Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sosyal hizmet alanı literatüründe örgütsel davranış kavramlarına ilişkin bibliyometrik analiz

    İlter Altunbaş

    Bu çalışma, sosyal hizmet alanında örgütsel davranış kavramlarının nasıl ele alındığını bibliyometrik ve içerik analizi yaklaşımlarını bir arada kullanarak incelemektedir. Araştırma, sosyal hizmet bağlamında örgütsel davranışa odaklanan çalışmaların temel temalarını, kuramsal yönelimlerini ve zaman içindeki gelişimini ortaya koymaktadır. Bulgular, liderlik, motivasyon, tükenmişlik, iş doyumu ve örgütsel bağlılık gibi konuların sosyal hizmet literatüründe merkezi bir konum kazandığını ve mesleki uygulamanın örgütsel ve psikolojik boyutlarına artan bir ilgi olduğunu göstermektedir. Zamanla alanın, sosyal hizmeti yönetim ve davranış bilimleriyle daha fazla ilişkilendiren disiplinler arası bir yönelime girdiği görülmektedir. Bununla birlikte, çalışan iyi oluşu, örgütsel adalet ve dijital dönüşümün sosyal hizmet örgütleri üzerindeki etkileri gibi konularda kavramsal boşluklar mevcuttur. Genel olarak bu çalışma, sosyal hizmet literatüründe örgütsel davranış alanının nasıl geliştiğine dair bütüncül bir bakış sunmakta ve bu iki disiplin arasındaki kuramsal ve uygulamalı bağlantıyı güçlendirmeyi hedefleyen gelecekteki araştırmalar için yol gösterici bir çerçeve önermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Eskiden işletilmiş maden galerilerinin jeofizik yöntemler ile tespit edilmesi (Gümüşhane, Karamustafa Köstürelik alanı)

    Mehmet Avcıl

    Önceden işletilmiş eski maden galerilerinin yeniden işletmeye açılmasında olası galeri ve boşluklu yapı unsurlarının tespit edilmesi çok önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında; Yıldız Bakır Madencilik tarafından işletilmesi planlanan Köstürelik Tepe Mevkii'ndeki yeraltı işletmesi için, daha önceden işletilmiş olan eski maden galerilerinin jeofizik yöntemlerle tespiti yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda jeofizik yöntemlerden; Manyetik, Elektrik Özdirenç Tomografi (EÖT) ve Düşey Elektrik Sondajı (DES) ölçümleri alınmıştır. Alınan elektrik ölçümler Res2dinv programı kullanılarak çalışma alanı 2 boyutlu olarak modellenmiştir. Manyetik yöntemlerden düşey gradyent ölçüm tekniği ile yükseklikleri farklılık gösteren iki sensör ile ölçüm noktalarının her birinde yer manyetik alanın toplam bileşeni ölçülmeye çalışılarak 70,9 nT/m ile -96,2nT/m aralığında değişen granyent ölçümleri alınmıştır. Bu ölçümlerde (-30nT/m ile -90nT/m aralığında) negatif değer veren bölgelerin boşluklu yapı unsurlarını karakterize ettiği ve boşluklu yapılarda derine açılmış çukurların, geniş ama sığ derinliklerde bulunanlara göre daha güçlü anomaliler ürettiği gözlemlenmiştir. EÖT ve DES ölçümleri alınarak alanının boşluklu yapı unsurlarının düşey ve yanal yöndeki süreklilik durumları ve yönelimleri belirlenmiştir. EÖT kesitlerinde yüksek özdirenç değerlerine sahip (5000-23000 Ohm.m aralığında değişen) alanların inceleme alandan alınan yakın sondaj verisiyle karşılaştırıldığında boşluklı yapı unsurlarını karakterize ettiği belirlenmiştir. Eskiden ilkel yöntemler ile açılan galerilerin tekrar jeofizik yöntemlerle tespit edilip, günümüz koşullarında yeniden işletilmesi planlanan bu işletme için ön bir galeri boşluk modeli geliştirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kadastro için bilgi sistemi tasarımı: Kerkük örneği

    Haıder Zenalabdeen

    İnsan ve toprak arasındaki karmaşık ilişki, tarih boyunca mülkiyet ve kullanım haklarının korunmasını zorunlu kılmıştır. Kadastro, arazi ve kaynakların yönetiminde kritik bir rol oynamakta ancak Kerkük'teki mevcut sistem, çeşitli sorunlar nedeniyle bu rolü yeterince yerine getirememektedir. Geleneksel tapu-kadastro yönetimi, kağıt ve kalem tabanlı işlemlerle yürütülmekte ve bu durum veri tutarsızlığı, güncellik sorunları ve hatalara yol açmaktadır. Mevcut sistemin eksiklikleri, mülkiyet haklarının ihlal edilmesine ve işlem güvenliğinin tehlikeye girmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda, modern teknolojilerin entegrasyonu, dijital tapu ve kadastro sistemleri ile Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) gibi araçların kullanımı, bu sorunların çözümünde kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Irak'ın Kerkük bölgesindeki kadastro sisteminin mevcut durumunu analiz ederek bu sistemin modern bir bilgi sistemi tasarımı ile geliştirilmesine yönelik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında seçilen bir pilot bölge için geleneksel yöntemlere göre hazırlanmış olan kağıt ortamdaki tapu-kadastro verileri dijital ortama aktarılarak bu verilerin CBS araçları ile sorgulanması ve gösterimi sağlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Elit erkek Muay Thai sporcularında anaerobik güç ve sürat parametrelerinin sikletlere göre karşılaştırılması

    İlter Türkmen Demirci

    Bu çalışmanın amacı elit erkek Muay Thai sporcularında anaerobik güç ve sürat parametrelerinin sikletlere göre farklılıklarını incelemektir. Araştırmaya gönüllü olarak 42 müsabık erkek Muay Thai sporcusu dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında kesitsel karşılaştırmalı bir araştırma modeli benimsenmiştir. Sporcular vücut ağırlıklarına göre 60 kg (n=14), 70 kg (n=14) ve 80 kg (n=14) olarak üç farklı siklette sınıflandırılmıştır. Katılımcıların anaerobik güç düzeyleri Wingate Anaerobik Güç Testi (WAnT) ile, sürat performansları ise 10 metre ve 30 metre sprint testleri ile ölçülmüştür. Elde edilen veriler, SPSS 26.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tepe Güç (W) için, 60 kg ile 70 kg arasında (p=0.016) ve 70 kg ile 80 kg arasında (p=0.003) anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. 80 kg sporcularının en yüksek tepe güç değerlerine sahip olduğu görülmüştür. Ortalama Güç (W) için, 60 kg (p=0.003), 70 kg (p=0.021) ve 80 kg (p<0.001) ağırlık sınıfları arasında anlamlı farklar bulunmuştur. 80 kg sporcuları bu ölçümde en üstün performansı göstermiştir. Ortalama Güç (W/kg) için, 60 kg ile 70 kg (p=0.019) arasında ve 60 kg ile 80 kg (p=0.029) arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. 60 kg sporcularının, vücut ağırlıklarına kıyasla daha yüksek güç üretebildiği görülmüştür. Diğer parametreler açısından ise gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Sonuçlar, Muay Thai sporcularında siklet bazlı güç profillerinin belirgin farklılıklar gösterdiğini ve bu parametrelerin antrenman planlaması ile performans değerlendirmelerinde dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Muay Thai, Anaerobik güç, Sürat, Wingate

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Halkla ilişkilerden dijital halkla ilişkilere geçişte yapay zeka ve asistanları

    Kağan Orhan

    Bu tez çalışması, dijitalleşme sürecinde halkla ilişkiler alanında yapay zekâ ve dijital asistanların kullanımını ele almaktadır. Günümüzde dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte halkla ilişkiler uygulamaları da yeni iletişim teknolojilerinden etkilenmiş ve bu durum, alanda stratejik planlamayı destekleyen yenilikçi araçların kullanımını gündeme getirmiştir. Yapay zekâ temelli uygulamalar, kurum, ajans ve şirketlerde halkla ilişkiler faaliyetlerini daha verimli ve etkili kılmak amacıyla giderek daha fazla tercih edilmektedir. Özellikle insan-teknoloji etkileşiminin bir ürünü olan yapay zekâ asistanlarının iş süreçlerine entegrasyonu dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, yapay zekâ ve dijital asistanların halkla ilişkiler pratiklerindeki kullanım alanlarını belirlemek ve bu teknolojilerin sektöre olan etkilerini incelemektir. Literatürde konuya ilişkin sınırlı sayıda çalışmanın bulunması, araştırmanın özgünlüğünü ve gerekliliğini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kat hizmetlerinde paternalist liderlik, örgüt kültürü, bağlamsal performans ilişkisi: Doğu Karadeniz'deki beş yıldızlı oteller örneği

    Sevcan Küçükbekir

    Çalışanların iş yerindeki performansı pek çok değişkene göre farklılık gösterebilmektedir. Bu değişkenler arasında yöneticinin uyguladığı liderlik tipi ve örgütün sahip olduğu kültür oldukça önemlidir. Özellikle Doğu toplumlarında yaygın bir liderlik tipi olan paternalist liderlik son yıllarda tartışılan bir konu haline gelmiştir. Genellikle baba figürü ile özdeşleştirilen paternalist liderliğin kadın liderler ve kadın çalışanların hakim olduğu farklı kültürlere sahip örgütlerde nasıl çıktıları olduğu da önemli bir konudur. Bu noktadan hareketle çalışmanın amacı otel kat hizmetleri depatmanında örgüt kültürü, paternalist liderlik ve bağlamsal performans arasındaki ilişkileri tespit etmektir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anketten yararlanılmış olup Doğu Karadeniz illerinde yer alan beş yıldızlı otellerin kat hizmetleri çalışanlarından (n= 300) veri toplanmıştır. Verilere tanımlayıcı analizler, doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon, regresyon ve aracı etki analizleri (Process Macro Model 4) uygulanmıştır. Tanımlayıcı bulgular çalışanların kendi bağlamsal performanslarını yüksek bulduklarını, yöneticilerine ilişkin paternalist liderlik algılarının ortalamanın üzerinde olduğunu, ayrıca destekleyici, yenilikçi ve bürokratik örgüt kültürlerinin ortalamalarının birbirine yakın olduğunu, bununla birlikte destekleyici örgüt kültürünün biraz daha öne çıktığını göstermektedir. Korelasyon analizleri bütün değişkenler arasında pozitif anlamlı ilişkiler olduğunu gösterirken; regresyon analizleri bağlamsal performans üzerinde genel olarak örgüt kültürünün, kültür tiplerinden yenilikçi ve destekleyici örgüt kültürlerinin ve paternalist liderliğin etkisinin pozitif yönlü ve anlamlı olduğu ortaya koymuştur. Aracı etki analizleri kapsamında ise paternalist liderliğin destekleyici ve yenilikçi örgüt kültürlerinin bağlamsal performans üzerindeki etkilerinde anlamlı aracı rolü olduğunu göstermiştir. Paternalist liderlik yenilikçi ve destekleyici örgüt kültürlerinin bağlamsal performans üzerindeki etkisini güçlendirmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Gümüşhane ilindeki korunan alanların turizme katkısının belirlenmesi

    Haydar Tekin

    Doğal alanlar içerisindeki parklar; Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre sınıflandırılmış ve ayrılmıştır. İçerisinde barındırdığı endemik ve nadir türlerin korunmasında özel önlemler alınması hedeflenmiştir. Ayrıca, yerel halkın ekonomik ve sosyal refahının artırılması, stratejik hedefler arasında önemli bir yer tutmaktadır. Korunan alanlar içerisinde yaşayan haklın katılımcı yaklaşımla sürdürülebilir turizm uygulamaları içerisinde yer almaları teşvik edilmektedir. Böylelikle doğal alanlar sosyo kültürel gelişmeye katkı sağlamış olacaktır. Tez çalışması, Gümüşhane ili içerisinde bulunan Tomara Şelalesi, Limni Gölü, Çağlayandibi Şelalesi ve Artabel Gölleri tabiat alanını içine alan bölgelerdir. Çalışma kapsamında; korunan alanlar içerisinde sürdürülebilir yönetim stratejileri oluşturmaya yardımcı olmak, biyolojik çeşitliliğin ve ekolojik bütünlüğün korunması hakkında karar vericilere yardımcı olmak hedeflenmiştir. Korunan alanların stratejik hedefleri çerçevesinde, ekolojik yapılarının korunması için somut veriler gerekmektedir. 2016-2019 yılları arasında Tomara Şelalesi ve Limni Gölü en çok ziyaret edilen alanlar olurken, 2019'da ziyaretçi sayıları zirveye ulaşmıştır. Bu dönemde Tomara Şelalesi 143.330, Limni Gölü 87.714, Çağlayandibi Şelalesi 10.910 ve Artabel Gölleri 2.680 ziyaretçiye ev sahipliği yapmıştır. Ancak 2020 yılında COVID-19 pandemisi nedeniyle tüm alanlarda ziyaretçi sayılarında belirgin bir düşüş yaşanmış, bu rakamlar sırasıyla 34.960, 34.960, 2.100 ve 100'e gerilemiştir. Ziyaretçi sayılarında yaşanan düşüş, 2021 yılı itibarıyla toparlanma sürecine girmiştir. Pandemi dönemindeki ziyaretçi ekonomik açıdan korunan alanlardaki turizm katkısını göz önüne sermiştir. Gümüşhane ilindeki koruan alanların ekoturizm faaliyetleri neticesinde etkilenme oranları tespit edilerek gelecek dönemlerde koruma hedeflerini planlayıcılara sunulacaktır. Alternatif çözüm önerileri ile korunan alanların ekonomiye katkıları ekosistem dengesi altında planlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekoturzim, Koruma alanı, Tabiat parkı, Ziyaretçi sayısı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yaratıcı turizm: Ulusal ve uluslararası literatürün bibliyometrik analizi

    Esra Yetkiner

    Turizm, disiplinler arası bir alan olarak görülmekte ve bu anlamda alternatef turizm türleriyle iligili çalışmalara rastlamaktadır. Turizme yönelik yapılan çalışmalar, özellikle bireysel deneyimi ön plana çıkarırken, kişinin deneyimi ve aktif katılımı önemsenmektedir. Bu anlamıyla son yıllarda "yaratıcı turizm" kavramı ortaya çıkmış ve turizm literatüründe yavaş yavaş yer bulmuştur. Yaratıcı turizm bir mekânın özgün değerlerini, bölgede yaşayan insanlarla doğrudan deneyimleyerek öğrenme şeklidir. Bu tezde, dünya üzerinde giderek önem kazanan bir araştırma konusu olan yaratıcı turizm konusuna odaklanılmıştır. Bu açıdan yaratıcı turizm ile ilgili yapılan çalışmaların bir bilimsel haritasının çıkarılması hedeflenmektedir. Tezde, yaratıcı turizm ve uygulamaları ile Türkiye ve dünyadaki durumunun kavramsal olarak irdelenmesi ile dünyada konuyla ilgili yapılan çalışmaların genel bir görünümünü ortaya çıkarmayı amaçlanmıştır. Bu kapsamda, ulusal ve uluslararası turizm literatüründe yaratıcı turizm ile ilgili yapılan araştırmaların belli kıstaslar bağlamında incelenmiştir. Ulusal literatür için DergiPark ve Yüksek Öğretim Tez Merkezi (YÖK Tez), uluslararası literatür taraması için Web of Science (WOS) veri tabanı üzerinden tarama yapılmıştır. Bu kapsamda yer alan bilimsel çalışmalar; araştırma alanları, yıllara göre yayın sayıları, yayın türleri, yayın dilleri, veri tabanları, yayınlandığı dergi ve yayınlandığı ülke vb. ölçütlere göre incelenmiştir. RStudio veri analiz programı aracılığıyla yapılan bibliyometrik analiz sonucunda, yaratıcı turizm konusundaki araştırmaların odak noktalarının neler olduğunu tespit etmeyi ve dünyadaki genel durumu ortaya çıkarmayı ve öneriler sunmayı hedeflenmektedir. Sonuç olarak dünya genelinde yaratıcı turizmin son yıllarda turizm çalışmalarında öne çıktığı anlaşılmaktadır. Buna karşın Türkiye'de ise özellikle TR Dizin indeksinde yeterince makaleye rastlanmadığı görülmüştür. Bu konuyla ilgili çalışan birkaç akademisyen dışında indekste yayınların bulunmadığı tespit edilmiş ve yaratıcı turizmin çalışmaya elverişli bir alan olduğu tespit edilmiştir. Özellikle somut olmayan kültürel mirasın öne çıkmasıyla, çalışma alanının genişleyeceği gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Karayolu temel tabakalarında sıkışma kontrolü için LWD yönteminin kullanılabilirliğinin SPSS analiziyle araştırılması

    Dıvıne Irıbagıza

    Düşen Ağırlıklı Hafif Deflektometre (LWD), alt zemin, bağlanmamış ve granüler tabakaların ve dolgu malzemelerinin taşıma kapasitesini ölçmek için kullanılan taşınabilir bir cihazdır. Yol inşaatı ve bakım projelerinde, doğru ve güvenilir zemin sıkıştırma değerlendirmeleri kritik öneme sahiptir. Mevcut teknikler arasında LWD, taşınabilirlik, kolaylık ve kullanım kolaylığı nedeniyle öne çıkmakta ancak Nükleer Yoğunluk Ölçer (NDG) ve Kum Konisi (SC) yöntemleri gibi yerleşik yöntemlerle karşılaştırıldığında güvenilirliği devam eden bir araştırma konusu olmayı sürdürmektedir. Bu çalışma, LWD, NDG ve SC yöntemlerinin kapsamlı bir karşılaştırmalı analizini yaparak bu boşluğu giderme amacını taşımaktadır. Gümüşhane'deki bir yol inşaatı projesi boyunca her bir noktanın her üç yönteme de tabi tutulduğu 15 noktadan veri toplanmış, toplanan veriler, zemin sıkışma değerlendirmesinde LWD'nin tutarlılığını, doğruluğunu ve güvenilirliğini değerlendirmek için Sosyal Bilimler İstatistik Paketi (SPSS) kullanılarak işlenmiş ve regresyon, korelasyon, ANOVA, faktör analizi ve T-Test yöntemleriyle analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında, bu farklı tekniklerden elde edilen sonuçlar arasındaki tutarsızlıklar veya korelasyonlar araştırılmıştır. Bu araştırmanın bulguları yol inşaatındaki zemin sıkışması değerlendirme uygulamaları için önemli çıkarımlara sahiptir. LWD sertliği ve yoğunluğa bağlı parametreler arasında gözlemlenen zayıf korelasyonlar, LWD'ye bağımsız bir araç olarak güvenmek yerine tamamlayıcı kullanıma olan ihtiyacı vurgulamaktadır. LWD'den elde edilen sertlik verilerinin NDG veya SC'den alınan yoğunluk ve nem ölçümleriyle birleştirilmesi, sıkıştırma kalitesine ilişkin daha kapsamlı bir değerlendirme sağlayacaktır. Sonuç olarak bu araştırma, zemin sıkışma değerlendirme tekniklerinin anlaşılmasına katkıda bulunmakta ve inşaat mühendisliği ve altyapı geliştirme alanındaki karar vericiler için değerli bilgiler sağlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Mercurialis annua L.'den gümüş nanopartiküllerin biyosentezi, karakterizasyonu ve biyolojik aktivitelerinin belirlenmesi

    Aısha Mohamud Salad

    Bu çalışma, Mercurialis annua L. bitki ekstraktı kullanılarak çevre dostu bir yöntemle gümüş nanopartiküllerin (AgNP'ler) sentezini incelemekte ve elde edilen nanopartiküllerin karakteristik özellikleri ile biyolojik aktivitelerini değerlendirildi. Geleneksel nanoparçacık üretim yöntemleri genellikle zararlı kimyasalların kullanımını ve yüksek enerji tüketimini gerektirir; bu durum hem çevresel hem de sağlık açısından riskler taşır. Buna karşılık, bitki bazlı biyosentez yöntemleri sürdürülebilir ve doğa dostu bir alternatif sunar. Bu kapsamda, fenolik bileşiklerce zengin olan tıbbi bitki Mercurialis annua L.'nin sulu ekstraktları, indirgeme ve dengeleme ajanı olarak kullanılmıştır. Elde edilen AgNP'ler, optik özelliklerini, kristal yapılarını, morfolojilerini ve elementel bileşimlerini belirlemek amacıyla UV-Vis spektroskopisi, FTIR, XRD ve TEM-EDX analiz yöntemleriyle karakterize edilmiştir. Nanopartiküllerin biyolojik potansiyeli, antioksidan etkinlik testleri DPPH, FRAP, CUPRAC, toplam fenolik (TPC) ve toplam flavonoid (TFC) madde içerik tayinleri ile birlikte α-glukozidaz ve karbonik anhidraz enzimlerini hedef alan inhibitör testleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Ayrıca, bitki özütü ve nanopartikül çözeltisinde yer alan temel fenolik bileşenlerin tanımlanması amacıyla LC-MS/MS analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, Mercurialis annua ekstraktının kararlı AgNP'lerin sentezinde etkili olduğunu ve bu nanopartiküllerin dikkate değer düzeyde antioksidan aktivite ve enzim inhibitör özelliği sergilediğini ortaya koymuştur. Bu çalışma, yeşil nanoteknoloji alanına katkı sağlamakta olup, bitki kaynaklı malzemelerin fonksiyonel nanomalzeme üretiminde taşıdığı önemi vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Vatandaşların sosyal belediyecilik hizmetlerinden memnuniyet algısının incelenmesi: Bir ölçek geliştirme çalışması

    Sinan Kurt

    Bu çalışma, Trabzon'da yaşayan yetişkinlerin sosyal belediyecilik kapsamında sunulan hizmetlere ilişkin memnuniyet düzeylerini belirlemek, bu düzeylerin demografik ve sosyo-ekonomik özelliklere göre farklılaşma durumunu analiz etmek ve bu alanda geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı geliştirmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada nicel araştırma yöntemi ve basit tesadüfi örnekleme tekniği kullanılmıştır. Veriler, sosyal belediyecilik hizmetlerinden memnuniyeti ölçmek üzere geliştirilen 47 maddelik 5'li Likert tipi ölçek aracılığıyla 377 katılımcıdan elde edilmiştir. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda, 'Sosyal Belediyecilik Hizmetlerinden Memnuniyet Algısı Ölçeği'; engelli, kadın, aile-çocuk, gençlik ve yaşlı refahı olmak üzere beş alt boyutta toplanmıştır. Araştırma bulguları, katılımcıların memnuniyet düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğunu göstermiştir. Çocuk sayısı, eğitim düzeyi, meslek grubu ve gelir-gider dengesi ile memnuniyet algısı arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Özellikle yüksek gelir düzeyi, gelir fazlası ve az çocuk sayısına sahip katılımcıların memnuniyet düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın dikkat çeken bir başka bulgusu ise, kadın refahı alanının çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu, bireysel ile sosyoekonomik özellikler başta olmak üzere çeşitli faktörlerden etkilendiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bu sonuçlar, sosyal belediyecilik hizmetlerinden memnuniyeti etkileyen temel dinamikleri ortaya koyması bakımından gelecekte geliştirilecek sosyal hizmet modellerine yol gösterici niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal belediyecilik, Sosyal hizmet, Ölçüm aracı geliştirmek

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kamuda liyakat sistemi ile göreve alma usulleri arasındaki ilişkinin analizi

    Ahmet Özdemir

    Devlet örgütlerinde personel yönetiminde belli başlı ilkeler çerçevesinde göreve alma ve yükselme işlemleri yürütülmektedir. Kamu personel sistemi içerisinde farklı toplumsal kesimlerden, bağımsız, tarafsız davranan çalışanlar sisteme alınmalıdır. İyi bir yönetim ancak bu şekilde sağlanabilir. Kamu yönetiminde göreve alma sistemlerinde liyakatin yeri ve önemi tartışmasız büyük önem taşımaktadır. Liyakat ilkesi çağdaş kamu yönetiminin vazgeçilmez ana unsurudur ve onun yerini dolduracak başka bir prensip ortaya konulmamıştır. Liyakat sistemi işletilmediği durumlarda kayırmacı uygulamalar sonucu kamu personel sisteminin bir yanı eksik olarak kalacaktır. Modern dönemde kamu personel sistemleri, liyakat ilkesi üzerine temellendirilmiştir. Sistemin işlerliğini sağlamak üzere başta sınav olmak üzere farklı göreve alma usulleri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada liyakat, tarihsel koşulların gereği ya da ulaşılmak istenen bir amaç olarak ortaya konulduğunda, göreve alma usulleri bunu sağlamaya yeterli araçlar mıdır? Sorusuna yanıt aranmaktadır. Bununla birlikte kamuda göreve almada hangi araçların kullanıldığı, Türkiye ve başka ülkelerde kullanılan göreve alma araçlarının liyakat esaslarını karşılama hedeflerini gerçekleştirmede tam anlamıyla başarıya ulaşıp ulaşmadığı soruları da literatür taraması, yasal mevzuat, tarihi romanlar ve örnek uygulamalar yardımıyla ortaya konulmaktadır. Bu çalışmada, kamuda liyakat ilkesinin hayata geçirilmesi için sınav ve benzeri araçların gerekli ancak tek başına yeterli olmadığı, ancak bu araçlardan daha etkili bir araç bulunmadığından sınavın vazgeçilmez bir araç olarak kullanılması gerektiği, sınav araçlarının da liyakat hedefine hizmet edecek şekilde tasarlanarak uygulanması için yasal ve düzenleyici unsurlarla liyakat kültürü oluşturularak gerekli tedbirler alındığında yazılı sınav uygulamalarının araç olarak uygulanmasının liyakati sağlamak için gerekli ve yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Türkiye'de sağlıkta mobbing araştırmaları üzerine sistematik derleme

    Sariye Akyıldız

    1980li yıllardan itibaren "mobing kavramı" çalışma hayatı içerisinde yerini almaya başlamıştır. Örgütlerde mobbing kavramı kişinin çalışma arkadaşları veya yöneticileri tarafından planlı, düzenli ve sürekli bir şekilde baskıya maruz kalmasıdır. Mobbing kurbanı uğradığı saldırgan ve baskıcı davranışlardan dolayı psikolojik sorunlar yaşayabilir. Mağdurun yaşadığı psikolojik sorunlar özel hayatını ve çalışma hayatını olumsuz etkiler. Mobbing kurbanının maruz kaldığı psikolojik baskı ve saldırgan davranışlardan dolayı; performansında, verimliliğinde ve etkinliğinde azalma olabilir. Kişinin performansındaki bu düşüş kurumun genel başarısını da olumsuz etkilemektedir. Çünkü çalışanın kendini huzurlu ve güvende hissetmediği bir çalışma ortamı hem kişi için hem de çalıştığı kurum için maddi ve manevi başarısızlıklara neden olabilir. Mağdur iş yerinde yaşadığı baskı ve bunalımdan özel hayatına zaman ayıramaz ayırsa bile yaşadığı olaylardan dolayı huzursuz ve mutsuz olur. Mağdur yaşadığı psikolojik ve fiziksel baskılardan dolayı maddi kayıp yaşayacağını bilerek kendi eliyle istifa dilekçesini verebilir hatta daha da durumla baş edecek gücü kendinde bulamazsa canına kıymayı bile düşünebilir. Yapılan araştırmalardan ulaşılacağı üzere diğer sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de mobbingle sık sık karşılaşılmaktadır. Diğer sektörlerde olduğu gibi sağlık hizmetlerinde de mobbing farklı şekillerde ve farklı şiddette görülmektedir. Sağlık hizmetlerinde görülen mobbing olaylarının sağlık personelinin performansı üzerinde de olumsuz etkileri bulunmaktadır. Sağlık personelinin mobbinge maruz kalmasında demografik özelliklerin yanı sıra sosyal özelliklerin de etkisi vardır. Sağlık hizmetlerinde yaşanan mobbing olayları sadece çalışanları değil toplumu da etkilemektedir. Bu yüzden mobbing konusunda farkındalığı artırmak ve çalışanları bilinçlendirmek için gerekli çalışmaların yapılması gerekir. Çalışanları koruyacak yasal düzenlemeler getirilmeli, sağlık sektöründe ki eksiklikler giderilmelidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tekil temel sistemine sahip 4 katlı bir yapının dinamik davranışı üzerinde zeminin ve bağ kirişinin etkileri

    Yücel Karabina

    Yapısal sistemlere etkiyen bütün yüklerin zemin ortama güvenli bir şekilde aktarılması gerekmekte ve zemin özellikleri belirlendikten sonra yükler ve yapısal elemanların kesit özellikleri dikkate alınarak uygun temel sistemine karar verilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı; tekil temel sistemine sahip 4 katlı bir yapının sismik davranışı üzerinde zemin türünün, temel bağ kirişinin ve deprem frekans içeriğinin etkilerini yer değiştirme, ivme ve gerilme davranışı açısından değerlendirmektir. Bu amaçla, 2 yapısal sistem (bağ kirişli ve bağ kirişsiz), 5 zemin türü ve 3 yer hareketi dikkate alınarak sonlu elemanlar yöntemine dayalı dinamik çözümlemeler gerçekleştirilmiştir. Zeminlerin dayanım ve deformasyon özelliklerinin değişimine neden olabilen deprem frekans içeriğinin ve yapı mesnetlenme koşullarının birer tasarım kriteri olarak dikkate alınması gerektiği, maksimum tepkilerin sırasıyla orta, düşük ve yüksek frekans içeriğine sahip depremlerde hesaplandığı ve düşük periyotlu yapılarda orta ve yüksek frekans içerikli depremlerin daha kritik olabileceği belirlenmiştir. Ayrıca nispeten rijit zemin (S1, S2 ve S3) koşullarında bağ kirişi kullanımının tepkilerde kayda değer bir değişikliğe sebep olmadığı ancak yumuşak zemin (S4) koşullarında bağ kirişi kullanımının düşük ve orta frekans içerikli depremlerde maksimum yer değiştirmeleri ve gerilmeleri azalttığı, yüksek frekans içerikli depremlerde ise artırdığı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Düşey yol işaretleri ve görünürlüğünün trafik güvenliğine etkisi

    Tahsin Durmuş

    Dünyada olduğu gibi Türkiye' de de artan araç sayısı ile beraber meydana gelen trafik kazalarının sayısı da artmaktadır. Trafik kazalarını önleme, kayıpları azaltma ve çözümler geliştirme konusunda hem ulusal hem de uluslararası düzeyde birçok araştırma yapılmaktadır. Trafik içerisinde belirli bir sistem ve düzen mevcuttur. Yol ve trafik işaretleri bu sistem içerisinde yol kullanıcıları tarafından yorumlanabilecek görsel bir dil tanımlar. Bu işaretler yoldaki mevcut trafik durumunu belirtir, sürücülerin etrafındaki tehlike ve zorlukları gösterirler, sürücülere çeşitli uyarılar ve faydalı bilgiler sağlayarak sürüşü daha güvenli ve kolay hâle getirirler. Ancak insanların görsel algı yetenekleri, bireyin fiziksel ve zihinsel durumuna da bağlıdır. Belirli koşullarda bu yetenekler, yorgunluk ve gözlem becerileri gibi birçok faktörden etkilenebilir. Dolayısı ile düşey trafik işaretlerinin etkinliği, sadece doğru tasarlanmış ve doğru yerleştirilmiş olmalarıyla değil, aynı zamanda özellikle sürücüler tarafından doğru bir biçimde algılanmaları ile de ilgilidir. Bu çalışmada, Şanlıurfa ilinde belirlenen bir yol güzergâhında bulunan bazı düşey trafik işaret levhalarını ve trafikte daha güvenli sürüşe katkılarını incelemek amacıyla bir anket çalışması yapılmıştır. Bu yol güzergâhını kullanan 480 kişiye yüz yüze anket uygulanmıştır. Analizler ile yol kullanıcı davranışlarının; kurallara uyma düzeni, güvenli rota izleme ve düşey işaretlerin etkinliği, GPS veya navigasyon kullanımı ve eksik veya yetersiz düşey işaretler gibi faktörlere göre nasıl değiştiği araştırılmıştır. Levene testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Welch testi ve post hoc testler kullanılarak yapılan değerlendirmeler ile düşey işaretler ve yol kullanıcı davranışları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın sonuçları, farklı trafik işaretlerinin yol kullanıcıları tarafından nasıl algılandığını ve bu algıların trafik güvenliği üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yeşil tarım ve çevresel sürdürülebilirlik uygulamaları: AHP yöntemi ile tarım sektörü analizi

    Ali Almatar

    Bu araştırma, tarım sektöründe yeşil üretim ve çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarını analiz ederek stratejik öncelikleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Doğal kaynakların korunması ve ekolojik dengenin sürdürülebilmesi için sürdürülebilir tarım yöntemlerinin geliştirilmesi kritik bir öneme sahiptir. Çalışmada, yeşil üretim uygulamalarının mevcut durumu Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemi kullanılarak değerlendirilecektir. AHP yöntemi sayesinde, tarım sektöründe çevresel sürdürülebilirlik açısından en etkili faktörler hesaplanacak ve bu kriterler doğrultusunda uygulanabilir stratejiler önerilecektir. Araştırma kapsamında anket ve görüşme teknikleri kullanılacaktır. Uzmanlardan, tarım sektöründe sürdürülebilirlik ve yeşil üretime dair kriterleri değerlendirmeleri ve sıralamaları istenecektir. Toplanan veriler, sektördeki çevresel etkileri azaltmaya yönelik uygulamalar için bir çerçeve oluşturacaktır. Araştırma sürecinde etik ilkeler gözetilecek; katılımcıların gönüllü katılımı esas alınacak ve kimlik bilgileri gizli tutulacaktır. Elde edilen veriler yalnızca akademik amaçlarla kullanılacak, anonimlik sağlanacak ve üçüncü şahıslarla paylaşılmayacaktır. Çalışmanın sonuçları, tarım sektöründe yeşil üretim ve sürdürülebilir tarım yöntemlerinin yaygınlaştırılması adına önemli bir rehber niteliği taşıyacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kuşburnu meyvelerinin farklı çözücüler içeren maserasyon ve ultrasonik destekli ekstraksiyon parametrelerinin antioksidan antimikrobiyal aktiviteleri ve enzim inhibisyonu etkilerinin karşılaştırılması

    Mohammed Abdulsamad Hafedh

    Tıbbi ve aromatik bitkiler uzun zamandır insanlığın yararına kullanılmaktadır. Bu bitkilerden en iyi şekilde yararlanmak için özütlerinin en doğru şekilde elde edilmeleri önem taşımaktadır. Kuşburnu (Rosa canina L.) yaygın biçimde tüketilen ve içerdiği fenolik bileşikler sayesinde önemli antioksidan, antimikrobiyal, antidiyabetik, anti-inflamatuar etkiye sahip yüksek derecede C vitamini içeren tıbbi bir bitkidir. Bu çalışmada ekstraksiyon için geleneksel maserasyon ve ultrasonikasyon destekli ekstraksiyon (maserasyon + ultrasonikasyon) yöntemleri uygulanmıştır. Bu amaçla dimetil sülfoksit (DMSO), Metanol-Su (20:80) ve etilasetat çözücülerinin kullanıldığı maserasyon ve maserasyon + ultrasonikasyon ekstraktları (sırası ile DMM, DMU, MSM. MSU, EAM ve EAU)oluşturuldu. Maserasyon + Ultrasonikasyon yönteminde maserasyon yöntemine ek olarak ultrasonikasyon gerçekleştirildi. Diğer tüm uygulamalar aynı şekilde yapıldı. Ekstraktların toplam fenolik madde (TPC), toplam flavonoid madde (TFC) içerikleri ile DPPH, ABTS ve FRAP olarak antioksidan aktivite tayinleri yapıldı. DMU ekstraktının diğer gruplara göre TPC ve TFC içeriği bakımından en yüksek değerlere sahip olduğu görüldü (p<0.05). Aynı şekilde DMU FRAP haricinde en yüksek antioksidan aktiviteye sahipti. Bu ekstraktlarda aynı zamanda Gram (-), Gram (+) bakteri suşlarını ve mayadan oluşan 8 farklı tür organizma ile antimikrobiyal aktivite ve minimal inhibitör konsantrasyon (MIC) tayini yapıldı. Genel olarak ekstraktların etki gösterdiği mikroorganizma sayısı değişmekle beraber Candia albicans ve Bacillus sereus'a karşı tüm ekstraktların antmikrobiyal aktiviteye sahip olduğu tespit edildi. Ekstraktların aynı zamanda ekstraktların astilkolinestreaz ve butirilkolinestreaz inhibitör aktiviteleri de araştırıldı. EAU'in en düşük AChE ve BChE inhibitör IC50 değerine sahip olduğu görüldü. Özellikle antioksidan içerik ve aktivite bakımından maserasyon ve ultrasonik destekli maserasyon yönteminin sadece maserasyon yöntemine göre polar çözücü kullanıldığında daha etkili olduğu tespit edildi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Türkiye ile Azerbaycan'ın tarım politikaları bağlamında mukayeseli olarak incelenmesi

    Hajı Aslanlı

    Türkiye ve Azerbaycan, tarım sektörünü desteklemek amacıyla farklı politikalar uygulamaktadır. Türkiye, özelleştirme ve destekleme politikalarıyla tarım sektöründe üretimi artırmayı hedeflerken, Azerbaycan ise tarım sektöründe devlet destekli projelere odaklanmaktadır. Tarımsal üretimde verimliliğin artırılmasına yönelik her iki ülke de farklı teşvikler ve destekler sağlamaktadır. Bu politika farklılıkları ve benzerlikleri üzerine yapılan çalışmalar, her iki ülkenin tarım politikalarının etkinliği ve sürdürülebilirliği hakkında önemli bir değerlendirme sunmaktadır. Bu araştırma, Türkiye ve Azerbaycan'daki tarımsal politikaları, uygulamaları, potansiyelleri ve riskleri kalkınma bağlamında incelemek amacıyla yapılmıştır. İnceleme kapsamında literatür taraması yapılmış ve karşılaştırmalı yöntem kullanılmıştır. Tezin amacı, kapsamı ve sınırlılıkları göz önünde bulundurulduğunda, karşılaştırmalı yöntemin araştırma için uygun bir yöntem olduğu görülmektedir. Azerbaycan'da sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı sağlamanın önemli şartlarından biri, uluslararası işbölümüne aktif katılımdır. Dünya ekonomik sistemiyle etkin ilişkiler kurulması, ekonomik istikrarın sağlanması, ülkenin dünya pazarındaki konumunun güçlendirilmesi ve döviz kazancının artırılması, derin yapısal ve teknolojik değişikliklerin uygulanmasını gerektirmektedir. Bu süreç, sürekli kalkınmayı destekleyecek şekilde şekillendirilmektedir. Tarımsal üretim de dahil olmak üzere ihracata yönelik üretim yapılmaktadır. Türkiye'de sürdürülebilir tarımın gelişimi, tarım sektöründe uygulanan politika yönlendirmeleri ve uygulamalarının sonucudur. Bu gelişimde çevresel, ekonomik ve sosyal faktörler göz önünde bulundurulmaktadır. Sürdürülebilir tarım, üretimin çevreye zarar vermeden gerçekleştirilmesini ve doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını sağlamaktadır. Türkiye tarımı, ülke ekonomisi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Tarım sektörü, Türkiye'nin dış ticaret dengesini de belirleyen önemli bir faktördür. Tarımsal ürünlerin ihracatı ve ithalatı, ülke ekonomisini doğrudan etkilemektedir. Sonuç olarak, Türkiye'de tarım sektörü, ülke ekonomisinde gelir artışını sağlayan temel faktörlerdendir. Bu sektörün gelişimi aynı zamanda sosyal ve ekonomik dengenin korunmasına da katkı sağlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Murat Menteş'in romanları üzerine tematik bir inceleme

    Hasret Tanyeri

    Çağdaş Türk edebiyatının özgün yazarlarından biri olan Murat Menteş, şiir ve denemeleriyle başladığı kariyerine roman ve söyleşilerle devam eder. Menteş'in Dublörün Dilemması (2005), Korkma Ben Varım (2008), Ruhi Mücerret (2013), Antika Titanik (2018), Fink (2021), Tabancalı Kız (2022) ve Afili Hafiye (2023) adlı romanları merkeze alınarak bu romanlarında öne çıkan temel temaların tespit edildiği çalışmamızda aşk, cinai, ölüm, dostluk, baba sorunu, kapitalizm eleştirisi gibi temalar, romanlardaki olay örgüsü ve karakter kurguları üzerinden analiz edilmiştir. İroni, mizah, aforizmalar, popüler kültür referansları ve postmodern unsurlarla örülü olan Murat Menteş'in romanları, bu açıdan derinlikli bir anlam katmanını ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca romanlarında postmodern anlatı tekniklerine sıkça başvuran yazarın bu çerçevede zaman, mekân ve anlatıcı kullanımıyla geleneksel roman kurgusunu dönüştürdüğünü de söyleyebiliriz. Romanları bilimsel metotlar kullanarak incelemeyi ve böylelikle romanların izleksel kurgusunu tespit etmeyi hedeflediğimiz çalışmamız; bahsi geçen yedi romandaki tematik çeşitliliği ortaya koymayı, aynı zamanda çağdaş Türk romanında temaların nasıl ele alındığını göstermeyi amaçlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yozgat ilinde yerel medya ve yapay zeka: Nitel bir analiz

    Rabia Sultan Sedef

    Bu çalışma Yozgat ilindeki yerel medya çalışanlarının yapay zekâya yönelik algıları ve yapay zekânın haber üretimindeki yerini tespit etmek amacıyla nitel araştırma yöntemi ile yapılmıştır. Bu çalışma, Şubat 2025 ile Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen yüz yüze görüşmelerle yürütülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş olup, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, katılımcılara yapay zeka ile ilgili düşünceleri ve kullanım alanları üzerine sorular yöneltilmiştir. Elde edilen veriler için nitel araştırma yöntemi çerçevesinde yer alan veri analizi tekniklerinden biri olan betimsel analiz kullanılmıştır. Katılımcılar, 8 kadın ve 22 erkek olmak üzere toplamda 30 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılar, yapay zekânın yalnızca avantajlarının değil, aynı zamanda birtakım dezavantajlarının da bulunduğunu ifade etmişlerdir. Olumlu yanları ile kullanıldığında yapay zekânın meslekleri açısından bir yardımcı görevi gördüğünü söylemişlerdir.