Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baltaci, Cemalettin(27)
- Uzun, Sevda(27)
- Yildiz, Salih(25)
- Kulakaç, Nurşen(24)
- Ayaydin, Hasan(22)
- Yilmaz, Ozgur(20)
- Bostan, Sedat(19)
- Doğan, Kadir Caner(19)
- Kenek, Gökhan(19)
- Tosunoğlu, Büşra(19)
- Akyol, Hikmet(18)
- Akyürek, Suat(18)
- Can, İbrahim(18)
- Doğru, Bülent(18)
- Hayaloğlu, Pınar(18)
- Keyifli, Nazlı(18)
- Peker, İskender(18)
- Sipahi, Ferkan(18)
- Çalışır, Gülsüm(18)
- Avcı, İbrahim(17)
- Gücer, Mehmet Ali(17)
- Pala, Fahrettin(17)
- Türkkan, Tuğba(17)
- Ulutaşdemir, Nilgün(17)
- Yildiz, Emel(17)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(16)
- Cengiz, Ekrem(16)
- Demirağ, Hatice(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yeşilçayır, Celal(16)
- Akaryali, Enver(15)
- Kaygusuz, Abdullah(15)
- Merdan, Mehmet(15)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(14)
- Demirbağ, Orkun(14)
- Evren, Savaş(14)
- Kahraman, Yakup(14)
- Yesilelebi, Gl(14)
- Yıldız, Barış(14)
- Ödemiş, Murat(14)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Entegre KFG Yöntemi ile İnsani Yardım Lojistiğinde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri: Hatay Örneği
Peker, İskender; Ayvazoglu, Gülsah
Son yıllarda yaşanan olağanüstü durumlar ve insani krizler, insani yardım lojistiği alanında yapılan çalışmaların sayısını artırmıştır. Dünya genelinde ve ülkemizde meydana gelen afetlerde, insani yardım lojistiğinde yaşanılan sorunlar için çeşitli çözümler üretilmeye çalışılmışsa da bu çözümler genellikle bölgesel ihtiyaçlara uygun olmamıştır. Bu çalışmanın amacı, Hatay ilinde gerçekleştirilen insani yardım faaliyetlerinde karşılaşılan sorunları belirlemek ve bu sorunlara çözümler geliştirmektir. İnsani yardım lojistiği birçok aktörün yer aldığı karmaşık bir süreçtir. Bu karmaşıklık hem gereksinimlerin hem de karar kriterlerinin bir arada değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada, insani yardım lojistiği planlama sürecinde karşılaşılan sorunlara esnek ancak etkili çözümler sunabilecek bir model önerilmektedir. Bu model, Kalite Fonksiyon Yayılımı (QFD) yöntemi kullanılarak nitel ve nicel verilerin birleştirilmesini içermektedir. Bu çalışmada, Hatay ili özelinde insani yardım lojistiğinde karşılaşılan sorunların neler olduğunu belirlemek ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmek üzere Delphi ve Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemlerinin Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) tekniğine entegre edildiği bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen model doğrultusunda çalışma genel itibariyle üç aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamada Delphi yöntemi kullanılarak ilgili literatür ve Hatay’da insani yardım hizmeti sunan kurum/kuruluş temsilcilerinin görüşleri dikkate alınarak insani yardım lojistiğindeki sorunlar tespit edilmiştir. Ardından bu sorunların öncelik değerleri (ağırlıkları) Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemi ile belirlenmiştir. Son aşamada ise Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) ilişki matrisleri sayesinde çözüm önerileri geliştirilmiştir. İnsani yardım lojistiği konusunda 14 sorun Delphi tekniği ile belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların AAS ile önceliklendirilmesi ile “Süreklilik-Sürdürebilirlik Eksikliğinden Kaynaklanan Problemler” en önemli sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Ardından uzaman görüşleriyle belirlenen 13 çözüm önerisi arasından “İnsani yardımların takip edileceği sistem oluşturulması” ise insani yardım lojistiğindeki sorunların bertaraf edilmesindeki en etkili çözüm önerisi olarak belirlenmiştir. Gelecekte benzer araştırmaların farklı bölgelerde veya ülkelerde daha fazla uzmanın katılımı ile gerçekleştirilmesi faydalı olacaktır. Ayrıca, çalışmanın bulguları, farklı çok kriterli karar verme yöntemleri ile karşılaştırılarak daha geniş bir perspektif sağlanabilir. Bu bağlamda, insani yardım lojistiği alanında entegre metodolojilerin kullanılması, sorunların daha kapsamlı bir şekilde ele alınmasına olanak tanıyacaktır.
- MakaleAçık Erişim2024Disiplinleşme ve Kamu Yönetimiyle İlişkilenme Süreci Bağlamında İşletme Yönetimi
Dülgar, İmren Pınar
İşletme yönetimi, kamu yönetiminde egemen yaklaşımlara kuramsal kaynaklık eden bir disiplindir. İşletmecilik kuramlarının kamu yönetimine aktarımı ve bu alanda doğurduğu etki, 1980’li yıllar sonrası ekonomi politikalarıyla ilişkili olarak birçok çalışmaya konu edilmiştir. Bu makale ise etki yerine kaynağın kendisini ele almak üzere tarihsel bakışı başlangıca yöneltmektedir. Kaynağın ele alınmasıyla disiplinlerin inceleme nesnesi (somut olan) farklılığına rağmen somuttan üretilen kuramsal bilgi (soyut olan) ortaklaşmasının nedeninin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Makalede, işletme yönetiminin bir disiplin olarak gelişiminin tarihsel bağlamı çözümlenerek inceleme nesnesi/varlık sebebi kavranmaktadır. Özel sektör dünyasına ait sistemli bir bilgi bütünü olarak disiplin, ilk ifadesini büyük örgütlerin şirket formunda yaygınlaştığı ve anonim şirketlerin yönetim işlevindeki ayrımı güçlendirdiği 19. yüzyıl Amerika’sında kazanmıştır. İşletme yönetiminin kamu yönetimine kaynaklık etmesini sağlayan ilk yaklaşım ise fabrikadan geliştirilen ve disiplinin kurucu yaklaşımı olan Bilimsel Yönetim’dir. Bu yaklaşımla işletme yönetimi henüz kuruluş aşamasında kamu yönetimiyle ilişkilenmiş ve fabrika yönetiminden tüm örgütlere doğru görüş alanını genişletmiştir. Yönetim bilgisinin evrensel/özel-kamu ayrımı olmaksızın her örgütte uygulanabilir olduğu savıyla nesne farkını gözetmeyen yaklaşımlar, piyasa örgütlerinden üretilen bilginin kamu yönetiminde geçerliliği kabulüne yol açmıştır.
- MakaleYalnız künye2024Examination of The Relationship Between Consumers' Digital Footprint Awareness and Their Decision-Making Styles in Digital Marketing With The Structural Equality Model
Taş, Ahmet; Bulbul, Halil Ibrahim
The integration of digital technology with the internet has brought up various subjects and concepts. Individuals using the Internet create their digital footprints with their activities in the digital environment. With the help of digital footprint, political views, personality traits, potential beliefs, etc. can be predicted. This study was prepared to determine the level of impact of individuals' digital footprint awareness on their decision-making style when purchasing products online. The data were collected through an online survey and analyzed using SPSS and AMOS programs. The sample of the study included 607 individuals from different groups, and after eliminating outliers at the structural equation model stage, data from 461 participants were analyzed. As a result of the analysis, it was seen that participants were aware that their activities on the internet environment could affect them, they made decisions as they wished, some sub-dimensions had differences between genders, and generally there was no difference in demographic characteristics in terms of digital footprint awareness. Additionally, an analysis of demographic variables showed that there was a relationship between conscious awareness and digital footprint, and some sub-dimensions of consumer decision-making style and digital footprint.
- MakaleAçık Erişim2024Evaluation of Health System Performance in the Member States of the European Union and the Organization of Economic Development and Cooperation
Köse, Aslı
The aim of this research is to evaluate the health system performance of the European Union (EU) and OECD member countries using the Organization of Economic Cooperation and Development (OECD) performance measurement approach. The data are taken from the OECD and Eurostat databases. According to the efficiency scores obtained through Data Envelopment Analysis, the relationship between the variables in the health system performance model was evaluated with Tobit Regression analysis. Furthermore efficiency ordering of health systems determined in help of super efficiency model. EMS and EViews programs were used to analyze the data. In 2011-2019, the health systems of OECD and EU member countries Greece, Ireland, Norway, Poland, Slovenia, Spain, Sweden, and Estonia were determined to be effective at the performance level according to Data Envelopment Analysis. It has been determined that the Czech Republic, Denmark, Germany, and Austria health systems are not effective at the performance level in three scale types. According to Tobit Regression analysis, it was determined that only life expectancy at birth was effective on health system performance among the variables in the OECD health system performance measurement approach.
AtıfOpenAlex2TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2024Nano Partiküllü Hegzagonal Bor Nitrür’ün Ağaç Malzemenin Mekanik Özelliklerine Etkileri
Yaşar, Mehmet; Yasar, Sekip Sadiye; Irkilata, Mehmet; Sen, Selim
Bu çalışma nano boyutlu Hegzagonal Bor Nitrür (h-BN) emdirmenin sarıçam (Pinus sylvetsris L.), Anadolu kestanesi (Castanea sativa M.) ve Doğu ladini (Picea orientalis) odunlarının elastikiyet modülü (ISO 13061–4) ve eğilme direnci (ISO 13061-3) üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçlanmıştır. %1,5 konsantrasyonda nano boyutlu h-BN ile emprenye edilen sarıçam en yüksek tutma değerleri göstermiştir. h-BN ile emprenye, tüm ağaç türlerinde %1,5 ile %5 arasında değişen yoğunluk değerinde artış olmuştur. Emprenye işlemi, tüm ağaç türleri için eğilme direnci değerlerinde bir düşüşe neden olmuştur. Kontrol örnekleri ile karşılaştırıldığında, h-BN uygulaması sonrası eğilme direnci değerleri sarıçamda %25, ladinde %18.5 ve kestanede %9 azalmıştır. En düşük eğilme direnci değeri Ladin + h-BN’de (58,1 N/mm2), en yüksek Kestane kontrol örneklerinde (89,6 N/mm2) elde edilmiştir. Retensiyon değeri daha düşük olan kestane ağacı, elastikiyet açısından değişken değerler göstermiştir. Emprenye işlemi, elastikiyet modül değerlerinde sarıçamda %18, ladinde %1 oranında azalmaya neden olurken, kestanede artışa neden olmuştur. En düşük elastikiyet modülü değeri Sarıçam+h-BN’de (8530 MPa), en yüksek Sarıçam kontrol örneklerinde (10444 MPa) bulunmuştur.
- MakaleAçık Erişim2024Z Kuşağının Analog Medyayı Kullanım Nedenleri ve Geleneksel Medya Deneyimi Üzerine Bir İnceleme
Taşdelen, Birgül; Köse, Hüseyin; Aydoğan, Bahar Balcı
Gazete, kitap, sinema, televizyon ve radyo gibi analog medya biçimleri ve bunların ürettiği toplumsal ve kültürel deneyime görece uzak olduğu varsayılan Z kuşağının kendini bu medya biçimlerine karşı nasıl konumladığı meselesi, özellikle de medya ekolojisine dair sunacağı veriler açısından araştırmaya değer bir konudur. Bu bağlamda, çalışmada Z kuşağının kendi medya kullanım yatkınlığı içine alamadığı, içinde bulunduğu algılama evreniyle çok da benzer olmayan, dijital medyanın otomatik hızla aktarılabilen enformasyon ve içerik biçimlerine oranla daha yavaş ve seçenek bakımından da görece daha sınırlı olduğu varsayılan analog medyayı kullanma nedenleri ve bu kullanımdan ne tür doyumlar elde ettiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı’na dayandırılan çalışmanın evrenini Gümüşhane Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi lisans ve ön lisans programlarında okuyan Z kuşağı öğrenciler oluşturmakta olup, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 853 öğrenciyle elektronik ortamda anket çalışması yapılmıştır. Sonuç olarak, çevrimiçi medyayı yoğunlukla kullanan Z kuşağının, analog medyayı tamamıyla yok saymadığını, özellikle erkek katılımcıların sinema filmi izlemek gibi eğlenceli zamanlar geçirmek adına analog medyayı tercih ettiği, kadın katılımcıların ise kişisel gelişim/kendini ifade etme gibi nedenlerle analog medyayı kullanmayı daha fazla tercih ettikleri bulgusuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Kirâmen Kâtibîn Meleklerinin Görevlerine Dair Bazı Soru ve Cevaplar
Gözün, Abdulvehhab
Gaybî meselelerden olup yaratıcı tarafından iman edilmesi istenilen hususlardan biri, hiç şüphesiz meleklerin varlığıdır. Mahiyetleri, çeşitleri, görevleri ve özellikleri noktasında da insanlar, ancak İslâm’ın iki temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’te bildirildiği kadarıyla bilgi sahibi olabilirler. Zira gaybî konularda bilgiye erişme yollarından, bağlayıcı ve esası itibarıyla kat‘î ilim bildiren dayanak, vahiydir. Hissî olmayan bu alanda duyular tabiatıyla bilgi aracı olamazlar. Aklın ise gaybî bilginin sübûtundan ziyade anlaşılması ve yorumlanması bakımından delâletinde etkinliği vardır. Peygamberlerin dışındaki bazı insanlar tarafından ilham veya rüya gibi vesilelerle elde edildiği iddia edilen bilgilere gelince bunlar, kaynağı kesin olarak Allah (c.c.) olmadığı için bağlayıcı olmamasının yanı sıra subjektif bir deneyim olarak doğru ya da yanlış olmaya elverişlidir. Dolayısıyla meleklerle ilgili zikredilen hususlarda doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmanın yolu ancak vahiy olabilir. Yaratıcının kendilerine yüklediği görevler bakımından melekler farklı kısımlara ayrılmaktadır. Bu melek gruplarından biri daha çok, “değerli yazıcılar” anlamına gelen “kirâmen kâtibîn” sıfatlarıyla anılan meleklerdir. Genel olarak insanların dünya hayatında yapıp ettiklerini yazılı olarak kayda geçirmekle görevli oldukları inananlar tarafından bilinmektedir. Ancak bu husus detaylı olarak ele alındığında akla birçok soru gelmektedir. Özellikle konu bağlamında 5N1K sorgulama tekniği üzerinden yola çıkıldığında bu durum ortaya çıkmaktadır. İnsanın sorumluluğu açısından bakıldığında kanaatimizce en önemlisi “ne” ve “ne zaman” sorularıdır. Çünkü insanın nelerden ve ne kadar süre sorumlu olacağını bilmesi, kendisi açısından öncelikli olandır. Bu da yazıcı meleklerin insanla ilgili hangi hususları yazılı olarak kayda geçirdiğinin bilinmesiyle bilinebilir. Ayrıca bunları ne zaman yazmaya başladıkları ve ne zaman sonlandırdıkları da bilinmelidir. Böylece insan için sınava tabi tutulduğu hususlar ile sorumluluk süresi ortaya çıkmış olur. Diğer sorulara gelince elbette onların da cevapları önemlidir. Ancak araştırmanın sınırlarını aşmama düşüncesiyle bunlara kısaca değinilecektir. Öncelikle “nerede” sorusunun cevabının amellerin vuku bulduğu mekân olarak dünya olduğu herkesçe malumdur. Kayıt tutanakları olarak ise defter gibi fizikî bir malzemeden ziyade fizik ötesi oldukları ilk akla gelendir. “Neden” sorusu bir yönden yaratılıştan doğan sorumluluklarla alakalı olup çok detay istememektedir. Ancak yaratıcının insana ait her şeyi zaten bilip unutmuyor olması ve onu hesaba çekmek için aslında hiçbir kayda ihtiyaç duymaması bakımından yazılmasının hikmeti sorgulanabilir. İnsanın, yaptıklarının kaydedildiğinin ve ona göre davranması gerektiğinin bilincinde olması, böylece hesap günü bu durumdan haberinin olmadığını ileri sürememesi gibi gayelerden ötürü yazıldığını söylemek mümkündür. “Nasıl” sorusu ise insanın sorumluluğunu ilgilendiren bir husus değildir. Son olarak “kim” sorusunun cevabının, yazdıran olarak Allah (c.c.); yazan olarak ise adı geçen melekler olduğu sarihtir. Binaenaleyh araştırmanın konusu, Kirâmen Kâtibîn meleklerinin kaydettiklerinin mahiyetinin ve zamanının tespitine dair olan “ne” ve “ne zaman” sorularıdır. Amacı da özellikle bu iki sorunun cevaplarına vahyin kaynakları olan Kur’an ve Sünnet üzerinden ulaşmaktır. Çalışmanın bu yönüyle önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırmada yöntem olarak Kur’an ve Sünnet’te konu hakkında yer alan ilgili metinler üzerinden belgesel araştırma ve yorumlama metoduna başvurulacaktır. Özellikle mezkûr soruların cevaplarını ilgilendiren hadis rivayetlerinin tespiti, ihtiyaç duyuldukça sıhhat değerlendirmesi ve âlimlerin meseleyle bağlantılı yorumları, araştırmanın kapsamına girmektedir. Sonuçta ise zikredilen soruların cevaplarıyla ilgili elde edilen bulgulara ve bazı yönlendirici açıklamalara yer verilecektir. Araştırma neticesinde kısaca, “ne” sorusunun cevabının, iyilik ya da kötülük kategorisine giren insana ait ve özgür iradesiyle bilinçli ve kasıtlı olarak edindiği her türlü inancın, düşüncenin, duygunun, niyetin; icra ettiği her eylemin, söylemin; sebebiyet verdiği ya da ardında bıraktığı her çeşit iyilik ve kötülüğün olduğu anlaşılmıştır. “Ne zaman” sorusunun cevabının ise, iyilikler için ergenlik öncesi dönemden; kötülükler için ise ergenlikle başlayıp ölüme kadar, hatta varsa ardında bıraktıkları ya da neden oldukları, insanlar üzerinde etkisinin bitimine kadar devam eden zaman dilimi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024İstanbul – İzmir Otoyolu’nun Tarım Alanlarına Etkisi: Manisa Kesimi Örneği
Arslan, Ferhat; Üzülmez, Mehmet
Ulaşım faaliyetleri bir ülkenin gelişmişlik derecesini belirleyen önemli göstergelerden birisidir. Ülke içindeki ticari faaliyetlerin devamı, ülkenin her noktasına olabilecek iletişim hareketliliği ve bireysel faaliyetler gibi birçok unsurun da odak noktasında yer alan ulaşım aynı zamanda ülkeler arasındaki ilişkileri de belirleyen başat aktörlerdendir. Kara yolu ile her noktaya ulaşım imkânının bulunması ve ulaşımda kullanılabilen araç çeşitliliğinin fazlalığı nedeniyle tüm dünya gibi Türkiye’de de kara yolu ulaşımının geliştirilmesine yönelik politikalar benimsenmiştir. Bu politikaların bir sonucu olan ve etki düzeyi ile hem ulusal hem de uluslararası bir niteliği bulunan İstanbul - İzmir Otoyolu 2009 yılında ihale edilmiş ve 2019 yılı itibariyle tamamen hizmete açılmıştır. Bu çalışma söz konusu otoyolun tarım alanları üzerindeki etkisini Manisa örneğinde incelemeyi amaçlamıştır. Manisa’nın ulusal ve uluslararası düzeyde bir tarım bölgesi olması örneklem seçiminde etkili olmuş ve bu kapsamda Google Earth, OpenStreetMap, Coordination of Information on the Environment (CORINE, 2018), Harita Genel Müdürlüğü ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden elde edilen veriler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda otoyol projesi neticesinde Manisa genelindeki karmaşık ekim modelleri, kuru tarım alanı, zeytin alanı, sulu tarım alanı ve üzüm bağları kategorisinde toplam 842 ha’lık tarım alanının kaybedildiği sonucuna varılmıştır. Çalışma ile gıda üretim alanı olan tarım alanlarını koruyucu önlemler ile entegre ulaşım politikalarının temel alınmasının zorunluluğu vurgulanmıştır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Isothermal inactivation kinetics of Salmonella and Enterococcus faecium NRRL B-2354 in oat flour
Ozturk, Samet
Bu çalışma, Salmonella'nın ısıl işlemin sırasında yulaf ununda hayatta kalma ve ısıl toleransını (D- ve z-değerleri) patojenik etki göstermeyen potansiyel müdavini olan Enterococcus faecium NRRL B-2354 (E. faecium) ile birlikte belirlemeyi amaçlamıştır. Yulaf ununun su aktivite (aw) değeri , nem kontrollü bir ortamda 0.40 olarak ayarlanarak S. Enteritidis PT30 ve E. faecium ile eşit şekilde inoküle (108-9 CFU/g) edilmiştir. Yulaf unu örnekleri (1 ± 0.1 g) daha sonra plastik torbalarda vakumlanarak paketlenmiş ve bakteriyel hayatta kalmayı değerlendirmek için 75, 80 ve 85°C’de sıcak su banyosunda ısıl işleme tabi tutulmuştur. S. Enteritidis PT30 ve E. faecium'un hayatta kalma eğrileri, iki ana model (Log-lineer ve Weibull modeli) kullanılarak analiz edilmiştir ve mikroorganizmaların hayatta kalma eğrilerinin birinci dereceden kinetik izlediği ortaya çıkmıştır. S. Enteritidis PT30 ve E. faecium'un yulaf unundaki D75C, D80C ve D85C değerleri sırasıyla 16.08 ± 1.36°C'den 2.27 ± 0.35 dakikaya ve 23.61 ± 1.39'dan 3.87 ± 0.42 dakikaya düşmüştür ve karşılık gelen z-değerleri sırasıyla 13.4 ± 0.37 ve 12.1 ± 0.41°C olarak bulunmuştur. Bu araştırmadan elde edilen D- ve z-değerleri, yulaf ununun mikrobiyel güvenliğini sağlamak için ısıl işlemin doğrulanmasında kullanılabilir.
- MakaleYalnız künye2024Almanya’ya Göç Eden ve Türkiye’de Yaşayan 60 Yaş Üstü Bireylerin Sağlık Durumları, Öznel Yaş Algısı, Yaşamın Anlamı, Yaşam Doyumları ve Sosyodemografik Özelliklerinin İncelenmesi
Kütük, Bahtım
Amaç: öç, yalnızca coğrafi bir hareket değil, aynı zamanda kültürel değişim ve psikolojik etkiler barındırır. Bu araştırmada, Almanya’ya göç etmiş ve Türkiye’de yaşayan 60 yaş üzeri bireylerin fiziksel ve mental sağlık durumları, öznel yaş algıları, yaşamın anlamı, yaşam doyumu ve bazı sosyoekonomik düzeyleri karşılaştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırma, Almanya’da (n = 24) ve Türkiye’de (n = 25) yaşayan 60 yaş üzeri 49 katılımcı ile yürütülmüştür. Veriler, demografik bilgi formu, SF-12 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Yaşamın Anlamı ve Yaşam Doyumu Ölçekleri ile öznel yaş algısı sorusu ve sosyoekonomik durum değerlendirmesiyle toplanmıştır. Bulgular: İki ülke arasında fiziksel sağlık, öznel yaş algısı ve eğitim düzeyi bakımından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Almanya’daki katılımcılar daha iyi fiziksel sağlığa, daha genç bir yaş algısına ve daha düşük eğitim düzeyine sahiptir. Ayrıca yaşamın aranan anlamı açısından daha yüksek puan almışlardır. Korelasyon analizleri, Almanya’da öznel yaş ile yaşam doyumu ve eğitim düzeyi arasında negatif bir ilişki olduğunu; Türkiye’de ise fiziksel sağlık, öznel yaş ve yaşam doyumu arasında negatif, mental sağlıkla ise pozitif ilişkiler olduğunu göstermiştir. Her iki ülkede de gelir durumu ile sosyoekonomik düzey arasında güçlü bir pozitif ilişki saptanmıştır. Sonuç: Araştırma, göçün fiziksel ve mental sağlık, yaşam doyumu ve eğitim düzeyi gibi çeşitli alanlarda etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, akademik çalışmaların yanı sıra politika yapıcılar ve uygulayıcılar için de yol gösterici olabilir ve bu yaş grubuna yönelik müdahale programlarının geliştirilmesine temel oluşturabilir.
- MakaleYalnız künye2024Seçili Risk Ve Belirsizlik Endeksleri İle Sektörel Hisse Senedi Getirileri Arasındaki Asimetrik İlişkinin İncelenmesi: OECD Ülkeleri İçin Ampirik Bir Analiz
Pala, Fahrettin
Çalışmanın amacı, ekonomik politika belirsizliği (EPU), jeopolitik risk (GPR) ve piyasa duyarlılığının (VIX) seçilmiş 5 OECD ülkesine (ABD, Fransa, İngiltere, İtalya ve İsveç) ait sektörel hisse senetleri üzerindeki asimetrik etkilerini araştırmaktır. Araştırmanın tasarımı ve metodolojik yaklaşımı parametrik Granger nedensellik testi ve parametrik olmayan kantil tabanlı tekniklere dayanmaktadır. Jeopolitik risk endeksi (GPR), ülke ekonomik politika belirsizliği (EPU) ve Chicago Board Options Exchange'in (CBOE) oynaklık endeksinin (VIX) yanı sıra ekonomik faaliyetin yedi sektörünü (sağlık, finans, teknoloji petrol ve gaz, endüstri, tüketici hizmetleri ve temel tüketim ürünleri) kapsayan aylık verilerini kullanıyoruz. Veri setimiz, Ocak 2012 ile Şubat 2024 tarihleri arasındaki dönemi kapsamaktadır. Verilerin analizinde Granger Nedensellik testi ve Panel Kantil Regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgularımız beş ana noktandan oluşmaktadır. Bunlardan birincisi, ekonomik politika belirsizliği, jeopolitik risk ve yatırımcı duyarlılığından seçili OECD ülkelerinin sektörel hisse senetlerine doğru nedensellik ilişkisinin olduğu sonucuna varıyoruz. İkincisi ekonomik politika belirsizliği, jeopolitik risk ve yatırımcı duyarlılığının farklı çeyreklikler boyunca seçili OECD ülkelerine ait hisse senedi getirileri üzerinde genel olarak güçlü bir ön görü gücüne sahip olduğu sonucuna varıyoruz. Üçüncüsü seçilmiş OECD ülkelerine ait hisse senedi getirileri üzerinde en yüksek öngörü gücüne sahip değişkenin ekonomik politika belirsizliği (EPU) olduğu sonucuna varıyoruz. Dördüncüsü, özellikle ekonomik politika belirsizliğinin, seçili OECD ülkelerine ait sektörel hisse senedi getirileri üzerindeki etkisinin asimetrik olduğu sonucuna varıyoruz. Yine jeopolitik risk ve piyasa duyarlılığının ise belirli sektörel hisse senedi (teknoloji, petrol ve gaz) getirileri üzerindeki etkisinin asimetrik olduğu sonucuna varıyoruz. Çalışmanın orijinalliği, COVID-19, Rusya-Ukrayna ve İsrail-Filistin çatışmasının da dahil olduğu dünyada yaşanan küresel faktörlerin seçilmiş OECD ülkelerine ait sektörel bazda hisse senedi piyasasını nasıl etkilediğini ortaya koyuyor olmasıdır. Dolayısıyla bulgularımızın değeri, piyasa düzenlemesi ve portföy yönetimi için önemli çıkarımlar sağlamasında yatmaktadır.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2024Analysis of The Impact of Risks in The Turkish Banking Sector on Investor Behavior
Akyol, Hikmet; Başar, Selim
This research examined the effects of Turkish banking risks on investor behavior. this context, the period of nine deposit banks covering the period between 2008:Q3-2019:Q3 was analyzed using panel regression estimators. Researchers found that systemic and systematic risks negatively affected investor sentiment in the real sector. The rise in systemic and market risks of banks has led to an increase in investor pessimism. The findings showed that the real sector confidence index can be used as an effective early warning system for financial instability. It has shown that banking sector risks have the potential to spread to the entire economy through real sector investment behavior. The results revealed that stock returns positively affect real-sector investment behavior. Accordingly, positive developments in the stock markets encouraged the real-sector to invest. In the research, the effects of selected macro variables on investor sentiment were analyzed. The forecast results documented that inflation rates, the current account balance, and the VIX uncertainty index negatively affected real-sector investor behavior. On the contrary, it was determined that the effect of the MSCI Europe index on investor sentiment was positive.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2024From Stage to Cyberspace: Intermediality and Performativity in Jennifer Haley’s The Nether
Güneş, Mustafa
Jennifer Haley’s The Nether premiered in 2013 at the Kirk Douglas Theater. It is an interplay between stage and virtual reality (VR), also known as, cyberspace. This quality makes the play an example of “intermedial” theater, which links digital media elements to the performance on stage indissolubly. The play not only provides a rich exploration of intermediality that reshapes traditional notions of character and acting, but also the characters in the play are presented as having avatars in VR, which ultimately highlights the fluidity of roles based on identity. Applying Judith Butler’s theory of performative construction of identity and gender to analyze the characters, who are portrayed as having double identities and fulfilling fluid gender roles, is highly relevant in a play that uniquely blends dramatic performance with digital media to create a complex narrative landscape. By analyzing key scenes and particularly focusing on three major characters in the play, Sims, Doyle, and Morris, it is aimed in this study to see how performativity, as theorized by Butler, is redefined in virtual environments, as characters navigate identities mediated through digital avatars. The interaction between media both enhances the narrative but also prompts audiences to reflect on the significance of repetitive performance in gender and identity formation; therefore, this study also highlights the play’s innovative approach to media interaction and contributes to contemporary discussions on the relationship between theatre, digital technology, space, and gender studies.
- MakaleAçık Erişim2024Navigating Global Migration: An Analysis of Exit West through Appadurai’s Five Scapes
Yalcin, Elif Guvendi
The rapid surge in global migration today is deeply intertwined with shifts in the political and economic structures of the late twentieth century, characterized by the dominance of globalization and transnational capital. These shifts, while rooted in the historical legacies of colonialism, have assumed new dimensions as globalization reconfigures the movement of people, capital, and ideas. In Exit West, Mohsin Hamid connects the personal experiences of migration with larger global forces, using magical doors to metaphorically illustrate the fluidity and unpredictability of global migration patterns. This paper employs Arjun Appadurai's five "scapes," which are ethnoscapes, technoscapes, financescapes, mediascapes, and ideoscapes, to examine how Exit West reflects and critiques the dynamics of globalization, migration, and identity formation. Hamid highlights how technological advancements facilitate movement while simultaneously revealing the inequalities that persist under the guise of globalization. Through the journeys of Saeed and Nadia, the novel reveals the fragmented nature of global flows and their impact on personal and collective identities.
- MakaleYalnız künye2024The Determinantity of Inclusive Leadership Behaviors on Work Engagement: A Research in The Field of Special Education
Vural, Selvi
The aim of the research is to reveal the effect of inclusive leadership be-haviors on the engagament of employees to work. The research was con-ducted with the participation of 348 teachers working in the field of special education. Leadership has an effect on different dynamics at both organiza-tional and individual levels. Especially when the positive or negative multi-level effects created by the leadership approach are considered, the impor-tance of this situation in the field of special education increases conside-rably. In organizations where an inclusive management approach is adop-ted, the high job satisfaction, organizational commitment, and tendency to exhibit organizational citizenship behaviors of employees are some of the positive effects. In addition, when an inclusive management approach is not adopted, the stress, burnout, and absenteeism experienced by employees are among the negative factors. In this context, in order to increase the observa-bility of positive effects, the field of special education points out the need for diversity management and an inclusive management approach. An inclusi-ve management approach is important in terms of retaining qualified emp-loyees in the field, encouraging them to exhibit sincere, courteous, genuine and selfless behaviors, and keeping their morale and motivation high. Wit-hin the scope of the determined purpose, it was decided that the appropria-te management for the research was quantitative and data were obtained through scale forms. A model was designed to reveal the effect of emplo-yees' perception of inclusive leadership behaviors on work engagement, and structural equation modeling was used to test the hypotheses developed based on this model. The findings of the research show that employees' per-ception of inclusive leadership behaviors has a significant and positive effect on work engagement, in other words, the perception of teachers working in the field of special education that the administrator exhibits inclusive beha-viors is a significant determinant of their work engagement.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Marka Deneyimi ve İlişki Kalitesinin Marka Rezonansı Üzerine Etkisi, Marka Tutumunun Aracı Rolü
Yildiz, Emel; Dinçer, Gülşah
Marka rezonansı literatürde çalışılmış bir konu olup marka rezonansını etkileyen faktörler incelenirken marka tutumunun aracı rolünün ortaya konulduğu bir çalışmayla karşılaşılmamıştır. Bu doğrultuda markalaşmada marka rezonansının etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla marka deneyimi, marka tutumu ve ilişki kalitesinin marka rezonansına etkileri incelenmiştir. Araştırmada beyaz eşya kullanan 18 yaş üstü tüketicilerden 436 kişi örneklem olarak seçilmiştir. Eksik veya hatalı cevap veren 35 anket elenerek 401 anket araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmış olup, veriler açık ve kapalı uçlu soruların yer aldığı anket ile çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler AMOS 24 ve SPSS 21 istatistik paket programları ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda ilişki kalitesi ve marka deneyiminin marka rezonansını pozitif yönde etkilediği ayrıca marka tutumunun bu etkide aracı rolü olduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışma ile geçmişe karşı duyulan özlemi tüketicelere karşı pazarlama iletişimi olarak kullanan şirketlerin tüketici gözünde değerlendirme fırsatı verilmiş ayrıca retro pazarlamayı kullanan şirketlere gelecekte uygulayacakları stratejileri belirlemede referans sağlanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Isaac newton ve kütleçekiminin keşfinde deneyin rolü: astronomi ve fizik bilimlerinde gözlemlenen gelişmeler ekseninde bir inceleme
Özsoy, Seda
“Bir elma neden dalından yere düşüyor da yukarı doğru gitmiyor?”, “Gezegenler neden belirli bir yörünge üzerinde Güneş’in çevresinde dönüyorlar?” ya da “Ay neden Dünya’nın etrafında dolanıyor?” gibi sorulara sağlam ve güvenilir yanıtlar verilebilmesi kütleçekimi kavramlaştırması sayesinde mümkün olabilmiştir. Astronomi ve fizik bilimlerindeki gelişmelere koşut olarak Newton tarafından kuramsallaştırılan kütleçekimi, doğada var olduğu savlanan düzenlilik hakkında yasaya dayalı bir açıklama biçimine tekabül eder. Kopernik’in heliosentrik evren anlayışının temellendirilmesini sağlayan bütünüyle matematiksel nitelikteki kanıtlamaları, Brahe’nin dakik gözlemleri, Kepler’in gezegenlerin devinimlerini betimleyen elips yörüngelerin ve mesafeler arası bağıntıların izahını içeren yasaları, Galilei’nin teleskopla gökyüzünü gözlemleyerek Aristotelesçi evren kavrayışını sarsan ve eylemsizlik ilkesini oluşturan görüşleri kütleçekiminin kavramsal ve kuramsal zeminini kurar. Bu katkılar ekseninde Newton, o meşhur hikâyede dalından düşen elmanın, yere nasıl düştüğünün gözlemlenmesinden yola çıkarak evrensel çekim yasasına ulaşmayı başarmıştır. Bu çalışmada, Newton’un kütleçekimi ve onu bu keşfe götüren süreçte üzerinde durduğu bilimsel yöntem ile ilgili görüşleri incelemeye tabi tutulacaktır. Bunun için de çalışmanın bağlamı açısından öncelikle Kopernik, Kepler ve Galilei’nin astronomi ve fizik bilimlerindeki açıklamaları ile Grosseteste, F. Bacon ve Descartes’in bilimsel yönteme ilişkin görüşleri aktarılacak ardından Newton’un yaklaşım tarzı değerlendirilecektir. Bilim tarihinin dikkat çekici bir kesitini işaret eden kütleçekiminin keşfinin irdelenmesi, hem astronomi ve fizik bilimlerindeki gelişmelerin yeniden hatırlanması hem de bu keşfin gerçekleşmesini sağlayan bilimsel yöntemin çözümlenmesi bakımından önem arz etmektedir.
- MakaleYalnız künye2024All the things we never said through the lens of narrative empathy
Uysal, Mehmet Başak; Demir, Nalan
The study examines Yasmin Rahman's young adult novel, All The Things We Never Said, from the perspective of narrative empathy. The work centres around the survival challenges faced by three young individuals: Cara, Olivia, and Mahreen. Cara is rendered immobile as a result of her father's death in a tragic incident, and thereafter manifests symptoms indicative of Post-Traumatic Stress Disorder (PTSD). Olivia is compelled to conceal her mother’s lover's act of abuse in order to ensure her own survival, while Mahreen struggles with the challenges posed by anxiety and depression. The story closes with their relationship progressing from an initial endeavour to assist one another in dying to a strong friendship that promotes reciprocal healing. The novel's narrative strategies were examined within the framework of narrative empathy theory to understand how they evoke empathic responses. The analysis focuses on the point of view, embodied narration, and representation of empathy in the novel.
- MakaleAçık Erişim2024Karçal Dağları Briyofit Florası (Artvin, Türkiye)
Özcan, Osman; Ezer, Tülay; Batan, Nevzat; Alataş, Mevlüt; Erata, Hüseyin; Taşcı, Nurtaç
Karçal Dağlarının briyofit çeşitliliğinin ortaya çıkarılması amacıyla araştırma alanından 27.05.2022 ve 08.03.2024 tarihleri arasında 178 istasyondan ±7500 briyofit örneği toplanmıştır. Briyofit örneklerinin teşhis edilmesi sonucunda toplam 513 Briyofit taksonu (87 familya ve 192 cinse ait 2 Boynuzotu, 90 Ciğerotu ve 421 Karayosunu) tanımlanmıştır. Teşhis edilenler taksonlar arasında ciğerotlarından Scapania calcicola (Arnell & J.Perss.) Ingham, S. cuspiduligera (Nees) Müll. Frib, karayosunlarından ise Amphidium lapponicum (Hedw.) Schimp, Dicranum transsylvanicum Lüth, Schistidium lancifolium (Kindb.) H.H.Blom, Pohlia filum (Schimp.) Mårtensson, Orthotrichum crenulatum Mitt, Zygodon dentatus (Limpr.) Kartt ve Platyhpnum molle (Dicks. ex Hedw.) Loeske taksonları Türkiye’den ikinci kez kaydedilmiştir. Ayrıca bu çalışmada, 152 briyofit taksonun (2 boynuzotu taksonu, 50 ciğerotu taksonu ve 100 karayosunu taksonu) Artvin ili'nden ilk kez kaydı verilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024“Chasing a Ghost” in Young Adult Literature: Mental Illness in Am I Normal Yet?
Uysal, Mehmet Başak; Demir, Nalan
The relative lack of attention given to mental health issues compared to physical health problems in society poses a significant barrier to the development of adequate literacy surrounding mental health concerns. Furthermore, the pervasive stigmatization of individuals suffering from these disorders exacerbates the burden they face. In light of the increasing prevalence of mental illnesses and the imperative for timely interventions, the potential of Young Adult Literature depicting mental illnesses to enhance literacy in this realm appears promising. Consequently, it is aimed to examine the representation of obsessive-compulsive disorder in Am I Normal Yet? by the British author Holly Bourne. Initially, the disorders are contextualized within a broader framework, followed by an exploration of their representation within the novel. Subsequently, a thorough analysis is carried out on these representations, with a specific emphasis on how symptoms and treatment alternatives are presented in the narrative. Furthermore, due to the impact of environmental factors on mental health problems, the reactions elicited by these disorders within the storyline are investigated and discussed.

















