Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2022
    Çevresel inovasyon, ekonomik büyüme ve doğrudan yabancı yatırımların yenilenebilir enerji tüketimi üzerine etkisi

    Akyol, Mehmet; Mete, Emrullah

    Enerji sanayi devriminden bu yana ülkelerin ekonomik büyümeyi sağlayabilmek için en önemli girdi olmuştur. Ancak enerjinin tükenebilir olması ve çevreye zarar veren kaynaklardan üretilmesi yenilenebilir enerji kaynaklarını ve tüketimini ön plana çıkarmıştır. Bu çalışmanın amacı çevresel inovasyon, ekonomik büyüme ve doğrudan yabancı yatırımların yenilenebilir enerji tüketimi üzerinde etkilerini araştırmaktır. Yükselen piyasa ekonomilerinden 10 ülkenin 2000-2018 dönemine ait verilerinin kullanıldığı çalışmada Gengenbach Urbain ve Westerlund (2008) panel eşbütünleşme analizi ve Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) panel nedensellik analizinden yararlanılmıştır. Eşbütünleşme analizi sonuçlarına göre çevresel inovasyon ve ekonomik büyüme yenilenebilir enerji tüketimini negatif yönlü, doğrudan yabancı yatırımlar ise pozitif yönlü etkilemektedir. Nedensellik analizi sonuçlarına göre yenilenebilir enerji tüketiminin ekonomik büyümenin nedeni olduğu, doğrudan yabancı yatırımların yenilenebilir enerji tüketiminin nedeni olduğu ve çevresel inovasyonun yenilenebilir enerji tüketiminin nedeni olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2022
    Atık Sulardan Cd(II) İyonlarının Adsorpsiyonu için Doğal Adsorban Olarak Kızılçam (Pinus Brutia Ten.) Talaşının Performansının Değerlendirilmesi

    Duran, Celal; Ozdes, Duygu; Torun, Erdem

    Bazı ağır metallerin çok düşük derişimlerde bile vücuda alınımı, kan bileşiminin bozulmasına, merkezi sinir sistemi fonksiyonlarında azalmaya ve akciğer, böbrek ve karaciğer gibi organlarda hasarlara neden olabilir. Bu nedenle ağır metal iyonlarının, alıcı ortama verilmeden önce sulardan ve atık sulardan uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu çalışmada, Cd(II) iyonlarının sulardan ve atık sulardan adsorpsiyon tekniğiyle gideriminde etkili ve ucuz bir adsorban olarak kızılçam (Pinus Brutia Ten.) talaşının kullanılabilirliği değerlendirilmiştir. Adsorpsiyon deneylerinde kullanılan kızılçam talaşı fiziksel veya kimyasal herhangi bir ön işleme tabi tutulmadan doğal olarak kullanılmıştır. Kızılçam talaşı, çeşitli yöntemlerle karakterize edildikten sonra adsorpsiyon verimi üzerine başlangıç sulu çözelti pH’ı, denge süresi, adsorban miktarı ve başlangıç Cd(II) derişimi gibi deneysel faktörlerin etkileri incelenmiş ve ayrıca endüstriyel atık sularda Cd(II) iyonlarıyla birlikte bulunabilecek bazı tuzların etkileri araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlardan optimum pH 6.0 ve denge süresi 240 dk olarak belirlenmiştir. Mekanizma hakkında fikir edinmek için elde edilen verilere izoterm modelleri (Langmuir ve Freundlich) uygulanmıştır. Kızılçam talaşının maksimum adsorpsiyon kapasitesi Langmuir izoterm modeli kullanılarak 11.88 mg g-1 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak kızılçam talaşının atık sulardan Cd(II) iyonlarının uzaklaştırılmasında etkili bir adsorban olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleYalnız künye2022
    Karaağaç (Ulmus glabra) ve Dut (Morus alba) Talaşı ile Sulu Çözeltilerden Adsorpsiyon Yöntemiyle Rodamin 6G Giderimi

    Duran, Celal; Reis, Ceyhun; Ozdes, Duygu

    Bu çalışmada, canlı metabolizmasında toksik etki gösteren katyonik yapıda boyarmadde olan Rodamin 6G’nin (R6G) sulardan ve atık sulardan uzaklaştırılmasında doğal karaağaç (Ulmus glabra) (UGT) ve dut (Morus alba) (MAT) talaşlarının ucuz ve etkili adsorbanlar olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. R6G’nin gideriminde adsorban olarak literatürde ilk defa bu çalışmada kullanılan UGT ve MAT çeşitli yöntemlerle karakterize edilmiştir. Adsorpsiyon deneyleri kesikli sistemle yürütülmüş olup, R6G’nin adsorpsiyon verimi üzerine başlangıç sulu çözelti pH’ı, denge süresi ve başlangıç R6G konsantrasyonu gibi deneysel parametrelerin etkileri incelenmiştir. R6G’nin her iki adsorban üzerine adsorpsiyonu için optimum sulu çözelti pH’ının 7.0 ve denge süresinin 180 dakika olduğu görülmüştür. Adsorpsiyon mekanizmasının aydınlatılabilmesi için elde edilen deneysel verilere çeşitli kinetik (yalancı birinci ve ikinci mertebeden kinetik model ile parçacık içi difüzyon modeli) ve izoterm modelleri (Langmuir, Freundlich, Temkin ve Dubinin-Radushkevich) uygulanmıştır. Adsorpsiyon kinetiğinin, ikinci mertebeden kinetik modeli takip ettiği ve deneysel verilerin hem Langmuir hem de Freundlich izoterm modellerine iyi bir uyum gösterdiği tespit edilmiştir. UGT ve MAT’in maksimum adsorpsiyon kapasitesi Langmuir izoterm modeli kullanılarak sırasıyla 50.5 ve 31.8 mg g-1 olarak hesaplanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda karaağaç ve dut talaşının boyarmadde gideriminde kullanılacak etkili ve düşük maliyetli alternatifler olabileceği görülmüştür.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleYalnız künye2022
    Farklı İklim Değişikliği Senaryoları için Doğu Karadeniz Bölgesindeki Meteorolojik Kuraklıkların Eğilim Analizi

    Kankal, Murat; Nacar, Sinan; Okkan, Umut; Şan, Murat

    Kuraklık diğer doğal afetlerden farklı olarak gelişimi daha uzun zaman alan ve etkileri daha uzun süre devam eden bir afettir. Meydana gelmesi muhtemel bir kuraklığın önceden belirlenmesi, kuraklığın olumsuz etkilerinin daha etkili bir şekilde azaltılmasını mümkün kılmaktadır. Standartlaştırılmış Yağış İndeksi (SYİ) farklı iklim koşullarına sahip, farklı zaman dilimleri ve bölgeler arasındaki kuraklıkları tanımlamak için en sık kullanılan kuraklık indeksidir. Bu çalışmanın amacı almış olduğu yağış miktarı bakımından Türkiye’nin en önemli hidrolojik havzalarından biri olan Doğu Karadeniz Havzası’nın (DKH) geçmiş ve gelecek dönem kuraklık analizini SYİ parametresi ile gerçekleştirmek ve bu parametrenin eğilimini belirlemektir. Bu kapsamda DKH içinde ve çevresinde yer alan 12 meteoroloji istasyonundan ölçülmüş olan 1981-2010 dönemi aylık toplam yağış verileri kullanılarak SYİ değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca CMIP5 arşivinde yer alan GFDL-ESM-2M genel dolaşım modelinin iyimser (RCP4.5) ve kötümser (RCP8.5) senaryolar altındaki bölgesel ölçeğe indirgenmiş olan 2021-2050 dönemi çıktılarına da aynı işlemler uygulanmıştır. Meteorolojik kuraklığın eğilim analizleri için 1 ve 3 aylık SYİ değerleri üzerinde Yenilikçi Eğilim Analizi yöntemi kullanılarak üç farklı grupta ve %95 güven düzeyinde tekdüze olarak eğilim analizi gerçekleştirilmiştir. Gözlem değerlerinde ve RCP senaryolarında istasyonların yaklaşık %25’inde şiddetli yağışlarda ve şiddetli kuraklıklarda artış görülmüştür. Ancak SYİ değerlerinde geçmiş dönem periyodunda Akçaabat istasyonu (azalan eğilim) hariç tekdüze anlamlı artan eğilim görülürken gelecek dönem periyodunda her iki senaryo için azalan yönde eğilim görülmüştür.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2022
    Doğu Karadeniz Bölgesi Sahil Otoyol Çevresindeki Karayosunlarında Trafik Kaynaklı Ağır Metal Analizleri

    Kaya, Selim; Koz, Bahadir

    Bu çalışmanın amacı; Giresun-Samsun otoyol çevresindeki karayosunları kullanılarak Trafik kaynaklı ağır metal kirliliğini belirleyebilmektir. Karayosunları, ağır metalleri biriktirebilme yeteneğinden dolayı, ağır metal hava kirliliğinin belirlenmesinde oldukça uygun biyoindikatörlerdir. Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan Giresun-Samsun otoyolu çevresindeki karayosunlarının ağır metal analizleri InductivelyCoupledPlasma–MassSpectrometer (ICP-MS) cihazı kullanılarak belirlendi. Karayosunlarının kalitatif analizleri neticesinde Cr, Fe, Mn, V, Zn, Cu, Ni, Pb ve Co olduğu belirlendi. Şehir merkezlerinden toplanan karayosunlarındaki konsantrasyon değerleri sırasıyla 15.12, 6087.31, 301.12, 27.80, 74.20, 38.48, 56.69, 19.40 ve 9.10, mg/kg olarak belirlenirken, şehirler arasından toplanan karayosunlarının ağır metal konsantrasyonları ise 15.56, 4751.23, 247.93, 28.03, 83.71, 33.72, 48.38, 17.20 ve 6,97 kg/kg olarak belirlendi. Genelde karayosunlarında, Krom(Cr), Demir(Fe), Mangan(Mn), Vanadyum(V), Çinko(Zn), Bakır(Cu), Nikel(Ni), Kurşun(Pb) ve Kobalt(Co)’ınkonsantrasyonlarının 2006 ve 2017 yılları arasında azaldığı görüldü. Fakat bu azalmaya rağmen karayosunlarındaki ağır metal konsantrasyonları hala yüksektir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2022
    A Structural Model Proposal for Determining the Factors Affecting the Ecological Footprint

    Çam, Handan; Çelik, Gamze

    As the negative impact of people on the world as a result of production and consumption activities increases day by day, environmental problems have become inevitable. Reasons such as rapidly increasing population, developing technology and increasing urbanization rate cause ecological problems such as the unconscious consumption of natural resources, the proliferation of industrial and domestic wastes in nature, the extinction of agricultural lands, forests and living species together with the change in people's living standards. Ecological footprint is a methodology developed to determine these negative effects with numerical data, and the trend towards reducing the ecological footprint is gaining importance. In this study, it is aimed to determine the factors affecting the ecological footprint statistically with the structural equation model. The sample of the study consists of 425 people aged 18 and over in Gümüşhane. According to the results of the analysis, it was concluded that while the factors of food, energy and water consumption affect the ecological footprint factor negatively, the waste factor and the accommodation-transportation factor do not have an effect on the ecological footprint factor. This study, which includes the activities that should be implemented to reduce the ecological footprint by examining the factors, can be a source for future studies.

    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleYalnız künye2021
    The Investigation of the Waste Effect on Biogas Production

    Uçar, İrfan Ruhi; Özer, Zekeriya; Saribiyik, Oguz Yunus

    The amount of the energy consumption rate are directly related to the such a parameters the welfare level and industrial revoluation. Additionally to those reason, the energy utilization intensively rises depending on the increasing world population and higher welfare level standarts. Carbon based fuels are not renewable and environmentally unfriendly therefore many of the research group and university have been working on renewable and sustainable energy sources such as hydrogen, solar, wind, geothermal, wave, biodiesel and biogas. Biogas production has been preferred beacuse of those reasons, easy construction and transportation, sustainability and also fermantated biomass is very effective fertiliser for agriculture in farms. The type of the reactor, the fermantation conditions, the feeding of the bacteria has increased the biogas production from different waste sources. In this study, 50 liter lab scale pilot reactor was designed and the fermantation conditions, and the effect of the different wastes such as vegetable waste, organic industrial waste and etc. were investigated on the biogas production yield. The results showed that fermentation condition and feeding play an important role for biogas production that tea dreg decrease the biogas while mulberry dreg and other vegetable sources increase the biogas production.

  • MakaleYalnız künye2021
    The Relationship between CO2 Emissions, Economic Growth, and Health Expenditures: An Empirical Application for Turkey and Selected Countries

    Sancar Özkök, Canan; Polat, Melike Atay

    The relationship between environmental pollution, health expenditures, and economic growth have become a controversial topic in academic literature in recent years. In this study, whether there is a relationship among CO2 emissions, economic growth, and health expenditures in Turkey, Brazil, Mexico, China, India, and South Africa for the period between 2000 and 2016 was studied using Panel Data analysis. The empirical findings of the study show that there is a bilateral causality relationship between health expenditures and economic growth, that there is a bilateral causality relationship between CO2 emissions and health expenditures, and that there is bilateral causality relationship between economic growth and CO2 emissions. This result fortifies the feedback hypothesis (Bilateral Causality) in the literature. The results of the study present empirical evidence for policymakers on the fact that appropriate health expenditure level, a better environmental quality, and a higher welfare level can be made possible in developing countries through intertwined policy precautions.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Investigation of Hydrogeochemical Characteristics and Quality of the Water Resources in Şiran (Gümüşhane) District Center, Turkey

    Alemdag, Selcuk; Semiz, Ümmühan; Gücer, Mehmet Ali

    The study area is located of Şiran District Center in the southwest of Gümüşhane (NE Turkey). In this study, hydrogeochemical characteristics of water resources in district center were examined and metal element contents were determined. In the study area, the basement rocks are represented by Eocene Kelkit formation, which is composed of sandstone, claystone, marl, shale and tuff, and this unit is covered unconformably by the Quaternary aged alluvium. These units form granular porous unconfined aquifers according to the hydrogeological features. The pH, specific conductance (SC) and hardness (Fr°) values of the water resources in the study area varied between 5.41-7.48, 106.9-141.3 µS/cm and 4.72-6.78 (n= 18), respectively. According to the classification of Intra-Continental Water Resources, these data show that the samples are mostly class-I and II, rarely class-III water quality characteristics. The water resources in the study area are generally classified as Ca-Mg-HCO3 type carbonated (Ca+Mg>Na+K), and generally their weak acids are more than strong acids (HCO3>SO4+Cl). In the study area, (Ca+Mg)/(SO4+HCO3) ratios indicated the effect of silicate weathering in the waters, and the Cl/(Cl+HCO3) and (Na+K)/(Na+K+Ca) ratios show that the chemistry of waters is controlled by the chemical weathering of rock-forming minerals, hence, reflect the water-rock interaction. Except for a few, the concentration of dissolved potentially toxic elements in the water samples were distributed within acceptable limits. Consequently, the hydrogeochemical results showed that the water resources in the study area were in the category of good class waters in terms of drinking water

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
  • MakaleAçık Erişim2020
    Cevherleşme Sahasında Gelişmiş Topraklardaki Ağır Metal Kirliliği

    Çiçek, Bilal; Vural, Alaaddin

    Cevherleşme sahalarında gelişmiş topraklardaki ağır metal kirliğinin araştırılması amacıyla gerçekleştirilen buçalışmada Gümüşhane, Torul ilçesi sınırları içinde bulunan Gümüştuğ köyünün hemen yakınında bulunanantimonit cevherleşme sahasında gelişmiş toprakların ağır metal içeriklerinin araştırılması amacıyla toprakörnekleri alınmış ve belli başlı ağır metallerin topraktaki konsantrasyonlarını tespit etmek amacıyla analizedilmiştir. Topraktaki kirlilik derecesi yaygın olarak kullanılan jeobirikim indeksi (Igeo) ve kirlilik indeksi (PI)parametreleri hesap edilerek incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar dikkate alındığında, cevherleşme sahasındakitopraklarda özellikle antimon ve bakır açısından yüksek jeobirikim ve kirlilik indeksi değerleri tespit edilmiştir.Dolayısıyla çalışma sahasında üst kabuk ortalama değerlerine göre antimon ve bakır açısından kirlilik riski/ağırzenginleşmenin olduğu belirlenmiştir. Sahadaki antimon ve bakır kirliliği/zenginleşmesinin bölgede gelişmişalterasyon ve cevherleşmeyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Yapılan çalışma göstermiştir ki cevherleşmesahaları, alanda herhangi bir madencilik faaliyeti yapılmamış olsa bile ağır metal kirliği riski barındıransahalardır. Dolayısıyla cevherleşme sahalarında ve/veya cevherleşme için potansiyel olan alterasyon sahalarındaağır metal kirliliği/çevresel amaçlı jeokimya çalışmaların yapılmasının önemli olduğu görülmektedir.

    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2020
    Kentsel Gelişmenin Isı Adalarına Etkisinin Araştırılması, Trabzon İli Örneği

    Kazanci, Burak; Sarıyılmaz, Fulya Başak

    Trabzon, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi’nde yer alan gelişmekte olan bir liman kentidir. Türkiye'nin en kalabalık 29. vilayeti olan Trabzon’da daha çok kıyı bölgelerde yerleşim mevcuttur. Bu çalışmada Trabzon ilinin kentsel gelişiminin çeşitli uzaktan algılama yöntemleri ve verileri kullanılarak incelenmesi amaçlanmıştır. İlin sınırları içindeki kentsel gelişimin özelliklerine bağlı olarak, seçilen bölgede optik uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak yapay yüzeylerdeki değişim araştırılmıştır. Bu amaçla 1989, 2000, 2006 ve 2018 tarihli LANDSAT görüntüleri kullanılmıştır. Görüntülere piksel tabanlı kontrollü sınıflandırma işlemi uygulanmış ve çalışma alanının arazi kullanımı ve arazi örtüsü sınıfları belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında termal uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak yapay yüzeylerin gelişimi araştırılmıştır. Bu amaçla bölgenin yüzey sıcaklık haritası oluşturulmuştur. Görüntülerin termal bantları kullanılarak, atmosfer üstü spektral ışıma ve daha sonra parlaklık sıcaklığı hesaplanmıştır. NDVI değerleri, bitki oranı ve yer emisyonu haritaları da kırmızı ve yakın kızılötesi bantlar kullanılarak hesaplanmıştır. Bu bilgilerin tümü arazi yüzey sıcaklığı haritalarının oluşturulmasında ve kentsel ısı adası etkisinin belirlenmesinde kullanılmıştır. Çalışma sonucunda farklı uzaktan algılama verileri ve yöntemleri kullanılarak Trabzon'da gerçekleşen kentsel gelişim ve değişim incelenmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2020
    Bir Ekodistopya Olarak Tahsin Yücel’in Gökdelen Romanı

    Yalçın, Fatih

    Ütopya çağının realitesinden ilham alınarak oluşturulmuş bir insanî/dünyevî cennet; benzer bir şekilde kendi dünya cennetini inşa etme sürecinde yaşadığı hayal kırıklıklarının bir sonucu olarak oluşmuş karamsar havada hayat bulan distopya/karşı ütopya da bir cehennem tasavvuru olarak düşünülebilir. Ütopya, kilisenin tahakkümünde kurtulup aklı hayatın merkezine koyan ve yaşamaktan coşkun bir haz duyan Rönesans adamının yalnız gelecekte ve öte dünyada değil şimdi ve bu dünyada mutlu olma arzusunun bir sonucudur. Doğal olarak akıl ve insan merkezli dünya tasarımın bir sonucudur. Distopya ise ütopyaya kaynaklık eden hayat felsefesinin çöküşü ve hayal kırıklığından beslenir. Tahsin Yücel’in “Gökdelen” adlı eseri distopik özellikleri bulunan bir romandır. Bu romanda distopyanın en belirgin özellikleri uzamda ortaya çıkar. Bu distopik İstanbul gökdelenlerle doludur. Bir anlamda bu uzam, kapitalizmin varacağı son noktayı görünür kılma kaygısının bir yansımasıdır. Gökdelenler geleneksel yatay ilişkilerin yerini dikey/hiyerarşik ilişkilere bıraktığının somut bir göstergesidir. Romanlarında betimlemelere, uzamla ilgili ayrıntılara pek girmeyen Tahsin Yücel, Gökdelen romanında uzamı öne çıkaran bir üslup benimser. Bu romanın bir başka öne çıkan tarafı da yazarın, insanın çevreyle olan ilişkisini, insan odaklı dünya tasarımının nihai sonuçlarına dikkat çekme çabasıdır. Çalışmanın başlığından da anlaşılabileceği gibi biz bu çalışmada ekoeleştirel bir yaklaşımla romanda insan ve çevre ilişkisine odaklanacak, distopik gelecek tasavvurlarının ekolojik kaygılarla kesiştiği alana dikkat çekmeye çalışacağız.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Melet Irmağı (Ordu) Orta ve Aşağı Çığırında Arazi Kullanımının Zamansal ve Mekânsal Değişimi* (2002 – 2015)

    Uzun, Ali; Hatipoglu, Ilter Kutlu

    Su, insan yaşamı için temel ihtiyaçlardan biridir. Dolayısıyla akarsu havzaları diğer alanlara göre daha fazla nüfuslanmıştır. Çalışma sahasını oluşturan Melet Irmağı’nın orta ve aşağı çığırı da yoğun nüfuslu alanlardan biridir. Havzada nüfusun artması arazi kullanımında da değişmelere sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı, 2002-2015 yılları arasında, çalışma alanında meydana gelen arazi kullanımı değişimlerini coğrafi açıdan incelemektir. Melet Irmağı yukarı çığırından Topçam Boğazı ile ayrılan araştırma sahası, Karadeniz Bölgesi’nin Orta ve Doğu bölümleri arasında yer almakta ve yaklaşık 865 km2 yüz ölçüme sahip bulunmaktadır.Bu çalışmada Coğrafi Bilgi Sistemleri, Uzaktan Algılama yöntemleri ve arazi incelemeleri bir arada kullanılmıştır. Arazi kullanımındaki zamansal değişim 18 Ekim 2002 tarihli Landsat 7 TM uydu görüntüsü ve 28 Eylül 2015 tarihli Landsat 8 OLI/ TIRS uydu görüntüsü ile arazi çalışmaları sırasında elde edilen veriler karşılaştırılarak belirlenmiştir. Bu amaçla United States Geological Survey’in web sitesinden çalışma alanına ait Landsat uydu görüntüleri temin edilmiştir. ENVI 5.1 programı yardımıyla uzaktan algılama analizleri yapılmış, elde edilen sonuçlar ArcGIS 10.2 programı kullanılarak haritalanmıştır.Yapılan incelemeler sonucunda, 2002-2015 yılları arasında araştırma sahasındaki ormanların 103 km2 alan kaybettiği, tarım arazilerinin ise 122,9 km2 alan kazandığı anlaşılmıştır. Nitekim saha çalışmaları sırasında ormanların ve meraların tahrip edildiği, yerlerine fındık ve kivi bahçelerinin kurulduğu gözlenmiştir. Doğal bitki örtüsüne zarar veren ve erozyonu destekleyen bu olaylar, yabani hayvanların yaşam alanlarını da sınırlamaktadır. Bu nedenle, çalışma alanının doğal bitki örtüsü, yaban hayatı varlığı ve tarımsal faaliyetleri birlikte değerlendirilmeli ve sürdürülebilir bir kullanım yöntemi geliştirilmelidir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleYalnız künye2020
    Gazlaştırma tesisi odun atığı ve sivas kangal linyit kömürününboya adsorpsiyonunda kullanım olanaklarının araştırılması

    Top, Soner; Kirma, Ramazan; Sarıkaya, Musa; Uçkun, Şükrü; Timür, İrfan

    Bu çalışmada Sivas Kangal linyit kömürü ile Gebze MDF ve Yonga Levha Gazlaştırma Tesisi ön çalışmalarında elde edilen odun atığının adsorban olarak kullanılma olanakları araştırılmıştır. Böylelikle hem atıkların değerlendirilmesi hem de daha ucuz ve kolay elde edilen malzemeler ile çevre kirliliğinin önlenmesi amaçlanmıştır. -75 µm boyutuna kırılıp öğütülen ve adsorban olarak kullanılan odun atığı ve kömür numunelerin yapı ve yüzey özellikleri XRD, SEM ve BET analizleri ile incelenmiştir. Ayrıca kül, nem, uçucu madde ve sabit karbon içerikleri ile elementel analizleri yapılarak numuneler karakterize edilmiştir. Deneylerde boyar madde olarak C16H18CIN3S.xH2O formülasyonuna sahip metilen mavisi (MM) kullanılmıştır. Sıcaklık, karıştırma süresi ve derişim parametrelerinin MM adsorpsiyonu üzerine etkileri araştırılmıştır. Optimum konsantrasyonlarda değişik sıcaklıklar için Langmuir izotermleri oluşturulmuştur. Sonuç olarak mevcut çalışma ile adsorban olarak tercihen linyit kömürü ve odun atığının kullanılabileceği ortaya konulmuştur. Linyit kömürü için 10 ppm ve odun atığı için ise 3 ppm MM konsantrasyonlarının adsorpsiyon için ideal derişimler olduğu belirlenmiştir.

  • MakaleYalnız künye2020
    Ekonomik Büyüme, Dışa Açıklık ve Çevre Kirliliği ArasındakiKarşılıklı İlişkilerin İncelenmesi: Panel Eşanlı Denklem Modelleri

    Hayaloğlu, Pınar

    Serbest ticaretin ekonomik büyümeyi teşvik edici rolü ekonomi literatüründe yaygın şekilde kabul görmektedir. Bunun yanında son yıllarda, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği noktasında serbest ticaretin çevresel sonuçlarının belirlenmesi ülkelerin büyüme stratejilerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle söz konusu değişkenler arasındaki karşılıklı ilişkilerin ortaya konulması ülkelere doğru politikaların uygulanmasında katkı sağlayacaktır. Bu doğrultuda çalışmada; ekonomik büyüme, dışa açıklık ve çevre kirliliği arasındaki karşılıklı ilişkiler MERCOSUR üyesi ülkeler için araştırılmıştır. 1992-2017 dönemine ait verilerin kullanıldığı çalışmada değişkenler arasındaki içsellik sorununun çözümü için panel eşanlı denklem modelleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, ele alınan ülke grubunda ekonomik büyüme-CO2 emisyonları ve ekonomik büyüme-dışa açıklık arasında pozitif yönlü karşılıklı ilişki bulunmaktadır.

  • MakaleYalnız künye2020
    Sağlık harcamaları, CO2 emisyonu, yenilenebilir enerji tüketimi ve ekonomik büyüme: bootstrap panel nedensellik testinden kanıtlar

    Keyifli, Nazlı; Recepoğlu, Mürşit

    Bu çalışmada, Türkiye’nin de içinde bulunduğu E7 ülkeleri (Çin, Endonezya, Brezilya, Meksika, Hindistan, Rusya, Türkiye) özelinde 2000-2016 dönemi için yıllık veriler kullanılarak sağlık harcamaları veCO2 emisyonu-yenilenebilir enerji tüketimi- ekonomik büyüme arasındaki ilişki ampirik olarak analizedilmiştir. Bootstrap panel Granger nedensellik testinden faydalanılarak elde edilen bulgular; sağlıkharcamaları ve CO2 emisyonu- yenilenebilir enerji tüketimi ekonomik büyüme- arasındaki nedensellikilişkisinin varlığını ortaya koymaktadır. Politika yapıcıların ekonomik büyümeyi artırması, CO2 emisyonunu azaltması ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı teşvik etmesi, sağlık harcamaları üzerindeçevre kalitesinin bozulması nedeniyle oluşan baskıyı hafifletecektir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Soil erosion risk assesment with MICONA model in Melet River Basin

    Uzun, Ali; Hatipoglu, Ilter Kutlu

    Soil erosion is an incident that is effective in shaping the surface. However, the acceleration of ero-sion by man is a problem. Erosion problem causes agricultural lands to become infertile and disap-pear over time. This problem is even more pronounced in Turkey which has a rugged topographyand a long history of settlement. Therefore, detailed field studies are needed to determine the sizeof the problem and to solve it. In this study, the risk of erosion of the Melet River Basin was inves-tigated. The Melet River is an important river that separates the Central and Eastern Black Sea di-visions of the Black Sea Region. It emerges from the west-facing slopes of the Karagöl Mountainsand flows into the Black Sea from Ordu City Center. The catchment area of the river is 2006 km2.The basin is bounded by the water section lines passing through the Giresun Mountains from thesouth and the east and the water section lines passing through the Canik Mountains from the west.Erosion risk of the basin was investigated by using the MICONA model developed by adding heightand soil depth data to the ICONA method. While preparing the study, field observations, GIS tech-nologies were used together. The basic raster datas used in the model which NDVI (vegetation den-sity), land use, bedrock, soil depth, height and slope are compiled from field studies, satellite imagesand documents of various government organizations. According to MICONA model, 25.2% of thebasin is very high, 20.1% is high and 27.2% has moderate erosion risk. In return, 17.2% of the basinhas a low erosion risk and a very low erosion risk of 10.3%. The areas with the highest erosion riskin the area are concentrated upper course of the basin where in the west of Karagöl. In the west ofMesudiye, the topography is simplified and the risk of erosion decreases

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleYalnız künye2020
    Çevresel VergilerinCO₂Emisyonu veEkonomik BüyümeÜzerindeki Etkileri:G7 Ülkeleri ÜzerinePanel Eşbütünleşmeve NedensellikAnalizleri

    Recepoğlu, Mürşit

    Bu çalışmada, G7 ülkeleri dikkate alınarak çevresel vergilerin CO₂ emisyonu ve ekonomik büyüme üzerindeki etkileri 1994-2014 dönemi için panel eşbütünleşme ve nedensellik testleri ile incelenmiştir. Uzun dönem tahmininden elde edilen sonuçlar çevresel vergilerin CO₂ emisyonu ve ekonomik büyüme üzerinde istatistiki açıdan anlamlı ve negatif etkileri bulunduğunu göstermektedir. Ancak ülkeye özgü sonuçlara göre çevresel vergilerin CO₂ emisyonu ve ekonomik büyüme üzerindeki etkileri ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Öte yandan nedensellik sonuçlarına göre G7 ülkelerinde çevresel vergiler ile CO₂ emisyonu arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi söz konusu iken çevresel vergilerden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi söz konusudur. Bu sonuçlar çevresel vergilerin çevresel tahribatı azalmaya yardımcı olduğunu ancak bazı ekonomik maliyetlere sahip olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla hükümetler çevresel vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için çevresel vergilere ek olarak tamamlayıcı maliye politikalarını hayata geçirmelidir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Canca - Aktutan ve Leriköy (Yitirmez) – Dölek (Gümüşhane, KD Türkiye) Yöresi Eosen Yaşlı Volkanitlerin Hidrotermal Alterasyonu ve Kütle Değişim Hesaplamaları

    Akaryali, Enver; Aktaş, Furkan Kemal

    Canca – Aktutan ve Leriköy (Yitirmez) – Dölek (Gümüşhane, KD Türkiye) alterasyonsahaları, Doğu Pontid Tektonik Birliği’nin Güney Zonu içinde yer almaktadır. Canca –Aktutan alterasyon sahasında Geç Kretase yaşlı Kermutdere Formasyonu ve ErkenEosen yaşlı Alibaba Formasyonu bulunmaktadır. Leriköy (Yitirmez) – Dölekalterasyon sahasında ise Erken Eosen yaşlı Alibaba Formasyonu ve Geç Eosen yaşlıDölek Granitoyidi yüzeyleme vermektedir. Alibaba Formasyonu andezit, bazalt vepiroklastlarından oluşmaktadır. Eosen yaşlı Alibaba Formasyonu içinde gelişenalterasyonlar KB-GD ve yaklaşık D-B doğrultulu kırık zonları ile ilişkilidir.Limonitleşme, hematitleşme, kloritleşme, killeşme ve silisleşme en karakteristikalterasyon türlerini oluşturmaktadır. Kil mineral parajenezi olarak sahalarda; kaolenit,illit ve klorit tespit edilmiş, illit ve kaolenit miktarının alterasyon merkezine doğruyaklaştıkça arttığı belirlenmiştir. MINSQ yöntemine göre Canca – Aktutan cevherli alterasyon zonunda kuvars ± kaolenit ± Fe’li klorit, propilitik zonunda ise baskınalterasyon minerali albite ilaveten, Mg’lu klorit ± serizit tespit edilmiştir. Leriköy(Yitirmez) – Dölek cevherli alterasyon zonunda ise kuvars, ± kaolenit, propilitik zondaise baskın alterasyon minerali albite ilaveten, Mg’lu klorit ± epidot tespit edilmiştir.Nispi ve net kütle değişim hesaplamalarına göre Canca-Aktutan alterasyonsahasında cevherli zonda Au, As ve Pb elementlerinde; Leriköy (Yitirmez) - Dölekalterasyon sahasında cevherli zonda ise Au ve Mo elementlerinde zenginleşmegözlenmiştir. Sıvı kapanımlardan ölçülen homojenleşme sıcaklıkları, kuvarslarda 142ila 344°C arasındadır. Cevher oluşturan sıvıların NaCl±KCl±MgCl2-H2O sisteminde,0.2-1.9 % ağ. NaCl tuzluluğa ve 0.75-0.94 g/cm3 yoğunluğa sahip olmasıcevherleşmenin epitermal sistemde oluştuğuna işaret etmektedir. Elde edilen tümveriler beraber değerlendirildiğinde; alterasyon sahasındaki potansiyel altıncevherleşmelerinin epitermal tipte olduğu ve oluşumlarının granitik magma ile ilişkiliolduğu belirlenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Adsorption Of Methylene Blue from Aqueous Solution with Sulfuric Acid Activated Corn Cobs: Equilibrium, Kinetics, and Thermodynamics Assessment

    Baltaci, Cemalettin; Gundogdu, Ali; Duran, Celal; Bozbeyoglu, Pinar

    Three adsorbents with different characteristics were produced in this study by activation of sulfuric acid with different concentrations, from corn (Zea mays L.) cobs, which is an agricultural waste by-product resulting from harvesting. After characterization by the parameters such as Boehm titration, determination of pH-pHpzc, and methylene blue – iodine number, and IR analysis, their methylene blue adsorption potentials from aqueous medium were investigated based on equilibrium, kinetics, and thermodynamics evaluations. This study aims to examine the effects of relatively dilute and concentrated acids on the activation process and to gain an economic value to waste materials through the production of a new adsorbent. It was observed that the initial solution pH did not have a significant effect on the adsorption efficiency. The adsorption process reached the equilibrium at the end of the first 120 minutes, and the kinetic data fit the pseudo-second-order kinetic model. Langmuir adsorption capacity (295.5 mg/g) of the adsorbent produced by activating with 50% sulfuric acid was found higher than those produced with 75% and 98% acids. An increase in ambient temperature effected the adsorption positively. As a result, in this study, very low-cost adsorbents were produced from the waste by-product corn cobs, and a new approach was proposed for cleaning wastewater containing dyestuffs.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim