Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(11)
- Gül, Abdulkadir(10)
- Baltacı, Cemalettin(9)
- Kaya, Selim(9)
- Kurnaz, Muammer(9)
- Ozturk, Samet(9)
- Çelik, Necati(9)
- Tuncer, Metin(8)
- Altuner, Elif Esra(7)
- Aydin, Aydanur(7)
- Barut, Abdulkadir(7)
- Cin, Aynur(7)
- Günen, Mehmet Akif(7)
- Ozdes, Duygu(7)
- Zaman, Tolga(7)
- Araz, Onur(6)
- Baltaci, Cemalettin(6)
- Bayrakdaroglu, Serdar(6)
- Bozbeyoglu, Pinar(6)
- Demirağ, Hatice(6)
- Karpuz, Ömer(6)
- Liu, Shuxiang(6)
- Merdan, Mehmet(6)
- Yilmaz, Coskun(6)
- Duran, Celal(5)
- Gulcin, Ilhami(5)
- Koçak, Tevfik(5)
- Pala, Fahrettin(5)
- Pilatin, Abdulmuttalip(5)
- Söyler, Mehmet(5)
- Topal, Fevzi(5)
- Tuncer, Gülsüm Zekiye(5)
- Türkkan, Tuğba(5)
- Uysal, Turan(5)
- Yapici, Ismail(5)
- Zengin, Gokhan(5)
- Çam, Alper Veli(5)
- Öztürk, Serkan(5)
- Şan, Murat(5)
- Şimşek, Ahmet Bahadır(5)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Effects of drying methods on physicochemical properties and bioactive compounds of wild fruits native to the Gümüşhane flora of NE Türkiye
Bulut, Volkan Numan; Baltaci, Cemalettin; Gundogdu, Ali; Barlak, Esra
Wild fruits are valuable natural sources of bioactive compounds with significant nutritional and functional properties. This study comparatively evaluated the effects of freeze-drying (FD), oven drying (OD), and open-air drying (AD) on the physicochemical properties, total phenolic content (TPC), vitamin C content, and antioxidant properties of five wild fruit species naturally growing in the Gümüşhane region of Türkiye: wild pear (Pyrus elaegrifolia Pall.), hawthorn (Crataegus orientalis), rosehip (Rosa canina L.), cornelian cherry (Cornus mas L.), and barberry (Berberis vulgaris). Drying method markedly affected both physicochemical characteristics and bioactive compounds. Oven drying produced the lowest water activity values (0.10–0.34), indicating enhanced microbiological stability, whereas freeze-dried samples generally showed superior preservation of phenolic compounds and antioxidant activity. The highest TPC was observed in air-dried cornelian cherry (935.59 mg GAE/kg), while freeze- dried rosehip exhibited the highest TPC among freeze-dried samples (907.63 mg GAE/kg). Vitamin C was highly sensitive to thermal processing, and most oven-dried samples showed values below the detection limit (<0.30 mg/kg). In contrast, freeze-dried rosehip retained the highest vitamin C content (1594 mg/kg). Freeze-dried cornelian cherry exhibited the highest DPPH radical scavenging activity (93.45%), whereas oven-dried rosehip showed the highest total antioxidant content (33.38 mg/g). The relatively high antioxidant values observed in some oven-dried samples may also be partially associated with the formation of Maillard reaction products exhibiting antioxidant properties under thermal processing conditions. Correlation and hierarchical cluster analyses revealed statistically significant (p < 0.05) fruit-specific differences in antioxidant behavior and clustering patterns, indicating that the responses to drying treatments were more strongly influenced by fruit matrix composition than by drying method alone. The findings demonstrate that the effects of drying treatments are strongly fruit matrix-dependent and that no single drying method is universally optimal for preserving all quality attributes of wild fruits.
- MakaleYalnız künye2026Tip 2 Diyabet Mellituslu Bireylerde Diyabet Farkındalığı ve Kabul Düzeyleri ile Sağlık Okuryazarlığı Arasındaki İlişki: Tanımlayıcı-Kesitsel Bir Çalışma
Demirağ, Hatice; Cosar, Dilan Aktepe; Aktepe, Yusuf
Amaç: Bu çalışma, Tip 2 diyabetli hastalarda diyabet farkındalığı ve kabul düzeyleri ile sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, 15 Temmuz 2025 ile 15 Kasım 2025 tarihleri arasında Türkiye'nin kuzeydoğusundaki hastane ve kliniklere başvuran ayakta tedavi gören hastalar arasında kesitsel bir çalışma olarak yürütülmüştür. Katılımcılar 18 yaş ve üzeri olup tip 2 diyabet hastasıydı; gebelik diyabeti olanlar veya anketi tamamlayamayanlar çalışmadan dışlanmıştır. Veriler, Hasta Bilgi Formu, Diyabet Farkındalığı ve Kabul Ölçeği (DAAS) ve E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (EHLS) kullanılarak yüz yüze görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testleri, ANOVA ve Pearson korelasyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların ortalama yaşı 56,2±14,9 yıl; %62,7'si kadındı. Ortalama DAAS ve EHLS puanları sırasıyla 81,6±18,7 ve 22,1±8,3 idi. Erkekler ve bekar bireylerin EHLS puanları daha yüksekti; daha yüksek eğitim düzeyi daha yüksek EHLS puanlarıyla ilişkiliydi. DAAS puanları hastalık süresiyle artarken, EHLS puanları yaş ve daha uzun hastalık süresiyle azaldı. Tüm DAAS alt ölçekleri ile EHLS arasında pozitif korelasyonlar gözlendi. Birçok katılımcı, çevrimiçi sağlık bilgisi edinmeye yönelik belirsizlik veya olumsuz tutumlar ifade etti. DAAS farkındalık alt ölçeği, DAAS kabul alt ölçeği ve DAAS toplam puanı ile EHLS toplam puanı arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon bulunmuştur (p<0.001). Sonuç: Çalışma, Tip 2 diabetes mellituslu bireylerde diyabet farkındalığı, kabulü ve e-sağlık okuryazarlığı arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon bulmuştur. Yaş, eğitim, medeni durum, hastalık süresi, genel sağlık algısı, aile öyküsü ve beslenme alışkanlıklarının bu değişkenler üzerinde etkili olabileceği bulunmuştur.
- MakaleAçık Erişim2026The Triple Relationship between Biofuel Production, Carbon Emissions and Economic Growth in Türkiye Using Time Series Analysis: A policy proposal based on algae in biofuel production
Akar, Bülent; Akar, Sonay
Purpose: Study aims to determine the causality relationship between production of biofuel, carbon emissions and economic growth between 2005 and 2022 in Türkiye. Findings: The findings show that there is a unidirectional causality relationship from biofuel production to carbon emissions in Turkey. Meanwhile, GDP was not found to be associated with any variable. Limitations: Access to regular and uninterrupted data on biofuel production in Turkey covers the period between 2005 and 2022. Therefore, this period was selected as the start and end years of the research, and the frequency range of the research was limited to 18 years. Originality/Value: Minimising the negative environmental impacts of production is becoming increasingly important. Because the decline in global reserves of fossil fuels and the greenhouse gas emissions indicate that is unsustainable of dependence on these energy sources. Consequently, it is coming to the agenda biofuels which are both renewable and carbon neutral among alternative energy sources. Biofuels based on plant oil, hydrogen, bioethanol or biodiesel can provide an improvement against fossil carbon emissions compared to fossil fuels such as petrol. Furthermore, the compatibility of biofuels with existing engine technology has increased interest in these resources both in scientific circles and in industrial investment areas. Study, the biofuels which are of economic and ecological importance considered to make a unique contribution to the field as a current study examining the interaction between carbon emissions and economic growth.
- MakaleAçık Erişim2026The Impact of Financial Sector Employees’ Emotional Intelligence Levels on Their Fear of Missing Out
Cıranoğlu, Mehmet; Cakir, Mehmet Ali
Purpose: The purpose of this study is to examine the relationship between the emotional intelligence levels of finance sector employees and their fear of missing out. Design/Methodology: Data were collected from 397 employees working in the finance sector in Turkey through an online survey using snowball sampling. The data were analyzed using structural equation modeling (SEM) with SPSS and AMOS. Findings: The analysis results indicated a significant and positive relationship between the emotional intelligence levels of finance sector employees and their fear of missing out (β = 0.72; z = 6.063; p < 0.01). This result suggests that as employees’ emotional intelligence levels increase, their levels of fear of missing out also increase. Limitations: Although many sectors have finance departments and, consequently, finance employees, the fact that the sample consisted solely of employees working in the finance sector (banking and auditing) can be considered a limitation of the study. Originality/Value: The financial sector, characterized by intense competition, rapid information flow, and high levels of stress, challenges employees’ psychological resilience as well as their professional capabilities. This study aims to contribute to the literature by addressing an important gap and providing guidance for practices that may support the psychological well-being of employees in the financial sector.
- MakaleAçık Erişim2026Z Kuşağının Değer ve Norm Edinimi: Dijital Kültür, Aile ve Eğitim Arasındaki Etkileşim
Solmaz, Fatih; Bektaş, Ahmet
Günümüz dünyası, insanlık tarihinin en hızlı ve kapsamlı dönüşümlerinden birine sahne olmaktadır. Dijitalleşmedeki, yapay zekâ uygulamalarındaki, iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler bireylerin yaşam biçimlerini, sosyokültürel değerleri, normları etkilemektedir. Bilgiye erişimin sınırsızlaştığı, iletişim araçlarının mekânsal engelleri ortadan kaldırdığı dijital kültür ortamında toplumsal ilişkiler hem çeşitlenmekte hem de yeni formlar kazan-maktadır. Bu dönüşümün en görünür etkileri ise Z kuşağının değer, norm ve davranışları edinme biçimlerinde ortaya çıkmaktadır. Dijital platformlar ve internet ortamda yetişen Z kuşağı, yalnızca teknolojinin kullanıcısı olmakla birlikte dijital kültürün üreticisi ve taşıyı-cısıdır. Dijital kültürün bireyler ve kuşaklar üzerindeki belirleyici etkisi, toplumsal değerlerin aktarım süreçlerini de açıkça değiştirmektedir. Çoklu etkileşimin aynı anda deneyimlendi-ği, bilginin hızla dolaşıma girdiği ve geleneksel toplum yapısının görece zayıfladığı dijital ortamlar, çocukların değerleri yalnızca aile ve okuldan değil, sosyal medya içerikleri, çev-rimiçi topluluklar, küresel kültürü yansıtan görseller ve dijital oyunlar aracılığıyla edinme-sine neden olmaktadır. Bu durum, bir taraftan değerlerin çeşitlenmesine katkı sağlarken diğer taraftan yerel ve kültürel unsurların görünürlüğünü azaltmakta, değerlerin sürekliliğini tehdit etmektedir. Bu da kuşaklar arasında algı farklılıklarını derinleştirmekte ve ortak değer, norm edinimini zayıflatmaktadır. Söz konusu süreçte aile kurumu merkezi bir rol üstlenmektedir. Aile, çocuğun duygusal ve ahlaki gelişimindeki birincil aşama olmakla birlikte birçok ebeveyn dijital teknolojilerin hızlı değişimine uyum sağlamakta güçlük çekmektedir. Dijital yeterlilikteki bu eşitsizlik, ebeveyn-çocuk iletişiminde kopukluklara, otorite boşluklarına ve değer aktarımında belirsizliklere kapı aralamaktadır. Buna karşın dijital okuryazarlığı yüksek aileler, çocukların dijital kültürle sağlıklı bir ilişki kurmasına imkân tanımaktadır. Sonuç olarak günümüzde değerlerin dijital içeriklerle desteklenmesi, Z kuşağı çocukların ilgi alanlarına uygun biçimde sunulması ve dijital pedagojik stratejiler-le bütünleştirilmesi önem taşımaktadır. Ayrıca ebeveyn ve eğitimcilerin dijital okuryazarlık becerilerinin güçlendirilmesi, çocukların dijital kültür içinde güvenli, değer merkezli bir sos-yalleşme süreci yaşamalarına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma, dijital kültür ile toplumsal değerler arasında bütünleştirici bir yaklaşım geliştirerek çocukların aile-toplum eksenindeki değer ve norm edinim süreçlerini desteklemeyi amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026NdBCO/YBCO/MgO ince film çekirdek kullanılarak TSMG yöntemiyle üretilen eklenmiş halka tipi YBCO külçe süperiletkeni
Çakır, Bakiye; Basoglu, Mehmet; Aydıner, Alev; Duman, Şeyda; Batur, Kübra Nur
Bu çalışmada NdBCO/YBCO/MgO (300 nm NdBCO/ 20 nm YBCO/ MgO) ince film çekirdeği ile üstten aşılama-eritme-büyütme [Top-Seeded-Melt-Growth (TSMG)] yöntemi uygulanılarak 32 mm çapında Y123 + %25 Y211 (YBCO) örnekleri ile Y123 + %25 Y211 + %20 Ag2O (YBCO-Ag2O) ekleme örneği üretildi. Üretilen üç adet YBCO örneği, YBCO-Ag2O ekleme örnekleri ile c-ekseni yönünde üst üste istiflenerek eklendi. Eklenmiş örnek su jeti kullanılarak süperiletken halka haline getirildi. Manyetik özelliklerini gözlemlemek için örneğin farklı bölgelerinden alınan kesitlerin manyetizasyon ölçümleri yapılarak kritik akım yoğunluğu değerleri hesaplandı. Yapısal özelliklerini gözlemlemek için X-ışını analizi ve polarize optik mikroskop görüntüleri alındı. Büyütme işlemi için kullanılan NdBCO/YBCO/MgO ince film çekirdekleriyle başarılı tek kristal örnekler üretildi. Elde edilen halka tipi örnekte, ek bölgelerden kesit alınan örneklerin, ana örneklere kıyasla daha kararlı bir manyetizasyon davranışı sergilediği görüldü.
- MakaleAçık Erişim2026İşe Yabancılaşmanın İşgören Performansı Üzerindeki Etkisinde Yapay Zekâya Yönelik Tutumun Düzenleyici Rolü: Akademisyenler Üzerine Bir Araştırma
Bekar, Fevziye
Bu çalışma, “yapay zekâya yönelik tutum, işe yabancılaşmanın işgören performansı üzerindeki etkisini nasıl şekillendirmektedir?” araştırma sorusuna yanıt aramaktadır. Alan yazında işe yabancılaşma ile işgören performansı arasındaki ilişki yaygın biçimde incelenmiş olmakla birlikte, bu ilişkinin dijitalleşen çalışma ortamlarında hangi koşullar altında değiştiğini inceleyen sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın temeli duygusal olaylar teorisine dayandırılmaktadır. Duygusal Olaylar Teorisi’ne göre iş ortamında yaşanan olaylar işgörenlerde duygusal tepkilere sebep olmaktadır. Bu tepkiler ise işgörenlerin tutum ve iş davranışlarını etkilemektedir. İş yerlerinin yapay zekâ odaklı bir dönüşüme sahip olması önemli bir olaydır. Bu kapsamda yapay zeka genel tutumun iş hayatına etkileri incelenmek istenmiştir. Alan yazındaki boşluktan ve güncel gelişmelerden hareketle bu araştırma, kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen akademisyenlerden (N = 288) elde edilen veriler doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. PROCESS Macro (Model 2) aracılığıyla test edilen araştırma modelinin sonucunda, işe yabancılaşmanın işgören performansı üzerindeki olumsuz etkisi pozitif yapay zekâ tutumu ile zayıfladığı bulgulanmıştır. Bu araştırma yapay zekânın tutumsal yönünü incelemekte ve iş hayatına yönelik önemli çıkarımlar sunmaktadır. Alan yazına kuramsal ve ampirik katkılar sağlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Algılanan Değer, Kurumsal İmaj ve Hizmet Kalitesi: Havayolu Sektöründe Ampirik Bir Çalışma
Okan, Serdar
Bu çalışmanın amacı, Türk Hava Yolları’nın hizmet kalitesinin nasıl algılandığını ve bu algı üzerinde kurumsal imajın aracılık etkisini incelemektir. Bu doğrultuda, çevrimiçi ve yüz yüze anketler aracılığıyla 593 veri seti toplanmıştır. Elde edilen veriler Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ile incelenmiş; ardından SmartPLS yazılımı ile Ölçüm Modeli Analizi (Measurement Model) ve Yapısal Eşitlik Modellemesi (PLS-SEM) yapılarak hipotezler test edilmiştir. Analizlerin ardından, mevcut literatürden türetilen hipotezler, güvenilir ve geçerli olduğu kabul edilen model tabanlı bir bootstrap yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular, Türk Hava Yolları’nın uçuş hizmetine ilişkin algılanan değerin, algılanan hizmet kalitesini doğrudan etkilemediğini; bunun yerine algılanan değerin kurumsal imajı etkilediğini ve kurumsal imajın da algılanan hizmet kalitesini etkilediğini göstermektedir. Ayrıca aracılık değişkenleri arasındaki ilişki incelendiğinde, kurumsal imajın, algılanan değerin algılanan hizmet kalitesi üzerindeki etkisini tam olarak aracılık ettiği belirlenmiştir. Bulgular, algılanan değerin hizmet kalitesi algısına doğrudan yansımadığını; bu süreçte kurumsal imajın kritik bir öncül olduğunu göstermektedir. Bu durum, sunulan hizmetin yolcu beklentileriyle tam olarak örtüşmediği şeklinde yorumlanabilir ve bilet fiyatlarının yüksekliği ya da sunulan hizmetin yetersizliği ile de ilişkilendirilebilir. Bu nedenle, Türk Hava Yolları’nın kabin ekibinin hizmet sunumunu kapsamlı bir şekilde yeniden değerlendirmesi ve gizli müşteri (mystery shopping) denetimleri yoluyla altta yatan nedenleri belirlemesi büyük önem taşımaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Value Creation and Market Perception in the Construction Sector: Adjusted EVA and MVA Analysis
Kalkan, Yusuf
Purpose – This study aims to assess the financial performance of firms listed in Borsa Istanbul’s Construction and Public Works sector through the calculation of adjusted Economic Value Added (EVA) and Market Value Added (MVA). In this context, the association between the value created by these companies and their market values is examined. Design/methodology/approach – In the study, adjusted EVA and MVA values for the 2022–2024 period were calculated using the financial data of the relevant firms, and the relationships between these indicators and Market Value (MV) were tested through statistical analyses. Results – The results indicate that negative EVA values prevail across the sector, suggesting that most firms have been unable to cover their cost of capital. While a strong relationship was observed between MVA and Market Value (MV) in the first year, a negative and statistically significant relationship was found between EVA and MV for all years. However, no significant relationship was identified between EVA and MVA. Discussion – The findings reveal that investor behavior does not always align with companies’ internal performance indicators. This indicates that relying solely on a single metric in the evaluation of financial performance may be insufficient. On the other hand, the findings of the study show both similarities and differences compared to previous research. These differences may stem from sectoral and regional dynamics as well as variability in investor perceptions. Thus, this study reveals that financial performance indicators can carry different meanings depending on the sectoral context, and that contextual factors should be taken into account when interpreting these indicators.
- MakaleYalnız künye2026Typical Responses to Atypical Circumstances: Representation of Mental Disorders in All The Things We Never Said
Demir, Nalan
Early childhood experiences play a critical role in shaping mental health outcomes, often contributing to psychological disorders that persist into adulthood. Early diagnosis, therefore, can significantly improve treatment efficacy. To support this, mental health literacy is essential, enabling individuals to recognize symptoms in themselves and others. Young adult fiction that explores mental health issues serves as a powerful medium for raising awareness. It resonates with adolescents who face similar challenges by fostering solidarity, while also educating readers without such experiences. This study analyses the British young adult novel All The Things We Never Said (Rahman, 2019) through descriptive content analysis, using DSM-5 criteria and current psychopathology literature to code and interpret representations of mental disorders. Among the three narrators—Mahreen, Cara, and Olivia—Mahreen grapples with depression and anxiety, while Cara and Olivia exhibit symptoms of post-traumatic stress disorder. By comparing these portrayals with clinical literature, the novel is shown to offer a realistic depiction of these conditions. Such representations have the potential to promote empathy, strengthen a sense of community among those affected, and enhance mental health literacy among readers.
- MakaleAçık Erişim2026Avoidance of Volunteering in Disasters Scale: A Scale Development and Validity Study (Methodological Study)
Öztürk, Serkan; Demirbilek, Ömer
Objective: Volunteers are a critical resource in disaster preparedness and response. This study aims to develop a valid and re liable measurement tool that can assess the reasons behind university students’ reluctance to volunteer in disaster situation. Material and Methods: The study was conducted using an exploratory sequential mixed method design. As a result of the thematic analysis of the semi structured interviews, seven themes were identified, and 81 items were formed. The items whose content validity was evaluated with the Law she technique were reduced to 64 and tested in a pilot study and nec essary adjustments were made. The final scale was applied to a sample group of 731 people who met certain criteria. The data were analyzed using SPSS 25.0 and AMOS 24.0 programs. Results: The scale was found suitable for factor analysis according to Kaiser-Meyer-Olkin (>0.60) and Bartlett’s test (p<0.05) results. As a result of exploratory factor analysis, 32 items with low factor loadings (<0.33) and over lapping content were eliminated; confirmatory factor analysis con firmed the structure of the scale consisting of 6 factors and 31 items. The fit indices (χ²/df=3.069, Comparative Fit Index=0.933, Goodness of Fit Index=0.893, Incremental Fit Index=0.933, Tucker-Lewis Index=0.925, root mean square error of approximation=0.053) were found to be acceptable. The Cronbach alpha value of the scale was 0.92 in total and ranged between 0.75 and 0.93 for the sub-dimensions. Conclusion: The developed scale stands out as a valid and reliable tool for assessing university students’ reluctance towards disaster vol unteering.
- MakaleAçık Erişim2026A Comparative Genre Analysis of Turkish Consumer Reviews in Digital Contexts
Demir, Süleyman
This study presents a genre-based comparative analysis of 100 Turkish product reviews collected from Trendyol and 100 book reviews from Kitapyurdu, aiming to uncover the structural, linguistic, and pragmatic features shaping user-generated digital discourse. Drawing on frameworks of move structure analysis and linguistic evaluation, the research investigates how differing communicative purposes, expectations, and platform affordances influence the way users articulate evaluations, express emotions, and offer recommendations. The findings demonstrate that product reviews generally adhere to a concise and function-oriented structure, often comprising an initial evaluation, followed by a reasoning phase that justifies the user’s stance based on personal experience, and concluding with explicit recommendations or appreciation directed toward sellers or future buyers. These reviews are typically characterized by informal and conversational language, spelling and punctuation irregularities, extensive use of intensifiers, as well as extralinguistic aspects such as emojis that visually reinforce affective meanings. Notably, product reviews frequently mention ideas about packaging quality, delivery speed, or the suitability of the product for a specific family member, enhancing their persuasive impact. In contrast, book reviews display an elaborate rhetorical organization. They often begin with detailed descriptions or definitions of the work, reference the author’s broader literary contributions, and provide interpretative evaluations enriched by thematic summaries or selective quotations. The syntactic complexity, careful punctuation, and lexically diverse style of these reviews signal a deeper cognitive and affective engagement with the content. By illustrating how genre conventions and platform contexts jointly shape linguistic and discursive choices, this study underscores the value of genre awareness in fostering critical digital literacy. It also points to pedagogical applications in language teaching and suggests avenues for future research on digital genres across diverse sociocultural settings, media platforms, and interactional modalities.
- MakaleYalnız künye2026Determination of Human Resoruces Policies Based on Regional Labour Dynamics by Cluster Analysis
Sımsek, Tugçe
Regional labour force differences create strategic and operational challenges for national service sector firms, particularly in securing comparable employee competencies and maintaining consistent service quality across regions. This study analyses regional labour force dynamics in Türkiye and examines how human resource policies can be aligned with regional labour market profiles. Using 2023 provincial data from the Turkish Statistical Institute (TurkStat), six labour market indicators for 81 provinces were analysed through K-means clustering. The results classify provinces into three clusters: metropolitan cities, characterised by higher education levels, stronger knowledge-intensive service capacity and a larger working-age population; medium-sized cities, with relatively balanced labour market structures but more limited knowledge-intensive service development; and disadvantaged regions, marked by lower labour force participation, higher unemployment and weaker human capital conditions. Cluster differences were further examined using descriptive statistics, one-way ANOVA and Tukey HSD post hoc tests. Based on these findings, the study proposes cluster-specific HR policy priorities for service sector firms, including talent attraction and retention strategies for metropolitan cities, skill development and retention-oriented practices for medium-sized cities, and training and capacity-building policies for disadvantaged regions. By linking provincial labour market profiles to cluster-specific HR priorities, the study contributes to strategic human resource management research and regional labour market studies, while offering practical guidance for policymakers and service sector managers.
- MakaleAçık Erişim2026Olgu Temelli Yapay Zekâ Eğitim Uygulamasına Yönelik Hemşirelik Son Sınıf Öğrencilerinin Görüşleri: Tanımlayıcı Nitel Çalışma
Tuncer, Metin; Tuncer, Gülsüm Zekiye; Yalcinkaya, Turgay
Amaç: Olgu temelli yapay zekâ uygulamalarının hemşirelik eğitimine etkili ve güvenli bir şekilde entegrasyonu, hemşirelik öğren cilerinin çağdaş eğitim ihtiyaçlarını karşılamak açısından önemli bir gerekliliktir. Bu nedenle araştırmanın amacı, hemşirelik son sınıf öğ rencilerinin yapay zekâ destekli olgu temelli eğitim uygulamasına iliş kin deneyimlerini ve görüşlerini derinlemesine incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı nitel araştırma deseninde yürütülen bu ça lışma, bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 15 gönüllü son sınıf hemşirelik öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. ChatGPT-4o tabanlı olgu temelli bir eğitim uygulaması yapan gönüllü katılımcılar ile yarı yapı landırılmış görüşmeler yoluyla veriler yüz yüze bireysel yöntemle top lanmıştır. Görüşmeler, içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: Analiz sonucunda, (1) Öğrenme sürecine katkısı, (2) Kulla nım kolaylığı ve erişilebilirlik, (3) Geleneksel eğitimle kıyaslama ve (4) Güvenilirlik ve sınırlılıklar olarak 4 ana tema ortaya çıkmıştır. Ka tılımcılar, ChatGPT’nin klinik akıl yürütme becerilerini desteklediğini, bilgiye hızlı erişim sağladığını ve yargılamayan bir öğrenme ortamı sunduğunu ifade etmiştir. Ancak bilgi tutarsızlıkları, kaynak belirtme mesi ve komutlara duyarlılık gibi sınırlılıklar da vurgulanmıştır. Sonuç: Çalışma, ChatGPT destekli olgu temelli eğitimin hemşirelik öğrenci lerinin öğrenme sürecine katkı sunduğunu ve geleneksel eğitimi ta mamlayıcı bir potansiyel taşıdığını göstermektedir. Bu tür uygulamaların hemşirelik eğitimine etkili biçimde entegre edilebilmesi için öğretim elemanı rehberliğinde yapılandırılmış senaryolarla yürü tülmesi, öğrencilerin komut oluşturma ve eleştirel düşünme becerileri nin desteklenmesi önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Nöroanatomi Eğitimini Geliştirmek İçin Difüzyon MRI Analizi ile Birlikte Traktografi Yazılımının Kullanılması: Bir Nöroanatomi Eğitim Çalışması
Palancı, Özgür; Aygün, Tayfun; Keskin, Arif; Salbacak, Ahmet; Kazancı, Necip Furkan
Amaç: Bu çalışma, geleneksel nöroanatomi eğitimine ek olarak DSI Studio yazılımı kullanılarak yapılan segmentasyon ve traktografi eğitiminin tıp öğrencilerinin akademik başarısı üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, gönüllü ikinci sınıf tıp öğrencileriyle yapılmıştır. Traktografi eğitimine katılan öğrenciler çalışma grubunu (n=32), katılmayanlar ise kontrol grubunu (n=40) oluşturmuştur. Her iki gruba da eğitim öncesi ve sonrası 23 maddelik çoktan seçmeli bir bilgi testi uygulanmıştır. Eğitim içeriği nöronal yapılar, DTI/DSI'nin temel prensipleri, Brodmann alanları, beyaz madde organizasyonunun görselleştirilmesi ve üç boyutlu traktografi uygulamalarını içermiştir. Veriler SPSS 27.0 kullanılarak analiz edilmiş ve istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Her iki grupta da son test puanları ön test puanlarından anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,001). Bununla birlikte, çalışma grubu kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede daha yüksek son test puanları elde etmiştir (p=0,044). Çalışma grubunda ön test sonrası fark (öğrenme kazanımı) da daha büyüktü (p=0,013). Gruplar arasındaki öğrenme kazanımı için etki büyüklüğü orta düzeydeydi. Sonuç: DSI Studio ile gerçekleştirilen segmentasyon ve traktografi uygulamaları, nöroanatomik yapıların üç boyutlu incelenmesini ve değerlendirmesini sağlayarak nöroanatomi eğitiminde akademik performansı artırır. Bu tür yazılımların tıp eğitimine entegrasyonu, özellikle karmaşık anatomik yapıları içeren konularda öğrenme sürecini kolaylaştırabilir.
- MakaleAçık Erişim2026Çevresel Faktörler ile Finansal Performans İlişkisi: BIST Sürdürülebilirlik Endeksi Üzerine Bir Araştırma
Akdeniz, Fatih
Günümüzde doğal kaynakların hızla tükenmesi, iklim değişikliği ve çevresel bozulma gibi küresel sorunlar, sürdürülebilirlik odaklı çalışmaların önemini her zamankinden daha fazla artırmaktadır. İşletmeler için sürdürülebilirlik stratejilerinin en temel unsurlarından biri çevresel sorumluluk ve bu doğrultuda gerçekleştirilen çevresel yatırımlardır. Bu çerçevede, pek çok şirket çevreye duyarlı projelere ve yatırımlara daha fazla kaynak ayırmaktadır. Ancak, çevresel yatırımların şirketlerin finansal performansı üzerindeki etkisi hâlen tartışmalı bir konudur. Bu araştırmanın amacı, 2020-2024 döneminde BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan 18 sanayi ve üretim şirketinin çevresel harcamaları ve kaynak kullanımları ile finansal performansları arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Çalışmada, finansal performans göstergeleri olarak aktif kârlılık, özsermaye kârlılığı ve fiyat/kazanç oranı bağımlı değişken olarak kullanılırken; çevresel harcamalar, enerji tüketimi, tehlikeli atık miktarı, su tüketimi ve sera gazı emisyonu ise bağımsız değişkenler olarak ele alınmıştır. Analiz bulguları, çevresel harcamalar, enerji tüketimi ve sera gazı emisyonlarının aktif kârlılık üzerinde negatif bir etkisi olduğunu göstermektedir. Öte yandan, tehlikeli atık miktarı ile aktif kârlılık arasında pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Özsermaye kârlılığı açısından yalnızca tehlikeli atık miktarıyla pozitif yönlü bir ilişki saptanmış, diğer çevresel değişkenlerle anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Fiyat/kazanç oranında ise tehlikeli atık miktarı dışında çevresel değişkenlerle anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. AR-GE yatırımları finansal performans üzerinde pozitif, finansal kaldıraç oranı ve şirket büyüklüğü ise genellikle negatif etki göstermiştir. Çalışma genelinde çevresel harcamaların finansal performans üzerindeki etkisinin sınırlı olduğu ve piyasa değerleme ölçütleriyle çevresel göstergeler arasındaki ilişkinin zayıf kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026Dijital Yas Kültürü: Yeni Medyada Ölümün Dramaturjisi ve Estetize Edilmesi Üzerine Yapıbozumcu Bir Analiz
Köse, Hüseyin; Piyadeoglu, Cigdem
Yeni medya mecralarında ölüm olgusunun nasıl temsil edildiği ve bu temsil biçimlerinin verili ölüm algısını dönüştürerek farklı bağlamlarda onu nasıl yeniden ürettiği ve bu durumun yas ritüelleriyle ilişkisi kültürel çalışmalar alanı açısından önemli bir konudur. Yeni medya çağında ölüm olgusu, dijital içerik üretme teknolojileri aracılığıyla verili bağlamından koparılarak estetize edilebilen, yeniden kurgulanabilen, görselleştirilerek kamusal alanda teşhire açık hale getirilebilen bir niteliğe dönüşmektedir. Bu durum, ölüm olgusunun otantik/geleneksel anlamında da çok ciddi değişimler yaratmaktadır. Bu çalışmayla amaçlanan, yeni medya olanaklarının yaygınlaştırdığı görsel sunum teknikleriyle üretilen yas ritüellerinin ölüm olgusuna yönelik geleneksel algıyı nasıl değiştiğini incelemektir. Çalışma, ağırlıklı olarak nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yapılandırılmış olmakla birlikte, içeriklerin hem sayısal özelliklerini hem de bağlamsal anlamlarını analiz etmede tematik veri analizi ve yapıbozumcu yöntem bir arada kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, sosyal medya gönderilerinin görsel, metinsel ve anlamsal bileşenleri incelenmiş olup, amaçlı örneklem yöntemiyle toplam 150 gönderi seçilerek analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, dijital yas temsillerinin çok katmanlı ve çeşitli biçimlerde yapılandığı görülmüştür. Görsel ve metin türleri bakımından portre ve tipografi ile tipografik alıntılar öne çıkarken, metinlerde en sık karşılaşılan gösterge, slogan ve tarih ölçütleri olmuştur. Duygusal ton bağlamında "inançsal teslimiyet" temalı gönderilerin ortalama beğeni sayısının yüksekliği dikkat çekerken, "kutsal" ve "mistik" unsurların da beğeni üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Ana temalarda en yüksek oran kamusal yas performansına ait olup, bu temanın daha ziyade portre ile objektif/günlük görseller aracılığıyla belirginleştiği gözlenmiştir. Yapıbozumcu çözümlemeler ise ölümün simgesel, estetik ve dijital düzlemde yeniden anlamlandırıldığına işaret etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin Dış Politika Anlayışının Savunmacı Realizm Yaklaşımı Özelinde İncelenmesi
Çelik, Recep; Şahin, Ümit
Uluslararası ilişkiler disiplini içerisindeki teorik yaklaşımlar arasında realizm son derece önemli bir yere sahip olmakla birlikte bu disiplinin teorik gelişiminin şartlarının da belirleyicisidir. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası ilişkiler açısından tartışmaların yönünü tayin eden realizm alanın tüm araştırmacı ve teorisyenleri için de bir temel yapı taşı olmuştur. Her ne kadar kalıplaşmış yaklaşımlar temelinde gelişiyor olsa da realizm içerisinde farklı bir görüş olarak nitelendirilebilecek olan, ancak azımsanmayacak sayıda savunucusu da bulunan savunmacı realizm, realizmin bilindik çatışmacı doğası içerisinde farklı bir yere sahiptir. Uluslararası ilişkilerin çatışma odaklı doğasını kabul eden, ancak bunun dışında, savunma odaklı bir realizmin de mümkün olduğuna inanan savunmacı realistler açısından tarihten çeşitli örnekler bulabilmek de mümkündür. Bunlardan biri olarak Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki konumu ve diplomatik anlayışı konuya dair yerinde bir örnek olacaktır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nın farklı evrelerinde benimsediği dış politika anlayışının ve pratiğinin yönünü savunmacı realizm yaklaşımı ekseninde tespit etmektir. Araştırmada görüşlerine yer verilen araştırmacı ve teorisyenler ile birlikte Türkiye’nin dış politika anlayışına dair araştırmacıların çıktıları incelendiğinde ise ülkenin savunmacı realist bir yaklaşımının bulunduğu dikkati çekmektedir.
- MakaleAçık Erişim202618. Yüzyılda Bir Kaptanıderyanın Servet Profili: Fındıklılı Süleyman Paşa’nın Muhallefatı
Türkal, Merve Karaçay
Bu çalışma, 1741 yılında kaptanıderyalık görevinde iken vefat eden Fındıklılı Süleyman Paşa'nın hayatı ve muhallefat kayıtları üzerinden 18. yüzyıl Osmanlı üst düzey askerî ve idari yöneticilerinin servet yapısını ve müsadere uygulamasının hukuki işleyişini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, muhallefat kayıtları nitel ve karşılaştırmalı analiz yöntemleriyle değerlendirilmiş, elde edilen veriler dönemin kronik ve biyografik kaynaklarıyla karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Çalışmanın temel kaynaklarını Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi'nde muhafaza edilen Süleyman Paşa'ya ait muhallefat defterleri (D.BŞM.MHF.d, 12527 ve 12522) ile müsadere sürecine ilişkin belgeler (AE.SMHD.I. 6/5443 ve 8/543) oluşturmaktadır. Bulgular, Süleyman Paşa'nın servetinin merkez ve taşrada farklı biçimlerde tezahür ettiğini göstermektedir. İstanbul Tersane Yalısı'na ait kayıtlar merkezdeki askerî ve idari nüfuzun maddi yansımalarını ortaya koyarken Sakız'daki kayıtlar müşterek mülkiyet ilişkileri üzerinden servetin mali boyutunu görünür kılmaktadır. Ayrıca müsadere sürecinin, hane içi mülkiyeti ayrıntılı biçimde tasnif eden, üçüncü şahısların haklarını gözeten ve nihai kararı merkezî otoriteye bırakan çok aşamalı bir hukuki tasfiye mekanizması olarak işlediği tespit edilmiştir. Çalışma, kaptanıderya muhallefatına ilişkin 17 ve 19. yüzyıllara odaklanan araştırmalardan farklı olarak 18. yüzyıl ortalarına ait özgün bir örnek sunmakta ve bir kaptanıderyanın maddi dünyası ve müsadere sürecinin işleyişine ışık tutmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Şehla Ahmed Paşa'nın Muhallefatı (öl. 1753)
Gökçek, Mehmet Fatih
Şehla Ahmed Paşa, 18. yüzyılda Osmanlı merkez ve taşra teşkilatının farklı birimlerinde önemli görevler üstlenerek sadaret makamına kadar yükselmiş olan bir devlet adamıdır. Sadrazamlıktan azlinin ardından eyaletlerde valilik görevlerinde bulunmaya devam etmiştir. Vefatını müteakiben muhallefatı Osmanlı Devleti'nde yaygın bir uygulama alanına sahip olan müsadere sürecine tabi tutulmuştur. Bu çalışma Şehla Ahmed Paşa örneğinde 18. yüzyıl Osmanlı üst düzey bürokratlarının maddi kültür ögelerini ve servet birikimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada Devlet Arşivlerinde yer alan, Paşa'ya ait muhallefat defterleri, müsadere sürecini yansıtan resmî yazışmalar, dönemin kronikleri ve biyografik eserleri ile mevcut literatür mukayeseli biçimde kullanılmıştır. Çalışmada yöntem olarak öncelikle belge ve veriler sistematik biçimde tasnif edilip çözümlenmiş, akabinde ulaşılan bulgular karşılaştırmalı okumalarla yorumlanmıştır. Maddi kültüre ilişkin veriler nitelik ve nicelik açılarından incelenmiş; eşya türleri, miktarları, ekonomik değerleri ve dağılımı analiz edilmiştir. Paşa'nın muhallefatı, servet düzeyini ve toplumsal statüsünü yansıtan çok sayıda mal ve eşyayı içermektedir. Bunların bir kısmı temel ihtiyaç ürünleri olmakla birlikte bir kısmı ise lüks tüketim sayılabilecek eşyalardan müteşekkildir. Özellikle giysileri, kumaşları, ev ve mutfak eşyaları dikkat çekmektedir. Ayrıca Şehla Ahmed Paşa'nın entelektüel kimliğini, ilgi alanlarını yansıtan zengin bir kitap koleksiyonuna sahip olduğu anlaşılmaktadır. Kitapları ve kıymetli eşyaları Enderun Hazinesine nakledilirken bunların haricindekiler mahallinde açık artırma yoluyla satılmış ve elde edilen gelir hazineye aktarılmıştır. Bu çalışma 18. yüzyılda üst düzey görevlerde bulunan bir Osmanlı devlet adamının ekonomik gücü ve serveti hakkında somut ve karşılaştırılabilir bilgiler sunmaktadır.

















