Yazarlar
- Ahmet Özdemir(3)
- Ahmet Bayraktar(2)
- Bahadır Tercan(2)
- Bilal Gürsoy(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Burcu Sayın Okatan(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Emre Tosun(2)
- Emre Turan(2)
- Erdal Demir(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Fevziye Bekar(2)
- Furkan Şahin(2)
- Galip Usta(2)
- Gulzıpa Akyüz(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Gökhan Çaybaşı(2)
- Gülşah Ayvazoğlu(2)
- Hasan Yücel(2)
- Havva Nur Kobya(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kadir Çavuş(2)
- Kaşif Furkan Öztürk(2)
- Kemal Torpuş(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Mazhar Oyanık(2)
- Melikşah Turan(2)
- Meryem Akbulut(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Nurcan Şimşek(2)
- Nurdan Dizdar(2)
- Pınar Açıkgöz(2)
- Ramazan Aslan(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Uğur Demirel(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Eğitim sisteminde değişim ve motivasyon: Gümüşhane ili ilkokul öğretmenleri örneği
Neslihan Canbaz
Değişim her zaman var olmuş ve tüm alanları etkilemiştir. Her saniyenin bir değişime dönüştüğü günümüzde örgütlerin durağan düzenlerine devam etmesi neredeyse mümkün değildir. Günümüzde sosyal, siyasal, ekonomi, teknoloji ve daha birçok alanda değişim yaşanmaktadır. Sürekli değişen, dinamik bir ortamda, eğitim ve okul sistemlerinin, bazı değişim ve yeniliklerden etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu ve bu nedenle özellikle geçen yüzyılın son çeyreğinde birçok ülkede eğitim sistemlerinde yeniden yapılanma konusunda çalışmalar yapıldığı belirtilmektedir. Her alanda değişimin merkez olduğu dönemimizde eğitim alanında da değişim bir ihtiyaç haline gelmiştir. Eğitimde değişimin istenilen sonuçlara ulaşmasını etkileyen birçok faktör vardır. Motivasyon da değişim sonuçları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Motivasyon, kültürel ve bireysel eğilimlerle ilgili olan bağlamsal unsurlarla ilişkilendirilmekte ve örgütsel hedeflere ulaşmak için yüksek düzeyde çaba sarf etmeye isteklilik olarak tanımlanmaktadır. İş motivasyonunu etkileyen birçok değişken vardır. Değişim de bu etkenlerden biridir. Bu araştırmada Türk eğitim sisteminde gerçekleşen değişimlerin öğretmenlerin iş motivasyonlarına etkisi incelenmiştir. Araştırma bir nitel araştırma yöntemi olan fenomenolojik yaklaşım türü ile Gümüşhane ili Şiran ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokullarda görev yapan 20 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşme şeklinde gerçekleştirilmiştir. Literatürde örgütsel değişim ve iş motivasyonu başlıkları ayrı ayrı birçok alanda incelenmiş fakat bu iki değişkenin birbiri üzerinde oluşturdukları etki ile ilgili nitel araştırmaya az rastlanılmıştır. Literatürdeki bu boşluğa katkı sunmak araştırmanın amaçlarındandır. Anahtar Kelimeler: Eğitim sistemi, Fenomenolojik yaklaşım, İş motivasyonu, Öğretmen , Örgütsel değişim
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Vardiyalı sistemin çalışanlarda yarattığı iş güvenlik etkilerinin araştırılması: Örnek bir uygulama
Hasibe Akboğa
İş sağlığı ve güvenliği geçmişten günümüze insanoğlunun en önemli sorunlarından bir tanesi olmuştur. Makinelerin sanayide kullanılmasıyla yeni istihdam imkanları oluşmuştur. Üretim hızı artarken diğer taraftan yeni dönemle birlikte hammadde üretim ve tüketim hızında artış, çevresel kirlenmede artış, çocuk ve hamile işçilerin çalıştırılması, işe bağlı çeşitli meslek hastalıkları ve iş kazaları artmıştır. Bu süreç kaza (istatistik) analizleriyle yasal düzenleme gereksinimlerini ortaya çıkarmış, çalışanlar için daha sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının sağlanması hususunda önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, iş kazası ve meslek hastalıklarının ortaya çıkmasında en önemli unsurlardan bir tanesi olan vardiya çalışma uygulamalarını iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirmektir. Yapılan araştırmada vardiya usulü çalışan kişilerin uyku, dikkat, iş verimi, vardiya değişimi sonrasında yeterli düzeyde dinlenme süreleri ve iş sağlığı ve güvenliği gibi hususlar ele alınmıştır. Bu kapsamda vardiya sistemi ile çalışan kişilere literatür araştırması sonucu elde edilen çoktan seçmeli bir anket uygulanmıştır. Çalışmada örneklem sayısı 302 olup anket soruları yalnızca vardiyalı çalışma sistemine dahil olan kişilere uygulanmıştır. Elde edilen verilerin dağılımına göre Parametrik veya Parametrik olmayan analizler yapılmıştır. Parametrik analizlerde Anova ve t testi kullanılmıştır. Parametrik olmayan testlerde Mann Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri yapılmıştır. Ayrıca verilerin güvenilirliklerini ölçmek için Cronbach Alfa testi yapılacak ve kullanılan ölçeklerin faktör yapılarının belirlenmesi için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucu elde edilen veriler ile işletmede meydana gelen iş kazası, ramak kala, meslek hastalığı gibi hususların vardiya usulü çalışma ile illiyet bağının olup olmadığı kapsamlı bir şekilde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı ve güvenliği, Meslek hastalığı, Vardiyalı çalışma sistemi, Kaza (istatistik) analizleri
- Doktora TeziAçık Erişim2025Sahra hastanelerinin tedarik zinciri dirençliliğini etkileyen faktörlerin afetlerde tıbbi müdahale kapasitesine etkisinin belirlenmesi
Dilber Coşkun
Afetler, sağlık sistemlerini zayıflatıp müdahale performansını etkileyerek insan sağlığı üzerine şiddetli etkiler doğurabilmektedir. Olağan koşullarda yeterli olan hastaneler, afetlerde yetersiz kaldığında afetzedelerin sağlık ihtiyaçları için sahra hastaneleri kurulmaktadır. Afet koşullarında tedarik zinciri ağlarında yaşanan aksaklıkların sahra hastanelerinin tıbbi müdahale kapasitesini etkilememesi için dirençli bir tedarik zinciri ağına sahip olmaları hayati bir önem taşımaktadır. Bu bağlamda çalışmada, afet koşullarında sahra hastanelerinin tedarik zinciri dirençliliğini etkileyen faktörler tespit edilerek bu faktörlerin sahra hastanelerinin tıbbi müdahale kapasitesine olan etkisi belirlenmeye çalışılacaktır. Çalışmanın ilk adımında kriterlerin belirlenmesi için literatür araştırması ve Delphi tekniği kullanılmıştır. İkinci adımda belirlenen kriterlerin önem dereceleri ve etki diyagramları ÇKKV tekniklerinden biri olan Nötrosofik DEMATEL yöntemi ile belirlenmiştir. Ardından DEMATEL'in ilişki matrisi Bayesian Network ağına dönüştürülerek GeNIe programında çalıştırılmış ve dirençlilik kriterlerinin sahra hastanesi tıbbi müdahale kapasitesine olan etkisi belirlenmiştir. Çalışma bulguları, sisteme en çok etki eden ilk üç değişkenin, kritik yanıt maksimizasyonu, kesintisiz tedarik akışı ve çeviklik olduğunu göstermiştir. Ayrıca sahra hastanelerinin tedarik zincirinde direnç sağlanabilmesi için stratejik planlama, kurumsal anlaşmalar, çeviklik, yedek tedarik ve kritik stokların önemini göstermiştir. Bu çalışma ile sahra hastanelerinin tedarik zinciri dirençliliğinin güçlendirilmesi ve böylece afet koşullarında yeterli, zamanında ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunumuna katkı sağlanması hedeflenmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Otomatik avuç içi bölütlenmesinin gerçekleştirilmesinde farklı derin öğrenme modellerinin performanslarının incelenmesi
Kadir Yalçın
Tıbbi görüntüleme teknolojilerindeki ilerlemeler, özellikle derin öğrenme tabanlı yöntemlerin kullanımıyla, el bölütleme gibi spesifik görevlerde dikkat çekici başarılar elde etmiştir. El bölütleme, biyometrik doğrulama sistemlerinde kimlik tespiti için kritik bir öneme sahiptir. Avuç içi damar yapıları, parmak uzunlukları ve deri dokusu gibi benzersiz biyometrik özelliklerin doğru bir şekilde çıkarılması, el bölütleme algoritmalarının doğruluğuna bağlıdır. Bu tez çalışmasında, el bölütleme probleminin çözümü için oto kodlayıcı tabanlı U-Net, MA-Net, FPN ve PSP-Net modelleri, Vision Transformer, EfficientNet-B5 ve ResNet-34 omurgaları ile değerlendirilmiştir. Modeller, Doğruluk (ACC), Intersection over Union (IoU), Dice katsayısı ve F1 skor gibi metriklerle analiz edilmiştir. Sonuçlar, Vision Transformer ile entegre edilen U-Net modelinin bölütleme de en yüksek başarı sağladığını göstermiştir (IoU: 0.8917, Dice: 0.9892). MA-Net, ResNet-34 omurgasıyla kullanıldığında en yüksek doğruluk değerine (0.9921) ulaşmıştır. Ayrıca bu kombinasyon, en yüksek F1 skorunu (0.9584) da elde etmiştir. EfficientNet-B5, MA-Net ve FPN ile etkili sonuçlar sunmuştur. Çalışmanın sonuçları, derin öğrenme modelleriyle elde edilen bölütleme başarısının biyometrik doğrulama sistemlerinin güvenilirliğini artırabileceğini ortaya koymaktadır. Özellikle U-Net - Vision Transformer ve MA-Net – ResNet-34 kombinasyonları, elin bölütlenmesinde yüksek performans göstermiştir. Bu bulgular, el bölütleme uygulamalarında model ve omurga seçimlerinin kritik olduğunu vurgulamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Dijital okuryazarlık, öz yeterlik ve teknostres ilişkisi
Rukiye Çınar
Bu çalışmanın temel amacı dijital okuryazarlığın teknostres üzerindeki etkisini ortaya koymak ve öz yeterliğin bu iki değişken arasında aracı rolü olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın evreni Rize ilinde 2024-2025 eğitim-öğretim yılında farklı okullarda aktif görevde bulunan 5.016 öğretmen oluşturmaktadır. Bu evrenden araştırmaya gönüllü olarak katılan 265 öğretmen örneklem büyüklüğünü oluşturmuştur. Veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Dijital okuryazarlık, öz yeterlik ve teknostres ölçeklerinin veri uygunluğunu değerlendirmek amacıyla ilk olarak KMO ve Bartlett testleri uygulanmış, ardından MPlus 7 programı ile doğrulayıcı faktör analizleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra SPSS 26 programı ile t-test, korelasyon ve regresyon analizleri yapılarak geliştirilen hipotezlerin geçerliliği değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular dijital okuryazarlık ile yaş ve kıdemin pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiye sahip olduğunu, öz yeterliğin de kadın öğretmenlerde erkek öğretmenlere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bunun yanında, dijital okuryazarlığın, teknostresi negatif yönde, öz yeterliği ise pozitif yönde anlamlı biçimde etkilediği tespit edilmiştir. Öz yeterliğin de teknostres üzerinde negatif yönde anlamlı bir etkisinin olduğu bulgulanmıştır. Aynı zamanda, dijital okuryazarlık ile teknostres arasında öz yeterliğin kısmi aracı bir rol oynadığı sonucuna da ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kahramanmaraş âşıklık geleneğinde Afşinli bir âşık: Çöteli Ali
Büşra Ceviz
Bu çalışma, Afşinli Âşık Çöteli Ali (Ali Başpınar)'ın hayatını, sanat anlayışını ve özellikle Aşk-ı Temaşa adlı eserini konu edinmektedir. Çalışmada öncelikle âşıklık geleneği ve Kahramanmaraş âşıklık geleneği hakkında genel bilgiler verilmiş, ardından Afşin yöresindeki âşıklık geleneği ele alınmıştır. Daha sonra Çöteli Ali'nin hayatı, sanatı ve âşıklık geleneği içerisindeki yeri incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Aşk-ı Temaşa adlı eserde yer alan şiirler tema bakımından değerlendirilmiştir. Bu bağlamda şiirlerde; aşk, sevgi, özlem, gurbet, toplumsal ve bireysel eleştiri gibi temaların ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Çalışma, Çöteli Ali'nin Kahramanmaraş âşıklık geleneği içindeki konumunu ortaya koymayı amaçlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tescil harici alanların ve kullanım potansiyellerinin konumsal veri analizi teknikleri ile tespiti
Hüseyin Tek
Ülkemizde kadastro işlemleri yapılırken çeşitli sebeplerden dolayı kayıt dışı kalmış alanlar bulunmaktadır. Kayıt dışı alanların tescil edilip ekonomiye kazandırılması büyük önem arz etmektedir. Memleketine dönmek isteyip arazi bulamayan ya da buna ilave olarak yatırım yapmak isteyen vatandaşlar için Tescil Harici Alanların (THA) yerleşim alanı, tarım alanı, ham toprak gibi vasıflarla hazine adına tescil edilerek ilgililerin kullanımına sunulması (devri) ihtiyacı ortaya çıkmıştır. THA'ların tescili sağlanırken kayıt dışı bırakılmış dere, göl, nehir, sit alanları ile tescilli tarla ve arsaların arasında bulunan boşlukların hiçbir şekilde tescile konu edilmemesi gerekmektedir. Ayrıca THA'ların tescil işleminde mevzuat çeşitliliği, birden fazla kurumun işlem oluşum sürecinde dâhil olması İdari Yoldan Tescil (İYT) süreçlerini uzatmaktadır. Bu süreçlerin analizi yapılarak bir çözüm modeli geliştirmek üzere İYT işlemine dâhil olan kurumların hangi mevzuat çerçevesinde değerlendirme yaptıkları, işlemin sürecini uzatan etmenler araştırılmış olup bu aksaklıkların nasıl giderilebileceği ve tespit edilen THA'lardan hangilerinin Tescile Uygun Olabilecek Potansiyel Tescil Harici Alan (TUOPTHA) olduğu yönünde bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada; Bayburt ili kadastro çalışma alanı yüzölçümünden Bayburt Kadastro Müdürlüğünden alınan tescilli parsel geometri verisinin farkı alınmak suretiyle QGIS programında THA tespit edilmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yazılımlarından alınan veriler ve Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi (TUCBS) sitesinden erişilebilen mevcut veri altyapıları kullanılarak konumsal analiz yöntemleri yardımıyla Bayburt İlinde tespit edilen THA'ların konumsal nicelik ve ayrıca kullanım potansiyeli nitelikleri tespit edilmiştir. İYT işleminin karşılanabilmesi için yürürlükte bulunan mevzuatlardaki eksikliklerin giderilmesi için önerilerde bulunulmuştur. Tescil talepleri yönetiminin daha etkin ve ilgili kuruluşlarla koordineli şekilde nasıl yapılabileceği hakkında çalışma yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Örgütsel kronizmin, lider etkililiği ve çalışan bağlılığına etkisinde istismarcı yönetimin aracı rolü
Esin Yazıcı
Örgüte dair geçmişten günümüze kadar yapılan tüm araştırmalar ideal örgütlerin şeffaflık,eşitlik,dürüstlük ve adalet gibi kavramların ortak paydasında şekillenmeleri konusunda mutabık kalmış olsalar da gerek kamu sektöründe gerekse özel sektörlerdeki uygulamalar teoride bilinen-kabul edilen bu kavramları çoğunlukla pratiğe dökmekten bir hayli uzak tutum ve davranışlar sergilemektedir. Bu tutum ve davranışlar örgüte mensup bireyler tarafından kayırmacı uygulamalar olarak adlandırılmakta ve bu işin sürekliliği, kim tarafından ne şekilde yapılacağı,işin yapılması sonrasındaki örgüt içi pozisyon değişiklikleri gibi konularda belirsizliğe ve bazen örgüte mensup bireyler arasında çatışmalara neden olmaktadır.Örgüte mensup bireyler arasında kayırmacılık ve belirsizliklik yaratan tutum ve davranışların süreklilik arz etmesi uzun vadede örgütün imajında ve örgüt ikliminde yıkıcı etkiler yaratacağı yadsınamaz bir gerçektir.Yaptığımız bu çalışmada kayırmacı uygulamalar üzerine yapılan araştırmaların daha çok örgütsel adaleti,performansı ve iş tatminini azalttığı,işten ayrılma niyeti ve iş yeri sessizliğini arttırdığı hususları üzerinde durulduğu görülmektedir.Kayırmacı uygulamaların ve istismarcı yönetimin örgütte her zaman aynı şiddette ve aynı kişilere yapılmadığı,liderin örgüt içerisinde etkinliğini arttırmak için değişen durum ve koşullara,bireylerin tutum ve davranışlarına göre bu uygulamalara yön verdiği ve bu durumun çalışan bağlılığını etkilediği düşüncesinden hareketle literatüre katkı sağlayacağı düşünülerek anketimiz 10 gün boyunca (2 hafta) farklı sektörlerde çalışan 106 kamu personeline mesai bitiminde uygulanmış ve lider etkinliği,istismarcı yönetim ve kronizm kavramları günlük olarak gözlemlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Türkiye ve dünya'da ki enerji santralleri ve risk değerlendirmeleri
Büşra Çimen Ünal
Enerji, insanlığın temel ihtiyaçlarından biridir ve dünya nüfusunun artmasıyla birlikte enerji talebinde de sürekli bir artış gözlenmektedir. Bu tez çalışmasında, termik santraller, nükleer güç santralleri ve güneş panelleri gibi farklı enerji üretim yöntemlerinden ve bahsedilecektir. Termik santraller, fosil yakıtların yakılmasıyla enerji üretirken, nükleer güç santralleri uranyum gibi radyoaktif maddelerin parçalanmasından enerji elde eder. Güneş panelleri ise yenilenebilir bir enerji kaynağı olup, güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine dönüştürür. Türkiye'de termik santrallerin sayısı oldukça fazladır ve bu santraller yıllık önemli miktarda enerji üretmektedir. Ancak fosil yakıt kullanımı nedeniyle hava kirliliği ve sera gazı salınımına neden olmaktadır. Nükleer güç santralleri açısından ise Akkuyu Nükleer Güç Santrali inşa edilmekte olup, tamamlandığında Türkiye'nin ilk nükleer santrali olacaktır. Güneş panelleri ise Türkiye'de giderek yaygınlaşmakta ve yenilenebilir enerji üretiminde önemli bir rol oynamaktadır. Dünya genelinde ise termik ve nükleer santraller yaygın olarak kullanılmakta, ancak çevresel etkileri nedeniyle eleştirilmektedir. Öte yandan güneş panelleri, yenilenebilir ve temiz bir enerji kaynağı olarak ön plana çıkmaktadır. Enerji üretim tesislerinde meydana gelen kazalar, can ve mal kayıplarına yol açabilmekte, ayrıca çevreye ciddi zararlar verebilmektedir. Termik ve nükleer santral kazaları, hava ve toprak kirliliği, radyasyon sızıntısı gibi sorunlara neden olurken, güneş panellerinin çevresel etkileri daha sınırlıdır. Bu tezde, artan enerji talebini karşılamak için kullanılabilen farklı enerji üretim yöntemlerinden bahsedilecektir. Her bir yöntemin kendine özgü avantaj ve dezavantajlarına yer verilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025OCPP ile haberleşen elektrikli araç şarj istasyonu yönetim sistemlerinin kontrolü için çoklu platform mobil uygulamanın geliştirilmesi
Onur Doğan
Elektrikli araçların yaygınlaşması, sürdürülebilir enerji politikaları açısından büyük önem taşımaktadır. Bu durum, elektrikli araç şarj altyapısının etkin bir şekilde yönetilmesini gerekli kılmaktadır. Çalışmada, farklı marka ve modellerdeki şarj istasyonlarının yönetiminde birlikte çalışabilirliği sağlayan OCPP (Open Charge Point Protocol) protokolü esas alınmıştır. Tezin amacı, OCPP ile haberleşen elektrikli araç şarj istasyonlarının yönetimini sağlamak üzere, Android ve iOS platformlarını destekleyen çoklu platform mobil uygulamasının geliştirilmesidir. Uygulama, kullanıcıların şarj işlemlerini başlatabilmesi, durdurabilmesi, ödeme yapabilmesi, şarj durumunu takip edebilmesi ve istasyon konumlarını görüntüleyebilmesi gibi işlevler sunmaktadır. Ayrıca rezervasyon yapma, geçmiş işlemlere erişim ve anlık bildirimler gibi kullanıcı deneyimini artıran özellikler geliştirilmiştir. Operatörler için ise bakım ve arıza yönetimi, enerji tüketim takibi ve kullanıcı istatistikleri gibi fonksiyonlar sağlanmıştır. Yöntem olarak, çoklu platform geliştirme teknolojileri ve OCPP protokolüne uygun entegrasyon yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada hem kullanıcı deneyimi hem de maliyet etkinliği ön planda tutulmuş, veri güvenliği için şifreleme ve güvenli bağlantı çözümleri uygulanmıştır. Sonuç olarak, geliştirilen mobil uygulama; kullanıcıların şarj hizmetlerine erişimini kolaylaştıran, operatörlerin yönetim süreçlerini verimli hale getiren ve elektrikli araç şarj altyapısının sürdürülebilirliğine katkıda bulunan kullanışlı ve yenilikçi bir çözüm sunan bir uygulama geliştirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Gelişmiş ve geleneksel yöntemlerle elde edilen sinirli ot (Plantago lanceolata) bitki ekstraksiyonlarının biyoaktif bileşenlerinin incelenmesi
Eren Çakar
Yapılan çalışmada sinirli ot (Plantago lanceolata) bitkisinin geleneksel ve gelişmiş (mikrodalga ve ultrases) ekstraksiyon yöntemleriyle ekstraktları hazırlanmış ve bu ekstraktların biyoaktif bileşenleri incelenmiştir. Ekstraktların antioksidan aktiviteleri Radikal süpürme kapasitesi (DPPH), Ferrik İyon İndirgeme (FRAP), Radikal nötralizasyonu (ABTS) şeklinde 3 farklı test yöntemiyle belirlenmiştir. Sinirli ot bitkisinin toplam fenolik ve flavonoid madde içeriği standart gallik asit ve kuarsetin kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışılan antioksidan test yöntemleri arasından DPPH ve ABTS yöntemlerinde laboratuvar tipi mikrodalga ekstraktının diğer ekstraktlara göre daha yüksek sonuç verdiği belirlenmiştir. Başka bir antioksidan test yöntemi olan FRAP yönteminde ise su ekstraktının diğer ekstraktlara göre daha yüksek sonuç (2.02 ± 0.02A mg/g FeSO4) gösterdiği elde edilen sonuçlar arasındadır. Sinirli ot bitkisinin en yüksek toplam fenolik madde içeriği laboratuvar tipi mikrodalga ekstraktında (2.70 ± 0.13A mg/g GAE) olduğu belirlenirken toplam flavonoid içeriği en yüksek olan ekstraktın ise metanol ekstraktı (13.01 ± 0.27A mg/g QE) olduğu söylenebilir. Yapılan çalışma sonucunda sinirli ot bitkisinde yaş örneklerinde bulunan biyoaktif bileşiklerin, gelişmiş ekstraksiyon yöntemleriyle elde edilen ekstraktlarla yapılan analizlerinde daha etkili olduğu çalışmanın en belirgin sonuçlarındandır. Aynı zamanda sinirli ot bitkisinin antimikrobiyal aktivitesi B. cereus, E. coli, Y. enterocolitica, P. aeruginosa, S. typhimurium, C. albicans'a karşı disk difüzyon yöntemiyle belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre bütün ekstraksiyonların C. albicans'a herhangi bir antimikrobiyal aktivitesinin olmadığı, en yüksek P.aeruginosa'ya karşı (17.6 0.01 mm), en düşük ise S. typhimurium'a karşı (6.6 0.01 mm) antimikrobiyal aktivite gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Antimikrobiyal aktivite,Antioksidan aktivite, Biyoaktif bileşikler, Ekstraksiyon yöntemleri, Plantago lanceolata
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Halkla ilişkiler ve gazetecilik uygulamalarında yapay zekâkullanımı: Doğu Karadeniz örneği
Sinan Uçar
Bu çalışma, yapay zekâ teknolojilerinin halkla ilişkiler ve gazetecilik uygulamaları üzerindeki etkilerini inceleyerek, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki kurumların ve internet haber sitesi kuruluşlarında bu teknolojilerin kullanım düzeyini ve algısını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Dijitalleşme süreciyle birlikte iletişim pratiklerinde köklü dönüşümler yaşanmakta; özellikle içerik üretimi, hedef kitle analizi, haberleştirme süreçleri ve kriz iletişimi gibi alanlarda yapay zekâ destekli uygulamalar giderek daha fazla kullanılmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış; Gümüşhane, Trabzon, Rize, Giresun ve Ordu illerinde faaliyet gösteren kurum temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmeler aracılığıyla bölgesel bir analiz ortaya konulmuştur. Görüşmeler aracılığıyla elde edilen veriler, yapay zekâya yönelik kurumsal yatırımlar, profesyonel düzeyde kullanım alışkanlıkları, etik kaygılar, içerik güvenilirliği ve geleceğe yönelik öngörüler başlıkları altında değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Doğu Karadeniz'de yapay zekâ teknolojilerinin halkla ilişkiler ve gazetecilik alanlarında sınırlı ancak artan bir farkındalıkla kullanıldığını göstermektedir. Kurumların büyük çoğunluğu yapay zekâyı zaman ve iş gücü tasarrufu sağlamak amacıyla kullanmakta, ancak yerel bağlamı tam olarak kavrayamayan sistemlerin içerik üretiminde ciddi sınırlılıklara neden olduğunu belirtmektedir. Ayrıca etik sorunlar, içeriklerin güvenilirliği ve gazeteciliğin insani boyutuna dair kaygılar da öne çıkan bulgular arasında yer almaktadır. Bu bağlamda çalışma, Doğu Karadeniz özelinde dijitalleşmenin iletişim alanındaki yansımalarını inceleyerek hem kurumsal iletişim stratejileri hem de yerel medya pratikleri açısından yapay zekânın mevcut durumunu ve gelecekteki potansiyelini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapay zekâ, halkla ilişkiler, gazetecilik, dijitalleşme, yerel medya, Doğu Karadeniz
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Sosyal kimliğin sosyal medyadaki mahremiyet algısına etkisi
Hatice Polat
Bu çalışmada, birey için önemi tartışılmaz olan mahremiyet konusu ele alınmaktadır. Dijitalleşmenin ortaya çıkışıyla birlikte, sosyal medya platformlarının/mecralarının kullanım yaygınlığı ve kullanım sürelerindeki artış, bireylerin mahremiyeti algılama biçiminde önemli bir değişim meydana getirmiştir. Sosyal medya platformlarında kimlik oluşturma süreçlerinde, mahremiyetin korunması daha fazla önem kazanmaktadır. Bireyler, görünür olmanın cazibesiyle özel bilgilerini paylaşmakta ve sosyal medyada kimlik oluşturma süreçlerine katılmaktadır. Bununla birlikte mahremiyetin korunması, günümüz dünyasında giderek önem kazanmaktadır. Çalışmada, sosyal kimlik algısının sosyal medyada mahremiyet algısı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi, bireylerin sosyal gruplara duyduğu aidiyetin duygu ve davranışlarını şekillendirdiğini öne süren sosyal kimlik teorisine dayanmaktadır. Bu doğrultuda sosyal kimlik algısının, bireylerin dijital ortamlarda mahremiyet sınırlarını nasıl algıladıkları üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir. Nicel bir araştırma yöntemi kullanılarak tasarlanan çalışmada 283 kişiye soru formu yöneltilmiştir. Regresyon analizinden elde edilen bulgulara göre, sosyal kimlik algısının sosyal medyada mahremiyet algısı üzerinde önemli bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın katkısı iki yönlüdür: ilki, sosyal medya ve mahremiyet konusundaki literatürün varlığına rağmen, sosyal kimlik algısının mahremiyet algısı üzerindeki etkisini doğrudan inceleyen çalışmaların sayısı sınırlıdır. Ikincisi ise, bu çalışmanın dijital iletişimde mahremiyet konusunda farkındalık yaratması ve sosyal medya kullanıcılarına daha bilinçli seçimler yapmalarına yardımcı olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Mahremiyet, Sosyal medyada mahremiyet yönetimi, Sosyal Kimlik, Nicel Araştırma
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Toplu taşıma türlerinin değerlendirilmesi ve karşılaştırılması: kayseri örneği
Fatih Polat
Ulaşım dünya tarihi boyunca insanlar için ekonomik, siyasi, sosyal ve askeri açıdan önemli bir kavram olmuştur. Sanayi devriminin gerçekleşmesi ve insanların teknolojik anlamda gelişmeyi sürdürmesi kent merkezlerinin nüfuslarının artmasına sebep olmuştur. Yapılan tez çalışması kapsamında Kayseri'de şehir içi toplu taşımada kullanılan otobüs ve tramvaylara ilişkin yolcuların hizmet kalitesi algılarını karşılaştırarak değerlendirme amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2024 yılının Mart ayında, otobüs ve tramvay kullanan toplam 531 yolcu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Yolculara, International Bus Benchmarking Group (IBBG) tarafından otobüs ve tramvay hizmetlerinin kalite düzeyini ölçmek için geliştirilmiş 20 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Anket çalışması sonucunda edilen veriler SPSS 22.0 programında analiz edilip, yorumlanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; yüzde, frekans, ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, otobüs ve tramvay kullanıcılarının hizmet kalitelerinin karşılaştırılması için bağımsız gruplar t-testi ve ANOVA yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda; Kayseri'deki otobüs hizmetleri ile alakalı genel olarak memnuniyetin ortalama seviyelerde olduğu anlaşılmaktadır. Genel olarak, otobüs hizmetleri hakkında katılımcılar olumlu görüşler bildirmiş olsa da özellikle çalışanlar ve çevre üzerindeki etkiler konusunda iyileştirme gerekliliği öne çıkmaktadır. Tramvay hizmetleri ile alakalı olarak ise katılımcıların yüksek düzeyde memnuniyet bildirdikleri gözlemlenmiştir. Genel memnuniyetin yüksek olması, hizmet kalitesinin olumlu algılandığını göstermektir. Sonuç olarak yapılan anketlere göre genel olarak memnuniyetin otobüs için ortalama ve tramvay için yüksek düzeyde olduğu görülmekle birlikte kararsız kalan veya olumsuz görüş bildiren katılımcılar için belirli alanlarda otobüs ve tramvaylarda yolcu memnuniyetini artırmaya yönelik çalışmaların yapılması gerektiğini işaret etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Harşit çayı-Bağlarbaşı (Gümüşhane merkez) yer altı suyu potansiyelinin elektrik özdirenç yöntemi ile araştırılması
Mohamed Abubakar Isak
Bağlarbaşı Mahallesi, Harşit Çayı boyunca çalışma alanı, granitoyid, tortul ve volkanik kayaçlardan oluşan bir jeolojik yapıya sahiptir. Paleozoyik yaşlı Gümüşhane Granitoyidi, çalışma alanının tabanını oluştururken, bunun üzerine volkano-tortul özellikler gösteren Şenköy Formasyonu ve Berdiga Kireçtaşları uyumlu bir şekilde yerleşmiştir. Gümüşhane Granitoyidi, granit ve granodiyorit bileşiminde olup, çatlak ve kırık yapılarla karakterizedir. Şenköy Formasyonu andezit kayacı, Berdiga Kireçtaşları ise kalsit minerali içerir. Araştırma kapsamında, çalışma alanında Düşey Elektrik Sondajı (DES) ve Elektrik Özdirenç Tomografisi (ERT) yöntemleri kullanılmıştır. DES ölçümleri, Schlumberger elektrot dizilimiyle 10 farklı noktada; ERT ölçümleri ise Wenner-Schlumberger dizilimiyle iki profil boyunca gerçekleştirilmiştir. Bu sayede, yeraltı yapılarının konumsal dağılımı ve elektriksel özellikleri belirlenmiştir. Elde edilen veriler, yer altı jeolojik yapısının net bir şekilde belirlenmesinin yanı sıra, yer altı suyu potansiyelinin değerlendirilmesinde de önemli katkılar sağlamıştır. Özellikle düşük özdirençli alanlar, yoğun killi ve geçirimsiz birimleri, yüksek özdirençli alanlar ise kumlu-çakıllı seviyeleri ve potansiyel yer altı suyu seviyelerini (YASS) göstermektedir. ERT profillerinde yer alan bu özelliklere sahip bölgelerde açılacak sondaj kuyularının yüksek verimle su sağlayacağı öngörülmektedir. Ayrıca, derin sondajlar için 50–300 ohm metre aralığındaki zonlar, sürdürülebilir su temini için uygun olarak değerlendirilmiştir kök ortalama kare. Elde edilen veriler, çalışma sahasında sürdürülebilir yer altı suyu yönetimi açısından önemli bir temel oluşturmuş ve sondaj yerlerinin bilimsel esaslara dayalı olarak belirlenmesini sağlamıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025İnovasyona etki eden faktörlerin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ÇKKV yöntemleriyle değerlendirilmesi
Lıban Daud Salad
İnovasyon, ulusal kalkınma, sürdürülebilir ekonomik büyüme, üretkenlik, refah ve yaşam kalitesi için önemli bir araçtır. Teknoloji ve buluşların ilerlemesi, her ulus ve kuruluşun kurumsal başarısı için çok önemlidir. Bu nedenle, yeniliklerin teşvik edilmesine sürekli yatırım yapmak esastır. Bu çalışmanın amacı, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde inovasyonu etkileyen ekonomik, sosyal ve teknolojik faktörleri belirlemek ve bu unsurların önemini ölçerek bu ülkelerin inovasyon performansını makro düzeyde değerlendirmektir. Çalışmada, Dünya Bankası, Küresel İnovasyon Endeksi, UNESCO ve OECD gibi dünya çapında tanınan kuruluşlardan elde edilen ve 2021, 2017 ve 2013 olmak üzere üç farklı dönemi kapsayan çok sayıda veri setinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Literatür kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiş ve çalışmada karşılaştırmalı analiz için ülkelerde inovasyonu etkileyen sosyal, ekonomik, demografik on kriter belirlenmiştir. Kriter ağırlıkları, CRITIC ve SWARA yöntemleri aracılığıyla objektif ve sübjektif yöntemleriylele bütünleşik bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Ardından, WEBDA ve CoCoSo metodolojilerinden yararlanılarak ülkeler inovasyon performanslarına göre sıralanmıştır. Sonuç olarak, en önemli kriter ağırlıklarının Ar-Ge harcamaları ile beşeri sermaye ve eğitim düzeyi olduğu ortaya çıkmıştır ve bu çalışmada incelenen yıllar boyunca en yüksek girdi inovasyon performansına sahip ülkelerin Lüksemburg, Hollanda ve Slovak Cumhuriyeti olarak belirlenmiştir. Bu çalışma, farklı grup ülkeler arasında inovasyonu etkileyen faktörleri analiz etmek ve geliştirilebilecek alanlar ile politika önerilerini ortaya koymaya yönelik bir çerçeve sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Alüminyum alaşımı üzerine büyütülen B4C, H-BN ve B5H10NAO13 katkılı kompozit kaplamaların tribolojik ve korozyon özelliklerinin incelenmesi
Yılmaz Erhan Karaca
Al 7075 alaşımı; düşük yoğunluğu, yüksek özgül mukavemeti, üstün işlenebilirliği, sünekliği, yüksek tokluğu ve yorulma dayanımı sayesinde havacılık ve uzay endüstrisinin yanı sıra savunma ve otomotiv sektörlerinde de yaygın olarak kullanılan stratejik bir mühendislik malzemesidir. Ancak sahip olduğu bu üstün mekanik özelliklere rağmen, düşük kırılma tokluğu, sınırlı hasar toleransı ve ortam koşullarına bağlı korozyon hassasiyeti, bu alaşımın bazı ileri düzey yapısal uygulamalarda kullanımını kısıtlamaktadır. Özellikle hava aracı bileşenlerinde uzun süreli servis koşullarında karşılaşılan bu zayıf yönler, yüzey iyileştirme yöntemlerine olan gereksinimi artırmaktadır. Alüminyum ve alaşımlarında yüzey özelliklerinin geliştirilmesi için uygulanan seramik esaslı kaplama yöntemleri, yüksek sertlik, aşınma direnci ve korozyon dayanımı sağlamaları nedeniyle önemli bir çözüm alanı sunmaktadır. Bu doğrultuda, Mikro Ark Oksidasyon (MAO) yöntemi ile elde edilen seramik kaplamalar, yüzey mühendisliğinde sıkça tercih edilen etkili bir modifikasyon yaklaşımı olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, 7075 alüminyum alaşımının yüzey özelliklerinin iyileştirilmesi amacıyla üç farklı bor esaslı katkı maddesi (B₅H₁₀NaO₁₃, B₄C ve h-BN) kullanılarak kompozit kaplamalar Mikro Ark Oksidasyon (MAO) yöntemiyle üretilmiştir. Çalışma üç aşamada yürütülmüştür: İlk aşamada referans Al₂O₃ kaplamalar büyütülmüş; ikinci aşamada üç farklı bor katkısı ayrı ayrı ilave edilerek kompozit kaplamalar sentezlenmiş; üçüncü aşamada ise elde edilen kaplamaların mikroyapısal, mekanik, tribolojik ve korozyon özellikleri kapsamlı biçimde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, bor katkılı kompozit kaplamaların Al 7075 alaşımının yüzey özelliklerini anlamlı ölçüde geliştirdiğini ve özellikle aşınma ile korozyon dayanımında belirgin iyileşmeler sağladığını ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, hafif metal alaşımlarında yüzey mühendisliği uygulamaları açısından hem akademik araştırmalara hem de endüstriyel üretim süreçlerine önemli katkılar sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Karbon emisyonunun firmaların finansal performansına etkisi: Borsa İstanbul – ana metal sanayi endeksinde bir uygulama
Şeyma Eken
Firmaların karbon salınımı, çevre kirliliği, sürdürülebilirlik ve finansal performans arasındaki ilişki, son yıllarda önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Karbon salınımını azaltmayı hedefleyen şirketler, çevre dostu uygulamalara yatırım yaparak uzun vadede sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu tür çevre dostu stratejiler; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve karbon emisyonunun azaltılması gibi unsurları içerirken, aynı zamanda şirketlerin finansal performansını da etkileyebilmektedir. Karbon emisyonunun firmaların finansal performansına etkisini Borsa İstanbul- Ana Metal Sanayi Endeksi'nde yer alan firmalar özelinde tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen çalışmanın değişkenlerine ilişkin veri seti, 2019-2023 dönemini içermekte ve yıllık gözlemden oluşmaktadır. Bağımlı değişken olarak, ilk iki modelde Aktif Kârlılık Oranı (AK), sonraki iki modelde ise Özsermaye Kârlılık Oranı (OSK) kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ise Toplam Karbon Emisyonu (lnKE), Kapsam 1 ve Kapsam 2'de yer alan değerlerin toplamı (lnK1K2), Cari Oran (CO), Varlık Devir Hızı (VDH), Borç Oranı (BO) ve Net Kâr Oranı (nKAR) kullanılmıştır. Çalışmanın analizinde statik panel veri analizinden yararlanılmış olup çalışmanın sonucunda, firmaların karbon emisyonları ile aktif kârlılığı arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü, özkaynak kârlılığı ile ise istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları üzerine bir analiz: Trabzon Büyükşehir Belediyesi örneği
Nurdan Başkan
Küreselleşme ile birlikte yaşanan değişim ve gelişmeler neticesinde merkezi yönetimler kadar yerel yönetim olarak belediyelerin de görev ve sorumlulukları artmıştır. Artan bu görev ve sorumluluklar içinde sosyal belediyecilik faaliyetleri, halkın ihtiyaçlarına doğrudan cevap vermesi açsından daha da önemli hale gelmiştir. Halka en yakın yönetim birimi olmaları ve sorunlara daha kısa sürede çözüm üretmeleri açısından da belediyeler önemli bir kamu idareleridir. Vatandaşın insan onuruna yaraşır bir biçimde yaşayabilmesi ve alım gücünde artış sağlayabilmesi adına sosyal belediyecilik uygulamalarında çağın gereklilik durumuna göre sürekli bir değişim göstermesi beklenmektedir. Bu bağlamda "Doküman analizi" yöntemi ile yürütülen bu çalışmada, öncelikle sosyal devlet, sosyal politika ve sosyal belediyecilik kavramları üzerinde durulmaktadır. Çalışmada Türkiye'de uygulanan sosyal belediyecilik faaliyetleri incelenmekte ve literatürde eksikliği hissedilen Trabzon Büyükşehir Belediyesi özelinde uygulanmış olan sosyal belediyecilik faaliyetlerinin 2015-2029 yılları arasındaki stratejik planlara, 2014-2024 yılları arasındaki faaliyet raporlarına ve 2015-2025 yılları arasındaki performans programlarına olan yansımalarını tespit etmek amaçlanmıştır. Böylece Trabzon Büyükşehir Belediyesinin sosyal belediyecilik hususunda uygulamış olduğu hizmet ve hedeflerini; ilgili raporlar doğrultusunda değerlendirerek çıkarımlarda bulunulmuş ve yürütmüş olduğu uygulamaların yıllara göre ne oranda farklılık gösterip verimli olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Yeni kamu yöneticiliğinin toksik liderliğe etkisinde iş yükünün aracı rolü
Yahya Alan
Bu araştırmada, Yeni Kamu Yönetimi (YKY) anlayışı çerçevesinde Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde yaşanan yeni kamu yönetimi süreçlerinin çalışanlar üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu bağlamda yeni kamu yönetimi uygulamaları, iş yükü ve toksik liderlik gibi kritik değişkenlerin çalışanlar üzerindeki etkilerini değerlendirmiştir. Çalışma, Türkiye'nin farklı illerindeki Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde görev yapan toplam 400 kamu çalışanından anket yöntemiyle toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, yeni kamu yönetimi süreçleri ile iş yükü arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, yeni kamu yönetimi süreçleri ile toksik liderlik algısının artmasının pozitif yönlü bir ilişki ortaya konmuştur. YKY'nin getirdiği performans odaklı yönetim anlayışının, liderlik davranışlarını dönüştürerek toksik liderlik algısını artırdığı ve iş yükünün aracı rolünü de pozitif yönlü etkilediği gözlemlenmiştir. Bu çalışmada, yeni kamu yönetiminin yeni kamu yönetimi süreçlerinde çalışanların bireysel refahını koruma ve yönetsel süreçleri iyileştirme noktasında daha katılımcı, şeffaf ve adaletli yaklaşımlar benimsemesi gerektiği vurgulanmıştır. Araştırma, iş yükü, toksik liderlik ve yeni kamu yönetimi'nin kamu çalışanları üzerindeki etkilerini vurgulayarak literatüre önemli katkılar sağlamaktadır.
