned whether anti-metaphysical discourse as it was put forward by the positivist theory does actually provide a robust ontological structure or not, and how the effort to understand existance may go beyond this fictional structure. It has been shown that ground revealed by using the method of natural sciences to understand existence is inadequate for providing an ontological structure. Considering that while criticizing metaphysics and fictional approaches, this reflex itself falls into the same situation it criticizes, it was advocated that life based interpretations of entities will be valid for ontology. We have tried to show that the relationship between entity and life gives rise to possibility for each to expose the other.
- MakaleYalnız künye2013From antaeus to the bog queen: Mythological allusions in seamus heaney's north
Parlak, Erdinç; Hakkıoğlu, Mümin
1995 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Seamus Heaney North adlı kitabında İrlanda Sorununu ele alırken mitolojik anıştırmalarda bulunmuş, yaşanan karmaşayı simgesel bir dille anlatmıştır. Yunan mitolojisindeki Antaeus ve Hercules söylenceleri, onun ilgili şiirle - rinde, İrlandalıların köklerinin ve köklerinden kopartılış sürecinin öyküleridir. İskandinav mitolojisindeki Toprak Tanrıçası Nerthus kültüyle ilgili şiirleri ise, iki coğrafya arasındaki ekinsel benzerlikleri vurgulayan, şiddet döngüsünün çağdaş pratiklerini yansıtan anlatılardır. Bu anlamda, Come to the Bower ve Bog Queen şiirlerinde sözü edilen bataklık kraliçeleri, ilkbaharda toprağa bereket getirmesi için kendisine kurbanlar sunulan Nerthus, kurtuluşu için evlatlarının kanına gereksinim duyan İrlanda Ana olarak görünür. Birinci grup, uyuyan dev olarak tanımlanan İrlandanın uykuya yatışının izlerini sürerken, ikinci grup bu devin uyanması için izlenen şiddet yolunu yanlış bularak eleştirir. Heaneynin Yunan ve İskandinav mitolojileri aracılığı ile kendi yereline uzaktan ayna tutmayı yeğlemesi, yaşanan siyasal ve toplumsal karmaşayı bütün boyutlarıyla gösterebilme isteğinin bir sonucudur
- MakaleYalnız künye2013Ehl-i sünnet’e göre tekfir problematiği
Karaağaç, Hilmi
Tekfir, başkalarını küfürle ve iman sınırlarının dışına çıkmakla itham etmek anlamına gelir. İslam, inanç esaslarını tasdik edenleri Müslüman olarak kabul eder. Ehli Sünnet, ehl-i kıblenin tekfir edilemeyeceğini temel bir ilke olarak benimsemiştir. Buna rağmen bazı âlimlerin tekfire başvurdukları görülmektedir. Tekfir en çok Allah'ın sıfatları, insanın fiilleri, halk'ul-Kur'an, ru'yetullah, kabir hayatı, ecel ve rızık konuları etrafında oluşur. Bu çalışmada tekfire neden olan hususlar ve tekfirin nedenleri ele alınacaktır
AtıfTR Dizin9İncele - MakaleYalnız künye2013Weimar Dönemi ve Öncesinde Meydana Gelen Siyasi Çekişmeler ve Ekonomik Krizlerin Alman Sosyal Demokrat Partisi Bağlamında Bir Değerlendirmesi
Yilmaz, Nihat
Sosyal demokrasi, emeğin savunuculuğunu üstlenen ve liberalizmin getirdiği kazanımları gözardı etmeyen siyasal bir ideolojidir. Sosyal demokrasinin gelişiminde Alman deneyimi çok önemli bir yer tutmaktadır. Sosyal demokrasi deneyimi ise Almanya'da ilk kez Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ile başlar. Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin bugünkü Alman ve Avrupa siyasetindeki etkisinin halen güçlü bir şekilde sürüyor olması, bu konunun ele alınmasında etkili olmuştur. Çalışmanın amacı, Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin Nazi dönemi öncesindeki politikalarının ortaya konulmasıdır. Bu amaçla önce Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin kuruluş yılları ve Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar Almanya siyaseti üzerindeki etkisi detaylı olarak ele alınmıştır. Daha sonra çalışmanın temelini teşkil eden Weimar Cumhuriyeti dönemindeki SPD politikaları ve bu politikaların nasyonal sosyalizmin ortaya çıkışına etkileri konuları üzerinde durulmuştur.
AtıfTR Dizin9İncele - MakaleYalnız künye2013Critical approaches to modern public sphere: a general evaluation (postmodernism, feminism and religion)
Koroglu, Cemile Zehra
The modern concept of the public sphere is expressed via the understanding of the public sphere which emerged after the 18th century. In this sense, it is possible to mention many debates regarding the public sphere which suggest different models. However, in our study within the framework of Hebermas, it has followed that the common principles and ideas of the modern public sphere have critical approaches previously unexplored. The principles of the modern publicsphere are determined within the framework of understanding man, universe, and society as determined by the idea of enlightenment. Since the modern public sphere is considered as a sphere for political purposes, it also has roots in the legitimacy of modern politicaland legal systems. Therefore, a concensus on the political issues being discussed in the public sphere. To reach definitive conclusions and conduct public negotiations correctly, it has been determined the basic principles of participants must be individuals with a rational mind. Beginning with the universality of mind, the universality of the public sphere is targeted. Modern public sphereres present universal values in which an exclusive and unequal character for many social groups which do not have these principles and values. Therefore, discussion and criticisms of the public sphere in the modern era have always been on the agenda. In addition to individual criticisms, different criticisims of a variety of philosophical and social movements on modern public sphere can be mentioned. However, criticisms from the perspective of postmodern feminism and religion are important as they are criticisms for the foundation of the public sphere. Although these three approaches are verydifferent from each other, they share similar points of criticism and even provide legitimacy for each other. Although religion and postmodernism criticizes the understanding of the enlightened and rational mind, the human universe, and secularity, feminism criticizes the determination of modern public spheres by men. Each perspective regarding criticism and legitimacy are different; however, the roads can cross on the critique of the modern public sphere
AtıfTR Dizin9İncele - MakaleYalnız künye2012Muharrem Afandi az-Zi liand His Book Hadeyyatu ṣ- ṣu lu k
Telkenaroğlu, M. Rahmi
Muharrem Afandi az-ZiliHis book titled Hadeyyatu ṣ-ṣu lûk is a commentary of Toḥfetu'lmulu k that is written by Zaynuddi n ar-Razi. This book is about fu- rui fıqh and based on Hanafi sect ijtihads, but it mentions viewsof the other sects. The book consists of ten chapters and mainlycovers the issues of worship. At the same time it says the provi- sions by their reasons and evidences. a respected scholar of the Ottoman Statewho lived in X./XVI. century. In addition to being murshid of theorder of Halvatiyya is a good jurist and linguist. His enlighteningbooks which he wrote in Arabic and Turkish are very valuableworks. He was born in Tokat/Zile and died there.
AtıfTR Dizin1İncele



