Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Yaşam doyumu ile çalışmaya tutkunluk arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluşun aracılık rolü

    Benk, Osman; Kenek, Gökhan; Sımsek, Tugçe

    Bu çalışmanın amacı bireylerin sahip oldukları genel yaşam doyumlarının, psikolojik iyi olma durumlarına ve bir çalışan olarak işlerine olan tutkunluklarına etkisini ortaya koymaktır. Bununla birlikte psikolojik iyi oluşun, yaşam doyumu ile çalışmaya tutkunluk arasında öngörülen aracılık rolünün incelenmesi araştırmanın diğer bir amacıdır. Araştırma, Karadeniz Bölgesi’nde öğrenci barınma hizmetleri kapsamında öğrenci yurtlarında görev yapan çalışanlar örnekleminde 2022 yılı Haziran ile Temmuz ayları arasında gerçekleştirilmiştir. Veri toplamak için yüz yüze anket yönteminin kullanıldığı araştırmada 191 katılımcıdan geri dönüş sağlanmıştır. Elde edilen veriler SPSS26 paket programında korelasyon ve regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Toplanan veriler ve gerçekleştirilen analizler doğrultusunda elde edilen bulgulara göre tüm hipotezler kabul edilmiştir. Hipotezlerin kabulü ile birlikte; bireylerin yaşamlarına ilişkin sahip oldukları tatmin duygusunun onların psikolojik olarak kendilerini iyi hissetmelerinde ve iş hayatlarında da bunu sürdürerek, örgütsel etkinlik ve verimlilik için arzu edilen ve pozitif çalışan davranışlarından biri olarak kabul edilen çalışmaya tutkunluğun gelişmesinde önemli rol oynadığı ifade edilebilir. Sonuçlar yaşam doyumunun artması ile birlikte psikolojik iyi oluş ve çalışmaya tutkunluğun da artış göstereceğine işaret etmektedir. Aynı zamanda psikolojik iyi olma durumunun da çalışmaya tutkunluğun önemli bir belirleyicisi olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2024
    Dijitalleşmenin iş performansı üzerindeki belirleyiciliği: hava taşımacılığı sektörü örneği

    Vural, Selvi

    Bu araştırmanın amacı, dijitalleşmenin çalışanların iş performansı üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Küreselleşmenin bir getirisi olarak bugün iş dünyası sürekli bir değişim ve dönüşüm süreci içindedir. Bu durum, bilhassa son yıllarda hızlı ve yeni teknolojik gelişmelerle örgütlerin iş yapış biçimlerinde ve rekabet stratejilerinde köklü bir değişime-dönüşüme gitmeyi gerektirmektedir. Dijitalleşme, büyük ölçüde örgütsel dinamikler üzerinde birtakım değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Yaşanan bu dijital değişim- dönüşüm hem çalışma ortamını etkilemekte hem de farklı fırsatları ve risk unsurlarını içermektedir. Fırsatlardan yararlanmanın yanı sıra yeni teknolojik gelişmelere adapte olabilecek nitelikteki çalışanları elde tutabilmek, verimliliğini ve üretkenliğini arttırabilmek bilhassa risk unsurlarını bertaraf edebilmek açısından büyük önem arz etmektedir. Bu araştırma hava taşımacılığı sektöründe çalışan yer hizmetlerinden sorumlu 403 personelin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Mevcut araştırmanın gerek ülke ekonomisi gerekse de sektörel gelişim adına çalışan iş performansının büyük önem taşıdığı havacılık sektöründe bu kapsamda gerçekleştirilen az sayıdaki araştırmadan biri olması, yazına ve pratikte uygulayıcılara sağlayacağı katkı nedeniyle önem taşıdığına inanılmaktadır. Amaç dahilinde, araştırma açısından uygun yönetimin nicel olduğuna karar verilmiş ve ölçek formları aracılığıyla veriler elde edilmiştir. Çalışanların iş performansını ölçmek için Bal ve De Lange (2015)'ın "İş Performansı Ölçeği", dijitalleşme algısını ölçebilmek adına ise Venkatesh ve Bala (2008)’nın “Teknoloji Kabul Modeli (TAM)” kullanılmıştır. Çalışanların dijitalleşme algısının iş performansı üzerindeki etkisini ortaya koyan bir model tasarlanmış ve bu modele bağlı olarak geliştirilen hipotezlerin test edilmesi adına yapısal eşitlik modellemesi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular; dijitalleşme algısının iş performansı üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkiye sahip olduğunu yani hava taşımacılığı sektöründe çalışan yer hizmetlerinden sorumlu personellerin dijitalleşme algısının onların iş performansları üzerinde önemli ölçüde belirleyici olduğunu göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2024
    Finansal Gelişmişlik ve İnsani Gelişim Endeksi Arasındaki İlişki: Kırılgan Beşli Örneği

    Gültekin, Ömer Faruk; Yalçın, Selçuk

    Finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin varlığı ve yönü hakkındaki çalışmalar eski yıllara dayanmaktadır. Bu konu ile ilgili yapılan çalışmalarda farklı görüşler ortaya konmuştur. Mevcut görüşlerin önemli bir kısmı finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasında ilişki olduğunu ortaya koymakla birlikte yapılan çalışmalarda finansal gelişme ve ekonomik büyümenin göstergesi olarak kullanılan değişkenler farklılık göstermektedir. Bu çalışmada spesifik olarak finansal gelişmişlik ile insani gelişim endeksi arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmada finansal gelişmişliğin göstergesi olarak, IMF tarafından 2012 yılında yayımlanan farklı finansal gelişmişlik boyutlarıyla oluşturulan 9 adet endeks aracılığıyla hesaplanan finansal gelişmişlik endeksi, borsa endeksi ve enflasyon verisi kullanılmıştır. Çalışmada finansal gelişmeyi gösteren değişkenlerden finansal gelişme endeksi ve finansal gelişme sürecinin başka bir temsilcisi borsa endeks değeri ile enflasyon değişkenlerinin insani gelişme endeksi üzerine kısa ve uzun dönemli etkileri kırılgan beşli olarak tanımlanan ülke grubu için araştırılmıştır. Panel ARDL yöntemi kullanılarak yapılan araştırmada elde edilen sonuçlara göre uzun dönemde finansal gelişme endeksi ve borsa endeks değerinin insani gelişme endeksi üzerindeki etkisi pozitif yönlü ve anlamlıdır. Enflasyonun ise insani gelişme endeksi üzerindeki etkisi negatif yönlü ve anlamlıdır. Sonuçlar çalışmanın temel araştırma sorularında öne sürülen hipotezlerin geçerli olduğunu göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2024
    Mobil reklamların kabulü: x, y ve z kuşakları üzerine bir araştırma

    Diker, Ersin; Türk, Kemal Can

    Bu araştırma X, Y ve Z kuşağındaki tüketicilerin, mobil reklamları kabullenmelerini etkileyen tutumlar arasında farklılıkların var olup olmadığını bulmayı amaçlamaktadır. Literatürde X, Y ve Z kuşağındaki tüketicilerin mobil reklamları kabullenmeleriyle ilgili yeterli düzeyde bir araştırmaya erişilememesi nedeniyle bu araştırmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Reklam verenlerin, hedef kitlelerine uygun mobil reklam stratejileri geliştirmelerinde bu araştırmanın sonuçlarından yararlanabilecek olmaları araştırmanın özgün değeridir. Araştırmanın evrenini, Türkiye’de yaşayan X, Y ve Z kuşaklarındaki mobil cihaz kullanan tüketiciler oluşturmaktadır. Trabzon’da yaşayan X, Y ve Z kuşaklarındaki mobil cihaz kullanan tüketiciler ise araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu araştırmada kolayda örneklem yöntemi hedeflenen amaca ulaşabilmek için tercih edilmiştir. Araştırmada yüz yüze anket tekniği uygulanarak veriler elde edilmiştir. Trabzon il merkezinde (Ortahisar) yaşayan, araştırmaya katılmakta gönüllü olan X, Y ve Z kuşağındaki 600 tüketiciye yüz yüze anket uygulanmıştır. Hatalı doldurulan anketler elenerek 528 anketin analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda mobil reklamları onaylama/kabullenme üzerinde etkili faktörlerden algılanan yarar, içeriksel bilgi, algılanan özveri ve güven faktörleri üzerinde kuşaklara göre anlamlı farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Havacılık Sektöründe Marka Deneyimi Sadakatin Bir Öncülü Olabilir Mi?

    Hüseyınlı, Tahıre; Vural, Selvi; Minaz, Zehra Sağlam

    Bu araştırma, havacılık sektöründe marka deneyiminin marka sadakatinin bir öncülü olup olmadığını tespit etmek ve marka sadakatini sürdürülebilir kılmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Havacılık sektöründe marka deneyiminin marka sadakatinin bir öncülü olup olmadığını belirlemeye yönelik nitel araştırma yöntemiyle incelenen ilk çalışma olması nedeniyle önem arz etmektedir. Araştırma kapsamında, nitel araştırma yöntemi aracılığıyla veriler elde edilmiş ve Azerbaycan-Türkiye seferleri bulunan herhangi bir havayolu işletmesiyle seyahatini gerçekleştiren müşteriler ile görüşülmüştür. Özellikle Azerbaycan-Türkiye seyahati gerçekleştiren müşterilerin tercih edilmesinin nedeni iki hat arası seferleri bulunan havayolu işletmesi sayısının az olmasıdır. Bu bağlamda, gerçekleştirilen araştırma havacılık sektöründe marka deneyiminin marka sadakatinin bir öncülü olup olmadığını belirlemeye yönelik kapsamlı ve derinlemesine bilgi edinebilme olanağına sahiptir. Ayrıca, elde edilen bulguların hem gelecek araştırmalar açısından ufuk açıcı olabileceği hem de teoriye sağladığı katkı kadar pratikte de anlamlı bir karşılık bulacağı öngörülmektedir. Araştırma kapsamında, 22 katılımcı ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde müşterilerin marka deneyimindeki belirleyiciler; hizmet kalitesi, fiyatlandırma politikası, dakiklik, müşteri ilişkileri ve güven olmak üzere beş tema altında toplanmaktadır. Elde edilen bulgulara göre; havayolu işletmesi müşterileri için hizmet kalitesi, dakiklik ve güven marka sadakatinin önemli öncüllerindendir. Müşteri ilişkilerini önemseyen bir kesimin varlığı söz konusu olsa da onun da marka sadakatinin öncülü noktasında getireceği açıklama yetersizdir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleYalnız künye2024
    Ulusal Deprem Tatbikatı Sonrası Korku Pazarlaması Kapsamında, Küçük İşletmelerin Afet Sigortası Satın Alma Eğilimleri

    Yildiz, Emel; Çınar, Öznur

    Doğal afetlerin neden olabileceği bireysel kayıp kaynaklı riskler, bu risklerin meydana getirebileceği korku ve bu korkunun neden olabileceği telafi sistemleri isteği (doğal afet sigortası) bağlamından hareket ederek, bu araştırmanın amacı, bir doğal afet tatbikatı vasıtasıyla olası yüksek riskli bir afetin meydana getirebileceği kayıpların neden olacağı olası korkunun doğal afet sigortası yaptırma ile olan ilişkisini araştırmaktır. Araştırmanın ana kütlesi Bayburt ilinde faaliyette bulunan 2162 esnaftır. Araştırmada tesadüfi olmayan örnekleme metotlarından biri olan kolayda örnekleme metodu kullanılmıştır. Bu ana kütleden toplamda 764 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma, anket yöntemi kullanılarak 02/02/2023 ile 02/06/2023 tarihleri arasında Bayburt merkezi ve iki ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma anketi hazırlanırken kuramsal çerçevede belirtilen kaynaklardan genel anlamda faydalanılmış olup, anket demografik bilgileri, tatbikatla, sigortayla ve bireylerin afet duygularıyla ilgili soruları içermektedir. Araştırma sonucunda deneklerin afetlerden yüksek oranda korkmakta, afet tatbikatlarında korku duygusu yaşamamakta ve deneklerin ancak yarısı tatbikattan sonra afet sigortası yaptırmaya isteklidir. Ayrıca afet sürecinde duyulan korku hissi afet sonrası afet sigortası yaptırma isteğini belirleyen bir faktör değildir.

  • MakaleYalnız künye2024
    The Role of Big Data in Advertising Strategic Planning: A Research on Advertising Agencies

    Aksoy, Fatih; Öcal, Derya

    Strategic planning forms the basis of the campaigns to be realized by advertising agencies. Because the most important factor in the success of advertisements is to deliver the right message at the right time, in the right place, to the right target audience. In order to realize this element effectively, the use of big data in strategic planning has an important place. One of the most important features of today, which is called the information age, is that there is change and development in all areas on the basis of big data technologies. For this reason, businesses that want to make a difference and survive in all sectors need to bring data, which is defined as today's 'oil', to the forefront. Undoubtedly, like many businesses in various sectors, advertising agencies need to include big data in their work. The main purpose of the study is to determine how big data is used in strategic planning within the scope of advertising agencies and the role of big data in advertising strategic planning. In general, the aim of this study is to create a resource that will contribute to researchers and practitioners in this regard by revealing the role of big data technologies, the use of which is increasing day by day in all areas, in advertising-oriented strategic planning. In this direction, advertising agencies have been determined primarily in accordance with certain criteria. Within the framework of qualitative research, semistructured interviews were conducted with 19 strategic planning experts in the selected agencies, considering the purposeful sampling method. The data obtained from the interviews were examined by content analysis method. The findings obtained from the mentioned analysis were evaluated and the conclusion part was formed. It has been found that almost every stage of the strategic planning prepared for the formation of effective advertising strategies and campaigns is trying to use big data. Therefore, within the scope of the sample, it has been concluded that big data has significant role in advertising strategic planning in advertising agencies in Turkey.

  • MakaleYalnız künye2024
    1991-2023 Yılları Arasında Gerçekleştirilen Start-up İle İlgili Çalışmaların Bibliyometrik Analizi

    Şahin, Havva; Nas, Tulay Ilhan

    Çalışmada uluslararası literatürde yer alan start-up ile ilgili çalışmaların bibliyometrik analizi yapılmıştır. 1991-2023 yılları arasında farklı eserler dikkate alınarak “start-up” ve “startup” anahtar kelimeleri Web of Science ile “tüm alanlardan” taratılarak konuyla ilgili 1.729 çalışmaya ulaşılmıştır. Çalışmalar yayın yılı, yayın türü, yazar analizi, indeks analizi, ülkelere göre dağılım, yayınevlerine göre dağılım, çalışma alanlarına göre dağılım, ortak yazar, yazar, çalışmalar, ülkeler, kurumlar bağlamında atıf, metinlerin ve yazarların bibliyografik eşleşmesi kapsamında araştırılmış, VOSviewer ile görsel olarak analiz edilmiştir. En fazla yayın sayısı 217 yayın ile 2023 yılındadır. Ülkelere göre dağılıma bakıldığında ise 89 ülke/bölge içerisinde Çin 693 yayın sayısı ile birinci sırada yer almaktadır. Çalışmalarda en fazla yayının Elsevier yayınevinde yayınlandığı ve yayınların en fazla mühendislik alanında yapıldığı görülmektedir. Mühendislik dışında en fazla çalışılan alanlar ise kimya ve bilim teknolojidir.

  • MakaleYalnız künye2024
    İçsel Pazarlama Uygulamalarının Kişi Örgüt Uyumuna Etkisinde Çalışanların Adalet Algısının Aracı İç Girişimcilik Özelliğinin Düzenleyici Rolü: Telekomünikasyon Sektöründe Bir Uygulama

    Akyüz, Ahmet Mutlu; Yazıcı, Yusuf

    Bu araştırmanın amacı rekabetin arttığı günümüzde avantaj sağlayabilmek için çalışanlara yönelik uygulanan içsel pazarlama uygulamaları ile kişi örgüt uyumu, örgütsel adalet algısı ve iç girişimcilik değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma telekomünikasyon sektöründe hizmet veren bir işletmenin 658 müşteri ilişkileri çalışanının katılımı ile gerçekleştirilmiştir. İçsel pazarlamanın kişi örgüt uyumuna (KÖU) etkisinde eğitim-gelişim (EG), ücret-ödüllendirme (ÜÖ), güçlendirme (G), iç iletişim (İİL) boyutlarının anlamlı etkisi tespit edilirken esnek çalışmanın (EÇ) etkisi tespit edilememiştir. İçsel pazarlamanın kişi örgüt uyumuna etkisinde Dağıtım adaletinin (DA) aracı etkisi olarak; ücret-ödüllendirme, güçlendirme ve esnek çalışma boyutlarında aracılık etki tespit edilirken eğitim-gelişim, iç iletişim boyutlarında tespit edilememiştir. İçsel pazarlamanın kişi örgüt uyumuna etkisinde İç girişimciliğin(İG) düzenleyici etkisi olarak; iç iletişim ve esnek çalışma boyutlarında düzenleyici etki tespit edilirken eğitim-gelişim, ücret-ödüllendirme, güçlendirme boyutlarında düzenleyici etki tespit edilememiştir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Havacılık Sektöründe Örgütsel Sessizliğin Öncüllerinin İncelenmesi

    Vural, Mehmet Fatih; Vural, Selvi

    Amaç – Çalışmanın amacı, havacılık sektöründe örgütsel sessizliğin öncüllerini belirlemektir. Buna bağlı olarak, havacılık sektöründe faaliyet gösteren havayolu, hava aracı bakımı, yer ve yolcu hizmetleri gibi çok sayıdaki işletmede ya da örgütte sessizliğe neden olan unsurlara yönelik önceden önlem alınması hedeflenmektedir. Yöntem- Araştırmada, veriler nitel yöntem aracılığıyla elde edilmiş ve çalışan düzeyindeki 30 katılımcı ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tematik içerik analizinden yararlanılmış olup veri analizleri NVIVO yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Bulgular- Elde edilen bulgulara göre; havacılık sektöründe en yaygın görülen sessizlik türü kabullenici sessizlik olup nispeten daha az ölçüde de olsa bilhassa kadın çalışanlar tarafından korumacı (prososyal) sessizlik davranışının sergilendiği görülmektedir. Araştırma bulguları sektörde sessizliğin büyük ölçüde örgütsel birtakım öncüllerden kaynaklı olduğunu fakat havacılık sektöründe bu nedenler arasında yöneticiye duyulan güvenin de yer aldığını göstermektedir. Öte yandan, az sayıdaki çalışanın sessizliği bireysel öncüllere dayanırken, kültürel nedenlerden ise güç mesafesinin yanı sıra havacılık sektöründe kollektif bir yaklaşımla hareket edilmesi nedeniyle toplulukçuluk kültürünün de örgütsel sessizliğin öncülleri arasında yer aldığı bulgusuna ulaşılmıştır. Tartışma- Havacılık sektöründe, yalnızca savunmacı sessizlik türüne hiç rastlanmamıştır ve bu durum hem toplulukçu kültürlerde savunmacı eylemlerin düşük olması hem de yöneticiye duyulan güvenin zayıf olduğu örgütlerde çalışanların savunma davranışında bulunmaması olmak üzere iki temelde açıklanmaktadır. Bir diğer konu, sadece kadın çalışanların korumacı (prososyal) sessizlik davranışları sergilemesi cinsiyet temelli bir yaklaşımla erkeklere nazaran duygusal bağlılığının yüksek düzeyde olmasından kaynaklanmaktadır. Yöneticilerine güven duymayan çalışanların sessizlik davranışları sergilediği görülmekte, pek çok sektörde olduğu gibi havacılık sektöründe de yöneticiye duyulan güven aracılığıyla örgüt içi iletişim arttırılarak ya da etkin kılınarak örgütsel sessizliğin azaltılabileceğine inanılmaktadır. Yazında, kültürel unsurlardan sadece güç mesafesinin örgütsel sessizliğin bir nedeni olduğundan bahsedilmekteyken, elde edilen bulgulara göre havacılık sektöründe çalışanların toplulukçuluk eğiliminin de örgütsel sessizliğin öncüllerinden biri olduğu anlaşılmaktadır. Elbette, bu durum havacılık sektörünün kendine özgü bir nitelik taşıyabilmekte, ancak farklı sektörlerde gerçekleştirilecek araştırmalar ile konunun sektöre özgü bir nitelik taşıyıp taşımadığının ortaya koyulabileceği düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Tarım ve Balıkçılık Sektörlerinde Karlılığın Belirleyicileri: TCMB Sektör Bilançolarıyla Panel Veri Analizi (1996 – 2021)

    Kekül, Okan

    Amaç - Bu çalışmada, TCMB bünyesinde bulunan ve reel sektör istatistikleri çerçevesinde yayınlanan bilanço, gelir tablosu ve finansal oranlardan faydalanılarak tarım ve balıkçılık sektörlerinde bulunan işletmelerin karlılığını etkileyen faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Yöntem - Karlılığı etkileyen faktörler olarak literatürdeki çalışmalar temel alınmış ve bu bağlamda aktif karlılık çalışmanın bağımlı değişkenini temsil etmiştir. Bağımsız değişkenler ise borçlanma oranı, öz sermaye devir hızı, aktif devir hızı, büyüklük, asit-test oranı, cari oran, kaldıraç oranı, alacak devir hızı ve faiz kazanma oranı şeklinde meydana gelmektedir. Çalışmada panel veri analiz yöntemi kullanılmış ve çalışma, panel veri statik modelleri ile yürütülmüştür. Bulgular - Aktif karlılık ile kaldıraç oranı arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönde bir ilişki; aktif karlılık ile öz sermaye devir hızı ile pozitif yönlü bir ilişki gözlemlenmiştir. Aktif karlılık ile diğer bağımsız değişkenler arasında herhangi bir anlamlı ilişki tespit edilememiştir. Tartışma - Tarım ve balıkçılık sektöründe yer alan işletmelerin yüksek kaldıraç kullanımı finansal risk olarak açıklanabilmektedir. Yüksek kaldıraç oranı, finansal olarak değerlendirildiğinde daha fazla borca sahip olma şeklinde ifade edilebilmektedir. İşletmelerin daha az borç kullanarak aktif karlılığı (ROA) arttırabileceği düşünülmektedir. Ayrıca teknolojik gelişmelerin takip edilmesi, etkinlik ve verimliliğe yönelik stratejiler belirlenmesi, doğal kaynaklardan sürdürülebilir koşullarda fayda sağlanması, aktif karlılık ile öz sermaye devir hızı arasındaki pozitif ilişkiyi destekleyebileceği düşünülmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2024
    Entegre Raporlama Üzerine Bibliyometrik Bir İnceleme

    Güven, Birol

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, entegre raporlamaya ilişkin akademik çalışmaların gelişimini, genel durumunu ve odak noktalarını bibliyometrik analiz yöntemi ile incelemek ve konu ile ilgili panoramik fotoğraf sunmaktır Tasarım/Yöntem: Araştırmada Web of Science Core Collection veri tabanında 2011-2023 yılları arasında entegre raporlama konusu ile ilgili yayınlanmış 670 makale, bilim haritalama tekniğine dayalı bibliyometrik analiz yöntemi ile incelenmiştir. Bibliyometrik verilerin analiz edilmesi ve sonuçların görselleştirilmesinde R bibliometrix paketi, VOSviewer ve Microsoft Excel birlikte kullanılmıştır. Bulgular: Analizler sonucunda; yıllar itibariyle konuyla ilgili yapılan çalışmaların artış eğilimi gösterdiği ve konuya olan ilginin giderek arttığı; entegre raporlama konusunda en üretken ülkenin İtalya, yazarın Warren Maroun ve derginin Meditari Accountancy Research olduğu; iş birliği oranı en yüksek ülkenin İngiltere ve yazarların Nicola Raimo ve Filippo Vitolla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınırlılıklar: Çalışmada bir veri tabanının kullanılmış olması, çalışmanın kapsamına sadece makalelerin ve dört çalışma alanının dahil edilmesi araştırımın sınırlılıklarıdır. Özgünlük/Değer: Entegre raporlama ile ilgili bibliyometrik çalışmaların sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Ayrıca ulusal literatürde Web of Science, Scopus gibi dünyaca bilinen veri tabanlarında listelenen çalışmalar üzerine bir araştırmanın yapılmadığı görülmektedir. Bu bakımdan bu çalışma, entegre raporlamaya ilişkin yayınlarının eğilimlerini vurgulayarak literatürüne katkıda bulunması araştırmanın özgün değerini oluşturmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Bütünleşik fucom-vıkor yaklaşımıyla TR-90 bölgesinde silah organize sanayi bölgesi yer seçimi

    Peker, İskender; Gergin, Ramazan Eyüp; Tip, Fatma Nur

    Çalışmanın amacı, bütünleşik FUCOM-VIKOR yaklaşımı ile TR90 bölgesi için en uygun silah organize sanayi bölgesi yerinin belirlenmesidir. Bu amaç için, ilgili literatür ayrıntılı olarak analiz edilmiş ve yer seçiminde faydalanılan öncü kriterler tespit edilmiştir. Savunma sanayisinin önde gelen firmaları ve uzmanların görüşlerine göre, TR90 bölgesinde yer alan iller çalışmanın alternatifleri olarak belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan kriter ağırlıklarının hesaplanmasında FUCOM, alternatiflerin sıralanmasında ise VIKOR yöntemlerinden faydalanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre maliyet faktörü en yüksek önem derecesine sahip ana kriter, sosyo-ekonomik faktörler ise en düşük önem derecesine sahip olan ana kriter olarak belirlenmiştir. VIKOR yönteminden elde edilen bulgular Silah Organize Sanayi Bölgesi için en uygun ilin Trabzon olduğunu göstermektedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Evaluation of the expenses of products and services in all production in terms of trademark marketing in Türkiye and EU countries

    Eda, Dişli Bayraktar

    In this research, it is aimed to evaluate the expenses of products and services in all production in terms of trademark marketing in Türkiye and EU countries. Trademark applications (TAR), Services value added (SVA), Goods and services expense (GSE), Industry value added (IVA), and Consumer price index (CPI) parameters from the World Bank Country Report from 2007 to 2020 were analyzed in the research. SVA (4.47±3.05) and GSE (10.30±1.09) means of Türkiye were higher than SVA (0.95±2.30) and GSE (8.47±0.76) means of the EU with statistically significant difference (p<0.05). IVA mean differences between Türkiye (4.64±7.20) and the EU (0.19±4.26) was statistically insignificant (p>0.05). TAR was positively and highly correlated with CPI (r=0.951; p<0.01). CPI model showed that effect of CPI on TAR was statistically significant (B: 684.74; p<0.05). However, interaction model showed that GSE increases effect of CPI on both single variable level (B=1024.01; p<0.01) and interaction level (B=355.97; p<0.01). Although the added value of services and the cost of services and goods are higher in Türkiye compared to EU countries, brand production value is related to the consumer price index.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Hizmeti Veren Sigorta Şirketlerinin Performanslarının Değerlendirilmesi

    Ağırbaş, İsmail; Coşkun, Gülizar

    Bu çalışmanın amacı Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti veren sigorta şirketlerine ait veriler ile bir arada yorumlanabilen bir sonuç ortaya çıkararak Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti veren sigorta şirketlerinin performanslarının ölçülmesi ve ardından Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti satın almak isteyen bireylere karar verme konusunda öneri sunmaktır. Bu doğrultuda Türkiye Sigorta Birliği internet adresinde Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hizmeti veren sigorta şirketleri belirlenmiş ardından bu şirketlerin belirli kriterleri kullanılarak çok kriterli karar verme yöntemlerinden gri ilişkisel analiz yöntemi ile performans analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda en yüksek performansa sahip sigorta şirketi Allianz Sigorta A.Ş. olmuştur. Sektördeki tüm sigorta şirketlerinden daha düşük performansa sahip olanları kendilerine rekabet avantajı sağlayacak pazarlama ve satış stratejilerini geliştirerek sigortalı sayısını ve toplam prim üretimini arttırabilir. Bu doğrultuda Tamamlayıcı Sağlık Sigortası teminat paketi genişletilerek daha geniş bir kesime hitap edeceği düşünülmektedir. Bununla birlikte sağlık sigorta şirketlerinin Tamamlayıcı Sağlık Sigortası teminat paketlerinin kapsamını genişletilerek talebi arttırabileceği önerilebilir. Ayrıca sağlık sigorta şirketlerinin yaptıkları risk değerlendirmesi sonucunda hesaplanan prim düzeylerinin Tamamlayıcı Sağlık Sigortasını teşvik edici seviyeye indirilmesi önerilebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2024
    Devlet ar-ge destekleri ve yenilikçilik ilişkisi: kurumsal kalitenin moderatör etkisi

    Şahin, Fatih

    Bu çalışmanın amacı, devlet Ar-Ge desteklerinin yenilikçi çıktılar üzerine etkilerini ve bu süreçte kurumsal kalitenin rolünü ortaya koymaktır. Ülke düzeyinde ikincil verilerden hareketle 38 OECD ülkesinin 2011-2020 yılları arasındaki 10 yıllık verilerinden elde edilen 380 örneklemle kurgulanan çalışmada panel regresyon analizi kullanılmıştır. Analiz bulguları devlet Ar-Ge desteklerinin yenilikçi çıktıları kısıtlayarak ikamet etkilerinin ortaya çıktığını göstermektedir. Bu olumsuz etkilerin politik istikrar, düzenleyici kalite ve yolsuzlukla mücadeleden oluşan kurumsal kalitenin zayıf olduğu durumlarda daha da güçlendiği görülmektedir. Kurumsal kalitenin yüksek düzeylerinde ise bu olumsuz etkiler ortadan kalkmakta, hatta düzenleyici kalitenin yüksek düzeylerinde tamamlayıcılık etkileri ortaya çıkarak devlet Ar-Ge destekleri yenilikçiliği olumlu yönde etkilemektedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Entegre KFG Yöntemi ile İnsani Yardım Lojistiğinde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri: Hatay Örneği

    Peker, İskender; Ayvazoglu, Gülsah

    Son yıllarda yaşanan olağanüstü durumlar ve insani krizler, insani yardım lojistiği alanında yapılan çalışmaların sayısını artırmıştır. Dünya genelinde ve ülkemizde meydana gelen afetlerde, insani yardım lojistiğinde yaşanılan sorunlar için çeşitli çözümler üretilmeye çalışılmışsa da bu çözümler genellikle bölgesel ihtiyaçlara uygun olmamıştır. Bu çalışmanın amacı, Hatay ilinde gerçekleştirilen insani yardım faaliyetlerinde karşılaşılan sorunları belirlemek ve bu sorunlara çözümler geliştirmektir. İnsani yardım lojistiği birçok aktörün yer aldığı karmaşık bir süreçtir. Bu karmaşıklık hem gereksinimlerin hem de karar kriterlerinin bir arada değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada, insani yardım lojistiği planlama sürecinde karşılaşılan sorunlara esnek ancak etkili çözümler sunabilecek bir model önerilmektedir. Bu model, Kalite Fonksiyon Yayılımı (QFD) yöntemi kullanılarak nitel ve nicel verilerin birleştirilmesini içermektedir. Bu çalışmada, Hatay ili özelinde insani yardım lojistiğinde karşılaşılan sorunların neler olduğunu belirlemek ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmek üzere Delphi ve Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemlerinin Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) tekniğine entegre edildiği bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen model doğrultusunda çalışma genel itibariyle üç aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamada Delphi yöntemi kullanılarak ilgili literatür ve Hatay’da insani yardım hizmeti sunan kurum/kuruluş temsilcilerinin görüşleri dikkate alınarak insani yardım lojistiğindeki sorunlar tespit edilmiştir. Ardından bu sorunların öncelik değerleri (ağırlıkları) Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemi ile belirlenmiştir. Son aşamada ise Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) ilişki matrisleri sayesinde çözüm önerileri geliştirilmiştir. İnsani yardım lojistiği konusunda 14 sorun Delphi tekniği ile belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların AAS ile önceliklendirilmesi ile “Süreklilik-Sürdürebilirlik Eksikliğinden Kaynaklanan Problemler” en önemli sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Ardından uzaman görüşleriyle belirlenen 13 çözüm önerisi arasından “İnsani yardımların takip edileceği sistem oluşturulması” ise insani yardım lojistiğindeki sorunların bertaraf edilmesindeki en etkili çözüm önerisi olarak belirlenmiştir. Gelecekte benzer araştırmaların farklı bölgelerde veya ülkelerde daha fazla uzmanın katılımı ile gerçekleştirilmesi faydalı olacaktır. Ayrıca, çalışmanın bulguları, farklı çok kriterli karar verme yöntemleri ile karşılaştırılarak daha geniş bir perspektif sağlanabilir. Bu bağlamda, insani yardım lojistiği alanında entegre metodolojilerin kullanılması, sorunların daha kapsamlı bir şekilde ele alınmasına olanak tanıyacaktır.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 17 · Amaçlar için Ortaklıklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Disiplinleşme ve Kamu Yönetimiyle İlişkilenme Süreci Bağlamında İşletme Yönetimi

    Dülgar, İmren Pınar

    İşletme yönetimi, kamu yönetiminde egemen yaklaşımlara kuramsal kaynaklık eden bir disiplindir. İşletmecilik kuramlarının kamu yönetimine aktarımı ve bu alanda doğurduğu etki, 1980’li yıllar sonrası ekonomi politikalarıyla ilişkili olarak birçok çalışmaya konu edilmiştir. Bu makale ise etki yerine kaynağın kendisini ele almak üzere tarihsel bakışı başlangıca yöneltmektedir. Kaynağın ele alınmasıyla disiplinlerin inceleme nesnesi (somut olan) farklılığına rağmen somuttan üretilen kuramsal bilgi (soyut olan) ortaklaşmasının nedeninin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Makalede, işletme yönetiminin bir disiplin olarak gelişiminin tarihsel bağlamı çözümlenerek inceleme nesnesi/varlık sebebi kavranmaktadır. Özel sektör dünyasına ait sistemli bir bilgi bütünü olarak disiplin, ilk ifadesini büyük örgütlerin şirket formunda yaygınlaştığı ve anonim şirketlerin yönetim işlevindeki ayrımı güçlendirdiği 19. yüzyıl Amerika’sında kazanmıştır. İşletme yönetiminin kamu yönetimine kaynaklık etmesini sağlayan ilk yaklaşım ise fabrikadan geliştirilen ve disiplinin kurucu yaklaşımı olan Bilimsel Yönetim’dir. Bu yaklaşımla işletme yönetimi henüz kuruluş aşamasında kamu yönetimiyle ilişkilenmiş ve fabrika yönetiminden tüm örgütlere doğru görüş alanını genişletmiştir. Yönetim bilgisinin evrensel/özel-kamu ayrımı olmaksızın her örgütte uygulanabilir olduğu savıyla nesne farkını gözetmeyen yaklaşımlar, piyasa örgütlerinden üretilen bilginin kamu yönetiminde geçerliliği kabulüne yol açmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2024
    Examination of The Relationship Between Consumers' Digital Footprint Awareness and Their Decision-Making Styles in Digital Marketing With The Structural Equality Model

    Taş, Ahmet; Bulbul, Halil Ibrahim

    The integration of digital technology with the internet has brought up various subjects and concepts. Individuals using the Internet create their digital footprints with their activities in the digital environment. With the help of digital footprint, political views, personality traits, potential beliefs, etc. can be predicted. This study was prepared to determine the level of impact of individuals' digital footprint awareness on their decision-making style when purchasing products online. The data were collected through an online survey and analyzed using SPSS and AMOS programs. The sample of the study included 607 individuals from different groups, and after eliminating outliers at the structural equation model stage, data from 461 participants were analyzed. As a result of the analysis, it was seen that participants were aware that their activities on the internet environment could affect them, they made decisions as they wished, some sub-dimensions had differences between genders, and generally there was no difference in demographic characteristics in terms of digital footprint awareness. Additionally, an analysis of demographic variables showed that there was a relationship between conscious awareness and digital footprint, and some sub-dimensions of consumer decision-making style and digital footprint.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Analysis of The Impact of Risks in The Turkish Banking Sector on Investor Behavior

    Akyol, Hikmet; Başar, Selim

    This research examined the effects of Turkish banking risks on investor behavior. this context, the period of nine deposit banks covering the period between 2008:Q3-2019:Q3 was analyzed using panel regression estimators. Researchers found that systemic and systematic risks negatively affected investor sentiment in the real sector. The rise in systemic and market risks of banks has led to an increase in investor pessimism. The findings showed that the real sector confidence index can be used as an effective early warning system for financial instability. It has shown that banking sector risks have the potential to spread to the entire economy through real sector investment behavior. The results revealed that stock returns positively affect real-sector investment behavior. Accordingly, positive developments in the stock markets encouraged the real-sector to invest. In the research, the effects of selected macro variables on investor sentiment were analyzed. The forecast results documented that inflation rates, the current account balance, and the VIX uncertainty index negatively affected real-sector investor behavior. On the contrary, it was determined that the effect of the MSCI Europe index on investor sentiment was positive.