Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2020
    Hemşirelik Son Sınıf Öğrencilerinin Mezuniyet Sonrası Psikiyatri Kliniğinde Çalışmaya İlişkin Görüşleri: Nitel Bir Çalışma

    Uzun, Sevda; Demir, Sati

    Bu araştırmanın amacı hemşirelik son sınıföğrencilerinin mezuniyetten sonra psikiyatrikliniğinde çalışmaya yönelik görüşlerininbelirlenmesidir.Çalışmada nitel araştırma modeli kapsamındafenomenoloji deseni kullanılmıştır. Çalışmaya 23hemşirelik son sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırmakapsamında veri toplamak için araştırmacılartarafından geliştirilen öğrencilerin demografiközelliklerini içeren soru formu ve yarı yapılandırılmışgörüşme formu kullanılmıştır.Öğrencilerin yaş ortalaması 21,5±0,51’olup%71,7’sinin hemşirelik mesleğini isteyerek seçtiği,%95,7’sinin hemşirelik mesleğini seçmiş olmaktanmemnun olduğu belirlenmiştir. Yapılan analizlersonucunda elde edilen kategoriler; ruhsal hastalıkalgısı, ruhsal hastalığı olan bireye ilişkin görüşler,branş olarak psikiyatri hemşireliği ile ilgili görüşler vepsikiyatri kliniğinde çalışma ile ilgili görüşlerdir.Çalışmaya katılan öğrencilerin yarıdan fazlasıpsikiyatri hemşireliğini özel, doyum veren bir alanolarak gördükleri ve ruhsal hastalığa sahip bireylereyardım etmek istedikleri için psikiyatrideçalışabileceklerini öğrencilerin bir kısmının ise bubireylere ilişkin korku/anksiyete hissettikleri,etkilenebileceklerini ve iletişim kuramayacaklarınıdüşündükleri için mezuniyet sonrası psikiyatrikliniğinde çalışamayacaklarını ifade etmişlerdir.Araştırma psikiyatri kliniğinde çalışmayı isteyenöğrencilerin çoğunlukta olduğunu, öğrencilerin birkısmının ise anksiyete/korku yaşadığını; hemşireliklisans programındaki ruh sağlığı ve hastalıklarıhemşireliği dersinin öğrencilerin ruhsal hastalığa sahipbireylere ilişkin hissedilen korku/anksiyete ile başetmeyi destekleme ve stigmanın kırılması yönündeplanlanması gerektiğini göstermektedir

  • Derleme MakaleYalnız künye2020
    Clinical Management and Nursing of COVID-19

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay

    “COVID-19” disease is an infectious disease that was declared as a pandemic by the World Health Organization (WHO) on March 11, 2020 and is caused by severe acute respiratory syndrome coronavirus 2 (SARS-CoV-2). The COVID-19 epidemic, which is spreading worldwide, causes morbidity and mortality increase day by day. Nurses who have the most contact with the patient play an important role in clinical management of the disease and prevention of infection. The purpose of this review is to provide information about the risk factors, transmission route, diagnosis and treatment of COVID-19, to identify clinical symptoms, and to discuss optimal nursing management in the clinical management of patients admitted to the hospital with COVID-19 infection.

  • MakaleYalnız künye2020
    The effect of different fineness values of Afşin Elbistan fly ash on permeability in concrete

    Demir Şahin, Demet; Çullu, Mustafa; Eker, Hasan

    Too much CO2 is released during cement production. In many researches, the use ofnatural or recycled compounds plays an important role in the cement composition.The use of these components contributes both to reducing the amount of waste andto protecting the environment in nature. It is possible to produce an environmentallyfriendly concrete, thanks to its being a fly ash thermal power plant waste and its useas mineral additive in terms of its composition. In this study, it is aimed to produceimpermeable concretes with the use of C type fly ash as substitutes for cement in concrete composition in substitution rates of 10 %, 30 % and 50 %. In order to reduce thepermeability of concrete in this direction, as a result of grinding the fly ash in the ballmill for 0, 10, 20, 30, 45 and 60 minutes, concrete samples were prepared with andwithout admixture (Reference). Capillarity test was performed to determine the permeability at the end of cure periods of 28 and 90 days on concrete samples. Accordingto the results obtained at the end of 28 days, the best impermeability was achieved inthe mixture with 50 % fly ash replacement and 60 minutes grinding time. In 90 days,the best impermeability was obtained in the mixture with 30 % fly ash replacementand 0 minutes of grinding time. As a result, it was seen that permeability decreasedwith increasing thinness and substitution rate of fly ash in concrete composition.

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • Derleme MakaleAçık Erişim2020
    A Limited Number of Studies Against Recommended Non-Pharmacological Methods for Pain Relief During Orogastric Tube Insertion: A Review of Literature

    Efe, Emine; Cırık, Vildan Apaydın

    Orogastric tube (OGT) feeding is a frequently used method to support the feeding of newborns in the neonatal intensive care unit. Studies and international guidelines indicate that OGT insertion causes acute pain in newborns. Non-pharmacological methods are recommended to reduce this pain caused by OGT insertion. These include; swaddling, oral sucrose and positioning. Although these non-pharmacological methods are reported to be effective, a limited number of studies have been found in the literature on non-pharmacological methods used to reduce pain caused by OGT insertion. In Turkey it did not reveal any studies on this subject. Additionally, as the responsibility of the OGT installation and replacement process belongs to the nurses, it is also important that nurses know and practice effective non-pharmacological methods. Considering these reasons; it is thought that this study will help to reveal the deficiency in the literature and provide a basic data to the studies. In this study, we aimed to evaluate the pain caused by OGT insertion procedure which is a painful procedure in preterms, to examine the recommended non-pharmacological methods used to reduce pain and to explain the duty/authority/responsibilities of newborn nurses in pain management.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2020
    Ahşap ve Mobilya İmalatı Yapan Bir İşyerinde Risklerin Belirlenmesi ve Örnek Risk Analiz Çalışması

    İri, Necla İrem Ölmezoğlu; Kaya, Çelenk Elif; Pedis, Kubilay

    Ülkemizdeki iş kollarında önemli bir yere sahipolan mobilya imalat sektöründe kullanılan makinelersanayi devrimi ile oldukça gelişmiştir. Çok çeşitli ürünyelpazesine sahip olan mobilya sektörü iş güvenliğiaçısından tehlikeli sınıfta yer almaktadır. Alandakullanılan makine ve ekipmanlar, çalışanların maruzkaldığı gürültü, toz ve kimyasallar iş sağlığı vegüvenliğinin bu sektörde ne kadar önemli olduğununbir göstergesidir. Mobilya sektörü, iş kazalarının en çokyaşandığı işyerlerinin sıralamasında maden, inşaat,nakliyat, metal sektörlerinden sonra 5.sıradagelmektedir. Bu açıdan çalışmada ahşap ve mobilyaimalatı yapan bir işyerinde mevcut riskler belirlenmişve L tipi Matris kullanılarak risk analiz çalışmasıgerçekleştirilmiştir. Yapılan risk analiz çalışmasında26’sı “Yüksek Risk”, 20’si “Orta Risk”, 3‟ü “DüşükRisk” olarak toplam 49 risk tespit edilmiştir. Son olaraktespit edilen risklerin ortadan kaldırılması veya en azaindirilmesi için önerilerde bulunulmuştur.

  • Derleme MakaleYalnız künye2020
    Maternal Beslenme ve İlerleyen Yaşamda Obezite

    Kartal, Fatma Tayhan; Helvacı, Gizem; Yabancı, Nurcan

    Beslenme fetal genomun ekspresyonunu değiştirenve yaşam boyu sonuçları olabilecek ana intrauterinçevresel faktördür. Maternal dönemde, çok düşük veyayüksek enerji alımı, daha yüksek protein ve yağ alımıyenidoğanlarda obezite riskini arttırabilir. Bu durumcinsiyete göre değişmekle birlikte kızlar erkeklere göredaha savunmasızdır. Genel olarak gebelik sırasındayeterli ve dengeli protein ve enerji alımı yetişkinobezitesi için koruyucu bir faktör olabilir.Gebeliğin erken dönemlerinden itibaren yeterlidemir, krom, folik asit, vitamin B12 takviyeleriyenidoğanlarda obeziteyi önleyebilirken, aşırı folikasit, vitamin B12 gibi metil vitaminleri ile aşırımultivitamin alımı da obezite riskini arttırabilir.Annedeki mevcut obezite veya gebelik sırasındakiözellikle de ilk trimesterdeki aşırı vücut ağırlığıkazanımı da birçok komplikasyonun yanındayenidoğanlarda obez olma riskini de arttırır.Doğum ağırlığı ile BKİ, bel çevresi ve vücut yağyüzdesi arasında U-şeklinde bir ilişki vardır. Yapılançalışmalarda hem yüksek doğum ağırlığının hem dedüşük doğum ağırlığının sonraki yaşamda obezite riskiile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Optimal maternalbeslenme doğum ağırlığını ve annenin gebeliksırasındaki vücut ağırlığı kazanımını etkileyerekobezite riskini azaltabilir. Optimal beslenmeyi teşviketmek sadece optimal fetal gelişimi sağlamakla kalmaz,aynı zamanda ilerleyen dönemde obezite gelişmeriskini de azaltır.Bu derleme makalenin amacı, gebelikte maternalbeslenme ve maternal vücut ağırlığı kazanımı, anneninvücut ağırlığı ve bebek doğum ağırlığı ile çocukluk,erişkinlik gibi ilerleyen dönemde obezite gelişimi ileolan ilişkilerini yapılan çalışmalar eşliğindeözetlemektir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    The Relationship Between Psychological Violence Against Women and Parental Attitudes: The Case of Gümüşhane Province

    Çakıcı, Ahmet Burhan; Büyükbodur, Ayşin Çetinkaya

    Objectives: In this study, it was aimed to investigate the relationship between psychological violence against women and parental attitudes. Materials and Methods: The research is a cross-sectional study in relational screening model type among general screening models. The study group of the research consists of 159 women between the ages of 22-45 who are volunteers to participate in the study and living in the central district of Gümüşhane province with their spouse/partners and who have children between the ages of 2-6 years. The characteristics of the participants were determined by the Socio-demographic information form. Parental attitudes were measured with the Parental Attitude scale (PAS), the psychological violence perceived by their spouse/partners with the short form of psychological torment inventory (PMWI). SPSS 21.0 package program was used in the analysis of the data. Spearman correlation analysis was used to determine the relationship between PAS and PMWI, and difference tests were used to determine whether the sub-dimensions of the scales differed according to socio-demographic characteristics. Results: PMWI sub-dimension, emotional verbal violence, and permissive attitude (r=-0.360 p<0.01), overprotective attitude (r=-0.467 p<0.01) and democratic attitude (r=-0.580 p<0.01) negative, moderate, authoritarian parent attitude (r=0.753 p<0.01) positive correlation was found. Of the PMWI sub-dimensions, responsibility had negatively moderate relationship with authoritative attitude (r=-0.527 p<0.01) and democratic attitude (r=-0.609 p<0.01), and a positive moderately significant relationship with authoritarian parental attitude (r=0.565 p<0.01) was detected. PMWI sub-dimension/blame threat had a moderate negative relationship with protective attitude (r=-0.594 p<0.01) and democratic attitude (r=-0.408 p<0.01), and a positive low level significant relationship with authoritarian parental attitude (r=0.294 p<0.01). Conclusion: A statistically significant relationship was found between psychological violence perceived by women and parental attitudes. PMWI and PAS subscales were found to differ significantly according to the level of education and number of children (p<0.05).

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2020
    Küresel kamusal bir mal (veya kötü) olarak göç

    Şahin, Muhammet

    Göç olgusu günümüzde küresel bir boyut kazanmıştır. Savaşlar ve politik çatışmalar dünya çapındabir sığınmacı sorununa yol açarken, ekonomik olumsuzluklar ülke içi veya ülkeler arası göçlerihızlandırmakta ve sürdürülemez büyüme ve kalkınma politikalarına bağlı olarak da iklim ve çevre temellinüfus akımlarında artış gözlenmektedir. Bu bakımdan göçü, bir küresel kamusal mal (veya küresel kamusalkötü) olarak ele almak gerçekçi bir yaklaşım şekli olacaktır. Keza göç, artık bölgesel veya ulusal sınırlariçerisinde düşünülemeyecek kadar geniş kapsamlı bir ölçeğe ulaşmış olup, dünya üzerinde olumlu ya daolumsuz etkilere yol açabilmektedir. Göç olgusu, meydana getirdiği köklü değişimler ile ulusal veyauluslararası alanda pozitif veya negatif dışsallıklar yaratmaktadır. Göç bir yandan kentleşme dinamikleriniyeniden düzenlerken, bir yandan da verimlilik ve büyüme verileri üzerinde belirleyici olmaktadır. Devletbütçesi içerisinde özellikle harcama kalemleri, ulusal veya uluslararası göç akımlarından önemli ölçüdeetkilenmektedir. Ayrıca göç olgusu, toplumsal yapıyı dönüştürme özelliği de taşımaktadır. Bu çalışmanınamacı; göç olgusunu küresel kamusal mal ve(ya) küresel kamusal kötü perspektiflerinden ele alarak,meydana getirdiği etkileri üzerinden irdelemektir. Çalışma göçün ekonomik, mali, sosyal, kültürel ve politikboyutlarını içermektedir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Yerli markalı otomobil satın alma niyetinde etnosentrizm, ülke imajı ve yenilikçiliğin etkisi: türkiye’nin otomobili (togg) bağlamında bir araştırma

    Avcı, İbrahim

    Otomotiv sektörü bir ülkedeki birçok sektörü etkileyen ve ekonomikanlamda ülkenin kalkınması konusunda lokomotif görevi gören sektörlerdenbiridir. Gerek yabancı markalı otomobillere olan ilginin artması gerek yerlialternatiflerinin azlığı gibi nedenlerden dolayı otomotiv sektöründe dışabağımlılık artmış ve ülkelerin kendi yerli markalı otomobillerini üretmeleri büyükönem kazanmıştır. Bu anlayışla Türkiye’de 1960’lı yıllarda yerli markalıotomobil üretme konusunda girişimler yapılsa da seri üretime geçilememiş ve2017 yılında Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu tarafından yerli ve milliotomobil olarak lanse edilen Türkiye’nin Otomobili ismi ile yerli markalıotomobilin prototipleri üretilerek, tanıtımı 27 Aralık 2019 tarihindegerçekleştirilmiştir. Bazı tüketiciler tanıtımı yapılan prototipleri fiziki olarakgörebilirken bazıları ise medya kanalları aracılığı ile takip etmişlerdir. Dolayısıile araştırmanın temel amacı tüketicilerin tanıtımı yapılan yerli markalıotomobile yönelik görüşlerini belirlemek ve bu kapsamda tüketici yenilikçiliği,tüketici etnosentrizmi ve menşei ülke imajı faktörlerinin yerli markalı otomobilsatın alma niyeti üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Bu amaçlahazırlanan çevrimiçi anket formu 11.01.2020 ve 04.02.2020 tarihleri aralığında584 katılımcıya uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 ve AMOS 24programları ile analiz edilmiş ve analiz sonucunda tüketici yenilikçiliği ve tüketicietnosentrizminin yerli markalı otomobil satın alma niyeti üzerinde olumlu etkilerinin olduğu, menşei ülke imajı faktörünün ise yerli markalı otomobil satınalma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Transformational Leadership, Person-Organization Fit and Job Satisfaction Relationship: A Research on Public Servants

    Sökmen, Alev; Benk, Osman

    Purpose – It is aimed to reveal relationships among transformational leadership, person-organization fit and job satisfaction in that research. Design/methodology/approach – Research data were collected by survey from 560 participants who work at a department of a ministry in Ankara. First of all, in that study validity and reliability analyses are done. Correlation and regression analyses are done both to reveal the relationships among related dependent and independent variables and to test hypotheses. Both Baron and Kenny and Hayes mediation models are used to show mediation effect. Findings – According to correlation analysis, there is a significant positive correlation among transformational leadership, person-organization fit and job satisfaction. As a result of regression analysis, transformational leadership has a meaningful effect on person-organization fit and job satisfaction and also person-organization fit has a meaningful effect on job satisfaction. However, research findings show that the effect of transformational leadership is partly mediated by personorganization fit in the effect on job satisfaction. Discussion – When the findings which are derived from 560 public employees working in a ministry that are evaluated, it is thought that central and rural management of ministry should consider on person-organization fit of its employees and do some actions to raise their job satisfaction levels by transformational attempts of today’s necessities. These kinds of organizations should select compatible and developable -of that compatibleness- individuals as they believe from the beginning of the recruitment process with a control focused approach. A leader, who is interested in individual problems of followers, praises and guides them, that affects their levels of job satisfaction incontrovertibly. For further studies, it may be useful for enriching the literature by revisiting related variables between public and private organizations comparatively.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2020
    Bütünleşik bulanık ahp-vıkor yaklaşımı ile lojistik firmaları için en uygun açık yenilik modelinin belirlenmesi

    Ar, Ilker Murat; Peker, İskender; Baki, Birdogan

    Açık yenilik, yenilikçi ürün ve hizmetler yoluyla rekabet avantajı elde edebilmek için diğer firma ve kuruluşlarla iş birliğine dayalı ilişkiler kurmayı içermektedir. Çok sayıda ürün ve hizmete sahip ve paydaşları ile yoğun ilişkileri olan kuruluşlar olması nedeniyle lojistik firmaları, açık yenilikten etkilenmektedir. Çalışmanın amacı, lojistik firmaları için en uygun açık yenilik modelinin belirlenmesidir. Bu doğrultuda uygulama aşaması, bir Bulanık Çok Kriterli Karar Verme Modeli aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Bu yaklaşım, kriterler (kontrol, odak, yenilik süreci, bilgi, maliyet, kapasite, pazar, kullanım, politika, motivasyon) ve alternatifleri (gelen, giden ve çift yönlü açık yenilik modelleri) içermektedir. Kriter ağırlıkları, Bulanık AHP yöntemiyle belirlenmiştir. Alternatiflerin sıralanması ise Bulanık VIKOR yöntemi aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre; giden yenilik, lojistik firmaları açısından en uygun açık yenilik modeli olarak tespit edilmiştir. En uygun açık yenilik türünün seçiminde en önemli üç kriter ise sırasıyla; yenilik süreci, motivasyon ve pazar olarak belirlenmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2020
    Relationships Between Strategic Leadershıp, Social Capital and Performance

    Ataman, Göksel; Düzgün, Aysegül

    Purpose – Organizations, which would like to be able to survive under tough competition conditions in which uncertainty is dominating, to keep the sustainability and to increase the profitability, should focus on the strategic management concept that has a long term and wide perspective rather than traditional management approach. Strategic leaders, who are another important actor of the concept of strategic management, burst into prominence as a competitive supremacy factor for organizations. Today, when it is almost impossible to predict the future; it is very important for leaders to take strategic decisions in a truly manner and to make strategic changes if necessary in order to survive, benefit from several opportunities and protect from threats in developing and changing world. Strategic leaders must focus on complementary and critical resources in order to be successful also in the future.This is about the fact that strategic leaders could reach to key resources by means of social capital which is the sustainable competitiveness advantage of an organization. Strategic leaders, who could manage their social capital effectively, could reach to critical resources and they could provide a competitive advantage by this way. In this context, the aim of this research is to evaluate that social capital of senior executives who are qualified as strategic leaders how to effects the performance within the framework of trust, institutions, norms and sanctions, participation in networks, joint action and cooperation and learning. Design/methodology/approach – Qualitative research method was used in this research. The data of the research was obtained through one of the qualitative research methods, interview technique. Descriptive analysis method was used to analyze the data. Findings – As a result of the research, it was found that senior executives who use effectively their social capital contribute positively to the performances of businesses. Discussion – The fact that senior executives participate in the necessary environments and establish strong ties there and use these ties for the interests of their own businesses will enable their businesses to gain competitive advantage and increase their performance.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2020
    Romancı ahmed ziyad muhabbik’in “bal yapan kobra” adlı romanında çalışan kadın ve kendini ispatlama

    الأحمد, محمد

    “Bal Yapan Kobra” romanında, çalışan kadın olayların etrafında döndüğü merkezde bulunan figürdür. Romancı Ahmed Ziyad Muhabbik kadın şahsiyetlerine, özellikle de çalışan kadınlara verdiği önem, roman boyunca gözükmektedir. Bir taraftan çalışan kadınların sayısının romanda zikredilen erkeklerden daha çok olduğu ve kadınlara verilen rolün önemli olduğu görünmekte; diğer taraftan romanın başlığı da o rolün önemini çağrıştırmaktadır. Bu romanda kadın, erkeğin gücüne ve kanunlarına boyun eğen zayıf bir durumda olmadığı gibi, genellikle doğu Arap edebiyatında gördüğümüz şiir ve nesirdeki gibi doğu toplumlarının adetlerine de uyan şahsiyet de değildir. Aksine fiili ve ilmi gücünü güçlü bir şekilde ortaya koyan ve sahip olduğu hakları gerçekleştirmeye ve kişiliğini ispata çalışandır. Bu çalışma, bu romanın kısa bir özetini vermektedir. Sonra da çalışan kadının rolünü ortaya koyar. Kişileri inceleme sürecinde kadının karakterini, yazarın onu oluşturma yöntemlerini ve ona ait dil özelliklerini koymaya çalışır. Ayrıca çalışan kadının sorunlarını ve bu sorunlara karşı durma yollarını ve iyi bir yöneticinin görevini yerine getirmedeki etkisi üzerinde durmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2020
    "Ahlat ağacı”nın gölgesinde, kentin ve taşranın ötesinde: modern gündelik yaşamda bıkkınlık ruh halinin yükselişi

    Demir, Sertac Timur

    Bu çalışma modern kültürün bir uzantısı ve gündelik yaşamın olağan birdışavurumuna dönüşen bıkkınlık (blasé attitude) sorunsalına odaklanmaktadır. İlk kezGeorg Simmel tarafından daha çok kent yaşamına özgü mekânsal bir durum olaraktanımlanan bıkkınlık, bu makalede ise kentin sınırlarına indirgenemeyen genel birinsanlık durumu olarak ele alınmaktadır. Melankoliye kıyasla yıkıcı doku taşıyanbıkkınlık tavrı, bu çalışmada Türk yönetmen Nuri Bilge Ceylan yönettiği Ahlat Ağacı(2018) filminin karakterleri üzerinden tartışılmaktadır. Bir yöntem olarak bu sinemasalizdüşüm, gri, depresif ve karamsar bir duygulanım olan bıkkınlık meselesini yetkin birşekilde inceleme imkânı sunmaktadır. Ceylan’ın filmlerinden görüldüğü üzere,modern birey artık yalnızca öteki ile değil; kendi varlıkları, vicdanları ve verilideğerlerle karşı karşıyadır. Dahası, taraflar arasında açık bir hesaplaşma da söz konusudeğildir. Bıkkınlığı kent ve taşra kültürlerinin ötesinde bireysel düzeyde tecrübe edilenbir toplumsal vakıa olarak inceleyen bu makale, bıkkınlığa temelde bir modern insankatastrofisi olarak yaklaşmaktadır

  • MakaleAçık Erişim2020
    Türkiye’de Fisher Hipotezinin Fourier Fonksiyonlarla Analizi

    Koç, Pinar

    1985-2017 dönemini kapsayan bu çalışmanın amacı Türkiye’de Fisher hipotezinin geçerliliğinianaliz etmektir. Zaman serilerinde yapısal kırılmaların varlığı analiz sonuçlarını önemli ölçüdeetkilemektedir. Bununla birlikte yapısal kırılmaların sayısı ve şekli de önemlidir. Bu nedenle buçalışmada Türkiye’de Fisher hipotezinin geçerliliği Fourier eşbütünleşme testi kullanılarak analizedilmiştir. Çalışmada faiz oranı ile enflasyon oranı arasında pozitif bir eşbütünleşme ilişkisinin varolduğu tespit edilmiştir. Enflasyon oranındaki %1’lik artış, faiz oranını %0.38 artırmaktadır. Bubağlamda Türkiye’de Fisher hipotezi geçerlidir, ancak faiz oranlarındaki artış, Fisher hipotezininöngördüğünden daha azdır.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Normalized stress relaxation behaviors of SBR, NBR, NR and EPDM synthetic rubber species

    Mazlum, Uğur

    Rubber-like materials are used in different application areas considering the developing technology. However, inelastic properties such as stress relaxation, which prevent the mechanical properties of such materials from being fully understood. In addition, the lifetimes of rubber-type materials with different elongation rates can be obtained by normalizing the stress-time data obtained from the stress relaxation test of the material and drawing it on a 0-1 stress scale. In this study, normalized stress relaxation tests were performed using four types of rubber, three hardness values and two different procedures. As a result, although the increase of hardness decreased the tensile value by 9%, it was observed that the increase in tensile values between the procedures was at the maximum of 7.3% i n t he N R r ubber m aterial a nd i n t he p re-procedural state. Therefore, applying preliminary procedures before the experiments increases the lifetimes of the materials to a certain extent depending on the material characteristics.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Yüksek Fırın Cürufu İkamesinin Çimentolu Macun Dolgunun Dayanım Özelliklerine Etkisi

    Eker, Hasan; Bascetin, Atac; Tuylu, Serkan; Adiguzel, Deniz

    Yeraltı madenciliğinde atık depolama yöntemlerden biri olan çimentolu macun dolguda (ÇMD) üretim içingerekli olan dayanımın yakalanması ve daha da geliştirilmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bukapsamda yüksek fırın cürufu (YFC) kullanılmış, kısa ve uzun vadede ÇMD dayanım özellikleri üzerindekietkisi araştırılmıştır. ÇMD numuneleri önce, % 3, 5, 7, 9 ve 11 portland çimentosu ile hazırlanmış, daha sonraise YFC ikamesi olarak çimentonun yerine ağırlıkça % 25, % 50 ve % 75’i ile karıştırılarak numuneleroluşturulmuştur. 3, 7, 14, 28, 56 ve 90 günlük kür sürelerine göre tek eksenli basınç dayanımı (TEBD) deneyiyapılmıştır. Deney sonuçlarına göre, yalnızca % 3 çimento (Ç) oranındaki % 75 YFC ikameli karışımlar macundolgu için gerekli olan sıvılaşma riski sınırının (0,15 MPa) altında kalmış, 28 günlük kür süresinde arakatlıkazı için istenilen dayanım sınır değeri (≥ 0.7 MPa) % 7 Ç’nin % 25 YFC, % 9 Ç’nin % 25 ve % 50 YFC, %11 Ç’nun % 25 ve %50 YFC oranlarındaki karışımlar sağlamaktadır. Ancak tahkimat amaçlı olarak YFCkatkılı ÇMD kullanılmaması ya da bu konuda dayanımı geliştirebilmek için daha farklı katkı malzemelerininde kullanılmasının gerekliliği belirlenmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleYalnız künye2020
    İnovasyonun Yüksek Teknoloji Ürün İhracati Üzerindeki Etkisi: Yeni Endüstrileşen Ülkeler İçin Panel Veri Analizi

    Akyol, Mehmet; Demez, Selim

    Yeni ürün ve üretim yöntemleri geliştirmek olarak tanımlanan inovasyon ile ülkeler yapısal değişim gerçekleştirmekte ve kalkınma hamlelerinihızlandırmaktadır. İnovatif faaliyetler sonucunda elde edilen yeni ürün ve üretim yöntemleri genellikle yüksek teknoloji barındırmaktadır. Yüksekteknoloji ürünler ise dış pazarlarda ülkelere rekabet gücü elde etme avantajı sağlamaktadır. Yüksek teknoloji ürün ihracatı yapan ülkeler ise dövizgeliri sağlayarak ekonomik refah düzeylerini arttırmakta, neticede büyüme ve kalkınma hız kazanmaktadır. Bunun neticesinde inovasyon, özellikleekonomik durgunluk ve daralma dönemlerinde iş dünyasına ve hükümetlere çıkış kapısı olma görevi üstlenmektedir. Bu çalışmada inovasyonun yüksekteknoloji ürün ihracatı üzerindeki etkisi yeni endüstrileşen ülkeler grubu özelinde analiz edilmiştir. 1996-2015 yılları arası dönemi kapsayan ve sözkonusu gruba dahil 8 ülkeyi içine alan çalışma sonucunda inovasyon faaliyetlerinin yüksek teknoloji ürün ihracatı üzerinde olumlu bir etki oluşturduğugözlemlenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Ege Denizi Bağıl Deniz Seviyesi Değişimlerinde Kapula Fonksiyonları İle Trend Analizleri

    Kayıkçı, Emine Tanır; Yavuzdoğan, Ahmet

    İklim değişikliği başta olmak üzere birçok nedenden dolayı global ölçekte deniz seviyesinde meydana gelen artışlar, kıyı ekosistemlerinietkilemekte ve kıyı yerleşimlerini tehdit etmektedir. Jeodezik açıdan uzun dönemli deniz seviyesi gözlemleri düşey kontrol ağlarınındatumunun belirlenmesi açısından önemlidir. İstatistik, ekonomi, aktüerya analizi, meteoroloji, hidroloji gibi birçok alanda farklıdeğişkenler arasındaki ilişkileri araştırmak için kullanılan Kapula fonksiyonları değişkenlerin ve hatalarının dağılımındanetkilenmeyen, lineer ve lineer olmayan ilişkileri yansıtan, lokal bağımlılıkları da gösterebilen korelasyon yapısıyla lineer korelasyonkatsayısına göre oldukça elverişli bir korelasyon yapısı sunabilmektedir. Bu çalışmada, Ege Denizi kıyısında bulunan 5 mareografistasyonundan elde edilen 1990-2008 yılları arasında aylık deniz seviyesi ve deniz yüzey sıcaklığı ortalamaları verileri ile kıyılardakiuzun dönemli bağıl deniz seviyesi değişimleri ve bu değişimlerin deniz yüzey sıcaklığı ile ilişkisi Kapula Fonksiyonları ile incelenmiştir.Bu çalışma kapsamında ilk defa sunulan kapula temelli trend analiz yöntemi ile deniz seviyesi ve deniz yüzey sıcaklığı zaman serilerindetrend analizleri gerçekleştirilerek elde edilen trendler regresyon modelleri ile karşılaştırılmıştır. Ege denizinde 1990-1998 yıllarıarasında deniz seviyesinin oldukça hızlı bir şekilde arttığı, 1999-2008 yılları arasında ise deniz seviyesinin düştüğü görülmüştür. 1990-1998 yılları arasında deniz seviyelerindeki artışın deniz yüzey sıcaklıklarındaki sıcaklık artışlarından kaynaklandığı, 1999-2008 yıllarıarasındaki deniz seviyesindeki azalmaların da deniz yüzey sıcaklıklarındaki soğumalardan kaynaklandığı değerlendirilmiştir.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    • SDG 14 · Sudaki Yaşam
  • BildiriYalnız künye2020
    Helal Konseptli Otel Yöneticilerinin Helal Otelcilik Farkındalıkları Üzerine Nitel Bir Araştırma

    Çalık, İsmail; Pekerşen, Yeliz

    Bu araştırmanın amacı; helal turizm konseptinde hizmet veren otel işletmelerinin; helal otel kriterleri, helal otel sertifikası ve dini hassasiyete sahip misafirlerin istekleri gibi konularda farkındalık düzeylerinin tespit edilmesidir. Araştırmada verilerin toplanmasında mülakat, analiz edilmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda Konya’da faaliyet gösteren helal konseptli otellerde yöneticilik yapan 11 kişi ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; otel yöneticilerinin helal sertifikasyon hususunda istekli olmadıkları ve bazı otellerin müşteri kaybetmemek adına helal otelcilik kriterleri konusunda net kararlar alamadıkları ortaya çıkarılmıştır.