Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(34)
- Tuncer, Metin(11)
- Merdan, Mehmet(10)
- Emirza, Elif Güzide(9)
- Yilmaz, Coskun(9)
- Baltaci, Cemalettin(8)
- Baltacı, Cemalettin(8)
- Tuncer, Gülsüm Zekiye(8)
- Türkkan, Tuğba(8)
- Dinç, Artum(7)
- Araz, Onur(6)
- Bekar, Fevziye(6)
- Cakir, Mehmet Ali(6)
- Ceylan, Levent(6)
- Duran, Celal(6)
- Koçak, Tevfik(6)
- Ozdes, Duygu(6)
- Soydaş, Şafak Sönmez(6)
- Akmeşe, Osman(5)
- Akyol, Hikmet(5)
- Bayrak, Nurten Gülsüm(5)
- Bayrakdaroglu, Serdar(5)
- Bülbül, Kenan(5)
- Ceylan, Halil Ibrahim(5)
- Gücer, Mehmet Ali(5)
- Karimullah, Suud Sarim(5)
- Kavuran, Korhan(5)
- Kaygusuz, Abdullah(5)
- Kulakaç, Nurşen(5)
- Kurnaz, Muammer(5)
- Saydam Eker, Çiğdem(5)
- Turk, Veysel(5)
- Öztürk, Serkan(5)
- (Alieva), Vildane Özkan(4)
- Abada, A.(4)
- Abbrescia, M.(4)
- Abdolmaleki, H.(4)
- Abidi, S. H.(4)
- Abramov, A.(4)
- Adam, C.(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Örgütsel kronizmin, lider etkililiği ve çalışan bağlılığına etkisinde istismarcı yönetimin aracı rolü
Esin Yazıcı
Örgüte dair geçmişten günümüze kadar yapılan tüm araştırmalar ideal örgütlerin şeffaflık,eşitlik,dürüstlük ve adalet gibi kavramların ortak paydasında şekillenmeleri konusunda mutabık kalmış olsalar da gerek kamu sektöründe gerekse özel sektörlerdeki uygulamalar teoride bilinen-kabul edilen bu kavramları çoğunlukla pratiğe dökmekten bir hayli uzak tutum ve davranışlar sergilemektedir. Bu tutum ve davranışlar örgüte mensup bireyler tarafından kayırmacı uygulamalar olarak adlandırılmakta ve bu işin sürekliliği, kim tarafından ne şekilde yapılacağı,işin yapılması sonrasındaki örgüt içi pozisyon değişiklikleri gibi konularda belirsizliğe ve bazen örgüte mensup bireyler arasında çatışmalara neden olmaktadır.Örgüte mensup bireyler arasında kayırmacılık ve belirsizliklik yaratan tutum ve davranışların süreklilik arz etmesi uzun vadede örgütün imajında ve örgüt ikliminde yıkıcı etkiler yaratacağı yadsınamaz bir gerçektir.Yaptığımız bu çalışmada kayırmacı uygulamalar üzerine yapılan araştırmaların daha çok örgütsel adaleti,performansı ve iş tatminini azalttığı,işten ayrılma niyeti ve iş yeri sessizliğini arttırdığı hususları üzerinde durulduğu görülmektedir.Kayırmacı uygulamaların ve istismarcı yönetimin örgütte her zaman aynı şiddette ve aynı kişilere yapılmadığı,liderin örgüt içerisinde etkinliğini arttırmak için değişen durum ve koşullara,bireylerin tutum ve davranışlarına göre bu uygulamalara yön verdiği ve bu durumun çalışan bağlılığını etkilediği düşüncesinden hareketle literatüre katkı sağlayacağı düşünülerek anketimiz 10 gün boyunca (2 hafta) farklı sektörlerde çalışan 106 kamu personeline mesai bitiminde uygulanmış ve lider etkinliği,istismarcı yönetim ve kronizm kavramları günlük olarak gözlemlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Türkiye ve dünya'da ki enerji santralleri ve risk değerlendirmeleri
Büşra Çimen Ünal
Enerji, insanlığın temel ihtiyaçlarından biridir ve dünya nüfusunun artmasıyla birlikte enerji talebinde de sürekli bir artış gözlenmektedir. Bu tez çalışmasında, termik santraller, nükleer güç santralleri ve güneş panelleri gibi farklı enerji üretim yöntemlerinden ve bahsedilecektir. Termik santraller, fosil yakıtların yakılmasıyla enerji üretirken, nükleer güç santralleri uranyum gibi radyoaktif maddelerin parçalanmasından enerji elde eder. Güneş panelleri ise yenilenebilir bir enerji kaynağı olup, güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine dönüştürür. Türkiye'de termik santrallerin sayısı oldukça fazladır ve bu santraller yıllık önemli miktarda enerji üretmektedir. Ancak fosil yakıt kullanımı nedeniyle hava kirliliği ve sera gazı salınımına neden olmaktadır. Nükleer güç santralleri açısından ise Akkuyu Nükleer Güç Santrali inşa edilmekte olup, tamamlandığında Türkiye'nin ilk nükleer santrali olacaktır. Güneş panelleri ise Türkiye'de giderek yaygınlaşmakta ve yenilenebilir enerji üretiminde önemli bir rol oynamaktadır. Dünya genelinde ise termik ve nükleer santraller yaygın olarak kullanılmakta, ancak çevresel etkileri nedeniyle eleştirilmektedir. Öte yandan güneş panelleri, yenilenebilir ve temiz bir enerji kaynağı olarak ön plana çıkmaktadır. Enerji üretim tesislerinde meydana gelen kazalar, can ve mal kayıplarına yol açabilmekte, ayrıca çevreye ciddi zararlar verebilmektedir. Termik ve nükleer santral kazaları, hava ve toprak kirliliği, radyasyon sızıntısı gibi sorunlara neden olurken, güneş panellerinin çevresel etkileri daha sınırlıdır. Bu tezde, artan enerji talebini karşılamak için kullanılabilen farklı enerji üretim yöntemlerinden bahsedilecektir. Her bir yöntemin kendine özgü avantaj ve dezavantajlarına yer verilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025OCPP ile haberleşen elektrikli araç şarj istasyonu yönetim sistemlerinin kontrolü için çoklu platform mobil uygulamanın geliştirilmesi
Onur Doğan
Elektrikli araçların yaygınlaşması, sürdürülebilir enerji politikaları açısından büyük önem taşımaktadır. Bu durum, elektrikli araç şarj altyapısının etkin bir şekilde yönetilmesini gerekli kılmaktadır. Çalışmada, farklı marka ve modellerdeki şarj istasyonlarının yönetiminde birlikte çalışabilirliği sağlayan OCPP (Open Charge Point Protocol) protokolü esas alınmıştır. Tezin amacı, OCPP ile haberleşen elektrikli araç şarj istasyonlarının yönetimini sağlamak üzere, Android ve iOS platformlarını destekleyen çoklu platform mobil uygulamasının geliştirilmesidir. Uygulama, kullanıcıların şarj işlemlerini başlatabilmesi, durdurabilmesi, ödeme yapabilmesi, şarj durumunu takip edebilmesi ve istasyon konumlarını görüntüleyebilmesi gibi işlevler sunmaktadır. Ayrıca rezervasyon yapma, geçmiş işlemlere erişim ve anlık bildirimler gibi kullanıcı deneyimini artıran özellikler geliştirilmiştir. Operatörler için ise bakım ve arıza yönetimi, enerji tüketim takibi ve kullanıcı istatistikleri gibi fonksiyonlar sağlanmıştır. Yöntem olarak, çoklu platform geliştirme teknolojileri ve OCPP protokolüne uygun entegrasyon yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada hem kullanıcı deneyimi hem de maliyet etkinliği ön planda tutulmuş, veri güvenliği için şifreleme ve güvenli bağlantı çözümleri uygulanmıştır. Sonuç olarak, geliştirilen mobil uygulama; kullanıcıların şarj hizmetlerine erişimini kolaylaştıran, operatörlerin yönetim süreçlerini verimli hale getiren ve elektrikli araç şarj altyapısının sürdürülebilirliğine katkıda bulunan kullanışlı ve yenilikçi bir çözüm sunan bir uygulama geliştirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Gelişmiş ve geleneksel yöntemlerle elde edilen sinirli ot (Plantago lanceolata) bitki ekstraksiyonlarının biyoaktif bileşenlerinin incelenmesi
Eren Çakar
Yapılan çalışmada sinirli ot (Plantago lanceolata) bitkisinin geleneksel ve gelişmiş (mikrodalga ve ultrases) ekstraksiyon yöntemleriyle ekstraktları hazırlanmış ve bu ekstraktların biyoaktif bileşenleri incelenmiştir. Ekstraktların antioksidan aktiviteleri Radikal süpürme kapasitesi (DPPH), Ferrik İyon İndirgeme (FRAP), Radikal nötralizasyonu (ABTS) şeklinde 3 farklı test yöntemiyle belirlenmiştir. Sinirli ot bitkisinin toplam fenolik ve flavonoid madde içeriği standart gallik asit ve kuarsetin kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışılan antioksidan test yöntemleri arasından DPPH ve ABTS yöntemlerinde laboratuvar tipi mikrodalga ekstraktının diğer ekstraktlara göre daha yüksek sonuç verdiği belirlenmiştir. Başka bir antioksidan test yöntemi olan FRAP yönteminde ise su ekstraktının diğer ekstraktlara göre daha yüksek sonuç (2.02 ± 0.02A mg/g FeSO4) gösterdiği elde edilen sonuçlar arasındadır. Sinirli ot bitkisinin en yüksek toplam fenolik madde içeriği laboratuvar tipi mikrodalga ekstraktında (2.70 ± 0.13A mg/g GAE) olduğu belirlenirken toplam flavonoid içeriği en yüksek olan ekstraktın ise metanol ekstraktı (13.01 ± 0.27A mg/g QE) olduğu söylenebilir. Yapılan çalışma sonucunda sinirli ot bitkisinde yaş örneklerinde bulunan biyoaktif bileşiklerin, gelişmiş ekstraksiyon yöntemleriyle elde edilen ekstraktlarla yapılan analizlerinde daha etkili olduğu çalışmanın en belirgin sonuçlarındandır. Aynı zamanda sinirli ot bitkisinin antimikrobiyal aktivitesi B. cereus, E. coli, Y. enterocolitica, P. aeruginosa, S. typhimurium, C. albicans'a karşı disk difüzyon yöntemiyle belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre bütün ekstraksiyonların C. albicans'a herhangi bir antimikrobiyal aktivitesinin olmadığı, en yüksek P.aeruginosa'ya karşı (17.6 0.01 mm), en düşük ise S. typhimurium'a karşı (6.6 0.01 mm) antimikrobiyal aktivite gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Antimikrobiyal aktivite,Antioksidan aktivite, Biyoaktif bileşikler, Ekstraksiyon yöntemleri, Plantago lanceolata
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Halkla ilişkiler ve gazetecilik uygulamalarında yapay zekâkullanımı: Doğu Karadeniz örneği
Sinan Uçar
Bu çalışma, yapay zekâ teknolojilerinin halkla ilişkiler ve gazetecilik uygulamaları üzerindeki etkilerini inceleyerek, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki kurumların ve internet haber sitesi kuruluşlarında bu teknolojilerin kullanım düzeyini ve algısını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Dijitalleşme süreciyle birlikte iletişim pratiklerinde köklü dönüşümler yaşanmakta; özellikle içerik üretimi, hedef kitle analizi, haberleştirme süreçleri ve kriz iletişimi gibi alanlarda yapay zekâ destekli uygulamalar giderek daha fazla kullanılmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış; Gümüşhane, Trabzon, Rize, Giresun ve Ordu illerinde faaliyet gösteren kurum temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmeler aracılığıyla bölgesel bir analiz ortaya konulmuştur. Görüşmeler aracılığıyla elde edilen veriler, yapay zekâya yönelik kurumsal yatırımlar, profesyonel düzeyde kullanım alışkanlıkları, etik kaygılar, içerik güvenilirliği ve geleceğe yönelik öngörüler başlıkları altında değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Doğu Karadeniz'de yapay zekâ teknolojilerinin halkla ilişkiler ve gazetecilik alanlarında sınırlı ancak artan bir farkındalıkla kullanıldığını göstermektedir. Kurumların büyük çoğunluğu yapay zekâyı zaman ve iş gücü tasarrufu sağlamak amacıyla kullanmakta, ancak yerel bağlamı tam olarak kavrayamayan sistemlerin içerik üretiminde ciddi sınırlılıklara neden olduğunu belirtmektedir. Ayrıca etik sorunlar, içeriklerin güvenilirliği ve gazeteciliğin insani boyutuna dair kaygılar da öne çıkan bulgular arasında yer almaktadır. Bu bağlamda çalışma, Doğu Karadeniz özelinde dijitalleşmenin iletişim alanındaki yansımalarını inceleyerek hem kurumsal iletişim stratejileri hem de yerel medya pratikleri açısından yapay zekânın mevcut durumunu ve gelecekteki potansiyelini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapay zekâ, halkla ilişkiler, gazetecilik, dijitalleşme, yerel medya, Doğu Karadeniz
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Sosyal kimliğin sosyal medyadaki mahremiyet algısına etkisi
Hatice Polat
Bu çalışmada, birey için önemi tartışılmaz olan mahremiyet konusu ele alınmaktadır. Dijitalleşmenin ortaya çıkışıyla birlikte, sosyal medya platformlarının/mecralarının kullanım yaygınlığı ve kullanım sürelerindeki artış, bireylerin mahremiyeti algılama biçiminde önemli bir değişim meydana getirmiştir. Sosyal medya platformlarında kimlik oluşturma süreçlerinde, mahremiyetin korunması daha fazla önem kazanmaktadır. Bireyler, görünür olmanın cazibesiyle özel bilgilerini paylaşmakta ve sosyal medyada kimlik oluşturma süreçlerine katılmaktadır. Bununla birlikte mahremiyetin korunması, günümüz dünyasında giderek önem kazanmaktadır. Çalışmada, sosyal kimlik algısının sosyal medyada mahremiyet algısı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi, bireylerin sosyal gruplara duyduğu aidiyetin duygu ve davranışlarını şekillendirdiğini öne süren sosyal kimlik teorisine dayanmaktadır. Bu doğrultuda sosyal kimlik algısının, bireylerin dijital ortamlarda mahremiyet sınırlarını nasıl algıladıkları üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir. Nicel bir araştırma yöntemi kullanılarak tasarlanan çalışmada 283 kişiye soru formu yöneltilmiştir. Regresyon analizinden elde edilen bulgulara göre, sosyal kimlik algısının sosyal medyada mahremiyet algısı üzerinde önemli bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın katkısı iki yönlüdür: ilki, sosyal medya ve mahremiyet konusundaki literatürün varlığına rağmen, sosyal kimlik algısının mahremiyet algısı üzerindeki etkisini doğrudan inceleyen çalışmaların sayısı sınırlıdır. Ikincisi ise, bu çalışmanın dijital iletişimde mahremiyet konusunda farkındalık yaratması ve sosyal medya kullanıcılarına daha bilinçli seçimler yapmalarına yardımcı olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Mahremiyet, Sosyal medyada mahremiyet yönetimi, Sosyal Kimlik, Nicel Araştırma
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Toplu taşıma türlerinin değerlendirilmesi ve karşılaştırılması: kayseri örneği
Fatih Polat
Ulaşım dünya tarihi boyunca insanlar için ekonomik, siyasi, sosyal ve askeri açıdan önemli bir kavram olmuştur. Sanayi devriminin gerçekleşmesi ve insanların teknolojik anlamda gelişmeyi sürdürmesi kent merkezlerinin nüfuslarının artmasına sebep olmuştur. Yapılan tez çalışması kapsamında Kayseri'de şehir içi toplu taşımada kullanılan otobüs ve tramvaylara ilişkin yolcuların hizmet kalitesi algılarını karşılaştırarak değerlendirme amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2024 yılının Mart ayında, otobüs ve tramvay kullanan toplam 531 yolcu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Yolculara, International Bus Benchmarking Group (IBBG) tarafından otobüs ve tramvay hizmetlerinin kalite düzeyini ölçmek için geliştirilmiş 20 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Anket çalışması sonucunda edilen veriler SPSS 22.0 programında analiz edilip, yorumlanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; yüzde, frekans, ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, otobüs ve tramvay kullanıcılarının hizmet kalitelerinin karşılaştırılması için bağımsız gruplar t-testi ve ANOVA yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda; Kayseri'deki otobüs hizmetleri ile alakalı genel olarak memnuniyetin ortalama seviyelerde olduğu anlaşılmaktadır. Genel olarak, otobüs hizmetleri hakkında katılımcılar olumlu görüşler bildirmiş olsa da özellikle çalışanlar ve çevre üzerindeki etkiler konusunda iyileştirme gerekliliği öne çıkmaktadır. Tramvay hizmetleri ile alakalı olarak ise katılımcıların yüksek düzeyde memnuniyet bildirdikleri gözlemlenmiştir. Genel memnuniyetin yüksek olması, hizmet kalitesinin olumlu algılandığını göstermektir. Sonuç olarak yapılan anketlere göre genel olarak memnuniyetin otobüs için ortalama ve tramvay için yüksek düzeyde olduğu görülmekle birlikte kararsız kalan veya olumsuz görüş bildiren katılımcılar için belirli alanlarda otobüs ve tramvaylarda yolcu memnuniyetini artırmaya yönelik çalışmaların yapılması gerektiğini işaret etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Harşit çayı-Bağlarbaşı (Gümüşhane merkez) yer altı suyu potansiyelinin elektrik özdirenç yöntemi ile araştırılması
Mohamed Abubakar Isak
Bağlarbaşı Mahallesi, Harşit Çayı boyunca çalışma alanı, granitoyid, tortul ve volkanik kayaçlardan oluşan bir jeolojik yapıya sahiptir. Paleozoyik yaşlı Gümüşhane Granitoyidi, çalışma alanının tabanını oluştururken, bunun üzerine volkano-tortul özellikler gösteren Şenköy Formasyonu ve Berdiga Kireçtaşları uyumlu bir şekilde yerleşmiştir. Gümüşhane Granitoyidi, granit ve granodiyorit bileşiminde olup, çatlak ve kırık yapılarla karakterizedir. Şenköy Formasyonu andezit kayacı, Berdiga Kireçtaşları ise kalsit minerali içerir. Araştırma kapsamında, çalışma alanında Düşey Elektrik Sondajı (DES) ve Elektrik Özdirenç Tomografisi (ERT) yöntemleri kullanılmıştır. DES ölçümleri, Schlumberger elektrot dizilimiyle 10 farklı noktada; ERT ölçümleri ise Wenner-Schlumberger dizilimiyle iki profil boyunca gerçekleştirilmiştir. Bu sayede, yeraltı yapılarının konumsal dağılımı ve elektriksel özellikleri belirlenmiştir. Elde edilen veriler, yer altı jeolojik yapısının net bir şekilde belirlenmesinin yanı sıra, yer altı suyu potansiyelinin değerlendirilmesinde de önemli katkılar sağlamıştır. Özellikle düşük özdirençli alanlar, yoğun killi ve geçirimsiz birimleri, yüksek özdirençli alanlar ise kumlu-çakıllı seviyeleri ve potansiyel yer altı suyu seviyelerini (YASS) göstermektedir. ERT profillerinde yer alan bu özelliklere sahip bölgelerde açılacak sondaj kuyularının yüksek verimle su sağlayacağı öngörülmektedir. Ayrıca, derin sondajlar için 50–300 ohm metre aralığındaki zonlar, sürdürülebilir su temini için uygun olarak değerlendirilmiştir kök ortalama kare. Elde edilen veriler, çalışma sahasında sürdürülebilir yer altı suyu yönetimi açısından önemli bir temel oluşturmuş ve sondaj yerlerinin bilimsel esaslara dayalı olarak belirlenmesini sağlamıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025İnovasyona etki eden faktörlerin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ÇKKV yöntemleriyle değerlendirilmesi
Lıban Daud Salad
İnovasyon, ulusal kalkınma, sürdürülebilir ekonomik büyüme, üretkenlik, refah ve yaşam kalitesi için önemli bir araçtır. Teknoloji ve buluşların ilerlemesi, her ulus ve kuruluşun kurumsal başarısı için çok önemlidir. Bu nedenle, yeniliklerin teşvik edilmesine sürekli yatırım yapmak esastır. Bu çalışmanın amacı, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde inovasyonu etkileyen ekonomik, sosyal ve teknolojik faktörleri belirlemek ve bu unsurların önemini ölçerek bu ülkelerin inovasyon performansını makro düzeyde değerlendirmektir. Çalışmada, Dünya Bankası, Küresel İnovasyon Endeksi, UNESCO ve OECD gibi dünya çapında tanınan kuruluşlardan elde edilen ve 2021, 2017 ve 2013 olmak üzere üç farklı dönemi kapsayan çok sayıda veri setinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Literatür kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiş ve çalışmada karşılaştırmalı analiz için ülkelerde inovasyonu etkileyen sosyal, ekonomik, demografik on kriter belirlenmiştir. Kriter ağırlıkları, CRITIC ve SWARA yöntemleri aracılığıyla objektif ve sübjektif yöntemleriylele bütünleşik bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Ardından, WEBDA ve CoCoSo metodolojilerinden yararlanılarak ülkeler inovasyon performanslarına göre sıralanmıştır. Sonuç olarak, en önemli kriter ağırlıklarının Ar-Ge harcamaları ile beşeri sermaye ve eğitim düzeyi olduğu ortaya çıkmıştır ve bu çalışmada incelenen yıllar boyunca en yüksek girdi inovasyon performansına sahip ülkelerin Lüksemburg, Hollanda ve Slovak Cumhuriyeti olarak belirlenmiştir. Bu çalışma, farklı grup ülkeler arasında inovasyonu etkileyen faktörleri analiz etmek ve geliştirilebilecek alanlar ile politika önerilerini ortaya koymaya yönelik bir çerçeve sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Alüminyum alaşımı üzerine büyütülen B4C, H-BN ve B5H10NAO13 katkılı kompozit kaplamaların tribolojik ve korozyon özelliklerinin incelenmesi
Yılmaz Erhan Karaca
Al 7075 alaşımı; düşük yoğunluğu, yüksek özgül mukavemeti, üstün işlenebilirliği, sünekliği, yüksek tokluğu ve yorulma dayanımı sayesinde havacılık ve uzay endüstrisinin yanı sıra savunma ve otomotiv sektörlerinde de yaygın olarak kullanılan stratejik bir mühendislik malzemesidir. Ancak sahip olduğu bu üstün mekanik özelliklere rağmen, düşük kırılma tokluğu, sınırlı hasar toleransı ve ortam koşullarına bağlı korozyon hassasiyeti, bu alaşımın bazı ileri düzey yapısal uygulamalarda kullanımını kısıtlamaktadır. Özellikle hava aracı bileşenlerinde uzun süreli servis koşullarında karşılaşılan bu zayıf yönler, yüzey iyileştirme yöntemlerine olan gereksinimi artırmaktadır. Alüminyum ve alaşımlarında yüzey özelliklerinin geliştirilmesi için uygulanan seramik esaslı kaplama yöntemleri, yüksek sertlik, aşınma direnci ve korozyon dayanımı sağlamaları nedeniyle önemli bir çözüm alanı sunmaktadır. Bu doğrultuda, Mikro Ark Oksidasyon (MAO) yöntemi ile elde edilen seramik kaplamalar, yüzey mühendisliğinde sıkça tercih edilen etkili bir modifikasyon yaklaşımı olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, 7075 alüminyum alaşımının yüzey özelliklerinin iyileştirilmesi amacıyla üç farklı bor esaslı katkı maddesi (B₅H₁₀NaO₁₃, B₄C ve h-BN) kullanılarak kompozit kaplamalar Mikro Ark Oksidasyon (MAO) yöntemiyle üretilmiştir. Çalışma üç aşamada yürütülmüştür: İlk aşamada referans Al₂O₃ kaplamalar büyütülmüş; ikinci aşamada üç farklı bor katkısı ayrı ayrı ilave edilerek kompozit kaplamalar sentezlenmiş; üçüncü aşamada ise elde edilen kaplamaların mikroyapısal, mekanik, tribolojik ve korozyon özellikleri kapsamlı biçimde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, bor katkılı kompozit kaplamaların Al 7075 alaşımının yüzey özelliklerini anlamlı ölçüde geliştirdiğini ve özellikle aşınma ile korozyon dayanımında belirgin iyileşmeler sağladığını ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, hafif metal alaşımlarında yüzey mühendisliği uygulamaları açısından hem akademik araştırmalara hem de endüstriyel üretim süreçlerine önemli katkılar sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Karbon emisyonunun firmaların finansal performansına etkisi: Borsa İstanbul – ana metal sanayi endeksinde bir uygulama
Şeyma Eken
Firmaların karbon salınımı, çevre kirliliği, sürdürülebilirlik ve finansal performans arasındaki ilişki, son yıllarda önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Karbon salınımını azaltmayı hedefleyen şirketler, çevre dostu uygulamalara yatırım yaparak uzun vadede sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu tür çevre dostu stratejiler; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve karbon emisyonunun azaltılması gibi unsurları içerirken, aynı zamanda şirketlerin finansal performansını da etkileyebilmektedir. Karbon emisyonunun firmaların finansal performansına etkisini Borsa İstanbul- Ana Metal Sanayi Endeksi'nde yer alan firmalar özelinde tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen çalışmanın değişkenlerine ilişkin veri seti, 2019-2023 dönemini içermekte ve yıllık gözlemden oluşmaktadır. Bağımlı değişken olarak, ilk iki modelde Aktif Kârlılık Oranı (AK), sonraki iki modelde ise Özsermaye Kârlılık Oranı (OSK) kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ise Toplam Karbon Emisyonu (lnKE), Kapsam 1 ve Kapsam 2'de yer alan değerlerin toplamı (lnK1K2), Cari Oran (CO), Varlık Devir Hızı (VDH), Borç Oranı (BO) ve Net Kâr Oranı (nKAR) kullanılmıştır. Çalışmanın analizinde statik panel veri analizinden yararlanılmış olup çalışmanın sonucunda, firmaların karbon emisyonları ile aktif kârlılığı arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü, özkaynak kârlılığı ile ise istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları üzerine bir analiz: Trabzon Büyükşehir Belediyesi örneği
Nurdan Başkan
Küreselleşme ile birlikte yaşanan değişim ve gelişmeler neticesinde merkezi yönetimler kadar yerel yönetim olarak belediyelerin de görev ve sorumlulukları artmıştır. Artan bu görev ve sorumluluklar içinde sosyal belediyecilik faaliyetleri, halkın ihtiyaçlarına doğrudan cevap vermesi açsından daha da önemli hale gelmiştir. Halka en yakın yönetim birimi olmaları ve sorunlara daha kısa sürede çözüm üretmeleri açısından da belediyeler önemli bir kamu idareleridir. Vatandaşın insan onuruna yaraşır bir biçimde yaşayabilmesi ve alım gücünde artış sağlayabilmesi adına sosyal belediyecilik uygulamalarında çağın gereklilik durumuna göre sürekli bir değişim göstermesi beklenmektedir. Bu bağlamda "Doküman analizi" yöntemi ile yürütülen bu çalışmada, öncelikle sosyal devlet, sosyal politika ve sosyal belediyecilik kavramları üzerinde durulmaktadır. Çalışmada Türkiye'de uygulanan sosyal belediyecilik faaliyetleri incelenmekte ve literatürde eksikliği hissedilen Trabzon Büyükşehir Belediyesi özelinde uygulanmış olan sosyal belediyecilik faaliyetlerinin 2015-2029 yılları arasındaki stratejik planlara, 2014-2024 yılları arasındaki faaliyet raporlarına ve 2015-2025 yılları arasındaki performans programlarına olan yansımalarını tespit etmek amaçlanmıştır. Böylece Trabzon Büyükşehir Belediyesinin sosyal belediyecilik hususunda uygulamış olduğu hizmet ve hedeflerini; ilgili raporlar doğrultusunda değerlendirerek çıkarımlarda bulunulmuş ve yürütmüş olduğu uygulamaların yıllara göre ne oranda farklılık gösterip verimli olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Yeni kamu yöneticiliğinin toksik liderliğe etkisinde iş yükünün aracı rolü
Yahya Alan
Bu araştırmada, Yeni Kamu Yönetimi (YKY) anlayışı çerçevesinde Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde yaşanan yeni kamu yönetimi süreçlerinin çalışanlar üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu bağlamda yeni kamu yönetimi uygulamaları, iş yükü ve toksik liderlik gibi kritik değişkenlerin çalışanlar üzerindeki etkilerini değerlendirmiştir. Çalışma, Türkiye'nin farklı illerindeki Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde görev yapan toplam 400 kamu çalışanından anket yöntemiyle toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, yeni kamu yönetimi süreçleri ile iş yükü arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, yeni kamu yönetimi süreçleri ile toksik liderlik algısının artmasının pozitif yönlü bir ilişki ortaya konmuştur. YKY'nin getirdiği performans odaklı yönetim anlayışının, liderlik davranışlarını dönüştürerek toksik liderlik algısını artırdığı ve iş yükünün aracı rolünü de pozitif yönlü etkilediği gözlemlenmiştir. Bu çalışmada, yeni kamu yönetiminin yeni kamu yönetimi süreçlerinde çalışanların bireysel refahını koruma ve yönetsel süreçleri iyileştirme noktasında daha katılımcı, şeffaf ve adaletli yaklaşımlar benimsemesi gerektiği vurgulanmıştır. Araştırma, iş yükü, toksik liderlik ve yeni kamu yönetimi'nin kamu çalışanları üzerindeki etkilerini vurgulayarak literatüre önemli katkılar sağlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Bulut bilişim alanında yapılan çalışmaların latent dirichlet allocation (LDA) modeli ile analizi
Emrah Elbasdı
Bulut bilişim (BB), iş dünyası, akademik araştırmalar ve bireysel kullanım alanlarında kritik bir öneme sahiptir. Bu tez çalışmasında, BB literatüründe öne çıkan temaların belirlenmesi ve alanın zamansal eğilimlerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, Scopus veri tabanında 2014–2024 yılları arasında yayımlanan 18.689 makaleden oluşan kapsamlı bir veri seti kullanılmıştır. Araştırmanın metodolojisi, öncelikle veri toplama ve ön işleme süreçlerini içermekte, ardından metin madenciliği ve konu modelleme aşamalarını kapsamaktadır. Latent Dirichlet Allocation (LDA) algoritması kullanılarak gerçekleştirilen analizlerde, bulut bilişim literatüründeki tematik yapılar, kavramsal kümelenmeler ve eğilim değişimleri detaylı biçimde ortaya konmuştur. Çalışmanın bulguları, BB alanındaki baskın temaların (örneğin, yeni teknolojiler, dağıtık uygulamalar) yanı sıra henüz gelişmekte olan stratejik araştırma alanlarını (örneğin, sağlık sistemleri, blockchain çözümleri) da tespit etmeye olanak sağlamıştır. Ayrıca yıllara göre değişen tematik yoğunluklar analiz edilerek, BB'nin hangi yönlerde evrildiği ortaya çıkarılmıştır. Bu tez çalışmasının, BB alanında içerik temelli bir kavramsal haritalama sunarak, mevcut literatürdeki boşlukların tespitine ve gelecekteki akademik çalışmalara yön verme potansiyeline katkı sağladığı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Gençlik ve spor kurslarına katılan gençlerin dijital oyun bağımlılık düzeyleri ile sosyalleşme süreçleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Osman Yılmazer
Bu çalışmada, Gümüşhane Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde düzenlenen gençlik ve spor kurslarına katılan gençlerin dijital oyun bağımlılık düzeyleri ile sosyalleşme süreçleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Gümüşhane Üniversitesi Etik Kurulu'ndan ve Gümüşhane Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nden gerekli resmi izinler alınarak, farklı branşlarda kurslara katılmış toplam 305 gence (177 kadın, 128 erkek) ulaşılmıştır. Katılımcılara demografik bilgi formu, Sosyalleşme Ölçeği ve Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin yanı sıra güvenilirlik analizleri, bağımsız örneklem t-testi, ANOVA ve korelasyon ve regresyon analizleri gibi parametrik testlerden yararlanılmıştır. Betimsel istatistiklerle ortalama ve frekans değerleri hesaplanırken, ölçme araçlarının güvenirlik düzeyleri için Cronbach Alpha katsayısı değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, gençlerin dijital oyun bağımlılığı düzeyleri ile sosyalleşme süreçleri arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğunu göstermektedir. Özellikle dijital oyunlara aşırı bağlılık gösteren bireylerin sosyalleşme düzeylerinde belirgin düşüşler tespit edilmiştir. Cinsiyet, yaş, kurs süresi ve oyun oynama alışkanlıkları gibi değişkenlerin de dijital oyun bağımlılığı ve sosyalleşme düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, gençlerin dijital oyun bağımlılığının azaltılmasına yönelik sosyal faaliyetlerin artırılması, spor temelli etkileşimlerin desteklenmesi ve ailelerin bilinçlendirilmesi yönünde öneriler sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kişinin yaşamını sonlandırma isteği temel bir hak mıdır? Felsefi bir tartışma
Tuğba Çelik Korkmaz
İnsan hakları dediğimizde ırk, ulus, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği hak ve özgürlüklerden bahsederiz. Bu haklar evrensel, devredilemez ve değiştirilemez niteliktedir. Yaşama hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, mülkiyet hakkı, seçme ve seçilme hakkı, özel hayatın gizliliği hakkı, eğitim hakkı, beslenme ve barınma hakkı sahip olduğumuz temel insan hak ve özgürlüklerinden bazılarıdır. Bu hakların insanlara doğuştan verili olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte insanların söz konusu temel haklardan vazgeçmek gibi bir hakkının olup olmadığı temel bir tartışma konusudur. Bu bağlamda "İnsan, en temel hakkı olan yaşama hakkından özgür iradesi ile vazgeçebilir mi?" diye bir soru karşımıza çıkmaktadır. Diğer bir ifadeyle "Kişi yaşama hakkını kullanmama ya da yaşama hakkından vazgeçme özgürlüğüne sahip midir?" diye sormak mümkündür. Aynı zamanda yaşama hakkından vazgeçmenin niçin birçok toplumda hoş karşılanmadığı ve temel insani değerlere aykırı olarak görüldüğünün aydınlatılması gerekmektedir. Tarihsel süreçte yaşama hakkından vazgeçmenin lanetlendiği toplumsal yapılar ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, kişinin yaşamını sonlandırma hakkı, insan hakları çerçevesinde felsefî olarak ele alınacak ve intihar ile ötanazi kavramlarına ilişkin değerlendirmeler tartışılacaktır. Bu çerçevede yaşama son verme hakkının temel insan haklarına dâhil olup olmadığı analiz edilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Orman endüstrisinde emprenyeli ürünlerin geri dönüşümünde tüketici algısı: Gümüşhane ili örneği
Said Yaşar Tosun
Günümüzde, çevre sorunlarının artması ve doğal kaynakların sınırlı olması nedeniyle geri dönüşüm, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda önemli bir konu haline gelmiştir. Bu bağlamda, orman endüstrisinde kullanılan emprenyeli ahşap ürünlerin geri dönüşümü, çevresel etkilerinin azaltılması ve doğal kaynakların korunması açısından büyük bir öneme sahiptir. Ancak, tüketicilerin bu konudaki algı, tutum ve davranışlarının, geri dönüşüm uygulamalarının başarısını doğrudan etkilediği görülmektedir. Bu çalışma, Gümüşhane ili örneğinde, tüketicilerin emprenyeli ahşap ürünlerin geri dönüşümüne yönelik bilgi düzeylerini, algılarını ve tutumlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, yüz yüze anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Anket, tüketicilerin demografik özelliklerini, emprenyeli ürünlere ilişkin bilgi düzeylerini ve geri dönüşüm konusundaki tutumlarını ölçmeye yönelik iki bölümden oluşmaktadır. Elde edilen bulgular, tüketicilerin çevresel bilinç düzeylerinin, emprenyeli ürünlerin geri dönüşümüne ilişkin bilgi ve tutumlarını etkilediğini göstermektedir. Ayrıca, geri dönüşümle ilgili farkındalık düzeylerinin artmasının, çevresel sürdürülebilirlik çabalarına olumlu katkılar sağlayabileceği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın bulguları, orman endüstrisinde geri dönüşüm uygulamalarının daha etkili bir şekilde planlanması ve tüketici farkındalığını artırmaya yönelik stratejilerin geliştirilmesi için önemli bir kaynak sağlayabilir. Ayrıca, literatürdeki boşlukları doldurarak emprenyeli ürünlerin geri dönüşümü konusundaki mevcut bilgi birikimine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Gümüşhane Üniversitesi'nin karbon ayak izi: Belirleme ve değerlendirme
İbrahim Türle
Karbon ayak izi, 1990'ların başından bu yana küresel ısınma ve iklim değişikliği konularında literatürde önemli bir yer tutmaktadır. Bu alandaki çalışmaların birçoğu, kurumların ve organizasyonların çevresel etkilerini belirlemek ve azaltmak için kendi karbon ayak izlerini ölçmeleri gerektiğini vurgular. Buradan yola çıkılarak, Gümüşhane Üniversitesi'nin 2017-2023 yılları arasındaki karbon ayak izi hesaplanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmada, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından önerilen Tier-1 ve İngiltere Çevre, Gıda ve Köy İşleri Bakanlığı (DEFRA) dönüşüm faktörleri kullanılmıştır. Yapılan analizlerde, üniversitenin karbon ayak izine en büyük payla doğal gaz tüketiminin etki ettiği tespit edilmiştir. Buna ek olarak, elektrik tüketimi de üniversitenin karbon ayak izinde önemli bir rol oynamakta olduğu belirlenmiştir. Pandemi sürecinin başladığı 2020 ve 2021 yıllarında karbon emisyonlarında belirgin bir düşüş yaşanmış olup bu düşüş uzaktan eğitime geçilmesi ve kampüs kullanımının azalmasıyla açıklanmaktadır. 2017 yılında DEFRA metoduna göre 4667.09 ton CO₂e, IPCC metoduna göre ise 4786.16 ton CO₂e emisyon gerçekleşmiştir. 2020 yılında DEFRA metoduna göre toplam emisyon ise 3902.08 ton CO₂e; IPCC metoduna göre 4207.08 ton CO₂e olarak tespit edilmiştir ve önceki yıllara göre ciddi bir azalma gözlenmiştir. Ancak, 2022 ve 2023 yıllarında üniversitenin kampüs faaliyetlerine tam anlamıyla dönmesiyle birlikte karbon emisyonları tekrar artış göstermiştir. 2023 yılında toplam karbon emisyon miktarı IPCC metoduna göre 5020 ton CO₂e ve DEFRA metoduna göre ise 4042.4 ton CO₂e olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, üniversitenin karbon ayak izini azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi, enerji verimliliğini artırması ve tüketimi optimize etmesi gerektiği vurgulanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Görme engellilere yönelik akıllı sensörlerle düşük maliyetli akıllı baston tasarımı
Tülay Gönül
Dünyada yaklaşık 285 milyon insanın görme engelli olduğu varsayılmaktadır. Bunun 39 milyonu "kör", 246 milyonu da "az gören" olarak kayıtlara geçmiştir. Görme bozukluğunun pek çok sebebi olabilir. Genetik yatkın olma ve akraba ile evlilik, ülkemizdeki göz kusurlarının temel nedenidir. Bunun yanında kaza, yaralanma ve beyin hasarı gibi sebeplerle ileri görme bozuklukları olabilir. Günümüzde, teknolojiyi hayatımızın her noktasında aktif olarak kullanmaktayız. Görme engellilerin engelsiz bireyler gibi, yaşamını daha rahat sürdürebilmeleri için çeşitli donanımlar ve yazılımlar üretilmektedir. Bu çalışmayla tasarlanan akıllı baston sayesinde engelli bireylerin hayat standartlarını daha yukarıya taşımak amaçlanmıştır. Tasarlanan akıllı bastonumuza elektronik cihazlar entegre edilerek, görme engelli bastonu akıllı hale getirilecektir. Akıllı bastonumuzun hem donanımsal hem de yazılımsal olarak tasarlanması, bu çalışmanın amacını teşkil etmektedir. Donanımsal olarak üç farklı donanım kullanıldı. Bunlar; GPS modülü, Arduino Leonardo geliştirme kartı ve GSM modülüdür. Yazılım aşamasında Arduino IDE kod platformu kullanılmıştır. Herhangi bir tehlike durumunda veri iletişim algoritması uygulanarak Kapadokya GSM modülden cep telefonuna uyarı mesajı gönderilecektir. Uyarı sinyali alındıktan sonra cep telefonu yazılımındaki rutinler devreye girecektir. Sistemin başarıyla çalıştığı ve görme engelli bireyin konumunu doğru tespit ettiği görülmüştür. Literatürde görme engellilere yönelik tasarlanmış birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmalarda farklı sistemler için geliştirilmiş devre ve yazılım tasarımlarının benzer olduğu görülmüştür. Çalışmamızda kullandığımız Kapadokya GSM Shield sayesinde birçok işlevi bir arada yaparak maliyetin düşük olması amaçlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Fen bilimleri öğretmenlerinin küresel iklim değişikliği kaygı, farkındalık düzeyleri ve etkileyen faktörler
Ecem Gök
Bu araştırmada, Fen Bilimleri Öğretmenlerinin küresel iklim değişikliği kaygı, farkındalık düzeyleri ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amaçlandı. Araştırma, kesitsel tanımlayıcı bir çalışma niteliğindedir. Mardin ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı olan okullardaki fen bilimleri öğretmenleri araştırmanın evrenini oluşturdu. Veriler 15 Ekim 2023- 15 Şubat 2024 tarihleri arasında toplandı. Çalışmaya toplam 236 fen bilimleri öğretmeni katıldı. Veri toplamada yüz yüze görüşme yöntemi kullanıldı ve ortalama 15 dakikada veri formu dolduruldu. Veri toplama aracı olarak Ataklı ve Kuran (2022) tarafından geliştirilen "İklim değişikliği farkındalık ölçeği (İDFÖ), Alan Stewart (2021) tarafından geliştirilen ve Özbay ile Alcı (2021) tarafından Türkçeye uyarlanan "İklim Değişikliği Kaygı Ölçeği" ve kişisel bilgi formu kullanıldı. Verilerin analizleri SPSS 27.0 paket programı ile gerçekleştirildi. "Bağımsız Örneklem t Testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)", "Mann-Whitney U Testi" ve Kuruskal Wallis varyans analizi kullanıldı. Ayrıca bilgi ve beceri puanı ortalaması arasındaki ilişki ve diğer sayısal verilerle arasındaki ilişki analiz edilirken "Pearson Korelasyon" ve "Spearman Korelasyon" analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre fen bilimleri öğretmenlerinin küresel iklim değişikliği farkındalık düzeylerinin demografik özelliklerden etkilendiği görülmüştür. Fen bilimleri öğretmenlerinin küresel iklim değişikliği kaygı ve farkındalık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup, kaygı düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir.
















