Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baltaci, Cemalettin(27)
- Uzun, Sevda(27)
- Yildiz, Salih(25)
- Kulakaç, Nurşen(24)
- Ayaydin, Hasan(22)
- Yilmaz, Ozgur(20)
- Bostan, Sedat(19)
- Doğan, Kadir Caner(19)
- Kenek, Gökhan(19)
- Tosunoğlu, Büşra(19)
- Akyol, Hikmet(18)
- Akyürek, Suat(18)
- Can, İbrahim(18)
- Doğru, Bülent(18)
- Hayaloğlu, Pınar(18)
- Keyifli, Nazlı(18)
- Peker, İskender(18)
- Sipahi, Ferkan(18)
- Çalışır, Gülsüm(18)
- Avcı, İbrahim(17)
- Gücer, Mehmet Ali(17)
- Pala, Fahrettin(17)
- Türkkan, Tuğba(17)
- Ulutaşdemir, Nilgün(17)
- Yildiz, Emel(17)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(16)
- Cengiz, Ekrem(16)
- Demirağ, Hatice(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yeşilçayır, Celal(16)
- Akaryali, Enver(15)
- Kaygusuz, Abdullah(15)
- Merdan, Mehmet(15)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(14)
- Demirbağ, Orkun(14)
- Evren, Savaş(14)
- Kahraman, Yakup(14)
- Yesilelebi, Gl(14)
- Yıldız, Barış(14)
- Ödemiş, Murat(14)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2023Kalkınma Planları ve Hükümet Programlarında Türkiye’nin ‘Çevre Politikaları’nın Dönüşümü
Kalaycı, Ergun
Bu çalışma Türkiye’de çevre korumanın ve çevre politikalarının ortaya çıkışını, gelişimini ve günümüzde gelinen durumu, kalkınma planları ve hükümet programlarının incelenmesi ve çevre koruma yaklaşımlarında yaşanan niteliksel değişim üzerinden ortaya koymaya çalışacaktır. Gerek Türkiye’deki mevzuatın gelişimi gerekse de uluslararası sözleşmeler ve amaçlarının yerine getirilmesi ile ilgili atılmış birçok adım olduğu gibi, eksiklik ve yapılması gerekenler de göze çarpmaktadır. Uluslararası gelişmeler, sözleşmeler ve konferansların ulusal mevzuata olan etkisi yadsınamaz bir gerçekliktir. Ancak bu çalışmada hükümet programları ve kalkınma planları üzerinden okunacak olan Türkiye’nin çevreye yönelik kurumsal tutum ve yaklaşımları, imzalanan sözleşmeler ve takip eden süreçte değiştirilen ve düzenlenen mevzuatın uygulamada etkisi görülmeye çalışılacaktır.
- MakaleYalnız künye2023Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Okullara Erişebilirlik Analizi: Gümüşhane Şehri
Deniz, Mehmet; Üzülmez, Mehmet
Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri'nden yararlanılarak Gümüşhane şehrindeki kamu okullarından anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre erişilebilir olup olmadığı ortaya konulmuştur. Çalışma mekânsal analiz bakış açısı ile betimsel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak analizlerin yapılabilmesi için birincil ve ikincil verilerden yararlanılmıştır. Bu veriler şehirdeki anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerin konumları; tüm düzeylerdeki devlet okullarının öğretmen, öğrenci ve derslik sayıları; yerleşmede yer alan konutların konumları ve yerleşmedeki yolların haritasıdır. Okulların belirli bir mesafedeki erişilebilirlikleri test edileceğinden Service Area türü ağ analizi tercih edilmiştir. Verilerin analizinde ArcMap 10.2 yazılımına başvurulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre yönetmeliğe uygun olarak erişim sağlayabilen binaların anaokulları için oranı %20, ilkokullar için %27, ortaokullar için %60 ve liseler için ise %87’dir. Bu bulgulara göre erişim oranlarının Türkiye’de yürütülen diğer çalışmalar ile benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. En düşük erişilebilirlik oranı Türkiye genelinde olduğu üzere anaokullarındadır. Yönetmeliğe göre okul seviyesi arttıkça uygun yaya yürüme mesafesi de arttığından erişilebilirlik problemi olan bina sayısı azalmaktadır. Araştırma sahasında erişilebilirlik durumunun istenenden düşük olmasının en önemli sebebi okul sayılarının azlığıdır. Bununla birlikte Ulaşım ağı sıkıntısı görülmeyen yerleşmede binaların dar bir sahaya yayılmış olması ve okulların bu dar sahada bulunması erişilebilir alanlarının sınırlanmasına sebep olmaktadır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2023Deneyimsel Tüketim Bakış Açısıyla Kalite, Algılanan Değer, Tatmin ve Sadakat Zincirinin İncelenmesi: Üçüncü Dalga Kahve Tüketimi
Sevim, Nurdan; Hall, Elif Eroglu; Izmir, Onur
Kahve, dünya ekonomisinde ve bir tüketim ritüeli olarak birçok toplumda farklı değerler atfedilen tarımsal ve endüstriyel bir üründür. Kahve toplumlara göre değişen farklı tüketim tarzları ve anlamları olan adeta kültürel bir koddur. Ayrıca, kahve özellikle tropikal iklime sahip gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler için ise ticari bir kazanç fırsatıdır. Uzun zamandır ucuz ve kitle ürünü olarak tüketilen kahve, pazardaki değeri açısından değişime uğramakta ve üçüncü dalga kahveciler tarafından pahalı ve nitelikli bir ürün haline dönüştürülmektedir. Bu çalışmanın amacı, üçüncü dalga kahvecilik sektöründe tüketici davranışlarına yön veren kalite, algılanan değer, tatmin ve sadakat değişkenleri arasındaki ilişki zincirini deneyimsel bir bakış açısıyla incelemektir. Bu çalışma kapsamında, deneyimsel sadakatin oluşumunda etkili olan faktörler tespit edilmiş ve bu değişkenler arasındaki ilişki zinciri üçüncü dalga kahve işletmeciliğinde çok büyük önem arz eden deneyim perspektifiyle ele alınmıştır. İleri sürülen araştırma modeli, kolayda örnekleme yöntemiyle toplanan veriyle PLS-YEM kullanılarak test edilmiştir. Çalışmanın bulguları, deneyimsel kalite ve algılanan değerin, üçüncü dalga kahvecilere yönelik deneyimsel tatmin ve sadakatin yaratılmasında anlamlı etkilere sahip olduğuna işaret etmektedir. Birinci ve ikinci dalga kahve zincirlerinde kitle ürünü olarak ucuz fiyatlara satılan kahvenin bir mal-hizmet karması olarak temel faydaları ön plandayken, üçüncü dalga kahvecilerde nitelikli bir ürün haline getirilmesinde deneyim unsurunun öne çıktığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, kahve sektöründe başarılı olunabilmesi ve kitle ürünü olan kahvenin nitelikli bir ürün haline getirilmesinde, deneyim unsurunun ön plana çıkarılması ve sunulan mal ile hizmetin yaratıcı yöntemlerle rakiplerden farklılaştırılması bu çalışmanın bulguları kapsamında üçüncü dalga kahve işletmecilerine önerilmektedir.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2023AB Ülkelerinin Çevre ve Atık Yönetimi Performanslarının Değerlendirilmesi: Veri Zarflama Analizi ve Yapay Sinir Ağlarının Birlikte Uygulanması
Seyhan, Nazlı
Sanayinin gelişmesiyle insan ihtiyaçlarındaki artış üretimin ve tüketimin artmasına neden olmuştur. Üretim-tüketim- atık döngü zincirinde atık geri dönüşümünün yeterli olmayışı çevresel, iklimsel, ekonomik ve çoğu sorunları da birlikte getirmektedir. 2015 Döngüsel Ekonomi Eylem Planı çerçevesinde Avrupa Birliği, içerisinde atık yönetiminin de yer aldığı birçok karar almıştır. AB üye ve aday ülkeleri için geri dönüşüm kapasitesi ve atık yönetiminin iyileştirilmesi hedeflenen stratejilerde ilk sıralarda yer almaktadır. Bu çalışmada da 2015 Döngüsel Ekonomi Eylem Planı sonrasında 2017, 2018 ve 2019 yılları için AB ülkelerinin atık yönetimi performansları Veri Zarflama Analizi (VZA) ve Yapay Sinir Ağları yöntemleriyle birlikte incelenmiştir. VZA girdi değişkenleri; kişi başı belediye atık üretimi, geri kazanım için atık ithalatı, çevre korumaya yönelik ulusal harcamalar, kişi başına reel GSYİH, insani gelişmişlik indeksi, kişi başına düşen plastik ambalaj atığı üretimi, çıktı değişkeni; belediye atıklarının geri dönüşüm oranı olarak alınmıştır. VZA ile elde edilen etkinlik skorları yapay sinir ağlarında çıktı değişkeni olarak kullanılmış ve yapay sinir ağları ileri beslemeli ağlarla 2019 yılı ülkelerin etkinlik skorları için öngörüde bulunulmuştur. Elde edilen bulgularda, Slovenya, Letonya, Almanya, İrlanda, Lüksemburg ve Belçika tüm yıllarda etkin olan ve diğer ülkelerin referans kümelerinde sıkça yer alan ülkeler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İleri Beslemeli Yapay Sinir Ağları ile eğitilen veri setinden elde edilen 2019 tahmin değerlerinin gerçek etkinlik değerlerine oldukça yakın değerler aldığı görülmüştür.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim20232D/4D Parmak Oranının Solunum Sistemi ile İlişkisi: Futbolcular Örneği: Tanımlayıcı Araştırma
Yılmaz, Coşkun
Amaç: Çalışmada amatör futbolcularda işaret parmağı (2D) ve yüzük parmağının (4D) uzunluk oranı (2D/4D) ile solunum fonk- siyonlarının ilişkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yön- temler: Araştırmaya Bölgesel Amatör Lig tak ımlarından Atakum Belediyespor alt yap ısında aktif futbol oynayan 25 futbolcu kat ıl- mıştır. Vücut kompozisyon ölçümleri için Gaia 359 Plus BodyPass analizörü, el parmak oranları için vermiyeli kompas (0,05 mm) kul- lanılmıştır. Oran ın belirlenmesi için parmak uzunluk oran ı (PO): 2D/4D formülü kullanılmıştır. Solunum fonksiyon testleri için MGC Diagnostics Marka CPFS/D USB Spirometre ile solunum kas kuv- vetlerine ise MicroRPM solunum bas ınçölçer cihazı kullanılmıştır. Çalışmada normallik sınaması için Shapiro-Wilk testi, ilişki düzey- lerini belirlemek için ise Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Tüm veriler SPSS 21,0 program ında analiz edilmi ştir. Bulgular: Çalış- mamıza katılan katılımcıların solunum fonksiyon test de ğerlerinin ortalamaları zorlu vital kapasite [FVC] 5,06±0,85; bir saniyedeki zorlu ekspiratuar hacmi [FEV1] 4,33±0,67; FEV1/FVC oran ı 85,70±7,60; yavaş vital kapasite [SVC] 4,57±0,99; inspirasyon kap- asitesi [IC] 2,94±0,84; maksimum istemli ventilasyon [MVV] 172,60±31,37; solunum kas kuvvetlerinin ise maksimal inspirasyon basıncı [MIP] 139,60±33,08; maksimal ekspirasyon bas ıncının [MEP] 160,70±47,49 cmH2O olduğu hesaplanmıştır. Çalışmamızda katılımcıların Sol PO ile solunum fonksiyon testlerinde FVC (r: 0,747) ve FEV1 (r: 0,747) oranları arasında pozitif yüksek düzeyde, solunum kas kuvvetleri MIP (r: 0,836) ve MEP (r: 0,854) arasında ise pozitif çok yüksek derecede ilişki görülmüştür. Sonuç: Sonuç olarak amatör futbolcularda Sol PO ile solunum fonksiyonlar ı (SVC, IC, MVV, FVC, FEV1) ve solunum kas kuvvetleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuca göre sol el parmak oranının (Sol PO) solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetlerinin de ğerlendirilmesi için pratik bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim202321. Yüzyıl Deniz Gücünün Askeri ve Ticari Perspektiften Analizi İçin Yeni Bir Yaklaşım Önerisi: Türkiye Örneği
Tutak, Eda; Koçer, Gokhan
Denizler, tarih boyunca toplumsal hayatı derinden etkilemiş, 21. yüzyıla gelindiğinde küreselleşme ve teknolojik ilerlemeye bağlı olarak bu etkinin kapsamı oldukça genişlemiştir. Devletlerin sahip olduğu deniz gücü de ulusal ve küresel güce katkı sunan önemli güç göstergelerinden birine dönüşmüştür. Bu çalışmanın amacı; deniz gücünün askeri ve ekonomik perspektiften ele alındığı bir yaklaşım sunmak ve deniz gücünü etkileyen başarı faktörlerini tespit ederek bu faktörlerin önem derecelerini belirlemektir. Bu kapsamda devletlerin deniz gücünün ölçülmesinde kullanılacak bir model önerisi sunulmuş ve önerilen model Türkiye örneğiyle test edilmiştir. Çalışmada deniz gücünü etkileyen başarı faktörleri, literatüre dayalı olarak askeri ve ekonomik olmak üzere iki grupta belirlenmiştir. Bu faktörlerin önem ağırlıkları ise çok kriterli karar verme yöntemleri içerisinde yer alan Analytic Hierarchy Process (AHP) Yöntemi aracılığıyla tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda askeri deniz gücü yeteneğinde etkin olan en önemli ilk üç faktör; Denizcilik Politikası, Donanma Alt Yapısının Milli Teknolojiyle Oluşturulması ve Teknoloji olarak belirlenmiştir. Ticari deniz gücü yeteneğinde etkin olan en önemli ilk üç faktör ise Denizcilik Politikası, Sürdürülebilir Deniz Ekonomisi ve Teknoloji olarak saptanmıştır.
AtıfOpenAlex6TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2023Merkez bankası bağımsızlığının finansal istikrar üzerindeki etkisi: çoklu yapısal kırılmalı zaman serisi analizi
Sancar Özkök, Canan; Akbas, Yusuf Ekrem; Kılınçer, Beyhan; Can, Esra
Son yıllarda, fiyat istikrarı sağlanmasına rağmen ekonomik krizlerin yaşanması ekonomik krizleri önlemede sadece fiyat istikrarını sağlamanın yeterli olmadığını gündeme getirmiştir. Bu nedenle, son zamanlarda ekonomik krizleri öngörmede finansal istikrarın önemi artmıştır. Bu gelişme doğrultusunda çalışmada fiyat istikrarı yerine finansal istikrar analiz edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Türkiye’de 1990-2021 yılları arasında merkez bankası bağımsızlığı, cari işlemler dengesi, uluslararası rezervler, döviz kuru ve toplam kredilerin finansal istikrar üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Merkez bankası bağımsızlığını temsilen Jacome-Vasquez (2008) tarafından geliştirilen endeks kullanılmıştır. Finansal istikrarı temsilen ise Tobin Q değeri kullanılmıştır. Analiz için yapısal kırılmayı dikkate alan doğrusal zaman serisi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda, merkez bankası bağımsızlığının ve uluslararası rezervlerin Tobin Q değeri ve buna bağlı olarak finansal istikrar üzerinde olumlu bir etkisi olduğu, toplam krediler ve cari işlemler dengesinin ise finansal istikrar üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, merkez bankasının sadece fiyat istikrarını hedefleyerek finansal istikrarı sağlayamayacağını ve finansal istikrarı sağlayabilmek için fiyat istikrarından taviz vermeden kredi büyümesi, cari açık gibi ara hedeflere de yönelmesi gerektiğini göstermektedir.
AtıfTR Dizin2
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2023Çocuk Cinsel İstismarını Ele Alırken Karşılaşılan Tedavi Konuları: Bir Derleme
Türkkan, Tuğba; Odaci, Hatice
Çocuk cinsel istismarı birçok toplumda görülen sosyal, psikolojik, politik ve kültürel boyutları olan travmatik bir yaşam olayıdır. Cinsel istismara uğrayan çocuklar yaşamları boyunca davranışsal, duygusal, bilişsel ve fiziksel sağlık sorunları geliştirme riski altındadır ve mevcut durumları yoksulluk gibi diğer risk faktörleriyle birleştiğinde özellikle savunmasızdırlar. İlgili literatürde, bu çocukların psikolojik sorun yaşama riskinin daha yüksek olduğu ve mağdurların tedaviye ihtiyaç duyduğu bildirilmektedir. Psikoterapötik tedavilerin, mağdurların fiziksel ve duygusal güvenliğini sağlamak, travma semptomlarını hafifletmeye yardımcı olmak, yaşam kalitesini ve işleyişini iyileştirmek ve istismarın tekrarını önlemek de dahil olmak üzere yararlı etkileri olduğuna dair kanıtlar vardır. Bu derlemede, cinsel istismara uğrayan çocuklar için en yaygın tedavi konularından bazıları sunulmuştur. Ele alınan tedavi konularının uygunluğu her mağdur için farklılık gösterebilir. Bu tedavi konuları ve önerilen müdahaleler sadece meydana gelebilecek zararları gidermek için değil, aynı zamanda çocuk istismarı deneyimlerinin olumsuz sonuçlarını en aza indirmek ve gelecekte kötü muamelenin tekrarlanmasını önlemek için tasarlanmıştır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Sous vide ve geleneksel pişirme yöntemlerinin kabak ve yeşil fasulyenin renk özellikleri ve antioksidan kapasitesine etkisinin karşılaştırılması
İlyasoğlu, Huri; Yilmaz, Sena Nur
Pişirme işleminin sebzelerin fiziksel ve kimyasal özelliklerinde değişimlere yol açtığı bilinmektedir. Yeşil fasulye ve kabak Türk mutfağında yaygın bir kullanım alanına sahiptir. Bu çalışmanın amacı Sous vide (SV) ile geleneksel pişirme (haşlama ve buharda) yöntemlerinin yeşil fasulye ve kabağın renk özellikleri ve antioksidan kapasitesine etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Taze ve 3 farklı pişirme yöntemi uygulanmış sebze örneklerinin renk özellikleri (L*, a* ve b*), toplam fenolik madde miktarı (TFM), 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikal temizleme aktivitesi ve demir (III) iyonu indirgeme antioksidan gücü belirlenmiştir. Pişirme işlemi sonrası sebzelerin parlaklık değerlerinde azalma ve kırmızılık-yeşillik değerlerinde artışlar gözlenmiştir. Sebzelerin TFM içeriğinin en iyi korunduğu pişirme yönteminin SV yöntemi olduğu belirlenmiştir. Pişirme yöntemlerinin antioksidan kapasiteye etkisinin sebze çeşidine göre farklılıklar gösterdiği de belirlenmiştir. Kabak örnekleri için haşlama yönteminde yeşil fasulye örnekleri için buharda pişirme yönteminde en yüksek antioksidan kapasite değeri elde edilmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Türkiye Otomotiv Sanayiinin Yenilikçilik Potansiyeli: Uluslararası Yatırımlar, Coğrafi Kümelenme ve Alıcı-Tedarikçi İlişkileri Açılarından Bir Değerlendirme
Şahin, Fatih
Bu çalışmanın amacı Türk otomotiv sanayiinin yenilikçilik potansiyelini etkilediği düşünülen uluslararası yatırım faaliyetleri, coğrafi kümelenmesi ve Ar-Ge ve yenilikçilik faaliyetleri ilgili temel normları bakımından incelenerek araştırmacılara bilgi sunmaktır. Çalışma kapsamında yapılan değerlendirmeler araştırmacının yürüttüğü geniş ölçekli saha çalışmalarının ürünü olarak ortaya çıkan gözlemlerine ve ikincil veri kaynaklarına dayanmaktadır. Bu değerlendirmeler neticesinde, tarihsel olarak geç sanayileşmenin izlerini taşıyan sektörün gelişiminin, Türk İş Sisteminin gelişimi ile paralel özellikler gösterdiği ve Türk otomotiv Sanayiinin tarihsel gelişiminde yabancı sermayeli örgütlerin mutlak bir rolünün olduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte yenilikçiliğin sacayaklarından birisini oluşturan ihracat ve dışa doğru doğrudan yabancı sermaye yatırımı faaliyetleri de sektörde etkin bir şekilde yürütüldüğü görülmektedir. Sektörün kendine özgü dinamikleri içerisinde şekillenen hiyerarşik tedarik zinciri yapılanması ise yenilikçilik potansiyeli açısından dikkate değer bir inceleme alanı oluşturduğu değerlendirilmektedir. Son olarak yenilikçiliğin örgütler arasında yayılarak kurumsallaşması açısından sektörün coğrafi olarak kümelenme özelliği göstermesi de önemli bir teşvik edici unsur oluşturmaktadır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2023The Predicament of In-betweenness in Denis Devlin’s “Memoirs of a Turcoman Diplomat
Hakkıoğlu, Mümin
Denis Devlin (1908-1959) is regarded as one of the most important representatives of Irish modernist poetry. After joining the Department of External Affairs in 1935, he spent most of his life undertaking diplomatic missions for his country in Washington, New York, Rome and London, and in 1951, he served as an accredited ambassador in Istanbul, Turkey. Devlin, as a poet-diplomat, included the codes of the countries he worked in his poems. Among them, “Memoirs of a Turcoman Diplomat” has a special place. Here, a retired diplomat, watching the city from the terrace of a hotel in Istanbul, is depicted to contemplate the profound differences between the Ottoman State he served in the past and Turkey which turned its face to the West after the proclamation of the republic. On the one hand, he is the man of a civilisation against which Europe historically positioned itself, and on the other, the citizen of the republic which has set its target to reach the level of contemporary civilisation and implemented a series of reforms for that cause. He is stuck in between the world of the old, which was Islamic, multi-ethnic, and mighty and the world of the present, which is secular, monolithic, and shaped by the new ideology. The poem conspicuously, to a large extent, focuses on the tension caused by this stuckness and emphasises the state of in-betweenness of the poetic persona. The aim of this study is to explore how the diplomat in the poem, as an intellectual of his society and a representative of the old regime, meets the tension stemmed from the sharp conversion of his country, and to examine the dilemmas he has experienced due to his crisis of belonging through the concept of “in-betweenness”. It also discusses if there is a possibility of another space which can create a healing alternative for the poetic persona away from all tensions and problems. Furthermore, it questions how this poem reflects the historical, cultural and political similarities between the Republic of Turkey and the Republic of Ireland, and asserts that the Turkish diplomat of the poem is partly the poet-diplomat Denis Devlin himself.
- MakaleAçık Erişim2023Afet Medyası ve Medya Afeti: 6 Şubat Kahramanmaraş Depreminin Anımsattıkları
Demir, Sertac Timur
AtıfOpenAlex6TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2023Geleneksel televizyon yayıncılığında ‘çocuk birey’ inşası: dram türü dizilerde çocuk karakterler
Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı; Yilmaz, Adem
Geleneksel televizyon yayıncılığı bağlamında incelendiğinde, Türkiye’de en çok izlenilen program türleri arasında televizyon dizilerinin olduğu görülmektedir. Medya-çocuk ilişkisi çerçevesinde değerlendirildiğinde ise televizyon dizilerinin problemli varlığı dikkat çekmektedir. Özellikle dram türü dizilerde sürekli belirli niteliklerle izleyici karşısına çıkarılan çocuk karakterler birer ajitasyon kaynağı olarak kullanılmaya devam etmekte, ana ve yan karakter rolündeki çocuk özne, zorlu ve meşakkatli hayat hikayeleri içinde konumlandırılmaktadır. Aynı zamanda dram türü dizilerde yetişkin bir bireymiş gibi belli başlı özelliklerle sürekli aynı biçimde inşa edilen çocuk kimliği ‘acı’nın odağında kurgulanmaktadır. Kâr amaçlı politikalar ekseninde yayıncılık sürdüren özel televizyon kanallarında ise bu kurgunun varlığı dikkat çekici düzeydedir. Bu çalışmanın temel amacı, dram türü televizyon dizilerinde duygusal sömürü haline getirilen çocuk karakterlerin ‘birey’ olarak yer alış biçiminin sorunlu doğasını ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışma, dram türü yerli dizilere odaklanmakta, en çok takip edilen televizyon kanalları özelinde çocuk karakterlerin yer alış biçimini sorgulamaktadır. Çalışmada 2019 yılında en çok izlenilen televizyon kanalları Atv, Fox Tv, Kanal D, Show Tv, Star Tv ve TRT 1’de haftalık yayınlanan ve çocuk karakterlerin yer aldığı dram türü diziler örneklem olarak seçilmiştir. Bu kanallarda 1990 sonrası dönemde yayınlanan 156 dram türü dizinin ilk üç bölümü niteliksel içerik analizi yoluyla incelenmiş, ana ve yan karakterlerde rol alan 365 çocuk karakter tespit edilmiştir. İnceleme sonucu elde edilen verilerde dram türü dizilerde ‘sorunlu bir çocuk birey’ algısının oluşturulduğu ve çocuk karakterlerin duygusal anlamda kullanılarak pazara sunulan bir nesne haline getirildiği bulgulanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023The Mediating Role of Perceived Value in the Influence of Online Consumer Reviews on Destination Brand Loyalty
Ödemiş, Murat
Information technologies are rapidly showing their effect in the tourism industry as well as in every field. Online platforms have become a significant channel where consumers frequently share their consumption experiences and take them into account in their destination preferences. If managed effectively by destinations, it can become an effective tool in shaping consumer perception and brand loyalty. According to this, it is aimed to detect whether perceived value (PV) has a mediating role in the influence of online consumer reviews (OCRs) on destination brand loyalty (DBL) in the research. The sample of the research comprises of 315 attendants who visit Istanbul for touristic purposes. Research data were collected with the survey data gathering tool. After testing the data obtained from the attendants in terms of normality, reliability and construct validity, the relationships between the variables were investigated by correlation analysis. In the last stage, the hypotheses of the research were tested with simple linear regression and hierarchical regression analysis. Consequently, the basis hypothesis (H4) of the research, "the mediating role of PV in the influence of OCRs on DBL" were accepted with full mediation influence, and also accepted other hypotheses of research (H1, H2 and H3).
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim20233B Şekil Oluşturmak için Alt Örneklemesiz Shearlet Dönüşümüne Dayalı Yeni ve Yüksek Kaliteli Odaklama Ölçüm Operatörü
Doğan, Ramazan Özgür; Dogan, Hulya
3B şekil oluşturulma sürecinde herhangi ek donanım gerektirmeyen Odaktan Şekil (Shape From Focus - SFF) en çok tercih edilen stratejilerdendir. SFF stratejisi, 3B şekil oluşturma sürecinde farklı odaklı 2B görüntü serisi kullanmakta ve üç temel aşamadan oluşmaktadır: (1) Farklı odaklı 2B görüntü serisinin elde edilmesi, (2) Görüntü piksellerinin odaklama değerlerinin hesaplanması ve (3) Maksimum odaklı pikselin seçilmesi. Yüksek doğruluk ve daha düşük gürültü ile 3B şekil oluşturmak için, araştırmacılar SFF'nin ikinci aşamasında yeni odaklama ölçüm operatörü önermek yerine genellikle bir ön veya son işlem algoritmaları geliştirmektedirler. Literatür çalışmalarının aksine, bu çalışmada herhangi bir ön veya son işlem gerektirmeyen Alt Örneklemesiz Shearlet Dönüşümü'ne dayalı yeni ve yüksek kaliteli odaklama ölçüm operatörü önerilmektedir. Önerilen odaklama ölçüm operatörünün etkinliği sentetik görüntü serileri kullanılarak pencere boyutu ve gürültü seviyesi gibi farklı koşullar altında analiz edilmektedir. Elde edilen öznel ve nesnel sonuçlar önerilen odaklama ölçüm operatörünün daha iyi performans sağladığını göstermektedir.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Patient Safety Culture Perception Among Surgical Nurses
Aydin, Aydanur; Gürsoy, Ayla; Candas Altinbas, Bahar; Cilingir, Dilek; Bulut, Enes; Ertürk Yavuz, Melek
Background: Human and technology factors in healthcare can lead to errors that threaten human life. A strong patient safety culture in hospitals may be linked to better patient outcomes. Because of the potential for mistakes in surgical departments, surgical nurses are critical to establishing and maintaining a patient safety culture. Aim: The aim of this study was to explore the patient safety culture perceptions of surgical nurses. Methods: This descriptive study was performed with 206 nurses working in the surgical clinics and operating rooms of 1 university hospital, 2 public hospitals, and 1 private hospital. A “Questionnaire” and the “Hospital Survey on Patient Safety Culture” were used for data collection. The data were analyzed using mean, number, and percentage values, 1-way analysis of variance, Tukey Honestly Significant Difference (HSD), and chi-square tests. Results: The study revealed that surgical nurses’ patient safety culture perception was at a medium level. The highest mean rate of positive responses in The Hospital Survey on Patient Safety Culture came from “Teamwork within units” and the lowest mean rate of positive answers came from the “Non-punitive response to errors” subdimension. In addition, 85.7% of the surgical nurses did not report any errors in the previous 1 year, and nurses who had been working for ≥11 years submitted more error reports (P = .001). Conclusion: Nurses’ patient safety culture perception was at a medium level. Recommendations for improving patient safety culture should include on-the-job training programs and improvements in employees’ working conditions.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Effect of different specific warm-up protocols and time of day on optimum power performance in kickboxers
Bayrakdaroğlu, Serdar; Koç, Hürmüz; Yağın, Fatma Hilal; Bayer, Ramazan; Nobari, Hadi; Pardos, Elena Mainer; Eken, Özgür
Numerous variables can affect performance before the competition. Nevertheless, it could be a subject of curiosity to find out whether a warm-up strategy has a more positive effect on the power performance of kickboxers. The purpose of this study is to evaluate the effect of different specific warm-up protocols and time of day on optimum power performance in kickboxers. Ten volunteer males performed three different warm-up routines in random order. The warm-up protocols consisted of only 20 min for each group. The groups with low-intensity aerobic running (NSWU) and specific warm-ups (SWU-20m) performed 20-min protocols. The other group followed 10 minutes of jogging and 10 minutes of specific warm-up (SWU-10m). All groups followed the warm-up randomly at two different periods of the day (i.e. morning: 09:00-10:00 and evening: 16:00-17:00) on non-consecutive days. A statistically significant difference was found between the groups in terms of Mean Propulsion (W) (F=3.518; p2=0.036). There was a statistically significant difference in Mean propulsive Power (W) between NSWU and SWU-10m (p3= 0.0007) in addition there was also a statistically significant difference in SWU-10m and SWU-20m (p3= 0.0106) and, NSWU and SWU-20m (p3= 0.415) protocols. In conclusion, mean propulsion (W) performance showed diurnal variation, and performances of the kickboxers’ can be affected more positively in the evening hours, especially after SWU protocols.
AtıfOpenAlex14TR Dizin1
İncele - BildiriAçık Erişim2023Solutions of Multiplicative Integral Equations via The Multiplicative Power Series Method
Bal, Arzu; Yalcin, Numan; Dedeturk, Mutlu
In this study, definitions of types of multiplicative integral equations are given. And solutions of different types of multiplicative integral equations are investigated using the multiplicative power series method. These are supported by numerical examples.
AtıfOpenAlex4TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2023The Relationship between Urbanization, Energy Consumption and Carbon Dioxide Emissions: Panel Ardl Analysis for Newly Industrialized Countries
Akyol, Mehmet
An increase in the world population, technological advancement, and economic concerns bring along an increase in urbanization and energy consumption. Increasing urbanization speed and energy consumption cause environmental problems. The main hypothesis of this study is based on the idea that urbanization rate and energy consumption increase carbon dioxide emissions in developing countries. To test this hypethesis, the study ana-lyzed the relationship between urbanization, energy consump-tion, and carbon dioxide emission specific to newly industrialized countries. Panel ARDL method was utilized in this study that scrutinized the years between 1990 and 2018. According to the long-term results of the analysis, urbanization negatively affects carbon dioxide emission in the country group aforementioned; energy consumption and economic growth that is control vari-able have a positive effect on carbon-dioxide emission. Regarding short-term results, only the energy consumption positively af-fects carbon dioxide emission while other variables are statisti-cally insignificant. The results of the analysis reveal the necessity of policies towards smart city applications in reducing carbon dioxide emissions in newly industrialized countries. In addition, turning to renewable sources in energy consumption plays a key role in reducing carbon dioxide emissions.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Foreign Aid, Institutions, and Economic Performance in Developing Countries
Hayaloglu, Pinar
Although official development assistance presents a solution for developing countries to overcome the lack of capital, there is no consensus in the literature on the effectiveness of foreign aid. Moreover, opinions claiming that aid can only affect growth positively under certain conditions see institutional quality as an essential aspect that boosts the positive impact of aid. This study examines the relationships between foreign aid, institutional structure, and economic performance for 80 countries in Europe, America, Africa, and Asia. It is found that official development assistance and the quality of institutional structure in the sample countries affect economic growth positively. It also provides some suggestive evidence showing that foreign aid has a positive effect on the institutional structure.
AtıfWoS3OpenAlex4TR Dizin1
İncele

















