Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • DerlemeYalnız künye2023
    İslam düşüncesinin batı düşüncesine etkileri

    Kerimoğlu, Özkan

    Bekir Karlığa eserine “İslam Düşüncesi” ve “Batı Düşüncesi” kavramlarını tanımlayarak başlamaktadır. Yazara göre İslam’ın insan, hayat, kâinat ve Allah hakkındaki telakkilerinin bir bütünü olarak tanımlayabileceğimiz İslam düşüncesi, fikri, felsefi ve edebi türler olarak yazılı şekilde ifade edilebileceği gibi, musiki, resim, hat, süsleme ve mimari gibi değişik kalıplar içerisinde de yorumlanabilir. Batı düşüncesi ise, Batı Avrupa’da geliştirilen düşünce akımının adıdır. Yazar Batı düşünce sisteminin Hıristiyan dünya görüşü, Antik dünyadan devralınan Grek-Latin kültürü ve Batı Avrupa halklarının geçmişten miras kalan milli ve ırki birikimin oluşturduğu geleneksel değerlerden oluşan üç önemli kaynağının olduğuna vurgu yapmaktadır. Bu üç kaynaktan yararlanılarak insan, hayat, kâinat ve Tanrı hakkında oluşturulan fikri, felsefi ve edebi birikimi de Batı düşüncesi diye isimlendirmektedir. Her iki düşünce sisteminin de oluşumunda Tanrı tarafından gönderildiği kabul edilen ilahi mesajın ve bu mesajdan hareket ederek Müslüman ve Hıristiyanların geliştirdikleri entelektüel birikimin önemli katkısı söz konusudur. İlahi vahyin ve insan aklının ürünü olan İslam ve Batı düşüncesinin birbirleri ile olan ilişkisinin başlangıcını Hz. Peygamber’in hayatta olduğu döneme kadar gittiğini görmekteyiz. Hz. Peygamber döneminde tanışmaya başlayan bu iki dünya 1400 yıllık tarihi boyunca zaman zaman savaştı, kimi zaman birbirini ilgiyle izledi, kimi zaman birbiriyle yarıştı. Ama bu iki düşünce sistemi birbirini anlama, birbirine saygı duyma, birbirini olduğu gibi kabul etme gibi olumlu bir anlayışın içinde olmadılar. İşte bu çalışmada 1400 yılı aşkın zamandır olumlu, olumsuz hep bir etkileşim halinde olan bu iki dünyanın karşılıklı yaşadığı serüven Prof. Dr. Bekir Karlığa tarafından kaleme alınan “İslam Düşüncesinin Batı Düşüncesine Etkileri” adlı eserde anlatılmaktadır. Yazar eserinin “İslam Düşüncesinin Batıya Geçişi” ve “İslam Düşüncesinin Batıya Etkileri” diye iki ciltten oluşacağını beyan etmektedir. Biz bu çalışmada eserin yayınlanan, giriş ve “İslam Düşüncesinin Batıya Geçişi” başlığını içeren ilk cildi inceleyeceğiz.

  • Derleme MakaleYalnız künye2023
    Investigating life satisfaction: the case of refugees in ethiopia

    Kocağ, Esra Karapınar

    As several vulnerable groups in societies such as elderly people, people with disabilities, and children, refugees also draw attention to address their wellbeing due to increasing number of people seeking refuge across the world. The wellbeing of them is considered by either international institutions or national authorities since they are likely to need assistance to have a decent life. In this respect, this study focuses on life satisfaction which refers to a broad scope of elements of quality of life in the context of refugees in Ethiopia since this country provides an important shelter to considerable number of refugees in Africa. Using microdata from the World Bank’s Ethiopia Skills Profile Survey (ESPS-2017), this study finds that basic human needs, safety concerns, and financial concerns play significant role on refugees’ life satisfaction in Ethiopia.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex3
    İncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Oryantalistlerin Kur’ân Hakkındaki Erken Dönem Çalışmalarına Dair Bir Analiz

    Aytekin, Ayşe

    Batı dünyasının Kur’ân ve Tefsir ile ilgili araştırmaları, Oryantalizm tarihiyle ilintili olup benzer minvalde bir gelişim ve değişim sürecine tabidir. Batılı araştırmacıların İslâm’ı tanıma çabaları, Haçlı Seferleri’ne kadar uzanmakta olup İslâm’ın ve entegre edildiği medeniyet ve kültürün üstünlüğünü kabul etmeleri sonucunda adeta bir mücadele girişimine dönüşmüştür. Başlangıçta, bu mücadele çerçevesinde tercüme hareketleri büyük rol oynamıştır. Zira, kültür ve medeniyeti tanımak, öncelikle dili bilmek ve anlamaktan geçmektedir. İslâm düşüncesini anlamak adına Arapçayı öğrenen Batılılar, bu dil ve kültürün ürün ve eserlerini Latinceye çevirerek bu mücadelede en mühim adımı atmışlardır. Şerh, iktibas, izah, intihal yahut adı her ne olursa olsun yaptıkları tüm araştırmalar, çeviriler, eserler, ürünler ve çalışmalar bu uygulama ve adım odağında zikredilebilir. Dilin başat noktada yer aldığı çalışmaların yanı sıra bu çalışmaları etkileyen diğer unsurlardan da söz etmek gereklidir. Nitekim, hayatı içeren tüm etkenler hem akademik hem bilimsel hem siyasi hem dini hem sosyal hem ekonomik hem de kültürel boyutta benzer seyirde yer almaktadır. Rönesans, matbaanın icadı, Türklerin yayılmacı politikası, ilim ve felsefe alanındaki diğer gelişmeler ve bu gelişmelerin Avrupalılara tesiri onların İslâm alanındaki çalışmalarında etkili olmuştur. Oryantalistlerin -çeşitli amaçlarını gerçekleştirebilmek için yapmış oldukları- İslâm ve Kur’ân’a dair ilk araştırmaları, dini, siyasi, ilmi, ticari ve sömürgecilik gibi çeşitli hedefler taşımaktaydı. Oryantalistler, bu amaçlarla şekillenen çalışmalarıyla İslâm’ın ve Hazreti Muhammed’in (s.a.v) değerini düşürerek İslâm ile mücadele etmek, kendilerince tespit ettikleri İslâm’ın kusurlarını yaymak suretiyle bu dinin yayılmasını engellemek ve Müslümanları Hristiyanlaştırmak gibi faaliyetlerde bulunmuşlardır. Akademik çalışmalarda da benzer şekilde ilmi tarafsızlık, objektiflik ve özgünlük gibi kriterlerden yoksun son derece olumsuz ve garazkar bir ifade tarzına sahip oldukları anlaşılmaktadır. Kur’ân ve Tefsir ile ilgili çalışmalarda da bu durum göze çarpmaktadır. İslâm’ı yermek adına özellikle Kur’ân’ın kaynağı ve mahiyeti gibi konularda çeşitli eleştirilerde bulunmuşlardır. Kur’ân’ın merkezde olduğu çalışma alanlarının yanı sıra, Kur’ân tarihine dair birçok eser ise Kur’ân’ın nasıl ve hangi evrelerden geçerek günümüze geldiği meselesini, yaygın bir biçimde Müslüman perspektifi ile anlatmaktadır. Buna mukâbil, Müslümanlar kadar Müslüman olmayanlar da Kur’ân’ın ne olduğu, menşei, sahihliği ve oluşum süreci ile ilgilenmektedirler. İnsanlık ve bilim ortak paydasına faydalı olacak yeni araştırmalar adına, Müslüman olmayan araştırmacıların bu meseleler hakkındaki bakış açılarını değerlendirmek ve Batı’ya dair ve Batılı çalışmaları algılamak için onların İslâm, Müslümanlar ve Hazreti Muhammed (s.a.v) ile olan münasebetlerinin tarihçesini ve birçok alandaki Oryantalizm ve Oryantal çalışmaların tarihi sürecini objektif ve bilimsel bir şekilde araştırmak, analiz etmek ve bu konudaki çeşitli meselelere değinmek gereklidir. Çalışmamız, mütevazi tarzıyla bu alana giriş niteliğinde bir araştırma olarak değerlendirilebilir. Bahsettiğimiz hususlar çerçevesinde özellikle ilk dönem eserlerine çalışmayı ve odaklanmayı deneyeceğiz. Araştırmamızda, özellikle Oryantalistlerin –son yıllardaki bilimsel ve akademik yöntemler içeren ve ulaştıkları bilimsel, yansız, tarafsız ve orijinal kriterlere sahip akademik çalışmalarından ziyade- İslâm, Hazreti Muhammed (s.a.v) ve Kur’ân hakkındaki oldukça kindar ve nefret dolu söylemleri haiz ilk dönemlerdeki çalışmalarını açıklama hedefine sahip olacağız. Daha sonraki çalışmalarımızda dönemsel bir ayrım yaparak incelemeyi amaçladığımız ve söz konusu geniş alana dair bir hazırlık ve ön çalışma olarak düşünülebilecek bulgularımızı, erken döneme ilişkin söylemleri -sadece farklı görüşlerden bahsetmek yerine- eleştirel ve objektif bir filtre aracılığıyla aktarmak için emek harcayacağız.

  • MakaleAçık Erişim2023
    The Generation Alpha Scale for Parents: Development and Psychometric Evaluation: Methodological Study

    Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar

    Objective: What distinguishes generation Alpha from earlier generations is that they are born into a digital world. The aim of this study was to develop the Generation Alpha Scale for Parents (GASP) and evaluate its content validity and psychometric properties. Material and Methods: This methodological study was conducted with 419 parents of generation Alpha. Data were collected using a socio-demographic characteristics questionnaire and GASP. The data were analyzed using t-test, Cronbach’s alpha coefficient, Pearson’s cor- relation coefficient, and factor and item-total score analysis. Results: The scale had a content validity index of 0.93 and a Cronbach’s alpha of 0.96. The exploratory factor analysis (EFA) showed that the scale consisted of 26 items and three subscales: learning methods, commu- nication-social network, and personality prerequisites, respectively. The item-total correlations ranged from 0.479 to 0.912. The EFA showed that the scale explained 61.33% of the total variance. The confirmatory factor analysis also showed that the factor loadings ranged from 0.52 to 0.93. Root mean square error of approximation was less than 0.080 and was significant. Conclusion: The GASP is a valid and reliable mea- surement tool that can use by parents, health professionals, educators, and political groups to assess the characteristics of generation Alpha.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    İncele
  • MakaleYalnız künye2023
    19. Yüzyıl Nakşî-Müceddidî Şeyhlerinden Seyyid Muhammed Yahya Efendi, Mir’âtü’l-mübtedî Adlı Eseri ve Tekke Âdâbına İlişkin Görüşleri

    Şimşek, Selami; Gökçek, Zehra Serter

    Sûfîler, ‘‘terbiye, zerafet ve nezaket‘‘ gibi anlamlara gelen edep terimi üzerinde ilk dönemlerden itibaren durmuşlardır. Ancak edebin manasından daha çok amaç ve faydasına odaklanmışlardır. Edebi, zâhirî ve bâtınî olmak üzere iki kısma ayırmışlardır. Tüm davranışlarını belirli kurallar etrafında şekillendirmeye gayret etmişlerdir. Daha sonraki dönemlerde bu kurallar, tarikat âdâb ve erkânı olarak adlandırılmıştır. Sûfîler, tasavvuf terbiyesinin ve âdâba riayet etmenin önemine işaret ederek bu hususlara uymanın kişiyi Hakk’a ulaştıracağına inanmışlardır. Bu sebeple tasavvuf meclislerine katılanların ve bir şeyhe intisap edenlerin uyması gereken âdâb ve erkân esaslarını anlatan bazı eserler kaleme almışlardır. Müridlere yol gösteren bu eserler Âdâbü’l-mürîdîn, Edebü’l-mürîd, Âdâbü’l-mutasavvıfe ve Tarîkatnâme gibi isimlerle adlandırılmıştır. Bu çalışmada tarikat âdâb ve erkânıyla alakalı bir eser yazan 19. yüzyıl Nakşî-Müceddidî Şeyhlerinden Seyyid Muhammed Yahya Efendi ve Mir’âtü’l-mübtedî isimli eseri ele alınacaktır. Şeyh Seyyid Muhammed Yahya Efendi’nin hayatı ve eseri hakkında bilgi verildikten sonra edep ve tekke âdâbı hakkındaki görüşleri üzerinde durulacaktır.

  • MakaleYalnız künye2023
    Reclaiming Agency through Fashion: Postcolonial Identities and Colonial Legacies in V.S. Naipaul's A Bend in the River*

    Yalcin, Elif Guvendi

    Fashion plays a critical role in human cultures, acting as a canvas for expressing cultural identity, social status, and individual creativity. Its multifaceted nature allows for varied interpretations, much like a complex language. Theorists are increasingly acknowledging this, recognizing how clothing communicates non-verbally, subtly conveying social messages and influencing interactions. This aspect is particularly evident in literature, where characters' clothing choices are deeply connected with their development and contribute significantly to the narrative's emotional richness. Fashion, therefore, extends beyond its aesthetic function, emerging as a dynamic tool for expressing post-colonial identities and challenging the lingering influence of colonialism. In cultures marked by colonial and imperial histories, fashion becomes an emblem of identity, offering a means to reclaim and redefine cultural narratives. It is through fashion choices that individuals express their cultural identity, challenge norms imposed by others, and resist the erasure of their heritage. It becomes a tool for empowerment and self-representation, allowing marginal communities to reclaim agency over their own narratives. While colonialism may have ended, the legacy of colonialism has left lasting impacts on economies, social structures, and cultural perceptions. The Western nations continue actively participating in imperial activities to protect their wealth and power by exploiting other countries economically. The internalization of colonial values has deeply influenced the perception of fashion among people from once colonized countries. The cultural values of these countries are often deemed "uncivilized" in contrast to the "superior," "civilized," and "rational" standards of the colonizers. As a result, Western fashion trends, representative of the colonizers' ideals, permeate the local markets and overshadow indigenous styles. Fashion is used as a means of signifying power, class, and status, and European modes of dress are seen as a symbol of sophistication and modernity. Drawing upon the broader theoretical framework of postcolonialism, this paper critically analyses V.S. Naipaul's work A Bend in the River (1979) to demonstrate how fashion choices create identities to continue colonial legacies.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Bayburt ve Yöresi Ağızlarındaki Bazı Arkaik Unsurlar

    Kürüm, Mesut

    Sözcükler, bir dile ait maddi ve manevi değerleri bünyesinde taşıyan, bu değerlerin korunmasında önemli rol üstlenen dil ögelerindendir. Bir dilin yapısını anlayabilmek; genellikle o dilin ses, şekil ve söz varlığı ile ilgili eski özelliklerini barındıran “arkaik sözcükler”in iyi tahlil edilmesinden geçmektedir. Fransızca kökenli olan “arkaik” sözcüğünün farklı kaynaklarla farklı tanımları yapılsa da bu tanımların ortak yönü, arkaik olarak nitelendirilen sözcüklerin bugün artık ölçünlü dilde kullanımdan düşmüş olmasıdır. Bunun yanında arkaik unsurlar, gerek fonetik ve morfolojik açıdan gerekse söz varlığı açısından oldukça zengin bir görünüm sergilemekle birlikte dilin tarih boyunca geçirmiş olduğu değişim ve gelişmeleri de gözler önüne sermesi bakımından büyük önem taşır. Diğer bir ifadeyle arkaik sözcükler, dilin hem söz varlığının hem de gramer anlayışının tespitinde birçok ipucunu da bünyesinde barındırır. Ölçünlü dilde kullanımdan kalkmış olan arkaik sözcükler, varlıklarını ağızlarda devam ettirir. Ölçünlü dilde kullanımdan düşmüş olan bu sözcüklerin varlıklarını ağızlarda devam ettiriyor olması, dil araştırmaları açısından ağız çalışmalarının kaynak olma özelliğini pekiştirmektedir. Bu bağlamda Türkiye Türkçesi ağızları, Türk dilinin tarihî gelişimi ve seyri içerisinde arkaik unsurlar yönünden oldukça zengin bir görünüm sergilemektedir. Çalışmada Türkiye Türkçesinin Doğu Grubu ağızları içinde yer alan, tarihin ilk dönemlerinden itibaren birçok medeniyet tarafından yerleşim yeri olarak kullanılan ve Çoruh Vadisi’nin önemli yerleşim yerlerinden biri sayılan Bayburt ve yöresi ağızları, arkaik unsurlar açısından değerlendirilmiştir.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Yörüklerde kız verme geleneği üzerine bir inceleme: hasan boğuldu film örneği

    Yıldırmış, Fatma

    Gelenekler, bir toplumun tarihini, iç dünyasını, hayata bakışını gösteren zenginlik kaynağıdır. Bu düşünceler ekseninde ele alınabilecek en dikkat çekici örneklerden birini ise Yörükler sunmaktadır. Kapalı bir toplum olan Yörükler yüzyıllar geçmesine rağmen birçok geleneğini devam ettirmeyi başarmıştır. Yörüklerin bir kolu olan Tahtacılar da kendi obalarının, aşiretlerinin dışına kız vermemişlerdir. Bu bağlamda çalışmada “Hasan Boğuldu” filminden yola çıkılarak kız verme geleneği incelemeye tabi tutulmuştur. Kaz Dağları’nın eteklerinde yaşanmış bir efsaneyi anlatan hikâye, Emine ile Hasan’ın trajik aşkını konu edinir. Yörük kültüründe oba dışında kimseye kız vermeme geleneğinden dolayı oba kızı Emine ovalı Hasan’a zor bir imtihan karşılığında verilecektir fakat Hasan bu imtihanı geçemez ve trajik hikâye her ikisinin ölümüyle sonlanır. Söz konusu çarpıcı hikâye üzerinden evliliğe ilişkin geleneklerden birinin değerlendirilmesi çalışmanın temel çıkış noktasıdır.

  • MakaleAçık Erişim2018
    Kültürel kimlik ve toplumsal hafıza mekânları olarak ziyaret yerleri

    Ak, Muammer

    Türk halk dindarlığının en önemli özelliklerinden biri, belirlimekânları ziyaret etme olgusudur. Bu olgu, Anadolu’da yatır, türbe,ocak, evliya, dede, baba vb. isimlerle anılan ve halk tarafından kutsalmekânlar olarak görülen yerlere gitme davranışını içermektedir. Ziyaretinancının arka planında İslam öncesi Türk inanç ve kültürünün izlerinigörmek mümkündür. Ayrıca bu inanç ve uygulamaların Türk tasavvufkültürüyle birleştirilerek farklı bir boyut ve anlam kazandığıgörülmektedir. Toplumlar, varlıklarının korunması ve devamlılığı içinbireysel ve onun beslendiği kolektif kimliği önemli bir araç olarakgörmüşlerdir. Bu bağlamda ziyaret mekânları, kültürel belleğin diritutulduğu yerler olarak değerlendirilebilir. Burada tasavvuf ekollerininetkili olduğu görülmektedir. Çünkü, tasavvuf, sadece dini alanla sınırlıolmamış, felsefe, fikir, mimari, edebiyat, sanat, müzik, şehirlerinkurulması, iskân vb. sosyal hayatla ilgili yönlendirme yapan bir düşünceve yaşam tarzı oluşturmuştur. Ayrıca, tekke ve tarikatlar, topluma yenibir görüş, ümit ve paradigma sunmuş, bir bilinç inşa ederek geçmiş,bugün ve gelecek arasındaki köprünün kurulmasında önemli görevüstlenmiştir. Yine, türbe ve tekkelerin insanlara nüfuz etme, etkileme,zihniyet oluşturma ve kültürel kodları yaşatma ve bir kimlik inşa etmeyönünde bir hayli geniş etkilerinin olduğunu ifade etmeliyiz.Ziyaret fenomeni ile ilgili günümüze değin yapılan çalışmaların sözkonusu inancın daha çok dini boyutuna odaklandığı, konunun sosyal,kültürel ve kimlik inşa etme boyutlarıyla çok fazla ele alınmadığıgörülmektedir. Bu makale, ziyaret inancının kültürel kimliğinoluşmasında ve toplumsal hafızayı canlı tutma yönündeki rolü üzerindedurmaktadır. Makalede ziyaret olgusu, fenomenolojik bakış açısı iledeğerlendirilmektedir. Konunun daha iyi anlaşılması için önce kültürelkimlik, toplumsal hafıza ve ziyaret inancı gibi kavramlar açıklanmıştır.Daha sonra ise, ziyaret yerlerinin kimlik inşasında ve toplumsal hafızanıncanlı tutulmasındaki rolü üzerinde durulmuştur.

    AtıfOpenAlex6TR Dizin2
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    A General Evaluation on Socio-Cultural Structure of Central Asian Turkish Society

    Çiçek, Arif

    Turks have ruled over different geographies throughout history. This dominance has been gained by means of institutes they formed with their own culture. Societies form some institutes by means of cultural potential they have. The culture of Turkish society is a rich enough to form such institutes in every period. Turks have both continued their existence and provided unity and have been a model for other societies by means of those institutes. In this study, general structure of socio-cultural structure of Central Asıan Turkish societies will be discussed.

    AtıfOpenAlex4TR Dizin3
    İncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Takiyettin Mengüşoğlu’nun Antropoloji Temelli İnsan Anlayışı

    Kahraman, Yakup

    Modern Türk düşüncesinde insan hakkında Takiyettin Mengüşoğlu’na ait felsefi antropoloji temelli yaklaşım oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu yaklaşımın en önemli özelliği soyut, kavramsal, tek yönlü insan tasarımı yerine bilimsel ve antropolojik verilerin ışığında somut insan varoluşunun anlamını ortaya koyma çabasıdır. O, insanı parçalayıp farklı yönlerine göre değerlendiren ve buna göre bir insan yaklaşımı ortaya koymaya çalışan sprütüalist, materyalist yaklaşımları masa başı felsefesi tanımlamasıyla eleştirmektedir. Mengüşoğlu yaptığı felsefi çalışmalarda insanın somut varlık bütününün ortaya konulması ile insana ait evrensel ilkelerin bulunabileceğini düşünmektedir. Bu çalışmada Mengüşoğlu’nun antropoloji temelli felsefi yaklaşımdan ne anladığı, bu yaklaşımın temel ilkelerinin ne olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    İncele
  • MakaleYalnız künye2017
    Trabzon’da Kaybolan Bir Kültür Öğesi: Geleneksel Ahşap Beşik

    Yıldırmış, Fatma

    Beşik, geleneksel yaşam içerisinde Türk kültüründe çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. Beşik kullanımındaki asıl amaç, bebeğin uyumasını hızlandırmak, onu dış etkilerden korumak ve beşiğin sallanmasını sağlayarak bebeğin rahatlamasına yardımcı olmaktır. Beşik çeşitlerinde teknolojik gelişmelere, gelenek-görenek ve yaşam şartlarına göre farklılıklar görülmektedir. Türk toplumunda eskiden beri yaygın olarak ahşap beşik kullanılmaktadır. Özellikle kırsal kesimlerde bu beşiklerin tercih edilmesinin nedeni, kolay taşınabilir ve pratik olmasıdır. Fakat günümüzde gerek yaşam tarzlarının değişmiş olması gerek modern beşiklerin çıkmasıyla ahşap beşiklerin kullanımı yok denecek kadar azalmıştır. Makalenin konusunu oluşturan ahşap beşikler, Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Trabzon'da da yapılarak bir el sanatı hâline gelmiştir. Özellikle de ilin Köprübaşı ilçesi, ahşap el sanatlarının gelişmesine uygun bir coğrafyaya sahiptir. Köprübaşı'nda beşik, kemençe, kaşık, sepet gibi el sanatları yapılmaya devam etmektedir. Makalede beşiğin tanımı ve tarihsel gelişimi hakkında bilgi verildikten sonra yörede beşiğin nasıl yapıldığı incelenmiş ve beşik ile ilgili derlenen sözlü kültür öğelerine yer verilmiştir. Geçmişle günümüz arasında kültürel bağın kurulmasında önemli bir faktör olan el sanatları içinde yer alan beşik, içinde yaşadığı gelenek ve taşıdığı sözlü kültürüyle araştırılmaya ve yaşatılmaya değerdir

    AtıfTR Dizin2
    İncele