Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2026
    Social Gender in a Language Without Grammatical Gender: Relational and Status Encoding in Kazakh Female Nominations

    Gulzhan, Shokym; Bagila, Muratbek; Kürüm, Mesut; Zhanna, Tektigul; Nurbol, Saduakas; Nurdaulet, Aldashev; Zhanar, Amirgali

    This article examines how Social Gender is organized in Kazakh in the absence of grammatical gender. The study is based on a lexicographically verified corpus of Kazakh female nominations, supplemented by a limited contrastive set of gender-neutral and male-linked kinship terms. The material includes basic female reference terms, kinship and affinal nominations, status-hierarchical designations, evaluative and address forms, socially conferred female roles, widowhood and step-relation terms, as well as analytic constructions marking age and social personhood. Methodologically, the analysis combines lexical-semantic, linguistic-anthropological, sociolinguistic, and pragmatic approaches within a framework that distinguishes Linguistic Gender, Natural Gender, and Social Gender. The results show that Kazakh female nominations form a structured lexico-pragmatic subsystem in which female reference intersects with relationality, hierarchy, evaluation, politeness, speaker dependence, and personhood-related distinctions. The analysis further demonstrates that this subsystem is not uniformly gender-differentiated: alongside female-specific nominations, Kazakh also employs selectively gender-neutral kinship terms and classificatory extensions, revealing where gender salience is strengthened, backgrounded, or redistributed. Social Gender in Kazakh is thus encoded not through grammatical agreement, but through a distributed system of relational, status-based, evaluative, politeness-based, speaker-dependent, and age/personhood-related nominations.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2024
    Doğu Grubu Ağızlarında Kısa Ünlüler

    Kürüm, Mesut

    Genel olarak “ünlüler” ve “ünsüzler” olmak üzere iki gruba ayrılan sesler, belirli özellikler esas alınarak çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda herhangi bir engele uğramadan çıkmasıyla oluşan ünlüler, dünya üzerindeki ölçünlü dillerde ünsüz sayısına göre daha azdır. İlk yazılı dönemlerinden itibaren ünlü varlığı açısından oldukça zengin bir görünüme sahip Türkçede, ağızlar da buna dâhil edildiğinde ünlü sayısındaki çeşitlilik daha da artmaktadır. Bunun yanında özellikle ağızlardaki fonetik hadiseler, ünlü sayısındaki çeşitliliği belirli oranda artırmıştır. Dilin tarihini ve gelişimini anlamak için önem arz eden ve ünlü seslerin farklı koşullar altında değişime uğramasıyla meydana gelen birçok hadise vardır. Bu denli çeşitliliğe sahip olan ünlülerle ilgili karşımıza çıkan önemli hadiselerden biri de “ünlülerin boğumlanma süreleri”dir. Türkçenin ünlüleri, boğumlanma süreleri açısından ele alındığında “kısa ünlüler”, “normal süreli ünlüler” ve “uzun ünlüler” olmak üzere üç kategoriye ayrılmaktadır. Bunlardan kısa ünlüler; boğumlanma süresi, normal bir ünlünün boğumlanma süresinden daha kısa olan ünlüler olarak tanımlanmaktadır. Türkiye Türkçesi ağızları gerek normal süreli ünlüler gerekse uzun ünlüler açısından çok sayıda çalışmayla ele alınmış olmasına rağmen kısa ünlüler açısından detaylı bir araştırmaya konu olmamıştır. Bu çalışmada Türkiye Türkçesinin ana ağız gruplarından biri olan Doğu Grubu ağızlarındaki kısa ünlülü örnekler, ortaya çıkış nedenleriyle birlikte mercek altına alınarak alana katkı sağlamak hedeflenmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye türkçesi doğu grubu ağızlarındaki alıntı kelimelerde dil benzeşmesi

    Kürüm, Mesut

    Türkiye Türkçesi ağızları, yapısında taşıdığı pek çok dil malzemesiyle Türkçenin henüz açıklığa kavuşturulamamış hususlarının tespitinde temel başvuru kaynaklarındandır. Bu nedenle Türkiye Türkçesi ağız araştırmaları, özellikle son zamanlarda Türkoloji çalışmalarının en fazla ilgi duyulan alanlarından biri olmuştur. Çalışmalarda Doğu, Batı ve Kuzeydoğu Grubu olmak üzere üç ana ağız grubuna ayrılan Türkiye Türkçesi ağızlarının bu üç ana ağız grubuna ayrılmasında fonetik, morfolojik ve söz varlığı gibi dil unsurlarındaki farklılıklar ölçü alınmış olup bunlardan biri de dil benzeşmesidir. Dil benzeşmesi, ilk yazılı belgelerimizden bugüne kadar Türk dilinin bütün dönemlerinde temel kaide olarak süregelmiştir. Bu durum sadece ölçünlü dilde değil, ağızlarda da kendisini kuvvetli bir şekilde hissettirmektedir. Öyle ki Türkçeye giren ve dil benzeşmesi kuralına aykırı olan alıntı kelimeler, ağızlarda çeşitli nedenlere bağlı olarak yapıca değişikliğe uğrayıp uyuma girmiştir. Bu uyum, Doğu Grubu ağızlarında çeşitli sebeplere bağlı olarak zaman zaman bozulsa da alıntı kelimelerde genellikle sağlam bir görünüm sergilemektedir. Alıntı kelimelerdeki uyum ise çoğunlukla gerileyici ve ilerleyici benzeştirmeyle ünlü incelmesi ve kalınlaşması şeklinde gerçekleşmektedir. Çalışmada; Kars, Gümüşhane, Erzurum, Erzincan, Elâzığ, Tunceli, Iğdır, Diyarbakır, Bayburt ve Van Gölü Kuzey Havzası ağızları üzerine yapılmış olan akademik çalışmalardaki örnekler ve değerlendirmeler esas alınarak alıntı kelimelerin dil benzeşmesi yönünden Doğu Grubu ağızlarındaki görünümü değerlendirilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Doğu Grubu Ağızlarında Ara Ünsüzler

    Kürüm, Mesut

    Dillerdeki sesler, genel olarak ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki gruba ayrılmakta ve bu sınıflandırmada çoğunlukla seslerin boğumlanma ve akustik özellikleri dikkate alınmaktadır. Dünya üzerindeki diller incelendiğinde bu dilleri birbirinden farklılaştıran özelliklerden birinin de dillerin yapısında yer alan seslerin meydana getirdiği gramer birlikleri olduğu görülmektedir. Dilin en küçük yapı birimi olan sesler, ölçünlü dillerdeki gelişmelerini genellikle dilin kuralları doğrultusunda sürdürürler. Seslerin ağızlardaki durumu ise çoğunlukla bundan farklıdır. Ölçünlü dilin kurallarına çok da bağlı olmayan ağızlardaki bazı fonetik hadiseler, Türkiye Türkçesi ağızlarında olduğu gibi, ünlü ve ünsüz çeşitliliğinin önemli nedenlerindendir. Doğu Grubu ağızları, ünsüz varlığı ile ölçünlü dilden ve kısmen diğer Türkiye Türkçesi ağızlarından farklı bir görünüm sergilemektedir. Yerleşim alanlarından bazılarının geçiş güzergâhı üzerinde yer alması, Azerbaycan Türkçesi ses özelliklerinin belirgin şekilde görülmesi, tonlulaşma, tonsuzlaşma, süreklileşme, uzunluk kaybı, kaynak kişiye bağlı birtakım özellikler ile fonetiğe dayalı değişimlerin henüz tamamlanmamış olması ve dolayısıyla yarım kalması; bu ağızlarda ara ünsüz diye tanımlanan bazı seslerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada, Doğu Grubu ağızlarıyla ilgili bilimsel kaynak ve eserler taranarak ara ünsüz olarak tanımlanan ve farklı sıklık oranlarında kullanılan on üç ses tespit edilmiş ve bu sesler örneklerle incelenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Bayburt ve Yöresi Ağızlarındaki Bazı Arkaik Unsurlar

    Kürüm, Mesut

    Sözcükler, bir dile ait maddi ve manevi değerleri bünyesinde taşıyan, bu değerlerin korunmasında önemli rol üstlenen dil ögelerindendir. Bir dilin yapısını anlayabilmek; genellikle o dilin ses, şekil ve söz varlığı ile ilgili eski özelliklerini barındıran “arkaik sözcükler”in iyi tahlil edilmesinden geçmektedir. Fransızca kökenli olan “arkaik” sözcüğünün farklı kaynaklarla farklı tanımları yapılsa da bu tanımların ortak yönü, arkaik olarak nitelendirilen sözcüklerin bugün artık ölçünlü dilde kullanımdan düşmüş olmasıdır. Bunun yanında arkaik unsurlar, gerek fonetik ve morfolojik açıdan gerekse söz varlığı açısından oldukça zengin bir görünüm sergilemekle birlikte dilin tarih boyunca geçirmiş olduğu değişim ve gelişmeleri de gözler önüne sermesi bakımından büyük önem taşır. Diğer bir ifadeyle arkaik sözcükler, dilin hem söz varlığının hem de gramer anlayışının tespitinde birçok ipucunu da bünyesinde barındırır. Ölçünlü dilde kullanımdan kalkmış olan arkaik sözcükler, varlıklarını ağızlarda devam ettirir. Ölçünlü dilde kullanımdan düşmüş olan bu sözcüklerin varlıklarını ağızlarda devam ettiriyor olması, dil araştırmaları açısından ağız çalışmalarının kaynak olma özelliğini pekiştirmektedir. Bu bağlamda Türkiye Türkçesi ağızları, Türk dilinin tarihî gelişimi ve seyri içerisinde arkaik unsurlar yönünden oldukça zengin bir görünüm sergilemektedir. Çalışmada Türkiye Türkçesinin Doğu Grubu ağızları içinde yer alan, tarihin ilk dönemlerinden itibaren birçok medeniyet tarafından yerleşim yeri olarak kullanılan ve Çoruh Vadisi’nin önemli yerleşim yerlerinden biri sayılan Bayburt ve yöresi ağızları, arkaik unsurlar açısından değerlendirilmiştir.