Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Doktora TeziYalnız künye2026
    Deprem Sonrası Yaşanan Travmatik Stres, Bireysel Afet Dirençliliği ve Afet Okuryazarlığı İlişkisi

    Fatma Akgül

    Doğa kaynaklı afetler; ölüm, yıkım ve travmaya neden olarak, afetzedelerde fiziksel etkilerin yanında posttravmatik stres gibi psikolojik sorunlara da yol açmaktadır. Afet yönetimi süreçlerinde bilgi düzeyinin artırılması ve toplumsal farkındalığın geliştirilmesi, afetlerin olumsuz etkilerinin azaltılması ve dirençliliğin artırılması açısından önem taşımaktadır. Bu araştırma, 6 Şubat 2023 depremleri sonrası Hatay ilinde 18–60 yaş arası bireylerde deprem sonrası travma düzeyi, bireysel afet direnci ve afet okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Kesitsel, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde planlanan çalışmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Deprem Sonrası Travma Düzeyini Belirleme (DSTD) ölçeği, Bireysel Afet Direnci (BAD) ölçeği ve Afet Okuryazarlığı (AFOY) ölçeği kullanılarak anket yoluyla toplanmış, SPSS ve AMOS programlarıyla analiz edilmiştir. Ortalama puanlar (DSTD: 60,06±19,223; BAD: 64,62±10,832; AFOY: 208,32±38,157), örneklemde afet okuryazarlığının sınırlı, afet direncinin orta-üst düzeyde ve travma düzeyinin eşik üzerinde olduğunu göstermektedir. Afet okuryazarlığının bireysel afet direncine etkisinde deprem sonrası travma düzeyinin aracı rolünü incelemek amacıyla yapılan analizde, afet okuryazarlığının afet direnci üzerindeki toplam etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (c = 0,447, %95 CI [0,386, 0,508]). Afet okuryazarlığının travma düzeyini anlamlı biçimde azalttığı (a = -0,132, %95 CI [-0,250, -0,014]) ve travma düzeyinin de afet direncini negatif yönde etkilediği (b = -0,193, %95 CI [-0,230, -0,155]) saptanmıştır. Dolaylı etkinin de anlamlı olması (ab = 0,025, %95 CI [0,001, 0,053]) travma düzeyinin aracı rolünü desteklemektedir. Afet okuryazarlığının etkisinin, travma değişkeni modele eklendiğinde azalmış olsa bile devam etmesi, kısmi aracılığı göstermektedir. Bulgulara dayanarak, bireysel afet direncini güçlendirmek için afet okuryazarlığı eğitimlerinin psikolojik destek ve travmayla başa çıkma becerilerini içermesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Azerbaycan'da sağlık hizmeti sunumuna yönelik bölgeselkapasite farklılıklarının incelenmesi

    Zaur Gulıyev

    Sağlık sektörü, bir ülkenin sosyal refah düzeyini, ekonomik kalkınmasını ve beşerî sermayesinin niteliğini belirleyen en önemli alanlardan biridir. Bu nedenle sağlık hizmetlerinin performansının ölçülmesi ve bölgesel farklılıkların analiz edilmesi, sağlık politikası analizi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, Azerbaycan'ın 14 ekonomik bölgesine ait sağlık göstergelerini Çok Kriterli Karar Verme yaklaşımı çerçevesinde bölgesel sağlık performansı açısından karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada sağlık sistemini temsil eden dört temel kriter dikkate alınmıştır: 10.000 kişi başına düşen doktor sayısı (K1), paramedik personel sayısı (K2), hastane yatağı sayısı (K3) ve ayakta tedavi kliniklerinin kapasitesi (K4). Analiz süreci ağırlıklandırma, sıralama ve sınıflandırma aşamalarından oluşmaktadır. İlk aşamada kriter ağırlıkları AHP, Entropi ve CRITIC yöntemleriyle belirlenmiş; ikinci aşamada bölgeler TOPSIS ve PROMETHEE yöntemleriyle sıralanmıştır. Son aşamada ise FLOWSORT yöntemi kullanılarak bölgeler performans düzeylerine göre sınıflandırılmıştır. 2012 ve 2024 yıllarına ait verilerle gerçekleştirilen analiz sonuçları, Azerbaycan'da sağlık performansının bölgesel olarak farklılaştığını göstermektedir. Özellikle Bakü ve Gence–Daşkesen bölgeleri yüksek performans sergilerken, bazı bölgelerin sağlık altyapısı ve insan kaynağı açısından geride kaldığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, bölgesel sağlık performansının iyileştirilmesi ve sağlık politikası analizi kapsamında kaynakların daha etkin dağıtılmasına yönelik önemli çıkarımlar sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Başarılı okul liderliği, iş motivasyonu ve iş güvencesi memnuniyeti ilişkisi: Öğretmenler üzerine bir araştırma

    Zannatul Nıme

    Bu araştırmanın amacı, başarılı okul liderliği, iş motivasyonu ve iş güvencesi memnuniyeti arasındaki ilişkileri incelemek ve bu değişkenler açısından anlamlı farklılıkların olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma deseni kullanılmış ve veriler 248 katılımcıdan anket yöntemiyle toplanmıştır. Veri toplama sürecinde iş motivasyonu, iş güvencesi memnuniyeti ve başarılı okul liderliği algılarını ölçmeye yönelik ölçeklerden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler demografik bilgilerle birlikte istatistiksel analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, katılımcıların iş motivasyonu, iş güvencesi memnuniyeti ve liderlik algılarının genel olarak orta ile yüksek düzey arasında olduğunu göstermektedir. Yapılan analizler, iş güvencesi algısı düzeylerinin iş motivasyonu üzerinde anlamlı farklılıklar oluşturduğunu ortaya koymuştur. İş güvencesini yeterli veya stresli olarak algılayan katılımcıların motivasyon düzeylerinin, iş güvencesini az veya çok az olarak algılayan katılımcılara göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların iş arkadaşlarını ve yöneticilerini tanımlama biçimlerinin de başarılı okul liderliği algısı üzerinde anlamlı farklılıklar yarattığı tespit edilmiştir. Olumlu sosyal özelliklerle tanımlanan çalışanların liderlik algılarının daha yüksek olduğu, olumsuz nitelendirmelerin ise liderlik algısını düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular, örgüt içi sosyal ilişkilerin ve örgüt ikliminin liderlik algıları üzerinde önemli bir rol oynadığını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Online alışverişte çevre duyarlılığı ve çevreye duyarlı ürün tercihlerinin tüketici satın alma niyetine etkisi: Türkiye'de bir alan araştırması

    Züleyha Kork Salantur

    Günümüzde artan çevresel sorunlar, bireylerin tüketim davranışlarını etkileyen önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. Çevreye yönelik duyarlılığın artması, tüketicilerin satın alma süreçlerinde daha bilinçli ve sorumlu davranmalarını teşvik etmektedir. Bu bağlamda çevre duyarlılığı, tasarruf eğilimi ve ürünlerin yeniden kullanılabilirliğine yönelik tutum gibi faktörlerin tüketici davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, tüketicilerin çevre duyarlılığı düzeylerinin tasarruf ve yeniden kullanılabilirlik tutumları aracılığıyla ihtiyaç dışı satın alma davranışı üzerindeki etkisini incelemektir. Bu doğrultuda çevre duyarlılığı, tasarruf tutumu, yeniden kullanılabilirlik tutumu ve ihtiyaç dışı satın alma davranışı arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemini Türkiye genelinde online alışveriş deneyimine sahip 427 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verileri çevrim içi anket yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlikleri doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiş, değişkenler arasındaki ilişkiler ise yapısal eşitlik modeli aracılığıyla incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre çevre duyarlılığının tasarruf tutumu ve yeniden kullanılabilirlik tutumu üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca tasarruf ve yeniden kullanılabilirlik tutumlarının ihtiyaç dışı satın alma davranışı üzerinde negatif yönde etkili olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte çevre duyarlılığının ihtiyaç dışı satın alma davranışı üzerinde dolaylı etkilerinin bulunduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Karabaş otu (lavandula stoechas) ile hazırlanan kombucha çayının fizikokimyasal, antioksidan, antibakteriyal ve mikrobiyolojik özelliklerinin araştırılması

    Hümeyra Topal

    Küresel nüfus artışıyla birlikte, tüketicilerin fonksiyonel gıdalara olan ilgisi ve ürün çeşitliliği talebi giderek yükselmektedir. Terapötik özellikleriyle bilinen bitkiler, bu talebin karşılanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, gerçekleştirilen çalışmada, fermente içecek olan kombucha çayına Karabaş Otu (Lavandula stoechas) eklenerek fonksiyonel özellikleri geliştirilmiş örnekler oluşturulmuştur. Çalışmada, geleneksel siyah çay bazlı kombucha ile karabaş otu infüzyonu zenginleştirilmiş fizikokimyasal, biyoaktif, antioksidan ve mikrobiyal özellikleri 14 günlük depolamada karşılaştırılmış ve nutrasötik potansiyelini nasıl etkilediği değerlendirilmiştir. Örnekler, siyah çay (Örnek 1), siyah çay-karabaş otu karışımı (Örnek 3) ve karabaş otu (Örnek 5) infüzyonlarından hazırlanmış; fermantasyon sonrası 0, 7 ve 14. günlerde pH, titre edilebilir asitlik, Brix, CIE Lab* renk parametreleri, toplam fenolik içerik (TPC), toplam flavonoid içerik (TFC), toplam antioksidan kapasite (TAC), DPPH/ABTS radikal temizleme, Demir (Oyaizu,1988)/Bakır (CUPRAC) indirgeme kapasiteleriyle mikrobiyal popülasyonlar (TAMB, maya, AAB, LAB) analiz edilmiştir. Veriler ANOVA ile istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Karabaş otu katkısı, TPC ve TFC'yi anlamlı şekilde artırmış; saf karabaşotu varyantı en yüksek TPC (1344.71 ± 15.74 mg GAE/L) ve antioksidan kapasite değerlerini (DPPH % inhibisyon: 89.45; Demir (III) İndirgeme Gücü: 2333.75 μM TE/L) sergilemiştir. Depolamada pH düşüşü ve asitlik artışı gözlenirken, mikrobiyal popülasyonlar erken dönemde artmış ve stabil hale gelmiştir; AAB ve LAB, substrata duyarlılık göstermiştir. Renk ve Brix parametreleri, bitkisel katkı ile daha stabil seyretmiştir. Karabaş otu entegrasyonu, kombucha'nın fenolik profilini optimize ederek fonksiyonel içecek geliştirme açısından umut verici bir strateji sunmaktadır. Bulgular, yerel bitkilerin nutrasötik uygulamalarda kullanımını desteklemekte olup, gelecek çalışmalar bileşik-spesifik analiz ve in-vivo validasyonları içermelidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Geçmişin büyülü dünyasından geleceğin fantastik dünyasına billur köşk masallarının Propp metodu ile incelenmesi ve yapay zekâ ile uyarlama denemesi

    Mustafa Canavarcı

    Masallar; genellikle hayali ve fantastik ögelerle dolu; milletlerin yaşamını, kültürünü, dünya görüşünü en saf haliyle yansıtan metinlerdir. Masallar; içerisinde geliştiği toplumun kurallarını, gelenek ve göreneklerini barındırırlar ve zamanla onları geliştirerek gelecek nesillere aktarırlar. Billur Köşk masalları Anadolu-Türk masallarının ilk derlemesidir. Bu yönüyle kültürümüz için son derece önemli bir eserdir. Vladimir Propp masalların yapısını ortaya koymak üzere ayrıntılı bir yapısal analiz metodu geliştirmiştir. Bu yöntem ile masalların yapısı belirlenebilmektedir. Çağımızdaki teknolojik gelişmeler ile pek çok alanda yapay zekâlar kullanılmaktadır. Özellikle ana hatları belirgin, rasyonel sahalarda çeşitli analiz ve değerlendirmeler için yapay zekâ kullanımı insan zihninin önüne geçmektedir. Yapay zekâdaki bu gelişimin yazın sahasına etkisi merak konusudur. Çalışmada Propp metodu ile yapısı ortaya çıkartılacak Billur Köşk masalları bu yapılar doğrultusunda yapay zekâ ile tekrar üretilecektir. İkinci adımda, yapay zekâ ile üretilen yapay metinleri orijinal masallar ile karşılaştırarak yapay zekânın bu alandaki gelişimi, yetkinliği ve kullanılabilirliği tetkik edilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Gümüşhane'nin gastronomik ürünlerinin yaratıcı turizm kapsamında değerlendirilmesi

    Samime Özyurt

    Yaratıcı turizm, destinasyonların özgün değerlerini deneyim temelli faaliyetlerle görünür kılan ve kültürel miras unsurlarının sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan yeniden anlam kazanmasını sağlayan bir turizm yaklaşımıdır. Kültürel mirasın taşıyıcı bir parçası olan gastronomik ürünler, destinasyonların özgün kimliğini ortaya çıkaran ve yaratıcı turizm aracılığıyla bölgesel gelişimi destekleyen önemli değerler hâline gelmektedir. Bu çalışmada, Gümüşhane'nin gastronomik ürünlerini yaratıcı turizm kapsamında değerlendirmek, bu ürünlerin yaratıcı turizm faaliyetlerine nasıl entegre edilebileceğini ortaya koymak ve destinasyonun turizm çeşitliliğine katkı sağlayabilecek öneriler geliştirmek amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla paydaşlardan (n=32) veriler toplanmıştır. Gümüşhane'deki yerel yöneticiler, turizm işletmecileri, halk ve ziyaretçilerden oluşan katılımcı listesinin oluşturulmasında amaçlı, ölçüt ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler, kod, alt tema ve ana temalar hâline getirilmiştir. Bu kapsamda 5 ana tema ve 18 alt tema belirlenmiştir. Belirlenen bu ana temalar "Gastronomi Turizminde Mevcut Durum", "Yöresel Mutfak Kültürü", "Yaratıcı Gastronomi Turizmi Potansiyeli", "Yaratıcı Gastronomi Turizminde Engeller ve Öneriler" ve "Yaratıcı Turizmden Beklenen Fayda" şeklinde adlandırılmıştır. Araştırma sonuçları, Gümüşhane'nin pestil-köme, kuşburnu, siron, Araköy ekmeği, kuru fasulye ve diğer gastronomik ürünlerin yaratıcı gastronomi turizmi potansiyelinin olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, tanıtım, altyapı ve profesyonel sunum alanlarında geliştirmeye ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Paydaşların katılım istekliliği ve turistlerin deneyim temelli etkinliklere ilgisi, kente yeni fırsatlar sunmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, ürünlerin atölye, festival ve deneyim temelli etkinliklerle değerlendirilmesi, tanıtım ve markalaşmanın güçlendirilmesine yönelik öneriler sunmaktadır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2026
    İçsel pazarlamanın tükenmişlik üzerindeki etkisinde iş tatmini, içsel motivasyon ve psikolojik sağlamlığın aracılık rolü

    Gülşah Dinçer

    Bu çalışmada, özel öğretim kurumlarında çalışan personelin tükenmişlik düzeyleri ile kurum içinde deneyimlenen bazı örgütsel uygulamalar ve bireysel psikolojik süreçler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma kapsamında, içsel pazarlama uygulamalarının çalışanların iş tatmini, içsel motivasyon ve psikolojik sağlamlık düzeyleriyle nasıl bir ilişki içinde olduğu ele alınmış; söz konusu değişkenlerin içsel pazarlama ile tükenmişlik arasındaki bağlantıyı ne ölçüde açıkladığı değerlendirilmiştir. Çalışma, nedensel araştırma tasarımında kurgulanmış olup, eğitim hizmetleri bağlamında içsel pazarlama–tükenmişlik ilişkisini yalnızca doğrudan etkiler üzerinden değil, birden fazla psikolojik değişken aracılığıyla birlikte ele almayı hedeflemektedir. Araştırmanın evrenini Malatya ve Elazığ illerinde faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarında görev yapan çalışanlar oluşturmaktadır. Örneklem, kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılan 523 çalışandan oluşmaktadır. Veriler yüz yüze anket tekniğiyle toplanmış; içsel pazarlama, iş tatmini, içsel motivasyon, psikolojik sağlamlık ve tükenmişlik değişkenlerine ilişkin ölçümler için literatürde yaygın olarak kullanılan ölçeklerden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 ve AMOS paket programları kullanılarak analiz edilmiş ve değişkenler arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modellemesi aracılığıyla test edilmiştir. Analiz bulguları, içsel pazarlama uygulamalarının iş tatmini, içsel motivasyon ve psikolojik sağlamlık ile pozitif yönde ilişkili olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte içsel pazarlamanın tükenmişlik üzerinde doğrudan ve negatif yönde bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca iş tatmini, içsel motivasyon ve psikolojik sağlamlığın tükenmişlik düzeyiyle negatif yönlü ilişkiler sergilediği belirlenmiştir. Aracılık analizleri, bu değişkenlerin içsel pazarlama ile tükenmişlik arasındaki ilişkide tam aracı rol üstlendiğini göstermektedir. Bulgular, içsel pazarlama uygulamalarının çalışan tükenmişliği üzerinde hem doğrudan hem de dolaylı etkiler yoluyla belirleyici olabildiğini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Seçmeli spor dersleri alan üniversite öğrencilerinin spora bağlılıklarının sportif yaşam doyumlarına etkisinin incelenmesi: Karadeniz Teknik Üniversitesi örneği

    İbrahim İskender

    Bu araştırmanın amacı, Karadeniz Teknik Üniversitesi seçmeli ders havuzunda yer alan spor bilimleri alanındaki dersleri seçen üniversite öğrencilerinin spora bağlılıkları ile sportif yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, Guillén ve Martínez-Alvarado (2014) tarafından geliştirilen ve Kayhan vd. (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan Spora Bağlılık Ölçeği ile Diener vd. (1985) tarafından geliştirilen Yaşam Doyumu Ölçeği temel alınarak Mangan (2018) tarafından spor bağlamına uyarlanan ve Somoğlu ile Cihan (2022) tarafından Türkçeye uyarlanan Sportif Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS (26. Versiyon) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, ANOVA ve pearson kolerasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların spora bağlılık puanlarının cinsiyet, spor yapma durumu ve öğrenim görülen sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılık gösterdiği, ayrıca spor yaşı ile pozitif yönlü ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Sportif yaşam doyumuna ilişkin bulgularda ise cinsiyet, spor yapma durumu ve öğrenim görülen sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılık olduğu, yaş ve spor yaşı ile pozitif yönlü ilişkiler bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca spora bağlılık ölçeği alt boyutları ve toplam puanları ile sportif yaşam doyumu ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönlü ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, seçmeli spor derslerini alan üniversite öğrencilerinin spora bağlılıkları ile sportif yaşam doyumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Sporcu yaralanması antrenör tutum ölçeği: Bir ölçek geliştirme çalışması

    Tuğçe Akal

    Spor yaralanmaları, hem sporcuların performansını hem de antrenörlerin mesleki sorumluluklarını doğrudan etkileyen önemli bir sorundur. Yaralanma sürecinde antrenörlerin yaşadığı kaygı, endişe ve tutumların belirlenmesi, spor ortamındaki etkileşimlerin anlaşılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, antrenörlerin sporcu yaralanmalarına yönelik kaygı, endişe ve tutumlarını ölçebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Araştırmanın örneklemini; Gümüşhane, Trabzon ve Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde, Gümüşhane, Adıyaman ve Erciyes Üniversiteleri Spor Bilimleri Fakültelerinde ve özel sektörde görev yapan toplam 607 antrenör oluşturmuştur. Kapsamlı bir literatür taraması sonucunda oluşturulan madde havuzu, uzman görüşleri doğrultusunda kapsam geçerliliği açısından değerlendirilmiştir. Verilerin faktör analizine uygunluğu Kaiser-Meyer-Olkin katsayısı (KMO = 0.909) ve Bartlett Küresellik Testi (χ² = 1981.603, sd = 78, p < 0.001) ile doğrulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda faktör yükleri düşük ve madde-toplam korelasyonları zayıf olan altı madde ölçekten çıkarılmış; 13 maddeden oluşan ve toplam varyansın %66.6'sını açıklayan üç faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Faktörler sırasıyla "Antrenörün Performans ve Öz-Yeterlik Kaygısı", "Sporcu Yeterliliği ve Tekrar Yaralanma Algısı" ve "Yaralanma Önleyici ve Bütüncül Yaklaşım" olarak adlandırılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları, modelin iyi uyum değerlerine sahip olduğunu göstermiştir (χ²/sd = 2.091; RMSEA = 0.060; NFI = 0.937; NNFI = 0.953; CFI = 0.966; GFI = 0.943; AGFI = 0.909). Ölçeğin genel güvenirlik katsayısı Cronbach Alpha = 0.895 olarak bulunmuş, alt boyutlar için bu değerler sırasıyla 0.860, 0.835 ve 0.736'dır. Sonuçlar, Sporcu Yaralanması Antrenör Tutum Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu ve literatüre önemli katkılar sunduğunu ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Depreme yönelik psikolojik mesafe ölçeğinin geliştirilmesi: Koruma motivasyon teorisi ve planlı davranış teorisi ile bütünleştirilmesi

    Damla Nur Yüce

    Depremlerin belirsiz ve öngörülemez doğası göz önüne alındığında, bireylerin bunlara nasıl uyum sağladığını incelemek önemlidir; ancak, depremlere yönelik psikolojik yakınlık-uzaklık algısı ile bunun koruma motivasyonu ve davranışa dönüşümü arasındaki ilişki yeterince ele alınmamıştır. Literatürdeki bu boşluğu doldurmak için bu çalışma, koruma motivasyonu teorisi (KMT) ve planlı davranış teorisini (PDT) psikolojik mesafeye entegre ederek teorik bir araştırma modeli oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, depremlere yönelik psikolojik mesafe ölçeği (DPMÖ) geliştirmek ve bunu KMT ve PDT ile entegre ederek beklenen büyük İstanbul depremine uyumu etkileyen faktörleri incelemektir. Bu nicel çalışmada, anket tekniği uygulanmış ve İstanbul'da yaşayan 18 yaş ve üzeri bireyler dahil edilmiştir. Çalışmada, 4 faktörden (Zamansal mesafe, Sosyal mesafe, Coğrafi mesafe, Belirsizlik) oluşan 12 maddelik geçerli ve güvenilir bir DPMÖ geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,912'dir ve pilot uygulamaya 208, ana uygulamaya ise 1144 katılımcı dahil edilmiştir. Çalışmadaki değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır. YEM'e göre, psikolojik mesafe tehdit değerlendirmesi üzerinde anlamlı negatif bir etkiye (β=-0,634, p=0,000) sahipken, tehdit değerlendirmesi davranışa yönelik tutum üzerinde anlamlı pozitif bir etkiye (β=0,540, p=0,000) sahiptir. Gelecekteki araştırmalar, DPMÖ'nün KMT ve PDT ile entegre edilerek farklı coğrafi bağlamlarda ve çeşitli afet türlerinde uygulanmasını incelemeyi önermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    "karadut (morus nigra L.) ekstraktlarının antioksidan aktiviteleri ve serum paraoksonaz1 arilesteraz katalaz ve miyeloperoksidaz enzim aktiviteleri üzerine etkilerinin incelenmesi

    Abdoulaye Coulıbaly

    Paraoksonaz (PON) aynı zamanda arilesteraz (ARE) aktivitesine de sahip olan, lipoprotein metabolizmasında aterorpotektif role sahip klinik bir enzimdir. Katalaz (CAT) hidrojen peroksitin bertaraf edilmesinde rol oynarken, Miyeloperoksidaz (MPO) ise bakteriyel enfeksiyonlarda nötrofillerce salınan bakterisidial etkiye sahip bir enzimdir. Bu koruyucu etkisine rağmen prooksidan etkisi kardiyovasküler hastalıklarla ilişkilendirilmiştir. Çalışmamızda önemli bir tıbbi bitki olan karadut (Morus nigra L) meyvesinin yüksek polifenolik içeriği ve antioksidan özelliğine bağlı olarak bu enzimlerin in vitro şartlarda serum aktiviteleri üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Etik izinle biyokimya laboratuvarından hasta serum serum havuzu oluşturuldu. Karadut meyvesinin sulu ve etanolik ekstraktlarında toplam fenolik madde (TPC), toplam flavonoid madde (TFC) içerikleri ile FRAP, DPPH, ABTS, total oksidan durum (TOS) ve total antioksidan durum (TAS) aktiviteleri belirlendi. Ayrıca karadut ektraktlarının HPLC ile fenolik bileşik içeriği analiz edildi. Ekstrakların serumla beraber 25,50,75,100 ve 200 µg/mL'lik konsantrasyonları oluşturuldu ve bunların PON, ARE, CAT ve MPO enzim aktiviteleri üzerine etkileri spektrofotometrik ve kinetik belirlendi. Ektraktlar genel olarak PON, ARE, MPO ve TOS aktivitelerini kontrol serumuna göre anlamlı ölçüde azaltırken, TAS, ve CAT değerlerinde ise artış görüldü (p<0.05). Artış ve azalış miktarlarının özellikle 100 ve 200 µg/mL konsantrasyonlarda anlamlı olduğu görüldü HPLC analizinde toplam sulu çözeltide 5 adet, etanolik çözeltide 7 fenolik bileşik tespit edildi. Bunlar içinde Protokatekuik asit en yüksek konsantrasyona sahipti. Anahtar Kelimeler: Antioksidan, Arilesteraz, Karadut, Katalaz, Miyeloperoksidaz, Paraoksonaz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    2024 Avrupa Futbol Şampiyonasında atılan gollerin teknik ve taktik açıdan analizi

    Ahmet Aydın

    Bu araştırmanın amacı, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda atılan gollerin zamanlaması, hücum şekilleri ve vuruş biçimleri açısından betimsel maç analizi yaklaşımıyla incelenmesidir. Çalışma, modern futbolda öne çıkan hücum eğilimlerinin belirlenmesini ve bu eğilimlere karşı geliştirilebilecek savunma stratejilerine yönelik bilimsel verilerin ortaya konmasını amaçlamaktadır. Araştırmaya Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Etik Kurulu onayı alındıktan sonra başlanmıştır. Veriler, UEFA'nın EURO 2024 turnuvasına ait resmi internet sitesinden elde edilmiş; analiz sürecinde TFF Video Supervisor yazılımından yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre gollerin en fazla 16–30. ve 76–90. dakikalar arasında atıldığı görülmüştür. Gollerin büyük çoğunluğu organize set hücumlarından elde edilmiş, frikik önemli bir katkı sağlamış; hızlı ve direkt hücumların etkisi ise daha sınırlı kalmıştır. Vuruş biçimleri açısından değerlendirildiğinde, gollerin büyük kısmının ayakla atıldığı, kafa vuruşları ve penaltıların ise ikincil gol kaynakları olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, modern futbolda gol üretiminde planlı hücum organizasyonları ile ayak vuruşlarının belirleyici rol oynadığını ve gol zamanlamasının özellikle maçın orta ve son bölümlerinde yoğunlaştığını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Kelam geleneğinde gayb-zaman ilişkisi

    Sinem Demir

    Gaybın zaman ile olan ilişkisini ele aldığımızda, bilinmeyen geçmişte yaşanmış ve bilinmeyen gelecekte yaşanması beklenen olayların, zamanın akışı içerisinde anlam kazandığını görmekteyiz. Nitekim zaman, akışı içerisinde bilinmeyen çoğu bilgiyi açığa çıkarır veya açığa çıkarmayı bekler. İnsanın deneyimlediği sınırlı bir boyut olan ve sırasıyla yaşanan bu akış izafidir. Zamanın akışı içerisinde ortaya çıkan bilinmeyenler ise, insan için gaybdır. Gaybın, yalnızca Allah'ın bilgisi dahilinde olan "mutlak" yönü ve insanların bilgi sahibi olabileceği "izafi" yönü mevcuttur. Dolayısıyla kelam ilminin bilgi kaynakları olan akıl, duyular ve haber, gaybı anlama ve bilme noktasında bizlere yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda temel kaynağımız olan Kur'an-ı Kerim'de, zaman bakımından geçmiş, hâl ve geleceğe dair birçok gaybi bilgileri bizlere haber vermektedir. Bu çalışmada, islam kelamındaki gayb-zaman anlayışını ve bu ikisinin birbiriyle olan ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda gaybın zamansal sınıflandırılarak sistematik bir şekilde ele alınmasının, literatürdeki boşluğa katkı sunması ve konunun kapsamı içerisinde yer verilen bilgilerin, çeşitli tarihsel kaynaklar ve modern bilimsel verilerle ilişkilendirilerek anlatılmasının disiplinler arası bir katkı sunması hedeflenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Tamsayılı doğrusal programlama yöntemi ile işgücü planlaması: madenişletmesinde bir uygulama

    Jean Darly Korıla

    Madencilik işletmelerinde verimli ve karlı üretimin sağlanabilmesi için insan ve maddi kaynakların optimize edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle işgücü planlaması önemli bir stratejik konudur. Madencilik sektörü, hem işgücü hem de makine kullanımına dayalı, emek gerektiren bir iş koludur. Madencilik faaliyetleri; madenlerin çıkarılması, işlenmesi ve pazarlanması da dahil olmak üzere bir dizi karmaşık süreci kapsamaktadır. Sektör; yasal düzenlemeler, işletmelerin vizyon ve misyonları ile pazar payı gibi birçok etkene bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Her sektörde ve her ölçekteki projeler için geçerli olan genel ilkelere odaklanılarak bu çalışmada, madencilik sektöründe en yüksek verimin elde edilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, bir maden işletmesinde işgücü planlaması için tamsayılı doğrusal programlama (TDP) yönteminin uygulanmasını içermektedir. TDP, tanımlanan kısıtlar altında bir amaç fonksiyonunun maksimize veya minimize edilmesi yoluyla karmaşık problemlerin modellenmesine olanak sağlayan bir optimizasyon yöntemidir. Bu yöntem özellikle madencilik sektörü için uygun bir yöntemdir. Çalışmada, Gümüşhane ilinde bulunan bir madencilik işletmesinden alınan verilere dayanarak oluşturulan TDP modeli ile işgücü planlaması yapılması hedeflenmiştir. Bu planlama ile optimal işgücü kullanılarak en yüksek verimin elde edilmesi amaçlanmış, belirlenen optimal personel sayısı sayesinde işgücü maliyetleri azaltılmıştır. Elde edilen sonuçlar, TDP'nin uygulanmasının madencilik işletmelerinin operasyonel verimliliğini artırdığı gibi işgücü ve kaynak maliyetlerini de düşürdüğünü göstermektedir. Ayrıca bu yöntem ile çalışanların kişisel ve mesleki kısıtlamalarına uygun bir planlama yapılarak çalışan memnuniyetinin artmasına katkı sağlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Afet risk azaltımı bağlamında doğal afetler ve dış yardımlar ilişkisinin analizi

    Talha Güven

    Bu araştırma Birleşmiş Milletler Afet Risk Azaltma Ofisi (UN Office for Disaster Risk Reduction–UNDRR)'a gönüllü ilerleme raporu sunan 25 gelişmekte olan ülke için geçmiş dış yardımların doğal afetlerden etkilenen nüfus üzerindeki etkilerini incelemiştir. Bu çerçevede afet risk azaltımı mekanizmasını temsilen uyum sağlama kapasitesi eksikliğinin rolünü analiz etmiştir. Araştırmada 25 ülkenin 2000-2023 yılları kapsayan dönemi panel veri analizi tekniği kullanılarak tahmin edilmiştir. Eşbütünleşme analizi sonuçları doğal afetlerden etkilenen nüfus ile geçmiş dış yardımlar, kişi başına düşen gelir, uyum sağlama kapasitesi eksikliği, kentleşme hızı, işgücüne katılım ve doğrudan sabit sermaye yatırımlarının (FDI) uzun dönemde eşbütünleşik olduğunu göstermiştir. DOLS-MG, FMOLS, CCR ve DOLS tahmincisi sonuçları ise geçmiş dış yardımların, kişi başına düşen gelirin, kentleşme hızının ve FDI'nin doğal afetlerden etkilenen nüfus ile negatif ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.Uyum sağlama kapasitesi eksikliği ve işgücüne katılım oranlarının afetlerden etkilenen nüfus üzerindeki etkileri negatif bulunmuştur. Bulgular, geçmiş dış yardımların altyapı ve üstyapıyı güçlendirerek afet etkilerini azalttığını göstermektedir. Tahminler, ekonomik büyümenin yanı sıra sabit sermaye yatırımları ve kentleşmenin kalkınmayı desteklediğini, böylece afetlere dirençli altyapı oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle sürdürülebilir büyümeyi ve dış yatırımları teşvik eden politikalar ile çevre dostu kentleşme stratejileri, gelecekteki afetlerin etkilerini sınırlamak ve savunmasızlığı azaltmak açısından önemlidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    İslam düşünce geleneğinde yanılmazlık öğretileri

    Mehmet Büyük

    İslâm düşüncesinin temel inanç esaslarından biri olan yanılmazlık öğretileri, kökenleri itibarıyla peygamberlerin ismet sıfatı üzerinden şekillenmiş ve tarihsel süreçte farklı mezheplerin/disiplinlerin yaklaşımlarına göre çeşitli yorumlar kazanmıştır. Bu öğretiler, Kur'an ve hadis gibi temel kaynakların yanı sıra, Sünnî kelâm, Şiî İmâmiyye'de imamet doktrini ve tasavvuf geleneğinde velayet anlayışı etrafında geliştirilen kendine has metodolojilerle teolojik sistemlere dönüştürülmüştür. Bu yorum biçimi, sadece inanç esaslarını değil, aynı zamanda İslam toplumlarının siyasi ve sosyal dinamiklerini, otorite ve liderlik algılarını da derinden etkilemiştir. Bu araştırmanın amacı, yanılmazlık öğretilerinin kavramsal, teolojik ve tarihsel açıdan incelenmesiyle birlikte, altında yatan inançsal temellerin ve çok boyutlu etkilerinin araştırılmasıdır. Kelam ilmi bağlamında gerçekleştirilecek olan bu analiz, farklı mezheplerin/disiplinlerin (Sünni, Şiî, Tasavvuf) verilerinin de dikkate alınmasıyla daha kapsamlı ve objektif sonuçlar ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, yanılmazlık öğretilerinin günümüz mezhepsel dinamikleri üzerindeki etkileri ve mezhepler arası diyalog potansiyeli de ele alınacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Kızılcık çekirdeğinden (cornus mas.l.) üretilen aktif karbon ile biyobozunur AC/PVA nanofiber üretimi, karakterizasyonu ve sulardaki ağır metal kirliliğinin gideriminde kullanılabilirliğinin araştırılması

    Emel Baki Kahveci

    Dünya genelinde gıda ve tarım sektörlerinde üretim süreçleri sonucunda önemli miktarda yan ürün ve atık oluşmaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu atıklar çeşitli geri kazanım ve değerlendirme yöntemleriyle ekonomik değere dönüştürülürken, Türkiye'de bu uygulamalar endüstriyel ölçeğe ulaşamamıştır. Bu çalışmada, tarımsal faaliyetler sonucu atık bir yan ürün olarak ortaya çıkan kızılcık (Cornus mas L.) çekirdeğinden, 1:1 oranında ZnCl₂ kimyasal aktivasyonu uygulanarak aktif karbon (KAC) üretilmiştir. Elde edilen aktif karbon, çevre dostu ve biyobozunur polimer olan polivinil alkol (PVA) ile kompozit hâle getirilmiş ve elektro-eğirme yöntemiyle AC/PVA nanofiberler üretilmiştir. KAC, saf PVA nanofiber ve AC/PVA nanofiber adsorbanların karakterizasyonu için BET yüzey alanı, SEM–EDS, FT-IR, XRD ve DSC analizleri gerçekleştirilmiştir. KAC için BET özgül yüzey alanı 1025.7 m²/g olarak belirlenmiş ve bu değer biyokütle kökenli aktif karbonlar için literatürde raporlanan yüksek yüzey alanlarıyla uyum göstermiştir. Sonuçlar, metal iyonuna ve adsorban yapısına bağlı olarak adsorpsiyon kapasitelerinin önemli ölçüde değiştiğini göstermiştir. KAC adsorbanı üzerinde en yüksek Qmax değeri Pb(II) iyonu için 110.557 mg/g, Cu(II) için 84.231 mg/g ve Cr(VI) için 87.234 mg/g olarak belirlenmiştir. Cd (II) için en yüksek Qmax değeri ise AC/PVA nanofiber üzerinde 48.053 mg/g olarak bulunmuştur. Kinetik analiz verilerinin yalancı ikinci mertebe kinetik modele daha iyi uyduğunu, izoterm analizlerinde ise deneysel verilerin doğrusal olmayan Langmuir izoterm modeli ile daha yüksek uyum sağladığını göstermiştir. Bu bulgular, kızılcık çekirdeğinden elde edilen aktif karbon ve PVA ve AC/PVA nanofiberlerin ağır metal giderimi için etkili, sürdürülebilir ve çevre dostu adsorbanlar olduğunu ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    E-ÇED raporlarının coğrafi bilgi sistemleri ile analizi: Gümüşhane örneği

    Nurhayat Çubukçu

    Yatırım ve faaliyetlerin planlama ile uygulama süreçlerinde doğal unsurların korunması ve sürdürülebilirliğin sağlanması giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), yalnızca Türkiye'de değil dünya genelinde de stratejik bir araç haline gelmiştir. Doğal, ekolojik ve sosyo-ekonomik çevresel etkilerin büyük ölçüde mekânsal boyuta sahip olması nedeniyle Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), ÇED sürecinin proje alanı seçimi, etki tahmini, alternatif değerlendirme ve izleme dahil tüm aşamalarında etkin bir şekilde kullanılabilecek güçlü bir araç olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de ÇED sürecinin yasal ve kurumsal boyutu incelendikten sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmekte olan e-ÇED Portalı'nda bulunan Gümüşhane ilini kapsayan ÇED raporlarına ait verilerin CBS desteğiyle mekânsal bir veri tabanına aktarılarak analiz edilmesi amaçlanmaktadır. e-ÇED Portal verileri incelendiğinde Türkiye için 2013 yılından bugüne kadar olan yaklaşık 111 bin ÇED raporunun PDF formatında erişilebilir olduğu görülmektedir. Gümüşhane ili için bu sayı 594'tür. e-ÇED Portal'da ÇED raporları 14 sektör altında sınıflandırılmaktadır. Gümüşhane için en çok ÇED raporunun bulunduğu ilk iki sektör, toplamda 394 ÇED raporuyla maden ve toplamda 94 ÇED raporuyla enerji sektörüdür. Yapılan analizler sonucunda, tüm projeler için toplam proje alanının %12'sinin orman alanlarından tahsis edildiği ve il nüfusunun %58'inin bir maden alanına 1 km mesafede yaşadığı belirlenmiştir. CBS desteği sayesinde tüm ÇED raporu gerektiren projelerin Gümüşhane ili genelindeki mekânsal dağılımının gösterilmesi, mekânsal sorgulama ve analizler ile yeni projeler için yer belirlemede daha sağlıklı karar verme olanaklı hale gelmiştir. Mevcut e-ÇED Portal harita tabanlı bir yapıya dönüştürülerek gelecekte benzer uygulamalar tüm iller için gerçekleştirilebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    6 Şubat depremi sonrası sağlık ihtiyaçlarının metin madenciliği ile analizi: Sosyal medya verileri üzerine bir inceleme

    Mafaza Mohamed Bahıaldıen Nazar

    6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri büyük kayıplara neden olmuş ve sağlık ihtiyaçlarının hızlı ve doğru bir şekilde değerlendirilmesini gerektirmiştir. Bu çalışma, LDA, BERTopic ve dönüştürücü tabanlı duygu analizi (BERTurk) ile denetimli makine öğrenimini birleştiren bir hesaplama çerçevesi kullanarak, afet sonrası iki aylık dönemde 88.073 Türkçe tweeti sistematik olarak analiz ederek bu sorunu ele almaktadır. Çalışma, afet müdahalesine bilgi sağlamak amacıyla deprem sonrası sağlık ihtiyaçları söylemini belirlemeyi ve sınıflandırmayı amaçlamıştır. Konu modellemesi, sağlık ihtiyaçlarını başarıyla kategorize ederek uluslararası insani yardım standartlarıyla (WHO EMT ve SPHERE) güçlü bir uyum olduğunu ortaya koymuştur. Önemli bir bulgu, Hijyen'in (β= 0.3326) olağanüstü önemi olmuştur; bu da, hasar gören Su, Sanitasyon ve Hijyen (WASH) altyapısından kaynaklanan halk sağlığı riskini vurgulamaktadır. Ayrıca, zamansal analiz, ihtiyaçların öngörülebilir bir şekilde geliştiğini ve acil tıbbi hizmetlerden sürekli halk sağlığı ve barınma sorunlarına geçiş yapıldığını doğrulamıştır. Makine öğrenimi değerlendirmesi, Lojistik Regresyon ve Doğrusal SVM'yi sağlık içeriği sınıflandırması için üstün modeller olarak belirlendi ve sırasıyla %89.07 ve %88.92 doğruluk oranları elde edildi. Tıp ve malzemeler gibi geniş kategoriler 0.93 F1 puanı elde ederken, Anne ve Çocuk Sağlığı (F1=0.77) gibi özel ihtiyaçlar, çok sınıflı kategorizasyonda dilbilimsel çakışmanın zorluğunu vurguladı. Duygu analizi, sağlıkla ilgili söylemler ile sıkıntı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon olduğunu ortaya koydu. Sağlıkla ilgili tweetler, sağlıkla ilgili olmayan tweetlere göre %7.1 daha yüksek negatif duygu (79.7) sergiledi (p < 0.001). Bu araştırma, sosyal medya analizini geleneksel ihtiyaç değerlendirmesine etkili, neredeyse gerçek zamanlı bir tamamlayıcı olarak doğrulamakta ve uyarlanabilir afet yönetimi stratejileri için eyleme geçirilebilir içgörüler sunmaktadır.